aha bi ben bi misafir kaldık..misafir kardeş hanımdan köprüden geçti gelin,saç bağın düştü gelin diye meşaş geldi,artık uyu yoksa oyarım diyo yani ,haydi sanada iyi geceler ossun..
çer-çöplük
Collapse
This topic is closed.
X
X
-
-
Evet acımasızlaştık..
Evet, her nesil kendi geçmişini özler..
Her nesil kendi geçmişini özler, yani geçliğini. Aslında özlenen gençlik değildir; ya da geçmişi özlemek, yitirilen şansların, yapılamamış, eksik kalmış niyetlerin, gerçekleşmemiş hayallerin verdiği iç burukluğu da değildir.. Geçmişi özlemek, eski zamanlar için " bizim zamanımızda daha iyiyidi " demek, kaybedilen masumiyeti özlemektir.
Her nesil kendi eskisini özler, çünkü masumdur.....
Ben de gençliğimi özlüyorum, çünkü masumdum, söylenen her sözün doğru olduğunu sanıyordum, verilen söz tutulmalı ve tutulacaktır sanıyordum, insanların yüreklerinde merhamet vardır sanıyordum, ben nasıl yardım ediyorsam, bana da edilecektir sanıyordum, doğru olan yapılmalıysa, hep doğru ve ahlaklı olan yapılacaktır sanıyordum, insanların dilinden duyduğum, aklından geçendir sanıyordum.. Nezakete, iyi niyete inanıyordum..
Tek tek öğrendim bunların ve daha nicelerinin gerçek olmadığını. Tek tek öğrendim yalanı ve masumiyet öldü..
Ve her maktül gibi katlime sebep olana kin duymaya başladım, acımasızlaştım.
Her nesil bu nedenle hasretle anıyor eskiyi. Masumiyetini.
Bu işin duygu gerçeği yanı.
Amma bir de inkar edilemez başka bir gerçek var, o da dünyanın artık insana yetmediği. Bu da nesnel gerçek.
Her an gittikçe daha hızlı çoğalıyor insan nüfusu, ve dünyanın kaynakları aynı hızla çoğalmıyor. O halde her bireyin payına düşen pasta dilimi o kadar hızla azalıyor. Bunun üzerine bir de, artı değer, yani kazanç, zenginlik kavramını ( yani insan hırsını( bu konuda yazdığım için bir forum beni yasakladı)) eklersek, paylaşım denilen durum bir kapışmaya dönüşüyor. Bu savaşın dışında kalmak olanaksız. Çünkü her durum gibi kendi değerlerini yaratıyor. Bu değerler, yeni ahlaki normlar oluşturuyor. Toplum içinde yaşayan insan, bu normların dışında kalamıyor. ( bu konuda da yazışmıştık Görünmez Sözcükler'de) Başarı, zenginlik, lüks, tüketim, güç insan ruhunu oluşturan, tamamlayan ve besleyen değerleri oluşturuyor. Duygusal-davranışsal ahlaki değerler, yerini, maddesel- davranışsal ahlaki değerlere bırakıyor. Yetinmek ahlakının çıtası, her geçen gün biraz daha yükseliyor. İnsan zaaflarını silah olarak kullanan taraflar, her geçen gün yeni bir silahla çıkıyorlar karşımıza. Ve her savaşta olduğu gibi askerler değil, mühimmat sağlayıcılar kazanıyor.
Evet acımasızlaştık, acımasızlaştırıldık....
........................................ alıntı değildirEGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
demekki çocuklukluğun verdiği hayata bakış,gençlik hayalleri,biz büyüdükçe yerini acımasızlığa bırakıyor..mecaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterEvet acımasızlaştık..
Evet, her nesil kendi geçmişini özler..
Her nesil kendi geçmişini özler, yani geçliğini. Aslında özlenen gençlik değildir; ya da geçmişi özlemek, yitirilen şansların, yapılamamış, eksik kalmış niyetlerin, gerçekleşmemiş hayallerin verdiği iç burukluğu da değildir.. Geçmişi özlemek, eski zamanlar için " bizim zamanımızda daha iyiyidi " demek, kaybedilen masumiyeti özlemektir.
