Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • alvardar
    Yeni üye
    • 12 Eylül 2009
    • 9

    #346
    'Türk Konseyi' müjdesi ile döndü

    Cumhurbaşkanı Gül, Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Nahçıvan'dan Ankara'ya dönüşünde zirvede devlet başkanlarının imza koyduğu tarihi anlaşmanın ayrıntısını verdi.


    Cumhurbaşkanı Gül ve beraberindekileri taşıyan özel uçak ANA saat 18.10'da Esenboğa Havalimanı'na indi.
    Gül'ü, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Ankara Valisi Kemal Önal ve öteki ilgililer karşıladı. Gül'le Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu da Ankara'ya geldi.
    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi'nde Devlet Başkanları Konseyi kurulmasının kararlaştırılmasıyla kurumsallaşma konusunda mutabakata varıldığını belirterek, ''Böylece bir rüya gerçekleşti'' dedi.
    Gül, Nahçıvan'dan dönüşünde Esenboğa Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, zirvenin başarıya ulaşması için çaba gösteren Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e teşekkür etti.
    Zirveye katılan diğer ülkelerin devlet başkanlarıyla ikili görüşmeler yaptığını, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ve iki ülkenin Dışişleri bakanlarıyla ayrı bir toplantı gerçekleştirdiklerini anlatan Gül, görüşmelerde ikili ilişkiler ve bölgesel konuların ele alındığını kaydetti.
    Zirve vesilesiyle beş Türk Cumhuriyetinin bir araya geldiğini ifade eden Gül, ''Zirve Türk dili konuşan ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve bu ilişkilere derinlik kazandırılması açısından yararlı geçti'' dedi.
    Cumhurbaşkanı Gül, ''tarihi'' diye nitelediği zirvede önemli kararlar alındığını da belirtti. Zirvede, ''Türk Konseyi'' adı altında yeni bir uluslararası örgüt kurulduğunu ifade eden Gül, tüzüğü onaylanan konseyin uluslararası örgütler içinde ayrı bir örgüt olarak yerini aldığını söyledi.
    Kurumsallaşma kararından mutluluk duyduğunu dile getiren Gül, ''1992'de başlayan zirveler buluşma şeklinde devam ederken kurumsallaşma fikrinde mutabakata vardık, böylece bir rüya gerçekleşti'' diye konuştu.
    Cumhurbaşkanı Gül, bundan sonra konseyin alt birimlerinin de oluşturulacağını anlatarak sekretaryanın İstanbul'da olacağını kaydetti.
    Kazakistan'da ise Türk Akademisi kurulacağını bildiren Gül, oluşumla ilgili diğer faaliyetlerin de diğer Türk Cumhuriyetleri'ne dağıtılacağını açıkladı. Gül, bu oluşumla bütün Türk dünyasındaki işbirliği ve dayanışmanın ileri düzeye taşınacağını vurguladı.
    Cumhurbaşkanı Gül, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ve iki ülkenin Dışişleri Bakanları'nın katılımıyla bu sabah yaptıkları toplantıda son durumun gözden geçirildiğini belirterek, karşılıklı güven tazelendiğini ve işbirliğinin devam edeceğini kaydetti.

    AA

    'Türk Konseyi' müjdesi ile döndü / iyibilgi

    Yorum

    • alvardar
      Yeni üye
      • 12 Eylül 2009
      • 9

      #347
      Özal zamanından sonra ilk defa bu kadar yakınlaşıyor Türkiye Tük Cumhuriyetleri ile. Stratejide derinleşiyoruz.

      Yorum

      • ÇAKAL
        Ağa'nın Adamı
        • 27 Haziran 2007
        • 2545

        #348
        narada Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
        dostum,

        gönderdiğiniz dosyada virüs bulunuyor.

        nod32 yakaladı. isterseniz bilgisayarınızı bir virüs taramasından geçirin.
        Benim bil.çeliklemeli demekki.:081::081:Kaldır nod 32 yi.Yükle ,sonratekrar başlat.
        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

        Yorum

        • ÇAKAL
          Ağa'nın Adamı
          • 27 Haziran 2007
          • 2545

          #349
          alvardar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          Özal zamanından sonra ilk defa bu kadar yakınlaşıyor Türkiye Tük Cumhuriyetleri ile. Stratejide derinleşiyoruz.
          Yol tenha iken hız sorun olmaz.Bundan sonra daha dikkatli adım atmalılar,küçük bir taş bile arabayı dereye yuvarlar.
          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

          Yorum

          • Bear_Bull
            Spread Trader
            • 09 Şubat 2009
            • 773

            #350
            Selamlar

            yukarıdaki filmin tamamını izlemek isterseniz 1 kaç hafta önce eklemiştim.

