Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • eren@
    Tecrübeli
    • 24 Nisan 2008
    • 2344

    #511
    Financial Times: Gözler daha büyük ödülde

    Türkiye´de iki gün sonra yapılacak genel seçimlere geniş yer veren
    Financial Times gazetesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ı "Halkın
    Adamı" olarak nitelendirdi.

    Financial Times, ´Erdoğan yeni bir ulusal uzlaşmanın mimarı olabilir
    mi?" diye sordu.

    İlk sayfadaki bu ifade dışında Financial Times´ın analiz sayfasında da
    David Gardner imzalı bir yazı var.

    Yazının başlığı, "Gözler daha büyük ödülde".

    David Gardner, yeni İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi´nin üçüncü kez
    iktidara geleceğini söylüyor.

    Gardner´a göre bunun nedeni, ulusal refah düzeyinin hızla ve rekor
    oranda artması.

    Financial Times yazarı, AKP´nin anayasada değişiklikler yapmak
    istediğini, bu nedenle ne oranda bir çoğunlukla seçimi kazanacağının
    hayati önemde olacağını belirtiyor.

    Türkiye´nin sosyal dönüşümünün tedirginliğe yol açtığından, yeni AKP
    elitlerinin kapitalizmi daha saygıdeğer kıldıklarından ancak Türkiye
    ekonomisinin aşırı ısındığı yolunda işaretler olduğundan söz ediyor
    David Gardner...

    Yazısını şöyle sürdürüyor:

    "Şimdi gündemdeki soru şu: Sayın Erdoğan, yeni bir ulusal uzlaşmanın
    mimarı olabilir mi? Yoksa zaferini, yürütme yetkileri olmasını
    hedeflediği bir cumhurbaşkanı olmadan önce, şekillendireceği bir
    anayasa hazırlamaya çalışmak için mi kullanacak? Bu konuda sinyaller
    karışık.".

    David Gardner, yeni hükümetin gündeminin en üst sırasında Kürtlerin
    şikayetleri olacağını söylüyor.

    Gardner ayrıca ordunun da hala Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu
    ´nun 35. maddesi uyarınca siyasete karışma hakkı olduğunu belirtiyor.

    Financial Times yazarı bu boyutta sorunlarla mücadele için parlamenter
    sistemin mi yoksa başkanlık sisteminin mi daha uygun olduğunun
    tartışılacağını vurguluyor.

    Yazı şöyle noktalanmış:

    "Türkiye´nin dönüşümünün ilk aşamalarında köprü vazifesi gören Avrupa
    Birliği ise üyelik müzakerelerinin yavaşlaması ile baskı gücünü
    kaybetmiş durumda. Avrupalı bir büyükelçinin de gözlemlediği gibi,
    Sadece motor çalıştığında, reformun motoru olabilirsiniz."
    Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

    Yorum

    • eren@
      Tecrübeli
      • 24 Nisan 2008
      • 2344

      #512
      Financial Times: Büyümede Çin´i geçen Türkiye kaygı yaratıyor

      Financial Times gazetesi, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğindeki
      kaydettiği büyüme oranının Çin´i geçtiğini gösteren rakamlar
      üzerinden, aşırı ısınmış bu büyümenin bir kutlamadan ziyade baş ağrısı
      yarattığını yazıyor.

      Tüketici harcamalarının beslediği büyüme Türkiye Merkez Bankası´nın
      ekonomiyi soğutup yavaşlatmak için aldığı geleneksel olmayan önlemler
      konusunda şüphelere yol açıyor, Financial Times´a göre.

      Merkez Bankası´nın uyguladığı başlıca önlem ise, faiz hadlerini
      yükseltmekten ziyade bankaların verdiği kredilere sınırlama getirmek.

      BBC´nin haberine göre, gazetenin muhabiri Delphine Strauss, açıklanan
      başka rakamların, ülkenin dış ticaret açığının 10.1 milyar dolar gibi
      rekor bir düzeye ulaştığını ortaya koyduğunu ve bunun da merkez
      bankasının iç talebi düşürüp şişen cari açığı azaltma hamlesi önündeki
      zorluklara işaret ettiğini savunuyor.

      İngiltere´deki Royal Bank of Scotland´ın ekonomistlerinden Timothy Ash
      ´in, "Ekonominin yavaşladığına dair hiçbir işaret yok." dediğini
      aktaran Financial Times, uluslararası yatırımcıların Türkiye
      ekonomisine baktıklarında sürdürülemez bir büyüme gördüklerini de
      yazıyor.

      Değerlendirmede Merkez Bankası´nın Türkiye ekonomisinin fazla
      ısındığını gösteren hiçbir kanıt yok şeklindeki karşı görüşlerine de
      yer veriliyor.

      Gazeteye göre, Merkez Bankası´nın yükselen ekonomilere sermaye
      akışının yavaşladığını gösteren işaretler nedeniyle, yüksek faizin
      sıcak para akışını hızlandırarak cari açığı artıracağı öngörüsü artık
      geçerli değil. Ancak banka yine de daha önce belirlediği tutumunu
      değiştirmiyor.

      Değerlendirmede son olarak, Merkez Bankası´nın tutumunu doğru bulan
      iktisatçıların, Türkiye´deki ekonomik aktivitenin yılın geri kalanında
      düşeceğini öngördükleri de belirtiliyor.
      Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

      Yorum

      • eren@
        Tecrübeli
        • 24 Nisan 2008
        • 2344

        #513
        MB: Yıllık enflasyon düşecek, çekirdek enflasyon yükselecek

        Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Temmuz ayı fiyat
        gelişmeleri raporunu yayınladı.

        TCMB tarafından yayınlanan raporda, önümüzdeki aylarda yıllık
        enflasyonun düşeceği, çekirdek enflasyonun ise yavaş da olsa
        yükselmeye devam edeceğinin tahmin edildiğine yer verildi.

        Raporda şöyle denildi:

        "Temmuz ayında tüketici fiyatları yüzde 0,41 oranında azalırken
        yıllık enflasyon yüzde 6,31 olmuştur. Temel (çekirdek) enflasyon
        göstergeleri ise öngörüldüğü şekilde sınırlı artışlar göstermiştir.
        Önümüzdeki aylarda yıllık enflasyonun düşeceği, çekirdek enflasyonun
        ise yavaş da olsa yükselmeye devam edeceği tahmin edilmektedir.

        DEĞERLENDİRMELER

        Temmuz ayında tüketici fiyatları yüzde 0,41 oranında azalmış,
        yıllık enflasyon ise sınırlı bir artış göstererek yüzde 6,31'e
        yükselmiştir. Bu dönemde enerji, işlenmemiş gıda, alkollü içecekler
        ve
        tütün ürünleri ile altını dışlayan ÖKTG-H endeksinin yıllık artış
        oranı yüzde 5,99'a, bu endeksten işlenmiş gıda ürünleri çıkarılarak
        elde edilen ÖKTG-I göstergesinin yıllık artış oranı ise yüzde 5,43'e
        yükselmiştir.

        Temmuz ayında hizmet fiyatları yüzde 0,74 oranında artarken, grup
        yıllık enflasyonu 0,37 puan yükselerek yüzde 5,39 olmuştur. Kiralarda
        ılımlı artış eğilimi sürmüştür. Diğer taraftan, akaryakıt
        fiyatlarındaki yükselişlerin gecikmeli etkileri ulaştırma hizmetleri
        fiyatlarına yansımaya bu dönem de devam etmiştir. Yurt içi paket tur
        fiyatlarındaki belirgin artışın (yüzde 23,89) etkisiyle eğlence ve
        kültür hizmetleri yıllık enflasyonu son iki ayda yaklaşık 8 puan
        yükselerek yüzde 13,27'ye ulaşmıştır. Bu gelişmeler neticesinde
        mevsimsellikten arındırılmış göstergeler hizmet enflasyonunun ana
        eğiliminde sınırlı bir yükselişe işaret etmiştir.

        Temel mal (gıda, enerji, alkollü içecekler, tütün ve altın dışında
        kalan mallar) grubu yıllık enflasyonunda son dönemlerde gözlenen
        artış
        eğilimi Temmuz ayında duraklamış ve grup yıllık enflasyonu önceki aya
        kıyasla önemli bir değişim göstermeyerek yüzde 5,50 oranında
        gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyon giyim grubunda artış eğilimini
        korurken, dayanıklı mal (altın hariç) grubunda gerilemiştir. Aylık
        bazda beyaz eşya fiyatlarında yüksek oranlı bir azalış
        kaydedilmiştir.
        Diğer taraftan, altın fiyatı Temmuz ayında yüzde 5,28 oranında
        yükselmiştir.

        Temmuz ayında enerji fiyatları yüzde 0,30 oranında artmıştır. Bu
        gelişmede, Türk lirasındaki değer kaybı ve uluslararası petrol
        fiyatlarındaki artış neticesinde yükselen (yüzde 1,22) yurt içi
        akaryakıt fiyatları belirleyici olmuştur. Öte yandan, bu dönemde
        belediyelerce belirlenen su tarifelerinde ve tüp gaz fiyatlarında
        düşüş gözlenirken, katı yakıt fiyatlarında ise artış kaydedilmiştir.
        Böylelikle, Temmuz ayında enerji grubu yıllık enflasyonu 0,17 puan
        artarak yüzde 8,42 seviyesine yükselmiştir.