Her nesil kendi eskisini özler, çünkü masumdur.....
Ben de gençliğimi özlüyorum, çünkü masumdum, söylenen her sözün doğru olduğunu sanıyordum, verilen söz tutulmalı ve tutulacaktır sanıyordum, insanların yüreklerinde merhamet vardır sanıyordum, ben nasıl yardım ediyorsam, bana da edilecektir sanıyordum, doğru olan yapılmalıysa, hep doğru ve ahlaklı olan yapılacaktır sanıyordum, insanların dilinden duyduğum, aklından geçendir sanıyordum.. Nezakete, iyi niyete inanıyordum..
Tek tek öğrendim bunların ve daha nicelerinin gerçek olmadığını. Tek tek öğrendim yalanı ve masumiyet öldü..
Ve her maktül gibi katlime sebep olana kin duymaya başladım, acımasızlaştım.
Her nesil bu nedenle hasretle anıyor eskiyi. Masumiyetini.
Bu işin duygu gerçeği yanı.
Amma bir de inkar edilemez başka bir gerçek var, o da dünyanın artık insana yetmediği. Bu da nesnel gerçek.
Her an gittikçe daha hızlı çoğalıyor insan nüfusu, ve dünyanın kaynakları aynı hızla çoğalmıyor. O halde her bireyin payına düşen pasta dilimi o kadar hızla azalıyor. Bunun üzerine bir de, artı değer, yani kazanç, zenginlik kavramını ( yani insan hırsını( bu konuda yazdığım için bir forum beni yasakladı)) eklersek, paylaşım denilen durum bir kapışmaya dönüşüyor. Bu savaşın dışında kalmak olanaksız. Çünkü her durum gibi kendi değerlerini yaratıyor. Bu değerler, yeni ahlaki normlar oluşturuyor. Toplum içinde yaşayan insan, bu normların dışında kalamıyor. ( bu konuda da yazışmıştık Görünmez Sözcükler'de) Başarı, zenginlik, lüks, tüketim, güç insan ruhunu oluşturan, tamamlayan ve besleyen değerleri oluşturuyor. Duygusal-davranışsal ahlaki değerler, yerini, maddesel- davranışsal ahlaki değerlere bırakıyor. Yetinmek ahlakının çıtası, her geçen gün biraz daha yükseliyor. İnsan zaaflarını silah olarak kullanan taraflar, her geçen gün yeni bir silahla çıkıyorlar karşımıza. Ve her savaşta olduğu gibi askerler değil, mühimmat sağlayıcılar kazanıyor.
Evet acımasızlaştık, acımasızlaştırıldık....
........................................ alıntı değildir
harcamaya başladığımızda ,kazanmanın zorluğunu öğreniyoruz..daha çok en çok istiyoruz..değişim manevi yönden eksilirken,madde yönünden çoğalarak büyüyor..
hırs,para,daha çok pasta almak için masumiyetimizi terkediyoruz,canavarlaşıyoruz demekki..değişim bizde,hırs ve en iyisi olabilmek...
bir beyaz bez parçası ile gitmek için çok değilmi bu hırs..
acımasızız...ama suç bizim..:040:Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
Yorum
-
Şimdii
İnsan neden karar yetkisini başkasına devreder? Doğal halde yaşamaz da, bilinçli bir şekilde yetkilerini ve özgürlüklerini daha sonra muhalif olabileceği kişi, kurum ya da makamlara verir ?
..........................................
EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
ufak bi sebze bahçesi yok..mecaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
bi gün burda yaşıyacağım
.................................................. .....;)her şey olacağına varır..
Yorum
-
buda uzun..kalın sağlıcakla..mecaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterŞimdii
İnsan neden karar yetkisini başkasına devreder? Doğal halde yaşamaz da, bilinçli bir şekilde yetkilerini ve özgürlüklerini daha sonra muhalif olabileceği kişi, kurum ya da makamlara verir ?
..........................................
her şey olacağına varır..
Yorum
-
var, göremiyorsunuzketenhelva Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterufak bi sebze bahçesi yok..