            Hafta sonu iş yok ve bence güzel de bir film.

            İyi seyirler.

            Bear_Bull Nickli Üyeden Alıntı
            Daha önce izlemediğim :(

            şehrimizde imal edilen Ülkemizin ilk otomobili DEVRİM in filmini bu sabah Ankara'ya giderken Hızlı trende seyrederken yarım kaldı k24 devamını seyredebilmek için internetten taratıp buldum Devrim Arabalari 2008 on Yahoo! Video izledim belki boş vakti olup izlemek isteyen olur diyede paylaşayım dedim.




            Meşhur bir filozofa: - "Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?" diye sorulduğunda: - "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş. :)

            Yorum

            • ÇAKAL
              Ağa'nın Adamı
              • 27 Haziran 2007
              • 2545

              #351
              Ermenistan’la sınır kapılarının açılacak olması, tekstil sektörüne olan ilgiyi arttırıyor. Türkiye Gazetesi
              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

              Yorum

              • ÇAKAL
                Ağa'nın Adamı
                • 27 Haziran 2007
                • 2545

                #352
                28 Şubat'ta başlayan İsrail planı
                Türkiye, 2002'den bu yana Konya'da yapılan "Anadolu Kartalı" isimli NATO hava tatbikatına İsrail'in katılmasını son anda iptal etti.
                Erhan BAŞYURT yazıyor...
                İsrail savaş uçakları her yıl coğrafi özellikleri İran ve Suriye ile benzeşen Konya'da eğitim alıyor ve böylece kendi ülkesinde kazanma imkânı olmayan "derinlikli" uçuş tecrübesini artırıyordu. Türkiye-İsrail askeri ilişkileri 1996'da imzalanan "savunma işbirliği" anlaşması ile gelişmeye başladı. Anlaşmanın temeli, 28 Şubat döneminin askeri kadroları tarafından atıldı.
                İki ülke askeri işbirliğinin gelişmesinde, Richard Perle ve Douglas Feith isimli Amerikan Musevi'si iki stratejisin İsrail Başbakanı Netanyahu için 1996'da yazdığı "Net Kırılma" isimli rapor da önemli rol oynadı. Her iki isim daha sonra Bush yönetiminde etkin görevlerde bulundular. Irak'a müdahalenin de Wolwofitz ile birlikte mimarları olarak anıldılar.
                Perle ve Feith, raporlarında İsrail'in Filistin Yönetimi'yle uzlaşma sürecine son vermesini, Türkiye ve Ürdün ile sıkı ilişkiler kurularak Suriye'yi çerçevelemesini öneriyordu. Raporda dile getirilen bir diğer çarpıcı öneri de Irak'ta Saddam rejiminin devrilmesi, Haşimi Krallığı'ndan birinin burada iktidara getirilerek, Lübnan Şiileri'nin de Necef üzerinden kontrol altına alınmasıydı. Bush hükümetinde görev alana kadar "Karanlıklar Prensi" olarak bilinen Perle ve ortağı Feith Türkiye'nin Washington'daki lobicilik faaliyetlerini de üstlenmeye devam ettiler. Sonuçta raporda öngörülen proje 28 Şubat'ın askeri bürokrasi sayesinde hayata geçirilebildi. Suriye kuşatıldı, Saddam rejimi devrildi...
                Türkiye açısından bu ilişkiyi cazip kılan iki husus vardı. Suriye'nin PKK terör örgütüne sağladığı açık desteği İsrail'le ilişki kurarak kırmak; PKK ile mücadele sırasındaki insan hakları ihlalleri nedeniyle Türkiye'ye uygulanmaya başlayan silah ambargolarını aşmak. Ortada her şeye rağmen "kazan-kazan" bir süreç söz konusuydu. Ancak İsrail'in son dönem arka arkaya gelen hatalı tutumları, askeri ihalelerdeki başarısızlıklarıyla birleşince hava değişmeye başladı.