        Temmuz ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubunda fiyatlar yüzde
        1,18 oranında gerilemiş ve grup yıllık enflasyonu 0,48 puan azalarak
        yüzde 7,65 olmuştur. Söz konusu düşüşte taze meyve fiyatlarında
        gözlenen önemli orandaki (yüzde 27,61) gerileme etkili olurken sebze
        fiyatları bu dönemde yükselmiştir. Bunun yanında kırmızı et fiyatları
        gümrük vergisi oranlarındaki artışın da etkisiyle yükselerek (yüzde
        2,47) işlenmemiş gıda fiyatlarındaki düşüşü sınırlamıştır.

        İşlenmiş gıda grubunda, buğday fiyatlarındaki düşüşe rağmen ekmek
        ve tahıllar grubu fiyatları artmıştır. Kırmızı et fiyatlarındaki
        yükselişe paralel olarak ise işlenmiş et fiyatları yükselmiştir.
        Ayrıca bu dönemde şeker fiyatlarında da artış gözlenmiştir. Bunun
        yanında, bir önceki yılın Eylül ayından bu yana yükseliş eğiliminde
        olan katı ve sıvı yağ fiyatlarında artışlar bu dönemde de belirgin
        biçimde sürmüş, söz konusu alt grup yıllık enflasyonu yüzde 24,95'e
        ulaşmıştır. Sonuç olarak, işlenmiş gıda grubu fiyatlarında süregelen
        artışların alt gruplar genelinde ivmelendiği gözlenirken grup yıllık
        enflasyonu 0,60 puanlık yükselişle yüzde 8,25'e ulaşmıştır.

        ÜFE

        Üretici fiyatları Temmuz ayında aylık bazda değişmemiş, yıllık
        enflasyon ise yüzde 10,34'e yükselmiştir. Tarım fiyatları bu dönemde
        meyve-sebze fiyat gelişmeleri sonucunda yüzde 6,06 oranında
        azalmıştır. Pamuk ve buğday fiyatlarında gerileme gözlenirken, canlı
        hayvan ve ayçiçeği fiyatları belirgin bir değişim göstermemiştir.

        İmalat sanayi fiyatları bu dönemde yüzde 1,34 oranında yükselmiş
        ve grup yıllık enflasyonu 1,27 puan artarak yüzde 13,85 olmuştur. Bu
        dönemde alt kalemlerin geneline yayılan fiyat artış eğilimi
        sürmüştür.
        Petrol ve ana metal fiyatları sırasıyla 3,31 ve 3,69 oranında
        artarken
        bu kalemler dışlandığında da fiyat artışlarının hızlandığı
        görülmektedir.

        MIGS sınıflamasına göre incelendiğinde, Temmuz ayında tüm alt
        kalemlerde fiyatlar artmıştır. Ana metal fiyatlarındaki yüksek
        artışların sürmesi sonucunda ara malları fiyatları yüzde 1,35
        oranında
        yükselirken, sermaye mallarında gözlenen fiyat artışında (yüzde 2,02)
        makine ve teçhizat ile motorlu kara taşıtları fiyatları belirleyici
        olmuştur. Dayanıklı tüketim malları fiyatları bir önceki ayda olduğu
        gibi mobilya fiyatlarındaki artışın etkisiyle dayanıksız tüketim
        malları fiyatları ise gıda imalatı fiyat gelişmeleri sonucunda
        yükselmiştir."
        Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

        Yorum

        • eren@
          Tecrübeli
          • 24 Nisan 2008
          • 2344

          #514
          Bankacılıkta kârlılık yüzde 16 azaldı

          Yılın ilk yarısında bankacılık sektörünün personel başına elde ettiği ortalama kâr yüzde 16 dolayında azaldı; sektörün aktif kârlılığı ve özkaynak karlılığında gerileme yaşandı. Sektörde geçen yılın ilk yarısında 80.2 bin TL olan personel başına ortalama kâr, bu yıl aynı dönemde 67.6 bin liraya düştü.
          Naki BAKIR

          ANKARA - Yılın ilk yarısında bankacılık sektörünün personel başına elde ettiği ortalama kar yüzde 16 dolayında düştü; sektörün aktif karlılığı ve öz kaynak karlılığında gerileme yaşandı.

          DÜNYA'nın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu veri tabanından yaptığı belirlemelere göre, sektörde geçen yıl ocak-haziran döneminde ortalama 80.2 bin TL olan personel başına kar, bu yıl aynı dönemde 67.6 bin liraya indi. Personel başına kar hacmindeki düşüş, şube başına ortalama çalışan sayısının 19.4 kişiden 18.8'e inmesine rağmen gerçekleşti. Başka bir deyişle, şube başına ortalama personel sayısı azalmasaydı, personel başına kar daha da düşük çıkacaktı.

          Geçen yıl ilk yarıda yüzde 1.7 olarak gerçekleşen, yılın tümünde yüzde 3'e ulaşan sektörün vergi öncesi karının toplam aktiflerine oranı bu yıl ilk üç ayda yüzde 0.7, ocak-haziran itibariyle de yüzde 1.2 olarak gerçekleşti. Sektörün öz kaynak karlılığındaki düşüşün daha belirgin olduğu görüldü. Geçen yılın ilk yarısında yüzde 11.1 düzeyinde bulunan, tümünde ise yüzde 20.1'e ulaşan dönem net karının öz kaynaklara oranı, bu yıl ilk yarıda yüzde 8 düzeyinde kaldı.

          Faiz marjındaki daralma etkili oldu

          İlk altı aylık dönemlerin karşılaştırmasına göre toplam faiz gelirlerinin faiz getirili aktiflere oranı yüzde 4.8'den yüzde 4'e, faiz maliyetli pasiflere oranı yüzde 3'ten yüzde 2.8'e; net faiz gelirinin toplam aktiflere oranı da yüzde 2.3'ten yüzde 1.7'ye indi.

          Ücret, komisyon ve bankacılık hizmetleri gelirlerinin, sektörün toplam gelirleri içindeki payı yüzde 13.1'den yüzde 14.8'e yükseldi; bu gelirlerin toplam aktifler içindeki payı ise yüzde 0.8 olarak değişmedi. Sektörün işletme giderlerinin aktiflerine oranı da fazla değişmeyerek yüzde 1.2 olurken, faiz dışı gelirlerinin, faiz dışı giderlerini karşılama oranı yüzde 96.5'ten yüzde 98.2'ye yükseldi. Ücret ve komisyon gelirlerinin işletme giderlerini karşılama oranı da yüzde 62,1'den yüzde 65,6'ya yükseldi.

          Aktiflerde büyüme

          Bankacılık sektöründe personel başına ortalama aktif büyüklüğü, son bir yılda sürekli büyüme gösterdi. Geçen yılın ilk yarısında 4 milyon 608 bin TL düzeyinde bulunan ortalama aktif büyüklüğü, ilk dokuz ay itibariyle 4 milyon 677 bin TL, 2010'un tümünde 4 milyon 779 bin TL, bu yılın ilk çeyreğinde 5 milyon 423 bin TL ve ilk yarısında 5 milyon 569 bin TL'ye yükseldi.

          Kredi-mevduat

          Sektörde, geçen yılın ilk yarısında 3 milyon 21 bin TL olan personel başına ortalama mevduat miktarı, bu yıl aynı dönemde 3 milyon 423 bin liraya ulaştı. Şube başına ortalama mevduat miktarı da 58 milyon 693 bin liradan 64 milyon 730 bin liraya çıktı. Geçen yıl ilk yarıda 49 milyon 512 bin lira olan şube başına ortalama kredi hacmi, bu yıl aynı dönemde 62 milyon 763 bin liraya yükseldi. Toplam nakdi kredilerin toplam mevduat hacmine oranı yüzde 84.4'ten yüzde 97'ye ulaştı. Toplam mevduat hacmi içinde vadesiz mevduatın ağırlığı yüzde 15.5'ten yüzde 16.6'ya yükseldi.

          Menkul değerler cüzdanı küçüldü

          Mevduatın krediye dönüşüm oranındaki artışa karşılık menkul değerlerin mevduata oranı ise yüzde 49.3'ten yüzde 42.4'e geriledi. Bankaların portföyündeki menkul değerlerin ağırlıklı ortalama vadesi 1.233 günden 1.500 güne yükseldi. Ancak alım satım amaçlı olanlarında ise ağırlıklı ortalama vade 805 günden 661 güne indi.

          Batık kredilerde hızlı düşüş

          Sektörde batık kredi oranı son bir yılda hızlı bir düşüş gösterdi. Geçen yıl ilk yarıda sektör toplamında yüzde 4.4 olan takipteki alacakların toplam nakdi kredilere oranı, ocak-eylül itibariyle yüzde 4.3'e, 2010 sonu itibariyle yüzde 3.7'ye, bu yılın mart sonunda yüzde 3.2'ye ve haziran sonunda yüzde 2.9'a kadar geriledi.

