Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • mail2uye
    Aktif
    • 23 Nisan 2009
    • 97

    #436
    TÜRKİYE GENELİNDE 2008 SONU İTİBARİYLE KİŞİ BAŞINA 5 BİN 852 LİRA MEVDUAT VE 4 BİN 23 LİRA KREDİ DÜŞÜYOR-TBB

    Türkiye genelinde 2008 sonu itibariyle ortalama olarak kişi başına 5 bin 852 lira mevduat ve 4 bin 23 lira kredi düşerken, kişi başına ve şube başına en yüksek mevduat Ankara'da gerçekleşti.
    Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB) Türkiye bankacılık sistemi, banka,
    şube, mevduat ve kredilerin illere ve bölgelere göre dağılımı raporunda,
    Türkiye'de 2008 sonu itibariyle 45 mevduat, kalkınma ve yatırım bankası ile bu bankalara ait 8 bin 737 şube bulunduğu belirtildi.
    Raporda, bankaların 81 ilde ve 882 ilçede şubesi bulunduğu, 4 bankanın 81 ilin tamamında faaliyet gösterdiği, bu bankalardan 3'ünün kamu, birinin ise özel banka olduğu, bir bankanın 882 ilçede, iki bankanın ise sırasıyla 428 ve 381 ilçede faaliyet gösterdiği ifade edilerek, 50'den fazla ilde faaliyet gösteren banka sayısının 13 olduğu, 45 bankadan 14'ünün ise sadece bir ilde/ilçede faaliyet gösterdiği kaydedildi.
    İstanbul'un 2 bin 574 şube ve yüzde 30 pay ile en çok şubeye sahip bölge olduğu bildirilen raporda, İstanbul'u, bin 317 şube ve yüzde 15 pay ile Ege, bin 69 şube ve yüzde 12 pay ile Batı Anadolu bölgelerinin izlediği, en az şubeye sahip bölgenin 141 şube ve yüzde 2 pay ile Kuzey Doğu Anadolu olduğu, Orta Doğu Anadolu bölgesinin 162 şube ile yüzde 2 paya, Doğu Karadeniz bölgesinin ise 266 şube ile yüzde 3 paya sahip bulunduğu ifade edildi.
    Türkiye'de 2008 sonunda en fazla banka şubesinin bulunduğu ilçenin 450 şube ile Ankara Çankaya olduğu belirtilen raporda, Çankaya'nın ardından 344 şube ile İstanbul Kadıköy ve 245 şube ile İstanbul Şişli ilçelerinin geldiği, 425 ilçede tek bir banka şubesinin faaliyet gösterdiği, İstanbul, Ankara ve
    İzmir'deki 4 bin 120 adet şubenin, toplam yurt içi şubelerin yüzde 47'sini
    oluşturduğu kaydedildi.

    -3 BÜYÜK İLDE, MEVDUATIN YÜZDE 70'İ VE KREDİLERİN YÜZDE 60'I BULUNUYOR-

    Raporda, İstanbul'da her 4 bin 933 kişiye bir şubenin düştüğü, bu sayının Muğla için 4 bin 946, Ankara için 5 bin 128 olduğu ifade edilerek, şube başına en fazla nüfusun düştüğü ilin 44 bin 923 kişi ile Muş, bu sayının Şanlıurfa'da 34 bin 983, Van'da ise 31 bin 387 olduğu belirtildi.
    Türkiye nüfusunun yüzde 29'una sahip 3 büyük ilde toplam mevduatın yüzde 70'inin ve toplam kredilerin yüzde 60'ının bulunduğu kaydedilen raporda, ''İstanbul, Ankara ve İzmir illerinin mevduattan aldıkları pay İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa illerinin ise kredilerden aldıkları pay, nüfus paylarına oranla yüksektir. Diğer illerde nüfusa oranla kredi ve mevduat payları düşüktür'' denildi.
    Kişi başına en yüksek mevduatın ortalama 16 bin 258 lira ile Ankara'da olduğu bildirilen raporda, Ankara'yı, 15 bin 27 lira ile İstanbul ve 6 bin 872 lira ile İzmir'in izlediği, kişi başına mevduatın en düşük olduğu ilin ortalama 404 lira lira ile Ağrı, Muş ve Siirt'te ise kişi başına mevduatın sırasıyla 455 lira ve 464 lira olduğu belirtildi.
    Kişi başına en yüksek kredinin ortalama 9 bin 535 lira ile İstanbul'da
    olduğu vurgulanan raporda, İstanbul'u, 7 bin 215 lira ile Ankara ve 5 bin 264 lira ile Antalya'nın izlediği, kişi başına kredinin en düşük olduğu ilin,
    ortalama 280 lira ile Hakkari, Muş'ta kişi başına kredinin 303 lira, Şırnak'ta
    ise 390 lira olduğu kaydedildi.
    Türkiye genelinde 2008 sonu itibariyle ortalama olarak kişi başına 5 bin 852 lira mevduat ile 4 bin 23 lira kredinin düştüğü ifade edilen raporda,
    ortalama olarak her 8 bin 186 kişiye bir banka şubesi düştüğü belirtildi.

    -ŞUBE BAŞINA EN YÜKSEK MEVDUAT ANKARA'DA-

    TBB raporunda, şube başına en yüksek mevduatın 83,4 milyon lira ile
    Ankara'da olduğu, bu ili, 74,1 milyon lira ile İstanbul ve 48,9 milyon lira ile
    Aksaray'ın izlediği kaydedilerek, şube başına mevduatın en düşük olduğu ilin 10,2 milyon lira ile Ağrı, Kilis ve Bayburt illerinde bu rakamların sırasıyla 11,3
    milyon lira ve 11,5 milyon lira olduğu bildirildi.Şube başına ortalama mevduatın en yüksek olduğu bölgenin 74,1 milyon lira ile İstanbul olduğu ifade edilen raporda, bu bölgeyi, 73,5 milyon lira ile Batı Anadolu ve 34,3 milyon lira ile Ege bölgelerinin izlediği, şube başına en düşük
    mevduatın ortalama 16,8 milyon lira ile Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde, Güneydoğu Anadolu bölgesinin 18,5 milyon lira ve Doğu Karadeniz bölgesinin ise 21,8 milyon lira ortalama mevduata sahip olduğu belirtildi.
    Şube başına ortalama mevduatın dağılımına göre, en yüksek TL tasarruf mevduatının sırasıyla İstanbul, Ege ve Batı Anadolu bölgelerinde olduğu vurgulanan raporda, döviz tevdiat hesabı için bu sıralamanın İstanbul, Batı Anadolu ve Ege bölgeleri şeklinde olduğu,ticari mevduatta ise ilk 3 sırayı İstanbul, Batı Anadolu ve Doğu Marmara bölgelerinin paylaştığı kaydedildi.
    Şube başına ortalama mevduatın dağılımında, en düşük TL tasarruf
    mevduatının sırasıyla Kuzeydoğu Anadolu, Orta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde olduğu bildirilen raporda, döviz tevdiat hesabı için bu sıralamanın Kuzeydoğu Anadolu, Orta Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgeleri şeklinde, en düşük ticari mevduatın ise sırasıyla Kuzeydoğu Anadolu, Orta Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerinde olduğu ifade edildi.

    -ŞUBE BAŞINA EN YÜKSEK KREDİ İSTANBUL'DA, EN DÜŞÜK İSE HAKKARİ'DE-

    İl bazında şube başına en yüksek kredinin 47 milyon lira ile İstanbul'da
    olduğu, İstanbul'u, 37,4 milyon lira ile Gaziantep ve 37 milyon lira ile
    Ankara'nın izlediği kaydedilen raporda, şube başına kredinin en düşük olduğu ilin 7,2 milyon lira ile Hakkari, Tunceli ve Şırnak illerinde ise bu rakamların
    sırasıyla 9,2 milyon lira ve 9,3 milyon lira olduğu vurgulandı.
    Bölge bazında şube başına en yüksek kredinin 47 milyon lira ile
    İstanbul'da olduğu, bu bölgeleri, 34,8 milyon lira ile Batı Anadolu ve 29,4
    milyon lira ile Doğu Marmara bölgelerinin izlediği, şube başına en düşük kredinin ortalama 16,4 milyon lira ile Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde, Orta Doğu Anadolu bölgesinde şube başına ortalama kredinin 19,2 milyon lira, Doğu Karadeniz bölgesinde ise 20,3 milyon lira olduğu belirtildi.
    Türkiye genelinde 2008 sonu itibariyle ortalama olarak her şube başına 47,9 milyon lira mevduat ile 32,9 milyon lira kredi bulunduğu ifade edilen raporda, yurt içi şubelere ait mevduatın 2008 sonu itibariyle 418,5 milyar lira (275 milyar dolar) düzeyinde gerçekleştiği, aynı dönem itibariyle toplam mevduatın ise 453,5 milyar lira (298 milyar dolar) olduğu, toplam mevduatın GSYH'ye oranının yüzde 48 düzeyinde bulunduğu kaydedildi.

