Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ÇAKAL
    Ağa'nın Adamı
    • 27 Haziran 2007
    • 2545

    #286
    Genelkurmay Başkanlığı tarafından gelen istek doğrultusunda mayın temizleme şirketleriyle görüştüklerini açıklayan Gönül, "Davet üzerine 14 şirket 'biz yaparız' diye müracaat etti. 700 milyon dolar ile 3,5 milyar dolar arasında bir tablo çıktı. Bütçeden böyle bir ödenek koymamız mümkün değil." dedi.

    2003'te Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın işi ciddiye aldığını ifade eden Gönül, "Kara Kuvvetleri'nin bir mayın temizleme birliği var. Bu birlik, insan gücü kullanarak elle temizliyor. Ancak dünyada makinelerle temizleme yapılıyor. Üçlü bir kombinasyon şeklinde çalışan makinelerin fiyatları soruldu. Bunların fiyatı, 5 milyon dolar civarındaydı. Bunlardan onlarca alınacak." diye konuştu.


    Rahata alışmışız.Bu kadar işsiz ün.mezunu var.Yetiştir.Al 20 makina gece gündüz temizlet.Versinler ben temizlerim.
    Hele tarlalar benim olursa siler süpürürüm.:he:
    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

    Yorum

    • ÇAKAL
      Ağa'nın Adamı
      • 27 Haziran 2007
      • 2545

      #287
      Klasik bir Selçuk Bey operasyonu!

      Bir haftalık tatil kaçamağı yapmıştım. Tam da bu sırada İzmirli Yaşar Grubu'nda "kız kardeşler depremi" yaşandı.
      Normal021MicrosoftInternetExplorer4/* Style Definitions */table.MsoNormalTable{mso-style-name:"Normal Tablo";mso-tstyle-rowband-size:0;mso-tstyle-colband-size:0;mso-style-noshow:yes;mso-style-parent:"";mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;mso-para-margin:0cm;mso-para-margin-bottom:.0001pt;mso-pagination:widow-orphan;font-size:10.0pt;font-family:"Times New Roman";}Daha çok, boya şirketi DYO, et ve süt ürünleri markası Pınar'la tanınan grupta, büyük kız kardeş Feyhan Yaşar, başkanlıktan ayrıldı, 9 yaş küçük kız kardeşi İdil Yiğitbaşı, onun koltuğuna oturdu. Ayrılık, 4 yönetim kurulu üyesini de götürdü.
      Araştırdım, gruba yakın çevrelerle konuştum. Bu bir Selçuk Yaşar operasyonuydu! Üstelik, operasyona gelinceye kadar olan süreçte, içinde aşk ve ayrılıklar da olan önemli hikayeler yaşanmıştı.
      Öykünün aktörü 84'lük delikanlı patron Selçuk Yaşar, kurumsal yönetim hikayelerine pek inanmasa da modaya uyup, 'onursal başkan' olmaya 70'li yaşlarının sonunda karar verdi. Aralarında Koç ve Sabancı'nın da olduğu, birçok aile şirketine danışmanlık yapan McKinsey firmasıyla anlaşıp, yönetimi çocuklarına devretmeye heveslendi.
      İlk denemenin aktörü de oğlu Selim Yaşar oldu. Ona işi bıraktı. Dinç ve sağlıklı yaşamak için seyahatlere ağırlık verdi. Kimi zaman ABD'ye gidiyor, kimi zaman Avrupa veya başka ülkelere. Deneyimlerini yazdığı kitaplar çıkardı art arda. Oğlunu da dikkatle izledi.
      İLK DENEME VE DYO
      Ancak ne olduysa oldu, icraatlardan hoşnut kalmadı ve onu işten uzaklaştırdı. Baba-oğul birbirlerini kıyasıya eleştiren açıklamalar yaptılar. Hatta Selçuk Bey, oğlunun söylediklerini onun sinir buhranı geçirmesine bile bağladı.
      Ülkemizde birçok ilklere imza atan Selçuk Yaşar'ın iş yaşamındaki başarılarını saygıyla ve takdirle anıyorum. Ama çoğu büyük aile şirketlerinde yaşanan aile içi mücadeleleri anlatmak açısından Yaşar Grubu, ilginç bir örnek.
      Amacım kimseyi incitmek değil. Anlattıklarımın büyük bölümü, zaten kamuoyunun önünde olan şeyler.
      Daha gerilere gidersek, aslında Selçuk Bey, yıllar önce kardeşi Selman Yaşar'la da ayrı düşmüştü. Oysa, ilk firma DYO'nun adı, babaları ve kendilerini temsil eden "Durmuş Yaşar ve Oğulları"nın kısaltılmasından ortaya çıkmıştı.
      Selman Yaşar, ağabeyinin baskılarına dayanamamış ve ayrılmak zorunda kalmıştı. Selman Bey'in çocuklarıyla da problemler yaşanmış, onun ölümünden sonra aile bağları iyice gerilmişti.
      Selman Bey'in eşi Nurten Hanım, bir zamanlar çok gözde olan Nişantaşı'ndaki Kuğu Güzellik Kliniği'nin sahibiydi. Selçuk Bey'in yıldızı onunla hiç barışmamıştı.
      Hele de kardeşi öldükten sonra Nurten Hanım'ın film oyuncusu Tunç Oral'la evlenmesi de Yaşar'ı mutlu etmemişti.
      Hayvanlara düşkünlüğüyle tanınan Nurten Akoral'ın sonu çok hazin oldu. Tatilde çıkan orman yangınında hayvanları kurtarmak isterken yanarak öldü.
      Oğlu Serhan Yaşar, amcası Yaşar'ı babasının ve ailesinin mutsuzluğundan sorumlu tutuyordu, haklarını vermemekle suçluyordu.
      2001 kriziyle batık ilan edilen grubun bankası da imaj açısından zarar vermişti. O da ayrı bir konu.
      FEYHAN HANIM İŞBAŞINDA
      Oğlunu yönetimden aldıktan sonra Selçuk Yaşar, büyük kızı Feyhan Kalpaklıoğlu'na (Yaşar) verdi koltuğunu. İşler, 5 yıl fazla gürültü kopmadan gitti.
      Politikacı Hasan Denizkurdu CEO oldu.
      Selçuk Yaşar'a göre firma istediği gibi büyüyemiyordu. Kurumsal yönetime ağırlık verilerek, yönetim kuruluna Taşkın Tuğlular, Prof. Dr. Korkmaz İlkorur, Sefa Ocak ve Ata Murat Kudat girdi. Denizkurdu ayrılmış, yerine CEO'luğa Mehmet Aktaş getirilmişti.
      Son operasyona gelinceye kadar Feyhan Hanım mücadele etti. Güzel şeyler de başardı. Hatta, eşinden ayrılıp kendisine de yeni bir yol çizdi.
      6 bin çalışanı, 2008 yılı sonundaki 2 milyar liralık cirosuyla ülkemizin önde gelen gruplarından olan Yaşar, Selçuk Bey'e göre büyük holdinglerle yarışta geri kalıyordu. Feyhan Hanım, firmanın büyümesi için yabancı ortaklıkları gerekli görüyordu. Denemelere girişti. Ancak, her seferinde Selçuk Bey, "Ben hiçbir şirketimi sattırmam" diye direniyordu.
      Baba Yaşar, ablasına vekillik yapan küçük kızı İdil Yiğitbaşı ve eşi Ahmet Yiğitbaşı ile daha yakındı. Genç damat da kariyerinde ilerlemek istiyordu.
      BABA NE DERSE ODUR!
      Konuşulanlara göre bardağı taşıran son damla, Feyhan Hanım'ın şimdilik gizli tutulan 'özel bir operasyonu' sonucunda gerçekleşti.
      Ve Selçuk Yaşar olaya el koydu, Feyhan Hanım gitti, İdil Hanım geldi.
      İşte bu nedenle Feyhan Yaşar, stratejik fikir farklılıkları nedeniyle ayrılık kararı verdiğini söylemek zorunda kaldı.
      İdil Yiğitbaşı'na gelince. Çok iyi eğitim almış, grubu iyi tanıyan Yiğitbaşı, yönetim kuruluna önemli isimler aldı. Bank of America'nın Türkiye direktörü Neslihan Tombul, Sabancı Holding tecrübeli Mehmet Kahya, gruptan gıdacı Hasan Girenes, perakendeci Servet Topaloğlu, tarımcı Yılmaz Gökoğlu ve CEO görevini sürdürecek olan Mehmet Aktaş, Yiğitbaşı'na yardımcı olacaklar.
      Peki, Selçuk Bey, artık mutlu mu?
      Ayrılan bir yönetim kurulu üyesi bu soruya şöyle cevap verdi: "Belki kısa bir süre mutlu olabilir. Ancak, kurumsal yönetim açısından grup zarar gördü. Yanlış yapıldı. Bizim patronların klasik, 'Ben ne dersem o' takıntısı Selçuk Bey'de de var. Hala gerçek patron kendisini görüyor, Allah İdil Hanım'a yardım etsin!.."
      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