          Bu arada bilanço dışı riskler ile türev finansal araçların aktiflere oranı, altı aylık dönemler itibariyle yüzde 46.6'dan yüzde 47.6'ya yükseldi. Üç aya kadar vadede faize duyarlı aktiflerin, aynı nitelikteki pasiflere oranı ise yüzde 73.3'ten yüzde 69.5'e indi.

          Sektörde yabancı kaynakların toplam öz kaynaklara oranı yüzde 648'den yüzde 711.4'e yükseldi.
          Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

          Yorum

          • eren@
            Tecrübeli
            • 24 Nisan 2008
            • 2344

            #515
            Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 4 Ağustos 2011 tarihli ara toplantısında alınan önlemlerle ekonomi üzerindeki aşağı yönlü risklerin dengelendiğini bildirdi.
            ANKARA – Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), 4 Ağustos 2011 tarihli ara toplantısında alınan önlemlerle ekonomi üzerindeki aşağı yönlü risklerin dengelendiğini bildirdi.

            Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 23 Ağustos 2011 tarihli Toplantı Özetini açıkladı. Temel mal grubu yıllık enflasyonunda son dönemlerde gözlenen artış eğiliminin Temmuz ayında durakladığına dikkat çeken Kurul, yıllık enflasyon giyim grubunda artış eğilimini korurken, dayanıklı mal(altın hariç) grubunda gerilediğini kaydetti.

            Kurul, aylık bazda ise mobilya fiyatlarında artışlar gözlenirken beyaz eşya fiyatlarında azalış kaydedildiğini belirtti. Kurul, döviz kuru gelişmelerinin yansımalarıyla kısa vadede grup enflasyonunda geçici artışlar gözlenebileceğini not etti.

            Hizmet ve temel mallardaki görünüm çerçevesinde temel fiyat göstergelerinin yıllık artış oranlarının Temmuz ayında yükselirken, mevsimsellikten arındırılmış verilerin yakın dönemde ana eğilimin aşağı yönlü olduğunu işaret eden Kurul, bununla birlikte, döviz kurundaki hareketlerin yansımalarına bağlı olarak, Ağustos ayında temel enflasyonun bir miktar artış göstereceği tahmin etti.

            Dış dünya büyümesine ilişkin görünüm giderek kötüleşti

            Son dönemde açıklanan verilerin, Kurul’un küresel büyümenin giderek hız kaybettiği yönündeki tespitini teyit etti. Bu doğrultuda dış talep zayıf seyrini korudu. Euro bölgesi merkez ülkelerinde ikinci çeyrek büyümesi beklentilerin altında gerçekleşirken Temmuz ayına ilişkin PMI verileri daha da olumsuzlaşan bir görünüm arz etmekte. Ayrıca, ABD ekonomisi için çeşitli kuruluşlar tarafından yapılan kısa ve orta vadeli büyüme tahminlerinde de aşağı yönlü güncellemeler görülmekte. Kurul, Ağustos ayında yaşanan gelişmelerle birlikte dış dünya büyümesine ilişkin görünümün giderek kötüleştiğini belirterek döviz kuru hareketlerinin sağladığı rekabet avantajına rağmen küresel gelişmelerin dış talebi sınırlamaya devam edeceğini ifade etti.

            Yurt içi talepteki yavaşlamanın derinleşebileceği yönünde sinyal var

            İktisadi faaliyete ilişkin yavaşlama sinyalleri giderek güçlenmekte. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle sanayi üretimi Haziran ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 0.9 oranında azalarak beş ay üst üste düşüş kaydetti. Öncü gösterge niteliğindeki sipariş beklentilerinin Temmuz ayındaki seyri, imalat sanayi faaliyetinin yılın üçüncü çeyreğinde de zayıf seyrini koruyabileceği yönünde sinyal vermekte.

            Yurt içi nihai talepte yılın ikinci çeyreğinde başlayan yavaşlama eğilimi sürmekte. Ağustos ayına ilişkin öncü göstergeler tüketici güveninde süregelen zayıflamanın belirginleştiğine işaret etmekte.

            Bu dönemde yatırım eğiliminin de uzun bir aradan sonra ilk defa yavaşladığı gözlenmekte. Temmuz ayında bir önceki çeyrek ortalamasının altında seyreden otomobil ve hafif ticari araç yurt içi satışlarının, Türk lirasındaki değer kaybına paralel olarak, zayıflamaya devam etmesi beklenmekte. Bütün bu gelişmeler, yurt içi talepteki yavaşlamanın derinleşebileceği yönünde sinyal vermekte.

            İstihdamdaki yavaşlama sürecek

            İşsizlik oranları kriz öncesi seviyelerinde seyretmekte. Bununla birlikte, Mayıs döneminde mevsimsellikten arındırılmış sanayi istihdamının gerilemesiyle tarım dışı istihdam artışı yavaşlamış ve işsizlik oranları bir önceki çeyreğe göre bir miktar artış gösterdi. Öncü göstergeler istihdamdaki yavaşlamanın üçüncü çeyrekte de süreceğine işaret etmekte.

            Temel enflasyon göstergeleri tekrar düşüş eğilimine girecek

            Kurul üyeleri, döviz kuru hareketleri nedeniyle enflasyonun Temmuz Enflasyon Raporunda öngörülen seviyelerin geçici olarak bir miktar üzerinde seyredebileceğine dikkat çekerek, temel(çekirdek) enflasyon göstergelerindeki yükselişin de bir müddet daha sürebileceğini hatırlattı. Bununla birlikte, iktisadi faaliyetteki yavaşlama nedeniyle, döviz kurundan kaynaklanan fiyat hareketlerinin ikincil etkilerinin sınırlı kalması ve enflasyondaki yükselişin geçici olması beklenmektedir. Bu doğrultuda yıl sonundan itibaren temel enflasyon göstergelerinin tekrar düşüş eğilimine gireceği tahmin edilmekte.

            İhtiyaç kredilerindeki ivme kaybı dikkat çekmekte

            Gerek kredilerde ve yurt içi talepte gözlenen yavaşlama gerekse döviz kuru hareketleri iç ve dış talebin dengelenmesine katkıda bulunmakta. Kredilerin artış hızı bütün alt kalemlerde gerilemeye devam etmekte olup, özellikle ihtiyaç kredilerindeki ivme kaybı dikkat çekmekte. Ayrıca, döviz kurundaki birikimli hareketlerin yılın ikinci yarısında ithalat talebini belirgin biçimde sınırlayacağı öngörülmekte. Bu çerçevede Kurul, önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesinde kayda değer bir iyileşme olacağını tahmin etmekte.

            Aşağı yönlü risklerin bu aşamada dengelendi

            Kurul, 4 Ağustos 2011 tarihli ara toplantısında alınan önlemlerle ekonomi üzerindeki aşağı yönlü risklerin bu aşamada dengelenmiş olduğunu teyit ederek bu toplantıda politika araçlarında değişikliğe gidilmemesi konusunda mutabık kaldı. Bununla birlikte, küresel ekonomiye dair belirsizlikler dikkate alındığında, gelişmelerin yakından izlenmesinin ve gerekli politika tedbirlerinin gecikmeksizin alınmasının önem taşıdığı belirtildi.

            Bu çerçevede Kurul, önümüzdeki dönemde küresel ekonomideki sorunların daha da derinleşmesi ve yurt içi iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın belirginleşmesi halinde bütün politika araçlarının genişletici yönde kullanılmasının söz konusu olabileceğini tekrar vurguladı
            Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

            Yorum

            • eren@
              Tecrübeli
              • 24 Nisan 2008
              • 2344

              #516
              Piyasalara olumlu haber bombardımanıAvrupa’da bankacılık stresi, dünyada resesyon endişeleri sürerken fiyatlar toparlama eğiliminde
              07 Eylül 2011 Çarşamba, 08:59

              Haber akış turunun ilk durağı ABD oldu. Fed içinde genişlemeci politika karşıtı 3 üyeden biri olan Kocherlakota’nın ekonomik aktivitenin geçen aydan daha düşük olmadığını ve ekstra önleme gerek olmadığını açıklaması piyasaya güven filizlerinin ilk tohumlarını serpti. Fed Başkanı Bernanke’nin ABD bankalarının, Avrupa riskinin yönetilebilir olduğunu açıklaması da ikinci adım olarak takip edildi. Olası Avrupa bankacılık zararları üzerinde bankacılık otoritelerinin 2 katı kadar kötümser tahminleri olduğunu açıklayan IMF, bu tahminlerinde çok sağlam aşağı revizyonlara gideceğini açıklayınca üçüncü darbe de gelmiş oldu. % 2.9’luk düşüşten toparlayan S&P 500 Endeksi’ne de daralmaya işaret etmeyen ISM Hizmet Endeksi yardımcı oldu, endeks günü % 0.74 düşüşle 1.165 puandan tamamladı. Vadeli işlemlerde ise endeks kontratları % 0.68 yükseliyor. Risk iştahının kısa vadeli olarak canlanması varlıkların bonolardan hisse senetlerine geçişini de kolaylaştırdı. ABD 10 yıllık tahvilinin faizi düştüğü rekor seviyeden gelen satışlarla yükseldi ve getiri yeniden % 2’nin üstüne çıktı. 6 para birimine karşı hesaplanan ve risk iştahının azaldığı zamanlarda tipik olarak yükselen Dolar Endeksi sabah saatlerinde % 0.31 gerilemeyle 75.6’ya indi. Diğer yandan Bloomberg’de çıkan habere göre Perşembe günü bir konuşma yapması beklenen Başkan Obama’nın 300 milyar Dolar’lık bir istihdam paketi açıklaması bekleniyor. Var olan vergi indirimlerinin uzatılması ve çalışanlardan daha düşük vergi alınması ile paketi fonlaması beklenen Başkan’ın bunu meclisten geçirip geçiremeyeceği ise şimdilik bilinmiyor.

