Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ÇAKAL
    Ağa'nın Adamı
    • 27 Haziran 2007
    • 2545

    #271
    TÜRK OLMAK...
    Türk olmak
    Kıbrıs’ta, Hocalı da, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp, yapmadığın soykırımla suçlanmaktır
    Türk olmak
    Kendini anlatamamaktır.
    Türk olmak
    Avrupa’da hor görülmektir.
    Türk olmak
    Zordur, çetindir ve eziyetlidir.
    Türk olmak
    Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.
    Türk olmak
    Sayısız imparatorluk kurmak aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmaktır
    Türk olmak
    Her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
    Türk olmak;
    Binlerce yıllık medeniyetlerden serpilerek gelse de bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.
    Türk olmak
    Doğu Roma’yı da Batı Roma’yı da yıkıp, yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır
    Türk olmak
    Çanakkale’de ölmektir. Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir
    Türk olmak
    Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır.
    Türk olmak
    Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
    Türk olmak
    Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
    Türk olmak
    Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.
    Türk olmak
    Askere davul–zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek.
    Türk olmak
    Şehit olan oğlunun ardından anasının ‘bir oğlum daha olsun, onu da göndereceğim’, babasının ise tabutuna son kez dokunurken ‘vatan sağ olsun’ demesidir.
    Türk olmak
    Her hükümetin enkaz devraldığı, enkazı katlayarak bıraktığı ülkede olmaktır.
    Türk olmak.
    Kendi yerde yatarken misafiri döşekte yatırmaktır
    Türk olmak,
    Milli maçta ağlamaktır.
    Türk olmak,
    Aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir.
    Türk olmak.
    Türk olmak
    Yunus’u bilmektir, Âşık Veysel’i sevmektir. Mevlana’yı, Hacı Bektaş–ı Veli’yi ve Hoca Yesevî yi (tek bir satırını okumasa da) yüreğinde taşımaktır.
    Türk olmak,
    Saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü’nde...
    Türk olmak
    Hayatın sana verdiklerine ‘nasip’, vermediklerine ‘kısmet’ demektir
    Türk olmak,
    Asya’da batılı, Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir.
    Türk olmak,
    Dünyaya meydan okuyabilmektir. Üçer beşer yetmez, alayınız gelsin hazırım demektir
    Türk olmak.
    Velhasıl–ı kelam
    Zor iştir Türk olmak.
    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

    Yorum

    • tdogan
      Trader
      • 27 Şubat 2009
      • 0

      #272
      Kardeş Kardeşe Borç Vermez
      Mustafa Kemal Paşa, 3 Mayıs 1920 günü Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir
      Paşa'ya yazdığı bir mektupta "Devlette hiç para kalmadı. Şu anda içeride
      para temin edebileceğimiz bir kaynak da yok. Başka kaynaklardan para temin
      edinceye kadar Azerbaycan hükümetinden borç para alınmasını temin etmenizi
      rica ederim" diyordu.
      Kazım Karabekir Paşa, isteği Azerbaycan hükümetine iletti. Bu istek,
      Azerbaycan Sovyet Sosyalist Halk Cumhuriyeti ile Ankara Hükümeti arasındaki
      ilk resmi temastı. Azerbaycan'dan Türkiye'ye Uzanan Kardeş Eli 1921 yılı
      içinde Nerimanov'un şahsi emri ile Azerbaycan Dışişleri Bakanı Mirza Davut
      Hüseyinov, kazanılan Birinci-İkinci İnönü Savaşları münasebetiyle çektiği
      telgrafta "...Kazanılan bu büyük zaferlerden dolayı Türk halkını Azerbaycan
      Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adına kutluyoruz." diyor ve bu büyük zaferlerin
      şerefine Azerbaycan
      halkının yardım için 30 sistern petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern kerosin
      gönderdiğini bildiriyordu. Aynı yılın Mayıs ayında Azerbaycan devleti, TBMM
      hükümetine 62 sistern petrol gönderdi ve bundan sonra savaş bitinceye kadar
      aynı değerde petrol ve üç vagon dolusu kerosin göndermeyi taahhüt etti. Bu
      taahhüdün dışında 1922 yılında Batum yolu ile Azerbaycan dokuz bin
      tondan fazla kerosin ve 350 ton benzin gönderdi. Mustafa Kemal Paşa, 1921
      yılında Nerimanov'a bir mektup yazarak borç para talep etmişti. Bu mektubu
      17 Mart 1921 günü büyükelçi
      Nerimanov'a ulaştırdı. Nerimanov, derhal 500 kg. altın gönderdi. Bunun 200
      kg. devlet bütçesine, kalanı ise mühimmat ve silah için kullanıldı. Daha
      sonra Nerimanov Rusya'dan aldığı
      10 milyon altın rubleyi Ankara'ya gönderdi. Bu yardımlarla savaş içindeki
      ülkenin durumunda belirgin bir düzelme oldu. 23 Mart 1921'de Azerbaycan
      hükümeti talep etmediği halde Türkiye'ye Azerbaycan halkının hediyesi olarak
      30 sistern petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern yağ gönderdi. Nerimanov,
      Mustafa Kemal Paşa'nın yazdığı mektuba yazdığı cevabi mektubunda her gün
      kazanılan başarılarla Türk halkının emperyalizmden kurtulma günlerinin
      yaklaştığını, bu yüzden kahraman Türk halkını kutladığını yazıyor ve sonra
      ilave ediyordu; "Paşam, bizim Türk milletinde kardeş kardeşe borç vermez.
      Kardeş, her zaman kardeşinin elinden tutar. Biz kardeşiz, her zaman
      elinizden tutacağız ve tutmaya devam edeceğiz." (A. Şemseddinov, Kurtuluş
      Savaşı Yıllarında Türkiye-Sovyetler Birliği Alâkaları, shf.66)

