Mailimize Takilanlar...
Collapse
X
-
Toryum
KÜRESEL ISINMA BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK SEBEPTEN DOLAYI DÜNYA ENERJİ KAYNAKLARI YOK OLUYOR.ÜLKEMİZ MEVCUT POTANSİYELİ BAKIMINDAN ENERJİ ZENGİNİ!! AMA BUNUN FARKINDA DEĞİL. ÜLKEMİZDE BUNUN FARKINDA OLAN İNSANLAR VARDI.ONLARIN TEK AMACI ÜLKEMİZİN BU ENERJİ ZENGİNLİĞİNİ ORTAYA ÇIKARMAKTI. NE YAZIKKİ ÖMÜRLERİ VEFA ETMEDİ.
Geçen yıl Atlasjet'in Isparta'da düşen uçağı, Türkiye'nin çok az bilinen bir zenginliğini ortaya çıkardı. İnternet okurları, Türkiye için çok önemli olan 'büyük sırrın' görmezden gelinmemesi için bu haberi birbirlerine gönderiyor
Atlasjet'in Isparta'da düşen uçağı, Türkiye'nin çok az bilinmeyen bir zenginliğini ortaya çıkardı. Uçakta bulunan Fizik Profesörü Engin Arık, dünyanın gözünün üzerinde olduğu, Türkiye içinde çok önemli olan 'toryum' projesi üzerinde çalışıyordu. Doğuş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mithat Uysal, çok değerli fizikçilerin cenaze töreninde yaptığı konuşmada komplo imasında bulundu. Uysal, 'Komplo teorilerinde gerçeklik payı var. ASELSAN'da üç mühendis gencin başına gelen olay ve sonucu hepimiz biliyoruz. Onlar Türkiye için çalışan, önemli proje gerçekleştirmek üzere olan mühendislerdi. Kaybettiğimiz 6 bilimi insanı da Türkiye için önemli bir proje için çalışıyorlardı' diye konuştu.
Peki Toryum nedir kaç kişi bilir ki? Ama toryum, geleceğin enerji kaynağı. Nükleer santrallerinin en temiz yakıtı. Çevreye zararı yok. Ülkemiz ise dünyanın toryum zengini... Ama 'servetin üstünde oturuyoruz ama haberimiz yok'. İşte Prof Engin Arık'ın 120 trilyon dolarlık servetimiz hakkında söyledikleri...
Toryum... Tabiattaki 110 kadar elementten biri. Saflaştırıldığında alüminyum, çelik görünümünde olan toryum, geleceğin nükleer santrallerinde yakıt olarak kullanılacak. Konunun bizi ilgilendiren tarafı, araştırmalara göre dünya toryum rezervlerinin yarıdan fazlasının Türkiye'de olması. Türkiye'de Eskişehir, Sivrihisar, Beypazarı ve Kızılcaören'in yanısıra Malatya ve Sivas'ta da toryum izine rastlandı. Anadolu'da toryumun çıktığı yerde ot bitmediği söylenir.
'Servetin üstünde oturuyoruz da haberimiz yok' hesabını yapan kişi, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Engin Arık. Türkiye'nin sayılı toryum uzmanlarından biri olan Prof. Arık, Türkiye'nin sahip olduğu düşünülen toryum rezervinin enerji üretimi açısından, 120 trilyon dolarlık petrole eşdeğer olduğunu söyledi. 120 trilyon dolar, ABD'nin 2001 yılı milli gelirinin 12 katına eşdeğer. Engin Arık, Türkiye için sonsuz bir enerji kaynağı anlamına gelen toryumun, Türkiye'ye bir servet kazandırabileceğine de dikkat çekiyor. Arık, 'Türkiye'nin 2005'e kadar toryumlu nükleer santral araştırması için 40-50 milyon dolara ihtiyacı var' diyor. 2006-2010 yılları arasında deneme reaktörü kurulması için ise 1 milyar dolarlık bir yatırım gerektiğinde ısrarlı. 100 bin kişiye iş imkanı...
TORYUM GERÇEKLERİ
Toryum, Türkiye'deki enerji sorununu tamamen çözecek bir element. Çünkü Türkiye kendine ebediyen yetecek bir toryum rezervine sahip.
* Dünya toryum rezervi toplam bir milyon 780 bin. Bunun 789 bin tonu Türkiye'de. (Bu rezerv; Eti Holding'in Madencilik Dergisi'nde 380 bin ton olarak belirtiliyor. İkinci sıradaki Avusturalya'da 340 bin ton, Hindistan ve ABD'de 300 bin ton, Norveç'te ise 180 bin ton toryum rezervi bulunduğu belirtiliyor.)
* Toryumun, yeni tip enerji üretiminde kullanılması nedeniyle 21. yüzyılın en stratejik elementleri arasında kabul ediliyor.
* Toryumun nükleer santrallarda uranyumun yerini alabileceği bundan yaklaşık 10 yıl önce kanıtlandı.
