Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #451
    Elektrikte zam kararı pazartesi çıkacak

    29.08.2009 | Begüm Gürsoy | Haber



    ARAÇLAR

    Elektrik fiyatlarına zam yapılıp yapılmayacağının kararı pazartesi günü verilecek. Kamunun elektrik toptan satış şirketi TETAŞ'ın, ağustosun son günü olan pazartesiye kadar Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na (EPDK) 3 aylık yeni toptan satış fiyatlarını bildirmesi gerekiyor. TEDAŞ elektriğini TETAŞ'tan aldığı için, TETAŞ'ın zam yapması durumunda bu, vatandaşa da yansıtılacak. TETAŞ, zam kararı vermek için 25 Ağustos'ta Hazine'nin döviz öngörülerini açıklamasını beklemişti. Ancak TETAŞ'ın şu anda 1 milyar TL'ye varan miktarda borcu bulunuyor. Yıl sonu kâr hedefini tutturma konusunda zorlanan TETAŞ'ın zam yapması bekleniyor.

    Uzun süre bekletildi
    Elektrik zammı, uzun zamandır bekletiliyor. Otomatik fiyatlandırma sistemine göre 3 ayda bir belirlenen elektrik fiyatlarının yılın başında zamlanmasına ihtiyaç duyulmuş ancak yapılmamıştı. BOTAŞ'ın mayısta yaptığı büyük indirim ise elektrik üretim maliyetlerini düşürmüş ve bu nedenle temmuzda indirim olanağı ortaya çıkmıştı. Fakat yılın başında yapılmayan zam nedeniyle borcu artan TETAŞ, satış fiyatını değiştirememiş ve BOTAŞ'ın indirimiyle sağlanan maliyet avantajını açık kapamak için kullanmıştı. Her ne kadar otomatik fiyatlandırma sistemi denilse de zamanında yapılmayan zammın faturası katlanarak arttı. Şu anda elektriğe yüzde 5-10 aralığında zam yapılması ihtiyacı bulunuyor.
    Öte yandan, BOTAŞ'ın nisan-mayıs döneminde yaptığı toplantılarda, eylül-ekim için indirim öngördüğü öğrenildi. Ancak BOTAŞ'ın indirim yapabilmesi için son döviz kuru beklentileri, doğalgaz alım maliyetlerinin de yeniden hesaplanması gerekecek. BOTAŞ ise krizin etkisiyle düşüşe geçen doğalgaz tüketimi nedeniyle "al ya da öde" yükümlülüğü altında bulunuyor. Kullanılmasa bile almayı taahhüt ettiği bir miktar gaz bulunan BOTAŞ, geçen senelere oranla daha az gaz satıyor. Bu nedenle de ithalat faturalarını ödemekte zorlanıyor. Bu durumun indirimi engelleyebileceği yorumu yapılıyor
    https://twitter.com/keyborsa_simurg

    Yorum

    • simurg
      Administrator
      • 10 Mart 2007
      • 9248

      #452
      250 bin lüks konut elde kaldı

      26.08.2009 | Gamze Tüfekçi | Haber



      Türkiye'de satılamayan lüks konut stoğu 250 bini buldu. Sadece İstanbul'da 80 binin üzerinde stok oluştu. Özellikle şehir dışlarına yapılan lüks konutlar, hayalet şehir görüntüsü çiziyor. İnşaat firmaları yaptıkları konutları bir an önce elden çıkarmak için yüzde 50'yi aşan indirimler yapıyor.

      Yüksek kazanç sağladığı için son yıllarda Türkiye'nin dört bir yanında üretilen lüks konutlar elde kaldı. Arz talep dengesi gözetilmeden yapılan lüks konutlarda stok 250 bine ulaştı. Sadece İstanbul'da 80 binin üzerinde lüks konut stoğu oluştu.
      Özellikle şehir dışlarına yapılan lüks konutlar, hayalet şehir görüntüsü çiziyor. Birçok bölgede binalar satılamadan eskimeye yüz tutmuş durumda. İnşaat firmaları yaptıkları konutları bir an önce elden çıkarmak için yüzde 50'yi aşan indirimler yapıyor.
      Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yaptığı araştırmaya göre, geçen sene 250 bin adet satılamayan konut bulunduğunu dile getiren İstanbul Emlak Komisyoncuları Odası Başkan Yardımcısı Nizamettin Aşa, bu sene sonunda satılamayan konut sayısının 400 bine ulaşacağını söyledi. Aşa, bu konutların yüzde 70'inin ise lüks segmentte yer aldığını açıkladı.
      Retürk Emlak Başkanı Aşkın Çınar ise İstanbul genelindeki 35 ofislerinde 20 bine yakın lüks konutun satılmayı beklediğini kaydetti.

      Ekonomik konutlar revaçta olacak
      Bankaların konut kredisi faizlerinde yaptığı indirimlerle kıpırdanan gayrimenkul sektöründe, binlerce proje hayata geçirilmiş durumda. Üretilen konutların büyük bir kısmı da lüks segmentte yer alıyor. Doğru lokasyonda doğru bir planlama ile yapılan projeler kısa sürede satılırken, madolyonun diğer yüzünde ise hayalet yapılar dikkat çekiyor.
      Arz talep dengesi gözetilmeden özellikle şehir dışlarında yapılan lüks konutlar, sektörde ciddi stok sorununa neden oldu. Son yıllarda birçok müteahhidin ultra lüks projeler üretme yoluna gittiğini belirten Nizamettin Aşa, "Neredeyse bütün projelerde yüzme havuzları, jakuziler, spalar ön plana çıkmaya başladı. Türkiye'nin profiline bakarsak jakuzili, havuzlu dairelerin alıcısı çok yüsek değil. Ancak inşaat firmaları bu yönde üretimi tercih ettiler. İnşaat firmaları projelerini kısa sürede sattıklarını iddia ediyorlar. Ancak bütün lüks projeler satılsaydı, gazetelerde sayfalarca ilan vermezlerdi, promosyonla satışa çıkmazlardı" diye konuştu. Aşa, elde kalan lüks konutların fiyatlarının aşağı çekilerek orta gelirliye yönelik pazarlama çalışmalarının başladığına dikkat çekti.
      Piyasanın lüks konuta doyduğunu belirten Retürk Emlak Başkanı Aşkın Çınar ise önümüzdeki dönemde ekonomik konutları revaçta olacağını söyledi.
      Çınar, "1 milyon dolarlık daire fiyatları 300 bin dolara kadar geriledi. Ancak birçoğu lokasyon nedeniyle de tercih edilmiyor. İstanbul'da Ataşehir, Maslak, Bahçeşehir, Esenkent, Çekmeköy ve Acıbadem bölgelerinde alıcı bekleyen çok sayıda lüks konut var" dedi.
      İnşaat firmalarının stok sayısını gizlediğini belirten Çınar, şöyle devam etti: "Örneğin projeler satışa sunulurken bile bitmediği halde '1. ve 2. bloklarda dairelerimiz bitti ya da son 10 daire kaldı' diyorlar. Bu bir pazarlama stratejisidir. Firmaların yaklaşımları doğru ancak gerçekçi değil."

      10 bin adet lüks konut ihtiyacı var
      İstanbul'un yılda ortalama 250 bin adet konut ihtiyacı olduğu öngörüsünde bulunan Turyap Yönetim Kurulu Üyesi Başak Soner, "Talebin 170 bin adedinin orta gelirlilerden, 70 bin adedinin ise alt gelir grubundan geleceği tahmin ediliyor. Lüks konut talebinin ise 10 bin civarında olduğu ön görülüyor. Yapılan inşaatlara bakıldığında lüks konut üretimi 10 bin adetlik ihtiyacın çok üstünde" diye konuştu. Soner, lüks konutta uzun sürede bir doygunluk olduğunu ancak buna rağmen devam eden üretimler nedeniyle çok yüksek bir arz fazlası oluştuğunu kaydetti.
      Portföylerinde satılmayı bekleyen çok sayıda lüks konut projesi bulunduğunu aktaran Emlakium Yönetim Kurulu Başkanı Resul Medin özellikle şehirdışı merkezlerde arz fazlalığına dikkat çekti. Medin, şöyle devam etti: "Merkeze yakın projelerde satış daha kolay. Ancak şehre uzak lokasyonlarda lüks bir konutun satışını yapmak çok zor. İnşaat firmaları satışlarda sıkıntı olmadığını söylüyor. Ancak şehir dışı merkezlere gidildiğinde doluluk oranları net bir şekilde görülüyor."
      https://twitter.com/keyborsa_simurg

      Yorum

      • Dragon
        Bağımlı
        • 09 Haziran 2007
        • 941

        #453
        İMKB'nin 23 yıllık tarihinde 30 şirket hiç nakit temettü ödemedi
        13 Eylül 2009
        PAZAR
        İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda halka açıldığı günden bu yana 30 şirket hiç nakit kâr payı dağıtmadı. Bu şirketlerden 12 tanesi kârını ortaklarıyla hisse senedi vererek paylaşırken, 18 tanesi hiç temettü ödemesi gerçekleştirmedi.