                İsrail, insansız hava araçları 'Heron' uçaklarını Türkiye'ye teslim tarihinin üzerinde 3 yıl geçmesine rağmen vermeyerek, PKK ile mücadeleye açık bir darbe vurdu. F-4 ve tank modernizasyonunda da fiyat şişirmelerine gittikleri ve başarılı modernizasyonlar yapamadıkları ortaya çıktı. Türkiye'ye bazı ülkeler tarafından uygulanan silah ambargosu kalkıp, Suriye de PKK'nın bitirilmesine destek vermeye başlayınca, denklem tamamen değişti.
                Ankara ile Tel Aviv hattında kopmaya bir diğer sebep de dış politikalarda yaşanan "çıkar çatışması" oldu. İsrail, topraklarını işgal altında tuttuğu Suriye'yi yakın zamanda havadan vurduğu gibi, İran'ı da vurmak istiyor. Türkiye ise, her iki komşusu ile bölgesel kalkınmanın sağlanabilmesi için güçlü ve istikrarlı ilişkiler istiyor.
                İsrail, Gazze saldırısı ve ablukası, Doğu Kudüs'te insan hakları ihlalleri ve Mescidi Aksa'ya yönelik kısıtlamalar konusunda Türkiye'nin yönelttiği "dostça" uyarıları da ısrarla kulak arkası ediyor. Oysa yakın çevresinde istikrar gücü ve barış sağlayıcı olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Türkiye, İsrail kadar hatta daha fazla Arap ülkelerinin de saygısına ve işbirliğine ihtiyaç duyuyor. İsrail, Türkiye'nin önceliklerini yok saydığı gibi Suriye ile arabuluculuğunu sonuçsuz bıraktı. Gazze konusunda ise, Türkiye'yi denklem dışında bırakmayı tercih etti.
                Sonuçta, "stratejik ortak" ilan ettiği Türkiye ile ilişkilerde "net kırılma" aşamasına gelindi. İsrail, Türkiye'yi suçlamak yerine çatışan çıkarları gözden geçirip, hatalarını telafi etmeye çalışmalı. Türkiye'yi kaybetmek İsrail'in bölgede arzu edebileceği en son şey olmalı...
                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                Yorum

                • ÇAKAL
                  Ağa'nın Adamı
                  • 27 Haziran 2007
                  • 2545

                  #353
                  Domuz gribi Erzurum'da



                  ERZURUM (A.A)
                  Erzurum'da bir kişide domuz gribi belirlendi. Erzurum İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Serhat Vançelik, 5 gün önce Çek Cumhuriyeti'nden dönen ve yüksek ateş şikayetiyle bir hastaneye başvuran 35 yaşındaki M.A.'dan alınan kan numunesinde domuz gribi virüsü saptandığını söyledi.
                  Vançelik, tedavi altına alınan M.A.'nın 11 aylık bebeğinden de domuz gribi kuşkusuyla kan numunesi alınarak tahlil için Ankara'daki Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'ne gönderildiğini bildirdi.

                  *****************************************
                  Ankara,Diyarbakır derken Erzurum da girdi araya.
                  Kuş gribine n'oldu sahi.Kuşlar mı bitti?
                  Silah şirketlerinin önü kesildi İlaç şirketleri ön plana oturmaya başladı.
                  Kapitalist düzenin, düzen tezgahı.k24k24k24
                  Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                  Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                  Yorum

                  • ÇAKAL
                    Ağa'nın Adamı
                    • 27 Haziran 2007
                    • 2545

                    #354
                    Keşke siyasette kalsaydı.Hiç olmazsa bilimin de içine etmemiş olurdu.

