Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
mecaz divan edebiyatını sevmiyorum. Belki bu yüzden bu yaşıma kadar hiç yanaşmadım. Sanatı halk için yapanları benimsedim . Ben bunun türkçe mealini alabilirmiyim affınıza sığınarak;)
mecaz divan edebiyatını sevmiyorum. Belki bu yüzden bu yaşıma kadar hiç yanaşmadım. Sanatı halk için yapanları benimsedim . Ben bunun türkçe mealini alabilirmiyim affınıza sığınarak;)
Efenimm, imdi =)
İlkbahar günleri geldi
Güller, gülbahçeleri açıldı
Lale bahçelerinin aydınlanma( ışıklanma) zamanı geldi
Sevgilinin ışıldayan gözleri gibi
Çimenler yarin aydınlık yüzüne benzedi
Lale bahçelerinin ışıklanma zamanı geldi
Sevgilinin ışıldayan gözleri gibi
Meali budur
Naftalin mi kokuyor bi yerlerden ;)
...................
İlkbahar günleri geldi
Güller, gülbahçeleri açıldı
Lale bahçelerinin aydınlanma( ışıklanma) zamanı geldi
Sevgilinin ışıldayan gözleri gibi
Çimenler yarin aydınlık yüzüne benzedi
Lale bahçelerinin ışıklanma zamanı geldi
Sevgilinin ışıldayan gözleri gibi
Meali budur
Naftalin mi kokuyor bi yerlerden ;)
...................
açıklaması süpermiş yüreğine sağlık paylaştığın için. Bu naftalin kokusu cümlesi bana ilk kitabımdaki öykümü hatırlattı;)hey gidi günler hey
açıklaması süpermiş yüreğine sağlık paylaştığın için. Bu naftalin kokusu cümlesi bana ilk kitabımdaki öykümü hatırlattı;)hey gidi günler hey
muhterem setarin yazarları hep ciddiye alırım(ama deger verme hakkımıda saklı tutarak)..dolayısı ile mülk,nizam-ül mülk vs kafa karıştırıcı,net cevap vermeyici tavrımdan vazgeçmek daha uygun göründü..''mülksüzler'' ursula kroeber le quin'in benim çok degerli buldugum bir kitabı..okumuşmuydunuz?
"Babama, kendi anneme, babamın evlendiği .......ablaya ben hiç kaba ve saygısız davranmam" diyor çocuk. "Yani büyüklerime saygısız ve kötü davranmam hiç bir zaman." Üstünü başını sıkça düzeltiyor konuşurken. Şaşılacak biçimde düzgün cümleler kuruyor, konu akışını hiç bozmadan, konuşmasını sürdürebiliyor. Ne çok huzlı ve telaşlı ne de çok yavaş ve hesapçı.
Doğru ve içten konuşuyor. En az on yaş daha büyük biri, bu konuşmayı yaparken kendi yaşından.
" Akşam işten dönerken alıyor içkisini babam" diyor. " Çok sarhoş oluyor. Kendini kaybediyor, ne dediğini, ne yaptığını bilmiyor. Ben kendimi bildim bileli böyleydi. Başka bir baba halini hiç görmedim"
Ağlamaklı değildi. Sakindi. Durumu izah ediyordu. Sıkıntı yüklüydü. Umutsuzdu. Biraz mutluluk istiyordu.
" Küçük kardeşim de bizde kalıyor. O kız ve ....... ablayla anlaşamıyor. Aslında anlaşmak istemiyor, bir sürü gereksiz problem yaratıyor. Halbuki .........abla, bize annemiz kadar ve kendi çocuğundan daha iyi davranıyor. Onun da üzülmesini istemiyorum."
Konuşmasında, içinden üşüyen insanların ince, belli belirsiz titremesi var.
"Babam geldiğinde, onunla konuşurmusunuz lütfen? "
" Ne konuşmamı istiyorsun? " diyorum.
" İşte bu durumu" diyor. " Telefonlarımın ikisini de kırdı". "İkisini birden şarja taktığım için. Bir tanesi yeniydi, kendi annem almıştı. Bağırıp çağırdı. Gece onlar uyuyunca, gizlice evden çıktım, annemin evine gittim, iki gündür de eve gitmiyorum. Gelince konuşursanız eğer.. "
Tekar soruyorum " Ne konuşmamı istiyorsun ? "
Yüzüme, gözlerime bakıyor............
O kadar umutsuz ki aslında............
Gülümsüyorum " Peki, konuşurum " diyorum.
Zaten başka bir şeye gerek yok, istediği sadece bu kadarcık bir yalan, yalan bir umut, onu bir süre daha idare edebilecek olan...
muhterem setarin yazarları hep ciddiye alırım(ama deger verme hakkımıda saklı tutarak)..dolayısı ile mülk,nizam-ül mülk vs kafa karıştırıcı,net cevap vermeyici tavrımdan vazgeçmek daha uygun göründü..''mülksüzler'' ursula kroeber le quin'in benim çok degerli buldugum bir kitabı..okumuşmuydunuz?
muhterem ketenhelva okumadım en yakın zamanda okuycam. tavsiyeniz için çok çok teşekkürler
"Babama, kendi anneme, babamın evlendiği .......ablaya ben hiç kaba ve saygısız davranmam" diyor çocuk. "Yani büyüklerime saygısız ve kötü davranmam hiç bir zaman." Üstünü başını sıkça düzeltiyor konuşurken. Şaşılacak biçimde düzgün cümleler kuruyor, konu akışını hiç bozmadan, konuşmasını sürdürebiliyor. Ne çok huzlı ve telaşlı ne de çok yavaş ve hesapçı.