      Yorum

      • yemekçi
        Gurme
        • 22 Mart 2009
        • 3314

        #288
        S.a Ağam
        hayırlı sabahlar
        Kapitalizmin zor sınavı
        Bir dönemin sonuna doğru

        Yorum

        • ÇAKAL
          Ağa'nın Adamı
          • 27 Haziran 2007
          • 2545

          #289
          yemekçi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          S.a Ağam
          hayırlı sabahlar
          Aleyna ve aleyküm selam.Görüşemez olduk.
          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

          Yorum

          • simurg
            Administrator
            • 10 Mart 2007
            • 9248

            #290
            Ergenekon sanığından korkunç iddia



            Ergenekon sanığından Türkiye'yi sarsacak iddia... Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldü...





            Ergenekon davasının tutuklu sanığı Erol Ölmez, mahkemeye sunduğu 14 sayfalık yazılı dilekçesinde şok itiraflarda bulundu. Ölmez, soruşturma sırasında, sakal bırakıp, cübbe giyerek istihbarat toplamak için Fatih Çarşamba semtine gizli görevle gittiği şeklindeki ifadesini kabul etmemiş, beğendiği bir hanıma yaklaşmak için orada bulunduğunu ileri sürmüştü. Ölmez, mahkemeye sunduğu dilekçesinde çark ederek Çarşamba semtine istihbarat toplamak için gittiğini söyledi. Dışarıda bulunan arkadaşları tarafından hiç aranıp sorulmadığını, bu nedenle bazı gerçekleri itiraf edeceğini dile getiren Ölmez, helikopter kazasında vefat eden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun 2008'de öldürülmesinin planlandığını, ancak bu suikastın bir yıl gecikmeyle gerçekleştirildiğini iddia etti.
            Ergenekon davasının tutuklu sanığı Erol Ölmez, mahkeme heyetine sunduğu 14 sayfalık yazılı dilekçesinde çok çarpıcı bilgiler verdi. 1990'da askerken hayatının tamamen değiştiğini, usta birliğinde kendisini keşfeden kod adı "Çerkez Ali" olan kişinin askerliğini sonlandırarak kendisini çok özel bir birimin içine aldığını anlatan Ölmez, "Asıl adı 'Atakurtlar' olan birlikte benim görevim istihbarat ve silahlı kanatta yetiştirilmiş, İstanbul Avrupa yakası, tük Trakya dahil beni başkan yapmıştı. Daha sonra 1998 yılında kurulan Ergenekon yapılanmasında görev aldım ve Atakurtlar ismine ekleme yapılarak 'Atakurtlar Cumhuriyet Ordusu' Ergenekon'un sağ kolu olmuş, istihbarat ve silahlı kanadı oluşturulup Ergenekon'a dahil edilmiştir. Bu birim, şu anda olduğu gibi halen aktif haldedir. Ben çok özel olarak eğitim almış, en iyi şekilde yetiştirilmiş bir kişiyim. Atakurtlar Cumhuriyet Ordusu'nun bir askeriyim." dedi. Ergenekon yapılanmasının Cumhuriyetçi, Ulusalcı ve Atatürk milliyetçileri tarafından kurulan 11 kişilik onursal üyesi olan bir yapılanma olduğunu belirten Ölmez, içinde her kesimden insanlar bulunduğunu, hizmet dışında bir amaçlarının olmadığını, silahlı örgüt olmayı kabul etmeyen mütevazi insanlar olduklarını iddia etti.
            -"HELİKOPTER KAZASI SABOTAJ"-
            Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazası sabotaj olarak nitelendiren Ölmez, bunun üstünün örtülüp faili meçhul bırakılacağını belirterek, "Bunun kaza değil de sabotaj olduğunu bilmekteyim. Başkanım daha birçok konunun şahidi olarak artık susmayacağımı, gerçeklerin gün yüzüne çıkmasının zamanı geldiğini söylemek isterim. Nedeni ise cezaevine girdiğim günden beni yalnız bıraktılar. Kimsa sahip çıkmadı. Zaten ilk şart, 'Başına bir hal gelirse kendinle başbaşasın' denildi. Bu konuları ciddiye almanızı isterim. Muhsin Yazıcıoğlunun susturulmasını isteyen kişi şu an bir siyasi partide siyasi kimliğe sahip olan, aynı zamanda milletvekilidir. Yazıcıoğlu'nun ölümüne sebep olan kişi, aynı zamanda MİT'e çalışan Amerikan destekli kişidir. Bunları size anlatmamdaki sebebim, vicdanımın rahatsız oluşudur." diye konuştu. 17 Kasım 2007 tarihinde Ankara'da özel bir toplantıda kendisi, Çerkez Ali ve bir milletvekilinin yer aldığını, toplantıdaki konunun Muhsin Yazıcıoğlu'nun nasıl susturulacağı olduğunu öne süren Ölmez, "Bunun karşılığında 10 milyon dolar para verilecekti. 2008 yılında olması beklenen bu konu, Ergenekon furyası patlayınca 2009 yılına kalmıştır. BBP liderine yapılan aslında sabotajdır." dedi
