her şey olBİLİR.
KEYBORSA Tahmin Yarışması
Collapse
X
-
Hedef Alliance Başkanı: 4. Marka Türkiye Olacak

GESİAD öncülüğündeki Geleneksel Young Busisness Dergisi 2013 Ekonomi Ödülleri sahiplerini buldu.
Genç ve Sanayici İşadamları Derneği (GESİAD) öncülüğündeki Geleneksel Young Busisness Dergisi 2013 Ekonomi Ödülleri sahiplerini buldu. Törene onur konuğu olarak katılan Hedef Alliance Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin doğru yolda ilerlediğini, 10 yıl sonra tarihteki 4'üncü Türk markası oluşacağını söyledi.
GESİAD Yönetim Kurulu tarafından oylanarak her yıl 10 dalda düzenlenen Geleneksel Young Busisness Dergisi 2013 Ekonomi Ödülleri töreni Hilton Otel'de yapıldı. Törene, AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Tamer, Vali Şerif Yılmaz, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, GESİAD Başkanı Hamdi Kınaş, Hedef Alliance Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak ile ilçe belediye başkanları, sanayici ve işadamları katıldı.
Hedef Alliance Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, törende onur konuğu olarak konuşma yaparken, Kayseri'de ticaret hayatının geçmişten bu yana gelişerek ilerlediğini söyledi. Sancak, "81 ilimiz de Kayseri seviyesine çıkarsa insanlığı yöneten 10 büyük ülkeden biri haline gelebiliriz. Önümüzdeki 10 yılda diğer kentlerimiz de bu başarıyı sağlayarak, hedefimiz olan 2023'te insanlığı yönlendiren ülkeler arasına gireceğiz" dedi.
Sanayicilerin 10 yılda gelişerek 2023 hedefini başarabilmenin yollarını da anlatan Ethem Sancak, şöyle konuştu:
"Mutlak manada marka yaratmamız lazım. 2023 vizyonundaki 500 milyar dolar ihracat hedefine inancımız tam. Bu hedef öyle benimsendi ki muhalefetimiz bile bu hedefi az buluyor. İhracatımız belirlenen hedefin üzerine çıksa bile büyük bir ülke yapmaz. İnsanlığa şekil veren ülke haline gelemeyiz. Sadece Hollanda gibi çok büyük tüccar bir millet oluruz. Ama bizim iddiamız çok büyük. Tarihimizde bunun örnekleri vardır. Bin yıl boyunca Türkler, çevrelerindeki 72 milletle eşit ve özgür iradeyle ortaklıklar oluşturarak, bin yıl içerisinde Selçuklular, Memlükler ve Osmanlılar olmak üzere 3 büyük imparatorluk markası yarattı. O açıdan tarihimizde bu var. 500 yıllık batı medeniyeti baş aşağı inmeye başladı. Büyük bir marka oluşturabilmemizin de böylelikle koşulları oluştu. Bu 100 yıl önce olamazdı. O tarihlere imparatorluk kurulamazdı çünkü dağıldı. Ama şimdi 100 yıllık bir çıkmaz sokaktan sonra talih yüzümüze güldü ve önümüz açılıyor. Bu coğrafyadaki milletlerle birleşip yeniden tarih sahnesine çıkıp 4'üncü büyük markayı insanlığa hediye edeceğiz."
Sancak, 300 yıl önce İslam'ın demokrasiyle bağdaşmadığı paradigmasının yayıldığını, son 10 yılda bunun parçalandığını, Türkiye'nin dünyadaki 1 milyar 700 milyon insanın oluşturduğu İslam ülkelerine örnek oluştuğunu söyledi. Sancak, "Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni'nin soyundan gelen bir liderimiz var. Özgür ve ileri demokrasi inşa etmek adına ciddi bir yol kat ediyoruz. Umut ediyoruz ki 'Açılım süreci' de selametle sonuçlanır. Bunu iktidar ve muhalefetiyle siyasiler geliştirmeli. İslamın kültür-sanatla ve insani özelliklerle ve ahlakla bağdaşamayacağı paradigmasını da 300 yıl önce bize benimsetildi. Bunu da parçalıyoruz. Hizmet hareketinin geliştirdiği muazzam bir kültür ve bilim hareketi var. Bu da bence markalaştı. Daha da gelişip serpilecek. Örnek alınacak İslam ahlakı ve bireyinin nasıl olması gerektiğini gösteren 148 ülkede alperen ve adanmışlar var. Bu mücadeleleri ekonomik sahada da markalaştırmak gerek. Çünkü bu ikisi yetmez" diye konuştu.
