Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ÇAKAL
    Ağa'nın Adamı
    • 27 Haziran 2007
    • 2545

    #391
    KCK operasyonunun açılıma etkisi
    PKK'nın şehir yapılanması olan KCK'ya (Koma Civaken Kürdirsan) yönelik operasyon sadece Güneydoğu'yu değil Ankara'yı da gerdi.
    Adem Yavuz ARSLAN yazdı...

    Ankara baş döndüren bir trafiğe sahne oluyor.
    Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik suikast iddiaları aydınlatılamamışken Genelkurmay açıklaması da şüpheleri gideremeyince olaylar yeni bir boyuta geçti.
    Bir yandan da Türkiye tarihinde bir ilk yaşandı ve sivil savcılar bir kışlaya baskına gitti. Kirazlıdere'deki ÖKK Karargâhı'na cuma akşamı giden sivil savcılar fiziki direnişle karşılaşınca sabaha kadar süren bir kriz yaşandı. Mahkeme başkanı da odalarda arama yapamayınca kapılar mühürlendi. Ertesi gün yeni bir arama kararıyla tekrar gidildi. O arama halen sürüyor. En azından biz baskıya girerken sürüyordu.
    İçeride ne bulacaklar bilmiyoruz ama burada kısa bir hatırlatma yapalım. İtalyan savcı Casson "İtalyan Gladiosu'nu özel kuvvetlerin arşivine girince çözdüm" demişti.
    Bizde de öyle olur mu? Ya da bu yorum sadece kendi ülkesi için mi geçerli bunu zaman gösterir. Ama duyumlar kışlaya baskının 'delillerin yakıldığı bilgisi' üzerine yapıldığını gösteriyor.
    Edinilen bilgilere göre Arınç'ın evinin yakılarında gözaltına alınan iki subayın şoförü olan er Serkan T'nin babasıyla perşembe akşamı 19 sularında yaptığı görüşme teknik takibe takıldı.
    Er Serkan babasına 'malum olayla ilgili belge yaktıklarını' söyleyince babası 'Telefonun dinlenir böyle şeyler söyleme' diyerek uyarıyor ve konuşma bitiyor.
    İşte bu bilgi üzerine Ankara iki gündür diken üstünde. Eğer o asker 'atmıyorsa' ortada vahim bir durum var demektir. Devletin resmi arşivleri yakılamayacağına göre gizlenen, imha edilmek istenen illegal birtakım çalışmalar var. Hatırlanacağı gibi Genelkurmay Karargâhı'ndaki gizli ihbarcı İrtica ile Mücadele Eylem Planı ile ilgili de "40 çuval evrak yaktılar" demişti.
    Bir yandan da anormal bir şekilde Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve KKK komutanı cumartesi günü bir araya geldi. Her şeyiyle sıra dışı bir buluşmaydı. Bu toplantının içeriğini taraflardan birisi açıklamadan öğrenme imkânı yok. En fazla hadiselere bakıp tahmin yürüteceğiz. Ama perşembe ve cumartesi buluşmalarının Arınç'a yönelik suikast iddiaları ve bugünkü MGK'dan bağımsız düşünmek mümkün değil. Denebilir ki bugünkü MGK önümüzdeki dönemin, belki yılların şekillenmesine de neden olabilir. Gözümüz Çankaya'da...

