Ay Yıldız

Collapse
This topic is closed.
X
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • TALEBE
    A-YI
    • 24 Ekim 2010
    • 1221

    #136
    aralarda kaybolmasın...

    Tnaaa28 'den.....

    PD/DD oranına göre en ucuz kalmış hisseler...........

    Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

    Yorum

    • TALEBE
      A-YI
      • 24 Ekim 2010
      • 1221

      #137
      Efekentten................... aynen devam...............

      Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

      Yorum

      • TALEBE
        A-YI
        • 24 Ekim 2010
        • 1221

        #138
        yine...aralarda kaybolmasın....

        Aşağıdaki yazıyı Mahir Kaynak 18 şubat 2010'da yazmış. Skender'in siyasi kayıplarını anlatıyor.

        BU ORTAMDA GÜVENİLEBİLECEK TEK FİNANSAL OLMAYAN ENSTRÜMAN ALTINDIR...

        Ukrayna’daki devlet başkanlığı seçimleri henüz sonuçlanmamış olmasına ve ikinci turun sonunda yeni devlet başkanının belirlenecek olmasına rağmen genel eğilim turuncu devrimin sona ereceğini göstermektedir.

        Devlet dışı aktörler her zaman siyasette etkili olmuşlardır ama devletin yerine geçememişlerdir. Yasa dışı örgütler, dini kurumlar, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları gibi örgütlenmeler her zaman siyasette etkin olmuşlardır. Ancak son yıllarda devletin de üzerinde bir etkiye sahip olma iddiasında olan bir gücün ortaya çıktığı görülmekteydi. Küresel sermaye alışageldiğimiz ve devletlerin belirleyici olduğu siyaset dönemini sonlandırmak ve dünya ölçeğinde bir yönetim oluşturmak peşindeydi. Bu yolda önemli başarılar elde etmiş ve büyük ülkeler de dahil birçok yerde belirleyici konuma gelmişlerdi. Mesela Yeltsin döneminde Rusya’yı kontrol etmekteydiler, ABD’nin yönetiminde belirleyici olmuşlardı. Ancak onları gerçekleştirdikleri renkli devrimlerle tanıdık. Para sihirbazı olarak adlandırılan G. Soros bu gücün simgesi olmuştu ve devrimlerin arka planında onun adı geçiyordu.

        Bu siyasi gücü uzun zamandan beri izliyordum ve 11 Eylül saldırısını küresel sermaye ile ulus devletler arasındaki çatışmanın gün yüzüne çıkması olarak değerlendirdim. Bu çatışmanın ulus devletlerin zaferiyle sona ereceğini ve küresel sermayenin siyasal gücünü yitireceğini öngörmüştüm. Yaşadığımız ekonomik kriz küresel sermayeyi etkisizleştirme projesiydi ve bu güç kan kaybediyordu.

        Ukrayna’daki turuncu devrim küresel sermayenin en önemli kazanımlarından biriydi. Dünya ölçeğindeki dengelerde önemli bir yere sahip olan Rusya’nın stratejik bir bölgesini kontrol altına almıştı. Son seçimlerin bu ülkedeki turuncu devrimi sonlandıracağı ve Rusya’nın stratejik kaybının telafi edileceği söylenebilir.

        Bir soruyu cevaplandırarak küresel sermayenin rolü daha iyi anlaşılır. Son yıllarda Çin’in hızlı bir ekonomik gelişme sağladığı ve çok uzun olmayan bir vadede ABD’yi de geçerek dünyanın en büyük ekonomik ve buna bağlı olarak askeri gücü olacağı söyleniyordu. Bu gelişmenin arka planında bu ülkeye akan yabancı sermaye olduğu biliniyordu. Eğer küresel sermaye ABD tarafından kontrol ediliyorsa neden kendisini ikinci plana atacak böyle bir süreci destekliyordu?

        Gerçekte küresel sermaye herhangi bir devletin kontrolünde değildi ve onu belli bir coğrafyayla özdeşleştirmek yanlıştı. Bu güç tüm dünyayı yönetmek iddiasındaydı ve ülkeler arasında bir ayırım yapmıyordu. Çin onun için hem ucuz işçiliğin olduğu ve yatırım yapılması uygun olan bir yerdi hem de bu ülkenin tasarrufları ona çok büyük bir kaynak sağlıyordu. Tüm dünyayı finans kurumları sahip ve yöneticileri yönetecek ve bu yönetim dünyaya refah ve barış getirecekti. Çünkü savaşlar farklı güçleri temsil eden devletler arasındaydı ve tek bir gücün yönettiği dünyada savaş olmazdı.

        Bu idealin iyi ya da kötü olduğunu tartışmak anlamsız. Sadece mümkün olup olmadığı sorgulanabilir ve bana göre tarihin seyri buna imkan tanımamaktadır. Şimdi bu gücün tasfiye sürecini yaşıyoruz ve bu süreç her ülkede etkisini gösterecektir.
        Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

        Yorum

        • TALEBE
          A-YI
          • 24 Ekim 2010
          • 1221

          #139
          kuzu.....

          Tnaaa28 Nickli Üyeden Alıntı
          XU100

          Click this bar to view the full image.

          XU30

          Click this bar to view the full image.


          GRAFIMIZ BU....teknik olarak....orta vadede....cikis teyit edildi....20 gunnuk....asagidan gelip 50 gunnugu yukari kesti....fiyat....200 gunnukler etrafinda....bear bull un dedigi uc ortalamada gidiklanacak....


          bizim derdimiz su....duzeltme var mi ve nerede olacak.....


          ilk duzeltme....fiyatsal denge hali olustumu gelir....

          bu denge....genelde....bu 6 aylik grafta.....5...10....ve 20 gunnugun ortusmesi halinde sonlanir....bu ortusme....duzeltme geldiginde....hizla 20 gunnuge inilir....su anda ulusal 30 da....bu rakkam 64 700 de....yukseliyor hergun....


          duzeltme geliyorum demez....birden gelir ve 20 gunnuge yonlenir....

          duzeltme bitisini biz....5...10...ve 20 gunnugun ortusmesi ile anlariz....


          duzeltme baslangicini ise....5...10...20 gunnukler arasi farkin acilmasi sinyaller....FIYATSAL UCURUMLAR....buyudumu....farklar yani....BEN GELIYORUM DER...