        Hisse senedi piyasalarında şirketlere yatırım için önemli bir kıstas sayılan nakit temettü (kâr payı) ödemesi, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) işlem gören 30 şirket tarafından bugüne kadar hiç tercih edilmedi. Bu şirketlerden 12 tanesi halka açıldıkları tarihten bu yana kârlarını ortakları ile nakit olmasa bile hisse senedi vererek paylaşırken, 18 şirket ise ne nakit olarak, ne de hisse senedi şeklinde hiç temettü ödemesi gerçekleştirmedi. Kârlarını nakit değil ama hisse senedi olarak paylaşmayı tercih eden ve aralarında Doğan Yayın Holding, Datagate Bilgisayar, GSD Holding, Kardemir'in de bulunduğu 12 şirketin bugüne kadar dağıttıkları hisse senedi tutarı 452.5 milyon lirayı buldu. Ancak aralarında TAV Havalimanları Holding, Koza Davetiye, Penguen Gıda'nın da yer aldığı 18 şirket halka açıldığı günden bu yana hiç temettü ödemesi yapmadı.

        12 şirketten 452.5 milyon TL
        İMKB'nin 23 yıllık tarihinde nakit temettüyü tercih etmeyen 30 şirketten 12'si bugüne kadar 452 milyon 554 bin liralık bedelsiz hisse dağıtımı yaptı. Bu şirketler arasında Kardemir 198.8 milyon lira ile bedelsizde ilk sırada yer alıyor. Halka açıldığı 20 Ağustos 1998'den itibaren aradan geçen 10 yılda hiç kâr payı dağıtımı yapmayan Kardemir, 2008 yılında yaptığı tekm bedelsiz sermaye artırımı ile kârından 198.8 milyon lirayı ortaklarına dağıttı. Kardemir'i 112.3 milyon lirayla Doğan Yayın Holding izledi. Doğan Yayın Holding, halka açıldığı 6 Ağustos 1998'den bu yana geçen 21 yıllık süreçte 6 kez gerçekleştirdiği bedelsiz sermaye artırımı ile 112.3 milyon liralık temettüyü hisse senedi olarak ortaklarıyla paylaştı. İş Finansal Kiralama da 9 yıllık borsa macerasında 6 kez bedelsiz sermaye artırımı yaparak 70 milyon lira tutarında temettüyü hisse senedi olarak verdi.

        18 şirket sınıfta kaldı
        Kâr dağıtımı konusunda 18 şirketin karnesi ise oldukça kötü. Berdan Tekstil, borsaya adım attığı 22 yıllık süreçte hiç temettü ödemesi yapmazken, küresel krizde içinde bulunduğu sıkıntıları derinleşen, çalışan sayısı bire inen ve İMKB Başkanlığı'nın Gözaltı Pazarı'na aldığı Ceylan Giyim de hiç kâr payı dağıtımı yapmayan şirketlerden. Ceylan Giyim de Berdan Tekstil gibi 22 yıldır borsada işlem görüyor.
        Kriz ve sermaye sıkıntısı nedeniyle 247 çalışanını işten çıkardıktan İMKB Başkanlığı tarafından Gözaltı Pazarı'na alınan ve son olarak İsviçre merkezli Generali International ile ortaklık konusunda prensip sözleşmesi imzalayan Mensa Mensucat da 22 yıllık borsa macerasında hiç temettü ödemesi gerçekleştirmeyen şirketler arasında.

        Nakit mi hisse senedi mi
        İMKB'de kâr payı ödemeleri ya nakit ya da hisse senedi verilerek gerçekleştiriliyor. Dünya genelinde gelişmiş ülke borsalarında yatırımcıların hisse senedi alırken en önemli kıstasları olan nakit temettü ödemeleri İMKB yatırımcıları açısından ise bir tartışma konusu. Nakit kâr payı ödemelerinde ortaklar, dağıtılan kârdan payları oranında para alıyor. Fakat hisse senedi fiyatı dağıtılan miktar kadar düştüğü ve vergiye tabii olduğu için bazı yatırımcılar tarafından tercih edilmiyor. Bu yatırımcılar kârdan paylarına düşeni hisse senedi olarak almayı daha tercih edilebilir buluyor. Ancak nakit temettüyü almak isteyen ortaklar da hisse fiyatındaki düşüşün kısa vadeli olduğunu savunuyor.
        Kaynak: REFERANS
        Ben ben değilim,Sen olmayınca
        Sen sen değilsin,Ben olmayınca

        Yorum

        • Dragon
          Bağımlı
          • 09 Haziran 2007
          • 941

          #454

          Yabancılar sanayi hisselerine geçiyor
          13 Eylül 2009
          PAZAR
          Yabancı yatırımcılar, borsada endeksin yüzde 9,1 oranında yükseldiği ağustos ayında 5 milyar 75 milyon dolarlık alım, 4 milyar 802 milyon dolarlık satış yaptı. Yabancıların ağustos ayındaki net alımı 273 milyon dolar oldu. Böylece yabancılar borsada endeksin yüzde 80 yükseldiği son 5 ayda 1 milyar 938 milyon dolarlık net alım gerçekleştirdi. Bu yılın ilk çeyreğinde 611 milyon dolarlık net satış yapan yabancıların 8 aylık işlemleri ise 1 milyar 327 milyon dolarlık net alımla sonuçlandı. Mart sonundan ağustos ortasına kadar olan dönemde özellikle banka hisselerinde pozisyon alan yabancıların, ağustos ortasından bu yana sanayi hisselerine geçtiği dikkati çekiyor.

          Arçelik, Tüpraş ve Erdemir'de alım
          Yabancı yatırımcıların ağustosta en fazla net alım yaptığı hisse senedi 69 milyon dolarlı İş Bankası C oldu. Yabancılar geçen ay Garanti Bankası'nda 59.2, Halkbank'ta 23.7 milyon dolarlık net satış yaptı. Yabancılar'ın Akbank'taki net alımı 2 milyon dolarda kalırken, Yapı Kredi'de de ise alımla satım arasında fark oluşmadı. Yabancı yatırımcılar, Merkez Bankası'nın faiz indirimleri ve hükümetin teşvik paketlerinin etkisiyle canlanmanın yaşandığı beyaz eşya ve otomotiv sektöründe net alım yaptı. Yabancılar Arçelik'te 44.8, Erdemir'de 24.5, Sabancı Holding'de 51.6, Koç Holding'de 28.4, Turkcell'de 32, Türk Hava Yolları'nda (THY) 42.9 milyon dolarlık net alım yaptı. Yabancıların ağustos ayında BİM'de 22, TAV Havalimanları Holding'de 23.8, Türk Telekom'da ise 38.3 milyon dolarlık net satış yaptığı dikkati çekti. Konut sektöründeki canlılığın etkisiyle Sinpaş Gayrimenkul'de de yaklaşık 10 milyon dolarlık yabancı alımı gözlendi.
          YABANCILARIN NET İŞLEMLERİ
          Hisse
          Tutar (Dolar)
          İş Bankası C
          69.027.057
          Sabancı Holding
          51.597.021
          Arçelik
          44.824.483
          THY
          42.995.523
          Tüpraş
          41.971.023
          Turkcell
          32.055.321
          Enka İnşaat
          29.611.210
          Koç Holding
          28.425.975
          Erdemir
          24.509.075
          Ford Otosan
          8.935.201
          Tofaş
          7.728.530
          Garanti
          -59.282.771
          Telekom
          -38.294.331
          TAV Havalimanları
          -23.795.670
          Halkbank
          -23.752.757
          BİM
          -22.087.097
          Kaynak: REFERANS
          Ben ben değilim,Sen olmayınca
          Sen sen değilsin,Ben olmayınca

          Yorum

          • narada
            Haberci
            • 04 Mayıs 2009
            • 1737

            #455
            ABD-Çin çekişmesi ile yatırımcı yene yüklendi, dolar 7 ayın dibini gördü

