Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ÇAKAL
    Ağa'nın Adamı
    • 27 Haziran 2007
    • 2545

    #256
    Yılmaz sert konuştu
    Rize eski milletvekili Şevki Yılmaz, eski dava arkadaşlarına seslendi: Ergenekon'dan hesap soruluyor, koltuk hırsıyla çeteye hizmet etmeyin. 'one minute' düşünün!

    25/03/2009
    Rize eski Belediye Başkanı ve milletvekili Şevki Yılmaz, 29 Mart seçimlerine yönelik ilginç tespitlerde bulundu.

    Yılmaz, Ergenekon yapılanmasından ilk kez hesap sorulduğunu, bunu yapan iktidarın alaşağı edilmek istenmesine 'destek vermeyeceğini' söyledi..

    Sultan Abdülhamid'in İttihat ve Terakki çeteleri tarafından tahttan indirilmesinden 100 yıl sonra içerideki ihanet odaklarının ilk kez sırtının yere getirildiğini söyleyen Yılmaz, "Şimdi birileri çıkmış koltuk hırsından; 'Bu iktidar yıkılmalı!' diyor... Ben buna hizmet etmem, edene de destek vermem ve bütün gücümle mani olurum." ifadelerini kullandı.

    Şevki Yılmaz, halkın sandığa giderken 'one minute' düşünmesini istedi. Hiçbir parti ile organik ve inorganik bağının olmadığının altını çizerken tamamen vicdani sorumluluğu gereği konuştuğunu dile getirdi. Şevki Yılmaz'ın görüşleri özetle şöyle:

    Darbecilerden hesap soruluyor

    Hiçbir vatan evladı, Ergenekon ihanet çetesine karşı kelle koltukta mücadele eden AK Parti iktidarının karşısında yer almaz, alamaz! Vatanını ve milletini seven hiç kimse 1960, 1971, 1980 darbesi ile 28 Şubat postmodern darbesinin acılarını çektiği halde darbecilerden hesap soran AK Parti iktidarına hain ve işbirlikçi diyemez.

    Sizler çetenin dinci ayağından mısınız?

    Ergenekon'a destek verenlere sorulur; sen bu çetenin hangi kanadını temsil ediyorsun, sen de mi bu derin çetenin ayağısın, sol ayağını gördük, sağ ayağını gördük, aşırı solunu gördük, terör örgütü ayağını gördük, sen yoksa şu dinci ayağından mısın (?!..) derler...

    Kendilerini yok etmeye çalışanlarla birlik olanları ibretle izliyorum

    28 Şubat'ta dönemin başbakanına en ağır hakaretler yapanlardan bugün hesap soruluyorsa, AK Parti hükümetine en çok o hakaretlere maruz kalanların destek vermesi gerektiğine inanıyorum ama görüyorum ki bazıları derin güçlerle omuz omuza vermiş, dün kendilerini yok etmeye çalışanlarla birlik olmuş görüntüsü vermekteler.. Bu acı tabloyu ibretle izliyorum, milletimiz de izliyor..

    Oylarınızla Ergenekon'u diriltmeyin

    Şimdi birileri çıkmış koltuk hırsından; "Bu iktidar yıkılmalı!" diyor... Ben buna hizmet etmem, edene de destek vermem ve bütün gücümle mani olurum. Vatanını ve milletini seven ister Saadet Partili, ister MHP'li, ister BBP'li ve hatta CHP'li olsun bu ülkede 60 ihtilalini, 12 Mart 1971 ve 1980 darbesini, 28 Şubat postmodern darbesini yaşadığı ve acılarını çektiği halde bu darbecilerden hesap soran AK Parti iktidarına 'yıkılsın bunlar' diyemez.. Ve AK Parti dışındaki partilere oy vererek bu Ergenekon terör örgütünün tekrar ayağa kalkmasına, güç bulmasına hizmet edemez..

    Ergenekon bitmeden özgürlük gelmez

    Bu iktidardaki kardeşlerimiz gidip Saadet, MHP veya diğerleri yeniden gelse neyi neyle bunlardan daha iyi yapacağız? Bu cunta varken ve bu Ergenekon terör çetesi çökertilmeden neyi nasıl düzelteceğiz? Virajlar, mayınlı yollar temizlenmeden ülkemiz hakiki demokrasiye tam dönmeden, nasıl, neyle düzelteceğiz?.. Özgürlükleri nasıl ve ne yolla getirecegiz? Bizi palavralarla kandıranları REFAHYOL iktidarımızda ve MHP-ANAP-DSP iktidarlarında görmedik mi, yaşamadık mı?

    AK Parti'ye oy değil, gözyaşı topluyorum

    Şimdi bana soruyorsunuz; "Siz 29 Mart yerel seçimleri için AK Parti'ye seçmen mi topluyorsunuz?" diye. Evet ben, 28 Şubat'ta evlerinden gece yarısı baskınlarıyla toplanan, fişlenen ve eziyet gören, işinden ve aşından olanların ardında bıraktığı gözyaşlarını topluyorum.. Evet ben, 80 darbesinde binlerce genci sağcı-solcu diyerek birbirine düşürüp silah sıktıran, onlarcasını idam eden, binlercesini hapislerde işkencelerden geçiren, faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin yerlere dökülen isyanlarını topluyorum... Evet ben, ayışıkları altında sarıkız ineğinin sütünü nasıl çalarım hesapları yapanlara karşı sivil iradeye güç topluyorum... Evet ben, sokak ortasında kafasına sıkılan Hrant'ın kanını, Uğur Mumcu'nun tespit ettiği fakat yayınlayamadan öldürüldüğü derin ilişkilerle dolu kayıp dosyalarını topluyorum... Türk ve Kürt kardeşlerini kucaklaştırmak uğruna şehit olan Gaffar Okan'ı şehit eden ve ettirenlerden hesap soran AK Parti iktidarına destek için oy topluyorum...
    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

    Yorum

    • HALİS-U HAL
      Yeni üye
      • 23 Mart 2009
      • 40

      #257
      Ergenekon bitmeden özgürlük gelmez

      Bu iktidardaki kardeşlerimiz gidip Saadet, MHP veya diğerleri yeniden gelse neyi neyle bunlardan daha iyi yapacağız? Bu cunta varken ve bu Ergenekon terör çetesi çökertilmeden neyi nasıl düzelteceğiz? Virajlar, mayınlı yollar temizlenmeden ülkemiz hakiki demokrasiye tam dönmeden, nasıl, neyle düzelteceğiz?.. Özgürlükleri nasıl ve ne yolla getirecegiz? Bizi palavralarla kandıranları REFAHYOL iktidarımızda ve MHP-ANAP-DSP iktidarlarında görmedik mi, yaşamadık mı?