    KCK operasyonu açılımı bitirir mi?
    PKK'nın şehir yapılanması olan KCK'ya (Koma Civaken Kürdirsan) yönelik operasyon sadece Güneydoğu'yu değil Ankara'yı da gerdi. Hükümetin bir kesimi ile Kürt siyasetçiler "Açılım yapılırken bu operasyon da nerden çıktı" eleştirilerini yaparken konuya duyarlı bazı yazarlar da KCK operasyonunun açılımı bitirdiğini iddia ediyor.
    Yapılan yorumlar ve analizler; konuya duyarlı kesimlerin bile PKK'yı KCK'yı ve İmralı'yı takip etmediklerini, resmin bütününü gör(e)mediklerini ortaya koyuyor.
    Şunu açıkça not etmek şart: KCK, PKK'nın şehirlerdeki adıdır. Bizzat PKK'nın kongre kararıyla kurulmuştur ve sadece PKK'lılardan oluşur. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'nın yürüttüğü operasyonun ilk ayağındaki iddianame (28 Mayıs 2008) bu açıdan çok önemli.
    İddianamede resmedilen yapı bir bakıma 'alternatif devlet yapılanması' şeklinde. İki yılı aşkın süren teknik takipler ve çalışmalar sonrası hazırlanmış. Yani bugün yapılan operasyonun altyapısı 2 yıl öncesine dayanıyor. Hatta Ankara'da herkesin bildiği sırlardan birisi de bu operasyonun geçtiğimiz kış yapılacağı fakat son anda "Yerel seçim öncesi farklı anlaşılır" endişesini pompalayan milli birtakım kurumların rezervi nedeniyle beklemeye alındığıdır.
    İddianameye dönersek; şehirde örgütlü PKK meşru devlet yapısına karşı gayrimeşru otorite kurmuş. 40 bin telefon kaydı arasında yapıyı özetleyecek önemli bulgular da var. Milletvekillerine, belediye başkanlarına talimat veren 'temizlik personeli' tespit edilmiş. Kentleri PKK adına kontrol eden, gerektiğinde Kandil'le hemen irtibat kurabilen bu yapı bir bakıma 90'lı yıllarda çok duyduğumuz 'Gündüz külahlı gece silahlı' tanımına uyuyor. Diyarbakır mahkemesindeki iddianamede daha çok ayrıntı var. Bu konuya duyarlı çevrelerin internetten bile bulabilecekleri iddianameye göz atmasında fayda olacaktır.


    Sözün özü şu: KCK operasyonu açılımın ayaklarından birisidir. Kürt siyaseti üzerindeki örgüt baskısını kaldırma amaçlıdır. Mevcut haliyle KCK yapılanması açılımı tıkayan bir yapılanmaydı. Yapılan iş tıkanan boruları açmak olarak da görülebilir. Olayın sıcaklığı ile birtakım duygusal değerlendirmeler yapılabilir ama zamana yayıldığında Kürt siyaseti üzerindeki örgüt baskısının kalktığı görülecektir. Yani bu operasyon açılımı bitirmez bilakis daha stabil hale getirir.
    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

