Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • PEHLİVAN
    Çalışkan
    • 13 Şubat 2009
    • 1138

    #226
    Böyle faiz indirimi görülmedi!!!

    Yeni Zelanda Merkez Bankası, faiz oranlarını tüm zamanların en düşük seviyesine indirirken, daha fazla faiz indirimi için de açık kapı bıraktı.

    Banka Yönetim Kurulu, faiz oranlarını 50 baz puan düşürüp yüzde 3 yaptı.

    Merkez Bankası Başkanı Alan Bollard, Yeni Zelanda'nın uluslararası sermaye piyasalarında rekabet yeteneğini korumaya ihtiyacı olduğunu belirtti.

    Öte yandan, Güney Kore Merkez Bankası yüzde 2 olan faiz oranlarını değiştirmedi.

    Banka, 9 Ekim'den bu yana faiz oranlarını 6 kez düşürmüştü.

    Banka Yönetim Kurulunun yaptığı açıklamada, yurtiçi ekonomik aktivitenin, iç talep ve ihracattaki düşüşün sürmesiyle gerilemeye devam ettiği belirtildi.

    Yorum

    • PEHLİVAN
      Çalışkan
      • 13 Şubat 2009
      • 1138

      #227
      Gs Satti, Fener Hisseleri Hareketlendi

      45 TL’ye yükselen Fenerbahçe hisseleri yıl boyunca kaybettiklerini önemli bir kısmını geri aldı.

      Galatasaray yılın en önemli operasyonuna imza atarak Portekizli futbolcuları Fernando Meira'yı 6 milyon euroya Rus kulübü Zenit'e sattı.

      Galatasaray hisselerini hareketlendirecek kadar iyi bir rakam… Ama satışın açıklandığı gün Galatasaray hisseleri yüzde 5 artışla 123 TL olurken, Fenerbahçe hisseleri iki seansta ta tavan çekerek yüzde 16 prim yaptı.
      42 TL’ye yükselen Fenerbahçe hisseleri yıl boyunca kaybettiklerini önemli bir kısmını geri aldı.
      İlginç! Parayı alan Cimbom, hisseleri yükselen Fenerbahçe…
      Bu yükselişle birlikte Fenerbahçe’nin piyasa değeri yeniden 1 milyar TL’nin üzerine çıkarken, Galatasaray’ın piyasa değeri 250 bin lirada kaldı.
      Yani Fenerbahçe, GS’den 4 kat daha değerli konuma geldi.
      İki kulübün hisselerinin önemli bir kısmının QVT Found isimli hedge fonun elinde olduğu biliniyor.
      Ancak son operasyonda yerli oyuncuların damgası olduğu konuşuluyor.
      Borsaya yapılan açıklamalar baktığım, Fenerbahçe hisselerinde ‘olağanüstü fiyat ve miktar hareketleri’ne neden olacak bir durum yok.
      Düzenleyici ve denetleyici otoritede başkan değişimi olurken, boşluğu fırsata çevirmek isteyen Ankaralı uyanıkların yatırımcıya gol atmaya hazırlandıkları konuşuluyor…
      Borsada bile ibre Fener’i gösteriyor…

      ORHAN PALA/HABERTURK.COM

      Yorum

      • PEHLİVAN
        Çalışkan
        • 13 Şubat 2009
        • 1138

        #228
        Beyaz Saray: Otomotiv Sektörü Planlari Henüz Obama'ya Sunulmadi

        Beyaz Saray'dan Yapilan Açiklamada Hükümetten Destek Alan Otomotiv Sektörü şirketlerinin Hayatta Kalma Planlarinin Henüz Obama'ya Sunulmadiği Belirtildi. Konuyu Değerlendiren Sözcü Robert Gibbs, Başkanin Sektörün Yeniden Yapilandirma Adimlari Atacaği Kanaatinde Olduğunu Vurguladi.*** Ibs Haber Merkezi

        ***(12/03/2009 - 08:15:05)

        Yorum

        • PEHLİVAN
          Çalışkan
          • 13 Şubat 2009
          • 1138

          #229
          Forbes Listesine 12 Türk Girdi

          Forbes dergisi tarafından her yıl geleneksel olarak yapılan dünyanın milyarderleri listesi Çarşamba günü New York'ta yapılan basın toplantısıyla açıklandı. Listeye 12 Türk girdi.

          Geçen yıl dünyanın en zengin adamı unvanını Berkshire Hathaway şirketinin sahibi Warren Buffett'e kaptıran Microsoft'un sahibi Bill Gates, birincilik koltuğuna tekrar oturdu. 40 milyar dolar serveti ile dünyanın en zengin adamı ilan edilen Gates'i 37 milyar dolar serveti ile Buffet takip ediyor. Lübnan asıllı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Meksikalı milyarder Carlos Slim Helu ise dünyanın en zengin üçüncü adamı seçildi. Forbes dergisinin açıkladığı milyarderler kulübünde geçen yıla göre neredeyse tüm zenginler servetlerinden büyük oranda kayıp yaşarken çok az sayıda işadamı servetine katkı sağlamayı başardı. Servetini arttıranların başında ise New York Belediye başkanı ve Bloomberg şirketinin sahibi Michael Bloomberg geliyor. Yine geçen yıl milyarderler kulübünün 1125 üyesi bulunurken, bu rakam 793'e geriledi. Forbes'ın zenginler listesinden bir yılda 332 insanın çıkması olayı en son 23 yıl önce görülmüştü. Zenginlerin toplam servet tutarı da neredeyse yarı yarıya geriledi. Geçen sene zenginler kulübünün servet toplamı 4.4 trilyon dolar iken bu yıl 2.4 trilyon dolara düştü. Dünyanın tepesinde yer alan üç milyarderin toplam bir yıldaki servet kayıpları 68 milyar dolar. Bu yıl dünyanın en zengini seçilen Gates (53) geçen seneki birikiminden yüzde 30 kayıpla bu unvanı aldı. Bu seneki zenginliği 40 milyar dolar olan Gates'in geçen seneki servetinin toplamı 58 milyar dolardı. Buffet'in (78) mal varlığının toplamının bu sene 37 milyar dolar ederken dünyanın en zengin adamı seçildiği geçen yılki mal varlığı 62 milyar dolar idi. Microsoft borsada geçen yıla oranla yüzde 34 gerilirken Buffet'in şirketi Hathaway ise yüzde 39 değer kaybetti. Meksikalı milyarder Slim (69), malvarlığı 60 milyar dolardan 35 milyar dolara gerileyerek zenginler listesinde 3. sırada yer aldı. Oracle şirketlerinin başkanı Larry Ellison geçen sene 14. iken bu yıl 22,5 milyar dolarlık mal varlığı ile dünyanın en zengin 4. insanı oldu. Ellison'ın geçen seneki zenginliği ise 25 milyar dolara tekamül ediyordu.