      AK Parti'ye oy değil, gözyaşı topluyorum

      Şimdi bana soruyorsunuz; "Siz 29 Mart yerel seçimleri için AK Parti'ye seçmen mi topluyorsunuz?" diye. Evet ben, 28 Şubat'ta evlerinden gece yarısı baskınlarıyla toplanan, fişlenen ve eziyet gören, işinden ve aşından olanların ardında bıraktığı gözyaşlarını topluyorum.. Evet ben, 80 darbesinde binlerce genci sağcı-solcu diyerek birbirine düşürüp silah sıktıran, onlarcasını idam eden, binlercesini hapislerde işkencelerden geçiren, faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin yerlere dökülen isyanlarını topluyorum... Evet ben, ayışıkları altında sarıkız ineğinin sütünü nasıl çalarım hesapları yapanlara karşı sivil iradeye güç topluyorum... Evet ben, sokak ortasında kafasına sıkılan Hrant'ın kanını, Uğur Mumcu'nun tespit ettiği fakat yayınlayamadan öldürüldüğü derin ilişkilerle dolu kayıp dosyalarını topluyorum... Türk ve Kürt kardeşlerini kucaklaştırmak uğruna şehit olan Gaffar Okan'ı şehit eden ve ettirenlerden hesap soran AK Parti iktidarına destek için oy topluyorum...

      :a88::a88::a88:
      Ben edebi edepsizlerden öğrendim.*Hz.Ali.*

      Yorum

      • ÇAKAL
        Ağa'nın Adamı
        • 27 Haziran 2007
        • 2545

        #258
        Patron silkelemede yeni gözaltılar olabilir

        Şok borsa operasyonunda yeni bir aşamaya geçileceğinin sinyalleri gelmeye başladı. Elde edilen bilgilere göre şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda yeni gözaltıların başlayabileceği ve önümüzdeki günlerde sayının 200'e yaklaşabileceği iddia ediliyor

        - Avukatlarla görüştürülen şüphelilerin sorgusuna dün başlandı. - Emniyet, 54 kişiden oluşan şüphelilerle ilgili olarak gözaltı süresinin 1 gün uzatılmasını istedi. - Bazı isimlere, telefon kayıtları okutuldu.
        ERGÜN ÇOLAKOĞLU - EKONOMİ SERVİSİ - İSTİHBARAT SERVİSİ
        Patron silkeleme operasyonu olarak tanımlananın borsa gözaltıları genişleyerek devam edecek. Gözaltındaki şüphelilerin sorgulanmasının ardından, sayının 200'e ulaşabileceği belirtiliyor.

        Öte yandan AK Parti Edirne Milletvekili Necdet Budak ile CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın da çete üyeleriyle görüştüğü iddia ediliyor. Milletvekillerinin dosyaları dokunulmazlıkları nedeniyle ayrıldı. NTV'ye konuşan Soysal, manipülasyon iddialarını reddetti ve telefon dinlemeleriyle ilgili olarak "Telefonum 24 saat açık, herkesle görüşürüm" dedi. AK Parti'li Budak ise telefon dinlemesine takıldığı Akın Şapçı ile Keşan'dan tanıştıklarını belirterek, "Kesinlikle borsa hakkında konuşmadık, belki parti işleri konuşmuşuzdur" dedi.
        FARKLI BİR İSİM YELPAZESİ VAR
        Gözaltına alınan isimler arasında Esas Holding'in Finans Koordinatörü Ahmet Benan Çetin, İspanyol Essential Grubu'nun Türkiye'deki şirketi Essential Enerji'nin yönetim kurulu üyesi Ali Berkan Ateş, Barilla Gıda'nın Yönetim Kurulu Başkanı Güneş Karababa ve Edirne vergi rekortmenlerinden işadamı Akın Şapçı da bulunurken, Şapçı'nın, spekülatör Bekir Sani Karayal ile ortak hareket ettiği belirtiliyor.
        DAHA DA GENİŞLEYECEK
        Öte yandan, Emniyet kaynaklarından alınan bilgiye göre; soruşturma içinde kara para, manipülasyon ve insider suçlamasının bulunduğu öğrenildi. Şüphelilerden Nihat Özçelik, Bekir Sani Karayal, Ziya Sesel, Bahadır Karlıdağ ve Mehmet Akdere'nin vereceği ifadeler doğrultusunda soruşturmanın daha da genişletileceğine ve önümüzdeki günlerde gözaltıların artabileceğine dikkat çekilirken, borsada deprem meydana getirebilecek gelişmeler yaşanabileceği belirtiliyor.

        Ziya Sesel
        Borsa hayatı 1995 yılından sonra başladı. Genelde büyük firmaların hisse senetleri ile ilgilenen Sesel'in çok hızlı ve sert işlemler gerçekleştirdiği belirtiliyor. Borsadaki işlemlerini tam bir şov edasıyla gerçekleştiren Ziya Sesel'e, hızlı hareketlerinden dolayı sevenleri tarafından "Hızlı Gonzales", sevmeyenleri tarafından Pınar Şaşal lakabı ile anılıyor. Sesel, son olarak Grundig ve Reysaş'ta sert alım-satım işlemleri gerçekleştirmiş.


        Nihat Özçelik
        Gersan Elektrik, Plastkart, Anel Telekom ve Silverline gibi şirketlerin halka arzlarının bu oyuncu tarafından gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Genelde yalnız olmayı seçen Özçelik, aynı zamanda Etiler'de lüks bir bayan kuaförünün de işletmeciliğini yapıyordu. Etrafında "ketum" olması ile bilinen Özçelik'i 24 saat takım elbise ile görmek mümkün..

        Bahadır Karlıdağ
        Muş'taki NATO inşaatında çalışırken borsaya merak sardığı belirtiliyor. Hafızalardaki en belirgin hisse operasyonu 1995 yılındaki Çukurova hisselerindeki sert yükseliş oldu. Çukurova hisselerini 7 bin liradan 70 bin liraya kadar yükseltti. Bu sırada büyük sermaye oluşturdu. Aselsan ve Otokar hisseleri ile çok uğraştı. Bir hissede operasyon yapmadan önce gidip o fabrikayı dolaştığı söyleniyor. Son olarak Ege Profil ve Denizli Cam'daki sert işlemleri nedeniyle gözaltına alındığı iddia ediliyor.

