Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • PEHLİVAN
    Çalışkan
    • 13 Şubat 2009
    • 1138

    #241
    Yabancilar Seçim öncesi Alima Geçti

    2009'un ilk çeyreğinin sonuna yaklaştığımız şu günlerde ilgi çekici gelişmeler yaşanmaya başladı.


    Bir hafta önce ABD borsaları 'önemli bankalar kamulaştırılacak' endişesiyle büyük düşüşler yaşarken, bir hafta sonra bu bankaların CEO'ları kâra geçtiklerini ve devletin daha fazla hisse alması yönündeki açıklamaları kafalarda soru işaretleri oluşturdu. Dünya borsaları yılın en önemli haftalık yükselişini yaşayarak yatırımcıların nefes almasını sağladı. ABD borsaları yüzde 10 civarında yükselerek bu çıkışa öncülük ederken, Avrupa borsaları da benzer ataklar yaptı. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ise sınırlı bir tepki vererek haftayı yüzde 1,70 oranında yükselişle geçiştirdi. Kamulaştırma endişeleriyle fiyatları her geçen gün eriyen ABD'nin önde gelen bankalarının yılın ilk iki ayında kârlı olduklarını açıklamaları ve banka bilançolarında zararlı varlıkların muhasebeleştirmesinde esneklik beklentisi banka hisselerinde yüzde 100'e yakın yükselişler sağladı.

    İstanbul Menkul Kıymetler Borsası 22 bin 583 puana kadar gerilediği haftayı 23 bin 615 puandan kapattı. IMF'den gelen 'görüşmelere yeniden başlayacağız' açıklamaları yabancı yatırımcıları alıma yöneltti. Mart ayı başından bu yana satışa yönelen yabancıların ilk kez bu kadar yoğunluklu alıma geçtikleri, banka hisselerini tercih ettikleri görüldü. Borsaların bu yükseliş eğilimlerine devam edip etmeyecekleri hafta içindeki gelişmelere bağlı olacak gibi. Piyasa takvimini incelediğimizde çarşamba günü ABD ve Japonya Merkez Bankası'nın faiz kararlarının yanı sıra Türkiye Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısından çıkacak faiz kararları yakından takip edilecektir. ABD ve Japonya'nın faizlerini değiştirmeleri oldukça güç. Zira faiz oranları oldukça düşük seviyelerde (0,20-0,30). Bizim Merkez Bankamızdan yarım puanlık bir faiz indirim beklentisi var. Borsa bir yandan dış borsalardaki gelişmeleri izlerken, diğer yandan yerel seçimler öncesi hükümetin aldığı önlemler paketine ve IMF gelişmelerine odaklanacaktır. Kısa vadede yerel seçimler öncesi yükseliş potansiyelinin devam ettiği Borsa'nın 24 bin 200 puanı yukarı doğru kırması, seçimlere kadar endeksi 26 bin -27 bin puana doğru taşıyabilir. Bu noktada ABD borsalarının kritik bölgeyi aşıp aşmayacakları oldukça önemli. ABD borsaları geçen hafta aşağı yönde kırdıkları destek noktalarını bu defa yukarı yönde kırma çabasında başarılı olup olmayacakları diğer borsaların da durumunu belirleyebilir.

    Teknik göstergelere baktığımızda hemen hemen tüm borsaların orta vadeli olanları yükseliş sinyali vermeye başladı. Ancak kısa vadeli göstergeler kâr satışlarının gelebileceğini gösteriyor. Bu nedenle önümüzdeki haftadaki gelişmeler oldukça kritik. İMKB endeksi, yeni ekonomik paketi kapsayan sektörler başta olmak üzere haftaya daha hareketli bir başlangıç yapabilir. Ancak 24 bin 200 puan kırılmadan ve yabancı alımları devam etmeden yeni bir yükseliş dalgası zor gözüküyor. Yükselişin devamı, kısa süreli de olsa piyasaları motive edecek gelişmelere bağlı olacaktır. IMF ile başlayan yeni temas sürecinde gelecek haberler, yerel seçimler ile ilgili beklentiler, yabancı yatırımcıların alımlarına devam etmelerini sağlayabilir. Böylesi bir durumda endeks 26-27 bin seviyelerine ulaşırsa yatırımcıların kısa vadeli stratejilerini belirlerken daha önce tavsiye ettiğimiz gibi seçimlerden bir gün önce satışa geçmeleri sağlıklı olacaktır. Zira bundan önceki genel ve yerel seçimlerde de yabancılar seçim öncesi alım yaptıktan sonra seçim sonucu ne olursa olsun satışa geçmişlerdi. Daha uzun vadeli stratejilerde ise 2009 yıl sonu beklentilerimiz doğrultusunda endeksin ve hisselerin büyük bir bölümünün kazandırma potansiyeli devam ediyor.