          TÜRKİYE'DEN 12 KİŞİ LİSTEDE Zenginler kulübüne Türkiye'den 12 işadamı girmeyi başardı. Geçen yıl bu kulübe 35 Türk girmişti. Bu sene Türkiye'nin en zengini olarak geçen sene olduğu gibi 2,9 milyar dolarlık serveti ile yine Hüsnü Özyeğin gösterildi. Özyeğin dünya sıralamasında ise ancak 221. sırada yer alabildi.

          Forbes'ın Türkiye sıralaması şöyle;

          221. Hüsnü Özyeğin - 2,9 milyar dolar
          224. M. Emin Karamehmet - 2,8 milyar dolar
          450. Şarık Tara - 1,6 milyar dolar
          468. Ali Ağaoğlu - 1,5 milyar dolar
          559. Ahmet Nazif Zorlu - 1.3 milyar dolar
          647. Ferit Şahenk - 1,1 milyar dolar
          647. Murat Ülker - 1,1 milyar dolar
          647. Murat Vargı - 1,1 milyar dolar
          701. Ahmet Çalık - 1 milyar dolar
          701. Tuncay Özilhan - 1 milyar dolar
          701. Filiz Şahenk - 1 milyar dolar
          701. Kamil Yazıcı - 1 milyar dolar

          DÜNYANIN EN ZENGİNLERİ SIRALAMASI

          1. Bill Gates - 40 milyar dolar - Microsoft, ABD
          2. Warren Buffett - 37 milyar dolar - Berkshire H, ABD
          3. Carlos Slim Helu - 35 milyar dolar - Telekom Meksika
          4. Lawreence Ellison - 22.5 milyar dolar - Oracle, ABD
          5. Ingvar Kamprad - 22 milyar dolar - İkea, İsveç
          6. Karl Albrecht - 21.5 milyar dolar - Aldı, Almanya
          7. Mukesh Ambani - 19.5 milyar dolar - Petrokimua, Hindistan
          8. Lakshmi Mittal -19.3 milyar dolar - Mittal, Hindistan
          9. Theo Albrecht - 19.3 milyar dolar - Aldı, Almanya
          10 Amancia Ortega - 18.3 milyar dolar - Zara, İspanya

          (12/03/2009 - 08:12:21)

          Yorum

          • PEHLİVAN
            Çalışkan
            • 13 Şubat 2009
            • 1138

            #230
            Madoff ’suçluyum’ dedi

            Tarihin en büyük dolandırıcılık olaylarından birine imza atan Nasdaq’ın eski Başkanı 70 yaşındaki Bernard Madoff, dün itham edildiği 11 suç konusunda da suçunu itiraf etti.

            Bu kararın ardından alacağı cezanın birkaç gün içinde belirlenmesi beklenen Madoff 150 yıl hapis cezasıyla karşılaşabilir. Hakkındaki tüm iddiaları kabul eden Madoff mahkeme salonunda koyu renk takım elbisesi ve ifadesiz görüntüsüyle dikkatlerden kaçmadı.

            Soruşturmayı yürütenlen, Madoff’un 1980 yılında işe başladığını ve tutuklanana kadar para toplamayı sürdürdüğünü belirtiyor. Olayın kurbanları arasında dev bankalar, ünlüler, hayır kurumları, üniversiteler dahil 3 milyon insanın bulunduğu tahmin ediliyor.

            Şu ana kadar sadece Madoff’a suçlama yöneltilirken, uzmanlar soruşturmanın devam ettiğini, kapsamının genişletilebileceğini söylüyorlar.

            Yorum

            • PEHLİVAN
              Çalışkan
              • 13 Şubat 2009
              • 1138

              #231
              Dolar tepetaklak oldu!!!

              Dün kapanışa doğru gelen IMF’nin yeni öneriler sunması ve anlaşmaya hazır olduğuna yönelik açıklamalar Türk lirasını güçlendirdi.

              Dün kapanışa doğru gelen IMF’nin yeni öneriler sunması ve anlaşmaya hazır olduğuna yönelik açıklamalar Türk lirasını güçlendirdi. GM’un ilk iki ayda kar etmesi ve devlet yardımı olmasa da en azından Mart ayı için iflas başvurusuna gerek duymadıklarını açıklaması sonucu piyasalarda iyimserliğin arttığı gözleniyor. Asya piyasalarında görülen ciddi yükselişlerinde etkisiyle paritede düşüşün sürmesi bekleniyor.

              DOLARDA DÜŞÜŞ SÜRÜYOR

              İstanbul serbest piyasada güne 1,6970 liradan başlayan dolar şu sıralar 1,6925 lira, güne 2,1860 liradan başlayan avro 2,1925 liradan işlem görüyor. Serbest piyasada dün kapanışta doların satış fiyatı 1,7270 lira, avronun satış fiyatı ise 2,2100 lira olmuştu.

              Bankalararası piyasada satıştaki dolar kotasyonları en düşük 1,7060 lira, en yüksek 1,7075 lira seviyesinde bulunuyor. Dolar kotasyonları saat 09.10 itibarıyla alışta en düşük 1,6980 lira, en yüksek 1,7005 lira, satışta en düşük 1,7060 lira, en yüksek 1,7075 lira seviyesinde işlem görüyor.

              Döviz, mart ayı başından itibaren yaşadığı hareketli seyir sonucunda 9 Mart gününü rekor kırarak 1,8000 seviyesinin üstünde kapatmıştı.

              Dolar daha önce 2001 Kasım, 2003 Mart ve 2006 Haziran aylarında 1,7500-1,7700 seviyesini denemiş ancak geçememişti.


              TEKNİK GÖRÜNÜM:

              1,7000 seviyesindeki ana desteğe geri çekiliş potansiyeli ciddi anlamda yükseldi.Artan satış baskısı nedeniyle bu desteğin kırılması olasılığı yüksek.Bu nedenle 1,6900 ara desteği gündeme gelebilir.Ancak kuvvetli tepki alımları için 1,6830 ara desteği beklenmeli.

              Direnç seviyeleri: 1,7150 1,7170 1,7200
              Destek seviyeleri: 1,7100 1,7050 1,7000

              Yorum

              • PEHLİVAN
                Çalışkan
                • 13 Şubat 2009
                • 1138

                #232
                ``IMF`nin teklifi bize ulaşmadı``

                Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, erken seçim tartışmalarıyla ilgili olarak, “Türkiye'yi böyle erken seçimlere alıştırmayalım” dedi.

                Başbakan Erdoğan, IMF'nin teklifinin henüz kendilerine ulaşmadığını da bildirdi.

                Erdoğan, Yüksek Hızlı Tren'in (YHT) Ankara-Eskişehir arasındaki ilk seferinde, tren 252 kilometre hızla giderken gazetecilerin sorularını yanıtladı.

                Başbakan Erdoğan, gazetecilerin “IMF'nin yeni bir teklifi olmuş. Böyle bir açıklama yapıldı” hatırlatması üzerine, “o teklif henüz arkadaşlarımıza gelmiş değil” dedi.

