Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • PEHLİVAN
    Çalışkan
    • 13 Şubat 2009
    • 1138

    #361
    İşsizlikte ürküten rakamlar!!!



    Sigorta kayıtlarına göre krizde 430 bin 414 kişi işini kaybetti.

    Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinde göre Haziran 2008-Ocak 2009 döneminde toplam 430 bin 414 kişi işsiz kaldı. Bu dönemde 45 bin 398 kişi işe girerken net işsiz sayısı 385 bin 16 oldu. Altı ayda en çok işçi çıkaran il 113 bin 112 kişiyle İstanbul olurken Şanlıurfa krize rağmen Haziran 2008’den sonra 4 bin 110 kişilik istihdam yarattı.

    İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO) krizin illerdeki işsizlik bilançosunu çıkardı. Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine dayanılarak hazırlanan rapora göre, krizin yoğun olarak yaşanmaya başladığı 2008 yılının ikinci yarısından Ocak 2009’a kadar 430 bin 414 kişi işsiz kaldı. Söz konusu dönemde 45 bin 398 kişi işe girerken net işsiz sayısı 385 bin 16 olarak gerçekleşti. Haziran ayından bu yana en fazla istidam kaybı 113 bin 112 kişiyle sanayi ve ticaretin kalbi olan İstanbul’da yaşandı. İstanbul’u, 90 bin 263 kişilik kayıpla turizm kenti Antalya, 45 bin 352 kişiyle de Muğla izledi. Haziran-Aralık döneminde otomotivin nabzının attığı kentlerden Bursa’da 31 bin 727 kişi işini kaybetti. Diğer sanayi kenti Kocaeli 15 bin 842 kişilik kayıpla yedinci sırada yer aldı.

    Doğu’da istihdam arttı

    Krize rağmen 38 kent istihdamı artırmayı başardı. Kamu, özel ve mevsimlik çalışanları kapsayan verilere göre, istihdam yaratan kentlerin önemli kısmı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Karadeniz’de yer aldı. Şanlıurfa krize rağmen Haziran’dan bu yana yarattığı 4 bin 110 kişilik istihdamla ilk sırada yer aldı. Şanlıurfa’yı 3 bin 432 kişiyle Gaziantep, 3 bin 75 kişiyle Osmaniye, 2 bin 562 kişiyle Mardin, 2 bin 480 kişiyle Van, 2 bin 150 kişilik istihdamla da Adıyaman izledi. Altı ayda 38 kentte yaratılan istihdam toplamı 45 bin 398 oldu.

    İç piyasada önce inşaat sektörü darbeyi yedi. Turizm, krizin yanı sıra mevsimlik gerilemenin de etkisiyle sarsıldı. Uzun süredir dünyadaki ucuz hammadde ve işgücü nedeniyle zorlanan tekstil sektörü ihracattaki daralma nedeniyle bir darbe daha aldı. Metal ve metal ürünlerine dayalı sektörler de ağır hasarlıların başına yerleşti. Küresel krizin kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladığı 2008 Ekim ayında Türkiye genelinde bina inşaatı alanında 808 bin 545 kişi çalışırken, Aralık’ta bu alanda çalışanların 75 bin 474’ü işvereninin tasarruf, fırsat ya da finansman bulamaması nedeniyle işsiz kaldı. Aralık’ta bina inşaatı alanındaki istihdam 795 bin 356 kişiye geriledi. SGK’nın sınıflamasına göre Ekim ve Aralık döneminde ’bina ve çevre düzenleme’ faaliyet kolunda işsiz kalanların sayısı ise 39 bin 571 olarak gerçekleşti.

    Vergi yükü azaltılmalı

    İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, krizin 2008 yılının ikinci yarısından sonra Türkiye’de de etkisini hissettirmeye başladığını kaydederek, hükümetin geç de olsa önlem alma çabasına karşın istihdamın korunması için teşviklerin yetersiz kaldığını belirtti. Eylül 2008’de hazırladıkları raporla istihdamın üzerindeki yüksek vergi ve prim yüküne dikkat çektiklerini anımsatan Arıkan, “Kriz geliyor, işsizlik artacak, önlem alınmalı demiştik. Buradaki temel önlem istihdam üzerindeki yükün azaltılması olmalıdır. Teşviklerin istihdam koşuluna bağlanması, çalışan üzerindeki vergi yükünün azaltılması hâlâ büyük önem taşımaktadır” dedi.

    Yorum

    • PEHLİVAN
      Çalışkan
      • 13 Şubat 2009
      • 1138

      #362
      Hangi banka hissesi cazip?

      Uzmanların tavsiyelerine göre hedef fiyat değeri ve yükselme potansiyeli yüksek banka hisseleri

      FİNANS YATIRIM

      Yorum

      • PEHLİVAN
        Çalışkan
        • 13 Şubat 2009
        • 1138

        #363
        Gm ceo'su gerekirse iflas ederiz



        General Motors'un (GM) yeni üst yöneticisi (CEO) Fritz Henderson, iflas konusundaki tutumunu yumuşatarak, "Eğer gerekiyorsa, bunu yapacağız" dedi.

        CNN'e konuşan Henderson, yeniden yapılanma sürecinde hala iflas korumasından kaçınmayı tercih ettiklerini belirtti.

        Henderson, ABD Başkanı Barack Obama ve ekibinin, hedeflerin başarılması için iflas korumasının belki de en iyi çözüm olduğuna işaret ettiğini ifade ederek, "Bundan dolayı, duruma baktığınızda, (evet işi bitirmeye çalışmak için zaman harcayacağız, daha agresif çalışma, mahkeme sürecinin dışında. Fakat eğer gerekiyorsa, bunu yapacağız) diyoruz" dedi.

        ABD Yönetiminin, GM'ye, iflas altında yeniden yapılandırmaya gitmek zorunda kalabileceğini söylemesini de değerlendiren Henderson, "İflasa gitmek zorunda kalsak bile, şirket burada olacak" diye konuştu.

        Henderson, GM'nin yeniden yapılanmada daha derine gitmeye ve hızlı gitmeye ihtiyacı olduğunu belirtti.

        ABD Yönetimi, geçen ay, General Motors (GM) ve Chrysler'ın yeniden yapılanma planlarını reddetmişti. ABD Başkanı Obama, GM'nin yaşayabilmek için sundukları ilk planlarının çok başarılı olamayacağını ifade etmişti.

        GM'nin üst yöneticisi Rick Wagner ise baskılar sonucu işten ayrılmak zorunda kalmış, 29 Mart itibariyle Henderson görevi devralmıştı.

