Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ÇAKAL
    Ağa'nın Adamı
    • 27 Haziran 2007
    • 2545

    #406
    ‘Balyoz’a kuzenli cevap


    28 Şubat 2010 Pazar








    Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ‘Balyoz Planı’ iddiaları kapsamında gözaltına alınan Hava Kuvvetleri eski komutanı İbrahim Fırtına’nın, halasının oğlu olduğunu söyledi. Bakan Günay bu durumun, “gözaltıları hükümet yaptırıyor” diyenlere cevap teşkil ettiğini söyledi. Bloomberg HT kanalına açıklamalarda bulunan Günay şunları söyledi: “Sayın Fırtına akrabam, elbette herkesin mevcut siyaset durumu ile ilgili tartışmaları, eleştirileri olabilir ama ben demokrasiye karşı bir girişimi olmadığını yıllardır sürdürdüğüm ilişkiden biliyorum. O yüzden bu sorgulamanın sonucunda serbest kalacağını biliyordum. Siyasi görüşüm karşısında takındığı tavırdan da biliyorum. Beni destekledi, hizmeti doğru ve dürüst yapacağımı biliyordu.”
    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

    Yorum

    • ÇAKAL
      Ağa'nın Adamı
      • 27 Haziran 2007
      • 2545

      #407
      Türkeş Musevi Cemaati’yle gizlice bir araya geliyordu

      1977 seçimlerinde İstanbul’da iş dünyasıyla buluşmamızı da Berker İnanoğlu ve Mete Has sağladı... Hatta

      12 Eylül’de o dönem partiye yapılan bağışlar iddianamede yer aldı. Birçok iş adamının ismi bağış yapanlar arasında geçti. AKSA’nın sahibi Ali Dinçkök o dönem 85 bin Lira yardım yapmış görünüyordu. Sadık Özgür 150 bin Lira, Üzeyir Garih 50 bin Lira, Tevfik Ercan 200 bin Lira, Hayrettin Karaca 50 bin Lira, İbrahim Bodur 200 bin Lira.

      Burada Muharrem Eskiyapan 100 bin Lira, Feyyaz Berker ve Refik Baydur’un da bağış yaptığı görünüyordu ama rakamları yoktu... Türkeş o yıl oldukça ilginç buluşmalar gerçekleştirdi. O dönem MHP’nin oyu yüzde 3’lerde olsa da Türkeş’in kendi ismi ve karizması vardı. İsmi partiye bağış yapanlar arasında bulunan Üzeyir Garih ve Türkeş’in görüşmesini iki defa ben organize ettim. İlk seferinde Taksim’de bir iş hanında, Berker İnanoğlu’nun tanıdığı bir iş adamının ofisinde bir araya gelip öğle yemeği yediler. Diğerinde ise Türkeş, Beyoğlu’nda Musevi Cemaati’nin liderleriyle buluştu... İlk görüşmede Türkeş’i dışarıda bekledim. İkinci görüşmedeki yemeğe ben de katıldım.

      O sohbette, Türkeş Türkiye’nin bölgedeki gelişmeler karşısında hassas olması gerektiğini söyledi. Özellikle ülkeyi tehdit eden Sovyet yayılmasıyla ilgili uyarılarda bulundu. Ermeni ve Yahudi düşmanlığının doğru olmadığını, birtakım güçlerin özellikle tahrik etmek için uğraştıklarını da Musevi Cemaati’ne iletti. 500 yıl önce bu ülkenin Yahudilere kucak açtığını söyleyerek, hiçbir düşmanlığın söz konusu olamayacağını, Türk milletinin dokusunda böyle bir düşmanlığın bulunmadığını da söyledi. Cemaat liderlerinden de tahriklere karşı dikkatli olmalarını istedi. Türkeş Bey’e çok büyük hürmet gösterdiler.