        Bekir S. Karayal
        Borsacılar arasındaki Lakabı Deli Bekir. Aslolarak tekstil işiyle uğraştığı belirtiliyor. Piyasanın Ziya Sesel ile birlikte en meşhur oyuncularından. Önceki yıllarda Hektaş, Penguen Gıda ve Esem Spor'daki manipülatif işlemlerden dolayı hakkında işlem yasağı bulunuyor. 2006'daki keriz silkeleme operasyonunun kilit ismi olan Mecnur Çolak'ın yakın arkadaşı olduğu belirtiliyor. Olmuksa, Tire Kutsan, Viking Kağıtçılık ve Merko Gıda'daki işlemleri nedeniyle sorgulanıyor.

        Mehmet Akdere
        Sivas'taki köyünden geldi. Borsayla tanıştı ve 19 yaşında yüz binlerce dolar para kazandı. 2001 krizinde 1 milyon dolar kaybetti. Sonraki yıllarda kendini toparladı. Net Holding ve Net Turizm hisselerinde ciddi paralar kazandı. Bu iki hissede gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle SPK tarafından işlem yasağı ile cezalandırıldı. Genelde yalnız işlem yapmayı seven Akdere son olarak Sinpaş GYO tahtasında işlem yapmış.

        Yüzden fazla hesap kullanıldı
        Bekir Sami Karayal'ın çeteyi yönlendirdiği, bu nedenle Galip Öztürk'ten de yardım istediği ortaya çıktı. Ancak Öztürk'ün “Size bu iş için para veremem. Ancak Van Et isimli şirketimin hisselerini kullanın. Bu yolla hem siz kazanın hem de ben" dediği iddia edildi. İddiaya Karayal tarafından yönlendirildi. Karayal önce bir hisse belirledi. Ardından bu hisse ile ilgili alımlar yapıldı. Ancak alım yaparken dikkat çekmemek için birkaç hesap kullanmak yerine yaklaşık yüz hesap kullanıldı. Çetenin aracı kurumlarda çalışan elemanları müşterilerinin hesaplarını, kendilerinden habersiz olarak kullandı. Bu hesaplardan belirlenen hisseler için alım yapıldı. Polisin operasyonun ikinci aşamasında bu hesap sahiplerini belirleyecek ve ifadeleri alınacak.

        Polisi de dinlediler
        Bir ayda 25 milyon lira haksız kazanç sağlayan zanlılar hakkında teknik takip yapan polis ekibinin de dinlendiği ortaya çıktı. Söz konusu ekibin borsada hisse senedi almalarının önüne geçilmesi için ayrı bir ekip kuruldu. Kurulan bu ekip, teknik takip yapan polis grubunun telefonlarını dinledi ve hesaplarını sürekli olarak kontrol etti. Hatta yakınları adına hesap açabilecekleri düşüncesi ile yakınlarının hesaplarının da izlendiği belirtiliyor.

        İsim benzerliği
        Delta Menkul Değerler Genel Müdürü Hakan Basri Avcı, gözaltına almalarla ilgili olarak yapılan haberlerde isim benzerliğinin kurbanı olduğunu açıkladı. Avcı, yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Yürütülen bir manipülasyon soruşturması nedeniyle, çeşitli gazetelerde ve elektronik medyada yayınlanan haberlerde gözaltına alınan isimler arasında anılan Hakan Avcı'nın benimle isim benzerliği dışında ilgisi yoktur. Benim tam adım Hakan Basri Avcı olup, resmi makamlardan gelen yazıda verilen kimlik numarası da bana ait değildir. Özellikle birkaç kaynak, bu isim benzerliğinden yola çıkarak adı geçen şahsın bilgi bölümünde benim özgeçmişimi yazmıştır. Dün ve bugün normal seyrinde işimin başındayım.”

        04.04.2009
        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

        Yorum

        • ÇAKAL
          Ağa'nın Adamı
          • 27 Haziran 2007
          • 2545

          #259
          Bu adam fitili ateşledi gibime geliyor.Geçmiş yazılarını okuyun.

          Bu işi MASAK çözer!
          İbrahim Kahveci
          04 Aralık 2008 Perşembe


          Bu adamı tek geçerim.

          PERA'da hisse savaşına dikkat!


          PERA'dan hisse savaşına ilginç açıklama ve gerçekler
          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

          Yorum

          • Penguen
            Mahdumu Kamil
            • 02 Mayıs 2008
            • 1387

            #260
            Derin Devlet Herkese Lazım!

            "One Minute" demenin zamanı gelmiş.

            Kaynak : Derin Devlet, Profil Yayınları, Mart 2008, Sayfa 111-118, Cem Küçük

            Derin devlet kavramı ülkemizde 1996 yılında Susurluk'ta meydana gelen trafik kazasından sonra çok sık bir şekilde kullanılmaya başlandı. Stratejist Mahir Kaynak bu kavramı ilk kez kendisinin kullandığını açıkladı. Benzer bir açıklama Hürriyet Gazetesi genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök'ten geldi.

            Neticede bu kavram artık hayatımızda önemli bir rol oynamakta. Meydana gelen önemli olayları, ortaya çıkan çeteleri hemen derin devlet'le izah etmeye çalışıyoruz. Derin devlet bu kadar basit, bu kadar kolay açıklanabilecek bir şey mi? Var mı, yok mu? Olması gerekir mi?

            Gazeteci yazar Ömer Lütfi Mete derin devleti, devletin bağışıklık sistemi olarak izah eder. Yani devlet zora girmeden, hastalanmadan, mikrop kapmadan, derin devlet gerekli önlemleri alır. İdeal olan da budur.

            Dünya üzerinde vuku bulmuş bazı olaylara bakarak derin devlet kavramının ne olduğnu biraz daha iyi anlayabiliriz.

            İngiltere Savunma Bakanlığı biyolojik silahlar uzmanı Dr. David Kelly 17 Temmuz 2003 tarihinde evinin yakınlarındaki bir parkta bilekleri kesilmiş halde ölü bulunmuştu. Kelly, İngiliz hükümetinin Irak'taki savaşı haklı çıkarmak için Irak dosyasını abarttığını iddia etmişti. Olay her ne kadar tarihe normal bir ölüm olarak geçse de çoğu kişi aksini düşünmekteydi. İngiliz Parlamentosu'nun liberal demokrat milletveriki Norman Baker, İngiliz istihbarat servisleri ve polisinin Kelly'nin öldürüleceğini haber aldığını, ancak onu korumakta geciktiğini ve ölümün ardından diplomatik ve politik bir krizin önlenmesi için cinayetin ört-bas edilip, olaya intihar süsü verildiğini iddia etti.