          .............................

          unutmayin....2008 de dipten donup olan cikista....200 gunnugunde yuzde 8 ustunden duzeltme gelmisti.... unutamiyorum...cunki kol kesmistim....tarihimde ilkti....
          ..............
          ote yandan....

          DXY 78.85 de.....parite 1.32 de....yen degerleniyor....net sinyal global olarak yok....hem baltik endeks...hemde cin navlun endeks felaket dustu....yani mal akisi dipte....yani DEFLASYON boguruyor....

          fekat....icdinamikler nedeniyle borsalar hala cikista ve bu bizim ucun dogal....CUNKI...kollar kesilecek...bu is boyle hep....
          Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

          Yorum

          • TALEBE
            A-YI
            • 24 Ekim 2010
            • 1221

            #140
            bu da dursun.... bakalım...denk düşer mi..? alıntıdır...........

            Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

            Yorum

            • TALEBE
              A-YI
              • 24 Ekim 2010
              • 1221

              #141
              YAPMAM GEREKEN.....


              taka emice....
              bir klasik haline gelmiş "para nasıl kaybrdilir" topiğinin http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=641 açılışında BaBa
              " Nasil Para Kaybedİlİr?
              Bu forumdakiler,diğer forumdakiler,hatta öteki forumdakilerin bilmedikleri bu işte! Seansyorum .com diyorki duygusuz yatırmcı parayı çuvalla topladı, hisse.net diyorki zamanında borsada olursanız kazanırsınız, tilki diyorki YOKSAN AL kazan, ayı diyorki KAZSAN al, KMX sin zaten ne dediği belli değil, teknik analiz uzmanı diyorki, kırarsa al, kırmazsa satma!!!!!!!!!!!!!
              YAHU kardeşler 1985 den beri bu işi yapıyorum,kazananı görmedim (sonunda tabii) milyonda bir varsa git piyango al, toto, loto oyna, ne işiniz var borsada, unutmayın bilgi en değerli hazinedir, size bilgi verenler hazinelerini teslim ediyorlar, eger hazineleri yoksa zaten bilgisizler, ki hepsi öyleler, öyle hikayeden duygusuz yatırımcı falan olmaz, insan Allaha şükürkü duygu yüklüdür, eğer duygusuzluk önemliyse bilgisayarlar malı götürürlerdi.
              Eğer borsaya kote bir şirketiniz yoksa,burada ancak kaybedersiniz! Benden söylemesi!!!!!!!!!!!!!!!!! "
              diyor.....

              Taka emice,
              Yakın mesafede olsak, senin bildiklerini öğrenmek için kapını her gün çalar, başını bolca ağırtırım......

              Grafiği "para" her zaman çiziyor... Sonraki hareketleri için bir zemin oluşturuyor... İşine geldiği zaman da , helvadan put yapıp O'na tapanların yaptığı gibi, acıkınca "helvayı yiyor"........

              Bütün dünya düşüyor..... Biz çıkıyoruz..... Değişen ne var...?

              Kuzu "bizim psikolojimize oynuyorlar" diyor.... Oyuncu "yerli" diyor..... Katılıyorum.....
              Yılbaşından önce $ dolların uçacağına hepimizi inandırdılar..... Merkez bankası başkanıyla dalga geçildi..... Çoğumuz inandık..... Forumlar 1.88-190 dan $ almışlarla dolu.........

              Şimdi 3 tane hisse ile endeksle oynuyorlar......

              Ben talebe A-YI , Bilanço inceliyorum......... Temel analiz yapmaya çalışıyorum.......... İşin doğrusunun böyle olduğuna..... inanıyorum.....

              2011'de
              ÖNCE.... SAGYO (SAFGYO) 0.92 kuruştu, 2.00 TL'ye kadar çıktı......
              SONRA.... VKGYO, 1,30 kuruşlardan 2,70 kuruşları gördü.......

              Bu bulduğum iki kağıdın hakkını bütün portföyümle verebilseydim...... Bana yeterdi....

              Ama bu "algılarımızla oynanması" ve "insanımızın temel analiz yerine teknik analiz " üzerinde yoğunlaşması......

              Kısa zamanda hedefe varma duygumuz..........

              Bizi bitiren bu......

              Borsada başarıya ulaşanlar, temel analizi sağlam bir hissede 2-3 yıl beklemeyi göze alabilenler.....

              Bunun dışında , benim gibilere mama yok.........

              Ne diyor BaBa..?
              Eğer borsaya kote bir şirketiniz yoksa,burada ancak kaybedersiniz! Benden söylemesi!!!!!!!!!!!!!!!!!

              Saygılarımla
              talebe A-YI
              Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

              Yorum

              • TALEBE
                A-YI
                • 24 Ekim 2010
                • 1221

                #142
                Kuzu'dan.........

                2012 yili ve borsalar....

                OLUSMUS ORTAK KANAAT SU....borsalar gocecek.....2012 felaket olacak....herkes bu konuda hemfikir....

                guzuda derki....hadi lem kerizzler....tam tersine cikacak....

                peki neden guzu boyle dusunuyor....

                1...soyulmus ve borclandirilmis devletlerin paralari UCMADI...BIRILERININ ELINDE BUNNAR...

                2...Soyulmus ve borclandirilmis devletler iki guruba ayrilir...

                2-a....parasi rezerv para olan soyulmus ve borclandirilmis olanlar....dolar...euro...yen...pound....

                2-b....parasi rezerv olmuyanlar....

                COZUM...