    -TASARRUF MEVDUATI 183,3 MİLYAR LİRA OLDU-

    Raporda, tasarruf mevduatının 183,3 milyar lira, ticari mevduatın 52,2
    milyar lira olduğu, döviz tevdiat hesaplarının TL karşılıklarının ise 136,2
    milyar TL düzeyinde bulunduğu, toplam mevduatın yüzde 67'sinin TL mevduattan oluştuğu vurgulandı.
    Toplam mevduatın yüzde 33'ünü döviz tevdiat hesabının, yüzde 44'ünü tasarrufun, yüzde 13'ünü ticari kuruluşların, yüzde 5'ini diğer kuruluşların, yüzde 4'ünü resmi mevduatın, yüzde 1'ini ise bankalararası mevduat ve diğer mevduatın oluşturduğu belirtildi.
    Bölgeler itibariyle toplam mevduat içinde en yüksek payı yüzde 46 ile
    İstanbul'un aldığı, bu bölgeyi yüzde 19 ile Batı Anadolu'nun izlediği kaydedilen raporda, Kuzeydoğu Anadolu'nun yüzde 0,6 ile mevduatta en düşük paya sahip bölge olduğu bildirildi.
    Raporda, bölgeler itibariyle toplam mevduat içinde TL tasarruf
    mevduatının en yüksek olduğu bölgenin yüzde 69 ile Batı Marmara olduğu vurgulanan raporda, toplam içinde döviz mevduatının en yüksek olduğu bölgelerin yüzde 44 ile Orta Anadolu, yüzde 39 ile İstanbul ve yüzde 29 ile Batı Anadolu olduğu belirtildi.

    -KREDİLERİN GELİŞİMİ-

    Yurt içi şubelere ait kredilerin 2008 sonu itibariyle 287,7 milyar liraya
    (189,1 milyar dolar) ulaştığı, aynı dönem itibariyle toplam kredi stokunun ise
    366,9 milyar lira (241,1 milyar dolar) olduğu kaydedilen raporda, toplam kredi stokunun GSYH'ye oranının yüzde 39 olduğu bildirildi.
    Kredi stokunun yüzde 94'ünün ihtisas dışı, yüzde 6'sının ise ihtisas
    kredileri olduğu belirtilen raporda, tarım ihtisas kredilerinde Ege, Akdeniz ve
    Doğu Marmara'nın en çok paya sahip bölgeler olduğu, söz konusu 3 bölgenin tarım ihtisas kredilerindeki toplam payının yüzde 51 düzeyinde bulunduğu ifade edildi.
    Meslek ihtisas kredilerinde Ege, İstanbul ve Akdeniz'in en çok paya sahip bölgeler olduğu vurgulanan raporda, her 3 bölgenin meslek ihtisas kredilerindeki toplam payının yüzde 42 düzeyinde bulunduğu bildirildi.
    İstanbul ve Batı Anadolu bölgelerinin 2008'de toplam kredilerden aldığı
    payın gerilerken Orta Anadolu, Orta Doğu Anadolu, Batı Karadeniz, Doğu Karadeniz ve Kuzeydoğu Anadolu bölgelerinin payının değişmediği, diğer bölgelerin paylarının ise arttığı kaydedilen raporda, İstanbul'un kredilerdeki payının yüzde 42 düzeyinde bulunduğu belirtildi.
    Yurt içi şubelere ait rakamlar dikkate alındığında, 2008 sonu itibariyle
    mevduatın krediye dönüşüm oranının yüzde 69 düzeyinde olduğu ifade edilen raporda, Güneydoğu Anadolu ve Kuzeydoğu Anadolu'nun yüzde 139 ve yüzde 98 ile kredi/mevduat oranının en yüksek olduğu bölgeleri oluşturduğu, bu oranın en düşük olduğu bölgelerin ise yüzde 47 ve yüzde 63 ile Batı Anadolu ve İstanbul bölgeleri olduğu vurgulandı.
    Raporda, yurt dışı şubelere ait rakamlar da dahil edildiğinde, 2008 sonu itibariyle mevduatın krediye dönüşüm oranının geçen yıl sonuna göre 1 puan artarak yüzde 80 düzeyine yükseldiği kaydedildi.



    (17/06/2009 - 13:42:19)

    Yorum

    • mail2uye
      Aktif
      • 23 Nisan 2009
      • 97

      #437
      Şimşek: En kötü geride kaldı

      19.06.2009 12:18:06

      Maliye Bakanı Şimşek, tünelin ucunda her zaman ışık olduğunu belirterek, ''En kötü dönem geride kaldı. Tüneldeki karanlığı da, tünelin sonundaki aydınlığı da görüyoruz'' dedi. Gelir İdaresi Başkanlığınca 20. Vergi Haftası nedeniyle düzenlenen bir törene katılan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

      Şimşek, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın ''Tünelin içine girdik. Öbür tarafa doğru bir ışık göründü. Işık, öbür tarafa çıkışı mı gösteriyor yoksa üzerimize gelen bir araba mıdır?'' şeklindeki sözleriyle ilgili değerlendirilmesinin sorulması üzerine, en kötü dönemin geride kaldığını söyledi.
      Göreceli de olsa bir toparlanmanın söz konusu olduğunu belirten Bakan Şimşek, ''İnşallah bu kalıcı toparlanmaya dönüşür. Kalıcı toparlanma için, potansiyel büyümeye dönüş için biraz erken ama tabii ki en kötü dönem geride kaldı. Hem Türkiye'de, hem dünyada toparlanma sinyalleri alıyoruz. Tünelin ucunda her zaman bir ışık vardır. Tüneldeki karanlığı da, tünelin
      sonundaki aydınlığı da görüyoruz'' diye konuştu.
      IMF Başkan Yardımcısı Lipsky'nin bütçe açıklarının büyümeye engel teşkil ettiğine ilişkin sözlerinin hazırlatılması üzerine de Maliye Bakanı, bakanlıktaki devir teslim sırasında da, başka zamanlarda da bütçe disipliniyle büyüme arasında pozitif ilişki olduğunu vurguladığını ifade etti ve ''Farklı bir düşünce söz konusu değil'' dedi.
      Maliye Bakanı Şimşek, EPDK'nın akaryakıtta fiyat indirimi talebiyle ilgili bir soru üzerine, bu sorunun muhatabının kendisi olmadığını vurguladı ve şunları söyledi: ''Ama akaryakıt sektöründe özellikle kaçakçılığa ilişkin çalışmalarımız devam ediyor. Bundan sonraki dönemde de Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi olarak bu tür yanlış uygulamaların olmaması için gerekli bütün çabayı göstereceğiz.''
      KISA VADEDE ATACAĞIMIZ ADIMLAR VAR

      Maliye Bakanı, tütün mamullerindeki ÖTV zammını hatırlatarak, ''Bundan sonra yeni vergi artışı var mı?'' diye soran bir gazeteciye de şu karşılığı verdi: ''Bütçe dengelerimizi iyileştirmek için bir yanda tabii ki kısa dönemli adımlar atıyoruz. Öte yandan orta ve uzun vadede verginin tabana yayılması konusunda önemli adımlar atacağız. Olaya bütün olarak bakmak lazım. Kısa
      vadede atacağımız adımlar var ama önemli olan orta ve uzun vadede bizim mali disiplini sürdürebileceğimize olan inancımızı güçlendirecek adımlar atmak.''

      http://www.finanstrend.com/haber_det...haber_id=29645

      Yorum

      • mail2uye
        Aktif
        • 23 Nisan 2009
        • 97

        #438
        KREDİ KARTLARINDAN YILLIK KULLANIM BEDELİ ALINMASINDAN VAZGEÇİLDİ

        Kredi kartlarından, yıllık kullanım bedeli alınmasından vazgeçildi.
        TBMM Genel Kurulunda görüşülen Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda
        değişiklik yapan kanun tasarısı üzerinde DTP ve AK Parti'li milletvekilleri, ayrı
        ayrı önerge vererek 1. maddenin tasarıdan çıkarılmasını istedi.
        Kabul edilen önergeyle, bankaların, kullanım limiti 3 bin 500 TL'ye kadar
        olan kredi kartları için 35 TL'ye kadar, 3 bin 500 TL ve daha fazla tutarda
        kullanım limiti tahsis ettikleri kredi kartları için ise limitin yüzde 1'ini
        geçmeyecek şekilde belirleyecekleri bir tutarda yıllık kredi kartı kullanım
        bedelini talep etmesine yönelik düzenleme, tasarıdan çıkarıldı.
        Ayrıca tasarıdan çıkarılan 1. madde, kart çıkaran kuruluşların kartın
        verilmesi sırasında kart sahibini yeteri derecede bilgilendirmesini, talep
        edilmesi halinde, gerçekleştirilmiş işlemlere ait kayıtları, 30 günü geçmemek
        üzere işlemin mahiyetine uygun süre içinde sağlamasını da öngörüyordu.