              AVRUPA’DA DİPTEN DÖNME ÇABALARI

              Risk iştahını destekleyen faktörlerden biri de, güvenli liman talebiyle yükselen İsviçre Frankı’nın önünün kesilmesi oldu. Merkez Bankası yaptığı açıklamada Euro / Frank kurunun bundan sonra 1.20’nin altına gelmemesi gerektiğini ve bunun için her türlü tedbiri alacağını, gerekirse de sonsuz fon kullanarak Frank satacağını açıkladı. Haberlerin ardından paritede % 8 civarında alım yaşandı, son gelinen seviye 1.2049. İtalya’nın son anda meclisten geçirdiği vergi artışları bütçe açığıyla olan savaşta bir adım olarak not edilirken 12 gündür yükselen İtalyan faizleri dün ilk defa geriledi. Özellikle çevre Avrupa borsalarında yaşanan satışın bugün geri alınması günün ilk beklentileri, günün devamı ise belirsiz. Hisselerin geldiği değerleme oranları yatırımcıları cezbederken alımların kalıcı olup olmayacağı ana tema konumunda. Tüm bu haber akışı Euro / Dolar paritesini gördüğü dip seviyelerden toparladı, son işlem 1.4055.

              ASYA NEFES ALMAK İSTİYOR

              Hem borsaları hem de para birimleri gerileyen Asya ülkeleri bugün nefes alma çabasında. MSCI Asya Pasifik Endeksi % 1.6 yükselirken, 2008 Kasım’ından bu yana en ucuz Fiyat / Kazanç seviyesine gerileyen endekste alımlar sürüyor. Çin’de bir gazette haberine göre bazı bankaların zorunlu karşılık oranlarının inmesi gündeme gelebilir. Bu haberin ardından Şanghay Bileşik Endeksi % 1.7 yükselişte. Hong Kong’da elde edilen ticaret fazlaları sonrası kişi başı 6.000 Hong Kong Doları’nın vatandaşlara dağıtılması gündemde, borsa % 1.5’e yakın primly seyrediyor. 10 Asya para biriminden oluşan ADXY Endeksi, Dolar’a karşı % 0.09 yukarıda. Yen ise Frank gibi müdahaleye kalabileceği beklentisi ile geriliyor, Dolar / Yen 77.24’e çıktı ve % 0.55 artış kaydediyor. Japonya Merkez Bankası da bugünkü toplantısında gösterge faizi % 0 ile % 0.1 arasında sabit bırakırken geçen ay açıklamış olduğu genişlemeci önlemlerin hala yerinde olduğunu belirtti. Hızla yükselen Yen ve doğal felaketlere karşı savaşım gösteren banka bu çerçevede 130 milyar Dolar’lık destek açıklamıştı.

              ALTIN HABER AKIŞI KURBANI

              Dün ons başına 1.920 Dolar’ı aşan spot altın fiyatı gelen haber akışının etkisiyle sert şekilde geriliyor. Günün ilk fiyatlamaları 1.842’den geçiyor. Diğer değerli madenlerde de satış sürerken spot gümüş de aynı altın gibi % 1.5 civarında geriliyor, son okuma ons başına 41.3 Dolar. Petrol fiyatları ekonomik verilerin henüz bir yön işaret etmiyor olması ve Dolar’ın daha fazla değer kaybedip kaybetmeyeceğinin kısa vadede belirsiz olması sebebiyle nispeten yatay durumda. ABD tipi ham petrol varil başına 86.42 Dolar’dan işlem görürken Brent petrol 113.35’te. İki ham petrol arasındaki makas tarihi yüksek seviyeye yakın seyrediyor. Tarım grubunda sıcak hava ve risk iştahı baskın unsur olurken mısır ve buğday kontratları sırasıyla % 0.23 ve % 0.63 yukarıdalar. Bakır ve nikelde ise 3 gündür suren satışlar bugün geri çevrilmiş durumda, bakırda alımlar % 0.7’ye varırken nikelde alımlar % 2 civarında.

              İÇERİDE RAPOR SAVAŞLARI

              Banka karlarındaki daralmanın durabileceği, satışların uzun süredir devam ederekn değerlemeleri cazip hale getirmesi, TL’nin kuvvetleniyor olması, faizin aşağı gelmesi ve cari açığın ekonomik soğumayla beraber azalacağı yönündeki temalarla olumlu görüş belirten yatırım kuruluşlarının geçen haftadan yarattığı pozitif hava devam ediyor. İMKB 100 Endeksi günü % 1.79 tamamlarken Dolar / TL şu sıralar 1.7548’de, Euro / TL 2.4676 ve Sepet Kur 2.11’de. Gösterge tahvilin bileşik faizi ise güne % 7.75’ten başlayacak.
              Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

              Yorum

              • eren@
                Tecrübeli
                • 24 Nisan 2008
                • 2344

                #517
                TÜİK verilerine göre sanayi istihdamı yılın ikinci döneminde geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 5 arttı.
                ANKARA - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), sanayide istihdamın bu yılın ikinci döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,3 artış gösterdiğini bildirdi.

                TÜİK, "Sanayi İşgücü Girdi Endeksleri 2011 Yılı 2. Dönem" verilerini açıkladı.

                Buna göre, sanayide istihdam endeksi bu yılın ikinci döneminde (Nisan-Mayıs-Haziran) geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,3, bir önceki döneme (Ocak-Şubat-Mart) göre ise yüzde 2,1 artış gösterdi. Üç Aylık Sanayi İstihdam Endeksi ise 105,3 oldu.

                Çalışılan saat ve maaş artışı

                Bu yılın ikinci döneminde, sanayide çalışılan saat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,2, bir önceki döneme göre de yüzde 2,4 arttı. Üç Aylık Sanayide Çalışılan Saat Endeksi de 104 olarak gerçekleşti.

                Üç aylık sanayide Brüt Ücret-Maaş Endeksi, 2011 yılı ikinci döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,4, bir önceki döneme göre de yüzde 4,8 arttı. Üç Aylık Brüt Ücret-Maaş Endeksi 182 oldu.

                Ana sanayi grupları sınıflaması

                Ana sanayi grupları sınıflamasında bu yılın ikinci döneminde istihdam, geçen yılın aynı dönemine göre, ara malı imalatında yüzde 5,6, dayanıklı tüketim malı imalatında yüzde 6,7, dayanıksız tüketim malı imalatında yüzde 3,4 ve sermaye malı imalatında yüzde 12,3 artış, enerjide yüzde 3,4 azalış gösterdi.

                İstihdam bir önceki döneme göre de ara malı imalatında yüzde 2,6, dayanıklı tüketim malı imalatında yüzde 2,8, dayanıksız tüketim malı imalatında yüzde 1,2, enerjide yüzde 0,3 ve sermaye malı imalatında yüzde 3,4 artış kaydetti.

                Çalışılan saat ise geçen yılın aynı dönemine göre, ara malı imalatında yüzde 5,5, dayanıklı tüketim malı imalatında yüzde 6,2, dayanıksız tüketim malı imalatında yüzde 3,2 ve sermaye malı imalatında yüzde 12,9 arttı, enerjide yüzde 2,3 azaldı.

                Çalışılan saat bir önceki döneme göre ise ara malı imalatında yüzde 2,5, dayanıklı tüketim malı imalatında yüzde 3,8, dayanıksız tüketim malı imalatında yüzde 1,8, enerjide yüzde 0,7 ve sermaye malı imalatında yüzde 3,5 artış gösterdi.

                Brüt ücret-maaşlar

                Brüt ücret-maaşlar ise geçen yılın aynı dönemine göre, ara malı imalatında yüzde 17,5, dayanıklı tüketim malı imalatında yüzde 14,5, dayanıksız tüketim malı imalatında yüzde 12,3, enerjide yüzde 3,5 ve sermaye malı imalatında yüzde 20,1 arttı.

                Brüt ücret-maaşlar bir önceki döneme göre de ara malı imalatında yüzde 5,9, dayanıklı tüketim malı imalatında yüzde 7,4, dayanıksız tüketim malı imalatında yüzde 3,1, enerjide yüzde 4,7 ve sermaye malı imalatında yüzde 5,2 artış gösterdi.
                Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                Yorum

                • eren@
                  Tecrübeli
                  • 24 Nisan 2008
                  • 2344

                  #518
                  "S&P'nin kredi notu artışı ne anlama geliyor? Yerel para cinsi kredi notundan sonra döviz cinsi notta da artırım gelir mi?"