* Toryumun kesinlikle patlama tehlikesi yok. Yani, Çernobil gibi bir felaketin tekrarlanması olası değil.
* Toryum atıklarını radyoaktif olmayan elementlere dönüştürmek mümkün. Yani doğayla dost bir alternatif enerji kaynağı.
* Dünyada toryumla çalışan bir nükleer santral henüz yok. Sadece bir takım prototipler var. Avrupa'nın, toryumla çalışan ilk prototip nükleer santraliin inşaatı sürüyor.
* Protonun toryum çekirdeğiyle çarpıştırılması sonucu çok büyük enerji ortaya çıkar. Bu ısı enerjisi, elektrik enerjisine çevrilebileceği gibi büyük bir şehrin ısıtılmasında da kullanılabilir.
Yorum
-
01 KASIM 2008 GÜNÜ SABİT TELEFONLARI SUSTURUYORUZ.
BU DEMOKRATİK HAKKIMIZI KULLANARAK BİZİ SOYANLARA EN
AZINDAN BİR GÜN BİLE OLSA DUR DİYORUZ.
BU POSTAYI BÜTÜN TANDIIKLARIMIZA GÖNDERELİM
UNUTMAMAMIZ İÇİN TEKRAR BİLE GÖNDEREBİLİRİZ.
TÜKETİCİ KORUMA DERNEKLERİNİN ÖNCÜLÜĞÜNDE.
1 KASIMDA SABİT TELEFONLARLA GÖRÜŞME YAPMIYORUZ.
BİR GÜNLÜK BU PROTESTO TELEKOMA OLDUKÇA AĞIR BİR
CEZA OLACAK. BU POSTAYI BİR BAŞKA KİŞİYE GÖNDERMENİZ
SADECE 2 DAKİKANIZI ALIR VE BU 2 DAKİKA BİZLERE ÇOK ŞEY
KAZANDIRIR. ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.
SIMDI DIKKATLE OKUYUN!
Bir ev telefonundan 3.90 YTL lik görüşme yapılıyor.
Telefon faturasının TOPLAM tutarı 19.25 YTL, oy oy oy bu ne.
Bu ne biliyor musunuz? Kış uykusuna pardon kış uykusuna
değil koyun uykusuna yatırıldığımızın aslında yattığımızın resmidir.
Sabit ücret: 10,43 Ytl.. bu rakam konuşsanda konuşmasanda
faturana yansıtılıyor...
Kdv matrahı : 14.54 YTL. bu ne anlam taşıyor vallahi billahi
bilmiyorum.
Katma Değer Vergisi : 2.62 YTL üsteki kdv ile alttaki sanki
aynı biri diğerinin kısaltılmış hali. Neden ikisi de kısaltılmış olarak
yazılmamış yada ikisi de uzun hali ile yazılmamış.
Özel iletişim vergisi : 2.18 YTL
Toplam uyuma Parası : 19.25 YTL
Aslında Telekom Panikte. Çünkü vatandaş uyanıyor.
Sabit telefonlar birer birer iptal ediliyor. Bu nedenle
reklâmlara başlamış Telekom. Ama yılda 2 milyar dolar
kar yapıyormuş Telekom.
Şimdi ünlü komedyen standalp uzmanı bu özelliğini
halkı kandırmak için kullanıyor. CEM YILMAZ bu işten
iyi para kazanmışa benziyor.
(YENİ NUMARASI 11811)
Kontrol ettik, 118 den bilinmeyen bir numaranin ögrenilmesi
icin en az 60 saniye gerekiyor. Yani 8 kontor. Baska bir deyisle
eski parayla dörtmilyonücyüzyirmibin (4320000TL) 4,32 YTL
Bir numara ögrenmek için Lübnanli sirkete bu kadar para
ödüyorsunuz. Türk Telekom Soygunu 118 ve 133 e dikkat !
Turkçede buna resmen soygun hatta dolandiricilik denir.
Özel Türk Telekom Servisleri Servis Numarasi ve kontur
fiyatlarini okuyun da milletin nasil gizlice soyuldugunu gorun .
Bu numaralar 110, 112, 121, 122, 123, 124, 126, 154, 155,
156, 158' 'i ararsaniz ücretsiz,
113, 153, 163, 166, 169, 174, 175, 176, 179, 180, 181' 'i
ararsaniz 60 saniyede atacak bir kontur icin icin 72.000TL ..
185, 186, 187, 188, 189, 114, 117, 119, 130, 170, 171, 172,
173, 178, 182, 183, 184' 'u ararsaniz,15 saniye icin 288.000 TL.
Simdi SIKI durun !.. 118' 'i ararsaniz 8 saniyede bir atacak kontur
icin tam 540,000 TL, v! e 133' ' u ararsaniz 3.6 saniyede atacak
bir kontur icin 1.200.000 TL,
Dikkat ederseniz bilinmeyen numaralari aradiginizda
dakikalarca bekletirler. Sürekli olarak banttan ' hatlarimiz dolu
bekleyin' talimati verirler. Buna resmen dolandiricilik denir..
