Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • PEHLİVAN
    Çalışkan
    • 13 Şubat 2009
    • 1138

    #196
    Ekonomi 6 Ayda Uçuruma Yuvarlandi

    Dünyanın en zengin işadamlarından Buffett, tüketicilerin, alışkanlıklarını değiştirdiğini ifade etti

    Dünyanın en zenginlerinden Amerikalı iş adamı Warren Buffett, ekonominin son 6 ayda uçuruma düştüğünü ve tüketicilerin alışkınlıklarını dikkate değer biçimde değiştirdiğini söyledi.

    Buffett, CNBC'ye yaptığı açıklamada, mevcut ekonomik sıkıntının tahmin ettiği en kötü senaryoyu izlediğini, tüketicilerin, ekonomideki bozulma ve korkuları yüzünden daha önce hiç görmediği şekilde alışkanlıklarını değiştirdiğini ifade etti.

    Tüketicilerin alışkınlarının değişmesini, sahibi olduğu Berkshire Hathaway'a ait şirketlerin verilerinde gördüğünü belirten Buffett, Berkshire'ın mücevher şirketleri sıkıntı çekerken, birçok insanın paralarını korumak için Geico sigorta şirketine yatırım yaptığını kaydetti.

    Yorum

    • PEHLİVAN
      Çalışkan
      • 13 Şubat 2009
      • 1138

      #197
      12 Mart'tan Sonra Bankalar Uçabilir

      Yatırımcılar hisselerin gelecek hafta yükseleceğinden umutlu. 12 Mart için toplantı ayarlandıkan sonra patlama göreBileceğimizi söylüyorlar.




      Bu tarihte Temsilciler Meclisi Mali Hizmetleri Alt Kurulu bankaları milyarlarca dolar zarar yazmaya zorlamakla suçlanan "piyasa fiyatına göre muhasebeleştir" kuralını ele almayı planlıyor.

      CNBC'ye konuşan optionMonster'dan Jon Najarian, toplantı bu kuralı gevşetmeye yönelik sonuçlanırsa hisse piyasasının patlayabileceğini düşünüyor. Najarian eğer hükümet kuralı 12 ile 18 ay için gevşetirse bankaların hisseleri birkaç saat içinde %100 yükselebileceği düşüncesnde.

      Najarian, hükümet muhasebeleştirme kuralını gevşetirse birçok banka hissesinin bugünkü seviyelerinde inanılmaz değerde ucuz olacağını belirtti.

      Piyasa fiyatına göre muhasebeleştirme, varlıkları mevcut piyasa fiyatlarında değerlemeye tabii tutuyor. Bazı bankalar, vade sonuna kadar bekleyeceklerini söyleseler de likit olmayan tahvilleri bugünkü çok düşük fiyatlardan muhasebeleştirmek zorunda kalıyor ve bu da bilançolardaki zararların süreki büyümesine yol açıyor.

      Wall Street ayrıca gelecek hafta ABD otomobil çalışma kolu, GM, Chrysler ve Birleşmiş Otomobil İşçileri arasında yapılacak toplantıyı yakından izleyecek.

      Yorum

      • PEHLİVAN
        Çalışkan
        • 13 Şubat 2009
        • 1138

        #198
        Yabanci Payinda Düşüş Sürüyor

        Yabancı yatırımcıların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) payı, önceki haftaya göre gerileyerek yüzde 63,29'a düştü.


        Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, 6 Mart 2009 tarihinde yabancıların hisse adedi bakımından borsadaki payı yüzde 49,76 olurken, piyasa değeri açısından payı ise yüzde 63,29 olarak gerçekleşti.

        Yabancılar, bu tarih itibariyle 12 milyar 122 milyon 984 bin 79 adet hisse ile toplam 35 milyar 606 milyon 759 bin 631 TL tutarında piyasa değerini ellerinde bulundurdu.

        Yabancıların 27 Şubat 2009 tarihinde İMKB'deki payı, yüzde 63,53 seviyesindeydi.

        Yorum

        • PEHLİVAN
          Çalışkan
          • 13 Şubat 2009
          • 1138

          #199
          Irak Borsasi'na Nasil Yatirim Yapilir?

          Uzun yıllar dünya finans piyasalarına yön veren milyar dolarlık fonları yöneten Shwan İbrahim Taha, Irak’ta kendi aracılık şirketini kurdu.


          Shwan İbrahim Taha uzun yıllar boyunca, dünya finans piyasasına yön veren Mark Mobius, George Soros gibi isimlerin milyar dolarlık fonlarını yönetti. Şimdilerde Irak’taki fırsatları yakalamak için Irak’ta kendi aracılık şirketini kurdu. İlkbahar anlamına gelen Rabee Securities isimli şirketi Irak borsanının önde gelen kurumlarından.

          İstanbul’da ise Irak, Türkiye ve bölgedeki yatırım fırsatları üzerine odaklanmış bir firma olan Melak Yatırım’ın sahibi. Şirket yerli ve yabancı firmaların yatırımlarına rehberlik ediyor.

          Özellikle yabancılar Irak borsasındaki alım-satımlarını, bu şirket üzerinden gerçekleştiriyor.

          Taha, şu anda 94 şirketin işlem gördüğü 3 milyar dolarlık piyasa büyüklüğüne sahip Irak borsasının birkaç yıl içinde ‘patlama’ yapacağını düşünüyor. O nedenle Irak’taki pozisyonunu şimdiden almış.

          Irak asıllı Shwan Taha’yı bizden biri yapan en önemli özelliği ise eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in kızı İpek Cem’le evli olması. Olaylara Türkiye’nin önündeki fırsatlar penceresinden bakıyor. Taha, Milliyet’in sorularını yanıtladı.

          Obama’nın önlem paketi açıklandığı halde henüz tünelin sonundaki ışığı görebilmiş değiliz... Amerika borsalarının yanı sıra küresel piyasalar da kan kaybetmeye devam ediyor. Sizce neden çözüm bulunamıyor?

          Uluslararası bankaların bilançoları çok kötü durumda ve kimse gerçek kayıpları bilmiyor. Gidin New York’a mesela hiç kimse hiçbir malın yanına yanaşmıyor. Tüketici neden satın almıyor, çünkü 50 yaşlarındaki Amerikalı bir çiftin bir zamanlar 1 milyon dolar eden emeklilik planı şu anda 300 bin dolar değerine düşmüş durumda. Ocak ayında 600 bin kişi işini kaybetti. Şu anda onaylanmış paketin hacmi 800 milyar dolar. Bu paketin ABD’de iş olanakları yaratması öngörülüyor. Ama bunun tüm sorunları çözeceğine inanan çok fazla insan da yok.


          AKP hükümeti Orta Doğu ülkeleriyle ilişkileri ön plana çıkardı. Orta Doğu ülkelerinden Türkiye’ye para geleceğini söyleyebilir misiniz?

          Bugün için Körfez ülkelerinin kendileri paraya gereksinim duyuyor. Suudi Arabistan, Dubai, Umman... Hepsi de koskoca yatırımlara imza atmışlardı. Oysa petrol fiyatları 30-35 dolarken bu yatırımları gerçekleştirmeleri imkânsız. Bu da bir sürü parayı salt kendi işlerinde harcamalarını gerektiriyor. Şimdi mesele bu şartlarda Türkiye’ye para vermeyi isteyip istemeyecekleri. Ayrıca oralarda da bankacılık sistemi darboğazda.


          Irak’ta borsa konusunda, yatırım yapmanın yolları nelerdir? Ne gibi beklentiler var?