        (24/06/2009 - 17:09:11)

        Yorum

        • mail2uye
          Aktif
          • 23 Nisan 2009
          • 97

          #439
          TBB, BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK İLE İLGİLİ BİR AÇIKLAMA YAPTI

          Türkiye Bankalar Birliği(TBB), Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda yapılan değişiklik
          ile ilgili bir açıklama yaptı.
          TBB'den konu ile ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi:
          "Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda 24 Haziran 2009 tarihinde kabul edilip Sayın
          Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulan Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik
          Yapılması Hakkında Kanun ile ilgili olarak kamuoyunda yapılan değerlendirmeler nedeniyle
          aşağıdaki hususların açıklanması gerekli görülmüştür:
          1. Kanun Tasarısı’nda yer alan “uygulanacak yıllık kart kullanım bedelinin tutarının
          belirlenmesi”ne ilişkin düzenlemenin Tasarıdan çıkarılması nedeniyle bundan sonra yıllık kart
          kullanım bedeli alınamayacağı hususunda kamuoyunda bazı değerlendirmeler yapıldığı
          gözlenmektedir. Oysa, Tasarıdan çıkarılan söz konusu düzenleme ile, yıllık kart kullanım
          bedelinin alınıp alınmaması değil, sadece alınacak tutarın belirlenmesi amaçlandığından, yapılan
          bu değerlendirmeler gerçeği yansıtmamaktadır.
          Yıllık kart kullanım bedeli, halen yürürlükteki Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Bankacılık
          Kanunu, 16 Ekim 2006 tarih ve 2006/11188 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 2006/1 Sayılı Türkiye
          Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ve ilgili yönetmelikte
          yer alan düzenlemelerin yanı sıra, kart hamilleri ile kart çıkaran kuruluşlar arasındaki sözleşmeler
          çerçevesinde alınmaktadır. Bu uygulama, ayrıntıları Türkiye Bankalar Birliği tarafından
          yayımlanan 5 Şubat 2007 ve 22 Temmuz 2008 tarihli Kamuoyu Duyurularında da belirtildiği
          üzere, hukuka uygun şekilde devam ettirilmektedir.
          2. Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nda yüzde 20 olarak belirlenen asgari ödeme tutarını,
          yüzde 20 ile yüzde 40 arasında belirleme yetkisi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na
          verilmiştir.
          3. Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’na eklenen Geçici 5’inci madde ile ödeme güçlüğü
          içerisindeki bazı kart hamillerine, borçlarını yeniden yapılandırma imkanı getirilmiştir. Bu
          çerçevede, 31 Mayıs 2009 tarihi itibariyle
          • Kredi kartı asgari ödeme tutarı borcunu 90 günden fazla geciktiren,
          • Kredi kartına ait tüm borcunu ödemesi için banka tarafından ihtarname çekilen veya
          • Kredi kartı borcunun tahsili için icra takibi başlatılan
          borçlular yeniden yapılandırma kapsamına girmektedirler. Bu borçluların, söz konusu Kanundan
          yararlanabilmeleri için
          a. Kanunun yayımı tarihinden itibaren 60 gün içinde güncel tebligat adreslerini de bildirmek
          suretiyle başvuru yapmaları,
          b. Oluşturulacak ödeme planını imzalamaları,
          c. İlk taksidi peşin ödemeleri
          koşullarının tümünü yerine getirmeleri gerekmektedir."

          Foreks Haber Merkezi



          (26/06/2009 - 15:37:31)

          Yorum

          • mail2uye
            Aktif
            • 23 Nisan 2009
            • 97

            #440
            MERRİLL LYNCH'E GÖRE, TÜRKİYE GELECEK ON YILDA ORTALAMA YÜZDE 4,5 BÜYÜYECEK
            Yatırım bankası Merrill Lynch, Türkiye'nin gelecek on yılda ortalama yüzde 4,5 büyümesini bekliyor.
            Merrill Lynch'in haftalık raporunda, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey
            Afrika'da Gelişmekte Olan Piyasalar (EEMEA) içinde gelecek 10 yılda Türkiye'nin en yüksek potansiyele sahip ülke olacağı vurgulandı.
            Yatırım bankası Türkiye'nin söz konusu dönemde büyüme potansiyelinin yüzde 4,3 ile yüzde 5,3 arasında olacağını tahmin ederken, raporlarında yüzde 4,5 büyümeyi esas alacağını kaydetti.
            Raporda, büyüme açısından Türkiye'yi, söz konusu piyasalar içinde Güney Afrika, Suudi Arabistan ve Rusya'nın izlemesinin beklendiği kaydedildi.
            Merrill Lynch'in Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da Gelişmekte Olan Piyasalar için 2010-2019 büyüme tahminleri yıllık bazda şöyle:
            ''Türkiye yüzde 4,5, Mısır yüzde 4,5, Romanya yüzde 4,4, Güney Afrika yüzde 4,2, Katar yüzde 4,1, Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 4, Polonya yüzde 3,6, Rusya yüzde 3,5, İsrail yüzde 3,5, Macaristan yüzde 3,3 ve Çek Cumhuriyeti yüzde 3.''

            -ENFLASYONUN YÜZDE 6,3'E DÜŞMESİ BEKLENİYOR-

            Raporda, ayrıca 2008'in 4. çeyreğinde yüzde 6,2 daralan Türkiye'nin
            2009'un ilk çeyreğinde yüzde 8,8 ve 2. çeyreğinde yüzde 6,1 olmak üzere küçülmeyi sürdüreceği tahminine yer verildi.
            Merrill Lynch'e göre, Türkiye ekonomisi 3. çeyrekte yüzde 0,5, son
            çeyrekte ise yüzde 4,2 büyüyecek. Bu durumda 2009 yılını yüzde 2,5 küçülmeyle geride bırakacak olan Türkiye'nin 2010'da ise yüzde 3,2 büyüyeceği tahmin ediliyor.
            Raporda, geçen yıl yüzde 10,4 olan enflasyonun, bu yıl yüzde 6,3'e
            düşmesi ve ardından 2010 yılında yüzde 6,7'ye çıkması bekleniyor.



            (29/06/2009 - 15:48:25)

            Yorum

            • simurg
              Administrator
              • 10 Mart 2007
              • 9248

              #441
              Bir efsane çürüdü,

              Bir efsane çürüdü,
              Çin dolara hücum etti


              18.07.2009 | Dış Haberler | Haber



              ABD'nin en büyük finansörü Çin işin ucunun kendisine dokunmasından korkunca dolardan kaçmak bir yana 2008 ekiminden bu yana dolar alımında gaza bastı. Ülkenin döviz rezervi 2 trilyon doları geçti, mayısta ABD Hazine tahvillerine hücum etti.

              İki sene öncesine kadar yaşanan küresel likidite bolluğu döneminde ABD varlıklarını yavaş yavaş toplamaya başlayıp ülkenin en büyük finansörü haline gelen Çin'in dolardan kaçacağı miti, hafta içi açıklanan döviz rezervi raporları ile çürüdü. Perşembe günü yayımlanan ABD Hazine Bakanlığı'nın uluslararası sermaye akışı raporuna göre Çin elindeki dolarlardan kurtulmaya çalışmak bir yana, küresel krizin dip yaptığı "Kara Ekim"den bu yanaki en hızlı ABD varlığı alımı sürecine girdi. Krizin ortalarında ABD'li yetkililerin "yuanın değerini düşür" çağrılarına pek de kulak asmayan Çin, aynı gemide kendisinin de batacağını anlayınca mayıs ayı itibariyle ABD Hazine tahvillerine olan yatırımlarında gaza bastı. Üstüne Çin Merkez Bankası ihracatı sekteye uğratabilecek para birimi yuandaki değerlenmenin önüne geçmek için yuan satışına gidince ülkede döviz rezervlerinde rekor artış görüldü.
              Çin Merkez Bankası tarafından perşembe günü yapılan açıklamaya göre ülkenin toplam döviz rezervi yılın ikinci yarısında 178 milyar dolar ile rekor bir artış göstererek ilk kez 2 trilyon doları geçti. Bu, Çin ekonomisinin 3'te 2'si ve İtalyan ekonomisinin 2006 yılındaki toplam Gayrisafi Yurtiçi Hasılası'na (GSYİH) eşit bir düzey. Herkes dolardan kaçacak derken, Çin aslında sanılanın aksine elindeki dolar varlıklarını satmak bir yana daha fazla ABD varlığı satın almaya başladı.
              Mayıs ayında Çin'in elindeki ABD Hazine tahvillerinin büyüklüğü 38 milyar dolar artış gösterirken toplam ABD varlıklarının büyüklüğü de 36 milyar dolar arttı. Bu 2008'in ekim ayı yani "Kara Ekim"den bu yanaki en yüksek artış. 2008 Haziran'ından mayıs ayına kadar ise Çin'in elindeki ABD Hazine tahvilleri 266.5 milyar dolar artış kaydetti. Çin'in elindeki toplam dolar varlıklarını ise 2009 Haziran ayından mayısa kadar 229 milyar dolar artarak 1.43 trilyon doları gördü. Bir anlamda aylardır Pekin ile Washington arasında mekik dokuyan ABD'li yetkililerin Çin'in dolardan kaçmaması için gösterdiği çabalar da filiz vermeye başladı.