        Hazine Bakanı Timothy Geithner, CBS televizyonunda, "Henderson'ın iflası bir olasılık" olarak görmesine katılıyor musunuz sorusuna, birden fazla seçeneğin işleyebileceğini söyledi.

        Geithner, "Bizim testimiz, hangisi işleyecek. Hangisi şirketi daha güçlü ve Amerikan ekonomisinin bir parçası olan yeniden yapılanma ile çıkmaya yardımcı olabilir. Onları geleceğimizin parçası olarak istiyoruz" dedi.

        Detroit merkezli otomobil üreticisi GM, geçen yıl sonunda 92 bin olan çalışan sayısını 2012 yılına kadar 72 bine düşürmeyi amaçladığını açıklamıştı. Henderson, Otomotiv Komisyonunun şirketin daha fazla ve hızla işçi çıkarmaya ihtiyacı olduğunu düşündüğünü bildirdi.

        Yorum

        • PEHLİVAN
          Çalışkan
          • 13 Şubat 2009
          • 1138

          #364
          Risk iştahı arttı ayı-boğa savaşı başladı




          Küresel piyasalar krizde sonun gelip gelmediğini fiyatlıyor.

          Geçen haftadan bu yana süren yükseliş trendi dün bazı endekslerde sekteye uğrasa da borsaların kaderini bu ay gelecek veriler belirleyecek.

          Piyasalardaki ayı-boğa kavgasında ilk sahnenin işaretleri dün geldi. Asya borsaları krizin sona erdiğini fiyatlarken yüzde 3'lere yakın yükselişler sergiledi. Avrupa borsalarında ise ABD borsaları açılana kadar yüzde 2'ye yakın yükselişler gözleniyordu. Ancak ABD'de bu hafta içinde bazı şirketlerden beklenen ilk çeyrek verilerinin ve IBM-Sun Microsystems birleşme görüşmelerinin sonuçsuz kalmasının olumsuz etkisiyle endeksler yüzde 1 civarında aşağıdan açıldı. Bunun da Avrupa borsalarına doğrudan yansıması oldu.

          Geçen haftadan bu yana ayı piyasasında gerçekleşen yapay yükselişlerin sonuna gelindiği görüşünü savunanlarla gerçek bir boğa rallisinin başlamak üzere olduğunu düşünenler bu hafta bu ayı-boğa yarışının ilk raundunu izleyecek. Bu roundun galibini ise beklenen ekonomik verilerin dışında, kredi piyasalarının sağlığına işaret eden Libor faizleri ile korku endeksi olarak bilinen VIX endeksi belirleyecek. Şu andaki veriler, mart ayındaki rallinin küresel yatırımcının risk iştahını kabarttığını düşündürüyor.

          Risk iştahını da gösteren VIX endeksi geçen hafta cuma günü ocak ayından bu yana ilk kez 39-40 baz puan aralığının altına inmişti. Her ne kadar dün endekste hafif bir yükseliş gözlenmiş olsa da genel kanı yatırımcının korkusunun azaldığı yönünde. Krizin tavan yaptığı 2008 Ekim'inde bir ara 90 baz puanın bile üzerine çıkan VIX'deki düşüş yatırımcının cebinden daha kolay para çıkarmaya başladığına işaret ediyor. Piyasalarda dibin görülüp görülmediğine ilişkin fikir verecek endekslerden biri olan VIX'in 25 baz puana kadar düşmesi ise kimi uzmanlarca ayı piyasasının sona erdiğini ilan edecek.

          Libor faizlerindeki gevşeme de sürüyor. Krizin en alevli dönemi olan ekim ayında yüzde 5 sınırına dayanan gösterge 3 aylık dolar libor faizi dün yüzde 1,15 seviyesindeydi.

          Yorum

          • PEHLİVAN
            Çalışkan
            • 13 Şubat 2009
            • 1138

            #365
            Centilmence manipülasyon formülü



            Borsada ’keriz silkeleme’ yöntemiyle 20 milyon liranın üzerinde vurgun yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınanlardan 4 kişinin kendi aralarında bir ’manipülasyon protokolü’ yaptığı ortaya çıktı. Manipülatörler arası ’centilmenlik anlaşması’ olarak denilebilecek bu protokole göre, oyunculardan birinin manipüle ettiği hisseye bir diğeri müdahale edemiyor.

            İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) işlem gören bazı hisse senetlerine ilişkin manipülasyon yaptıkları iddiaları ile suçlanan kişiler arasında, ilginç bir ’centilmenlik anlaşması’ yapıldığı ortaya çıktı. ’Keriz silkeme’ yöntemiyle ilk etapta 20 milyon liranın üzerinde vurgun yaptıkları saptanan bu kişilerden 4’ünün bir ’manipülasyon protokolü’ imzaladıkları belirlendi. Bu protokolün temeli ise birlikte hareket etmek, ayrı ayrı yaptıkları işlemlerde de birbirlerinin oyununu bozmamak oluşturuyor.

            İmzalı belge var

            Bu durum, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin adreslerde ele geçirdiği bilgisayarlar ve belgelerin incelemesi sırasında ortaya çıktı. Halen devam eden incelemede ekipler, ilginç bir belgeye ulaştı. Bu belgede de elebaşı Bekir Sani Karayal ve spekülatörler Kenan Ak, Murat Aksoy, Mehmet Akdere’nin imzası bulunuyor. Yazılı protokole göre, bir oyuncunun manipüle ettiği hisseye başka bir manipülatör müdahale etmeyecek. Ortak hedef seçilen bir hisse için ise birlikte hareket edilecek. Belge, polisin 9 aylık sürede yaptığı takibin önemli delilleri arasına girdi.

            Karayal tehdit edilmiş

            Polisin tespitlerine göre, Bekir Sani Karayal, aralarında bazı ünlü isimlerinde bulunduğu iddia edilen bazı kişilere değer kazandıracağı hisselerle ilgili tavsiyede bulundu. Karayal, hisselerle ilgili sözlü garanti de verdi. Ancak Karayal’dan gelen bilgi doğrultusunda alınan hisseler kriz nedeniyle dibe vurdu. Paralarını kaybeden kişiler Karayal’dan paralarını talep etti. Polise gitmekle tehdit eden bu kişilerden bazılarına, Karayal ödeme yaptı.