GESİAD Onur Ödülleri, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Sanayi Odası Başkanı Mustafa Boydak, Erciyesspor Başkanı Ziya Eren, Şahbaz Panel Radyatör Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Erginler'e, Young Business Ekonomi Ödülleri; Yılın İşadamı Ödülü Avrupa Konutları Artaş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya'ya, Yılın Eğitime Katkı Ödülü AK Parti İl Başkanı Ömer Dengiz'e, Yılın Sanayicisi Femaş Metal Yönetim Kurulu Başkanı Recep Mamur'a, Yılın Markası Kumtel Yönetim Kurulu Üyesi Osman Köseoğlu'na, Yılın İnovasyon Ödülü Güvençelik Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ergüven'e, Yılın Girişimcisi Ödülü Saygın Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Sami Yangın'a, Yılın İhracatçısı Ödülü Dener Makine Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Dener'e, Yılın Yatırımcısı Ödülü Ommer Otel Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Başyazıcıoğlu'na, Yılın İş Kadını ödülü Mimar Mehtap Sevinmez'e, Yılın GESİAD Üyesi Ödülü Silver Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kaskaraman'a verildi. - Kayseri
ALINTI,,,
Yorum
-

İşte petroldeki düşüşün üç ana nedeni
100 doların altına inen petrol fiyatları, Temmuz 2012’den bu yana en düşük düzeyi gördü
Çin’in beklentilerin altında büyümesi etkisini gösterirken, ham ve işlenmiş petrol talebinin dünya piyasalarındaki arza karşılık veremeyeceği beklentisi de fiyatlarda baskı yapıyor. Hürriyet'ten Merve Erdil'in haberine göre, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başekonomisti Fatih Birol, düşüşün kötü bir haber olmadığını vurgularken, “Ekonomilerin toparlanmasına bir nebze yardımcı olacaktır. Özellikle petrol ithal eden ekonomilerde soluklanma imkanı yaratacaktır” diye konuştu.
3 ANA NEDENİ VAR
Brent petrol 100 doların altına inerken, fiyatlardaki gerilemeyle birlikte akaryakıt fiyatlarında da indirim olması bekleniyor. Konuyla ilgili Hürriyet’e değerlendirmede bulunan Fatih Birol, şöyle konuştu: “Son düşüşün üç ana nedeni var: 1) Genelde dünya ekonomisinde toparlanmanın umulandan daha zayıf olması, 2) Kıbrıs gibi önemli zayıf halkaların Avrupa’daki bazı ülkelerin ekonomileri için yarattığı risk faktörü, 3) Dünyada petrol talebinin özellikle gelişmiş ülkelerde çok zayıf kalacağı.”
OTOBANDAKİ ARAÇLAR
Artık petrol fiyatlarının “otomatik pilota bağlanmış gibi” ekonomik gelişmelere paralel seyrettiğini de vurgulayan Birol, şöyle devam etti: “Petrol fiyatlarındaki gelişmeler bir ölçüde Çin gibi, ABD gibi büyük tüketicilerdeki endekslerin açıklanmalarına bağlı. Şu an otobanda üç ayrı hızda giden araba var. Hızlı giden araba: Çin, Hindistan, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde oldukça iyi seyreden bir büyüme var. Orta hızda giden araba ise toparlanma sinyalleri gösteren ABD. Yavaş giden araba ise Avrupa’da büyüme diyebiliriz. En önemli risk Kıbrıs ve benzeri birkaç Avrupa ülkesinde çok ciddi ekonomik çöküş yaşanması, bunun Avrupa’nın ticari katmerlerine sıçrayarak, ekonomi için sorun yaratması.”