    Wall Street, kazanmayı hatırladı

    17 aydır sürdürdüğü düşüş trendinde zararları sürekli katlandıran ABD borsaları geçen hafta yüzde 10 yükselerek yatırımcılarına kazanmayı hatırlattı. Bank of America başta olmak üzere bankacılık sektörü hisselerinin 2009 yılının ilk iki ayı içinde kârlı olduklarını açıklamaları hafta boyunca yatırımcıların yüzde yüze yakın kazanmalarını sağladı. Geçen haftalarda fiyatı 2,53 cent'e gerileyen Bank of America 5,76 dolara, fiyatı 1 doların altına kadar gerileyen Citigroup'un ise 1,78 dolara kadar yükseldi. 'Mark to market' denilen piyasa fiyatına göre muhasebeleştirme uygulamasıyla ilgili gelişmelerin de etkili olduğu yükselişler sonrası ABD borsaları eski destek noktalarına yöneldi. Bu yükselişlerin devam edip etmeyeceği Dow Endeksi'nin 7 bin 400 puanı, Standard and Poor's Endeksi'nin ise 770 seviyesinin üstünde tutunmasına bağlı olacaktır.

    Spekülasyon balonu kısa sürdü

    Hafta başında spekülatif bir şekilde 1,81 TL'ye kadar yükselen dolar daha sonra düşüşe geçerek haftayı yüzde 4,32'lik düşüşle 1,70 seviyesinden kapattı. Geçen haftaki analizimizde yükselişin spekülatif olduğunu belirtmiştik. Doların değer kaybettiği bir haftada Macar Forinti, Polonya Zloty ve Türk Lirası üzerinde gerçekleştirilen spekülatif işlemler doların gerektiğinden fazla bir şekilde yükselmesine yol açmıştı. Ancak yükseliş kısa sürdü. Zira beklenenden de iyi gelen haberler doların ateşini söndürmeye yetti. Doların dışarıda değer kaybetmeye başlaması, ABD piyasalarından gelen olumlu haberler ve IMF ile Türkiye'nin yeniden görüşmelere başlayacak olması TL'yi güçlendirdi. Teknik olarak 1,69 seviyesinde tutunmasını beklediğimiz dolar/TL paritesinin bundan sonraki seyrini doların uluslararası piyasalardaki durumu ve dünya ekonomisindeki gelişmeler belirleyecektir.

    SELİM IŞIKLAR/ZAMAN

    Yorum

    • PEHLİVAN
      Çalışkan
      • 13 Şubat 2009
      • 1138

      #242


      Alım vakti diyorlar ama...

      Piyasalarda ayı döneminin bittiği özellikle gelişen piyasalarda alım vaktinin geldiği iddialarına rağmen gelen kötü veriler, sokak protestoları, dev bütçe açıkları ve işsizlik, reel ekonomide toparlanmanın kolay olmadığına işaret. Pimi çekilmemiş bomba eski Demir Perde ülkelerinde büyüyor.


      Sıla ÖZÇELİK / REFERANS GAZETESİ

      1950'lerde ABD'ye karşı ikinci süper güç olarak ortaya çıkan SSCB'nin destekçileri olarak Demir Perde ismiyle anılmaya başlayan ve yıllarca kapalı ekonomik modellerle yaşamış olan eski Doğu Bloku ülkeleri için kriz, üstelik de küresel kriz daha önce hiç deneyimlenmemiş bir olgu. Tıpkı Çin gibi serbest piyasaya geçişle hızlı bir büyüme süreci gören ve yatırımcıların gözdesi haline gelen eski Demir Perde ülkeleri, bugün topun ağzında. Üstelik AB'nin bu ülkelere yardım elini uzatmaması halinde Demir Perde döneminin yeniden başlayacağı tartışmaları da gündemde.

      Son bir haftadır ise piyasalarda şaşırtıcı bir iyimserlik havası var ve ünlü yatırımcılar kriz bitti gelişen piyasalarda alıma başlayın çağrıları yapmaya başladı. Hatta kimi uzmanlar alıma geçmek için iyi haberler gelmesi gerekmediğini iddia etti. Eski Demir Perde ülkelerinin hem ekonomik verileri, hem bütçeleri, hem de sokaklara yansıyan halk protestoları piyasalardaki iyimserliğin mantığını tartışmaya açar nitelikte. Daha önceki hafta yüzde 36'sı yeni devletleştirilen Citigroup ile HSBC'den bu hafta içinde gelen iyiyiz sinyalleri ile şubat perakende satışlarındaki yüzde 0,7'lik yükselişi belki de fazla abartan piyasalarda öyle bir alım dalgası başladı ki, ayı piyasasının sonuna gelindiği, dibin görüldüğü hatta alıma geçmek için bundan daha iyi bir fırsat olmayacağı konuşulmaya başlandı.