                2-A....REZERV parasi olanlar batmaz...para basar ve verir...bu parayi alan bankalarda kolletaral olarak ulke bonolarini verir....avrupa bu ise basladi bile...

                2-b....REZERV parasi olmuyanlar ise....DEVALUASYON YAPAR....turkiye gibi....

                BU IKI COZUM DEVREYE GIRDIMI....GERIYE BI SORUN KALIYOR....

                o sorun su....devletleri soyarak birilerinde toplanmis bu para...dolarda...euroda...yende ve poundda....

                bu para tek seye bakar....DEGERINI YITIRMEMEYE BAKAR...SKENDER BU PARAYI ALDI...BUNUN DEGERLI KALMASINI ISTER....

                oyleyse....rezerv paralar arasinda kararli bi denge kurabilirse....

                2012 de....

                bu kararli denge ile....SKENDER TUM PIYASALARI FISEKLER.....

                buda soyle olur...2012 ilk uc ayda haberler iyice kotulesir ve fekat borsalar gidim gidim yuzde 25 cikar....kimse korkudan mala giremez bu donemde...ikinci uc ayda haberler iyilesir....herkes agir agir borsaya gelirken...ikinci yuzde 25 cikis olur ve MAL GENE YIKILIR....

                tahmin ediyorum...tum basinda...tum forumlarda amerika dahil....BENDEN BASKA BUNA INANAN YOK SU ANDA.


                yukaridaki yorumu....26 aralikta verdim....gidin bakin forumlara....26 aralikta herkes ne diyordu....48 000 kirilir hedef arzin merkezi diyordu.....

                BENI BUNUN UCUN OKUYORLAR....kara kasim ve kara gozum ucun degil....

                yazin boyle seyler....sizide okusunlar yawrularim....ama bunu yazmak ucun derin bilgi ve reseach gerek ............

                .............. .........................
                Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                Yorum

                • TALEBE
                  A-YI
                  • 24 Ekim 2010
                  • 1221

                  #143
                  kuzu Nickli Üyeden Alıntı
                  bu yorumumu hisselerde degerlendirirken.....lehman oncesimi....2009 mu....bunu arayin....



                  garan....dusen kanal direncine geldi ve etrafinda....yani tam yuzde 25 cikis sonunda...

                  akbank...dusen kanal direncini yukari kirdi....bu o zamanda yukari kirmisti....

                  isc...........dusen kanal direncine dayanmak uzere....

                  halkbank....ayni...

                  vakifbank....dusen kanal direncinde bununki yatay asal cizgidir....

                  yapi........dusen kanal direncinde......az kaldi dayanmak uzere....



                  kochol.....dusen kanal direncini feci kirdi.....ust yatay asal direncte....

                  sahol......ayni....


                  kardemir d....ayni....

                  eregli.............ayni....

                  petkim...........ayni.....


                  telekominasyon....tcell ve ttelekom....kritik yerde....

                  TUPO....bu sakli bomba patlamadi henuz.....





                  LAFI UZATMIYAYIM.....ANA YORUMUMDA VERDIGIM YUZDE 25 ILA 30.....SAGLANDI.....



                  CIKACAKSA.....


                  hisse degisimleri olmali tam buralarda.....

                  Geride kalanlari isaret etmistim....onlarda ciktilar....TUPO da patladi.....yuzde 13 yapti....

                  hisse tasimada hadise sudur....

                  dipte yuzde yuz.....ilk yuzde 25 cikista....bunu sagliyan hisselerden cikip digerlerine akmak....ardindan....hepsinde yuzde 50 azalmak...

                  yani dipte yuzde 100 mal.....


                  ilk yuzde 25 endeks cikisinda...hisseler arasi akista yapildiktan sonra....MAL ORANIN YUZDE 50....YE INIYOR....

                  boylece....riskin ve ilk karin kilitleniyor....kalan yuzde 50 ile devam....



                  bu arada TUPO 46 oldu....48 olabilir....ve yeterli bence....kademeli cikis yerindeyiz....

                  BUGUN COK ONEMLI....

                  yunan isindeki beklenti bugun biter....olumlu veya olumsuz....her iki haldede KAR SATISLARI GELIR....

                  kaartlar tumde ust direncleri ihlal etti....CIKIS UCUN UYGUN GUN.....
                  vob da....


                  APS....211 000 i asti.....6000 ilave kontrat var....demekki yukarilarda bayagi sartli stoploss lar var....

                  haber olumluysa yukarı çıkış var.... evet..... panik yapmiyacan ama.... gidip stoplari patlatip donecek....

                  Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                  Yorum

                  • TALEBE
                    A-YI
                    • 24 Ekim 2010
                    • 1221

                    #144
                    ......................................3 gün önce..................................
                    kuzu Nickli Üyeden Alıntı
                    su an skender egitim yapiyor....SARTLANDIRIYOR...

                    kimi....

                    iki gurubuda....

                    kim bu guruplar....

                    shortcular veya maldan erken inenler....bunlar ayni pisokolojide su an...bunnara biraz inip umut veriyor ve sonra mermi hiziyla dahada yukari cikip hem zararini buyutuyor....hem umudunu tuketiyor....

                    longcular ve maldakiler....

                    onlarada diyorki....shortluyani veya maldan inene ne yaptigimi gordunuz....onlarinda acgozulugunu kiskirtiyor....

                    bu egitim nerede sonlanir....LONGCULAR VE MALDAKILER....KEMIKLESIR....

                    shortcular ve erken inenler umutsuzlasir....shortu kapar ve mala biner....

                    bunu ard arda yaptigi dusus ve hizli direncli cikislarla sergiler....son dususunde sonucu izler...KEMIKLESME VARSA....