Turkiye''de bilinmeyen numaralari sormanin bu kadar pahali
oldugunu Kim biliyor?
Insanlarin bilgilenmek icin kullandiklari ve dunyanin her
yerinde bedava olan bu kamu yararina hatlarin fahis fiyatlarda
olmasi talimatini kim verdi?.Bu yazidan sonra hala bilinmeyen
numaralari aramak istiyorsaniz cebinize dikkat edin.
Siz hala 'ALO' diyebiliyor musunuz..? EKONOMIST dergisinde
yayinlanan bilgilere göre Ev Telefonlarini Kapatma Zamani geldi.
Türk Telekom'un konusma ücreti/dakika 81.400 TL. oldu.
GSM sirketlerinde bu rakam neredeyse benzer. 99.846 TL. Evden
Cebi ariyorsaniz ödeyeceginiz 407.000 TL . Oysa GSM'den evi
ararsaniz dakikasi 297.521 TL. Yeni patron getirdigi
'Milli Güvenlik riski' yaninda Türk Milletini de 'APTAL' yerine koyuyor anlasilan.
LUTFEN PROTESTO EDIN. BU MESAJI OLABILDIGINCE YAYARAK YENI
FIYAT POLITIKASININ DA BILINMESINI SAGLAYIN...
Yorum
-
Biz sopyulmaya layık milletiz.Ben bu feryadı daha öncede yaptım.Cepten belli paketlerle sabit telden daha ucuza konuşuluyor.Ben 350 dakikasına 50ytl veriyorum mesela.Hemde her yöne.üstünede bedava telefonumu aldım.Telekom çoook pahalı ama kimse anlamıyor.Benim eşim bile anlamadıkatan sonrasimurg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster01 KASIM 2008 GÜNÜ SABİT TELEFONLARI SUSTURUYORUZ.
BU DEMOKRATİK HAKKIMIZI KULLANARAK BİZİ SOYANLARA EN
AZINDAN BİR GÜN BİLE OLSA DUR DİYORUZ.
BU POSTAYI BÜTÜN TANDIIKLARIMIZA GÖNDERELİM
UNUTMAMAMIZ İÇİN TEKRAR BİLE GÖNDEREBİLİRİZ.
TÜKETİCİ KORUMA DERNEKLERİNİN ÖNCÜLÜĞÜNDE.
1 KASIMDA SABİT TELEFONLARLA GÖRÜŞME YAPMIYORUZ.
BİR GÜNLÜK BU PROTESTO TELEKOMA OLDUKÇA AĞIR BİR
CEZA OLACAK. BU POSTAYI BİR BAŞKA KİŞİYE GÖNDERMENİZ
SADECE 2 DAKİKANIZI ALIR VE BU 2 DAKİKA BİZLERE ÇOK ŞEY
KAZANDIRIR. ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.
SIMDI DIKKATLE OKUYUN!
Bir ev telefonundan 3.90 YTL lik görüşme yapılıyor.
Telefon faturasının TOPLAM tutarı 19.25 YTL, oy oy oy bu ne.
Bu ne biliyor musunuz? Kış uykusuna pardon kış uykusuna
değil koyun uykusuna yatırıldığımızın aslında yattığımızın resmidir.
Sabit ücret: 10,43 Ytl.. bu rakam konuşsanda konuşmasanda
faturana yansıtılıyor...
Kdv matrahı : 14.54 YTL. bu ne anlam taşıyor vallahi billahi
bilmiyorum.
Katma Değer Vergisi : 2.62 YTL üsteki kdv ile alttaki sanki
aynı biri diğerinin kısaltılmış hali. Neden ikisi de kısaltılmış olarak
yazılmamış yada ikisi de uzun hali ile yazılmamış.
Özel iletişim vergisi : 2.18 YTL
Toplam uyuma Parası : 19.25 YTL
Aslında Telekom Panikte. Çünkü vatandaş uyanıyor.
Sabit telefonlar birer birer iptal ediliyor. Bu nedenle
reklâmlara başlamış Telekom. Ama yılda 2 milyar dolar
kar yapıyormuş Telekom.
Şimdi ünlü komedyen standalp uzmanı bu özelliğini
halkı kandırmak için kullanıyor. CEM YILMAZ bu işten
iyi para kazanmışa benziyor.
(YENİ NUMARASI 11811)
Kontrol ettik, 118 den bilinmeyen bir numaranin ögrenilmesi
icin en az 60 saniye gerekiyor. Yani 8 kontor. Baska bir deyisle
eski parayla dörtmilyonücyüzyirmibin (4320000TL) 4,32 YTL
Bir numara ögrenmek için Lübnanli sirkete bu kadar para
ödüyorsunuz. Türk Telekom Soygunu 118 ve 133 e dikkat !
