Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #526
    Mb baskani erdem basci:buyumede kademeli yavaslama surecek ve 2012'de yuzde 4 olacak- bloomberg ht

    -matriks-
    https://twitter.com/keyborsa_simurg

    Yorum

    • simurg
      Administrator
      • 10 Mart 2007
      • 9248

      #527
      2012 butcesi tbmm genel kurulunda
      -2012 butcesi tbmm genel kurulunda
      -kultur ve turizm bakani gunay:
      -''kutsal emanetlerin bir cekim mekani olarak kullanilmasinin
      dogru olmadigi sahsi kanaatindeyim. Tekrar etmemesi konusunda
      gerekli onlemleri alacagim''
      -''turkiye'nin guney dogusunun, dogusunun, baris ortaminda,
      herhangi bir baska yatirima ihtiyac olmadan sadece sehir,
      kultur turizmi potansiyeliyle ayaga kalkacagini taahhut ediyorum''

      (fotografli)

      tbmm (a.a) - 13.12.2011 - kultur ve turizm bakani ertugrul gunay,
      ''kutsal emanetlerin bir cekim mekani olarak kullanilmasinin dogru olmadigi sahsi
      kanaatindeyim. Bu konuyu arastiriyorum. Tekrar etmemesi konusunda gerekli
      onlemleri alacagim'' dedi.
      Gunay, tbmm genel kurulunda, bakanliginin 2012 yili butcesi uzerindeki
      elestirileri yanitlarken, bazi milletvekillerinin bakanliginin butcesinin
      yetersiz buldugunu soyledigini, kendilerinin de bunun farkinda oldugunu
      soyledi.
      Ancak, kendi icinde bakildiginda bir artisin soz konusu oldugunu ifade
      eden gunay, ''kamunun, milletin hakki olan bir tek kurusu amaci disinda
      kullanmamaya butun gucumuzle ozen gostermeye calisiyoruz'' diye konustu.
      Son yillarda turizm ve kultur alanindaki performansin ''yuz agartacak
      duruma geldigini'' dile getiren gunay, turist sayisinda bu yil 30 milyonun
      uzerinde bir rakam gorulecegini belirtti.
      Turizmde sicak iklim ulkesi olmanin otesinde kis sporlari, kongre
      turizmi, termal turizmi, yayla turizmi, arkeoloji, tarih, yemek, geleneksel sanat
      imkanlarini da turizm sunumunun icine katmaya calistiklarini soyleyen gunay,
      ''turkiye'nin butun tarihsel ve kultur varligina ayrimsiz sahip cikmaya
      calisiyoruz'' diye konustu. Gunay, soyle devam etti:
      ''biz, dunyada uygarligin besigi olmus bir alanda yasiyoruz. Dunyada
      boyle bir toprak yok. Bu kadar zengin, derin toprak yok. Bu topragin
      zenginlikleri arasinda bizim ayrim yapma hakkimiz yok. Onun icin hangi donemden
      hangi cagdan hangi uygarliktan, kulturden, etnik kokenden, inanctan kalmis olursa
      olsun anadolu'da bir tek cicegi, rengi soldurmamaya calisiyoruz. Burada bizim
      zihin alti ipoteklerimiz var. Biz engelleri asarak gidiyoruz. Birbirimizi
      anlamaya calisalim. Yargilamaya, niyet okumaya calismayalim. Turkiye dar
      bogazlardan geldi. Simdi bu zihin alti tortularimizi bir tarafa birakarak
      kardesce, baris icinde bir arada yasayan, birbirini seven, sayan, birbirini
      hakkina, hukukuna, zenginligine, felsefesine saygi duyan bir yurttaslik anlayisi
      nasil olusturabiliriz? Kulturun calistigi alanlardan birisi bu. Bunu yapmaya
      calisiyoruz.''
      2003'de 50'lerden aldiklari arkeolojik kazilarin bugun 120 kadar turk,
      40'dan fazla da yabanci kaziya ulastigini belirten gunay, ''turkiye, en fazla
      kazi yapilan ulkelerden birisi'' diye konustu.

      -''hepsini anadolu'nun zenginligi sayiyoruz''-

      yapilan bazi calismalarla ilgili bilgi veren gunay, ''haci bayram ile
      hacibektas'i, mevlana ile yunus'u karsi karsiya koymuyoruz. Bunlarin hepsini
      anadolu'nun zenginligi sayiyoruz ve calisiyoruz'' dedi.
      Edirne selimiye camisi'nin unesco dunya mirasi listesi'ne girdigini
      belirten gunay, 2007'de 18 olan listedeki eser sayisinin su an 26'ya ulastigini
      soyledi.
      Yazma eserlerle ilgili yeni bir yasa cikardiklarini animsatan gunay, turk
      kulturu ve dilini ogretmek icin yurtdisinda 18 tane yunus emre kultur merkezi
      acildigini, bu yilin sonuna kadar sayiyi 25'e cikaracaklarini kaydetti.
      2003'den 25 olan devlet tiyatrosu sayisinin yil sonu itibariyle uzerine
      35 tane daha ilave edilmis olacagini soyleyen gunay, ''turkiye'de bizim barisa,
      birbirimizi dinlemeye, anlamaya ihtiyacimiz var. Turkiye'de ve dunyada baris
      olursa basaramayacagimiz bir hic bir sey yok. Turkiye'nin guney dogusunun,
      dogusunun, baris ortaminda, herhangi bir baska yatirima ihtiyac olmadan sadece
      sehir, kultur turizmi potansiyeliyle ayaga kalkacagini size taahhut ediyorum''
      diye konustu.

      -sorular-

      milletvekillerinin sorularini da yanitlayan gunay, mehmet akif eviyle
      ilgili bir gecikme oldugunu, evin tespiti konusunda sorun ciktigini anlatti.
      Simdi daireyi tespit ettiklerini ve kamulastirilmasiyla ilgili calismalarin
      surdugunu bildiren gunay, ''misir apartmani'nda gecikme oldugu icin ankara'da
      mehmet akif ersoy adiyla edebiyat muze kutuphanesi actik. Ayrica bir kitap
      calismasi da yapiliyor'' dedi.
      Harran'i gelecek yil, gezilirken rahatsiz olmayacak hale donusturmeye
      calisacaklarini kaydeden gunay, ataturk'un babasinin eviyle ilgili de bu yil
      restorasyon calismasina baslanmis olacagini soyledi.
      Mhp grup baskanvekili oktay vural'in mukaddes emanetlerin oldugu bir
      yerde dizi cekilmesini kabul etmedigini belirterek, buna nasil izin verildigini
      sormasi uzerine, gunay, soyle konustu:
      ''topkapi sarayi butunuyle ve kutsal emanetler de ozel olarak benim onem
      verdigim bir alan. Arkadaslarimiz boylesi bir basvuru olunca, biz son yillarda
      tarihi eser kacakciligina onem veriyoruz... Bu cekim sinirli bir cekim. Bu cekim
      icinde tarihi eser kacikcigi ile ilgili bir repligin olmasi kaydiyla ve isin
      biraz da bu dizilerimiz dunyada cok dolasma imkani buldugu icin tanitimi
      dusuncesiyle izin ve imkan vermisler. Ben bu sartlar altinda bile olsa kutsal
      emanetlerin boyle bir cekim mekani olarak kullanilmasinin dogru olmadigi sahsi
      kanaatindeyim. Bu konuyu arastiriyorum. Tekrar etmemesi konusunda gerekli
      onlemleri alacagim.''
      daha sonra tbmm genel kurulunda yapilan oylamada, genclik ve spor
      bakanligi, spor genel mudurlugu, yuksekogrenim kredi ve yurtlar kurumu genel
      mudurlugu, kultur ve turizm bakanligi, devlet opera ve balesi genel mudurlugu,
      devlet tiyatrolari genel mudurlugu ile turkiye yazma eserler kurumu baskanligi
      butceleri kabul edildi.
      Tbmm baskanvekili mehmet saglam, yarin saat 11.00'de toplanmak uzere
      birlesimi kapatti.
      (alp-mah)
      23:34 13/12/11
      --aa--
      https://twitter.com/keyborsa_simurg

      Yorum

      • simurg
        Administrator
        • 10 Mart 2007
        • 9248

        #528
        Sanko holding/konukoglu:''euro bolgesi dagilir, herhalde turkiye'nin ahi tuttu''
        sanko holding yonetim kurulu baskani
        abdulkadir konukoglu, turkiye'nin basarili bir donem yasadigini belirterek,
        dunyada artik turkiye devrinin basladigini soyledi.
        Ulusal bir televizyon kanalinda yayinlanan ''finans cafe is dunyasindan''
        programina katilan konukoglu, ab ulkeleri ve abd'deki ekonomik krizin turkiye'yi
        bir olcude etkileyecegini ve buna bagli olarak 2012 yilinda 2011'deki buyume
        hizina gore dusus yasanacagini, ancak bundan endise etmedigini belirtti.
        Turkiye'nin buyume hizinin 2012'de yuzde 5 dolayinda olacagi ongorusunde
        bulunan konukoglu, ''ancak biz bu sureci ab ulkeleri ve abd'den daha cabuk, daha
        hizli atlatiriz. Turkiye uretimi ve ihracati ogrendi. Cantayi eline alan ucaga
        atlayip pazar ariyor. Ihracatcilarimiz ayak basmadik ulke birakmiyorlar'' dedi.
        Ekonomik sorunlar yasayan ab ulkelerine ihracatin biraz dusebilecegini,
        ancak turkiye'nin ihracatta bir pazara mahkum olmadigini anlatan konukoglu, ''her
        ulke pazarimiz. Bundan dolayi ab ulkelerinden kaynaklanan olumsuzlugu cabuk
        atlatiriz'' diye konustu.
        ''daha buyuk krizleri atlattik, bunu da atlatacagimizdan hic suphem yok''
        diyen konukoglu, istihdamin arttigini ve meslek sahibi olmayan isci bulmakta dahi
        gucluk cektiklerini, boyle giderse yillar once almanya'da oldugu gibi yakin
        gelecekte turkiye'de de ''isci karaborsasi'' olacagini ifade etti.

        -''ucak havalaniyor''-

        turkiye'yi havalanmakta olan ucaga benzeten konukoglu, ''havalanirken
        ucagin tirmanisini bir sure sonlandirip, rotasinda belli bir yukseklikte
        gitmesini gerektirecek durum da olabilir, ama onemli olan ucagin havada
        kalmasidir. Turkiye havada kalacaktir'' ifadelerini kullandi.
        Avrupa'nin sirketlerinin de nufusu gibi yaslandigini kaydeden konukoglu,
        turkiye'nin nufusu ve sirketlerinin genc olmasinin, avrupa karsisinda en onemli
        avantaji olduguna dikkati cekti. Artik turkiye'nin devrinin geldiginin altini
        cizen konukoglu, komsu ulkelerle ilgili yoneltilen bir soruya su yaniti verdi.
        ''komsu ulkelerimizde meydana gelen sorunlardan elbette uzuntuluyuz. Ama
        bu sorunlar bir gun gecer. Gaziantep acisindan konuyu irdelersek, ihracat
        anlaminda suriye ile onemli miktarda bir baglantimiz yok. Yillik ihracati 5
        milyar dolara dayanan gaziantep'in suriye'ye ihracati yaklasik 90 milyon dolar.
        Suriye ile iliskilerde yasanan tabloda ekonomik degil, iyi komsuluk,
        akrabalik iliskilerimizi dusunuyoruz. Turkiye'den suriye'ye buyuk miktarda
        ihracat yapilmiyor. Kucuk esnafin karsilikli ticareti var. Demin de belirttigim
        uzere suriye ile iliskilerimizde komsuluk boyutu onemli.''