      Şimdi biz, Ermenistan Karabağ isgaline son vermeden, Ermenistan ile
      iliskiler ne olacak sorularina cevap ararken bunlari hatirlamak durumunda
      degil miyiz?

      Yorum

      • ÇAKAL
        Ağa'nın Adamı
        • 27 Haziran 2007
        • 2545

        #273
        Şii lider Mukteda El-Sadr Ankara'da



        HAMDİ ATEŞ
        Irak'taki direnişin sembol isimlerinden olan Mukteda El-Sadr, dün özel bir uçakla sığındığı İran'dan Türkiye'ye getirildi. Haber Dışişleri'nce de doğrulandı. Bugün Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan tarafından kabul edilecek olan Sadr, Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik'le de görüşecek. Erdoğan, Sadr ile bugün saat 16.30'da Başbakanlık Konutu'nda bir araya gelecek. Görüşmede ABD'nin Irak'tan çekilmesinin ardından oluşacak 'yeni Irak'ın durumunun ele alınacağı kaydedildi. Ankara, Sadr'ı Türkiye'ye getirerek, “Irak'taki bütün kesimlere aynı uzaklıktayız ve işbirliğine hazırız” mesajı verecek. Türk Dışişleri yetkililerinin verdikleri bilgiye göre, Sadr ile Irak'taki güvenlik ve istikrar konusu ile ilgili Türkiye'nin öncü rol aldığı barış süreci görüşülecek. Bu görüşme Irak'ta Sünniler, Kürtler ve Şiiler arasındaki uzlaşıda Türkiye'nin rol üstlenmesinin bir parçası olarak nitelendiriliyor.


        01.05.2009
        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

        Yorum

        • ÇAKAL
          Ağa'nın Adamı
          • 27 Haziran 2007
          • 2545

          #274
          Mart dibinden beri yüzde 40
          Nisan ayının son günü hisse senetleri yüzde 3 üzeri bir yükseliş daha gerçekleştirdi. Böylece Mart dibinden bu yana endeksin getirisi net yüzde 40 oldu. Endeksin gelmiş olduğu 31- 32 bin bölgesi hem 2006-mayıs düşüşünde hem 2008 ilk yarı siyasi risk bağlantılı düşüşte dönmüş olduğu seviye. 2008 Eylül'de Lehman battığında yine tam bu seviyeye geldiğinde yüzde 15 gibi sert bir tepki vermişti. Kısacası, teknik açıdan çok kritik bir seviyeye ulaşıldı. Önümüzdeki kısa dönemdeki banka kar açıklamaları ve muhtemel bir IMF imzası kar satış fırsatı olarak izlenmeli. Dolar kuru da 1.57'lerdeki direncini test ettikten sonra 1.60 civarına kadar tepti. 1.61- 1.62 kurda pivot seviye olarak izlenebilir.
          01.05.2009
          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

          Yorum

          • Penguen
            Mahdumu Kamil
            • 02 Mayıs 2008
            • 1387

            #275
            İşçinin, Emekçinin Bayramı Kutlu Olsun





            [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]MEVLANA'dan :[/B][/COLOR][/FONT]
            [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]Ok gibi doğru olsam; yay ile atarlar beni,[/B][/COLOR][/FONT]
            [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]Yay gibi eğri olsam; elde tutarlar beni,[/B][/COLOR][/FONT]
            [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]Doğruda aç görmedim; eğride tok,[/B][/COLOR][/FONT]
            [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][B]Eğri yay elde kalır; menzil alır doğru ok ![/B][/COLOR][/FONT]

