Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • eren@
    Tecrübeli
    • 24 Nisan 2008
    • 2344

    #286
    Ulukartal Capital (www.ulukartal.com.tr) Tarafından Hazırlanan Uluslararası Döviz Piyasaları Raporu:
    "İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi tarafından yapılan açıklamada, İngiltere'de ocak ayında yüzde 3 olan yıllık bazda enflasyonun şubatta yükselerek yüzde 3.2'ye çıktığı belirtildi. Ekonomistler, İngiltere'de enflasyonun şubat ayında yüzde 2,6 olmasını öngörmüşlerdi. Şubat ayı Üretici Fiyat Endeksi ise 49 yıldır ilk kez sıfıra düştü. Üretici Fiyat Endeksi'nin ocak ayındaki binde 1'lik orandan şubat ayında sıfıra düşmesinin ardından değerlendirme yapan uzmanlar, fiyatlardaki düşmenin devam etmesi halinde bunun deflasyona yol açabileceği uyarısında bulundu.
    Bernanke, Kongre'de yaptığı açıklamada, ABD'de, batmanın eşiğinde olan ve devletten aldığı 170 milyar dolar destekle ayakta kalmaya çalışan sigorta devi American International Group'a (AIG) yapılan yardımın gerekliliğini savundu. Bu arada, ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner de, yine Kongre'de yaptığı konuşmada, banka ve bankacılık dışı kurumlarla etkin bir şekilde ilgilenebilmesi için olağanüstü yetkilerle donatılmasını istedi. Geithner'in istediği yetkiler, sorunlu şirketlere el koyarak, kayyumluk yapmayı da içeriyor.
    Romanya hükümeti, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 20 milyar euroluk bir program konusunda anlaşmaya vardı. Hükümet kaynakları, IMF ile Romanya arasındaki anlaşmanın bugün imzalanarak hükümet tarafından onaylanacağını kaydetti. Uzmanlar, anlaşma doğrultusunda, IMF'nin, Romanya'nın Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'sının yüzde 4,6'sı oranında bütçe açığı vermesini kabul ettiğini belirtiyor.
    İÇ GÜNDEM
    İMKB Ulusal 100 Endeksi, ikinci seansta 247,76 puan düşerek 25.001,59 puandan kapandı. Hisse senetlerinin ikinci seanstaki ortalama değer kayıbı yüzde 0,98 oldu. İlk seanstaki 330,09 puanlık artış dikkate alındığında, borsa endeksi günün tamamında 82,33 puan yükseldi. Böylece hisse senetleri günlük ortalama yüzde 0,33 artış gösterdi.
    Kriz nedeniyle bankaların özellikle küçük ve orta boy işletmelere kredi vererek risk almaktan kaçınması üzerine hayata geçirilecek kredi garanti mekanizmasının ayrıntıları netleşiyor. 2.5 milyar TL'lik kaynakla başlatılacak sistemde, KOBİ'ler için yeni bir kredi kullanma mekanizması kurulacak. Kurulacak mekanizmada asıl hedef KOBİ'ler. Buna göre KOBİ'ler, kredi almak için bankalara başvuracak. Burada yapılan görüşme ve incelemeler sonucunda KOBİ'nin ne kadarlık bir kredi garanti desteğine ihtiyaç duyduğu tespit edilecek. Krediye karşılık istenen teminat, kurulacak sözkonusu fon tarafından karşılanacak.
    Kredi garanti mekanizmasında, banka tarafından hesaplanan kredi riskinin yüzde 60'ına kadarını kurulacak fon üstlenecek. KOBİ, krediyi geri ödemeyemezse banka aldığı garantiyi tahsil ederek zor duruma düşmekten kurtulacak.
    EUR/USD
    1.3738’i kıramayınca satış baskısı arttı ve 1.3555 desteğinin de altına geriledi. Yatay bir seyir izleyen parite 1.35’in üzerine çıkarsa 1.3591 direncine kadar alımlar gelebilir. Burayı kırması bugün zor görünüyor. Aşağıda ise 1.3388 pariteyi yukarıda tutacaktır.
    Gün içinde yatay yukarı yönlü düşünülen parite için belirlediğimiz direnç ve destek noktaları:
    Destek: 1,3388 – 1,3249 – 1,3100
    Direnç: 1,3591 – 1,3738– 1,3826
    JAPON YENİ
    USD/JPY, 98.97 direncine gelemeden 98.58 seviyesinden gelen kar satışları ile biraz gerileyen parite ilerleyen saatlerde tekara çıkışa geçip ilk önce 98.58 daha sonra 98.97 direncini kırmak isteyecektir.
    Buralarda önceki günlerdeki gibi hızlı artışlar beklenmiyor.
    Gün içi yatay hareket beklediğimiz parite için belirlediğimiz destek ve direnç noktaları:
    Destek: 97.10 – 96.56 – 95.64
    Direnç: 98.58– 98.97 – 99.36
    EUR/JPY, 134.51’den başladığı düşüşüne devam eden parite 133.25 ve 131.98 desteklerinin de altına geriledi. İlerleyen saatlerde 130.88 ve 130.00 seviyelerinde destek arayabilir. 130’un altına gerilemesi bugün için beklenmiyor. Yukarıda 132.61, 133.30/45 ve 134.50 dirençleri bulunuyor. Paritenin gün içinde yatay yönlü seyretmesi öngörülüyor.
    GBP/USD
    Dün İngiltere’den gelen iyi veriler avronun düşmesine pariteyi yukarıda tuttu. Yatay dalgalı bir seyir izleyen parite ilerleyen saatlerde çıkışa geçip 1.4828’i deneyebilir. Kırarsa 1.4988 gün için en yüksek değer olacaktır. Aşağıda 1.4533’nin altına gerilerse sert düşüşler görebiliriz.
    Gün içinde yatay hareket beklediğimiz parite için belirlediğimiz destek ve direnç noktaları:
    Destek: 1.4533 – 1.4386– 1.4303
    Direnç: 1.4828 – 1.4988 - 1.5077

    USD/TRY

    Değer kaybına devam eden parite 1.6450’ de destek buldu. Buranın biraz üstünde yatay seyreden parite ilerleyen saatlerde 1.6820’ye kadar çıkış yakalayabilir. Kırarsa 1.70 direncini deneyebilir. Yatay yukarı yönlü hareket etmesini beklediğimiz parite için belirlenen destek ve direnç noktaları:
    Destek: 1.6450 – 1.6041 – 1.5774
    Direnç: 1.6820 – 1.7230 – 1.7486
    ALTIN
    918’e kadar gerileyen altın buradan gelen alışlarla çıkış yakaladı. Gece saatlerinde 933 direncini denediyse de kıramadı.
    Aşağıda 918 desteğini tekrar deneyebilir. Altına gerilerse 903 yeni seviye olacaktır. Gün içerisinde yatay aşağı yönlü bir seyir
    izlemesini beklediğimiz altın için destek ve direnç noktaları:
    Destek: 918 – 903– 883
    Direnç: 933 – 949 – 963
    GÜMÜŞ
    Çıkışına devam eden parite yukarı çıktıkça çıkış hızı azalıyor.
    Hen an sert düşüşler görebiliriz. Aşağıda 52.50’nin altına gerilerse bu düşüş gerçekleşebilir. Yukarıda 55.88 yeni hedef olrak duruyor.
    Petrol(WTI) için belirlediğimiz destek ve direnç noktaları:
    Destek: 52.43 – 50.58 – 48.81
    Direnç: 55.88 – 58.97 – 61.18"
    *******
    Foreks Haber Merkezi
    Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

    Yorum

    • PEHLİVAN
      Çalışkan
      • 13 Şubat 2009
      • 1138

      #287
      İngiltere`den bütçe açığı uyarısı

      İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mervyn King, Britanya hükümetini uyararak yükselen bütçe açığı nedeniyle yeni bir ekonomiyi canlandırma paketi konusunda dikkatli olunmasını istedi.