        ''avro bolgesi dagilir''

        turkiye ekonomisinin romanya, bulgaristan ve sonradan uyelige kabul
        edilen bircok ulkedekinden daha iyi olmasina ragmen, turkiye'nin ab'ye uyeliginin
        bugune kadar kabul edilmedigini animsatan konukoglu, soyle konustu:
        ''onlar bizi almadilar, ama inaniyorum ki biz bu isten zararli cikmadik.
        Sira bize geldi. Biz de gelecekte onlari oldugumuz yere almayacagiz. Dunyada
        turkiye devri basliyor. Turkiye dinlendi, toparlandi ve ringe cikti. Sermaye
        birikimi, genc nufusumuz ve bizi biz eden degerlerimizle bu sureci basariyla
        yonetecegiz.
        Avro'nun geleceginden kaygi duyuyorum. Bunlar dagilacak. Avro ile yola
        devam edemeyecekler, her birisi kendi para birimine donecek. Avro bolgesi
        dagiliyor, turkiye'nin ahi tutmus olmali. 10 yil once 'satilik sirketiniz var mi'
        diye gelen ab ulkeleri isletmeleri, 'satilik sirketimiz var, alan yok mu?' diye
        gelmeye basladi.''
        sanko olarak yatirimlari surdureceklerini, ancak mumkun oldugunca fazla
        borclanmamaya ozen gostereceklerini belirten abdulkadir konukoglu, ''bu yalniz
        bizim icin gecerli degil, herkes 2012'de daha dikkatli olmali, boyundan buyuk
        islerle girmemeli. Ancak hic kimse panige kapilmamali. Panige kapilmak en buyuk
        yanlislik olur'' uyarisinda bulundu.

        -aa-
        https://twitter.com/keyborsa_simurg

        Yorum

        • simurg
          Administrator
          • 10 Mart 2007
          • 9248

          #529
          İşte yeni AB anlaşması!
          Büyük tartışmalara neden olan ve mart sonunda son haline getirileceği tahmin edilen taslak metinde ayrıntılar netleşiyor!
          16 Aralık 2011 Cuma, 17:10:19









          HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ

          Foreks Haber Ajansı'nın Wall Street Journal'a dayandırarak verdiği bilgilere göre İngiltere'nin veto ettiği, yeni AB anlaşmasının taslağı netleşmeye başladı. İşte o taslaktan ana başlıklar...

          * Yeni AB mali anlaşması, AB müktesebatı ile tam uyumlu olmalı.

          * Faiz dışı bütçe açığı GSYH'nin %0.5'ini aşmamalı.

          * Ülkeler yeni mali anlaşmadaki hedefleri karşılayamadıkları takdirde Avrupa Adalet Divanı'na götürülebilecek.

          * Yeni mali anlaşma AB iç piyasalarının daha derin Euro Bölgesi entegrasyonu tarafından baltalanmaması gerektiğinin altını çiziyor.

          * Euro Bölgesi Zirvesi yılda en az 2 kez yapılacak.

          * Tüm AB üyesi ülkeler Euro Bölgesi zirve toplantılarının hazırlıkları ve sonuçları konusunda yakından bilgilendirilecek.

          * Euro Bölgesi'nde büyük ekonomi politikası reformları 27 AB üyesi ülke ile koordine edilecek.

          * Yeni mali anlaşma 9 ülke onayladıktan sonra yürürlüğe girecek.

          * Yeni mali anlaşma sadece onaylayan ülkelere uygulanacak, bundan önce bağlayıcı olmayacak.

          * AB taslak metni, "Eğer borcun GSYH'ya oranı yüzde 60'ın ciddi şekilde altında olursa, yapısal açık yüzde 0.5'e ulaşabilir"

          * AB taslak metni, "Bütçe açığına ancak olağanüstü ekonomik koşullarda izin verilebilir"

          * AB taslak metni, "AB Adalet Divanı kararları, mali anlaşmayı imzalayan ülkeler için bağlayıcı olacak"
          https://twitter.com/keyborsa_simurg

          Yorum

          • simurg
            Administrator
            • 10 Mart 2007
            • 9248

            #530
            IMF'nin en mutlu günü!
            Uluslararası Para Fonu'nun 200 milyar Euro'yu nasıl toplayacağı kara kara düşünülürken birbiri ardına borç verme mesajları gelmeye başladı
            15 Aralık 2011 Perşembe, 18:04:01









            HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ

            İsveç Merkez Bankası Riksbank'ın IMF'ye 100 milyar İsveç Kronu borç verebileceğini açıklamasının ardından bugün bir iyi haber de Rusya'dan geldi.

            Rusya'nın IMF'ye en büyük pazarı olan AB'ye destek için 20 milyar dolara kadar borç vermeyi planladığı haberlerinden kısa bir süre sonra Rusya'dan en az 10 milyar dolarlık destek sözü çıktı.

            Rusya'nın ihracat yaptığı en büyük piyasa olan AB'nin ortak para birimi avronun desteklenmesi için Uluslararası Para Fonu'na (IMF) en az 10 milyar dolar kredi vereceği bildirildi.

            RUSYA TAAHHÜDÜ VERDİ
            Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev'in ekonomi danışmanlarından Arkadi Dvorkoviç, Brüksel'de bugün Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev'in katılımıyla Belçika'nın başkenti Brüksel'de yapılan 28'inci AB-Rusya zirvesi öncesinde gazetecilere açıklamasında, ''Bizim payımıza düşen katkıyı IMF aracılığıyla yapmaya hazırız. Böyle bir taahhütte bulunduk. Taahhüdümüz en düşük 10 milyar dolar olması yönünde'' ifadesini kullandı.

            Bu arada Medvedev de zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, AB'nin Rusya'nın en önemli ekonomik partneri olduğunu ve dolayısıyla avronun yaşadığı sıkıntının Moskova'yı endişelendirdiğini belirterek, ''Rusya AB ve avro bölgesi ülkelerindeki istikrarın sağlanmasına yardımcı olmak için mali açıdan gerekli yatırımları yapacaktır'' diye konuştu.

            Medvedev, zirvenin ardından düzenlenen basın toplantısında da yaptığı açıklamada, Rusya'nın avronun desteklenmesi için başka önlemleri de göz önünde bulunduracağını belirterek, bu konuda ayrıntılı bilgi vermekten kaçındı.

            Rusya'nın AB'de ekonomik hisselerinin bulunduğunu vurgulayan Medvedev, ''Döviz rezervimizin yüzde 41'i avro. Bizim için birleşik Avrupa son derece önemli'' dedi.


            Medvedev, zirvenin başındaki konuşmasında AB'nin Moskova'nın DTÖ üyeliğine verdiği destek için teşekkür ederek, ''Bu işbirliğimize güçlü bir ivme kazandıracak'' diye konuştu. AB-Rusya zirvesinde, ele alınan konular arasında Rusya'da 4 aralıkta yapılan parlamento seçimleri, vize uygulamalarının karşılıklı yumuşatılması ve enerji işbirliği konuları ele alındı.

            En fazla ihracatı AB piyasasına yapan Rusya AB'nin en büyük 3'üncü ticari ortağı konumunda. Rusya ve AB arasındaki toplam ticaret hacmi geçen yıl 318 milyar dolar civarında gerçekleşmişti. Rus enerji kaynaklarının en büyük tüketicisi olan AB doğal gaz ihtiyacının yüzde 25'i, petrol ihtiyacının da yüzde 30'unu Rusya'dan karşılıyor.

            Görüşmelerdeki bir diğer ağırlıklı gündem maddesini de Rusya'nın Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeliğinde sona yaklaşması oluşturdu. 18 yıldan beri DTÖ'ye girmeye çalışan Rusya geçen ay İsviçre'nin arabuluculuğu sayesinde üyelik önündeki son engel olan Gürcistan ile de anlaşmaya varmıştı.

            Vize uygulamalarının karşılıklı kolaylaştırılması konusunun da ele alındığı zirvede, sınır aşan suçlar, terörizm ve yolsuzlukla mücadele konularında mücadelede işbirliğini olasılıkları üzerinde de görüş alışverişinde bulundu.

            Rusya'nın Brüksel Büyükelçisi Vladimir Çizov Rus gazetecilere yaptığı açıklamada, zirvede değerlendirilen başlıklar arasında İran konusunun da yer aldığını söyledi.

            İSVEÇ'TEN 14.3 MİLYAR DOLAR
            İsveç Merkez Bankası Governörü Stefan Ingves ise IMF'ye 100 milyar İsveç Kronu borç vermeye hazır olduklarını açıkladı. Bu rakam yaklaşık 14.3 milyar dolara denk geliyor.

            Geçtiğimiz haftalarda da Çin, AB'ye IMF üzerinden borç vermeye sıcak baktığı yönünde açıklamalarda bulunmuştu.
            https://twitter.com/keyborsa_simurg

            Yorum

            • apruncurtigin
              Tecrübeli
              • 13 Mart 2007
              • 613

              #531
              Experten erwarten heftigen Dax-Einbruch

              31.01.2012, 15:56 Uhr
              Droht dem Dax nach seinem fulminanten Anstieg der Absturz? Die Euphorie an den Aktienmärkten ist von kurzer Dauer, sagen Charttechniker dem Handelsblatt. Sie erwarten einen neuen Einbruch - und dann die Trendwende.