                Anayasada yapılması planlanan değişikliklere ilişkin bir soruyu yanıtlayan Erdoğan, “bireysel başvuru, ombudsman, siyasi partiler ve seçim yasası gibi 4 başlığı kapsayan bir şey” ifadelerini kullandı.

                Başbakan Erdoğan, erken seçim tartışmalarıyla ilgili bir soru üzerine de “Türkiye'yi böyle erken seçimlere alıştırmayalım” karşılığını verdi.

                Erdoğan, “Bütçede bazı rakamların revize edileceği ifade ediliyor” sorusunu da şöyle yanıtladı:

                “Çok ciddi bir düşüş asla planlamıyoruz. Yüzde 6'nın üzerine asla çıkmayacağız. IMF de zaten yatırım yapmamızı istiyor. Bir taraftan da kalıcı gelir kaynaklarını söylüyor. Gelir kaynağı bazen kalıcı olmaz, geçici olur. Bugün sen geçici bir şeyle rahatlatırsın ben bunu seruma benzetiyorum. Serum daimi midir? Serum daimi değildir, geçicidir. Bir an seni serum çadırına alırlar, sen o an atlatırsın. Atlattıktan sonra da sağlığın zaten kalıcı hale gelir. Kalıcı gelir kaynağı dediğin zaman bir defa ekonominin karakterinde bu yok. Ekonomide hiçbir şey kalıcı olmaz, değişebilir” dedi.

                Başbakan Erdoğan, “Bu, vergilerin de arttırılabilmesi anlamına gelebilir mi?” sorusu üzerine “Vergide olağanüstü bir hal olmadıktan sonra asla biz böyle bir şeye gitmeyiz. Ben bugüne kadar vergi arttırma yoluna gitmedim” diye konuştu.

                Yorum

                • PEHLİVAN
                  Çalışkan
                  • 13 Şubat 2009
                  • 1138

                  #233
                  Dipteki Hisseler Için Alim Zamani

                  Krizde en kötünün geride kaldığını söyleyen Eczacıbaşı Yatırım ekonomisti Erkin Şahinöz, 1.5 yıl beklemeyi göze alan yatırımcıların dip yapan hisseler için 7-8 yıl boyunca bulunamayacak bir fırsat yakalayabileceklerini söyledi.


                  Yılbaşından bu yana TL karşısında yüzde 40'a yakın değer kazanan dolardaki yükselişin sonuna gelindiğini söyleyen Eczacıbaşı Menkul Değerler Başekonomisti Erkin Şahinöz, "Dolar bir daha bu seviyeye gelmez. Dolar 1.50 TL'ye doğru burun kıvıracak" açıklamasını yaptı. Dolardan YTL'ye geçmek için olağanüstü bir fırsat olduğunu kaydeden Şahinöz, kurun 1.50-1.70 TL bandında altı ay dalgalanacağını ve 1.50'ye doğru iniş yapacağını söyledi. Borsalarda da dip seviyenin göründüğünü kaydeden Şahinöz, bir daha hiç kimsenin 7-8 yıl boyunca bu seviyeleri göremeyeceğini belirterek, hisse senedine yatırım yapmanın zamanının geldiğini belirtti.
                  2002-2006 yılları arasında ABD Merkez Bankası'nda (FED) hem Alan Greenspan, hem de Ben Bernanke ile çalışma fırsatı bulan Şahinöz, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) için 21.000-22.000'nin, Dow Jones'ta da 6.500-6.800 bandının dip seviyeleri olduğunu ifade etti. Şahinöz, "Hem Amerika'da, hem Türkiye'de uzun vadeli düşünen yatırımcılar için bunlar kaçmaz fırsat. Bu hisseleri aldıktan sonra 1.5 yıl unutacaklar. Çünkü bu çalkantıya herkesin midesi dayanmaz. İnsanı kusturtacak kadar sert çalkalanmalar bunlar. Ancak 1.5 yıl sonra kazanç sağlamak mümkün" diye konuştu.

                  Dolar 1.80 üzerinde kalmaz
                  Dolarda geçen hafta başlayan yükselişi, yurtdışı piyasalardaki sert satış dalgasının bir yansıması olarak değerlendiren Şahinöz, Türkiye'nin dış finansman açığı gibi kırılgan bir yapısı olduğunu ancak bunun, "Türkiye yabancılar tarafından cezalandırılıyor, dolayısıyla kur bu yüzden yukarı gidiyor" şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Şahinöz, "Yükseliş ve düşüşler tamamen global piyasalara paralel hareket ediyor" diye konuştu. Şahinöz, dolar kurunda TL bacağının dış piyasadaki toparlama ile rahatlayacağını belirterek, kısa vadede euronun da değer kazanacağını ve Euro/dolar paritesinin de kısa vadede 1.33'lere doğru yükselme olasılığının yüksek olduğunu kaydetti. Hem dış piyasalardaki toparlanma, hem de doların euroya karşı değer kaybetmesinin çift taraflı kuru aşağı iteceğini dile getiren Şahinöz, "Kurun 1.80 TL'nin üzerinde kalıcı olacağına hiç ihtimal vermiyorum. Hatta önümüzdeki haftalar içinde kurun aynı hızda geriye çekilecek ve 1.70'lere kadar gerileyecek" dedi.

                  'En kötü' geride kaldı
                  Libor faizleri ile FED'in faizleri arasındaki makasın daraldığını söyleyen Erkin Şahinöz, bu makasın geçen sene zirve yaptığı noktaların çok altında olduğunu, bu yüzden de kredi piyasalarında en kötünün geride kaldığını söyledi. Ancak iyileşmenin arzulanan ölçüde olmadığını ifade eden Şahinöz, Türkiye'nin krizden çıkışının 2010 yılının başını bulacağını belirtti. Amerikan ekonomisinin üçüncü çeyrekten itibaren toparlanmaya başlayacağını kaydeden Şahinöz, bunun Türkiye'ye ilk olumlu yansımasın da 2010 yılının başını bulacağını ifade etti.
                  "Amerika toparlamadan Avrupa, Avrupa toparlamadan da Türkiye toparlamaz" diyen Erkin Şahinöz, şöyle konuştu: "Şu an yaşanan kriz iki bacaklı bir kriz. İki negatif faktör yan yana geldiğinde çarpan etkisi yaratıyor: Kredi piyasalarındaki sıkışıklık ve bunun tetiklediği reel sektör. Bundan kurtuluş için önce Amerika'nın toparlanması lazım. Bizim işimizi görecek kadar toparlansın yeter. Bu da ikinci bacakta reel sektörü toparlar."