    Yorum

    • ÇAKAL
      Ağa'nın Adamı
      • 27 Haziran 2007
      • 2545

      #392

      Kozmik arama en çok TSK'ya yaradı

      Ankara'da arama krizi aşılmış görünüyor.
      Erhan BAŞYURT yazdı...
      Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK)'na uygun şekilde, mahkeme başkanı hâkim, "kozmik" (son derece gizli) belgelerin de yer aldığı odalarda arama yapıyor.
      Genelkurmay, Bülent Arınç'a fiziki takip yaparken suçüstü yapılan iki subayın çalıştığı "Seferberlik Tetkik Kurulu"nda savcı ve hâkimin arama yapmasına ilk gün izin vermemişti.
      Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı ile krizin ardından yaklaşık 3 buçuk saat baş başa görüştü.
      Kriz sanırım bu toplantıda aşıldı.
      Hukukun üstünlüğü kararı verildi.
      Arama çalışması yeniden başladı.
      Mahkeme hâkimi tek başına inceleme yaptığı için de, birkaç gün sürecektir.
      Bir askerin "delilleri yakıyoruz" sözleriyle oluşan şüphe de, Seferberlik Tetkik Kurulu üzerinden yapılan takibin gerçek hedefi de böylece aydınlanacak.
      Gelinen nokta da kim kaybetti, kim kazandı?
      Hiç kimse kaybetmedi. Türkiye, Türk demokrasisi ve hukuku kazandı.
      Genelkurmay, eğer arama izni vermemekte direnseydi, "o odalar"da bazı karanlık planlar ve hukuk dışı eylemlere ait kayıtlar bulunduğu düşünülecekti.
      Yine, ordunun kendisini hukukun üstünde gördüğü zannı oluşacaktı.
      Bütün bunlar da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kamu vicdanında yaralanmasına ve saygınlığını kaybetmesine yol açacaktı.
      O halde, bu süreçten en fazla Türk Silahlı Kuvvetleri kazançlı çıktı denilebilir.
      TSK, ne kadar şeffaf, ne kadar hesap verebilir davranırsa, kurumsal itibarı da o derece artmaya devam eder. p5p5
      Bu sebeple, hâlihazırda ifade vermeye çağrılan bazı muvazzaf amiral ve generallerin de hukuka saygı kapsamında hareket etmeleri sağlanmalı.
      "Kol kırılır yen içinde kalır" koruyuculuğu çağdaş dünyada çoktan geride kaldı.
      Daha önce de bir kolordu komutanı (Korgeneral Ethem Erdağı) ve bir kuvvet komutanı (Oramiral İlhami Erdil) askeri mahkemelerde yargılanmış ve haklarında cezaya hükmedilmişti.
      "Askeri yargı yargılayabilir ama sivil yargı yargılayamaz" demek mümkün değil.
      Bu insanların ifadeden kaçınmaları, varsa haklarında bir şüphe onu ortadan kaldırmaz, maalesef daha da güçlendirir.
      Genelkurmay'ın, hukuki süreçlere ilişkin politika ve uygulama aksaklıklarını yeniden gözden geçirmesinde fayda var.
      Eminim onlar da sürecin nasıl TSK lehine işlediğini görünce şimdi, "keşke başından aramalara izin verseydik" diyordur...
      ***
      Başbakan Erdoğan ve kurumlararası çatışma
      Son arama krizinin aşılmasında olduğu gibi, hukukun üstünlüğünün sağlanmasında Başbakan Erdoğan'ın bugüne kadar oynadığı etkin rol inkâr edilemez.
      Demokrasi adına bu "dik duruşun" takdir görmemesi mümkün değil.
      Erdoğan'ın sorunları çözüme kavuşturmada gösterdiği başarı, "kurumlararası çatışma özlemi çekenleri" de hayal kırıklığına uğrattı.
      Yargı erki ile TSK, yargı erki ile MİT, TSK ile Emniyet, Emniyet ile MİT arasına nifak tohumları ekmek ve devlet krizinden nemalanmak isteyenler arzularına erişemedi.
      Türkiye bu oyuna gelmedi. Asla da gelmemeli.
      Devletin iki kurumu arasında zaman zaman yetki paylaşımı sorunu olabilir, kıskançlıklar da yaşanabilir.
      Ama bu devletin dinamiklerine ve temel işleyişine zarar verecek boyuta asla yükselmemeli.
      Hele hele bir devlet görevlisi ya da kurumunun yargı erki ile çatışması düşünülemez.
      Kurumlararası uyumun sürdürülmesi için en kilit rol, bundan sonra da Başbakan Erdoğan'a düşüyor.
      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

      Yorum

      • KUTERO
        Beybaba
        • 19 Temmuz 2007
        • 437

        #393
        TÜRK FAŞİSTLERİ, KÜRT FAŞİSTLERİ

        Engin Ardıç
        29 Aralık 2009 03:37

        Çok karmaşık gibi görünen bazı meseleler aslında çok basittir. Fakat insan ağaçlara bakmaktan ormanı göremez. Son günlerde olup bitenleri özetleyelim. İsterseniz bu aynı zamanda bir "vaziyet ve manzara- i umumiye tablosu" olsun:

        Türk demokratları ile Kürt demokratları, "adı konulmamış düşük yoğunluklu iç savaşın" artık bitmesini istiyorlar.
        Çok adam öldü, çok can yandı, çok da para harcandı... Bu işin "sonu yok" düşüncesine ulaşıldı.
        Amiyane tabirle "maçın berabere bitmesine" razı oldular. Satranç deyimiyle "pat" olunacaktı.

        Kürtler'e açık seçik "stadyumdan çıkarken bağırıp çağırmayın, taşkınlık yapmayın, biz kazandık havalarına girmeyin, maganda gibi sağa sola ateş etmeyin, sabırlı olun, biz bu maçı adım adım, sessiz sedasız bitireceğiz" denildi... "Açılım" dedikleri aha budur. Üstelik Amerika da böyle istedi, Avrupa da. Bu da işimize geldi.

        Türkler, berikilere, "kültürel haklarınızı verelim, ayaklanmayı durdurun, ama siz de kırmızı çizgiyi geçmeyin, bağımsızlık ya da federasyon gibi taleplerinizden vazgeçin" dediler.
        Ilımlı Kürtler bunu kabul ettiler. Kimileri yeterli bularak, tatmin olarak, kimileri "hele dur bakalım, şimdilik böyle olsun da..." diyerek... Birçok Kürt de, "iş büyürse bugün sahip olduklarını bile yitirme tehlikesinden" korkuyor.