      Newsweek dergisi kapağına Ayılara inanma, satın almaya başla diye kocaman harflerle yazarken, gelişmekte olan piyasalardaki yatırımları ile tanınan ünlü fon yöneticisi Mark Mobius da gelişmekte olan piyasaların 2009 sona ermeden toparlanmaya başlayacağını iddia etti. Hatta Mısır ile Türkiye'yi ilk alıma geçilmesi gereken piyasaların başında gösterdi. Ancak tüm bu iyimserliğe rağmen gelişmekte olan piyasalardan hiç de iyi sinyaller gelmiyor. Pimi çekilmemiş en kritik bomba ise bir dönemin Demir Perde ülkeleriyken 2004'de AB'li olarak serbest piyasa oyuncusu haline gelen Doğu Avrupa ülkeleri.

      Boş tencereler yollarda piyasa yükselse ne olur

      Sanayi üretimleri çakılıyor, bütçe dengeleri yara alıyor, halk bir zamanlar Susurluk skandalı patlak verdiğinde Türk halkının en popüler protesto aracına dönüşen boş tencerelerle sokaklara çıkıyor. Ukrayna'da boş tencerelerin yürüyüşü isimli sokak protestoları düzenleniyor, akıllı girişimciler hükümetin, tıpkı Türkiye'de Başbakan Erdoğan'ın teğet tanımlamasına benzer, açıklamalarını tişörtlerin üstüne basıyor. İrlanda'da Bu hükümeti kovun yazılı pankartlar taşıyan kadınlar sokakları dolduruyor, Polonya'da işinden olan 3 bin işçi hükümete istifa çağrısı yapıyor. Bu şartlar altında ise piyaslarda alım vakti olsa da olmasa da, spekülatörler gaza bassa da basmasa da reel ekonomideki toparlanma çok kolay olmayacak gibi görünüyor.

      İzlanda'dan sonra Avrupa'da 2 ülke daha iflas tehlikesi altında; Ukrayna ve Letonya. İki ülke de IMF ile anlaşmaları gereği gerekli bütçe açığı kriterlerini sağlayamaz ve anlaştıkları kredileri alamazlarsa iflas etme ihtimalleri var. Bunu, ülkelerin iflas sigortası olarak görülen CDS tahvilleri ile gösterge ABD Hazine tahvilleri arasındaki spread farklarında yaklaşık 3 bin puana varan açılmadan da görmek mümkün.

      Para biriminde sert kan kaybı yaşayan Macaristan'dan, para birimini korumak için merkez bankası rezervlerinin neredeyse 5'te 1'inin harcandığı Letonya'ya, ekonomik büyümesi bir çeyreklik dönem içinde yüzde 9,2'den yüzde 2,9'a kadar düşen Romanya'ya ve eylülden bu yana para birimi zlotinin yüzde 40 civarında kan kaybettiği Polonya'ya kadar Doğu Avrupa ve eski demir perde ekonomilerinde kazanlar kaynıyor.

      GSYİH Türkiye'nin de dahil olduğu bölgede yüzde 3,5 çakılacak

      Doğu Avrupa'da kaç ülkenin iflas edeceği tartışılırken bir yandan da bu bölgedeki yatırımları yüzünden en fazla zora girecek olan Avusturya bankacılık sektörünün geleceğine ilişkin endişeler artıyor. Royal Bank of Scotland'ın gelişmekte olan piyasalar birimi başkanı Timothy Ash'e göre Doğu Avrupa bu sene resesyona girecek ve bütçelerinde ciddi yaralar açılacak. Bloomberg'e konuşan Ash, bölgede Rusya ve Türkiye de dahil edildiğinde toplam Gayrisafi Yurtiçi Hasıla'daki düşüşün yüzde 3,5 olacağını öngörüyor.

      Doğu Avrupa bölgesinde değerlendirildiğinde bölge ekonomisinin yüzde 20'sini oluşturan Türkiye ve Polonya'nın sırasıyla yüzde 3 ve yüzde 0,5 daralacağını belirten Ash'in göreceli olarak tek iyimser olduğu ekonomi ise yüzde 0,5 büyümesini beklediği Çek Cumhuriyeti. Ayrıca Doğu Avrupa'da bütçe açığının krize karşı artan harcama planları, para birimlerinin desteklemek için yapılann müdahalelerin ülke merkez bankalarına bindirdiği yükle birlikte toplam GSYİH'nın yüzde 2,9'larına kadar fırlaması da bekleniyor. Bu oran geçen sene yüzde 0,9 düzeyindeydi. Bölgenin bu açığını finanse etmesi içinse en az 50 milyar dolara ihtiyacı olduğu düşünülüyor.