            27 kişi savcılıkta

            Bu arada İMKB’de hisseler üzerinde manipülasyon yaptıkları gerekçesiyle İstanbul, İzmir ve Ankara’da düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 45 kişiden 27 kişinin sorgusu tamamlandı. Aralarında elebaşı olarak görülen Bekir Sani Karayal ile işadamı Galip Öztürk’ün de bulunduğu bu 27 kişi, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne ait bir otobüse ile Şişli Cumhuriyet Savcılığı’na sevk edildi. Galip Öztürk, emniyetten çıkarılırken paltosuyla yüzünü kapadı. Sorguları tamamlanarak önceki gün adliyeye sevk edilen 14 kişiden 3’ü tutuklanmıştı.

            Manipülatörlerin sözde ’etik’ kuralı

            Bir oyuncunun manipüle ettiği hisseye başka bir oyuncu müdahale etmeyecek. Ortak hedef seçilen bir hisse için birlikte hareket edilecek.

            Operasyon Van Et hisselerini yüzde 49 eritti

            İSTANBUL Menkul Kıymetler Borsası’nda ’keriz silkeme’ yöntemiyle vurgun yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan kişiler arasında yer alan Galip Öztürk’ün, halka açık şirketi Van Et’te hızlı değer kaybı sürüyor. Yüzde 47.22’si borsada işlem gören Van Et, 31 Mart’ta yaptığı zirveye göre yüzde 50 değer kaybetti.

            4 ay önce 0.97 TL’ydi

            Van Et hisseleri, kasım ayı sonu itibariyle 0.87 TL’den işlem görüyordu. Ancak ocak ayında 1.38-2.20 bandına yükseldi. Hisselerdeki tırmanış burada hız kesmedi.

            Operasyon öncesi zirve

            Şubat-mart ayında hızlı çıkışını devam ettiren Van Et hisseleri 31 Mart’ta, yani operasyondan 3 gün önce 4.40 TL ile zirve yaptı.

            4 ayda yüzde 406 artış

            Şirket hisselerinde 4 aylık gibi bir sürede görünen hareketlilik, yüzde 406’lık bir artışı sağladı. Ancak operasyonun yapıldığı 2 Nisan bu yükselişe sekte vurdu.

            2.26 TL’ye indi

            İlk gün yüzde 16.35 değer kaybeden Van Et hisseleri, bu haftanın ilk gününde de değer yitirmeye devam etti. Hisseler gün içinde 2.26 TL’ye kadar geriledi. Böylece bir günlük düşüşün yüzde 19.29 olduğu hisselerdeki kayıp yüzde 50’yi buldu.

            Yorum

            • PEHLİVAN
              Çalışkan
              • 13 Şubat 2009
              • 1138

              #366
              İki devden canlanma sinyalleri geliyor



              Dünya ekonomisinin canlanması için umutların bağlandığı ABD ve Çin'den olumlu işaretler geliyor.

              ABD'de fabrika siparişleri yükseliyor, emlak sektöründe canlanma belirtileri var. Çin'de ise imalat koşullarında düzelme başladı

              Global ekonomiden toparlanma sinyalleri geliyor. Dünya ekonomisinin içinden geçmekte olduğu derin resesyonun (durgunluk) sonuna gelinmekte olduğuna dair bazı işaretlerin geldiği belirtiliyor. Son dönemde ABD ve Çin’den gelen bu veriler dünya ekonomisine yönelik umutların yeşermesine neden oluyor.

              İngiliz Financial Times (FT) gazetesinin haberinde, global resesyonun bu yılın sonunda dip noktasına gelebileceği ve 2010’da da ekonomik toparlanmanın başlayabileceği ifade ediliyor. Buna karşın FT haberinde, gelen olumlu işaretlerin geçici olabileceği konusunda uyarı da yapılıyor. Ekonomistler, resesyon süreçlerinde nadiren düz bir çizgi içinde ilerlemelerin olacağını ve bu süreç içinde ekonomiden yanıltıcı işaretlerin de gelebileceği uyarısını yapıyor. Haberde, ABD’de cuma günü açıklanan veriye göre ülke ekonomisinin mart ayında 663 bin kişilik istihdam kaybı yaşamasının da global ekonominin hâlâ zor bir dönem geçirmekte olduğu vurgulanıyor.

              Olumlu sinyaller

              FT haberinde, genel havanın 2008 yılının son dönemindeki kadar kötü ve karamsar olmadığı belirtiliyor. Küresel düzeyde iş dünyasından özellikle de imalat sektöründen gelen verilerin tarihsel açıdan bakıldığında kötü olmakla beraber birkaç ay önceye göre daha iyi durumda bulunduğu ifade ediliyor.

              Goldman Sachs’dan Ben Broadbent Britanya’nın yıllık bazda yüzde 3 daralacağı tahmininde bulunurken, geçen yılın son çeyreğinden daralma oarnının yüzde 7 olduğu hatırlatılıyor.

              Emlakta kıpırdanma

              Associated Press’in de (AP) konuyla ilgili yaptığı haberde ABD’de emlak sektöründe hafif kıpırdanmaların yaşandığı, fabrika siparişleri ve piyasalarda görülen küçük ölçekli yükselişlerin de olumlu gelişmeler olduğu belirtiliyor. Buna karşın AP ajansı resmin hâlâ net olmadığını vurguluyor.

              Perakende çıkışta

              FT’ye göre ABD’de perakende satışlarda dip seviyesinden az da olsa yukarı yönlü bir çıkış eğilim görülüyor. Aynı zamanda ABD’de yılın ilk çeyreğinde tüketici harcamaları da yüzde 1’in üzerinde artış gösterdi. Bu ülkede tüketici harcamaları Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın(GSYIH) yüzde 70’ini oluşturuyor. Financial Times gazetesinin haberinde ABD’de emlak satışlarından ise bazı olumlu rakamlar gelmeye başladığı belirtildi.
              ABD ekonomisindeki toparlanmanın, GSYİH içindeki ağırlığı nedeniyle tüketici harcamalarındaki harcamalarına bağlı olduğu açık. Yani tüketici yeniden geleceğine güvenip para harcamaya başlarsa, ekonomi canlanabilecek. Düşük enerji fiyatları, vergi indirimleri ve mortgage faizlerinin tarihte görülmedik ölçüde düşük düzeyde seyretmesi de tüketici harcamalarını olumlu etkileyecek faktörler olarak göze çarpıyor. Buna karşılık varlık değerlerindeki yüksek düşüş ve bankaların tüketiciye kredi vermekte gönüllü olmaması beklenen canlanmayı geciktirebilecek unsurlar olarak gösteriliyor.