                  Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P, Türkiye'nin yerel para cinsinden kredi notunu yükseltirken, yabancı para cinsi kredi notunu teyit etti. S&P, yerel para cinsi notlarını BB+/B'den BBB-/A-3'e yükseltti; görünümü ise pozitif olarak açıkladı. Ancak ülkenin döviz cinsi notu değiştirilmeyip BB/B olarak teyit edildi. Türkiye'nin döviz cinsi kredi notu halen yatırım yapılabilir seviyenin altında bulunuyor.

                  Türk finans sektöründe iyileşmenin devam ettiğini gördüğünü açıklayan S&P, cari açığın düşürülmesi, yüksek iç kredi genişlemesinin bütçe dengesi ve finansal istikararı bozmadan yavaşlaması, daha derin sosyal güvenlik reformları ile daha güçlü bir mali performans sağlanması gibi durumlarda ilave not aksiyonu alabileceğini açıkladı.

                  “Türkiye’nin yerel para cinsinden kredi notunun artırılması piyasalarda döviz cinsinden notunda da artış beklentisi yaratacak mı?” sorusunu FinansInvest uzmanlarına sorduk. Doğu Avrupa ülkelerinde sadece Türkiye’nin yerel ve döviz para cinsinden kredi notlarının farklı olduğu dikkat çekiyor.

                  İMKB’nin not artırımı haberine verdiği ilk tepki yüzde 6,5’e kadar yükselmesi şeklinde oldu. Yabancı fon yöneticilerinin daha fazla takip ettiği döviz cinsinden kredi notunun değişmemiş olmasıyla gelen kâr satışlarıyla Ulusal-100 Endeksi’nin yükselişi yüzde 4,4’lere gerilemiş durumda.

                  Finansonline’e özel olarak görüş veren uzmanlar ise yabancı fon girişinin hızlanması için döviz cinsi not artırımının şart olduğunu, buna karşılık son not artırımı haberinin piyasa tarafından trade edilmeye devam edilebileceğini belirttiler.

                  İNAN DEMİR – FinansInvest Başekonomisti:

                  Önemli olan döviz cinsi not artışı, bunun sinyali olan görünümde ise değişiklik yok

                  Bu artırım sadece TL cinsi kredi notuna ilişkin bir artırımdır. Önemli olan döviz cinsi notun artırılması olduğu için bu gelişmenin Türkiye’nin kredibilitesi için olumlu etki yaratabilecek bir haber olduğunu düşünmüyorum. Not artırımı TL bonolar için olumlu etki yaratsa da, Türkiye’nin uluslararası platformda “yatırım yapılabilir” düzeyde olması için gerekli olan döviz cinsi not artırımıdır ve bu haber eurobond’ları olumsuz etkileyecektir. TL cinsi kredi notunun artırılması döviz cinsi notun da artırılacağı anlamına gelmeyebilir. Genelde bu kuruluşlar yerel para cinsi not artırımı sonrası döviz cinsi not artırımına gitme yolunu değil, önce görünümü yükseltip sonra not artırımına gitme yolunu seçerler. Dolayısıyla şu an için dolar cinsi notun görünümüne ilişkin bir değişiklik yok. Ama tabii ki orta vadede Türkiye’nin mevcut borç dinamikleri döviz cinsi kredi notunun da artırılmayı hak ettiğini göstermektedir.

                  ALİ AĞAOĞLU – Finansonline Yazarı:

                  Yabancıların Türkiye’ye girmesi için yabancı para cinsi notun artması şart

                  Türkiye’nin notu sadece yerel para cinsinden arttı. Yabancı para cinsinden kredi notunun değişmemesi Türkiye’nin halen yabancı yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandığı anlamına geliyor. Bir not artırımı geldi, yenilerinin yolu açıldı. Piyasa en azından bunu fiyatlamaya devam edecektir. Ancak önemli olan döviz cinsi kredi notudur. Piyasa yorumcuları zaman zaman not kararı verilirken bunun sadece makro göstergelerle bağlantılı olduğu gibi bir yanılgıya düşüyor. Oysa ki kredi kuruluşları sadece ekonomiye değil, ülkenin yönetim biçimine, kurumlar arası ilişkilere en az ekonomiye verdikleri kadar önem biçiyor. Bu anlamda Türkiye’nin döviz cinsi notunun artması için yönetim ilkelerinin de iyileşmesi gerekiyor. TL cinsinden not artırılırken, döviz cinsi notumuzun değişmemesi Türkiye’ye yabancı fon girişini doğrudan etkileyecektir. Bu girişin artması için yabancı para cinsi notun artması gerekiyor.

                  BERNA SEHER ÖZDEMİR – FinansInvest Yatırım Danışmanlığı Birim Yöneticisi:

                  Yabancıların Türk varlıkları için olumlu bakışı güçlenebilir

                  S&P’nin Türkiye’nin yerel para birimi notlarını yükseltmesini Türk piyasaları için olumlu bir gelişme olarak yorumluyorum. Haberin piyasaya ilk çıkışı “S&P Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyeye çıkardı” şeklinde oldu. Haber İMKB’deki hızlı ralliyi tetikledi, ancak ardından sadece yerel para notu olduğu anlaşıldığında piyasada bir miktar kâr satışları görüldü. Yerel para cinsi notun artırılması son yıllarda iyice sürüncemede kalan not artırımı senaryolarının yavaş yavaş gündeme girdiğini gösteriyor. Başta cari açık olmak üzere makro dengelerde daha fazla düzelme olması halinde önümüzdeki dönemde döviz cinsinden kredi notunda yaşanabilecek bir yükseliş Türk piyasalarına ilgi ve para girişini daha fazla artıracaktır. Yabancı fonların pozisyon almalarından önce dahi, bugünkü haber Türk varlıkları için olumlu bakış açısının güçlenmesine neden olacaktır diye düşünüyorum. İçinde bulunduğumuz Avrupa borç krizi sürecinde son dönemde yurtdışı piyasalardan güçlü bir şekilde ayrışan İMKB’nin yurtiçi makro ekonomik verilerdeki düzelmeyle bundan sonraki dönem için daha fazla ümit vaat ettiğini düşünüyorum.
                  Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                  Yorum

                  • eren@
                    Tecrübeli
                    • 24 Nisan 2008
                    • 2344

                    #519
                    Jcr not icin 'bekle-gor' diyor

                    ntvmsnbc'nin haberine gore; jcr turkiye baskani orhan okmen, makroekonomik
                    gostergeleri takip ettiklerini yil sonundan once not artisi ihtimalinin
                    zayif oldugunu soyledi.

                    Internet sitesinde bugun yayinlanan haber asagida bulunuyor:

                    "fitch'in ardindan bugun japon kredi derecelendirme kurulusu jcr da 'bekle-gor'
                    stratejisinin devam edecegini acikladi. Cnbc-e'ye konusan jcr turkiye
                    baskani orhan okmen, makroekonomik gostergeleri takip ettiklerini yil sonundan
                    once not artisi ihtimalinin zayif oldugunu soyledi.
                    Okmen "enflasyonsuz buyume ve cari acikta dusme sinyali alirsak notu
                    artirabiliriz" dedi. Okmen, s&p'nin not artisiyla turkiye'de risklilik ikliminin
                    yumusadigini ancak turk lirasi'nin konvertibilite riskinin surdugunu kaydetti."

                    -matriks-
                    Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                    Yorum

                    • simurg
                      Administrator
                      • 10 Mart 2007
                      • 9248

                      #520
                      450 ekonomistten spekülatör isyanı!
                      Berkeley, Cambridge ve Oxfordlu profesörlerin de imzaladığı mektuplar G20 maliye bakanlarına gönderildi
                      11 Ekim 2011 Salı, 18:23:56






                      HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ

                      Aralarında Berkeley, Cambridge ve Oxford üniversitelerinden profesörlerinde yer aldığı 450 ekonomist, G20 üyesi ülkelerin maliye bakanlarına birer mektup göndererek, dünyanın bu en zengin ülkelerinin tarımsal emtia fiyatları üzerindeki spekülatör etkisini frenlemeye çağırdılar. Ekonomistler gönderdikleri mektupda, "Gıda emtialarında aşırı spekülasyonun frenlenmesi için daha büyük düzenlemeler yapılmalı" talebinde bulunurlarken, spekülasyonların oynaklığı artırdığını ve gıda fiyatlarını rekor seviyelere çıkardığını vurguladılar.

                      Mektubu imzalayan ekonomistler arasında Türk üniversitelerinden 16 isim de bulunuyor.
                      https://twitter.com/keyborsa_simurg

                      Yorum

                      • simurg
                        Administrator
                        • 10 Mart 2007
                        • 9248

                        #521
                        Euro bolgesi mali entegrasyonu guclendirme uzerine yogunlasiyor

                        konuya yakin kaynaklardan alinan bilgiye euro bolgesi liderleri
                        mali politikalarini daha entegre hale getirme secenegi uzerinde
                        yogunlasiyorlar. Avrupali liderler bolgenin borc krizini cozme
                        ve euro bolgesini erimekten koruma konusunda basarili olacaklarina
                        yatirimcilari ikna edebilme konusunda yarislarini bu alan kaydiriyor.

