Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • PEHLİVAN
    Çalışkan
    • 13 Şubat 2009
    • 1138

    #1

    Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

    ...
  • PEHLİVAN
    Çalışkan
    • 13 Şubat 2009
    • 1138

    #2
    4 Banka Için Getiri Beklentisi Düştü

    Türk bankacılık endeksi son beş ayda TL bazında yüzde 27, dolar bazında ise 43 oranında geriledi. Düşüşlerin 2009’un ilk yarısında da sürmesi bekleniyor. Dört bankanın İMKB’nin genel performansından daha kötü getiri sağlayacağı tahmin ediliyor.

    Yorum

    • PEHLİVAN
      Çalışkan
      • 13 Şubat 2009
      • 1138

      #3
      Mali Sektörün Krizi Aşmasi Zor

      Son banka kurtarma planının yatırımcıların endişelerini bastırmada başarısız olması ile finansal hisseler hızla geri çekildi
      ABD hükümetinin ev sahiplerinin icradan korunmasına yardım ederek konut sektörüne destek olacak bir planı gelecek hafta açıklayacağı yönündeki haberler Wall Street'in haftayı yükselişle kapaması için yeterli olmadı. Bankalarla ilgili süregelen endişeler sebebiyle ABD borsaları Cuma gününü düşüşle kapattı.

      Son banka kurtarma planının yatırımcıların endişelerini bastırmada başarısız olması ile finansal hisseler hızla geri çekildi ve Dow Jones 20 Kasım'daki düşük kapanışından sonraki en düşük kapanış seviyesini Cuma günü gerçekleştirdi.

      JPMorgan hisseleri Cuma günü % 5,7 düşüşle Dow'daki en çok değer kaybeden hisselerden biri oldu. KBW Bank Endeksi %5.3 düştü ve haftayı toplam %14'lük bir düşüşle sonlandırdı.

      Wells Fargo % 6,2 gerilerken, Sanford Bernstein analistlerinin bazı bankaların ABD Hazinesi'nin uygulaması beklenen stres testinden çıkamayacağını belirterek Fifth Third Bancorp'u örnek göstermesi bankanın hisselerinin % 9 düşüşle 2 dolardan kapanmasına neden oldu.

      Michigan Tüketici Güven Endeksi'nin beklenenden düşük gelerek son 3 ayın en düşük seviyesine gerilemesi satışların diğer sektörlere yayılmasında etkili oldu. 789 milyar dolarlık teşvik planında yer alan vergi indirimlerinin tüketicileri harcamaya yöneltmeyebileceği kaygısı perakende sektörü hisselerinde satış getirdi.

      Dow Jones Sanayi Endeksi % 1.04 düşüşle 7,850, Standart & Poor's 500 Endeksi %1 düşüşle 826, Nasdaq Bileşik Endeksi ise % 0.48 düşüşle 1,534 seviyesinden kapandı.

      Dow'da yer alan 30 hisseden sadece üçü yükselişle kapandı.

      Bu hafta S&P 500 %4.8 düşüşüyle Kasım sonundaki düşüşten bu yana en kötü haftalık performansını ortaya koydu.

      Piyasalar Pazartesi günü Başkanlar Günü tatili olması nedeniyle kapalı olacak.

      Yorum

      • PEHLİVAN
        Çalışkan
        • 13 Şubat 2009
        • 1138

        #4
        Ufukta Yeni Problemler Var

        Danske Bank gelişmekte olan piyasaların çok kötü etkilendiğini ve ufukta daha fazla problem olabileceğini, azalan risk iştahının dengeye oturmamış piyasaları derinden etkileyebileceğini belirtti. Ayrıntılar şöyle:
        Finansal kriz odağı, finans sektöründeki sistemik risk korkularından sıyrıldı ve durumun ekonomik sonuçlarına yöneldi. Finansal krizden kaynaklanan ekonomik çöküş dünya ekonomisini en azından 1970'ten beri görülen en derin resesyona sürükledi. İşsizlik ve ihmaller artarken hala önümüzde reel ekonomik zararlar yığınına sahibiz. Temerrüt oranları rekor yüksek seviyelere çıkıyor.

        Uzun bir süre bankalar için temel sorun fonlama piyasalarına sınırlandırılmış erişim oldu. Finansal krizin olumsuz etkisi reel ekonomide hissedilmeye başlamışken, odak noktası bankaların aktifleştirme seviyelerine döndü ki bu büyük oranda sermaye artırımı için hükümet desteğiyle gerçekleşebilir.

        Daha fazla nicel gevşeme ABD'nin elindeki kartlarda olabilir ve İngiltere gibi diğer ülkeler de aynı yönde hareket ediyor.

        Euro bölgesi içinde spreadler derecelendirme faaliyetlerine ve ekonomik dengesizlikler üzerinde artan dikkate dayanarak yükseldi. Bu bir ya da daha çok ülkenin borçları üzerindeki temerrüde gitmeye ve/veya euro bölgesini terk etmeye ihtiyaç duyacağı ya da zorlanacağı yönündeki spekülasyonu tetikledi.

