Ay Yıldız

Collapse
This topic is closed.
X
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • TALEBE
    A-YI
    • 24 Ekim 2010
    • 1221

    #106
    Süleyman Yaşar'a göre Cari Açığın kaynağında yine patronların kendi paraları var.......

    ............................................Bu filmi biz 2008'de de gördük. Lehman Brothers yatırım bankasının batışının ardından, kriz lobisi, "Borçlarımızı ödeyemeyiz, batarız. IMF'den 35 milyar dolar borç alıp bize verin" diye Ankara'da yeri göğü inletti. Hatta yurtdışından sahte haberler bile yaptırdı. Fakat IMF'den borç alınmayacağını anlayınca, paşa paşa kendi kendilerine açtıkları kredilerin borçlarını ödediler. Bunu çok iyi biliyorlar. Onların çok iyi bildiği bu gerçeği bu ülkede sade vatandaşın da bilmesi gerekiyor çünkü sonunda bedeli hep bu halk ödüyor. O yüzden şu gerçek bilinmeli. Küresel piyasalardan sert dış şoklar gelse bile kamu maliyesi iyi yönetildiği sürece Türkiye ekonomisi bu şoklara dayanır. Endişelenmeye gerek yok.
    Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

    Yorum

    • TALEBE
      A-YI
      • 24 Ekim 2010
      • 1221

      #107
      Boğaziçi 77 den....


      böyle bir planım var :

      1-Dolar bazlı 2007 tepesini geçeyen 2008 dibine gelecek diye düşünüyorum. (bir harf hatası var..ama...)
      2-En az 2 yıllık sağlam endeks kağdı alıp %100 portföy tek kağıt olarak bekleyeceğim.
      3-Günlük izlemeden kaçınacağım
      4-Grafik teknik vs bakmayacağım
      5-Her ne olursa olsun 3 kat para kazanmadan satmayacağım. (Yüksek bir hedef fiyat koyacağım ..arsa almış gibi bekleyeceğim...)

      Yazınızı "kendi anlayacağım şekilde" tasnif ettim... ;) 1. maddeyi tam anlayamadım... Onu da anlayabileceğim şekilde açıklarsanız.. Bu metni "aralara karışmaması için ayyıldız topiğimizde" tutacağım....

      Not: Çok aklıma yatan bir planınız var..... Dilerim uygulayabilirsiniz.....

      Saygılarımla
      AYI (talebeyim talebe....)
      Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

      Yorum

      • TALEBE
        A-YI
        • 24 Ekim 2010
        • 1221

        #108
        karınca06......... neler demiş......?

        sevgılı dostlar,

        hepımızın yanışı her an ekran basında olmak

        duygularımıza yenık dusmek ve sınırlerımıze

        hakım olamamak.....

        gecen hafta sonunu hatırlıyorum sınırden oluyordum .sabah dususu aksam cıkışı kacırmıştım..... ve hersey elden kacmış çıkışında ucunu kacırmışım gıbı gelıyordu...kolay degıl endeks 59 dan 62 ye cıkmıştı orta vadecı olarak dıbe stoploss koysam 3000 puan olacakmış gıbıme gelıyor....ıcerıde zaten 5 kontratlık para var ustunu cekmışım...3000 puan zarar 2 kontratı yer gelde sınır olma...hafta sonu bu dusuncelerle gectı....pazartesı sabah oldu pıyasa acıldı .abooooo ne goreyım 7000 poz kapandı 1-2 saat içinde 70000 den 59000 ne dusmusuz cuma 15000 kontrat kapanmış...7000 de pazartesı sabah bulunmaz nımet bastım kareası 62200 den....aksam 63500 lerı görduk rahatladım ve aksamı 14000 kontrat kapandı...toplamda 23000 kontrat kapanmış...salı gunu apsd yatay kapanış 63300 du ve topıgımızde short algısı yaygındı hatta harun kardesım bana sıtelerde
        yemek ıddıası teklıfınde bulunuyordu....62000-63500 arası 14000 poz kapanacak ve endeks asagı gıdecek olabılecek olması ıhtımalı benım için cok azdı....bu arada bırde abd bankalarının notu dustu sabah 62500 lerde actı ve uzerındekı longcularıda sılkeledı ve bastık gaza
        devamı bırazdan yemek hazırmış....
        .................................................. .........................
        yukarıdakı yazıya ek 64000 den 63300 lere verdıgınde pozısyonu azalttım....

        carsamba sabahı tekrar yerıne koyma hayalındeydım aksam harunla yazıstıgımda - acılış long fırsatıdır dıye yazmıştım....ama 40 yılın basında 1 olan toplantılardan bırıne yakalandım ve poz artıramadım....bundan öncekı toplantıda not artısı haberı gelmıştı bu toplantıdada dıpten 1500 puan teptı...ıyıkı ters pozda degıldım yoksa masadan kalkmak zorunda kalırdım.....sonuç ıtıbarıyle 66350 den flatledım.....

        o kadar yazı yazdık kısaca dıyecegım şudur bu vob pıyasısını her an oynayan degıl

        flat bekleyerek uygun anı yakalayan kazanıyor.....

        bunu yapamıyoruz işte bunları yazdım pazartesı en gec saat 11 de yıne bır poz acmış olurum sonrada poza aşık olur trenı kacırabılırım... ya bırakıyım 2-3 gun dısarıda bekleyeyım bunu yapamıyorum.... ama eskıden işler yogunken pıyasaya 3-4 saatte bır bakarken bunu yapabılıyordum.... yanı rahatlık yaramıyor.... o kadar yazdım umarım bu sefer uygun zamana kadar flat kalabılırım....
        tum dostlara ıyı haftasonları......
        .................................................. ..............
        sevgılı dostlar kucuk prensesım uyurken bırde sunu yazayım.....

        saat 9-9.15 arası aracı kurum vob yorumları matrıksten gecıyor...üşenmezsenız buraya kopyalayın hangı kurum ne yazıyor...

        göreceksınızkı bazen tum aracı kurumlar aynı seyı beklıyor.... işte bulunmaz nımet kesınlıkle pıyasa yönü algının tersıne....
        gecen hafta cuma en 5 kurum dıp aramak hata olur dıyordu....ama ondan öncekı gunlerde devamlı buralar dıp olabılır dıye yazıyorlardı...hele bırde cuma gunu oyak yatırımın vob ve apsd yorumu vardıkı okurken gulmekten kırıldım....apsd yorumu zır yanlış içimden dedımkı bunu yazana aracı kurumlar nasıl para verıyor... bırde bız ky ler arayıpta aracı kurumumuza bugun nasıl olur
        dıye soruyoruz....
        eskı aracı kurumumdakı bayanı aradıgımda ilker bey emınmısınız dedıgınde kac kontrat acacaksam daha fazlasını acıyordum....
        kızcagızda kapatana kadar 2-3 kez dıkkatlı olun dıye tekrarlıyordu... ama bılmıyordukı o oyle dedıkce ben daha fazla rahatlıyordum...
        10 pozun 8 ınde ben haklı cıkıyordum..... kurumdan ayrıldı bende ayrıldım.... artık kendımı ayrıldı yoksa kovuldumu bılmıyorum.....
        yanı dıyecegım şudur aracı kurumunuzu arayarak boşuna kafanızı karıstırmayın...
        kesınlıkle bız onlardan daha ıyıyız.......
        ............................

        manife....erhanım

        kızma ama muneccımle akrabalıgın mı var....al 5-6 bın puanı cekıl kıyıya....nasıl olsa fırsatlar bıtmıyor....kardes sartlanmadan kurtulalım kı önumuzu net görelım.... hayal kurdugum şu kadar puan kar edınce sunu yapacagım dedıgım veya bu endeks 2-3 hafta dusmez dedıgım pozlar hep 3-4 bın puan kar yapmış ama son olarak aldıgım yerden karsız flat kalmışımdır...