          Bugün bütün yabancılar Irak borsasına yatırım yapabiliyorlar. İşlem yapmak zor değil. Mesele, Irak borsasının henüz çok küçük olması. Türk borsası gibi değil. İnsanların “Al! Sat! Al! Sat!” dediği bir yer değil. Yabancılar için sürekli al - sat yaparak kâr etmek mümkün değil. Gireceksin, alacaksın ve bekleyeceksin. İyi şirketlerin kağıtlarını alacaksın, sonra da durup büyümelerini bekleyeceksin. Bugün Irak borsası, Türk borsasının 20 yıl önceki durumuna benziyor. Tam şeffaf diyemeyiz. Bilgi almak, insanlara güvenmek çok zor. Borsaya yatırım yaparken güvenmek de gerekir.


          Türkiye’de bir aracı kurumdan satın alınabiliyor mu?

          Hayır, Bağdat’ta ISX’e (Iraq Stock Exchange) kayıtlı bir aracı kuruma gitmek gerekir. Biz bile henüz Türkiye’den aracı kurumlarla çalışmıyoruz ama çalışmayı arzu ederiz. İngiltere, ABD, Körfez, Dubai, Güney Amerika bizim aracılığımızla Irak borsasına yatırım yapıyor.

          Türkiye’de çok bilen yok. Halbuki bu yıl yüzde 15 yükselişteyiz. Irak borsası şu anda çok küçük. 94 şirket işlem görüyor. 3 milyar dolarlık piyasa değeri var. Haftada üç gün, günde iki saat açık. Şirketlerin üçte ikisi bankalardan oluşuyor. Manuel sistem vardı, şimdi elektronik sisteme geçecek. Yabancı yatımcının yatırımına açık, mevzuat buna uygun. Gelişen bir borsa.

          Shwan İbrahim Taha kimdir?

          Shwan İbrahim Taha, İstanbul merkezli Melak Yatırım’ın kurucusu ve yönetici ortağı. Aynı zamanda, Bağdat’ta kurulu ve Irak borsasına kayıtlı Rabee Securities’in Yönetim Kurulu Başkanı. Taha, 1997 - 2006 yılları arasında Mark Mobius’un gelişmekte olan pazarlar ekibi bünyesinde dünya genelinde 700 milyar dolarlık varlık yöneten Franklin Templeton Şirketinde yöneticilik yaptı. 2006 yılında New York merkezli Soros Fund Management’ın İstanbul’daki fon yönetimi ofisinin kuruluşunda görev aldı. 2007’de ise kendi şirketi Melak Yatırım’ı kurdu.

          Irak Borsası hızlı yükseliyor

          ‘Irak’ta Türk’ten çok Çinli var’

          Irak’ta hangi sektörlerde fırsat var?


          Temel sektör bankacılık. Pazarın üçte ikisini kaplar. Altyapıya yönelik yatırımlar tarım, enerji, finans, çimento bence güzel fırsatlar sunuyor. Türkiye’de bankacılık çok gelişmiş bir sektör. Türkler burada bankacılık yapmalı, şubeler açmalı. Ama baktığınızda bütün Türk bankaları Türk Cumhuriyetlerine, Romanya’ya gidiyor. Tabii oralara gitsinler ama yanı başlarındaki kazanca da dönüp baksınlar. Irak’ta çok az Türk işadamının olduğunu görmek beni üzüyor. Irak’ta Türk’ten çok Çinli işadamı var. Irak’ın her yerinde Çinliler geziyor artık. Irak’ta büyük fırsatlar var.

          Songül Hatısaru / MİLLİYET

          Yorum

          • PEHLİVAN
            Çalışkan
            • 13 Şubat 2009
            • 1138

            #200
            İzlanda`da son bağımsız bankaya da el koyuldu

            İzlanda'da hükümet, geçen yılki finansal çöküşten sonra ayakta kalan son bağımsız bankaya da el koydu.

            AA

            İzlanda Finansal Denetleme İdaresi (IFSA), likidite problemi bulunan Straumar Burduras bankasına el koyulduğunu ve bankanın ticari faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Açıklamada, bankadaki bütün mevduatın tamamen garanti altında olduğu belirtildi.

            Bankadan yapılan açıklamada ise, “Güçlü sermaye durumu ve fon bankalarının desteğine rağmen, Straumur Burduras yatırım bankası, likidite durumunun, faaliyetlerini uzun süre sürdürmek için yeterli olmadığına inanıyor” denildi.

            IFSA'nın, bankanın yönetim kurulunun görevine son verdiği ve bankanın sorunlarının en iyi nasıl çözüleceğine karar vermek için bir komite atadığı belirtilen açıklamada, “bunun sonucu olarak Straumur Burduras kapandı” ifadesi kullanıldı. Bankanın üst yöneticisi William Fall da görevinden istifa etti.

            İzlanda'da finansal sektör, küresel finansal krizin etkisini artık iyice hissettirmeye başladığı geçen yıl ekim ayında, milyarlarca dolar borç yüzünden batmış, hükümet üç büyük bankasına el koymuştu.

            Yorum

            • PEHLİVAN
              Çalışkan
              • 13 Şubat 2009
              • 1138

              #201
              İşte uzmanlardan dolar yorumları



              Ata Yatırım Başekonomisti Nurhan Toğuç, dolarda hareketin 1.65'lerde son Merkez Bankası faiz indirimi ile başladığını ancak son günlerde hızlandığını belirtti. Toğuç, son dönemde Doğu Avrupa'dan gelen olumsuz haberlerle hareketlenme arttı. Diğer yandan içeride de ekonomiye ilişkin beklentiler kötüleşiyor. Sanayi üretimindeki düşüş beklentilerin çok üzerine çıktı. Bu nedenle dışarıdan gelecek olumsuz haberlerle yükseliş trendi sürebilir dedi.

              Toğuç, 'dolar kaça çıkar?' sorununa da şu yanıtı verdi:

              Hedef vermek zor çünkü çok tehlikeli dönemlerdeyiz. ama olumsuz haber akışının devamı halinde 2 liraya doğru hareketlenebiliriz.

              REZERVLERİMİZİ KAYBEDEBİLİRİZ

              Merkez Bankası'nın dolara müdahalesini de değerlendiren Toğuç, Biz müdahale yerine bankaların munzam karşılıklarını indirmesini beklerdik. Eğer dışarıdan olumsuz haberler gelirse müdahalenin bir yararı olmaz, elimizdeki döviz rezervlerini kaybettiğimizle kalırız. Rusya bu şekilde neredeyse rezervinin yarısını kaybetti dedi.

              1.75'E GERİ GELİR, SONRA 1.90'A GİDER

              İsminin açıklanmasını istemeyen bir piyasa uzmanı da bugünkü dolar hareketinin Londra kaynaklı olduğunu, ancak hacimli bir alım ve satım olmadığını belirtti.

              Uzman, “Türkiye’den çıkış yok. Sadece Türkiye’nin yumuşak karnını kullanıyorlar. Spekülasyona açık bir olay. Kısa vadede kimse paniğe kapılmasın. Bu ay içinde doların 1.75’e geri geleceğini ve yine ay içinde 1.90’a çıkacağını tahmin ediyorum. Döviz yükümlülüğü olmayan bugünkü seviyeden dolar almasın. Dövizi olanlar da tutmaya devam etsinler. Mayıs’ta 2 liranın üzerinden satsınlar” diye konuştu.