      Başbakan Gordon Brown’ın 2 Nisan’daki G 20 toplantısında gelişmiş ülkeleri krizden çıkış için daha çok harcama yapmaya çağırması beklenirken, Mervyn King Britanya’nın bu konuda atacak fazla adımı olmadığını söyledi. King “Hükümetin bu konuda dikkatli olacağını düşünüyorum. Önümüzdeki iki-üç yıl için çok büyük bir bütçe açığıyla karşılaşacağımız açık’ dedi. King ekonominin henüz faiz indiriminin etkilerini görmediğini belirterek ‘Eğer gerekirse daha büyük bir parasal genişlemeye gidebiliriz’ dedi.

      Borçlanma artacak

      Britanya Maliye Bakanı Alistair Darling kasım ayında yaptığı tahminde 2009/2010 mali yılında ülkenin borçlanma gereksiniminin de çok artacağını belirtmişti.

      King “Bu kadar büyük bir bütçe açığının söz konusu olduğu dönemde dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum. Bütçe açığımızın düzeyi neden yeni bir canlandırma paketi daha açmıyoruz diyebileceğimiz kadar düzgün değil” diye konuştu. Avrupa Komisyonu da Britanya’yı uyarmış ve 2013/2014 döneminde yüksek bütçe açığının azaltılması gerektiğini belirtmişti. Darling kasım ayında 29 milyar dolarlık bir canlandırma paketi açıklamış ve bankaları kurtarmak için de onlarca milyar dolarlık destek vermişti.

      Ancak bir süredir Britanya gazetelerinde hükümetin yeni bir canlandırma paketi açıklayacağı yolunda haberler çıkıyordu.İngiltere’de şubatta enflasyonda öngörülemeyen bir artışla yüzde 3.2 oldu. İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi tarafından yapılan açıklamada, İngiltere’de ocak ayında yüzde 3 olan yıllık bazda enflasyonun şubatta yükselerek yüzde 3,2’ye çıktığı belirtildi. Ekonomistler, İngiltere’de enflasyonun şubat ayında yüzde 2.6 olmasını öngörmüşlerdi. İngiltere’de enflasyonun hedef enflasyon olan yüzde 2’nin üzerine çıkması yüzünden Merkez Bankası Başkanı Mervyn King’in hükümete enflasyonun neden
      yüksek çıktığını içeren bir mektup yazacağı belirliyor.

      Yorum

      • PEHLİVAN
        Çalışkan
        • 13 Şubat 2009
        • 1138

        #288
        Kriz hükümet devirdi!

        AB Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti'nde muhalefet güven oylamasıyla hükümeti düşürdü.

        AA

        AB dönem başkanı Çek Cumhuriyeti'nde Başbakan Mirek Topolanek başkanlığındaki hükümet, yapılan güven oylamasında düştü.

        Çek parlamentosunun bugünkü oturumuna muhalefetin sunduğu güvensizlik önergesinin görüşüldüğü oturumda 101 milletvekilinin oylarıyla Topolanek Hükümeti'nin düşürüldüğü açıklandı.

        Çek Cumhuriyeti anayasasına göre güven oylamasıyla düşürülen hükümetin derhal istifasını sunması gerekiyor. Anayasa, Cumhurbaşkanı yeni hükümeti kurma görevini bir başkasına verinceye kadar eski hükümetin görevde kalmasını da öngörüyor.

        Yıl başından bu yana AB dönem başkanlığını da yürütmekte olan Başbakan Mirek Topolanek başkanlığındaki hükümete karşı kurulduğu Ocak 2007'den bu yana dört kez güvensizlik önergesi verilmiş ancak oylamada yeterli çoğunluk sağlanamamıştı.

        Siyasi gözlemciler Çek Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir hükümetin güven oylamasıyla düşürüldüğünü belirtiyor.

        Başbakan Topolanek başkanlığında ortanın sağı partilerden kurulan hükümet, 200 üyeli parlamentoda 96 sandalyeye sahipti. Parlamentoda muhalefetin 97, bağımsızların ise 7 sandalyesi bulunuyor.

        Hükümete karşı güven oylaması önergesi veren muhalefet lideri ve sosyal demokrat parti başkanı Jiri Paroubek, Başbakan Topolanek'in küresel kriz nedeniyle ülkede baş gösteren ekonomik sorunlara çözüm üretememekle suçladı.

        Yorum

        • PEHLİVAN
          Çalışkan
          • 13 Şubat 2009
          • 1138

          #289
          Imf'yi Bekliyoruz, Ama Umutluyuz

          Barclay's tarafından bugün yayınlanan bir raporda Türkiye'de son dönemde açıklanan veriler ele alınarak ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 4.9 oranında daralacağı öngörüldü.

          Barclays'in cari açık beklentisi 14 milyar dolar ortalama dolar kuru beklentisi ise 1.80 TL olarak şekillendi. Barclay's'in raporunda şöyle denildi:

          "Henüz bir krize dönüşmese de Türkiye'de ekonomi 2009 yılında sert bir düşüş yaşıyor. Bugün dış finansman ihtiyacı ve zayıflayan mali performans ise iki temel risk oluşturuyor. IMF ile bir anlaşmaya varılması bu riski azaltabilir. Biz bu anlaşmanın Nisan ayı içinde gerçekleşmesini bekliyoruz.

          Beklentilerimize uygun olarak böyle bir anlaşmanın gerçekleşmesi halinde TCMB'nin politika faizlerinde yeni indirimlerin önü açılmış olacak. Bu anlaşma sağlanamayacak olursa görünümde hızlı bir bozulma olabilir. Üretimde yaşanan düşüşler Merkez Bankası'nın faiz indirimine devam edeceğine işaret ediyor. Bizim temel senaryomuz yarım puanlık faiz indirimlerinin devam edeceği ve yıl ortalarında faizin yüzde 9 seviyesinde olacağı yönünde şekilleniyor. IMF ile anlaşmaya bağlı olarak gerçekleşecek bu senaryoda mali açıkların kapatılması kolaylaşacak ve mali bozulmanın önüne geçilecek.

          Son dönemde açıklanan ekonomik veriler Türkiye ekonomisinde bu yıl yaşanan küçülmenin daha önceki tahminlerin üzerinde olduğuna işaret ediyor. Sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranlarında gözlenen düşüşün yanı sıra dış ticaret ve iç talepteki daralma, bu yıl Türk ekonomsinin yüzde 5 civarında küçüleceğine işaret ediyor.

          Bununla birlikte önceki kriz dönemlerine oranla bu kez Türkiye'de bankacılık sisteminin sağlam bir yapıda olması krizin atlatılmasına yardımcı olacak.

          Cari işlemler açığında ise düşük enerji fiyaytlarının yanı sıra ithalatta yaşanan sert düşüşlerin ve tüketimdeki daralmanın olumlu etkileri görülüyor. Bu yıl Türkiye'de cari işlemler açığının 14 milyar dolara gerileyeceğini düşünüyoruz. 2008 yılında bu rakam 42 milyar dolar seviyesinde idi. Cari işlemlerdeki bu açığın yarısına yakın bir bölümü doğrudan yabancı yatırımları ile karşılanabilir.

          Finansman baskılarının önemli bir kısmı vadesi 2009 yılında dolan 100 milyar dolar civarındaki borçtan kaynaklanıyor. Bu borcun önemli bir bölümü banka dışı şirketlerin borçlarından oluşuyor.