        Son olarak gelişmekte olan piyasalar çok kötü etkilenmiş durumda ve ufukta daha fazla problem olabilir. Azalan risk iştahı dengeye oturmamış piyasaları derinden etkileyebilir. Yerel gelişmekte olan piyasalar küçük bir uyarıyla alev alabilir.

        Önümüzdeki dönemde takip edilmesi gerekenler:

        . Derin resesyon ve 1930 benzeri depresyon arasındaki fark ekonomi politikası. Büyük miktardaki mali paket Obama yönetimi tarafından tartışıldı; fakat para politikası çekiş gücü bulmada zorlanıyor. Daha fazla nicel yumuşama 2009'daki büyüme teşvikinde anahtar faktör olabilir.

        . Ülke tahvil notlarında aşağı çekilmeler ve Avrupa'daki faiz oranı spreadleri

        . Banka kamulaştırmaları

        . ABD Finansal İstikrar Planı'ndaki detaylar hala noksan ve planın yürütülmesi ve ayrıntıları ileride anahtar önem taşıyacak.

        . Bankacılık sektörüne yönelik başka kurtarma paketleri

        . Bankalardan gelen sonuçlar

        . Carry trade işlemlerinin bozulması ve yerel gelişmekte olan piyasa krizleri

        Yorum

        • PEHLİVAN
          Çalışkan
          • 13 Şubat 2009
          • 1138

          #5
          Acil Bedelli Sermaye Artirimi Ihtiyaci Olan şirketler

          Yorum

          • PEHLİVAN
            Çalışkan
            • 13 Şubat 2009
            • 1138

            #6
            Fransa ekonomisi 1975`in dibinde

            Fransa, ekonomik durgunluk açısından 1975 yılından bu yana en kötü dönemini yaşıyor.

            AA

            Ulusal İstatistik Enstitüsü (INSEE) tarafından verilen bilgiye göre, 2008 yılının son üç ayında gayri safi milli hasıla yüzde 1,2 geriledi. Son olarak 1974 yılından yaşanan krizde Fransa'daki gayri safi milli hasıla oranı yüzde 1,6 oranında gerilemişti.

            Yine INSEE tarafından verilen bilgiye göre, Fransa'da 2008 yılının son üç ayında sanayi üretiminin yüzde 8,6 düştüğü bildirildi.

            Ekonomik durgunluk ve işsizlik oranlarının arttığı Fransa'da, dış ticaret açığı 2008 yılında rekor seviyede artarak 55,7 milyar Avro'ya ulaşmıştı. Fransa'da geçen yılki ihracat 409,6 milyar Avro, ithalat ise 464,3 milyar Avro olarak gerçekleşti. Küresel kriz ile birlikte Fransa'nın gayri safi milli hasılasının 2009 yılında yüzde 1,9'a düşmesi bekleniyor.

            Yorum

            • PEHLİVAN
              Çalışkan
              • 13 Şubat 2009
              • 1138

              #7
              Türk otomotivini umutlandıran haber

              AB üyesi 7 ülke, otomotivde rekor düzeyde düşen iç pazar satışlarını biraz olsun canlandırmak amacıyla toplam 1.3 milyar Euro’yu bulan hurda araç indirimini devreye aldı. 7 ülkenin bu önemli adımı, ihracatının yüzde 80’ini Avrupa’ya gerçekleştiren Türk otomotiv sektörü için de önemli bir umut oldu.

              Emre ÖZPEYNİRCİ / HÜRRİYET

              GLOBAL krizden en çok etkilenen sektörlerin başında gelen otomotivde, satışların rekor düzeyde düştüğü 7 Avrupa ülkesi finansal desteğin yanı sıra ’hurda teşviği’ni de devreye soktu. AB Komisyonu’nun, belirli yaşın üzerindeki araçların hurda teşviki yoluyla pazardan çekilmesine yönelik hazırladığı öneriyi uygulamaya koyan 7 ülke, yıl sonuna kadar satışları artırmak için 9 yaş ve üzeri araçlara 1000-2 bin 500 Euro arasında değişen teşvikler vermeye başladı. 7 ülkedeki hurda teşviğinin yıllık maliyetinin 1.3 milyar Euro’yu bulacağı vurgulanırken, bu uygulamanın etkisiyle satışlardaki rekor düşüşün mart ayıyla birlikte yavaşlayacağı belirtiliyor.

              İhracatının yüzde 80’den fazlasını Avrupa’ya yapan Türk otomotiv sektörü için de 7 ülkenin hurda teşviki uygulaması umut oldu. Otomotiv Sanayi Derneği (OSD), Esas olarak, üretimi ve tüketimi artırmayı hedefleyen Avrupa ve ABD’de alınan bu önlemlere benzer adımların öncelikle, AB ülkelerine göre daha büyük oranda daralan yurt içi pazarımızı canlandırabilmek amacıyla bir an önce uygulanmaya başlaması, krizin sanayimiz üzerindeki etkisinin asgari düzeye indirilmesi açısından önem taşımaktadır mesajı verildi.