      Ortodoks Kilisesi’nin önde gelenleriyle görüşme

      Üzeyir Garih’in bu görüşmeden sonra 50 bin Lira bağışladığı iddianameye girmiş olsa da benim bildiğim MHP’ye yaptığı bağış bundan daha fazla bir rakamdır. Gerek o dönem gerekse sonrası için şöyle bir tespit yapmakta fayda görüyorum: Türkeş’in hiçbir konuşmasında Ermeni ve Yahudi aleyhtarlığına rastlamanız mümkün değildir. Türk Ortodoks Kilisesi’nin önde gelen isimleriyle de görüşmeleri olduğunu biliyorum. Türkeş gerek Ermeni, gerek Musevi ve gerekse Ortodoks Kilisesi’nin önemli isimleriyle yaptığı tüm görüşmelerde, “Sizin menfaatlerinizle Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri örtüşüyor. Dışarıdaki tahriklere kulak asmayın” demiştir.PAZAR VATAN - Vatan Gazetesi PAZAR VATAN - Gazetevatan.com
      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

      Yorum

      • ÇAKAL
        Ağa'nın Adamı
        • 27 Haziran 2007
        • 2545

        #408
        ‘Diyarbakır güneyin Paris’i’ - Milliyet.com.tr

        Al götür,al götür.
        Biz de zaten fazla şeref-siz.k24k24
        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

        Yorum

        • ÇAKAL
          Ağa'nın Adamı
          • 27 Haziran 2007
          • 2545

          #409
          'Amin' demek lazım buna, tebrik edilecek soylu bir davranış olur



          Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkan Vekili Kadir Özbek'in, "Pakistan'da anayasa değişikliği üzerine yüksek yargı mensuplarının istifa ettiği" örneğini vermesi hakkında ilginç değerlendirmelerde bulundu."Amin demek lazım buna." ifadesini kullanan Arınç, "Ne kadar soylu bir davranış ama bunun Türkiye örneğine rastlayabilir miyiz?" sorusunu yöneltti.
          p5p5
          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

          Yorum

          • ÇAKAL
            Ağa'nın Adamı
            • 27 Haziran 2007
            • 2545

            #410


            T.C.

            BAŞBAKANLIK


            ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI



            YATIRIMCILARA DAVET

            BOĞAZİÇİ ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş., DİCLE ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş., GEDİZ ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş. VE TRAKYA ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş.NİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA İHALE İLANI


            Söz konusu ihalelere önyeterlilik başvurusunda bulunmak isteyen tüzel kişi ve ortak girişim gruplarının en geç 04/05/2010 günü saat 16:00’ya kadar İdareye başvurmaları gerekmektedir. Bu tarih ve saatten sonra yapılan başvurular kabul edilmeyecektir. İdare, bu süreyi uzatma hakkını saklı tutmaktadır.

            BOĞAZİÇİ ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş., DİCLE ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş., GEDİZ ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş. VE TRAKYA ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş.NİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA İHALE İLANI
            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

            Yorum

            • ÇAKAL
              Ağa'nın Adamı
              • 27 Haziran 2007
              • 2545

              #411
              Yuppiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii.Helal sana Başbakan helal.ÇAKAL'lara fırsat verme.

              "8-10 HOLDİNGİN OYUNU BOZULDU"
              İzmir Kasaplar Odası Başkanı Aydın Mestanlı, hükümetin et ithalatı kararı ile ellerinde 250-300 bin dana olan 8-10 holdingin oyununu bozduğunu söyledi. Büyük besi çiftliklerine sahip holdingin yöneticileriyle Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'in yaptığı toplantılarda, çeşitli sözler verilmesine rağmen, bunun tutulmadığını ifade eden Mestanlı, şunları kaydetti:
              “Bu holdingler istedikleri gibi fiyat yükseltiyorlardı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'eti ucuzlatın' sözü üzerine panikleyen bu holdingler, aynı gün 5-10 kuruş indirim yapmış, beklemeye başlamıştı. Hükümetin bugün Et ve Balık Kurumu'na canlı hayvan ve et ithal izni vermesi bunları panikletti. Böyle bir hamleyi beklemiyorlardı. Hükümet, canlı hayvan ve et ithalatı kararı ile ellerinde 250-300 bin dana olan 8-10 holdingin oyununu bozdu. Bizim temennimiz bu ithal edilecek etlerin canlı olarak Türkiye'ye getirilmesi ve devlet kurumlarının ihtiyacında kullanılmasıdır. Et ve Balık Kurumu kesinlikle kişi ve şirketler üzerinden bu ithalatı yapmamalıdır. Et Balık Kurumu'nun Avrupa'dan yapacağı et ithalatına Türkiye Kasaplar ve Besiciler Federasyonu refakat edebilir. Bu ithalat bıçaklık dana, besi düvesi ve danası şeklinde olmalıdır.”