        Fakat savaşın bitmesini istemeyen iki "blok" var:
        Türk faşistleri ve Kürt faşistleri.
        Birisi savaşı belki daha yıllarca sürdürüp ötekileri "hepten tepelemek" istiyor. Bunun çok zor, hatta imkânsız olduğunu, kazanamayacağını biliyor ama kimisi "yiğitlik belasına", kimisi de savaştan çıkar sağladığı, para kazandığı için sürdürüyor...
        Öteki de, esas olarak "eroin ticaretinden" çok para kazandığı için, barışa asla yanaşmıyor.
        İki taraf da gerginlik ortamının sürmesinden yana, tam ortalık yatışacak gibi olduğu zaman hemen ateşe benzin sıkıveriyor...
        Bu amaca ulaşmak için kimi zaman iki tarafın "İŞBİRLİĞİ" yaptığını bile gördük!

        Cephanesi biten PKK militanlarına "çatışmaya devam etmeleri için" iki kamyon cephane göndermeler...
        Tam açılımda yeni bir adım atılacağı zaman pusu kurup birkaç Türk askeri daha öldürmeler...

        "Türk derin devleti" içinde "PKK'ya tüyo verenler" mi var?
        Eğer varsa, bundan büyük ********lik, vatana bundan büyük ihanet olur mu? Asılmaları gerekir bu ********lerin...
        Muhalefet de, basınıyla birlikte, korkunç bir sorumsuzluk içinde, yangına körükle gidiyor.

        Birkaç oy daha almak uğruna, tek başına asla kazanamayacağını bildiği seçimden "belki bir koalisyon çıkar da bir ucundan yapışırım" umuduyla...
        Bazı basın ********leri de "patronun paracıklarını kurtaralım da bize de birkaç kuruş kalsın" çabası içinde, barış yanlılarına geçiriyorlar da geçiriyorlar... Memleket batsın, yeter ki hükümet düşsün...
        ....
        http://www.cafesiyaset.com/haber/20091229/Turk-fasistleri-Kurt-fasistleri.php
        İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
        İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