              En fazla teşvik Almanya’dan

              Almanya hükümetinin 12 Ocak’ta başlattığı 2009 sonuna kadar geçerli hurda teşviği kapsamında, 9 yaşından büyük otomobillerin en az Euro 4 motora sahip yeni bir araçla veya en fazla 1 yaşındaki araç ile değiştirilmesi kaydıyla, araç başına 2 bin 500 Euro hurda indirimi sağlayacak. Araç başına 2 bin 500 Euro’luk teşviğin toplamda 500 miyon Euro’luk bir maliyet çıkaracağı hesaplanıyor.

              Fransa’dan 220 milyon Euro

              Fransa, 10 yaşından büyük otomobillerin, en az 160g/km CO2 emisyon değerine sahip yeni araçlarla değiştirilmesi kaydıyla, araç başına 1000 Euro hurda indirimi sağlıyor. Aynı hurda indirimi, 10 yaşından büyük hafif ticari araçlara da uygulanıyor. 2008 Aralık’ta başlayan ve 2009 sonuna kadar geçerli hurda teşviğinin, Fransa’ya toplam maliyetinin 220 milyon Euro olacağı tahmin ediliyor.

              İspanya, diğer ülkelerden farklı olarak teşviği faizsiz krediyle yapıyor. 10 yaşından büyük veya 250 bin kilometrenin üstündeki araçların, otomobil için en az 140 g/km, hafif ticari araç için 160 g/km emisyon değerine sahip ve satış fiyatı maksimum 30 bin Euro olan yeni araçla değiştirilmesi kaydıyla, 10 bin Euro’luk kısmı faizsiz kullandırılacak, 5 yıl süreli fon sağlanacak. 2009 Temmuz ayına kadar devam edecek olan bu uygulamanın, maksimum 5 yaşındaki aracın, en az 15 yaşındaki araç ile değiştirilmesi durumunda da geçerli olacağı belirtiliyor.

              Portekiz’de ise, minimum 10 yaşındaki araç için 1000 Euro ve minimum 15 yaşındaki araç için 1250 Euro hurda teşviği veriliyor. Teşvikte yeni araçlarda 140 g/km emisyon değeri aranıyor.

              Romanya da yıl sonuna kadar minimum 10 yaş ve üzeri araçlar için 1000 Euro’luk hurda indirimi başlattı. Romanya hükümeti, 60 milyon Euro kaynakla 60 bin aracı hurdaya çıkaracak.

              En son İtalya uyguladı

              Avusturya’da 13 yaş ve üzeri araçların, minimum Euro4 normundaki yeni araçlarla değiştirilmesi kaydıyla 1500 Euro hurda teşviği uygulamaya başladı. Teşviğin maliyetinin 45 milyon Euro olacağı tahmin ediliyor.

              İtalya ise 10 yaş ve üzerindeki araçlar için 1500 Euro’luk hurda teşviki uygulamasını başlatıyor. Teşvikin maliyetinin 300 milyon Euro olacağı kaydedilirken, kapsamı ve süresiyle ilgili detaylar açıklanmadı.

              Yorum

              • PEHLİVAN
                Çalışkan
                • 13 Şubat 2009
                • 1138

                #8
                Bu kriz 2001 krizi kadar kötü olabilir

                2001 krizi hepimizi şoka sokmuştu. Milli gelir o tarihteki hesaplanma yöntemine göre yüzde 9.4 daralmıştı. Sonra revize edildi ve daralma yüzde 7.5 olarak belirlendi.

                Hurşit GÜNEŞ / MİLLİYET GAZETESİ

                Geçen yıl milli gelir hesaplama yöntemi değişince 2001 daralması da yüzde 5.7 olarak saptandı. Bu hafta açıklanan Aralık ayı sanayi üretiminin yüzde 17.6 daralma göstermesi de benzer bir şok yarattı. Peki, 2009 yılında ekonomik daralma 2001 kadar kötü olabilir mi?
                Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur. 2008 yılı 2009 hakkında bize epeyce bilgi veriyor. 2008 yılında sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 0.9 küçülmüş.

                Kuşkusuz 2001 yılında ise daralma daha fazlaydı. Şubat ayında birdenbire krize girilmiş ve ekonomi yıl boyunca yüzde 10 kadar daralmıştı.

                2008 yılında ise yavaşlama birdenbire değil, kademeli olarak başladı. Yılın ikinci yarısında yavaşlama daralmaya dönüştü. 2009 yılına ilişkin ise IMF yüzde 3.5 civarında bir daralma bekliyor.



                Bize kalırsa son verilerden sonra IMF tahmini iyimser bile kalabilir. Uyaralım; dünyada toparlanma çabuk olmazsa Türkiye ekonomisi yüzde 4’ü aşan bir daralmaya gidiyor!

                Elbette 2001 yılı ile bugünü karşılaştırdığımızda epeyce farklar var. Fakat bunların kimisi olumlu olsa da, kimisi değil.

                Örneğin 2001’de dünya olumlu bir ekonomik hava içindeydi. İhracatta sorun yoktu, çünkü kurdaki değişim de ihracata yaramıştı. Öte yandan hızla girmeye başlayan sıcak para iç borçların dönmesinde büyük kolaylık sağlamıştı. Sıkı mali disiplinle de iç borç sorunu aşıldı.
                Dış açık büyüdü ama küresel likidite bolluğuyla o sorun da halloldu. Kısacası o zaman dış konjonktür çok elverişliydi.