        ..........................
        Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

        Yorum

        • TALEBE
          A-YI
          • 24 Ekim 2010
          • 1221

          #109
          kuzudan teknik altyapı .......

          ha ha ha...saolun....

          hadise sudur.... borsaci yalnizdir hep....su anda onumde 3 ekran.... duvarlar ve ben varim

          burada gece yarisi....saat 4....kimse yok....sizle konusuyorum iste...

          al yukari basiyor....kudurdu gavat....
          k3r3m sormuş...- Sayin kuzu
          Ozel olacak belki ama ben de oyle bol ekranli bir sistem kurmayi dusunuyorum
          Bir ekranda sadece imkb
          Birinde pariteler ve endeksler
          Birinde de forum.


          bi ekranin sirf forumlar olacak...ters indikator belledigin usaglara bagli olacak....bununla sentimenti ve algilama degisimini olcuyorsun...


          taka....... -kuzu doğru söylersin forumlardaki sentimenti bazen bende kullanırım emme haberlere kapalıyım.açarım grafı önüme eğime bakarım birde kendime özgü birkaç sistem eğimi desteklerse basarım kıçına gerisini gayri pala düşünsün.sabır ise bilinçli kullanılmalı.yani çomak ne kadar uzun olacak bilinmeliki sende ona razı olabilesin.kolay gelsin furşkan akıncı.izlemeye vede furuşmaya devam.durmak yok.



          Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

          Yorum

          • TALEBE
            A-YI
            • 24 Ekim 2010
            • 1221

            #110
            aralarda kalmasın.............
            KAAN BEY SİZİ İLGİ İLE TAKİP EDİYORUZ ,TAHMİNİ OLARAK İMKB SİZCE 20 BİNİN ALTINA 2013 YILINA GELİR Mİ?BU PRİMARY C ÇÖKÜŞÜNÜ N KADAR DAHA BEKLERİZ, BU AVRUPA BORÇ KRİZİ KOMEDİSİNİ DUYMAKTAN BIKTIK ARTIK,FELAKET GELECEKSE AMERİKADAN GELECEK,BU LİKİTİDE BALONU NE ZAMAN PATLAYACAK FEDİN,
            Kaan Sariaydin

            • Sercan bey dediginiz gibi AB'de de bir trajikomedi yasaniyor. Borc borctur ve daha fazla borc ile yok edilmez. ABD'de benzer bir senaryo var aslinda ama herkes sanki ordaki sorunlar daha azmis gibi davraniyor fakat ordanda daha kotu haberler gelecek en yakin zamanda. Teknik konusursak herzaman dedigim gibi IMKB'deki destek 48.000 de fakat AB resesyonu ile birlikte seneye bunun altina inip 43.000lere ve sonra 35.000 lere dogru hareket etme ihtimali var. Bugunlerde yabancilar cok tuhaf bir sekilde taktiksel olarak diyorlar turk bankalarini noel rali beklentisi nedeni olarak tutuyorlar. Peki bu Noel bittimi yani takvim 1.1.2012 gosterdimi bence hepsi pozisyonlarindan cikacak ve en gec o zaman buyuk satislar ile karsi karsiya kalabiliriz. Ben 2012 ve 2013 cok zor yillar olacagina inaniyorum. AB'de dagilma ve bolunme riski ve resesyon, ABD'de ekonominin FED sayesinde yarattigi varlik balonunun inmesi ile birlikte kotulesmesi, Cin'de yavaslama ve bir ihtimal Cin bankacilik sisteminin krizi ve ortadoguda savas riskinin cok yuksek olmasi ve baska bolgelere dagilmasi riski gibi nedenler. Bu riskler gerceklesirse IMKB 20.000lere gider. Saygilarimla.
            • morgan stanley eski genel müdürü sn kaan sarıaydın ile facebokktaki bugünkü konuşmam.. sizlerle paylaşmak istedim.. sizlerinde arkadaş olarak eklemenizi tavsiye ederim..
            • sırada pala var.. bi görüşme ayarlamak üzereyim..
            Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

            Yorum

            • TALEBE
              A-YI
              • 24 Ekim 2010
              • 1221

              #111
              TAKA biryerlerden bulmuş......
              arkadaşlar bu yazı başka bir yerden alıntılanmıştır.bilgi amaçlı buraya kopyalanmıştır.