                  Altın 1.000 doları görmez
                  Erkin Şahinöz, kriz döneminde en fazla kazandıran yatırım aracı altının ise 2009 yılında kaybettireceğini kaydetti. 1 ons altının bir daha 1000 dolar seviyesini görmeyeceğini belirten Şahinöz, bunun nedenlerini ise şöyle sıraladı: "Doların değer kazandığı dönemlerde altın geriler. Altın enflasyon baskısının olduğu dönemlerde değer kazanır. Ancak şimdi eksi enflasyonlara gidiyoruz. Yabancılar böyle bir ortamda altın almaz. Kredi piyasalarında ise en kötü de geride kaldığı için bu da altını negatif etkiler."


                  Düşük de olsa 'duman' olma riski

                  Türkiye açısından en önemli risk faktörünün dış finansman açığı olduğunu belirten Erkin Şahinöz, çok düşük olmasına rağmen dünyada hala önemli risk faktörlerinin olduğunu da söyledi. "Rusya'ya bir şey olursa, Doğu Avrupa'daki ülkeler moratoryuma giderse Türkiye piyasaları da duman olur" diyen Şahinöz, şu değerlendirmelerde bulundu: "Böyle bir risk var. Kim derdi ki Citi hisseleri 1.5 dolara düşecek. Bunu tahmin edemezdik. Yarın Macaristan'ın moratoryum ilan etmeyeceğini kimse söyleyemez. Bunlar gerçekleşirse Türkiye piyasalarını eşdeğer ölçüde dağıtır. Ancak bu riskler çok düşük".


                  IMF bizi krizden olumlu ayrıştırır

                  Türkiye'nin diğer gelişmekte olan ülkeler arasında kötünün içinde iyi olduğunu belirten Erkin Şahinöz, ne kadar gecikmiş de olsa Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılacak anlaşma umudunun halen piyasalarda fiyatlandığına dikkat çekti. Şahinöz, "IMF ile anlaşma Türkiye'yi, ileriki dönemlerde dünyada satış dalgaları yaşanırken, olumsuz yönde ayrıştıracak nedenleri ortadan kaldırır. Dünya ne kadar satıyorsa bizde de o kadar satış olur. Ama Amerika yüzde 2 düştüğünde Türkiye yüzde 10 düşmez" diye konuştu. Türkiye'nin 2009'da dış finansman açığı olacağının altını çizen Şahinöz, IMF ile anlaşmanın bir ihtiyaç değil zorunluluk olduğuna dikkat çekti.

                  EBRU TUNCAY/REFERANS

                  Yorum

                  • yagmur
                    Kıdemli
                    • 29 Nisan 2008
                    • 4717

                    #234
                    İMKB ÖRNEK OLDU, SURİYE ALTI ŞİRKETLE BORSAYA 'MERHABA' DEDİ-ZAMAN

                    Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esed'in beş yıl önceki Türkiye
                    ziyaretinde gündeme gelen borsa kurma fikri hayata geçti.
                    Zaman Gazetesi'nin haberine göre, ülkesinde borsa kurulması için
                    İMKB'den destek isteyen Esed'in girişimi sonuç verdi. Salı günü Maliye
                    Bakanı Muhammed el Hüseyin'in açılış zili ile Şam Borsası işlemlerine
                    başladı. Suriye'ye borsanın kuruluş aşamasında ilk desteği
                    verdiklerini aktaran İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, talep gelmesi halinde
                    desteklerinin devam edeceğini söyledi.
                    Haftanın iki günü hizmet verecek borsada, şimdilik 6 şirketin
                    hisseleri işlem görecek. Esed, hükümetin piyasa ekonomisine geçiş
                    planı kapsamında borsanın kurulması için Ekim 2006'da bir kararname
                    yayımlamıştı. Borsanın açılışı devletin büyük oranda söz sahibi olduğu
                    ekonominin liberalleşmesindeki son adım olarak değerlendiriliyor.
                    Suriye'de iktidardaki Baas Partisi 2005 yılında resmen 'sosyal piyasa
                    ekonomisine' geçiş planını kabul etmişti. Borsanın kuruluşu sırasında
                    destek verdiklerini belirten İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, iki hafta
                    önce bu ülkeye açılış öncesi ziyaret yaptıklarını söyledi. Erkan, Şam
                    Borsası'na ihtiyaç olması ve talep gelmesi halinde desteklerinin devam
                    edeceğini aktardı.
                    Son günlerde borsada yaşanan inişli çıkışlı tabloyu değerlendiren
                    Erkan, dünya genelinde bir sıkıntı yaşandığını belirterek ABD
                    toparlanmadan ülke ekonomilerinin de düzelmeyeceğini kaydetti.
                    İyileşme sinyallerinin verilmediğini belirten Erkan, bir gün iyi bir
                    gün de kötü haber geldiğini dile getirdi. Açıklanan kurtarma
                    paketlerinin devreye girmesinin zaman alacağını aktaran Erkan,
                    "Türkiye bu ortamda tek başına hareket edemez. Kalıcı bir toparlanma
                    için tüm dünya ekonomilerinin iyiye gitmesi lazım. Öncelikle
                    bankaların borç batağından kurtulması gerekiyor. Beklentiler
                    doğrultusunda ekonomilerin toparlanma yoluna girmesi için açıklanan
                    paketlerin de ikna edici olması gerekiyor." diye konuştu. Yurtdışından
                    gelen kötü haberler sebebiyle oluşan psikolojik etkinin ardından satış
                    baskısının oluştuğunu aktaran İMKB Başkanı Erkan, son günlerde
                    borsadan yabancı çıkışı olduğunda Türk alıcının devreye girdiğini
                    söyledi. Erkan, "Yabancı çıkışındaki rakamlar çok büyük değil. Çok
                    olacağını da düşünmüyorum. Çünkü piyasanın ucuz olduğunu gören yerli
                    yatırımcı yabancının yerini alabiliyor." dedi.
                    Dünya piyasalarının içinde bulunduğu sıkıntı nedeniyle
                    karamsarlığa kapılmanın faydası olmadığını düşünen Hüseyin Erkan, "Bu
                    durum bizi de olumsuz yönde etkiliyor. Şu an dip görünmüş gibi. Bazı
                    hisseler defter değerinden işlem görüyor. Her düşüşün mutlaka çıkışı
                    olacaktır." yorumunda bulundu. Piyasalardaki toparlanmanın zamana
                    yayılacağını aktaran Erkan, Türkiye'nin toparlanma sürecinde tek
                    başına hareket edemeyeceğini dile getirdi. İMKB Başkanı'na göre IMF
                    anlaşmasının bu yönde pozitif etkisi olur.

                    Foreks Haber Merkezi

                    (13/03/2009 - 08:11:09)
                    Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

                    Yorum

                    • yagmur
                      Kıdemli
                      • 29 Nisan 2008
                      • 4717

                      #235
                      Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, merakla beklenen yeni paketin
                      ayrıntılarını açıkladı...

                      Erdoğan, beyaz eşya ve otomotivdeki ÖTV'nin 3 ay süre ile
                      indirileceğini, yeni konut satışından alınan KDV'nin de yüzde 18'den
                      yüzde 8'e düşürüleceğini belirtti...