              Yurtdışında Polonya, Romanya, Macaristan gibi ülkelerin para birimlerinin dolar karşısında değer kaybettiklerini belirten uzman, Türkiye’de de benzer hareketin yaşandığını söyledi. Ancak Türkiye’de değer kaybının o ülkelere göre daha sert olduğuna dikkat çeken uzman, buna gerekçe olarak da krize karşı yeni bir programın ve bütüncül bir önlemler dizisinin olmayışını gösterdi. IMF ile anlaşmanın hala imzalanmamasının dolardaki artışı hızlandırdığını belirten uzman, Merkez Bankası’nın faizleri hızlı düşürmesinin de bu süreci etkilediğini savundu.

              1.85 KRİTİK

              A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar, dolar kurunda 1.85 TL'nin seviyesinin çok önemli olduğunu söyledi.

              Salar, kısa vadede 1,85 TL'nin üzerine çıkılması halinde 2 TL'li seviyelerin konuşulabileceğini belirtti.

              BİRİNİN DUR DEMESİ GEREKİYORDU

              EFG İstanbul Başekonomisti Baturalp Candemir, Merkez Bankası'nın müdahalesinin kura bir miktar faydası olacağını belirterek, Ama ne kadar olacağını kesirtmek kolay değil. Kurları üç gün önceye döndürür mü, emin değilim. Burada önemli olan çarkların dönebilmesi. Herkesin paniğe sürüklendiği bir ortamda birinin kurlara dur demesi gerekiyordu. Merkez Bankası da yapılması gerekeni yapıyor dedi. x

              TAMAMEN DIŞARIYA BAĞLIYIZ

              Yabancı bir bankanın döviz masası yöneticisi, TL'deki hareketin esas olarak yurtdışı piyasalarla ilgili olduğunu belirterek, Hareket devam edecek mi derseniz bunu kestirmek zor. Dolar/TL'de yönü yurtdışı belirliyor. Türkiye'nin sanayi üretimi veya IMF anlaşması gibi iç sebepleri ise sadece tetikleyici olabilir. Ana sebep yurtdışındaki genel kötümser gidişat dedi. Yetkili, içeride 1.75'in önemli bir direnç olduğunu ve bu seviye geçildiktan sonra satışların bir miktar arttığını belirterek, Bundan sonra dalgalanmaların çok yüksek olduğu günler yaşayacağız diye konuştu.

              Aynı Yetkili Merkes Bankası'nın ihalelerle dövize müdahalesi ile ilgili olarak da, Piyasaya bir miktar etkisi olur. Zaten müdahale ile kur da 1.8250'den 1.81'in altına kadar geldi. Ama dediğim gibi sadece döviz satış ihaleleri ile kuru düşüremezsiniz. Dışarıda kötü gidişat sürdüğü müddetçe satışlar da devam edecek ifadesini kullandı.

              Yorum

              • PEHLİVAN
                Çalışkan
                • 13 Şubat 2009
                • 1138

                #202
                Altınlar külçe külçe yurtdışına gidiyor



                Altın fiyatları krizle birlikte tüm dünyada yükselişini sürdürüyor. Buna karşılık, borç içindeki halkımız mecburiyetten altınlarını bozduruyor. Bu altınlar İstanbul’da külçe haline getirilerek yurtdışına satılıyor

                GÜNGÖR URAS / MİLLİYET

                Son altı aydır Anadolu’dan İstanbul’a her gün 1 ton, 1.5 ton külçe altın geliyor. Bu külçe altınlar İstanbul’daki 2 rafineride birer kiloluk külçe altın haline getiriliyor. Bu külçe altını yerli, yabancı bankalar ve de kıymetli maden aracılığı yapan kurumlar satın alıyor. Yurtdışına gönderiyor. Karşılığında döviz geliyor.

                Ekonomiden sorumlular, Başbakanımız, hükümetimiz, Merkez Bankası Başkanımız bu trafiği ya duymadı, bilmiyor. Ya da önemsemiyor.

                İstanbul’a gelen altınlar

                1) Anadolu’dan neden her gün İstanbul’a 1 ton, 1.5 ton hurda altın geliyor? Anadolu halkı yaşam savaşı veriyor. Genelde halkımız borç ödemek için altın satıyor. Kiminin kart borcu, kiminin tohumluk, gübre borcu var. Anadolu halkı borcuna sadıktır.

                2) Altının 1 tonu kaç para eder?

                Altının kilosu bu yazının yazıldığı gün 50.925 TL idi. Altının 1 tonu 50 milyon 925 bin TL eder. Dolar olarak 1 ton altın 28 milyon 934 dolar eder. Demek ki, son altı ayda Anadolu’dan İstanbul’a her gün 28-42 milyon dolarlık altın geliyor.

                3) Yurtdışından ne kadar altın geliyor?

                Bizim altın talebimize göre her yıl 150-250 ton arasında altın ithal ederiz. Aylık olarak 10-15 ton altın ithalatı olur. Daha doğrusu olur idi. Yılbaşından bu yana ithalat sıfır. Altın talebi yok. İçeride altın alan olmadığı için altın ithal edilmiyor. Yılbaşından bu yana (eski dönemlerdeki gibi) normal altın ithalatı olsa idi 700 milyon dolarlık altın girişi olacaktı. Altın ithal edilmedi. 700 milyon dolar ekonomide kaldı.

                Türkiye’ye dolar giriyor

                4) İstanbul’a Anadolu’dan gelen altınlar ne oluyor?
                Türkiye’de altına talep yok. Buna karşılık Anadolu’da yoğun altın satışı baskısı var. İşte bu nedenle Türkiye’de altın fiyatı dünya piyasalarının altında. Türkiye’de altın fiyatı (her gün değişen fiyatlara göre) kiloda 100-200 dolar daha ucuz. Türkiye’den altın alarak dışarıda satan 1 ton altında 100 bin, 200 bin dolar farktan yararlanabilir. İşte bu fark nedeniyle Anadolu’dan gelen altınları yasal (kanuni) yollardan satın alanlar, yasal (kanuni) yollardan ihraç ediyor.

                5) Altın gidiyor, dolar geliyor

                Altın ihraç edenler ülkeye döviz (dolar) getiriyor. Yılbaşından bu yana külçe altın ve işlenmiş altın ihracatı karşılığı ülkeye önemli miktarda döviz giriyor.

                Bu yazıda vurgulamak istenen “Anadolu’daki kanamadır”. Anadolu halkı (özellikle kadınlarımız) çok çok mecbur kalmadıkça altınlarını satmaz. Altın satışının ulaştığı boyut Anadolu’daki çöküşün büyüklüğünü ortaya koyuyor.

                Dolardaki yükselişle ons fiyatı da tırmandı

                Güvenli liman olarak görülen altın, global dalgalanmayla birlikte tüm dünyada ciddi talep görüyor.

                Yorum

                • PEHLİVAN
                  Çalışkan
                  • 13 Şubat 2009
                  • 1138

                  #203
                  Yabancı çıkışı tam gaz sürüyor!!!



                  Geçen yılın son çeyreğinden itibaren şiddetini ağrılaştıran küresel kriz piyasaları alt üst ederken, risk alma iştahı sıfırlanan yabancı yatırımcının Türkiye'den çıkışı devam ediyor.

                  Oktay Özdabakoğlu / REFERANS

                  Geçen yılın eylül ortasından bu yana yüzde 40'ın üzerinde yükselerek 1.80 TL'yi aşan dolara Merkez Bankası bugünden itibaren satış ihaleleri ile müdahele etmeye başlayacak. Fakat, derinliğin kaybolduğu ve talebin devam ettiği döviz piyasasında Merkez'in müdahaleleri de işe yaramayabilir.