              Handelsblatt
              Borsacıların ve borsanın yeni adresi
              [url] www.keyborsa.com[/url]

              Yorum

              • apruncurtigin
                Tecrübeli
                • 13 Mart 2007
                • 613

                #532



                BBC TÜRKCE


                Euro bölgesinde rekor işsizlik oranı


                Son güncelleme: 31 OCAK 2012 - TSİ 14:08





                Euro bölgesi toplamında işsizlik oranının 2011'in son ayında tarihi bir noktaya ulaştığı tespit edildi.
                Avrupa Birliği İstatistik Bürosu Eurostat'ın açıkladığı resmi verilere göre, Aralık ayı itibariyle euro para biriminin kullanıldığı 17 ülkenin bütünündeki işsizlik oranı yüzde 10,4'e ulaştı.
                İlgili Konular





                Buna göre euro bölgesinde 16,5 milyon insan resmi olarak işsiz durumda. Bu rakam bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 0,4’lük artışla, 751,000 kişinin daha işsizler arasına katıldığı anlamına geliyor.
                17 ülke arasında işsizlik oranı yüzde 22,9'la İspanya en yüksek rakama ulaştı.
                Avusturya ise yüzde 4,1'lik işsizlik oranıyla euro kullanan ülkeler arasında işsizlik sorunun en düşük olduğu ülke olarak göze çarpıyor.
                Eurostat'ın verileri, 2011 yılı boyunca derinleşerek süren borç krizinin işsizlik oranlarını olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.
                2010'un son ayında yüzde 10 civarında seyreden 17 ülkenin toplam işsizlik oranı, 2011 sonuna gelindiğinde yüzde 0,4'lik artış gösterdi.
                "İstihdam artışı düşük ihtimal"

                Uzmanlar, euro bölgesi işsizlik oranının 2012 boyunca artma eğiliminde olacağı görüşündeler.
                Citigroup'tan iktisatçı Guillaume Menuet, birçok sektörde yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan tablonun istihdama dair beklentilerin olumlu olmadığını ortaya koyduğunu belirtiyor.
                Menuet, mali belirsizlik sebebiyle birçok şirketin yatırım planlarını ertelemekte olduklarını, buna bağlı olarak da istihdamın artması ihtimalinin düştüğünü söylüyor.
                Menuet, ekonomik olarak iyi durumda olan şirketlerde işe alımların "dondurulduğunu", zararda olan şirketlerde ise işten çıkarmaların yaşandığına dikkat çekiyor.
                Avrupa Birliği'ne üye 27 ülke genelinde işsizlik oranı 2011 sonu itibariyle yüzde 9,9 olarak tespit edilmişti. Bu oran, 23 milyon 800,000 kişinin işsiz olduğu anlamına geliyor.
                Borsacıların ve borsanın yeni adresi
                [url] www.keyborsa.com[/url]

                Yorum

                • eren@
                  Tecrübeli
                  • 24 Nisan 2008
                  • 2344

                  #533
                  Borsalar İçin Uyarıyorum! Aydın Eroğlu Stratejist 09 Aralık 2014 08:21

                  Özellikle gelişmiş ülke borsalarında 2011'de altında oynanan oyunun sergilendiğini düşünüyorum! 2011 öncesinde ABD ve Dolar çöküyor, AB de krize giriyor, birlik dağılabilir, Almanya Mark'a dönebilir, Euro birliği dağılabilir korkularıyla merkez bankaları, bankalar, büyük fonlar ve yatırımcılar altına yönlendirilmişti. Altın 2.500$ - 3.000$ olacak açıklamaları ile yüksek hedefler veriliyordu. Hatırlayınız (ki, bu duruma o tarihlerde dikkat çekmiştim) bizdeki gazetelerde sayfalarca altın reklamları yer alıyordu. Ne oldu peki sonra? 20/12/2013 tarihli strateji yazımda (www.borsaanalizci.com/Strateji yazıları içinde bulabilirsiniz) ''Altın yatırımcılarını çok üzebilir!'' diye yaptığım uyarılarım aynen gerçekleşti.

                  Şimdi de, önce FED ve sonra ECB tarafından piyasalara verilen çok düşük faizli paralar kendisine alternatif yatırım alanı bulamadıkları için borsalara yönelmiş durumdalar. DOW ve DAX tarihi zirvelerinde bulunuyorlar. Hadi diyelim ki ABD'de işler düzelmeye başladı. Bilançolar düzelme yönünde ama aynı durum AB ülkeleri ve Almanya için de öyle demek doğru değil. Hatta ECB neden birlik ülkelerinde varlık alımı sürecini başlattı? Neden düşük faiz döneminin en az 2 yıl daha süreceğini dile getiriyor? AB'nin resesyondan kurtulamadığı için. Avrupa ülkelerinde resesyon varsa, işler kötü, üretim, satışlar ve tüketim iyice daralmış demek değil mi? İyi de, eğer öyleyse o zaman Avrupa'lı şirketlerin işlerinin kötü olması gerekmez mi? Yani bilançolarının da en iyi dönemleriyle kıyaslandığında, çok düşük karlar ya da zarar bilanço görüntüsü veriyor olmaları gerekmez mi? Zaten öyle bilançolara sahipler. Bu nedenle Avrupa ülkelerinde çok düşük büyüme oranları görüyoruz.

                  Peki madem öyle, o zaman nasıl oluyor da Avrupa'nın DAX gibi borsalarında endeksler tarihi zirvelerinde bulunuyorlar? Nasıl oluyor da, her gün yeni rekorlar kırdıklarını görüyoruz? Bence bunun en önemli nedeni; düşük faiz ortamında özellikle Avrupa bölgesinde ECB tarafından halen piyasaya verilen likiditenin kendisine alternatif yatırım alanı bulamamasından kaynaklanıyor. Böyle olunca boşta kalan para kendisine borsaları hedef seçmiş durumda. Yatırım alanı para piyasaları olduğu halde, bu piyasalarda getiri olmadığı için, borsalara yönelmiş yeni para girişleri yaşanıyor. Bu da borsalara tarihi zirvelerini yaşatıyor. Ancak bu zirvelerin içi dolu değil. Yani borsa şirketlerinin karları bu zirveleri gerektirecek boyutta değil.

                  İşte ben de bu nedenle aynı 20/12/2012'de altın yatırımcılarını uyardığım gibi, şimdi de tüm borsa yatırımcılarını uyarıyorum! Özellikle gelişmiş ülkelerdeki bu durum bana göre bir balon oluşturmaya başladı. Ama bu balon ECB'nin başlattığı varlık alımları nedeniyle daha da sürebilir. Avrupa bölgesinde piyasaya çıkan likidite, büyüme yaşanan ABD'ye ve tüm borsalara yönelerek, borsaları coşturuyor. Bu durum borsa yatırımcıları için çok güzel. Ama ne kadar kalıcı olur sorusunun cevabında çok önemli risklerin oluştuğunu düşünüyorum.

                  FED faiz artışı için çok da korkulmaması gerektiğinin altını çok kez çizdiğimi, faiz artışı sürecinin başladığında aslında ekonominin düze çıkması nedeniyle başlayacağını ve bunun da asıl istenen gelişme olması gerektiğini bir çok kez belirttim. Ama sorun şurada; Şu ana kadar düşük faiz ve bol likidite nedeniyle, borsa yatırımcılarının dışındaki bir pastadan da borsalara kaymış çok önemli sermaye dilimi var. Bu paralar DOW ve DAX için rekorlar yaşatıyorlar. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin borsalarında da özellikle yabancı ağırlıklı hisselere yönelmiş durumdalar(bu hisselerde derinlik diğer hisselere göre yüksek olduğu için yöneliyorlar). Bildiğiniz gibi bu hisselerin başında banka hisseleri geliyor. Banka hisselerinin yanında bir kaç tane de yine yabancıların ilgi alanında olan sektör ve şirketlerin hisseleri de var.

                  İşte ben de tam bu nedenle şu uyarıyı yapmak istiyorum! ABD'de geçen Cuma gelen tarım dışı istihdam verisi beklentilerin çok üstünde geldi. Bir süredir FED faiz artışnı öteler mi beklentisi oluşmuş iken, bu veri sonrasında yeniden faiz artışı süreci gündeme gelecektir. Ki, zaten bu korku ile Cuma günü ABD verisi sonrasında bir satış yaşadığımızı düşünüyorum. Eğer bu satış sürerse BIST ve bir çok hisse için ''İkili Tepe'' denen tehlikeli teknik görüntülerin tetikleneceği uyarısını yapmak istiyorum. BIST'in 84.543 seviyesinin üstünde tutunması lazım. Bunu başarırsa, Cuma düşüşüne tepki yükselişi yaşayabiliriz. Ama eğer bu seviyenin altına inersek ikili tepe formasyonu başlayabilir. Bu formasyon bir satış formasyonudur. Bir anda satışların arttığına şahit olabiliriz.

                  Eğer FED faiz artışını başlatıyorum derse, yatırım alanı borsalar olmadığı için, alternatif yatırım alanı bulamadıklarından dolayı borsaları seçmiş olan paralar, ABD para piyasalarına yönelmeye başlayabilirler. Artmaya başlayan FED faizleri, onları yeniden kendi alanlarına yöneltebilir. Bu durum başlarsa, gelişmekte olan bizim gibi ülkelerin kurlarında ciddi artışlar başlar. Kurlar yükselmeye başlayınca, özellikle döviz cinsi borçlu olan başta bankalar olmak üzere şirketlerin kur karşılığı borçları artmaya başlar. Bu risk başladığı zaman BIST dahil borsaları yukarı çeken bankacılık sektörünün ve döviz cinsi borcu yüksek olan şirketlerin, borsalar için tam tersi bir baskı yaratmaya başladığı bir ortama girebiliriz.

                  FED faiz artışı süreci başladığında, bu geçiş süreci yani yatırım alanı borsalar olmadığı halde, alternatif olmadığı için borsalara girmiş ve gelişmiş ülkelerde borsa rekorlarına neden olmuş olan paraların yeniden kendi alanı olan para piyasasına dönmeye başladığını göreceğimizi düşünüyorum. Bu süreç esnasında gelişmiş ülke borsalarında da çok ciddi düzeltmeler olmasını bekliyorum. Ancak ECB'nin en az iki yıl daha düşük faiz sürecinin süreceğini söylemesi ve varlık alımına başlaması nedeniyle, uyarısını yaptığım bu risk biraz daha geç başlayabilir. Hatta gelişmiş ülke borsaları dahil, bizim gibi borsalarda yeni yükselişleri görebiliriz. Ama dikkat çektiğim uyarıyı kimse göz ardı etmesin!

                  FED faiz artışını başlattığı zaman, uzun zamandır borsalara park etmiş ciddi bir borsa dışı para, borsalardan çıkıp kendi alanına dönecektir. Bu geçiş sürecinde gelişmiş ülkelerde borsalarda düşüşler yaşanmasını, paritenin Dolar lehine gelişme göstererek, 1,21 desteği kırılıp 1,17 - 1,13 ve 1,09 parite seviyelerinin görülmesini bekliyorum. Gelişmiş ülkelerde bunlar yaşanırken, bizim gibi ülkelerde de ciddi kur artışları yaşanmasını, BIST gibi gelişmekte olan ülke borsalarında da hem gelişmiş ülke borsalarındaki düşüşlerden etkilenerek, hem de artan kurlardan etkilenerek aynı şekilde ciddi realizeler yaşanmasını bekliyorum. Ne zaman olur bilemem ama, eğer teknik olarak Dolar kuru 2,30 seviyesini yukarı kırarsa, 2,42 ile 2,50 seviyelerini kur karşılığı olarak görme riskimiz var diye düşünüyorum. Ben 2,30 seviyesi kırılıp daha üstündeki kur seviyelerini görecek olursak, bunun FED faiz artışı başlıyor dendiğinde yaşanmasını bekliyorum.

                  Ancak ben bu yaşanacaklardan aslında çok da korkmuyorum! Evet bu süreç esnasında ciddi kur artışları ve ciddi borsa düşüşleri yaşayabiliriz. Ama bu durum bahsettiğim paranın borsalardan çıkması nedeniyle yaşanacak, köpükler gidince bitecektir. Sonra ise, bence tüm dünya için çok uzun bir ekonomik büyüme sürecinin içine gireceğiz.