            ABD ile Çin arasında alevlenen ticaret gerginliği kurlara sıçradı, ABD Doları'na karşı güvenli alternatif olarak görülen Japon Yeni son 7 ayın en yüksek seviyesine fırladı. Geçen hafta ABD'nin Çin üretimi lastiklere getirdiği ithalat yasağının ardından pazar günü de Çin, ABD üretimi tavuk ve otomobil parçalarına anti-damping soruşturması başlatacağını açıkladı. Son olarak ise Çin dün ABD'nin Çin mallaraına karşı yürüttüğü politikanın Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarının ihlali anlamına geldiği gerekçesi ile DTÖ'ye
            başvurdu. Çözülememesi durumunda anlaşmazlığın 25 Eylül'deki G-20 zirvesine de sıçraması bekleniyor. Karşılıklı restleşmenin küresel ekonomik iyileşmenin hızını yavaşlatacağı endişesi ise dün piyasalara dolarda değer kaybı olarak yansıdı, dolardan kaçan yatırımcı ise Japon Yeni'ne sığındı. Dolar, yen karşısında 90.21 ile 7 ayın dibini görürken, euro karşısında da 1.4585 seviyelerine geriledi.
            Yendeki değer kaybı Japon ihracatçıları telaşlandırınca Nikkei 225 endeksi yüzde 2,3 geriledi. Kan kaybı Asya geneline yayılınca Hong Kong'un Hang Seng endeksi yüzde 1, Singapur'un Straits Times endeksi yüzde 1,5 düştü. Düşüş Avrupa borsalarına da yansıdı, saat 16:30 itibariyle İngiliz FTSE 100 endeksi yüzde 0,6, Alman DAX endeksi yüzde 0,9, Fransız CAC 40 endeksi yüzde 0,9 düştü.

            ABD'nin dış açık riski dolar için tuzak
            Dolar geçen hafta euro karşısında son 12 ayın dibini görmüştü. Bu hızlı kan kaybı ise doların "güvenli liman" statüsünün yeniden tartışmaya açılmasına neden oldu. Dolardaki düşüşten kaçan yatırımcı ya altına ya da vadeli petrol kağıtlarına saldırdı. Böylece altın 18 ay sonra ilk kez ons başına 1000 doları geçti, ekim vadeli ABD Batı Teksas tipi ham petrol ise geçen hafta varil başına 72 dolara yükseldi. Dün ise altının onsu 1000 dolar, petrol de varil başına 68 dolar seviyelerinden işlem gördü. Uzmanlara göre ABD Doları daha da kan
            kaybedebilir. Ülkenin giderek açılan dış ticaret açığı doların önündeki en büyük tuzaklardan biri. Temmuz ayında ABD'nin dış ticaret açığı son 10 yıl içinde hiç olmadığı kadar hızlı büyüyerek 32 milyar dolara fırladı.
            Bu, önceki aydan bile yüzde 16 fazla bir rakam. Ticaret açığının bu kadar genişlemesinde petroldeki pahalanmanın büyük etkisi var. Doların daha fazla değer kaybetmesi halinde petrol fiyataları daha da yükselebilir. Petrol fiyatları dolar üzerinden belirlendiği için, küresel yatırımcı emtiayı enflasyona karşı bir
            koruma kalkanı olarak da kullanıyor

            alıntı:
            TURKISH YATIRIM GÜNLÜK HABER BÜLTENİ 15.09.09 21
            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

            Yorum

            • Wrangler
              KOCA TRAKYALI
              • 11 Ağustos 2009
              • 131

              #456
              (yenilem)abd'de agustos ayinda yeni konut insaatlari 598 bin oldu
              abd'de issizlik maasi basvurulari gecen
              hafta 545 bin ile beklentilerin altinda kaldi.
              Calisma bakanligi, gecen hafta 555 bin olmasi beklenen issizlik maasi
              basvurularinin 545 bin oldugunu acikladi. Bakanlik, onceki hafta 550 bin olarak
              aciklanan issizlik maasi basvurularini ise 557 bin olarak revize etti.
              Bu arada ticaret bakanligi, agustos ayinda yeni konut insaatlarinin,
              yillik bazda yuzde 1,5 artarak 598 bin oldugunu acikladi. Bu rakamin 600 bin
              olmasi bekleniyordu.
              Ayni ayda insaat ruhsatlari ise yillik bazda yuzde 2,7 artisla 579 bin
              oldu. Insaat ruhsatlarinin 580 bin olmasi bekleniyordu.
              Gecen yil kasim ayindan bu yana en yuksek seviyeyi gosteren veriler,
              abd'de insaat sektorunun duzelme basladiginin isareti olarak degerlendirildi.

              -aa-

              Yorum

              • simurg
                Administrator
                • 10 Mart 2007
                • 9248

                #457
                Yabancılara stopaj kararı
                piyasayı bozdu

                17.10.2009 | Referans-Ankara | Haber



                Yabancı yatırımcıların finansal yatırım araçlarından elde ettiği kârlara getirilen sıfır stopaj uygulamasını Anayasa Mahkemesi iptal etti. Yerli yatırımcılardan hisse senedi piyasası dışındaki işlemlerden yüzde 10 stopaj alınıyor. Hükümete yerli ve yabancı yatırımcı arasındaki eşitsizlik getiren uygulamayı 9 ay içinde değiştirmesi için süre tanındı. Hükümetin önünde iki seçenek var. Ya yerliye de stopajı kaldıracak ya da yabancıya yüzde 10 stopaj getirecek. Şayet yerliye de stopaj uygulaması kalkarsa devlek 600 milyon liralık geliri kaybedecek. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 9 aylık süre boyunca sıfır stopaj uygulamasının devam edeceğini söyledi. Hükümetin Stopajın yerli ve yabancıda eşitleneceği yönündeki haberlerin ardından 50.500 seviyelerine kadar gerileyen İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Bakan Şimşek'in piyasalarda sorun yaratmayacak bir düzenleme yapılacağı açıklamalarının ardından hafif toparlandı.
                CHP'nin açtığı dava sonucu Anayasa Mahkemesi, Gelir Vergisi Kanunu'nun (GVK) geçici 67'nci maddesinde yer alan yabancı yatırımcıların menkul kıymet kazançlarına yüzde sıfır vergi uygulanmasına (sıfır stopaj) ilişkin maddeyi iptal etti. Mahkeme, GVK'da yer alan yatırım indiriminde süre sınırlaması, ücretlilerin de yüzde 35'lik vergi tarifesine dahil olması ve geçici 67'nci maddede dar mükellefler için öngörülen tevkifat hükümlerini iptal ettiğini perşembe günü gece yarısından sonra internet sitesinde duyurdu.
                Mahkeme, yabancı yatırımcılarla ilgili iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını takip eden 9'uncu ayın sonunda yürürlüğe girmesini öngördü. Ayrıca bu yılın sonunda sona erecek olan yatırım indirimine ilişkin de bir iptal kararı verildi. Mahkeme, yatırım indirimiyle ilgili geçici 69. maddede yer alan 2006, 2007 ve 2008 ibarelerini de iptal etti. Bu şekilde yatırım indirimiyle ilgili süre sınırlaması da ortadan kalktı. Mahkeme, yatırım indirimiyle ilgili iptalin, kararın Resmi Gazete'de yayımıyla birlikte yürürlüğe girmesine hükmetti.

                Maliye'nin önünde iki şık var
                Faiz gelirlerinden stopaj alınmasını içeren düzenleme 2006'da çıkarıldı. Düzenlemeyle yerli yatırımcıların elde ettiği faiz gelirlerinden yüzde 15 stopaj alınması, yabancıların elde ettiği faiz gelirlerinden de stopaj alınmaması uygulaması getirildi. Geçen yıl ise yerli yatırımcının hisse senedi piyasasında yani borsada yaptıkları işlemlerden elde ettiği gelirden de stopaj alınmaması kararlaştırıldı. Mevcut sistemde yerli yatırımcıdan başta bono olmak üzere repo ve yatırım fonlarından yüzde 10 stopaj kesiliyor. Bakanlar kurulu, yasada yüzde 15 olarak belirtilmesine rağmen aldığı yetki ile oranı yüzde 10 olarak uygulamıştı.
                Mahkeme yeni düzenleme için hükümete 9 ay süre verdi. Ancak Maliye'nin alacağı karar özellikle Hazine'nin borçlanmasını yakından ilgilendirecek. Maliye ya yabancılardan stopaj almaya başlayacak ya da yerlilerin stopajını yabancılarla eşit hale getirip sıfırlayacak. Eğer yerli yatırımcının stopajı sıfırlanırsa bu sefer bütçede gelir kaybı oluşacak. Maliye, oranı düşürerek hem yerli hem de yabancı yatırımcılardan eşit stopaj alma yoluna da gidebilir. Stopajdan yaklaşık 600 milyon TL gelir elde edildiği tahmin ediliyor. Çünkü Maliye bu rakamı açıklamıyor. Oran düşürülürse de bütçenin önemli bir kaybı olacak.