                  İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) ile tahvil-bono piyasasında satışlarını sürdüren yabancı yatırımcıların Türkiye'den çıkmaya devam etmesi bekleniyor. Krizin şiddetini artırdığı geçen yılın eylül ortasından şubat sonuna kadar geçen sürede Türkiye'den çıkan yabancı para miktarı 9 milyar 683 milyon dolara ulaşırken, hisse senedi sayısı bazında borsadaki yerli yatırımcı payı da yabancıyı geçti.

                  Yabancı sattı yerli aldı

                  Endeksin 58.231 puan ile tarihinin en yüksek kapanışını gerçekleştirdiği 15 Ekim 2007'de, hisse senedi adeDi bazında yüzde 40,28'lik paya sahip olan yerli yatırımcıların payı, 6 Mart 2009 itibari ile yüzde 50,24'e çıktı. Bu dönemde yabancı yatırımcının payı ise yüzde 59,272'den 49,76'ye düştü.

                  Yabancı yatırımcının payı, piyasa değeri bazında yüzde 72,63'ten 63,29'a inerken, yerlinin payı ise yüzde 27,37'den 36,71'e çıktı. Yerli yatırımcının payındaki artışta yabancıların satışının yanı sıra, yerli ortakların sahip olduğu hisse senetlerini kaydileştirmesi de etkili oldu.

                  10 Eylül 2008 tarihinden bu yana 1 milyar 247 milyon adet hisse satan yabancı yatırımcının portföyündeki hisse senedi sayısı 13 milyar 369 milyon adetten 12 milyar 122 milyon adede indi. Bu dönemde yerli yatırımcının sahip olduğu hisse senedi sayısı ise 2 milyar 820 milyon adetlik artışla 9 milyar 418 milyon adetten 12 milyar 238 milyon adete çıktı. Yerli yatırımcının hisse senedi sayısındaki artışın 535 milyon adeti Sabancı Holding ve Akbank'ın ortaklarının hisselerini kaydileştirmesinden kaynaklandı.

                  Bonodan da kaçtılar

                  İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndaki (İMKB) yabancı çıkışının miktarı 2 milyar 93 milyon dolar olurken, devlet iç borçlanma senetlerindeki net yabancı çıkışı ise 7 milyar 53 milyon dolar oldu. 27 Şubat'tan bu yana geçen son bir haftada İMKB ve bono piyasasından 1.5 milyar doların üzerinde net yabancı çıkışı olduğu tahmin ediliyor.

                  Yabancıların bankalardaki döviz hesapları ise 537 milyon dolar azaldı. Yabancı çıkışının hızlandığı 12 Eylül'den 27 Şubat'a kadar olan dönemde borsadaki düşüş yüzde 35'e ulaşırken, dolardaki yükseliş ise yüzde 40'a dayandı.

                  Yabancı yatırımcıların İMKB'deki toplam portföyü 22.3 milyar dolarlık düşüşle 18.2 milyar dolara inerken, devlet iç borçlanma senetlerindeki portföyü ise 12 milyar 797 milyon dolar azalarak 16.2 milyar dolara düştü. Yabancının İMKB ve tahvil-bono portföyündeki toplam erime 35.2 milyar dolar oldu

                  Yorum

                  • PEHLİVAN
                    Çalışkan
                    • 13 Şubat 2009
                    • 1138

                    #204
                    Dolar yükselecek mi, düşecek mi?



                    Yabancı talebiyle 1.8250 TL’ye çıkarak tarihi zirvesini gören dolar, Merkez’in döviz satım ihalelerini yeniden başlatmasıyla 1.80’e geriledi

                    MİLLİYET

                    Doların yabancı talebiyle 1.82 TL’yi aşarak tarihi zirveyi görmesi üzerine Merkez Bankası’dan kura “Müdahale ederiz” sinyali geldi. Merkez’in gerekirse piyasaya müdahale edeceği ve yükselişe bir sınır koyacağı sinyalinin ardından bireysel müşteri satışlarının etkisiyle dolar 1.80 TL’ye geriledi.

                    Merkez Bankası, dolar başta olmak üzere döviz kurlarında devam eden yükseliş üzerine bugünden itibaren döviz satım ihaleleri yoluyla piyasaya döviz likiditesi sağlanması kararını aldı.

                    İhalelerde satımı yapılacak döviz tutarı 50 milyon dolar olarak belirlendi. Açıklamada, ihalelere rağmen, likidite azalmasına bağlı olarak oluşacak spekülatif davranışlar sonucunda kurlarda aşırı dalgalanma gözlenmesi durumunda ise doğrudan döviz satım müdahalesinde bulunabileceği bildirildi.

                    Getirisi yüzde 18

                    Yurtdışı piyasalar doların yükselişinin yanı sıra yurtiçinde sanayi üretimindeki sert düşüş, IMF anlaşmasıyla ilgili bir gelişme olmaması doları TL karşısında 1.8250 ile rekor seviyeye taşıdı. Böylece, dolar yılbaşından bu yana yüzde 18, 2008 yılı içinde en düşük seviyeyi gördüğü 4 Ağustos’tan (1.15) bu yana ise yüzde 58 değer kazandı.

                    Fidelity alıyor

                    Dövize talep özellikle yabancı yatırımcılardan geliyor. Son üç gündür dövizde ABD’li Fidelity adlı fonun yüksek hacimli alımlarına dikkat çekiliyor.

                    Döviz borçlusu şirketlerin alımları da kuru yükseltiyor. “Daha da yükselir mi tedirginliğinin” yerli yatırımcıların döviz satma isteğini azalttığını söyleyen uzmanlar, “Merkez’in açıklaması sonrasında döviz satışı geldi ama bu yükselişi dengeleyecek seviyede değil” dedi.

                    Bankalardaki döviz mevduat hesapları ise 20 Şubat itibarıyla 103.1 milyar dolardan 100.6 milyar dolara indi.

                    Yabancı payı geriledi

                    Dolar alıp Türkiye’den çıkan yabancılar, İMKB’de bir süreden bu yana satış yapıyor. 30 Ocak’ta borsada yüzde 67.27 olan yabancı payı 20 Şubat’ta yüzde 64.10’a geriledi. 6 Mart itibarıyla ise yabancı payı yüzde 63.29 seviyesine geldi. İMKB endeksi de dün yüzde 0.71 değer kaybetti. Euro da 2.29 TL ile en yüksek seviyesini gördü.

                    NEDEN YÜKSELİYOR?

                    - Küresel ekonomiyle ilgili kaygılar nedeniyle finans kurumları, şirketler likit kalmaya yöneliyor, dolara talep artıyor.

                    - Yatırımcılar, riskten kaçış eğilimiyle Polonya, Romanya, Güney Afrika gibi gelişmekte olan ülke para birimlerinden kaçıyor. Bu kaçış eğilimi TL’yi de etkiliyor.

                    - İçeride dövize talep özellikle yabancı yatırımcılardan ve döviz borçlusu şirketlerden geliyor.

                    - ‘Daha da yükselir mi?’ beklentisi döviz satışını sınırlıyor.

                    - Merkez Bankası’nın son faiz indirimleri sıcak para girişinde cazibeyi azalttı.

                    - Ocak ayında sanayi üretimi dibe vurdu, IMF ile anlaşma belirsizliği sürüyor.

