Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • PEHLİVAN
    Çalışkan
    • 13 Şubat 2009
    • 1138

    #256
    Piyasalari Fazla Para Korkusu Sardi

    Fed'in tahvil satın alma kararının dalga dalga etkileri sürerken, TL, Para Politikası Kurulu'nun bir puanlık faiz indiriminin ardından dün geldiği seviyelerde dengelendi.



    Merkez Bankası beklendiği gibi gecelik faizlerini birer puan indirdi. Karar öncesinde dolar-TL 1,71'e yükselirken, euro-TL 2,34'e çıkmıştı. Genelde kararın açıklanmasının ardından gözlenen hareketlilik yaşanmadı ve kurlar yükseldikleri yerde kaldı.

    Dışarıda ise Fed'in kararının ekonomiyi canlandırmakta ne kadar etkili olacağı ve parasal büyümenin etkileri tartışılırken, borsalar geriliyor ve emtia yükselişini koruyor.

    ABD borsaları, Fed'in durgunluğu önleme amaçlı denenmemiş son çabalarıyla ilgili endişeler son dönemde piyasayı sürükleyen mali sektör hisselerinde satışlara neden oldu.

    Yatırımcılar, toplamı 2 trilyon dolara ulaşacak tahvil alımlarının yanı sıra Fed'in mali sisteme 1 trilyon dolar pompalayacak, tüketici ve küçük işletmelere yönelik kredi programının kapsamını genişleten planının doğuracağı sonuçlar hakkında kararsız. Yatırımcılar bu hamlelerin uzun dönemde enflasyonu tetikleyebileceği konusunda endişeliler.

    S&P'deki düşüşte mali hisseler büyük rol oynadı. Yatırımcıların karı paraya çevirmeye karar vermesi ile Morgan Stanley % 13, Wells Fargo % 10,5, Bank of America % 10, JP Morgan yüzde 8 geriledi. Çarşamba günü yüzde 11 yükselen KBW Banka endeksi yüzde 9.1 düştü.

    Açığa satanların alımlarıyla 1 doların altını gördükten sonra 3 doların üzerine çıkan Citigroup hisseleri de % 15,5 geriledi. Hissede opsiyon işlemlerinin dengelendiği, pozisyon kapamaya yönelik alımların duruluğu gözlendi.

    Bernstein'ın 2009'da 40 yıldaki en kötü yıllık büyümesini göstereceğini söyleyerek hedef fiyatını indirdiği 3M'in hisseleri yüzde 3.5 düşerek 47.47 dolara geriledi ve Dow'un en çok kaybeden hisseleri arasında yerini aldı.

    Nasdaq, yazılım üreticisi Oracle'ın tahminlerin üzerinde açıkladığı sonuçlar sonrasında değer kazanması ile diğer azalışlarını dengeleyerek iki endekse göre daha iyi bir performans sergiledi. Oracle hisseleri yüzde 9.7 yükselerek 17.37 dolardan günü tamamladı.

    Dow Jones Sanayi yüzde 1.15 düşerek 7,400 seviyesine gerilerken Standard & Poor's 500 Endeksi yüzde 1.30 eksiyle 784.04 puana düştü. Nasdaq Bileşik Endeksi ise yüzde 0.52 değer kaybetti ve 1,483'ten günü tamamladı.

    Tokyo'nun tatil olduğu Asya'da endeksler genelde satış ağırlıklı bir seyir izledi. Sidney'de hafif kayıp var. Hong Kong % 1,5 düşerken, Seul ve Şanghay ise artıda.

    Emtiadaki yükseliş enerji ve madencilik hisselerine alım getirmesi düşüşleri dengeledi.

    Petrol 51 doların üzerinde, altın ise 959 dolar seviyesinde. Doların değer kaybıyla paralel yükseliş trendlerini koruyor.

    Yorum

    • PEHLİVAN
      Çalışkan
      • 13 Şubat 2009
      • 1138

      #257
      Dolarda rüzgar tersine döndü



      Merkez Bankası'nın dünkü 1 puanlık faiz indiriminin ardından dolar yeni güne 1.71 sınırından başladı.

      HÜRRİYET

      Dolar bankalararası ilk işlemlerde 1.7095 TL seviyesinden el değiştirdi, arkasından 1.7140 TL'ye çıktı. Ancak sonrasında gelen satışlarla dolar tekrar 1.70'in altına indi ve 1.6950 TL bölgesinde dengelendi.

      Dolar dün FED'in hamlesi ile dünyada büyük bir değer kaybına uğrarken, içeride de 1.68 sınırına kadar gerilemişti. Ancak gün sonuna doğru gelen alımlar doları yeniden 1.70'in üzerine çıkarmıştı. Dolar dünü 1.7070 TL'den kapattı.

      Dolar euro karşısında ise biraz daha olumlu bir görüntü sergiliyor. Dün 1.37'nin üzerini gören euro/dolar paritesi bugün 1.3550 seviyelerine geriledi. Dolar bu son hamlesine rağmen hafta başından bu yana euro karşısında yüzde 4.8 değer yitdi.

      Fortune Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ali Ağaoğlu, eur/dolar paritesinin 1.35'in üzerinde kalmasıyla dolar kurunun içeride 1.6740 TL'ye kadar gerileyebileceğini belirtti.

      BU KEZ SÜRPRİZ YAPMADI

      Son toplantılarında piyasa beklentileri ile ters davranışlar sergileyen Merkez Bankası, bu kez beklentilere uygun davrandı. Merkez Bankası, enflasyonun yıl sonu hedefinin altında kalma ihtimalinin belirginleşmesi ve küresel finans piyasalarındaki sorunların reel ekonomi üzerindeki etkilerinin boyutuna ilişkin belirsizliklerin halen yüksek seviyede seyretmesini gerekçe göstererek faizi 1 puan indirdi. Gecelik faizler yüzde 10.50 ile tarihin en düşük seviyesine geriledi.

      ARTIK TOP HÜKÜMETTE

      Merkez Bankası’nın dün aldığı faiz indirimi, Türkiye’ye fon girişini azaltır mı azaltmaz mı tartışmasını alevlendirdi.

      2001 krizinde aktif görev almış eski bir ekonomi bürokratı, yabancı yatırımcının bu seviyedeki faiz oranlarıyla Türkiye’ye gelmeyeceğini iddiasının doğru olmadığını söyledi. Sıcak ya da soğuk paranın bir ülkede faize değil güven ve istikrara gittiğini belirtirken, 2001-2007 döneminde de Türkiye’ye sermaye girişi bu iki unsur nedeniyle oldu. Ancak mali disiplinin bozulmaya başlamasıyla birlikte Türkiye’den çıkış da başladı. Küresel krizin başlamasının ardından Türkiye’de sıcak para da kalmadı” dedi.

      Merkez Bankası’nın kriz karşısında bugüne kadar elinden geleni yaptığını ifade eden eski bürokrat, dün alınan faiz indiriminin bu seviyedeki son indirim olabileceğine işaret etti. Bundan sonra indirimin çok sınırlı olabileceği ya da hiç olmayacağı tahmininde bulunurken, “Bugüne kadar MB, kriz karşısında elinden gelen her şeyi yaptı, hem de hükümetin desteği olmaksızın yaptı.