            Bizde en basit bir faili meçhulde kıyamet koparan yazarlar nedense bu olayı görmezden geldiler. Amerika ve İngiltere'nin Irak'ı hiçbir haklı gerekçeye dayanmadan işgal etmesini kayıtsız şartsız destekleyenler -hoş, sonraları Amerikan yönetimi de Irak'ta kimyasal silah olmadığını itiraf etti, ama bir kere Irak'a girmiş oldular- bu ülkelerin kamuoyunda cereyan eden taştışmalara bile kulak asmadılar.
            ...

            Neticede David Kelly öldü ve herkes bunun İngiliz derin devletinin işi olduğunu tahmin ediyor. Hukuk devletinden dem vuranlar ve normal bir hukuk devletinde böyle şeyler olmaz diyenler, AB sürecini sürekli önümüze koyanlar neden acaba bu olayı görmezden geldiler? 1990'lı yılların ortasında terör örgütü PKK çığırından çıktığında ... tescilli PKK'lıların öldürülmesini dillerinden düşürmeyenler niçin Batı'daki faili meçhulleri görmüyorlar? Yukarıda adı geçenlerin öldürülmesinin hukuk devletinde normal olduğunu savunmuyoruz, ama bu isimlerin sanki haklı bir mücadeleyi sürdürdükleri gibi gerekçelerle savunulmasına da gönlümüz razı değildir.

            Aslında bizim devletimizle İngiliz devletinin farkı burada. Bizde gerçek bir derin devlet olsaydı Susurluk sürecini ve bu süreçte adı geçenleri kamuoyunun asla öğrenmemesi gerekirdi. Gerçek derin devlet buna asla müsaade etmezdi. Bizde bırakın derin devleti kaç devlet olduğu ya da hangi ülkenin derin devletinin ülkemizde cirit attığı şüphelidir.

            Sinn Fein'in İkinci Adamı Deniz Donaldson'ın Ölümü
            ...

            Bizim aydınlardan bu faili meçhul hakkında da tık çıkmadı. Bu işin arkasında da ya İngiliz istihbaratı ya da IRA'nın olduğunu bilmeyen yok. Demek ki hukuku sağlam ülkelerde de bu tür cinayetler oluyormuş.

            Baider Menhoff, Kızıl Tugaylar gibi örgütlerin üyelerine ne olduğunu sorgulayacak değilim. Baider Meinhoff'ün üyeleri nasıl olduysa bir gece hepsinin intihar etme isteği doğdu. Kızıl Tugaylar'ın üyelerin tamamı öldürüldü. Bu örgütler de neticede doğdukları ülkenin derin devletinin kontrolündeydi. Zamanı gelince hepsinin kökü kurutuldu.

            Gerek David Kelly ve Deniz Donaldson'ın öldürülmesi gerekse Avrupa'da vücut bulmuş bazı yasadışı örgütlerin ilga edilmesi güçlü derin devletlerin göstergesidir. Gerçek derin devlet zaten asli devlete bağlıdır ve devlet zora girmeden gereğini yapar.

            Bizde ise devlet kavramından hoşlanmayanlar buldukları her fırsatta devlete yüklenirler. Bazı eleştirilerinde haklı olabilirler, ama çok methettikleri AB ülkelerinde de fali meçhuller hayli yaygındır.
            ...

            Derin devlet her devlete lazımdır. derin devlet, devletin bekası için elzemdir. Bugün bizde eksik olan ve giderilmesi gereken budur.
            [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]MEVLANA'dan :[/B][/COLOR][/FONT]
            [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]Ok gibi doğru olsam; yay ile atarlar beni,[/B][/COLOR][/FONT]
            [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]Yay gibi eğri olsam; elde tutarlar beni,[/B][/COLOR][/FONT]
            [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]Doğruda aç görmedim; eğride tok,[/B][/COLOR][/FONT]
            [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]Eğri yay elde kalır; menzil alır doğru ok ![/B][/COLOR][/FONT]

            Yorum

            • ÇAKAL
              Ağa'nın Adamı
              • 27 Haziran 2007
              • 2545

              #261
              İbrahim Kahveci
              ikahveci@yenisafak.com.tr
              07 Nisan 2009 Salı
              Çok akıllılar!
              Borsamız ikinci kez "keriz silkeleme" benzeri bir operasyon yaşıyor. Ama birinci operasyonda keriz kime dendiğini ben hala bilmiyorum.
              Her iki operasyona baktığımızda karşımıza hep bataklık değil, bataklığın sineklerini yok etme işaretleri geliyor. Operasyonun ilk günü şifreler verirken bir yere işaret etmiştim: Büyük borsa operasyonu patron izni olmadan y-a-p-ı-l-a-m-a-z. Patronlara takas izlemede isim bazlı dökümlerin verilmesi "önemli bir işarettir".
              Şimdi ikinci ayağa geçelim. Bir düzende, o düzenin bozulmasında düzen koruyucu devler örgütleri de çok ama çok önemlidir. Kamu düzeninde bozulma olmamışsa sistem nasıl bozulur ki? Şifre değil mesaj çok ama çok açık.
              Yani kısaca operasyonu odaklara taşımak gerekiyor. Odaklar kurutulmadan sistem düzelemez. Bu ülkeyi bankalara mahkûm eden, faizci düzeni hâkim kılanlar hesap vermelidir. Hesap vermeyene bağımsızlık verirsek, başımıza bunlar çıkar. Yolsuzluklar, dolandırıcılar, soyguncular, rüşvetçiler, yalancılar… ve onların basın ayakları.
              Birinci operasyon ses getirdi ama içi boş bir sonla bitti. Ama ses getirenlerin gerçek suçlu olduğu da bir başka gerçekti. SPK bültenlerinde bu suç operasyon sonrası ilan edildi. Ama sonuç tatmin edici elbette değildi.
              İkinci operasyon da eğer birkaç hâkim ortak ve oyuncularla sınırlı kalacaksa işi şimdiden bırakmak gerekiyor. Sistemin bütün olarak çıkmaza girdiğini yargı süreçlerinden dahi izleyebiliriz. Bilirkişi mahkûmiyeti ve bilirkişi işbirlikleri dahi bu sisteme damgasını vurabiliyor. Örneğin bir suç ile bir beraat arasında zıt-a zıt farklılık olabilir mi?
              Dava'da davacı olan taraf, yargılayana brifing verebilir mi? Bu bir skandaldır… Sistem bütün olarak çökmüşse, bir direği ayağa kaldırmak olsa olsa yeni bir çöküntüye zemin hazırlar.
              İşin gerçeğini dün piyasa zaten gösterdi. Dün bir kısım oyun hisseleri operasyona cevabı verdi.
              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