                Oysa 2008 ve 2009 yılında dış dünya berbat bir durumda. Öylesine ki, dış açık büyük, finansman gerekiyor. Ama bunu sağlayacak kreditör (borç veren) bulmakta zorlanıyoruz. Başbakan ise sürekli tek çare IMF ile restleşiyor.



                Yukarıdaki tabloda dayanıksız tüketim malları imalatındaki düşüş oranının (son 5 ayda bir önceki yılın aynı ayına göre ortalama) yüzde 5’e yakın olması dikkat çekiyor.

                Öte yandan otomobil, beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim malları imalatının da yüzde 7.9 düştüğü görülüyor.

                Yatırım malı üretimindeki düşüş ise yüzde 17’den fazla. Yani güven öylesine bozuk ki, kimse yatırım yapmaz hale gelmiş. Bu da 2009 konusunda iyimser olmayı çok zorlaştırıyor.

                Kısacası, dış konjonktürün bu denli bozuk olduğu bir halde hükümetin IMF finansmanına ayak sürümesi 2009 yılının 2001 yılı kadar kötü geçeceğine işaret ediyor.

                Yorum

                • PEHLİVAN
                  Çalışkan
                  • 13 Şubat 2009
                  • 1138

                  #9
                  Piyasalar Ne Zaman Normale Döner?

                  2004 yılında Borsa, bir dip hareketi sonrasında seçimlere kadar son bir ayda yüzde 25 yükselmişti. Böylesi bir gelişmenin mart ortasından itibaren satın alınması söz konusu olabilir.
                  Hisse senedi piyasalarında bir süredir beklenti oluşturan ABD'deki paket kabul edilmesine rağmen tatminkar bulunmadı. Önceki hafta canlandırma paketinin büyüklüğünün 937 milyar dolara kadar çıkabileceği bekleniyordu. Ancak paketin tehlikeye girmemesi için Cumhuriyetçilerin istediği gibi tırpanlanmasına müsaade edildi.
                  Ayrıca yeni Hazine Bakanı Timothy Geithner'ın merakla beklenen banka kurtarma paketi ise tam olarak anlaşılamadı. Kısaca hem bu yöndeki beklentilerin sona ermesi hem de yeni belirsizliklerin ortaya çıkması, borsaların lokomotifini aşağı döndürdü. ABD, Avrupa ve Japon borsaları son kayıplar sonrası haftayı öyle kritik bir yerde kapattılar ki, hem teknik göstergeleri bozuldu hem de yeni dip arayışlarına başlayabileceği kuşkularının artmasına yol açtı. Dow Jones 2008 yılı içinde 14 bin puanındaki zirveyi ikinci kez gördükten sonra Eylül 2008'de Lehmann'ın iflasıyla 10 bin 500 puandaki destek noktasını kırarak Kasım 2008'de 7 bin 450 puana kadar gerilemişti. Bu borsanın en önemli destek noktası en son 2002 yılında gördüğü 7 bin 200 puanda bulunuyor. Bu kapsamda borsalarda belirgin bir ayrışmadan bahsetmek istiyorum.

                  ABD ve Avrupa borsaları sene başından bu yana yüzde 8-10 değer kaybetmiş durumda. Asya borsalarında ise Japonya Borsası'ndaki kayıp yüzde 12. Bu durum, gelişmiş borsalardan kaçışı işaret ediyor. Buna karşılık Çin Borsası bu süre zarfında yüzde 35, Brezilya yüzde 10, Rus Borsası ise yüzde 5'e yükselmiş durumda. İMKB endeksi ise daha çok gelişmiş borsalara ayak uydurarak yüzde 6,2 geriledi. Kısa vadede ayrışmayı sağlayabilecek 3 önemli beklenti var. Birincisi IMF anlaşması... Kısa vadeli borç sorununu çözeceği düşünülen ve finans piyasalarına güven tesis etmesi beklenen bu anlaşma gerçekleşirse olumlu bir etki gösterecektir. Ancak bu etkinin kısa süreli olacağını düşünüyorum. Macaristan örneği gibi... İkinci beklenti olarak 2008 yılı banka bilançoları... Endeksi önemli ölçüde etkileyen banka bilançoları beklenti oluşturmakla beraber geçen hafta ulaşan bazı bilançolar, olumlu etki yapmadı. Bu, diğer büyük şirket bilançolarının da hisse fiyatlarına olumlu yansımayacağı sinyalini verdi. Yabancı yatırımcı, daha çok 2009 yılı ilk çeyrek rakamlarıyla ilgileniyor. Üçüncü beklenti olarak, 29 Mart'ta yapılacak yerel seçimler... Seçim sonucu siyasi dengeleri belirlemesi açısından oldukça önemli. Bu nedenle 2004 yılında olduğu gibi seçimin son gününe kadar beklentilerin diri tutulacağı göz önüne alınmalıdır. 2004 yılında Borsa, bir dip hareketi sonrasında seçimlere kadar son bir ayda yüzde 25 yükselmişti. Böylesi bir gelişmenin mart ortasından itibaren satın alınması söz konusu olabilir. Kısa vadede beklenti oluşturan gelişmeler açısından en önemlisi yerel seçimler olacak.