              Kredi Derecelendirme Kurumlarının Rölü ve Bunların Sorgulanması
              Fitch, Standard and Poors ve Moody uluslar arası Kredi Derecelendirme Kurumlar olup uluslararası finansal piyasalarda, ülke ekonomilerin makro ölçekte ekonomik konumu, pozisyonu ve performanslarını değerlendirerek onlara uluslararası finans piyasalarca kabul görmüş kriterler üzerinden not vermektedirler. Ülkeler almış oldukları kredi notlara göre uluslar arası yatırımcılar yatırım kararı vermektedirler.
              Kredi derecelendirme kurumları not verirken not verilen kurumun: 1.Borcun geri ödeme ihtimali nedir? 2.Geri Ödeneme kapasitesi nedir? 3.Aldığı parayı ödememe durumuna düştüğü zaman bu paranın ne kadarını ödeyebilir? Ödemesi ne kadar sürede gerçekleşir? Gibi sorulara alınan cevaplara göre ülkeler ”yatırım yapılabilir” veya “yatırım yapılamaz” diye sınıflandırılmaktadır. Daha sonra yapılan bu sınıflandırmaya göre ülkelere yatırım yapılabilirliğininin derecesi verilen kredi notu ile belirlenir. Verilen bu not karşılığında kurumlar bir ücret almaktadır.
              Ülkeler yatırım yapılabilir veya yapılmaz olarak değerlendirdikten sonra yatırım yapılabilir ülkenin yatırım yapılabilirlik derecesine açıklık getirmek üzere verilen kredi derecelendirme notunun anlamını şöyle özetleyebiliriz:
              3A Risk Yok / 2A Yatırım Yapılabilir/ A Yatırım Yapılabilir
              3B Yatırım Yapılabilir/ 2B Yatırım Yapılabilir ama risk var/ B Spekülatif
              3C Borç Ödeyemeyebilir,Risk yüksek/2C Borç ödenmeyebilir,Risk yüksek/ C Borç Öden.,Risk yüksek
              D Borcunu ödeyemez, Risk yüksek
              Kredi derecelendirme kurumları bu notu verirken söz konusu ülkenin geçmiş on yılın bir değerlendirmesini yapması yanı sıra gelecekle ilgili beklentileri, öngörüleri dikkate almaktadırlar. Bütçe açığı ve borç stoku yanı sıra borcun geçmişte ödeme oranı (recovery rate) ve borcun batma olasılığı da değerlendirmeye alınan temel göstergelerdir.
              Borcun geçmişte ödeme oranı ile anlatılmak istenen, borçlu ülkenin borcunun ne kadarını ödeyebilir? Borcunun ne kadarını karşılayabilir? Diğer bir deyişle,alacaklı alacağının ne kadarını alabiliyor (recovery rate) ve alacağının batma olasılığı( default probabilities) ne kadardır? Bütün bunlar birlikte değerlendirilerek ülkelere notlar verilmektedir. Ve ülkelerin kriterlerindeki değişmelere paralel olarak verilen bu notlar zaman zaman değiştirilmektedir.
              Kredi derecelendirme kurumuna herhangi bir ülke not verilmesi için başvurur ve bu verilecek kredi notu karşılığında kuruma bir ücret öder. Ülkelere verilen not siyasi içerikli olmayıp saptanmış uluslararası ekonomik kriterlere göre verilmektedir. Bazı ülkelerin söz konusu kriterlerle ilgili sayısal verilerin yetersizliği veya olmayışı nedeniyle verilmesi gereken notun altında daha düşük not verilmektedir. Bu durum tartışmaların odak noktasını oluşturmakta olup "kredi notunun belirlenmesinde siyasi olaylar belirleyici oluyor, haksızlık yapılıyor" diye yorum yapılmaktadır.
              Türkiye’nin kredi derecelendirme kuruluşları ile tanışması 1993 yılında olmuştur. O dönemde kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'ye yatırım yapılamaz anlamına gelen 3B vermişlerdir. Daha sonra 1994-1995 yılında verilen not aşağıya çekilerek 2C yapılmıştır. Örneğin, 2000 yılından önce Brezilya için verilen yatırım notu yatırım yapılmaz iken 2000 yılında bu not yatırım yapılabilir seviyesine çıkarılmıştır. Brezilya notundaki bu iyileşmeyi borç stoku ve bütçe açığı kriterlerindeki iyileşeme ile sağlamıştır.
              2009 yılı itibarıyla Türkiye ile İrlanda’yı verilen kredi derecelendirme notuna göre kıyasladığımızda Türkiye’nin ekonomik konumu daha iyi olmasına rağmen Türkiye’nin notu İrlanda’ dan daha aşağıda verilmiştir. Diğer bir deyişle, 2008 küresel finansal krizde ekonomisi çöken İrlanda ile bu finansal krizden finansal kurumları itibarıyla etkilenmemiş sadece ticaret hacmi daralmış Türkiye karşılaştırdığımızda Türkiye’nin notunun İrlanda’dan daha aşağıda verilmiş olması tartışmalara konu oldu.
              Sayısal olarak ifadeedersek, İrlanda ile Türkiye’yi borç stoku ve bütçe açığı itibarıyla karşılaştırdığımızda bu değerlerinin sırasıyla % 116 ,% 14 ve %46 ,%6 olmasına rağmen İrlanda’ya 2A, Türkiye’ye 2B verilmiştir. Türkiye’nin durumu İrlanda’dan daha iyiyken Türkiye’ye verilen kredi notu zayıf olmuştur. Türkiye’nin İrlanda'dan daha iyi not alması gerekirken, Türkiye ekonomisini açıklayan temel sayısal verilerin yokluğu ve belirsizliği riski artırdığından Türkiye’nin notu İrlanda'dan düşük olmuştur. Sermaye Piyasası Kurulu bu konuda çalışmakta olup finansal piyasalarla ilgili kriterleri uluslararası düzeye getirmeye çalışılmaktadır. SPK çalışması sonlandığında Türkiye daha gerçekçi notlar alabilecektir.
              2008 Kriz dönemimde Lehman and Brothers iflas eder. Ve iflas etmeden bir gün önce kredi derecelendirme kurumu Standart and Poors bu kuruluşun gayet iyi olduğunu sağlıklı olduğunu söyleyerek risksiz ve yatırım yapılır notunu vermiştir. Krizle birlikte ilk iflas eden şirket Lehman and Brothers olmuştur.
              Durum böyle olunca not veren kurumlarının verdiği notun doğruluğu tartışılmakladır ve bu kurumların denetlenmesi gerektiği sorgulanmasına rağmen, hala bu kurumlar not vermeye devam etmekte olup piyasalara yön vermektedirler.
              Örnekleme yaparsak, 2008 Küresel finansal sistematik krizin temel suçlusu kredi derecelendirme kurumları olmasına rağmen kimse bu kurumları sorgulamaktadır. Bu kurumlar krizden bir iki gün önce piyasalar ve kurumlar için her şey yolunda diye not vermişler ancak söz konusu finansal kurumlar finansal kriz akabinde iflas etmişlerdir. Buna rağmen bu kurumlar hala not vermeye devam etmektedir.
              Amerikan SEC (Securities and Exchange Commission) tarafından Goldman Sacks’a piyasayı yanlış yönlendirme ve kurumların batmasına sebep olma ve bu durumdan kendisinin etkilenmeyip tam tersine kar elde etmesi nedeniyle 550 milyar Dolar ceza kesilmiştir. Bütün bunlara rağmen Goldman Sacks piyasada faaliyetine devam etmekte olup eski pozisyonu bu durumda etkilenmemiştir. Zarar görenlerin durumunu kim telafi edecektir sorusunun karşılıksız kalmasına rağmen yeni iflasların oluşmayacağının garantisi hala yoktur.
              Kredi derecelendirme kurumları ve diğerleri, finansal piyasaların sağlıklı ve sorunsuzca işlediğinin ve işleyeceğinin teminatı değillerdir. Tam tersine bu kurumların yanlış bilgilendirici rolünün de olduğu unutulmamalıdır. Bu kurumların piyasa içinde sağlıklı işlev görebilmesi , kredi derecelendirme kurum ve kuruluşlarını denetleyecek ve kontrol edecek bir sistemin kurulması ile olası olabilecektir. Aksi takdirde tarih tekerrürden ibaret olacaktır.
              Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

              Yorum

              • TALEBE
                A-YI
                • 24 Ekim 2010
                • 1221

                #112
                TAKA biryerlerden bulmuş.....
                arkadaşlar bu yazıda başka bir yerden alıntılanmıştır.bilgi amaçlı buraya kopyalanmıştır.

                Derecelendirmenin Tanımı
                Derecelendirme ( Rating ) ihraçcıların ihraç ettikleri borç niteligindeki menkul
                kıymetlerin anapara ve faizini zamanında geri ödeme yeterliligine ne ölçüde sahip
                olduklarını göstermek amacıyla bagımsız kuruluslar tarafından yapılan
                degerlemedir.
                Derecelendirme en basit tanımı ile, borçlanma araçlarının içerdikleri geri
                ödenmeme riskinin, kredi kalitesinin belirlenmesi islemidir; bir menkul kıymeti satın
                alma, satma veya elde tutma tavsiyesi degildir.
                Derecelendirme iki kısımdan olusmaktadır – ilgili kurum tarafından
                derecelendirme görüsü verilirken hem menkul kıymetin degerlendirilmesi yapılmakta,
                hem de toplam yükümlülüklerine göre ihraçcının kredibilitesi ölçülmektedir.
                Derecelendirme, açılacak kredilerin zamanında ve tam olarak geri ödenmesi
                ihtimali konusunda uluslararası sermaye piyasalarındaki kriterlere uygun ve objektif
                bir ölçü saglamak amacıyla bir borçlunun ihraç ettigi menkul kıymetlere yatırım
                yapılması halinde yatırımcının bundan dolayı üstlenecegi riskin bulunmasına
                yardımcı olan önemli bir faktördür.
                Uluslararası bir derecelendirme sirketi olan Moody’s’e göre kredi
                derecelendirme, menkul kıymet ihraç eden kurulusların ihraç edilmis menkul
                kıymetlerinin itfası boyunca anapara ve faiz ödemelerini vadesinde ödeyebilme
                olasılıgının, bu olasılıkla ilgili hukuki yükümlülük ve istekliliginin piyasada esdeger
                kurulus ve menkul kıymetlere göre karsılastırmalı olarak sınıflandırılması demektir.
                Bir diger derecelendirme sirketi olan Standard & Poor’s firmasına göre kredi
                derecelendirme yalnızca tahvil ihraç eden kurulusların degil, aynı zamanda garantör
                rolü üstlenen taraflar, aracılık görevini yerine getiren sigorta sirketleri ve finansal
                kiralama firmalarının da yükümlülüklerini zamanında yerine getirip getiremeyeceginin
                degerlendirilmesidir.
                Risk derecelendirmesi ile ilgili görüsler kolay anlasılabilmeleri ve
                karsılastırılabilmeleri için derecelendirme kurumları tarafından belirli ölçekler
                üzerindeki yerlerini gösteren sembollerle ifade edilmektedir.
                Özet olarak, derecelendirme su soruların cevabını veren degerlendirmelerdir :
                - İhraç edilen menkul kıymetin veya ihraçcının anapara ve faiz ödemelerinin
                zamanında yapılamaması riski nedir? Bu risk, iki temel unsura baglıdır.
                A ) Objektif Unsur : Borçlunun ekonomik ve mali durumu
                B ) Subjektif Unsur : Borçlunun, borçlarını ödemeye istekli olup olmadıgı