              Eti ucuzlatacak formül belli oldu - Hürriyet
              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

              Yorum

              • ÇAKAL
                Ağa'nın Adamı
                • 27 Haziran 2007
                • 2545

                #412
                Araç devri noterlere polis asli görevine



                Alper SANCAR / ANKARA
                28.04.2010



                İkinci el araç alım satımında tüm işlemler 1 Mayıs 2010'da noterlere geçiyor. Vatandaşın emniyetin trafik tescil şube müdürlüklerindeki devir çilesi bu tarihten itibaren bitiyor. İkinci el araç satışını noterde yapan vatandaşlar artık emniyete gitmeyecek. Noterler ruhsat ve posta ücretini alacağı vatandaşa geçici belge verecek. Ardından ruhsat hazırlanıp araç sahibine posta ile gönderilecek. Vatandaşlar yeni sistemde TŞOF'e verdikleri ücretten de kurtulacaklar. Dosya parası ve iş takipçilerine verilen ücretler de yeni sistemde vatandaşa yansımayacak. Böylelikle vatandaş yaklaşık 100 liralık bir masrafla araç devri gerçekleştirebilecek.
                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                Yorum

                • ÇAKAL
                  Ağa'nın Adamı
                  • 27 Haziran 2007
                  • 2545

                  #413
                  Uyumayalım
                  10 Mayıs 2010 Pazartesi


                  BAYKAL'IN GÖRÜNTÜLERİ

                  Deniz Baykal ile ilgili görüntüler bazılarına neredeyse zil takıp oynattı. Ama mutluluklarını alenen ortaya koyamadıklarından karşıdakini taşlayarak akıllarınca gazetecilik yaptıkları imajı veriyorlar.

                  Siz ne uyanıksınız siiz.

                  Güya yandaş basın bu olayı görmemiş, görmemesinin sebebi de acaba bu olayın ucu hükümete gider de sonra Tayyip Erdoğan zor durumda kalır endişesiymiş.

                  Güya Başbakan'dan talimat gelmiş, bu konuya girmeyin denmişmiş.

                  Ama gerçek gazeteciler bu haberi görmüşler manşetlerine taşımışlar.

                  Kim biliyor musunuz o gerçek gazete ve gazeteciler ?

                  Baykal'a bu olay üzerine aba altından sopa gösteren, hep bir ağızdan lafı “onurunla istifa et” demeye getirenler.

                  Medya için Baykal olayı gerçekle çakma gazeteciliğin ayrışma noktasıymış.

                  Şimdi Ergenekon savunucuları hep birlik oldu Baykal'ı harcamaya çalışıyor.

                  Ergenekon'un ağızları şimdi koro halinde Baykal'a istifa besteleri yapıyor.

                  Güya bu olayı korkmadan vererek gerçek gazetecilik, yayıncılık yapıyorlarmış.

                  Güya onlar tarafsızmış ve konu Baykal bile olsa bağımsız haberciliklerinden taviz vermezlermiş.

                  Güya bu haberi görmeyenler bağımlıymış, hükümete zarar gelir korkusundan sesleri çıkmıyormuş.

                  Aslında bal gibi biliyorlar neyin ne olduğunu.

                  Şimdi kalkmışlar gerçek yayıncılık analizleri yayınlıyorlar.

                  Baykal için “devirin” talimatı nereden geldi ?

                  Şimdi bu sözüm ona gerçek gazetecilik yapanlar bir talimatı yerine getiriyor.

                  Ve öyle çok gürültü yapıyorlar ki kendilerini ele veriyorlar.

                  Çok dikkat çekiyorlar.

                  Peki niçin sadece belli gazeteler Baykal'ın görüntülerini manşetlerine taşıyor ?

                  Çünkü CHP'nin tabanı bu gazeteleri okuyor.

                  Şimdi sözüm ona gerçek gazetecilik yapanlar, aslında tabandan Baykal'a karşı bir tepki oluşmasını sağlamaya çalışıyor.

                  Çünkü onlara göre Baykal artık gitmeli.

                  Ergenekon'un yılmaz savunucusu en az 7-8 köşe yazarı aynı gün neredeyse aynı yazıyı köşelerine taşıdılar.

                  Hepsi Baykal'a istifa çağrısı yaptı.

                  Yoksa bu talimat bir yerden mi geldi ?