                  Bu üç beklentiye 31 Mart tarihinde son bulacak ABD'nin dev otomotiv şirketleriyle ilgili gelişmeleri ekleyebiliriz. Bu sorunlu şirketlerin aldıkları büyük kredileri geri ödeyip ödeyemeyecekleri, piyasalar tarafından ilgiyle izleniyor. Şu ana kadar otomotiv satışları istenilen ölçüde değil. Ama henüz her şey bitmiş de değil. Son söz olarak borsalar teknik olarak yeniden satışa döndüler ama büyük bir düşüş olmayacağı hissindeyiz. 2001 krizinde edindiğimiz tecrübeler, borsa düşüşünün 12-15 hafta daha sürebileceği, ardından yavaş yavaş da olsa toparlanmanın başlayabileceği yönünde. Önümüzdeki hafta yatay ama satış baskılı bir seyir devam edebilir. Genel hareket bandı 21 bin-28 bin aralığı olarak gözüküyor.

                  Cumhuriyet altını üçe katladı

                  Ons'un dünya piyasalarında yeniden yükselişe geçerek 940 doları aşması, cumhuriyet altınına yaradı. Fiyatlar son 5 ayda yüzde 50'ye yakın yükselerek 330 bine dayandı. Bu yükselişte doların TL karşısında yükselmesi de etkili oldu. Cumhuriyet altını fiyatı 2004 yılının Temmuz ayında 120 bin lira seviyesindeyken 4 yılda neredeyse 3 katına ulaşmış durumda. Bundan sonra neler olabilir, fiyatlar daha yükselir mi, yoksa sert bir düzeltme mi gerçekleşir? Bu soruların cevabı gayet basit. Eğer parite dolar lehine gelişse de gelişmese de mevcut konjonktür altına yarıyor. Burada hassas soru TL'nin dolar karşısında ne yapacağı. Ons 1.000 dolara çıkar, dolar 1,75 lira olursa cumhuriyet altını muhtemelen 370 bine doğru çıkabilir. Bu nokta altın fiyatları için bir zirve olacaktır.

                  1 puanlık indirim bekleniyor

                  Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 16 Ocak toplantısında piyasa beklentileri üzerinde bir faiz indirimi gerçekleştirerek borçlanma oranını yüzde 15'ten 13'e, borç verme oranını ise yüzde 17,5'ten 15,5'e çekmişti. Önümüzdeki hafta perşembe günü yapacağı toplantıda da 100 baz puanlık bir indirim beklentisi hakim. Durgunluğu aşmak ve ekonomiyi yeniden canlandırmak için dünya genelinde faiz indirimleri devam ediyor. Düşüş eğilimine giren enflasyon verileri, petrol ve gıda fiyatlarının sakin seyri bu indirimi destekliyor. Piyasalarda en çok işlem gören tahvil fiyatları geçen haftalarda 14,96 ile taban yaptıktan sonra toplantı öncesi hafif bir yükselişle 15,22 seviyelerinde. Dünya piyasalarındaki endişeli bekleyiş daha fazla düşüşü sınırlasa da iyimserliğin artmasıyla 13'ler seviyesine doğru bir gerileme söz konusu olabilir.
                  SELİM IŞIKLAR/ZAMAN

                  GEÇEN HAFTANIN EN LERİ

                  Değer kazananlar (%)

                  01 - Bossa 31,14

                  02 - Link Bilgisayar 24,58

                  03 - Armada Bilg. 20,31

                  04 - İpek Matbaacılık 19,05

                  05 - Koza Anadolu M. 18,95

                  06 - Garanti Fact. 18,93

                  07 - Doğusan 18,18

                  08 - L. Aslan Çim. 17,89

                  09 - Burçelik 15,65

                  10 - Ditaş Doğan 13,95

                  Değer kaybedenler (%)

                  01 - Aksigorta -21,38

                  02 - Akbank -17,48

                  03 - Sabancı Holding -16,36

                  04 - Beşiktaş F. Y. -14,21

                  05 - EVG Yat. Ort. -12,50

                  06 - T. Halk Bankası -10,81

                  07 - Bumerang -10,64

                  08 - M. Yılmaz Yat. -10,61

                  09 - Berdan Tekstil -10,00

                  10 - TEB -9,59

                  Yorum

                  • PEHLİVAN
                    Çalışkan
                    • 13 Şubat 2009
                    • 1138

                    #10
                    ABD PİYASALARI YARIN TATİL
                    Piyasalar pazartesi günü Başkanlar Günü tatili olması nedeniyle kapalı olacak.