..........................EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
Biraz da sabrımız kalmıyor. Yaşlılar sabırlı olmalı derler ya, bu pek doğru değil bence. Gençken, hayata karşı sabırsız insan, yaşlandıkça insana karşı sabırsız.yagmur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterdemekki çocuklukluğun verdiği hayata bakış,gençlik hayalleri,biz büyüdükçe yerini acımasızlığa bırakıyor..
harcamaya başladığımızda ,kazanmanın zorluğunu öğreniyoruz..daha çok en çok istiyoruz..değişim manevi yönden eksilirken,madde yönünden çoğalarak büyüyor..
hırs,para,daha çok pasta almak için masumiyetimizi terkediyoruz,canavarlaşıyoruz demekki..değişim bizde,hırs ve en iyisi olabilmek...
bir beyaz bez parçası ile gitmek için çok değilmi bu hırs..
acımasızız...ama suç bizim..:040:
Yaşamı değiştirme gücünü sonuna kadar kullanmış, yapabileceği bütün değişiklikleri yapmış , yapamayacaklarına da tevekkül göstermiş oluyor, ya da artık elinden birşey gelmeyecek olduğunu biliyor, ama değişebilecek yaradılışta olan insanın, neden inatla yanlışında durduğuna anlam veremiyor ve sabrı kalmıyor.
Elbette, bu sadece bir çeşit insan için.
Oysa, acımasızlık her yaşta kendini gösteren bir davranış biçimi. Ve bence kibirden menkul.
Yani acımasız olunmayabilir.............
.........................................EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
Çöplüğü epeydir ihmal etmişiz
Sanma şahım / herkesi sen / sadıkhane /yar olur
herkesi sen / dostmu sandın / belki ol / ağyar olur
sadıkhane / belki ol / alemde / dildar olur
Yar olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur
Yavuz Sultan Selim Han'ın bu şiiri soldan sağa ve yukarıdan aşağıya aynı biçimde okunur. Safevi şahı Şah İsmail'e yazılmıştır.
Çaldıran Seferi, Safevi Devleti'nin ve Şah İsmail'in geçici olarak dağılmasına yol açmıştır. Şah İsmail, Çaldıran yenilgisinden sonra tacını Yavuz Selim' e göndermiş, Selim Han da bu şiir eşliğinde tacı Şah İsmail' e geri yollamıştır.
Böylece hem, savaşta, hem şiirde, hem de tevazuuda !! ondan ileri olduğunu göstermek istemiştir.
................................EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
Yani demek ki, insanoğluna, ne para pul, ne şan söhret, ne güç ve iktidar, ne dost ve sevgili, ne güzellik ve sağlık baki.
Baki olan az ve öz bir iki kişi...........
O da hangisi kimbilir...........
...........................................EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
sessizlik çöken çöplüğe ,anlamlı bir şiirle hayat vermişsiniz sn mecazmecaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterYani demek ki, insanoğluna, ne para pul, ne şan söhret, ne güç ve iktidar, ne dost ve sevgili, ne güzellik ve sağlık baki.
Baki olan az ve öz bir iki kişi...........
O da hangisi kimbilir...........
...........................................
dökülecek çöp kalmadımı? yoksa biriktiriyormuyuz?
uzayan gün lerle birlikte kapalı mekanlarda kalamıyoruz sanırım
)
sevgilerimle..
Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
Yorum
-
İnsanlığın Halleri
Zenginleştikçe karmaşıklaşıyor insan düşüncesi. Karmaşıklaştıkça netliğini yitiriyor, düşüneni, dinleyeni içinden çıkamaz hale getiriyor, bulanıklaştırıyor.
Teknoloji, katlanarak gelişti. Gelişmenin sonuçlarından biri olarak da , her olan bitenden haberdar olduk, her fikri bilir, duyar olduk. Aklı selim ve kamil olanlar, yaşananı ve düşünüleni olabilir zeminlere oturtmaya çalıştılar. Aklı karışık olanlar ise, bu yaşantı ve düşünce fırtınası içinde, sağlam ya da kuru bir dala tutunup, oradan oraya savruldu.