              Çarkın dönmesi için dolar almak zorundalar
              Ekonomistlerin tahminlerine göre Çin'in elindeki döviz rezervinin yüzde 65'i dolardan oluşuyor. Çin Merkez Bankası tarafından yapılan açıklmaya göre haziran sonu itibariyle toplam döviz rezervi 2.12 trilyon dolara çıktı. Çin, rezervlerini nisan ile haziran ayları arasında 178 milyar dolar ile rekor seviyede artırdı. Üstelik bu artış ihracatın küresel krizin etkisiyle büyük baskı altında olduğu bir dönemde gerçekleşti. Güvenli liman arayan yatırımcı Çin'de toparlanmayı fiyatlamaya başlayınca Çin varlıklarına alım geldi, böylece merkezin yuan satışı dışında ülkeye yüklü döviz girişi de gerçekleşmiş oldu. Hisse senetleri piyasasına saldıran yatırımcı sayesinde Şangay Bileşik endeksi bu yıl yüzde 74 değer kazandı. Uzmanlara göre Çin ihracatının devam etmesi için yuanı istikrarlı bir paritede tutmak zorunda. Çünkü ülkenin şu anda çarkını döndüren en büyük faktör ihracat. Bu nedenle de Çin'in dolar varlıklarına yatırım yapmaya devam etmesi aslında bir zorunluluk. Öte yandan ABD, Çin para biriminin serbest kura geçirilmesi için bastırmaya devam ediyor. Çin 2005 yılında para birimi yuanı dolar çıpasından çıkarmış ve yuanın belirli bir aralıkta işlem görmesine izin verecek şekilde dalgalı kura geçirmişti. Şu anda yuan, dolar paritesinin yüzde 0,5 yukarısında ya da aşağısında işlem görüyor.

              Yuan için 2005'ten beri bastırıyorlar
              Çin yıllar boyunca Batı ekonomilerinden para biriminin değerlenmesine izin vermesi için baskı altında kalmıştı. 2007 yazında küresel krizinin piminin çekilmesi ile başlayan süreç ise yuana olan baskıları daha da artırdı. Çünkü artık çarkları işlemeyen bir ekonomide tek avantajlı olan ucuz para birimi sayesinde ihracattan kan alan Çin'di. ABD Hazine Bakanı Geithner'dan, ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke'ye kadar ABD ekonomisinin en önemli kurmayları ise iş başa düşünce Pekin yönetimi ile iyi ilişkiler kurmak için harekete geçti. Her iki isim de Çin'e bizzat giderek hem yuanın değerinin artırılması için konuştu hem de gün geçtikçe değer kaybeden dolar konusunda cesaret vermeye çalıştı. Geithner daha geçen ay Çin'deydi. Birkaç ay önce başlayan doların uluslararası rezerv para birimi olmaktan çıkıp çıkmayacağı konusunda da Geithner, Pekin'e hitaben doların halen güçlü olduğunu söylemiş, dolar varlıklarından kaçmalarını engellemeye çalışmıştı. Yuan 2008'in ilk yarısında dolar karşısında yüzde 6 değer kazandı. Aslında bu artış daha da fazla olacaktı ama küresel krizin derinleşmesi ve artan baskılar karşısında Pekin yuandaki değerlenmeyi az da olsa dizginledi ve ABD varlıklarına krizde dibin görüldüğü umuduyla ilgi artınca dolar yeniden değerlenmeye başladı.
              https://twitter.com/keyborsa_simurg

              Yorum

              • simurg
                Administrator
                • 10 Mart 2007
                • 9248

                #442
                Wolkswagen, Porsche'yi tümüyle devralmak istiyor



                19.07.2009 | Anadolu Ajansı | Haber





                Alman Volkswagen (VW) otomotiv şirketinin spor otomobil üreticisi Porsche'yi tümüyle devralmak istediği bildirildi. Alman Haber Ajansı (DPA), bu konuda şirketlerin sahibi olan Piech ve Porsche ailelerinin anlaşma sağladıklarını belirtti.
                Anlaşma çerçevesinde Porsche'nin iki kademede VW şirketi tarafından tümüyle devralınması öngörülüyor. Buna göre VW şirketi ilk aşamada Porsche hisselerinin yüzde 49,9'unu, daha sonra da diğer hisselerini satın alacak. Der Spiegel dergisi, Porsche'nin bu satışlar karşılığında yaklaşık 8 milyar Avro alacağını ve bu parayla borçlarını büyük ölçüde ödeyebileceğini yazdı. VW'nin daha önce Porsche hisselerinin yaklaşık yarısını satın alması ve Porsche'yi 10. otomobil markası olarak şirkete entegre etmesi bekleniyordu.
                https://twitter.com/keyborsa_simurg

                Yorum

                • mehmetcengiz
                  Katılımcı
                  • 15 Nisan 2009
                  • 112

                  #443
                  Spk manipülatörün parasına el koyacak

                  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı borsada manipülasyon yaptıkları iddiasıyla 59 kişi hakkında dava açarken, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) manipülasyona karşı alacağı önlemlerin ayrıntıları da belli oluyor.


                  NTV- MSNBC haberine göre, SPK Başkanı Akgiray, manipülasyon kazançlarını geri almaya yönelik bir dizi önlem alacaklarını söyledi. Akgiray, "3-5 kişinin bu tür çabaları sonucu 100 binlerce kişi borsadan soğudu, bunu değiştirmek için elimizden geleni yapacağız" dedi.

                  Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı borsada manipülasyon yaptıkları iddiasıyla 59 kişi hakkında dava açarken, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) manipülasyona karşı alacağı önlemlerin ayrıntıları da belli oluyor.

                  "Hadise savcılığa çok adam göndermek değil, manipülasyonu engellemektir" diyen SPK Başkanı Vedat Akgiray, manipülasyon kazançlarına el koymaya yönelik bir dizi önlem alacaklarını söyledi.

                  SPK'nın 30 kişilik gözetim ekibi iki hafta içinde faaliyete geçecek. Ekip, işlem tahtalarını yakın takibe alacak ve olağandışı fiyat artışlarının tespit edilmesi durumunda fiyat tepe noktasında iken tahtalar kapatılacak.

                  Manipülatör tespit edilerek elde ettiği kazancın geri alınması için çalışma başlatılacak. SPK bu konuda yasal altyapıyı da hazırlıyor.

                  Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu SEC'nin bu yöntemle manipülasyonu azaltmada önemli başarı kaydettiğini belirten Akgiray, "Biz de elimizden geleni yapacağız" dedi.

                  TÜRKİYE'DE ONLARCA VAKA OLUYOR
                  Amerika'da yılda 4-5 tane manipülasyon vakası gerçekleşirken, Türkiye'de bu rakam onlarcayı buluyor. İMKB'nin toplam işlem hacmiyle karşılaştırıldığında aslında düşük. SPK'nın verilerine göre manipülasyona konu olan ticaret, toplam işlem hacminin yüzde 1-2'si.

                  SPK Başkanı 3-5 kişinin bu tür çabaları sonucu 100 binlerce kişinin borsadan soğuduğuna dikkat çekiyor.

                  Borsada manipülasyon iddiasıyla hakkında dava açılan 59 kişinin yargılanmasına ise 7 Ağustos günü Şişli 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlanacak.
                  BASINDAN ALINTI..yatırım tavsiyesi değildir..
                  ''Taşı delen suyun kuvveti değil,DAMLALARIN sürekliliğidir.''

                  Yorum

                  • simurg
                    Administrator
                    • 10 Mart 2007
                    • 9248

                    #444
                    IMF: Krizin maliyeti 10 trilyon doları aştı



                    Küresel ekonomik krizin ülkelere maliyetinin 10 trilyon doları aştığı bildirildi.





                    Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) hazırladığı raporda, zengin ülkelerde finansal sektöre hükümet desteğinin 9,2 trilyon dolar, gelişmekte olan ülkelerde ise 1,6 trilyon dolar olduğu belirtildi. Bu maliyetin yaklaşık 1,9 trilyon dolarlık kısmının nakit destek, diğer kısmının ise garantiler ve krediler şeklinde olduğu kaydedildi.

                    Finansal kurtarma maliyetlerinin 1,1 trilyon dolarının sermaye desteği, 1,9 trilyon dolarının varlık satın alınması, 4,6 trilyon dolarının garantiler ve 2,5 trilyon dolarının likit provizyonu kapsadığı ifade edildi.