      Yorum

      • yagmur
        Kıdemli
        • 29 Nisan 2008
        • 4717

        #243
        Roubini: Gemiden inmekte geç kalmayın Piyasalar haftaya beklentilerle iyi bir başlangıç yaparken, felaket habercisi Prof. Nouriel Roubini, bu yükselişin de bir ayı piyasası rallisi olduğunu, kötü haber akışının devam etmesiyle birlikte piyasalarda yeni düşüşlere hazır olunması gerektiğini söyledi.

        Piyasalar kötü banka için kurulacak fon ve "piyasa fiyatına göre muhasebeleştir" kuralında gevşeme beklentisiyle yükseliş eğilimini koruyor.

        Roubini'ye göre "Yine bir déjà vu yaşanıyor. Bu filmi geçen yıl en az altı kere gördük."

        Roubini'nin 14 Mart'ta yayınlanan yazısında yatırımcılara bu yükselişten yararlanmalarını ancak gemiden atlamada geç kalmamalarını önerdi: "Cankurtaranlara koşarken arada sıkışıp ezilebilirsiniz."

        Roubini'nin yazısından alıntılar şöyle:

        "Piyasa yükselmeye başlıyor ve iyimserler korosu bunun ekonomik ve mali krizin dibi olduğunu, ayı piyasasnını sonunun geldiğini gösteren devamlı bir rallinin başlangıcında olduğumuzu söylemeye başlıyor.

        Ve bir süre sonra piyasalar, makro haberlerin ABD'de ve dünyada çok daha kötü olduğunu, karların sadece mali kruluşlar, emlakçılar, inşaatçılar ve tüketiciye bağlı şirketler için değil diğer mali sektör dışı şirketler için de beklenenden çok düşük olduğunu görüyor ve mali sektörle ilgili haberler beklenenden çok daha kötü geliyor...

        Aslında en son ralli de geçici bir artış... Sonuç olarak, sevgili yatırımcılar bu geçici ayı piyasası rallisinin keyfini çıkarın... Mali Titanik bir dahaki mali buzdağına çarpmadan önce geç kalmadan gemiden atlayın: cankurtaranlara koşarken arada sıkışıp ezilebilirsiniz."
        Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

        Yorum

        • yagmur
          Kıdemli
          • 29 Nisan 2008
          • 4717

          #244
          Bernanke: Durgunluk bu yıl biter


          Fed Başkanı Ben Bernanke, durgunluğun büyük olasılıkla bu yıl biteceğini ve büyük bankaların iflasını beklemediğini söyledi.

          CBS TV'de 60 Dakika programına katılan Bernanke, ABD'de % 8,1 olan işsizliğin artmaya devam edeceğini, ancak hükümetlerin ortak çabalarıyla 1930'lardakine benzer bir resesyon yaşanmayacağını vurguladı.

          Bernanke, ekonomik toparlanmanın 2010'dan önce başlamayacağını ve güç kazanmasının zaman alacağını kaydetti.

          Bernanke büyük bankaların iflas etmelerini beklemediğini söyledi. Bununla birlikte ABD'nin mali sektörü düze çıkartmak için politik kararlılğı gösteremeyeceği konusunda kaygıları olduğunun vurguladı. Bernanke, mali sistem istikrar kazanmadıkça tam anlamıyla bir toparlanma yaşanmayacağını belirtti.

          Bernanke "Tarih bize mali sistem krizdeyken sürdürülebilir bir ekonomik büyüme elde edemeyeceğimizi gösteriyor" dedi.

          Bernanke "Lehman Brothers örneği uluslararası alanda etkin büyük bir mali kurumu iflasa terk edemeyeceğimizi kanıtladı" diye konuştu.

          Bernanke, 20 yıldır bit TV programına katılan ilk Fed başkanı oldu.
          Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

          Yorum

          • yagmur
            Kıdemli
            • 29 Nisan 2008
            • 4717

            #245
            OPEC üretimi azaltmıyor

            OPEC pazar günü üretimde daha fazla indirime gitmeme kararı aldı ve petrol fiyatlarını varil başına 75 dolara çıkarma hedefini en azından gelecek yıla kadar gerçekleştirmeyeceğinin sinyalini verdi.

            Bu karar, fiyatları mümkün olduğu kadar çabuk artırma isteğinin ardından birliğin politikasında ciddi bir kayma gösteriyor.

            OPEC 75 dolar hedefe ulaşılması durumunda bunun kırılgan durumdaki dünya ekonomsinie zarar verebileceğini düşünüyor.

            Kararın ardından petrol 45 doların altına indi.
            Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

            Yorum

            • yagmur
              Kıdemli
              • 29 Nisan 2008
              • 4717

              #246
              ABD'de mali kurallar sertleşiyor

              Obama yönetimi, uluslararası bankaların işlemlerinden tüketici korumasına kadar ekonominin her alanında mali piyasa kontrolünü sıkılaştıracak planın ana hatlarını hızla belirledi.