Turkçede buna resmen soygun hatta dolandiricilik denir.
Özel Türk Telekom Servisleri Servis Numarasi ve kontur
fiyatlarini okuyun da milletin nasil gizlice soyuldugunu gorun .
Bu numaralar 110, 112, 121, 122, 123, 124, 126, 154, 155,
156, 158' 'i ararsaniz ücretsiz,
113, 153, 163, 166, 169, 174, 175, 176, 179, 180, 181' 'i
ararsaniz 60 saniyede atacak bir kontur icin icin 72.000TL ..
185, 186, 187, 188, 189, 114, 117, 119, 130, 170, 171, 172,
173, 178, 182, 183, 184' 'u ararsaniz,15 saniye icin 288.000 TL.
Simdi SIKI durun !.. 118' 'i ararsaniz 8 saniyede bir atacak kontur
icin tam 540,000 TL, v! e 133' ' u ararsaniz 3.6 saniyede atacak
bir kontur icin 1.200.000 TL,
Dikkat ederseniz bilinmeyen numaralari aradiginizda
dakikalarca bekletirler. Sürekli olarak banttan ' hatlarimiz dolu
bekleyin' talimati verirler. Buna resmen dolandiricilik denir..
Turkiye''de bilinmeyen numaralari sormanin bu kadar pahali
oldugunu Kim biliyor?
Insanlarin bilgilenmek icin kullandiklari ve dunyanin her
yerinde bedava olan bu kamu yararina hatlarin fahis fiyatlarda
olmasi talimatini kim verdi?.Bu yazidan sonra hala bilinmeyen
numaralari aramak istiyorsaniz cebinize dikkat edin.
Siz hala 'ALO' diyebiliyor musunuz..? EKONOMIST dergisinde
yayinlanan bilgilere göre Ev Telefonlarini Kapatma Zamani geldi.
Türk Telekom'un konusma ücreti/dakika 81.400 TL. oldu.
GSM sirketlerinde bu rakam neredeyse benzer. 99.846 TL. Evden
Cebi ariyorsaniz ödeyeceginiz 407.000 TL . Oysa GSM'den evi
ararsaniz dakikasi 297.521 TL. Yeni patron getirdigi
'Milli Güvenlik riski' yaninda Türk Milletini de 'APTAL' yerine koyuyor anlasilan.
LUTFEN PROTESTO EDIN. BU MESAJI OLABILDIGINCE YAYARAK YENI
FIYAT POLITIKASININ DA BILINMESINI SAGLAYIN...
Yorum
-
.. Sabit ucret iadesi gerceklesti
>
> ÇOK ÖNEMLİ!
>
> Web sitesinde ilgili açıklama mevcuttur.
>
> http://www.tukoder.org.tr/index.php?a=73 <http://www.tukoder.org.tr/index.php?a=73>
>
> Telekom (Sabit Ücretlerin İadesi)
>
> EMEKLİ BİR İŞÇİNİN İSTANBUL BEYKOZ'DA AÇTIĞI DAVA TELEKOM'UN ALEYHİNE SONUÇLANDI.
>
> BULUNDUĞUNUZ İLİN TÜKETİCİ KORUMA DERNEĞİNE SON TELEFON FATURANIZLA MÜRACAAT ETMENİZ YETERLİ,
>
> TELEKOMDAN SON 10 YILLIK SABİT ÜCRET TUTARI OLAN '820.00 YTL' SİZE İADEOLACAK, AYRICA BUNDAN SONRA FATURALARINIZA SABİT
>
> ÜCRET YANSIMAYACAK.İŞLEM YAPMAZSANIZ, SABİT ÜCRETİ ÖDEMEYE DEVAM EDECEKSİNİZ.
>
> LÜTFEN BU İLETİYİ TÜM TÜKETİCİLERE YOLLAYIN...
>
>
Yorum
-
GALATASARAY GEYİKLERİ…
Hatıralar sarmış 4-1 yanımı
Ebru
***
4-1 kere maşallah
Eray Köksal
***
Tanınmamak için turuncu giymişler.... ama Fener yine tanıdı
Gamze
***
Gelin kızımıza DEDE'sinden 4'ü 1 yerde..
Erman Çağıl
***
Ayni yer, Ayni takimlar, ayni kasim, ayni senaryo,
Günay Yıldız
***
Kadıköy'de Galatasaray'a su bile yok.
Cemil Uzun
***
galatasaray Fenerbahçenin 4 te 1 i etmez
Hasan Neşeli
***
Aslan'a sormuşlar: Senin rengin neden turuncu?
Cevap vermiş: Aslında kırmızıydı.Kadıköye gelince korkudan rengim uçukladı.
Mert Doğan
***
İstersen donalatalım 4-1 yanı bayraklarla, İstersen çınlatalım 4-1 yanı şarkılarla...
