Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • selurk
    Yeni üye
    • 29 Nisan 2009
    • 13

    #391

    Amerikalı uzman Roubini: Kriz daha da büyüyecek
    Nouriel Roubini, finans dünyasını sarsacak üç şok yaşanacağını söyledi.
    29 Nisan 2009 / 23:40

    Amerikalı ekonomi uzmanı ve Beyaz Saray'ın eski ekonomi danışmalarından Nouriel Roubini, küresel ekonomik krizde iki yıl boyunca iyileşme değil aksine daha da kötüleşme yaşanacağı uyarılarında bulundu. Rubini kısmi ticari hareketliliğin krizin sonunun başlangıcı olduğu anlamı taşımadığını, aksine küresel ekonomiyi 3 kötü sürprizin beklediğini söyledi. Ayrıca yatırımcılara riskli senetlerden uzak durma uyarısında bulundu.

    Amerikalı ekonomi uzmanı Nouriel Roubini, küresel düşüşün, kademeli iyileşme görülmeye başlanmadan önce daha iki yıl boyunca büyük olasılıkla devam edeceğini söyledi. Ayrıca İsviçre ihracatçılar birliği için verdiği konferansta olumsuz sürprizlerin artış gösterebileceği uyarısında bulundu.

    New York Üniversitesi'nde profesör olarak görev yapan uzman Roubini: “Dünya, aralarında benim de bulunduğum uzmanların -patlak vermesinden önceki- uyarılarına karşın mali krizin yansımalarını azaltmak için ciddi boyutlara ulaşmasından önce çok yavaş hareket etti” dedi.

    Üç şok bekleniyor

    Profesör Roubini, dünya ekonomisinin bu yıl ve önümüzdeki yıl finans dünyasını sarsacak üç şokla karşılaşacağını tahmin ediyor;

    Bunlardan ilki: Aralarından dev finans kurumlarının da bulunduğu bazı kurumlar iflaslarını ilan edecek. Hükümetler bu kurumları kontrol altına almak zorunda kalacaklar. Roubini, bu bağlamda finans kurumlarının kurumsallaştırılmasının iskeletlerinin sağlıklı bir şekilde tekrar şekillendirilmesi ve ardından tekrar satışa sunulmaları açısından iyi bir adım olacağını söyledi.

    İkinci olarak maddi sorunlara batmış finans kurumlarının borçlarının azaltılması zorunlu olarak gerçekleştirilecek. Yatırım portföyleri ve menkul kıymetler pazarlanmaya çalışılacak ancak alıcı bulunamayacak. Bu da kötü ün yapmış senetlerin finans kurumlarının elinde kalmasına yol açacak.

    Üçüncüsü ise kriz, Uluslararası Para Fonu'nun engelleme çabalarına rağmen
    gelişmekte olan ülkelere ulaşacak.

    Borsaların gerilemesi

    Nouriel Roubini, bazı küresel mali piyasalarda ticaretin yükseldiği göstergelerinin, bunu onaylayan gerçek göstergelerin mevcut olmaması sebebiyle krizin sonu geldiği anlamı taşımadığını belirtti. Aksine Amerika, Çin gibi ülkelerden yayınlanan ekonomik bildiriler, konu hakkında hüküm vermek için yeterli doğruluğu taşımıyor. Roubini, küresel para piyasalarının muhtemelen bundan önce ulaştığından daha derin bir düşüş yaşayacağını söyledi.


    Amerikalı profösör, yatırımcılara riskli senetlerden uzak durmalarını ve hükümete tabi fon sandıklarına ve hükümetin finanse ettiği yatırım portföylerine yönelmelerini nasihat etti.

    Nouriel Roubini, Londra'da içinde bulunduğumuz Nisan ayının 20'sinde düzenlenen 20'ler Grubu Zirvesinde görülen 'çifte standart' olarak vasıflandırdığı durumu da eleştirerek şöyle dedi: “Zirve tarafından önce ekonomisini korumak için icraatler yapılmasına geri dönülmeyeceği kararı açıklandı. Sonra aralarından 17'sinin bu karardan dönmesiyle dünya şaşkına döndü. 20'ler zirvesinin yönlendirmeleri, açıklamalarına değil uygulama yönünde atılan adımlarına bağlıdır.”

    Prof. Roubini, hükümetlerin küresel ekonominin revitalizasyonu için hız aramalarını güvenilir buldu. Devletleri, kredi faiz oranlarını en alt düzeye düşürmeye ve ekonomik koşulların istikrarı için yeterli mali likiditeyi sağlamaya çağırdı. Roubini daha sonra ekonomi kurtarılarak tekrar büyümeye başladığında enflasyon riskinin azaltılması için faiz oranlarının kademeli olarak tekrar artırılmasının mümkün olduğunu söyledi.

    Fiyatların düşürülmesi

    Roubini, Amerikan tüketicisinin tükenerek sonunda borç batağına saplandığını, fiyatların şu anda ulaştığı boyuttan daha da gerilere düşeceği tahmininde bulunarak; emlakların, arabaların, bazı öncelikli hammaddelerin ve ticaretin hareketlendirilmesinde kullanılan hizmetlerin fiyatlarının düşürülmesinin fayda etmeyeceğini söylüyor.

    Eski Amerikan Başkanı Bill Clinton görevde olduğu dönemde, Nouriel Roubini'yi Beyaz Saray'ın ekonomik danışmanlığına seçmişti. 2004 yılında Amerikan ekonomik gücünün gerileyeceği uyarılarında bulunduğunda dikkatler kendisine çevrildi. 2006 yılında petrol krizini tahmin edenlerin ve Amerikan emlak ipoteği siyaseti hususunda uyarıda bulunanların arasında da yer alıyordu

    Yorum

    • selurk
      Yeni üye
      • 29 Nisan 2009
      • 13

      #392
      Citigroup Japonya, 7.9 milyar dolara el değiştirdi
      Japonya’nın 3. büyük bankası SMFG, Citigroup’un Japon broker ve ana yatırım bankacılık bölümünü 5.6 milyar dolara alacak.
      02 Mayıs 2009 / 10:41

      Japonya'nın üçüncü büyük bankası Sumitomo Mitsui Financial Group (SMFG), Citigroup'un Japon broker ve ana yatırım bankacılık bölümünü 5.6 milyar dolara alacak.

      Sumitomo, firmayı Daiwa Securities Group işbirliğiyle de mali hizmet firması olarak şekillendirmeyi planlıyor.

      Citigroup, SMFG'ye satışın yaklaşık 7.9 milyar dolar getireceğini ve ABD hükümetinin stres testinde bilançosuna yardımcı olacağını belirtti.

      SMFG, perakende broker'ı Nikko Cordial Securities ve yatırım bankası Nikko Citigroup için 545 milyar yen (5.6 milyar dolar), Citigroup'un sahip olduğu diğer tahviller için de 28.5 milyar yen ödeyecek.