                    Yorum

                    • PEHLİVAN
                      Çalışkan
                      • 13 Şubat 2009
                      • 1138

                      #11
                      SICAK PARA BUHAR OLDU
                      15 Şubat 2009 Pazar 12:07:00

                      Sıcak para olarak tanımlanan yurtdışı yerleşiklerin Türkiye portföyü 11 ayda 57 milyar dolar azaldı. Portföy, 107’den 44.6 milyar dolara indi.
                      Ekonominin kırılgan noktalarından biri olarak değerlendirilen sıcak para riski 11 ayda yüzde 50 seviyesinde azaldı. Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) Mali Piyasalarda Gelişmeler raporuna göre, geçen yıl kasım sonunda 2007 yılı sonuna göre sıcak para olarak tanımlanan yurtdışı yerleşiklerin Türkiye’ye yönelik portföyü 56.9 milyar dolar azalarak 49.9 milyar dolara geriledi. Yurtdışı yerleşiklerin Türkiye’ye yönelik portföyü, Aralık 2007’de 106.8 milyar dolar düzeyinde bulunuyordu. Rapora göre, söz konusu dönemde döviz kurundaki artışın da etkisiyle, yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi portföyü 44.6 milyar dolar, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) portföyü 13.9 milyar dolar gerilerken, mevduatlar 1.4 milyar dolar, eurobond portföyü ise yaklaşık 200 milyon dolar arttı. Raporda ‘2007 yılı sonuna göre yurtdışı yerleşiklerin ülkemize yönelik portföyleri içinde hisse senedinin payı azalırken; DİBS, eurobond ve mevduatın payı yükselmiştir’ denildi.

                      Bir önceki yıl sonunda portföy içinde hisse senedi tutarı 69.9 milyar dolar, DİBS 31.6 milyar dolar, eurobond 373 milyon dolar, mevduat 4.9 milyar dolar düzeyinde bulunuyordu. Kasım 2008 sonu itibariyle söz konusu tutarlar sırasıyla 25.4 milyar dolar, 17.6 milyar dolar, 572 milyon dolar, 6.3 milyar dolar olarak belirlendi. Geçen yıl kasım ayında, yurtdışı yerleşiklerin Türkiye’ye yönelik portföyleri, hisse senedi portföyündeki gerilemenin etkisiyle, ekim ayına göre 2.8 milyar dolar azalarak 49.9 milyar dolara indi.

                      REUTERS

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #12
                        BU 'TEĞET GEÇİŞ' OLAMAZ
                        15 Şubat 2009 Pazar 11:18:00

                        The Economist araştırmasına göre Türkiye krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor.
                        The Economist’in yaptığı araştırmaya göre Türkiye, hem büyüme hızı en sert düşen ülkeler arasında yer aldı. Aynı araştırmada, Türkiye, yüzde 17.6’yla, sanayi üretimi en çok düşen 7 ülke içinde yer aldı. Rakamlar, krizin Türkiye’yi ‘teğet’ geçmediğini de ortaya koydu.
                        Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Türkiye’nin dünyada büyüme oranı en düşük ve sanayi üretimi en hızlı ülkeler arasında bulunduğunu bildirdi. The Economist’in dünya rekabet piyasalarında sözü geçen, gelişmiş ve gelişmekte olan 42 ülkeye ait büyüme verilerine atıf yapan TİSK, rakamları değerlendiren bir açıklama yaptı.
                        Açıklamada, “Ülkemiz, dünya piyasalarında rekabet eden ülkeler arasında, 2008’in 3. Çeyreği itibariyle büyüme oranı en düşük 7 ülkeden biri ve Aralık 2008 itibariyle sanayi üretimi en fazla azalan 7 ülkeden biri iken, Hükümetin etkin önlemler içermesi gereken bir paketi geciktirmesi düşündürücüdür.
                        Küresel krizin üretimi vurması ile Türkiye’nin yıllık büyüme hızı 2008’in 3’üncü Çeyreği’nde binde 5’e düşmüştür. Türkiye, büyüme hızı en düşük 7 ülke arasında yer almaktadır. Konu, gelişmekte olan ülkeler kategorisinde ele alındığında ise Türkiye, 22 ülke arasında sondan 3’üncü sıradadır.”

                        Türkiye’de sert düşüş
                        The Economist’in verilerine göre 32 ülke arasında sanayi üretimi artan iki ülke Çin ve Norveç oldu. Türkiye’nin büyüme hızı 2008’in 3’üncü çeyreğinde bir yıl önceye göre 2,8 puanlık düşüş göstermişti. Bu rakamla Türkiye 33 ülke içinde büyüme hızı en sert biçimde düşen ülkeler grubunda 6’ncı sırada yer aldı.
                        Aralık 2008 sanayi üretiminin bir önceki yılın aynı ayına göre değişiminde de Türkiye yüzde 17.6’ya varan azalış oranı ile sanayi üretimi en hızlı düşen 7 ülke arasında yer aldı. Sanayi üretimi en fazla azalan ülke yüzde 32.3’le Tayvan oldu.

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #13
                          IMF'İN 'KABUL EDİLEMEZ' 3 TEKLİFİ
                          15 Şubat 2009 Pazar 02:49:00

                          Stand-by müzakerelerinin bir anda kesilmesine IMF’nin, Türkiye’yi yeni sıkıntılara sokacak isteklerde bulunmasının yol açtığı anlaşıldı.
                          Bugün'ün haberine göre, IMF, 2 Temmuz 2008’de çıkarılan kanunla belediyelere bütçeden aktarılacak payın arttırılmış olmasını kabul etmedi. IMF, bu düzenlemeye karşı Türkiye’ye, “Ya yasayı iptal edip belediyelere aktarılacak payı eski haline düşürürsünüz ya da orada oluşan gider artışını karşılayacak şekilde genel KDV oranını en az 1 puan yükseltirsiniz” teklifini sundu. Türkiye, her iki şartı da “kabul edilemez” bulduğunu IMF’ye iletti.