                    YORUMLAR

                    Uzmanlar anlaşamadı
                    Doların yükselişi ekonomistleri de ikiye böldü, bazıları kurun 2 TL’ye çıkacağını savunurken, bazıları 1.60’a gerileyeceği görüşünde. Ata Yatırım Başekonomisti Nurhan Toguç, olumsuz haber akışının devamı halinde doların 2 TL’yi zorlayacağını söyledi.

                    Akbank Genel Müdür Vekili Reşit Toygar, Avrupalı bankaların talebi nedeniyle doların yükseldiğini belirterek, “Türk bankalarının veya halkın talebi yok. Dolar 1.60’a gelir” dedi.

                    İktisatçı Mustafa Sönmez ise doların yükselişinde varlık barışının etkisi olduğunu iddia etti. Sönmez, firmaların dışarıda olmayan dövizlerini beyan ettiklerini belirterek, “Nisan sonuna kadar da bu beyanlarda yazan dolarları temin etmeleri gerek” dedi.

                    Finansinvest Genel Müdürü Zafer Onat da Merkez’in ekonomiyi canlandırmak için hızlı faiz indirimleri nedeniyle TL’nin cazip olmadığını söyledi.

                    Kim kaybediyor, kim kazanıyor?

                    - İhracatçı kazanıyor. Eline geçen dolar, euro miktar olarak aynı olsa bile TL olarak karşılığı artıyor.

                    - Yastık altında doları olan, mevduatı döviz olan kazanıyor.

                    - Türkiye turistler için ucuzladı. Dolayısıyla turistler ve turizmciler de kazanan grupta yer alıyor.

                    - Kaybedenlere gelince... Yatırım için dış kredi kullanan sanayiciler, ihracat yapamadığı için borcunu çeviremiyor.

                    - Şirketler kesiminin bu yıl ödenmesi gereken borç miktarı 40 milyar dolara yakın. Kurun yükselmesi TL cinsinden yüklerini artıyor. Kur zararı bu şirketlerin bilançolarına da kötü yansıyacak.

                    - Devlet de kaybedecek. Döviz cinsinden borçlarında kur farkını üstlenecek. İkincisi kur farkları bilançolara yansıdıkça zararlar artacak ve vergi gelirleri düşecek.

                    - İthal girdi kullanan sektörlerde maliyetler kur farkıyla artıyor. Ancak, talep düştüğü için kur artışları fiyata yansıtılamıyorlar.

                    - Ekonominin genel olarak daralması milli geliri düşürüyor. Milli gelirin dolar cinsinden karşılığı da düşeceğinden kişi başına gelir de düşecek.

                    - İçeride eşe, dosta, tefeciye döviz borcu olan, döviz kredisi kullananlar da kaybediyor.

                    TL için kritik dönem

                    Sınırlar ötesi sermaye hareketlerinin müthiş bir akışkanlık kazandığı günümüzde, ülke paralarının değerindeki iniş çıkışları büyük ölçüde uluslararası sermaye hareketleri belirliyor. Sermaye çıkışının hızlandığı ülkelerde, ülke parasının değer kaybetme olasılığı artıyor.

                    Örneğin İngiltere’den geçen yılın ikinci çeyreğinde 683 milyar dolar, dördüncü çeyreğinde 598 milyar dolar ve 2008 yılının bütününde 1 trilyon doları aşan net sermaye çıkışı oldu. Normalin 10 katı mertebesindeki bu sermaye çıkışı, İngiliz sterlinindeki düşüşü ve banka sistemindeki depremi tetikledi.

                    Rusya’da ise 2006’da net 42 milyar doları ve 2007’de 83 milyar doları bulan net sermaye girişleri 2008 yılında yerini büyük boyutta sermaye çıkışına bıraktı. 2008 yılının yalnızca son çeyreğinde Rusya’dan net sermaye çıkışı 130 milyar doları buldu ve Rusya büyük döviz rezervine rağmen, parasının değerini koruyamadı.

                    Türkiye böyle büyük bir sermaye çıkışı dalgası yaşamadığı için TL’nin değer kaybı bir bant içinde tutulabildi. Ancak şimdi kritik bir dönemin eşiğindeyiz. Türkiye’nin konumundaki ülkelere yönelik özel sermaye girişlerinin büyük ölçüde düştüğü, bu ülkelerden sermaye çıkışının ise hızlandığı ortamda, IMF gibi uluslararası kuruluşların sağlayacağı destekler büyük önem kazanıyor. Bunu göz ardı etmenin bedeli TL’nin dolar karşısındaki değer kaybının hızlanması olabilir.

                    Yorum

                    • PEHLİVAN
                      Çalışkan
                      • 13 Şubat 2009
                      • 1138

                      #205
                      Ekonomi dibe vuruyor!!!



                      Türkiye'nin sanayi üretimi Ocak ayında, 2008 yılının aynı ayına kıyasla yüzde 21,3 oranında azaldı.

                      AA

                      Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2009 Ocak Ayı Sanayi Üretim Endeksi sonuçlarını açıkladı.

                      Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2009 yılı Ocak ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre Madencilik ve Taşocakçılığı sektörü endeksinde yüzde 3,8, İmalat Sanayi sektörü endeksinde yüzde 24,2, Elektrik, Gaz ve Su sektörü endeksinde yüzde 6 azalış gözlendi.

                      UZMAN GÖRÜŞLERİ

                      Haluk BÜRÜMCEKÇİ / Fortisbank Başekonomisti
                      2009 beklentimizi revize etmeyi düşünüyoruz

                      Ocak ayında sanayi üretimi yüzde 21.3 yıllık daralma ile rekor kırarken, önceki ayda görülen sert daralmanın henüz bir dip oluşturmadığını da yansıttı. Şubat ayı öncü verileri de (ihracat, otomobil satışı v.b) daralmanın devam edeceğini düşündürdü. Üretimdeki azalışta hem iç hem de dış talepteki sert düşüşün etkili olduğu ve tüm sektörlere yayılan bir etkide bulunduğu izlenmekte. Bu veriden sonra eğer yarın açıklanacak kapasite kullanımı da bu görünümü desteklerse büyüme tahminlerinin çok sert boyutta aşağı çekileceğini düşünüyoruz. Örneğin biz kurum olarak daha önce yüzde 1 daralma olan 2009 yılı beklentimizi yüzde 5'e doğru revize etmeyi planlıyoruz. Bu revizyonun arka planında küresel ekonomideki toparlanmanın yılın ikinci yarısında da gerçekleşmeyeceği varsayımımızın bulunduğunu da belirtmek isteriz.

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #206
                        Imkb'yi Pahali Bulan Yerli Citi Hissesi Topluyor

                        Krizle birlikte ABD ve Avrupa borsalarında yaşanan tarihi çöküşler ve hisse fiyatlarındaki sert düşüşler yerli yatırımcıları dış borsalara yöneltti

                        Şu sıralar Dow Jones'tan ciddi miktarda hisse almaya başlayan yerlilerin en gözde hissesi ise Citigroup. Yapı Kredi Yatırım Genel Müdürü Ahmet Yıldırım, "Türkiye'de mi yatırım yapayım yoksa ABD borsasından mı" diye düşünen bazı yerli müşterilerinin gidip Citibank hissesi aldığını söyledi.
                        Dow Jones'ta işlem gören finans şirketlerinin hisselerinin ucuzlamasının yerli yatırımcıları cezbettiğini belirten Yıldırım, "Şu an yurtdışındaki hisse senetlerine karşı ciddi miktarda talep var" dedi. "Eskiden 35 dolar olan Citi hissesi 1.5 doların altına indiyse ben bunu alırım" diye düşünenler olduğunu ve talebin iki türlü gerçekleştiğini ifade eden Yıldırım, "Dış borsalarda işlem gören şirketlere bir ilgi oluştu. Buna ek olarak da bazı ülkelerin borçlanma senetlerine ilgi gelmeye başladı" dedi.