              Yorum

              • ÇAKAL
                Ağa'nın Adamı
                • 27 Haziran 2007
                • 2545

                #262
                ÇAKAL Nickli Üyeden Alıntı
                Hemşom komplo teorisi gibi olacak ama bu işte bir iş var gibi.
                Ortam düzelirken Hüseyin Barak Obama gazı öncesi tam piyasalar toplayacakken zart diye bunların haber olarak piyasaya servis çekilmesi ve insanların tırstırılmaları ;yukarıda bastıklarını yerlerine koyamadıkları için mi .......!?!?!?
                Paranın olduğu yerde herşey olur.:yes:Herşey mümkün.:bad:
                Yok böyle bir şey.:36_1_15::36_1_30:Bas bas servis çek 54 kişi tutuklandı.Ardından basın yoluyla operasyon büyüyor 200 kişi en az içeri alınacak diye haber yap.Sonra da hiç bir şey olmamış gibi sal gitsin.O olaydan tırsıpta malını satan çok insan olduğunu düşünüyorum.Bu apaçık bir hırsızlık.Eskiden Mecnur vardı,demekki artık kesmiyor Mecnur bunları.Yazıklar olsun,şayet art niyetle yapılmışsa bu olay ki açıkçası ben büyük tezgah diye düşünüyorum.
                ************************************************** ************************************************** ****************
                İbrahim Kahveci

                08 Nisan 2009 Çarşamba
                Delice para kazanmanın yolu
                Bizim borsamızda bazı işlemleri akılla mantıkla açıklamak imkânsız gibidir. Basit para hesabı yapanlar, ne ilk başta ne de sonradan olanları anlayamadıkları için olanları seyretmekle yetinirler. Oysa işin çok daha akıllı yöntemleri çıkabilir. Ama bu akıllı yöntemler akıllara sığmaz. Hatta delice bulunabilir.
                Mesela hepsi aynı standarda sahip bir kapak yığınını düşünün. Bu kabakların üzerlerinde fiyatları yazıyor. Kabağın tanesi pazarda 3 kuruş ediyor. Ama pazara aynı kabağı satmaya gelenler oluyor. Yeni gelen kabaklarda 3 kuruşluk kabaklarla her şeyiyle tamamen aynı. Birileri çıkıyor ve bu yeni kabağa 3 kuruş yerine tam 1 lira fiyat vererek satın alıyor. Sizce akıllı işi mi?
                Gelin olayı somut örnekle verelim. Borsada işlem gören şirketlerin bir çoğunun fiyatı nominal değerin (1 lira) oldukça altından işlem görüyor. Bu şirketlerden bir tanesi de Yaşar Grubu'na bağlı Viking Kâğıtçılık. Viking, sermaye ihtiyacını karşılamak için bedelli sermaye artırımına gidiyor. Şirketin İMKB'deki fiyatı o sıralar 3 kuruş. Oysa şirket bedelli sermaye arttırımında yeni paylarını nominal değer, yani 1 liradan satmak zorunda.
                Normal olarak şu düşünülebilir. Şirketin hissesi zaten 3 kuruş, neden 1 liradan alınsın? Evet, bu durumda şirket bir açıklama yolluyor. Diyor ki "15 milyon liralık bu yeni hisseleri kimse almazsa bunları Grup şirketi Yaşar Birleşik Pazarlama satın alacak."
                Bir tarafta 3 kuruşa hisse varken diğer tarafta 1 liradan kim alır yeni hisseleri? Ama öyle olmuyor. Sermaye artırımı başladığında 145 bin yeni hisse 3 kuruş yerine 1 liradan alıcı buluyor. Normaller delice bakabilir olaya. Ve 3 kuruşluk eski hisseler dururken 1 lira üzerinden yeni hisse alanların hisseleri füze gibi fırlıyor. Bir anda hisseler 5 liraya vuruyor.
                Yeni hisseler fırladığında eski hisselere de ilgi oluşmaya başlıyor veya başlatılıyor. Yani kabak piyasası birden hareketleniyor. Fiyatlar bir anda eski hisselerde de iki kattan fazla artarak 7,5 kuruşa varıyor. Ama kabak kimin başına patlayacak bilinmiyor.
                Tam bu arada basında yer alan açıklamaya göre hâkim ortaklar da bu hareketlerden rahatsız. Tabii aklınıza şu soru gelebilir: "daha dün üç kuruş eden varlığın bugün 7,5 kuruşa fırlamışsa neden satmıyorsun?" Ama ben asıl şunu merak ediyorum: O 145 bin yeni hisseye o fiyatı verenler kim? Bağ var mı? İlişki ne? Elbette bu soruların cevabını bulmak kamu otoritesinin işidir.
                Viking hisselerinde yaşanan küçük hisse kaçağı geçmişte Ünal Tarım şirketinin hisselerinde de yaşanmıştı. Hisse bölünmelerinin ardından yaşanan sert fiyat hareketleri ile çok geniş bir yatırımcı mağduriyeti oluşmuş ve ardından bu şirket iflas ile borsadan dahi çıkmıştı.
                Dün borsamızda yaşanan gelişme bu piyasada bir gerçeği daha gün yüzüne çıkarmıştır. Borsamızda küçük yatırımcı hakkını savunacak bir oluşum maalesef yok. İMKB dahil resmi veya yarı resmi kurumsal yapılanma, yan kuruluşlar olarak birbirini besleyen bir zincir oluşturmuştur. En basit örneği vermek gerekirse İMKB bağışlarını nereye yapıyor cevabında bulabiliriz.
                Dün piyasamız bir gerçeği daha gözler önüne serdi. İşlemler birkaç günlük kaldığı yerden devam etti. Ama burada yeniden belirtmem gerekiyor: Eğer patron işbirliği yoksa bu işlem sahiplerini kutlamak gerekiyor. Fayda-maliyet analizini burada iyi yapmak gerekiyor. Çünkü bu piyasada tek bir işlemde dahi yatırımcıyı 5 yıl hapis cezası ile yargıya yollayacak bir kamu güç odağı bulunuyor.
                Madem bu kadar güç odağı var, neden bu piyasada operasyonlar oluyor diye sorabilirsiniz. Zaten bu sorunun da cevabı birçok şeyi açıklamaz mı? Kanımca soruları oyuncularda değil daha üstlerde aramak lazımdır. Cenazeye katılan katilleri de bulmak gerekiyor.
                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                Yorum

                • ÇAKAL
                  Ağa'nın Adamı
                  • 27 Haziran 2007
                  • 2545

                  #263
                  Ben de diyorum AKP bu adamı tekrar niye aday göstermedi?