ALINTI,,
Yorum
-
Merkez bankaları harekete geçecek
Altındaki düşüş merkez bankalarına gevşek para politikalarını artırmaları için aradıkları nedeni verebilir
Değerli metal altında son günlerde görülen sert düşüş, aktivist merkez bankalara, altının değerini tırmandıran gevşek para politikalarını artırmaları için daha fazla neden verebilir.
Birçok kişinin altının 30 yılın en yüksek seviyelerinden düşüşüne getirdiği yorum, Çin ve ABD'den gelen büyüme rakamlarının hayal kırıklığına uğratmasıyla yıllık büyüme rakamlarının 4. kez korkutması ve yatırımcıların parsal teşviğin enflasyonu sıçratacağı beklentilerinin ortadan kalkması şeklinde öne çıkıyor. Altının düşüşüne ilişkin yapılan diğer yorumlar ise, Güney Kıbrıs'ın altın rezervlerini satacak olmasının diğer merkez bankalarının da aynı yolu izlemelerine neden olacağı endişesiyle altının teknik seviyelere gerilemesine yol açtığı yönünde.
Büyümede rakamlarından gelen cızırtılar ve enflason endişelerinin azalması, Fed Başkanı Ben S. Bernanke ve dünya genelindeki görevdaşlarının, ekonominin bir noktada hız kazanacağı umuduyla teşvik eklemeye devam etmesi gerektiği düşüncesini destekliyor.
Altın piyasasının hiperenflasyon korkularından vazgeçmesiyle merkez bankalarının bu durumu fırsat bilerek, parasal genişlemelere devam edebileceğini belirten Yardeni Research Inc.'in başkanı ve baş yatırım stratejisti Edwrd Yardeni, bankaların emtia fiyatlarındaki zayıflığın büyüme endişelerini yansıttığı argümanını da ortaya atabileceklerini söyledi.
ALINTI,,
Yorum
-
Faiz Başbakan sözü dinledi

Erdoğan, “Bu yüzde 6 faiz fazla” dedi, Merkez Bankası dün faiz indirim kararını açıkladı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2 hafta önce Borsa İstanbul’un açılışındaki konuşmasında, yüzde 6’lık faizi fazla gördüğünü belirterek, “Kısa süre içinde yüzde 6’lık faiz baskısının bu ülkenin tüketicileri üzerinden kaldırmış olmasını temenni ediyorum” yorumunu yapmıştı. Bu sözlerdin ardından hızlı aksiyon alan Merkez Bankası, ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında, faiz indirim kararı aldı. Bugüne kadar faiz indirimlerinde son derece nazlı davranan Merkez, tüm oranlarda 50 baz puan indirime giderek, net bir mesaj verdi. Merkez’in faiz indirim kararının 2012’de düşük gelen büyümeyi de bu yıl için desteklemesi bekleniyor.
Bu ay yüzde 0.25 puan faiz indirmesi beklenen Merkez’in politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 5.50’den yüzde 5’e indirmesi, Başbakan’ın ‘faize sözlü müdahalesi’nin etkili olduğu yorumlarına neden oldu. Para Politikası Kurulu, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı başkanlığında gerçekleşen dünkü toplantısında, gecelik faiz oranlarını da borçlanmada (alt bant) yüzde 4.50’den yüzde 4’e, borç vermede (üst bant) yüzde 7.50’den yüzde 7’ye düşürdü.
Kurul toplantısında ayrıca küresel piyasalardaki son gelişmeler dikkate alınarak finansal istikrarı desteklemek amacıyla, Türk lirası zorunlu karşılıkların döviz cinsinden tesis edilmesine ilişkin rezerv opsiyonu katsayıları (ROK), ilk dilimden sonra gelen dilimlerde “0.2” puan artırıldı. Merkez yaptığı açıklamada, finansal istikrara dair risklerin dengelenmesi amacıyla, mevcut konjonktürde bir yandan faiz oranlarının düşük tutulmasının diğer yandan döviz rezervlerini artırıcı yönde makro ihtiyati tedbirlere devam edilmesinin yerinde olacağını belirtti.