                  En Şanslı Ülkelerin Başında Türkiye Olacaktır!
                  Bu süreçte en şanslı ülkelerin başında Türkiye olacaktır. Sahip olduğu genç nüfusu, tüketime aç toplum yapısı, etkileşim alanındaki ülkeler ve jeopolitik sıçrama alanında olması nedeniyle Türkiye dünyanın başlamasını beklediğim uzun vadeli büyüme sürecinin en önemli aktörlerinin başında gelecektir. Benim yaptığım uyarı, dünya için 2016 ortalarında başlamasını beklediğim büyüme sürecinin öncesinde, 2015 ortalarında başlamasını beklediğim FED faiz artışının başlangıç döneminde yaşanacak para hareketleri nedeniyle borsaların içine gireceği düşüş dönemi içindir. Eğer böyle bir düşüş dönemi yaşanırsa, bunun nedenini bilin ve bu sürecin sonrasında, borsalar için de uzun süreli ciddi bir yükseliş döneminin başlayacağını bilerek, günü geldiğinde uzun vadeli pozisyon almaktan çekinmeyin diye bu uyarıyı yapıyorum.

                  Çünkü, algıları yönetenler, borsaların yükselişi için nasıl pozitif hava estirdilerse, borsalarda dediğim şekilde düşüşler yaşanırsa, o zaman emin olun fazlası ile korku senaryoları işleyeceklerdir. Ancak ben bu süreçte borsalarda yaşanabilecek düşüşlerin, gelecekteki borsa beklentilerinin kötü olacak olması nedeniyle değil, sadece borsalardaki sıcak para çıkışları nedeniyle olacağı görüşündeyim. Sonrasında gerçek ve içi dolu borsa yükselişleri dönemine gireceğiz.

                  Tekrar ediyorum; FED faiz artışı sürecinin 2015 yılının ortalarında olmasını bekliyorum. Bu nedenle aradaki sürede teknik destekler kırılmadan borsalar düşmeye başlıyor diyemem. Hatta kritik desteklerin üstünde kalınması halinde ki; BIST için yazımda bu seviyeyi belirttim, yeni yükselişler de yaşanabilir. Ama bu olası yükselişler de olsa, devamında FED nedeniyle önemli bir düzeltme dönemi olacaktır. Tabii bu hangi endeks seviyesinden olacak bunu zaman gösterecektir.

                  Eğer uyarısını yaptığım şekilde bir süreç yaşanacak olursa, borsaların düşecekleri seviyeler hisseler için çok önemli fırsatlar yaratacaktır. Aynı şekilde döviz için de yeni fırsatlar çıkacaktır! Hatta yukarıda dikkat çektiğim Dolar kuru seviyelerini görecek olursak, sonrasında yeniden TL'nin değerlenmesinin başlamasını bekliyorum. Yani dikkat çektiğim kur riski nedeniyle FED faiz artışı süreci başlamadan dövizdeki borçlanmalar riskli olabilir. Ancak sonrasında Dolar kuru teknik uyarısını yaptığım üst seviyelere gelecek olursa, bu takdirde de sonrası dönem için döviz borçlanılması, devamında değerlenme sürecine yine girebilecek TL nedeniyle önemli avantajlar da yaratabilir.

                  Ayrıca, uyarısını yaptığım süreç esnasında da, muhakkak endeks hareketlerinden bağımsız yükselişler yaşayan hisseler olabilecektir. Bu nedenle hisse bazlı öngörülerim yine de olabilir. Teknik analiz tablomuzu ve Destek-Direnç Tablomuzu yakından takip etmenizde fayda olacaktır.
                  Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                  Yorum

                  • eren@
                    Tecrübeli
                    • 24 Nisan 2008
                    • 2344

                    #534
                    Borsalar İçin Uyarıyorum! Aydın Eroğlu Stratejist 09 Aralık 2014 08:21

                    Özellikle gelişmiş ülke borsalarında 2011'de altında oynanan oyunun sergilendiğini düşünüyorum! 2011 öncesinde ABD ve Dolar çöküyor, AB de krize giriyor, birlik dağılabilir, Almanya Mark'a dönebilir, Euro birliği dağılabilir korkularıyla merkez bankaları, bankalar, büyük fonlar ve yatırımcılar altına yönlendirilmişti. Altın 2.500$ - 3.000$ olacak açıklamaları ile yüksek hedefler veriliyordu. Hatırlayınız (ki, bu duruma o tarihlerde dikkat çekmiştim) bizdeki gazetelerde sayfalarca altın reklamları yer alıyordu. Ne oldu peki sonra? 20/12/2013 tarihli strateji yazımda (www.borsaanalizci.com/Strateji yazıları içinde bulabilirsiniz) ''Altın yatırımcılarını çok üzebilir!'' diye yaptığım uyarılarım aynen gerçekleşti.

                    Şimdi de, önce FED ve sonra ECB tarafından piyasalara verilen çok düşük faizli paralar kendisine alternatif yatırım alanı bulamadıkları için borsalara yönelmiş durumdalar. DOW ve DAX tarihi zirvelerinde bulunuyorlar. Hadi diyelim ki ABD'de işler düzelmeye başladı. Bilançolar düzelme yönünde ama aynı durum AB ülkeleri ve Almanya için de öyle demek doğru değil. Hatta ECB neden birlik ülkelerinde varlık alımı sürecini başlattı? Neden düşük faiz döneminin en az 2 yıl daha süreceğini dile getiriyor? AB'nin resesyondan kurtulamadığı için. Avrupa ülkelerinde resesyon varsa, işler kötü, üretim, satışlar ve tüketim iyice daralmış demek değil mi? İyi de, eğer öyleyse o zaman Avrupa'lı şirketlerin işlerinin kötü olması gerekmez mi? Yani bilançolarının da en iyi dönemleriyle kıyaslandığında, çok düşük karlar ya da zarar bilanço görüntüsü veriyor olmaları gerekmez mi? Zaten öyle bilançolara sahipler. Bu nedenle Avrupa ülkelerinde çok düşük büyüme oranları görüyoruz.

                    Peki madem öyle, o zaman nasıl oluyor da Avrupa'nın DAX gibi borsalarında endeksler tarihi zirvelerinde bulunuyorlar? Nasıl oluyor da, her gün yeni rekorlar kırdıklarını görüyoruz? Bence bunun en önemli nedeni; düşük faiz ortamında özellikle Avrupa bölgesinde ECB tarafından halen piyasaya verilen likiditenin kendisine alternatif yatırım alanı bulamamasından kaynaklanıyor. Böyle olunca boşta kalan para kendisine borsaları hedef seçmiş durumda. Yatırım alanı para piyasaları olduğu halde, bu piyasalarda getiri olmadığı için, borsalara yönelmiş yeni para girişleri yaşanıyor. Bu da borsalara tarihi zirvelerini yaşatıyor. Ancak bu zirvelerin içi dolu değil. Yani borsa şirketlerinin karları bu zirveleri gerektirecek boyutta değil.

                    İşte ben de bu nedenle aynı 20/12/2012'de altın yatırımcılarını uyardığım gibi, şimdi de tüm borsa yatırımcılarını uyarıyorum! Özellikle gelişmiş ülkelerdeki bu durum bana göre bir balon oluşturmaya başladı. Ama bu balon ECB'nin başlattığı varlık alımları nedeniyle daha da sürebilir. Avrupa bölgesinde piyasaya çıkan likidite, büyüme yaşanan ABD'ye ve tüm borsalara yönelerek, borsaları coşturuyor. Bu durum borsa yatırımcıları için çok güzel. Ama ne kadar kalıcı olur sorusunun cevabında çok önemli risklerin oluştuğunu düşünüyorum.

                    FED faiz artışı için çok da korkulmaması gerektiğinin altını çok kez çizdiğimi, faiz artışı sürecinin başladığında aslında ekonominin düze çıkması nedeniyle başlayacağını ve bunun da asıl istenen gelişme olması gerektiğini bir çok kez belirttim. Ama sorun şurada; Şu ana kadar düşük faiz ve bol likidite nedeniyle, borsa yatırımcılarının dışındaki bir pastadan da borsalara kaymış çok önemli sermaye dilimi var. Bu paralar DOW ve DAX için rekorlar yaşatıyorlar. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin borsalarında da özellikle yabancı ağırlıklı hisselere yönelmiş durumdalar(bu hisselerde derinlik diğer hisselere göre yüksek olduğu için yöneliyorlar). Bildiğiniz gibi bu hisselerin başında banka hisseleri geliyor. Banka hisselerinin yanında bir kaç tane de yine yabancıların ilgi alanında olan sektör ve şirketlerin hisseleri de var.

                    İşte ben de tam bu nedenle şu uyarıyı yapmak istiyorum! ABD'de geçen Cuma gelen tarım dışı istihdam verisi beklentilerin çok üstünde geldi. Bir süredir FED faiz artışnı öteler mi beklentisi oluşmuş iken, bu veri sonrasında yeniden faiz artışı süreci gündeme gelecektir. Ki, zaten bu korku ile Cuma günü ABD verisi sonrasında bir satış yaşadığımızı düşünüyorum. Eğer bu satış sürerse BIST ve bir çok hisse için ''İkili Tepe'' denen tehlikeli teknik görüntülerin tetikleneceği uyarısını yapmak istiyorum. BIST'in 84.543 seviyesinin üstünde tutunması lazım. Bunu başarırsa, Cuma düşüşüne tepki yükselişi yaşayabiliriz. Ama eğer bu seviyenin altına inersek ikili tepe formasyonu başlayabilir. Bu formasyon bir satış formasyonudur. Bir anda satışların arttığına şahit olabiliriz.

                    Eğer FED faiz artışını başlatıyorum derse, yatırım alanı borsalar olmadığı için, alternatif yatırım alanı bulamadıklarından dolayı borsaları seçmiş olan paralar, ABD para piyasalarına yönelmeye başlayabilirler. Artmaya başlayan FED faizleri, onları yeniden kendi alanlarına yöneltebilir. Bu durum başlarsa, gelişmekte olan bizim gibi ülkelerin kurlarında ciddi artışlar başlar. Kurlar yükselmeye başlayınca, özellikle döviz cinsi borçlu olan başta bankalar olmak üzere şirketlerin kur karşılığı borçları artmaya başlar. Bu risk başladığı zaman BIST dahil borsaları yukarı çeken bankacılık sektörünün ve döviz cinsi borcu yüksek olan şirketlerin, borsalar için tam tersi bir baskı yaratmaya başladığı bir ortama girebiliriz.

                    FED faiz artışı süreci başladığında, bu geçiş süreci yani yatırım alanı borsalar olmadığı halde, alternatif olmadığı için borsalara girmiş ve gelişmiş ülkelerde borsa rekorlarına neden olmuş olan paraların yeniden kendi alanı olan para piyasasına dönmeye başladığını göreceğimizi düşünüyorum. Bu süreç esnasında gelişmiş ülke borsalarında da çok ciddi düzeltmeler olmasını bekliyorum. Ancak ECB'nin en az iki yıl daha düşük faiz sürecinin süreceğini söylemesi ve varlık alımına başlaması nedeniyle, uyarısını yaptığım bu risk biraz daha geç başlayabilir. Hatta gelişmiş ülke borsaları dahil, bizim gibi borsalarda yeni yükselişleri görebiliriz. Ama dikkat çektiğim uyarıyı kimse göz ardı etmesin!

