hırkızlar..
çer-çöplük
Collapse
This topic is closed.
X
X
-
-
kıymetini bilenlere....mecaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterDünyanın bin yüzü var, şimdi de günbatımı yüzü =)
Ilık, yumusak, eve dönenleri olanlara en şahane, gelenlerini sevenlere daha şahane.
Hayat şu anda penceremizden kapılarımızdan, güneşte ısınmış iğde çiçeği kokusu dolduruyor =)
Kıymetini bilene.........
......................................
yaşam ,geçip giderken süratle....
bitmeden,geçmeden,kaybetmeden...
farkına varıyormuyuz kıymetinin?
bakmak ile görmek..
görmekle kalmayıp,hissetmek...tüm benliğinizle...
bir iğde çiçeğinin,ıhlamur,hanımeli,zambak kokusunu hissetmek....
geçen zaman içinde yok ettiklerimizin iş işten geçtikten sonra farkına varmak...
pişmanlıklar...
keşke ler...
ah-vah-tüh..
koyduğumuz kurallar altında ezilmişken...
her gün yaptığımız rutin işler içinde robot insan olmuşken..
zamanla yarışırken:(
neyin farkına varıyoruz?hissediyoruz?kıymet biliyoruz?seviyoruz?
birgün herşey ve herkes aslına dönecek...tabiat ve insan..
sevgili dost;
farklı bir bakış açısı,farklı konular ile bir borsa sitesinde...
bambaşka, unuttuğumuz bir dünyaya pencere açıyorsun..
yazılarını okurken;7-8 paragraftan bir yaşam çıkarıyorum...düşündürüyor.

baştan beri takip ediyorum..birikim sahibi,kalemi kuvvetli ,irdeliyen bir kişiliksiniz.
felsefe -tarih-psikoloji ağırlıklı çalışmalarınız..arada şiirler ,dolayısı ile edebiyat da var..
sizi tanımak isterdim...
saygı ve sevgilerimle..
devam edin lütfen...
burası çöplük..
gecenin bu saatinde,bende çöpümü atayım dedim...;)Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
Yorum
-
Hayatı ezbere yaşamamak gerek.
Etrafa bakıldığında görülen her şey, kendi içinde bir dünya kadar büyük, dünya ve kainat içinde hiç kadar aciz.
Yok oluşu kimse tarafından farkedilmeyecek kadar önemsiz, eksikliği bütün dengeleri altüst edecek kadar önemli.
Hayatı kendi bakışımızla görmek, kendi sorularımızla öğrenmek gerek.
Hiç bir şeye ezbere , alışkanlıkla , kanıksamış davranmamak gerek.
Sela zamanı... Hoş bir sesle, inananları topluca, bir kez daha hayatın anlamını sorgulamaya, faniliği hatırlamaya, ibadete, birbirini görmeye, hatır sormaya, haberdar olmaya davet eden sela zamanı.
İnanmayanlar için bile hoş bir ses, güzel binalardan yükselen ve yine faniliğe bir anlığına bile ara vermelerini sağlayan.
ve şunu hatırlatan; baki değilsin, bekan sadece hafızalarda bıraktıklarındır. Dur, bir an olsun soluklan..
Dilkeşhaveran makamı.. Bayati makamı..
Sabah ezanı saba, öğle uşşak makamı
Günün her vaktinin insan ruhu üzerinde ayrı bir tesiri olduğu düşünülerek ezan makamları da değişik haleti ruhiyelere etki edebilecek ses aralıkları içinden seçilmiş.
Sabah: Saba makamı. Sabah ile saba arasında bir anlam benzerliği yok. Saba makamı sabah vaktinin acıklılığını yansıtır. Uyku en tatlı yerinde kesiliyordur.
Sabah ezanından önce okunan Sela’nın makamı ise Dilkeşhaveran.
Cuma ve bayram salası ise Bayati makamı Düyek usulü ile
Öğle: Hayatın olanca hızıyla
aktığı saatlerde insanları mola vermeye çağıran ezan
Uşşak ya da Bayatîdir. İnsanları yumuşatır.