            Yorum

            • ÇAKAL
              Ağa'nın Adamı
              • 27 Haziran 2007
              • 2545

              #276
              Mardin'de düğün katliamı...
              Mardin'de bir düğüne yapılan saldırıda 45 kişi hayatını kaybetti.
              Mardin'in Sultanşehmuz Köyü Kırkçeşme Mezrası'nda bir düğüne yüzleri maskeli 4 kişi tarafından saldırı yapıldı. Saldırı sonrasında 45 kişi yaşamını yitirdi.
              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

              Yorum

              • ÇAKAL
                Ağa'nın Adamı
                • 27 Haziran 2007
                • 2545

                #277
                Helal len hemşo.

                Vestel, askere telsiz için yakıt pili üretti


                Olcay AYDİLEK
                06.05.2009




                Vestel Savunma Sanayi, askeri haberleşmede önemli bir teknolojik yeniliğe imza attı. Vestel Savunma, askerlerin birkaç günlük operasyonları sırasında kullanacakları telsiz, telefon, bilgisayar, radyo, gece görüş cihazları ve ısıtıcı sistemlerin enerjisini sağlayacak yakıt pili geliştirdi. Ekibin başında bulunan Prof. Beycan İbrahimoğlu, şu aşamada geliştirdikleri pilin ağırlığının 300 gram dolayında olduğunu söyledi. İbrahimoğlu, dünyada benzer yakıt pillerinin 72 saat askerin ihtiyacını karşılayabilecek özelliklere sahip olduğunu söyledi.
                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                Yorum

                • simurg
                  Administrator
                  • 10 Mart 2007
                  • 9248

                  #278
                  ÇAKAL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                  Vestel, askere telsiz için yakıt pili üretti


                  Olcay AYDİLEK
                  06.05.2009




                  Vestel Savunma Sanayi, askeri haberleşmede önemli bir teknolojik yeniliğe imza attı. Vestel Savunma, askerlerin birkaç günlük operasyonları sırasında kullanacakları telsiz, telefon, bilgisayar, radyo, gece görüş cihazları ve ısıtıcı sistemlerin enerjisini sağlayacak yakıt pili geliştirdi. Ekibin başında bulunan Prof. Beycan İbrahimoğlu, şu aşamada geliştirdikleri pilin ağırlığının 300 gram dolayında olduğunu söyledi. İbrahimoğlu, dünyada benzer yakıt pillerinin 72 saat askerin ihtiyacını karşılayabilecek özelliklere sahip olduğunu söyledi.
                  Haberleri peşpeşe patlatıyorsunuz he....
                  https://twitter.com/keyborsa_simurg

                  Yorum

                  • ÇAKAL
                    Ağa'nın Adamı
                    • 27 Haziran 2007
                    • 2545

                    #279
                    Katliamın nedeni trilyonluk petrol randı
                    44 kişinin katledildiği Bilge köyündeki katliamın ardındaki sır giderek netleşiyor.
                    Vahşetle sonuçlanan rant kavgasının altında yatan olayı BUGÜN ortaya çıkardı.
                    Edinilen bilgiye göre katliam evinin sahibi eski muhtar Cemil Çelebi, 2003’te hızlı zengin olmanın bir yolunu buldu. Akrabaları ile birlikte köyün hemen yakınından geçen BOTAŞ'a ait Kerkük-Yumurtalık ham petrol boru hattını delen Cemil Çelebi, kısa sürede trilyonlara ulaşan bir servet elde etti.
                    Vahşi saldırıda ölen Cemil Çelebi, aynı evde can veren Ali Çelebi ve Vahap Çelebi, ile birlikte tam 2 ay boyunca boru hattından çaldıkları petrolün tankerini 20 milyar liradan sattı. Ham petrolü alan şebekeler, boya fabrikası adı altında açılan fabrikalarda petrolü işleyerek akaryakıta çeviriyordu.
                    JİTEM'deki dostlar
                    Bilge köyündeki katliama imza atan isimlerden biri olan M. Sait Çelebi, akrabalarının kaçakçılıktan çok para kazandığını fark ederek ranta ortak olmak istedi. Koruculuk yapan M. Sait Çelebi, köyün JİTEM ile irtibatlı tek korucusu olarak biliniyor. Tehdit ve şantajla kaçakçılığa ortak olan Çelebi'nin JİTEM'deki dostları sayesinde kaçakçılığın devam etmesini sağladığı iddia ediliyor.
                    Köyde ortaya çıkan rantın paylaşımı konusunda tartışma çıkınca, Cemil Çelebi, köyde 1 gecede 350 milyar lira dağıtıyor. Mardin'de 500'er milyara 3 minibüs hattı alan Cemil Çelebi'nin toplam servetinin 3 trilyona ulaştığı da belirtiliyor.
                    Kaçakçılık ortaya çıktı
                    M. Sait Çelebi ile Cemil Çelebi'nin paylaşımda sorun yaşaması nedeniyle, M. Sait Çelebi, bir gece kaçakçılığın yapıldığı noktaya sabotaj düzenleyerek yakıyor. Yangın üzerine olaya müdahale eden yetkililer petrol kaçırıldığını tespit ediyor.
                    Yapılan operasyonda adı geçen 4 kişi ile birlikte Vahap Çelebi de gözaltına alınırken bir astsubay ve bir yüzbaşı ise açığa alınıyor. Ancak yeterli delil olmadığından kaçakçılık sanıkları yalnızca iki ay hapis yattıktan sonra tahliye oluyor. 2003 yılında yaşanan bu olay, geçtiğimiz günlerde yaşanan vahşetin anlaşılması için büyük önem taşıyor.
                    Seçkin ERGÜN/ MARDİN
                    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                    Yorum