                  Yoksa bu görüntüler de o talimatın geldiği yerden mi servis edildi ?

                  Ergenekon Baykal'ı sildi çünkü Baykal onların isteklerine cevap veremedi.

                  Baykal Ergenekon'un avukatlığına soyundu, fakat konuşmaktan başka hiçbir icraat yapamadı.

                  Baykal; Ergenekon ile mücadeleye büyük katkı sağlayacak anayasa paketinin Meclis'ten geçmesine engel olamadı.

                  Baykal Ak Parti'ye karşı Ergenekon'un arzu ettiği mücadeleyi yapamadı.

                  Baykal'ın Erzincan'a gönderdiği adamları bir çuval inciri berbat etti. Bütün planları bir bir deşifre oldu hepsi suçüstü yakalandı.

                  Şimdi Ergenekon Baykal'ın siyasi infazını yapmaya kalkınca bunu sekiz sütuna manşet atmak güya bağımsız gazetecilik oluyor.

                  İki hafta sonra yapılacak CHP kurultayı öncesi Baykal üzerinde baskı kurma gayreti ve direkt CHP tabanına yönelik bu yayınlar ne kadar bağımsız yayıncılık acaba ?

                  Kendi kabahatlerini yandaş dedikleri medyaya saldırarak örtme gayretinde olanlar önce bağımsız gazeteciliğin kriterlerini belirlerken şunlara cevap versinler:

                  Balyoz darbe planı Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşerken bazı gazeteler neredeydi ?

                  Niçin camilerin bombalanması, insanların stadyumlara doldurulup toplama kampları kurulmasını yazmadılar ?

                  Darbe planlarında işbirliği yapılacak gazeteciler listesinde rekor kıran yayın organları niçin bunları da manşet yapmadı ?

                  Danıştay saldırısındaki kamera skandalını niye saldırının olduğu günkü gibi manşet yapmadı bazıları ?

                  Danıştay'da kurulan iğrenç Ergenekon planı ortaya çıkınca 4 yıl önceki bağımsız haberciler bugün nereye kayboldu ?

                  Saldırıdan sonra nasıl da hüküm vermişler, masum insanlara nasıl da iftira atmışlardı.

                  Islak imzayı yazmaya niçin bazılarının eli gitmedi ?

                  Borular lav çıkınca, kağıt parçaları belge çıkınca bazıları niye sus pus oldu ?

                  Erzincan'da masum insanların evlerine silah konularak naylon terör örgütleri oluşturma planları niye yok şimdi bazı gazetelerde ?

                  Bunlar gibi onlarca örnek var.

                  Bunlar Baykal'ın görüntülerine göre milyon kez daha önemli.

                  İşte gerçek gazetecilik neymiş gördünüz mü ?

                  Baykal'ın görüntülerini yayınlayan sözde bağımsız gazeteciler; işlerine gelmese bunu yaparlar mı ?

                  Şimdi kimse kalkıp kuru gürültü yapmasın.

                  Bunu da bir düşünün;

                  Acaba Baykal'a bu görüntüler daha önce gösterilip Ergenekon'un avukatı olması böyle mi sağlandı ?

                  Yoksa Baykal'a bir süredir şantaj mı yapılıyordu ?

                  Yoksa Baykal'a “kongrede bırak” denildi de kabul etmeyince mi bu görüntüler servis edildi ?

                  Çok soru var çünkü Ergenekon yandaşı basın çok şüpheli davranıyor.

                  Ergenekon; Baykal'ı devirme planına herkesi ortak etmek için "siz neden yayınlamıyorsunuz" diyerek bütün basını baskı altına almaya çalışıyor.

                  Akıllarınca bu görüntü olayını başka yerlerin üzerine atmak için şimdi hedef saptırıyorlar ama kendilerini kandırıyorlar.
                  Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                  Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                  Yorum

                  • ÇAKAL
                    Ağa'nın Adamı
                    • 27 Haziran 2007
                    • 2545

                    #414
                    Başarılı siyasetçi olmasını bekliyoruz


                    Bahçeli, Kılıçdaroğlu için, “Kendileri benim okul arkadaşımdır. Başarılı bir öğrenciydi. Başarılı bir bürokrat oldu. Şimdi de başarılı bir siyasetçi olmasını bekliyoruz” dedi.

                    http://www.milliyet.com.tr/basarili-...83/default.htm

                    Allah muhabbetinizi artırsın.
                    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                    Yorum

                    • Akresi
                      Katılımcı
                      • 17 Ekim 2008
                      • 58

                      #415
                      İş, aş...