Mete Kahvecioğlu
***
ASLANLAR ORMANA FUTBOLCU KADIKÖYE YAKIŞIR
Mustafa Aktürk
***
Rüya yaz 1905 e yolla Kadıköy'de galibiyet rüyana gelsin
Servet Gülkaya
***
Çıldırttık gönderdik
Fatih Yılmaz
***
"4" büyük yok "1" büyük var..FENERBAHÇE
Erkan Ertan
***
BABA "BANA GENÇLİĞİNDE FENERBAHÇE'Yİ YENDİĞİMİZ GÜNLERİ ANLATSANA"....
Mert Korkmaz
***
GS takvimlerden Kasım ayının çıkartılması talebinde bulunmuş.
Selim Cengiz
***
biraz matematik çalışalım
6 - 0 = 6
4 - 1 = 3
6 + 3 = 9 KASIM
Mehmet Altıparmak
***
Galatasarayı koluma takarım,KADIKÖY'de 4-1 tur atarım, olmadı bi de seneye 5 atarım
Başak Aslan
***
kadıköye giden 4 yoldan 1 i kasıma çıkar
Volkan Aslan
***
Sevgili Selocan, Cimbomlu arkadaslarim 1 kere caldirip kapatti, 4 kere aradim cevap yok, hatlari mi arizali acaba?
Semih Şen
***
444 1 444 ALO KADIKÖY
Sıraç Yeşilta
***
Büyük İskender:Galatasaray Fenerbahçe'yi Kadıköy'de En son ne zaman yendi Polatım?
Polat:Ha-Tır-La-Mı-Yo-Rum.
İlker ÖZBAŞAK
***
Kasım'da fark başkadır...
Uğur ŞEKER
***
Rand Rover ile FENERBAHÇE'nin ortak yanı nedir?
İkiside 4 çeker.
Deniz Tekin
***
Kadıköy merkez şubemizde Yengeç Dansı Kursları verilmektedir.
Kayahan Kaya
***
KADIKOY CIVARINDAN 4 + 1 EV ARANIYORR
Burak Şahin
***
Galatasaraylılar artık İstanbuldan Ankaraya giderken İzmitten geçemezler.Ne de olsa plakası 41
TURGUT ATEŞ CAN
***
Dedemizin yüzünü güldürdünüz ya,Allah da sizi güldürsün!
Yücel Çelikpençe
***
Aslan Terbiyecisi İş Başında 11.Sezon [DVD]
Erdem Yahya Işık
***
Haber saldım 4-1 yana cimbom susuz kalmış
Emre Karabulut
***
Ah be emre AŞIKmısın
Ali Mercan
***
Remember Remember The 9 of November
Doruk Türkmen
Yorum
-
ÇEKİNİZİ ÇEKTİRMEYİN!
ÇEK-Tİ-Rİ-YOR-LAR
7.Nisandan bu yana geçen 7 ay. Maddi manevi kayıplarımın şeceresini tutmaya kâğıt kalem yetmez. Uykusuz geçen geceler, korkudan birinci kattan beşinci kata geçişimizden sonra, son 5 aydır telefondan bile korkar hale gelişim!
7 ay önce hırsızlar çok şeyimi götürdü. Geri gelmeyecekti hiçbiri biliyordum ama hırsızların yakalanmasını çok istedim, Çünkü benden sonra daha sırada yanacak başka insanlar vardı. Nitekim öylede oldu.
Ben bankalara anında “ödememe talimatı” ve polis tutanağını verip mahkemeye başvurdum. Öyleki Asliye Hukuk hâkimimiz “boş olan çekler önemli değil, çeki alan düşünsün” demişti ya kazın ayağı öyle değilmiş.
Hırsızlık olayından sonra çek karnemi aldığım bir bankamdan daha önce aldığım krediler vardı ve ben ödeme zorluğu çekeceğimden, borcumu başka bankaya transfer etmek istedim. Ama Şube Müdürümüzün yakın ilgisi ve yardımları ile vadem oldukça uzatılınca, inanın başım göğe ermişti. Benim arkamda Dağ gibi güçlü bir banka vardı. Zamanla her şey düzelecekti. Umutluydum. Hırsızlıktan bir ay sonra yüklüce kesilmiş çekleri telefonla sormaya başladılar. Israrla arayanlara polis veya jandarmaya gitmeleri için yalvardım hep ama nafile… Korkuyordu herkes. Maalesef vatandaş çeki sorarken Gülgün YALVAÇ’I soruyor, elindeki çek numarasını vererek sormayı düşünemiyordu. Bugünkü elektronik sistemde tüm bankalar “ödemeye men”(çalıntı) kararını görüp bilirken, ne yazık ki 30 çekin 30 uda çok yüklü miktarlarda yurdun dört bir yanına dağıldı.