              Kararlar, ekonomideki geniş riskleri gözlemlemek ve belirmek için Fed'e yeni yetkiler vermeyi de kapsıyor.

              Wall Street Journal'in haberine göre tasarıların büyük bankalar için daha zorlu sermaye yeterlilik gereksinimlerini ve düzenleyicilerin iflas etmek üzere olan büyük mali kruluşların kontrolünü almalarına yetki vermeyi de kapsaması bekleniyor.
              Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

              Yorum

              • yagmur
                Kıdemli
                • 29 Nisan 2008
                • 4717

                #247
                Bush'un Türkiye ricası

                George Bush'un AB'den, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin hızlandırılmasını istediği ortaya çıktı.

                Eski ABD Başkanı George Bush'un görev süresi dolmadan AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'ya mektup göndererek, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin hızlandırılmasını istediği ortaya çıktı.

                Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Rum Üyesi Marios Matsakis'in yazılı soru önergesini cevaplandıran AB Komisyonu Başkanı Barroso, Bush'un görevini 20 Ocakta Barack Obama'ya devretmeden önce kendisine gönderdiği mektubun "Türkiye ile katılım müzakerelerine değindiğini" doğruladı.

                Barroso, AB Komisyonu'nun stratejik bir alanda Türkiye'yi AB müktesebatıyla uyumlu hale getirecek enerji faslı başta olmak üzere Türkiye'nin teknik açıdan yeni fasılları açmaya hazır olduğu görüşünü paylaştığını belirterek, "Bu fasılda ilgili kararları almak üye ülkelerin sorumluluğundadır" dedi.

                Matsakis, Barroso'ya eski ABD Başkanı Bush'tan "Türkiye'nin katılım sürecinin hızlandırılmasını ve yeni fasılların açılmasını" isteyen bir mektup alıp almadığını sormuştu.

                AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn başta olmak üzere AB diplomatları, ABD'nin başından itibaren Türkiye'nin üyelik sürecine destek verdiğini ve tıkanıklığın aşılması için bazen devreye girdiğini doğrulayarak, bunun ABD-AB diyaloğunun bir parçası olduğunu kabul ediyorlar.

                Konuyu "dostlar arasında görüş alışverişi" şeklinde sunan AB yetkilileri, Türkiye'yi ilgilendiren kararların ABD'nin baskısıyla alındığını reddediyorlar.
                Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

                Yorum

                • PEHLİVAN
                  Çalışkan
                  • 13 Şubat 2009
                  • 1138

                  #248
                  Fed Faizi Değiştirmedi

                  Merkez Bankası 2 günlük toplantının sonunda yaptığı açıklamada gösterge faiz oranının yüzde 0 ila 0.25 aralığında olması kararının değiştirilmeyeceği belirtildi.



                  Gösterge faiz oranınında 0 ila 0,25 aralığına geçen aralık ayında ulaşılmıştı.

                  Açıklamada, "Merkez Bankası ekonominin yeniden canlanmasını teşvik etmek ve fiyat istikrarını korumak için elindeki bütün araçları kullanacaktır" denildi.

                  Merke Bankası ayrıca sürpriz bir kararla önümüzdeki 6 ay içinde, hükümetten 300 milyar dolara kadar uzun dönemli borç tahvili almayı kararlaştırdı.

                  Bu şekilde Merkez Bankası hükümete 300 milyar dolara kadar fon sağlamış olacak.


                  AA

                  Yorum

                  • PEHLİVAN
                    Çalışkan
                    • 13 Şubat 2009
                    • 1138

                    #249
                    FED’den piyasaları coşturan hamle

                    ABD Merkez Bankası (FED), ABD ekonomisine 1,4 trilyon dolar nakit akışı sağlayacak.

                    FED, önümüzdeki 6 ay içinde hükümetten, 300 milyar dolara kadar uzun dönemli borç tahvili alacak.

                    Daha sonra da, tutsat kredileri için 850 milyardolarlık menkul kıymet satın alarak yeni kredi imkanı oluşturacak.

                    FED'in, 1960'lı yıllardan bu yana ilk kez devlet tahvili almaya başlayacağını açıklaması üzerine, dolar değer kaybetti, devlet tahvili faizi de düştü.

                    FED'in bu beklenmeyen hamlesi piyasalarda da olumlu yankı buldu. ABD borsaları yükselişe geçerken Dow Jones günü yüzde 1.2, S&P ve Nasdaq da yüzde 2'şer artışla noktaladı. Dow Jones bu yükselişle birlikte 9 Mart'taki dibinden bu yana yüzde 14 değer kazanmış oldu.