              ABD ekonomisinde tüketici harcamalarının dengelenmesinin çok önemli olduğu, toparlanmanın tüketici harcamalarındaki gelişmelere bağlı olduğu ifade ediliyor. Pozitif taraftan bakıldığında tüketici harcamalarının düşük enerji fiyatları, vergi indirimleri, mortgage faiz oranlarının tarihi ölçekte düşük düzeyde bulunmasının olumlu olduğu belirtiliyor. Fakat buna karşın varlık değerlerinde kayıpların yüksek olduğu ve sıkı kredi koşullarının harcamalar üzerinde daraltıcı etkinin süreceği ifade ediliyor.
              İlk çeyrek karanlık

              ABD ekonomisinde yılın ilk çeyreğine ilişkin karanlık tablonun geleceğine kesin gözüyle bakılıyor. Macroeconomic Advisers adlı araştırma kuruluşu, ABD ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yüzde 5.5 daralacağı öngörüsünde bulunuyor. Fakat mevcut kriz koşullarında üretimin global talepten daha fazla düştüğü ifade ediliyor. Aynı zamanda iş dünyasının aşırı stoklarının da eridiği düşünüldüğünde ekonominin dengelenmeye yakın bir nokta da olabileceğine dair bazı umutların gelişmesine neden oluyor.

              Goldman Sachs’dan başekonomist Jan Hatzius, “Bazı toparlanma sinyalleri görüyorum. İçinde bulunduğumuz çeyrekte belki olmaz ama, bir ya da iki çeyreklik yol daha kaldı” diye konuştu.

              Çin martta pozitife geçti

              Analistler, dünya ekonomisinin gidişatında ABD ve Çin’deki gelişmelerin önemli olduğunu söylüyor. Haberde, global ekonomiler hakkında da bilgiler var. Çin’de imalat koşullarını ölçen resmi PMI endeksine göre veriler ilk kez mart ayında pozitif tarafa geçtiği vurgulandı. FT haberinde, Japonya’da rekor düzeyde düşük olan güven endeksinin artık dip yapmış olabileceği de ifade ediliyor. ABD ve Çin’den gelen veriler dev ‘ekonomiyi canlandırma paketleri’ açıklayan bu ülklerin canlanmada başı çekeceği yolundaki öngörünün boş olmadığını savını güçlendiriyor.

              Yorum

              • PEHLİVAN
                Çalışkan
                • 13 Şubat 2009
                • 1138

                #367
                IMF: Paranızı hurdaya çıkarın



                IMF’nin hazırladığı, Financial Times Gazetesi’nde yayınlanan gizli raporda, Doğu Avrupa ülkelerine, AB’ye üye olun ya da olmayın, kendi paranızı hurdaya çıkarın. Özellikle dış borçları dikkate alarak Euro’ya geçin çağrısı yaptı.

                HÜRRİYET

                İNGİLİZ Financial Times Gazetesi, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) hazırladığı gizli bir raporu ele geçirdi. IMF, bu raporda Avrupa Birliği’ne (AB) üye olsun olmasın Doğu Avrupa’daki tüm ülkeleri Euro kullanmaya çağırdı, Dış borçlar büyüyor, kendi para birimlerinizi hurdaya çıkartın uyarısı yaptı.

                Yarı üye olsunlar

                Bunun gerçekleşmesi için Avrupa’nın Euro kullanım kurallarını gevşetmesi önerisinde bulunan IMF raporunda şunlar yer aldı: Bazı ülkeler ’yarı üye’ statüsüyle AB’ye girebilir. Avrupa Merkez Bankası’nda (ECB) koltuk sahibi olmazlar. Ama para birimi olarak Euro kullanabilirler. Avrupa Birliği’ndeki ülkelerin Euro kullanımı ise döviz borcu sorununu çözer. Belirsizlik ortadan kalkar ve güven yeniden kazanılır.

                Eurolizasyon şart

                Eurolizasyon olmadan döviz borcunun tehdit yaratmaması için iç tasarrufun daha fazla önem kazandığı ifade edilen raporda, şöyle devam edildi: Sorun özellikle politik direncin olduğu ülkelerde bu daha da büyük bir sorun haline geliyor. 2009 yılında bölgesel anlamda milli gelirde yüzde 2.5’luk küçülme bekleniyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Gelişen Avrupa’da ise 413 milyar dolarlık dış borç oluşuyor. Ululslararası finansal kurumların bu yıl 123 milyar dolar, önümüzdeki yıl ise 86 milyar dolarlık desteğe ihtiyaç duyacağuıını düşünüyoruz.

                Ek kaynak ihtiyacı

                Bir ay önce hazırlanan raporda IMF’nin ek kaynağa ihtiyaç durayabileceğinden de söz ediliyor. Rapordan sonra Londra’da gerçekleştirilen G20 Zirvesi’nde IMF’ye 750 milyar dolarlık kaynak kullanabilme imkanı doğmuştu. Zirvenin ardından IMF’nin sorunu büyük ölçüde çözülüyor. Buna karşın Doğu Avrupa’daki sorunlar bitmiyor. Ukrayna ve Litvanya şimdidien IMF programı altında bulunuyor. Macaristan ise reform uygulayabilecek bir hükümet için çalışıyor. IMF’nin önerilerinin AB üyesi ülkelerin de tepkisini çekebileceği söyleniyor.

                1.1 trilyon dolar birkaç haftada hazır

                IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, G-20 liderlerinin Londra zirvesinde taahhüt ettiği 1.1 trilyon dolar tutarındaki fonların bir bölümünün bir kaç hafta içinde kullanılmak için hazır olabileceğini belirtti. Le Figaro gazetesine konuşan Kahn, şunları söyledi: ABD’nin IMF’ye verdiği destekten büyük memnuniyet duyduk. ABD’deki ev fiyatları yakında en düşük seviyesine inebilir. Yeni yönetim dış politikada tek taraflı değil artık çok taraflı bir politika yaklaşımı izliyor. Krizin ne zaman biteceğikonusundaki ilk belirtiler ABD’de görülecek. ABD’deki ev fiyatlarının durumunun bunun ilk göstergesi olabilecek. Ekonominin 2010 yılının ilk döneminde düzelmesini bekliyorum.

                Japonya’dan 100 milyar dolarlık yeni paket

                DÜNYANIN en büyük ikinci ekonomisi Japonya, en az 100 milyar dolarlık (10 trilyon Yen) yeni bir ekonomiyi canlandırma paketini devreye sokacak. Maliye Bakanı Kaoru Yosano, nisan ayı ortasına kadar hazırlanacak olan yeni teşvik paketi miktarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın en az yüzde 2’si kadar olacağını söyledi.