                  14 trilyonluk imar vurgunu
                  Beylikdüzü'nde büyük yolsuzluk ve zimmet operasyonu... Eski Belediye Başkanı Vehbi Orakçı ve 23 adamı gözaltına alındı. Suç örgütünün lideri olmakla suçlanan Vehbi Orakçı'nın başkanlığı döneminde haksız yollarla elde ettiği 14 trilyon lirayı zimmetine geçirdiği iddia edildi.

                  Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                  Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                  Yorum

                  • ÇAKAL
                    Ağa'nın Adamı
                    • 27 Haziran 2007
                    • 2545

                    #264
                    Bu ********leri hadım etmek lazım.

                    10 kişinin tecavüzüne uğradı




                    Henüz 13 yaşındaydı... 10 kişinin tecavüzüne uğradı... O yetmedi bir de fuhuşa zorlandı. Polise gitti durumu bildirdi ve...




                    Çorum'da 13 yaşındaki F.Ş.'ye tecevüz edip fuhuşa zorladığı iddia edilen Erol A. ile 9 kişi dün ilk kez hakim karşısına çıktı.

                    Geçen ocak ayında polise başvuran 13 yaşındaki F.Ş., Erol A.'nın kendisine tecavüz edip fuhuşa zorladığını iddia etti. Bu iddia üzerine polis Erol A. ile birlikte F.Ş. ile ilişkiye girdikleri ileri sürülen 9 kişiyi gözaltına aldı.

                    Sorgularından sonra adliyeye sevk edilen bu kişilerden Erol A., Yusuf Ş. (49), Çetin K. (41), Halim Y. (54), Kenan Ş. (32), Fatih Ç. (31), Halil T. (41), Erdal Ç. (48) ve Faruk K. (48), tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Vahdet A. (21) tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

                    TECAVÜZ ETMEDİM YARDIM ETTİM

                    Çorum Ağır Ceza Mahkemesi'nde `Küçük yaştaki kız çocuklarına cinsel tacizde bulunmak' ve `Zorla fuhuşa teşvik' suçlarından haklarında 15 ila 75 yıla kadar hapis cezası istemiyle haklarında dava açılan sanıklar bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanıklardan Erol A., şikayetçi F.Ş.'nin arkadaşının kızı olduğunu söyleyerek tecavüz suçlamasını kabul etmedi. Erol A. savunmasında, "Evlerine gittiğim ve para verdiğim doğrudur. Evde kumbarası vardı. Cebimdeki bozuk paraları da kumbarasına atardım. Ben kimseye tecavüz edip fuhuşa zorlamadım. F.Ş. benim arkadaşımın kızı. Ben hep ona sahip çıkıp kol kanat oldum. Benim kültürümde emanete ihanet olmaz" dedi.

                    BANA İFTİRA ATIYOR

                    Sanıklardan Yusuf Ş. de baldızı olan F.Ş.'nin suçlamasını kabul etmedi. Yusuf Ş. ifadesinde, "F.Ş.'nin ablası benim eşimdir. F.Ş. bizde kalırdı. Okusun diye ona herşeyi aldım. Ben 23 yıl mahalle bekçiliği yaptım. Nasıl olur da bu suçları işleyebilirim. Bana iftira atıyor" diye konuştu

                    Diğer sanıklar da haklarındaki suçlamaları reddederken, duruşmaya gelmeyen F.Ş.'nin babası Selim Ş., hazır bulunup tanıklık yaptı. Selim Ş., kızının olayın ardından yerleştiği yurttan kaçtığını ve nerede olduğunu bilmediğini söyledi.

                    Mahkeme heyeti duruşmayı diğer tanıkların dinlenmesi için erteledi
                    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                    Yorum

                    • ÇAKAL
                      Ağa'nın Adamı
                      • 27 Haziran 2007
                      • 2545

                      #265
                      Evet efendim, televizyon dizisi Aşk-ı Memnu’yu seyrediyorum. Uşaklıgil’in romanını herhalde 60 yıl önce okudum. «Yasak Aşk» adı da bir şeyler ifade eder aslında.
                      Ama ben bu yaşta adam, Behlül’ün öteden beri yaşadığı, babası bildiği amcasının evinde, onun genç ve güzel eşi Bihter ile bir olup, (rahmetli anamın deyişiyle fingirdemeye, daha bir kibarcası âşıktaşlık etmeye, bugünün diliyle aşk yaşamaya), bana kalırsa hiç utanmadan, sıkılmadan se-vişmeye kalktıklarını gördükçe, inanır mısınız ciddiyetle ve fena halde sinirleniyorum. Kendi kendime öfkeleneceğime bu hali birileriyle ve yüksek sesle konuşmak, tartışmak istiyorum. Aklımdan, aslında beğenerek seyrettiğim Beren Saat ile Kıvanç Tatlıtuğ’u mesela bir televizyon programında karşıma alıp, dizide canlandırdıkları kişiliklerine seslenerek, bu rezaletin hesabını onlardan sorayım, diyorum.
                      Siz ne dersiniz, saçmalıyor muyum?

                      http://www.radikal.com.tr/Default.as...&CategoryID=98
                      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                      Yorum

                      • ÇAKAL
                        Ağa'nın Adamı
                        • 27 Haziran 2007
                        • 2545

                        #266
                        Bor rezervinin yüzde 70'i bizde ama kazanan Avrupa
                        Avrupa Birliği ülkeleri, yılda toplam 200 milyon avroluk bor ithalatı yaparken, bor kullanarak ürettikleri ürünlerden 89 milyar avro kazanıyor.

                        http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/?t=17.04.2009&i=181201

                        5 bin yıl yetecek rezerv bulundu...Türkiye bu madenle dünyada büyük söz sahibi olabilir. Ancak kullanamadıktan sonra ne fayda?