                      Erdoğan, KKDF oranının da 5 puan indirileceğini açıkladı.
                      Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #236
                        Piyasadan ekonomik pakete tepki

                        Başbakan Erdoğan'ın yeni paket kapsamında konutta KDV'nin yüzde 18'den yüzde 8'e indirileceğini açıklaması tartışma yarattı.

                        HÜRRİYET

                        Çünkü zaten halihazırda 150 metrekarenin altındaki konutlar için KDV yüzde 1 olarak uygulanıyor. Sadece 150 metrekarenin üzerindeki gayrimenkuller için alınan KDV oranı yüzde 18. Türkiye'deki konut stokunun yüzde 95'i de 150 metrekarenin altındaki konutlardan oluşuyor.
                        LÜKS KONUT ALACAKLARI İLGİLENDİRİR

                        İstanbul Emlakçılar Odası İkinci Başkanı Nizameddin Aşa, konutla ilgili yapılacak düzenlemenin sadece 150 metrekarenin üzerindeki gayrimenkulleri ilgilendirdiğini belirtti. Aşa, Teşebbüs olarak iyi ama bu bir müjde değil. KDV indiriminin şu an için talebi etkileyeceğini zannetmiyorum. Birçok müteahhit zaten 150 metrekarenin üzerinde inşaat yapmıyor. Bu karar daha çok lüks konut ve villa alacak olanları ilgilendiriyor, ama onların da alıcısı sınırlı.dedi.

                        PİYASADA HAREKET YARATMAZ

                        Ağaoğlu Grubu CEO'su Hasan Rahvalı, Türkiye konut stoğunun yüzde 95'inin 150 metrekarenin altında olduğunu ve bunlardan zaten yüzde 1 KDV alındığını söyledi. Alınan kararın sadece 150 metrekare üzerindeki konutları ilgilendirdiğini söyleyen Rahvalı, dolayısıyla KDV indiriminin piyasada hiç bir hareket yaratmayacağını belirtti.

                        Rahvalı, eğer 150 metrekarenin altındaki konutlardaki KDV'yi de yüzde 8'e çekerlerse işte o sektör için çok kötü olur dedi.

                        Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu Başkanı Tahir Tellioğlu, Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı 4. ekonomik tedbir paketini, “Paket, özel inşaat sektörünü daha da batırıp TOKİ'yi kalkındırma ve inşaat sektörünü tamamen TOKİ'ye teslim etme eylemi olarak görünüyor” şeklinde değerlendirdi.

                        Tellioğlu, yaptığı yazılı açıklamada, son iki yıldır çeşitli nedenlerle küçülme trendinde olan inşaat sektörünün küresel krizle “adeta ölüm komasına” girdiğini savundu.

                        İnşaat sektörünün ülke ekonomisinde önemli bir yeri olduğunu belirten Tellioğlu, şunları kaydetti:

                        “Bugün açıklanan 4. ekonomik destek paketi, inşaat sektörüne hakikaten hastalığın tedavisinde ameliyat gerektiren bir hastaya pansuman faydası sağlayacak kadar anlamsız, faydasız ve zaman kaybettirici. Paket, sanki özel inşaat sektörünü daha da batırıp TOKİ'yi kalkındırma, yani inşaat sektör alanını tamamen TOKİ'ye teslim etme eylemi olarak görünmektedir.

                        Esasen bizim beklentilerimiz, sektörün önünün açılması açısından TOKİ'ye sağlanan avantajların tümünün özel sektör müteahhitlerine de sağlanması, böylece daha ucuz ve geniş bir kesime konut üretiminin desteklenmesi, konut kredi faizlerinin yüzde 1'in üzerinde olan kısmının devlet tarafından belli bir dönem sübvanse edilmesi, devletin ucuz arsa üretmesi ve konut piyasasında sadece düzenleyici olmasıdır.”

                        Tapu alım satım harçlarının en fazla yüzde 1 olmasını, damga vergisinin kaldırılmasını, resmi harçlarda indirim yapılmasını, sektördeki kayıt dışılığın önlenerek istihdam üzerindeki vergilerin azaltılmasını isteyen Tellioğlu, Gelir İdaresi'nin “sektör firmalarından ne koparırsam kardır” mantığı üzerinden inceleme yapmaması gerektiğini belirtti.

                        Müteahhitlik mesleğine giriş çerçevesi konulmasını ve önüne gelenin müteahhit olmasına izin verilmemesini isteyen Tellioğlu, bütün müteahhitlerin faaliyetlerinin TC kimlik numarası üzerinden takip edilmesi ve böylece sektörün disiplin altına alınması gerektiğini kaydetti.

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #237
                          Patlamaya Hazir Bomba: Demir Perde ülkeleri

                          Piyasalarda ayı döneminin bittiği özellikle gelişen piyasalarda alım vaktinin geldiği iddialarına rağmen gelen kötü veriler, sokak protestoları, dev bütçe açıkları ve işsizlik, reel ekonomide toparlanmanın kolay olmadığına işaret. Pimi çekilmemiş bomba eski Demir Perde ülkelerinde patlamaya hazır

                          1950'lerde ABD'ye karşı ikinci süper güç olarak ortaya çıkan SSCB'nin destekçileri olarak "Demir Perde" ismiyle anılmaya başlayan ve yıllarca kapalı ekonomik modellerle yaşamış olan eski Doğu Bloku ülkeleri için kriz, üstelik de "küresel kriz" daha önce hiç deneyimlenmemiş bir olgu. Tıpkı Çin gibi serbest piyasaya geçişle hızlı bir büyüme süreci gören ve yatırımcıların gözdesi haline gelen eski Demir Perde ülkeleri, bugün topun ağzında. Üstelik AB'nin bu ülkelere yardım elini uzatmaması halinde Demir Perde döneminin yeniden başlayacağı tartışmaları da gündemde.
                          Son bir haftadır ise piyasalarda şaşırtıcı bir iyimserlik havası var ve ünlü yatırımcılar "kriz bitti gelişen piyasalarda alıma başlayın" çağrıları yapmaya başladı. Hatta kimi uzmanlar alıma geçmek için iyi haberler gelmesi gerekmediğini iddia etti. Eski Demir Perde ülkelerinin hem ekonomik verileri, hem bütçeleri, hem de sokaklara yansıyan halk protestoları piyasalardaki iyimserliğin mantığını tartışmaya açar nitelikte. Daha önceki hafta yüzde 36'sı yeni devletleştirilen Citigroup ile HSBC'den bu hafta içinde gelen "iyiyiz" sinyalleri ile şubat perakende satışlarındaki yüzde 0,7'lik yükselişi belki de fazla "abartan" piyasalarda öyle bir alım dalgası başladı ki, ayı piyasasının sonuna gelindiği, dibin görüldüğü hatta alıma geçmek için bundan daha iyi bir fırsat olmayacağı konuşulmaya başlandı. Newsweek dergisi kapağına "Ayılara inanma, satın almaya başla" diye kocaman harflerle yazarken, gelişmekte olan piyasalardaki yatırımları ile tanınan ünlü fon yöneticisi Mark Mobius da gelişmekte olan piyasaların 2009 sona ermeden toparlanmaya başlayacağını iddia etti. Hatta Mısır ile Türkiye'yi ilk alıma geçilmesi gereken piyasaların başında gösterdi. Ancak tüm bu iyimserliğe rağmen gelişmekte olan piyasalardan hiç de iyi sinyaller gelmiyor. Pimi çekilmemiş en kritik bomba ise bir dönemin Demir Perde ülkeleriyken 2004'de AB'li olarak serbest piyasa oyuncusu haline gelen Doğu Avrupa ülkeleri.

