Kardeşiniz olmak istemiyorum !
Genelde aksi, inatçı ve geçimsizimdir. Ayda-yılda bir hoşluğa hoşlukla mukabele etmek içimden geçer. Mayıs ayında bu hoşluktan Sn. Ruyyan yararlansın istedim. Gördüm ki konuyu sulandırmak için sırada bekleniyormuş. Kimsenin samimiyetinden, iyi niyetinden şüphem yok. Ancak yersiz ve gereksiz olduğu düşünüldüğümden dün yazılan mesajların bir kısmı tarafımdan silinmiştir.
Bakış-görüş-kavrayış insandan insana değişir. Bizim için önemsiz ve kıymetsiz olan çoğu şey başkaları için anlamlı ve değerlidir. Bir insanla anlaşmanın yegane yolu onun bildiği, anladığı dilden konuşmaktır. Biri tutar sergilenen tutum/davranışı onaylamadığını beyan ederse bize kendi bildiğimizi okumaktan vazgeçmek yakışır.
Aklımızdan ve kalbimizden geçenlere vakıf olunduğunu biliyorsak dualarımızın yerine ulaşacağından da kuşku duymamız gerekir. Kul olarak Yaradan’a sunduğumuz ama kabul görüp görmeyeceğini bilmediğimiz bir dileğin mutlaka alıcıya ulaştırılmasını isteme hakkımız da olmasa gerekir.
Sanal-reel ayrımı yapmaz; monitörün arkasından olan insanların et-kemik-ruhtan mamul, saygıya-sevgiye değer kişiler olduğunu düşünürüm. Adem’le Havva’dan geldiğimize göre hepimiz kardeş sayılırız. Ancak ana-baba bir ağabeyine başkalarının yanında “Bey” diyenlerdenim. Tamam, din kardeşiyiz. Ama ramazan ayının başında “Ramazan-ı şerifin mübarek olsun” sözünü şimdiye dek sadece bir gayri müslimden işittim. İskenderiye Limanı’nda marsık suratlı Arap bir çift pabuç için 250 pound tan pazarlığa başlayıp 50 pound a razı olurken; Toulon’daki mağazanın Fransız kasiyeri ardımdan koşup “O üründe % 20 indirim vardı” diyerek çıkışta verdiğim paranın üstünü geri çevirmiştir. Atalarımız aynı karından olanlara kardaş demiş ancak taht kavgalarını önlemek için kendi kardeşlerinin hayatına, kendi iradeleriyle son vermiştir. Dinimizce kardeş kanı dökmek günah sayıldığından bunu da Kitaba uygun şekilde boğdurmak suretiyle yerine getirmiştir. Ana-baba göçmüşken ve bendeniz ömrümün son demine gelmişken gençliğimdeki gibi “Valideniz pederimi nereden tanıyor” demem şık olmaz. Bu şartlarda “Mümkünse kardeşiniz olmak istemiyorum” diyeceğim.
(*) Bu sitem; usulüne uygun yazılan 2 özel mesaja kayıtsız kalıp kendi bildiğini okumaya devam edenlere adreslenmiştir.
Genelde aksi, inatçı ve geçimsizimdir. Ayda-yılda bir hoşluğa hoşlukla mukabele etmek içimden geçer. Mayıs ayında bu hoşluktan Sn. Ruyyan yararlansın istedim. Gördüm ki konuyu sulandırmak için sırada bekleniyormuş. Kimsenin samimiyetinden, iyi niyetinden şüphem yok. Ancak yersiz ve gereksiz olduğu düşünüldüğümden dün yazılan mesajların bir kısmı tarafımdan silinmiştir.
Bakış-görüş-kavrayış insandan insana değişir. Bizim için önemsiz ve kıymetsiz olan çoğu şey başkaları için anlamlı ve değerlidir. Bir insanla anlaşmanın yegane yolu onun bildiği, anladığı dilden konuşmaktır. Biri tutar sergilenen tutum/davranışı onaylamadığını beyan ederse bize kendi bildiğimizi okumaktan vazgeçmek yakışır.
Aklımızdan ve kalbimizden geçenlere vakıf olunduğunu biliyorsak dualarımızın yerine ulaşacağından da kuşku duymamız gerekir. Kul olarak Yaradan’a sunduğumuz ama kabul görüp görmeyeceğini bilmediğimiz bir dileğin mutlaka alıcıya ulaştırılmasını isteme hakkımız da olmasa gerekir.
Sanal-reel ayrımı yapmaz; monitörün arkasından olan insanların et-kemik-ruhtan mamul, saygıya-sevgiye değer kişiler olduğunu düşünürüm. Adem’le Havva’dan geldiğimize göre hepimiz kardeş sayılırız. Ancak ana-baba bir ağabeyine başkalarının yanında “Bey” diyenlerdenim. Tamam, din kardeşiyiz. Ama ramazan ayının başında “Ramazan-ı şerifin mübarek olsun” sözünü şimdiye dek sadece bir gayri müslimden işittim. İskenderiye Limanı’nda marsık suratlı Arap bir çift pabuç için 250 pound tan pazarlığa başlayıp 50 pound a razı olurken; Toulon’daki mağazanın Fransız kasiyeri ardımdan koşup “O üründe % 20 indirim vardı” diyerek çıkışta verdiğim paranın üstünü geri çevirmiştir. Atalarımız aynı karından olanlara kardaş demiş ancak taht kavgalarını önlemek için kendi kardeşlerinin hayatına, kendi iradeleriyle son vermiştir. Dinimizce kardeş kanı dökmek günah sayıldığından bunu da Kitaba uygun şekilde boğdurmak suretiyle yerine getirmiştir. Ana-baba göçmüşken ve bendeniz ömrümün son demine gelmişken gençliğimdeki gibi “Valideniz pederimi nereden tanıyor” demem şık olmaz. Bu şartlarda “Mümkünse kardeşiniz olmak istemiyorum” diyeceğim.
(*) Bu sitem; usulüne uygun yazılan 2 özel mesaja kayıtsız kalıp kendi bildiğini okumaya devam edenlere adreslenmiştir.


Yorum