                    • ÇAKAL
                      Ağa'nın Adamı
                      • 27 Haziran 2007
                      • 2545

                      #280
                      Çaresizseniz çare sizsiniz.Ula bu millete bişey olmaz.

                      Beş bin kişinin 'POS tefeciliği' inceleniyor

                      Maliye Bakanlığı POS tefeciliği yaptığı şüphesiyle 5 bin kişi hakkında kapsamlı inceleme başlattı. Bu tür tefeciliğin son dönemde özellikle de beyaz eşya sektöründe yayılmaya başladığı saptandı
                      ANKARA
                      Maliye Bakanlığı, ekonomik krizi fırsat bilerek vatandaşı kredi kartlarıyla yüksek faize bağlayan "POS tefeciler" için harekete geçti. Gelir İdaresi Başkanlığı, 81 ilde POS cihazlarıyla tefecilik yapanlara yönelik kapsamlı bir inceleme başlattı. Gelir İdaresi Başkanlığı, son aylarda ödeme noktası (POS) cihazlarıyla yoğun şekilde tefecilik yapıldığını belirledi. İdareye, yurdun çeşitli yerlerinden de buna ilişkin çok sayıda şikayet iletildi. Bu arada İstanbul'da bu işi yapanların "Borcunuz mu var. Kredi kartı borcunuzu ödeyemiyor musunuz? Gelin birlikte çözelim" şeklinde el ilanları bile bastırdığı tespit edildi.
                      29 İLDE ÇALIŞMA YAPILDI
                      Başkanlık, bu gelişmeler üzerine, 81 ilde POS cihazlarıyla tefecilik yapanlara yönelik inceleme başlattı. Gelir İdaresi Başkanlığı, ilk aşamada Vergi Dairesi Başkanlığı bulunan 29 ildeki durumun tespiti için bir çalışma gerçekleştirdi. İdare, en fazla İstanbul'da POS tefeciliği yapıldığını belirledi. Çalışmada son 2 ayda POS bilgilerinde büyük tutarsızlıklar olan şüpheli 5 bin kişi belirlendi ve Vergi Dairesi Başkanlarına bunlar için inceleme yapma talimatı verildi. Bu aydan itibaren de 81 ilde bu tür şüpheli işlemlere ilişkin risk analizlerine geçildi.
                      GÜVENLİK GÜÇLERİYLE İŞBİRLİĞİ
                      Gelir İdaresi Başkanlığı yetkilileri, POS tefecilerle mücadele için emniyet güçleri ve Adalet Bakanlığı ile de işbirliği içinde çalışıldığını bildirdi. Krizi fırsat bilenlerin başta İstanbul olmak üzere yurdun pek çok yerinde POS tefeciliğe soyunduğunu kaydeden yetkililer, "Risk Analiz Merkezini başlangıçta 29 büyük il için devreye sokmuştuk. Bunu bu aydan itibaren 81 ile yaygınlaştırdık. Türkiye'nin her yerindeki POS satışlarını büyüteç altına alıyoruz." açıklamasını yaptılar.