      SMFG, Citigroup'la küresel kurumsal bankacılık ağına ulaşmak için de bir anlaşma yapacak. SMFG'nin ana bankacılık bölümü başkanı Masayuki Oku, Daiwa'yla işbirlikleriyle Japonya'nın bir numaralı broker firmasını yaratmak istediklerini söyledi

      Yorum

      • selurk
        Yeni üye
        • 29 Nisan 2009
        • 13

        #393
        İsviçre uyardı: Bilgi vermek bağımsızlık ihlalidir
        İsviçre, bir ABD mahkemesini, UBS’in ABD’li müşterileriyle ilgili vergi idarelerinden gelecek talepleri reddetmesi konusunda uyardı.
        02 Mayıs 2009 / 11:15

        İsviçre, bir ABD mahkemesini, UBS'in ABD'li müşterileriyle ilgili vergi idarelerinden gelecek talepleri reddetmesi konusunda uyardı. Bu bilgileri açıklamanın kendi bağımsızlığını ve uluslararası kanunu ihlal edeceğini belirtti. İsviçre hükümetinin bu isteği, Miami'de federal mahkemeye dosya olarak geldi. Bu mahkemede, ABD Vergi Tahsilat Ofisi, UBS'deki hesabını kullanarak 14.8 milyar dolarlık varlığını saklayan 52 bin şüpheli Amerikalının kimliğinin açıklanması için UBS'i zorlamanın yolunu arıyor. Mahkemeye gelen dosyada İsviçre hükümeti, "İsviçre kanunları yetkili hükümetlerarası kanallar tarafından yapılmadığı sürece, gizli bilgilerin açıklanmasını yasaklar" dedi. UBS, şubat ayında Amerikalı müşterilerinin hükümetten varlıklarını gizlemeleri konusunda yardım ettiğini açıklamıştı. Banka, o tarihten beri 780 milyon dolar ceza ödedi ve 320 Amerikalı müşterisinin kimliğini açıkladı

        Yorum

        • selurk
          Yeni üye
          • 29 Nisan 2009
          • 13

          #394
          'İhracatın Kare Ası' darmadağın oldu
          Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı kabine değişikliği, ekonomide büyük değişime yol açacak nitelikte.
          02 Mayıs 2009 / 17:44

          Başbakan Tayyip Erdoğan özellikle seçim sonrası beklentinin arttığı kabine değişikliği listesini bu akşam üstü açıkladı. Başbakan'ın açıkladığı liste köklü bir revizyon olarak değerlendirildi.

          Erdoğanın açıkladığı listede özellikle ekonomi cephesinde önemli değişimler oldu. Kısaca Maliye Bakanlığı'na Kemal Unakıtan yerine ekonomiden Sorumlu Bakan Mehmet Şimşek getirildi. Mehmet Şimşek'ten boşalan koltuğu Ali Babacan getirildi.

          Sanayi ve Ticaret Bakanı Zader Çağlayan Devlet Bakanı olarak konumlandırılırken yerine Ak Parti Grup Başkan vekili Nihat Ergin getirildi. Yine Enerji Bakanı Hilmi Güler'in yerine Taner Yıldız Enerji Bakanlığına getirildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in yerine ise Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer getirildi. Yine Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen kabine dışı bırakıldı, yerine Zafer Çağlayan'ın getirilmesi bekleniyor. Ekonomi cephesinde en önemli değişilik ise ekonominin koordinasyonundan sorumlu Nazım Ekren'in tamamen devre dışı bırakılmasında oldu.

          Ak Parti hükümetinde yeni kabine üzerine tartışmalar görüşler kuşkusuz bir süre daha devam edecektir. Ancak dikkati çeken değişikliklerden biri Kürşat Tüzmen ile ilgili oldu. Bilindiği gibi Tüzmen Milli Görüş geleneğinden olmayan MHP kökenli bir isim olarak kabineye girmişti. Sorumlu olduğu bakanlık dış ticaret oldu. Tüzmen'in başında olduğu ekip kuşkusuz özellikle ihracatta önemli mesafeler kattetirdi. Tüzmen'in en temel özelliği ise müthiş enerjik yapısıydı kuşkusuz. Ancak Tüzmen'in kabineden gönderilmesi ile İhracat'ın Kare As'ı olarak anılan 4'lü yapının da tamamen değiştiği gerçeği oldu.

          2003-2008 sonuna kadar ihracat denilince karşımıza hep aynı dört isim çıkıyordu. İhracat rakamları mı açıklanacak? Almanya'da fuar mı var? Çin'e mi gidilecek? Fas'a ticaret heyeti mi gidecek?.. Hep aynı isimler, aynı dörtlü... Eski Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Eski Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, Eski İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ve İstanbul Tekstil Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İTKİB) Başkanı İsmail Gülle...

          TAKIM ANLAŞMAZLIĞI...

          'İhracatın kare ası' olarak adlandırılan bu dörtlü sürekli beraber seyahat ediyordu. Kendi deyimleriyle artık 'kardeş gibi' olmuşlardı. Tüzmen, görevi gereği tüm dünyayı dolaşıyordu. Satıcı, Orakçıoğlu, Gülle de beraberindeydi.... Hemen her yere birlikte gidiyorlar. Birbirlerini 'eşlerinden bile daha fazla' görüyorlardı.

          'EKVATOR'U ALTI KEZ DÖNDÜM'

          Tek kavgaları tuttukları takımlarla ilgiliydi... En çok futbol konusunda tartışıyorlardı. Fenerbahçe taraftarı olan Satıcı, Orakçıoğlu ve Gülle'ye göre Kürşad Tüzmen'in kötü tarafı Galatasaraylı oluşu.

          Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen daha önce yaptığı bir açıklamada: "Kendimi ölüm koşusu yapan 'Amok koşucuları'na benzetiyorum. Enerjimin sırrını soruyor herkes. Enerjimi iş yaptığım, başarılarını paylaştığım insanlardan alıyorum.

          Göreve geldiğimden beri Ekvator'un çevresini altı kez dolaşacak kadar seyahat ettim. Fildişi Sahilleri, Antarktika ve Kutuplar'a gitmedim. Bu ekiple kralların önünde de, fakirhanelerde de beraber olduk" demişti.

          Tüzmen'in beraberindeki ekip de, "Bu bir maraton. Hızlı olmalısınız. Bakanımız inanılmaz bir enerjiye sahip. Yorucu ama aynı zamanda keyifli ve iyi bir koç." açıklaması yapmıştı.

          'İhracatın Kare Ası' resmen dağıldı

          Ancak bu dörtü bu akşam açıklanan Kabine değişikliği ile tamamen değişmiş oldu. Kürşad Tüzmen eski Dış ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı olan Oğuz Satıcı 2008 sonu yapılan seçimde koltuğunu Mehmet Büyükekşi'ye kaptırdı. İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu Haziran 2008'de yapılan seçimde yerini Hikmet Tanrıverdi'ye bıraktı. Yine 17 Haziran 2008'de yapılan seçimde başkanlığı süren tek isim ise İTKİB Başkanı İsmail Gülle oldu.

          Yorum

          • selurk
            Yeni üye
            • 29 Nisan 2009
            • 13

            #395
            İşsizliği engellemek için fabrikaları devletleştirelim
            Moskova'nın Belediye Başkanı Yuri Lujkov artan işsizlik sorununun çözülmesi için yabancı kotasının yarıya indirilmesini, fabrikaların devletleştirilmesini ve reel sektörün desteklenmesini istedi.
            02 Mayıs 2009 / 05:58

            Lujkov devletin fabrikalarını ele geçiren ve içini boşaltanların da hapse atılmasını istedi.