                        Avuçlarını sürtenler var
                        Türkiye'nin göreceli iyi olan performansının piyasaları "pahalı" da gösterebileceğini ifade eden Yıldırım, yurtdışı piyasalarda işlem yapan müşterileri için bir altyapı çalışması içersinde olduklarını da söyledi. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın (İMKB) dünyayla kıyaslandığında daha iyi performans gösterdiğini belirten Yıldırım, ABD borsalarında finansal kesime daha çok ilgi geldiğine dikkat çekti. İMKB'de dip seviyelere yaklaşıldığını kaydeden Yıldırım, "Yatırımcılar portföylerinin yüzde 50'ye kadarıyla borsaya yatırım yapabilir. Ancak tekrar kâra geçildiği zaman bir miktar daha çıkmak gerekebilir. Bir de borsanın artık 60.000 puanı görmesi söz konusu değil. Bu seviye tüm iyi değerlerin birleşmesi ile oluşacak bir şeydi. Eski değerlere ulaşamayacağız. Tarihi diplerdeyiz, nakiti olanlar avuçlarını birbirine sürtüyordur" dedi.

                        UniCredit Menkul kuruldu
                        UniCredit ile Koç Grubu'nun yüzde 50'şer payla hissedar olduğu Koç Finansal Hizmetler (KFH), kurumsal yatırım bankacılığı alanındaki potansiyeli değerlendirmek üzere UniCredit Menkul Değerler (UCM) adıyla yeni bir şirket kurdu. Sermayesinin tamamı Koç Finansal Hizmetler'e ait olan şirket, UniCredit Markets&Investment Banking (MIB) bölümünün uzmanlığı altında 45 kişilik bir ekiple hizmet verecek. Şirketin Genel Müdürlüğü'nü Kaan Başaran, Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı ise Yapı Kredi ve Koç Finansal Hizmetler'in CEO'su Tayfun Bayazıt yürütecek. Kurumsal yatırım bankacılığı için hem yerel, hem de bölgesel hizmet sunacaklarını belirten Bayazıt, "KFH çatısı altında gerçekleştirilen yapılanma ile UniCredit'in bu alandaki zengin bilgi birikimine ve iletişim ağına daha kolay ulaşabileceğimiz güçlü bir altyapı oluşturduk " dedi.
                        PINAR SUNGUR/REFERANS

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #207
                          ``2009`da borsa toparlanır mı?``

                          Ünlü ekonomi profesörü ve kriz kahini Nouriel Roubini, RGE Monitor'ün kendisiyle yaptığı bir röportajda borsanın gittikçe değer kaybettiğini belirtti. Krizin gidişatıyla iligili ilginç yorumlarda bulunan Roubini'nin verdiği en çarpıcı cevaplar şu şekilde...

                          Sizce 2009 yılında borsanın kendini toparlayabileceğini söyleyebilir miyiz?

                          Bunu söylemek mümkün. Daha çok ikinci ve üçüncü çeyrektekine benzer bir borsayla karşı karşıya kalıcaz gibi görünüyor. Özellikle Amerika’daki ekonomik büyüme ve Çin’nin uyguladığı teşvik politikaları sayesinde belli birtakım iyileşme dalgaları bekleniyor. Önümüzdeki ilk beş ay içinde Amerika’daki finans ve emlak sektöründe olumsuz etkileri büyük çapta hissedilen kurumsal dengesizlikler sona erecek.

                          Öngörülen bu tahminlerin başarısızlığı durumunda Amerika ve dünya çapında yaratacağı riskler nelerdir?

                          Başarısızlık durumunda üçüncü bir olasılık daha var. L biçiminde şekillenmiş olası bir krizin, U biçiminde şekillenmiş ağır bir ekonomik gerilemeden daha iyi olmasıdır. Eğer yakın zamanda ABD’de global çapta yüzde 40' tan yüzde 50' ye daha da fazla bir düşüş sözkonusu olursa mevcut dengelerden global dengelere hiç birşey gözardı edilmemeli.

                          Bu durumda tahminlerin olumlu sonuçlanması durumunda ABD ve global dengeler için neler söylenebilir?

                          Şu anda gerek Amerika’daki gerekse diğer ülkelerdeki artan teşvik politikaları ekonomi ve finans piyasalarında hızlı ve sürekli bir kurtarmaya neden...

                          Yorum

                          • PEHLİVAN
                            Çalışkan
                            • 13 Şubat 2009
                            • 1138

                            #208
                            1 dolar, 2 TL olur mu?



                            Doğu Avrupa ekonomilerinden gelen olumsuz gelişmelere ,General Motors’un iflas haberleri de eklenince global piyasalardaki dalgalanma arttı.

                            Kayhan Öztürk / EKONOMİST

                            Bu hareketlilik içeride bono faizini yüzde 16’ya taşırken, asıl etkiyi dövizde yaptı. Dolar kuru 1.82 ile yeni bir tarihi rekora imza attı. Şimdi doların 2 TL’ye kadar çıkıp çıkmayacağı tartışılıyor. Baz senaryoya göre dolarda 1.55-1.75 aralığı, iyimser senaryoya göre 1.45-1.60 aralığı, kötümser senaryoya göre ise 1.80-2.00 aralığı öngörülüyor. En olası beklenti ise 1.55-1.75 aralığı olarak belirtiliyor.

                            Global krizle birlikte döviz piyasalarında son günlerde yükselen tansiyon, geçen hafta doruğa çıktı. Doğu Avrupa’daki olumsuz gelişmelerle global piyasalarda artan gerilimin iç piyasalara yansımasıyla hafta başından itibaren dolarda hızlanan yükseliş, General Motors’un iflasını isteyebileceğine dair haberlerle hızlandı. Cuma günü 1.7945 seviyesini görerek yeni bir zirve yapan, yani 1.80’den dönen dolar kuru açısından bu seviyeler tarihi bir rekor anlamını da taşıyor.

                            Dövizde yüksek gerilim yaşanırken, faiz cephesinde ise göreceli daha sakin bir seyir izleniyor. Örneğin önceki haftayı yüzde 15.29’dan kapatan gösterge kağıdın bileşik faizi, geçen hafta içinde yüzde 15.50-16.10 aralığında seyrederken, haftayı yüzde 16.16’dan kapattı. Faiz cephesindeki bu sakin seyirde Merkez Bankası’nın (MB) yılbaşından sonra gecelik faizleri yüzde 15’ten 11.5’a hızlı bir şekilde indirmesinin rolü var. Bu indirimler bono faizlerinin yüzde 15’in altında tutunmasını sağlamadı ama dövizi 1.80’e taşıyan olumsuz gelişmelere karşın daha fazla yükselmesini de engelledi.

                            1 dolar, 2 TL olur mu?

                            Bu durum Finans Yatırım’ın raporunda şu cümlelerle ifade ediliyor:

                            “Şubat ayındaki sert faiz indiriminin bono piyasasında çok etkili olmadığını görüyoruz. Nitekim, politika faizleri ile gösterge bono faizleri arasındaki fark 3 puanın üzerinde görünmektedir. Kamu sektörü borçlanma ihtiyacındaki artış, maliye politikaların geleceğine ilişkin belirsizlik ve yerel seçimler öncesinde artan siyasi tansiyonla birlikte, gösterge bono faizlerinin yüzde 15.5-16.5 aralığında işlem görmesini bekliyoruz.”