                      CHP'de "değişim", "yenileşme", "gençleşme" rüzgarlarının bu kaçıncı esişi acaba?

                      Sayısını tam bilemeyeceğim ama son yirmi-otuz yıldır ben şahsen defalarca izledim aynı filmi...

                      Hatta bir defasında Baykal blue jean'lerini çekip gazetecilere pozlar vermişti; bakın nasıl gençleşiyoruz diye... Ortalıkta içi boş birtakım sloganlar uçuşuyordu yine...

                      O zaman Aktüel'i çıkarıyorduk. Biz de ciddiye alıp, Baykal'la bir röportaj yapalım, şu sloganları biraz kurcalayalım bakalım demiştik.

                      Elimde bir deste soruyla kalkıp Ankara'lara gitmiştim CHP Genel Başkanı'yla konuşmak için. Bütün sorularımı "bunu daha sonra konuşuruz", "bu konularda henüz hazırlıklarımızı bitirmedik, hazır olunca konuşacağız" diye geçiştirdiğini, hatta bir ara soruları elimden almaya kalktığını ve sonunda "Siz bu soruları bırakın, ben size anlatayım" diye yine aynı soyut yenileşme nakaratlarını tekrarlamaya başladığını hatırlıyorum.

                      Sonunda dayanamamış, notlarımı toplayıp ayağa kalkmış ve "O zaman bu röportajı siz bu sloganların içini doldurduğunuz zaman yaparız" deyip çekip gitmiştim.

                      Zaten o değişim balonu da kısa sürede söndü gitti; geriye yine kişiler üzerinden yürüyen bir parti içi iktidar kavgası kaldı.

                      Baykal'ın en sonuncu "değişim" atağını ise hepiniz hatırlarsınız. Hani şu çarşaflı kadınlara parti rozeti taktığı töreni...

                      Şimdi bakıyorum da, yine bir yalancı rüzgâr esiyor CHP saflarında...

                      Evet, parti içi iktidar el değiştirdi, bu kesin...

                      Ama lider değişiminin parti politikalarında herhangi bir iyileşmeye yol açacağına dair en ufak bir ipucu yok ortada.

                      Kılıçdaroğlu iktidara gelirse halka iş ve aş sağlayacakmış!

                      Ne kadar da "özgün" bir program değil mi?

                      Sanki şimdiye kadar iktidar olan partiler halkı iş ve aş sahibi yapmayı akıl edemedi. Sanki şimdiye kadarki bütün muhalefet partileri iş ve aş demedi. Sanki iş ve aşın halkın en önemli derdi olduğunu ilk defa Kılıçdaroğlu keşfediyor ve elinde bu meseleyi çözecek sihirli bir formül var.

                      Aslına bakarsanız, Kılıçdaroğlu'nun iş ve aş söylemini, bugün "değişim" diyen bir liderin cevaplamak zorunda olduğu çok önemli soruları es geçmek için paravan olarak kullandığı besbelli.

                      Etnik ve dini kimliklerden kaynaklanan sorunlara vurgu yapmak, kısır rejim tartışmalarına girmek istemiyormuş!

                      Tabii istemez.

                      Çünkü o alana girdiği anda "değişimci"nin pulları dökülecek. CHP'de her şeyin eski tas eski hamam olduğu kabak gibi ortaya çıkacak.

                      Kılıçdaroğlu'nun "iş ve aş" klişeleriyle geçiştiremeyeceği sorular var:

                      Yeni ekip bu partinin 28 Şubat'tan bu yana izlediği darbe işbirlikçisi, askeri vesayetçi, Ergenekon avukatı, Türk milliyetçisi, Kürt düşmanı, statükocu ve demokrasi karşıtı çizgisini değiştirecek mi?

                      Kılıçdaroğlu partisinin 28 Şubat müdahalesi karşısında aldığı tutumun özeleştirisini yapacak mı?

                      Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında orduyu yardıma çağırışı için; e-muhtırayı destekleyişi için özür dileyecek mi?

                      Ordu içindeki darbeci kliklerin deşifre edilmesini ve darbecilerin cezalandırılmasını önlemeye çalışan tutumunu terk edecek mi?