            Rusya'da giderek artan işsiz ordusu yüzde 10'a ulaştı. 142 milyon nüfusun bulunduğu ülkede 75 milyon işgücü bulunuyor. Yıl sonuna kadar işsiz ordusunun 10 milyona ulaşmasından endişe ediliyor. 1 Mayıs İşçi Bayramı nedeni ile Ria Novosti'ye özel açıklamalarda bulunan Lujkov, "Bugünlerde sorunlarımızı tartışmamız gerekiyor. 1 Mayıs'ı sadece bir tatil olarak görmeyelim. Ülkenin geleceğini ilgilendiren reel sektörün içinde bulunduğu durum bizi endişelendiriyor." dedi.

            Büyük şirketlerin devletleştirilmesini isteyen Lujkov, "Devletin tüm şirketleri halkımız ve savunma gücümüz için yeniden devlete verilmeli. Bizim fabrikalarımızı yok eden insanların elindekiler alınmalı ve hepsi hapse atılmalı." talebinde bulundu. Bankaların faiz indirimine gitmesini ve reel sektöre doğrudan destek sağlanmasını isteyen Lujkov, "Üretimi desteklemek için doğru adımlar atmamız gerekiyor. İşçi sınıfı ve endüstri desteklenmeli. Şimdi sanayi sektörü durmuş durumda. Yüzde 25 faizle kim kredi kullanır?" eleştirisi getirdi. Moskova'da işsizliğin Rusya geneline göre daha az olduğunu kaydeden belediye başkanı, "Moskova'da işsizlik yüzde 1. Bunun çözümü için göçmen kotasının azaltılması gerekiyor. Moskova'da 1 milyon kota var. Bunu yarıya indireceğiz." dedi.

            Yorum

            • haskan
              Aktif
              • 29 Mart 2008
              • 143

              #396
              Citi’nin 10 milyar dolar ek kaynağa ihtiyacı var

              NEW YORK AA
              güncellenme zamanı 3.5.2009



              Amerikan bankacılık grubu Citigroup’un, ABD yönetiminin dayanıklılık testi için 10 milyar dolarlık ilave kaynağa ihtiyacı olabileceği belirtildi.
              The Wall Street Journal gazetesinde çıkan habere göre, Citigroup ’un, sermayesini güçlendirmek amacıyla ilave bir mali kaynağa ihtiyacı olup olmayacağı konusunda, ABD Merkez Bankası yetkilileriyle görüşmeler yapıyor. ABD Yönetimi, ülkenin 19 büyük bankasının mali dayanıklılık testi sonuçlarını gelecek hafta açıklayacak.

              Yorum

              • selurk
                Yeni üye
                • 29 Nisan 2009
                • 13

                #397
                ABD'de 3 banka daha kapatıldı
                02.05.2009 07:51:36 Son Güncelleme:02.05.2009 07:51:36 finanstrend.com

                ABD'de 3 banka daha kapatıldı ve bu yıl kapatılan banka sayısı 32'ye ulaştı.

                Krizin başlangıcından bu yana kapanan banka sayısı ise 57.

                Georgia, New Jersey ve Utah'ta kapatılan bankaların FDIC'e maliyeti 1.4 milyar dolar olarak hesaplandı

                Yorum

                • yagmur
                  Kıdemli
                  • 29 Nisan 2008
                  • 4717