          Öte yandan ekonomik faaliyetlerdeki zayıflamanın şirket karları, dolayısıyla vergi gelirleri üzerindeki olumsuz etkisi kamunun mali dengesinde daha farkedilir bir bozulmaya neden oluyor. Bu da IMF anlaşmasını zorunlu hale getiriyor.

          Barclay's bu gelişmelere bağlı olarak Türk ekonomisinde 2009 yılında reel GSYİH'nin yüzde 4.9 oranında gerileyeceğini ve 2010 yılında yüzde 2.9 oranında artacağını öngördü. Banka bu yıl cari açığın 14 milyar dolar ile GSYİH'nin yüzde 2.6'sı oranında olacağını 2010 yılında ise 21 milyar dolar ile GSYİH'nın yüzde 3.4'üne yükseleceğini öngördü.

          Bu yıl için ortalama dolar TL kurunu 1.80 olarak tahmin eden Barclay's, 2010 yılı için ise 1.75 seviyesini öngördü."

          Yorum

          • PEHLİVAN
            Çalışkan
            • 13 Şubat 2009
            • 1138

            #290
            Mobius: Türkiye dört ülkeden biri



            Uluslararası Templeton Varlık Yönetimi’nin gelişen piyasalar fonu kurucusu Mark Mobius, gelişmekte olan ülkelerde boğa piyasasının (fiyatların yükseldiği piyasa) başladığını belirterek, cazip ülkeler arasında Türkiye’yi saydı.

            CNBC Europe’un sorularını yanıtlayan Mobius, Gelişen ülkelerin piyasalarında dalgalı da olsa bir boğa piyasasının başladığını düşünüyorum. Çünkü, gelişen ülkelerin döviz rezervleri ve mali yapıları gelişmiş ülkelerinkinden daha sağlam durumda. Gelişen ülkelerin borçlarının ekonomilerine oranı da daha az. Ralli için Rusya örneğine bakın. Dip noktasından yüzde 84 yükseliş gösterdi bile dedi.

            Cazip ülkeler

            Favori gelişen ülke piyasaları arasında Türkiye’yi de sayan Mobius, Gelişen ülkeler arasında öncelikle Çin’e yatırım akıllıca olur. Çünkü Çin, ihracatı yavaşlasa da iç talebi güçlendirecek yapıya sahip. Brezilya, yatırımcı açısından diğer bir cazip ülke. Çünkü, çok düşük maliyetlerde emtia üretebiliyorlar. Bankacılık, özellikle de perakende tarafında, ilginç bir yatırım alternatifi sunuyor. Yakın zamanda yaptıkları faiz indirimleri nedeniyle Türkiye ve Güney Afrika’ya da yatırım yapmak iyi olur, kanısındayım diye konuştu.

            Daha fazla denetim

            Mobius, ABD Hazine Bakanı Geithner’ın daha fazla denetim istemesini şöyle değerlendirdi: Geithner’ın yeni sunacağı denetim yasa tasarısı fon yöneticilerinin daha fazla denetleyici personel işe almasını gerektirecek. Bu da maliyeti yükseltir. Bence asıl soru şu: Daha fazla denetim mi, yoksa mevcut denetim sisteminin uygulanır hale gelmesi mi tercih edilmeli?

            Küresel para fikri harika

            KÜRESEL para birimi fikrinin harika olduğunu belirten Mark Mobius şunları söyledi: Çin, ABD hazine tahvilleri konusunda kaygı duymakta haklı. Çünkü, ABD para arzını çok artırıyor. Henüz dolar konusunda endişelenmek için erken. Hükümetin, zamanı gelince, bu arzı ne kadar hızlı geri çektiğine bakmak lazım. Diğer yandan, küresel bir para birimi yürürlüğe konsa bence harika olur. Evet, döviz işlemcileri bu fikre sıcak yaklaşmayacaklar, ama bakın Euro ne kadar başarılı oldu.

            Yorum

            • PEHLİVAN
              Çalışkan
              • 13 Şubat 2009
              • 1138

              #291
              İşte 5. ekonomik paketin maliyeti

              5. ekonomik paketin maliyetinin 900 milyon lira olacağı hesaplanırken, inşaat sektörünün büyüklüğü nedeniyle, en büyük maliyetin işyeri ve gayrimenkul satışları ile tapu harçlarındaki indirimden kaynaklanacağı öngörülüyor.

              Bu kalemdeki vergi kaybının 500 milyon lira olacağı düşünülüyor. Geri kalan 400 milyon liralık maliyetin ise diğer tedbirlerden oluşması bekleniyor.

              Hükümetin küresel finansal krizin etkilerini azaltmak amacıyla aldığı tedbirler kapsamında açıkladığı 5. ekonomik paket, 3 ay süreyle bina ve bağımsız bölüm şeklindeki işyerleri ile konut, işyeri ve diğer gayri menkullerin satışlarından alınan tapu harçları, her türlü ev ve ofis mobilyalarından, bilgisayar, bilişim ve büro makinelerinden ve küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) kullandığı bazı sanayi ve iş makinelerinden alınan KDV oranın indirimini kapsıyor.

              Konuya ilişkin üst düzey yetkililerden edinilen bilgiye göre, paketteki KDV ve tapu harcı indirimi piyasaya canlılık verecek.

              Bu paketle belirlenen sektörlere sağlanan avantajların toplam 900 milyon liralık vergi kaybına tekabül ettiğini belirten yetkililer, ancak bunu vergi kaybı olarak görmediklerini, aksine piyasayı hareketlendireceğini düşündüklerini ifade ettiler.

              Yetkililer, şunları söyledi:

              “5. paketin 900 milyon lira tutarındaki maliyetini, vergi kaybı olarak görmüyoruz. Büyümeyi etkileyeceğini düşünüyoruz. Bu paketin piyasanın canlanmasına birkaç şekilde etkisi olacak. Satışlar artacak, bu da başka satışları tetikleyecek. Bunun da toplam olarak büyümeye etkisi olacak. Dolayısıyla vergi gelirlerinde bir iyileşme olacak.

              Ama sadece bu paket büyümeyi tek başına alıp yukarıya çıkaracak kadar büyük değil. Diğer bütün uygulamalarla değerlendirerek, düşünmek lazım.”

              HARÇ İNDİRİMİNİN MALİYETİ 500 MİLYON LİRA

              Yetkililer, bina ve bağımsız bölüm şeklindeki işyeri satışından alınan yüzde 18'lik KDV'nin yüzde 8'e, konut, işyeri ve diğer gayri menkullerin alım satımlarından alıcı ve satıcının her birinden binde 15 oranında alınan tapu harcının da binde 5'e indirilmesindeki vergi kaybının 500 milyon lira olacağını öngörüldüğünü belirttiler.

              Özellikle tapu harçlarındaki bu indirimin önceki KDV indirimiyle birleşerek etkili olacağını tahmin ettiklerinin altını çizen yetkililer, “Türkiye'de konutların satılması inşaat sektörünü canlandıracak ve bu canlanma istihdam sağlayacağı için de piyasayı olumlu etkileyecek” dedi.

              Pakette yer verilen diğer sektörlerin büyüklüğünün inşaat sektörüne oranla daha küçük olduğunu ifade eden yetkililer, bu nedenle geri kalan 400 milyon liralık maliyetin söz konusu sektörleri içerdiğini söylediler.

              Yetkililer, bugüne kadar küresel finansal krizin etkilerinin azaltılması amacıyla alınan tedbirlerin, kriz yönetiminin yakından takip edilerek belirlendiğini ifade ettiler.

              Bu arada yetkililer, finans sektörüne ilişkin düzenlemelerin de gündemde olduğunu belirtti.