                    BÜTÇE AÇIKLARI VE MALİ DESTEK
                    Hükümetlerin, verdikleri bu desteğin büyük bölümünü, dünya ekonomisi düzelmeye başladığında muhtemelen geri alacağı, ancak büyük bütçe açıkları ortaya çıkacağı uyarısında bulunuldu.
                    Zengin G-20 ülkelerinin, 2009 yılında gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 10,2'si kadar bütçe açığının olacağı belirtilen raporda, en büyük bütçe açıklarını yüzde 13,5 ile ABD, yüzde 11,6 ile İngiltere ve yüzde 10,3 ile Japonya'nın vereceği kaydedildi. Ancak, İngiltere'nin, 2010 yılına kadar yüzde 13,3 ile G-20'de en büyük bütçe açığına sahip ülke olacağı, ABD'nin aynı dönemde bütçe açığının ise yüzde 9,7 olacağı ifade edildi.

                    G20 ülkelerinin, bu yıl gayrisafi yurtiçi hasılalarının yüzde 2'si oranında ve 2010 yılında yüzde 1,6 oranında teşvik planı uygulayacaklarını tahmin eden IMF, bu uygulamanın nasıl etkisinin olacağını ölçmenin güç olduğunu bildirdi. IMF, ancak bu tür planların, durgunluğun şiddetini sınırlandırmada büyük etkiye sahip olduğunu kaydetti.

                    Bu harcamaların G-20 ülkelerinde büyümeyi bu yıl yüzde 1,2 ila yüzde 4,7 oranında destekleyeceğini belirten IMF, harcamaları artırmanın, talebi desteklemede vergileri azaltmaktan daha etkili olduğunu ve gevşek para politikasıyla bir arada ve dünyayla koordineli olduğunda daha iyi çalıştığını vurguladı.

                    BORÇLAR ARTACAK
                    IMF, 2014 yılına kadar hükümetlerin borçlarının, Japonya'da gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 239'una, İtalya'da yüzde 132'sine, ABD'de yüzde 112'sine ve İngiltere'de yüzde 99,7'sine ulaşacağı öngörüsünde de bulundu.

                    Bir yandan ülkelere, kısa vadede mali teşvikleri sürdürmesi çağrısında bulunan IMF, diğer yandan hükümetlerin, uzun vadede açıkları azaltmak için güvenilir bir yol göstermelerinin önemli olduğunu kaydetti. Raporda, ''Siyasi inanılırlığın eksikliği (gerçek ya da hissedilen) riski ve gerçek faiz oranlarını artırarak, mali genişlemeyi daha az etkili yapar'' denildi.
                    G-20 ülkelerinin liderleri, Eylül ayında yapılacak zirvede dünya ekonomisinin durumunu değerlendirecek.

                    YOKSUL ÜLKELERE KREDİ DESTEĞİ
                    Bu arada IMF, ekonomik krizle başetmelerinde yoksul ülkelere yardım etmek için ''benzeri görülmemiş önlemler'' alacağını bildirdi.

                    IMF yoksul ülkelere, 2009-2014 yılları arasında 17 milyar dolara kadar kredi vereceğini ve 2011 yılına kadar düşük gelirli ülkelerin bazı kredilerinin faizlerini geçici olarak durduracağını açıkladı. IMF, bu amaçla da gerekli fonları artırmak için altın rezervlerinden bir kısmını satmayı planlıyor.
                    IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, ''Bu, bütün dünyada ve Sahra altı Afrika'sındaki yoksul ülkeler için görülmemiş ölçekte bir IMF desteği. Önlemler, milyonlarca insanın yoksullaşmasını önleyecek'' dedi.

                    Küresel krizin birçok yoksul ülkenin ''dikkat çekici ekonomik ilerlemesini'' tehlikeye atacağını bildiren IMF, yeni kredilerin bu ülkelerin sadece ekonomik gerilemeyi atlatmasına değil, aynı zamanda yoksulluğa karşı uzun vadeli mücadelesine yardımcı olacağını kaydetti.
                    IMF, bu kredinin 8 milyar dolarlık kısmının gelecek iki yılda kullandırılacağını bildirdi.
                    IMF, bu ay başında Sri Lanka ile 2,5 milyar dolar ve Gana ile 600 milyon dolar kredi anlaşması yapmıştı.
                    https://twitter.com/keyborsa_simurg

                    Yorum

                    • simurg
                      Administrator
                      • 10 Mart 2007
                      • 9248

                      #445
                      31 Temmuz 2009



                      Doğan'a şok dava


                      Savcılık, muhasebe hilesi yaptıkları iddiasıyla 3 yıla kadar hapis cezası istedi.






                      Doğan Yayın Holding hisselerinin yüzde 25’inin Alman Axel Springer şirketine satışıyla ilgili usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan ile bazı yöneticiler hakkında başlatılan ve daha önce vergi cezası kesilmesine yol açan soruşturma tamamlandı. Aydın Doğan ve 6 yönetici hakkında, hisse satışı sürecinde yanlış tarih bildirimi yaparak, muhasebe hilesi yaptıkları iddiasıyla 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Aydın Doğan ve yöneticilere dava açılmasına yol açan süreçte ilginç bir de gelişme yaşandı. Soruşturmayı yürüten savcı, iddianame düzenleyerek dosyayı kabulü için Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Ancakmahkeme hâkimi Emine Ertemli, dosyayı kabul etmeyerek geri gönderdi. Gerekçe olarak, “Maliye Bakanlığı yetkililerinin hazırladığı rapordan önce holdingde görev değişikliği olmuştur. Anonim ortaklığı bulunan şirkette görev dağılımına göre muhasebe işlemlerinden sorumlu kişi Soner Gedik ile Barboros Hayrettin Çağa’dır. Aydın Doğan’ın da aralarında bulunduğu diğer yöneticilerin muhasebe işlemlerinden haberdar olmalarımümkün değildir. Dolayısıyla bu iddialarla ilgili sanık olamazlar. Sanık olmamaları gerekir” denildi. Ancak Savcı Özaslan, kararında ısrar ederek, “İddianamenin gönderildiği 7.Asliye Ceza Hâkimliği iddiaları ve delilleri değerlendirmeden böyle bir karar veremez. İddianamenin kabul edilmesi gerekir” görüşünü bildirdi. Görüş ayrılığının çözülmesi için dosya Bakırköy Nöbetçi Ağır CezaMahkemesi’ne gönderildi. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianamenin savcılığın hazırladığı gibi kabul edilmesi yönünde görüş bildirince kriz çözüldü.

                      İddianamenin kabul edilmesi nedeniyle Aydın Doğan’ın da aralarında bulunduğu 6 kişi önümüzdeki günlerde hâkim karşısına çıkacak.

                      “KAYITLAR 2006 YILINDA SATIŞ YAPILDIĞINI GÖSTERİYOR”
                      İddianameye dayanak gösterilen Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 16 Şubat 2009 tarihinde hazırlanan raporunda şu iddialar yer aldı:
                      “Şüpheliler, hisselerinin bir kısmını Axel Springer AG’ye2006 yılında satmalarına rağmen, kazancı, gelir defter kayıtlarına aynı yıl yansıtmamışlardır. Bu şekilde davranarak, satıştan doğan kurumlar vergisini, en az bir geçici vergilendirme dönemi daha geç ödemeyi amaçlamışlardır. Bu şekilde satışı 2006’da değil 2007 yılında satış gibi göstererek muhasebe hilesi yapmışlardır.” Raporda, satışın 2006 yılında yapıldığının kayıtlara resmi olarak yansıması gün gün şöyle belirtildi. “İncelenen belgelere göre; holdingin hisselerinin Axel Springer’e satışına ilişkin anlaşma, Mehmet Ali Yalçındağ ve Soner Gedik tarafından 16 Kasım2006 tarihinde imzalandı. Bu anlaşma sonrası Doğan TV Holding A.Ş, alıcı firmanın tümhak ve yetkilerini elde etti. Doğan TV Holding A.Ş, İMKB’ye, iştirak hisselerinin satışına ilişkin görüşmelere başlandığını ise 16 Kasım2006 tarihinde bildirdi. İMKB’ye iştirak hisseleri satışının tamamlandırdığını ise 22.12.2006 tarihinde bildirdi.
                      Aynı kurumun satış işleminin kesin olarak sonuçlandırıldığını ise 26.12.2006 tarihinde açıkladılar.” Raporu hazırlayan hesap uzmanları, grubun satış işlemlerini 2006 yılında yaptığına dair kayıtların olmasına rağmen, haklarında vergi incelemesinin başlandığı 21 Kasım2008 tarihinden sonra ilginç bir girişimde bulunduklarına dikkat çekti. Raporda yer alan bu çarpıcı ayrıntı şöyle ifade edildi: “Defterleri incelemeye tutulan grup, bu incelemeden tam 6 gün sonra yani 27 Kasım2008 tarihinde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na özel durumbildirimi yaparak hisselerini 2006 yılında sattığını duyurdu.”

                      “GERİYE DÖNÜK KAYITLARI DEĞİŞTİRDİLER”
                      Raporda, Doğan TV Holding A.Ş’nin 2006 hesap dönemi kanunu defterlerine yaptıkları satış kaydını ters kayıt sistemiyle 2007 olarak düzelttiklerine dikkat çekildi. Grubun satış tarihini yanlışıkla 2006 yazdığını, muhasebe programı yazılımı gereği silmemeleri üzere geriye dönük ters kayıt yapmalarına vurgu yapıldı.