                Bu risk diger kurulusların ihraç ettigi aynı türdeki menkul kıymetlerin riskleri ile
                nasıl karsılastırılabilir?
                Derecelendirilen menkul kıymetle ilgili olarak iki tür riskten söz edilebilir.
                Bunlar “geri ödeyememe riski” ( default risk ) ve “piyasa riski”dir. Geri ödeyememe
                riski, bir menkul kıymete ve onu ihraç eden kuruma iliskin riskleri yansıtırken, piyasa
                riski tüm ekonomik kosullar ile ilgilidir. Yükümlülügü yerine getirememe durumu
                ( temerrüd ) borçlu tarafından yapılması yasal olarak gerekli olan ödemelerin
                gecikmesi sonucunda olusmaktadır.
                “Geri ödeyememe riski” kavramı, derecelendirmenin en sık kullanılan anlamı
                olan kredi derecelendirme için geçerli olabilir. Ancak; derecelendirme kavramı,
                borçlanma senetleri hariç menkul kıymetlerin, temel olarak ihraçcı kurumun
                degerlendirilmesini de içerir. Sonuçta degerlendirilen, ihraçcının kredibilitesidir.
                İhraçcının derecelendirmesinin, bir baska deyisle, kredibilitesinin yüksek olması,
                ekonomik basarısızlıga ugrama riskinin düsük oldugunu ifade eder. Ekonomik
                basarısızlıgın sonuçları iflas, tahvillerin ödenmemesi, imtiyazlı hisselere kar payı
                ödenmemesi, banka hesaplarının borç bakiye vermesi olabilmektedir. Ekonomik
                basarısızlıgın olusmadan önce tespiti için bakılabilecek kriterler asagıdaki gibidir :

                - Nakit akımı ( simdiki nakit akımının analizi ve gelecek dönemlerdeki nakit
                akımının tahmini ),
                - Strateji ( firma ve endüstrideki maliyet yapısının gelisimi, yönetim kalitesi, vs. )
                - Finansal tablolar ( analiz yapılması ve diger firmaların finansal tabloları ile
                karsılastırılması )
                - Dıs degiskenler ( menkul kıymet verimleri ve tahvil dereceleri )
                Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                Yorum

                • TALEBE
                  A-YI
                  • 24 Ekim 2010
                  • 1221

                  #113
                  TAKA biryerlerden bulmuş......
                  arkadaşlar bu yazıda başka bir yerden alıntılanmıştır.bilgi amaçlı buraya kopyalanmıştır.

                  Ülke Derecelendirilmesinde Kullanılan Görünüm ve izleme notları
                  Derecelendirme kurumları tarafından hazırlanan raporlarda ülke
                  derecelendirme notlarının belirtilmesinin ( teyid edilmesinin veya revize edilmesinin )
                  dısında, bir ülkedeki önemli ekonomik ve politik gelismelerle ilgili kurum görüslerine
                  de yer verilmektedir. Derecelendirme kurulusları, ülke derecelendirme notları
                  haricinde ilerideki dönemdeki beklentileri yansıtan “Genel Görünüs / Görünüm”
                  ( Outlook ) veya “Gözden Geçirme / izleme” ( Review ) olarak tanımlanan ve
                  derecelendirmenin trendiyle ilgili bilgi veren notlarını da yayınlarlar. 27
                  Ülke derecelendirme notları ülke ekonomisiyle ilgili mevcut durumu ifade
                  ederken, görünüm ve izleme notları, ülke ekonomisiyle ilgili trendi ve beklentileri
                  yansıttıkları için en az derecelendirme notları kadar önemlidir.
                  Fitch Türkiye Kredi Derecelendirme A.S.’nin internet sitesinde bu notlar söyle
                  açıklanmaktadır :
                  Not izleme : Yatırımcılara duyurmak amacıyla, kredi notları “Not izleme”
                  kapsamına alındıklarında, makul bir ihtimalle bir not degisikligi olabilecegi ve
                  degisikligin hangi yönde olabilecegini belirtilmektedir. Bunlar, potansiyel bir
                  artırımı tanımlayan “Olumlu”, potansiyel bir düsüsü belirten “Olumsuz” veya
                  notlar artırılabilir, azaltılabilir yada sürdürülebilir durumdaysa “Gelisen”
                  seklinde olabilirler. “Not izleme” genelde kısa sürede çözümlenir.
                  Not Görünümü : Bir iki sene içerisinde notun muhtemel degisme yönünü
                  belirtir. Görünümler, olumlu, duragan veya olumsuz olabilir. Olumlu veya
                  olumsuz bir “Not Görünümü”, mutlaka bir not degisikligi olacagı anlamına
                  gelmez. Benzer sekilde “Duragan” görünümlerde, olumluya yada olumsuza
                  yönelik bir degisiklik olmadan sartlar gerektirdigi takdirde bir not artırımı veya
                  düsmesi olabilir. Ara sıra, Fitch temel bir egilim göremeyebilir ve böyle
                  durumlarda “Not Görünümü”nü “Gelisen” seklinde belirtebilir. 28
                  S & P derecelendirme sirketi de “Genel Görünüm Derecelendirmesi”
                  ( Outlook ) veya “Kredi izleme” ( Credit Watch ) görüslerini duyurarak belirli bir
                  dönemdeki potansiyel yönetimle ilgili görüslerini yansıtmaktadır. Bu degerlendirmeler
                  asagıdaki sekilde ifade edilmektedir :
                  - “Pozitif”, derecenin arttırılabilecegi anlamına gelmektedir.
                  - “Negatif”, derecenin düsürülebilecegi anlamına gelmektedir.
                  - “Duragan”, derecenin muhtemelen degismeyecegi durumu ifade etmektedir.
                  - “Hareketli”, derecenin arttırılabilecegi ya da düsürülebilecegi durumu ifade
                  etmektedir.
                  Moody’s de “Genel Görünüm” ( Outlook ) ve “Not Yükseltme / Düsürme için
                  izleme” ( Review for an upgrade / downgrade ) terimlerini kullanmaktadır. “Genel
                  Görünüm”, genellikle 12 – 18 aylık dönem içinde degisimin yönünü belirleyerek
                  notun degismesi için pozitif veya negatif yönde yeni veriler bulunmakta oldugu,
                  ancak bu verilerin henüz notu degistirecek kadar güçlü olmadıgı amlamına
                  gelmektedir. Tüm veriler mevcut notu teyid ediyorsa, “Duragan / istikrarlı” ( Stable )
                  terimi kullanılmaktadır. “Not izleme” ( Review / Review Watch / Credit Watch )
                  terimleri ise kısa süre içinde pozitif veya negatif yönde degisimin olacagı görüsünü
                  ifade etmektedirler.
                  Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                  Yorum

                  • TALEBE
                    A-YI
                    • 24 Ekim 2010
                    • 1221

                    #114
                    TAKA biryerlerden bulmuş....
                    arkadaşlar bu yazıda başka bir yerden alıntılanmıştır.bilgi amaçlı buraya kopyalanmıştır.

                    Derecelendirme nedir
                    Derecelendirme nedir ?
                    borçlunun ana para ve faiz yükümlülüklerini ödeme isteği ve kabiliyetinin tam olarak zamanında yerine getirilip getirilememesini ölçen bir araçtır.
                    Derecelendirme kriterleri nelerdir?
                    Ülkelerin derecelendirme kriterleri
                    Ülke risklerini ölçerken genelde ekonomik ve politik risk faktörlerine bakılır. Temel göstergeler göz önüne alınır.

                    Ekonomik risk olarak;
                    • döviz cinsinden nakit akışının düzeni,
                    • Borç rasyoları,
                    • İhracatın büyümesi,
                    • Ekonominin açıklığı,
                    • Cari işlemler dengesi,
                    • Kısa vadeli sermaye akışının rezervlere oranı,
                    • Rezervlerin durumu ve gelişmesi, büyüme hızı,
                    • Toplam tasarruflar,
                    • Kamu sektörünün mali açıkları,
                    • Yatırımlar ve enflasyon en temel göstergeler olarak alınırlar.
                    Politik risk faktörleri ise,
                    • Seçim sistemi ve zamanları,
                    • Dış politika gelişmeleri, demokrasinin ne ölçüde yerleştiği,
                    • Politik lider veya gündemdeki değişmeler,
                    • Koalisyonların yapısı,
                    • Muhalefetin durumu,
                    • Merkez Bankası’nın bağımsızlık derecesi şeklinde özetlenebilir.
                    Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                    Yorum

                    • TALEBE
                      A-YI
                      • 24 Ekim 2010
                      • 1221

                      #115
                      TAKA biryerlerden bulmuş.....
                      arkadaşlar bu yazıda başka bir yerden alıntılanmıştır.bilgi amaçlı buraya kopyalanmıştır.


