Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
yanlışlar doğruları buldurur.yanlış yapmayan doğruyu nasıl bulur..
Doğru söz.
Bir hikaye duymuştum.
Bir ermiş varmış. Dağ başında yaşarmış. Çok hikmet sahibi adammış. Hiç bir günah, hiç bir yanlış girmezmiş zihnine. O kadar ki sütü mendile sağar, uçlarını bağlar öyle taşırmış, bir damla bile sızdırmadan mendilden.
Kardeşi kunduracılık yaparmış kasabada. Ermiş bir gün yine süt sağmış mendile, kardeşine götürmek üzere. Varmış kunduracı dükkanına elinde mendil içinde sütle, kardeşiyle başlamış hasbıhale.
Derken bir kadın girmiş içeri, demiş kunduracı topuğu kırıldı kunduramın, bir çivile hele. Çıkarmak için ayağından az sıyırmış eteğini, görünmüş akça pakça bileği..
Başlamış damlamaya hikmetli mendilden, süt şıp diye..
Doğruyu bulmak zor iş.
Bulunsa da görmek, anlamak ayrı bir marifet. Hele ki yanlış yaptığını itiraf edip, doğruya dönmek erdemlilik.
İnsanoğlunun bencil ruhu, illa ki kendini beğenmişliği, taş misali sağlam kibiri buna zor izin veriyor. O kadar hatasız ve kusursuz buluyor ki kendini, bu mükemmel olma hırsında o kadar ki kör gözleri, sımsıkı tutunuyor o yanlışa onuru gibi.
Sanki kendinden vazgeçmek, hatadan vazgeçmek. Sanki kendini inkar " bilemedim " demek.
Söylemiyor, söyleyemiyor kendine şunu: " Yanlıştasın "
Doğruyu bulmak zor iş.
Bulunsa da görmek, anlamak ayrı bir marifet. Hele ki yanlış yaptığını itiraf edip, doğruya dönmek erdemlilik.
İnsanoğlunun bencil ruhu, illa ki kendini beğenmişliği, taş misali sağlam kibiri buna zor izin veriyor. O kadar hatasız ve kusursuz buluyor ki kendini, bu mükemmel olma hırsında o kadar ki kör gözleri, sımsıkı tutunuyor o yanlışa onuru gibi.
Sanki kendinden vazgeçmek, hatadan vazgeçmek. Sanki kendini inkar " bilemedim " demek.
Söylemiyor, söyleyemiyor kendine şunu: " Yanlıştasın "
.............
ya da insan yaptığı hatayı veya yanlışı biliyor ama yüksek sesle itiraf edemiyor. Yüksek sesle itiraf ederse, düzeltmesi gerekecek çünkü doğru yolu biliyor ama çıkış yolu bulamıyor olabilir.
ya da insan yaptığı hatayı veya yanlışı biliyor ama yüksek sesle itiraf edemiyor. Yüksek sesle itiraf ederse, düzeltmesi gerekecek çünkü doğru yolu biliyor ama çıkış yolu bulamıyor olabilir.
Doğru yolu bilince, çıkış niye bulunmasın ki ? Biraz zahmet, biraz fedakarlık herşeyi halleder. Ama fedakarlık, bir kişilik kaybı gibi görünüyorsa orada duruyor herşey, bu kadar hassas ise ego denen dert, işte o zaman çözümsüzlük karşısında insanın.
Bu kadar uğraşmalar, konuşmalar kendimizi tanımak, kendini tanımayana biraz yol göstermek, çıkmazlardan kurtarıp mutlu olmaya çalışmak.
Bazen o kadar karmaşık oluyor ki akıl ermiyor. Neden zorla zora sokar ki insan kendini.
Hala anlayamadım ben bunu. Hala çözemedim.
Doğru yolu bilince, çıkış niye bulunmasın ki ? Biraz zahmet, biraz fedakarlık herşeyi halleder. Ama fedakarlık, bir kişilik kaybı gibi görünüyorsa orada duruyor herşey, bu kadar hassas ise ego denen dert, işte o zaman çözümsüzlük karşısında insanın.
Bu kadar uğraşmalar, konuşmalar kendimizi tanımak, kendini tanımayana biraz yol göstermek, çıkmazlardan kurtarıp mutlu olmaya çalışmak.
Bazen o kadar karmaşık oluyor ki akıl ermiyor. Neden zorla zora sokar ki insan kendini.
Hala anlayamadım ben bunu. Hala çözemedim.
............
doğru yolu bilmek değilki meziyet, o doğru yola doğru kişiyle girip devam etmek. asıl çözüm burda. İşte doğru kişiyse zaten fedakarlık egosu kalmıyor kişilerde karşılıklı. Ama hayatta yalnız isek ve doğru yolu tek başımıza bulup göğüslemekse işimiz o zaman aman be kabukta iyi işte yaşayıp diyoruz bence. İnsan yapısı zaten karmaşık. Zora sokmayı meziyet sanıyoruz erişilmez sanacak kadar saçmalıyoruzda ondan.
Birbirine ne kadar çok benzeyen iki kelime. Ama bir o kadar da anlam farklılığı çok fazla olan iki kelime.
Birine bağımlı olmak dünyanın en büyük tehlikesidir. Çünkü bağımlılık tutukuyu getirir. Ve.... Tutkular tehlikelidir. Bağımlılık iradenizi elinizden alır. Kendinize olan güveni yitirir. Bağlılıkta ise siz istediğiniz sürece kalırsınız ve istemediğinizde veya olmadık durumlarda rahatlıkla çeker gidersiniz.
Gönülden sevmek, aşık olmak birine bağımlılık değil bağlılık ile olmalıdır. Bu demek değildir ki, sevgimizi belli etmeden yaşıycaz. Tam tersi bağımlılık olmasın diye sevgimizi vermekten asla kaçınmıycaz. Sevgi verdikçe bağlanıcaz.
Bazı insanlar her şeyi tutkuyla yapar. Görevlerini tutkuyla yerine getirirler; tutkuyla öğrenirler merak ettiklerini, tutkuyla severler.
Tutku, her zaman bağımlılık demek değildir. Tutkusuz sevmek, ortalama bir sevgidir, yani olsa da olur olmasa da. Haytımızda iyi kötü biri olsun da, boş kalmayalım, sevgisiz olmayalım gibi bir şey. Pamuk ipliğiyle bağlı yani. Oysa güçlü bağ, gerçek sevgi tutkuyla olmalı. Ortalama değil, ehven- i şer değil, olmazsa giderim değil; asıl, köklü, yerine başka bir şey konmaz sevgi.
Elbet bağımlılık değil bu. Bağımlılık, acz demek çünkü. Tutku acze düşmeden de duyulabilir. Bağımlılık, çaresizliktir, beceriksizliktir, isteği dışında bir durumdur. Oysa tutku, bile isteye bir tamamlanmanın ifadesidir.
Tutkuyla sevmek, cesaret ve kendine güven işidir, bağımlı olup sevmek korkaklığın ta kendisidir.
Yorum