                    Yaşar Nuri Öztürk bilim için siyaseti bıraktı


                    20.10.2009



                    Yaşar Nuri Öztürk, bilimsel çalışmalarına vakit ayıramadığı gerekçesiyle Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanlığı'ndan istifa etti. İstifasını yazılı bir açıklamayla duyuran Öztürk, "Bilim çalışmalarının yoğunluğu yüzünden yeterince vakit ayıramadığı siyasal çalışmalarına ara vermek, mesaisini ilmi-fikri faaliyetlerine yoğunlaştırmak üzere kurucusu ve genel başkanı olduğu HYP'nin genel başkanlığından istifa ettiğini'' bildirdi.
                    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                    Yorum

                    • ÇAKAL
                      Ağa'nın Adamı
                      • 27 Haziran 2007
                      • 2545

                      #355

                      Sen istediğin kadar iyi niyetli ol.



                      Ne bekliyordun ya?!!!!!!!!!!!!k24k24k24
                      İndirdiklerine bir de maaş bağla ki evde rahat rahat çalışsınlar,nüfus patlaması yapsınlar.k24
                      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                      Yorum

                      • ÇAKAL
                        Ağa'nın Adamı
                        • 27 Haziran 2007
                        • 2545

                        #356
                        Cenab-ı Mevlam şehit ailelerine sabır,birilerine de akıl/izan versin.
                        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                        Yorum

                        • ÇAKAL
                          Ağa'nın Adamı
                          • 27 Haziran 2007
                          • 2545

                          #357
                          Necati Doğru özür diledi sıra kimde?



                          Albay Dursun Çiçek imzası taşıyan ‘ıslak imzalı’ orjinal Demokrasiye Müdahale Eylem Planı’nın Ergenekon savcılarına ulaşmasının ardından gözler medyaya çevrildi.
                          Düne kadar, skandal eylem planı için ‘sahte kağıt parçası’ diyen medyanın tanınmış kalemleri sessizliğine bürünürken, ilk özür Vatan yazarı Necati Doğru’dan geldi. Skandal eylem planı gündeme geldiği günden bu yana skandal planın içeriğini yok sayan Bekir Coşkun, Yılmaz Özdil ve Oktay Ekşi, Fatih Altaylı gibi isimlerin özür dileyip dilemeyecekleri merak konusu oldu.
                          BELGE SAHTE DEĞİL ÖZÜR DİLİYORUM
                          Belgenin gerçek çıkmasının ardından okurlarından özür dileyen Necati Doğru şunları yazdı: Saklayıp gizlemeyi kalemime yakıştıramam; hiç eğip bükmeyeceğim. Belge gerçek çıktı. Belgenin sahte olduğunu; “Orduyu darbeci gösterme ve iktidar partisi AKP’yi mağdur-mazlum sayma niyeti bulunduğunu, bazı gazetecilerle aydınların bu kötü niyetin aleti yapıldıklarını” yazdım. Ben bu kez yanıldım Aralarında profesörlerin de bulunduğu Adli Tıp uzmanlarının açıklamasına göre, belgeyi Taraf Gazetesi’inde ilk kez yayınlayan genç muhabir Mehmet Baransu’nun haberi doğru çıktı. Belge sahte değil. Özür diliyorum.”
                          DAHA ÖNCE NE DEMİŞLERDİ?
                          YILMAZ ÖZDİL (26 Haziran-Hürriyet): Askeri Savcılık, “Bu belge sahte” dedi ve “Bu sahte belgeyi hazırlayan karanlık ellerin bulunması için” dosyayı sivil savcılığa gönderdi. Üstünü örtmedi yani... Aksine, polis sende, MİT sende, savcı sende, Adli Tıp sende... “Bul” dedi. (...) Bulun arkadaş...
                          BEKİR COŞKUN (17 Haziran-Hürriyet): Ergenekon davası, emekli paşalara ve sıradan insanlara gerekeni yaptı. Ama TSK içindeki rütbelilere uzanamadı... Bunun ön hazırlığı mıdır bu?..
                          HİKMET BİLA (24 Haziran-Vatan): Komik bir manzara... Bir o kadar da içler acısı... Biri havaya bir fotokopi attı, bütün Türkiye, rüzgârda uçuşan kâğıt parçasının peşinde koşuyor. Koskoca Türkiye’nin hali son günlerde bu...
                          FATİH ALTAYLI (27 Haziran-Habertürk): Olup olmadığı belli olmayan ve bir türlü belirlenemeyen bir belge. ...Bana göre Türkiye’de küçük bir azınlık dışında kimse bu meselenin detayına ilgi falan duymuyor. Oluşturulmuş bir suni gündem içinde debelenip duruyoruz.
                          OKTAY EKŞİ (25 Haziran-Hürriyet): “Belge” denen yazı bir fotokopi olduğu için (...) ...Jandarma’nın, Emniyet’in, Adli Tıp Kurumu’nun laboratuvarlarına başvurmuş. Hepsi ana hüküm olarak “fotokopiye bakarak imzanın gerçek olup olmadığının anlaşılamayacağını” söylemişler. Nitekim askeri savcılık da, “Belge yok, fail yok, suç yok” sonucuna vararak dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermiş. “Var diyen varsa buyursun” diyerek. • HABER MERKEZİ
                          STK andıcı doğruymuş
                          Islak imzalı plan ile birlikte gönderilen 2008 yılı Nisan ayında medyaya yansıyan STK andıcı hakkında hazırlanan “Genelkurmay tarafından yapılan soruşturma sonucu hazırlanan bilgi notu” andıcı doğruladı. Bilgi notunda, bu çalışmanın işbirliği yapılacak STK’ların belirlenmesi amacıyla yapıldığı anlatılıyor.