                  #398
                  BAŞIBOŞ DÖVİZ PİYASASINA SPK EL ATTI-SABAH

                  Hızla büyüyen ancak hiçbir kurumun denetlenmediği internet
                  şirketleri üzerinden döviz alım-satım işlemleri SPK'yı harekete
                  geçirdi. SPK Başkanı Akgiray: Böyle gitmez, denetim çalışması
                  başlattık..
                  Sabah Gazetesi'nin haberine göre, Krizle birlikte dünyada finans
                  sektöründe düzenleme ve denetlemelerin sıkılaştırılması tartışılırken
                  Türk finans piyasasında bir alan hiçbir denetime tabi olmadan hızla
                  büyüyor: Döviz işlem platformları. İnternet üzerinden döviz
                  alım-satımı yapan ve Forex piyasası olarak bilinen bu platformlara
                  denetimsiz ortamda her geçen gün bir yenisi ekleniyor. İnternet
                  üzerinden dünyanın en önemli para birimlerini, yüksek kaldıraçlarla
                  alıp satabilme imkanı sağlayan bu şirketler mevzuat boşluğu nedeniyle
                  şu anda tamamen denetimsiz. Üstelik dünyanın en riskli piyasası
                  olmasına rağmen.
                  Gazetenin haberinde şu bilgiler verildi:
                  "Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) para ve sermaye piyasası
                  kurumlarının bugün kadar denetlemediği sektörü mercek altına aldı. SPK
                  Başkanı Vedat Akgiray, SABAH'a yaptığı değerlendirmede "Konuyla ilgili
                  çalışma başlattık. Buraların denetim altına alınmalı. Türk Lirasının
                  değeri Türkiye'de belirlenmiyor. Böyle gitmez" dedi.
                  Döviz işlemi yaptırmaya imkan sunan platformlarda kaldıraçlar 1'e
                  400'e kadar çıkıyor. Yani, 100 dolarlık bir para koyarak 40 bin
                  dolarlık alım satım yapılabiliyor. Getiri yüksek olunca yatırımcı çok
                  yüksek risk de almış oluyor. Getirinin çekiciliğine kapılan
                  yatırımcılar, ağırlıklı olarak kredi kartları ile işlem yapıyor. İşte
                  bu denetimsizlik ve yüksek risk şimdiden sektörde birçok sorunun
                  çıkmasına sebep oluyor. Döviz işlemi yaptıran şirketlerin
                  güvenirliliği konusunda ortaya hergün yeni bir spekülasyon atılıyor.
                  Bazı müşterilerin hesaplarından paralarını çekemedikleri, Döviz
                  platformlarında çıkan teknik sorunlar nedeniyle yatırımcılar büyük
                  paralar kaybediyor. Ancak, kownuyu iletebilecekleri hiçbir kurum yok.
                  Forex, İngilizce "Foreign Exchange" sözcüklerinden oluşturulmuş
                  bir kısaltmadır. Sık kullanılan diğer Forex tabirleri ise: FX ve
                  Foreks'tir. Forex, ülkelerin para birimlerinin karşılıklı olarak
                  değiştirildiği yani alınıp satıldığı bir piyasadır. Forex, dünyanın en
                  gelişmiş ve likiditesi en yüksek finansal piyasasıdır. Günlük işlem
                  hacminin 3 trilyon dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir.
                  Mevzuat eksikliği nedeniyle döviz işlem platformları Türkiye'de
                  denetlenmezken, dünyada işler sıkı tutuluyor. Yabancı döviz işlem
                  platformları ABD'de National Futures Association'a (NFA), İngiltere'de
                  Financial Service Authority (FSA) tarafından denetleniyor ve
                  düzenleniyor.
                  Hüseyin Kırçıltepeli-Hedefonline Gn.Md.: Gayriresmi denetleniyoruz:
                  Türkiye'de internetten döviz işlemi yapan ve bu konuda en bilinen
                  şirketlerden biri de Hedefonline. Aslında şirketin genel müdürü
                  Hüseyin Kırçıltepeli de bu konudan rahatsız. Hazine ve SPK gayriresmi
                  şekilde zaten bizi denetliyor" diyen Kırçıltepeli bu alanda mevzuat
                  olmamasından şikayetçi. Mevzuat prosedürünün çok uzun zaman alacağını
                  iddia eden Kırçıltepeli "Şu ana kadar kurumlar topu bir birine atıp
                  durdu. Bence sektörü Hazine denetlemeli" dedi.
                  Okan Böke-İngiliz ODL Türkiye temsilcisi: Denetimsizlik çok büyük
                  sorun:
                  Döviz işlemi yapan bir diğer şirket olan İngiliz ODL'nin Türkiye
                  temsilcisi Okan Böke aracı kurumların her türlü denetimden geçerken
                  döviz işlemi yapan bu tür şirketler için hiçbir prosedür
                  uygulanmadığını belirtti. Böke, "Kurulan bu döviz platformlarının
                  yeterli sermayesi ve altyapısı var mıdır, müşteriler parasını
                  zamanında çekebiliyor mu, hesaplarını görüp kontrol edebiliyor mu,
                  hiçbiri belli değil" diye konuştu.
                  Nevzat Öztangut-Aracı Kuruluşları Bir. Bşk.: Yatırımcı emniyeti
                  tehlikede:
                  Bu kurumları düzenleyen bir otoritenin olmaması yatırımcı
                  emniyetini tehdit ediyor. Kamu denetiminin yapılmazsa, yatırımcıların
                  aleyhine beklenmeyen durumlar oluşabilir. Ayrıca bu şirketler aracı
                  kurumların iş alanlarına giriyorlar. Aracı kurumlarır her türlü
                  denetimden geçmesine rağmen bunlar için herhangi bir denetim yok.
                  Çetin Ali Dönmez-VOB Genel Müdürü: VOB'a da zarar veriyorlar:
                  Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası (VOB), döviz işlem
                  platformalarının denetimsizliği konusunda en şikayetçi kurumlardan
                  biri. VOB Genel Müdürü Çetin Ali Dönmez, döviz işlem platformlarının
                  kendi derinliklerine zarar verdiğini vurguladı. Dönmez "Sermaye
                  piyasası yatırımcılarını bu platformlar çekiyor. Bizim derinliğimize
                  zarar veriyorlar. Bu işlemi yapacak olan platformların borsalar
                  bünyesinde işlem yapması gerektiğini düşünüyorum. Bu olmayacaksa, bir
                  şekilde denetim alına alınıp, hesap verebilir, şeffaf ve kontrol
                  edilebilir kurumlar haline getirilmesi gerekiyor" dedi.
                  Bu konunun bugüne kadar denetimsiz kalmasında kurumların yorum
                  farkı etkili oldu. Konuştuğumuz kaynaklara göre Merkez Bankası,
                  bankaların yaptığı döviz alım satımlarını denetliyor ancak işlemleri
                  ortada bir banka yapmadığı için bankacılık faaliyeti olarak görmüyor.
                  BDDK da aynı nedenden dolayı yani bankacılık işlemi olmadığı için
                  denetlemiyor. SPK'nın da bugüne kadar denetlememesinin arkasında bunu
                  bir sermaye piyasası işlemi olarak görmemesi yatıyor. Döviz bürolarını
                  denetleyen Hazine ise bir kaç yılda hızla büyüyen bu piyasa konusunda
                  kararsız... Bunun nedeni de Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki
                  32 Sayılı Karar. Çünkü 32 sayılı karara göre Türk Lirası'nın
                  alım-satımı serbest.

                  Foreks Haber Merkezi


                  (04/05/2009 - 08:32:39)
                  Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

                  Yorum

                  • haskan
                    Aktif
                    • 29 Mart 2008
                    • 143

                    #399
                    Çimentoda dev satış


                    OYAK Çimento Grubu, Lafarge Aslan Çimento'nun yüzde 97,3'ü, Lafarge Ereğli Çimento'nun yüzde 50'si ve Lafarge Beton'un yüzde 24,24'ünü satın aldı.

                    OYAK Çimento Grubu'ndan yapılan yazılı açıklamada, Grubun 2008 sonunda satılmasına karar verilen Lafarge Grubu'na ait Aslan Çimento, Lafarge Ereğli Öğütme Tesisi ve Lafarge Beton ile ilgili çalışmalarını tamamladığı ve grubun satın alınmasına ilişkin anlaşmanın 30 Nisan 2009 tarihinde imzalandığı bildirildi.

                    OYAK Çimento Grubu'nun, son yıllarda ortaya çıkan satın alma fırsatlarını değerlendirmeye devam ettiği, Grup için en uygun olduğu görülen Lafarge Marmara Grubu'nda karar kılındığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

                    “2008 yılında Marmara ve Batı Karadeniz'de 1,8 milyon ton çimento ve 1,2 milyon metre küp hazır beton satışını gerçekleştiren şirketlerin tüm yatırımcılar için hayırlı olmasını diliyoruz. Satış sözleşmesi kapsamında Lafarge Aslan Çimento'nun yüzde 97,3'ü, aynı zamanda Lafarge Aslan Çimento'nun iştirakleri olan Lafarge Ereğli Çimento'nun yüzde 50'si ve Lafarge Beton'un yüzde 24,24'ü için toplam 130,6 milyon avro bedel ödenmesi hususunda anlaşmaya varılmıştır, satış ile tüm şirketlerin kontrolü alıcıya geçecektir.”

                    Açıklamada, satışın Rekabet Kurumu'nun iznine tabi olduğu, gerekli başvurunun en kısa zamanda yapılacağı, izin alındığı takdirde hisse ve bedel devir tesliminin gerçekleştirileceği bildirildi...

                    Yorum

                    • haskan
                      Aktif
                      • 29 Mart 2008
                      • 143

                      #400
                      Küresel Kriz
                      ABD'de 10 büyük bankanın yeni sermaye ihtiyacı 75,6 milyar dolar

                      08.05.2009 | Anadolu Ajansı | Haber



                      ARAÇLAR
                      • <LI onclick="f_openLoginPanel('loginPanel', this);"> yorum yaz <LI onclick="f_openLoginPanel('loginPanel', this);"> favorilerime ekle <LI onclick=f_openPrint(122344);> haberi yazdır <LI onclick="f_openArkGonder('toolTable');"> arkadaşıma gonder <LI style="CURSOR: default"> &
                      ABD'de gerçekleştirilen bankacılık dayanıklılık testi sonuçlarına göre, Amerikan ekonomisindeki durgunluk derinleşirse, teste tabi tutulan 19 bankanın 2009 ve 2010 yıllarında toplam kaybı 600 milyarı bulabilecek. ABD Federal Merkez Bankası FED tarafından yayımlanan ve uzun zamandır finansal piyasalarda merakla beklenen rapora göre finansal sistem, ekonominin bütünü gibi iyileşme gösteriyor, ancak henüz iyileşmiş değil. Amerikan hükümetinin, daha önce emsali görülmemiş bir şekilde bankacılık testinin sonuçlarını kamuoyuyla paylaşması ise, açıklanan sonuçların, bankacılıkta güveni yeniden inşa etme çabalarının bir parçası olabileceği endişesiyle ihtiyatla karşılandı.
                      FED'in bankalar üzerindeki dayanıklılık testinin sonuçları, ülkenin en büyük 19 bankasından 10'unun, ekonomik krizin derinleşmesi durumunda olası kayıpları karşılamak üzere toplam 75,6 milyar dolar yeni sermayeye ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. Test sonucuna göre bazı bankalar istikrarlı, ancak bazılarının milyarlarca dolar sermaye artırımına gitmesi gerekiyor. Bu da, bankacılık sektörünün halen zayıf, ancak canlandırılabilir olduğunu gösteren bir işaret olarak değerlendirildi. Amerikalı yetkililere göre güçlü bir bankacılık sistemi, ekonomik krizden çıkmak için şart.