                          VERGİ TARTIŞMASI

                          IMF ile bir diğer anlaşmazlık ise birikmiş vergi borçlarının 18 taksitte ödenmesini öngören düzenleme konusunda yaşandı. IMF, bu yolla elde edilecek paranın, “bir defalık gelir” olması nedeniyle faiz dışı fazla (FDF) hesabında kullanılmasına karşı çıktı. Türkiye ise söz konusu gelirin normal vergi geliri olduğunu savunup, FDF hesabında kullanılacağını bildirdi. IMF’nin dediğinin olması halinde Türkiye’nin 2009 bütçesinde yaklaşık 4-5 milyar TL’lik bir tasarruf yapması ya da bu düzeyde ilave taze gelir bulması gerekecekti.

                          TURİZM VE TEKSTİLE DARBE

                          IMF, turizm ve tekstilde yüzde 8’e düşürülen KDV’nin yeniden yüzde 18’e çıkarılmasını da tavizsiz kabul edilmesini istedi. Bu teklifin kabul edilmesi halinde, özellikle bağlantılarını önceden yapmış olan turizmcilere büyük bir darbe inecekti. IMF ayrıca, emeklilik fonlarından kısmi yerine tam oranlı vergi alınması ve emekli maaşlarından da yüzde 8 gelir vergisi alınmasını pazarlık masasına getirdi.

                          KURALLARI BİRLEŞTİRİN

                          IMF'nin Türkiye'ye ilettiği diğer talepler arasında 3 madde daha bulunuyor.

                          BDDK, Rekabet Kurulu, SPK gibi kurulları birleştirip tek yapı altında toplayın. Maliye müfettişi, hesap uzmanı ve gelirler kontrolörlerinden oluşan tek çatı altında denetim birimi oluşturun. Gelir İdaresi Başkanlığı'nı özerk yapıya kavuşturup ayrı müsteşarlık haline dönüştürün.

                          IMF'CİLER ÇÖMEZ

                          Görüşmeleri değerlendiren üst düzey bir bürokrat, IMF’nin Türkiye’ye gönderdiği heyetin “çömez” ve düşük teknik bilgiye sahip kişilerden oluştuğu tespitinde bulundu. Bu durumun bir çok konuda kilitlenmelere yol açtığını ifade eden bürokrat, “Kendilerince doğru kabul ettiklerinin dışında hiçbir yaklaşımı, teknik hesabı kabul etmiyorlar. Çoğu hesap ve öngörüleri yanlış çıktığı halde, yanlışta ısrar ediyorlar” diye konuştu.

                          Erdoğan Süzer / Bugün

                          Yorum

                          • PEHLİVAN
                            Çalışkan
                            • 13 Şubat 2009
                            • 1138

                            #14
                            Obama: `Canlandırma tamam`



                            Temsilciler Meclisi’nden son haliyle geçen ABD Başkanı Barack Obama’nın 787 milyar dolarlık ekonomiyi canlandırma paketi CEO’ların maaşlarına sınır getirecek.

                            ABD’de bugüne kadar devlet yardımı almış olan, veya bundan sonra yardım almayı planlayan tüm şirketlerin yöneticilerini kapsayan pakete göre, yöneticiler ödenen prim, toplam kazancın 3’te birini aşamayacak. Yani yılda 1 milyon dolar kazanan bir CEO’nun toplam geliri en falza 500 bin dolar olabilecek. Sadece CEO’ları kapsamayan bu paket daha önce çıkartılan kurtarma paketinin aksine çok kazanan işlemcileri ve bölüm başkanlarını da kontrol altına alacak.

                            İşlemciyi de bağlıyor

                            Şu ana kadar TARP fonundan yararlanan 350 finans kurumunun tamamı getirilen kurallara bağlı kalmak zorunda olacak. Kurallar devlet yardımı alan American International Group (AIG), General Motors (GM), Chrysler gibi firmaları da bağlayacak. Senatör Christopher Dodd’a göre vergi mükelleflerinin güvenini kazanacak ve vergilerin talanını önleyecek olan bu karar bazı analistler tarafından eksik bulundu. Hisse opsiyonları ile ilgili işlemlerin toplam kazanç içerisinde görülüp görülmeyecaği tartışması nedeniyle ekonomistler paketi yeterince açık olmadığı yönünde eleştirdi.

                            Fakirleşecekler

                            Kararın Banka CEO’larının gelir durumunda oldukça büyük bir etki yaratması gerekiyor. CEO’ların geçtiğimiz yılki kazançları ise şöyle:

                            ÆBank of America CEO’su Kenneth D. Lewis geçtiğimiz yıl 16.4 milyon dolar kazandı. Ancak Lewis’in maaşı 1.5 milyon dolardı.

                            ÆYeni kurallar gereğince Lewis aynı maaş ile bu yıl sadece 2.25 milyon dolar gelir elde edebilecek.