                    FED faiz artışını başlattığı zaman, uzun zamandır borsalara park etmiş ciddi bir borsa dışı para, borsalardan çıkıp kendi alanına dönecektir. Bu geçiş sürecinde gelişmiş ülkelerde borsalarda düşüşler yaşanmasını, paritenin Dolar lehine gelişme göstererek, 1,21 desteği kırılıp 1,17 - 1,13 ve 1,09 parite seviyelerinin görülmesini bekliyorum. Gelişmiş ülkelerde bunlar yaşanırken, bizim gibi ülkelerde de ciddi kur artışları yaşanmasını, BIST gibi gelişmekte olan ülke borsalarında da hem gelişmiş ülke borsalarındaki düşüşlerden etkilenerek, hem de artan kurlardan etkilenerek aynı şekilde ciddi realizeler yaşanmasını bekliyorum. Ne zaman olur bilemem ama, eğer teknik olarak Dolar kuru 2,30 seviyesini yukarı kırarsa, 2,42 ile 2,50 seviyelerini kur karşılığı olarak görme riskimiz var diye düşünüyorum. Ben 2,30 seviyesi kırılıp daha üstündeki kur seviyelerini görecek olursak, bunun FED faiz artışı başlıyor dendiğinde yaşanmasını bekliyorum.

                    Ancak ben bu yaşanacaklardan aslında çok da korkmuyorum! Evet bu süreç esnasında ciddi kur artışları ve ciddi borsa düşüşleri yaşayabiliriz. Ama bu durum bahsettiğim paranın borsalardan çıkması nedeniyle yaşanacak, köpükler gidince bitecektir. Sonra ise, bence tüm dünya için çok uzun bir ekonomik büyüme sürecinin içine gireceğiz.

                    En Şanslı Ülkelerin Başında Türkiye Olacaktır!
                    Bu süreçte en şanslı ülkelerin başında Türkiye olacaktır. Sahip olduğu genç nüfusu, tüketime aç toplum yapısı, etkileşim alanındaki ülkeler ve jeopolitik sıçrama alanında olması nedeniyle Türkiye dünyanın başlamasını beklediğim uzun vadeli büyüme sürecinin en önemli aktörlerinin başında gelecektir. Benim yaptığım uyarı, dünya için 2016 ortalarında başlamasını beklediğim büyüme sürecinin öncesinde, 2015 ortalarında başlamasını beklediğim FED faiz artışının başlangıç döneminde yaşanacak para hareketleri nedeniyle borsaların içine gireceği düşüş dönemi içindir. Eğer böyle bir düşüş dönemi yaşanırsa, bunun nedenini bilin ve bu sürecin sonrasında, borsalar için de uzun süreli ciddi bir yükseliş döneminin başlayacağını bilerek, günü geldiğinde uzun vadeli pozisyon almaktan çekinmeyin diye bu uyarıyı yapıyorum.

                    Çünkü, algıları yönetenler, borsaların yükselişi için nasıl pozitif hava estirdilerse, borsalarda dediğim şekilde düşüşler yaşanırsa, o zaman emin olun fazlası ile korku senaryoları işleyeceklerdir. Ancak ben bu süreçte borsalarda yaşanabilecek düşüşlerin, gelecekteki borsa beklentilerinin kötü olacak olması nedeniyle değil, sadece borsalardaki sıcak para çıkışları nedeniyle olacağı görüşündeyim. Sonrasında gerçek ve içi dolu borsa yükselişleri dönemine gireceğiz.

                    Tekrar ediyorum; FED faiz artışı sürecinin 2015 yılının ortalarında olmasını bekliyorum. Bu nedenle aradaki sürede teknik destekler kırılmadan borsalar düşmeye başlıyor diyemem. Hatta kritik desteklerin üstünde kalınması halinde ki; BIST için yazımda bu seviyeyi belirttim, yeni yükselişler de yaşanabilir. Ama bu olası yükselişler de olsa, devamında FED nedeniyle önemli bir düzeltme dönemi olacaktır. Tabii bu hangi endeks seviyesinden olacak bunu zaman gösterecektir.

                    Eğer uyarısını yaptığım şekilde bir süreç yaşanacak olursa, borsaların düşecekleri seviyeler hisseler için çok önemli fırsatlar yaratacaktır. Aynı şekilde döviz için de yeni fırsatlar çıkacaktır! Hatta yukarıda dikkat çektiğim Dolar kuru seviyelerini görecek olursak, sonrasında yeniden TL'nin değerlenmesinin başlamasını bekliyorum. Yani dikkat çektiğim kur riski nedeniyle FED faiz artışı süreci başlamadan dövizdeki borçlanmalar riskli olabilir. Ancak sonrasında Dolar kuru teknik uyarısını yaptığım üst seviyelere gelecek olursa, bu takdirde de sonrası dönem için döviz borçlanılması, devamında değerlenme sürecine yine girebilecek TL nedeniyle önemli avantajlar da yaratabilir.

                    Ayrıca, uyarısını yaptığım süreç esnasında da, muhakkak endeks hareketlerinden bağımsız yükselişler yaşayan hisseler olabilecektir. Bu nedenle hisse bazlı öngörülerim yine de olabilir. Teknik analiz tablomuzu ve Destek-Direnç Tablomuzu yakından takip etmenizde fayda olacaktır.
                    Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                    Yorum

                    • eren@
                      Tecrübeli
                      • 24 Nisan 2008
                      • 2344

                      #535
                      Fitch Türkiye’ye ilişkin büyüme tahminini yükseltti

                      Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Rawkins, “Türkiye’nin bu yıl için ekonomik büyüme tahminini biraz yükselttik. Aslında bu yıl için sonuç tahminlerimizden biraz daha iyi” dedi. LONDRA - Gökhan Kurtaran

                      Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in Kıdemli Direktörü Paul Rawkins, petrol fiyatlarındaki düşüşün cari açık baskısını azaltacağını belirterek, Türkiye için bu yıl ekonomik büyüme tahminini yüzde 2,7’de yüzde 3’e yükselttiklerini açıkladı.

                      AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Rawkins, Türkiye ekonomisinin bu yıl sonuna ilişkin büyüme tahminlerini yüzde 2,7’den yüzde 3’e yükselttiklerini belirterek, Türkiye’nin büyüme oranının 2015’te yüzde 3,3, 2016’da ise yüzde 4’e yükselmesini beklediklerini söyledi.

                      Türkiye’nin ekonomik büyümesinin güçlendiğini belirten Rawkins, “Evet, Türkiye’nin bu yıl için ekonomik büyüme tahminini biraz yükselttik. Aslında bu yıl için sonuç tahminlerimizden biraz daha iyi” dedi.

                      Revizyonun gerekçelerini ilişkin olarak değerlendirmede bulunan Paul Rawkins, Türkiye’nin ekonomik büyümesinin ivme kazandığını belirterek, "Görünen o ki bu yılın son kısmındaki performans, düşük petrol fiyatlarıyla destekleniyor. (Türkiye için) Düşük petrol fiyatları bazı şeyleri kolaylaştırıyor” diye konuştu.
                      - “Cari açık üzerindeki baskı hafifliyor”
                      Düşen petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisini olumlu yönde etkilendiğini belirten Rawkins, şöyle dedi:

                      “Türkiye’nin cari açığı daha önce düşündüğümüz kadar büyük olmayacak. Bu faktörlerin tamamı ekonominin pozitif tarafını olumlu etkiliyor. Petrol fiyatlarının aşağı yönlü seyretmesi cari açık üzerindeki baskının bir kısmını hafifletiyor. (Petrol fiyatlarındaki düşüşün ve cari açığın azalmasının) Bunun büyüme üzerinde etkisi var.”

                      Fitch Ratings, ayrıca Türkiye’de enflasyonun bu yıl sonunda yüzde 8,2, 2015’te yüzde 7 ve 2016’da yüzde 5,8'e gerilemesini öngörüyor.

                      Ekim ayında Türkiye’ye ilişkin not ve görünümünü teyit eden Fitch Ratings’in AA muhabirine konuşan Direktörü Gergely Kiss, daha önce, “Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 2,7 oranında büyümesini bekliyoruz. Büyümenin bu yıl dip yapmasını, önümüzdeki yılsa hızlanmasını bekliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.
                      - Bir sonraki değerlendirme nisan ayında
                      Fitch Ratings’ten dün yapılan küresel ekonomiye ilişkin öngörülerin yer aldığı açıklamada, küresel ekonomik büyümenin, her bölgede aynı ivmede olmasa da 2015 yılında artış kaydetmesinin beklendiği belirtildi. Açıklamada, küresel ekonominin bu yıl sonunda yüzde 2,5 olarak tahmin edilen büyümesinin gelecek yıl yüzde 2,9’a yükselebileceği ifade edilmişti.

                      Fitch, en son ekim ayındaki değerlendirmesinde Türkiye'nin uzun vadeli yabancı para cinsinden "BBB-" olan kredi notunu ve "durağan" not görünümünü teyit ederek, Türkiye'nin "yatırım yapılabilir" notunu korumuştu.

                      Fitch'ten dün akşam yapılan açıklamada, Türkiye'nin ülke notuna ilişkin görünümün "dengeli" olduğunu” belirterek, teyit kararına ana neden olarak "mali konsolidasyon geçmişinin" ve "sağlıklı bankacılık sisteminin" gösterildiğine dikkati çekilmişti.

                      Fitch, ekim ayındaki not ve görünüm kararının ardından Türkiye ekonomisinin not ve görünümüne ilişkin bir sonraki değerlendirmesinin gösterge niteliği taşıyan takvime göre 2015 yılının nisan ayında yapılacağını belirtmişti.
                      Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                      Yorum

                      • eren@
                        Tecrübeli
                        • 24 Nisan 2008
                        • 2344

                        #536
                        Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poors, İtalya'nın kredi notunu Cuma akşamı BBB-'den BB+ seviyesine indirdi. Böylelikle İtalya'nın kredi notu yatırım yapılabilir seviyenin de altına indi.
                        İtalya'da tahvil faizleri rekor düşük seviyede seyretmesinin ardından, kredi notu yatırım yapılabilir seviyenin altına çekildi. Rekor düşük faizler uzun dönemli yatırım projelerinin finansmanına olanak sağlıyor. Ancak kamu borcunu azaltmaya yönelik hedeflerin ikinci plana atılmasına neden oluyor.
                        Kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeden indirilmesinde yüksek kamu borcu gerekçe gösteriliyor. 10 yıllık tahvil faizleri dün itibariyle hala 1.942% seviyesinde. Yatırımcılar İtalya'daki içsel gelişmelerden ziyade ECB'nin gelecek yıl hükümet tahvili alımına başlayacağı spekülasyonuna önem atfediyor. Beş yıllık CDS swapları ise uzun dönemli ortalamanın altında 118 baz puan seviyesinde.



                        İtalya ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde beklenmedik şekilde daralmıştı. Euro Bölgesi'nin üçüncü büyük ekonomisi 2000 yılında bulundu seviyeden daha küçük durumda.
                        S&P gelecek yıl büyümesinin 0,20% düzeyinde kalacağını düşünüyor. Kuruluşun önceki tahmini 1,10% seviyesindeydi.
                        Ülkede Borç/GSYH oranı Yunanistan'ın ardından en yüksek seviyede, 2.1 trilyon Euro tutarında borcun GSYH'ye oranı 132,6% oranında. Söz konusu seviye 1924'de Bennito Mussolini seçimleri kazandığı seviyeye karşılık geliyor.
                        Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                        Yorum

                        • eren@
                          Tecrübeli
                          • 24 Nisan 2008
                          • 2344

                          #537
                          Borsalar İçin Uyarıyorum!