            Bosna Hersek'te savaştığını belirten Ölmez, bu süreçte çok sıkıntı ve zorluklar çektiğini dile getirerek, "1993 ortalarında İtalya'da Cenova'da bir süre otelde kaldım. Yanıma Çerkez Ali geldi. Abdullah Öcalan'ın geleceğini, Roma'da ve Milano'da kalacağının istihbaratını aldıklarını söyledi. Benim görevim ise ebediyyen Apo'yu susturmaktı. Öcalan'ı 6 gün bekledik. Ankara'dan otele gelen bir telefonla gelmeyip Şam'a gittiğini öğrendik. Beni Türk konsolosluğuna bırakıp, pasaportsuz olarak, bir Türk gemisine yerleştirdiler. Gemiyle Derince limanına geldim. Sonra tekrar Çerkez Ali ile görüştük. Çerkez Ali Çok kuvvetli bir devlet adamıdır." ifadelerine yer verdi.
            Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Haraketi'nin bütün amaçlarını bildiğini belirten Ölmez, "Taner Ünal denilen kişi, sahtekarın önde gidenidir. Bu gibi derneklerin kurulma aşamasında her zaman öncülük eden CIA ajanı olan kişi Kaan S.'dir." iddiasında bulundu.
            Kendisine verilen görevleri yerine getirip, en iyi şekilde ülkesine hizmet ettiğini savunan Ölmez, "Avukatımın uyarısı üzerine susmak zorunda kaldım. Susmanın bana faydası olmadığın ve gerçeklerin gün yüzüne çıkmasının zamanının geldiğini düşünmekteyim. Bu yazdıklarım bir itiraf değildir. Vicdan azabının bana vermiş olduğu rahatsızlıktan dolayı konuşmanın zamanının geldiği kanaatindeyim. Görevim icabı birçok kılığa girdim. Yeri geldi tarikatçı oldum, yeri geldi özel yetkili bir insan oldum. Her anlamda en iyi şekilde yetiştirilmiş biri olarak bana Arapça dahi öğretildi. 1993'te Türkiye'ye geldiğimde, Bosna-Hersek'ten kalma sinir ve uykusuzluk çekmekteyim. Bu zamana kadar devam ediyor. Şu anda bile sinir ve uyku ilacı kullanmaktayım. Ben bu hayata istemeden kendiliğinden geçtim. Öyle zaman oldu ki asla çıkmak söz konusu bile değildi. Maalesef şu anda tutukluyum. Ama şunu bilmelisiniz ki Çerkez Ali beni düşünmektedir ve ben eninde sonunda bu cezaevinden elbet çıkacağım. Yeter ki çark artık tersine dönsün. Çünkü dışarıdakiler bizi çıkarmanın savaşını veriyor." şeklinde konuştu.
            -"SAKAL BIRAKIP MOLLA OLDUM"-
            Erol Ölmez ile sanıklardan Kahraman Şahin arasında geçen telefon görüşmesi Ergenekon'un birinci iddianamesinde yer almıştı. Molla kılığına girdiğini söyleyen Ölmez'in 17 Eylül 2007 tarihinde yaptığı telefon görüşmesinde şu bilgilere yer veriliyor;
            Kahraman Şahin: Neredesin?
            Erol Ölmez: Taksim'e geçiyorum. Ordan da Çarşamba'ya geçeçem. İftardan sonra akşam 8, sabah 8 nöbete devam yani. Sen ne yapıyorsun ne var, ne yok?
            Erol Ölmez: Biz de mollaların arasına takıldık. Girdik işte ne yapalım. Soktunuz bizi o taraf Çarşamba'ya.
            Kahraman Şahin: Hayırlısı olsun kardeşim , görevini tam yerine getir.
            Erol Ölmez: Görevi getiriyoruz, ne var ne yok? Ne yapıyorsun?
            Kahraman Şahin: Kartal'dayım. İşim var öyle. Görülmüyorsun hiç?
            Erol Ölmez: Yarın karargaha geliyorum. Ne yapıyon? Oruçlu musun?
            Kahraman Şahin: Yok değilim.
            Erol Ölmez: Yok ben tutarım. Ben hoca adamım biliyorsun. Sakal bıraktım. Molla oldum ben de.
            Kahraman Şahin: İmam Hüseyin de bıraktı (Kuvvai Milliye Derneği Genel Sekreteri Hüseyin Görüm). Yarın geldiğinde görüşürüz.
            Bugün
            https://twitter.com/keyborsa_simurg

            Yorum

            • simurg
              Administrator
              • 10 Mart 2007
              • 9248

              #291
              30 Mayıs 2009



              Mahir Kaynak'tan müthiş iddia


              'Her eylemin arkasında PKK olmayabilir...'