      Hükümet, mali disipline uymak bir yana, her yandan açıldı. Disiplin derken, kriz önlemlerinden söz etmiyorum, ekonomiye yarar sağlamayan harcamaları kastediyorum. Ama artık bugünden sonra top hükümete geçmiştir. Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in son dönem çıkışları, hükümetin kriz karşısında insiyatifi ele almak istediğini göstermesi açısından önemlidir” diye konuştu. Eski bürokrat, IMF ile anlaşma yapılması gerektiğinin de altını çizdi. Ancak anlaşmanın geç yapılmış olmasının ‘olumlu’ etkisini sınırlayacağını da ileri sürdü.

      FAİZ İNDİRİMİ DOĞRU KARAR

      Merkez Bankası'nın kararını değerlendiren Ata Yatırım Başekonomisti Nurhan Toğuç, Merkez'in son dönemde gerçekleştirdiği hızlı faiz indirimleri serisinin içinde bulunduğumuz konjonktüre uygun olduğuna dikkat çekti. Toğuç, bu faiz indirimlerinin bir süre sonra kredi piyasalarında da etkisini göstermeye başlayacağını belirterek, bence Merkez Bankası doğruyu yapıyor dedi. Toğuç, Merkez Bankası'nın önümüzdeki iki toplantısında da 50 baz puanlık indirimler beklediğini ifade etti.

      ABD ALDIĞINI GERİ VERDİ

      ABD'de önceki gün FED'in piyasaya müdahalesi ile başlayan olumlu hava yerini tekrar düşüşe bıraktı. Dow Jones günü yüzde 1.15 kayıpla 7 bin 400, S&P 500 de yüzde 1.3 kayıpla 784 puandan noktaladı.

      DOLARDA TARİHİ DÜŞÜŞ

      Dün sert bir düşüş göstren dolar ise bugün euro karşısında biraz daha sakin. Euro/dolar paritesi 1.3650'nin hemen atından el değiştiriyor. Dolar dün FED'in hamlesi ile birlikte çok sert bir şekilde gerilemiş ve parite 1.37'nin üzerini görmüştü. Öte yandan dolar haftalık bazda da yüzde 5 kayıpla euronun kullanıma girdiği 1999 yılından bu yana en büyük haftalık düşüşünü kaydetti.

      Yorum

      • MESUTC
        KEYFE KEDER YAZAR
        • 22 Mayıs 2008
        • 4444

        #258
        AB’YE KANATLI ETİ İHRACATI RESMEN BAŞLIYOR
        Türkiye’nin kanatlı eti ihracatı yapmak için yıllardır beklediği
        Avrupa Birliği kapısı sonunda açıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın
        önerdiği kanatlı eti üreticisi 7 entegre firma, AB Komisyonu Sağlık ve
        Tüketici Genel Müdürlüğü DG-SANCO’dan işlenmiş kanatlı eti ihracatı
        için gerekli izinleri aldı. Bakanlığın garanti verdiği üretici
        firmaların AB’ye işlenmiş kanatlı eti ürünleri ihracatı 29 Mart
        itibariyle başlıyor.
        Türkiye’nin AB ülkelerine ihracat için 2003 yılından bu yana yoğun
        çalışmalar yürüttüğünü bildiren Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar
        Birliği (BESD-BİR) ve Sağlıklı Tavuk Bilgi Platformu (STBP) Başkanı
        Zuhal Daştan, “Uzun zamandır beklenen bu karardan dolayı son derece
        mutluyuz. Karar, kanatlı eti ürünleri ihracatında AB kapısının
        açıldığının habercisi” dedi.
        Türkiye’nin tavuk eti üretiminde dünyada 17. sırada bulunduğunu ve
        ileri teknoloji ile donatılmış modern tesislerde kalite ve hijyen
        açısından dünya standartlarının üzerinde üretim yapıldığını kaydeden
        Daştan, şöyle devam etti:
        "AB Komisyonu, Eylül 2003’te yaptığı denetimlere istinaden,
        Türkiye’yi kanatlı hayvan ürünleri ithalatı yapılabilecek üçüncü grup
        ülkeler listesine almıştı. AB Kalıntı İzleme Komitesi heyeti ise 24
        Ocak 2005’te ülkemize gelerek Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın
        laboratuarlarında ve özel sektöre ait gıda üretim işletmelerinde
        incelemelerde bulunmuş ve bunun arkasından alınan kararla Türkiye,
        Kalıntı İzleme Programı Onaylanmış Üçüncü Ülkeler listesine dahil
        edilmişti. Bundan sonra ihracatın hukuki olarak başlayabilmesi için,
        denetimi yapan AB Gıda ve Veterinerlik Ofisi (FVO) heyetinin
        hazırladığı raporun AB Komisyonu Sağlık ve Tüketici Genel Müdürlüğü
        DG-SANCO tarafından onaylanması ve izin kararının AB Resmi
        Gazetesi’nde yayınlanması gerekiyordu. Türkiye olarak tüm bu süreçleri
        başarıyla aştık. 29 Mart itibariyle işlenmiş kanatlı eti ihracatına
        başlıyoruz."
        Türkiye beyaz et sektörünün ihracatı, 2008'de önceki yıla göre
        yüzde 100'e yakın artış kaydederek 87 milyon dolarlık rekor seviyeye
        ulaştı. En fazla ihracat, 25 milyon dolarlık tavukayağıyla Vietnam'a
        yapılırken, Irak'a yapılan tavuk eti ihracatı, 14 kat artışla 16
        milyon 657 bin doları buldu.

        Foreks Haber Merkezi


        Bu haberi sen de atlamışsın bre Pehlivan :(
        Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti sermaye piyasası kurulu tarafindan yayimlanan seri:v,no:52 sayılı "yatırım danışmanlığı faaliyetine ve bu faaliyette bulunacak kurumlara iliskin esaslar hakkında tebliğ" çerçevesinde aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.Yapılacak teknik ve temel analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği bu analizlerde yapılan öngörülerin gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu dikkate alınmalıdır.