                        Haziralanan ancak henuz tamamlanmamis plan euro bolgesinin yonetiminde
                        hizli degisimler ongoruyor. Avrupa liderlerinin mali disiplini saglama
                        konusunda yeni guclere sahip olmasi ve son asamasinda euro bolgesi
                        anlasmasinda degisiklik ongoruluyor.
                        -matriks-
                        https://twitter.com/keyborsa_simurg

                        Yorum

                        • simurg
                          Administrator
                          • 10 Mart 2007
                          • 9248

                          #522
                          Süper Mario sert düşürdü!
                          Borsa günlük bazda 2,97 oranında değer kaybetti. Bu sert düşüşte Avrupa Merkez Bankası (ECB)'nin faiz indirimi mi yoksa ECB Başkanı Draghi'nin tahvil alımı açıklamaları mı başrolde?
                          08 Aralık 2011 Perşembe, 17:01:30









                          HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ
                          FİRUZE OTAY
                          fotay@haberturk.com

                          Avrupa Merkez Bankası (ECB)'nın yüzde 1,25 olan gösterge faiz oranını 25 baz puan indirimle yüzde 1'e çekmesi ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi'nin tahvil alımına yönelik yaptığı katı açıklamalar piyasaları salladı.
                          ECB Başkanı Draghi, " ECB'nin, üyesi olmayan IMF'ye borç para vermesi yasal değil" açıklamasında bulundu.

                          Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin bu akşam başlayacak olan AB Liderler Zirvesi öncesinde Avrupa'nın ikinci bir şansı olmadığını ve tüm dünyanın hızla Avrupa'nın karar almasını beklediğini açıklaması da piyasalardaki gerilim katsayısını artırdı. Piyasaların gündeminde, kritik AB Liderler Zirvesi'nden çıkacak kararlar yer alıyor.

                          Günün son kritik verisi ise Avrupa Bankacılık Otoritesi'nden geldi. Otorite, Avrupa bankalarının toplam sermaye açığını 114,7 milyar euro olarak tahmin etti. Otoritenin tahminlerine göre sermaye açığı Fransız bankaları için 7,3 milyar Euro, Portekiz bankaları için 7 milyar Euro, İspanyol bankaları için 26,2 milyar Euro, İtalyan bankaları için 15,4 milyar Euro, Yunan bankaları için 30 milyar Euro, Alman bankaları için ise 13,1 milyar Euro.
                          Ayrıca otorite bankalara yeniden sermayelendirme planlarını bankacılık regülatörlerine sunmaları için 20 Ocak 2012'ye kadar da süre verdi. Planların Haziran ayı sonuna kadar da yerine getirilmesi gerekiyor.
                          Özellikle bankacılık hisselerini vuran bu gelişme, borsalarda sert düşüşlerin yaşanmasında ciddi ölçüde etkili oldu.

                          İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören hisse senetleri günlük bazda 1.639,60 puan ve ortalama yüzde 2,97 oranında değer yitirdi.

                          İMKB 100 Endeksi, ikinci seansta 1.285,52 puan düşerek 53.499,25 puandan kapandı. Hisse senetleri ikinci seansta ortalama yüzde 2,35 oranında değer yitirdi.

                          İlk seanstaki 354,08 puanlık düşüş dikkate alındığında, borsa endeksi günün tamamında 1.639,60 puan geriledi.

                          Hisse senetleri günlük bazda ortalama yüzde 2,97 değer yitirdi.

                          DOLAR VE EURO YÜKSELDİ
                          Piyasanın kapanışı itibariyle Kapalıçarşı'da 1,8380 liradan alınan dolar 1,8420 liradan, 2,4510 liradan alınan euro 2,4560 liradan satılıyor.

                          Serbest piyasada önceki kapanışta 1,8390 lira olan dolar güne 1,8350 liradan, 2,4580 lira olan euro 2,4620 liradan başlamıştı.

                          Bankalararası piyasada dolar kotasyonları alışta en düşük 1,8410 lira, en yüksek 1,8440 lira, satışta en düşük 1,8460 lira, en yüksek 1,8520 lira seviyesinde işlem görüyor.

                          Borsada 2,97 oranında düşüş yaşanmasının sebeplerini uzmanlara sorduk. İşte iki uzmandan, iki farklı piasa yorumu...

                          YF Menkul Değerler Araştırma Müdür Yardımcısı Hakan Tezcan, piyasadaki sert düşüşün Avrupa Merkez Bankası'nın 25 baz puan faiz indirimini açıklamasına bağladı.

                          PİYASALAR ALLAK BULLAK!
                          Beklenmeyen, sürpriz olan Avrupa Merkez Bankası (ECB)'nin ikincil piyasada aktif olarak rol oynayacağına dair beklentileri karşılayacak bir açıklaması olmadı. O da piyasaları allak bullak etti. Temel olarak beklenti bugün ve yarın devam edecek olan AB Liderler Zirvesi'nde mali birlik sağlama konusunda somut bir adım atılacağı, bu somut adımın atılması durumunda da ECB'nin daha aktif olarak ikincil piyasalarda bono alımları yapacağı şeklinde özetlenebilecek bir senaryo üzerine kuruluydu.

                          SENARYO GEÇERSİZ KALDI!
                          ECB'den bu beklentileri karşılayacak bir açıklama gelmemesi, kurulan tüm senaryonun şu aşamada geçersiz kalmasına neden olmuş görünüyor. Bununla ilgili yarın AB Liderler Zirvesi'nden çıkabilecek somut bir karar tekrar bu yöndeki beklentilerin karşılanması anlamına geleceği için piyasalarda sert bir tepkiye neden olabilir.

                          "ÖNCE SAT, SONRA BEKLENTİLERİ SATIN AL"
                          Kısa vadede "önce sat, sonra beklentileri satın al" modu geçerli olduğu için kısa vadede bu beklentinin gerçekleşmemesi o riski almak istemeyen yatırımcılar tarafından hızla realize ediliyor.

                          Acar Yatırım araştırma müdürü Zeynel Balcı, ECB'nin faiz indirimini açıklamasından sonra piyasaların yükseldiğini fakat Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin yaptığı açıklamalardan sonra piyasanın sert bir düşüş yaşadığını belirtti.

                          SEBEP FAİZ İNDİRİMİ DEĞİL!
                          Piyasadaki sert düşüş ECB'nin faiz indirimiyle alakalı değil. Mario Draghi açıklamalarından sonra borsa düştü. Piyasa bir süreden beri 9 aralık zirvesiyle ilgili olumlu beklentileri fiyatlıyordu.

                          DRAGHİ AÇIKLADI, PİYASA DÜŞTÜ!
                          ECB Başkanı o beklentilerin tersi şeyler söyledi. Borç kriziyle ilgili mücadelede ECB tahvil alımı konusunda sınırsız olmadığı, borç krizindeki ülkelere finansman sağlamasının yasal olmadığı gibi açıklamalar yaptı. Piyasanın bir süredir fiyatladığı şeylerin gündemin tam tersi bir şey oldu.

                          GÖZLER ARTIK ZİRVE'DE!
                          Şimdi gözler Avrupa Birliği Liderler Zirvesi'nde. Ordan çıkacak kararlar yine önemli olacak tabi ama Avrupa Merkez Bankası Başkanı'nın açıklamaları piyasanın olumlu fiyatlamasını tersine çevirdi. Piyasanın böyle sert tepki vermesini nedeni budur. ECB, IMF üyesi değil demesi ve borç krizindeki ülkelere finansman sağlaması yasal olmadığını söylemesi piyasanın inandığı, fiyatladığı bir çok şeyin tersine oldu.

                          Benim yorumum piyasanın Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin açıklamalarından sonra tersine döndüğü yönünde. Faiz indirimi açıklandığında piyasa artıya geçmişti, ABD'deki işsizlik verileri de açıklandıktan sonra piyasa düşüş göstermedi. Faiz indiriminden kaynaklanmıyor bu düşüş, ama ECB Başkanı Draghi'nin konuşmasının ardından piyasa sert düştü.
                          https://twitter.com/keyborsa_simurg

                          Yorum

                          • simurg
                            Administrator
                            • 10 Mart 2007
                            • 9248

                            #523
                            Ihracat artisindaki baz etkisi ve yuksek kur, buyume rakamlarina olumlu yansidi - okfram
                            okan universitesi finansal riskleri arastirma ve uygulama merkezi (okfram)
                            tarafindan yapilan analiz asagida yer aliyor:
                            Ihracat artisindaki baz etkisi ve yuksek kur, buyume rakamlarina olumlu
                            yansidi
                            gayri safi yurtici hasila, 1998 fiyatlariyla, 2011 yili ucuncu
                            ceyrekte onceki yilin ayni donemine gore, %8.2 buyuyerek 591,58 milyar dolar
                            seviyesinde gerceklesirken, bir onceki doneme gore -0.6 puan ile hafif duzeyde
                            bir ivme kaybi gozlenmistir. Ikinci ceyrekte aciklanan %8.8'lik buyume; artan
                            kuresel risklerin ihracat rakamini olumsuz etkilemesiyle; ilk ceyrege gore 3,2
                            puan hiz kesmisti. 2011 yilinin ucuncu ceyreginde, kredi sikilastirma
                            onlemlerine bagli olarak ic talep ve dolayisiyla ithalatin yavaslamasina
                            karsin, artan kuresel risklerin yarattigi sermaye cikislarina bagli yasanan kur
                            artislarinin ihracati artirici etkisi ve bir onceki yilin ayni doneminde
                            ihracattaki onemli daralmayla olusan baz etkisi; buyumedeki ivme kaybini
                            azaltmistir.