                      Kürt Açılımı'na karşı çıkışının hesabını verecek mi?

                      Türban yasağı konusundaki inadından vazgeçecek mi?

                      Son yıllarda askeri vesayet rejimini geriletmeye çalışan bütün reform çabalarının önüne dikilme tutumunu değiştirecek mi?

                      Siyaseten yenemediği rakiplerini Anayasa Mahkemesi yoluyla yok etmekten vazgeçecek mi?

                      Kılıçdaroğlu'nun iş ve aştan başka bir şey düşünmediğini zannettiği geniş halk kitleleri aslında bu soruların cevabını bekliyor. Ve şu ana kadar CHP'yi Türkiye'nin en tutucu partisi haline getiren bu çizginin değişeceğine dair en ufak bir işaret almış değil.

                      X x x

                      Kılıçdaroğlu'nun bütün eksikliklerine rağmen Baykal'dan daha iyi bir seçenek olduğunu, hiç değilse dürüst ve mütevazi bir lider olduğunu söyleyenler az değil.

                      Doğrusu dürüstlük gibi siyasette "gerek şart" olması gereken bir özelliğin "yeter şart" zannedilmesine hep şaşmışımdır ama neyse...

                      Ben asıl Baykal'la Kılıçdaroğlu arasındaki başka bir fark üzerinde durmak istiyorum.

                      Benim tanıdığım kadarıyla Baykal için, izlediği politikanın doğruluğuna yanlışlığına inanmasının bir önemi yoktur. Aslında onun herhangi bir konuda kendi "öz" fikri diye bir şey de yoktur. O, savunduğu her fikri o gün öyle savunulmasını siyaseten kârlı bulduğu için savunur, dolayısıyla yarın güç dengeleri değiştiğinde politikasını değiştirmesi de son derece rahat olur. Mesela ben, Baykal'ın son yıllarda izlediği Kemalist-vesayetçi çizginin doğruluğuna hiçbir zaman inandığını zannetmiyorum. O, siyasette böyle bir kulvar tercihi yaptı çünkü bu kulvarda siyaset yapmanın kârlı olduğuna inandı.

                      Kılıçdaroğlu ise CHP'nin saplandığı bu Kemalist çizgiye samimiyetle ve yürekten inanmış görünüyor. Tabii bu durum bu çizgiyi değiştirmesi ihtimalini de ortadan kaldırıyor. Dolayısıyla "değişim" açısından Baykal'dan daha umutsuz bir vaka olarak karşımızda duruyor.

                      Evet, siyasette ilkesizliğin "avantaj" haline geldiği bir durumdan söz ettiğimin farkındayım ama ne yapalım ki bazen yanlışa itikat, oportünist bir kaypaklıktan daha beter sonuçlara yol açabiliyor.

                      (Gülay GÖKTÜRK)

                      Yorum

                      • ÇAKAL
                        Ağa'nın Adamı
                        • 27 Haziran 2007
                        • 2545

                        #416
                        HÜSEYİN GÜLERCE


                        Türkiye, hangi tuzağa çekiliyor?

                        İsrail, uluslararası sularda, elinde şişe ve sopadan başka bir şey olmayan insanlarımızı alçakça öldürürken, bu alçaklığı, bir hesaba göre yaptı. Zira geminin Türk gemisi olduğunu, öldürdüklerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olduklarını biliyorlardı.