                      HOLDİNG MALİYE’YE NASIL BİR SAVUNMA YAPTI
                      Doğan Holding’in, soruşturma aşamasında yaptığı savunma ise şu ifadelerle raporda yer aldı: “2006 hesap dönemine ait Kurumlar Beyannamesi eklerinde iştirak hisselerinin satışının 2006 yılında yapıldığı yazıldı. Ancak satışa konu hisse senetlerinin 2007 yılında ciro edilmesi, satışın 2006 yılında gerçekleştirilmesini etkilemez. Çünkü gerçek anlamda hisse senetlerinin devir işlemleri koşullar oluştuktan sonra yapıldı. Bu tarih ise 2006 değil 2 Ocak 2007’dir. Bu tarihte yapılan karşılıklı anlaşmanın ardından kapanış işlemleri yapılarak hisse devri yapıldı.”

                      “TARİHLERİN YANLIŞ BİLDİRİLMESİ VERGİ KAYBI OLUŞTURMAZ”
                      Doğan Grubu, satışın vergi kaybına neden olmadığını şu cümlelerle savundu:
                      “Vergi kaybı yoktur. Doğan TV A.Ş’nin hisselerinin 2006’da veya 2007’de satılması vergi dairesi açısından durumunu değiştirmez. Velev
                      ki, satış 2006’da yapılmış olsaydı bile, Doğan TV’nin koşulları yüzde 75’lik istisnadan yararlanmaya uygun durumdaydı. Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre bu istisnadan yararlanmak mükellefin tercihine bağlıdır.”

                      6 YÖNETİCİ DAVALIK
                      Muhasebe hilesi olması halinde holding yöneticilerinin ve üyelerin sorumluluğunun olup olmadığına dair savcılığın görüşü ise şöyle oldu:
                      “Yapılan inceleme sonrası holdingin yönetim kurulu üyeleri arasında görev dağılımı yapılmadığı, bu nedenle ihbarın tüm şüpheliler yönünden
                      geçerli olduğu kabul edilmelidir.”

                      AMAÇ VERGİYİ GEÇ ÖDEMEK
                      Vergi uzmanları, Doğan TV’nin savunmasını inandırıcı bulmadıklarını şu gerekçeyle dile getirdi: “Doğan TV A.Ş’nin kayıtdışı gayrimenkul veya iştirak hisseleri satışlarında kazanç oluşması halinde istisnanın tatbikinin hem kanun hükmü gereği hem de muhasebe tekniği açısından fiilen imkânsızdır.”
                      Bu savunmaya yönelik görüş ise raporda şu şekilde ifade edildi: “Bu savunma doğru değildir. Grup yetkilileri bu yöntemi kullanarak, kurumlar vergisi ve vergilendirme dönemini daha geç ödemek amacıyla söz konusu satışı 2006 hesap dönemi sonuçlarına yansıtmadı Dolayısıyla muhasebe hilesi yapılmıştır.”
                      https://twitter.com/keyborsa_simurg

                      Yorum

                      • mehmetcengiz
                        Katılımcı
                        • 15 Nisan 2009
                        • 112

                        #446
                        Ekonometri Dergisi Türkiye’yi Yazıyor

                        Türkiye’nin en saygın ekonomi, iş dünyası ve politika yayınlarından Ekonometri dergisinde her sayısında birbirinden ilgi çekici konulara değinmeye devam ediyor.

                        Ekonometri dergisinin en çok okunan sayfalarının başında iş dünyası röportajları geliyor. Ekonometri dergisi iş dünyası sayfaları, aynı zamanda yolun başındakilere ışık tutma özelliği de taşıyor.




                        haftalık beklentiler....

                        Pazartesi
                        : önemli bir veri açıklanmayacak.

                        Salı: Salı sabahı ikinci çeyrek geçici verimlilik rakamları açıklanacak. Geçen ay yüzde 1.6 artan iş verimliliğinin %4.9 arttığı beklentisi hakim. Birim işgücü maliyetlerinin ise yüzde 1.9 düşmesi bekleniyor. Geçen çeyrekde bu maliyetler yüzde 3 artmıştı. Saat 15:30 civarında toptaneşya stokları açıklanacak. Bu verinin 10.ncu aydır arka arkaya düşüşünü devam ettirmesi bekleniyor.

                        Akşam saatlerinde de FED'in toplantısı devam edecek.

                        Çarşamba: Saat 15:30 civarında haziran ayı dış ticaret açığı rakamı açıklanacak. Mayıs ayında 26 milyar dolara gerileyerek 10 yıllık dibe ulaşan dış ticaret açığı rakamının Haziran ayında 28.5 milyar dolar gelmesi bekleniyor. FED'in faiz kararının ise 19:15 sırasında açıklanması bekleniyor.

                        Perşembe: Temmuz ayı perakende satışları ticaret bakanlığı tarafından açıklanacak olup, bu satışların temmuz ayında da hafif bir yükseliş sergilemesi bekleniyor. Temmuz ayındaki yükseliş beklentisi ise yüzde 0.3 seviyesinde bulunuyor. Ayrıca haftalık işsizlik başvuruları da perşembe günü açıklanacak.

                        Perşembe gününün en önemli verilerinden biri, Wal Mart'ın ikinci çeyrek sonuçları olacaktır. Wal Mart için hisse başına 86 cent kâr bekleniyor. (90 centin üzerinde bir kar rakamı piyasaları çok olumlu etkileyebilir, fakat 80 centin altında bir kar rakamı da dow jones'taki yükselişin son bulmasını sağlayacak kadar etkili olabilir.)

                        Cuma: TÜFE açıklanacak ve TÜFE'nin geçen aya göre pek değişmediği beklentisi hakim. Çekirdek TÜFE'nin Temmuz ayında yüzde 0.2 artması bekleniyor
                        ''Taşı delen suyun kuvveti değil,DAMLALARIN sürekliliğidir.''

                        Yorum

                        • mehmetcengiz
                          Katılımcı
                          • 15 Nisan 2009
                          • 112

                          #447
                          iş yatırım yorumu

                          Borsada 45 bin 350 seviyesine dikkat!

                          İş Yatırım, global iyimserlikte bir geri dönüş görülmediği sürece endeksin ilk kırması gereken direnç seviyesinin 45.350 olarak göründüğünü bildirdi.

                          İş Yatırım'ın piyasalara ilişkin değerlendirmesinde, ABD'de beklenenden iyi gelen ekonomik veriler ve dünyada üretimin arttığına yönelik anketlerle, küresel piyasaların cuma günü 2009 yılının en yüksek seviyelerine yükseldiği anımsatıldı.

                          S&P 500 endeksinin yeniden 1,000 puan seviyesinin üzerine çıktığı, risk iştahının artması ve FED'in faiz artırımlarına başlayacağı endişesiyle ABD tahvillerinin fiyatlarında sert artışlar görüldüğü ifade edilen değerlendirmede, doların uzun zamandan beri ilk defa ABD ekonomisinde açıklanan iyi verilere rağmen değer kazandığı hatırlatıldı.

                          Bugün İMKB'de kar beklentilerinin endeksin gün içindeki yönünü çizmeye devam edeceği belirtilen değerlendirmede, şunlar kaydedildi:

                          “Bugün ajandanın en önemli gündem maddesi sanayi üretim rakamları olacak. Cari açık verisinin piyasanın kapanışından sonra açıklanması bekleniyor. Global iyimserlikte bir geri dönüş görmediğimiz sürece endeksin ilk kırması gereken direnç seviyesi 45.350 olarak görünüyor. Gösterge kıymetin getirisi yüzde 10.12 seviyelerinde seyrederken, TL dolar karşısında daha güçlü 1.4630 seviyelerinden işlem görüyor.”
                          +++++++ finans günem yorumlar
                          http://www.finansgundem.com/haber/ok...reye_evriliyor
                          ''Taşı delen suyun kuvveti değil,DAMLALARIN sürekliliğidir.''

                          Yorum

                          • mehmetcengiz
                            Katılımcı
                            • 15 Nisan 2009
                            • 112

                            #448
                            9 bankaya yanıltıcı reklam cezası

                            Bankacılık sektöründeki 'cazip faiz' ilanlarına Reklam Kurulu el koydu. 9 bankaya yanıltıcı reklam cezası kesen Kurul, ilanlara çekidüzen verilmesini istedi.
                            04 Ağustos 2009 Salı 07:36:00

                            Kriterlere uymayanlara yeni ceza kesmeyi planlayan Kurul, bankalardan reklamlarında tüketiciyi yanıltabilecek ifadelerden kaçınmalarını istiyor. Mevzuata göre reklamlarda döviz cinsinden fiyat verenlerde cezai müeyide ile karşılaşabilir.
                            Tüketiciyi yanıltıcı reklamlara ilişkin yapılan incelemelerin sonuçları belli oldu. İhlallerin artması üzerine Reklam Kurulu tarafından en fazla ceza bankacılık, iletişim ve turizm sektörlerine kesildi. Faiz reklamlarındaki yanlış ilanlardan dolayı 9 bankanın cebinden 672 bin lira çıkacak. Son dönemde en fazla şikâyetin finans sektörüne yönelik olduğunu belirten Reklam Kurulu Başkanı Özcan Pektaş, bankaların reklamlarında tüketiciyi yanıltıcı davranış sergilediklerini söyledi. Pektaş, "Bankaların 0,84'ten başlayan faiz oranları artık bizi ikna etmiyor. Kesinlik ifade etmeyen 'Yüzde 1,06'dan başlayan oranlarla konut sahibi olun!' ifadeleri yanıltıcı reklamlar kapsamına giriyor." dedi.