                    Yorum

                    • PEHLİVAN
                      Çalışkan
                      • 13 Şubat 2009
                      • 1138

                      #250
                      Tekstilde fren patladı!!!



                      Hükümetin açıkladığı ekonomik önlem paketiyle otomotiv sektörünün geçici de olsa yüzü gülerken, pakette yer bulamayan tekstil ve hazırgiyim sektöründe ise yaprak dökümü başladı.

                      Jale ÖZGENTÜRK / REFERANS GAZETESİ

                      Sektörün zayıf halkası iplik fabrikaları birer birer kapısına kilit vuruyor. Yani doğal seleksiyon sürüyor. Sırada markalaşmak için yıllarını harcayan üreticiler var.

                      İlk örnek dün hurriyet.com.tr'de Eren Yüksel'in haberiyle gündeme geldi. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş'ın Studio Kids markası ile faaliyet gösteren 14 mağazası kapandı. Nakkaş, iç pazardaki operasyonlarını durdurma kararını fiyatların maliyeti karşılayamaması nedeniyle aldığını açıklıyor. Yasal düzenlemelerin yetersizliği, alışveriş merkezlerindeki yüksek kiralar, yabancı markalara öncelik gibi rekabet koşullarıyla mücadele edemeyen yerli markaların kendini koruyabilmesinin mümkün olmadığını söylüyor.
                      Nakkaş, üç yıl gibi uzun bir süre direndikten sonra aldığı bu kararı yorumlarken, gazetemize yaptığı açıklamada da attığı bu adımın sektörde nasıl karşılanacağına ilişkin Bunu bir örnek gibi algılarlarsa algılansınlar diyor. Ben de bu gelişmeyi sektör nasıl algıladı diye merak ettim ve bazı isimlere yorumlattım.

                      Sektörün freni patladı. Yokuş aşağı gidiyoruz diyen sektör temsilcileri, Nakkaş'ın çok iyi bir karar aldığında hemfikir. Sektörün önemli isimlerinden Osman Benzeş, bu sorunları şu anda herkesin yaşadığını söylüyor ve sıkıntılarını şöyle sıralıyor:

                      Avrupalı müşterilerimiz bize her gün sürprizler yaşatıyor. Almanya, İtalya, İngiltere, ABD çok kötü. Avrupa ülkeleri de birbirine destek vermek için bizim siparişlerimizi azaltıyor. Örneğin İspanya, tekstil sektörü çok zor duruma düşen Portekiz'de fabrikalar kapanmasın diye siparişleri bölüştürüyor. Çin'den sipariş geldiği iddiaları ise hikaye. Çin önlem almaya başladı... Bugün firmaların tek kaygısı var arabayı devirmeden götürmek... Bunun için de herkesin küçülmesi gerekiyor.

                      1500 firmadan 135'i kısa çalışma alabildi

                      Sektöre yönelik alınan tek önlemin kısa calışma ödeneği olduğunu da söyleyen Benzeş, 1500 firmadan 135'i kabul edilmiş Yüzde 10 bile değil diyor.

                      TGSD'nin eski Başkanı Umut Oran ise Bu global bir kriz. Hükümet ekonomik tedbir almadıkça, hiçbir şey yokmuş gibi davrandığı sürece de bu tür haberler gelmeye devam edecek. En büyük sıkıntı krizin kabul edilmemesi. Krizi dikkate almazsanız çözüm üretemiyorsunuz diyor.
                      Sektördeki yangını ise rakamlar söylüyor. Sektörde kapanan firma sayısının yüzde 30'a ulaştığı, yarısının ise yarı kapasite ile çalıştığı dile getiriliyor. Küçülmenin yüzde 20'lere ulaştığı sektörde işsiz kalanların sayısını hesaplamak ise imkansız.

                      Yüzde 13,6 işsizlik oranı ile dünya üçüncüsü konumuna gelen Türkiye'de istihdamın en önemli kaynağı tekstilde bıçak kemiğe dayandı söylemi artık yetersiz kalıyor... Nakkaş attığı adımla olayın boyutunu açıkça ortaya seriyor. Mesaj alınır mı göreceğiz!

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #251
                        Hedge Fonlardan Kaçiş Sürüyor

                        Yatırımcılar, hedge fonlardan Şubat ayında 25 milyar dolar çekti

                        Yatırımcılar, hedge fonlardan Şubat ayında 25 milyar dolar çekti.

                        Eurekanhedge Pte. verilerine göre hedge fon varlıkları Şubat sonunda 1.36 trilyon dolar oldu. Bu 2008 Haziran ayına göre 600 milyar dolar düşüşe işaret ediyor. Yatırımcılar, 7 aydır hedge fonlardan para çekiyorlar.