                        http://www.bugun.com.tr/haber-detay/66284-5-bin-yil-yetecek-rezerv-bulundu-haberi.aspx
                        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                        Yorum

                        • ÇAKAL
                          Ağa'nın Adamı
                          • 27 Haziran 2007
                          • 2545

                          #267
                          Cimbomluları Kızdıracak Test SorusuFenerbahçe'nin ezeli rekabette Galatasaray'a karşı kurduğu psikolojik üstünlük, test kitaplarına konu oldu.
                          22 Nisan 2009

                          İhtiyaç Yayıncılık adlı eğitim kurumunun, öğretmen adayları için hazırladığı Pedagojik Formasyon test kitapçığında Fenerbahçe-Galatasaray rekabetinin konu edildiği bir soru yer alıyor. Soruda, Fenerbahçe'nin Galatasaray'a karşı ezeli rekabette psikolojik üstünlük kurmasından yola çıkılıyor. Soruda, Galatasaraylı futbolcuların "Ne yaparsak yapalım yine kazanamayacağız" şeklinde bir düşünceye kapıldığı varsayılarak; bunun öğrenme teorilerinde neye karşılık geldiği soruluyor.
                          "Öğrenme teorileri" hakkındaki soru şöyle:
                          Galatasaraylı futbolcuların Fenerbahçe maçından önce, daha önceki maçlarda aldıkları sonuçlar akıllarına gelmekte (6-0, 4-0, 3-2, 4-3) ve Galatasaraylı futbolcular "Ne yaparsak yapalım yine kazanamayacağız" diyerek, daha az çalışmakta ve yine başarısız olmaktadırlar.
                          Bu durum, öğrenme teorilerindeki hangi kavrama örnek olabilir?
                          A) Habercilik
                          B) Tepkisel koşullanma
                          C) Kendini gerçekleştiren kehanet
                          D) Öğrenilmiş çaresizlik
                          E) Sistematik duyarsızlaşma
                          -DOĞRU CEVAP: D-
                          Konuyla ilgili olarak Ligtv.com.tr'ye açıklamalarda bulunan İhtiyaç Yayıncılık yetkilileri, bu sorunun Öğrenme Psikolojiyle ilgili olduğunu ve Pedagojik Formasyon sınavına hazırlanan öğretmen adayları için hazırladıkları test kitapçığında yer verdiklerini belittiler. Yetkililer "Doğru cevap nedir?" sorumuza ise "D şıkkı" yanıtını verdiler.


                          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                          Yorum

                          • ÇAKAL
                            Ağa'nın Adamı
                            • 27 Haziran 2007
                            • 2545

                            #268
                            Lieberman'dan Obama'ya mesaj: Amerika, biz ne dersek onu yaparİsrail'in aşırı sağcı Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Avigdor Lieberman, ABD Başkanı Barack Obama'ya Ortadoğu sorununun çözümünde İsrail'e uymak zorunda oldukları mesajı verdi. İki hafta önce bir Rus gazetesine verdiği demeç dün İsrail basınında bir kez daha yayımlanan Lieberman, Obama yönetiminin sadece İsrail isterse yeni barış girişimlerinde bulunacağını ifade ederek, "İnanın bana, Amerika bizim bütün kararlarımızı kabul eder." diye konuştu.
                            İsrail basınının Lieberman'ın röportajını, Barack Obama'nın İsrail ve Filistinlileri barış yolunda somut adım atmaya çağırdığı önceki günkü açıklamasından sonra yayımlaması dikkat çekti. Obama, "Ebediyyen konuşup duramayız." demişti. Obama'nın ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Mısır lideri Hüsnü Mübarek ile ayrı ayrı Washington'da görüşeceği duyurulmuştu.
                            EN BÜYÜK TEHDİT İRAN DEĞİL
                            Filistinli yetkililer, dün Abbas'ın 28 Mayıs'ta Beyaz Saray'da olacağını açıkladı. Diğer görüşmelerin 6 Haziran'a kadar yapılması bekleniyor. Rus göçmeni Lieberman, Moskova'nın Ortadoğu sorununun çözümünde hak ettiği rolü almadığını ifade ederken, İran ile ilgili de ilginç açıklamalar yaptı.
                            Uzun yıllar Tahran'ı İsrail için en büyük tehdit olarak gören Avigdor Lieberman, bu kez İran'ı ikinci sıraya alarak, kendileri için en büyük stratejik tehdidin Afganistan ve Pakistan olduğunu dile getirdi. "Pakistan nükleer ve istikrarsız, Afganistan'da ise Taliban'ın kontrolü ele alma potansiyeli var." derken bölgede 'Bin Ladin ruhunun' harekete geçebileceği uyarısını yaptı. Lieberman, Pakistan ve Afganistan'ın tüm küresel düzene tehdit oluşturduğunu da iddia etti. İsrail'in şahin görüşleriyle bilinen Dışişleri Bakanı, Irak'ı ise tehdit algılamasında üçüncü sıraya yerleştirdi. Lieberman, karşı olduğu bilinen Filistin devletinin kuruluşuyla ilgili de yine olumsuz konuştu. İki devlet çözümünün hoş bir slogan olduğunu ancak özünde eksiklik bulunduğunu savundu.
                            Bu arada, İsrail ordusu, Gazze saldırılarıyla ilgili soruşturma raporunda, 'uluslararası hukuk kurallarına göre hareket ettiğini' ileri sürdü. Raporda, 'bazı yanlışlıklar sonucu' talihsiz sivil kayıplar yaşandığı ifade edildi. DIŞ HABERLER SERVİSİ Arap Barış Planı'nı da sildi: İsrail'in imhası için reçete Avigdor Lieberman, Arap Barış Planı'nı "İsrail'in imhası için bir reçete" olarak tanımladı. İsrail ordu radyosu, önceki gece dışişleri bakanlığında düzenlenen bir toplantıda Lieberman'ın, "Bu, tehlikeli bir öneri ve İsrail'in imhası için bir reçete." dediğini duyurdu. Lieberman, bu sözleriyle 'Arap barış inisiyatifini' temel alarak İsrail'in kendi bölgesel barış planını hazırlamasını isteyen Savunma Bakanı Ehud Barak'ın açıklamasıyla da çelişkiye düşmüş oldu. Radyoya göre Lieberman, söz konusu inisiyatifin en sorunlu bölümünün Filistinli mültecilerin geri dönüş haklarını içermesi olduğunu belirtti.
                            23 Nisan 2009, Perşembe
                            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                            Yorum