Ve hemen, hemen her gün çeklerle ilgili telefonlar yüzünden, ben artık telefona bile bakamaz olmuştum. Kimi tehdit ediyor, kimi ağlıyor, kimi inanmıyor, kimi ”yalan söylüyorsun gör bak “deyip telefonu suratıma kapatıyordu. Nasıl benim canım yandıysa, onlarında canı yanmış, yakılmış çek bedeli kadar mal vermişlerdi.İnsanların meteliğe kurşun attığı bu günlerde hırsızlar keyif sürerken, biz 31 kişi yanıyorduk cayır, cayır da söndürenimiz yoktu.?!Yangını söndürmek ne kelime, maalesef bir bankamız yangına körükle gitti ve ateşi daha da körükledi.Yanmıştık ya, bir daha yanıyoruz şimdi.
Çalınıp satılan çeklerin ödeme günü geldiğinde bir bankamız “imzanın sahte olduğunu” belirten bir yazıyla ödeme yapılmadığını yazıp, kaşe vuruyor, vatandaş çekin çalıntı olduğunu anlayınca, benim üstüme gelemiyor,ama mal verdiği insanın peşine düşüyordu ister istemez.
Ama diğer bankamız; hani benim DAĞ gibi arkam olarak gördüğüm bankamsa, çekin arkasına “TCK 711 maddesine istinaden ödeme yapılmamıştır” deyince, vatandaş hem mal verdiği şahsa, hem bana icra davası açıyor ve ummadığım anda kapıma dayanıyordu.
Tabii itiraz ediyordum. Kapıma gelenleri durdurmak için, emanete biraz para yatırıp, çekin geldiği şehirde bir avukat tutup, çeke, imzaya, icraya itiraz edip, suç duyusunda bulunuyor, davalar açıyorduk.
Yani 20 boş çeke karşılık, 20 ayrı yerde açılacak 20x4 dava, Buna zaman mı yeter, buna maddi manevi güç mü yeter, sorarım size? Ve ben bu çek davaları yüzünden, işime bakamaz, normal ödemelerimi bile yapamaz hale geldim. Oysa bu çekler bankalara sorulmak için gidildiğinde: Banka çalıntı çeki görür görmez, polise, savcılığa suç duyurusunda bulunsa, hem hırsıza daha kolay ulaşılacak, hem de hırsızlar tüm çekleri satamayacak, bu kadar çok insan da yanmayacaktı.
Ben denizde bir su damlasıyım hani. Benim gibi binlerce insan, aynı dertten muzdarip? Çeki verirken: kredi verirken, kılı kırk yaran bankalarımız neden çeki verdiği müşterisini ve çeki alan diğer vatandaşları korumaktan kaçınıyor. Biz bankamıza güvenmezsek, bu çark nasıl döner? Bankalar sadece kendi çıkarları için mi varlar? Bankalar kendi haklarını sonuna kadar, en ağır biçimde korurken; peki biz VATANDAŞLARIN HAKKINI kim koruyacak.? Neden bu konuda bir kanun maddesi yok Sayın ADALET BAKANIM? Neden Bankalar bu kadar başıboş Bankalardan sorumlu DEVLET BAKANIM? Bu gidişata dur demeyecek misiniz siz SAYIN BAŞBAKANIM?
Ben ki bu topluma mal olmuş, yıllardır güven veren, güven duyulan basın ve medyada; yaptıklarıyla ön plana çıkmış biriyken, şimdi düştüğüm durumun, çaresizliğimin, tükenişimin hesabını kimden sor ucam? Beni kim savunacak? Beni ve benim durumumda nice insanımızı kim savunacak söyleyin hele? Bizi duyacak, bize çare, bize umut olacak DEVLET BÜYÜKLERİMİZ nerdeler hani?
Ben inançsız biri olsam, intihar etsem, benim aileme kim bakacaktı? Yıllardır insanına kendini adayan, onları aydınlatan ben şimdi kendime mum bile olamıyorum ne yazık.
Aman sevgili kardeşlerim. Sakın ha… Paranızı çalsınlar, kimliğinizi çalsınlar, ama sakın çeklerinizi çektirmeyin. Yoksa ben gibi sizde çe-ker-si-niz! Benden söylemesi… 12.11.2008
Yorum
-
Benim çok söyleceğim şey var ama ne diyeyim memlekette güvenlik mi kaldı, ***ler ortalıkta cirit atıyor. Polis çaresiz, hukuk çaresiz, vatandaş hiçten çaresiz....MAGGGMA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterÇEKİNİZİ ÇEKTİRMEYİN!
ÇEK-Tİ-Rİ-YOR-LAR
7.Nisandan bu yana geçen 7 ay. Maddi manevi kayıplarımın şeceresini tutmaya kâğıt kalem yetmez. Uykusuz geçen geceler, korkudan birinci kattan beşinci kata geçişimizden sonra, son 5 aydır telefondan bile korkar hale gelişim!
7 ay önce hırsızlar çok şeyimi götürdü. Geri gelmeyecekti hiçbiri biliyordum ama hırsızların yakalanmasını çok istedim, Çünkü benden sonra daha sırada yanacak başka insanlar vardı. Nitekim öylede oldu.