                        Ocak ayında hedge fonardan 95 milyar dolar çekilmişti. 2.000'den fazla hedge fonu takip eden Eurekahedge Hedge Fon Endeksi, Şubat ayında yüzde 0.7 geriledi. MSCI Dünya Endeksi yüzde 10, emtia fiyatları için gösterge kabul edilen Reuters CRB endeksi yüzde 4 geriledi.

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #252
                          Dolar Nasil Hareket Edecek?

                          Merkez Bankası dünkü PPK toplantısında borç alma ve borç verme faizlerini 100 baz puan indirdi. Küresel kriz, düşmeye devam eden emtia fiyatları ve ekonomideki daralma gibi “olağan sebeplerle” faiz indirimine gidilmiş. Her ne kadar başta petrol olmak üzere emtia fiyatları yeniden yükselmeye başladı. Brent petrolü dün yeniden 50 doların üzerine çıktı.

                          Sadece MB mi? Önceki gün Fed’in de bonkörlüğü üzerindeydi. Artık “Helikopter Ben” olarak anılan Fed Başkanı Bernanke; Fed’in bilançosunu 1.150 milyar dolar daha büyütmeye karar vermiş. Bunun 300 milyar dolarlık kısmı uzun vadeli devlet tahvillerini, kalan kısmı da Fannie ve Freddie kardeşlerin çıkardıkları konut kredilerine dayalı sorunlu menkul kıymetleri alınmasında kullanılacakmış.

                          Sanki tüm bu yaşadığımız kriz “para bolluğundan” olmamış gibi, piyasalara bol kepçeden para verilmeye, faizler indirilmeye devam ediliyor. Yeterki piyasalar “toparlansın”. IMF de G-20 öncesi hazırladığı çalışmada toksik varlıkların temizlenmesi için “kararlı bir plan” oluşturulmasını isterken, merkez bankalarının piyasaları likit tutmalarının önemi vurgulanmış. Bir anlamda merkez bankalarının “bonkörlüğünü” IMF de onaylıyor.

                          Piyasalar “bol ve ucuz” para verilmesi, kredi mekanizmalarını çalıştırabiliyor mu? Görünen o ki hayır. Varlık fiyatlarının sınırlı da olsa toparlanmasına yardımcı olsa da kurlardaki dalgalanmayı artırıyor. Fed’in kararıyla dolar/euro kurları bir gün içinde 1.29’dan 1.35’in üzerine çıkabiliyor. Fed’in sisteme 1 trilyon dolardan fazla likidite vereceğini açıklaması tabii ki doların değerini düşürüyor. Bu volatilitenin çok da önemli bir yan etkisi oluyor. Kimse “fiyat yapamıyor”. Kim neye göre parite hesaplayacak, neye göre üretecek, neye göre satacak? Bu durum sistemdeki çarkların biraz daha “ağır dönmesine” neden oluyor.

                          Benzer bir durum bizim piyasalarımız için de geçerli. MB’nin 100 baz puandan bile fazla faiz indirebileceğini; yabancıların faiz cazibesi azalan TL’den çıkacağını düşünenler son iki günde dolar kurunun 1.70’lerin üzerinde kalmasına neden oldular. Dolar kurları yüksek kalınca, paritenin etkisiyle son iki günde euro/TL kurunda yüzde altı civarında bir yükseliş oldu.

                          Bizde de “fiyat yapma” sorunu ortaya çıktı.

                          Son iki günde doların değer kaybetmesiyle diğer gelişmekte olan ülke para birimleri değer kazanırken; MB’nin faiz kararındaki belirsizlik nedeniyle TL bundan yararlanamadı. İlk aşamada kararın netleşmesiyle TL de dolar karşısında bir miktar değer kazanacaktır. Paritenin 1.35’in üzerinde kalmasıyla, dolar/TL kurlarında yeniden 1.6740 seviyesine kadar inilmesi de söz konusu olacaktır.
                          ALİ AĞAOĞLU/VATAN

                          Yorum

                          • PEHLİVAN
                            Çalışkan
                            • 13 Şubat 2009
                            • 1138

                            #253
                            Borsa Yüzde 2, Euro Yüzde 3.5 Prim Yapti

                            Piyasalarda başta döviz cephesi olmak üzere hareketli bir gün geride kaldı. Fed'den dün akşam gelen sürpriz hamle piyasalarda etkisini gösterdi.

                            Endeks, günü %2 artışla 23.968 puandan kapatırken dolar 1.68 - 1.71 bandında dalgalandı. Euro ise paritenin etkisiyle %3.5 prim yaptı ve 2.33'ün üzerine taşındı.

                            ABD Merkez Bankası Fed, önümüzdeki 6 ay içinde hükümetten, 300 milyar dolara kadar uzun dönemli borç tahvili alacağını duyurdu. Bu hamle olumlu karşılanırken, Fed'in bilançosunun 4 trilyon dolara kadar şişmesinin uzun vadede yaratacağı olumsuz etkiye de dikkat çekildi.