                      POS tefeciliği nasıl yapılıyor
                      Gelir İdaresi Başkanlığı'nın saptamalarına göre POS tefecilik en fazla kuyumcular, mücevheratçılar ve kontör satıcılarında görülüyor. POS tefeciliğin son dönemde beyaz eşya sektöründe de yayılmaya başladığı belirtiliyor. POS cihazlarıyla tefecilik işleminde şu 2 yöntem kullanılıyor:

                      Nakit para kullanımı
                      Vatandaş, kontör satıcısı veya kuyumcuya gidiyor. Diyelim 7 bin liraya ihtiyacı var. Önce paranın faizinde anlaşılıyor. Vergiler de eklenerek, 7 bin liranın vatandaşa maliyeti çıkarılıyor. Daha sonra kredi kartıyla satış yapılmış gibi POS cihazından faiz ve vergiler dahil edilerek çekim yapılıyor. Vatandaş, bu şekilde elden 7 bin lirayı alacaksa, 3 bin lira da faiz ve vergi karşılığı olarak POS tefeciye kalıyor.

                      Kart borçları kapatılıyor
                      Kredi kartı borçları kapatılıyor: POS tefeciler, kredi kartı borcunu da ödüyor. Kredi kartı borcu olanlar, yine bu tür yerlere gidiyor. POS tefeci kredi kartı borcunu bankaya ödüyor. Örneğin 7 bin liralık borcu tefeci kapatıyor. Karşılığında da yine mal satılmış gibi 11 bin liralık çekim yapıyor. 11 bin lirayı da taksitlendiriyor. Vatandaş da, taksitle bu borcu ödemeye başlıyor.

                      Satış hareketleri inceleniyor
                      Risk Analiz Merkezi, POS tefecilerin ortaya çıkarılması için POS tefecilerin işlemlerinde sıçrama olup olmadığına bakıyor. Diyelim ki, işletme her ay 10-15 bin kontör satarken, birden 150-200 bin kontör satmaya başlamış. Ya da kuyumcunun aylık satışı biranda 10 bin liradan 100 bin liraya yükselmiş. İşte burada şüpheli durum oluşuyor. Öte yandan Maliye Bakanlığı merkezi denetim birimlerinin factoring şirketleriyle ilgili incelemeleri de devam ediyor. Maliye müfettişleri ve Gelirler Kontrolörleri, sektörde faaliyet gösteren şirketlerin bütün işlemlerini ve para hareketlerini tek tek araştırıyor.


                      14.05.2009
                      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                      Yorum

                      • ÇAKAL
                        Ağa'nın Adamı
                        • 27 Haziran 2007
                        • 2545

                        #281
                        Anlamadığım,niye çimento ile kapatmışlar.

                        12 yıl önce kapatılan kuyudan petrol fışkıracak
                        TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal, son 10 günde 3 müjde aldıklarını söyledi.
                        Uysal, bunlardan birisinin Adıyaman çevresinde 12 yıl önce kuyusu açılan ancak petrol bulunmadığı için kapatılan Elbey-1 kuyusunda petrol bulunduğunu söyledi.

                        O günkü teknolojilerle petrol bulunmadığı için çimento ile kapatılan kuyuda, yeniden yapılan değerlendirmeler sonucu petrol varlığının tespit edildiğini anlatan Uysal, ikinci olarak da Gaziantep civarında Doğubaşpınar-1 kuyusunu kazdıklarını ve test işlemlerinin tamamlanmasının ardından bu kuyuda petrol bulduklarını kaydetti.

                        Üçüncü olarak da Yuvaköy-1 kuyusunda da 11 Mayıs tarihi itibariyle 6 bin 112 metreye inildiğini belirten Uysal, bunun da derinlikte 22 yıl önce kazılan Demre-1 kuyusunu geçtiğini ve bir rekor kırdığını söyledi.
                        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                        Yorum

                        • ÇAKAL
                          Ağa'nın Adamı
                          • 27 Haziran 2007
                          • 2545

                          #282
                          Yuh yani yuh.

                          Neden kat mülkiyeti tapusu isteniyor?
                          Müteahhİtler inşaata başlamadan önce “arsadan yararlanma hakkı”nı ifade eden kat irtifakı tapusunu alıyor. İnşaat bittiğinde ise müteahhitlerin, binaların projenin aslına uygun olduğunu gösteren iskan ruhsatlarını almaları gerekiyor. İskan ruhsatını aldıklarında ise kat irtifakı kat mülkiyeti tapusuna çevriliyor. Ancak bu durumda alınan emlak vergisi yaklaşık 7 kat artıyor. Örneğin kat irtifaklı tapuda 20 bin lira gözüken bir yerin binde iki oranında emlak vergisi 40 lira iken, kat mülkiyetli tapulu bir gayrimenkul olduğunda evin değeri 150 bin liraya, emlak vergisi de 300 liraya yükseliyor. Yeni kanunla amaçlanan da bu yolla daha yüksek emlak vergilerinin alınabilmesi...
                          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                          Yorum