        Yorum

        • simurg
          Administrator
          • 10 Mart 2007
          • 9248

          #259
          Türkiye son 6 yılda borçlarını ikiye katladı

          22.03.2009 | Anadolu Ajansı | Haber



          Türkiye Kamu-Sen'den yapılan açıklamada, "Türkiye'nin son 6 yılda borçlarını ikiye katladığı, alınan borçların yüzde 88'inin faiz ödemelerine harcandığı" iddia edildi. Konfederasyondan yapılan açıklamada, Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi'nce, Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, 2002-2008 yıllarına ait verilerine göre bir araştırma yapıldığı belirtildi.
          Araştırmanın, "2002-2008 yıllarında ekonomi politikalarında yapılan yanlışların, bugün yaşanan işsizliğin başlıca nedenleri arasında olduğunu ortaya koyduğu" ifade edilen açıklamada, "istihdamın artırılması için kamu yatırımlarına ağırlık verilmesi gerekirken, Türkiye'nin bu dönemde tarihinin en ağır borç yüküne girmesine karşın, borçların yatırım yerine faiz ödemelerine harcandığı" kaydedildi. Açıklamada, bu süreçte Türkiye'nin toplam borç yükünün 308,31 milyar TL'den 656,07 milyar TL'ye yükseldiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:
          "Likidite bolluğunun yaşandığı, borçlanma güçlüğü çekilmediği bu süreçte faizler indirilmedi ve Türkiye, dünyanın en yüksek reel faizini veren ülke durumuna geldi. 2002-2008 yılları arasında alınan 348 milyar TL tutarındaki borca karşılık, son 6 yılda borç faizi için 306 milyar TL ödendi. Aynı dönemde kamudan yatırımlara ayrılan toplam kaynak ise 67,3 milyar TL'de kaldı. Dolayısıyla Türkiye, son 6 yılda borçlarını ikiye katlarken, alınan borçların yüzde 88'i faiz çevrelerine aktarıldı.
          Yatırımlara yeterli kaynak aktarılmadığı gibi, daha önce büyük yatırımlar sonucunda kurulan ve yüz binlerce işçi çalıştıran KİT'lerin satılmasıyla da istihdama darbe vuruldu. Bu dönemde özelleştirmelerden elde edilen 39,4 milyar TL'lik kaynak da yatırımlara yönlendirilmedi. Tarihin en ağır borç yükü altında ezilen ülkemizde, alınan bunca borç ve özelleştirmeden elde edilen kaynak, yatırıma dönüşmeden faize aktarıldığı için de işsizlik rakamları tarihin en yüksek değerine çıktı."
          https://twitter.com/keyborsa_simurg

          Yorum

          • PEHLİVAN
            Çalışkan
            • 13 Şubat 2009
            • 1138

            #260
            Peki Neden Bono Faizi Inmiyor?

            Borç verme faizi de 100 baz puanlık indirimle, yüzde 14’ten 13’e düşürüldü. Borç verme oranı, pratikte bir önem taşımıyor.

            Merkez Bankası Perşembe günü gecelik borç alma faizlerini yüzde 11.5’ten 10.5’e (bileşik 11.07) indirdi. Borç verme faizi de 100 baz puanlık indirimle, yüzde 14’ten 13’e düşürüldü. Borç verme oranı, pratikte bir önem taşımıyor.

            Zira 2008 yılı Mayıs ayından beri net borç vericisi durumunda olan MB; bankaların TL ihtiyaçlarını hergün yapılan haftalık repo ihaleleri ile karşılıyor. Piyasayı haftalık bazda likidite sağlıyor. İndirim öncesinde haftalık basit faizler 11.07 iken (bileşik 11.69) indirimin hemen sonrasındaki ihalede ortalama oran 10.78’e (bileşik 11.37) geriledi. Faiz indirimi sonrasındaki ilk haftalık repo ihalesindeki rakam da 10.22 milyara (bir önceki 2.62 milyar) ulaştı. MB’nin 100 baz puanlık indirimine karşın, haftalık ihalelerdeki düşüş, 30 baz puanla sınırlı kalmış durumda.

            Daha da önemlisi gösterge bono faizlerindeki “yükseliş”. Evet yanlış okumadınız! Gösterge bonoların faizleri, MB’nin indiriminin ardından değil düşmek, yükseldi. Perşembe günü yüzde 14.07 bileşikten kapanan bono faizleri dün bir ara 14.38’e kadar çıkarken, günü 14.19’dan kapatmış durumda.

            TCMB faiz indiriyor, bono faizleri düşmesi gerekirken, yükseliyor! Nedenleri çeşitli. Ancak ilk akla gelen ve belki de en önemli olan; Hazine’nin önümüzdeki günlerde artacak olan borçlanma ihtiyacı ve bunun faizler üzerinde yaratacağı baskı. Seçim döneminde artan harcamalar, IMF anlaşmasının yapılmamış olması ya da gecikmesi nedeniyle yüksek seyreden risk primi, “ardarda açıklanan” paketlerin yaratacağı yeni açıklar; hep dönüp dolaşıp Hazine’yi vuruyor ve daha da vuracak!

            Şu seçim bir bitse de...

            Bunlara bir de bakanların “talihsiz açıklamalar” ve özellikle de sayın Başbakan’ın sert üslubu eklenince bono faizleri “düşüşe direniyor”. Bunlar bono faizlerini etkiler mi demeyin. Tabii ki etkiliyor. Sayın Şimşek’in; işsizliğe çözüm üretmek durumunda olan bakanlardan biriyken; kriz sebebiyle işini kaybeden kocasına destek olmak üzere iş aramaya başlayan kadınları, artan işsizliğin sebebi olarak göstermesi kafalardaki soru işaretlerini büyütüyor.

            “Kredi kartıyla borçlananlara dürüst gözüyle bakmayan” ya da “işçi çıkaranları bedel ödetmekle” tehdit eden Başbakan’ın tavrı ekonomik barışı olumsuz etkiliyor. Krizin yaratmış olduğu “kırılgan havada” bu tarz “gereksiz gerilimler” bile piyasa katılımcılarının kararlarını etkiliyor. Bakmayın dün faiz indirimine rağmen kurun düşmüş olmasına. Diğer gelişmekte olan ülke piyasalarında yaşananların, iç dinamiklerimizin önüne geçmesinin naçizane bir sonucuydu bu düşüş.
            ALİ AĞAOĞLU/VATAN

            Yorum

            • PEHLİVAN
              Çalışkan
              • 13 Şubat 2009
              • 1138

              #261
              Bernanke: Başka Bir Alternatifimiz Yoktu

              Küresel krizi durdurmak için son kozlarını oynayan ABD, sistemdeki zayıf noktalara karşı artık daha radikal önlemler alıyor

              Amerika Merkez Bankası FED’in Başkanı Ben Bernanke piyasadan yüklü miktarda hazine bonosu alacağı kararıyla ilgili olarak "Başka bir çaremiz yoktu" dedi. Piyasaların bu kararı iyi haber olarak yorumlanmasının önemine dikkat çeken Bernanke "Bu gibi hareketlerden başka bir yolumuz olduğunu düşünmüyorum. Yani bir alternatifi yok. Kural koyucuların artık bir an önce sistemdeki zayıf noktalara karşı önlem alması gerekiyor" dedi.
              Bernanke’nin açıklamalarından sonra piyasalarda başlayan iyimser hava uzun sürmedi. Yeni risklere karşı temkinli seyir sürüyor. FED piyasaya yüksek miktarda para süreceği için başta petrol ve altına yönelen para emtia fiyatlarını yukarı çekiyor.