                      Bankaların başarısız olmasına göz yumulmayacak
                      Yetkililer dayanıklılık testinin, bütün bankaların zayıf olmadığını ve hatta zayıf olanların da güçlendirilebileceğini göstererek yatırımcı güvenini yeniden oluşturmasını umuyor. Hiçbir bankanın başarısız olmasına göz yumulmayacağı yetkililerce dile getirildi. FED testinin sonucuna göre daha fazla sermayeye ihtiyaç duyan 10 bankanın 8 Hazirana kadar bu sermaye artırımını nasıl yapacağına dair bir plan hazırlamış ve onaylatmış olması gerekiyor.
                      Daha fazla sermayeye ihtiyacı olduğu belirtilen 10 bankadan Bank of America'nın, 33,9 milyar dolarlık bir artışa gitmesi gerektiği belirtildi. Wells Fargo için bu rakam 13,7 milyar dolar, GMAC için 11,5 milyar dolar, Citibank için 5,5 milyar dolar ve Morgan Stanley için ise 1,8 milyar dolar oldu. Ek sermayeye ihtiyacı olduğu belirtilen diğer 5 banka ise yerel bankalardan oluşuyor. Bunlardan, Alabama'daki Regions Financial 2,5 milyar dolar, Atlanta Sun Trust Banks 2,2 milyar dolar, Cleveland KeyCorp 1,8 milyar dolar, Cincinnati'deki Fifth Third Bancorp 1,1 milyar dolar ve Pittsburgh PNC Finansal Hizmetleri Grubu 600 milyon dolar sermaye artırımına gitmeli.
                      Daha fazla sermayeye ihtiyaç duyan bankaların bir kısmı, nasıl bir strateji izleyeceklerini hemen kamuoyuna duyurdu. Hükümetin, 1,8 milyar dolar ek sermaye ihtiyacı olduğunu belirttiği Morgan Stanley, 5 milyar dolarlık sermaye artışına gideceğini kaydetti.

                      Yorum

                      • selurk
                        Yeni üye
                        • 29 Nisan 2009
                        • 13

                        #401
                        ABD’de 19 banka 600 milyar dolar zarar yazacak
                        Bu zararın 82.4 milyar doları kredi kartlarından oluşacak
                        09 Mayıs 2009 / 06:01


                        ABD Merkez Bankası (FED) tarafından 'stres testine' tabi tuttulan 19 büyük bankanın, 'en kötü senaryoya' göre, 2010 yılı sonuna kadar 600 milyar dolar zarar yazması bekleniyor. FED'in uyguladığı dayanıklılık testinin sonuçları, 19 bankadan 10'nun toplamda 75 milyar dolarlık sermaye artırımına ihtiyacı olduğunu ortaya koydu. FED'e göre ABD ekonomisindeki durgunluk derinleşirse, ülkenin en büyük 19 bankası verdikleri kredilerden dolayı 2009 ve 2010 yıllarında toplam 599.2 milyar dolar zarar edecek. Bu zararın 185.5 milyar dolarını mortgage kredileri, 82.4 milyar dolarını ise kredi kartları oluşturacak.

                        Güveni inşa etme çabası

                        FED tarafından yayımlanan ve uzun zamandır finansal piyasalarda merakla beklenen rapora göre, finansal sistem, ekonominin bütünü gibi iyileşme gösteriyor, ancak henüz iyileşmiş değil.
                        ABD hükümetinin, daha önce emsali görülmemiş bir şekilde bankacılık testinin sonuçlarını kamuoyuyla paylaşması ise, açıklanan sonuçların, bankacılıkta güveni yeniden inşa etme çabalarının bir parçası olabileceği endişesiyle ihtiyatla karşılandı. ABD yönetimi ise hiçbir bankanın başarısız olmasına göz yumulmayacağını açıkladı. ABD yönetimi, dayanıklılık testinin, bütün bankaların zayıf olmadığını ve hatta zayıf olanların da güçlendirilebileceğini göstererek yatırımcı güvenini yeniden oluşturmasını umuyor.

                        8 Haziran'a kadar süre

                        FED testinin sonucuna göre daha fazla sermayeye ihtiyaç duyan 10 bankanın 8 Haziran'a kadar bu sermaye artırımını nasıl yapacağına dair bir plan hazırlamış ve onaylatmış olması gerekiyor. Tüketiciler ve şirketlerin aldıkları kredileri ödemede zorlanmasının bankaların elindeki varlığın değer kaybetmesine yol açma riski bulunuyor. Bu çerçevede,
                        ABD hükümeti, bankaları borç vermeyi sürdürebilmelEri için kendi sermaye rezervlerini yüksek tutmaya zorluyor.

                        Bank of America lider

                        10 banka arasında en fazla sermaye artırması gereken banka ise 33.9 milyar dolarla Bank of America oldu. Wells Fargo için bu rakam 13.7 milyar dolar, GMAC için 11.5 milyar dolar, Citibank için 5.5 milyar dolar ve Morgan Stanley için ise 1.8 milyar dolar oldu. Bank of America en fazla zarar yazacak banka olarak da liderliği kimseye kaptırmadı. Bankanın 2 yılda 136.6 milyar dolar zarar yazması öngörülüyor. Citigroup ise 104.7 milyar dolarlık zarar beklentisiyle ikinci olurken, Wells Fargo 86.1 milyar dolarla üçüncü sıraya yerleşiyor.

                        AIG, ilk çeyrekte 4.3 milyar dolar zarar yazdı

                        ABD devleti tarafından kurtarılan sigorta şirketi American International Group'un (AIG) ilk çeyrek zararı 4.35 milyar dolar oldu. AIG, geçen yıl son çeyrekte 61.7 milyar dolarla bir şirketin bugüne kadar kaydettiği en fazla zararı açıklamıştı. Bir önceki yıl aynı çeyrekte şirket 7.81 milyar dolar AIG, bu yilki ilk çeyrek sonuçlarıyla son 18 ayın en düşük zararını açıkladı. Şirketin iflasın eşiğine sürüklenmesinde etkisi olan finansal ürünler birimi ilk çeyrekte kaydedilen zararda da etkili oldu. AIG, geleneksel sigorta operasyonları bölümündeki değil, finansal ürünler birimindeki faaliyetleri nedeniyle zarara uğradığını açıkladı.