                Yatırım indirimde süre sınırı kalktı
                Anayasa Mahkemesi, bu yıl sona erecek olan yatırım indirimiyle ilgili düzenlemeyi de iptal etti. Yasa çıkarken Kurumlar Vergisi oran olarak indirilmiş, yatırım indirimi istisnası kaldırılmış ve 3 yıllık bir geçiş süresi getirilmişti. Maliye Bakanlığı yetkilileri, konuya ilişkin hemen bir çalışma başlattıklarını belirterek konunun şu anda boşlukta olduğunu, durumun hukukçularla tartışıldığını söylediler.


                BAKAN ŞİMŞEK'E GÖRE SIKINTI YARATMAZ
                Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise iptal kararının sıkıntı yaratmayacağını bildirdi ve yeni bir düzenlemeye kadar mevcut uygulamaların aynen devam edeceğini söyledi. Şimşek, bu aşamada Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararını beklediklerini belirterek "Piyasalar açısından ve mevcut uygulamanın devamı açısından bir sorun yaşanmayacak. Herhangi bir tereddüte mahal yok" dedi. Şimşek, Anayasa Mahkemesi'nin ücret gelirlerine ilişkin düzenleme için de kendilerine 6 aylık bir süre tanıdığını kaydetti. Verilen süre içinde bütçe disiplini ve Orta Vadeli Mali Program çerçevesinde çalışmada bulunacaklarını söyleyen Şimşek gerekli düzenlemeyi yapacaklarını kaydetti.
                REFERANS
                https://twitter.com/keyborsa_simurg

                Yorum

                • simurg
                  Administrator
                  • 10 Mart 2007
                  • 9248

                  #458
                  İsimler havada uçuştu, Tekstilbank borsada coştu

                  15.10.2009 | Finans Servisi - Reuters | Haber


                  Borsada dedikodu kazanı yine kaynadı. Bu defa borsacılar Tekstilbank'ı satış listesine koydu. HSBC CEO'sunun sözleriyle kaynayan kazan, Tekstilbank hisseleriyle birlikte GSD hisselerini de uçurdu. Tekstilbank'taki son hareket, Özyeğin ve Hariri dedikodularını hatırlattı.

                  Kriz ortamının ardından 2009 Şubat ayında satış sürecine yönelik hazırlık çalışmalarının sona erdiği Tekstilbank hisseleri için borsanın dedikodu cephesinde hareketlilik yaşandı. İçeride oluşan olumlu birleşme satın alma ortamı ve bankacılık sektörüne yönelik beklentilerin yanı sıra HSBC CEO'sunun Türkiye'de fırsatlara baktıkları şeklindeki açıklamasıyla Tekstilbank hisselerinde sert yükselişler yaşandı.
                  Avrupa'nın en büyük bankası HSBC'nin CEO'su Michael Geoghegan, Türkiye'nin dış ticaretinin yüzde 6'sını yönettiklerini belirterek, bu oranı artırmak için satın alma fırsatlarına baktıklarını söyledi.
                  GSD Holding, Tekstilbank satışı ile ilgili olarak JP Morgan'ı finansal danışman olarak, Atım&Atım Hukuk Bürosu'nu da hukuk danışmanı olarak 2008 Mayıs ayında münhasıran yetkilendirilmişti.
                  GSD daha sonra 2009 Şubat ayında, iştiraki Tekstilbank'taki hisselerinin satış sürecinin ertelendiğini açıklamıştı.
                  Tekstilbank'ın internet sitesinde yer alan bilgiye göre GSD Holding, Banka'nın yüzde 75.5'ine sahip bulunuyor. Banka'nın geri kalan hisseleri ise İMKB'de işlem görüyor. Ödenmiş sermayesi 420 milyon lira olan bankanın piyasa değeri 445 milyon lira seviyesinde bulunuyor. Anadolu Yatırım Araştırma Müdürü Gülizar Özdemir Türk, "Bu bankaların fiyatları ucuz kaldı ve aynı zamanda bankacılık sektörü ile ilgili beklentiler arttı. Şu anda Türkiye'ye bir ilgi var ve bu beklenti kullanılıyor tahminimce" dedi.

                  Tehlikeli masallar
                  Uzun süredir Tekstilbank'ın satılacağı yönündeki söylentiler borsada alınıp satıldı. Hatta banka yönetimi satış için bazı yatırım bankalarını yetkilendirmiş, daha sonra küresel kriz nedeniyle satış işlemi rafa kaldırılmıştı. Ancak borsada bankanın satılacağı söylentilerinin ardı arkası kesilmedi. Dün de piyasaya yeni bir söylenti sızdı ve Türk Telekom'un hissedarı olan ve MNG Bankı alarak ismini T-Bank olarak değiştiren Hariri Ailesi'nin ismi ortaya atıldı. Katarlı bazı grupların da bankaya ilgilendiği, hatta Finansbank'ın eski patronu Hüsnü Özyeğin'in de talip olduğu söylentileri borsada hızla yayıldı. Aslında benzer dedikodular geçmişte de çıkmış ve hisselerde sert yukarı hareketlerden sonra hızlı düşüşler yaşanmıştı. Henüz banka cephesinden bu söylentileri doğrulayan bir açıklama gelmedi. Bu yüzden yatırımcıların dikkatli olması öneriliyor.

                  Alternatifbank da yükseliyor
                  Aynı şekilde daha önce satış planları olan Alternatifbank hisseleri de yükselişe katılan bir diğer hisse senedi. Finans Yatırım bankacılık sektörü analisti Sadrettin Bağcı da "HSBC CEO'sunun Türkiye'deki faaliyetleri ve büyüme planlarına yönelik açıklamaları etkili oldu. Tekstilbank'taki hareketi Alternatifbank'ta da görüyoruz" dedi.
                  https://twitter.com/keyborsa_simurg

                  Yorum

                  • narada
                    Haberci
                    • 04 Mayıs 2009
                    • 1737

                    #459
                    Ata yatirim /toguc:
                    "tcmb'nin belirledigi faiz orani ve piyasalarin belirledigi oran arasinda genisleyen makas olustu

                    ata yatirim basekonomisti nurhan toguc, merkez bankasi'nin belirledigi faiz orani ve piyasalarin belirledigi oran arasinda genisleyen bir makas olustugunu bildirdi.
                    Toguc, piyasalarda bu haftaki beklentilere iliskin aa muhabirine yaptigi aciklamada, piyasalar acisindan, abd hazinesinin ekonomiye destek verip vermemeye devam edip etmeyeceginin cok onemli oldugunu belirterek, batan banka sayisinin artmasinin piyasalar uzerinde cok olumsuz bir etki yarattigini ifade etti.
                    Abd'de onumuzdeki gunlerde buyume rakamlarinin aciklanacagini dile getiren toguc, bu faktorun piyasalarda cok belirleyici olacagini vurguladi. ''artik yavas yavas piyasalarin tadi kaciyor'' diyen toguc, ozellikle bono tarafinda faizlerin daha ust bir platforma oturacak gibi gorundugunu kaydetti.
                    Toguc, merkez bankasi'nin faiz indirmeye devam edebilecegini ifade
                    ederek, ''25 baz puan daha indirebilir. Daha sonrasinda yuksek faiz indirimlerine de gidebilir. Merkez bankasi'nin belirledigi faiz orani ve piyasalarin belirledigi oran arasinda genisleyen bir makas olusuyor'' seklinde konustu.