                    20 GUNNUGE MERMI HIZIYLA INER.....ISTERSE HABERLER GUNNUK GULISTANLIK OSSUN....FARKETMEZ.

                    Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                    Yorum

                    • TALEBE
                      A-YI
                      • 24 Ekim 2010
                      • 1221

                      #145
                      imkb 30 da....en son patliyan kaart hep TUPO dur.....bunu obur koydeykende sik sik yazardim....bazen yerini tcell alir.....
                      .............................düşüş...
                      aşağı düşüşün gideceği yer....................
                      ............ longculari maldan indirmeden birakmaz....garanda aciga verdigi mali yerine komadanda birakmaz....

                      bu genelde 20 gunnuk ortalamadir....
                      Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                      Yorum

                      • TALEBE
                        A-YI
                        • 24 Ekim 2010
                        • 1221

                        #146
                        "Fiyat , bir mala sahip olanların ondan vazgeçmek ; ona sahip olmak isteyenlerin de bedel ödemeye razı oldukları tutardır.Elinizdeki hisseyi bu fiyat seviyesinde tutmaya devam ettiğiniz halde yeni alıcılar daha yüksek bir fiyat teklif etmiyorlarsa şartlar henüz olgunlaşmamış demektir.Hissenin fiyatının ucuz ya da pahalı olması yönünde belirttiğiniz görüşler sizin şahsi görüşünüzdür ve piyasayı bağlamaz.Ne zamanki çoğunluk fiyatların ucuz kaldığını düşünür işte hareket o zaman başlar.Piyasayla inatlaşmayın , demekki hala pahalı olduğuna inanan insanlar varki yeni alıcılar gelmiyor."
                        MC den alıntı.
                        Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                        Yorum

                        • TALEBE
                          A-YI
                          • 24 Ekim 2010
                          • 1221

                          #147
                          bulunsun..................
                          Chris Bowlby
                          BBC muhabiri




                          Yunanistan'da parlamentonun kemer sıkma önlemlerini kabul kararı kısa vadede iflas tehlikesinin savuşturulmasını sağlamış olabilir, ama aşırı borcunu azaltmaya çalışan ülke yıllarca sürecek ekonomik krizlerle karşı karşıya.

                          Ülkenin euro öncesindeki para birimi drahmaya dönmesi fikrine destek artarken, Avrupa liderleri de Yunanistan'ın eurodan ayrılması durumunda para birliğinin hayatta kalabileceğini söylüyor.

                          Peki Yunanistan yeni bir para birimine geçerse ne olur?
                          Euro bölgesi krizi sadece siyasi anlaşmalar ya da ekonomik analizlerden ibaret değil. İşin bir de insanların cebindeki paraya olan güven boyutu var.
                          Euronun her euro bölgesi vatandaşı için daha bütünleşmiş ve istikrarlı bir Avrupa kıtası yaratması umuluyordu.
                          Ancak eğer tek para birimi parçalanmaya başlar, bir ülke kendi ulusal para birimini yaşama geçirmeye girişirse euro bölgesinin tamamı bundan etkilenecek.
                          Yunanistan'a ilişkin borç paketi pazarlıkları devam ederken, ülkenin içindeki siyasi kriz de artıyor. Kemer sıkma önlemleri can yaktıkça krizin yakın zamanda çözüleceğine inanan pek yok.
                          'B Planı'nda ne var?

                          Euro bir arada kalamazsa ne olacağı sorusuna, hararetli tartışmalarda özel sohbetlerde yanıt aranıyor.
                          Euronun tarihi konusunda bir kitabı olan ve merkez bankası konularıyla ilgilenen bir düşünce kuruluşundan David Marsh, euro'nun kilit oyuncularıyla da yakın temasta. ''Bir B Planı bulunduğuna ikna olmuş durumdayım. İnsanlar bana böyle bir plan olduğunu söylediler'' diyor, ama planın gizli olduğunun da altını çiziyor.
                          Gizliliğin nedeni ise panik yaratmama arayışı. Yunanistan'da zaten mevduat sahipleri kitlesel biçimde olmasa bile bankalara akın etmişlerdi krizin ilk aşamalarında. Paralarını çekmiş ya da yurtdışına transfer etmişlerdi.
                          Siyaset bilimci Aristotle Kallis, ''İnsanlar birşeylerin korkunç bir şekilde ters gitmesinden endişeli. Ya Yunanistan euro'dan çıkacak ya da çıkarılacak korkusu'' diyor.
                          Ardından da, yeni para birimiyle gelecek olan bir devalüasyon, varlıklarının değer kaybetmesi, daha da ağırlaşacak bir yoksullaşma.

                          Yeni para birimi

                          Euro'dan ayrılmayı planlayan bir hükümet, muhtemelen öncelikle uluslararası darphanelerden biriyle, örneğin İngiltere merkezli matbaa De La Rue'ye âcil bir telefon edecektir.
                          Şirket, İngiliz sterlininden Irak'ın yeni parası dinara kadar çok geniş bir portföye sahip.
                          Peki yeni banknotlar ve bozuk paraları yürürlüğe sokmak ne kadar sürer?
                          De La Rue'nün danışmanlarından Mark Crickett, ''Dört aydan daha kısa süreceğini zannetmiyorum'' diyor.
                          Ama siparişi verecek hükümet, paniğin yayılması kaygısıyla sipariş ve teslimat işlerini olabildiğince gizli bir şekilde yapacaktır.
                          Euro'nun işlemden çekilmesi, muhtemelen âni bir şekilde duyurulacak ve geçici bir süreliğine, mesela dört aylığına geçici bir para birimi kullanılacaktır.


                          Yeni para birimi eğer Drahmi olacaksa, bir euro'ya eşit bir değerde ortaya çıkması, ardından da hızla devalüe edilmesi beklenebilir.