                          Özellikle gelişmiş ülke borsalarında 2011'de altında oynanan oyunun sergilendiğini düşünüyorum! 2011 öncesinde ABD ve Dolar çöküyor, AB de krize giriyor, birlik dağılabilir, Almanya Mark'a dönebilir, Euro birliği dağılabilir korkularıyla merkez bankaları, bankalar, büyük fonlar ve yatırımcılar altına yönlendirilmişti. Altın 2.500$ - 3.000$ olacak açıklamaları ile yüksek hedefler veriliyordu. Hatırlayınız (ki, bu duruma o tarihlerde dikkat çekmiştim) bizdeki gazetelerde sayfalarca altın reklamları yer alıyordu. Ne oldu peki sonra? 20/12/2013 tarihli strateji yazımda (www.borsaanalizci.com/Strateji yazıları içinde bulabilirsiniz) ''Altın yatırımcılarını çok üzebilir!'' diye yaptığım uyarılarım aynen gerçekleşti.
                          Şimdi de, önce FED ve sonra ECB tarafından piyasalara verilen çok düşük faizli paralar kendisine alternatif yatırım alanı bulamadıkları için borsalara yönelmiş durumdalar. DOW ve DAX tarihi zirvelerinde bulunuyorlar. Hadi diyelim ki ABD'de işler düzelmeye başladı. Bilançolar düzelme yönünde ama aynı durum AB ülkeleri ve Almanya için de öyle demek doğru değil. Hatta ECB neden birlik ülkelerinde varlık alımı sürecini başlattı? Neden düşük faiz döneminin en az 2 yıl daha süreceğini dile getiriyor? AB'nin resesyondan kurtulamadığı için. Avrupa ülkelerinde resesyon varsa, işler kötü, üretim, satışlar ve tüketim iyice daralmış demek değil mi? İyi de, eğer öyleyse o zaman Avrupalı şirketlerin işlerinin kötü olması gerekmez mi? Yani bilançolarının da en iyi dönemleriyle kıyaslandığında, çok düşük karlar ya da zarar bilanço görüntüsü veriyor olmaları gerekmez mi? Zaten öyle bilançolara sahipler. Bu nedenle Avrupa ülkelerinde çok düşük büyüme oranları görüyoruz.

                          Peki madem öyle, o zaman nasıl oluyor da Avrupa'nın DAX gibi borsalarında endeksler tarihi zirvelerinde bulunuyorlar? Nasıl oluyor da, her gün yeni rekorlar kırdıklarını görüyoruz? Bence bunun en önemli nedeni; düşük faiz ortamında özellikle Avrupa bölgesinde ECB tarafından halen piyasaya verilen likiditenin kendisine alternatif yatırım alanı bulamamasından kaynaklanıyor. Böyle olunca boşta kalan para kendisine borsaları hedef seçmiş durumda. Yatırım alanı para piyasaları olduğu halde, bu piyasalarda getiri olmadığı için, borsalara yönelmiş yeni para girişleri yaşanıyor. Bu da borsalara tarihi zirvelerini yaşatıyor. Ancak bu zirvelerin içi dolu değil. Yani borsa şirketlerinin karları bu zirveleri gerektirecek boyutta değil.

                          İşte ben de bu nedenle aynı 20/12/2012'de altın yatırımcılarını uyardığım gibi, şimdi de tüm borsa yatırımcılarını uyarıyorum! Özellikle gelişmiş ülkelerdeki bu durum bana göre bir balon oluşturmaya başladı. Ama bu balon ECB'nin başlattığı varlık alımları nedeniyle daha da sürebilir. Avrupa bölgesinde piyasaya çıkan likidite, büyüme yaşanan ABD'ye ve tüm borsalara yönelerek, borsaları coşturuyor. Bu durum borsa yatırımcıları için çok güzel. Ama ne kadar kalıcı olur sorusunun cevabında çok önemli risklerin oluştuğunu düşünüyorum.

                          FED faiz artışı için çok da korkulmaması gerektiğinin altını çok kez çizdiğimi, faiz artışı sürecinin başladığında aslında ekonominin düze çıkması nedeniyle başlayacağını ve bunun da asıl istenen gelişme olması gerektiğini bir çok kez belirttim. Ama sorun şurada; Şu ana kadar düşük faiz ve bol likidite nedeniyle, borsa yatırımcılarının dışındaki bir pastadan da borsalara kaymış çok önemli sermaye dilimi var. Bu paralar DOW ve DAX için rekorlar yaşatıyorlar. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin borsalarında da özellikle yabancı ağırlıklı hisselere yönelmiş durumdalar(bu hisselerde derinlik diğer hisselere göre yüksek olduğu için yöneliyorlar). Bildiğiniz gibi bu hisselerin başında banka hisseleri geliyor. Banka hisselerinin yanında bir kaç tane de yine yabancıların ilgi alanında olan sektör ve şirketlerin hisseleri de var.

                          İşte ben de tam bu nedenle şu uyarıyı yapmak istiyorum! ABD'de geçen Cuma gelen tarım dışı istihdam verisi beklentilerin çok üstünde geldi. Bir süredir FED faiz artışını öteler mi beklentisi oluşmuş iken, bu veri sonrasında yeniden faiz artışı süreci gündeme gelecektir. Ki, zaten bu korku ile Cuma günü ABD verisi sonrasında bir satış yaşadığımızı düşünüyorum.
                          [COLOR="rgb(105, 105, 105)"]Eğer bu satış sürerse BIST ve bir çok hisse için ''İkili Tepe'' denen tehlikeli teknik görüntülerin tetikleneceği uyarısını yapmak istiyorum. BIST'in 84.543 seviyesinin üstünde tutunması lazım. Bunu başarırsa, Cuma düşüşüne tepki yükselişi yaşayabiliriz. Ama eğer bu seviyenin altına inersek ikili tepe formasyonu başlayabilir. Bu formasyon bir satış formasyonudur. Bir anda satışların arttığına şahit olabiliriz. [/COLOR]
                          Eğer FED faiz artışını başlatıyorum derse, yatırım alanı borsalar olmadığı için, alternatif yatırım alanı bulamadıklarından dolayı borsaları seçmiş olan paralar, ABD para piyasalarına yönelmeye başlayabilirler. Artmaya başlayan FED faizleri, onları yeniden kendi alanlarına yöneltebilir. Bu durum başlarsa, gelişmekte olan bizim gibi ülkelerin kurlarında ciddi artışlar başlar. Kurlar yükselmeye başlayınca, özellikle döviz cinsi borçlu olan başta bankalar olmak üzere şirketlerin kur karşılığı borçları artmaya başlar. Bu risk başladığı zaman BIST dahil borsaları yukarı çeken bankacılık sektörünün ve döviz cinsi borcu yüksek olan şirketlerin, borsalar için tam tersi bir baskı yaratmaya başladığı bir ortama girebiliriz.

                          FED faiz artışı süreci başladığında, bu geçiş süreci yani yatırım alanı borsalar olmadığı halde, alternatif olmadığı için borsalara girmiş ve gelişmiş ülkelerde borsa rekorlarına neden olmuş olan paraların yeniden kendi alanı olan para piyasasına dönmeye başladığını göreceğimizi düşünüyorum. Bu süreç esnasında gelişmiş ülke borsalarında da çok ciddi düzeltmeler olmasını bekliyorum. Ancak ECB'nin en az iki yıl daha düşük faiz sürecinin süreceğini söylemesi ve varlık alımına başlaması nedeniyle, uyarısını yaptığım bu risk biraz daha geç başlayabilir. Hatta gelişmiş ülke borsaları dahil, bizim gibi borsalarda yeni yükselişleri görebiliriz. Ama dikkat çektiğim uyarıyı kimse göz ardı etmesin!

                          FED faiz artışını başlattığı zaman, uzun zamandır borsalara park etmiş ciddi bir borsa dışı para, borsalardan çıkıp kendi alanına dönecektir. Bu geçiş sürecinde gelişmiş ülkelerde borsalarda düşüşler yaşanmasını, paritenin Dolar lehine gelişme göstererek, 1,21 desteği kırılıp 1,17 - 1,13 ve 1,09 parite seviyelerinin görülmesini bekliyorum. Gelişmiş ülkelerde bunlar yaşanırken, bizim gibi ülkelerde de ciddi kur artışları yaşanmasını, BIST gibi gelişmekte olan ülke borsalarında da hem gelişmiş ülke borsalarındaki düşüşlerden etkilenerek, hem de artan kurlardan etkilenerek aynı şekilde ciddi realizeler yaşanmasını bekliyorum. Ne zaman olur bilemem ama, eğer teknik olarak Dolar kuru 2,30 seviyesini yukarı kırarsa, 2,42 ile 2,50 seviyelerini kur karşılığı olarak görme riskimiz var diye düşünüyorum. Ben 2,30 seviyesi kırılıp daha üstündeki kur seviyelerini görecek olursak, bunun FED faiz artışı başlıyor dendiğinde yaşanmasını bekliyorum.

                          Ancak ben bu yaşanacaklardan aslında çok da korkmuyorum! Evet bu süreç esnasında ciddi kur artışları ve ciddi borsa düşüşleri yaşayabiliriz. Ama bu durum bahsettiğim paranın borsalardan çıkması nedeniyle yaşanacak, köpükler gidince bitecektir. Sonra ise, bence tüm dünya için çok uzun bir ekonomik büyüme sürecinin içine gireceğiz.
                          En Şanslı Ülkelerin Başında Türkiye Olacaktır!
                          Bu süreçte en şanslı ülkelerin başında Türkiye olacaktır. Sahip olduğu genç nüfusu, tüketime aç toplum yapısı, etkileşim alanındaki ülkeler ve jeopolitik sıçrama alanında olması nedeniyle Türkiye dünyanın başlamasını beklediğim uzun vadeli büyüme sürecinin en önemli aktörlerinin başında gelecektir. Benim yaptığım uyarı, dünya için 2016 ortalarında başlamasını beklediğim büyüme sürecinin öncesinde, 2015 ortalarında başlamasını beklediğim FED faiz artışının başlangıç döneminde yaşanacak para hareketleri nedeniyle borsaların içine gireceği düşüş dönemi içindir. Eğer böyle bir düşüş dönemi yaşanırsa, bunun nedenini bilin ve bu sürecin sonrasında, borsalar için de uzun süreli ciddi bir yükseliş döneminin başlayacağını bilerek, günü geldiğinde uzun vadeli pozisyon almaktan çekinmeyin diye bu uyarıyı yapıyorum.

                          Çünkü, algıları yönetenler, borsaların yükselişi için nasıl pozitif hava estirdilerse, borsalarda dediğim şekilde düşüşler yaşanırsa, o zaman emin olun fazlası ile korku senaryoları işleyeceklerdir. Ancak ben bu süreçte borsalarda yaşanabilecek düşüşlerin, gelecekteki borsa beklentilerinin kötü olacak olması nedeniyle değil, sadece borsalardaki sıcak para çıkışları nedeniyle olacağı görüşündeyim. Sonrasında gerçek ve içi dolu borsa yükselişleri dönemine gireceğiz.