Ben bankalara anında “ödememe talimatı” ve polis tutanağını verip mahkemeye başvurdum. Öyleki Asliye Hukuk hâkimimiz “boş olan çekler önemli değil, çeki alan düşünsün” demişti ya kazın ayağı öyle değilmiş.
Hırsızlık olayından sonra çek karnemi aldığım bir bankamdan daha önce aldığım krediler vardı ve ben ödeme zorluğu çekeceğimden, borcumu başka bankaya transfer etmek istedim. Ama Şube Müdürümüzün yakın ilgisi ve yardımları ile vadem oldukça uzatılınca, inanın başım göğe ermişti. Benim arkamda Dağ gibi güçlü bir banka vardı. Zamanla her şey düzelecekti. Umutluydum. Hırsızlıktan bir ay sonra yüklüce kesilmiş çekleri telefonla sormaya başladılar. Israrla arayanlara polis veya jandarmaya gitmeleri için yalvardım hep ama nafile… Korkuyordu herkes. Maalesef vatandaş çeki sorarken Gülgün YALVAÇ’I soruyor, elindeki çek numarasını vererek sormayı düşünemiyordu. Bugünkü elektronik sistemde tüm bankalar “ödemeye men”(çalıntı) kararını görüp bilirken, ne yazık ki 30 çekin 30 uda çok yüklü miktarlarda yurdun dört bir yanına dağıldı.
Ve hemen, hemen her gün çeklerle ilgili telefonlar yüzünden, ben artık telefona bile bakamaz olmuştum. Kimi tehdit ediyor, kimi ağlıyor, kimi inanmıyor, kimi ”yalan söylüyorsun gör bak “deyip telefonu suratıma kapatıyordu. Nasıl benim canım yandıysa, onlarında canı yanmış, yakılmış çek bedeli kadar mal vermişlerdi.İnsanların meteliğe kurşun attığı bu günlerde hırsızlar keyif sürerken, biz 31 kişi yanıyorduk cayır, cayır da söndürenimiz yoktu.?!Yangını söndürmek ne kelime, maalesef bir bankamız yangına körükle gitti ve ateşi daha da körükledi.Yanmıştık ya, bir daha yanıyoruz şimdi.
Çalınıp satılan çeklerin ödeme günü geldiğinde bir bankamız “imzanın sahte olduğunu” belirten bir yazıyla ödeme yapılmadığını yazıp, kaşe vuruyor, vatandaş çekin çalıntı olduğunu anlayınca, benim üstüme gelemiyor,ama mal verdiği insanın peşine düşüyordu ister istemez.
Ama diğer bankamız; hani benim DAĞ gibi arkam olarak gördüğüm bankamsa, çekin arkasına “TCK 711 maddesine istinaden ödeme yapılmamıştır” deyince, vatandaş hem mal verdiği şahsa, hem bana icra davası açıyor ve ummadığım anda kapıma dayanıyordu.
Tabii itiraz ediyordum. Kapıma gelenleri durdurmak için, emanete biraz para yatırıp, çekin geldiği şehirde bir avukat tutup, çeke, imzaya, icraya itiraz edip, suç duyusunda bulunuyor, davalar açıyorduk.
Yani 20 boş çeke karşılık, 20 ayrı yerde açılacak 20x4 dava, Buna zaman mı yeter, buna maddi manevi güç mü yeter, sorarım size? Ve ben bu çek davaları yüzünden, işime bakamaz, normal ödemelerimi bile yapamaz hale geldim. Oysa bu çekler bankalara sorulmak için gidildiğinde: Banka çalıntı çeki görür görmez, polise, savcılığa suç duyurusunda bulunsa, hem hırsıza daha kolay ulaşılacak, hem de hırsızlar tüm çekleri satamayacak, bu kadar çok insan da yanmayacaktı.
Ben denizde bir su damlasıyım hani. Benim gibi binlerce insan, aynı dertten muzdarip? Çeki verirken: kredi verirken, kılı kırk yaran bankalarımız neden çeki verdiği müşterisini ve çeki alan diğer vatandaşları korumaktan kaçınıyor. Biz bankamıza güvenmezsek, bu çark nasıl döner? Bankalar sadece kendi çıkarları için mi varlar? Bankalar kendi haklarını sonuna kadar, en ağır biçimde korurken; peki biz VATANDAŞLARIN HAKKINI kim koruyacak.? Neden bu konuda bir kanun maddesi yok Sayın ADALET BAKANIM? Neden Bankalar bu kadar başıboş Bankalardan sorumlu DEVLET BAKANIM? Bu gidişata dur demeyecek misiniz siz SAYIN BAŞBAKANIM?