        [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

        [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

        Yorum

        • kemal erdem
          Aktif
          • 15 Mayıs 2009
          • 224

          #394
          ÇAKAL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

          Kozmik arama en çok TSK'ya yaradı

          Ankara'da arama krizi aşılmış görünüyor.
          Erhan BAŞYURT yazdı...
          Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK)'na uygun şekilde, mahkeme başkanı hâkim, "kozmik" (son derece gizli) belgelerin de yer aldığı odalarda arama yapıyor.
          Genelkurmay, Bülent Arınç'a fiziki takip yaparken suçüstü yapılan iki subayın çalıştığı "Seferberlik Tetkik Kurulu"nda savcı ve hâkimin arama yapmasına ilk gün izin vermemişti.
          Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı ile krizin ardından yaklaşık 3 buçuk saat baş başa görüştü.
          Kriz sanırım bu toplantıda aşıldı.
          Hukukun üstünlüğü kararı verildi.
          Arama çalışması yeniden başladı.
          Mahkeme hâkimi tek başına inceleme yaptığı için de, birkaç gün sürecektir.
          Bir askerin "delilleri yakıyoruz" sözleriyle oluşan şüphe de, Seferberlik Tetkik Kurulu üzerinden yapılan takibin gerçek hedefi de böylece aydınlanacak.
          Gelinen nokta da kim kaybetti, kim kazandı?
          Hiç kimse kaybetmedi. Türkiye, Türk demokrasisi ve hukuku kazandı.
          Genelkurmay, eğer arama izni vermemekte direnseydi, "o odalar"da bazı karanlık planlar ve hukuk dışı eylemlere ait kayıtlar bulunduğu düşünülecekti.
          Yine, ordunun kendisini hukukun üstünde gördüğü zannı oluşacaktı.
          Bütün bunlar da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kamu vicdanında yaralanmasına ve saygınlığını kaybetmesine yol açacaktı.
          O halde, bu süreçten en fazla Türk Silahlı Kuvvetleri kazançlı çıktı denilebilir.
          TSK, ne kadar şeffaf, ne kadar hesap verebilir davranırsa, kurumsal itibarı da o derece artmaya devam eder. p5p5
          Bu sebeple, hâlihazırda ifade vermeye çağrılan bazı muvazzaf amiral ve generallerin de hukuka saygı kapsamında hareket etmeleri sağlanmalı.
          "Kol kırılır yen içinde kalır" koruyuculuğu çağdaş dünyada çoktan geride kaldı.
          Daha önce de bir kolordu komutanı (Korgeneral Ethem Erdağı) ve bir kuvvet komutanı (Oramiral İlhami Erdil) askeri mahkemelerde yargılanmış ve haklarında cezaya hükmedilmişti.
          "Askeri yargı yargılayabilir ama sivil yargı yargılayamaz" demek mümkün değil.
          Bu insanların ifadeden kaçınmaları, varsa haklarında bir şüphe onu ortadan kaldırmaz, maalesef daha da güçlendirir.
          Genelkurmay'ın, hukuki süreçlere ilişkin politika ve uygulama aksaklıklarını yeniden gözden geçirmesinde fayda var.
          Eminim onlar da sürecin nasıl TSK lehine işlediğini görünce şimdi, "keşke başından aramalara izin verseydik" diyordur...
          ***
          Başbakan Erdoğan ve kurumlararası çatışma
          Son arama krizinin aşılmasında olduğu gibi, hukukun üstünlüğünün sağlanmasında Başbakan Erdoğan'ın bugüne kadar oynadığı etkin rol inkâr edilemez.
          Demokrasi adına bu "dik duruşun" takdir görmemesi mümkün değil.
          Erdoğan'ın sorunları çözüme kavuşturmada gösterdiği başarı, "kurumlararası çatışma özlemi çekenleri" de hayal kırıklığına uğrattı.
          Yargı erki ile TSK, yargı erki ile MİT, TSK ile Emniyet, Emniyet ile MİT arasına nifak tohumları ekmek ve devlet krizinden nemalanmak isteyenler arzularına erişemedi.
          Türkiye bu oyuna gelmedi. Asla da gelmemeli.
          Devletin iki kurumu arasında zaman zaman yetki paylaşımı sorunu olabilir, kıskançlıklar da yaşanabilir.
          Ama bu devletin dinamiklerine ve temel işleyişine zarar verecek boyuta asla yükselmemeli.
          Hele hele bir devlet görevlisi ya da kurumunun yargı erki ile çatışması düşünülemez.
          Kurumlararası uyumun sürdürülmesi için en kilit rol, bundan sonra da Başbakan Erdoğan'a düşüyor.

          elinize saglik sn cakal, degerli paylasimlariniz icin,
          insallah bu kardesi kardese dusurmekten cekinmeyen ayrik otlari temizlenirde devletinde, askerinde yoneticilerinde uzerindeki saibeler kalkar. vatandasin gozundeki pasda temizlenmis olur, kim dost kim dusman daha iyi bilinir. ileri nere geri neresi daha bir belli olur.karanlik guclerden medet umanlar nasil bir illuzyon icinde olduklarini anlarlar. toplumun her kesiminden birileri nasil bir sekilde birilerinin derin amaclari icin kullanildigini anlar, eyvah der.
          ve belki cikardigimiz derslerden bir adim ilerleme imkanimiz olur........
          Ilim ilim bilmektir. ilim kendin bilmektir.
          Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktir.
          Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca.
          Hepisinden iyice, bir gonule girmektir.
          Yunus Emre

          Yorum

          • ÇAKAL
            Ağa'nın Adamı
            • 27 Haziran 2007
            • 2545

            #395
            IMF çıkmazı!