                          Yunanistan'daki sermaye kontrolü, Yunan halkının eurolarını devalüe edilmiş bir kurdan yerel paraya çevirmeyi sınırlayacak, eski euroları yastık altlarında bulunduranlar ise muhtemelen sınıra doğru hareket edecektir.
                          Mark Crickett, böyle bir durumda ise hükümetin önünde, paranın çıkışını önlemek için ''sınırları kapatmak'' gibi bir seçenek olabileceğini söylüyor. Bu ise insanların, malların ve hizmetlerin serbest dolaşımı esası üzerinde kurulan Avrupa Birliği projesinin sorgulanması anlamına gelecek.
                          Ayrıca hareket sınırlaması diğer euro üyelerinde de paniğe neden olacak.
                          Euro bölgesinin dağılmasının ne anlama geleceği soruları üzerine çalışmaları bulunan, UBS'in baş stratejistlerinden, Larry Hatheway, ''Düşünün, Portekiz vatandaşısınız, birileri gelip size, 'gördün mü, Yunanistan euro bölgesinden ayrılmış.' diyor. Mantıklı hareket, kişisel servetinizi, paranızı Portekiz'de tutup tutmamayı gözden geçirmektir.'' şeklinde konuşuyor.
                          Eğer euro bölgesi dağılırsa, kıtanın para birimi bir belirsizlik dönemine girecek ve insanlar siyasetçilerinin hatalarının bedelini ceplerinden ödeyecekler.
                          Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                          Yorum

                          • TALEBE
                            A-YI
                            • 24 Ekim 2010
                            • 1221

                            #148
                            ARTIK'çı yazmış.....
                            Notçu Fitch'in yaptığına bakın
                            İzlanda, küresel ekonomik krizde ilk batan ülke oldu. Yabancı bankalardan alınan borç paralarla kurulan kâğıttan kulenin yıkılmasıyla, refah devleti İzlanda bir anda çöktü.
                            İzlandalılar bankalardaki mevduatlarını bile alamadılar. Ülke IMF'ye gitti. Böylece yaşadığı kaotik ortamdan biraz olsun kurtuldu. Altı yedi ay önce de IMF ile programı bitti. Ülke derecelendirme kuruluşu Fitch, bunun üzerine geçen cuma İzlanda'nın notunu "yatırım yapılabilir" seviyeye getirdi.
                            Anlayacağınız Fitch, İzlanda'nın notunu, Türkiye'nin BB olan notunun üzerine çıkardı ve BBB yaptı. Oysa İzlanda'nın ekonomik verileri Türkiye ile mukayese edildiğinde, Türkiye'nin notunun en az "A" olması gerekiyor. Çünkü IMF anlaşmasından çıkması nedeniyle övülen İzlanda'nın konumundan çok daha iyi bir ekonomik yapıya Türkiye dört yıl önce kavuştu. Türkiye, IMF'den borç almadığı gibi, anlaşma yapmamasının ardından mali disipline çok daha uyarak bütçe açığını azalttı, borç yükünü düşürdü ve büyüme hızını artırdı. Böylece Türkiye, IMF'nin yarattığı ahlaki zafiyeti de ortadan kaldırmış oldu.
                            "Nedir IMF'nin yarattığı ahlaki zafiyet" derseniz... Politikacılar, bürokratlar ve işadamları "nasıl olsa IMF ile anlaşmamız var" diyerek aşırı risk almaktan çekinmezler "nasıl olsa IMF kurtarır" düşüncesiyle hareket ederler. Hatırlarsanız, İstanbul'un statükocu işadamları IMF ile anlaşma yapmak için bir ara nasıl çırpınmışlardı. ABD elçisine bile gidip, Hükümet'i, IMF ile anlaşmadı diye şikâyet etmişlerdi.
                            İşte onların şikâyet ettiği Türkiye, IMF ile anlaşmayarak ülke ekonomisinin kaynaklarının israf edilmesini önledi. IMF anlaşmasından kurtularak ahlaki zafiyeti de ortadan kaldırmış oldu.
                            Gelelim notu yükseltilen İzlanda'nın ekonomik verilerine... Türkiye'nin notu inatla "yatırım yapılamaz" seviyede tutulurken, notu "yatırım yapılabilir" seviyeye getirilen İzlanda'nın hâlâ devlet borçlarının milli gelirine oranı yüzde 107. Bütçe açığının milli gelire oranı ise yüzde 6.5, hane halkının borçlarının milli gelire oranı da yüzde 200.
                            Oysa Türkiye'de bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 1.4, kamu borçlarının milli gelire oranı yüzde 39 ve hane halkı borçlarının milli gelire oranı yüzde 17. Bu veriler dikkate alındığında, acaba hangi ülke borçlarını daha kolay ödeyebilir? Tabii ki Türkiye. Ama nedense Türkiye'nin notu "yatırım yapılabilir" seviyeye getirilmiyor. Çünkü yatırım yapılabilir bir not faiz lobisinin asla işine gelmiyor.
                            "Türkiye'nin notunun yatırım yapılabilir seviyeye gelmesi niye faiz lobisinin işine gelmiyor?" sorusunu hâlâ gerekçelendirmemizi isteyenler çıkabilir.
                            Türkiye'nin notu "yatırım yapılabilir" seviyede olunca, küresel fonlar, Türkiye'ye en az 50 milyar dolarlık doğrudan sermaye girişine başlayacak. Fon girişi olunca da faizler en az iki ya da üç puan gerileyecek. Hatta faizler, beklenen enflasyon düzeyi olan yüzde 6.5 seviyesine düşecek. Böylece Başbakan Erdoğan'ın söylediği gibi sıfır reel faiz hedefi gerçekleşecek. Bu durumda da faiz lobisinin kazancı azalacak!
                            Dünyada zaten bol ve ucuz olan parayı faiz lobisi Türkiye'de beş altı katına satamayacağı için işleri sarpa saracak. İşte bu nedenle Türkiye'nin notunun artmasını faiz lobisi hiç ama hiç istemiyor. Hatta kredi derecelendirme kuruluşlarına Türkiye'nin notunu indirmesi için baskı yapıyorlar. Zaten faiz lobisinin Türkiye'nin notunun haksız yerde olduğunu, bu ülkeye haksızlık yapıldığını söylediğini ya da yazdığını bugüne dek siz hiç duydunuz mu? Hayır. Aksine, onlar şimdi yine İzlanda'nın not artışını haklı bulup, Türkiye'nin notunun artmaması için bin dereden su getirmeye devam edeceklerdir. Bundan hiç şüpheniz olmasın.
                            Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                            Yorum

                            • TALEBE
                              A-YI
                              • 24 Ekim 2010
                              • 1221

                              #149
                              kuzu......dan.
                              elimde assagi inerken yaptigim piramitler var....onlari uzlasmaya biraktim....carsamba gunu....