              Yorum

              • yagmur
                Kıdemli
                • 29 Nisan 2008
                • 4717

                #262
                Piyasa yapıcılığı başlıyor

                İMKB hisse senetleri piyasasında "piyasa yapıcılığı" dönemi başlıyor. Piyasa yapıcılığı için başvuran İMKB üyeleri arasından, belirlenen şartları taşıdığı tespit edilenler İMKB tarafından hazırlanan ve SPK tarafından onaylanmış olan "Piyasa Yapıcılık" taahhütnamesini imzalamak zorunda olacak. Aksi takdirde piyasa yapıcılık faaliyetlerine başlayamayacak.

                Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK), İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında faaliyet gösteren Hisse Senetleri Piyasasının çalışma esas ve kurallarını belirleyen "İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Hisse Senetleri Piyasası Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

                Söz konusu yönetmeliğe 'Piyasa Yapıcı' tanımı eklendi. Piyasa Yapıcı ise "Sorumlu olduğu menkul kıymetin piyasasının dürüst, düzenli ve etkin çalışmasını sağlamak ve likiditeye katkıda bulunmak amacıyla faaliyette bulunmak üzere İMKB Yönetim Kurulu tarafından yetkilendirilmiş İMKB üyesi aracı kuruluşu" olarak tanımlandı.

                Yönetmelikte yer alan "Piyasada işlem yapacak olanlarda aranacak şartlar" başlığına da "piyasa yapıcılarda aranacak şartlar" da eklendi. Buna göre, piyasa yapıcılığı için başvuran İMKB üyeleri arasından İMKB Yönetim Kurulu tarafından belirlenen şartları taşıdığı tespit edilenler, bu faaliyetlerine ilişkin olarak ayrıca İMKB tarafından hazırlanan ve SPK tarafından onaylanmış olan "Piyasa Yapıcılık" taahhütnamesini imzalamak zorunda olacak. Aksi takdirde piyasa yapıcılık faaliyetlerine başlayamayacak.

                Bir piyasa yapıcı, birden fazla menkul kıymette piyasa yapıcısı olarak atanabilecek. İMKB Yönetim Kurulu piyasa yapıcı üyenin piyasa yapıcılık faaliyetinde bulunabileceği menkul kıymet sayısına sınırlama getirebilecek. Piyasa yapıcı üyenin, talebi üzerine veya belirlenen şartları yitirmesi halinde Yönetim Kurulu tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde piyasa yapıcılık yetkisi iptal edilecek.

                Her iki durumda da ilgili menkul kıymetteki işlemlerin hangi işlem yöntemi ile yürütüleceği Borsa Yönetim Kurulu tarafından belirlenecek. Yönetmeliğin "İşlem yöntemi"nin belirlendiği fıkrasında da değişikliğe gidildi. Buna göre, hisse senetlerinin alım-satımında "tek fiyat" ve "çok fiyat" yöntemleri ile piyasa yapıcılık faaliyeti, yönetmelikte belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde Yönetim Kurulu tarafından belirlenen kurallar ile uygulanacak.
                Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

                Yorum

                • yagmur
                  Kıdemli
                  • 29 Nisan 2008
                  • 4717

                  #263
                  Rusya'dan Türk şirketlerine yatırım çağrısı

                  Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in sözcüsü Dimitriy Peskov, Rusya'nın da küresel ekonomik krizden olumsuz bir şekilde etkilendiğini ancak bu zor dönemlerde Rus ekonomisine yatırım yapacak Türk şirketlerinin krizden sonra çok avantajlı duruma geçeceğini söyledi.

                  Peskov, Rusya'nın Sesi Radyosu'nun Türkçe Bölümü programcılarından Dr. Serhat Samancı'nın gündemdeki sorunlarla ilgili sorularına Türkçe verdiği yanıtta, Türk yatırımcıların Rus ekonomisine güvenmesini istedi. Rus ekonomisinin de diğer ülkeler gibi krizden olumsuz yönden etkilendiğini ifade eden Peskov, "Ama Rusya ekonomisi halen ayaktadır. Tabii ki bazı sektörlerde düşüşü olan ama halen de gelişen bir ülke ve her bir belanın iyi bir tarafı var. Yani mesela son hükümet toplantısında yeni bir bütçe kabul edildi" dedi. Kabul edilen kriz bütçesi planına göre, Rus ekonomisinin krizden daha güçlü, daha verimli ve daha geniş kapasiteli çıkacağını vurgulayan Peskov, şunları kaydetti:

                  "Kriz aslında petrol ve eneri kaynakları bağımlılığından vazgeçmek için çok güzel bir imkan ve bu imkandan istifade etmek bizim vazifemiz. Dolayısıyla bu vaziyette bile aslında çok ilgi çekici bir ekonomi. Türk yatırımcılara tek bir tavsiyem olabilir: Zor zamanlarda bu piyasaya girecek şirketler krizden çıkış zamanında çok daha büyük avantajlara sahip olur. Mesela 90'lı yıllarda, çok iyi hatırlıyorum bunu, ben o zaman Türkiye'de çalışıyordum, o zamanki Büyükelçimiz Çernişev, herkes onu hatırlar halen Türkiye'de... O zaman Türk iş adamlarına şunları söylerdi: 'Evet, şu an ekonomimiz çökmüş ama bu vaziyette kim girerse sonra daha kârlı çıkar'. Ve o zaman işte ENKA geldi, büyük firmalar geldi ve şimdi bak çok genişçe faaliyet gösteriyorlar ve köklü birer şirket haline geldiler. Tabii ki iyi şartlarda, çok büyük bir gelişme safhasında piyasaya girmek çok zor, çünkü rekabet çok ciddi. Ama kriz şartlarında giriş yapabilecek kapasitede olan şirketler ileride çok daha avantajlı ve çok daha kârlı durumda kalacaklar."

                  Peskov, aynı zamanda Rus şirketlerinin de bu gibi dönemlerde Türk ekonomisine yatırım yapması gerektiğinin altını çizdi.
                  Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

                  Yorum

                  • PEHLİVAN
                    Çalışkan
                    • 13 Şubat 2009
                    • 1138

                    #264
                    5. Paket Geliyor

                    Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, 5. tedbir paketinde yapmayı planladıkları çalışmaların, finans ilişkilerinin yeniden kurulması, borçların yeniden yapılandırılması ve yeniden can suyu desteğinin verilmesi olduğunu söyledi.


                    Bakan Çağlayan, AKP Keçiören Belediye Başkanı adayı Mustafa Ak ile birlikte Etlik'te partinin seçim bürosunun açılışına katıldı.

                    Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çağlayan, ''kredi kartlarıyla ilgili yeni bir düzenleme olacak mı'' sorusu üzerine, şu an için böyle bir çalışmanın gündemde olmadığını, ihtiyaç duyuldukça yeni tedbirler alınabileceğini belirtti.

                    Şu anda üzerinde çalıştıkları en önemli konunun reel sektörle mali sektör arasında bozulmuş olan finansman ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi olduğunu ifade eden Çağlayan, şunları söyledi:

                    ''Diğer taraftan firmalara yeni işletme sermayesi verilmesi noktasında çalışmalar devam ediyor. Tüm iş aleminin finans sektörüyle olan probleminin çözülmesi gerekiyor. Bu noktada Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren'in üzerinde çalıştığı bir konu var. Önümüzdeki günlerde Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında görüşüldükten sonra gündeme gelecek. 5. pakette yapmayı planladığımız çalışmalar finans ilişkilerinin yeniden kurulması ve borçların yeniden yapılandırılması ve yeniden can suyu desteğinin verilmesidir.''