                            Gün içerisinde gelen ABD'de işsizlik maaşı başvuruları ise beklentilerin üzerinde düştü. İşsizlik maaş için başvuranların sayısı geçen hafta 656 bine geriledi.

                            Bu gelişmeler çerçevesinde yön arayışına giren endekslerde karışık görünüm izlendi. ABD'de yükselişlerin ardından gevşemeye geçilirken, Avrupa'da yükseliş bir ara hız kesse de korundu.

                            İlk seansta daha dengeli görüntü çizen İMKB-100 ise, ikinci seansta 24.114 puana kadar yükseldi. ABD'de yükselişin sınırlı kalmasıyla endeks de 24.000'de zorlandı. Gün 471 puan artışla 23.968 seviyesinden kapanırken, gün sonunda 1.4 milyar liralık işlem hacmi oluştu.

                            Euro %3.5 prim yaptı

                            Yurtdışındaki volatil görünüm içerde döviz cephesini de etkiledi. Uluslararası piyasada euro/dolar paritesi 1.37'nin üzerini test ederken, dolar/yen 94 seviyesinin altına indi. Yurtiçinde ise dolar 1.68 ile 1.71 TL aralığında gitti geldi. Asıl hareket de pariteye bağlı olarak Euro da yaşandı. Euro kapalıçarşıda 2.33 ile yüzde 3.5 prim yaptı. Dolar ise kapanışa doğru 1.7050 liradan el değiştirdi.

                            Diğer yandan bono cephesinde de aşağı yönlü seyir devam etti. MB faiz kararının beklendiği piyasada 3 Kasım 2010 vadeli gösterge kıymet yüzde 14.08 düzeyinden kapandı. Yarın valörlü işlemler ise yüzde 14.03 seviyesinden geçildi. Merkez Bankasının bugünkü toplantısında 50 baz puan indirime gidileceği öngörülüyor.

                            Yorum

                            • PEHLİVAN
                              Çalışkan
                              • 13 Şubat 2009
                              • 1138

                              #254
                              Dolara alternatif yeni para!!!

                              G-20 zirvesinde küresel mali krizden çıkmak için uluslararası yeni bir para birimi oluşturma önerisinde bulunulduğu ortaya çıktı.

                              Rusya’nın, G-20 zirvesinde küresel mali krizden çıkmak için uluslararası yeni bir para birimi oluşturma önerisinde bulunduğu ortaya çıktı.

                              Alman Bild gazetesinin internet sayfasındaki habere göre, Rusya zirvede IMF’ye, tüm ülkelerde ortak kullanılabilecek yeni bir para birimi yaratma konusunda öneride bulundu. Haberde, Kremlin’in doların dünyadaki en baskın para birimi olduğunu, krizden çıkmak ve buna benzer krizlerin bir daha yaşanmaması için dolara alternatif yeni bir para biriminin yaratılmasını desteklediği ifade edildi.

                              Öte yandan 'The Moscow Times' gazetesi, bu önerinin Rusya’da bile çok az destek gördüğünü yazdı. Hatta gazete önerinin Rus finans uzmanlarınca şimdilik ‘fantazi’ olarak değerlendirildiğini belirtti.

                              Yorum

                              • PEHLİVAN
                                Çalışkan
                                • 13 Şubat 2009
                                • 1138

                                #255
                                Banka Reklamlarina Dikkat!!

                                Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, bankaların yaptıkları reklamlarda tüketicileri faiz konusunda yanıltmalarını önleyecek bir düzenleme yaptı.


                                Bankalar, tüketicinin ne ad altında olursa olsun ödemesi gereken tüm tutarları açık bir şekilde belirtmek zorunda kalacak. Böylece faiz kaleminden çıkarıp masraf kalemine sokularak gizlenen faiz tutarları da saklanamayacak. Bakanlığın, Ticari Reklam Ve İlanlara İlişkin İlkeler Ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik'i Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre; kredi hizmetlerine ilişkin reklamlarda, kredinin türü ve vadesi, istenen teminatlar ya da aranan diğer özellikler ve geri ödeme koşulları hususlarında tüketiciyi yanıltabilecek ifadelere yer verilemeyecek. Reklamlarda kredinin faiz oranına yer verilmesi durumunda; noter masrafları hariç olmak üzere, sözleşmesel faiz, vergi ve varsa sigorta primi tutarları, kredi sözleşmesine ilişkin yardımcı hizmet giderleri ve değişik isimler altında alınan her türlü masraflar dahil, tüketicinin ödemesi gereken toplam maliyetin aylık ve yıllık yüzde değeri olarak açık ve anlaşılır bir biçimde belirtilmesi zorunlu olacak.

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information