                        'Stres testi'nden çıkan sonuca hangi banka ne tepki verdi

                        Morgan Stanley: Stres testi sonuçlarına göre, 1.8 milyar dolar ek sermaye ihtiyacı olan banka, 5 milyar dolarlık sermaye artışına gideceğini açıkladı.

                        Bank Of America: 33.9 milyar dolar sermaye ihtiyacı olan bankanın yatırımcıların elindeki bazı tercihli hisse senedlerini adi hesse senetlerine dönüştürerek 17 milyar dolar sermaye artırmayı planladığı belirtildi. Banka ayrıca, varlık yönetim birimi Columbia ve First Republic Bank'taki varlıklarını satarak 10 milyar dolar kaynak yaratacak.
                        Citigroup: 5.5 milyar dolara ihtiyacı olan banka, bu rakamı tercihli hisse senetlerini adi hiseye dönüştürerek sağlayacağını açıkladı.

                        Fifth Third Bancorp: 1.1 milyar dolar sermaye artırması gereken yerel banka, varlık, hisse ve menkul kıymet satışıyla bu kaynağı yaratmayı planlıyor.

                        GMAC LLC: General Motors'un finansal kolu olan şirket ise yaptğı açıklamada, 11.5 milyar dolarlık sermaye artışının müşterileri için daha fazla kredi sağlama imkanı yaratacağını kaydetti.

                        KeyCorp: 1.8 milyar dolara ihtiyacı olan yerel banka, TARP kapsamında aldığı 2.5 milyar dolarlık kredi desteğini hisse senedine dönüştürmeyi planladığını açıkladı. Banka ayrıca, özel sektör yatırmcılarının elindeki 658 milyon dolarlık tercihli hisseyi adi hisse senedine de dönüştürecek.

                        Morgan Stanley: 1.8 milyar dolar sermaye artırması gereken banka, 2 milyon dolrlık hisse senedi ihraç edeceğini ve 3 milyar dolarlık devlet desteği olmayan tahvil çıkaracağını açıkladı.

                        PNC Financial Services Group Inc: 600 milyon dolar sermaye artıracak olan yerel banka, devletten aldığı 7.6 milyar doları geri ödeyeceğini açıkladı.
                        Regions Financial: 2.5 milyar dolara ihtiyacı olan banka, daha fazla devlet yardımı almayacağını açıkladı. Bankanın hükümetin elindeki tercihli hisseleri adi hisse senetlerine dönüştürmek zorunda kalabileceği belirtildi. SunTrust Banks Inc: 2.2 milyar dolara ihtiyacı olan banka, TARP kapsamında aldığı 4.9 milyar doları adi hisse senedine dönüştürecek.

                        American Express: Sermaye artırımına ihtiyacı olmadığı belirtilen kredi kartı şirketi, TARP (Sorunlu Varlıklardan Kurtulma Programı) kapsamında kullandığı 3.4 milyar dolarlık krediyi geri ödemek için başvuruda bulundu.

                        Amerikalılar Japonların yapamadığını yapacak

                        ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, stres testi sonuçlarının ileriye dönük önemli bir adım olduğunu belirterek, "Amerikalılar, hükümetin bankacılık sisteminin arkasında olduğunu ve vatandaşların mevduatlarının güvende olduğunu bilmelidir" dedi. Geithner, bankalara olan güvenini ise şu sözlerle dile getirdi: "İddia ediyorum ki,
                        ABD'li bankalar 'kayıp 10 yıl' olarak adlandırılan 1990'larda Japon bankaların yapamadığını yapacak ve sorunlarından kurtulacaktır."

                        Yorum

                        • selurk
                          Yeni üye
                          • 29 Nisan 2009
                          • 13

                          #402
                          Dolardaki düşüş kalıcı mı, piyasa nereye gidiyor?
                          Borsa 34 binli rakamları gördü, dolar kuru 1.80'lerden 1.55'le kadar indi. Peki bu iyimserlik sanal mı gerçek mi? İşte cevabın ipuçları:
                          08 Mayıs 2009 / 12:38

                          İşte Yeni Şafak gazetesi yazarı İbrahim Kahveci'nin kaleminden para ve altın piyasalarının geleceğine ilişkin ipuçları:

                          Doların düşmesi ne kadar gerçek?
                          Dün bu köşede, piyasalarda yaşanan bahar havasının gerçek mi, sun'i mi olduğunu sorguladım. Amacım küresel ekonomik tabanın bir göstergesi olarak, piyasaların ara dönemlerde yanlış sinyaller üretebileceğine dikkat çekmekti.

                          Büyük yükseliş veya düşüşlerde reel ekonomiyi peşine takabilen piyasalar, ara dönemlerde aynı başarıyı gösteremeyebiliyor. Ve belki de en önemli nokta şuydu: Krizlerde öncü işlevinde başarılı sinyal üreten piyasaların krizden çıkışta aynı başarıyı gösteremeyebilir. Bu mantıkla son aylarda yaşanan hızlı iyileşmenin reel tarafının şüpheli olabileceğini belirttim.

                          Bugün biraz daha farklı bir boyutu, yani finansal hareketlerin içsel uyumunu ele alacağım. Küresel ekonomilerde bir düzelme yaşanıyor ise, bu düzelmenin elbette bir başka yansıması emtia ürünlerinde oluşması gerekir. Oysa emtia fiyatlarında finansal fiyatlarda yaşanan toparlanma izlenememektedir.

                          Finansallar uçarken emtialar küçük adımlarda kaldı. Bu piyasaların yanlış ışık verme noktasında önemli bir işaret olarak izlenebilir.

                          İkinci önemli çelişki ise "güven unsuru" olarak görülen fiyatlandırmalarda yaşanıyor. "Güvenlik fiyatı"nı iki ana fiyat kalemden izlemekteyiz. Birinci ana unsur olarak altın fiyatına bakıyoruz. Kriz dönemlerinde güvenli liman olan altın fiyatında piyasalarda yaşanan iyimserliğe karşılık önemli bir gerileme yaşanmadı. Yani altın fiyatı piyasaların güvenli limana doğru gidişini yeterli oranda yansıtamıyor.

                          İkinci güvenlik fiyatı ise doların yabancı para birimleri karşısındaki hareketinden çıkarılabilir. Krizin derinleştiği dönemlerde güvenli liman özelliği ile para akışını kendine çeken dolar krizden çıkış işaretleri başlamasına rağmen hâlâ önemli bir değer kaybı yaşamadı.

                          Krizin finansal fiyatlarda en dip yaptığı dönemlerde avro karşısında 1,25'leri gören dolar son dönemlerde ancak 1,35'leri görebildi. Eğer krizden çıkış gerçek bir realite ise ve güven unsuru yerine oturuyor ise doların değer kaybetme sürecinin de hızlanması beklenebilirdi. Güven unsurunun fiyatlandırmasında dolarda da beklenen değer kaybı veya diğer para birimlerinde beklenen değer artışı izlenemiyor.

                          Yukarıda saydığımız çelişik işaretler, krizde hangi aşamada olduğumuza ilişkin karışık işaretleri gösteriyor. Kısaca, ortada finansal fiyatlardan kaynaklanan bir işaret var ama bu işaret gerçek mi, sorusu cevap bulabilmiş değil.