                    Bakan çağlayan, önümüzdeki günler için esnaf ve sanatkarlara da müjde vermek istediğini belirterek, şöyle devam etti:

                    ''KOSGEB Kanunu'ndan sadece imalatçılar kredi alabiliyordu, yeni düzenleme ile inşallah 1 Nisan'da TBMM'de kanun çıkınca KOSGEB'den bakkal, manav, minibüsçü, taksici, ticaret erbabı olan, hizmet erbabı olan sanayi ve imalatçıların tamamı bu kredilerden faylanabilecek, bunun üzerinde çalışmalar devam ediyor.

                    "ÖTV'de süre uzatımı yok"

                    Bir gazetecinin, ÖTV'de 3 aylık sürenin uzatılıp uzatılmayacağını sorması üzerine de Bakan Çağlayan, süre uzatımının kesinlikle söz konusu olmadığını, bu konuda bir beklenti olmaması gerektiğini ifade etti.

                    Bakan Çağlayan, otomotiv sektöründeki ÖTV indirimleriyle stokların neredeyse tükendiğine, ağır vasıta ve ticari araçlarda da bu konuda çalışmalarının sürdüğüne işaret etti.

                    Geçen hafta otomotiv sektöründeki yöneticilerle bir araya geldiğini anlatan Çağlayan, şunları söyledi:

                    ''Şu anda Tofaş başta olmak üzere Türk Fiat fabrikaları çıkartmış oldukları veya ücretsiz izne ayırdıkları işçileri yeniden çağırdılar. Bu ÖTV uygulaması gösterdi ki, bizim vatandaşımızda para var, yastık altındaki para psikolojik olarak ekonomik tedbir aldığınız zaman hemen ekonominin içine girebiliyor. Araba alıcılarının yüzde 80-90'ı kendi öz kaynağıyla para alıyor, yani bankalara kredi için başvuranların sayısı oldukça az.''

                    "Bankalar, tüketici kredisinde şeffaf olacak"

                    Dün yayımlanan ve ''kredi reklamlarında her türlü masrafın aylık ve yıllık yüzde değerinin açık ve anlaşılır biçimde belirtilmesini zorunlu hale getiren, tüketicilerin kullandıkları kredilerde karşı karşıya kalacakları maliyetleri net olarak görebilmelerine olanak sağlayacak'' bakanlık genelgesini hatırlatan Çağlayan, ''Değerli vatandaşlar bundan sonra bankalara gittiğiniz zaman bankalar size reklamda verdikleri rakamla uyguladıkları rakamları farklı uygulayamayacaklar'' dedi.

                    Artık bankaların kredi kullanacak vatandaşlara hangi miktarda faiz kullandırmayı taahhüt etmişse, o miktarda kredi kullandırabileceğini belirten Çağlayan, ''Ekspertiz var, komisyon var, dosya masrafı var gibi hiçbir ad altında yeniden masraf talep edemeyecekler'' diye konuştu.

                    Bankaların, tüketiciden, kredi kullanandan hangi anlamda ne kadar kredi faizi istiyorsa, bunun tamamını çok şeffaf, çok net şekilde duyuracağını ifade eden Çağlayan, vatandaşların da bu faizlere bakarak, kredi kullanacaklarını söyledi.

                    Bankalara da çağrıda bulunan Çağlayan, ''Merkez Bankası faizleri ardı ardına düşürüyor. Şimdi burada bankalara da görev düşüyor. Bankalarımız topladıkları mevduatta bu faiz düşüklüğünü yansıtıyorlar, ancak bankalarımıza diyorum ki, kredi kullanımında da bu faiz düşüşünü yansıtın'' dedi.

                    Yorum

                    • PEHLİVAN
                      Çalışkan
                      • 13 Şubat 2009
                      • 1138

                      #265
                      `1 trilyon dolarlık finansman`

                      ABD Yönetimi, bankaların bilançolarında bulunan ve kredi piyasasının çalışmasını önleyen toksik varlıkları satın almak için 1 trilyon dolara kadar harcama yapacak.

                      Detayları belli olmaya başlayan plana göre, ABD Hazinesi, toksik varlıkların satın alınmasında, özel yatırımcılarla birlikte hareket edecek.

                      ABD Hazinesi, toksik varlıkların satın alınmasındaki riski tek başına almayarak, özel sektör ile birlikte risk paylaşacak.

                      Kurtarma programı bütçesinden sağlanacak mali kaynak ile özel yatırımcıları, toksik varlıkların satın alınması için teşvik ederek özel finansman imkanları sunacak.

                      ABD Hazinesi, kamu-özel sektör ortaklığıyla kurulacak olan fonlara profesyonel yöneticiler atayarak, bu fonların, toksik varlıkları alarak, ileride kar sağlamalarına imkan verecek bir sistem oluşturacak.

                      ABD Merkez Bankası da, 1 trilyon dolara kadar “tüketici” odaklı bir varlık satın alma koşullu kredi imkanı yaratarak ekonominin canlandırılmasını ve bankaların, kredileri yeniden açmaya başlamasını amaçlıyor.

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #266
                        Dolarizasyon Korkusu Artiyor

                        Ergun Özen, "Merkez Bankası yüzde 10.50’ye indirdi diye mevduat faizinin de yüzde 13’ten yüzde 12’ye ineceğini düşünmüyoru^m" dedi

                        Gecelik faizlerin indirilmesine bugüne kadar destek verdiğini söyleyen Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, "Ancak bu seviye kritik. Merkez Bankası yüzde 10.50’ye indirdi diye mevduat faizinin de yüzde 13’ten yüzde 12’ye ineceğini düşünmüyorum. Stopajı çıkartınca mudinin eline geçen para çok ciddi düşer, TL’deki para dövize dönebilir. Dolarizasyon korkusu artıyor" dedi.

                        KOCAELİ’nde gerçekleşen "Garanti Anadolu Sohbetleri" toplantısında konuşan Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, "Bugün ekonominin A’dan Z’ye tüm kesimleri gerçek anlamda zor zamandan geçiyor. İyi banka bu dönemde ortaya çıkıp, müşterisi ile ilişkisini geliştirmeli" dedi. Ergun Özen, ticari kredi faizlerinin neden hálá yüksek olduğuna ilişkin soruya, "Kredi faizlerinde sorun var, doğru. Yüzde 1.90 oranını daha aşağı çekebiliriz. Yüzde 1.50-1.60’a düşebilir. Fakat Merkez Bankası gecelik faizleri ne kadar aşağı indirirse indirsin, bankalar mevduat faizlerine daha fazla yansıtamaz" görüşünü savundu.