                          Tekrar ediyorum; FED faiz artışı sürecinin 2015 yılının ortalarında olmasını bekliyorum. Bu nedenle aradaki sürede teknik destekler kırılmadan borsalar düşmeye başlıyor diyemem. Hatta kritik desteklerin üstünde kalınması halinde ki; BIST için yazımda bu seviyeyi belirttim, yeni yükselişler de yaşanabilir. Ama bu olası yükselişler de olsa, devamında FED nedeniyle önemli bir düzeltme dönemi olacaktır. Tabii bu hangi endeks seviyesinden olacak bunu zaman gösterecektir.

                          Eğer uyarısını yaptığım şekilde bir süreç yaşanacak olursa, borsaların düşecekleri seviyeler hisseler için çok önemli fırsatlar yaratacaktır. Aynı şekilde döviz için de yeni fırsatlar çıkacaktır! Hatta yukarıda dikkat çektiğim Dolar kuru seviyelerini görecek olursak, sonrasında yeniden TL'nin değerlenmesinin başlamasını bekliyorum. Yani dikkat çektiğim kur riski nedeniyle FED faiz artışı süreci başlamadan dövizdeki borçlanmalar riskli olabilir. Ancak sonrasında Dolar kuru teknik uyarısını yaptığım üst seviyelere gelecek olursa, bu takdirde de sonrası dönem için döviz borçlanılması, devamında değerlenme sürecine yine girebilecek TL nedeniyle önemli avantajlar da yaratabilir.

                          Ayrıca, uyarısını yaptığım süreç esnasında da, muhakkak endeks hareketlerinden bağımsız yükselişler yaşayan hisseler olabilecektir. Bu nedenle hisse bazlı öngörülerim yine de olabilir. Teknik analiz tablomuzu ve Destek-Direnç Tablomuzu yakından takip etmenizde fayda olacaktır.

                          Hepinize iyi bir hafta dilerim. Saygılarımla

                          Aydın Eroğlu Stratejist Finans Yazarı
                          Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                          Yorum

                          • eren@
                            Tecrübeli
                            • 24 Nisan 2008
                            • 2344

                            #538
                            İki banka CEO'sunun 2015 öngörüleri - Kadife Şahin / Milliyet
                            TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici ve Halkbank Genel Müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu 2015 yılına dair öngörülerini ve planlarını aktardı

                            Kontrollü büyüme 2015’te de sürecek

                            TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici, kontrollü büyümenin uzun vadede daha sürdürülebilir bir büyümeye imkan tanıyacağına inandığını söyledi

                            Global piyasaların önemli değişimlerden geçtiğini belirten TEB (Türk Ekonomi Bankası) Genel Müdürü Ümit Leblebici, 2015 yılının, özellikle gelişmekte olan ülkeler için mevcut yapılarını yeniden gözden geçirme yılı olacağını söyledi.

                            Cari açığın Türkiye ekonomisi için 2015’te de önemli bir kırılganlık unsuru olduğunu belirten Ümit Leblebici, “Ekonomi yönetiminin 2014 yılı başında attığı adımlar sonucunda kredi büyüme hızının makul düzeylere gerilediğini ve iç talebin kontrol altına alındığını görüyoruz. Cari açıkta da bir iyileşme süreci başladı diyebiliriz. Ancak sürdürülebilir bir büyümeye için cari açığı daha da aşağılara çekmeliyiz. Bu nedenle mevcut politikaların bir süre daha devam etmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.

                            Son dönemde 2015 için umut vaat eden gelişmeler de olduğunu belirten Leblebici, yeni yıla ilişkin beklentilerini şöyle ifade etti: “Petrol fiyatlarında ciddi bir düşüş gözlemliyoruz ve beklentiler petrol fiyatlarının bu düşük seviyelerde kalması yönünde. Bu da bizlere hem enflasyon ve cari açık tarafında nefes aldıracak hem de harcanabilir gelir düzeyini artırarak iç talebe olumlu etki yapacak. Ekonomik reform programının uygulamaya konulması da ekonomik öngörülebilirliği artıracak. 2015’te de ekonomide kontrollü bir şekilde büyümeye devam edeceğimizi ve bu durumun uzun vadede ekonomik dengelerin oluşmasına ve daha sürdürülebilir bir büyümeye imkan tanıyacağına inanıyorum.”

                            TEB 2015’te neler yapacak

                            Büyürken sadece rakamsal büyümeye değil, verimliliğe de odaklanarak tüm paydaşlarımız için daha fazla değer yaratmayı hedefliyoruz. Gelişmekte olan dijital platformlarda yer almaya büyük önem veriyoruz.

                            Yaygın şube ağımızla birlikte, alternatif dağıtım kanallarına da yoğunlaşırken, verimli iş modellerimizi de geliştiriyoruz. Ekonominin lokomotifi olan KOBİ’lere verdiğimiz destek bankacılık ilişkisiyle sınırlı kalmadığı gibi, danışmanlık ve girişim bankacılığı desteklerimizle girişimcinin her zaman yanında olmaya çalışıyoruz. Bireysel bankacılıkta pazar payımızı artırarak ve finansal okuryazarlık ve melek yatırımcı platformlarıyla bireylerin bankacılığı ve finansal ürünleri daha iyi anlamasını sağlayacak platformlar yaratıyoruz.

                            ‘Bankalar mevduat tabanını büyütecek’

                            Sektörde kredi büyümesi olacak mı?
                            Kredi büyümesinin mevcut seyrine devam etmesini ve MB’nin de öngördüğü % 15 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Sektörün mevduat tabanını büyütme gayreti içinde olacağını ve kredileri daha fazla oranda iç kaynaklardan finanse etmeyi hedefleyeceğini düşünüyorum.
                            Ekonomik aktivitenin seyrine bağlı olarak sorunlu kredi oranlarında bir miktar artış beklenebilir. Bu ihtimale karşı sektör olarak gerekli tedbirleri alarak sağlam sermaye yapımızı korumaya devam edeceğiz.



                            Gündem maddesi katılım bankacılığı

                            Halkbank Genel Müdürü Taşkesenlioğlu, 1 milyar lira sermayeyle girecekleri katılım bankacılığında önemli bir oyuncu olmayı hedeflediklerini açıkladı

                            5 yıllık vizyonu çerçevesinde sermaye artırımı kararı alan Halkbank, bilançosunu 100 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyor. Halkbank Genel Müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu, 1 milyar lira sermayeyle girecekleri katılım bankacılığında önemli bir oyuncu olmayı hedeflediklerini açıkladı.

                            Taşkesenlioğlu, “Halkbank Türkiye’nin köklü bir kuruluşu. Öngördüğümüz sermaye artışı ile köklerimizi daha derinlere inmek üzere sağlamlaştırarak islami bankacılık gibi yeni dallara sahip olacağız.

                            Yapılan tüm çalışmaların, planların ve belirlenen hedeflerin meyvesini de paydaşlarımız, iş ortaklarımız ve müşterilerimiz ile paylaşacağız” diye konuştu.
                            2015-2020 yılları için büyüme hedeflerini yeniden belirlediklerini belirten Taşkesenlioğlu, 5 yıllık vizyonu çerçevesinde sermaye artırımı kararı aldıklarını ve bilanço hedefini 100 milyar dolar olarak revize ettiklerini açıkladı.

                            Halkbank Genel Müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun verdiği bilgiye göre Halkbank ödenmiş sermayesini 1 milyar TL artırarak kuracağı katılım bankasının sermaye taahhüdünü yerine getirecek. Bankanın ödenmiş sermayesi 2 milyar 250 milyon TL‘ye yükselirken yeni kurulacak banka için sağlanacak taze para girişi ile 1 milyar TL sermaye oluşturulacak. Yeni kurulacak katılım bankası yüzde yüz oranında Halkbank bağlı ortaklığı şeklinde faaliyet gösterecek.
                            Bankanın sermayesi katılım bankacılığına uygun kaynaklarla temin edilecek.

                            Bankanın ismi belli değil

                            Ali Fuat Taşkesenlioğlu, katılım bankasının sermayesinin Halkbank’ın mevcut kaynakları dışında farklı bir kaynakla kurulmasını amaçladıklarını belirtti. Halkbank, başta Hazine olmak üzere bankanın ortakları tarafından gerçekleştirilecek sermaye artışı ile büyümeye odaklanacak. Bu hedefe ulaşma konusunda katılım bankasının da katalizör olacağını belirten Taşkesenlioğlu, katılım bankasının zaman içinde 150 şubeye ulaşmasını ve tüm illerde hizmet vermesini planladıklarını belirtti.

                            Öngörülen çalışma takvimi doğrultusunda 2015 yılında faaliyetine başlaması beklenen yeni bankanın ismi konusunda detay vermeyen Taskesenlioğlu “Halkımız faizsiz bankacılığın tüm gereklerini yerine getiren uzun zamandır görmek istediği yeni bankasına yakında kavuşacak” dedi.

                            150 şubede 1000 personel çalışacak

                            Taşkesenlioğlu, faizsiz bankacılık için ayırılan sermayeyi katılım bankacılığı gereklerine uygun şekilde sağlamayı planladıklarını vurguladı. Yeni kuracakları banka ile tüm Türkiye’yi kucaklayacaklarını ifade eden Taşkesenlioğlu şunları ifade etti: “Katılım bankacılığı alanında yaptığımız atılımla sektörün büyümesine katkıda bulunurken istihdama da katkı sağlayacağız. 150 şubeye ulaşmasını beklediğimiz katılım bankamızda 1000 kişinin üzerinde istihdam yaratacağız. Halkbank olarak katılım bankacılığı sektöründe önemli bir oyuncu olacağız.”
                            Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                            Yorum

                            • eren@
                              Tecrübeli
                              • 24 Nisan 2008
                              • 2344

                              #539
                              İki banka CEO'sunun 2015 öngörüleri - Kadife Şahin / Milliyet
                              TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici ve Halkbank Genel Müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu 2015 yılına dair öngörülerini ve planlarını aktardı

                              Kontrollü büyüme 2015’te de sürecek

                              TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici, kontrollü büyümenin uzun vadede daha sürdürülebilir bir büyümeye imkan tanıyacağına inandığını söyledi

                              Global piyasaların önemli değişimlerden geçtiğini belirten TEB (Türk Ekonomi Bankası) Genel Müdürü Ümit Leblebici, 2015 yılının, özellikle gelişmekte olan ülkeler için mevcut yapılarını yeniden gözden geçirme yılı olacağını söyledi.

                              Cari açığın Türkiye ekonomisi için 2015’te de önemli bir kırılganlık unsuru olduğunu belirten Ümit Leblebici, “Ekonomi yönetiminin 2014 yılı başında attığı adımlar sonucunda kredi büyüme hızının makul düzeylere gerilediğini ve iç talebin kontrol altına alındığını görüyoruz. Cari açıkta da bir iyileşme süreci başladı diyebiliriz. Ancak sürdürülebilir bir büyümeye için cari açığı daha da aşağılara çekmeliyiz. Bu nedenle mevcut politikaların bir süre daha devam etmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.