                          Reel ekonomiler açısından ise paketler vasıtası ile oluşturulan sun'î bir atmosfer var ama bu yapının ne kadar sürdürülebilir olduğu belli değildir. Hatta finansal kuruluşlar açısından da oluşan geçici rahatlamanın ne kadar gerçekçi olduğu halen belirlenebilmiş değil.

                          Finansal kuruluşlar açısından ilk önemli işaret, ABD'de yapılan stres testi ile elde edilebilir. Fakat unutmayalım ki bu testler de sadece ihtimal hesabına bağlı senaryosal birer sonuç olacaktır. Yani gerçeği uzun bir süre daha bilemeyeceğiz.

                          Finansal kuruluşların finansal varlık fiyatlarına olan bağlılığının kısa sürede yanıltıcı sonuçlar vermesi gayet normaldir. Örneğin, menkul varlık fiyatının piyasa fiyatı yerine nominal değer üzerinden fiyatlandırılma izni bile bir anda yeni balonlara yol açabilir. Hatta bankaların sermaye güvenliklerinde yöntem değişiklikleri ile oranlar balonsal olarak yukarı taşınabiliyor. Önemli olan balonsal şişmeler değil gerçek verilerdir.

                          Bunları neden aktarıyorum? İki gündür piyasalarda yaşanan bahar havası etrafı epeyce sarmış görülüyor. Oysa bu bahar havası ile oluşan dolar fiyatı ülkemizde ciddi düşüşler göstermiştir. İhracatçı dahil bir çok kesimi yakından ilgilendiren bu havanın döviz fiyatlarında uzun süreli kalıcı etkilerini sorgular şekilde izlemek gerekiyor.

                          BDDK Başkanı Tevfik Bilgin krize yönelik ilk işareti ENRON ile vermişti. O zaman bu balonlar patlamadan kriz bitmiş diyemeyiz.

                          Şu an resmi olarak dahi krizdeyiz ki; küçülüyoruz

                          Yorum

                          • selurk
                            Yeni üye
                            • 29 Nisan 2009
                            • 13

                            #403
                            Borsayı yatırımcıların sportif adrenalini esir aldı!
                            Borsa'da stres testinden, endişesinden ayrı hareket eden bir sektör vardı. İşte o alan ve hisselerin performansı...
                            09 Mayıs 2009 / 08:55

                            Borsa, futbol hisselerindeki sert yükselişe kilitlendi. Kanarya iki günde yüzde 23, Cimbom yüzde 6,45, Trabzon ise yüzde 7,37 yükseldi. Beşiktaş'taki prim ise yüzde 1,67'de kaldı

                            Hisseleri borsada işlem gören şirketler içinde birkaç gündür futbol kulüplerindeki yükselişler yatırımcının dikkatini çekti. Borsada iki gündür kar satışları yaşanırken, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor hisselerindeki yükselişler gözden kaçmadı. Hisselerin iki günlük yükselişi ise Fenerbahçe'de yüzde 23, Beşiktaş'ta yüzde 1.67, Galatasaray'da yüzde 6.45 ve Trabzonspor'da yüzde 7.37 olarak gerçekleşti.
                            GS VE FB YÜKSELİŞİ SEVİYOR

                            Bu yükselişlerin borsanın düştüğü iki gün içinde yaşanması ise “Futbol hisselerinde bir beklenti mi var?” sorusunu akla getirdi. Hatırlanacağı üzere futbol hisseleri, yükselişlere hiç de yabancı değil, geçtiğimiz aylarda son derece sert bir yükselişe sahne olan Fenerbahçe Sportif A.Ş. hisseleri 50 liradan başlattığı yükseliş hareketini bir ayda 108 liraya ulaştırarak noktalamıştı. Aynı durum Galatasaray Sportif hisselerinde de yaşanmış ve geçen yılın haziran ayında 100 lirada iken yükselmeye başlayan hisseler, iki ay içinde 190 liralık zirve hareketi gerçekleştirmişti.

                            ŞAMPİYON KARA KARTAL

                            Beşiktaş ise bu yılın başında 1,30'lu seviyelerden başlattığı çıkışını 27 Nisan 2009 itibariyle 3,95'e ulaştırdı. Beşiktaş hisselerindeki yükseliş halen devam ederken, uzmanlar Kara Kartal'daki primin Fener ve Galatasaray'dan farklı olduğu görüşünde. Bu sezon şampiyonluk yarışında olan Beşiktaş, bu beklentiyle, hem taraftarını hem de yatırımcısını sevindirdi.

                            BİLANÇO HAREKETİ

                            Son iki gündür yaşanan yükselişin ise bilanço beklentileriyle ilgili olduğu yorumları yapılıyor. Bilindiği gibi bu şirketlerin mali dönem sonu, diğer şirketler gibi aralık ayı değil, haziran ayı. En geç ağustos ayında kar-zarar rakamlarını borsaya bildirecek olan spor şirketlerinin 2008 ve 2009 bilanço döneminde ciddi karlar açıklayabileceği tahmin ediliyor.


                            Gelirlerde artış beklentisi

                            Uzmanlar, spor hisselerindeki kar beklentisiyle ilgili olarak “Bu yıl ligde büyük bir çekişme yaşandı. Maçlara taraftar ilgisi hayli yoğun oldu. Sportif A.Ş.'lerin en önemli gelir kaynaklarından olan stad gelirleri artarken, lisanslı ürün satışlarının da hissedilir oranda arttığı tahmin ediliyor. Bunlara bir de iddaa ve Lig Tv yayın gelirini ekleyin. Beklenti buradan kaynaklanıyor” yorumunu yapıyorlar

                            Yorum

                            • Linda
                              Yeni Üye
                              • 13 Mart 2009
                              • 0

                              #404
                              Stres testinde bit yeniği şüphesi, küçük bankalarda sıkıntı var | 09.05.2009 | Sıla Özçelik

                              Stres testinde bit yeniği şüphesi, küçük bankalarda sıkıntı var
                              09.05.2009 | Sıla Özçelik

                              En az 120 milyar dolara ihtiyaç duyulması beklenirken ABD'deki stres testi sonucunda bankaların sermaye ihtiyacının 75 milyar dolar çıkması şüphe uyandırdı. Küçük bankalara dair sonuçların gizli tutulması ise asıl sorunun sümen altı edildiği izlenimi yaratıyor.