İkindi: Gün dönmektedir. İkindi vakti okunan ezanın makamı, Türklerin en aşina olduğu ve en sevdiği makamlardan Hicaz.
Akşam: Akşam namazı için vakit kısadır. Makamı Segâh’tır.
Yatsı: Gecenin ağırlığı insanlara çökmüştür. Uykuya (gaflete) dalmadan önce Allah’la son randevu için canlandırıcı etkili ve tempolu bir makam olan Rast seçilmiştir.
.................................................. .EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
ezan ve makamlar
)
hiç bilmiyordum.teşekkürler.
düşündürürken öğretiyor da yazılarınız..
devam lütfen..
alışkanlık yapıyor çöplük))
sevgi ve saygılarımla..Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
Yorum
-
Yüksek, büyük taşlarla örülmüş avlu duvarları birbirine bitişik bir köydü. Duvarların arasında, hangi avluya ait olduğu hemen kestirilemeyen, ağır , yekpare tahtadan ya da demir kapılar vardı.
Sokakların başındaki cılız ışıklar, birkaç metreden ilerisini aydınlatamadığı için karanlık gizemli ama hiç de ürkütücü olmayan, aksine, sanki sonu huzura açılan, güvenli, son yolculuklar içindi avluların arasındaki sokaklar.
Güvenlik ve huzur duygusunun nedeni, havadaki baygın ama içli kokuydu.
Büyük ağaçların üst yapraklarını aydınlatıyordu gökyüzünün nereden geldiği belli olmayan ışığı.
Koku içliydi.. Güngörmüş, kadim, tevekküllü, kucaklayan, hafifleten bir koku. Bütün havayı kaplayan.
Sanki kutsaldı..
Ihlamur ağacı ve kokusuyla böyle tanıştım...
.........................EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
Madem başladık BABAdan,devam edelim.....
Benim Babam
Fatih Kısaparmak
Bu adam benim babam, sekiz köşe kasketiyle
Omuzunda sakosuyla hey
Cebinde yok parası, bafradır cıgarası
Yüreğindedir yarası
Altı çocuk büyütmüş, bir işci maaşıyla
Bu adam benim babam hey
Ağlama benim babam, ağlama naçar babam
Kara Gün geçer babam hey
Bir kapıyı kapayan, gene açar babam
Ağlama benim babam hey
Ağlama mazlum babam, ağlama naçar babam
Kara gün geçer babam hey
Bir kapıyı kapayan, gene açar babam
Allah büyük babam hey
Bu adam benim babam, derdi dağlardan büyük
Çaresiz beli bükük hey
Bir gün olsun gülmemiş, rahat nedir bilmemiş
Gözyaşını silmemiş
Bir lokma Ekmek için, kimseye eğilmemiş
Bu adam benim babam hey
Ağlama arslan babam, dert etme naçar babam
Kara gün geçer babam hey
Bir kapıyı kapayan, gene açar babam
Allah büyüktür babam hey
Dert etme naçar babam, aldırma naçar babam
Kara gün geçer babam hey
Bir kapıyı kapayan, gene açar babam
Aldırma benim babam hey
Benim babam mert adamdı, mangal gibi yüreği
Yufka gibi kalbi vardı, hayatım boyunca ona özendim
Fedakârdı ! bir dikili Ağacı olmadı belki
Ama kendisi, onuruyla yaşayan koskoca bir çınardı
Üstümde ki kol kanat, sırtımı yasladığım dağ gibiydi
Ben babamın oğluyum, tepeden tırnağa ANADOLUyum
Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
yagmur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterbu çöplüğün kokusuna alıştım..
dinlenmek için geliyorum..
çöp atılmadıysa üzülüyorum
boynu bükük gidiyorum..:(
herkes çekirdeksiz, çöpsüz üzüm...
........................
EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
Kucağına dökülmüş yemek kırıntılarını, elinin ağır hareketleriyle yere süpürüyor. Uzun zamandır, yemek masalarına tam yaklaşamıyor; yaklaşsa da tabağa doğru eğilemiyor. Zaten ufacık kaldı, kendi içine çöken, ama yaşamı devam eden bedeni. Neredeyse bir yüz yıllık, ama hala dik bakıyor, çok dik tutamadığı başıyla.
Çocukların takmasını uygun gördüğü ve hepsi muhakkak ki " kendisine yakışan " başörtüsünün, göğsüne düşen uçlarını çekerek, boynunun altına sıkıştırıyor. Göz ucuyla, masanın geri kalan gürültülü ahalisini, kontrol ediyor.
Ne yapıyorlar, gülüyorlar mı, fısıldaşıyorlar mı, sonradan hor görülüp, kınanacak uygunsuz bir hal var mı ve en önemlisi kendisiyle ilgileniliyor mu? İlgilenen olmalı. Olmalı ki, hala en iyi bilen ve akıl danışılan, vazgeçilemeyen, kendisi olarak kalsın. İlgilenen olmalı ki, hayatta kalsın...
Oysa masa kendi aleminde eğleniyor. Yemeklerini yiyorlar, birbirleriyle sohbet ediyorlar, gülüşüyorlar, şarkılara eşlik ediyorlar. Keyifliler. Kalabalıklar da. Kızlar, damatlar, gelinler, torunlar, torunların, çocukları. Öyle ya; az daha dirense dünyaya, torunlarının torunlarını görecek. Hepsi sağlıklı, mutlu. Ne kadar güzel. İçi huzurla dolmalı. Ne güzel şeyler yaşamış, ne güzel şeyler birikitrmiş, ne güzel hayatlarla dolu bir masa ve hepsine sahip olan o.
Masanın en başında oturuyor. Her birinin yaşamında bir yeri var, her birisine az çok emek vermiş, her birisi ona hürmetli, her istediği yapılıyor, dünyanın nimeti bu işte. Daha ötesi var mı, göçmek zamanı geldiğinde gözü arkada kalmamalı..
Kahvesini nasıl içermiş, soruyorlar. Biraz tatlıca olsun, diyor. Rahmetli kocası da böyle yapardı. Keyifli, lezzetli bir yemeğin ardından tatlısı biraz fazlaca kahvesini içer, bir de uyduruktan fal kapatırdı.
Otuz yıl oldu kaybedeli...
Eğleniyorlar. Sadece kendi masası değil, bütün salon eğleniyor. Herkes mutlu.
Hiç kıpırdamıyor oturduğu yerde. Çok hareket etmeyi sevmez zaten, çok konuşmaz da. Konuşsa da, nerdeyse hiç duyamadığı için uzatamıyor sohbeti.
Yanında oturan, en küçük torunun koluna dokunuyor.
_ Ne yapıyor bunlar, ne konuşuyorlar, o adamla?
_ Şarkı istiyorlar büyükanne.
Bişeyler fısıldıyor çocuğun kulağına. Küçük torun, şarkı çalıp söyleyen adamın yanına gidip geri dönüyor. Masada bir hareketlilik oluyor, başlar büyükanneye dönüyor, hepsi birbirleriyle bakışıyorlar, ama kimse bir şey söylemiyor.
Yeni şarkıya geçiliyor. Yaşlı ve kurumuş ellerindeki büyük taşlı yüzükte gözleri, kimseye hesap vermez eğiklikteki başını kaldırmadan, yaşı kadar ağır hüznüyle dinliyor şarkıyı.
.....Gesi Bağlarında dolanıyorum .. Yitirdim yarimi, aman aranıyorum.........
...........................
Hamiş: Tekrardır.EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
Yorum
-
Bir uçak yolculuğunda yan koltukta oturan bir adamın alyansını sağ
elinin işaret parmağına taktığını fark eden yazar yorum yapmaktan
kendini alamaz; ''Bayım alyansınızı yanlış elinize takmışsınız!''
Adam bunun üzerine;''Yanlış kadınla evlendim de ondan!'' diye karşılık verir.