                          • ÇAKAL
                            Ağa'nın Adamı
                            • 27 Haziran 2007
                            • 2545

                            #283
                            MUSTAFA ARMAĞAN

                            Atatürk "bayrak inkılabı" da yapmak istemiş

                            Cumhuriyet'in Osmanlı'dan kopmuş yepyeni bir devlet olduğu söylenir. Atatürk döneminde devletin isminden hukuk düzenine, yazısından ideolojisine kadar değiştirilmedik pek az şey kalmıştır.Ancak inkılap fırtınasında bir tek Osmanlı sembolüne dokunulmadı.
                            O da, İstiklal Marşı'nda çehresini çatmasından tarifsiz kederlere düştüğümüzü her gün haykırdığımız ay yıldızlı al bayrağımızdı.
                            Peki neden dokunulmadı acaba al bayrağa? Hiç değiştirilmesi gündeme geldi mi? Geldiyse nasıl? Ve Atatürk ay yıldızlı bayrak yerine hangi bayrağı getirmeyi düşünmüştü?
                            Bu konular öteden beri konuşulur ama yazılı değil de, sözlü kaynaklara dayanırdı. Burada yazılı bir kaynağa dayanarak Atatürk'ün Türk bayrağını değiştirmeyi düşündüğünü fakat bir sebeple vazgeçtiğini göreceğiz.
                            Kaynak, Atatürk'ün yakınında bulunmuş ve Zübeyde Hanım'la yaptığı görüşmeler sayesinde aile kökenleri konusunda bizi kısmen aydınlatmış bulunan Enver Behnan Şapolyo'dur. Yazının künyesi: "Atatürk ve bayrak", Türk Kültürü, sayı: 97, Kasım 1970, s. 30-31.
                            Enver Behnan Şapolyo, Atatürk'ün yaveri Muzaffer Kılıç'la çok samimidir. Devrimlerin hızla sürdüğü günlerden birinde olmalı, Şapolyo sorar, Kılıç da cevaplar:
                            - Atatürk bayrağımızı değiştirmeyi düşünüyor mu? Sen bir şey duydun mu?
                            - Gök bayrağı kabul etmeyi düşünüyor!
                            - Gök bayrak mı?
                            - Evet! Atalarımızın kullandığı gök renkli bayrağı[n] yeni devletin bayrağı olmasını düşünüyor, fakat daha bir şey yok!
                            "Gök renkli bayrak", yani Göktürklerin Cumhurbaşkanlığı forsunda da yer alan mavi zeminli ve ortasında da bozkurt kafası bulunan bayraktır Atatürk'ün kafasındaki Cumhuriyet'in bayrağı...
                            Merakını yenemeyen Şapolyo, işin peşini bırakmaz. Atatürk'ün Türk bayrağı olarak, gök bayrağı düşünüp düşünmediğini, Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a da sorar. Bayar, Muzaffer Kılıç'ın sözlerini doğrulayan bir cevap verir:
                            - Atatürk, Cumhuriyet'in resmî bayrağını gök bayrak olarak kabul etmeği düşünmüştü, fakat bu hususta hiçbir neşriyat yapılmadığından, bu bayrağı kabul etmediler.
                            Celal Bayar'ın sağlığında, üstelik de Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi resmî destekli bir kurumun dergisinde çıkan bu yazı üzerinde düşünmeye değer.
                            Celal Bayar'ın sözlerine göre eğer gök bayrak üzerine yeterli yayın yapılsa ve muhtemelen belgeler tatminkâr bulunsaydı, bugün al bayrağımızın yerinde mavi zemin üzerine kurt kafası bulunan Göktürk bayrağını kullanıyor olacaktık.
                            Enver Behnan Bey sözlerini şöyle noktalıyor:
                            "Atatürk harsta [kültürde] milliyetçi, medeniyette Batılı idi. Demek oluyor ki, gök bayrak onun mefkûresinde [idealinde] yaşıyordu. Gök renkli bayrağı kabul etmeyi düşündü, fakat çok güzel olan al bayrağımızdan da vazgeçemedi. (...) Şimdi O'nun kabrini kaplayan semada gök bayrağı hayal ediyorum!"