            MUSİAD yıllık ekonomi değerleme toplantısını gerçekleştirdi. Geçen yıl IMF için büyüme ve gelişme şartlarımızı kabul etmelidir dediler. Şimdi de "IMF için şartlarımızı kabul ederse anlaşılabilir, ama aksi halde IMF'siz geçirilen 20 ay bize başarı dersi olmalıdır" görüşündeler.
            Oysa IMF anlaşması nerede ise bitti açıklaması ile şok zamlar aynı anda geliverdi. Hatta bugün Yeni Şafak Gazetesi'nde yer alan habere göre Gelir İdaresi de özerkleşme yolunda. Oysa biz IMF anlaşmasına karşı çıkarken bu şartlara direndiğimizi sanıyorduk. Bu kadar gelişmeye bakınca IMF anlaşması açısından geriye bir tek olasılık kalıyor. Bizler IMF ile ekonomik dışı bir nedenle anlaşma yoluna gidiyoruz. Bunun adına ister siyasi riskler diyelim istersek de açık ifade ile darbeci riskleri bertaraf için anlaşıyoruz diyelim. p5p5Ama artık IMF'yi ekonomik gerekçeler ile açıklamak oldukça zor.

            Herkes Ankara'yı gezerken Japon Bakan neden tünel gezdi - İbrahim Kahveci - 05.01.2010 - Yazarlar - Yeni Şafak
            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

            Yorum

            • ÇAKAL
              Ağa'nın Adamı
              • 27 Haziran 2007
              • 2545

              #396
              “Irak dünün savaşıydı.
              Afganistan bugünün savaşı.
              Yemen yarının savaşı olacak…”
              Kim diyor bunu? ABD'li senatör Joe Lieberman! Kendi sözü değil. ABD yönetiminden bazı yetkililerin kendisine böyle söylediğini aktarıyor.

              Yemen; Suveyş Kanalı'nın Kızıldeniz üzerinden Hint Okyanusu'na açıldığı, Aden Körfezi'ni kontrol eden bir bölge. Tam karşısında Somali ve Cibuti, binlerce yabancı askerin yerleştiği, istikrarsızlığın alabildiğine tırmandığı, küresel rekabetin en sert yaşandığı yer. Bu savaşın El Kaide savaşı olmadığını, Yemen'in iç çatışmalarıyla tanımlanamayacağını biliyoruz. Gerçeği konuşalım ve zihinlerimizi karıştıran yalanlara teslim olmayalım. ABD ve müttefikleri Afganistan'a girerek Orta ve Güney Asya'nın en stratejik noktasını ele geçirdiler. Irak'a girerek Mezopotamya'ya yerleştiler ve Ortadoğu'nun kalbini ele geçirdiler. Yemen'e de yerleştikten sonra Ortadoğu-Doğu Afrika'yı kontrol edecekler. Enerji koridorları, ulaşım koridorları, askeri-stratejik noktalar bir bir denetim altına alınıyor. Daha Irak işgali sırasında, bu ülkenin ikinci cephe olacağını, üçüncü cephenin Doğu Afrika'da açılacağını yazmıştım. Yemen'deki kriz bu bölgeye ve Arap Yarımadası'na doğru genişleyecek. Dördüncü cephe de Güneydoğu Asya'da açılacak. Bekleyin, göreceksiniz. Tabii güçleri yeterse!
              Bir ülke daha işgal ediliyor - İbrahim Karagül - 05.01.2010 - Yazarlar - Yeni Şafak
              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

              Yorum

              • ÇAKAL
                Ağa'nın Adamı
                • 27 Haziran 2007
                • 2545

                #397
                'IMF' Uyarısı!

                Finalde söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Hükümet bu saatten sonra çıkıp da IMF ile anlaşma yaparsa vahim bir yanlışa imza atmış olur!p5p5

                'IMF' Uyarısı! - Tamer Korkmaz - 05.01.2010 - Yazarlar - Yeni Şafak
                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                Yorum

                • ÇAKAL
                  Ağa'nın Adamı
                  • 27 Haziran 2007
                  • 2545

                  #398
                  07 Ocak 2010 Perşembe

                  Tahvile hücum!