                        İsrail'in hiçbir mazereti yok, olamaz da... O zaman bu gözü dönmüşlüğün, bu kabadayılığın, bu meydan okumanın doğru anlaşılması gerekir.
                        İsrail, Türkiye'nin varlığından rahatsız. Çünkü laik, demokratik Türkiye, aynı zamanda bir Müslüman ülke. Kendi değerleri üzerinde yükselme ve bölgesinde güçlenme ihtimali çok yüksek. İsrail'in hedefi, kontrol altında tutulan bir Türkiye'dir. İsrail, Amerikan yönetimlerinin de desteğiyle, özellikle ABD'deki Yahudi lobisinin desteğiyle, Türkiye'nin kendisine muhtaç, kendisine tâbi bir ülke olarak yönetilmesini arzu etmiştir. Bunun için de Türkiye'nin seçilmiş iktidarlarıyla değil, askerlerle işbirliği yapmayı tercih etmiştir.
                        Önceki gün Hasan Cemal'in Milliyet'te hatırlattığı olay çok önemlidir. Şunu yazdı Hasan Cemal:
                        "Yıl 1996, Mart ayı. Türkiye ile İsrail arasında askerî işbirliği anlaşması imzalanır. Ama hükümetin (Mesut Yılmaz hükümeti) bu gelişmeden haberi yoktur. Anlaşmanın imzalanmasından on gün sonra, 6 Nisan 1996'da Milli Savunma Bakanı Oltan Sungurlu'ya sorulur, nedir bu anlaşma diye. Sungurlu'nun yanıtı bu ülkede asker-sivil ilişkileri açısından ibret vericidir: 'Anlaşmanın gizlilik derecesini bilmiyorum. Açıklama yapamam. Zaten anlaşmanın içeriğinden de habersizim.' der."
                        Bir hatırlatma da ben yapayım. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Kasım 2009'da, ABD'de Defense News tarafından yayımlanan söyleşide, "Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesini İsrail ile ortaklıktan uzaklaştırarak, radikal İslam'a doğru götürüyor mu?" yönündeki soru üzerine şunları söylemişti:
                        "Türkiye, dünyada, demokratik olmayan bir kurumun, yani ordunun demokrasinin korunmasıyla görevlendirildiği tek ülkedir. Ve bunu yaptılar. Şimdi ordunun rolü değişti ve mesele; Erdoğan'ın, bu Müslüman halkını demokrasiye götürüp götürmeyeceği, ya da demokratik güçlerin, daha İslami bir devleti talep edip etmeyeceğidir..."
                        Şimdi bu hatırlatmaları; İsrail-PKK-Ergenekon-cuntalar-darbe planları-provokasyonlar çerçevesinde yeniden değerlendirebilirsiniz. Ha, bir şey daha hatırlatayım. Balyoz darbe hazırlığı belgelerinde, Oraj kod adlı plana göre, kendi jetimizi düşürüp, Yunanistan tarafından düşürüldüğü ileri sürülerek, Türkiye ile Yunanistan arasında savaş çıkarmak da var... Acaba, darbe hastalığından hiç vazgeçmeyenler, "Yunanistan'la olmadı, bir de İsrail'le deneyelim" mi hesabı yapıyorlar?
                        İsrail, gemimizi basıp masum insanları öldürerek, bölgesinde güçlenen, İsrail tesirinden çıkan bir Türkiye'den, ne kadar çok rahatsız olduğunu ilan etti. Kendi aklınca, Türkiye'ye haddini bildiriyor. Ama bir şey daha yapıyor. ABD ve AB'deki dostlarına, "dikkat, Türkiye eksen değiştiriyor, radikal İslamcı örgütleri kolluyor, korktuğunuz başınıza geliyor" diyor. Bütün dünyadaki medya vasıtalarıyla, yoğun bir propaganda ve psikolojik harp yürütüyor.
                        Tuzak, Türkiye'yi Batı'dan koparmaktır. Türkiye'nin AB üyelik sürecini askıya aldırmaktır.
                        Hükümet, bu tuzağı görmelidir. Tamam, İsrail'in devlet terörüne karşı meydanlarda milletin hissiyatına tercüman olunmalı, uluslararası zeminde sesimizi yükseltmeli, haklarımız, hukukumuz kararlılıkla savunulmalı. Tamam, İsrail'den, yaptığı haydutluğun hesabını sormada asla geri adım atmamalı... Ancak tuzağın da farkında olmalıyız. Öylesine farkında olmalıyız ki, böyle bir dönemde kutuplaşmayı derinleştirecek üsluptan uzak durmalıyız. Müspet hareketten uzaklaşmamalıyız. Bu topraklarda, hissiyat, çoğu zaman mantığın önüne geçiyor. Dört İttihatçı, Alman gemilerini limanlarımızdan içeri sokarak, bizi bir cihan harbinin içine kolaylıkla ittiler. Böyle dönemlerde, sağduyulu ve cesur seslere ihtiyaç duyulur. Onlar, eleştirilse de zaman onları haklı çıkarır...