Doğru ve içten konuşuyor. En az on yaş daha büyük biri, bu konuşmayı yaparken kendi yaşından.
" Akşam işten dönerken alıyor içkisini babam" diyor. " Çok sarhoş oluyor. Kendini kaybediyor, ne dediğini, ne yaptığını bilmiyor. Ben kendimi bildim bileli böyleydi. Başka bir baba halini hiç görmedim"
Ağlamaklı değildi. Sakindi. Durumu izah ediyordu. Sıkıntı yüklüydü. Umutsuzdu. Biraz mutluluk istiyordu.
" Küçük kardeşim de bizde kalıyor. O kız ve ....... ablayla anlaşamıyor. Aslında anlaşmak istemiyor, bir sürü gereksiz problem yaratıyor. Halbuki .........abla, bize annemiz kadar ve kendi çocuğundan daha iyi davranıyor. Onun da üzülmesini istemiyorum."
Konuşmasında, içinden üşüyen insanların ince, belli belirsiz titremesi var.
"Babam geldiğinde, onunla konuşurmusunuz lütfen? "
" Ne konuşmamı istiyorsun? " diyorum.
" İşte bu durumu" diyor. " Telefonlarımın ikisini de kırdı". "İkisini birden şarja taktığım için. Bir tanesi yeniydi, kendi annem almıştı. Bağırıp çağırdı. Gece onlar uyuyunca, gizlice evden çıktım, annemin evine gittim, iki gündür de eve gitmiyorum. Gelince konuşursanız eğer.. "
Tekar soruyorum " Ne konuşmamı istiyorsun ? "
Yüzüme, gözlerime bakıyor............
O kadar umutsuz ki aslında............
Gülümsüyorum " Peki, konuşurum " diyorum.
Zaten başka bir şeye gerek yok, istediği sadece bu kadarcık bir yalan, yalan bir umut, onu bir süre daha idare edebilecek olan...
........................
pembe yalanlar bizi umuda sürükleyen , bizi acımasız gerçeklerden uzaklaştıran hayatımızın parçası durumu. ;)
bu arada daha önce belirttiğiniz bir şey vardı alıntı yazmadıkça yazılarım bana aittir diye. ve yazı size ait. Anlam içeriği güzel değinilmiş bir konu ama anlatımda yazıyı kim anlatıyor kısmında bir bütünlük karmaşası var gibi geldi. Nacizane fikrim. Ama içeriği anlatılmak istenen güzel fikir.
pembe yalanlar bizi umuda sürükleyen , bizi acımasız gerçeklerden uzaklaştıran hayatımızın parçası durumu. ;)
bu arada daha önce belirttiğiniz bir şey vardı alıntı yazmadıkça yazılarım bana aittir diye. ve yazı size ait. Anlam içeriği güzel değinilmiş bir konu ama anlatımda yazıyı kim anlatıyor kısmında bir bütünlük karmaşası var gibi geldi. Nacizane fikrim. Ama içeriği anlatılmak istenen güzel fikir.
gerçek bir olaydır bu setarin =) anlık yazılmış olduğu için edit edilmedi bu yazı.
Bu çöplük bunun için var, biriktirmemek, atmak için. yoksa çılgınlık sonu =)
gerçek bir olaydır bu setarin =) anlık yazılmış olduğu için edit edilmedi bu yazı.
Bu çöplük bunun için var, biriktirmemek, atmak için. yoksa çılgınlık sonu =)
ilginiz ve nezaketiniz için de teşekkür ederim
....................................;)
doğru haklısın mecaz biriktirmemek lazım yoksa benim gibi deli olup yazdıkça yazıyosun anlık yazılmasıda başka bir bakış açısı olduğu için anladım şimdi saolun açıklama için.
OKUDUM..hemde defalarca..
öykü öncesi ve sonrası olan ,çevremizde birçok göreceğimiz parçalanmış bir ailenin acı çeken miniğinin öyküsü..aslında babanın dengesizliği,alkol alması ve sevgisizliği....
parça parça bölümler halinde vereceğinizi düşündüğümden birleştirmek istedim hepsini..o nedenle yorum yazmadım..
gerçek bir öykü dediğinize göre;konuşmalar,bakışlar,duygular da yaşanmış,söylenmiş..
kahramanların öyküsünü bir yana koyarsak ve sizin anlatımınızı,duyguları yansıtmanızı,başarınızı konuşursak eğer;
evet,başarılısınız.fakat bilinçli bir dialog eksikliği bırakmış gibisiniz.sanki aralardan bazı cümleler çekip alınmış gibi.anlam,duygu kaybı olmasa da,bu eksikliği ben duydum..sanki anlatılmayan birşeyler var,sanki başka bir an ve olay yaşanıyor da siz bunu yazacakmışsınız gibi..
belki de bu merak ve boşluklar da sizin başarınızın bir parçası..sorulara cevaplar arıyor okuyucu,merak ediyor,sonrasını kendi kafasında başka başka hikayelendiriyor..
tebrik ederim..
devam edin lütfen..
çöpleriniz kokuşmuş değil,içlerinden bit pazarında satılacak kadar yeniler,kullanılacak kadar antikalaşmış eşyalar var..
çöplerinizi karıştırmak,merak ve heyecan veriyor..burnumuzu tıkamadan,tiksinti duymadan,arkaya atacak kadar eski bulmadan..
zenginin çöpü yoksula değerlidir her zaman..
sizde olan çöpler de bunlardan))
Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
Yorum