                  Yeni yıla hızlı yükselişle başlayan piyasalar dinlendi, buna güç topladı desek daha doğru olacak. IMF anlaşmasının eli kulağında. Bu gelişme karşısında döviz yönünü aşağı çevirdi, faizler tepki alımıyla %9’un altında kaldı. Hazinenin ihraç ettiği 2040 vadeli dolar cinsi tahvile 5 kıtadan 25 farklı ülkeden dünyanın önde gelen 250 kurumsal yatırımcısı tarafından 7 milyar dolarlık büyük talep geldi. Yarım saatte 2 milyar dolarlık tahvilimiz âdeta kapışıldı. Bu gelişmeye Türkiye’nin kredi notunun iki kat artırılmasıyla birlikte, IMF beklentisi yol açtı. Yurt dışında pazartesi günü belli olan imalat endekslerindeki iyileşmeden sonra dün de hizmet endeksleri açıklandı. Bunlar genelde beklentilere uygun geldiği için düzeltme yapan Avrupa borsaları toparladı. Ama Yunanistan’a ilişkin olumsuz haber akışı devam ediyor. Avrupa Komisyonu Yunanistan’ın kurtarılmasına katkı yapmayacaklarını açıkladıktan sonra Yunan tahvillerinde ciddi değer kaybı yaşandı.
                  Anadolu Ajansının, ‘yetkililere’ dayandırdığı haberinde Türkiye IMF ile stand-by’a çok yakın. Gelecek kaynağın 6 ile 32 milyar dolar olduğu ifade ediliyor. Hemen hatırlatıyorum, böyle bir gelişme sonrasında Standard and Poor’s ve Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu artırmak zorunda kalacak. %67.42’deki yabancı payı %70’lere ulaşabilir. Yurt içinde Türk Telekom’un ikinci halka arzının, yılın ikinci yarısında gerçekleşeceği Ulaştırma Bakanı Yıldırım tarafından açıklandı. Halka arz bekleniyordu, ancak zamanlama olarak tarih verilmesi Türk Telekom hisseleri üzerindeki baskıyı ortadan kaldırdı. İMKB’deki IMF rallisi devam ediyor. Endeksin gözü 55 bin puanda. Bu seviyeden sonra düzeltme geleceği vurgulanıyor.


                  Serbest piyasada dolar 1.475, Euro da 2.120 TL’ye düştü. Ama kurlar ayakta duramıyor. IMF heyeti Türkiye’ye davet edildiği anda, dolar 1.42, Euro da 2.08 TL’ye çekilebilir. Bu aşamada döviz almayın. Altının onsu 1122 dolarda tutunuyor. Emtia fiyatlarındaki hareketlenme altına destek veriyor. Ama ons 1140 doların üzerinde kalamadığı sürece altındaki yükselişler kalıcı görünmüyor. Alım yapmak için acele etmeyin... Kapalıçarşı’da 24 ayar külçenin gramı, 53 lira 20 kuruştan satılıyor.
                  Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                  Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                  Yorum

                  • ÇAKAL
                    Ağa'nın Adamı
                    • 27 Haziran 2007
                    • 2545

                    #399
                    Hele petrol zammı, hiçbir kritere sığmıyor.
                    Bunun adını bundan böyle artık 'Deli Dumrul vergisi' olarak koymalı. Kaçakçılığı da tetikler, kayıt dışını da.
                    'Al ya da öde' yüzünden iki senedir milyar dolarlar doğalgazda çöpe gitti. Vergiyi basıp vatandaşa, işadamına kullandırtmadınız, ancak bunun bedeli ödendi. Boru hattı taşımaya yetmiyor, alamıyoruz, yatırım yapmak yerine alamadığımız gazın bedeli ödenecek.
                    Enerji Bakanı müjdeyi verdi, 'Ocakta zam oranı yüzde sıfırmış.'
                    Allah razı olsun, demek şubat-martta geliyor.
                    Dürüstçe çıkıp şunu söyleyin 'artık otomatik fiyatlandırma mekanizmasına geçiyoruz' diye.
                    Ayrıca başka kaynak arayışları nerede?
                    O kadar gürültü kopartıldı, 2-B arazileri ile ilgili. Cumhurbaşkanı da uyumlu, hayata geçirsenize.
                    Kamu bankalarını halka açıp sermayeyi tabana yaysanıza.
                    Yabancının faiz gelirine stopaj sıfır. Düne kadar yerliye yüzde 10'du. Gerçek manada vergi kaynağı olarak kayıt dışı orada, ancak alınamadığı için dolaylı vergilerle adeta bir 'devlet hırsızlığı' yapılıyor.
                    IMF'ye gerçekten gerek yok. Zulmü burada.
                    Yazarlar - İBRAHİM ÖZTÜRK - Nereden çıktı bu IMF!p5p5
                    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                    Yorum