                    Borsa tarafinda birtakim duzeltmelerin gorulebileceginin altini cizen toguc, bu duzelmelerin gecen hafta baslamasini beklediklerini, borsanin su siralar cikabilecegi seviyelerin 53 bin civarinda oldugunu dusunduklerini bildirdi.
                    Toguc, borsa'nin 53-54 bin seviyelerine ulastiktan sonra dusmeye baslayabilecegini dile getirerek, soyle devam etti:
                    ''cunku yatirimcilar, eskiden dusuk yen ile borclanip gelisen piyasalara yatirip para kazaniyorlardi. Bugun ayni seyi dolarla yapiyorlar. Amerikan ekonomisi biraz daha hizli toparlanirsa, bir miktar para buradan cikip dolar cinsi enstrumanlara gitmeye baslayacaktir. Ozellikle abd bonolarinda hazinenin olumlu destekleri olursa dolar oraya kayabilir. Hem dolar-turk lirasi, hem bono, hem de borsada su ana kadar gordugumuz trendin aksi yonde bir trend gorebiliriz. Ancak bu durumun cok kalici olacagini da dusunmuyorum. Bonoda ve dolar-turk lirasinda cok hizli sert cikislar beklememek gerekir. Borsada da cok sert dususler beklememek gerekir. Bunlara duzeltme hareketleri olarak yaklasmak lazim. Bu seviyeler alim firsati olarak degerlendirilmelidir.''


                    -aa-
                    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                    Yorum

                    • narada
                      Haberci
                      • 04 Mayıs 2009
                      • 1737

                      #460
                      Dolarda çıkış sürecek, faizde gerilim hakim

                      Yurtiçi döviz piyasasında yukarı ivmenin devam edebileceği belirtiliyor.

                      İstanbul serbest piyasada, kapanış saatlerinde doların satış fiyatı 1,4830 liraya, avronun satış fiyatı 2,2230 liraya yükseldi.

                      Piyasanın kapanışı itibariyle Kapalıçarşı'da 1,4780 liradan alınan dolar 1,4830 liradan, 2,2200 liradan alınan avro 2,2230 liradan satılıyor.

                      Serbest piyasada önceki kapanışta 1,4680 lira olan dolar güne 1,4700 liradan, 2,2050 lira olan avro da 2,2080 liradan başlamıştı.

                      Bono piyasasında ise Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanacak enflasyon raporu bekleniyor.

                      TCMB "Enflasyon Raporu" yarın yayımlanacak. Raporun tanıtımı amacıyla saat 10.00'da TCMB İdare Merkezi Konferans Salonunda bir basın toplantısı düzenlenmesi ve toplantıda Başkan Durmuş Yılmaz'ın sunum yapması bekleniyor.

                      Bir banka yetkilisi, piyasanın olumsuz görünüm sergilediğini belirterek, borsaların düşeceğinin öngörüldüğünü belirtti.

                      Yetkili, dolar/TL tarafında yukarı ivmenin devam edebileceğine işaret ederek, "1.4800 bölgesi hedef gibi görünüyordu. Neredeyse bu bölgeye geldik. Avro/dolar paritesi de burada önemli. Avro/TL kuru 2.22 seviyesinde bulunuyor. Ay sonu etkisiyle biraz daha giriş olabilir diye düşünüyorum. Avro/TL'de ay sonunda retail satışı da yaşanabilir. Bu nedenle hem avro/TL'deki harekete dikkat etmek, hem de 1.4800 seviyesinin tutup tutmayacağına bakmak gerekiyor" diye konuştu.

                      Faiz tarafında Cuma günü Piyasa Yapıcı toplantılarından sonra bir gerilim oluştuğunu hatırlatan yetkili, "Bu gerilim devam ediyor. 8.50 seviyesinin geçimesiyle stoplar geldi. Şu anda 8.70 bileşik bölgesindeyiz. Bugünlük dengelendik gibi görünüyor" dedi.

                      Banka yetkilisi, yarın TCMB enflasyon raporunun açıklancağını hatırlatarak, bu raporun piyasalar açısından önemli olacağını dile getirdi ve sözlerini şu şekilde sürdürdü:

                      "TCMB enflasyon raporundan hem para politikasına yönelik bir sinyal gelebilir, hem de belki piyasanın son günlerde konuştuğu Merkez Bankası'nın buy back ile kağıt alımı konusunda ilgili bir bilgi çıkabilir. Bu raporu beklemek gerekiyor. Piyasayı bir şekilde sakinleştirecek ve dengelenmesine neden olacak bir gelişme olmazsa, gösterge kağıt yüzde 9 bileşik seviyesine doğru gidebilir diye düşünüyorum. Çünkü piyasada özellikle uzun tarafta hala hiç alıcı yok. Gösterge kağıtta da belirli seviyelerde alıcı geliyor. Bugün yüzde 8.5 bileşik civarı açıldık. Ancak işlemler 8.65'lerden geçmeye başladı. Enflasyon raporu piyasaya yön gösterebilir."
                      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                      Yorum

                      • narada
                        Haberci
                        • 04 Mayıs 2009
                        • 1737

                        #461
                        Bilanço bazlı hareketler artacak

                        43 şirketin analizine göre ilk yarıya göre üçüncü çeyrek ve son çeyrekte banka kârlılıklarında ivmenin azalması, sanayi şirketlerinde ise kârların artması bekleniyor. Bankacılık ve sigorta dışında kalan sektörlerde konsolide olmayan bilançolar 30 Ekim 2009 tarihine kadar, konsolide bilançolar ise 13 Kasım 2009 tarihine kadar bildirecek.
                        29 Ekim 2009 Perşembe 12:31:00 Talip Yılmaz / Ekonomist

                        Küresel mali piyasalarda son günlerde yaşanan hareketler, düzeltme hareketinin işaretleri olarak yorumlanıyor. Yurt dışı piyasalardan bu anlamda destek alamayan İMKB-100 Endeksi’nin 51.000 seviyelerini yukarı yönlü kırma anlamında zorlandığı görülüyor. Ancak gelen ve gelecek olan üçüncü çeyrek bilançolarıyla birlikte hisse bazında hareketlerin yaşandığı da gözleniyor. Bilanço döneminde, endekste genel bir hareketten çok yurt dışı piyasalardaki düzeltme sinyallerini de dikkate alarak hisse bazında hareketlere odaklanmak gerektiği ifade ediliyor.
                        Öte yandan halka açık şirketler üçüncü çeyrek bilançolarını en geç Kasım ayı sonuna kadar İMKB’ye açıklamak durumundalar. Bankacılık sektöründe konsolide olmayan mali tablolar 13 Kasım 2009, konsolide mali tablolar ise 26 Kasım 2009 tarihine kadar açıklanmış olacak. Sigorta sektöründe şirketler konsolide olamayan mali tablolarını 30 Ekim 2009, konsolide sonuçlarını ise 11 Aralık 2009 tarihlerine kadar duyuracaklar. Bankacılık ve sigorta dışında kalan sektörlerde konsolide olmayan bilançolar 30 Ekim 2009 tarihine kadar, konsolide bilançolar ise 13 Kasım 2009 tarihine kadar bildirilecek. Kısacası, kasım ayı sonuna kadar hisse bazında hareketler gelen bilançolara bağlı olarak artarak devam edecek.

                        İMKB’ye zaten yavaş yavaş üçüncü çeyrek bilançoları da gelmeye başladı. Türk Telekom, Ford Otosan bu anlamda geçen hafta öne çıkan iki önemli bilanço oldu. Buradan yola çıkarak haberimiz içinde Ekinciler Menkul Değerler araştırma servisinin hazırladığı 2009/9 aylık ve 2009 12 aylık kâr beklentilerine yer verdik.

                        Çıkış trendi bozulmadı
                        Bilanço beklentilerine geçmeden önce piyasaya bakıldığında ise endekste çıkış trendinin devam ettiğini söyleyen Şeker Yatırım Araştırma Müdürü Zeynel Balcı, “Trendin zamana yayılması, uzunluğu ve endeksin hareketli ortalamaların üzerinde kalması ve geri çekilmelerin kâr satışı ve düzeltme boyutunda kalarak, alım yönünde değerlendirilmesi olumlu” diyor.
                        Ancak 20.900 seviyesinin endeksin çıkış hareketine başladığı dip seviyesi olarak dikkate alındığında gelinen 51.000 seviyelerinin ciddi prime işaret ettiğini de söyleyen Balcı, hisse bazında endeksin çok üzerinde performans sergileyen kağıtların var olduğunu da kaydediyor.
                        Önde gelen ekonomi yönetimlerinin sürdürdüğü gevşek para politikalarının global piyasalarda risk alma iştahının yüksek seviyede seyretmesine neden olduğunu kaydeden Ekinciler Yatırım Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Özgur Yurtdaşseven ise bu eğilimde bozulma beklemiyor. Yıl sonuna kadar ara düzeltmelerin yaşanabileceğini anlatan Yurtdaşseven, bunun da piyasa açısından sağlıklı olduğunu kaydediyor ve ciddi bir satış baskısına şu aşamada neden olmadığının altını çiziyor.
                        Endeksin yukarı trendini korumaya devam ettiğini söyleyen Gedik Yatırım Araştırma Uzmanı Yunus Kaya da yükseliş trendinin desteklerini kıracak bir düzetme olması ihtimalini düşük buluyor. Endekste yukarıda ilk hedefin 52.500 olduğunu söyleyen Kaya, yıl sonuna kadar dar bantta hisse bazlı hareketlerin olacağı kanısında.