              Mahir Kaynak / Star
              Çözümün tanımı da yapılmalı
              Kürt sorununda çözüme yakın olunduğu söyleniyor ama bunun nasıl bir çözüm olacağı bilinmiyor. Eğer bu çözüm bir soya ya da bir bölgeye atıfta bulunacaksa sadece bir çözüme ulaşılmakla kalınmamış ülkedeki rejim de köklü bir değişikliğe uğramış olur. Yani çözüm bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ile sınırlı kalmalı ve her vatandaş bundan aynı ölçüde yaralanmalıdır.
              Kürt sorununu sadece ülkenin bütünlüğü açısından değerlendirmek yanlıştır. Bölünme sadece soy ve kültür kriterlerine göre olmaz. Eğer şartlar uygunsa mezhep farklılıkları hatta ideoloji bir bölünme sebebi olabilir. Bazen hiçbir farklılık yokken ülkeler bölünebilir. Bu bölünmeyi meşru kılacak farklılaşmalar daha sonra yaratılır. Mesela Suriye’de ve ona komşu topraklarımızda yaşayan insanlar birbirinden farklı değilken daha sonra uygulanan politikalar onları yabancılaştırmıştır. Yani önce topraklarımız paylaşılmış daha sonra bu yapıyı pekiştirmek için yabancılaştırma politikaları uygulamaya konulmuştur.
              Türkiye’nin hatası, başından beri, sorunun varlığını inkar etmesi ve bunun ayrılıkçı bir hareket olduğunu kabul etmesidir. Eğer bölgedeki ekonomik ve sosyal şartların, kişilerin kimliklerine yönelik kısıtlamaların bir sorun olduğu kabul edilse ve çözüm üretilseydi bugüne gelmezdik.
              Sorunun çözülmek üzere olduğu söylenirken terör eylemlerindeki tırmanma halkta çözüm yönünde oluşacak eğilimi ortadan kaldırma amacına yöneliktir ve bunun bir Kürt örgütünce yapılmış olduğu kesin değildir. Bazı Kürtlerin eylemde kullanılması bu sonucu değiştirmez. Bölgede ve bunun sonucu olarak dünyada Türkiye’nin rolünde ve öneminde değişiklik olacağı anlaşılmakta ve bu değişim bazı güçlerin menfaatiyle çatışmaktadır. Bu bakımdan analizler örgütler düzeyinde değil dünyadaki güç odakları açısından yapılmalıdır. Bölgede eylem yapan Kürt gruplarının dış desteklerinin belirlenmesi ve bu desteklerin kesilmesi gerekir. Oysa her eylemi yapana PKK dersek bu güç odaklarının gözden kaçırılmasına yardım etmiş oluruz. Her eylem ve onun arkasındaki güç ayrıca değerlendirilmelidir.
              Şu soruya verilecek cevap ve bulunacak çözüm birçok olayın aydınlatılmasını kolaylaştırır. En önemli gelir kaynağı petrol olan ülkeler, petrol biterse ya da yerini alternatif enerji kaynaklarına bırakırsa orada yaşayan halklar ne yapacaktır? Birkaç yıl önce 2018 yılını tanımlayan bir yazı yazmış ve bu toprakların hiç el değmemiş gibi eski sahibi olan bizlere devredileceğini tasvir eden bir fantezi kaleme almıştım. Yani bölgede oluşan sermaye ülkemize gelecek, eskiden petrol gelirleriyle geçinenler şimdi sermaye gelirleriyle yaşayacaklardı.
              Biz günü yaşıyoruz ve geleceğin bizim dışımızda, kendiliğinden oluşacağını düşünüyoruz. Bazıları geleceği hem düşünüyor hem de planlıyor dersek komplo teorisi yapmış oluyoruz. Oysa, mesela ABD, yıllar öncesinden sadece enerji değil tarım ürünlerinin de kontrolü amacıyla projeler hazırlıyordu. Üç şıktan birini seçin: Ya yoğun nüfus gıda üreten bölgelere göç edecek ya da gıda başka yerde üretilip nakledilecektir. Nüfusun açlık ya hastalıktan ölmesi de beklenebilir.
              https://twitter.com/keyborsa_simurg

              Yorum

              • ÇAKAL
                Ağa'nın Adamı
                • 27 Haziran 2007
                • 2545

                #292
                Şehadeti bekliyoruz

                Çeçen İmarat Cumhuriyeti'nin Avrupa sorumlusu Vaha Umarov, Yeni Şafak'a konuştu: "Kadirov bizi öldürtmek için 8'inci Birlik diye bir suikast timi oluşturdu. 17 tetikçi Avrupa ve Türkiye'ye yollandı. Şehadeti bekliyoruz."

                ABDULLAH YILDIRIM İSTANBUL
                İstanbul'daki Çeçen cinayetleri tam unutuldu derken Çeçenistan'daki direniş hükümeti Kafkas İmarat Emiri Dokko Umarov'un kardeşi Vaha Umarov, yeni cinayetlerin kapıda olduğunu söyledi. Umarov, "Kadirov'un bizi öldürtmek için 17 suikastçıyı gönderdiğini öğrendik. Her an silahlar patlayabilir. Şehadeti bekliyoruz" dedi.

                KATİL BULUNAMADI
                Yaklaşık 3 ay önce Zeytinburnu'nda evinin önünde öldürülen Çeçen komutan Ali Osaev'in ardından Çeçenistan'daki direniş hükümeti Kafkas İmarat Cumhuriyeti'nin Türkiye ve Avrupa Sorumlusu olan Vaha Umarov, Yeni Şafak'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Umarov, Osaev'in katillerinin yaklaşık 3 ay geçmesine rağmen halen bulunamamasının Türkiye'ye sığınan Çeçenler açısından endişe verici olduğunu ve bu durumun kendilerini tedirgin ettiğini ifade etti. Umarov, cinayetle ilgili yürütülen soruşturma konusunda bir bilgilerinin olmadığını da dile getirdi.
                MAFYA BİZDEN DEĞİL
                Türkiye'de misafir olarak bulunduklarını ve Türk halkıyla hiçbir ayrı gayrılarının olmadığını belirten Umarov, şunları söyledi: "Türkiye bizim ikinci vatanımız, çocuklarımız burada büyüyor ve burada hiçbir yasa dışı faaliyetimiz olamaz. Ancak bazı odaklar biz mazlum Çeçenleri dezenformasyon savaşına kurban ettiler. Mafyacılığa bulaşan ve gayri meşru işlere karışan kesinlikle bizden olamaz. Türkiye onların cezasını versin. Biz asla sahip çıkmayız."
                1 TAŞLA 10 KUŞ
                Çeçenlerin kendi içinde bölünmeye ve ayrılmaya çalışıldığını kaydeden Umarov, "Türkiye ve Avrupa'da bulunan onbinlerce Çeçeni bölüp parçalamaya çalıştılar. Rus yönetimin seçtiği Ramazan Kadirov, parayla satın aldığı işbirlikçi ve ajanlarla bizi bölmeye çalışıyor. Satın alamadıklarını ve kendilerine yani arka planda Rusya'ya boyun eğmeyenleri ise ortadan kaldırmaya yemin ettiler. Buradaki cinayetleri işbirlikçi Çeçenlere işlettikleri için olayı bir 'iç çatışma' gibi 'para husumeti'nden ya da 'mafya faaliyetleri'nden çıktığı dedikodusunu yayıyorlar. Ruslar da aradan sıyrılmayı başarıyor. Bir taşla 10 kuş birden vuruyorlar" diye konuştu.
                17 SUİKASTÇI GÖNDERDİ
                Vaha Omarov, Çeçenistan'daki direnişte bulunan Kafkas İmarat Cumhuriyeti'nin lideri abisi Dokko Umarov'dan ve karşı grup içerisindeki adamlarından elde ettikleri bilgilere göre tehlikeli gelişmelerin kapıda olduğunu söyledi. Omarov, "Bulduğum her Çeçen mücahidi yerin 3 metre altına gömeceğim" diye açıklama yapan Ramazan Kadirov, ordusu içerisinde "8'inci Birlik" adını verdikleri bir suikast timi oluşturdu ve 17 kişiyi Avrupa ile Türkiye'ye yolladı. Her an silahlar patlayabilir. Şehadeti bekliyoruz" dedi.

                ABD DESTEĞİ İDDİASI YALAN
                Amerika'nın Çeçenistan'a Ruslarla savaştığı için silah ve para desteği verdiği yönündeki iddiaların tamamen uydurma olduğunu belirten Vaha Omarov, "Direnişe tarihte ve şu anda hiçbir ülkeden en ufak yardım almıyoruz. 14 yıldır süren savaşta Çeçenistan'a ulaşan toplam para 1.860 milyon dolar" dedi. Umarov, Rus diasporası ve Kadirov'un kendileri için bilinçli olarak 'Vahabi' gibi yakıştırmalar yaptığını da söyledi.