                            Reklam sektörüne yönelik incelemeler hakkında Zaman'a açıklamalarda bulunan Pektaş'a göre kredi kullanımı sırasında aylık faiz oranına ek olarak komisyon, dosya masrafı gibi adlar altında alınan ilave masrafları ile beraber oluşan kredi maliyetinin tüketiciye aylık ve yıllık olarak açıkça belirtilmesi gerekiyor. Kurul'un belirlediği kriterlere bankaların uyması için geçiş süreci tanındığını ifade eden Pektaş, "Bu sürecin sonuna gelindi. Bankaların hâlâ tüketiciyi yanıltıcı reklamlar vermeye devam ettiklerine şahit oluyoruz. Şimdi bankaların gazete, televizyon ve internet aracılığı ile verdikleri ilanlara daha dikkatli bakıp takibatını yapıyoruz." uyarısında bulundu.

                            Bankalar Birliği'ne uyarı yazısı göndererek bankacılık ilanlarındaki denetimleri yoğunlaştırdıklarını vurguladıklarını aktaran Pektaş, finans kuruluşlarının hâlâ eski usullerle ilan vermeye devam ettiğine dikkat çekti. Kriterlere uymayan kuruluşlara ceza kesmeye devam edeceklerini vurguladı. Bankalar Birliği'ne gönderilen yazıya göre, kredi hizmetlerine ilişkin reklamlarda, kredinin türü ve vadesi, istenen teminatlar ya da aranan diğer özellikler ve geri ödeme şartı hususunda tüketiciyi yanıltabilecek ifadelere yer verilemeyecek. Reklamlarda kredinin faiz oranına yer verilmesi durumunda, sözleşme faizi, vergi ve varsa sigorta prim tutarları ile değişik isimler altında alınan her türlü masraflar dahil tüketicinin ödemesi gereken toplam maliyet aylık ve yıllık olarak belirtilecek.

                            3G REKLAMLARINI DİKKATLE TAKİP EDİYORUZ

                            Türkiye, cepte üçüncü nesle (3G) 'merhaba' derken Reklam Kurulu da sektörü mercek altına aldı. Bu kapsamda yapılan reklamlarda dikkatli olunması önerisinde bulunan Pektaş, 3G'nin devreye girmesi ile birlikte operatörlerin kapsama alanı ile ilgili tüketiciye doğru reklam dili kullanmasını önerdi. Pektaş, "3G'nin çekmeyeceği yerler için 'bütün Türkiye'yi kapsıyor' gibi yanıltıcı davranmasınlar." dedi. Reklam Kurulu'nun temmuz ayında açıkladığı verilere göre son 6 ay içinde Turkcell'e 700 bin, Avea ve Vodafon'a ise 500'er bin TL ceza kesildi. Reklamı veren firmanın, "Ben alt yazı ile gerçek fiyatı geçiyorum demesi GSM operatörlerini kurtarmıyor." diyen Pektaş, "Reklamın flaşında ne geçtiği daha önemli. Bu alt yazıların da ortalama bir vatandaşın okuyabileceği puntoda ve hızda olması gerekiyor." uyarısında bulundu. Tüketiciyi yanıltıcı reklamın cezası 67 bin 200 TL. İkinci kez aynı hatayı yapan firmaya iki katı ceza veriliyor.
                            ''Taşı delen suyun kuvveti değil,DAMLALARIN sürekliliğidir.''

                            Yorum

                            • simurg
                              Administrator
                              • 10 Mart 2007
                              • 9248

                              #449
                              Borsada çıkışın devamı için, sanayide toparlanma şart

                              10.08.2009 | Oktay Özdabakoğlu | Analiz




                              Borsada yabancıların banka hissesi alımlarıyla yaşanan yükselişe sanayi şirketleri ayak uyduramadı. Yabancıların ilk yedi ayda en fazla net alım yaptığı ilk 10 hisse senedinin 7'sini bankalar oluşturdu.

                              Risk alma iştahındaki artışla birlikte gelişmekte olan piyasalara yabancı girişinden payını fazlasıyla alan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) endeks geçen haftayı 44.767 puanla bu yılın zirvesinden tamamladı. 5 Mart 2009'da 23.035 puana gören borsada bu tarihten bu yaşanan yaşanan çıkış yüzde 94,3'e, 17 Temmuz'dan bu yanaki çıkış ise yüzde 19'a ulaştı. Borsadaki yükselişte yabancıların özellikle banka hisselerindeki alımları etkili olurken, sanayi şirketlerinin piyasadaki çıkışa ayak uyduramadığı gözlendi. Yabancı yatırımcılar, endeksin yüzde 15,4 oranında yükseldiği temmuz ayında 327 milyon dolarlık net alım gerçekleştirdi. Yabancılar İMKB'de endeksin yüzde 65,5 oranında yükseldiği son dört ayda 1 milyar 665 milyon dolarlık net alım yaptı. 2008'de 3 milyar dolarlık net satış yapan yabancılar, bu yılın 7 aylık dönemini 1 milyar 54 milyon dolarlık net alımla tamamladı.

                              En fazla alım Garanti'de
                              Yabancı yatırımcılar, borsanın lokomotif hissesi olan Garanti Bankası'nda yılın ilk 7 ayında 294.6 milyon dolarlık alım yaparken, hissenin yılbaşından bu yana getirisi yüzde 107,7 oldu. Yabancılar bu yıl yüzde 158 prim yapan Vakıfbank'ta 176 milyon dolarlık, yüzde 48,2 prim yapan İş Bankası C'de ise 125 milyon dolarlık net alım yaptı. Yabancıların ilk 7 aydaki net alımının yüzde 57'si bu üç hissede yaptı. Yabancıların en fazla net alım yaptığı ilk 10 hisse senedinin 7'sini bankalar oluştururken, bu listeye Vestel, Türk Telekom ve Koç Holding de girdi. Bankaların ilk yarı kârlarının beklentilerin üstünde olması, banka hisselerini ilgiyi artırırken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun verilerine göre de sektörün ilk yarı kârı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32,6'lık artışla yaklaşık 11 milyar liraya ulaştı. Bankaların piyasa değerlerinin çok yükselmesi, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinin sonuna yaklaşılması ve kâr majlarının önümüzdeki dönemde daralacak olması sektör hisselerinde yaşanan hızlı çıkışın yavaşlamasına neden olması bekleniyor.

                              Erdemir ve Tüpraş'ta satış
                              Yabancı yatırımcıların bu yılın ilk 7 ayında en fazla net satışı İSO-500'te ilk sırada yer alan Tüpraş'ta gerçekleştirdi. Yabancıların 47.7 milyon dolarlık net satış yaptığı Tüpraş bu yıl borsada yüzde 44 değer kazandı. Yabancılar Erdemir'de 38,5, Enka İnşaat'ta ise 35.7 milyon dolarlık net satış gerçekleştirdi. Ekonomideki daralma ile birlikte talepte yurtiçi ve yurtdışı talepte yaşanan sert düşüşün yanı sıra, döviz borçlarının yüksek olması nedeniyle kur farkı giderlerinin patlaması sanayi şirketlerine olan ilginin azalmasına neden oldu. Sanayi şirketlerinin piyasa değeri, bankalarla karşılatırılamayacak seviyelerde bulunurken, buna rağmen bu hisselere ilginin artması için ekonomide toparlanma işaretlerinin belirginleşmesi bekleniyor. Merkez Bankası'nın cuma günü açıkladığı beklenti anketinde yıl sonu küçülme beklentisi yüzde 5 ile zirve yaparken, iç ve dış talepte henüz moral verici artışlar yaşanmıyor. Yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda borsalar yükselip, faizler düşerken, yerel para birimleri de değer kazanıyor. Para piyasalarında yaşanan "aşırı" iyimserliğe rağmen, reel sektörde henüz net bir toparlanma işaretenin alınmaması, bu yılın zirvesine yükselen borsada, lokomotifliğin bir süre daha bankalarda kalmasına neden olabilir.