                        Mevduat faizinin yüzde 13 olduğunu hatırlatan Özen, şöyle devam etti: "Bankacılık sektörü olarak bundan sonra Merkez Bankası’nın gelen faiz indirimlerini yansıtmakta zorlanabiliriz. Çünkü stopajı da çıkarttığınız zaman mudinin eline geçecek parada çok ciddi düşüş olacak. Dolayısıyla böyle bir sorun var. Merkez Bankası 1 puan indirimle yüzde 10.50’ye düşürdü diye, mevduat faizinin yüzde 12’nin altına düşürüleceğini düşünmüyorum. Bu seviyeye inmez. Yoksa, TL’deki para döviz hesaplarına dönebilir. Dolarizasyon korkusu bugün itibariyle artıyor. (Şirketlerden gelen döviz talebi) aynı kapıya çıkar. Bugüne kadar faiz indirimlerine karşı çıkmadık, sesimizi çıkarmadık. Çok gerekli indirimler yapıldı. Ancak bundan sonrası kritik nokta."

                        Yüzde 8 bekleyenler de var

                        Faiz indirimlerinin bundan sonrası için ciddi yavaşlaması gerektiği uyarısını yapan Ergun Özen, "Yüzde 8’e iner diyenler de var fakat ben faiz telaffuz etmeyeceğim. Hakikaten kritik seviyeler. Sene başında benim 2009 sonu için tahminim yüzde 11’ler idi. Fakat şu anda yüzde 10.50’ye geldik. Merkez Bankası’nın politikasını doğru bulduk destekledik. Fakat bu seviye kritik" diyor. Bu dönemde iyi bankaların müşterisi ile ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini söyleyen Ergun Özen, banka müşterilerine şöyle seslendi: "Yeni dönemde 5-6 banka ile çalışmayın; çalıştığınız banka sayısını 2-3’e düşürün. Bankalar müşteriyi daha iyi tanıdıkça daha kolay çalışır, kredi isteklerine daha kolay cevap verir. Kurumlar defterlerinde daha şeffaf olursa bizim elimiz de krediye daha kolay gider. Maliye’ye verilen defterle kendiniz için tuttuğunuz aynı olmalı."

                        26 bankadan 4’ü yok

                        Özen, "Mayıs ayında sendikasyonumuzun vadesi geliyor. Türk bankalarının da bu aydan itibaren sendikasyon vadeleri geliyor. Bu kredilerin yüzde 50-60’ının vadesinin uzatılması başarıdır diye düşünüyorum. Dışarısı çok iyi değil ki... O yüzden yüzde 50-60 çok iyi olur" dedi. Özen, Garanti Bankası’nın sendikasyonuna katılan 26 bankadan 4’ünün artık olmadığını, 4’ünün kamu bankası olduğunu hatırlatarak "8 banka yok.Zor bu işler. O yüzden yüzde 50-60 oranı iyi olur diyorum" ifadelerini kullandı.

                        Türk bankaları sorun yaşamaz IMF uzmanları büyük hata yaptı

                        IMF uzmanları tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’de bazı bankaların sermaye açığı sorunu yaşayabileceğinin ileri sürülmesine tepki gösteren Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, "Tamamiyle yanlış bir analiz. Kimse kusura bakmasın. IMF uzmanları büyük hata yaptı. Türkiye bazı Doğu Avrupa ülkeleri ile aynı kefeye konmuş. Son derece talihsiz bir çalışma. Ukrayna, Macaristan ve Polonya bankacılığı ile kıyaslanmayacak bir bankacılık var burada" dedi. O ülkelerdeki bankaların sermaye yeterliliği rasyolarına göre, Türk bankalarının nereden bakılırsa bakılsın 5-6 puan yukarıda olduğunu vurgulayan Özen, "Burası halka döviz kredisi vermemiş. Oralarda bütün mortgage kredileri İsviçre Frangı, Yen, Euro, Dolar ile. Türkiye’de ise çoğu Türk Lirası. Biz hata yapmamışız" diye konuştu.

                        Romanya’ya odaklandık orada büyümek istiyoruz

                        GARANTİ Bankası’nın yurt dışında banka almak için fırsatlara baktığı haberlerinin sorulması üzerine Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, "Biz şu aralar Romanya’ya odaklandık. Romanya’dan başka ülkeyi telaffuz etmem. Orada büyümek istiyoruz. Yurt dışından satın alma olmaz; Romanya’da organik büyümemiz ise iyi gidiyor" dedi. Özen, yabancıların Türk piyasalarından çıkıp çıkmayacağı sorulunca da şunu söyledi: "Batılı bankaların bundan sonraki politikaları önemli. Devletleştirilen bankalarda bir politika değişikliği olacak mı bilmiyorum. Eskiden yükselen piyasalar o bankalara iyi geliyordu. Stratejileri değişecek mi bilmiyorum."

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #267
                          Imkb-100 Yeni Haftada Yükseliş Iştahini Arttirabilir

                          Borsada seçim yükselişinin olacağı bir hafta bekleniyor. Peki destek ve direnç noktaları hangi seviyeler?


                          SEÇİM YÜKSELİŞİNİ GÖREBİLİRİZ.
                          HEDEF 25.500-26.000 ARALIĞI OLARAK İSTENEBİLİR.

                          ENDEKS OLUMLU GÖRÜNTÜSÜNÜ KORUYOR.
                          SON DURUM VE HAFTALIK HAREKETLİ ORTALAMALARIN VE SEYRİN HAFTALIKLARA YANSIMASI
                          Kısa vadeli hareketli ortalamalarının üzerinde seyreden endeks olumlu sürecini koruyor.
                          5 ve 22 haftalık hareketli ortalamalarının üzerindeki seyir ve kapanışlar olumlu ve
                          Süreç açısından desteklenmeye vede önemli olmaya devam ediyor.
                          haftanın ilk gunlerinde 24.200 önemli direnç seviyesinin kırılması alıcılı piyasanın hafta boyunca devamına neden olabilir.
                          Yükseliş sürecinin devamı beklenebilir ve alış yönündeki pozisyonlar korunabilir.

                          HAFTALIK BANT ARALIKLARI VE YENİ HAFTAYA YANSIMASI
                          06-06-2005 tarihinden bu yana en dar bant hareketini geçen hafta gördük.
                          Dar bant bu hafta çok geniş ve çok hareketli bir hafta getirebilir.
                          ve Bir önceki 23.242 bant ile 24.038 bant aralığındaki seyir sonrası
                          haftalık bant aralığı 872 puan olan endekste, kapanışın gunun -ve haftanın en yüksek- noktasında olması yükselişin devamı
                          ve isteği anlamında yorumlanmalı
                          İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ TREND İÇİNDE GERİLEMELER NE ANLAMA GELEBİLİR.
                          Önemli destekler ve ortalamalar kırılmadığı müddetçe 23.500-23.200(trend korunduğu müddetçe) -gerilemeler- bir alış fırsatı olarak
                          değerlendirilebilir.
                          Seanslık ve saatlik -kısa dirençlerin- çalışması baskının veya düzeltmenin biraz daha devamı anlamına gelecektir.
                          24.200 bugun rahat geçilebilecek nokta olduğunu düşünmekteyiz. Bu nedenle yükseliş iştahı artarak devam edebilir.
                          BU HAFTAYA DAİR BEKLENTİ BANTLARI VE DİRENÇLER, DESTEKLER
                          Haftalık bant aralıklarını incelediğimizde, bu hafta endeksin -ortalama- son 5 haftada oluşan 1356 puan haftalık
                          ağırlıklı ortalamasının, hareketinin son hafta ortalamasının iki katı olabileceğini ve 1.700 puan olması
                          beklenebilir.
                          Dolayısı ile normal şartlarda bu hafta endeksin 23.850..ile .25.500..bant aralığında seyretmesi
                          vede 1.700 puanlık bir bantta,aralıkta oluşması normal olacaktır.
                          Önemli destekler 23.850-23.700-23.500
                          Önemli dirençler 24.200-25.000-25.500
                          HALİL REÇBER/ANADOLU YATIRIM