              5. EKONOMİK PAKET

              5. ekonomik pakette yer alan tedbirler şunlar:

              - Bina ve bağımsız bölüm şeklindeki işyeri satışından alınan yüzde 18'lik KDV üç aylığına yüzde 8'e indirilecek.

              - Konut, işyeri ve diğer gayri menkullerin alım satımlarından alıcı ve satıcının her birinden binde 15 oranında alınan topu harcı da 3 aylığına binde 5'e düşürülecek.

              - Vatandaşların eşyasını yenilemesi ve mobilya sektöründe talebin canlandırılıp stokların eritilmesi için, ev ve ofis mobilyasında yüzde 18'lik KDV de üç aylığına yüzde 8'e çekilecek.

              - Bilişim çağında gençlerin en geniş şekilde yararlanması stokların eritilip piyasanın canlandırılması amacıyla bilgisayar, bilişim, büro makinelerinden alınan yüzde 18'lik KDV üç aylığına yüzde 8'e inecek.

              - Yatırımı canlandırmak için KOBİ'lerin kullandığı bazı sanayi ve iş makinelerinin alımında uygulanan yüzde 18 KDV üç aylığına yüzde 8'e düşürülecek.

              ÖNCEKİ PAKETLERİN MALİYETİ

              Öte yandan, 2008'in ikinci yarısından sonra ilan edilen birinci paketin ortalama büyüklüğü 11,4 milyar, ikinci paketin büyüklüğü 15,8 milyar, üçüncü paketin ortalama maliyetinin 5,6 milyar, dördüncü paketin bütçeye maliyetinin de 2,7 milyar lira olarak belirlenmişti.

              ÖZEL SEKTÖRÜN BEKLENTİSİ

              Bu arada, özel sektör temsilcileri bilgisayarda satışların artmasını, mobilyada stokların eritilmesini bekliyor.

              Bundan sonra alınacak tedbirlerin sanayi üretim ağırlıklı olmasını istediklerini ifade eden özel sektör temsilcileri de devletin diğer sektörleri de unutmamasını, özellikle döviz kazandırıcı etkisi yüksek olan turizm, istihdam kaynağı olan tekstil ve tüm sektörlere girdi sağlayan enerji sektörlerine yönelik tedbirlerin alınmasını da bekliyor.

              Yorum

              • PEHLİVAN
                Çalışkan
                • 13 Şubat 2009
                • 1138

                #292
                Krizin etkileri sayemizde sınırlandı



                IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, 2009 yılının, ekonominin tüm aktörleri için çok zor geçeceğini söyledi.

                DHA

                2010'un ilk çeyreğinden itibaren bir toparlanma yaşanmasını beklediklerini söyleyen Kahn, bugünkü krizin, IMF'nin öngörüleri sayesinde görece hafiflediğini iddia etti.

                Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, 2009 için iyimser konuşmadı. Dün akşam France 2 kanalının canlı yayınında konuşan Strauss-Kahn, dünya ekonomisinin yeniden büyümeye başlaması için önümüzdeki yılın ilk çeyreğini beklemek gerektiğini vurguladı. Kriz nedeniyle tüm dünyada yaşanan kayıpların 2 trilyon 300 bin doları bulduğunu anımsatan IMF Başkanı, bu kaybın tamamen kapanması içinse 2-3 yıl daha beklemek gerekeceğini söyledi.

                Kriz boyunca IMF'nin oynadığı rolün çok önemli olduğunu savunan Strauss-Kahn, geçtiğimiz yılın Ocak ayı içerisinde IMF'nin hükümetleri kimi sektörlere sübvansiyon yapmaları konusunda uyardığını belirterek, Bu, o dönem için çok şaşırtıcıydı. Malum, IMF daha çok, hükümetlere piyasaya para yatırmaları değil, kemer sıkma politikası uygulamalarını önermesiyle tanınır. Oysa biz krizin geleceğini gördük. Durumu müsait olan ülkeler, bu mesajı dikkate aldılar ve ortaya epeyce bir para koydular. Bu da krizin etkilerini bir hayli sınırladı şeklinde konuştu.

                IMF'nin o dönemde yapılması gerekeni yaptığını, ancak bunun bile yetersiz kaldığını ifade eden Dominique Strauss-Kahn, kurum olarak, ülkelerin krizden çıkabilmeleri için yapmaları gereken bir numaralı işin, bankacılık sistemlerini düzeltmeleri gerektiğini, aksi takdirde, piyasaya yatırdıkları paranın da buhar olup uçacağını savundu. Strauss-Kahn, ne ABD'nin ne de Avrupa ülkelerinin, banka açıklarını tamamen temizlemek konusunda yeterli politikaları üretebildiğini düşündüğünü belirtti.

                IMF'nin ilk sosyalist kökenli başkanı olarak bilinen Strauss-Kahn, Bu göreve geldikten sonra hâlâ 'Ben sosyalistim' diyebiliyor musunuz?şeklindeki soruyuysa, Tabii ki de öyle. Hatta her zamankinden daha çok sosyalistim şeklinde yanıtladı...

                Yorum

                • PEHLİVAN
                  Çalışkan
                  • 13 Şubat 2009
                  • 1138

                  #293
                  `Yıl sonuna kadar krizin dibi görülür`



                  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de ekonomik krizin etkilerinin azalmaya başlayacağı tarihi açıkladı. Erdoğan, haziran ayı ile yıl sonu arasında krizin dibe vuracağını söyledi. Seçimden sonra birkaç maddelik tedbir paketinin açıklanabileceğini de ifade eden Erdoğan, IMF ile görüşmelerde Türkiye için önemli konuların aşıldığını söyledi.

                  CNNTURK

                  Erdoğan, Show TV'de canlı yayınlanan Akşam Yazarları Başbakan'a Soruyor adlı programda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

                  Başbakan Erdoğan, seçimden sonra yeni tedbir paketlerinin olup olmayacağına ilişkin soruya Türkiye'nin kalkınmasını iki sır kelimede, istikrar ve güven üzerinde oluşturduklarını ve bugüne kadar geldiklerini belirtti.

                  Türkiye'nin 2002'de 230 milyar dolar olan Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nın bugün 750 milyar dolara, bunun kişi başına yansımasının ise 2002'de 3 bin 311 dolarken, 2008 itibarıyla 10 bin dolara ulaştığını vurgulayan Erdoğan, enflasyonu yüzde 30'lardan 7.7'ye indirdiklerini anlattı.

                  Enflasyon çıktığında ana muhalefet sevindi

                  Erdoğan, enflasyon bir ara yüzde 11'e çıktığında ana muhalefetin sevindiğini, çünkü krizden nemalanmak istediklerini ifade etti.

                  İhracatta 36 milyar dolardan 132 milyar dolara, Merkez Bankası'nın rezervini ise 26,5 milyar dolardan 66 milyar dolara yükselttiklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin IMF'ye borcunu da 23,5 milyar dolardan 7,8 milyar dolara düşürdüklerini kaydetti.

                  Başbakan Erdoğan, Bir diğer önemli konu, kamu net borç stoku. Bu da çok konuşuluyor, ama biraz dürüst davranılmıyor. Yani miktarlar üzerinden konuşuluyor. Halbuki burada Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya oranı ne, bunun üzerinden konuşulması lazım. 2002'de yüzde 61,4, şu anda ise yüzde 25 diye konuştu.

                  Devletin borçlanma faizinin 2002'de yüzde 62,7, şu anda ise yüzde 13 olduğunu vurgulayan Erdoğan, aradaki farkın vatandaşın cebinde kaldığını, fakat daha önce karşılıksız para basmak suretiyle vatandaşın cebinden alındığını söyledi.