                              YABANCILARIN 2009'DA ALDIĞI
                              HİSSELER (bin dolar)

                              Hisse

                              Alım
                              2009
                              Performans (%)
                              Garanti
                              294.654
                              107,7
                              Vakıfbank
                              176.037
                              158,1
                              İş Bankası C
                              125.675
                              48,2
                              Vestel
                              106.218
                              103,5
                              Akbank
                              106.126
                              86,7
                              Türk Telekom
                              84.962
                              46,1
                              Bankasya
                              84.463
                              141,4
                              Koç Holding
                              60.126
                              47,6
                              Yapı Kredi Bankası
                              58.940
                              47,6
                              Halkbank
                              48.160
                              73,1

                              YABANCILARIN 2009'DA SATTIĞI
                              HİSSELER
                              (bin dolar)

                              Hisse

                              Satış
                              2009
                              Performans (%)
                              Tüpraş
                              47.721
                              44,8
                              Erdemir
                              38.533
                              34,7
                              Enka İnş.
                              35.746
                              56,1
                              Tire Kutsan
                              19.643
                              -39,3
                              Doğan Holding
                              17.990
                              106,1
                              Koza
                              16.176
                              270,4
                              Fenerbahçe
                              15.072
                              24,5
                              TAV
                              14.553
                              72,0
                              Trabzonspor
                              14.223
                              20,0
                              Bossa
                              13.878
                              36,91
                              https://twitter.com/keyborsa_simurg

                              Yorum

                              • simurg
                                Administrator
                                • 10 Mart 2007
                                • 9248

                                #450
                                Batık krediler 24 yılın zirvesinde, bankalar 1 yıl daha musluk açamaz

                                19.08.2009 | Dış Haberler | Haber



                                6 aydır devam eden rallinin ne kadar "gerçekçi" olduğunun fiyatlanmaya başladığı bir dönemde ABD'de gözardı edilen ancak dağ gibi büyüyen bir sorun yeniden gündeme geldi: "Batık krediler". 2007 krizinin başlangıç noktası olan batık krediler ABD'de 1985'den bu yanaki en yüksek seviyesine fırladı. ABD Merkez Bankası'nın (FED) önceki gün yayımlanan raporuna göre kredilerde batık oranı yılın ikinci çeyreğinde yüzde 5,58'den yüzde 6,49'a kadar yükseldi. Bu, son 24 yılda görülen en yüksek seviye. Emlak kredilerindeki batık oranı yüzde 7,10'dan yüzde 8,27'ye yükselerek verilerin toplanmaya başladığı 1987'den bu yanaki en yüksek seviyesine fırladı. Ticari ve sanayi kredilerindeki batık oranları ise yüzde 3,12'den yüzde 3,73'e çıktı. Tüketici kredilerindeki batık oranları ise yüzde 4,69'dan yüzde 4,92'ye çıkarak son 22 yılın zirvesini gördü.
                                Ev kredilerinden ticari ve sanayi kredilerine kadar hemen her kredi tipinde kredi koşullarının ağırlaştırıldığını söyleyen FED, batık kredi oranının yüzde 2,03'ten yüzde 2,65'e yükseldiğini ve bunun resesyondan önceki en yüksek seviye olan yüzde 1,70'i bile solladığını vurguladı. Banka ve şirketlerden haftalardır gelen iyi ikinci çeyrek rakamları piyasalardaki ralliyi iyize hızlandırmış, yatırımcı ABD ekonomisinin düze çıkmaya başladığını fiyatlamaya başlamıştı. Ancak batık kredilerdeki bu artış hükümetin ve merkez bankasının attığı adımların tüketicinin cebine yansımadığını, borçların ödenmesindeki sıkıntıların iyileşmek bir yana kötüleştiğini kanıtlıyor.

                                FED, TALF programını 200 milyar dolar genişletti
                                FED'in pazartesi günü açıklanan çeyrek dönemlik raporu kredi çeşitlerinin tümünde rekor batıklar oluşmaya başladığını ortaya koyuyor. Bir yandan da FED, gevşek para politikasından ne zaman çıkacağı tartışmalarının alevlendiği bir dönemde tüketici ve işletmelere doğrudan kredi sağladığı borçlanma penceresi olan TALF programını uzatma ve büyüme kararı alıyor. Yine pazartesi günü alınan karar çerçevesinde şu ana kadar 30 milyar dolar harcanan TALF programı 6 ay daha uzatılıp, 200 milyar dolar daha genişletilecek. Diğer taraftan ise ABD'li bankalar batık kredi sorununda adeta "devede kulak" denilebilecek gelişmelere umut bağlamaya çalışıyor. ABD'nin en büyük bankalarından Bank of America, pazartesi günü açıkladığı raporda, aylardır ciddi tırmanışlar yaşayan batık kredi oranının temmuz ayında yüzde 13,86'dan 13,81'e gerilediğini belirtti. Yani aslında "iyileşme" olarak yansıtılan gelişme sadece on binde 5'lik bir düzelmeden ibaret.

                                Batık beklentisi 70 milyar dolar
                                JP Morgan Chase, Citigroup ve Discover Financial Services gibi bankalar ve finans kurumları da batık kredilerinde düşüşler olduğunu söylüyor ancak uzmanlara göre bu gelişmeler hayra alamet değil. Çünkü bir yandan artan işsizlik, diğer yandan ödenemeyen emlak kredileri ile mortgage krizinden daha beter bir icra sorunu ile karşı karşıya kalınabilir. Moody's Economy.com'un araştırmasına göre bu yılın sonuna kadar 1.4 milyon kredi sahibinin evlerini kaybetmesi, 2010'da bu rakamın 1.8 milyona çıkması bekleniyor. Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in haziran başında yaptığı açıklamaya göre, kredi borçlarının geri ödemelerindeki gecikme ülke çapında artan işsizlik ve derin resesyonun etkisinden kaynaklandı. Buna karşılık ülkede haziran ayı kredi borcu gecikmelerinde 5 ay sonra ilk kez düşüş kaydedildi. Fitch'in beklentilerine göre ise önümüzdeki aylar içinde gecikmeler yüzde 10 seviyesini geçecek. Kredi kartı kayıplarının bu yıl yüzde 10'u geçmesi halinde ise batık kredi oranının 70 milyar doları bulması bekleniyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) da kısa bir süre önce ABD'deki 1 trilyon 914 milyar dolarlık tüketici kredisinin yüzde 14'ünün geri ödenemeyeceğini öne sürmüştü.



                                ABD'li bankaların yüzde 35'i
                                kredi koşullarını sıkılaştırdı
                                ABD'li bankacılar ise kredi sıkışıklığının süreceğini düşündükleri için kredi koşullarını en az 1 sene daha sıkılaştırmayı planlıyor. FED pazartesi günü yayımlanan çeyrek dönemlik bankalar araştırmasında, bankacıların en azından bir yıl daha kredi musluklarını kolay kolay açamayacaklarını ortaya koydu. Bankaların yüzde 35'i en büyük müşterilerine bile kredi koşullarını sıkılaştırırken, bir çok banka da ekonominin belirsizliği nedeniyle koşullarını gevşetmediklerini belirtti. FED'in araştırmasına katılan bankalar eski kredi koşullarına ne zaman geri dönecekleri konusunda da muğlak ifadeler kullanıyor. Bankaların sadece yüzde 13'ü 2010 ortası gibi normal kredi koşullarına geri dönebileceklerini belirtirken, yüzde 36'sı da en erken 2010 sonu eskisi kadar rahat koşullar sunabileceklerini belirtiyor.


                                Kredilerde batık sadece ABD'nin sorunu değil


                                <B>KANADA: Kanada'da bu ay başında yapılan açıklamaya göre haziran ayı itibariyle kredi kartlarında 90 günden fazla gecikmeye giren borçların oranı yüzde 1,56'yı buldu. Kredi takip şirketi Equifax'ın verilerine göre bu oran 2008 yılının haziran ayına oranla yüzde 24'lük, mayıs ayına göre de yüzde 3'lük bir artış anlamına geliyor. Ülkede kredi borçlarındaki gecikmelerin en fazla görüldüğü şehir ise verilen kredilerin yüzde 2,03'ünün 3 aydan fazla gecikmeye girdiği Toronto.

                                ÇİN: Kredi kartının yoğun bir şekilde kullanıldığı Çin'de de gri ödemeler konusunda sıkıntı yaşanıyor. Kriz başladığından beri kredi borçlarının vadesini geciktirenlerin oranı yüzde 3'e fırlamış durumda. Bu, iki yıl öncesinde yüzde 1 seviyesini ancak buluyordu. Bol likidite döneminde kredi kartı patlaması yaşayan Çin'de bankalar şu ana kadar 1.8 milyon banka kartı ile 150 milyon adet kredi kartı dağıttı.

                                <B>AVRUPA: IMF'nin tahminlerine göre Avrupa'da 2.5 trilyon dolarlık tüketici kredisinin yüzde 7'si geri ödenemeyecek. En büyük batık sorunu ise İngiliz bankalarında ortaya çıkacak. Moody's'in son verilerine göre ise İngiltere'de mayıs ayında kredi kartlarındaki temerrüde düşme oranı bir önceki yılda yüzde 6,4 iken bu mayısta yüzde 9,3'e yükseldi.
                                </B>
                                https://twitter.com/keyborsa_simurg

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information