                          BÜNYAMİN DEMİRKAN
                          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                          Yorum

                          • PAŞA
                            Demirbaş
                            • 22 Mayıs 2009
                            • 100

                            #358
                            PKK açılımı yapanlara ithaf olunur....ıçlarına kına yaksınlar..

                            BİR SOĞAN SOYULUYOR, YAŞARIYOR GÖZLER, BİR DEVLET SOYULUYOR, ALDIRMIYOR ÖKÜZLER....

                            Yorum

                            • ÇAKAL
                              Ağa'nın Adamı
                              • 27 Haziran 2007
                              • 2545

                              #359
                              Bişeyin mohunu çıkarmada üzerimize yok.

                              Grip salgını çok abartıldı turizmde iptaller başladı






                              Kuş gribi yüzünden 2006’da 500 bin turistten olan turizm sektörü, gündemden düşmeyen domuz gribi yüzünden endişeli. TUROB Başkanı Timur Bayındır, turizmde iptallerin başladığını söyledi.

                              http://www.stargazete.com/ekonomi/gr...ber-221876.htm
                              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                              Yorum

                              • ÇAKAL
                                Ağa'nın Adamı
                                • 27 Haziran 2007
                                • 2545

                                #360
                                HAMDULLAH ÖZTÜRK

                                Bitirmek için daha ne yapılacak ki?


                                "Ordumuza şükran borçluyuz." cümlesi, "Neden şimdi?" minarelerin mahyalarına yerleştirildi ki?
                                İstanbul'un kurtuluş günü gelir-geçerdi ve birçok kimsenin haberi bile olmazdı!
                                Evvela iki hususun altını çizelim:
                                Birincisi, hiçbir düşünce, ideoloji, felsefe ve din, İslam dini kadar askerliğin manasını ve uhdesindeki vazifelerin önemini takdir edememiştir. O vazifelerin ifası esnasında dikkat edilecek hususları en ince ayrıntılarına kadar düzenleyip, hukukunu vazetmek İslam'a ait bir faikiyyettir. Sadece, sınırlarda nöbet tutma manasına gelen "ribat"a atfedilen değer bile İslam'ın, askerliğin manasına ve uhdesindeki vazifelere atfettiği kıymeti fazlasıyla gösterir. Yani hiç kimse, hakiki bir Müslüman kadar askerliğin manasını takdir edip, sevemez.

                                İkincisi, bir millet kendi ordusuna borçlanmaz. Onu takdir eder; meziyetleriyle iftihar eder. Bir ordu da kendi milletini borçlu göremez. Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir mesuliyeti olmadığı halde, düşmanlarımızın tasallutundan Türk milletini kurtarmak üzere -bizim Kore'ye gönderdiğimiz gibi- komşu ülke tarafından meccanen gönderilmiş bir ordu değildir ki biz ona borçlu olalım. O ordu, bizim çocuklarımızdan oluşmuştur. Biz, çocuklarımızın kahramanlığıyla iftihar eder, göğüslerine madalya takar, isimlerini "ebet müddet" başlarımızın üstünde gezdiririz; ama borçlanmayız.