                            Dışişleri Bakanlığı'nın Lozan hatası
                            Dışişleri Bakanlığı'nda Ahmet Davutoğlu rüzgârı kendisini hissettirmeye başladı. Nitekim 19 Mayıs'ın Yunanistan'da resmen "Pontus günü" olarak anılması ve buna hükümet yetkililerinin de katılmasına "misilleme" olarak Dışişleri Bakanlığı hem bir kınama yayınlıyor hem de Lozan'ın bir maddesini hatırlatıyordu. Açıklama, aynı zamanda tarihle ilgili ince bir noktayı da gündeme getiriyordu. Bizimle ilgili kısmı şuydu:
                            "Bu vesileyle, Kurtuluş Savaşımız sırasında Yunanistan'ın Anadolu'da tevessül ettiği vahşet ve mezalimi ve bu bağlamda, Lozan Antlaşması'nın 59. maddesinin, 'Yunan ordusu veya yönetiminin savaş hukuku kuralları hilafına Anadolu'da sebep oldukları yıkımın Yunanistan tarafından tazmin edilmesi'ni öngördüğünü hatırlatmak isteriz."
                            Yerinde bir tespit; ancak yanıltıcı bir bilgi. Lozan'ın sözü edilen maddesinde 'tazminat' kelimesi asla geçmez. Ya hangi kelime geçer? "Tamirat" kelimesi vardır ama "tazminat" yoktur. İngilizcesi "reparation", Fransızca metinde ise "reparer" şeklinde ifade edilmiştir.
                            Zaten eğer Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında geçtiği gibi, Lozan'da Yunanistan'ı 1 lira bile olsa "tazminat"a mahkûm ettirebilmiş olsaydık, bu, dünya önünde Yunanistan'ın suçlu olduğunu ilan anlamına gelecekti. Sadece savaşta Anadolu'ya verdikleri zararı tamir ettirme şartını antlaşmaya koydurabildik.
                            Ancak İsmet Paşa, bırakın Dışişleri'nin açıklamasında geçtiği gibi 'tazminat' almayı, Yunanlıların resmen ödemeyi kabul ettikleri 'tamirat' bedelini dahi Venizelos'a bağışlamış, sanki avukatlığı kendisine düşmüş gibi, Yunanistan'ın 4 milyar altın Frank tutarındaki tamirat bedelini ödeyecek malî durumu olmadığını söyleyerek TBMM'nin bütün ısrarlarına rağmen Yunanlıları affetmiş, Meclis'te yaptığı konuşmada ise "Barışın bir an önce gerçekleşmesi için tarafımızdan büyük bir fedakârlık" yapıldığını ileri sürmekten çekinmemişti.
                            Peki İsmet Paşa'ya sormazlar mı? Madem Yunanlıların malî durumu bu parayı ödemeye müsait olmadığı için affediyorsunuz, peki Türkiye'nin durumu çok mu müsait idi de Lozan'da Osmanlı borçlarını son kuruşuna kadar ödemeyi taahhüt ettiniz? Hiç değilse bu borcun 4 milyar altın Frank tutan kısmını Yunanistan'ın üzerine yıksaydınız.
                            Ben de ne söylediğimin farkında değilim. Bizim bütün borcumuz ne kadardı ki, 4 milyar oradan düşülsün! Açın kitapları bakın, 1933 yılındaki konsolidasyonla borcumuz 962 milyon Franga bağlanmıştı, yani yaklaşık bizim Yunanistan'dan alacağımızın dörtte birine.
                            Şöyle diyelim: Yunanistan'a lütfettiğimiz miktarla Osmanlı'dan kalan borcu biz 4 defa fazlasıyla ödeyebilir, hatta cebimizde yüklüce bir para bile kalabilirdi.
                            Nedense Osmanlı borcunu ödeye ödeye bitiremediğimizi dillerine dolayan İsmet Paşa kafasındakiler, Yunanistan'a bunun 4 katını hibe ettiğimizi söylemeyi unutuyorlar. Biraz ciddiyet beyler!
                            Daha Lozan'da yaptığımız o meşhur hesap hatasına değinmedik. Maliye memuru Hüsnü Himmetoğlu sayesinde çift hesaplanan bir borcumuz ortaya çıkmıştı. Ne kadardı biliyor musunuz bu borç miktarı? Tam 300 milyon lira! 300 milyon lirayı gözden kaçıranlar orta halli bir memur kadar hesap kitap bilmiyorlarsa, "Lozan'ı biz kimlere emanet etmişiz?" diye yeniden düşünmemiz gerekmiyor mu?