                            Yuksek kur ihracati artirirken, kredi sikilastirma politikalari ic tuketimi soguttu.
                            Ucuncu ceyrekte, yurtici talepteki
                            yavaslamaya bagli olarak ithalat artisi %7.3 seviyesinde kalirken, doviz
                            kurundaki yukselisin de etkisiyle ihracat %10.8 ile daha hizli buyumustur. 2012
                            yilinda toplam ihracatin yaklasik yarisinin gerceklestirildigi ab bolgesi'nde
                            buyumenin tahmin edildigi gibi %0.2 duzeyinde kalmasi durumunda, turkiye
                            ekonomisinin yillik bazda %4 olan uzun vadeli buyume ortalamasina dogru bir
                            yavaslama sergilemesi beklenebilir.
                            Mali sektor ve ulastirma vites buyuttu.
                            2011 yilinin ucuncu ceyreginde, milli hasiladan en yuksek payi
                            alan baslica sektorler; imalat sanayi (%22), ulastirma (%14), ticaret (%12) ve
                            mali sektor (%11.75) olmustur. Bir onceki yilin ayni donemine gore katma
                            degeri en hizli artan sektor %15.7 ile mali sektor olurken, bunu, ulastirma
                            %9.7, ticaret %9.6 ve imalat sanayi %8,9'lik buyumeyle takip etmektedir. 2011
                            yili ilk uc ceyreginde, bir onceki yilin ayni donemine gore, gelisme hizini
                            artiran baslica gruplar; mali sektor(+7 puan), ulastirma (+2 puan) ve tarim (+3
                            puan) sektorleri olmustur. Ayni donemde imalat (-4 puan) ve insaat (-4 puan)
                            sektorlerinin buyume hizlarinda azalma olmustur. Bu durum imalat sanayi
                            endeksindeki gelismelerle de uyumludur.
                            Sanayi uretimi endeksi, ekim
                            ayinda, 138.44 ile en son aralik 2010'da gozlenen zirve noktasini asmistir.
                            Sanayi uretim endeksi 12 aylik ortalamalara gore (kasim 2010 - ekim 2011);
                            yarim puanlik gerilemeyle %11.5 duzeyinde, alt gruplardan imalat sanayi, 2
                            puanlik gerilemeyle %12 buyurken; enerji sektorunde buyume ivmesi 1.7 puanlik
                            artisla %9.7, madencilik sektoru 0.9 puanlik yukselisle %3,8 olarak
                            gerceklesmistir. Burada, krizden cikista keskin bozulmayi hizli telafi eden
                            imalat sanayinin yoruldugu, madencilik ve enerji sektorlerinin ise krizdeki
                            gorece daha yavas gerilemenin ardindan buyumeye devam ettigi anlasilmaktadir.
                            Ithal girdi kuresel soklara hassasiyeti artiriyor…
                            secilmis bazi sektorlerin uzun vadeli gelisim hizlari incelendiginde; tarimda dusuk oynaklik
                            ve dusuk buyume oranlari ile daha korumaci bir gorunum izlenmektedir. Toplam
                            hasilanin %43'unu olusturan imalat sanayi, ticaret ve insaat sektorleri ise
                            ithal girdi kullanimi ve mevsimsellik gibi nedenlerle kuresel soklara karsi
                            hassasiyeti artirmakta ve yuksek dalgalanmalara neden olmakta, bu da milli
                            hasilanin yumusak karnini olusturmaktadir. Toplam hasilada %25 paya sahip olan
                            mali sektor ve ulastirma sektorleri ise uzun vadede yuksek buyume ve dusuk
                            standart sapma degerleriyle ekonomiyi dengeleyen temel direk konumundadir.
                            Imalat sanayi, insaat ve ticaret gibi sektorlerde buyumenin yavaslamaya devam
                            edecegi fakat, ulastirma, tarim ve mali sektordeki buyume egiliminin, ekonomik
                            aktivitedeki yavaslamayi dengede tutabilecegini dusunmekteyiz.

                            Yuksek buyume=yuksek cari acik; bu denklem degismeli…
                            son 12 yilda turkiye ekonomisinin ortalama buyume hizi yillik %3.6 iken, bu oran pozitif
                            buyume yillarinda %7, kuculme yillarinda ise %-4.6 olarak hesaplanmaktadir.
                            Buyume yillarindaki gorece daha guclu cikis, bir yandan turkiye ekonomisinin
                            durgunluktan cikistaki dinamizmini ortaya koyarken, diger yandan yuksek ithalat
                            bagimliligi gibi yapisal sorunlara bagli olarak cari acigin artmasina ve acigi
                            finanse eden yabanci sermaye akimlarinin doviz kuru hassasiyetine yol
                            acmaktadir. Diger yandan, buyumenin yillar itibariyle
                            +/-5.5 araliginda oldukca yuksek bir degiskenlige sahip olmasi ise, ekonominin sik frekanslarda
                            soklara maruz kalmasina neden olmakta ve ayni zamanda buyumenin tahmin
                            edilebilirligini azaltmaktadir. Tcmb'nin fiyat istikrari ve surdurulebilir
                            buyume hedefleri baglaminda; buyumenin kisa vadede finansal istikrar
                            politikalariyla dizginlenmesi cari acigin kontrolu bakimindan onem
                            kazanmaktadir. Ancak, orta ve uzun vadede, ekonominin soklarla karsilasmadaki
                            hassasiyetinin (cari acik) ve soklarla karsilasma sikligin azaltilmasi, ancak,
                            enerjide disa bagimliligin giderilmesi ve yerli girdi kullaniminin/uretiminin
                            tesvik edilmesi gibi yapisal onlemlerle mumkun olabilecektir.
                            Kuresel buyume istatistikleri ve turkiye'nin konumu
                            2010 yilinin birinci
                            ceyreginden bu yana; ab bolgesi, abd ve ingiltere, japonya, rusya ve turkiye
                            gibi ulkelerin birbiriyle yuksek korelasyon sergiledigi; hindistan ve cin'in
                            ise bu gruptaki ulkelerle sahip oldugu dusuk korelasyon ile kuresel buyumedeki
                            bozulma trendinden ayrismaya devam ettikleri gorulmektedir. Yilin ucuncu
                            ceyreginde onceki yilin ayni donemine gore, gelismis ulkelerden japonya %0 ile
                            negatif buyumeden kurtulurken, borc krizinin yasandigi euro bolgesi %1.4,
                            abd'de ise %1.5'lik buyume oranlariyla yavaslama surecini surdurduler.
                            Gelismekte olan ulkeler grubundaki bric ulkelerinden brezilya %2.1, cin %9.1 ve
                            hindistan %6.9 oraninda buyurken, bu ulkelerdeki ivme kayiplari devam etmistir.
                            Bunlardan farkli olarak, rusya, %4.8'lik buyumeyle bir onceki ceyrege gore
                            artan bir ivmeyle buyuyerek, sorunlu ulkelerle olan uzun donemli yuksek
                            korelasyon iliskisinden de farklilasmistir. Turkiye %8.2 ile hafif yavaslamaya
                            ragmen guclu buyumesini surdurmus, ozellikle 2011 yili buyume performansi ile
                            sorunlu ulkelerle olan yuksek korelasyonu azaltmistir. Buna karsin, sorunlu
                            ulkelerle olan uzun vadeli iliski katsayisinin %90'larda olmasi onemli bir risk
                            unsuru olarak gorulmelidir. Turkiye ekonomisinin, 2011 yilini %7.5-8 duzeyinde
                            bir buyume ile kapatmasi beklenebilir. Oecd'nin son raporuna gore, 2012 yilinda
                            ekonomik buyumenin kuresel olcekte %3.4, euro bolgesi icin %0.2 ve abd'de %2
                            olmasi beklenmektedir. Ab zirvesi'nden ingiltere'nin muhalefet etmesi nedeniyle
                            kesin bir sonuc cikmamasiyla, ab bolgesi'nin borc sorununa iliskin net bir
                            strateji de belirlenememesi de tedirginlik yaratmaya devam edebilecektir. 2012
                            yilinda, kuresel yavaslama, ab bolgesi'nde uygulanacak mali sikilastirma
                            programlari, bunlarin yaratacagi dis talep daralmasi ve icerde kredi
                            sikilastirma politikalari ile birlikte, turkiye ekonomisinin, ozellikle imalat
                            sanayiinde baslayan ve devam etmesi beklenen gerilemeye paralel olarak daralan
                            bir buyume rakami aciklamasina neden olacaktir.
                            -matriks-
                            https://twitter.com/keyborsa_simurg

                            Yorum

                            • simurg
                              Administrator
                              • 10 Mart 2007
                              • 9248

                              #524
                              Sarkozy: Yeni avrupa doguyor, turkiye bu avrupa'nin icinde degil
                              fransa cumhurbaskani nicolas sarkozy, gectigimiz hafta bruksel'de duzenlenen
                              liderler zirvesinin ardindan yeni bir avrupa'nin dogdugunu belirtti. Le monde
                              gazetesine mulakat veren sarkozy, borc krizinin ab'nin turkiye ile ilgili
                              cekincelerini hafifletmedigini belirtti ve turkiye'nin avrupa'ya ait olmadigi
                              gorusunu bir kez daha tekrarladi.
                              Avrupa birligi'nin, avrupa kitasinin
                              birligi oldugunu ifade eden fransa cumhurbaskani, turkiye topraklarinin ise
                              cogunlugunun anadolu'da oldugunu ifade etti. Fransa, turkiye icin "asya'nin cok
                              guclu bir ulkesi" ifadelerini kullandi. Hirvatistan'la birlik antlasmasi
                              imzalandigini sirbistan'in uyelik sureci ile ilgili gorusmelerin devam
                              belirten, uyelik konusunda onceligin avrupa ailesine ait oldugunu; "disaridaki"
                              ulkelerle ilgili sorularin daha sonra sorulabilecegini dile getirdi.