                              ya 69 000 dan uzlasir.....yada 67 000 den....eli 67 000....

                              ama....ana kari almam icabediyordu....risk yonetimi geregi....


                              KADEMELI GIRIS....KADEMELI CIKIS....

                              DIBE YAKLASTIKCA MIKTARI AZALT.....TEPEYE YAKLASTIKCA MIKTARI COGALT....short ucun bu...longda tersi....
                              Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                              Yorum

                              • TALEBE
                                A-YI
                                • 24 Ekim 2010
                                • 1221

                                #150
                                erol.erdem aktarmış.......

                                Buraya aktardım..... Cevap beklemiyorum......

                                Değersizlik inancı sendorumu (DIS) nedir?

                                Bir insanın bilinçaltında yerleşmiş olan değersiz olduğuna olan inancın ortaya çıkardığı duygu, düşünce ve davranışların tümüdür.

                                Her insanın bilinçaltında değersizlik inancı (DI) değişik düzeylerde vardır. Bu inancın yerleşimi bir süreçtir. Kaçınılması çok zor olan hatta mümkün olmayan bir süreç.

                                DI temel bir inançtır. Bu inanç kendine bağlı değişik mini inançlar oluşturur. Bunlar yetersizlik, güçsüzlük, beceriksizlik, çaresizlik, zayıflık vs gibi inançlarıdır.

                                Sendrom tıbbi bir terimdir. Bedenin farklı organlarında birbirine benzer hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına sendrom denir. Örneğin Behçet Sendromu. Aynı tip yaralar hem ağızda, hem gözde, hem de cinsel organların cilt bölümlerinde ortaya çıkar. Yani aynı anda bir çok organ aynı tip mekanizma ile hastalığa yakalanmış olur. Sendrom diyebilmemiz için hastalık belirtilerini yaratan mekanizma ortak olmalıdır. Örneğin otoimmün mekanizma gibi. Behçet Sendromunda bedenin bağışıklık sisteminde bir bozukluk söz konusudur. Beden kendini yabancı bir madde olarak algılayıp kendi bedeninde tahribat yaratır. Aynı sebep değişik belirtilerle kendini gösterir. Yani görme bozukluğu olabilir. Ağızda yaralara bağlı olarak yeme bozukluğu ortaya çıkar gibi.

                                Eğer mekanizmalar farklıysa o zaman sendromdan bahsedemeyiz. Oluş nedenleri farklı iki hastalığın aynı kişide bulunması söz konusudur.

                                Değersizlik inancı değişik kişilerde değişik davranış modellerine neden olur. Psikolojide bu farklılıklar farklı mekanizmalara bağlıymış gibi sunulur. Kişilik farklılığı denir. Ya da değişik ruhsal hastalık adları adı altında incelenir. Sanki her biri için farklı hastalık yaratan mekanizmalar varmış gibi.

                                Ama bu kitapta ben bu farklı gibi görünen davranış şekillerinin hemen hepsinin değersizlik inancından kaynaklandığını açıklamaya çalışacağım. Ortak mekanizma aynı olunca tüm bu davranış, duygu ve düşünce şekillerini sendrom adı altında inceliyorum. Adına da değersizlik inancı sendromu (DIS) diyorum.

                                Bu bir açıklama modelidir. Ama model hemen bir çok açıklanması zor olan davranış şekillerini kolaylıkla açıklamaktadır. Bu açıklama için zihin modeli ve inanç sistemlerinin oluşum görüşleri temel olarak alınmıştır. Bir kişiye anlamsız gelen davranışlar akla yatkın bir mekanizma ile açıklandığı ve kişinin aklı da bu açıklamaya yattığı andan itibaren kişide olumlu değişimler başlamaktadır. Doğru açıklama iyileşmeye giden ilk adımdır. Bu açıklama temelinde organize edilen zihinsel çalışmalar eğer iyi sonuç veriyorsa o zaman bu açıklama doğru olmasa da yararlı olmaktadır. Ben de kendi pratiğimde bu açıklamayı zihinsel düzeyde iyileştirme çalışmalarımda temel aldığım zaman çok daha etkin sonuçlar almaya başladım.

                                Dikkat; duygu değil inanç;
                                Benim değersizlik kavramına getirdiğim en büyük katkı bunun bir inanç olduğunu ileri sürmemdir. Yoksa değersizlik psikolojide bilinen bir kavramdır. Ancak tüm psikoloji kitapları ve öğretileri bunu sanki doğuştan gelen bir his olduğunu ileri sürerler. Bu kavramın babası olan Alfred Adler tüm hastalıkların içinde bir aşağılık kompleksi olduğundan bahseder. Bizde de halk arasında bu kavram aşağılık kompleksi olarak bilinir.

                                Aşağılık kompleksi bir insanın kendini diğer insanlardan aşağı hissetmesidir. Bu kompleksin açıklamasına bakıldığı zaman benim bu kitapta anlatmaya çalıştığım değersizlik inancıyla pek benzerliği olmadığı görülecektir. Adler bir çok sorunun zamanla aşağılık kompleksine yol açtığını ileri sürer ama bu tezlerini dayandırdığı sağlam bir teorisi de yoktur. Adler'e göre kişi önce yetersizliğini fark eder ve bu yüzden aşağılık kompleksi hissetmeye başlar. Sonra bunu kompanse etmek için nevrotik semptomlar geliştirir. Halbuki, bu kitapta da göreceğiniz gibi değersizlik inancı çoğu zaman gizli kalır. Çoğu ciddi başarıların ardında güçlü bir değersizlik inancı neden olarak durur.