                        Düşüş alım fırsatı
                        Endekste geri çekilmelerde ilk desteklerin 50.000 ve 49.000-48.500 olduğunu ifade eden Balcı, 50.000 seviyesini daha çok psikolojik bir seviye olarak görüyor. 49.000-48.500’in çıkış trend destekleri olduğunu kaydeden Balcı, bu seviyelerin üzerinde çıkış hareketinin devamının beklenebileceğini belirtiyor. Endeksin 48.500 seviyesinin altında kalması durumunda kâr satışlarının devamıyla birlikte 46.200-45.500’ün sonraki destekler olduğunu anlatan Balcı, sözlerine şöyle devam ediyor:
                        “Yukarıda ise ilk direnç 52.000’de. Bu seviyenin üzerinde çıkış ivme kazanabilir. Sonraki dirençler, 53.000 ve 54.500’de. Endekste çıkış trendi devam etmekle birlikte direnç seviyelerinde kâr satışları görülebilir. Kısa dönemli işlemlerde 49.000-48.500 destek seviyeleri izlenebilir. Bu seviyenin üzerinde kısa ve orta dönemli pozisyonlar korunmakla birlikte geri çekilmeler, alım yönünde değerlendirilebilir.”

                        54.000 görülebilir
                        12 aylık endeks beklentilerinin hala 54.000 olduğunu kaydeden Özgür Yurtdaşseven, risk alma algılamasını değiştirebilecek ciddi bir gelişme olmadığı takdirde yıl sonuna kadar bu seviyenin testinin mümkün olduğunu düşünüyor. Yurtdaşseven, “Önümüzdeki dönemde bilanço performansı yüksek şirketler ve halka arzlara bağlı hareketler öne çıkacak. Halkbank, Anadolu Sigorta, TSKB, İş Finansal Kiralama, İş GYO, Aygaz bu anlamda izlediğimiz hisseler” diyor.
                        Hisse bazında hareketlerin piyasada daha yakından takip edilmesini öneren Yunus Kaya, özellikle bilançolara bakılmasını tavsiye ediyor. Kaya’nın dikkat çektiği bir diğer nokta da halka arzlar. Ran Lojistik ile başlayan halka arzlara yenilerinin eklenmesi bekleniyor. Bu tarz arzlar, sektördeki benzer şirketlerde de hareketlilik yaratabiliyor.

                        42 bilanço tahmini
                        Yukarıda da belirttiğimiz gibi önümüzdeki günlerde büyük sanayi şirketleri ile finans şirketlerinin bilanço performansı, yakından takip edilecek. Teşvik-vergi indirimleriyle birlikte kurlarda oynaklık yaşanmaması ve Merkez Bankası’nın faiz indirimleriyle birlikte ikinci çeyrek bilançoları, yatırımcıların yüzünü güldürmüştü. Üçüncü çeyrekte de bu anlamda özellikle finans ve teşvikten faydalanan sanayi hisselerinde ivme azalsa da olumlu performansın devamı bekleniyor.
                        Ekinciler Menkul Değerler’in İMKB’nin 43 şirketi için yaptığı analiz ve tahminlerde, bu durumu net olarak görebiliyoruz. Kurumun 12 banka, yedi sigorta ve 23 sanayi sektörü şirketiyle ilgili kâr beklentilerine bakıldığında krizin yaralarının sarılmaya başladığını görebiliyoruz.

                        Bankalarda ivme azalıyor
                        Bu analize göre 12 banka 2009 ilk yarıda 6 milyar 977 milyon TL net kâr rakamı elde etmişti. Bu bankaların dokuz aylık kâr beklentisi, 8 milyar 917 milyon TL; 12 aylık kâr beklentisi ise 11 milyar 744 milyon TL. Yani yılın ikinci yarısında az da olsa bir ivme azalması söz konusu.
                        Yedi sigorta şirketi 2009 ilk yarıda 115 milyon TL net kâr elde etti. Bu şirketlerden üç tanesinin dokuz aylık tahmini yok. Kâr tahmini olan 4 sigorta şirketinin toplam kâr beklentisi ise 181 milyon TL. Yine 2009 yıl sonu için yedi sigorta şirketinin de net kâr beklentisi bulunuyor. Buradaki toplam beklenti ise 251 milyon TL.
                        23 sanayi şirketine bakıldığında ise 2009 ilk yarı için 2 milyar 981 milyon TL’lik bir toplam kâr rakamı söz konusu. 2009/9 aylık dönem için kâr beklentisi toplamı 5 milyar 60 milyon TL, 12 aylık için toplam kâr beklentisi ise 7 milyar 82 milyon TL. Yani sanayi şirketleri, bankacılık ve finansa göre daha iyi bir performans sergileyecek.
                        43 şirketin genel toplamına bakıldığında ise 2009 ilk yarıda 10 milyar 74 milyon TL net kâr açıklandı. 2009/9 aylık dönemde bu şirketlerin net kâr beklentisi 14 milyar 158 milyon TL ve 2009/12 aylık kâr beklentisi 19 milyar 77 milyon TL. Bu beklentilere göre, 2009 ilk yarıya karşın dokuz aylık dönemde kârda yüzde 40.5, 2009 yıl sonunda ise yüzde 89.4 artış olacağı tahmin ediliyor.

                        İyi kârlar sürecek
                        Özgür Yurtdaşseven, “Öngördüğümüz mali projeksiyon dahilinde bankacılık kesimi kârlarında bir önceki çeyreğe göre bir momentum kaybı, tümü hakkında geçerli olmasa bile sanayi sektörü şirketleri bazında ise bir önceki çeyreğe göre daha olumlu bir kârlılık bekliyoruz” diyor.
                        Bankacılık sektöründe önceki çeyreğe göre kârlılıkta ivme kaybı beklense bile, Türk bankacılık sektörünün gelişmekte olan ülke bankaları bazında hala iskontolu işlem gördüğünü kaydeden Yurtdaşseven, sözlerine şöyle devam ediyor:
                        “Risk alma iştahının yüksek seyrettiği dönemde söz konusu iskontosu yüksek bankaların cazibesinin sürmesine destek oluyor. Diğer yandan bankalar her ne kadar bilançolarını 13 Kasım 2009 tarihine kadar açıklayacak olsalar da, bu tarihten önce gelebilecek vergi finansalları ile ayrıntı içermeyen sonuçlarına bakarak bir değerlendirme yapılabilir.”
                        Bilançoların yurt dışında beklentilerin üzerinde geldiğini söyleyen Kaya, Türkiye’de ise çok büyük sürprizler beklemiyor. Kaya, Türkiye’de özellikle bankacılık bilançolarının yakından izleneceğini sözlerine ekliyor.

                        TEKNİK ANALİZ

                        “Volatilete düzeltmeye işaret ediyor”
                        İMKB’de 2009 yılı ile birlikte başlayan yukarı yönlü hareket neticesinde Eko 200 Endeksi de düzeltme hareketleri olsa da istikrarlı bir şekilde yükselerek, 144.11 seviyesini gördü. E-Vex 200 Volatilite Endeksi ise 20-25 seviyeleri arasındaki hareketine devam ediyor. E-Vex 200 tarihsel olarak 20-30 bandında hareket ediyor. Bu endeks, her ne kadar piyasa beklentilerine göre ölçümlenen bir endeks olmasa da tarihsel datası ile ölçümlenen değerleri de bize fikir verebiliyor. Örneğin, E-Vex 200'ün 20 bandının altına düşmesi ve tarihi en düşük değerlerine yaklaşması, bir süre sonra Eko 200'ün yukarı yönlü hareketlenebileceğinin ön uyarılarını veriyor.
                        Mevcut durumda E-Vex 200'ün tekrar yukarı hareketlendiğini görüyoruz. Bu da önümüzdeki günlerde Eko 200’ün düzeltme hareketi yaşayabileceğini teyit ediyor. Bu noktada önemli olan; E-Vex 200 değerinin artarken, ivmesinin doğru ölçülebilmesi. Henüz ölçümlemeler kuvvetli sinyaller vermese bile, düzeltme hareketinin sert bir düşüş olmayacağı görülüyor. Sonuçta E-Vex USD ve E-Vex SPT 'in değerlerine baktığımızda, bu endekslerin yatay bantta tarihi en düşük değerlerine yakın hareketi de bunu bir ölçüde teyit ediyor."
                        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                        Yorum