                              Turkiye'nin dunya siyasetinde cok onemli rolu oldugunun altini cizen sarkozy,
                              "dogu ile bati arasinda kopru rolu onemli. Turkiye sadece bir tarafa uye olarak
                              bu rolu terk eder mi? Ben bu ihtimali zayif goruyorum." yorumunda bulundu.

                              Yeni ab anlasmasi konusunda ingiltere'yi ikna etmek icin almanya basbakani
                              angela merkel ile birlikte her yolu denediklerini de ifade eden sarkozy, "ne
                              yazik ki suanda iki avrupa var. Birincisi uyelerle dayanismanin avantajlarindan
                              yararlanan 26 ab ulkesi, digeri ise yalniz basina k
                              -cihan-
                              https://twitter.com/keyborsa_simurg

                              Yorum

                              • simurg
                                Administrator
                                • 10 Mart 2007
                                • 9248

                                #525
                                Gayri safi yurtici hasila raporu (t-bank)
                                2011’in ucuncu ceyreginde de ekonomi merkez bankasi’nin ve ekonomi yonetiminin
                                aldigi tum onlemlere ragmen hizli buyumesini surdurdu ve gecen yilin ayni
                                donemine gore %8.2 buyudu. Gecen yilin ucuncu ceyreginde ekonomi %5.3
                                buyumustu. Takvim etkisinden arindirilmis gayrisafi yurtici hasila (gsyih) da
                                yilin ucuncu ceyreginde %7.7 buyudu. Mevsim ve takvim etkisinden arindirilmis
                                gsyih degeri ise bir onceki doneme gore %1.7 artis gosterdi. Yilin ilk dokuz
                                ayindaki buyume ise %9.6 oldu. Bu sonuclar ekonominin yilin ilk dokuz aylik
                                doneminde hizli buyumeye devam ettigini gostermekte.
                                Yilin ucuncu ceyregine ait uretim verilerine bakildiginda gecen yilin ayni
                                donemine gore tarim sektorunun buyumeye devam ettigi gorulmekte. Sanayi ve
                                hizmetler sektorlerinde de guclu buyume oranlari kaydedildi. Insaat sektoru
                                ise iki haneli rakamlarla buyumeye devam etti. Bu cercevede, yilin
                                temmuz-eylul doneminde tarim sektoru %4.5 buyurken, sanayi sektoru %8.4
                                oraninda buyume kaydetti. Hizmetler sektorunde buyume %9.1’i bulurken, ayni
                                kapsamin icinde degerlendirdigimiz insaat sektorunde de %10.6’lik buyume
                                goruldu. Gsyih’ya katkilar incelendiginde tarim kesiminin katkisinin 0.7 puan,
                                sanayinin 2.1 puan, hizmetler kesiminin ise 5.4 puan oldugu gorulmekte.
                                Harcamalar tarafina bakildiginda, tuketim harcamalarinin yilin ucuncu
                                ceyreginde %7.8 arttigi gorulmekte ve kamunun tuketim harcamalarindaki
                                artisin ozel sektore gore daha hizli oldugu dikkat cekmekte. Ozel sektor
                                tuketim harcamalarinda %7.0 artis olurken, kamunun tuketim harcamalari artisi
                                %13.7 olarak gerceklesti. Sabit sermaye yatirimlarinin da bu yilin ucuncu
                                ceyreginde yavaslayarak da olsa artmaya devam ettigi ve yine bu artisin buyuk
                                bolumunun ozel sektor tarafindan saglandigi dikkat cekmekte. Ozel sektorun
                                yatirimlari %17.2 artarken, kamu yatirimlarindaki buyume %6.2’de kaldi.
                                Stoklarda ise daralma kaydedildi.
                                Bu yilin ucuncu ceyreginde ithalat %7.3 artarken, ihracat artisi %10.8 oldu ve
                                dis talebin buyumeye katkisi uzun zamandir ilk kez pozitife dondu bu
                                cercevede, buyumeye katkilar incelendiginde ozel sektor tuketim harcamalarinin
                                4.7 puan, kamu harcamalarinin ise 1.2 puan katkida bulundugu goze carpmakta.
                                Ozel sektorun sabit sermaye yatirimlari buyumeyi 3.1 puan olarak pozitif
                                etkilerken, kamu yatirimlarinin katkisi 0.2 puanda kaldi. Ihracat artisinin
                                ithalat artisini gecmesi sonucunda buyumeye dis talep katkisinin ise pozitif
                                0.6 puan oldugu izlenmekte. Yilin ilk dokuz aylik doneminde bakildiginda ise
                                gecen yilin ayni doneminde %8.9 buyuyen ekonominin bu yil %9.6 buyudugu, yani
                                ekonomide henuz bir yavaslama olmadigi gorulmekte. Bu donemde tarim sektoru
                                %5.3 buyurken, sanayi ve hizmetler sektorlerinin buyumesinin %10 oldugu goze
                                carpmakta. Harcamalar tarafinda ise yilin bu doneminde ozel tuketim
                                harcamalari %9.2 artis kaydederken, kamu tuketim harcamalari %10.2 artis
                                gosterdi. Ozel sektor yatirimlari %29’un uzerinde artarken, kamu
                                yatirimlarindaki buyume %5’de kaldi. Dis talebin buyumeye katkisinin da negatif
                                3.1 puan oldugu goze carpmakta. Bu sonuclar bize ekonomide hizli buyumenin
                                alinan tum onlemlere ragmen ucuncu ceyrekte de devam ettigini gostermekte.
                                Turkiye bu sonucla birlikte ucuncu ceyrekte dunyada en hizli buyuyen ekonomiler
                                arasina girdi. Zaten diger bazi gostergeler de ekonomide buyumenin soz konusu
                                ceyrekte hiz kesmedigini teyit etmekteydi. Tabii bu buyumenin cari aciktaki
                                rekor duzeyde genislemeyi tetikledigini de kaydetmek gerekir. Ayrica buyumenin
                                buyuk olcude ic talep ve tuketim agirlikli oldugu vurgulanmali. Yilin son
                                ceyreginde ise ekonomik buyumenin biraz daha yavas bir hizda seyretmesini
                                beklemekteyiz. Ekim ayindan itibaren alinan vergi artirim ve zam kararlari,
                                doviz kurlarindaki artis, merkez bankasi’nin fonlama faizlerindeki artis ve
                                ozellikle euro bolgesi ve kuresel ekonomide meydana gelen yavaslamanin yilin
                                son ceyreginde turk ekonomisinin buyume hizini da olumsuz etkilemesi
                                beklenebilir. Buna karsilik ekim ayi sanayi uretim verilerindeki guclu
                                performans, yilin son ceyregindeki olasi yavaslamanin da ilimli olcude
                                olabileceginin sinyalini vermekte. Tum bu degerlendirmeler isiginda, 2011
                                yilsonu buyumesinin %8.1 civarinda olabilecegini tahmin etmekteyiz. Diger
                                taraftan, 2012 icin ise turk ekonomisinde bu yila gore ciddi yavaslama olmasini
                                ve buyume oraninin %3’e gerilemesini beklemekteyiz.
                                Dr. Veyis fertekligil
                                t-bank

                                **raporun tamami ekteki dosyada bulunmaktadir***
                                * * *
                                burada yer alan yatirim bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatirim danismanligi
                                kapsaminda degildir. Yatirim danismanligi hizmeti sermaye piyasasi kurulu
                                tarafindan yayimlanan seri:v, no:52 sayili "yatirim danismanligi faaliyetine
                                ve bu faaliyette bulunacak kurumlara iliskin esaslar hakkinda teblig"
                                cercevesinde araci kurumlar, portfoy yonetim sirketleri, mevduat kabul
                                etmeyen bankalar ile musteri arasinda imzalanacak yatirim danismanligi
                                sozlesmesi cercevesinde sunulmaktadir. Burada ulasilan sonuclar tercih
                                edilen hesaplama yontemi ve/veya yorum ve tavsiyede bulunanlarin kisisel
                                goruslerine dayanmakta olup, mali durumunuz ile risk ve getiri
                                tercihlerinize uygun olmayabileceginden sadece burada yer alan bilgilere
                                dayanilarak yatirim karari verilmesi saglikli sonuclar dogurmayabilir.
                                -matriks-
                                https://twitter.com/keyborsa_simurg

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information