                                Aşağılık kompleksi bir hakaret olarak algılanır. Bir kişiye böyle bir şey dediğinizde size tepki gösterecektir. Bir yönüyle bu tepkiye hoş bakabiliriz. Ama değersizlik inancını iyi anlamamız gerekir. Bu bir süreçtir. gelişimin bir parçasıdır. Kimse bu süreçten kendini kurtaramaz. Bu nedenle alınacak kızacak bir şey yoktur. Red etseniz de bilinçaltınız bildiğini okuyacaktır.

                                Hemen birinci bölümde böyle bir kavramla karşılamak sarsıcı olabilir. İçinde değersizlik inancı olan bir kişinin böyle bir inanca sahip olması kolay kabul edilecek bir kavram değildir. hemen şu anda içinizde bir huzursuzluk hissetmişseniz, içinizde bir tepki hissetmişseniz değersizlik inancınız titreşmiş demektir. İçinizdeki değersizlik inancını gizleme çabası içinde olan bilinçaltınız bunu sizden bile gizlemeye çalışacaktır. Ama bilinçli olarak hemen şunu fark etmeniz gerekir. Böyle bir inanç sizin seçiminiz değildir. Utanılacak bir şey değildir. hemen herkesin bilinçaltında belli oranda yerleşmiş bir inançtır ve belli bir sürecin sonunda oluşmuştur.

                                İçinizdeki değersizlik inancı bugüne kadar sizi koruyan, sizin yaşamınızda başarılı olmanızı sağlayan bir etken olarak işgörmüştür. hele hırslı, mükemmelliyetçi ve bu yönlerinizle çevrenizde sevilen, takdir edilen, gıpta edilen ve iyi yaşam koşullarına sahip bir kişiyseniz hemen içinizdeki değersizlik inancına teşekkür edin.

                                Ama artık bu inançla yaşamak zorunda değilsiniz. Bu nedenle içinizdeki bu inancın özelliklerini öğrenmeye başlayabilir ve yaşamınızda istediğiniz yönde değişiklikler yapmaya başlayabilirsiniz.

                                Dr. Bülent Uran
                                ---------------------------------
                                Değersizlik İnancı Sendromu


                                Değersizlik İnancı Nasıl Oluşur ve Gelişir?

                                Bir insanın doğal gelişimi engellendiği oranda değersizlik inancı ortaya çıkmaya ve güçlenmeye başlar. Her insanın içinde doğuştan gelen gelişme potansiyeli vardır. Fiziksel bir engel yoksa her insan aynı gelişme sürecini gösterir. Beş duyusuyla etrafı tanır, öğrenir ve öğrendiklerini gelişmek ve hayatta kalmak için kullanmaya başlar.



                                İnsan doğası gereği doğuştan gelen bir yetersizliğe sahiptir. Kendi başına bırakılırsa kısa sürede ölür. Yani belli bir aşamaya gelene kadar yaşaması başka insanların bakımına bağlıdır. Öğrenmek başka insanları modellemekle olan bir şeydir. Onların davranışlarını modelleyerek öğrenir. Etrafını tanır. Yararlıyla yararsızı birbirinden ayırır. Bakıcısına düşen birinci görev onun temel ihtiyaçlarını karşılamaktır. ( Hava, su, besin, barınma gibi). İkinci görevi ise ona hayatı tanırken gerçek tehlikelerden uzak tutmaktır.



                                Değersizlik inancı yerleştiren değişik durumlar ve davranışlar:










                                Çocuğun öğrenme çabalarına saygı duymamak



                                Bu iki görevdeki aksaklıklar çocukta ben yetersizim inancı yerleştirmeye başlar. Halbuki çocuğun içinde ben de yapabilirim inancına göre hazır bir program vardır. Çocuğun kendi başına öğrenme çabası engellendiği oranda bu olumlu programın yerini yetersizlik inancı almaya başlar. Örneğin kendi çabası ile koltuğa tırmanmaya çalışan çocuğa arkadan iterek yardım edilirse çocuk “ ben tek başıma yapamam” inancını yerleştirmeye başlar. Ya da tek başına yemek yemeye çalışan çocuğun elinden kaşığı alır ve ona yedirmeye çalışırsak “ sen yapamazsın” mesajını vermiş oluruz.



                                Çocuğun doğal gelişimine saygı duymamak



                                İnsanın gücü sınırlıdır. Her yaş için yapacakları sınırlıdır. Bunun doğal bir gelişim olduğu mesajını çocuk almalıdır. Aksine bu sınırlılık sanki doğal değilmiş gibi mesajlar verilirse yetersizlik inancı yerleşmeye başlar. Su içerken üstüne döken çocuğa kızılması gibi. Eleştirel ailelerde büyüyen çocuklarda değersizlik inancı güçlüdür.

                                Çocuğun birtakım beklentileri karşılaması gerektiği inancını yerleştirmek


                                Çocuğun bir takım beklentileri karşılaması gerektiği inancını yerleştirmek.

                                İyi bir şeyler yaptığı zaman ödül vermek ama diğer zamanlarda ilgilenmemek.

                                Bir şeyi başaracağı zaman bir ödül alacağını belirtmek.

                                Başkalarından daha iyi olması gerektiği beklentisini yerleştirmek.

                                Çocuğu yok saymak


                                Ne iyi ne de kötü bir şey yaptığı zaman tepki göstermemek, onaylamamak, ya da çocuk yokmuş gibi davranmak. En gizli, en yaralayıcı değersizlik inancı yerleştiren davranış şekli budur.


                                Aile bireylerinden birinin çocuğu terk etmesi. (Boşanma ya da ölüm gibi). Çoğunlukla görülen durum babanın aileyi terk etmesi şeklindedir. Çocuk babası olmadığı için etrafından utanmaya başlar. Utanmak ya da utandırılmak kendi başına değersizlik inancını yerleştiren bir duygudur. Çocuk utandığı için değersiz olduğuna inanır. Değersiz olduğuna inandıkça daha çok utanır.