                            Ancak geçen hafta gündemin en önemli konusu dolar oldu. Son günlerde doların yaptığı ataklarla 1.80’lere doğru gelmesinin ardından ”1 dolar, 2 TL olur mu?” tartışması başladı. Bu soruyu yönelttiğimiz TSK Hazine Müdürü Aslı Hancı, “İmkansız değil, kötümser senaryoda veya ABD ve AB’deki olası toparlanmayı Türkiye’nin izlemesi halinde kurun bu seviyeleri test etmesi mümkün olabilir” diyor.

                            3 TEMEL SENARYO

                            Baz, iyimser ve kötümser senaryolar

                            Doların bundan sonraki seyrine ilişkin piyasadaki beklentileri ‘baz’, ‘iyimser’ ve ‘kötümser’ olmak üzere üç temel senaryoda toplamak mümkün…

                            Baz senaryo, dışarıda alınan önlemlerle global piyasaların yavaş yavaş toparlanması ve içeride ise seçimlerden sonra IMF ile anlaşma imzalanmasına dayanıyor. İyimser senaryo, dışarıda global krizin sonuna gelindiğine dair beklentilerle bu yılın ortasından itibaren piyasaların toparlanmaya başlaması, içeride ise IMF ile 20-30 milyar dolarlık bir anlaşma yapılması olasılığına dayanıyor. Kötümser senaryo ise dışarıda global krizin daha da derinleşmesine, içeride IMF ile anlaşma yapılmaması varsayımına dayanıyor.

                            Bu senaryolardan gerçekleşmeye en yakın olanı ise baz senaryo olarak görülüyor. Denizbank Genel Müdür yardımcısı Bora Böcügöz, baz senaryonun gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğuna inanıyor. “1 dolar, 2 TL olur mu?” sorumuza O da “İmkansız değil” yanıtını veriyor. Hancı, yine de baz senaryonun gerçekleşme olasılığını diğerlerine göre daha fazla görüyor ve bu beklentinin arkasında yatan mantığı şöyle açıklıyor:

                            “Krizin 2008 yılının ilk yarısından itibaren dünyada ve Türkiye'de etkisini ciddi anlamada hissettirmesi ve son bir yılda yaşanan olumsuzlukların büyük kısmının varlık fiyatlarına yansımış olması ihtimalidir. Baz senaryoda, 2009 yılında ekonomik aktivitenin tekrar canlanması değil ancak negatif yatay bir sürece girileceği beklentisi hakimdir.”

                            IMF anlaşması önemli

                            Anadolubank Genel Müdür Yardımcısı Recep Atakan, bu senaryonun IMF anlaşmasının olmadığı ve yurt dışında sert borsa düşüşlerinin olduğu ortamda yaşanabileceğini söylüyor. Ama orta ve uzun vadede kalıcı olmasını beklemiyor ve MB’nin tavrı ve alacağı önlemlere dikkat çekiyor.

                            İş Bankası’dan Senar Akkuş ise olumsuz senaryo ve derinliğini kaybetmiş piyasa koşullarında doların 2 TL seviyesini denemesinin ihtimal dahilinde olduğunu düşünüyor. Ardı ardına gelebilecek ekonomi ve/veya finans kuruluşlarına ilişkin olumsuz haberlerin kur üzerinde çok kısa sürede sıçrama etkisi yaratmasının mümkün olduğunu söyleyen Akkuş, “Panik davranışı sergileyen yatırımcıların aynı yöndeki hareketleri de kur artışını hızlandırarak yeni yüksek seviyeler oluşmasına neden olabilmektedir. Bu türden spekülatif ataklarla oluşan seviyelerin kalıcı olup olmaması da olumsuz senaryonun sürekliliğine ve Merkez Bankası’nın tavrına bağlı olacak” diyor.

                            Finans Yatırım Başekonomisti Banu Kıvcı Tokalı ise “Küresel tansiyonun iyice artması, program kararlılığının IMF’li ya da IMF’siz tamamen ortadan kalkması, yerel seçimlerin erken seçime yönelik baskıların artmasına yol açacak şekilde sonuçlanması” durumunda geçerli olacağını düşünüyor.

                            Hangisi daha olası?

                            Global krizin uzaması, IMF anlaşmasındaki belirsizlik, yükselen siyasi tansiyon nedeniyle kötümser senaryonun, iyimser senaryoya göre daha çok taraftar bulduğu söylenebilir. Piyasaların daha çok baz senaryo ile olumsuz senaryo arasında gelgitler yaşadığını gözlemlediklerini söyleyen İş Bankası Hazine Müdürü Senar Akkuş şöyle diyor:

                            “Son zamanlarda olumsuz senaryoya daha yakın bir seyir izlenmesine rağmen, alınan tedbirlerin etkilerinin yavaş yavaş görülmesiyle piyasanın baz senaryoya dönmesini ve yıl sonuna kadar bu senaryo dahilinde hareket etmesini bekliyoruz. Olumlu senaryonun mevcut koşullarda gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğu söylenebilir.”

                            İyimser senaryonun ise ancak orta ve uzun vadede mümkün olabileceği belirtiliyor. Örneğin Anadolubank’tan Atakan, “Krizin belli bir noktadan sonra dönüşünün olacağı düşünüldüğünde TL’nin değer kaybının durması ve düzelmesi beklenebilir” diyor.

                            Dolar neden yükseliyor?

                            Dolarda beklentileri kısaca böyle özetlemek mümkün. Bu arada doları tarihi seviyelere taşıyan döviz piyasalarındaki hareketliliğin temelinde ise global kriz koşullarının yattığı ifade ediliyor. IMF ile stand-by anlaşmasının imzalanmamış olmasının yarattığı belirsizlik de bunu besleyen önemli bir faktör. Ak Portföy Genel Müdür yardımcısı Ertunç Tümen, dövizdeki hareketliliği dışarıda global kriz koşullarına, içeride ise IMF ile anlaşmaya ilişkin belirsizliğe bağlıyor.

                            Banu Kıvcı Tokalı da benzeri görüşleri savunuyor. Dövizdeki hareketliliği, küresel ekonomik görünüm ve buna karşın hükümetin önlemlerinin etkinliğine yönelik endişelere bağlayan Tokalı, “İçeride de yeni programa ilişkin belirsizlik sürecinin devam ediyor olması, gelecek dönem maliye politikalarına yönelik endişeli bir tutumun belirmiş olması ve böyle bir ortamda MB’nın agresif faiz indirimlerini sürdürmüş olmasını sayabiliriz” diyor. Tokalı, dövizdeki atağın nedenlerini önem sırasına göre şöyle sayıyor:

                            “Küresel sorunlar, daha düşük faiz ortamına geçiş, yeni program belirsizliği, maliye politikası ile ilgili endişeler.”

                            Garanti Bankası Döviz Masası Yöneticisi Hakan Kuyumcuoğlu ise IMF anlaşması yapılmadıkça doların yukarıya doğru hareketlerde kırılganlığını koruyacağını belirtiyor. Şimdiye kadar dolar/TL üzerindeki koruma kalkanının faiz olduğunu söyleyen Kuyumcuoğlu, dolardaki yükselişin faizler çok aşağı indiği için beklenen bir şey olduğunu ifade ediyor.