                          Yorum

                          • PEHLİVAN
                            Çalışkan
                            • 13 Şubat 2009
                            • 1138

                            #268
                            Nurol Da Kapiya Kilit Vurdu

                            Nurol Menkul Kıymetler A.Ş'nin, faaliyetlerini geçici olarak durdurduğu resmen açıklandı

                            Nurol Menkul Kıymetler Genel Müdürü Yusuf Serbest, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, mali piyasaların içinde bulunduğu olumsuz koşullar nedeniyle, şirketin kuruluşundan bu yana müşterilere sunduğu hizmet kalitesinin sürdürülmesinde güçlük görüldüğünü belirtti.

                            Serbest, ''Bu nedenle Şirketimiz Yönetim Kurulu, faaliyetlerimizin geçici olarak durdurulmasına karar vermiş ve bu konudaki bilgi yazısı 20 Mart 2009 tarihi itibariyle Sermaye Piyasası Kurulu'na iletilmiştir'' dedi.

                            Serbest, ayrıca müşterilerin mağdur olmaması amacıyla; İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ve İş Yatırım'ın iştiraki Camiş Menkul Değerler A.Ş. ile Şirket arasında dileyen müşterilerine ait hesapların devri ve verilmekte olan hizmetlerin ilgili kurumlar üzerinden sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldığını kaydetti.

                            Yorum

                            • PEHLİVAN
                              Çalışkan
                              • 13 Şubat 2009
                              • 1138

                              #269
                              Yeni Kriz Avrupa'da Patlayacak

                              Multilateral Funding International'ın (MFI) CEO'su Murat Köprülü: ECB yavaş hareket ediyor, bundan sonra sorun Avrupalılardan çıkacak



                              Arife GAMLI- BORSA / DÜNYA GAZETESİ FİNANS SERVİSİ

                              Multilateral Funding International'ın (MFI) CEO'su Murat Köprülü, Avrupa Merkez Bankası'nın karar almakta geciktiğini ve hiç proaktif davranmadığını belirterek bundan sonra sorunun ağırlıklı olarak Avrupa'dan çıkacağını düşünüyor. Krizde sona gelinmese de epey bir mesafe alındığını kaydeden Köprülü, "FED bankalarla ilgili sorunun şimdiye kadar yüzde 70'ini çözdüyse ECB henüz yüzde 30'unu halletti. Bundan sonra sorun Avrupa'dan çıkar.
                              Özellikle haziran bilançolarının açıklandığı ağustostan sonra bir büyük darbe daha gelebilir" dedi. Avrupa'nın yeni birlik-eski demir perde ülkelerine 'sorununu kendin çöz' demesini de korkutucu bulan Köprülü, Türkiye'nin de Avrupa'nın beli doğrulmadan toparlanamayacağını öngörüyor.
                              FED'in kamu kağıtlarını alma operasyonu ile elindeki son kartlardan birini daha kullandığını söyleyen Köprülü, bu adım ile 'ABD Hazine'si ileride nasıl borçlanacak?' korkularının dindirilmeye çalışıldığını belirtti. Köprülü, enflasyonist etkileri olmasına karşın piyasa çevrelerinin bu adıma olumlu baktıklarını işaret ederek "Bir kaç gün evvel Çin Başbakan'ı 'ABD bize güven versin elimizdeki hazine bonolarından korkmaya başladık' açıklamasını yaptı.
                              Çin senelerdir ABD Hazine bonosu satın alıyor. Çin'in tahvil piyasasından çekilecek korkusu da oldu" değerlendirmesini yaptı. Hala en büyük roblem olarak güven bunalımının sürmesini gösteren Köprülü, dolara olan inancın kaybolmasının dünyadaki dengeleri daha da sarsacağını ifade etti.

                              Spreadler hala düşmedi

                              ABD para piyasalarında spreadlerin hala yüksek olduğunu anlatan Köprülü şöyle konştu: "Bear Stearns batalı tam bir sene oldu. Bir senedir para piyasası spreadleri çok yüksek seviyelerde. Geçen ekim ayında spreadler 500 baz puandayen aralığın sonunda 300'e düştü. Şimdi yine 400'lere tırmandı.
                              Normalde 100 baz puan olması lazım. Üstelik piyasaya trilyonlarca dolar arz edilmesine karşın."
                              Temsilciler Meclisi'nde geçen hafta görüşülen mark to market düzenlemesinin gevşetilmesinde ise gecikildiğini ve ABD'nin bu düzenlemeyi de yapmak zorunda kalacağını tahmin eden Köprülü, Başkanlık seçimlerinin düzelme dönemini 3 ay geriye ittiğini savundu.

                              Avrupa Merkez Bankası ağırdan alıyor

                              Dünyanın 2008 Mart ayında Bear Stearns battıktan sonra Lehman'ın battığı Ekim-kasım döneminde ve son dönemde reel ekonomiye de yansıyan gelişmelerle hep dibe vurduk yorumu yapıldığını hatırlatan Köprülü, dünya piyasalarını
                              2009 eylül ve kasım ayları arasında bir şok dalgasının daha vuracağını savunuyor. Bu defa depremin merkezinin ise Avrupa olacağını belirten Köprülü "Amerika Merkez Bankası FED ve İngiltere Merkez Bankası BOE her kötü gelişmenin ardından bir silah çekti. Ama maalesef ECB geriden geliyor ve Avrupa'nın durumu çok daha kötüye gidiyor. ABD banka problemlerinin yüzde 70'ini gidermişse Avrupa kendi içindeki banka problemlerinin ancak yüzde 30'unu gidermiş durumda. Bazı bankalar hala zararlarını tam olarak bilançolarına yansıtmadı. Avrupa bankaları birinci yarı sonuçlarını ağustos sonunda açıklamaya başlıyorlar. Avrupa'da bir sürü banka bu yılın eylülünde batma eşiğine gelecek. Avrupa 'en kötüyü' daha yaşamadı" diye konuştu.

                              Ticari gayrimenkulde sorun çıkacak

                              Piyasalarda yaşanan düşüşün ardından artık reel ekonomide de etkisini nüfüz ettiren krizin bundan sonra ABD'de kredi kartında ve ticari gayrimenkulde de yeni batıklar yaratmasını bekleyen Köprülü, ABD'de sene başında yapılan kazanç tahminlerinin ise aşağı yönlü revize edildiği bilgisini verdi.