ALINTI,,
Yorum
-
Varlık barışı geri dönüyor

Ana Sayfa»Haberler»Varlık barışı geri dönüyor Önceki Haber Sonraki Haber 0 yorumTweet
inShare
Varlık barışı geri dönüyor 17.04.2013 Hürriyet Gazetesi yazarı Vahap Munyar bugünkü yazısında varlık barışına yer verdi.
İşte Munyar'ın yazısı...
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 4 yıl sonra yeni bir ‘Varlık Barışı’ için Maliye Bakanlığı ile görüştükleri müjdesini vererek, “İlkini çıkardığımızda dünyada kriz vardı. Türkiye bugünkü kadar öne çıkmamıştı. Bu dönemde ‘Varlık Barışı’ daha etkili olabilir” açıklamasını yaptı.
U.S. Chamber of Commerce (Amerikan Ticaret Odası) ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ortaklaşa düzenlediği “Türkiye Yatırım Haftası” için ABD’de bulunan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, New York’taki görüşmeleri değerlendirirken şu saptamayı yaptı:
- Amerikan Ticaret Odası’nın 3 milyon üyesi var. Bunların yüzde 1’inin Türkiye’ye ilgisini çeksek, 30 bin işadamı demek. Bırakın yüzde 1’ini, binde 1’i gelse, 3 bin Amerikalı işadamının ülkemize yönelmesi anlamını taşır.
Amerikalı yatırımcıların eğilimi üzerinde durdu:
- Amerikan Ticaret Odası, Türkiye’ye alım heyetleri getirmeyi planlıyor. Ayrıca Amerikalı yatırımcıların ellinde
3 trilyon dolar var ve bu dönemdeki öncelikleri Amerika dışında yatırım yapmak. Biz bu yatırımlardan pay almak istiyoruz.
Yeri gelmişken, Türk işadamlarının yurtdışındaki yatırımlarına değindi:
- Türk özel sektörünün yurtdışında 2012’de yaptıkları yatırım 4.5 milyar doları buldu. 2012’de bu konuda rekor kırıldı. Biz bir yandan bunun da olmasını istiyoruz ama ülkemize de daha fazla uluslararası yatırım çekmeyi hedefliyoruz.
Türk özel sektörüyle ilgili bir başka önemli rakama dikkat çekti:
- BIS (Bank of International Settlement) verilerine göre Türk özel sektörünün uluslararası kayıtlara geçen yurtdışındaki portföy yatırımları 130 milyar dolar düzeyinde. Yani, Türk özel sektörünün yurtdışında tuttuğu para minimum 130 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.
- Yurtdışında tutulan para daha çok nerede değerlendiriliyor?
- 50 milyar doları aşan bölümü Amerikan Hazine kağıtlarına yatırılmış durumda.
- Bu rakamın içinde, “Bıyıklı yabancı” diye tanımladığımız, yani Türk Hazine kağıtlarına yatırılan para da var mı?
- Bir miktar olabilir. Ancak, ne kadar olduğuna dair elimde veri yok.
- Bu verdiğiniz rakam kayıtlı olanı, yani bildikleriniz. Türklerin kayıtlara geçmeyen yurtdışındaki parası ne kadar?
- O konuda bir tahmin yürütmek istemem.
- Türk vatandaşlarının yurtdışında tuttukları paraları Türkiye’ye getirmeleri için birkaç yıl önce “Varlık Barışı”na başvurmuştunuz.
- Evet, o dönemde bir kaynak girişi olmuştu. Şimdi yine bu konu üzerinde çalışıyoruz.
- Yeni bir Varlık Barışı mı söz konusu olacak?
- Evet. Maliye Bakanlığı ile bu konuyu görüşüyoruz. Yeniden Varlık Barışı benzeri bir uygulamayı düşünebiliriz.
- Neden yeniden “Varlık Barışı”nı düşünmeye başladınız?
- İlkini çıkardığımızda dünyada kriz vardı. Türkiye bugünkü kadar öne çıkmamıştı. Bu dönemde “Varlık Barışı” daha etkili olabilir.
Türkiye’de 10-11 yıldır siyasi ve ekonomik istikrar ortamı var. Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, bu istikrarı imrenerek izliyor.