                Bu oranın 10 trilyon Yen’e tekabül ettiğini belirten Yosano, yüzde 2’lik oranın IMF tarafından tavsiye edildiğini kaydetti. Başbakan Taro ’Aso, 31 Martta yeni önlem paketini açıklamış, ancak miktar konusunda bilgi vermemişti. Önlem paketi, enerji, sağlık, sosyal yardım, çevre teknolojileri, kültür, moda, turizm, işçilere ve küçük işletmelere yardım, bölgesel ekonomileri desteklemeyi kapsıyor.

                Yorum

                • PEHLİVAN
                  Çalışkan
                  • 13 Şubat 2009
                  • 1138

                  #368
                  Çıkış başlıyor mu?

                  ABD’de birçok eksik ve gecikmiş paket açıldıktan sonra geçtiğimiz günlerde ilk kez doğru bir adım atıldı ve bankalardaki toksik kâğıtların satın alınacağı açıklandı.

                  Mahfi EĞİLMEZ / RADİKAL GAZETESİ

                  Aslında en baştan yapılması gereken şey bu varlıkları satın alıp onlara bir bölümü için Hazine kâğıdı bir bölümü için de nakit vermekti. Geçen hafta sonunda yapılan Londra Zirvesi’nde de ilk kez küresel krizin çözümü için küresel işbirliğinin adımları atıldı. Bu gelişmeler piyasalara yeniden canlılık verdi ve çok daha önemlisi beklentilerin olumlu yöne çevirecek bir umut ışığı oluşturdu. Bu havayla dolara talep düşmeye ve dolayısıyla dolar değer kaybetmeye yöneldi.

                  Türkiye’deki durum biraz daha iyi görünüyor. Türkiye bir yandan dünyada ortaya çıkan bu olumlu havadan olumlu biçimde etkilenirken bir yandan da IMF ile büyük miktarlı bir programın eşiğinde olduğu için olumlu etkiler alıyor. Bunun sonucunda da TL, yabancı paralara karşı değer kazanıyor.

                  İletişim kablolarındaki yaygın kullanımı bakırı günümüzün en önemli metallerinden birisi konumuna sokuyor. O nedenle de fiyatındaki gelişmeler yakından izleniyor. Günümüzden 3 bin 500 yıl önce de bakır çok önemli bir metaldi. Bakır o zaman kalayla belirli bir ısıda eritilip karıştırılıyor ve bronz adı verilen bu karışımdan kap kacak dışında balta, kama, mızrak ucu gibi savaş aletleri de yapılıyordu.

                  3 bin 500 yıl önce Anadolu’da Hititlerin en yüksek döneminde 1 mina bakırın fiyatı 1/4 şekel gümüşe eşitti. Hititler mal fiyatlarını yasalarına yazmış oldukları için bu bilgiyi tabletlerde yazılı olarak bulunan yaklaşık 3 bin 500 yıllık Hitit yasalarından öğreniyoruz. Mina ve şekel orta doğuda geçerli olan ağırlık ölçüleriydi. Şekel aynı zamanda gümüş cinsinden hesaplandığında bir çeşit para birimi görevi gören bir ölçüydü. 1 mina bugünkü değerlerle 500 gram, 1 şekel ise 12.5 grama eşitti. Yukarıdaki bilgileri yerlerine koyarsak yani 1 mina bakır º şekel gümüşe eşit olduğuna göre 500 gram bakır 3.125, 1 kg bakır 6.250 ve 1 ton bakır da 6.250 kg gümüşe eşit oluyor. Bugünkü fiyatlarla gümüşün gramı 0.43 dolar olduğuna göre Hititler zamanında 1 ton bakırın bugünkü fiyatlarla değeri 2.700 dolar ediyor.

                  Bugün bakırın tonu 4.100 dolar dolayında. 2007 yılında bakırın tonu bir ara 8.300 doları aşmıştı. Bakırın 3500 yıllık fiyat gelişiminin kabaca 3,000 dolar / ton dolaylarında oluşan bir ortalama fiyatı işaret ettiğini düşünürsek bakırda 2005 yılından itibaren müthiş bir yükselişin ortaya çıktığını kabul etmemiz gerekiyor. 2008’in son döneminde bu yükseliş birden çöküşe dönüştü ve bakır fiyatları yine 3 bin 500 yıllık bandına geri döndü.

                  Bakırın bugün geldiği fiyat düzeyine bakılınca yeni bir yükselişin oluşmaya başladığının işaretleri görülüyor. İyimser açıdan bakarsak ekonomik krizden çıkışın bir işareti gibi algılanabilecek olan bu yukarı dönüş bir başka açıdan yeni bir balonun oluşmaya başladığının da göstergesi olabilir.

                  Bazen başlangıçta bir miktar maliyete katlanılarak onarılabilecek bir bozulmayı kendi haline bırakmanın yol açtığı hasar sonradan çok daha fazla maliyete katlanılarak düzeltilebiliyor. Bazen de tam tersi oluyor ve pek bir şey yapmadan beklemek avantaja dönüşebiliyor. ABD yönetimi daha düşük maliyetlerle kurtarılabilecek olan krizde başlangıçta iki temel hata yaptı. İlki toksik varlıkları satın almamak, ikincisi Lehman Brothers’ın batmasına göz yummaktı. ABD ekonomisi, önümüzdeki dönemde yönetimin bu iki temel hatasını kat kat fazla bir faturayla ödeyerek toparlanma içine girmeye çabalayacak. Türkiye ise krize karşı ihmal edilebilecek boyuttaki düzenlemeler ve kamu harcamalarındaki artışlar dışında pek bir şey yapmadı. Ama şimdi dünyadaki olumlu gelişmenin yarattığı rüzgârdan yararlanarak durumunu toparlama imkânına kavuştu.

                  Ekonomik konjonktürün dip türlerinden birisi de aşağıdaki şekilde gösterdiğim gibi ‘w’ biçimindedir. İyi yönetilemeyen bir çıkış bu biçime dönüşebilir. Durumun nasıl gelişeceği ABD ekonomi yönetiminin hatalardan ne kadar ders aldığına bağlı bulunuyor.