                        • simurg
                          Administrator
                          • 10 Mart 2007
                          • 9248

                          #462

                          Türkiye, Citi Group'un 'hızlı büyüyecek ülkeler' listesinde

                          06.12.2009 | Anadolu Ajansı | Haber




                          Citi Bank'ın bünyesinde bulunduğu Citi Group, Türkiye'yi hızlı büyüyecek ülkeler arasında gösterdi. Citi Group'un raporundan derlenen bilgiye göre, küresel büyüme ortalaması yüzde 3,2 olurken, Türkiye'nin Orta Vadeli Program'da belirlenen yüzde yüzde 3,5 oranındaki büyüme hedefinin de üstünde bir büyüme oranı olan yüzde 4,2 oranında büyüyeceğini belirtti. Citi Group, Türkiye'nin bundan sonraki süreçte pozitif yönlü ekonomik toparlanma sürecine gireceğini ve küresel toparlanmanın hızlanmasına paralel olarak büyümenin belirlenen hedeflerin üstüne çıkarak revize edileceğini kaydetti. Özel sektörün tüketim ve yatırım harcamalarındaki artış, toparlanan küresel ekonomiyle birlikte Türkiye'nin ekonomik büyüme sürecine olumlu katkıda bulunacağı vurgulandı. Dünyanın en büyük bankacılık grubunun yaptığı değerlendirmeye göre, Türkiye, 2011 yılında yüzde 5,5, 2012 yılında yüzde 5,8 ve 2013 yılında yüzde 6 oranında büyüyecek.
                          Türkiye için IMF anlaşmasının önemli bir belirsizlik oluşturduğuna dikkat çeken Citi Group, gelecek yıl, gelecek yıl mali baskıların artacağını, gerek baz etkisi, gerekse emtia fiyatlarındaki artış nedeniyle enflasyonun yükselebileceği uyarısında bulundu. Önümüzdeki yıl, küresel talep iştahının artması ve Türkiye'nin programladığı özelleştirmeleri yapabilmesi halinde IMF anlaşmasına gerek kalmayabileceğini vurgulayan Citi Group, ancak Türkiye'nin sadece iyi bir şansa değil, iyi politikalar uygulamasına da ihtiyacı olduğunu kaydetti.
                          Gruba göre, gelecek yıl biraz yükselecek olan enflasyon, 2011 yılından itibaren tek haneli rakamlarda ve yüzde 5'in altına doğru gerileyecek. Sanayileşmiş G7 ülkelerinin bütçe açıkları, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 10'u ve üzerinde olurken, Türkiye'nin de içinde olduğu Yükselen Piyasaların bütçe açıkları, 2013'e kadarki süreçte daralacak. Citi Group, Türkiye'nin gelecek yıl, yüzde 5 düzeyinde tahmin edilen bütçe açığının, 2011 yılında yüzde 4,2 oranına gerileyeceğini ve bundan sonraki süreçte gerilemeye devam edeceğini kaydetti. Bankacılık grubu, gelecek yıl Cari Açığın GYSH'nın yüzde 3,8 ve 2011 yılında da yüzde 4 olacağı tahmininde bulundu.
                          Döviz kuru tahminlerine göre, ABD Doları, gelecek yıl 1,45, 2011 yılında 1,57, 2012 yılında 1,60 ve 2013 yılında 1,62 düzeyinde olacak. Euro'nun Türk Lirası karşısındaki değeri ise gelecek yıl 2,32, 2011'de 2,33, 2012'de 2,28 ve 2013 yılında da 2,22 düzeyinde olacağı tahmin ediliyor. Citi Group'un tahminlerine göre, işsizlik oranı gelecek yıl yüzde 12,5 ve 2011'de de yüzde 11 düzeyinde olacak. Özel tüketim harcamaları, gelecek yıl yüzde 4,8 ve 2011 yılında da yüzde 5,5 oranında olurken, sabit yatırımlar, gelecek yıl yüzde 7,5 ve 2011 yılında da yüzde 9,8 oranında artış gösterecek.
                          REFERANS
                          https://twitter.com/keyborsa_simurg

                          Yorum

                          • narada
                            Haberci
                            • 04 Mayıs 2009
                            • 1737

                            #463
                            Merrill: Ufukta faiz artışı var

                            Merrill Lynch Varlık Yönetimi 2010 Yılı Yatırım Stratejilerine Genel Bakış raporunu hazırlayan Bill O'Neill'e göre, hükümetler resesyonun ardından istikrarlı ekonomik büyüme için bir katalizör olarak tüketicilerin tahvilleri hisse senetleriyle değiştirmesi beklentisini taşırken, hisse senetlerinin şirket ve devlet tahvillerinden daha iyi performans göstermesi bekleniyor. Merrill Lynch Varlık Yönetimi, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA), Portföy Stratejisti O'Neill'e göre 2009 yılındaki yaklaşık yüzde birlik ekonomik küçülmenin ardından küresel ekonominin, işsizlik tehlikesinin azalması ve hane halkı gelirinin canlanması ile birlikte 2010 yılında yüzde 4,3 büyüyeceği tahmin ediliyor.

                            Konu hakkındaki görüşlerini dile getiren O’Neill; “Hükümetler ekonomiyi canlandırmak için trilyonlarca dolar harcadı. Merkez bankaları faiz oranlarını sıfıra yakın düzeye çekti. İşletmeler ekonomik canlanma sağlamak için yeniden yapılandı, yatırımlarını azalttı, birleşmeler gerçekleştirdi ve borçlandı. 2010 yılında ise büyümeyi sürüklemesi için bayrağı tüketicilere devredecekler. Bu devir teslimin başarılı olup olmadığına dair ilk işaretleri ise yılın ortalarında görmeye başlayacağız.” diyor.


                            Çin ve Hindistan'ın büyümeye öncülük etmesi bekleniyor

                            2010 Yılı Yatırım Stratejilerine Genel Bakış raporuna göre küresel ekonomik canlanmaya sırasıyla yüzde 10 ve yüzde 7 civarında ekonomik büyüme ile Çin ve Hindistan'ın öncülük etmesi bekleniyor. O'Neill'e göre Çinli tüketicilerin iç büyümeyi kamçılayacağı tahmin ediliyor.

                            2010 yılında, ABD’nin yüzde 3; ortak para birimi olarak Euro’nun kullanıldığı ülkeleri kapsayan bölgenin ise yüzde 2 oranında büyüme gerçekleştirmesi bekleniyor. Japon ekonomisinin de 2009'daki yüzde 6 gerilemenin ardından yüzde 3 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.

                            O'Neill: "2010 yılının hisse senetleri için iyi bir yıl olacağına inanıyoruz. Enflasyon riskinin söz konusu olmadığı bir büyüme bekliyoruz. Tahminimiz 2010 yılında hisse senetlerinin performansının hem şirket hem de devlet tahvillerini geride bırakacağı yönünde." şeklinde konuşuyor.

                            O'Neill'e göre hisse senetlerinin özellikle Asya piyasalarındaki hızlanan büyümeden faydalanacağı düşünülüyor. Çin, Hindistan, Malezya, Endonezya ve Kore piyasalarında işlem gören hisse senetlerinin 2010 yılında cazip getiriler sunacağı tahmin ediliyor. Sonuç olarak gelişen piyasaların hisse senetlerinin gelişmiş ekonomilerdeki muadillerine kıyasla daha iyi performans göstermesi bekleniyor.

                            Petrol ve gaz, temel kaynaklar ve sanayi ürünleri gibi sektörlerdeki döngüsel hisse senetlerinin daha iyi performans göstereceği tahmin ediliyor. Küresel hisse senetlerinin yüzde 26'nın üzerinde getiri sağladığı 2009 yılında, piyasalardaki canlanmaya döngüsel varlıkların liderlik ettiğini belirten O’Neill, 2010 yılında ise sağlık ve alt yapı hizmetlerindeki savunmacı hisseler kadar, otomobil ve kimyasalların da ağır hareket eden hisseler arasında olmasının beklendiğini söylüyor.

                            Ufukta faiz oranı artışları görünüyor
                            Merkez bankalarının 2010 yılında enflasyon odaklı politikalara ağırlık vereceği; İngiltere, Hindistan, Kore ve Endonezya'nın ise yılın ilk yarısında faiz oranlarını yükseltmesi beklenen ülkeler arasında olacağı tahmin ediliyor.