Hükümet, Türkiye’yi yabancılara “Güvenli liman” olarak gösteriyor. Reyting kuruluşları da adım adım “yatırım yapılabilir ülke” notu veriyor.
Buna rağmen Türk özel sektörü 130 milyar dolarını yurtdışında tutmayı yeğliyor.
Bu rakam, Türk özel sektörünün hâlâ tereddüt yaşadığını göstermiyor mu?
Yeni bir “Varlık Barışı” o tereddütü gidermeye yeter mi?
Nasdaq’ın Borsa İstanbul’a ortak olmasını istiyoruz
BAŞBAKAN Yardımcısı Ali Babacan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile birlikte New York’ta Nasdaq’ın kapanış gongunu çaldıktan sonra kurumun Başkan Yardımcısı Sandy Fruchner’le görüştü:
- Hangi konular üzerinde durdunuz?
- Nasdaq, dünyada teknolojik altyapısı en gelişmiş borsa konumunda. Borsa İstanbul’da Nasdaq’ın teknolojik altyapı birikiminden yararlanmak istiyoruz. Ayrıca stratejik işbirliğine girmeyi de planlıyoruz.
- Stratejik işbirliğinden ne anlamalıyız?
- Nasdaq’ın Borsa İstanbul’dan hisse almasına kadar uzanacak işbirliği olabilir. Gerek New York, gerekse Londra, İstanbul’un bölgede finans merkezi olacağına inanıyor. Onlar İstanbul’u kendilerine rakip görmüyor. Yani, işbirliğine sıcak bakıyorlar.
- Nasdaq’a hangi koşulla Borsa İstanbul hissesi verilebilir?
- Karşılıklı konuşup formülü bulacağız. Belki Borsa İstanbul da Nasdaq’tan hisse alır. Nasdaq ve Borsa İstanbul’un stratejik işbirliği, bölgemizdeki ülkelere dönük ortak adımları atmamızı da kapsayabilir.
Kişi başı 25 bin doları rahat yakalarız
BAŞBAKAN Yardımcısı Ali Babacan’a Türkiye’nin orta gelir tuzağına düşüp düşmeyeceğini sorduk:
- Yargı ve eğitim başta olmak üzere önemli reformları gerçekleştirirsek, orta gelir tuzağına düşmeyiz.
Ardından 2015’e dönük beklentisini aktardı:
- Yaptığımız hesaplamalar 2015’te kişi başı gelirimizin 12 bin 500 doları aşabileceğini gösteriyor. Bu da “zengin ülkeler” ligine yükselmek demek.
2023 hedefini anımsattı:
- Ortalama yüzde 4-5 büyümeyle milli gelirimizin 2 trilyon dolara, kişi başına gelirimizin 25 bin dolara çıkması hiç de zor görünmüyor.
Dolar bazında milli gelirin ulaşacağı düzeyde güçlü Türk Lirası’nın da rol oynayacağını vurguladı:
- Uzun vadede Türk Lirası güçlenecek. Böylece dolar bazında milli gelirimizin yükselmesinde kurun etkisi de görülecek.
Büyüyen, güçlenen ekonominin ülke parasını da güçlendirmesinin normal seyir olduğunu kaydetti:
- Ekonomisi güçlenen Türkiye’nin parası da güçlenecektir.
- Türkiye 2023’te bu verilerle dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girebilir mi?
- Şu anda önümüzde bulunan 5-6 ülkenin performansına bağlı. Hedeflediğimiz tarihte ilk 10 ekonomi arasına girmemiz kolay olmayabilir.
ALINTI,,
Yorum
-
IMF`den Türkiye`ye kötü haber!

Uluslararası Para Fonu(IMF), bugün yayınladığı 2013 yılı bahar dönemi Dünya Ekonomik Görünüm raporuna göre, Türkiye'nin büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 3.4 olarak kaldı. IMF, önümüzdeki yıl için büyüme beklentisini yüzde 4.2'den yüzde 3.7'ye çekti.