                      Döviz Piyasası Zaman Dilimlerinin Gizli Ritmleri (Boris Schlossberg)

                      Traderlar, döviz (FX) piyasası ile tanıştıklarında, ilk öğrendikleri bilgi bu piyasanın dünyanın her yerinde, haftanın altı günü ve 24 saat boyunca açık tek finans piyasası olduğudur. Bu ifade, teorik olarak doğru olsa bile, pratikte FX işlemleri üç farklı günlük işlem seansından oluşur. Her bir seansın gerçek yapısını ve garip düzenini anlamak, döviz piyasasında sık sık gerçekleşen çelişkili hareketlerinden kar elde etmeye çalışan her trader için son derece önemlidir. Kısaca, gün içinde döviz işlemleri yapmak istiyorsanız, döviz piyasasının gizli ritmlerinin farkında olmanız gerekir.

                      Güneşi Takip Edin
                      Döviz işlemleri, güneşi takip eder. Japonya, döviz piyasanın resmi olmayan merkezi olmasına rağmen, işlemler Asya Pasifik ülkelerinde, Wellington, Yeni Zelanda ve Sidney, Avustralya’da daha önce başlar. New York’taki traderların pek çoğu pazar akşam yemeği planları yaparken, Asya’da çoktan Pazartesi günü başlamıştır. Pazar günü New York saatiyle 5:00’de dövizler işleme hazırdır ve böylece bu durum döviz piyasasını, her hafta açılan ilk finans piyasası yapar.

                      Ancak, sabahın erken saatleri, pek çok insanın gözlerindeki uyku mahmurluğunu atarak geçirdikleri sakin bir zaman dilimi olması gibi, Asya seansı da genellikle döviz piyasalarında en sakin ve volatilitenin en düşük olduğu seanstır. Döviz işlemlerinin yapıldığı üç büyük merkez arasında, Tokyo en düşük işlem hacmine sahiptir – günlük 3 trilyon $’lık işlem hacminin sadece % 15’i Tokyo’da gerçekleşir. Asya işlem saatlerinde EURUSD paritesinde 20-30 piplik hareketleri görmek çok sıradışı bir durum değildir ancak likidite eksikliği alış/satış spreadlerinin artmasına, GBPUSD paritesinin bazen, Londra ve New York seanslarında alışıldık üç puanlık spreade karşılık altı puan genişlikte işlem görmesine neden olabilir.

                      Aslında çoğu zaman, Asya işlem saatlerinde yaşanan ve kayda değer tek fiyat hareketi Avustralya ve Yeni Zelanda’nın hammaddeye dayalı dövizlerinde görülür ve bu ülkelerde ekonomik veriler NEW YORK saatiyle 5:00 ve 7:30’da açıklanır. Japonya ekonomik verileri, NEW YORK saatiyle 7:00 ve 9:00 arasında açıklanır ancak ekonomik haberlerin Japon Yeni üzerindeki etkisi, Avustralya ve Yeni Zelanda Dolar’ları üzerindeki etkisinden çok daha düşüktür. Fark nerede? Bunun yanıtı, faiz oranları ve carry trade ile alakalı.

                      1980’li yılların sonunda Japonya’da hem hisse senedi hem de gayri menkul piyasasındaki köpüklerin patlaması, ülkeyi uzun yıllar süren deflasyon döngüsüne soktu ve bu döngüden hala tam anlamıyla çıkılamadı. Sonuç olarak, Japonya Merkez Bankası faiz oranları ZIRP (sıfır faiz oranı politikası) adı verilen bir hamle ile faiz oranlarını 0 seviyesine kadar düşürdü ve Japon banka sisteminin yaşadığı büyük kayıplar ardından talebi arttırmaya çalıştı. Sonuç olarak, ülke ekonomisi ihracat sektörünün gücü sayesinde canlandı ancak ZIRP, 18 aydan daha uzun bir süre kullanıldıktan sonra sadece % 0,5 oranında veya 50 baz puan arttırıldı. Ayrıca, Japon tüketici talebinin istikrarsız durumu göz önüne alındığında, pek çok piyasa katılımcısı, Japonya Merkez Bankasının ilave faiz arttırımının yavaş da olsa devam edeceğine inandı çünkü Japon para politikası yetkilileri hassas toparlanmaya zarar vermeme konusunda son derece dikkatli. Bu nedenle Yen, dünyada hala en düşük getirili temel para birimi olarak kalmaya devam ediyor.

                      İşin özünde, para birimleri, çok kısa vadeli bono olarak görülebilir çünkü her bir para birimi, o ülkenin merkez bankasının belirlediği faiz oranlarına bağlıdır. Ekonomik aktiviteler arttıkça, merkez bankaları da faiz oranlarını arttırma eğilimi gösterir ve para birimi, yatırımcılar ve spekülatörlere çekici gelmeye başlar. Bu nedenle döviz piyasası ekonomik verilere odaklıdır çünkü yatırımcılar, çeşitli merkez bankası para politikalarının gel gitlerini tahmin etmeye çalışır. Ancak, Japonya para politikasının tahmin edilebilir bir gelecekte değişmesi mümkün görünmediği için ekonomik verilerin Yen işlemleri üzerinde çok düşük etkisi vardır.

                      Ancak bu durum, Avustralya ve Yeni Zelanda Doları’nda böyle değildir çünkü bu ülkelerin ekonomileri, Çin’den gelen ve doymak bilmeyen taleplere karşı kaynak yaratarak beslenmektedir. Avustralya Çin’e sanayi metalleri sağlarken Yeni Zelanda gıda ve ham madde ithal etmektedir ve bu iki ekonomide yaşanan büyüme göz kamaştırıcıdır. Örneğin Avustralya 2007 yılında 235,000’in üzerinde istihdam yaratmıştır- bu oran ABD ekonomisinde 4,7 milyon istihdama eşittir. Bu nedenle bu iki para birimi, büyük sanayileşmiş ülkeler arasında yüksek getirinin keyfini çıkarır (Faiz oranı Avustralya’da % 6,75, Yeni Zelanda’da ise % 8,25’tir).

                      Döviz: Çok Kısa Vadeli Bono

                      Asya Pasifik ekonomilerinde faiz oranlarındaki bu büyük tutarsızlık, kendi ülkelerindeki tasarruf hesaplarında sadece 50 baz puan getiri ile karşı karşıya olan Japon perakende yatırımcılarının dikkatinden kaçmaz. Bu nedenle Asya seansında bu büyük akış, AUDNZD / NZDJPY çapraz paritelerinde carry trade işlemlerinde gerçekleşir. Spekülatörler, Avustralya ve Yeni Zelanda Dolarları ile Yen işlemi yaparak faiz oranı farklılıklarından getiri elde etmeye çalışır.

                      Ancak carry trade işlemleri, büyük oranda risk iştahına bağlıdır ve genellikle hisse senedi hareketleri ile de bir ilişkisi var. Spekülatörler, risk alma konusunda istekliyse ve hisse senedi alıyorlarsa, carry trade işlemleri de her zamanki gibi ralli gösterir. Ancak piyasa aniden risk iştahını tersine çevirirse, carry trade işlemleri de hisse senetleri ile birlikte düşer.

                      Döviz piyasası sürekli hareketli olduğundan, fiyatlarda çok büyük boşluklar meydana gelmez. Ancak, New York’tak hisse senedi piyasaları Cuma günü düşük seviyeden kapandıysa ve risk kaçınımı haftasonu da devam ederse, Yen, pazar gecesi açılışta genellikle daha yüksek bir boşluk sergiler. Bunun nedeni Japon ekonomisindeki yerleşik güç değil, carry trade işlemlerinin kapsamlı bir şekilde sona erdirilmesi ve dolayısıyla yüksek getirili Avustralya ve Yeni Zelanda para birimlerinde satış olurken Yen’in geri alınmasıdır. Bu iki güç (risk iştahı ve risk kaçınımı) Asya seansı sırasında işlemlerin arkasındaki esas güçtür.