                Türk halkını etkilemek istiyorlar
                Beslan olayında Çeçenlerin katliam yaptığını iddia edenlerin kendilerini Ruslara pazarladıklarını ve Türk halkını yanlış yönlendirdiklerini belirten Umarov, şunları söyledi: "Yine o dönemde cep telefonlarına gönderilen dehşet verici bir video peyda oldu. Bu videoda sözde Çeçen mücahitler bir Rus askerin kafasını kesmektedirler. Bu tamamen yalan uydurma bir video. Bu da bizim burada çok yanlış tanınmamızı sağladı. Amaç Türk halkının Çeçen kardeşlerine duyduğu güveni sarsmak ve bir nefret tohumu ekmekti. Sanki biz masum insanları öldüren ve bundan zevk alan kişilermişiz gibi.'
                31.05.2009
                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                Yorum

                • ÇAKAL
                  Ağa'nın Adamı
                  • 27 Haziran 2007
                  • 2545

                  #293
                  Yeni teşvikler netleşiyor, sanayiciye vergi ve arsa desteği var



                  Başbakan'ın perşembe günü açıklayacağı paketle 81 ile destek sağlanacak. Yatırımcılara bedelsiz arsa ve vergi indirimi desteği geliyor. Bu çerçevede Kurumlar Vergisi yüzde 2'ye kadar indirilirken, 200 bin kişiye altı ay süreliğine geçici iş temin edilecek.
                  Yatırımcının uzun süredir beklediği yeni teşvik ve istihdam paketinin detayları netleşmeye başladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından perşembe günü açıklanacak paket ile 81 ile destek sağlanacak. Hükümet, önlem paketi kapsamında yatırımcılara bedelsiz arsa ve vergi indirimi desteği sağlayacak. Türkiye'nin dört bölgeye ayrıldığı yeni paket yatırımları kapsadığı için enerji indirimi söz konusu olmayacak. Düzenlemeye göre illerin gelişmişlik düzeyine paralel olarak yüzde 20 olan Kurumlar Vergisi yüzde 2 seviyesine kadar indirilecek. İstihdama destek kapsamında ise meslekî eğitime bütçeden ayrılan kaynak miktarı artırılacak. Daha önce 500 bin kişi olarak ifade edilen geçici iş temini ise azalacak. Yıl sonuna kadar 200 bin kişiye meslekî eğitim kapsamında altı ay süreliğine geçici iş temin edilecek. Bu kişiler ağaç dikme, refüj çalışması, orman bakımı, park inşası başta olmak üzere toplum yararına olacak işlerde çalıştırılacak. 2009 bütçesinde yer alan düzenlemeye göre ise ayrıca 50 bin kişiye daha iş temin edilecek.
                  Küresel krizin etkilerine çare arayan Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK), dün Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan başkanlığında toplandı. Yaklaşık üç saat süren toplantıda yeni teşvik ve istihdam paketinin yanı sıra daha önce yapılan KDV ve ÖTV indirimlerinin sonuçları da masaya yatırıldı. Aylardır yürürlüğe girmesi beklenen yeni teşvik sisteminde Türkiye, gelişmişlik düzeyine göre dört bölgeye ayrılacak. 11 sektöre özel teşvik verilmesi planlanırken, bölgesel, sektörel ve büyük yatırımlara dayalı 3 ayaklı bir sistem hazırlandı. Batıdan doğuya tüm iller ve otomotivden kimyaya tüm sektörlerin merakla beklediği yeni sisteme göre, bazı iller pastadan büyük bir dilim kaparken, bazıları kısmî teşviklerden yararlanacak. ÖTV İndİrİmİnde ek süre masaya yatIrIldI Kurul toplantısında, tarımsal desteklemeye ilişkin hususlar değerlendirildi, bunun yanı sıra ekonomide talep ve üretimin desteklenmesi amacıyla uygulanan tedbirlerin sonuçları gözden geçirildi. Otomobil ve mobilya sektörlerine yönelik KDV ve ÖTV indirimlerinin devam ettirilip ettirilmeyeceği konusu da masaya yatırıldı. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, dün vergi indirimleri konusunda bu hafta içinde bir karara varabileceklerini söyledi. Tüm bu konulara ilişkin olarak geçen cuma Başbakan Erdoğan'a bilgi verildi. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin alım politikaları ile finansman durumuna ilişkin Kurul'a teknik değerlendirmeler sunulduğu ifade edildi.

                  02 Haziran 2009, Salı
                  Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                  Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                  Yorum

                  • ÇAKAL
                    Ağa'nın Adamı
                    • 27 Haziran 2007
                    • 2545

                    #294
                    Geceleri biz uyurken millet gürül gürül çalışıyor.

                    Yerin altına tünel kazıp NATO'nun mazotunu çaldı
                    Bağcılar'da "bir sokaktan NATO boru hattının geçtiği" duyumunu alınca dükkan kiralayan 4 kişi, 20 metre tünel kazarak 2 ay boyunca 20 bin litre mazot çaldı.
                    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                    Yorum

                    • ÇAKAL
                      Ağa'nın Adamı
                      • 27 Haziran 2007
                      • 2545

                      #295
                      Kürt devleti, PKK ve Musul...

                      Musul'un Osmanlı'dan koparılmasına neden olan "neft" bu kez Türkiye ile Kürtler'i birleştirecek mi?