                  Son madde direkt tüketiciyi ilgilendiriyor

                  Küresel finans krizinden sonra da bütün bunların yanında 53 maddelik aksiyon planı hazırladıklarını ve bunları devreye soktuklarını vurgulayan Erdoğan, özellikle 4 madde, sonra da 5 madde olarak en son açtıklarının direkt tüketiciyi ilgilendirdiğini söyledi.

                  Erdoğan, Seçimden sonra artık bizim açıklayacağımız belki Ekonomik Konseyi de toplamak suretiyle belki birkaç madde daha olabilir. Bu maddeleri de açıklamak suretiyle süreci hızlandırmak ve ondan sonra da özellikle ihracata dayalı bir sistemi benimsediğimiz için dünyayı şöyle bir tekrar dolaşarak yeni pazarlar açmanın gayreti içinde olacağız dedi.

                  Son açıkladıkları maddelerle gerek toplu konutta, gerek otomobil, gerek mobilyada bir hareketlenme başladığını, bunu sürdüreceklerini, neticeyi gördükten sonra tekrar değerlendirme yapacaklarını anlatan Erdoğan, seçimi takiben Ekonomik Koordinasyon Kurulu, Ekonomik Konsey, sivil toplum örgütleri ve iş camiası ile bir araya geleceklerini bildirdi.

                  Başbakan Erdoğan, KOBİ'lere dönük bir kredi mekanizması, kredi garanti fonu bağlamında bir beklenti var. Bu, seçimden sonra olabilir mi? sorusu üzerine, Seçim sonrası... O konunun üzerinde çalışıyoruz yanıtını verdi.

                  IMF ile görüşmeler

                  IMF ile görüşmeler seçim sonrası canlanacak mı? sorusunu da Erdoğan, Ben canlanacağından eminim şeklinde yanıtladı.

                  Başbakan Erdoğan, 1-2 Nisan'da Londra'da G-20 zirvesinde IMF Başkanı ile görüşme yapacaklarını, hemen haftasında da IMF ile ilgili çalışmaları tekrar masaya yatırıp görüşeceklerini belirtti.

                  Erdoğan, Görüşmelerle ilgili olarak bizim için çok önemli olan konuların aşıldığını görüyorum. Bundan sonraki süreçte bizi çok çok sıkıntıya sokacak konular kalmadı gibi geliyor. Tabii bunu aşmamız halinde böyle bir anlaşmayı imzalarız. Aşılmaması halinde şu andaki durumumuzu koruyarak yolumuza devam ederiz şeklinde konuştu.

                  Bu arada ilginç bir gelişme olarak, üçüncü G-20 zirvesinin belki Türkiye'de yapılma durumu söz konusu diyen Erdoğan, bu yıl IMF toplantısının burada yapılacağını, o toplantıyla zirvenin de Türkiye'de yapılması gibi bir düşüncenin oluştuğunu, buna olumlu baktıklarını da onlara söylediklerini aktardı.

                  İşsizlik

                  Başbakan Erdoğan, İşsizlik konusunda ne gibi tedbir planları düşünüyorsunuz? sorusu üzerine de küresel krizle birlikte kendilerini rahatsız eden konunun bu olduğuna dikkati çekti.

                  Erdoğan, göreve geldiklerinde yüzde 10,3 olan işsizlik oranının şu anda 13,6 olduğunu, bu oranların İspanya'da yüzde 15, Amerika'da 8,1, Japonya'da 4,1 seviyesinde bulunduğunu kaydetti.

                  Gerek kamu, gerek özel bankaların kendilerini sağlama almak için daha önce kredi verdiği sağlam müşterilerine dahi kredi vermemeye başladıklarını, böyle olunca da bu şirketlerin içine kapanarak işçi çıkarmaya başladığını belirten Erdoğan, işçi çıkarmalarını önlemek için hükümet olarak çeşitli tedbirler aldıklarını hatırlattı.

                  Erdoğan, bazı işletmelerin buna uyduğunu, ancak genelin buna uymasını ve işçi çıkarılmamasını arzu ettiklerini söyledi. Başbakan Erdoğan, seçimden sonra bütün işveren temsilcileriyle bir araya gelerek konuşacaklarını, Bu gidişiniz gidiş değil, varsa bize teklifiniz getirin diyeceklerini açıkladı.

                  Bütçe hedefleri

                  Seçimden sonra bütçe hedeflerinde bir revizyon yapılabileceği şeklinde genel bir beklenti var. Bu konuda ne diyorsunuz? sorusu üzerine de Erdoğan, Ben büyümeyle ilgili hedefimiz noktasında bir değişim şahsen düşünmüyorum. Çünkü bu bir hedeftir. Hedefle oynamanın anlamı yok dedi.

                  Erdoğan, Şunu açık söylüyorum; bu yüzde 2 olarak da neticelenebilir, ama yüzde 6 olarak da neticelenebilir. Biliyorsunuz biz göreve başladığımızda yüzde 5 olarak büyüme hedefini açıklamıştık. 9'u da, 7'yi de tutturduğumuz oldu. Bazıları, 'Bunlar hedefi belirliyorlar, ama işi bilmiyorlar' diyebilir. Varsın desin. Ama biz 5'in altına hiç düşmedik. Bizim 6 yıllık sürenin ortalaması yüzde 6,9 oldu diye konuştu.

                  Bu yılın başından itibaren krizin hakikaten vurduğunu belirten Erdoğan, Şu anda geldiğimiz nokta gerçekten düşük. Ama çalışacağız, koşturacağız... Uluslararası doğrudan yatırım noktasında yatırımları kovalıyoruz. İnanıyorum ki kesinlikle eksilere Türkiye girmeyecektir, büyümede yine artıda kalacağız dedi.

                  Yorum

                  • PEHLİVAN
                    Çalışkan
                    • 13 Şubat 2009
                    • 1138

                    #294
                    Bankalar Için Hedef Değer Düşürüldü

                    Morgan Stanley tarafından bugün yayınlanan bir raporda Türk bankacılık sektörüne ilişkin değerlendirmelere yer verildi. Morgan Stanley sektörün 2009-2010 hisse başına kar beklentisini yüzde 40 ila 20 oranında düşürdü.

                    Makro ekonomide yaşanan gerilemenin bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin piyasalar tarafından hafife alındığını öne süren Morgan Stanley, banka hisselerinin fiyatlarının yukarı gittiğini ve kısa vadede bir aşağı hareket riski olduğuna dikkat çekti.

                    Bankalar için kısa vadede karların aşağı yönlü reviz edilmesi riski olduğu, kredi piyasalarındaki daralamanın sürmesine bağlı olarak gelirlerde hayal

                    kırıklığı yaratacak seviyelerin görüldüğü belirtildi. Banka hisselerinde yukarı hareketlerin sınırlı olacağına inandığını dile getiren Morgan Stanley, Garanti Bankası'nı 'piyasa seviyesinde getiri', İşbankası'nı 'piyasanın altında getiri' seviyesine düşürüken, Akbank hisseleri için tavsiyesini 'piyasanın altında getiri' olarak korudu.

                    Morgan Stanley, raporunda Akbank'ın 12 aylık fiyat hedefini 5.2 TL'den 4.3 TL'ye, Garanti Bankası'nın fiyat hedefini 3.2 TL'den 2.6 TL'ye ve İşbankası'nın fiyat hedefini ise 3.9 TL'den 3.5 TL'ye düşürdü.

                    Yorum

                    • PEHLİVAN
                      Çalışkan
                      • 13 Şubat 2009
                      • 1138

                      #295
                      Bu Krizin Sorumlusu Mavi Gözlü Beyazlar

                      Brezilya lideri Lula da Silva’dan küresel krize ilişkin ilginç yorum geldi. Krizin sorumlusunun yerliler, siyahlar ve fakirler değil, ’mavi gözlü beyazlar’ olduğunu söyleyen da Silva, ’zenginlerin yarattığı krizin faturasını yoksullar ödememeli’ dedi.