                      Londra: Dövizin Kalbi ve Ruhu

                      Döviz piyasasında resmi bir merkez olmamasına rağmen, dünyada serbest akış sergileyen her türlü para biriminde piyasa yapmaya hazır 200 aracı ile döviz piyasasının kalbi ve ruhudur. Asya ve Kuzey Amerika’nın ortasında bulunan Londra, dünyada büyük bir finansal aracı kurumu görevi görür ve % 35’lik bir oranla günlük işlem hacminin en büyük dilimine sahiptir. New York saatiyle 2:00’da başlayan Avrupa Seansı, sert fiyat hareketleriyle ünlüdür. Londra’da çok fazla yatırımcı olduğu için ve hepsinin bekleyen emirleri olduğu için, Avrupa seansındaki ilk fiyat hareketi, genellikle sahtedir çünkü aracılar, stop emirlerini çalıştırmayı ve destek ve direnç seviyelerini araştırmayı dener.

                      Bu dinamik “Londra sahtesi” olarak bilinir. Aracılar ve spekülatörler, fiyatı ne kadar uzatabileceklerini görmeyi, zayıf kısa ve uzun pozisyonları piyasadan uzaklaştırmaya zorlamayı dener. Tabii ki bazen, Londra’daki başlangıç hareketi aslında doğru çünkü herkes piyasaya katılır ve genellikle Kuzey Amerika seans başlangıcına kadar devam eden güçlü bir trend oluşur.

                      Londra en büyük likidite havuzu olduğu için, alışlar ve satışlar bu süre içinde gözle görülür bir şekilde daralır. EURUSD paritesi genellike 1,5 pip genişliğinde işlem görürken, Pound istikrarlı bir şekilde üç pip aşağı veya yukarı bir seviyede işlem görür. Avrupa seansı, kısa vadeli tradingde bu küresel günde en iyi fırsatlardan bazılarını sunduğu için, volatilite büyük oranda artarken, alış/satış spreadlerinde de daralma olur.

                      New York saatiyle 4:00 ve 5:00 arasında, İngiltere ve Avrupa verilerinin pek çoğu açıklanır ve piyasalar dikkatlerini ekonomik haberlere verir. İngiliz ekonomi verisindeki büyük sürprizler, GBPUSD paritesinde geniş hareketlere neden olabilir. Paritenin, yaşanan ilk şaşkınlık sonrasında bu boşluğu yukarı veya aşağı yönlü olarak 40 puan kapatması çok sıra dışı bir durum değildir. Son derece önemli ekonomik sürprizler, her iki yönde 100 puana kadar boşluk yaratabilir. Bütün yatırımcıların, teknik veya temel veri odaklı olsun fark etmez, akıllarında tutmaları gereken konu, ekonomik takvimi takip etmenin önemi ve ufukta görülen potansiyel riskli olayların farkında olmalarıdır. Ekonomik haberlerin o kadar önemli olmadığını iddia eden, haberlerden önce işlem açan ve haber sonrası kargaşada anında stoplanan ve sonra işlem kendi yolunu izlerken öfkeye kapılan sayısız trader tanıyorum.

                      Genel olarak, haber açıklamaları öncesinde bir süre beklemek ve daha sonra yaşanan fiyat hareketinde işlem yapmak en iyisidir. Risklere karşı hazırlıklı olup, ekonomik tahminlerde çok başarılı olsanız da, beklentiye yönelik yapılan işlemler, döviz piyasasının en karlı kısa vadeli fırsatlarından birisi olabilir.

                      New York saatiyle yaklaşık 7:00’da, ABD işlem saatleri başlar ve genellikle Avrupa seansında görülen fiyat hareketlerinin neredeyse tamamı Kuzey Amerika’daki traderlar tarafından tersine çevrilir. Fiyat yönündeki bu değişiklik, odak noktasının değişikliği nedeniyle gerçekleşir çünkü Avrupa’dan gelen ekonomik haberler geri planda kalır ve ABD ekonomik veri açıklamaları sahneye çıkar.

                      Avrupa ve Amerika ekonomik verileri arasında yaşanan bu savaşta, ABD ekonomi haberleri neredeyse sürekli kazanır. Bunun nedeni Dolar’ın dünyanın rezerv para birimi olmasıdır. Çoğu zaman EURUSD paritesi, olumlu gelen Avro Bölgesi haberleri nedeniyle Londra seansı boyunca ralli yapabilir ve ABD verilerinin yukarı yönlü sürpriz yapması halinde elde ettiği kazancın büyük bir bölümünü iade eder. Bu iniş çıkışlı fiyat hareketi, grafik okuyucuları için sinir bozucu olabilir ancak spekülatif akışların piyasayı nasıl etkilediğini anlamada son derece önemlidir.

                      Spekülatörler, döviz piyasasında hayati bir rol oynarlar, özellikle de Kuzey Amerika işlemlerinde. Döviz piyasası, şirketlerin döviz risklerini koruma altına almanın bir yolu olarak tasarlanmış olsa da, analistler döviz hacminin % 95’inin yapısı gereği spekülatif olduğunu tahmin etmektedir. ABD seansı, günlük hacmin yaklaşık % 25’ine sahiptir ancak % 10’u, küçük bir şehre aittir: Greenwich, Connecticut. Bu şehir, dünyanın en büyük hedge fonlarının yuvasıdır.
                      Bunun nedeni, spekülatif akışların, döviz piyasasının günlük operasyonlarında son derece büyük bir etki yaratmaları ve spekülasyonun bankalardan veya hedge fonlarından gelip gelmediğine bakmaksızın valüasyon noktasının çok ötesinde hareketleri abartmalarıdır.

                      Genel Mesaj

                      Her seansın birbirinden farklı yapısı göz önünde bulundurulduğunda, traderların, bu üç zaman diliminde birleştirici bir kısa vadeli strateji yaratmalarını sağlayacak genel bir mesaj var mı? Aslında yok. Ancak bir stratejinin, sağlam tahmin edici güçleri olduğu düşünülüyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Asya seansı en sakin seans çünkü EURUSD paritesi genellikle her iki yönde 30 puan hareket ediyor. Ancak, EURUSD paritesi Asya seansında bir yöne ya da diğer yöne güçlü bir kırılma yaşarsa, bu hareketin Avrupa ve Kuzey Amerika işlem saatlerinde de devam etme ihtimali son derece yüksektir.

                      Örneğin EURUSD paritesine bir bakalım. 6 Kasım gecesi, Avro, Tokyo işlem saatlerinde, Halk Kongresi Komite Başkan Yardımcısı Cheng Siwei’nin döviz rezervlerini, Dolar gibi zayıf para birimlerini dengelemek adına Avro gibi “güçlü para birimlerine kaydıracaklarını söyledikten sonra kırılma yaşadı. Tokyo’daki kırılma, haber yayıldıkça Londra ve New York seanslarında da devam etti. Genel olarak, para birimleri Tokyo’da hareket ediyorsa bunun önemli bir nedeni var demektir ve traderların, o fiyat hareketine dikkat etmeleri tavsiye edilir.

                      Döviz piyasasının gizli ritmlerini anlamak, yatırımcıların yüzeyin altındaki bütün aktivitelerden kar etmelerine yardım eder.
                      Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                      Yorum

                      • TALEBE
                        A-YI
                        • 24 Ekim 2010
                        • 1221

                        #116
                        TAKA biryerlerden bulmuş....

                        arkadaşlar bu yazıda başka bir yerden alıntılanmıştır.bilgi amaçlı buraya kopyalanmıştır.

                        Ekonomik Göstergelerin Yorumlanışı
                        Ekonomik göstergeleri ve Yurtdışındaki havayı, açıklanan veriler anlayıp yorumlamak ya da analiz etmek çok uzun ve karmaşık bir işlem olduğundan analizleri nasıl yaptığımı soran arkadaşlara yardımcı olacağını düşündüğüm bazı temel unsurları ve paratik yöntemleri aşağıda anlatmaya çalıştım.