Ziglar bu anıyı aktardıktan sonra şöyle sorar; ''Peki ya bu adam doğru
adam mı? Yani kadın doğru adamla mı evlenmiş? Yanlış seçilmiş bir
insana doğru insanmış gibi davranırsanız sonuçta doğru insanla
evlenmiş olmaz mısınız? Doğru seçilmiş bir insanla evlendiğiniz halde
yanlış davranıyorsanı z yanlış bir evlilik yapmışsınız demektir çünkü.
Doğru insan olmak doğru insanla evlenmekten çok daha fazlasıdır!''
Yazar kitabında şu öyküyü anlatır..
''Yıllar önce Hawai''de başlık parasına benzer bir uygulama revaçtadır.
Bir erkeğin sevdiği kızla evlenebilmesi için kızın ailesine belli
sayıda inek vermek zorundadır. Inek sayısının 10 adet olması
gerekmekle birlikte kızın özelliklerine göre bu sayı
değişebilmektedir.
ve adada iki kızı olan bir adam yaşamaktadır. Kızlardan büyük olanı
bizdeki deyişle -kabul görmeyen- tipte, şanssız bir kızdır ve babası
ona 3 inek fiyat biçmiştir; 2 inekli bir teklifi de kabul edecektir;
hatta iyi bir pazarlıkla 1 ineğe fit olmaya razıdır.
Bir gün adanın zenginlerinden Johny Lingo bu eve geldiğinde herkes
onun diğer kızı isteyeceğini düşünür. Oysa yaşlı adamı sevince boğarak
büyük kıza talip olur. Herkes en azından isteneni yani; 3 inek
ödeyeceğini düşünürken Johny yanında 12 tane inekle gelmiştir!!..
O dönemlerde normal bir balayı ortalama bir yıl sürmektedir ama gelin
ve damat iki yıllık balayı planlamıştır.
Damatla gelinin dönmesinin beklendiği gün ahaliden biri dönüşlerini
haber vermeye gelir gelmesine ama gelenlerin Jony ve eşi olduğundan
emin değildir. Aslında Johny''i tanımıştır fakat kızdan emin
olamamıştır; yaklaşan kadın çok güzel, zarif birisidir. Iyice
yaklaştıklarında kimsenin tereddütü kalmaz. Fakat kızın güzelliği,
cazibesi ve çekiciliği en eleştirici gözle bile reddedilmeyecek
ölçüdedir. Yakından bakanlar Johnny''nin 12 inek karşılığında iyi bir
alışveriş yaptığını düşünürler.''
Yazar işin püf noktasını şöyle özetler; ''Johnny 12 inek ödedi, kız 12
ineklik bir kadın haline geldi.''
Bu hep böyle olmaktadır; eşinize veya sevgilinize verdiğiniz değer,
ona kazandırdığınız değerdir. Aslında ''doğru adam'', ''doğru kadını''
inşa eder, ''doğru kadın'' da ''doğru adamı''.
[COLOR=DarkSlateGray][SIZE=2]Düşmanlarınızı kötülemeyin,
onlar sizin eserinizdir[/SIZE].[/COLOR]
[SIZE=1][COLOR=DimGray]William Hazlitt[/COLOR][/SIZE]
Yorum
-
yagmur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterbu çöplüğün kokusuna alıştım..
dinlenmek için geliyorum..
çöp atılmadıysa üzülüyorum
boynu bükük gidiyorum..:(
Artık çöp atmadan geçmem.Sonra demeyesin ''ortalığı kir götürüyor'' ,diye.
Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
doğru yer..ÇAKAL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Artık çöp atmadan geçmem.Sonra demeyesin ''ortalığı kir götürüyor'' ,diye.
atın düşünsel,içsel,duygusal çöplerinizi...
yer doğru ise, kızan olmaz...kokuşmuş yemek artıkları değil,geri dönüşüm çöpü ...
eskiye meraklı olanların bit pazarında antika eşya araması gibi..
değişik fikirler,zihinsel çözümler,beyin fırtınası...Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
Yorum


Yorum