                  Yorum

                  • PEHLİVAN
                    Çalışkan
                    • 13 Şubat 2009
                    • 1138

                    #369
                    IMF`den çağrı: Euro`ya geçin



                    IMF’nin hazırladığı, Financial Times Gazetesi’nde yayınlanan gizli raporda, Doğu Avrupa ülkelerine, AB’ye üye olun ya da olmayın, kendi paranızı hurdaya çıkarın. Özellikle dış borçları dikkate alarak Euro’ya geçin çağrısı yaptı.

                    HÜRRİYET

                    İNGİLİZ Financial Times Gazetesi, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) hazırladığı gizli bir raporu ele geçirdi. IMF, bu raporda Avrupa Birliği’ne (AB) üye olsun olmasın Doğu Avrupa’daki tüm ülkeleri Euro kullanmaya çağırdı, Dış borçlar büyüyor, kendi para birimlerinizi hurdaya çıkartın uyarısı yaptı.

                    Yarı üye olsunlar

                    Bunun gerçekleşmesi için Avrupa’nın Euro kullanım kurallarını gevşetmesi önerisinde bulunan IMF raporunda şunlar yer aldı: Bazı ülkeler ’yarı üye’ statüsüyle AB’ye girebilir. Avrupa Merkez Bankası’nda (ECB) koltuk sahibi olmazlar. Ama para birimi olarak Euro kullanabilirler. Avrupa Birliği’ndeki ülkelerin Euro kullanımı ise döviz borcu sorununu çözer. Belirsizlik ortadan kalkar ve güven yeniden kazanılır.

                    Eurolizasyon şart

                    Eurolizasyon olmadan döviz borcunun tehdit yaratmaması için iç tasarrufun daha fazla önem kazandığı ifade edilen raporda, şöyle devam edildi: Sorun özellikle politik direncin olduğu ülkelerde bu daha da büyük bir sorun haline geliyor. 2009 yılında bölgesel anlamda milli gelirde yüzde 2.5’luk küçülme bekleniyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Gelişen Avrupa’da ise 413 milyar dolarlık dış borç oluşuyor. Ululslararası finansal kurumların bu yıl 123 milyar dolar, önümüzdeki yıl ise 86 milyar dolarlık desteğe ihtiyaç duyacağuıını düşünüyoruz.

                    Ek kaynak ihtiyacı

                    Bir ay önce hazırlanan raporda IMF’nin ek kaynağa ihtiyaç durayabileceğinden de söz ediliyor. Rapordan sonra Londra’da gerçekleştirilen G20 Zirvesi’nde IMF’ye 750 milyar dolarlık kaynak kullanabilme imkanı doğmuştu. Zirvenin ardından IMF’nin sorunu büyük ölçüde çözülüyor. Buna karşın Doğu Avrupa’daki sorunlar bitmiyor. Ukrayna ve Litvanya şimdidien IMF programı altında bulunuyor. Macaristan ise reform uygulayabilecek bir hükümet için çalışıyor. IMF’nin önerilerinin AB üyesi ülkelerin de tepkisini çekebileceği söyleniyor.

                    1.1 trilyon dolar birkaç haftada hazır

                    IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, G-20 liderlerinin Londra zirvesinde taahhüt ettiği 1.1 trilyon dolar tutarındaki fonların bir bölümünün bir kaç hafta içinde kullanılmak için hazır olabileceğini belirtti. Le Figaro gazetesine konuşan Kahn, şunları söyledi: ABD’nin IMF’ye verdiği destekten büyük memnuniyet duyduk. ABD’deki ev fiyatları yakında en düşük seviyesine inebilir. Yeni yönetim dış politikada tek taraflı değil artık çok taraflı bir politika yaklaşımı izliyor. Krizin ne zaman biteceğikonusundaki ilk belirtiler ABD’de görülecek. ABD’deki ev fiyatlarının durumunun bunun ilk göstergesi olabilecek. Ekonominin 2010 yılının ilk döneminde düzelmesini bekliyorum.

                    Japonya’dan 100 milyar dolarlık yeni paket

                    DÜNYANIN en büyük ikinci ekonomisi Japonya, en az 100 milyar dolarlık (10 trilyon Yen) yeni bir ekonomiyi canlandırma paketini devreye sokacak. Maliye Bakanı Kaoru Yosano, nisan ayı ortasına kadar hazırlanacak olan yeni teşvik paketi miktarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın en az yüzde 2’si kadar olacağını söyledi.

                    Bu oranın 10 trilyon Yen’e tekabül ettiğini belirten Yosano, yüzde 2’lik oranın IMF tarafından tavsiye edildiğini kaydetti. Başbakan Taro ’Aso, 31 Martta yeni önlem paketini açıklamış, ancak miktar konusunda bilgi vermemişti. Önlem paketi, enerji, sağlık, sosyal yardım, çevre teknolojileri, kültür, moda, turizm, işçilere ve küçük işletmelere yardım, bölgesel ekonomileri desteklemeyi kapsıyor.

                    Yorum

                    • PEHLİVAN
                      Çalışkan
                      • 13 Şubat 2009
                      • 1138

                      #370
                      Altin maden sayalari üretime açiliyor

                      Maden İşleri Genel Müdürlüğü, 2,3 milyon hektara ulaşan 5.468 adet sahayı maden aramalarına açacak.



                      Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM), atıl bulunan yaklaşık 2,3 milyon hektar maden sahasını, aramaya açıyor.

                      Genel Müdürlük, kanuni yükümlülüklerini yerine getirmediği için ruhsatı iptal edilen 5 bin 568 maden sahası için ihaleye çıktı.

                      Aramaya açılan sahaların 1.915'i 2. grup (mermer, kalsit, mıcır, vb), 1.558'i 3. grup (karbondioksit gazı, göl tuzu vb), 1.044'ü 4. grup (metal madenler, demir, çinko, altın, bakır, kurşun, kömür vb), 951'i de 5. grupta (kıymetli taşlar, elmas, safir, yakut vb) yer alıyor.

                      Söz konusu 5 bin 568 sahanın toplam büyüklüğü 2,3 milyon hektarı buluyor.

                      Aramaya açılacak sahalar, 67 ilde bulunuyor. Maden sahalarının yoğunluklu yer aldığı illerin başında Balıkesir, Çanakkale, Eskişehir, Kütahya, Antalya, Muğla, Manisa geliyor.

                      BU YIL TOPLAM 26 BİN SAHA İÇİN İHALE YAPILACAK

                      İhalelere ilişkin duyurunun 3 Nisan 2009 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla süreç başladı.