                        Analiz için 1.veri ve kullanılışı:
                        DOLAR : Analizlerimizde kullanacağımız 1. veri DOLAR olacaktır.Eğer izleme şansınız varsa ‘’Dolar Endeksini’’; yoksa Euro/Dolar paritesinin gözlemlenmesi piyasanın yönünü kavramak açısından önemli bir indikatörlerden biri olacaktır. Dolar değer kazandıkça,dolarla fiyatlanan herşeyin fiyatı düşecek; dolar değer kaybettikçe, dolar ile değerlenen herşeyin fiyatı artacaktır. Çünkü carry-trade dolar borçlanarak yapılmaya devam ettikçe; dolardaki hareketlilik, başta borsalar olmak üzere, dolar ile fiyatlanan herşeyin fiyatını belirlemeye devam edecektir.

                        Ekonomilere ilişkin datalar; altın standardı parasal sistemden kaldırıldığından beri,doğal olarak o ülkelerin paralarına olan tercihleri belirleyen en önemli sebep. Parasal tercihler de, FED’in niceliksel gevşeme politikaları çerçevesinde büyüttüğü bilançosu nedeniyle dolar borçlanarak diğer varlıklara yatırılan paraların (carry-trade) maliyetini belirliyor. Doların fiyatı diğer paralara göre arttıkça maliyet arttığından, dolar borçlanarak yatırım yapılan varlıklar satılıp hemen dolara dönülüyor. Dolar değer kaybettikçe dolar maliyeti ucuzladığından, dolar borçlanılarak başta borsalar olmak üzere dolarla değerlenen tüm varlıklara yatırım yapılıyor.

                        ‘’dolar değer kaybettikçe dolar ile değerlenen herşeyin fiyatı artar’’ DOW yükselir altın ve petrol fiyatları artar.

                        Analiz için 2.veri ve kullanılışı:

                        Petrol fiyatları: Petrol fiyatları yukarı gidiyorsa, petrol talebi ve dolayısı ile ekonominin çarklarının dönüşü artıyor demektir ve olumlu yansıma yapar. Unutmayın ki, borsaların zirveleri yüksek petrol fiyatlarının desteği ile olmuştu. Bu nedenle petrolün yükselmesi olumlu yansımalar yapacaktır.

                        Analiz için 3.veri ve kullanılışı:

                        Altın Fiyatları: Altın fiyatları artıyorsa. Piyasalara bir güvensizlik olduğu ve yatırımcıların diğer yatırım araçlarından uzaklaşarak daha güvenli olan altında pozisyon almak suretiyle yatırımlarıı koruma yolunu seçtikleri düşünülür.
                        Kısaca Altın fiyatlarının artması borsalar üzerinde negatif etki yapar...

                        Analiz için 4.veri ve kullanılışı:

                        Faizler : Gösterge olarak kullandığımız tahvil bileşik faizlerindeki artış tıpkı altında olduğu gibi paranın daha güvenli bir yer aradığının göstergesi olduğundan borsalar üzerindeki etkisi negatiftir.Merkez bankalarının açıkladığı faiz oranı ise O devletin ne kadar paraya ihtiyacı olduğunu göstermesi açısından önemlidir.Mesela Merkez bankası faiz oranlarını artırırsa ne olur? Bankalar daha yüksek maliyetle borçlanırlar. Maliyeti yükselen bankalar bunu verdikleri kredilere yansıtırlar dolayısıyla son kalemde bu firmalara yansır. Daha yüksek maliyetli para kullanan firmaların da karlılığı düşer. Yüksek tahvil oranları yatırımcının da döviz bozdurarak tahvile yönelmesi sonucunu da doğuracağından döviz fiyatları da düşer...

                        Verilerle Analiz

                        Verilerin tek tek borsayı ve dolayısıyla endeksi nasıl etkilediklerini gördük. Şimdide bu verileri dikkate alırken aralarındaki ilişkiyi de bilmemiz lazım.

                        1.
                        Doların değeri düşüyorsa dolarla fiyatlanan herşeyin fiyatı yükselir..
                        2
                        . Piyasaya para girmesine yol açacak bir durum oluşursa; faizler düşer,döviz ve altın yükselir,
                        3.
                        Piyasadan para çıkışı olursa ;faiz yükselir,döviz ve altın fiyatları düşer.
                        4.
                        Faiz oranlarıyla kurlar ters yönlü hareket eder.
                        5.
                        Bir ülkenin büyüme oranı pozitifse faizler yükselir bono/tahvil ve döviz kuru düşer.
                        6.
                        Büyüme oranı negatifse faizler düşer bono/tahvil ve döviz kuru yükselir.
                        7.
                        İstihdam oranı yükselirse faizler yükselir bono/tahvil fiyatları ve döviz kuru düşer
                        8.
                        İstihdam oranı düşerse faizler düşer bono/tahvil ve döviz kuru yükselir.
                        9.
                        Enflasyon yükselirse faizler yükselir. bono/tahvil ve döviz kuru düşer.
                        10.
                        Enflasyon düşerse. faizler düşer.bono/tahvil ve döviz kuru yükselir.
                        11.
                        Sanayi üretim ve kapasite kullanım oranları yükselirse,faizler düşer bono/tahvil fiyatları ve döviz kuru yükselir.
                        12.
                        Sanayi üretim ve kapasite kullanım oranları düşerse faizler yükselir bono/tahvil fiyatları ve döviz kuru düşer
                        13.
                        Otomotiv ve Konut harcamaları yükselirse; faizler yükselir bono/tahvil fiyatları ve döviz kuru düşer.
                        14.
                        Otomotiv ve Konut harcamaları düşerse; faizler düşer bono/tahvil fiyatları ve döviz kuru yükselir.
                        15.
                        Merkez Bankası piyasaya para verirse; TL faizi düşer,bono/tahvil fiyatları,döviz, altın,yükselir.
                        16.
                        Merkez Bankası piyasayadan para çekerse ; TL faizi yükselir,bono/tahvil fiyatları,döviz, altın,düşer.
                        17.
                        Merkez bankası bankalar arası piyasadan döviz alışı yaparsa;:TL faizi düşer bono/tahvil fiyatları,döviz ve altın yükselir.
                        18.
                        Merkez bankası bankalar arası piyasaya döviz satışı yaparsa;:TL faizi yükselir bono/tahvil fiyatları,döviz ve altın düşer.
                        19.
                        Ekonomik istikrarsızlık durumunda TL faizleri , döviz ve altın fiyatları yükselir,bono/tahvil fiyatları düşer.
                        20. Politik istikrarsızlık durumunda TL faizleri , döviz ve altın fiyatları yükselir,bono/tahvil fiyatları düşer.

                        Yukarıdaki altın, petrol,faiz, dolar ile ilgili verilerin bu verilerin birbirlerini de etkiledikleri göz önünde bulundurarak değerlendirilmesinin yapılması lazımdır.Örneğin Doların değer kaybetmesi altın ve petrol fiyatlarını da yukarı çerker. Bu olağan ve beklenen bir durumdur.Yani bu durumun oluşması olağan ve beklediğimiz bir durumdur.Böyle bir durumda altın ve petrolün değeri dolar yüzünden değiştiğinden analizimizde bunların değer artışlarını dikkate almayız. Ama ne zaman doların değeri sabit veya artıyorken altın ve/veya petrol fiyatları da artıyorsa bu bizim için önemli bir veri ve bu aykırılık dikkatli olmamızı gerektirecek bir sinyal olacaktır.Yani kısaca beklenen/olağan değil olağandışı/beklenmeyen verilerin bizim için daha çok önemi vardır ve Analizlerimizi bu aykırı veriler üzerine kurarız.....

                        Faydalı olacağını umarım....
                        Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                        Yorum

                        • TALEBE
                          A-YI
                          • 24 Ekim 2010
                          • 1221

                          #117
                          TAKA abiden....

                          RSI 50-70 ne zaman dayanırda geri çekilirse ve tekrar yukarı abanırsa kesin pozunuzu gittiği yöne çevirin.yoksa rüzgara çişten beter olursunuz bugün gibi.