IMF bu yıl için TÜFE beklentisini yüzde 6.5'ten yüzde 6.6'ya revize ederken, önümüzdeki yıl için beklentisini yüzde 5.3 olarak açıkladı.
Cari açık/GSYH beklentisini bu yıl için yüzde -7.1'den yüzde -6.8'e revize eden IMF, gelecek yıl beklentisini yüzde -7.3 olarak belirledi.
IMF'nin işsizlik oranı beklentisi bu yıl yüzde 9.9'dan yüzde 9.4'eçekilirken, gelecek yıl için yüzde 9.5 olarak açıklandı.
PİYASALARDAKİ ANLIK DURUM İÇİN TIKLAYIN...
IMF, GELİŞMEKTE OLAN AVRUPA'DA BÜYÜMENİN 2013, 2014'TE TOPARLANMASINI BEKLİYOR
IMF bugün yayınladığı 2013 yılı bahar dönemi Dünya Ekonomik Görünümraporunda, gelişmekte olan Avrupa'da 2012 yılında yaşanan keskin yavaşlamanın ardından, 2013 ve 2014 yıllarında ılımlı toparlanma yaşanmasını beklediğini bildirdi.
Euro Bölgesi borç krizinin younlaşmasının 2012 yılında gelişmekteolan Avrupa üzerinde baskı yarattığını, ihracatın yavaşladığını, güvenin sıkıntı çektiğini ve zor durumdaki batı Avrupa bankalarının gelişmekte olan Avrupa'daki bağlı ortaklıklarına fon akışını azalttıklarını belirten IMF, bu etkilerin Türkiye ve Polonya gibi ülkelerde aşırı ısınan ekonomileri yavaşlatıcı, enflasyonu geriletmeyi amaçlayan politikalarla biraraya geldiğini bildirdi. Bunun sonu olarak gelişmekte olan Avrupa'nın 2011 yılında yüzde 5.2 olan büyüme oranının 2012'de yüzde 1.5'e gerilediğine dikkat çeken IMF, 2013 ve 2014 yıllarında ise toparlanma yaşanmasını bekliyor.
Gelişmekte olan Avrupa'nın 2013 yılında yüzde 2.2 büyüyeceğini tahmin eden IMF, büyümenin 2014 yılında yüzde 2.8'e çıkacağını öngördü. IMF, gelişmekte olan Avrupa için büyüme tahminleriningerçekleşmesine Türk ekonomisinde büyümeni hızlanmasının katkı verceğini öngörürken, Türk ekonomisinin 2013 yılında yüzde 3.4 ve 2014 yılında yüzde 3.7 büyeceği tahmininde bulundu.
Gelişmekte olan Avrupa'nın görünümü için risklerin aşağı yönlü olduğunu belirten IMF, ancak bu risklerin Ekim 2012'de yayınlanın Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'ndan daha az aşağı yönlü olduğunu vurguladı.
IMF, 2013 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'dan Türkiye'de enflasyonun 2013 yılında yüzde 6.6, 2014 yılında yüzde 5.3 olmasını beklediğini belirtti. IMF'in cari işlemler açığı/GSYH için 2013 tahmini yüzde 6.8, 2014 tahmini ise yüzde 7.3 olarak belirtilirken,işsizlik oranının 2013'de yüzde 9.4'e yükselmesi, 2014 yılında yüzde 9.5'e çıkması bekleniyor.
ALINTI,,
Yorum
-
http://forum.keyborsa.com/showthread.php/6115-KEYBORSA-Tahmin-Yarışması/page999(kopyalayıp yapıştırın..:))
<<<===T.C. KEYBORSA tahmin yarışması;pazartesi 09:40 a kadar tahmin yapmayı unutmayın,buyrun:===>>>
Yorum
-
"Amerikan Merkez Bankası FED’in Chicago Başkanı Charles Evans, ABD ekonomisinin bütçe kısıntıları ve sorunlu eyalet mali durumlarına rağmen kesinlikle canlanmakta olduğunu söyledi."
diyorlar kendileri...Konuşmak bir mana ise susmak binbir mana. Herkes konusmasına konuşur lakin sükût yürekli olana.
Yorum







Yorum