                                Şimdi Genelkurmay karargâhından çıkan "Bitirme Planı" ile sarsılıyoruz. İktidarı devirmek, milletin bağrından çıkan ve yüzü aşkın ülkede başarıyla hizmet veren "Gönüllüler Hareketi"ni bitirmek için yapılan kim bilir kaç planlardan biri bu!

                                Bu tür planlar ilk defa yapılmıyor. 27 Mayıs'ı, 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı ve "e-muhtıra"yı hatırlayalım. 28 Şubat'ta alınan kararlardan sonra caminin minaresinden okunan ezana, içinde kılınan namaza müdahale etmek bile planlanmıştı: Türkçe ezan, Türkçe ibadet!

                                Ali Kalkancı türü operasyonlarla, kendini Rabb'isine adamış maneviyat abidelerinin itibarını sarsıp, kadın simsarı, para cambazı göstermek de vardı o planların içinde, başörtülülerin alnına "Fadime-Emire" damgası vurmak da!... O yüzden, öğrenci evlerine silah koyup, Alevilerle ilgili dokümanlar koyup, baskınlarla ortaya çıkartarak bir silahlı örgüt icat etme, Aleviler ile "Gönüllüler Hareketini" çarpıştırma planlarına kimse şaşırmıyor. Çünkü bizler, tıpkı Bush yönetiminin "Nükleer silah var." iddiasıyla Irak'a girdiği gibi, "Uzun namlulu silah var." iddiasıyla jandarmayı kız yurduna sokup, yurdu didik didik edenleri gördük. Yurttan bir çakı bile çıkmadı. Zaten maksat tedirgin etmekti. Tam tersi oldu. Artan ilgiden dolayı yurtlar ihtiyaca cevap veremez hale geldi. Tıpkı dindarı, ateisti, hatta Kemalisti ile herkesin "Bitirme Planı"nın karşısına dikildiği gibi. İşte bizim milletimiz budur.

                                Bu milleti hiç kimse kalbindeki asker sevgisiyle imtihan etmesin. Çünkü bu millet, asker sevgisiyle o elbiseyi istismar edenleri birbirinden ayırmayı çok iyi bilir...

                                Ne garip ki, o komutan, asılsız ihbarla kız yurdunda uzun namlulu silah arayadursun, PKK haftalarca süren bir çalışmayla doçkaları katırların sırtında sınırdan içeri sokuyordu. Mehmetçik bunu istihbar edip, baskın yapacaklar diye merkeze haber üstüne haber çekiyordu. Buna rağmen PKK elini kolunu sallaya sallaya baskını yapıyor ve Ankara'da bir ekip, bu baskının üzerinden Hava Kuvvetleri komutanının kellesini almak üzere hemen harekete geçiyordu!

                                Netice: Ergenekon sanıklarının savunmalarını tamamen "askere operasyon yapılıyor" mantığı üzerine kurup, kendilerini TSK ile özdeşleştirdiği bir zamanda... Danıştay cinayetini işleyen Alparslan Arslan'a mahkeme başkanı soru yöneltirken, Doğu Perinçek'in oturduğu yerden fırlayıp, "Her şeyin böyle ulu orta konuşulmasından endişe ediyorum!" dediği günlerde... Ergenekon sanıklarına selamlar yollayan muhalefetin alabildiğine sertleştiği ve "demokratik açılımın" bir çuval gibi hükümetin kafasına geçirilerek, Ergenekon sanıklarının kahraman ilan edileceği beklenirken... Bir de bakıyoruz ki, mahyalarda "Ordumuza şükran borçluyuz" yazıyor! Kalbim acıyor. Çünkü bir zamanlar Tayyip Bey'in okuduğu "Kubbeler miğfer, Minareler süngü..." mısraları geliyor aklıma.
                                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information