                            • ÇAKAL
                              Ağa'nın Adamı
                              • 27 Haziran 2007
                              • 2545

                              #269
                              ÖTV indirimi 12 bin adetlik sipariş getirdi

                              Küresel krizin etkilerinin hafifletilmesi için hükümetin 3 aylığına uygulamaya soktuğu ÖTV ve KDV indirimi, sektörleri rahatlattı. Renault, Türkiye'deki fabrikasına 12 bin araç üretim siparişi geçerken, Tofaş, başvurduğu kısa çalışma ödeneğinden faydalanmaktan, üretim artışından dolayı vazgeçti

                              CAHİT SARAÇOĞLU
                              Küresel krizin etkilerinin hafifletilmesi için hükümetin 3 aylığına uygulamaya soktuğu ÖTV ve KDV indirimi sektörleri rahatlattı. Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, 15 Haziran 2009 tarihine kadar süresi bulunan ÖTV ve KDV indiriminin, başta otomotiv sektörü olmak üzere beyaz eşya, büro mobilyaları ve bilgisayar sektörlerinde şimdiden ciddi talep yarattığını belirtti. Çağlayan, Renault Genel Müdürü ve Otomobil Distribütörleri Derneği (ODD) Başkanı İbrahim Aybars'ın kendisine, Renault'un Türkiye'deki fabrikaya 12 bin adet otomobil üretimi için sipariş geçtiğini söyledi. İbrahim Aybar'da Türkiye pazarı için Renault Mais olarak fabrikalarına 12 bin adet sipariş geçtiklerini doğruladı.

                              ARAÇLARIN 4'TE 3'Ü PEŞİN SATILDI
                              Vatandaşların bir kenara koydukları, bankada tuttukları ya da altın olarak sakladıkları paraları çanta ve poşet içerisinde götürerek harcadıklarını vurgulayan Çağlayan, satılan araçların yalnızca 4'te birinde vatandaşın banka kredisi kullandığını kaydetti. İndirimin otomobil sektörüne etkilerini anlatırken, Tofaş Grubunun kısa çalışma ödeneğine başvurduğunu hatırlatan Bakan çağlayan, indirimlerin beyaz eşya, büro mobilyaları sektörlerinde de ciddi bir talep artışı getirdiğini vurguladı.

                              İşverenlere uyarı: Kul hakkı yeme
                              İşverenlerin işçi çıkarıp üstelik de işçiyi yeniden çalıştırdığına ilişkin uygulamaların olduğu yönündeki bir başka soruya da Bakan Çağlayan şu cevabı verdi: “Bunun dini cezası, maddi cezası ve kanuni cezası var. O insanın hakkını yiyorsun. Allah bile diyor ki: 'bana kul hakkı ile gelme.' Yanında çalıştırdığın insanın sigortasını, vergisini vermiyor, kaçak çalıştırıyorsan, 'kul hakkı yiyorsun' demektir. Gereken ceza verilir.
                              25.04.2009
                              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                              Yorum

                              • ÇAKAL
                                Ağa'nın Adamı
                                • 27 Haziran 2007
                                • 2545

                                #270



                                İsrail'i rahatsız eden asıl şey; Suriye ile ortak tatbikatın bir AK Parti projesi değil, devlet politikası olması. Bundan önce her olayda sivil-asker ayırımına yatırım yaparlardı, artık yapamıyorlar ve bu rahatsızlık veriyor. Ayrıca; Türkiye ile Lübnan arasında, Lübnan ordusunun güçlendirilmesine, silahlandırılmasına dair gelişmeler de İsrail'de ciddi rahatsızlık uyandırıyor. Eski günlerin alışkanlığı ile Türkiye'yi adeta yönetir biçimde sorguluyor, aba altından sopa gösteriyor, caydırıcı gücünü harekete geçirmeye çalışıyor. Ama artık bu yaklaşımın devri kapandı. Türkiye Rusya'dan S-400 Hava Savunma Sistemi alma yolunda. NATO ülkesi olmasına rağmen, NATO dışı kaynaklardan savunma sistemi alma ihtiyacı hissetmesi dikkatle değerlendirilmeli.
                                Hep şuna inandım: Bölgede Türkiye gibi bir ülkenin gücü arttıkça İsrail'in etkinlik alanı daralacaktır. Daralmak zorunda. Şu anda bu oluyor. Bu yüzden de yakın çevremize yönelik iyi girişimler sabote edilecektir. Herkes şunu bilmeli; bütün bu planlamalar, girişimler, geleceğe yönelik pozisyon almalar dar bir siyasi çevrenin değil, Türkiye'nin ortak arayışıdır. Başarılı oldukça sadece İsrail değil, başka güçler de Türkiye'nin karşısında yerini alacaktır.
                                Türkiye'nin etrafına güvenlik duvarı örülmeye çalışılırken, İsrail İran'la muhtemel çatışma ihtimaline karşı tarihinin en kapsamlı tatbikatını planlıyor. Başka gelişmeler de var: Afro-Asya'nın iki ucunda ciddi stres birikimi söz konusu. Pakistan istikrarsızlığa sürüklenirken ülkede askeri darbe beklentisi öne çıktı. Orta Afrika'da İsrail doğrudan saldırılara girişti. Şubat ayında Sudan topraklarında bir konvoy İsrail savaş uçakları tarafından vuruldu ve 40 kişi öldü. Geçtiğimiz hafta ise bir İran gemisi Sudan limanına yaklaşırken ABD-İsrail savaş gemileri tarafından vurulup batırıldı. Konvoyun Gazze'ye silah sevkiyatı yaptığı iddia edildi. Geminin ise T-72 tankı yüklü olduğu öne sürüldü. İsrail, "hiçbir bölge müdahale alanımızın dışında değil" açıklaması yapıyor. Şimon Peres; "bir savaş olursa hep kazanan, bundan sonra da kanacak olan biçim safımızda yer alın" çağrısı yapıyor. Bunlar şimdilik sessiz gelişmeler. Nerelere varacağını kimse kestiremez. Ama şu gerçek; Türkiye kendi yolunu çizdikçe karşısında çok ciddi cepheler oluşacaktır. İçeride hesaplaşma arzusuyla yanıp tutuşanlar Türkiye'nin karşısındaki cephe adına içeride büyük çaba harcıyor. Çok yazık!
                                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information