                      Erhan BAŞYURT yazdı…

                      10 kuyuyla Türkiye’yi geçtiler
                      Kuzey Irak dün tarihi bir gün yaşadı.
                      Bölgede çıkarılan ham petrol tarihi boyunca ilk kez ihraç ediliyor.
                      Petrolü çıkaran konsorsiyumun en önemli ortağı Çukurova Grubu
                      Başkanı Mehmet Emin Karamehmet ile Mehmet Sepil'in birlikte kurduğu Genel Enerji.
                      Başka bir deyişle ilk kez bir Türk firması da yurtdışından çıkardığı petrolü Türkiye'ye pompalamış oldu.
                      Petrolün ihraç yolu Türkiye.
                      Daha doğrusu Kerkük-Ceyhan boru hattı.
                      Hattın Irak kısmındaki bölümüne ham petrol pompalandığı için Türkiye'nin herhangi bir onay vermesi gerekmiyor.
                      Ancak dünkü açılışın Kuzey Irak için ne kadar kritik olduğunu,
                      Devlet Başkanı Celal Talabani ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi lideri Mesut Barzani törene birlikte katılarak ortaya koydu.
                      ***
                      Halihazırda iki petrol bölgesinden günde 100 bin varil petrol pompalanacak.
                      Tawke ve Tag Tag adlı iki ayrı sahanın petrolü bu şekilde Ceyhan'a akacak.
                      Bu miktar bir buçuk yıl içerisinde günlük 250 bin varile çıkarılacak.
                      Kuzey Irak Hükümeti Enerji Bakanı Ashti Hawrani 4 yıl içerisinde hedefin günlük 1 milyon varile ulaşmak olduğunu açıkladı.
                      Bu miktarların büyüklüğünü anlamak açısından Türkiye'nin halihazırda günlük üretiminin 50 bin varil olduğunu belirtmek yeterli.
                      Türkiye'nin günlük petrol tüketimi ise 500 bin varil civarında.
                      Kuzey Irak hedeflediği üretime ulaşabilirse, Irak'ın bugünkü üretiminin de yüzde 50'sine erişmiş olacak.
                      ***
                      Tag Tag, Kerkük'ün kuzey sınırında bir bölge.
                      2002'de henüz Saddam görevde iken Genel Enerji ile anlaşmayı Süleymaniye'de Talabani imzalamış.
                      2003 Şubat'ında kuyu açma ruhsatı verilmiş.
                      Genel Enerji'nin mühendisleri kuyu açarken, Bağdat'ı bombalayan ABD uçakları üzerinden geçiyormuş.
                      Genel Enerji rezerv olarak güçlü ama siyaseten istikrarsız bir bölgede büyük risk alarak 6 yıldır çalışmış.
                      Toplam 16 milyar varile ulaşan ve değeri 6-7 milyar doları bulan (Genel Enerji'ye düşen pay) 5 ayrı sahada çalışma yapıyorlar.
                      Tag Tag ve Tawke, ilk üretim yapılan sahalar.
                      Bulunan petrolün kalitesi bir yana, aynı zamanda yüksek tazyik var.
                      Bu sebeple, petrol sahaları "artezyen" kuyu tarzında.
                      Yani Türkiye'de görüldüğü gibi "atbaşı" tabir edilen "tulumba" tarzı pompalar yok.
                      Kuyuların verimliliğini anlatmak açısından, Türkiye'de 750 kuyudan çıkarılan petrole eşdeğer miktar Tag Tag'ta 10 kuyudan çıkarılıyor.
                      ***
                      Ne var ki, bölgede risk faktörü hâlâ bitmiş değil.
                      Bağdat Yönetimi ile Kürtler arasında petrolün pazarlanması ve saha anlaşmaları konusunda gerginlik sürüyor.
                      Petrolün pazarlanmasını SOMO isimli Irak devlet firması üstleniyor.
                      Satıştan elde edilen gelirin yüzde 12'si Genel Enerji'nin de ortağı olduğu firmalara, yüzde 17'si Kuzey Irak'a, gerisi de Bağdat yönetiminin hazinesine kalacak.
                      Kürtler, buna karşılık tüm Irak'ın petrol satışından da yüzde 17 pay talep ediyorlar.
                      Ancak bu yüzde 17 uygulamasının Anayasal dayanağı henüz yok.
                      Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani konuşmasında, "Adil ve kalıcı bir Gelir Paylaşım Yasası onaylanmazsa sonuçlar ağır olacaktır" dedi.
                      Barzani konuşmasının devamında şöyle tehditte bulundu: "Ülkenin güvenliği, bütünlüğü ve geleceği risk altında kalır."
                      ***
                      Bağdat ve Erbil arasında sağlıklı ve adil bir anlaşmaya varılması ve yürümesi halinde, Kürtler'in Irak'tan ayrılma heveslerinin kırılacağı görülüyor.
                      Dünkü açılışta da bu konudaki vurgular dikkat çekiciydi.
                      Irak Başbakanı Neçirvan Barzani de Irak Devlet Başkanı Celal Talabani de, Kuzey Irak'ta çıkan petrolün Irak'a ait olduğunu ve halkın refahını artıracağını vurguladı.
                      Tabii aksi bölgede istenmeyen gelişmelerin, hatta çatışmaların da gündeme gelmesine sebep olabilir.
                      Petrol üretimi düşmeye başlayan ve geliri açık verdiği için Kuzey Irak'tan gelen sıcak paranın Bağdat'ı da ikna etmesi beklenebilir.
                      Kısaca Kürt yönetimi Türk şirketinin çıkardığı ham petrolü
                      "fiili durum" oluşturarak, Türkiye üzerinden ihraç etmeye başladı.
                      Bölgeye etkilerini bekleyip göreceğiz.
                      KUZEY IRAK’TA DENGELER DEĞİŞTİ
                      Kuzey Irak Enerji Bakanı Ashti Hawrani dün doğalgaz konusunda da çalışma yaptıklarını ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya gaz taşıması planlanan NOBUCCO'ya da bağlanacaklarını söyledi.
                      Yani Türkiye, Irak ve Kuzey Irak üçgeni ikinci bir kemerle de bağlanmış olacak.
                      Erbil'de dün yapılan sembolik tören, bir yönüyle bölgedeki stratejik değerlendirmeleri de değiştirdi.
                      "Kerkük ve petrol sahaları olmadan Kürtler ekonomik olarak ayakta kalamaz" tezi çökmüş oldu.
                      "Kürtler bağımsızlık peşinde, petrolü Bağdat'la paylaşmak istemiyor" görüşü iflas etti.
                      Kuzey Irak yönetiminin Türkiye ile ticari bağlarını artırması, PKK'nın Kandil'de barınma imkan ve alanlarını da daraltacak.
                      Sonuç olarak, Türkiye'nin Kuzey Irak politikasını, değişen parametrelere göre yeniden tanımlaması artık kaçınılmaz.
                      Musul'un Osmanlı'dan koparılmasına neden olan "neft" bakalım bu kez Türkiye ile Kürtler'i birleştiren "barış kemeri" haline gelecek mi?
                      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                      Yorum

                      • simurg
                        Administrator
                        • 10 Mart 2007
                        • 9248

                        #296
                        Erken seçim beklentisi başladı

                        06.06.2009 | Jale Özgentürk | Yorum



                        Yeni teşvik paketi yangının içindeki sanayiciyi tatmin etmiş görünmüyor. İşadamları arasında bu paketin hükümetin oyalama taktiklerinden biri olduğu, IMF anlaşmasının da ötelenerek erken seçime hazırlanıldığı görüşü tartışılmaya başlandı.