                          Boş tencereler yollarda
                          piyasa yükselse ne olur
                          Sanayi üretimleri çakılıyor, bütçe dengeleri yara alıyor, halk bir zamanlar Susurluk skandalı patlak verdiğinde Türk halkının en popüler protesto aracına dönüşen boş tencerelerle sokaklara çıkıyor. Ukrayna'da "boş tencerelerin yürüyüşü" isimli sokak protestoları düzenleniyor, akıllı girişimciler hükümetin, tıpkı Türkiye'de Başbakan Erdoğan'ın "teğet" tanımlamasına benzer, açıklamalarını tişörtlerin üstüne basıyor. İrlanda'da "Bu hükümeti kovun" yazılı pankartlar taşıyan kadınlar sokakları dolduruyor, Polonya'da işinden olan 3 bin işçi hükümete istifa çağrısı yapıyor. Bu şartlar altında ise piyaslarda alım vakti olsa da olmasa da, spekülatörler gaza bassa da basmasa da reel ekonomideki toparlanma çok kolay olmayacak gibi görünüyor.
                          İzlanda'dan sonra Avrupa'da 2 ülke daha iflas tehlikesi altında; Ukrayna ve Letonya. İki ülke de IMF ile anlaşmaları gereği gerekli bütçe açığı kriterlerini sağlayamaz ve anlaştıkları kredileri alamazlarsa iflas etme ihtimalleri var. Bunu, ülkelerin iflas sigortası olarak görülen CDS tahvilleri ile gösterge ABD Hazine tahvilleri arasındaki spread farklarında yaklaşık 3 bin puana varan açılmadan da görmek mümkün. Para biriminde sert kan kaybı yaşayan Macaristan'dan, para birimini korumak için merkez bankası rezervlerinin neredeyse 5'te 1'inin harcandığı Letonya'ya, ekonomik büyümesi bir çeyreklik dönem içinde yüzde 9,2'den yüzde 2,9'a kadar düşen Romanya'ya ve eylülden bu yana para birimi zlotinin yüzde 40 civarında kan kaybettiği Polonya'ya kadar Doğu Avrupa ve eski demir perde ekonomilerinde kazanlar kaynıyor.

                          GSYİH Türkiye'nin de dahil olduğu
                          bölgede yüzde 3,5 çakılacak
                          Doğu Avrupa'da kaç ülkenin iflas edeceği tartışılırken bir yandan da bu bölgedeki yatırımları yüzünden en fazla zora girecek olan Avusturya bankacılık sektörünün geleceğine ilişkin endişeler artıyor. Royal Bank of Scotland'ın gelişmekte olan piyasalar birimi başkanı Timothy Ash'e göre Doğu Avrupa bu sene resesyona girecek ve bütçelerinde ciddi yaralar açılacak. Bloomberg'e konuşan Ash, bölgede Rusya ve Türkiye de dahil edildiğinde toplam Gayrisafi Yurtiçi Hasıla'daki düşüşün yüzde 3,5 olacağını öngörüyor. Doğu Avrupa bölgesinde değerlendirildiğinde bölge ekonomisinin yüzde 20'sini oluşturan Türkiye ve Polonya'nın sırasıyla yüzde 3 ve yüzde 0,5 daralacağını belirten Ash'in göreceli olarak tek iyimser olduğu ekonomi ise yüzde 0,5 büyümesini beklediği Çek Cumhuriyeti. Ayrıca Doğu Avrupa'da bütçe açığının krize karşı artan harcama planları, para birimlerinin desteklemek için yapılann müdahalelerin ülke merkez bankalarına bindirdiği yükle birlikte toplam GSYİH'nın yüzde 2,9'larına kadar fırlaması da bekleniyor. Bu oran geçen sene yüzde 0,9 düzeyindeydi. Bölgenin bu açığını finanse etmesi içinse en az 50 milyar dolara ihtiyacı olduğu düşünülüyor.


                          GOP'lara saldırmak mazoşitlik olur


                          Bir çok analist hisse fiyatlarında son bir kaç haftadır yaşanan toparlanmalardan korkuyor ve tam 16 aydır devam eden ayı piyasasında yeniden sert bir satış dalgasının yaşanabileceğini düşünüyor. Kimileri ise çıkışın kısa ömürlü olacağını savunuyor. Ekonomist Atilla Yeşilada'ya göre Wall Street yılbaşı sonrası yaşadığı kaybın yüzde 25'ini bu çıkışla toparlayabilir ancak sonrasında yeni düşüşler kaçınılmaz çünkü ayı piyasası henüz bitmiş değil. 4Cast Gelişmekte Olan Piyasalar analisti Nicholas Kennedy'ye göre de gelişen piyasalarda şu anda alıma geçmek "Mazoşist bir egzersiz"den öteye gitmez. Referans'a konuşan Kennedy'ye göre; şu anda Mobius'un önerdiği gibi gelişmekte olan piyasalarda alıma geçmek pratikte sadece analizlere dayanarak yapılması imkansız bir şey. "Bunun için de bolca şansa ihtiyacınız var" diyen Kennedy, piyasalarda alım vakti geldi demek için 5 yılın iyi bir süre olduğuna vurgu yaptı. "Mobius'un zaman çerçevesi piyasaların genel haline bakılırsa sanırım biraz esnek" diyen Kennedy, yine de gelişmekte olan piyasaların gelişmiş piyasalardan daha hızlı toparlanacağı fikrini destekliyor.
                          Hem gelişmekte olan piyasalarda hem de ABD'de reel ekonomiye ilişkin halen kötümser olduğunu vurgulayan Kennedy, girilecek resesyon sürecinin W ya da L şeklinde olup olmayacağının belirsiz olduğunu söyledi. ABD'de emlak sektörünün dip yaptığı gibi bir işaret tam olarak gelmeden, piyasalarda alıma geçmenin ancak bir "yangın söndürme tatbikatı" olacağını vurgulayan Kennedy, bu nedenle şimdilik piyasalara geri dönmek için küresel yatırımcıyı teşvik edecek çok az gelişmenin görüldüğünü ve önümüzdeki 3 ila 6 ay içerisinde piyasalarda yeni baskıların artacağını iddia ediyor. S&P 500 endeksinin 600 puana, Dow Jones'un ise 6 bin puanın altına inmesinin mümkün olduğunu söyleyen Kennedy'ye göre, IMKB de 30 bin puanın altı ile halen "ayı" görünüyor ve sürdürülebilir bir trend değişiminden bahsedebilmek için bunun ocak ayındaki 37 bin 500 seviyelerine yeniden yükselmesi gerekiyor.