                            Çin ve ortak para birimi olarak Euro’nun kullanıldığı ülkeleri kapsayan bölgenin yıl sonu itibariyle bu gidişi izlemesi bekleniyor. Ancak, O'Neill'in tahminine göre temel enflasyondan kaynaklanan tehdit büyük olasılıkla etkisiz kalacak.

                            2010'un ikinci yarısında faiz oranlarında kısa süreli, keskin bir şok riski olduğunu söyleyen O’Neill; “Ancak gelecek yıl enflasyonun bir sorun yaratmasını beklemiyoruz. Büyük miktarlardaki devlet tahvili arzları, artan faiz oranları ve enflasyon işaretlerine karşı şiddetli hassasiyet gibi nedenlerin devlet tahvilleri için sorun yaratması bekleniyor.” şeklinde konuşuyor.

                            O’Neill; “2010'un devlet tahvillerinden çıkma yılı olacağına inanıyoruz. ABD ve İngiltere tahvil getirileri çok düşük gözükmektedir. Kısa vadeli oranlar yükselmeye başladığında tahvil fiyatlarının düşmesi bekleniyor. Özellikle ABD ve İngiltere getiri eğrilerinde riskler görüyoruz." diyor.

                            Özellikle yatırım derecesi kredisi olmak üzere devlet tahvillerine kıyasla daha iyi beklentiler sunsa da, kurumsal tahvil değerlemeleri de hisse senetlerine kıyasla gergin gözüküyor.

                            G10 döviz kurları odakta olacak
                            O'Neill'e göre G10 para birimlerinin, Çin, Rusya ve Brezilya da dâhil olmak üzere gelişen piyasaların para birimlerine göre aşırı değerlenmesi 2010'da döviz kuru dalgalanmalarını artırabilir. Buna karşın Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin (BRIC) para birimlerinin 2010'da değer kazanması bekleniyor.

                            O'Neill; "Merkez bankalarının müdahaleci politikaları gevşetmesi durumunda küresel faiz oranlarındaki farklılıklardan faydalanan döviz faiz arbitrajının 2010 yılında G10 faiz oranlarında yükselme ve gelişen piyasa döviz kurlarında değer kazanma riskine açık olması bekleniyor." diyor.

                            ABD ekonomisindeki güçlü ve istikrarlı büyüme ve ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımlarının desteği ile 2010 yılında doların değer kazanması bekleniyor. 2010 sonu itibariyle doların 1.30ABD$/1€ altında işlem göreceği tahmin ediliyor.


                            Emtia üst döngüsü devam edecek
                            Emtiaların 2010 yılında küresel ekonomik büyümeye dönüşten yarar sağlaması bekleniyor. Ham petrolün ortalama varil başına 85 dolar civarında işlem göreceği tahmin ediliyor.

                            O'Neill'e göre doğal gaz fiyatları düzelmeye devam edecek. Ancak enerji sektörü yatırımcılarının toplam getirisinin enerji hisselerinin getirisine kıyasla etkileyici olmayacağı tahmin ediliyor.

                            Merrill Lynch Varlık Yönetimi emtia portföylerinde altın, gümüş gibi kıymetli madenler öncelikli olmak üzere, madenlere odaklanılmasını tavsiye ediyor. Adi madenler arasında ise, gelişen pazarlar talebi nedeniyle bakırın cazip getiriler sunması bekleniyor.

                            İngiltere ticari gayrimenkullerinde canlanma bekleniyor
                            O'Neill'e göre alternatif varlıklar arasında, finansal krizin yıprattığı İngiltere ticari gayrimenkullerinin, 2010 yılında canlanmasıyla sektörde 2006 yılından bu yana ilk kazançlı yılın yaşanması bekleniyor.

                            O'Neill'e göre, 2010 yılında hükümetlerin karşılaşacağı temel zorluk küresel ekonominin canlandırma paketlerine muhtaçlığının azaltılması olacak. O'Neill: "2010 yılının küresel ekonomik canlanmanın sürdürülebilirliğinin test edileceği belirleyici bir yıl olacağına inanıyoruz ve bu testi geçmesini bekliyoruz.”


                            -finansgündem
                            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                            Yorum

                            • mail2uye
                              Aktif
                              • 23 Nisan 2009
                              • 97

                              #464
                              HİSSE FONLARI B TİPİ FONLARA FARK ATTI

                              Hisse senedi fonları getiride tarihinin en parlak yıllarından birini geride bırakarak B Tipi fonlara fark attı. En çok kazandıran B Tipi fonun getirisi yüzde 68'de kaldı


                              KÜRESEL krizin patlak verdiği 2008 yılında A Tipi hisse fonları yatırımcılarını bir hayli üzmüştü. Aynı yıl faiz indirimleri sayesinde B tipi fonların yüksek getiri sağlamıştı. 2009, A Tipi fonların rövanş yılı oldu. Hiçbir A tipi fon yatırımcısına kaybettirmedi. Strateji Menkul'ün yüzde 212'lik getirisini, yüzde 143'lük getiri ile İş Bankası'nın A Tipi Teknoloji Endeksi Fonu izledi.

                              ÜÇ FON KAYBETTİRDİ
                              Finansbank Yüksek Piyasa Değerli Bankalar Fonu yüzde 131, Strateji A Tipi Risk Yönetimi Fonu yüzde 129, Finansbank NFIST İstanbul 20 Fonu isi yüzde 128 kazandırdı. Aynı dönemde en çok kazandıran B Tipi fonun getirisi yüzde 68'de kaldı. Millennium Bank B Tipi Değişken Fonu yüzde 68, YKB B Tipi Dünya Fon Sepeti yüzde 46, Vakıfbank B Tipi Altın Fonu yüzde 41, Denizbank B Tipi Değişken Birikim Yatırım Fonu yüzde 38, Ata Yatırım Uzun Vadeli B Tipi Değişken Fonu yüzde 36 kazandırdı. Bu arada bu yıl sadece üç B Tipi fon yatırımcılarına kaybettirdi. Fonların kayıpları ortalama yüzde 2-3 düzeyinde gerçekleşti.

                              HİSSE FONLARI B TİPİ FONLARA FARK ATTI - Hisse - Piyasa Haberleri - BorsaGundem.com

                              Yorum

                              • mail2uye
                                Aktif
                                • 23 Nisan 2009
                                • 97

                                #465
                                2010'DA EN YÜKSEK TEMETTÜ DAĞITACAK ŞİRKETLER

                                2010 yılına girerken düşük faiz ortamında nisbeten yüksek temettü ödeyen firmaları teşhis etmek için bir çalışma yaptık.

                                v Sonraki sayfada temettü verimi tablosunda öncelikle şirketlerin 2008 yıl sonu karlarından 2009 yılında dağıttıkları temettüye göre temettü verimlerini hesapladık (Temettü Verimi – 2008)

                                v Ek olarak 2009/12 yıl sonu tahmini net karlarına göre geçen seneki temettü dağıtım rasyosu esas alınarak 2010 yılında ödeyecekleri temettüyü ve buna göre tahmini temettü verimini hesapladık (Temettü Verimi – 2009T)

                                v 2009/12 yıl sonu kar tahminleri 2009/09 net karlarının yıllık hale getirilmesiyle bulunmuştur.

                                v Geçen sene temettü ödemeyen firmalar ve 2009/09 itibariyle net zarar açıklayan firmalar analize dahil edilmemiştir.

                                v Buna göre en iyi temettü ödemeye aday ilk 10 firma: ECILC, AYGAZ, TUPRS, ECZYT, CLEBI, MRSHL, ADEL, DOHOL, MRDIN ve AYEN çıkmaktadır.
                                v Doğan Holding (DOHOL) grubun maruz kaldığı vergi cezaları sebebiyle temettü ödemeyebilir.

                                v Firmalar geçen seneki temettü dağıtım oranlarından daha düşük dağıtım yapabilirler; bu durumda hesaplanmış temettü verimleri düşecektir.

                                v Son çeyrekte ilk üç çeyreğe göre daha iyi karlılık performansı gösteren firmaların ise aynı temettü dağıtım oranıyla hesaplandığında temettü verimleri daha yükselecektir.

                                v Bu not yatırımcılarımızı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.

                                TERA MENKUL

                                2010'DA EN YÜKSEK TEMETTÜ DAĞITACAK ŞİRKETLER - Aracı Kurum Raporları ? Seans Odası Haberleri - BorsaGundem.com

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information