                            MB faizi çok mu indirdi?

                            Bankacılar arasında dövizdeki hareketin temel olarak global gelişmelerden kaynaklandığı, IMF anlaşmasına yönelik belirsizlikler nedeniyle iç koşulların da buna yardımcı olduğu görüşü öne çıkıyor. Bu görüş “Uluslararası piyasalarda dolara olan talep devam ettiği sürece yurt içinde dolar kurunun yükselmesi kaçınılmaz olmaktadır” diyen İş Bankası Hazine Müdürü Senar Akkuş’un sözleriyle ifadesini buluyor.

                            Ama bazı uzmanlar iç faktörlerin de global gelişmeler kadar önemli olduğunu savunuyor. Örneğin Strateji Menkul Değerler Hisse Fonlar Müdürü Bülent Topbaş, doların yükselişinin arkasındaki ana nedenin faiz politikası olduğunu belirterek, Türkiye nominal faiz liginde ilk defa daha geri sıralara düştü. Merkez Bankası (MB) her indirimiyle bence Dolar/TL'de yeni denge seviyelerini yukarı itmiş oldu. IMF anlaşması ve global finansal piyasalarında risk iştahında iyileştirici gelişmeler olmadığı sürece dövizde volatilitenin bu faiz seviyelerinde yukarı yönlü olacağını düşünüyorum diyor.

                            MB’nın 2006 türbülansında aşırı risk iştahını gözardı ederek, faizi yüksek tutarak, TL'nin aşırı değerlenmesine katkıda bulunduğunu söyleyen Topbaş, “Şimdi de risk iştahındaki aşırı azalışın göz ardı edildiği endişesini taşıyorum diyor.

                            Yükselişi frenleyen unsurlar

                            Diğer taraftan, TL’deki değer kaybının daha ciddi boyutlara ulaşmasını önleyen, pozitif unsurlar da mevcut. Tokalı’ya göre bu unsurların başında, enflasyon, cari açık başta olmak üzere iç ekonomik dengelerin düşen emtia fiyatlarından olumlu etkilenmeye devam etmesi geliyor. Gecikmeyle de olsa IMF ile yeni programın yapılacağına dair devam eden inanç, TL’de zaten önemli bir değer kaybının yaşanmış olması, hane halkının dolar yükümlülüklerinin diğer gelişmekte olan ülkelere göre oldukça düşük olması ve hala önemli tutarda döviz mevduatlarının bulunması diğer etkenler…

                            IMF anlaşmasının imzalanmamış olmasının, seçimlerden sonra imzalanacağı beklentisini canlı tutarak bir anlamda doların daha hızlı ve sert bir hareket yapmasını önlediği de belirtiliyor. Çünkü piyasa oyuncularında hükümetin seçimlerden sonra IMF ile stand-by anlaşması yapılacağına yönelik büyük bir beklenti var.

                            Özellikle 20-30 milyar dolarlık bir mali yardımı da içeren bir stand-by anlaşmasının, hem Hazine’nin borçlanmasını rahatlatacağı hem döviz ihtiyacını azaltacağı, dolayısıyla döviz kurlarının gevşeyeceği düşünülüyor.

                            Spekülasyon faktörü

                            Dolara olan talebi ihtiyaç ve spekülatif olmak üzere ikiye ayıran Gedik Yatırım’ın ”Son Gelişmeler Işığında Piyasa Beklentileri” başlıklı raporunda “Spekülatif amaçla yapılan talep; doların değer kazanacağını, yani TL'nin değer kaybedeceğini düşünenlerin kayıptan kurtulmak için yarattıkları talebi ifade eder. Dolar kurunun rekor kırdığı bugünlerde etkili olduğu tahmin edilen talep baskısı, bu ikinci talep biçimidir” ifadeleri yer alıyor.

                            TL'nin kaderinde IMF anlaşması ve Varlık Barışı’ndan gelen dövizin etkili olabileceği belirtilen raporda, nisan ayının sonuna kadar buralardan bir kaynak gelmesinin mümkün olmadığına dikkat çekilerek, şöyle devam ediliyor:

                            “Bu da doların 1.80 üzerini test etmek isteyebileceğini göstermektedir. MB ise doların enflasyon üzerindeki baskısının fazla olmadığını gördüğünden önceden 1.70'e koyduğu dolar satma ihalelerine çıkma barajını yukarı çekmiştir. Yeni barajın 1.85 civarında olduğunu tahmin ediyoruz.”

                            Yorum

                            • PEHLİVAN
                              Çalışkan
                              • 13 Şubat 2009
                              • 1138

                              #209
                              ABD borsalarında rekor yükseliş

                              New York Borsası'nda Dow Jones ve Nasdaq endeksleri günü büyük artışla kapattı.

                              AA

                              Dow Jones Endeksi, 379.44 puan (yüzde 5.80) kazanımla 6,926.49 puana çıktı. Nasdaq da 89.64 puan (yüzde 7.07) artarak 1,358.28 puandan günü tamamladı.

                              Yorum

                              • PEHLİVAN
                                Çalışkan
                                • 13 Şubat 2009
                                • 1138

                                #210
                                Dow'da Yilin En Hizli çikişi

                                Citigroup'tan gelen olumlu bilanço açıklaması piyasaları coşturdu. Dow yüzde 6'ya yakın yükseldi. Sıra İMKB'de...

                                Citigroup ceo'su Vikram Pandit'in şirket içi bir yazı yayınlayarak son 5 çeyreği zararla tamamlayan grubun bu yılın ilk iki ayında kara geçtiğinin duyurulması citi hisselerinde yüzde 38 oranında yükseliş yaşanmasını sağladı. Bu iyimserlikte ABD Temsilciler Meclisi Mali Hizmetler Komitesi Başkanı Barney Frank’in, ABD’nin Sermaye Piyasası Kurulu olan SEC’in, önümüzdeki bir ay içinde açıktan satışlara geçen yıl olduğu gibi yeniden sınırlamalar getirmesini umduğunu açıklamasının da etkili olduğu belirtiliyor.

                                Sektör geneline yayılan alımlar JPMorgan Chase & Co. hisselerinin yüzde 23, Bank of America Corp. hisselerinde ise yüzde 28 oranında yükseliş getirdi. General Electric Co. hisseleri 1980 yılından bu yana en keskin yükselişini yaşayarak yüzde 20 oranında değer kazandı.

                                Bu gelişmelerin ardından Standard & Poor’s 500 endeksi yüzde 6.4 oranında artışla 719.6 puandan günü tamamlarken, endeks kapsamındaki 10 sektörün her birinde yüzde 2.3'ü aşan yükselişler yaşandı. Dow Jones sanayi endeksi 379.44 puan ve yüzde 5.8 oranında yükselişle 6,926.49 puandan kapandı.

                                Avrupa’da artışlar yüzde 5’i aştı

                                Avrupa Borsaları da günü yüzde 5’i geçen yükselişlerle tamamladı. Londra’da FTSE 100 yüzde 4.88, Paris CAC 40 yüzde 5.75 Frankfurt Dax endeksi yüzde 5.28’lik skorlarla günü artıda bitirdi.

                                İMKB yüzde 1 yükseldi

                                Dünya borsalarındaki olumlu hava dün İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda da (İMKB) etkisini gösterdi. "İMKB yükselişe iştirak etmedi, sadece etkilendi" şeklinde yorumlanan gün, hisse senetleri yüzde 1.13 değer kazandı. Endeks günü 23 bin 315’ten den tamamladı.

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information