                          ÜLKELER

                          POLONYA

                          Zlotiyi bu hafta İsviçre Merkez Bankası kurtardı
                          Demir Perde ülkelerinden Polonya'nın ekonomi modeli de SSCB'den ihraç edilmiş, merkezi planlamaya ve kamu sektörüne dayalı bir politika izlenmeye başlamıştı. Özel sektörün tasviyesi ile sanayi devletleştirildi. 80'li yıllara gelindiğinde ise 50 milyar dolara yakın bir dış borca saplanan Polonya'da bu kez komünist ekonomiden pazar ekonomisine geçiş tartışılmaya başlandı. 1989'daki seçimlerin ardından pazar ekonomisine ilk adımını atan Polonya, serbest piyasa ekonomisine gerçek anlamda 2004 yılında AB üyesi olunca adım attı. 1989 öncesi dış ticaretinin yüzde 64'ünü sosyalist ülkelerle yapan Polonya, AB'ye üye olduğu ilk yıl yüzde 5,4 büyüdü. Son 1 yıldır ise Polonya, SSCB dönemi ekonomi modelinin son dönemlerinden de zor bir sürece girdi.
                          Polonya'da para birimi geçen ay içinde 5 yılın dibini gördü. Bu cuma ise İsviçre Merkez Bankası'nın para birimi frankı devalüe edeceği açıklamaları sayesinde yatırımcı çekme şansı artan zloti, euro karşısında son 5 ay içindeki en iyi haftalık çıkışını yakaladı. Polonya şu sıralar euroya 2012'ye kadar hızlı geçiş yapabilmek için bastırıyor. Çünkü euro üzerinden olan borçlar gittikçe artıyor ve euroya geçiş istikrar için fırsat anlamına geliyor. Polonya'da sanayi üretimi ocak ayında yüzde 11,7 civarında çakıldı. 2008'in son çeyreğinde ise ülkede ekonomik büyüme yüzde 1 ile son 10 yılın en kötü seviyesine inmişti. Üretim ise son 17 yılın dibinde.

                          MACARİSTAN

                          Euroya geçiş en iyi ihtimalle 2014'ü bulur
                          Macaristan, demir perde ülkeleri arasında komünist ekonomik rejimin en hafif uygulandığı, özel mülkiyete izin verildiği tek ülke olarak biliniyor. 1980'li yılların sonlarına doğru serbest piyasa ekonomisine geçiş yönünde yapılan reformların ardından ülke, 1990 yılında serbest piyasaya geçmişti. 2004 yılında AB üyesi olan Macaristan, krizin patlak vermesinin ardından geçen sene IMF'den 15.7 milyar dolarlık aldığı yardımla gündeme geldi. Ancak yüksek cari açık sorunu ortadan kalkmadı. Büyüme beklentilerini ise yüzde 3,5 ile "resesyon" denebilecek bir seviyeye çekti. Sanayi üretimi 1991 yılından bu yanaki en hızlı düşüşünü yaşıyor. Yeni vergi indirimi planları da yolda. Üretimin aralık ayında yüzde 23,3 oranında çakıldığı Macar ekonomisinin bu yıl yüzde 3,5 civarında daralması bekleniyor. Kriz öncesinde forint euro karşısında 250-260 puan civarında iken bu oran 308,9 seviyelerine kadar düştü. Para biriminde son dönemde yaşanan kayıplar karşısında Macaristan da Polonya gibi çareyi bir an önce euroya geçmekte görüyor. Ancak en iyi ihtimalle bile beklenti Euro Bölgesi'ne katılımın 2012 ila 2014 yılları arasında olacağı yönünde. Brüksel zirvesinde Doğu Avrupa için önerdiği 190 milyar euroluk fon talebi AB'li yetkililer tarafında reddedilince Demir Perde'nin yeniden açılacağı iddiasını ortaya atan da Macaristan Başbakanı Ferenc Gyurcsany olmuştu.

                          ROMANYA

                          IMF'nin yardımı 7 ila 19 milyar dolar arasında olabilir
                          En az 4 ila 6 milyar euro arasında bir finansman desteğine ihtiyacı olduğu iddia edilen Romanya'nın para birimi lev 2008'de yüzde 20 kan kaybetti. 2005'ten 2008 sonlarına kadar 1 euro 3,5 lev ile 3,7 lev arasında işlem görürken, Aralık 2008'de bu oran 3,9 levin üzerine fırladı. Bu yılın ocak ayındaki kayıp ise her zamankinden sert oldu ve lev euro karşısında 4,3 seviyesine kadar düştü. Özellikle ucuz işgücü avantajı ile bir dönem Batılı otomotivcilerin gözdesi olan Romanya, bu şirketlerin zarar üstüne zarar yazmasından dolaylı olarak etkilendi ve sektör genelinde işten çıkarmalar hızlandı. Ülkede işsizlik oranı sadece sene başından beri bile yüzde 5'in üzerinde artmış durumda. 1971 yılında IMF'ye üye olan Romanya'nın dış borcu 1981 yılında 15 milyar doları aşmıştı. 1990'da yapılan ilk serbest seçimler sonrasında serbest piyasa ekonomisi uygulaması da start aldı. 2007 yılında AB üyeliğine alınan Romanya'da ekonominin bu yıl en az yüzde 1 çakılması bekleniyor. IMF'den yardım isteyen üçüncü Doğu Avrupa ülkesi olan Romanya'ya düşecek payın ise 7,4 milyar dolar ile 19 milyar dolar arasında bir rakam olması bekleniyor.

                          Yorum

                          • stockbroker
                            Master
                            • 28 Temmuz 2008
                            • 4807

                            #238
                            Dolarda 4 günde 10 kuruşu bulan çıkışın arkasında 2001 ve 2006'da da oynanan TL shortlama oyunu yatıyor.


                            Düşük faizle TL borçlanan spekülatör dolar alıp yükselişten kár ediyor. Merkez Bankası dün sadece 50 milyon dolar satınca spekülatörün işi tersine döndü, kur 24 saatte 7 kuruş geriledi.

                            Aynı oyun 2001 ve 2006'da da oynandı. Yaklaşık 4 ay süren birincisinde kurlar belirli bir doygunluğa ulaşınca oyun kendiliğinden durdu. 2006'daki tekrarında ise Merkez bankası piyasaya 2.1 milyar dolar satış yaptı, gecelik faizleri 4 puan artırdı ve spekülasyonun önünü alabildi. Son 4 günde dolar kuru 10 kuruş artarken piyasa dilinde 'TL shortlamak' olarak adlandırılan bu oyunun yeniden başladığı görülüyor.