                        Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, teğetti, sürtünmeydi derken sonunda global krizin Türkiye'yi de vurduğunu attığı adımlarla kabul etti. Teşvik paketleri ardı ardına geliyor. Ama bu noktaya gelmek kolay olmadı. Hem geç, hem de güç oldu. Türkiye'de fabrikalar kapandı, sanayi üretimindeki gerileme yüzde 20'lere ulaştı, işsiz sayısı resmi olarak 3.6 milyona çıktı. Kapasite kullanımı yüzde 55-60'lara düşerken ihracat da yüzde 40 azaldı.
                        Önceki gün açıklanan son teşvik paketi aslında işler yolundayken işadamlarının sürekli gündeme getirdiği talepleri içeriyor. Sektörel ve bölgesel teşvikler gibi. İstihdama teşvik gibi.
                        Ancak iki gündür ortaya çıkan yorumlara göre yatırımları artırmayı hedefleyen yeni teşvik paketi yangının içindeki sanayiciyi tatmin etmiş görünmüyor.
                        Önceki gün İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Uğurtaş ve Referans İzmir temsilcisi Selim Türsen'in birlikte organize ettiği "Türk ekonomisi nereye gidiyor" konulu panel için İzmir'deydik. Panelistler İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Tanıl Küçük ve Referans Yayın Yönetmeni Eyüp Can ve İzmir'in duayen işadamlarından Ali Nail Kubalı idi.
                        Küçük ve Kubalı'nın konuşmalarının temelinde Türkiye'de krizin 2005 yılından itibaren başladığı görüşü vardı.
                        Küçük, 2008 Ağustos'unda 3,6 olan sanayi üretimindeki küçülmenin 2009 Şubat'ında yüzde 23,9'a yükseldiğini, martta ise biraz durularak yüzde 20,9 olduğunu söylüyor. Türkiye ihracat rekorları kırarken sürekli bir gerçeğin altını çizmeye çalıştıklarını söyleyen Küçük, o günlerde neler söylediklerini şöyle hatırlatıyor:
                        "İç piyasa durgun, ihracattan kâr edemiyoruz. Bastırılmış kurla, kârsız sadece pazarı korumak için satış yapıyoruz, dedik. İstediğimiz tek şey vardı. Rekabet ettiğimiz ülkelerle eşit şartlar... En yüksek vergi primi, en yüksek enerji fiyatıyla üretim yapıp ihraç ettik."
                        Küçük, yeni tedbirlerde bu eşitliğin yine de sağlanamadığını söylüyor, orta ve uzun vadeli işe yarayacak tedbirler olarak görüyor. Küçük,"Daha güçlü tedbirler bekliyorduk. Bu krizde ne yazık ki sanayi iklimi yok oluyor. Sanayici ruhu da" diyor.

                        Marş motoru çalışsın para basılsın
                        Ali Nail Kubalı ise Türkiye'nin sorunlarının kaynağını 1994'ten beri uygulanan Uluslararası Para Fonu (IMF) politikalarına bağlarken, hükümetin "kriz teğet geçiyor" tezine rakamlarla karşı çıkıyor ve şunları söylüyor:
                        "IMF'nin 2009 büyüme tahminine göre Türkiye 181 ülke arasında 165'inci sırada yer alıyor. Yüzde 5,1 küçüleceksiniz diyor. ILO rakamlarına göre 2008'de dünyadaki işsizlik oran 5,9 iken yüzde 11'e ulaştı. Şimdi ise yüzde 16,5. İhracattaki daralma ise yüzde 39,97. Bu oran gelişmekte olan ülkelerde yüzde 14,4, gelişen ülkelerde yüzde 7,2 olarak gerçekleşti. Bu nasıl teğet geçme?"
                        Küçük'ün, Can'ın ve Kubalı'nın krizden çıkış yolu tarifleri farklı olsa da aynı noktada buluşuyor. İç tüketimi canlandırma.
                        Kubalı yolun, marş motoru olarak tanımladığı kamu yatırımlarının canlanmasından geçtiği görüşünde. Büyük kamu yatırımları işsizliğe çözüm olurken, tüketimin de ardından başlayacağını savunuyor. Önerisi ise enflasyonu düşünmeden para basmak...
                        Küçük, ise kamu yatırımlarının toplam harcamalar içinde yüzde 7 payı olduğu, özel tüketimin ise yüzde 70 olduğunu savunarak, tüketimin bu yüzden canlandırılması gerektiğini söylüyor.
                        Eyüp Can'ın biraz da provokatif bir üslupla söylediği "Üretim ekonominin birincil şartı değil. Asıl tüketim önemli. Tüketen varsa üretirsiniz" sözleri tartışma yaratsa da haklı bulunuyor.

                        Teşvik paketi hükümetin oyalama taktiği
                        Can, "Küçümsenen tüketim artık her şeyin önünde" derken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) "Kriz varsa çare de var" kampanyasının hedefini de böyle açıklıyor.
                        Kriz varsa çare de var... Vatandaşta para var mı? Bu soruya Başbakan Erdoğan dün açıklama getirdi de rahatladık. "Kusura bakmayın vatandaşta para da var..."
                        İşadamlarıyla panel arkasından yaptığımız özel sohbetlerde ise ne yazık ki geleceğe yönelik pek de umutlu olmadıkları ortaya çıkıyor.
                        Türkiye'ye yine kaynağı belirsiz sıcak paranın girmeye başladığını, Azerbaycan'dan, körfez ülkelerinden para aktığını söyleyen işadamları, bastırılmış kur politikasının süreceği korkusunda.
                        İşadamlarına göre erken seçim de yakın. Bu paketin hükümetin oyalama taktiklerinden biri olduğu, IMF anlaşmasının da ötelenerek erken seçime hazırlanıldığı görüşü artık daha yoğun bir şekilde tartışılıyor.
                        İzmir'den durum böyle görünüyor!



                        Atatürk ve şekilcilik

                        İzmir Adnan Menderes Havalimanı'ndan şehir merkezine gitmek için Yeşildere yolundan geçilir. İzmir'in gecekondu bölgesi olan Yeşildere, yeşille alakası olmayan, bir zamanlar deri atölyelerinin bulunduğu, çarpık kentleşmenin en kötü örneklerinden biridir. İzmir'in bu yoksul ilçesi şimdi geçenleri hayrete uğratan bir heykele sahip. Dev bir Atatürk heykeline. Dev kelimesi yetersiz kalır. Ölçülerini söyleyeyim de anlayın...
                        Heykelin genişliği 35 metre, yüksekliği 40 metre... Heykelin yapımında 50 ton çelik, 500 metre püskürtme beton ve 300 ton çelik konstrüksiyon kullanılmış. Buca'nın AKP'li eski belediye başkanı Cemal Şeboy tarafından 3.5 milyon TL'ye yaptırılan Atatürk heykeli İzmir'e bir tepeden bakıyor. Şeboy, bu tepeyi Atatürk'ün İzmir'i izlemesi için seçtiğini söylemiş...

                        İzmirliler bu heykelden kurtulmalı
                        Heykel açılmadan hemen önce yolsuzluk iddialarıyla gözaltına alınan ve yerel seçimlerde başkanlığı CHP'ye kaptıran Şeboy'un Atatürk sevgisini anlamak mümkün değil. Atatürk'e bıraktığın cumhuriyeti bu hale getirdik mi demek istedi acaba.
                        Bu kadar ilkel, bu kadar estetikten uzak bir heykeli Atatürk görse ne derdi bilemiyorum.
                        Bence Atatürk'ü gerçekten seven, onun yaratmak istediği çağdaş, modern ülkeyi biraz olsun hayal edebilen İzmirlilerin bu heykelden hemen kurtulmaları gerek. Bu heykelin varlığı Atatürk'e en büyük hakaret.
                        Heykelin dünyada eşi benzeri yokmuş! Gerçekten bu kadar korkunç bir şeyi dünyanın hiçbir ülkesinde görmedim. Emeğe de paraya da yazık!
                        https://twitter.com/keyborsa_simurg

                        Yorum

                        • simurg
                          Administrator
                          • 10 Mart 2007
                          • 9248

                          #297
                          05 Haziran 2009



                          Amerika batıyor mu?