                      Bu tarihten itibaren söz konusu sahaların ili, ilçesi, maden grubu, koordinat dökümleri, alanları ve ihale tarihlerini içeren listeler, Maden İşleri Genel Müdürlüğünde en az 60 gün ve sahaların bulunduğu vilayetlerde en az bir ay süreyle askıda kalacak.

                      İhaleler, 15 Haziran-30 Ağustos 2009 tarihleri arasında yapılacak. İhaleler sonucunda, söz konusu sahalar için 3 yıllığına arama ruhsatı verilecek.

                      MİGEM, yılbaşından bu yana 11 bin 44 saha için ihaleye çıktı. Bunlardan 3 bin 638'inin ihalesi tamamlandı. Genel Müdürlük yıl sonuna kadar 15 bin saha için daha ihaleye çıkmayı planlıyor.

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #371
                        Polis borsaya girerse, kontrol spk'dan çikar

                        Borsa operasyonunda düzenleyici ve denetleyici otoritenin dışarıda bırakılması hangi sonuçları doğurur?

                        İstanbul Mali Şube ekiplerinin gözaltına aldığı 41 borsacının mahkemece salıverilmesi yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Polisin borsaya müdahale etmesi doğru mu? Düzenleyici ve denetleyici otorite neden dışarıda bırakıldı? Türkiye’de bu konuda en deneyimli isim olan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) eski Başkanı Ali İhsan Karacan, operasyon sonrası gündeme gelen bu soruları HABERTURK.COM’a yanıtladı.
                        SPK’nın suç duyurusu olmadan böyle bir operasyonun mümkün olmayacağını belirten Karacan, “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kanunu ile Sermaye Piyasası Kanunu’nun bu amaçla vardır. Söz konusu kanunlar dışında tabii ki savcılık hareket geçebilir, ama bunu için de SPK’dan yazı onay alınması lazım” dedi.

                        MANİPÜLASYONDAN YARGILANAMAZLAR

                        Polisin gözaltına aldığı isimlerin manipülasyon suçundan yargılanamayacağını da vurgulayan Ali İhsan Karacan şöyle konuştu: “Ceza Kanuna göre, örgütlü eylem, çete kurma suçlarından yargılanabilirler, ancak sermaye piyasası suçuna göre yargılanamazlar. Ayrıca telefon dinleyerek bu insanların suç işlediğini ispat edemezseniz, belge gerekir.”

                        DÜZENLEYİCİ OTORİTE KENDİ KANUNU KULLANIR

                        2001 krizi sonrası bankacılık sektöründe de benzer durumların yaşandığını ifade eden Karacan, “Bankaların yönetim kurullarına örgüt dedik, yöneticileri DGM’ye sevk ettik. O günü BDDK’sı ceza kanunlarına yöneldi. Düzenleyici otorite mukim vatandaş olamaz. Kendi kanunu kullanır, mukim vatandaş konumuna düşmez” diye konuştu. Düzenleyici ve denetleyici otoriteler elindeki araçlar ve yetkileri kullanamıyorsa ve deveye polis giriyorsa bu durum sizin piyasasındaki kontrol modelinizin yetersiz kaldığı anlamına gelir” diye konuştu.

                        POLİS OTORİTEDEN HABERSİZ HAREKET EDEMEZ

                        Mali piyasalarda SPK ve BDDK gibi yetkileri yasalarla belirlenmiş otoritelerin olduğuna işaret eden Karacan, “Polis otoritelerden habersiz harekete geçiyorsa, bu kurumların yetkilerinde bir yetersizlik var veya yetkilerini yeterince kullanamıyorlar demektir. Olaylar normal değil” dedi.

                        YENİ BİR MÜDAHALE SİSTEMİ OLUŞUR

                        Karacan şöyle devam etti: “Bankacılık ve sermaye piyasalarına özel kanun olmasının bir amacı vardır. Bu piyasalardaki insanların dokunulmazlıkları vardır. Aynı parlamenterler gibi… Bir şube müdürü, arkadaşını vurur ya da benzer bir suç işlemiştir, polis o zaman bankaya gelir. Mali piyasalar ilişkin suçlar SPK’nın kontrolünde olmalı. Bu koruma duvarı, doğrudur ya da yanlıştır, tartışılabilir. Ancak BDDK ve SPK’nın talebiyle bu duvar ortadan kalkar. Polis istediği zaman bu duvarı aşamaz. Dokümanlar, bilgiler hazırlanır, talepte bulunur, SPK da ikna olur ve onay verirse bu tarz operasyonlar yapılabilir. Aksi halde SPK piyasalara kendisinin dışında müdahale eden paralele sistem yaratır.”

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #372
                          Bankalar yeniden piyasalari bozuyor

                          Yükselişlerin ardından düzeltme arayışındaki borsalar düşüş eğilimlerini sürdürüyor. Bankalarla ilgili olumsuz açıklamaların etkisi hisse fiyatlarına yansımaya devam ediyor.

                          Dışarıya paralel olarak İMKB'de de satış eğilimi var. İMKB-100 Endeksi 26,300 puana doğru geriledi.

                          Dolar-TL ise pariteye de bağlı olarak 1,61'in üzerine çıktı. Avrupa para birimleri üzerindeki baskı TL'yi de olumsuz etkiliyor.

                          Mali şirketlerin zayıflaması ve küresel bankacılık sektörüyle ilgili hüküm süren korkular sebebiyle Avrupa borsaları üçüncü gününde de düşüşte. Endeksler yüzde 1-2 değer kaybetmiş durumda.

                          Euro bölgesi ekonomisinin 4Ç08'den beklenden fazla daralmış olması yatırımcıların endişelerini artırdı.

                          UBS, Deutsche Bank, BNP Paribas ve Barclays yüzde 4-6 düştü.

                          Bugünün en çok kazananları ise yiyecek ve içecek üreticileri oldu; Heineken, Nestle, Unilever ve Danone yüzde1-2 yükseldi.

                          Bankacılık sektörünün durumu ve bilançolar ile ilgili endişelere bağlı olarak ABD borsalarının güne düşüşle başlaması bekleniyor. Vadeli kontratlar yüzde 1,5 civarında ekside.

                          Bugün Alcoa ilk çeyrek sonuçlarını açıklayacak ilk şirket olacak. Ayrıca bugün Şubat ayı tüketici kredisi verileri açıklanacak.

                          Dolar yükselişe geçti, euro/dolar 1.3250 seviyesinden işlem görüyor, dolar/yen ise 100 seviyesinde.

                          Değer kaybeden borsalar ile birlikte petrol fiyatları da düşüşe geçti ve varil başına 50 dolar civarına geriledi. Altın hafif yükselişle 880 dolar.