                          her attığım grfta basit ama etkisi güçlü RSI vardır.içiyorsam sebebi var yani.

                          vadelide genelde 5 mn daha eyidir.ama treyd maksatlı.eğer poz taşıma maksatlı olursa 15-60 dakika daha önemli olur.

                          bu olayda rsı 50 altında bir dip yapması şarttır.



                          Takaya teşekkürler....
                          Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                          Yorum

                          • TALEBE
                            A-YI
                            • 24 Ekim 2010
                            • 1221

                            #118
                            aralarda kaybolmasın........

                            k3r3m yazmış....

                            çok güzel bir blog buldum
                            blog'un sahibi, düşünce ilkesi olarak Alvin Toffler'ın Üçüncü Dalga kitabında anlatılanları temel almış...

                            http://ucuncudalgageliyor.blogspot.com/

                            nedirt üçüncü dalga...
                            kısaca

                            insanlik tarihini pek cok sekilde bolmek mumkundur. yazi oncesi, sonrasi, isa oncesi, sonrasi. fakat ucuncu dalga eserine gore bunlar en onemli bolum noktalari degildir. bu teze gore, insanlik tarihi 3 parcaya bolunmelidir cunku tarihimizde gundelik hayatimizi derinden etkileyen 3 buyuk akim meydana gelmistir. bunlardan ilkiorganize tarima gecistir. digeri sanayilesmedir ve en yeni gelen akim ise, servis/bilgi ekonomisine gecistir.

                            bu bolunusun sebebi, toffler'a gore sosyal duzenlerin ortaya cikmasinda bu akimlarin en buyuk belirleyici olmasidir. mesela, organize tarim, koylu sinifini yaratmistir ve bu sinifin kendine has kurallari, zaman/mekan anlayisi vardir. koylu, hep sabit, ayni yerde, pek degismeyen buyuk aileli bir ortamda yasar. fikri cesitliligi yoktur. uretimi kendisi icindir, urettigi fazlayi ise (eger varsa) tepesinde demir yumrukla onu yoneten bir adam kendisinden gasp ederek kontrol etmeye calisir.

                            2. dalgada ise, sanayilesme basgosterir. sabit toprak yerine, merkeze "fabrika" oturtur. ama fabrika, ulkenin herhangi bir yerinde olabilecegi icin, buyuk aileler bu sisteme yaramaz. bu sistem, fabrikada calismaya hazir oradan oraya suruklenebilecek daha ufak ailelere ihtiyac duyar. iste "cekirdek aile" denen olus, direk sanayi akimi icin gereken bir kavram olarak ortaya cikar. bu sistemden ailede baba calisacak, ama hala cocuklara bakilmasi gerektigi icin anne evde cocuklara bakacak ve ataerkil bir sistem olusacaktir. zaman kavrami 2. dalgada buyuk bir degisiklige ugrar. koylunun yavas olan hayati, sanayi toplumunun asiri senkronize, dakiklik gerektiren dunyasina uymaz. bu uyum sirasinda ortaya cikan sorunlari goren ingilizler, bu uyumu hizlandirmak icin yaygin egitim (mass education) sistemini devreye sokmuslardir. gunumuzdeki okul, sinif, ogretmen anlayisi direk bu ihtiyaca cevaptan olusmustur. bu sistemde cocuklar bilgi ogrenmekten cok, zil calinca bir yerde olmayi, amirden (ogretmen) emir almayi, tekrara dayanan (ayni formulu kullanarak degisik problemleri cozmek gibi) isleri yapmayi ogrenirler. bir fabrikadaki "bantta" onlara bu tur tekrar bazli yetenekler gerekecektir.

                            zannedilenin aksine, bu sistem demokrasiyi dogurmaz. sanayi urunleri birbirine benzeyen urunlerdir, ve tekrara dayanan islemlemlerden cikarlar ve bu yuzden sanayi akimi, toplumda bir "tek tiplesmeyi" dogurur. ayrica, hammaddenin fabrikaya, urunun piyasaya ulasmasi icin herseyin mumkun oldugu kadar cok entegre olmasi gerektigi icin, bunlarin idaresi icin merkezi burokrasi gerekecektir. ve iste tum bu insan benzerligi, entegrasyon, burokrasi gibi ihtiyaclardan bildigimiz "ulus devlet" kavrami ortaya cikar.

                            turkiye'de cumhuriyet bu sekilde bir sanayilesme projesidir. 2. dalgaya aittir.

                            3. dalgada ise servis/bilgi teknolojileri on plana cikar. urunlerde once urun farklilastirma ihtiyacindan gelen "kisisellestirme" basgosterir, ki bunlari uretecek insanlarin da bireysellesmeleri hizlanir. insan degeri bir is bantina katilma kapasitesi ile degil, tek basina bilgi idaresi, karar alma yetenegi ile olculecegi icin, bu sistemde merkezilesmek ve tek tiplesmek bozulmaya baslar. zaten yasamin artan hizi, alinmasi gereken kararlari cogaltacaktir ve burokrasi, tek merkez bu kararlara yetisememeye baslayacaktir. klasik ulus devlet kavrami 3. dalgada cozulmeye baslar.

                            Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                            Yorum

                            • TALEBE
                              A-YI
                              • 24 Ekim 2010
                              • 1221

                              #119
                              Poriden vecize gibi net söz........................
                              Fikret abim sana da tavsiyem birkac gun 2 yone de trade etmeye calis abi...
                              Ben resmen patenti bana ait olan onemli 2 kuralimi cignedigimi farkettim...
                              "piyasa diplerdeyse ve en dusukten kapatiyorsa, gercek yukselis icin ertesigun daha asagisini gormeli"
                              "ama eger ertesigun gapli acip asagi vermiyorsa o gun en yuksekten kapatmaya gider ama o gun gordugu seviyeler bir sure ust sinir olarak kalir"

                              Pazartesi ve sali resmen bu 2 genellememe uygun hareket etti...


                              Not: bunlar Yazi diliyle sacma gelebilir ama acip bakarsaniz istatistiksel olarak tuttuklarini goreceksiniz.
                              Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                              Yorum

                              • TALEBE
                                A-YI
                                • 24 Ekim 2010
                                • 1221

                                #120
                                Sadrazam da geri kalır mı...? Muhteşem bir hikaye yazmış... Arada kalmasın istedim........

                                "Bir gün Züleyha, arkalığına beyaz sümbül dalları işlenmiş tahtırevanıyla geçiyordu kütüphanelerin ve tapınakların kenti olan kentinin sokaklarından.

                                Görkemli bir alayla geldiğini görenler saygı ve hayranlıkla kenara çekiliyor ve Züleyha'ya yol açıyorlardı. Zengin ve güçlüydü, en fazla da güzeldi ve kimse kırmızı gülleri saçına Züleyha gibi takamazdı.

                                Birden bir meczub, ehil arslanları, atları ve arabaları aşarak Züleyha'nın tahtırevanının önünde dikiliverdi, yürüyüş durdu. Züleyha tül cibinliği aralayarak bu duraklamanın nedeninin anlamak istedi.

                                Gözlerini kaldırarak Züleyha'nın yüzüne bakmaya başladı meczub, "Züleyha..." dedi, "sevindir beni!" Züleyha kölelerine meczubun sevindirilmesi için işaret etti.

                                Köleler mor renkli kadife bir keseyi uzattılar avucuna; ama meczub oralı bile olmadı.

                                "Züleyha..." dedi, "sevindir beni, bana gülümse! başka bir şey istemem."
                                Züleyha bu sesi hatırladı ve yüzüne dikkatlice bakınca, aşkını reddettiği silik bir yığın sima arasından bir zamanların ordu kumandanını tanıdı. Usulca gülümsedi.

                                Başını önüne eğen meczub sessiz ve sakin geldiği gibi çekiliverdi.
                                O günden sonra Mısır'ın lisanına "sadaka vermek" anlamına gelen yeni bir deyim yerleşti: Züleyhanın gülümsemesi"
                                Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information