                          "GM batarsa, Amerika batar." Bu kehanet gerçekleşiyor mu acaba?






                          Sami Uslu / Zaman
                          Amerika batıyor mu?
                          Amerika'nın en eski, en büyük ve en saygın şirketlerinden General Motors (GM), resmen iflas koruma başvurusunda bulundu.
                          Tam 100 yıllık mazisi olan firma, iki dünya harbi yaşamış, Kore ve Vietnam savaşlarını atlatmış ve bir asırlık ömrü boyunca daha birçok badireden genellikle daha da güçlenerek çıkmıştı. GM, hiç abartısız süper Amerikan ekonomisinin en güçlü motoruydu ve ABD'nin bu dev ikonu, şimdi mahkeme kararıyla, sahip olduğu varlıklarını en kısa süre içinde paraya çevirmek zorunda.
                          GM'de çalıştıkları için onur ve güven duyan, ölene kadar yüksek gelirli ve garantili bir işte çalıştıklarını, çalışacaklarını zanneden, sayıları yüz binlere ulaşmış, yönetici, mühendis ve işçi için kişisel felaket anlamında, karanlık günler başladı. Ne var ki, GM motorundaki suskunluk, ülkesi için bu olayların bile çok üzerinde bir anlam taşıyor. Çünkü, GM, bir asırdır ABD ekonomisini yönlendirmiş, borsacıların, diğer yatırımcıların, hatta her Amerikan ailesinin gelirine ve refahına olumlu katkılarda bulunmuş bir şirket. Düşünün ki, Başkan Eisenhower gibi bir başkan, Kongre'de "Amerika'nın menfaatleriyle, GM'nin menfaatleri aynen örtüşmektedir" demekten çekinmemiştir. Peki, böyle bir şirket neden battı?
                          GM'nin iflasındaki sır, bir bakıma çok basit, "aşırı borçlanma". Yüzyıl önceki kuruluşundan bu yana, nice tehlikeler savuşturmuş bulunan şirket, bu fırtınayı da kolaylıkla atlatabilirdi, şayet 170 milyar dolarlık bir borç batağı içine gömülmüş olmasaydı... Daha önce, Bearn Stearns, Lehman Brothers, Fannie Mac and Freddie May'i kurtaramayan, bankacılık sektörünün ağır yara almasını engelleyemeyen Washington yönetimi, GM'nin kurtuluş ümidi olmadığını bile bile, sırf iflası birkaç ay geciktirmek adına on milyarlarca doları sokağa attı. İşin kötüsü, GM, daha uzun süre devletin parasını emmeye devam edecek, tabii ki bunun finansal, ekonomik ve sosyal etkileri de beraberinde yaşanacak.
                          Zaten, ABD devleti kriz başladığından beri kendisine ait borçtan oluşan bir Everest dağı kurmakla meşgul. Her gün yükselen kamu borçları ekonomiyi şimdiden bozmaya başladı bile. Yükselen faizler şirketler ve tüketiciler için borçlanma maliyetlerini artırıyor. Bütçe açığının rekor seviyelere çıkacağı kesin gibi. Borç maliyetindeki artış hızı, yurtiçi gayri safi milli hasıladaki (GSYH) artış hızının çok üzerinde. Kamu borcu GSYH'nin 2008 sonu itibarıyla % 41 iken, önümüzdeki 5 yıl içinde % 100'üne çıkması bekleniyor. Bu arada, Federal Reserve sürekli para basarak, 700 milyar dolarlık tahvili piyasadan satın alıyor ama, faizlerin yükselmesine mani olamıyor.
                          Standart and Poor's'un İngiliz ekonomisinin görünümü hakkındaki kanaatini durağandan negatife düşürmesi, ABD için bir ikaz oluşturuyor. ABD ekonomisinin notunu düşürmek belki imkânsız gibi, ama bu konudaki spekülasyon dahi ABD ve dünya pazarlarında ülkenin imajını olumsuz etkileyebiliyor. Krizin başında ısrarla iyimser mesajlar veren ve kriz çıktığını son ana kadar reddeden FED Başkanı Bernanke, şimdilerde, sürekli çoğalan devlet borcuyla beraber yaşamalarının imkânsız olduğunu, çünkü borcun doğuracağı faiz yükünün bütçe açığını şişireceğini ve bu durumun sürdürülebilir olmadığını kabul ediyor.
                          Gelişmeler üzerine, Hazine Sekreteri Çin'i ziyaret ederek, ABD'nin yatırım için güvenli bir ülke olduğunu anlatacak. Amaç, Çin'in elindeki ABD finansal varlıklarını satmasına mani olmak. ABD'nin böyle bir şey yapmak zorunda kalışı, bilinçli ABD'lileri üzüyor, incitiyor. Haklılar, zira bir devletin 'benim ülkem güvenlidir' demesi, o ülkenin güvenli olduğunu değil, olmadığını gösterir. Amerikan halkının son beş nesli, ekonomistlerin şu sözüyle büyüdü: "GM batarsa, Amerika batar." Bu kehanet gerçekleşiyor mu acaba?
                          https://twitter.com/keyborsa_simurg

                          Yorum

                          • ÇAKAL
                            Ağa'nın Adamı
                            • 27 Haziran 2007
                            • 2545

                            #298
                            Başörtülü Türk, milletvekili oldu

                            Belçika tarihinde ilk kez başörtülü bir aday milletvekili oldu. Türk kızı Mahinur Özdemir, Brüksel Bölge Parlamentosu'na girme başarısı gösterdi.

                            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                            Yorum

                            • ibrahimd
                              Tecrübeli
                              • 31 Mayıs 2009
                              • 220

                              #299
                              ÇAKAL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                              Başörtülü Türk, milletvekili oldu

                              Belçika tarihinde ilk kez başörtülü bir aday milletvekili oldu. Türk kızı Mahinur Özdemir, Brüksel Bölge Parlamentosu'na girme başarısı gösterdi.

                              http://www.zaman.com.tr/haber.do?hab...letvekili-oldu
                              Sayın çakal, acaba adamlarda laiklik elden gitmişmidir?
                              Yakutun,incinin,elmasın ne kıymeti vardır ki;bir sevgili uğruna harcanmadıktan sonra.
                              *Hz.Mevlana*

                              Yorum

                              • ÇAKAL
                                Ağa'nın Adamı
                                • 27 Haziran 2007
                                • 2545

                                #300
                                Suudiler 80 milyar $'lık proje için geldi
                                Arap sermayesi Türkiye'de 20 bin çiftlik kuracak. 80 milyar dolarlık fırsat Türk işadamlarını bekliyor.

                                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information