                          İMKB-100 yüzde 1 civarında kayıpla 26388.4 puanda, dün 1.55'e kadar gerileyen dolar 1.61 TL'ye yükseldi.

                          Yorum

                          • PEHLİVAN
                            Çalışkan
                            • 13 Şubat 2009
                            • 1138

                            #373
                            Borsada telekulak paniği

                            Operasyonun genişleyeceği beklentisi borsacıları da tedirgin etti. Borsacılar ‘Dinleniyoruz’ korkusuyla telefonlara çıkmıyor. Operasyon kapsamında adliyeye sevk edilenlerden 20 kişi tutuksuz yargılanacak.

                            Borsada manipülasyon yaptıkları iddiası üzerine gözaltına alınan 27 kişi daha dün adliyeye sevkedilirken, operasyonun genişleme ihtimali üzerine borsacıları suskunluk bastı. Normalde her işlerini telefonla halleden borsacılar, ‘dinleniyoruz’ korkusuyla konuşmayı bıraktı. Geçen hafta ortasında başlayan ve 54 kişinin gözaltına alındığı operasyonda polisin birçok bilgiye telefon dinlemeleri sonucunda ulaştığı ortaya çıkarken, tüm piyasa bu gelişmeden rahatsız oldu. Borsacılar operasyonla ilgili soru soran gazetecilere tek kelime etmezken, gün sonu birbirlerini arayarak, hisseler üzerinde yaptıkları bilgi alışverişini bile kesti.

                            27 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

                            BORSACILARIN telefon görüşmelerini askıya almasında operasyonun iş dünyası, medya ve magazin dünyasına uzanması da etkili oldu. Alınan bilgiye göre gözaltındaki çetenin Orhan Gencebay’ın da aralarında bulunduğu sanatçı ve işadamlarını hisse alımında yönlendirdiği ortaya çıktı. Bunun üzerine Mali Polis bu isimlerin hesaplarını da mercek altına aldı. Operasyon çerçevesinde İstanbul, İzmir ve Ankara’da gözaltına alınan kişilerin 14’ü önceki gün 27’si de dün adliyeye sevk edildi.

                            ÖZTÜRK’E TUTUKSUZ YARGI

                            ŞİŞLİ Adliyesi’ne sevkedilen 27 kişi arasında Metro Turizm’in sahibi Galip Öztürk ile Merko Gıda’nın Yönetim Kurulu Başkanı Duncan Blake gibi isimler de vardı. Öztürk’ün de aralarında bulunduğu 17 kişi savcılık sorgusundan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bekir Sani Karayal ve Murat Aksoy’un da aralarında bulunduğu 10 kişi savcılık sorgularının ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme de zanlıları tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Gözaltındaki 14 kişiden 11’i önceki günkü sorgunun ardından serbest bırakılmış, Engin Kıralioğlu, Ercan İbrahim Işıl ile Güneş Karababa ise ‘örgüte üye olmak’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

                            Gencebay borsa yasağını eşi Sevim Emre ile mi deldi?

                            ÜNLÜ sanatçı Orhan Gencebay’ın eşi Sevim Emre’nin de borsa operasyonunda gözaltına alınan zanlılardan hisse senedi aldığı iddia ediliyor. Borsacıların yakından tanıdığı bir isim olan sanatçı Orhan Gencebay, daha önce Tek-Art hisselerinde manipülasyon yaptığı gerekçesiyle borsada işlem yapması yasaklanmıştı. Sadece 2000 yılında borsada 1.7 milyon dolar kaybettiği bilinen Orhan Gencebay’ın işlem yasaklısı olduğu halde kimliğini gizleyerek borsada oynamaya devam ettiği iddia edildi. İddiaya göre Gencebay’ın yerine işlemlerini eşi Sevim Emre yaptı. Bu iddianın Sevim Emre’nin hesaplarının incelenmesinden sonra netleşeceği belirtiliyor. Mali Polis’in Sevim Emre ile birlikte zanlılardan hisse senedi aldıkları iddia edilen 30 sanatçının hesaplarını da incelediği öne sürüldü. Manipülasyon suçundan daha önce birkaç kez hakim karşısına çıkan Orhan Gencebay ‘Şimdiki aklım olsa borsaya hiç bulaşmasaydım’ demişti.

                            Yorum

                            • simurg
                              Administrator
                              • 10 Mart 2007
                              • 9248

                              #374
                              Faizi 0.75 puan indiren Merkez'in canlanma umudu yok

                              17.04.2009 | Finans Servisi | Haber





                              Geçen yılın kasım ayından bu yana borçlanma faizini 6.25 puan düşürerek yüzde 10,50'ye, borç verme faizini ise 6.75 puan indirerek yüzde 13'e çeken Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), yılın dördüncü toplantısını dün yaptı. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz başkanlığında toplanan PPK dünkü toplantıda borçlanma faizini 0,75 puan indirerek yüzde 9,75'e, borç verme faizini ise 0.75 puan indirerek yüzde 12,25'e çekti. Böylece Merkez Bankası son 6 ayda borçlanma faizini 7 puan, borç verme faizini ise 7.5 puan indirmiş oldu. PPK tarafından dün yapılan açıklamada iktisadi faaliyetteki toparlanmanın zaman alacağı ve enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskıların süreceği belirtildi. PPK, bundan sonraki faiz indiriminin ölçülü olabileceği ve şartlara bağlı olarak para politikasının aşağı yönlü esnekliğini uzunca bir süre korumasının gerekebileceği değerlendirmesinde bulundu.
                              https://twitter.com/keyborsa_simurg

                              Yorum

                              • simurg
                                Administrator
                                • 10 Mart 2007
                                • 9248

                                #375
                                Dunyanin en buyuk ikinci hafiza kartlari ureticisi toshiba corp. Daha once
                                acikladigi beklentinin altinda bir operasyonel zarar rakami acikldi. Uretimde
                                yapilan kesintlerin maliyetleri azaltmasi ve urun fiyatlarinkn yukari gitmesini
                                saglamasi sonucunda zarar rakaminin beklentilerin altinda kaldigi ifade edildi.

                                Sirketin aciklamasinda gore 31 mart tarihinde sona eren mali yilin sonunda 250
                                milyar yen tutarinda bir operasyonel zarar olustu. Sirketin onceki beklentisi
                                ise 280 milyar yen seviyesinde idi.
                                -matriks-
                                https://twitter.com/keyborsa_simurg

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information