                            24 Mayıs 2009, Pazar
                            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                            Yorum

                            • ÇAKAL
                              Ağa'nın Adamı
                              • 27 Haziran 2007
                              • 2545

                              #284



                              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                              Yorum

                              • ÇAKAL
                                Ağa'nın Adamı
                                • 27 Haziran 2007
                                • 2545

                                #285
                                Amasyalı: Demirel'in muhtırayla ilgili toplantısına 3 medya yöneticisi de katıldı


                                Eski DYP Milletvekili İsmail Amasyalı'nın, '27 Nisan 2007'deki e-muhtıra hakkında, yayımlanmadan aylar önce Süleyman Demirel'e bilgi verildi' yönündeki açıklaması Ankara'da büyük ses getirdi. Amasyalı, 'İstanbul'daki muhtıra toplantısı'yla ilgili yeni ayrıntılar verdi.



                                Amasyalı, bir otelin teras katın-da 2006 yılı Kasım'ında verilen yemekte Marmara Grubu Vakfı Başkanı Akkan Suver, emekli Org. Necdet Timur, Süleyman Demirel ve doktoru Aylin Cesur, eski bakan ve eski mason Türkiye Meşrik-i Azamı Şahap Kocatopçu, bir haber kanalının yönetim kurulu başkanı ve büyük bir medya grubunun yönetim kurulu üyelerinin bulunduğunu söyledi.
                                Demirel'in 28 Şubatçılarla zaman zaman beraber olduğunu belirten Amasyalı, bu konuda şahit olduğu hadiseleri açıklamak istediğini kaydetti. Ardından önceki gün yazılı açıklamasında dile getirdiği toplantıyı anlattı. Bilgilendirmeyi emekli Orgeneral Necdet Timur'un yaptığını belirten Amasyalı, şöyle devam etti: "Necdet Timur, hükümete yönelik bir muhtıra verileceğini, bu muhtıra öncesinde bir nabız yoklanacağını ancak bu muhtıranın bir risk içerdiği, meydana gelebilecekler Sayın Demirel'e aktarıldı. Sayın Cumhurbaşkanı'na da bunun sonunda bir görev tevdi edileceği ifade edildi. Bu ya cumhurbaşkanlığı görevi olacaktı ya da kurucu meclis başkanlığı olacaktı. Duyduklarımın sorumluluğu ile hemen Ankara'ya giderek durumu Başbakan Erdoğan'a iletmesi için Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'a bildirdim."
                                Amasyalı, söz konusu yemekten kısa süre önce de 28 Şubatçılarla bir başka toplantıda buluştuğunu öne sürdü. Amasyalı, "Sayın Demirel, ortopedi kongresi için Cemal Reşit Rey'e geldi. Demirel'in ortopedi ile ne alakası olabilir? Ama öğreniyorum ki; oradaki bir odada yemek tertip edilmiş. Orada eski genelkurmay başkanları Karadayı, Kıvrıkoğlu ile Çevik Bir, Atilla Ateş, Necdet Timur var. 28 Şubatçı komutanlar oradaydı." dedi.
                                DYP'li eski vekil, toplantılardan haberdar olan Erdoğan'ın konuyu dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'e sorduğunu bildirdi. Amasyalı'nın Akkan Suver'den aktardığına göre Erdoğan, Özkök'e "28 Şubatçılar faaliyetlerini devam ettiriyor." demiş. Özkök de, "Bunlar emekli, ben ne yapabilirim ki?" karşılığını vermiş. Amasyalı, Erdoğan'ın makamına çağırdığı Suver'i de "Siz ne yapıyorsunuz?" diye fırçaladığını vurguladı.
                                DYP'li eski vekil, muhtıranın meydana getireceği muhtemel sonuçların değerlendirildiği toplantıyla ilgili CHP lideri Deniz Baykal'a da bilgi verdiğini söyledi. Amasyalı, "Anlattıklarımı dinleyince dehşet içinde kaldı. 'Türkiye bunlardan çok sıkıntı çekmiştir.' dedi." ifadelerini kullandı.
                                ALİ COŞKUN GÖRÜŞMEYİ DOĞRULADI
                                Eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, İsmail Amasyalı'yla görüştüklerini doğruladı. Coşkun, "Yeni oluşumlarla ilgili toplantılar yapıldığını, çok önemli bir konuyu Başbakan'a iletmek istediğini söyledi. Ben de Başbakan Erdoğan'a, Amasyalı'nın randevu talep ettiğini söyledim. O da 'Bakarız.' dedi. Daha sonra görüşüp görüşmediklerini bilmiyorum." dedi.
                                Marmara Grubu Başkanı Akkan Suver ise söz konusu yemeğin Ramazan ayında gerçekleşmediğini öne sürdü. Muhtırayla ilgili herhangi bir şeyin konuşulmadığını iddia eden Suver, yemekte o yılki toplumsal sorumluluk ödülünün kime verileceğinin konuşulduğunu öne sürdü.

                                EMRE SONCAN ANKARA
                                29 Mayıs 2009, Cuma
                                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information