                              Avrupa, ABD ve İngiltere bu hafta küresel krizden çıkışın ilk sapağı olarak gördükleri bankacılık sektörleri için kolları sıvadı. Avrupa Merkez Bankası (AMB) tarihinde ilk defa 60 milyar euroluk tahvil alımına gideceğini açıkladı. İngiltere Merkez Bankası (BoE) ise tahvil alımı programını 50 milyar sterlin genişleterek 125 milyar dolara kadar çıkardı. ABD'de ise piyasaların dört gözle beklediği stres testi sonuçları açıklandı, beklenenden iyi de çıktı. ABD'nin teste tabi tutulan 19 bankasının 10'unun en kötü senaryoda sadece 75 milyar dolara ihtiyaç duyduğu, 5'inin ise sermaye ihtiyacı olmadığı açıklandı. Oysa ki kredi ve derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's'un (S&P) tahmini bankaların en az 120 milyar dolar ek sermayeye ihtiyaç duyacağı yönündeydi. Ancak bu iyimser tablo daha dikkatli incelendiğinde testin uygulanış biçiminden, geri kalan 4 bankaya ilişkin hiç bir sonuç açıklanmamasına kadar akıllarda soru işareti oluşturan bir çok kritik nokta olduğu görülüyor.
                              Perşembe gecesi açıklanan stres testi sonuçlarında küresel krizden çıkışta kilit noktası olarak görülen ABD bankacılık sektörünün 2 yıl içinde yazacağı zarar ise 600 milyar dolar olarak öngörüldü. Ancak testin sonuçlarının bu kadar rahat bir şekilde açıklanması sonuçların altında bit yeniği aranmasına neden oldu. Çünkü ABD şu ana kadar bankacılık sektöründe dönem dönem uygulanan bu stres testlerini kamuoyuna daha önce hiç açıklama gereği duymamıştı. Yani kol kırılsa bile yen içinde kalmıştı. Sonuçların beklentilerden hayli iyi çıkması da test bulgularının ne kadar güvenilir olduğu tartışmasını beraberinde getirdi.

                              TARP'ta kalan paraya göre açıklandı

                              Bankaları finanse eden TARP fonunda harcanacak 110 milyar dolar kalmışken, ihtiyaç duyulan rakamın 75 milyar dolar ile bu rakamın altında çıkması oldukça manidar. TARP fonları yüzünden kendi vergileri ile zenginlerin hatasını örtmeye çalışan hükümeti aylardır eleştiren ABD halkının, TARP benzeri yeni bir uygulama karşısında nasıl bir tepki vereceği ortada. Uzmanlara göre de bu yüzden ihtiyaç duyulan rakam olarak TARP fonunda kalan miktarın altında bir miktar telaffuz edildi. 75 milyar dolarlık sermaye artırımının nasıl finanse edileceği ise belirsiz. Bu nedenle Barack Obama'nın "Hiçbir bankanın başarısız olmasına izin verilmeyecek" şeklinde açıklaması da gelince daha önceki kurtarma fonu TARP'ta olduğu gibi yine vergi mükelleflerinin sırtına ekstra yük bineceği tartışmaları başladı. Bankaların gerekli sermayeyi bulamaması ise daha fazla devletleştirmeyi de beraberinde getirebilir. Bunun yanı sıra testin varsaydığı en kötü senaryonun bile aslında "yeterince kötü" olmadığı tartışılıyor. Örneğin bu senaryoda 2010'da yüzde 10,3'e çıkacağı öngörülen işsizlik oranı zaten şimdiden yüzde 8,9 seviyesinde ve her ay işsiz ordusuna yaklaşık 600 bin kişi katılıyor. Dolayısıyla yüzde 10,3'lük orana ulaşılması bir seneyi bile bulmayabilir.

                              Küçüklerin sonuçları neden yayınlanmadı

                              Öte yandan testin mantığının da yanlış olduğu bir diğer tartışma konusu. Çünkü her bankanın sermaye yapısı ve kredi pozisyonu birbirinden farklı. Dolayısıyla stres testine ilişkin şüphe uyandıran en ilginç nokta da Citigroup, Bank of America ve JP Morgan gibi durumu artık fazlasıyla öngörülebilir olan büyük bankaların sonuçları açıklanırken aynı teste tabi tutulan küçük bankalara ilişkin sonuçların yayımlanmamış olması. Fifth Third Bancorp'un, KeyCorp'un PNC Financial Services'ın ve SunTrust Banks'ın durumu açıklanmadı. İddialara göre bu yerel bankalara ilişkin verilerin panik yaratarak ikinci bir "Northern Rock" vakasına neden olmasından endişe edildiği için açıklama yapılmadı.
                              Daha dikkat çekici olan nokta ise şu; stres testine tabi tutulan bankalar arasında batık varlıkların toplam varlıklara oranında bir çok yerel bankanın durumu açıklanan dev bankalardan çok daha kötü durumda. Örneğin BoA'nın bilançosundaki batık varlıklar 20 milyar dolara yaklaşıyor ama bu toplam varlıklara oranlandığında yüzde 1 seviyesini bulmuyor. Oysa ki toplam batık varlığı 5 milyar dolar bile olmayan yerel bankalar zinciri Suntrust'ın toplam varlıkları ile kıyaslandığında bu oran yüzde 2,5'lere yaklaşıyor. Aynı şekilde Fifth Third bankasının toplam batık varlığı 2.5 milyar dolar civarındayken, toplam varlıklara oranla batık seviyesi yüzde 2'yi geçiyor. Yani görünürde çok küçük batığı var zannedilen küçük bankaların kendi büyüklükleri ile kıyaslandığında sorunları Citigroup ya da BoA'dan daha büyük görünüyor.

                              Test sonuçları sonrası istihdam da moral verdi

                              ABD'de stres testlerinin sonuçlarının ardından piyasaları memnun eden bir veri daha açıklandı. Cuma günü Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre nisan ayında yeni iş kayıpları beklentilerin oldukça altına indi ve ekim ayındna bu yana en düşük rakam olan 539 bin olarak duyuruldu. Ancak işsizlik oranı, 1983 yılı eylül ayından bu yana en yüksek seviye olan yüzde 8,9'a yükseldi. Bakanlık açıklamasına göre, durgunluğun başladığı 2007 yılı Aralık ayından bu yana toplam iş kaybı 5.7 milyon kişiye ulaştı.
                              Bu haberin de ardından Avrupa ve ABD'de endeksler yükselişe geçti. Saat 17:30 itibariyle İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 1,7, Alman DAX endeksi yüzde 2i7 ve Fransa'nın CAC 40 endeksi yüzde 1,6 yükseldi. ABD'e ise Dow Jones ve S&P 500 endeksleri yüzde 0,8 değer kazandı. Öte yandan dünya ekonomisinin durumuna ilişkin iyimserliğin yükselmesinden ötürü petrol fiyatı bu hafta yüzde 8'den fazla değer kazandı. ABD ham petrolünün varil fiyatı haziran ayı teslimi cuma günü 58 doların üzerinde seyretti. Geçen yıl şubat ayında 33.55 dolar olan petrolün varil fiyatı o dönemden bu yana yüzde 70'ten fazla değer kazandı.
                              al/sat/tut/boru değil, öz be öz alın terli kendi fikrimdir, fikirlerim her an değişebilir, yatırım tavsiyesi değildir!..
                              Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz!..
                              GS: Remember - it is easier to ride the trend then to bet against it.

                              Yorum

                              • fizban
                                Baş tacımız...
                                • 22 Nisan 2009
                                • 166

                                #405
                                Standby dan $30 billion bekleniyor.

                                http://www.hurriyet.com.tr/english/f...33.asp?gid=236
                                [COLOR=DarkSlateGray][SIZE=2]Düşmanlarınızı kötülemeyin,
                                onlar sizin eserinizdir[/SIZE].[/COLOR]

                                [SIZE=1][COLOR=DimGray]William Hazlitt[/COLOR][/SIZE]

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information