                              Son dönemde 2015 için umut vaat eden gelişmeler de olduğunu belirten Leblebici, yeni yıla ilişkin beklentilerini şöyle ifade etti: “Petrol fiyatlarında ciddi bir düşüş gözlemliyoruz ve beklentiler petrol fiyatlarının bu düşük seviyelerde kalması yönünde. Bu da bizlere hem enflasyon ve cari açık tarafında nefes aldıracak hem de harcanabilir gelir düzeyini artırarak iç talebe olumlu etki yapacak. Ekonomik reform programının uygulamaya konulması da ekonomik öngörülebilirliği artıracak. 2015’te de ekonomide kontrollü bir şekilde büyümeye devam edeceğimizi ve bu durumun uzun vadede ekonomik dengelerin oluşmasına ve daha sürdürülebilir bir büyümeye imkan tanıyacağına inanıyorum.”

                              TEB 2015’te neler yapacak

                              Büyürken sadece rakamsal büyümeye değil, verimliliğe de odaklanarak tüm paydaşlarımız için daha fazla değer yaratmayı hedefliyoruz. Gelişmekte olan dijital platformlarda yer almaya büyük önem veriyoruz.

                              Yaygın şube ağımızla birlikte, alternatif dağıtım kanallarına da yoğunlaşırken, verimli iş modellerimizi de geliştiriyoruz. Ekonominin lokomotifi olan KOBİ’lere verdiğimiz destek bankacılık ilişkisiyle sınırlı kalmadığı gibi, danışmanlık ve girişim bankacılığı desteklerimizle girişimcinin her zaman yanında olmaya çalışıyoruz. Bireysel bankacılıkta pazar payımızı artırarak ve finansal okuryazarlık ve melek yatırımcı platformlarıyla bireylerin bankacılığı ve finansal ürünleri daha iyi anlamasını sağlayacak platformlar yaratıyoruz.

                              ‘Bankalar mevduat tabanını büyütecek’

                              Sektörde kredi büyümesi olacak mı?
                              Kredi büyümesinin mevcut seyrine devam etmesini ve MB’nin de öngördüğü % 15 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Sektörün mevduat tabanını büyütme gayreti içinde olacağını ve kredileri daha fazla oranda iç kaynaklardan finanse etmeyi hedefleyeceğini düşünüyorum.
                              Ekonomik aktivitenin seyrine bağlı olarak sorunlu kredi oranlarında bir miktar artış beklenebilir. Bu ihtimale karşı sektör olarak gerekli tedbirleri alarak sağlam sermaye yapımızı korumaya devam edeceğiz.



                              Gündem maddesi katılım bankacılığı

                              Halkbank Genel Müdürü Taşkesenlioğlu, 1 milyar lira sermayeyle girecekleri katılım bankacılığında önemli bir oyuncu olmayı hedeflediklerini açıkladı

                              5 yıllık vizyonu çerçevesinde sermaye artırımı kararı alan Halkbank, bilançosunu 100 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyor. Halkbank Genel Müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu, 1 milyar lira sermayeyle girecekleri katılım bankacılığında önemli bir oyuncu olmayı hedeflediklerini açıkladı.

                              Taşkesenlioğlu, “Halkbank Türkiye’nin köklü bir kuruluşu. Öngördüğümüz sermaye artışı ile köklerimizi daha derinlere inmek üzere sağlamlaştırarak islami bankacılık gibi yeni dallara sahip olacağız.

                              Yapılan tüm çalışmaların, planların ve belirlenen hedeflerin meyvesini de paydaşlarımız, iş ortaklarımız ve müşterilerimiz ile paylaşacağız” diye konuştu.
                              2015-2020 yılları için büyüme hedeflerini yeniden belirlediklerini belirten Taşkesenlioğlu, 5 yıllık vizyonu çerçevesinde sermaye artırımı kararı aldıklarını ve bilanço hedefini 100 milyar dolar olarak revize ettiklerini açıkladı.

                              Halkbank Genel Müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun verdiği bilgiye göre Halkbank ödenmiş sermayesini 1 milyar TL artırarak kuracağı katılım bankasının sermaye taahhüdünü yerine getirecek. Bankanın ödenmiş sermayesi 2 milyar 250 milyon TL‘ye yükselirken yeni kurulacak banka için sağlanacak taze para girişi ile 1 milyar TL sermaye oluşturulacak. Yeni kurulacak katılım bankası yüzde yüz oranında Halkbank bağlı ortaklığı şeklinde faaliyet gösterecek.
                              Bankanın sermayesi katılım bankacılığına uygun kaynaklarla temin edilecek.

                              Bankanın ismi belli değil

                              Ali Fuat Taşkesenlioğlu, katılım bankasının sermayesinin Halkbank’ın mevcut kaynakları dışında farklı bir kaynakla kurulmasını amaçladıklarını belirtti. Halkbank, başta Hazine olmak üzere bankanın ortakları tarafından gerçekleştirilecek sermaye artışı ile büyümeye odaklanacak. Bu hedefe ulaşma konusunda katılım bankasının da katalizör olacağını belirten Taşkesenlioğlu, katılım bankasının zaman içinde 150 şubeye ulaşmasını ve tüm illerde hizmet vermesini planladıklarını belirtti.

                              Öngörülen çalışma takvimi doğrultusunda 2015 yılında faaliyetine başlaması beklenen yeni bankanın ismi konusunda detay vermeyen Taskesenlioğlu “Halkımız faizsiz bankacılığın tüm gereklerini yerine getiren uzun zamandır görmek istediği yeni bankasına yakında kavuşacak” dedi.

                              150 şubede 1000 personel çalışacak

                              Taşkesenlioğlu, faizsiz bankacılık için ayırılan sermayeyi katılım bankacılığı gereklerine uygun şekilde sağlamayı planladıklarını vurguladı. Yeni kuracakları banka ile tüm Türkiye’yi kucaklayacaklarını ifade eden Taşkesenlioğlu şunları ifade etti: “Katılım bankacılığı alanında yaptığımız atılımla sektörün büyümesine katkıda bulunurken istihdama da katkı sağlayacağız. 150 şubeye ulaşmasını beklediğimiz katılım bankamızda 1000 kişinin üzerinde istihdam yaratacağız. Halkbank olarak katılım bankacılığı sektöründe önemli bir oyuncu olacağız.”
                              Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                              Yorum

                              • eren@
                                Tecrübeli
                                • 24 Nisan 2008
                                • 2344

                                #540
                                ANALİZ: Hayal kurmayın, 2015’te faiz indirimi yok
                                TCMB PPK toplantısında faiz indirimi çıkmadığı gibi, eğer açıklama da trader kafası ile değil, nesnel ve tarafsız bir gözle değerlendirilirse TCMB’nin faizleri kesmekte hiç acelesi olmadığı da açıkça görülür.

                                TCMB PPK toplantısında faiz indirimi çıkmadığı gibi, eğer açıklama da trader kafası ile değil, nesnel ve tarafsız bir gözle değerlendirilirse TCMB’nin faizleri kesmekte hiç acelesi olmadığı da açıkça görülür. Gıda fiyatlarının enflasyon üzerinde yaptığı yukarı yönlü baskının azalacağı, ucuz petrolün de manşette gerilemeye neden olacağı gözlemi faizlerin hop diye kesileceği anlamına gelmez. En iyimser senaryolarda dahi bütün tahminlerde 2015 TÜFE ve çekirdek projekisyonları orta vadeli enflasyon hedeflerinin en az 200 baz puan üstündedir. Zaten, TCMB faiz indirmek istese ya da toplumsal baskı ile buna zorlansa da Fed’in atacağı adımlar ve Gelişmekte Olan Piyasalar’dan (GOP) kaçacak fonlar parasal gevşemeye izin vermeyecek. Piyasada sadece benim savunduğum bu tezin de çok açık bir yansıması var: Gerek BİST gerek se DİBS fiyatlamaları çok yanlış. 2 yıllık gösterge kağıtta bileşik faiz en az %9, belki de %10’a kadar yükselecek.
                                KAPAK: TABLO’da yıl sonu, 2015 ve 2016 sonu enflasyon tahminleri okunuyor, %5 enflasyon hedefinden çok uzağız.
                                2015 için en iyimser TÜFE tahmini %6.5, ama konsensus %7 civarında. Enflasyon hedefi ise %5. TCNB NİYE Goldman Sachs’ın iddia ettiği gibi 125 baz puan, ya da İş Bankası’nın iddia ettiği gibi 75 baz puan faiz indirsin kardeşim? Eğer referans faiz beklenen enflasyonun üstünde seyretmezse, gerçekleşen enflasyonu nasıl baskılayacaksınız? Bu basit denklemi dahi unuttuk mu traderlara para kazandıracağız diye?



                                Neyse, zaten artık TCMB’nin enflasyon görünümüne göre para politikası belirlediği dönemi geride bıraktık. Bundan sonra para politikasını ödemeler dengesi belirleyecek: Yani sisteme giren sıcak para faizi belirleyecek. ABD’de 3Ç2014 GSYIH büyümesinin %5’e revize edilmesi ve Kasım’da bireysel tüketim harcamalarının A/A %0.6 patlamasından sonra hala Fed’in gelecek Haziran’da veya daha öncesinde faiz artıracağına inanmayan kaldı mı? Fed faiz artıracakken, TCMB gibi kronik yüksek enflasyonlu, senede 220 milyar dolar F/X borcu çevirmek zorunda olan bir ülkenin ekonomisini yöneten merkez bankalarının faiz indirerek kendi para birimlerinin cazibesini azaltmasına hakkaten imkan var mı ya?

                                Lütfen, herkesi ciddiyete davet ediyorum, bu ülkede sadece ben kafası kıyakken yazma hakkına sahibim, siz değil. Ayrıca, TL opsiyon fiyatları bir türlü %10-15’in altına inmiyor, inmez de, çünkü 2015 için konsensus var!!! G-7 para birimleri arasında merkez bankalarının izleyeceği zıt yönlü para politikaları yüzünden kur oynaklığı had safhaya çıkacak. EPFR araştırmasına göre son 5 haftada GOP fonlarından toplam 14 milyar dolar para kaçtı.



                                Fed’in QE varlık alımlarını sonlandırdığı Kasım’dan bu yana 2 mini panik atağı yaşadık. Döviz Sepeti TCMB’nin marjinal fonlamayı %11’de tutması ve günde 40 milyon dolar döviz satmasına rağmen 2.57’in altına inmiyor. Rusya gibi arızalı ülkelerde ufak bir çalkantı patlak verse, 2.65’lere fırlıyor.



                                Bu ortam gelecek sene de düzelmez, aksine Fed’in faiz artıracağı tarih yaklaştıkça daha da kötüye gider. Böyle bir dünyada faiz indirimine değil cüret etmek, lafını dahi ağza almak, dolar/TL’de panik yaratır, enflasyon ve faizlerde tsunamiye yol açar.

                                Kimse faiz indirimi filan beklemesin, aksine Ocak ayında enflasyondaki düşüşe rağmen faiz kesintisinin gerçekleşmeyeceğini gören traderler DİBS’de harıl harıl satış yaparken bileşik faizi önce %9, sonra %10’a itecek. Bu satış dalgası zaten pahalı olan banka hisseleri vasıtası ile BİST-100’e yayılacak, benden uyarması.

                                Mutlu Noeller, eğer becerebiliyorsanız.

                                FÖŞ Sağlam Adamdır, Mareşal Sisi

                                Twitter: @AtillaYesilada1
                                Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information