                      BREZİLYA lideri Lula da Silva ABD’den başlayıp tüm dünyaya yayılan küresel ekonomik krizin sorumluluğunu ’mavi gözlü beyazlara’ yükledi. Krizin ortaya çıkmasında da, dünyaya yayılmasında da yerliler, siyahlar ve fakirlerin sorumluluğu bulunmadığını dile getiren da Silva, "Zenginlerin yarattığı küresel ekonomik krizin faturasını yoksulların ödememesi gerekli" diye konuştu. Da Silva, İngiltere Başbakanı Gordon Brown ile yayınladığı ortak mesajda, küresel ekonomide talebin canlandırılması için önlemler alınması çağrısında bulundu.

                      Konuk Başbakan Brown ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında Silva, sorumsuz davranışları nedeniyle dünyayı krize sokan mavi gözlü beyazların bir süre öncesine kadar ’herşeyi biliyormuş’ havasında gibi davrandığını dile getirdi. "Artık hiç birşey bilmediklerini ortaya koymaktan başka çareleri kalmadı" diyen da Silva, şunları söyledi: "Ben hiç siyahi bir bankacı tanımadım. Bu nedenle bu kesimin kriz faturasını diğerlerinden daha fazla ödemesini anlayamıyorum. İtirazım ise ideolojik temellere dayanmıyor. Sadece faturadaki bu paylaşıma anlam veremiyorum."

                      100 milyar dolarlık destek

                      İngiltere Başbakanı Brown ise kriz konusunda kimseyi suçlayamayacağını söyleyerek, Brezilyalı liderin görüşlerini paylaşmadı. Brown, Brezilya’yı 5 günlük Avrupa ve Amerika kıtası turu kapsamında ziyaret etmişti. İki liderden çıkan ortak karar ise dünyanın en büyük ekonomilerinin global ticareti kalkındırmak için 100 milyar dolar sağlaması konusunda oldu. Brown, bu konuyu önümüzdeki hafta Londra’da yapılacak G-20 toplantılarında paylaşacağını dile getirdi. İki lider G-20 toplantılarında ortak hareket etmek konusunda da anlaşmaya vardı.

                      Korumacılık ağrı kesici

                      190 milyon nüfusu ile dünyanın 9’uncu büyük ekonomisi olarak öne çıkan Brezilya’nın Devlet Başkanı da Silva, toplantı sırasında ülkelerin ticaret bariyerlerini yükselterek krizi aşma çabasını da eleştirdi. Da Silva, şöyle konuştu: "Ben kriz döneminde korumacılığa sığınılmasını ağrı kesici kullanımına benzetiyorum. Öyle ki insanlar hasta olduklarında ağrılarını azaltmak için ilaç kullanırlar. Ama sorun sadece geçici olarak çözülür. Korumacılık krizin çözümü için doğru yol değil. Eğer dünya bu krizden çıkacaksa ihracat ve ithalat yeniden hareketlenmeli."

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #296
                        Seçim sonuçlari piyasalari nasil etkiler?

                        Genel seçimler olduğu kadar yerel seçim sonuçları da ekonomi ve piyasalar için bir gösterge niteliğindedir. Piyasalar seçim sonuçlarına kısa ve uzun vadeli değişik şekilde tepkiler verir.


                        Ekonomilerin barometresi sayılan borsalarda yatırımcılar belirsizliğin ortaya çıkacağı seçimler öncesi pek alıcı olmazlar, seçimler sonrasında tepki verirler. Seçim sonuçlarının önceden tahmin edildiği dönemlerde ise seçimler öncesi alım yapılır. Son iki genel seçim ve 2004'teki yerel seçimler öncesi yükseldiği görünen İMKB, bu yerel seçimler arifesinde de yükselişe geçti. 2002 yılı genel seçimlerinde beklenmedik bir şekilde sonuçlanan Parlamento dağılımı sonrasında alımlar devam etmişti. 2007 genel seçimlerinde ise endeks, seçimler öncesinde çok ciddi bir şekilde yükselmişti. Seçim sonrası endeks kısa bir yükseliş eğiliminin ardından gelen kâr satışlarıyla gerilemişti. 2004 yılındaki yerel seçimler sonrası iktidar partisi oy oranını artırmasına rağmen sonuçları önceden satın alan yatırımcıların kâr satışlarıyla gerileme yaşanmıştı. 2009 yerel seçimlerinde de bazı benzerlikler gözleniyor. Borsa mart ayı boyunca alıcılı bir seyir izledi. Belki endeks fazla yükselmedi ama genel olarak çok ciddi yükselişler yaşandı. Gıda, turizm, otomotiv sektörü hisselerinde yüzde yüzleri bulan artışlar oldu. Ancak bu defa yaşanan yükseliş eğiliminin seçim beklentisinden dolayı mı yoksa dış borsalardaki yükselişlerden mi kaynaklandığını söylemek zor. Yerel seçimler bir anlamda güven oylaması gibi görüldüğünden ortaya çıkacak sonuçlar da muhakkak piyasalara yansıyacaktır. Bu nedenle seçim sonuçlarının iyi analiz edilmesi gerekiyor. Yabancı yatırımcıların seçimlerin birkaç gün öncesi alımlarını yoğunlaştırmalarına, seçim anketlerinin sürpriz içermemesinin sebep olduğunu düşünüyorum. Son bir ayda Borsa sadece yüzde 6,95 oranında yükseldi. Bu zaman zarfında Rusya, Çin, Çek Cumhuriyeti, Arjantin borsaları yüzde 12-20 gibi daha büyük yükselişler kaydetti. Dow Jones, Dax ve Nikei gibi gelişmiş ülkelerin borsaları da daha iyi performanslar kaydetti. Bu sebeple İMKB'nin seçim sonrasında da bir yükseliş payı bulunmakta.

                        Mart ayı boyunca net para girişleri yaşanan Borsa seçimlerin ardından düşüşe geçse de önemli beklentilerin devam etmesi sebebiyle nisan ayı içinde yeniden hareketlenmesi de muhtemel. Yabancı yatırımcılar dünya borsalarında son haftalarda ivme kazanan yükselişlerin ardından gelebilecek kâr satışlarına hazırlık yapıyor da olabilirler. Bu nedenle seçimlerin anketlerdeki sonuçları yansıtması durumunda bile yeni beklentiler oluşuncaya kadar satış gelmesi daha kuvvetli ihtimal. Ancak bu noktada satışları sınırlayacak bazı gelişmeler de var. Seçimlerin ardından başta bankacılık kredi sisteminin yeniden canlandırılacağı beklentileri, 2 Nisan'da Londra'da yapılacak G-20 zirvesinde alınacak kararlar ve özellikle IMF Başkanı Dominique Strauss Kahn ile Başbakan Erdoğan arasındaki görüşmeler bir heyecan oluşturabilir. Her şeye rağmen bir düzeltme olması durumunda ise endeks 24 bin puana kadar gerileyecektir. Açıkçası özellikle önümüzdeki hafta yatırımcıların kararlarını çabuk vermeleri gerekiyor. Zira seçim beklentisinin geride kalması başlı başına bir sinyal olacaktır. Dünya borsalarının kâr satışlarına başlaması durumunda Borsa'da geri çekilmeler sürpriz olmayacaktır. IMF anlaşması beklentisi sebebiyle yabancılar bir süre satış için düğmeye basmasalar da tetikte olacakları bir gerçek. Döviz ve tahvil piyasalarında da durum farklı değil. Mart ayı boyunca tahvil fiyatları bir puan, dolar yüzde oranında 1,5 değer kaybetmişti. Muhtemelen bu piyasalarda da Borsa'nın aksine bir miktar yükseliş gerçekleşebilir. Bu durumu kâr satışlarının etkisi olarak değerlendirebiliriz. Özetle yine bir seçim öncesi beklentiler önceden satın alındı ve belirgin bir para girişi yaşandı. Bundan önceki genel ve yerel seçimler sonrası satışa geçen yabancı yatırımcı bakalım bu sefer de aynı senaryoyu uygulayacak mı?