                              Piyasalar ABD'ye, ekonomi Avrupa'ya bakarak toparlar

                              "Avrupa uçurumdan düşerse Türkiye ayakta kalamaz" diyen Köprülü, 2008 son
                              2009 ilk çeyrek büyüme rakamlarının sert daralmayı göstereceğini söyledi.
                              Köprülü şöyle devam etti: "Avrupa hala düşüşte. Türkiye'yi anlamak için Avrupa'ya bakmak lazım. Menkul kıymet piyasaları ellerinden Dow Jones'a bağlı. Piyasalar ABD borsalarına göre toparlanacak ama ekonomiye bakınca Türkiye için Avrupa çok önemli. Avrupaya giden Türk işadamları ile olan görüşmelerimizde 'Ben böyle bir felaket görmedim' yorumunu yapıyorlar.
                              Türkiye 3'ncü ve 4'ncü çeyrekte de pozitif büyüme yazmaz."
                              Türkiye'nin AB perspektifine çok inanmasına rağmen Almanya, Fransa ve Hollanda gibi çekirdek AB üyesi ülkelerin yeni birlik eski demir perde ülkelerini yanlız bırakmasının korku yarattığını kaydeden Köprülü, bunun Avrupa felsefesindeki bir çatlak olduğunu düşünüyor.


                              KUTU1

                              Artık hisse alma zamanı geliyor
                              Emtia ve telekom şirketleri cazip

                              ABD'de 8 trilyon dolarlık servet erimesi olduğunu vurgulayan Köprülü'ye göre küresel buhran geçtikten sonra da insanlar eski tüketim alışkanlıklarına kolay kolay dönmeyecek ve en zengini de en fakiri de bilançosunu tamir etmek zorunda kalacak. Yani 1970 ve sonrasındaki krizlerde olduğu gibi ortalık kırılıp döküldükten sonra hemen hızlı bir çıkış gelmeyecek, fakat piyasalar rahatlayacak. Bunun ilk sinyali de para piyasalarından gelecek ve spreadler eski seviyelerine doğru gerilemeye başlayacak. Önce yaklaşık 6-12 aylık bir mevcudu koruma dönemi yaşanacağını düşünen Köprülü'ye göre 2009 sonu ve 2011e kadar hisse toplama zamanı olacak. 2015'te ise 3 katı getiri elde etme şansı yakalanacak.
                              2007 başından beri kötümser olan Köprülü, Avrupa'nın başı çektiği bir hareketle 2009 eylül-kasım döneminde bir çöküş daha beklerken sonrası, orta vadeli dönem için, iyimser. Kısa vadede ise piyasalarda güzel bir bahar havası sonra dalgalı bir seyir bekliyor. Köprülü, artık yavaş yavaş nakitten çıkarak borsalardan hisse toplama zamanı geldiğine inanırken özellikle emtia ve telekom sektörünü cazip bulduğunun altını çizdi.
                              Brezilya, Tayvan ve Güney Afrika gibi gibi ülkelerde emtia şirketlerinin hisselerinin neredeyse 5'te bir fiyatına gerilediğini ifade eden Köprülü Köprülü, "2009 ekim-kasım dönemini atlatmamız lazım çünkü o dönem çok kötü geçecek. Oralarda çok tedbirli ve nakitte olmak lazım. Aslında sona oldukça yaklaştık en azından başlangıç çok geride kaldı ama bir kere daha yuvarlanacağız. Varlık toplama zamanının içine giriyoruz. En iyi varlık toplama döneminde insanlar korkaktır. Herkes aman nakit diyor ama şimdi tersine nakitten çıkma vakti geliyor" diye konuştu.

                              İMKB'de temettü verimi yüksek

                              Bu dönemde uluslararası piyasaların yanı sıra Türkiye'deki fırsatları değerlendirdiklerini de kaydeden Köprülü, "Türkiye'de çok güzel temettü oranları çıkmaya başladı. Geçen senenin karlarını biliyoruz. Üstelik İMKB'de Türkiye ne kadar sallanırsa sallansın batmayacak şirketler var. Temettülerde nisan-mayısta ödenecek" dedi.

                              Türk hükümeti krizde bankalara güveniyor

                              2001 krizi sonrasında Kemal Derviş döneminde Türk bankacılık sisteminin rehabilite edildiğini kaydeden Köprülü, Türkiye'nin bu dönemdeki en büyük kazancının o olduğunu belirterek hükümetin de IMF ile anlaşmayı geciktirmesinde bankacılık sistemine olan güvenin yattığını savundu.
                              Köprülü, "Hükümet bankalar sağlam sarsıcı bir şey yaşamayız diye bakıyor.
                              Bir yerde haklılar. Çünklü öbür ülkelerin problemleri bankacılık sektöründen büyüyor" dedi.

                              Yorum

                              • PEHLİVAN
                                Çalışkan
                                • 13 Şubat 2009
                                • 1138

                                #270
                                Dow'da Sert Yükseliş Bekleniyor

                                Piyasalarda yaşanan iyimserliğin ABD borsalarını coşturması tahmin ediliyor. ABD Hazinesinin planı olumlu karşılanıyor

                                ABD HISSE SENETLERI PIYASALARININ AVRUPA VE ASYA PIYASALARINDA YASANAN YUKSELISLERI TAKIP EDEREK GUNE SERT BIR YUKSELISLE BASLAMASI BEKLENIYOR. ABD HAZINE`SININ BUGUN AYRINTILARINI ACIKLAYACAGI BANKALARIN ELLERINDE BULUNAN 1 TRILYON DOLARLIK ZEHIRLI VARLIKLARDAN KURTARMAYA YONELIK PLANI PIYASALAR TARAFINDAN SATIN ALINIYOR.

                                ANALISTLER ACILIS ONCESI GERCEKLESEN ISLEMLERIN NEW YORK BORSASI`NDA GUNUN SERT BIR YUKSELISLE BASLAYACAGINA ISARET ETTIGINI ANCAK ILERLEYEN SAATLERDE BU EGILSIMIN KORUNUP KORUNMAYACAGININ HALA BIR SORU ISARETI OLDUGUNU IFADE EDIYOR.

                                ABD HAZINE BAKANI TARAFINDAN ACIKLANCAK OLAN PLANIN AYRINTILARININ YANI SIRA ABD`DE OZEL KURUMLARIN BU PLANA KATILIM KONUSUNDAKI ISTAHLARININ ONEM TASIDIGI BELIRTILIYOR.

                                GFT MARKETS ANALISTLERI DOW JONES SANAYI ENDEKSININ 192 PUAN VE YUZDE 2.6 ORANINDA ARTISLA 7470.0 VE STANDARD & POOR`S 500 ENDEKSININ 21.5 PUAN VE YUZDE 2.8 ORANINDA ARTISLA 790.0 PUANDAN GUNE BASLAYACGAINI ONGORUYOR

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information