                            Elbette dövizin ateşini artıran yabancı çıkışı, şirketlerin- bankaların borç ödeme ihtiyacı ve satıcıların azalması gibi temel etkenler var. Ancak düşük faizle borçlanılan TL'yi dövize yatırarak kur artışından kár etme oyununun son yükselişteki payını da yabana atmamak gerekli. Hem tecrübelerimiz hem de bankacılardan aldığımız duyumlar söz konusu döviz spekülasyonunun son günlerde giderek arttığı yönünde.

                            Riskli Ama Büyük KÁR VAR




                            TL shortlama oyununun temelinde faizle kur artışı arasındaki getiri farkına işlem yapmak yatıyor. Bu getiri farkını rakama dökersek; örneğin 1 milyon lirayı gecelik borç alan bir yatırımcı bugünkü oranlarla sadece 310 lira faiz ödemesi yapıyor. Yatırımcı bu parayla döviz alıp kurdaki artışa oynarsa, dolardaki her 1 kuruşluk yükselişten gecede 5 bin 500 lira getiri sağlıyor (Hatta bu oyunu hiç TL borçlanmadan güniçinde de oynamak mümkün). Kur düşerse aynı şekilde zarar var. Yani yatırımcının getirisi de riski de büyük. Ancak ortamın bugünkü gibi uygun olduğu dönemlerde yüzmilyonlarca lira miktarlarda gerçekleştirilen bu işlemler piyasayı yönlendirdiği için kurda düşüş riski azalıyor. Bu yüzden getiri şansı daha fazla oluyor.

                            TL shortlama oyununun yapılabilmesi için 3 şart gerekli. Aşağıda anlatacağımız bu şartların hepsi de bugün için mevcut.

                            1) Piyasada TL'nin fazla ve faizlerin düşük olması: Merkez Bankası verilerine göre piyasada 2-3 milyar lira fazla para var. Bankalar ellerindeki fazla parayı gecelik faizden birbirlerine borç veriyor. Artan para ise Merkez Bankası'na yatırılıyor. Merkez Bankası'nın son faiz indiriminin ardından gecelik faiz yüzde 11.5'le tarihin en düşük seviyesine geriledi. Borç alınan Türk Lirası'nın bir gecelik maliyeti yüzde 0.003 düzeyinde. Yani 1 milyon lira için gecede sadece 310 lira faiz ödeniyor.

                            Korku Oyunu Besliyor

                            2) Korku ortamının oluşturulması: Kur hareketlerinde psikolojinin çok büyük etkisi oluyor. Bugünkü gibi dünya piyasalarının dalgalandığı, iç piyasada karamsar bir havanın estiği dönemlerde medyada 'dolar koptu gidiyor' naralarının atılması kurlar üzerinde büyük baskıya neden oluyor. Özellikle satıcılar ellerindeki dövizi bozdurmaktan vazgeçtiği için, normal şartlarda kurlarda birkaç milyar dolarlık alışla yapılabilecek yükseliş birkaç yüz milyon dolarla gerçekleştirilebiliyor.

                            Bir İhale İşi Değiştirdi

                            3) Merkez Bankası'nın tutumu: TL shortlama oyunuyla kurları yükseltmeye çalışan spekülatör nihai olarak dövizi alıp götürmek istemiyor. Amaçladığı borç aldığı TL'yle kurları artırarak ortaya çıkarılan farktan para kazanmak. Bunun için kurlara en ufak müdahale bile spekülatörü ürkütüyor. Ancak Merkez Bankası'nın daha önceki döviz satış müdahalelerin seviyesinin belli olması spekülatörün en azından o seviyelere kadar korkusuzca bu oyunu oynamasına neden oluyor. Müdahale geldiğinde ise işler bir anda değişiyor.

                            Örneğin önceki gün Merkez Bankası'nın günde 50'şer milyon dolarlık döviz satış ihalesi yapacağı ve doğrudan müdaheleye gidebileceğini duyurması dolar kurunu bir anda 7 kuruş düşürdü. Spekülatör zarar yazdı. Tabii spekülasyonu oluşturan şartlar var olduğu müdahaleler sürece kalıcı olmayabilir. Merkez'in gölgesinin piyasalardan bir an olsun kalkması oyunun tekrar başlamasına neden olur.

                            Kimler yapıyor?

                            TL shortlama oyununu para piyasalarına yakın olan herkes yapabilir. Ancak mevcut şartlarda bu yatırımcıları üçe ayrılabiliriz. Birincisi Türkiye'de pozisyonu olmayan ama dünya piyasalarındaki dalgalanma ve medyadaki karamsarlığı kullanmaya çalışan uluslararası spekülatörler. İkinci kesim Türkiye'de bono ya da hisse senedi pozisyonu olan yabancı yatırımcılar. Bu grup ellerindeki varlıkları zararına satıp çıkmak yerine TL shortlama oyunuyla kár edip kayıplarını düşürmeyi planlıyor. Üçüncüsü ise az da olsa bazı yerli bankalar.

                            Oyun nasıl durdurulur?

                            TL shortlama oyununu bitirmenin teknik olarak iki yöntemi var. Birincisi piyasada fazla TL bırakmamak ve liranın maliyetini yükseltmek. Merkez Bankası ve Hazine yoğun borçlanmalarla halen 28.6 milyar lira olan piyasadaki nakit fazlasını emebilir. Ek olarak Merkez Bankası gecelik faizleri artırır ve TL'yle borçlanmanını maliyetini yükseltir. Ancak ekonomideki durgunluk eğilimini artıracağı için bu yöntemin uygulanma ihtimali zayıf.
                            İkincisi daha aktif müdahale. Daha önce de söylediğimiz gibi spekülatör aslında dövizi alıp kasaya koymak istemiyor.

                            Merkez Bankası döviz talep eden yatırımcıya telefon açıp 'Ne kadar istiyorsan satarım' mesajı verirse spekülasyon yapanını eli yanar. Döviz rezervi 70.7 milyar doları bulan bankanın bunu yapmaya da yeterli gücü var.

                            Star
                            11 Mart 2009

                            Yorum

                            • PEHLİVAN
                              Çalışkan
                              • 13 Şubat 2009
                              • 1138

                              #239
                              Dolar güne nasıl başladı?

                              İstanbul serbest piyasada dolar 1,7100 TL, avro 2,2050 TL'den haftaya başladı.

                              Kapalıçarşı'da 1,6900 TL'den alınan dolar 1,7100 TL'den satılıyor. 2,1900 TL'den alınan avronun satış fiyatı ise 2,2050 TL olarak belirlendi.

                              Serbest piyasada cuma günü kapanışta doların satış fiyatı 1,7100 TL, avronun satış fiyatı ise 2,2050 TL olmuştu.

                              Yorum

                              • Misafir

                                #240
                                Alıntı yapılan haberlerde kaynak belirtmeyi unutmayalım derim

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information