                        Göstergeler aşağı yönde

                        Altın ons fiyatları 2009 yılı içinde 1.000 doları test etmişti. Daha sonra 883 dolara kadar hızlı bir gerileme yaşandı. Geçen hafta uluslararası piyasalarda doların değer kaybına uğramasının ardından yeniden toparlanarak 967 dolara kadar yükselen altın, bu haftayı yüzde 3,1 değer kaybederek 923 dolardan kapattı. Teknik göstergeler satış baskısının sürdüğünü gösteriyor. Doların yavaş yavaş yükselmesiyle birlikte kısa süreli düşüş eğilimini sürdürmesini beklediğim altın ons fiyatlarının 900 doların altına gerilemesi sürpriz olmayacaktır. Ekim 2008'den bu yana 680 dolar seviyesinden 1.002 dolara kadar yaklaşık yüzde 47 yükselen altın ons fiyatları, yıl içinde ikinci kez satış sinyali verdi. Halen geçen yıl ekim ayında başladığı yükseliş trendinde hareket ettiği görülen ons için kısa vadede satışın devam edeceğini, ama uzun vadede henüz yükseliş hareketinin sürdüğünü söyleyebiliriz.

                        Kâr satışları gelebilir

                        Mart ayı başında 6 bin 400 puana kadar gerileyen Dow Jones endeksi, bankacılık ve konut sektöründen gelen olumlu sinyaller sonrası 8 bin puana kadar yükseldi. Güç durumda olduğu söylenen dev bankaların CEO'larının 'kârlılık içindeyiz' haberleri ve konut sektöründen gelen şubat ayına ait olumlu veriler piyasaları yeniden motive etti. Dow Jones sanayi endeksinin kısa sürede gerçekleştirdiği bu yükseliş sonrası ise her an kâr satışları gelebilir. Zira büyük düşüşü manipüle eden kriz tellalları, yavaş yavaş ortaya çıkarak korku salmaya başladı. Bir ay süren bu ralliyi tersine çevirebilecek en önemli gelişme ABD otomotiv şirketlerinin önümüzdeki hafta içinde ortaya koyacakları yeni planlarının kabul edilip edilmeyeceğine bağlı. Kâr satışlarının 8.000-8.400 puan seviyelerinde gelmesi muhtemel. Teknik göstergeler de bu satışların gelebileceğine işaret ediyor.
                        SELİM IŞIKLAR

                        GEÇEN HAFTANIN EN LERİ

                        Değer kazananlar (%)

                        01 - Viking Kağıt (Y) 152,17

                        02 - Dardanel 103,13

                        03 - Euro Trend YO 72,15

                        04 - Haznedar Ref. 38,89

                        05 - Borova Yapı 36,36

                        06 - Bosch Fren S. 36,05

                        07 - Denizli Cam 27,27

                        08 - İhlas Ev Aletleri 25,00

                        09 - Ege Seramik 25,00

                        10 - Sanko Pazarlama 24,16

                        Değer kaybedenler (%)

                        01 - Merko Gıda -31,28

                        02 - Ege Profil -26,52

                        03 - Tire Kutsan -15,59

                        04 - Euro MKYO -14,29

                        05 - Olmuksa -13,18

                        06 - Okan Tekstil -11,23

                        07 - Özderici GYO -7,32

                        08 - Çelik Halat -6,99

                        09 - Metemteks -5,56

                        10 - Alarko Carrier -5,19

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #297
                          Sandıktan `one minute` çıktı



                          Ege ve Trakya’nın yanı sıra güçlü olduğu Akdeniz ve Güneydoğu’da da umduğunu bulamayan AKP, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük merkezlerde de ciddi oy kaybına uğradı. AKP, en büyük sürprizi ise ağır toplarıyla asıldığı Antalya, Adana, Manisa ve Van’ı kaybederek yaşadı.

                          HÜRRİYET

                          AKP 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’nde, 2004’teki yerel seçime göre 2, 2007’deki genel seçime göre ise 7 puan kaybetti. Türkiye’nin sahil illeri muhalefet partilerine oy verirken, AKP güçlü olduğu Doğu ve Güneydoğu’da da oy kaybetti. Oy kaybı İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük merkezlere de yansıdı. AKP ağır toplarıyla asıldığı Antalya, Adana, Manisa ve Van’da belediye başkanlıklarını kaybetti. AKP Kılıçdaroğlu karşısında İstanbul’da da ciddi oy kaybına uğradı. 22 Temmuz seçiminde büyük coşkuya sahne olan AKP Genel Merkezi dün gece ise bu hayal kırıklığını yansıtan bir sessizliğe büründü.

                          Bakan emanetleri gitti

                          Erdoğan’ın bakan ve parti yöneticilerine zimmetlediği daha önce AKP’de olan illerden Antalya, Adana, Van, Siirt, Balıkesir, Şanlıurfa, Manisa, Aydın ve Zonguldak’ta seçimi kaybederek büyük bir şok yaşadı. AKP, yine bakan ve parti yöneticileriyle asıldığı Mersin, Eskişehir, Kastamonu, Ordu’da da umduğunu bulamadı. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin seçim bölgesi Antalya’yı CHP’ye, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de seçim bölgesi Van’ı DTP’ye kaptırarak kabinenin en çok hüsran yaşayan isimlerinden oldu. AKP’nin ağır topu eski TBMM Başkanı Bülent Arınç da seçim bölgesi Manisa’yı MHP’ye kaptırdı.

                          Doğu’daki kaleler DTP’nin

                          Doğu ve Güneydoğu kentlerinde seçim yarışı AKP ile DTP arasında geçti. DTP, bu seçimlerde büyük bir çıkış yaparak, 5 ildeki belediye başkanı sayısını sürpriz bir çıkışla 8’e çıkardı. Başbakan Erdoğan’ın kale tartışması başlatarak Diyarbakır’ı istiyorum dediği Diyarbakır’da AKP ile arasında büyük fark açan DTP, AKP’nin Doğu illerinde kalesi olarak bilinen Van ve Siirt’te kazanarak büyük sürpriz yaptı. 2004 yerel seçimde kazandığı Batman, Hakkari, Şırnak ve Tunceli’de mevcut belediye başkanlıklarını koruyan DTP, 2004 seçimlerinde MHP’nin kazandığı Iğdır’da seçimi kazandı. DTP seçimden önce hedef olarak açıkladığı Van’da ise Abdullah Öcalan’ın eski avukatı Bekir Kaya ile seçimleri kazandı.

                          Enişte torpili yapmadılar

                          Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’ın memleketi Siirt’te, kendisine vekillik yolunu açan Mervan Gül’e vefasının faturasını ise seçim kaybederek ödedi. Siirt seçmeni, Mervan Gül’ün kötü yönetiminin bedelini AKP’nin yeni adayına da ödeterek, enişte torpili yapmadı.

                          'Cekete' inat Fakıbaba

                          AKP kendisini aday göstermeyince bağımsız aday olan ve seçime Ceketimizi koysak kazanırız sözlerine inat ceketli eylemler yaparak damgasını vuran Şanlıurfa Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba, seçimin kazananı oldu. İstanbul’da CHP’nin oylarını ciddi ölçüde arttıran Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da MHP’nin oylarını katlayan Mansur Yavaş, oylarını ikiye katlayan SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ile mevcut belediyelerini korumanın yanı sıra Van ve Siirt’i de AKP’nin elinden alan DTP seçimlerin sürpriz kazananlarıydı.