                    • ÇAKAL
                      Ağa'nın Adamı
                      • 27 Haziran 2007
                      • 2545

                      #400
                      Başbakan konuştu, “Ya olmazsa korkusu” oluştu
                      Önceki gün IMF için “Gün, hafta içinde çözülür” diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya’ya giderken yaptığı açıklama ile “IMF ile işin sonuna geldik ama olursa olur, olmazsa olmaz” dedi. “Herhangi bir endişemiz yok” diyen Erdoğan, “Hafta içi ifadem biraz yanlış anlaşılmış olabilir veya ben yanlış ifade etmiş olabilirim. Olay gün, hafta, bu şekildedir. Yani arkadaşlarımız şu anda kesin görüşmeleri yapıyorlar, işin sonuna geldik, diyebilirim. Ama her zaman söylediğim bir şey var. Olursa olur olmazsa olmaz. Arkadaşlarımdan aldığım rapor, işin sonuna geldik noktasındadır” dedi.

                      Çin dünyayı salladı İMKB?yi IMF korudu / Ekonomi / Milliyet İnternet / ABD, Nihat Ergün, Avrupa, İMKB, Rusya, Recep Tayyip Erdoğan, IMF, Yunanistan, Alcoa, Olli Rehn, AB Komisyonu, bütçe açığı, Stand-by, borsa, Çin, perakende
                      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                      Yorum

                      • ÇAKAL
                        Ağa'nın Adamı
                        • 27 Haziran 2007
                        • 2545

                        #401
                        Örtülü ödenek soruşturmasında 4 işadamı gözaltında



                        Ergenekon sanıklarından emekli Orgeneral Şener Eruygur'un görevde bulunduğu 2002-2004 yılları arasında Jandarma Genel Komutanlığı'nın örtülü ödeneğinden yapılan harcamalarla ilgili soruşturma genişliyor.

                        Gündem - Örtülü ödenek soruşturmasında 4 işadamı gözaltında

                        Bu soruşturma ileride bazı şirket sahiplerine de bulaşır sanırım.Mesut Yılmaz döneminde iktidarla haşır neşir olan şirket sahipleri ileride bi şekilde bu sürece dahil olacaklar diye düşünüyorum.
                        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                        Yorum

                        • ÇAKAL
                          Ağa'nın Adamı
                          • 27 Haziran 2007
                          • 2545

                          #402
                          Nato mermer nato kafa.



                          Gündem - CHP'li Başkan Akaydın: Camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki, GATA'ya türbanla girilsin
                          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                          Yorum

                          • ÇAKAL
                            Ağa'nın Adamı
                            • 27 Haziran 2007
                            • 2545

                            #403



                            Bahçeli'nin köyündeki Tayyip karşılamasını görünce anladımki AKP'nin oy oranı hâlâ en az %40.
                            Osman DURMUŞ sağolsun.Açılımdan az bi oy yakaladılardı,sayesinde cumburlop oldular.
                            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                            Yorum

                            • ÇAKAL
                              Ağa'nın Adamı
                              • 27 Haziran 2007
                              • 2545

                              #404
                              Savcı Sacit Kayasu, "Eğer İlker Başbuğ'un elinde suça ilişkin belgeler varsa ve bunları yargıyla paylaşmıyorsa suç işlemiş olur." dedi.p5p5


                              Gündem - Aydınlar, Başbuğ'a tepkili: Bu bir şantajdır, yakışmıyor
                              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                              Yorum

                              • ÇAKAL
                                Ağa'nın Adamı
                                • 27 Haziran 2007
                                • 2545

                                #405
                                DİKKAT!


                                Türk Telekomünikasyon A.Ş, 14 Şubat 2010 tarihinde başlayacak olan ''7'den 7'ye Bedava Kampanyası'' ile ev telefonundan akşamdan sabaha bedava konuşturmaya devam ettiğini bildirdi.

                                Tüm bireysel müşterilerin faydalanabilecekleri ve iki hafta boyunca devam edecek olan kampanya için herhangi bir başvuru ya da taahhüt gerekmediği ve 3 bin dakikalık adil kullanım limiti uygulandığı belirtildi.

                                AK�AMDAN SABAHA BEDAVA KONU�! - EKONOMİ - HABER - STARGAZETE.COM
                                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information