Kah, kendi küçük dünyasına sığındı, kah ne idügü belirsiz fikirleri anlamaya çalıştı, kah kendi kaderini çizen görünmez elleri aradı bu çer- çöp tufanında.
Kendine ve her bir başkasına yabancı ve şüpheci, korkutucu, tedirgin bir yalnızlıkla..
..................................EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
İnsanlığın hallerine devamla,mecaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterZenginleştikçe karmaşıklaşıyor insan düşüncesi. Karmaşıklaştıkça netliğini yitiriyor, düşüneni, dinleyeni içinden çıkamaz hale getiriyor, bulanıklaştırıyor.
Teknoloji, katlanarak gelişti. Gelişmenin sonuçlarından biri olarak da , her olan bitenden haberdar olduk, her fikri bilir, duyar olduk. Aklı selim ve kamil olanlar, yaşananı ve düşünüleni olabilir zeminlere oturtmaya çalıştılar. Aklı karışık olanlar ise, bu yaşantı ve düşünce fırtınası içinde, sağlam ya da kuru bir dala tutunup, oradan oraya savruldu.
Kah, kendi küçük dünyasına sığındı, kah ne idügü belirsiz fikirleri anlamaya çalıştı, kah kendi kaderini çizen görünmez elleri aradı bu çer- çöp tufanında.
Kendine ve her bir başkasına yabancı ve şüpheci, korkutucu, tedirgin bir yalnızlıkla..
..................................
Her olan biteni bilen ! ve haberdar olabilen insanoğlu, bu bilgi ve bilişim fırtınasını da, bulduğu ya da icad ettiği pek çok şeye yaptığı gibi, güç için, gerek iktidarlar, gerek muhalifler ve gerekse radikaller yoluyla kıyasıya kullandı ve sömürdü.
Bu sömürü için, yaradılışın en güçlü silahını kullandı, zulmün en güçlü silahını ve bütünlüğün en büyük düşmanını, korkuyu...
Hızla teknikleşen ve tekniğin yardımıyla yalnızlaşan insan,korku dolu yaşamında doğruyu, yanlışı ayırd edemez oldu. Çöpün içini karıştırır gibi.....
Yalnızlaşmanın sonucu, şüphe duygusu o denli güçlendi ki, neredeyse tüm diğer duygularının içine sızdı ve hepsinin önüne geçti.
Şüpheyle kuşanan, zavallı korkak insancıklar, korkuyu yok etmek için en temel savunmaya giriştiler; düşmanı bulmak.
Kimi zaman öyle hayali düşmanlar ve düşmanlıklar yaratıyor ki sahtelik yaratıcıları, saf ve korkak olanı bile hayrete düşürecek denli abartılı. Ya da gülünç ve o denli dehşet verici, bunlara inananlar olmasından dolayı..
"İstanbul' un orta yeri sinema" idi bir zamanlar, şimdi " İstanbul'un orta yeri bomba "
.................................................EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
İnsanlığın Halleri
Şüphe, insanın en doğal ve hatta koruyucu duygularından biri. ( Bu arada hep duygulardan bahsediyorum ama, insanın duygulardan müteşekkil bir mahlukat olduğuna inanırım ) Şüphe olmadan insanoğlu savunmasız kalır, ve yok olur. Yaradılışın ayrılmaz ikilisinden biri olan kötülügün, iyiliğe galebe çalmaması için vardır şüphe. Şüphe olmadan, iyilik ve kötülük arasındaki bu sonsuz ve belki de gerekli mücadelenin terazisi, kaçınılmaz biçimde kötülükten yana ağır basar.
Şüpheyle soru sorulur, şüpheyle cevap aranır, şüpheyle öğrenilir, şüpheyle doğru olan bulunur. Şüpheyle yenileniriz.
Şüphesiz, süphe olmadan olmaz.
Ama, ya süphe etmekle, süpheci olmak aynı şey midir?
Şüphe etmek, tedbirli ve sorgulayıcı- gerçekçi olmayı sağlarken, şüphecilik ne getirir?
İfrat ü tefrit
.........................................EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
Yorum