                        10 Haziran 2010, Perşembe
                        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                        Yorum

                        • ÇAKAL
                          Ağa'nın Adamı
                          • 27 Haziran 2007
                          • 2545

                          #417
                          Savaşta komutan ölse gizlenir.Nasıl olur da ordu komutanı çıkar ve terör olayları artacak diye millete panik empoze eder.
                          Ben olsam Paşayı arar çekin bunu geri hizmete derdim.
                          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                          Yorum

                          • ÇAKAL
                            Ağa'nın Adamı
                            • 27 Haziran 2007
                            • 2545

                            #418
                            250 kişi KMler tepecek gelecek askeri birliğe saldıracak.Yahu bugünkü teknoloji ile nöbetçiye bile gerek yok.Bi kamera sistemi ile bile çözersin.
                            Çözemediysen senin ne işin var tepede.
                            Burada 1 sorumluluk askerin başındaki paşadır.
                            Çatır çatır vatan evladı giderken suspus beklemenin bi alemi yok.
                            Yapamıyorsan çeker gidersin.
                            İsraile gürlediğini içeride yapamayan Başbakan da aynı şekilde.
                            Baktın paşa bu işi bitiremiyor.
                            Becerecek birini getirirsin göreve.
                            Onu da bilmiyorsan ceketini alır gidersin.
                            Koca orduyla 3-5 çapulcuya meydanı bıraktınız..............
                            Yazıklar olsun.k24k24
                            Ula hiç birşey bilmiyorsan olaylar kesilmezse *bneyi sallandırırım de,baktın devam ediyor,al kelleyi koltuğa bir gecede sallandır *erefsizi.
                            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                            Yorum

                            • ÇAKAL
                              Ağa'nın Adamı
                              • 27 Haziran 2007
                              • 2545

                              #419
                              Şehir merkezinde yapılan saldırılarda bişey yapamayabilirsin,anlarım.
                              Ama nasıl olur da askeri birliğe adamlar şeylerini sallaya sallaya gelip saldırırlar hem de 250 kişi ile ve çatışma 5 saat sürdüğü halde ancak senin kadar zayiat verip kaçar?
                              Bu zamanın teknolojisi ile senin F-16 ların,kopraların ne güne durur?
                              Süs için mi alındı onlar?
                              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                              Yorum

                              • ÇAKAL
                                Ağa'nın Adamı
                                • 27 Haziran 2007
                                • 2545

                                #420

                                '150 PKK'lı 'Heron'a yakalandı ancak...'

                                Hakkari'de 9 askerin şehit olduğu kanlı terör saldırısıyla ilgili Prof. Önder Aytaç, Batman'daki Heron'lardan birinin baskından önce 150 kişilik PKK’lı grubu tespit ettiğini yazdı.

                                Güncelleme:20 Haziran 2010 13:38
                                Üs’te görevli bir albayın bunu rapor ettiğini iddia etti.

                                Hakkari’de 8 askerin şehit olduğu saldırıda TSK komuta kademesinde ihmal olduğunu öne süren Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Önder Aytaç, dün kendisine ulaşan çok önemli bir bilgiye göre, Batman’da düzenli olarak bölgede uçurulan bir insansız hava aracı Heron’un saldırıdan günler önce 150-200 teröristin girişini tespit ettiğini söyledi.

                                ALBAY KAFASINI DUVARLARA VURDU.
                                Aytaç, “Bir uçuşta 400 km alanı tarayan bu uçaklara bakan Batman’da görevli Albay Heron’daki görüntüleri görünce komutanlarına ‘Bunları şimdi vurmayacağız da ne zaman vuarcağız’ demiş, kafasını duvara vurmuştur. Hafızaları silinmeyen Heron’ların son iki haftalık hafızasına bakarlarsa, sınırdan giren 150 teröristi görecekler. Bu kayıtlar saldırıların nasıl arttığını, Mehmetçiğin nasıl öldüğünü ortaya koyacak” dedi.

                                KAOS PLANLARI DEVREDE
                                “Kimse bu saldırıları ABD ile ortak bilgi paylaşımına, İsrail’e bağlamasın” diyen Aytaç, “Bölgede kaosun devamı için çalışan gruplar var. Bu demokratik açılımı önlemeye ve kaos oluşturmaya yönelik, komplodur” diye konuştu.

                                Güvenlik uzmanı, yazar Emre Uslu da TSK yetkililerinin “operasyona eğitimli ekiplerin gönderildiği” şeklindeki sözlerinin doğru olmadığını belirterek “Eğitimsiz çocukları ağaç gibi oraya dikiyorlar. Doğrudan ihmal var. sorumlulr hesap ermeli” dedi.


                                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information