                            ÆJ.P. Morgan Chase CEO’su James Dimon’ın maaşı geçtiğimiz yıl 1 milyon dolardı. Ancak Dimon yılı 30 milyon dolar kazançla kapadı. Bugünkü koşullar altında Dimon’un yıllık geliri 1.5 milyon dolar aşamayacak.

                            Banka CEO’ları icradan kurtuldu

                            ABD’de devletten 165 milyar dolarlık yardımın yanısıra yeni destelk almak için harekete geçen banka CEO’ları senatörlere verdikleri sözü tutmak konusunda ilk adımı attı.

                            Toplantı boyunca, Biz bu parayı icralara engel olmak ve Bmerikan halkını korumak için istiyoruz diyen J.P. Morgan Chase CEO’su Jamie Dimon, Citigroup CEO’su Vikram Pandit ve Bank of America CEO’su Kenneth Lewis, Bizden kredi kullanıp ödeme yapamayan müştyerilerimiz hakkında yeni icralar başlatmayacağız açıklaması yaptı. Fredie Mac ve Fannie Mea de icraları durdurmak konusunda kararlaştırdıkları sürenin dolmasına rağmen, daha önce aldıkları karara uyarak icralara başlamayacaklarını açıkladı.

                            RealBusiness: Türkiye heyecan verici

                            İNGİLTERE’de iş dünyasına ve yatırımcılara yönelik olarak yayımlanan RealBusiness adlı dergi, Türkiye’yi krize dayanıklı, resesyondan etkilenmeyen ve hızlı büyüyen ülkeler arasında gösterdi ve bu durumdaki en heyecan verici üç pazardan biri olarak nitelendirdi.

                            İngiliz yatırımcılara Türkiye’yi hedef gösteren dergi, resesyon (durgunluk) yüzünden İngiltere dışında fırsat arayan iş çevrelerine krize dayanıklı diğer iki hedef ülke olarak da Belçika ve Panama’yı tavsiye etti. Yazıda Türkiye’nin 2050 yılına kadar dünyanın ilk 10 büyük ekonomisinden biri haline geleceği tahminine yer verildi.

                            Yorum

                            • PEHLİVAN
                              Çalışkan
                              • 13 Şubat 2009
                              • 1138

                              #15
                              Rusya Krizden çikabilecek Mi?

                              Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, rublenin geleceği ve Rus ekonomisiyle ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı!!!



                              Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, Rus medyasına verdiği ve Kremlin internet sayfasından yayınlanan özel röportajında ekonominin kontrol altında olduğunu, aşırı endişe verici bir durum olmadığını söyledi. Medvedev rublenin dolar karşısında sabitlenmesini de düşünmediklerini belirtti.

                              Daha zor şartlara hazırlıklı olunması gerektiğine değinen Rus lider, "Bu bizim ümitsiz bir durumda olduğumuzu göstermiyor. Ya da alarm durumu da yok. Şu an gidişat biliniyor ve kontrol ediliyor." dedi. Medvedev krizin verdiği zararların telafisi için de sadece içinde bulunduğumuz yıl değil, gelecek yılları da kapsayan önlemler alınmasının zorunluluğuna işaret etti.

                              Son 5-7 yılda sağlanan yatırımların kriz dönemlerinin aşılmasında büyük katkı sağladığına değinen Medvedev, Merkez Bankası'nın rublenin dolar ve avro karşısında hareketlenmesinin her defasında tolere edilmeyeceğini söyledi. Rusya'nın gelirlerinin azalması nedeni ile ekonomik dengelerin değiştiğini söyleyen Medvedev, "Bu durum dolar ve avronun ruble karşısında değer kazanmasına neden oluyor. Ancak yetkililer rublenin sabitlenmesi düşüncesini desteklemiyor. Durumu gözetleyen Merkez Banaksı herhangi bir şok durumuna izin vermeyecek." dedi.

                              Bütçenin bu yıl içinde açık vereceğini, zor bir bütçe olduğunu bunun telafisi için fonların kullanılacağını kaydeden Rusya Devlet Başkanı şu şekilde konuştu: "Fonlarımız bu yıl, gelecek yıl ve kriz tamamlana kadar sosyal harcamaları karşılayacak seviyede. Son yıllarda mali alanda yapılan çalışmaların verimliliği şimdi görülüyor."

                              Krizin iş kaybı, bir kısım fabrikaların kapanması ve işsizliğin artması gibi olumsuz sonuçlar doğurduğuna işaret eden Medvedev "Maalesef bunlar bizim ülkemizde de görülüyor. En önemli konu normal döneme hazırlık yapmak." diyerek alınacak önlemleri sıraladı: "Öncelikle işsizlik ödeneklerinin artırılması gerekiyor. Bu kısa vade için. Uzan vade de yeni istihdam imkânları sağlamak için bölgeler birlikte hareket ederek adımlar atılmalı. Bunun için de ek 44 milyar ruble ödenek ayrıldı. Bu para ile küçük işletmeler, yeni endüstri alanları kurularak iş imkânları sağlanmalı."

                              Yorum

                              Working...
                              X

                              Debug Information