                                Çocuğun duygularının yok sayılması ya da duygularını ifade ettiği zaman utandırılması. Ağladığı zaman kızılması. Kızdığı zaman azarlanması. Çocuğun kendi içinde suçlu olduğu inancını yerleştirmesi. Ben yanlışım, ben hatalıyım, ben utanç dolu bir kişiyim algısı oluşmaya başladıkça değersizlik inancı güçlenmeye başlar.


                                Cinsel, fiziksel ya da ruhsal tacizlerde ve istismarda bulunmak


                                Değersizlik inancının yerleşmesi çoğu zaman anne karnında başlayan bir süreçtir.

                                Değersizlik İnancı Bulaşıcıdır


                                DIS bulaşıcıdır. Nesilden nesile aktarılan bulaşıcı bir hastalık gibidir. Anne-babası, çevresi bu sendroma yakalanmış bir çocuğun bu hastalıktan korunması mümkün değildir.


                                DIS na yakalanmış bireylerin tek amacı bu inancı gizlemektir. Bu inancı gizlemek için savunma mekanizmaları iş başındadır. Savunma mekanizmalarının başında da başkaları tarafından değersizlik olarak kabul edilecek hiçbir özelliğe sahip olmamaları gelir. Buna kendi çocukları da dahildir. Çocuk kendi uzantılarıdır. Çocuğun sahip olduğu özellikler sanki kendi özellikleridir. O halde çocukları hiçbir şekilde kendilerindeki değersizliği belli edecek davranışlarda bulunmamaları gerekir.

                                Toplum tarafından onaylanmayacak her türlü davranıştan, özellikten çocuklarını uzak tutmaları gerekir. Çocukları kendilerini “utandırmamalıdır”.

                                Bu nedenle çocuk ya mükemmel olmaya doğru teşvik edilir. Bu tip aileler teşvik edici ailelerdir. Bir şekilde kendileri de mükemmel olmak çabası içindedirler.

                                Bir diğer grup aile ise gizlenemeyen sürekli açık veren ailedir. Yani kendilerini değerli gösterecek savunma mekanizmaları zayıftır. Ya fakirlerdir, ya toplumsal kategorileri düşüktür. Sanki savunmaları delik deşiktir. Bu delikleri çocuk kapatmak zorundadır. Bu nedenle her türlü silahla çocuğa bu görev yüklenmeye başlar.

                                Akıllı ol. Uslu ol. Çalışkan ol. Birinci ol. Büyük adam ol. Bizi utandırma. Elalemindiline düşürme. Yüzümüz kara çıkarma. Ben seni bunun için mi doğurdum?

                                Anne babaların çoğu çocukların bilinçaltında beklenti yaratır. Bilinçaltı bu beklentileri sorgulamaz, sorgulayamaz. Peşinen uymak zorunda hisseder. Hele DI yerleşmeye başlamışsa daha çok uymak zorunda hisseder. Kendisini beğendirmek zorundadır. Anne babaya bile beğendirmek zorundadır. Öğrendiği savunma mekanizmalarından biri budur.


                                Ama insandır ve ne kadar çaba gösterirse göstersin bu beklentileri karşılayamaz. Gücü sınırlıdır. Hele anne baba kolay beğenen bir yapıda değilse ne yaparsa yapsın bu karşılama yetersiz kalır.


                                Tüm çabalarına rağmen bu yetersizliği yüzüne vurulmaya devam eder. Yetersizliği değersizliğe doğru gittikçe pekişmeye başlar.


                                Değersizli İnancını yok etme Teknikleri

                                İnanç soyut bir kavramdır. Fiziksel gerçekliği yoktur. Ama inancın fiziksel gücü vardır. Bu gücü besleyen, bu inancı yerleştiren duygulardır. O halde inancı ortadan kaldırmak için bu inancı destekleyen savunma mekanizmalarını ve bu savunma mekanizmalarının duygularını ortadan kaldırmamız gerekir.

                                Sorun bilinçaltındadır. Sorunu ancak bilinçaltı iyileşme tekniklerini kullanarak ortadan kaldırabiliriz. Günümüzde en yaygın ve etkin kullanılan bilinçaltı iyileşme teknikleri hipnoz, EFT ve NLP dir.

                                Hipnoz uygulamalrı duygu boşaltmaya odaklı olmalıdır. Duygu boşaltmaya odaklı hipnoz teknikleri regresyon hipnoterapisi ve duygu boşaltan otohipnoz teknikleridir.

                                "Bir kedim bile yok......." k9k3

                                .............

                                değerli erol.erdem aktardığınız yazıyı fevkalade faydalı buldum..... baştan sona okudum..

                                Kendimize soracağımız bir soru var.... Herkes cevabını da kendine verirse güzel olur... Benden sadece ortaya atması...

                                Tarihte Arap yarımadası'nda yaşayan insanlar bir varlık gösterememişlerdi......
                                Hatta büyük fatihler arap yarımadasını "girmeye bile değmez" bir bölge görüp, "fethe" bile kalkışmamışlardı...
                                Miladi 610 yılından sonra ortaya çıkan gelişmeler arap yarımadasında yaşayan insanlara neler kattı ki... O insanlar 50-60 yıllık bir süre geçmeden iran, ortadoğu, kuzey afrika, ispanya v.s....v.s... arazilerde etkin oldular....?
                                bilimde zıpladılar... eski yunanı yeniden işlediler.... kendilerini sayıdan saymayanlara üstünlük sağlayabildiler.....v.s...v.s...

                                "O psikoloji" neyle oldu...?
                                O insanların "değersizlik inançları" nereye gitti...?

                                "O psikolojiyi " yakaladığımız sürece... dünyanın bütün skenderleri gelse bizden alabileceği.... "hava" dır...


                                saygılarımla
                                talebe A-YI
                                Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information