                          Ergenekon’dan CHP çıktı

                          Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan, aralarında Gazeteci Tuncay Özkan, Esenyurt Belediyesi eski Başkanı Gürbüz Çapan, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, suç şebekesi lideri olduğu iddia edilen Sedat Peker, emekli Albay Fikri Karadağ’ın da aralarında bulunduğu sanıkların oy kullandıkları 9909 no’lu sandıktan CHP çıktı. Büyükşehir Belediye Başkanlığı için kullanılan 71 oydan 70’i geçerli sayıldı. Sandıktan 28 oy CHP’ye, 16 oy DTP’ye, 11’er oy MHP ve AKP’ye, 3 oy BBP’ye ve 1 oy da SP’ye çıktı.

                          Yazıcıoğlu’na Sivas vefası

                          BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun seçimlerden hemen önce beklenmedik ölümü, partisine Sivas belediyesini kazandırdı. Büyük bir vefa örneği veren Sivaslılar, BBP’nin oy oranını yüzde 100’den fazla arttırarak, BBP’li aday Doğan Ürgüp’ün kazanmasını sağladılar. Yazıcıoğlu, kazadan önce iktidara yürümek için Sivas’ı model yapacaklarını belirterek, 55 yaşıma girdim ve bunun yarısı çile yumağı halinde geçti. Ortaya bir eser çıkarmalıyız. Türkiye’ye model olacak, tek evladımız gibi koruduğumuz platonik aşkım olan Sıvas’ı bize verin demişti. Sivas’ta bir önceki seçimde AKP’nin adayı 50 oyla belediye başkanı seçilmiş, BBP’nin oyu yüzde 20’de kalmıştı.

                          Yorum

                          • PEHLİVAN
                            Çalışkan
                            • 13 Şubat 2009
                            • 1138

                            #298
                            Asya borsalarinda şok düşüş

                            Asya borsaları haftaya sert düşüşlerle başladı.

                            ABD Hazine Bakanı Tim Geithner'ın bazı bankaların ciddi tutarda yardıma ihtiyacı olabileceğini söylemesinin ardından endekslerde ciddi düşüşler var.

                            Tokyo ve Hong Kong endeksleri % 3 gerilerken, Seul'de % 2,5, Sidney'de % 2 düşüş var.

                            Yorum

                            • PEHLİVAN
                              Çalışkan
                              • 13 Şubat 2009
                              • 1138

                              #299
                              Soros, krizde bile kazandı

                              Global krizde hedge fonlar ağır yara alırken kurumsal yatırımcı dergisi Alpha, 2008’in başarılı hedge fon yöneticilerini seçti

                              2007 yılına göre gelirleri düşen hedge fon yöneticileri, geçen yıl toplam 11.6 milyar dolar gelir elde etti.

                              En kazançlı hedge fon yöneticisi 2.5 milyar dolar gelirle Renaissance Technologies’den James Simons oldu. İkinci sırada 2 milyar dolarla Paulson’dan John Paulson, üçüncü sırada 1.5 milyar dolarla Centaurus Energy’den John Arnold bulunurken ABD’li ünlü yatırımcı George Soros, 1.1 milyar dolar gelirle listede 4’üncü sırada yer aldı.

                              Gelirler hesaplanırken yöneticilerin şirket performasına dayalı hisseleri ve yönetim kurulu ücret üyeliğiyle fonlarındaki sermaye yatırımlarının artışı ele alındı

                              Yorum

                              • PEHLİVAN
                                Çalışkan
                                • 13 Şubat 2009
                                • 1138

                                #300
                                İşte seçimden sonraki ilk rakamlar

                                Dış gelişmelerin de etkisiyle dolar 1,70'in üzerine çıkarken, borsa yüzde 2.45 düşüşle açıldı.

                                Bankalararsı piyasada dolar ilk işlemlerde 1,70 lira seviyesinin üzerinde güne başlarken bankacılar yükselişte yerel seçim sonuçlarının sınırlı etkisi olduğunu belirttiler.

                                Global piyasalardaki sert düşüşleri ve ABD'li otomotiv firmalarındaki gelişmelere dikkat çeken bankacılar bundan sonra IMF ile ilgili gelişmelerin daha hızlıca gündeme gelebileceğini belirttiler söylediler.

                                Bankalararası piyasadan bu ay 1,8250 seviyesine yükselerek tarihi rekorunu kıran ve cuma günü spot kapanışında 1,6680 en iyi dolar alış kotasyonları bugün güne 1,70 TL'nin üzerine çıktı.

                                İMKB seçim sonrasında haftaya düşüşle başladı. İMKB Ulusal 100 Endeksi yüzde 2.45 düşüşle 25 bin 67 puandan güne başladı.

                                HSBC Stratejisti Fatih Keresteci, Haftaya başlarken yerel seçim sonuçları ile ABD’den gelen otomobil üreticilerine ilişkin olumsuz haberler gündemin ilk sıralarını teşkil ediyor. Seçim sonuçlarına göre iktidar partisi AKP'nin oy kaybına uğraması beklenmedik bir gelişme olsa da mevcut siyasi konjonktür üzerinde majör bir etkiye yol açmayacağı nedeniyle mali piyasalar üzerinde pek de belirleyici olmayacağı kanaatindeyiz. ABD'de yönetimin GM ve Chrysler'in sunduğu planları beklenmedik bir şekilde kabul etmemesi ve iflası dahi opsiyonlar arasında sunması küresel risk iştahında azalmaya yol açtı dedi.

                                Seçim sonuçların kur ve faizde etkisiz kaldığını belirten Keresteci Seçimlerin sona ermesiyle birlikte AKP’nin kayıplarının önemli bir kısmının ekonomik krize bağlanması IMF anlaşmasını kısa sürede gündeme getirebilir. Dolar/TL kuru ABD otomobil üreticileri kaynaklı haberler ve euro/dolar paritesindeki düşüş nedeniyle sabah saatlerinde 1.70 seviyesine yaklaştı. cuma kapanış ile bu sabah açılış arasındaki farkın gün içerisinde kapanma ihtimali teknik olarak güçlü görünüyor.

                                Başka bir bankanın tahvil/bono masası müdürü ise, Bence bu seçim sonuçları IMF ile bir anlaşma açısından bakıldığında olumlu bir gelişme. Daha yüksek bir oy oranı IMF ile anlaşma sürecinde sürüncemelere neden olabilirdi. Kur ve faiz seçim sonuçları nedeniyle bir miktar yukarı gidebilir ancak sonuçta para piyasaları yurtdışı piyasaları izlemeye devam edecek dedi.

                                Nomura Ekonomisti Serhan Çevik de Hükümet duruma istikrar kazandırmaya çalışacaktır ve bu da hükümeti en kısa sürede IMF ile anlaşma yapmaya zorlayacaktır diye konuştu.

                                Obama yönetiminin oluşturduğu otomotiv çalışma komisyonu General Motors ve Chrysler'ın sunduğu yeniden yapılanma planlarını uygun bulmadı ve şirketleri borçlarını iflas altında yeniden yapılandırmaya gidebilecekleri konusunda uyarıda bulundu.

                                Tahvil/bono piyasalarında 3 Kasım 2010 vadeli gösterge kıymetin ortalama bileşik faizi, Cuma günü spot kapanışta yüzde 14.22 valörlüde yüzde 14.25 oldu. Aynı tahvilde tezgahüstü piyasada bu sabah bileşik faiz yüzde 14.35/14.40 seviyesindeydi...

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information