Ben ki bu topluma mal olmuş, yıllardır güven veren, güven duyulan basın ve medyada; yaptıklarıyla ön plana çıkmış biriyken, şimdi düştüğüm durumun, çaresizliğimin, tükenişimin hesabını kimden sor ucam? Beni kim savunacak? Beni ve benim durumumda nice insanımızı kim savunacak söyleyin hele? Bizi duyacak, bize çare, bize umut olacak DEVLET BÜYÜKLERİMİZ nerdeler hani?
Ben inançsız biri olsam, intihar etsem, benim aileme kim bakacaktı? Yıllardır insanına kendini adayan, onları aydınlatan ben şimdi kendime mum bile olamıyorum ne yazık.
Aman sevgili kardeşlerim. Sakın ha… Paranızı çalsınlar, kimliğinizi çalsınlar, ama sakın çeklerinizi çektirmeyin. Yoksa ben gibi sizde çe-ker-si-niz! Benden söylemesi… 12.11.2008
Yorum
-
Bravo Baykal, sakın ola yolundan sapma!..
*
Bravo Baykal, sakın sapma yolundan! Türbanlıya, başörtülüye partinin kapısını ardına kadar aç.
Kara çarşaflılara altı oklu rozetler tak.
Arada bir de o sloganı at:
"Çarşaflılar zincirlerini kırıyor!"
Eleştirilere kulak asma!
Etkili olmaya başladın bile.
Etraf inanmaya hazır.
Seçimler yaklaşırken ufak ufak gaz da veriyorlar, "Baykal, Erdoğan'a alternatif olmaya başlıyor" diye...
Bundan iyisi can sağlığı!
Tam senin bildiğin sular.
Ha gayret!
Bizim millet balık hafızalıdır.
Çabuk unutur.
Öyle değil mi?
"Dün dündür, bugün bugündür!"
Her seçim öncesine özgü marifetlerini bugün hatırlayan var mı?
Hatırlatan var mı?
Geçmişe mazi denir bizde...
Rahmetli İsmail Cem'le 'Yeni Sol'a soyunmuştun bir seçim öncesi.
Unuttun.
İngiliz Sosyalistlerine özenmiştin.
İspanyol Sosyalistlerine özenmiştin.
Tony Blair'cilik oynamıştın.
Birlikte Londra'ya gitmiştik.
Sonra Blair'i de unuttun.
Sosyalist lider Gonzales'in İspanya'yı AB'ye götüren demokrasi projesine merak sarmıştın bir zamanlar.
Unuttun.
Bir başka seçim öncesi, "Anadolu solu" diye çıkmıştın meydanlara...
Anımsayan var mı?
Bir başka seçim öncesi, Kürt raporları hazırlatmıştın. Ama sonra Kürt sözcüğünü bile ağzına almadın.
Unuttun.
Kürt sorunu diyemedin.
Unuttun.
2002 genel seçimlerinde en flaş vitrin transferin Kemal Derviş'ti. Bu sayede, partinin oyları baraja yakın yerlerde dolaşırken büyük bir zıplama kaydetmişti.
Ama sonra ne oldu?
Kemal Derviş'i değil de, ulusalcı havalar çalan ve AB'den hiç hazzetmeyen Onur Öymen'i seçimlerden hemen sonra partinin AB temsilcisi yaparak Derviş'i büyük hayal kırıklığına uğrattın, devre dışı bıraktın.
Unutuldu bu da.
AB diye bir heyecanın kalmadı.
Hatırlayan var mı?
Daha dün, "Türbanı başörtüsüne tercih ederim" dediği için Kemal Derviş'in CHP'den ihracının tartışılmasına sessiz kalmıştın.
Daha dün, en katı 'laikçiler'in safında, Şener Eruygur Paşa'ların 'cumhuriyet mitingleri'ndeydin.
Daha dün, Abdullah Gül'ün Çankaya yolunu kesmek isteyen 367 formüllerinin yanındaydın.
Daha dün, Abdullah Gül'ün Çankaya yolunu kesmek isteyen 27 Nisan Muhtırası'na selam duruyordun.
Daha dün, üniversitelerde başörtüsü ve türban yasağını kaldıran, 411 milletvekillik Meclis iradesini iptal ettiren Anayasa Mahkemesi'nin yolunu tutmuştun.
Daha dün, AKP'nin kapatılmasını bekliyor, oyun planlarını buna göre kuruyordun.
Daha dün, belki dünden de yakın, Ergenekon'un avukatlığına soyunmuştun.
Ama bak hepsi unutuluyor.
Önemsenmiyor.
Hepsi dünde kaldı!
Zaten demokrasiydi, sosyal demokrasiydi, hukuk devletiydi, millet iradesiydi, siyasette etikti, ilkeydi, bütün bunlar aydın takıntıları ya da fantezileridir, öyle değil mi?
Oy da getirmez.
Yürü git yoluna!
"Çarşaflılar zincirlerini kırıyor!" diye çık meydanlara.
Bak destek atışları da başladı.
Tam bildiğin sular...
Milletin balık hafızasına güvenenler, sana, -tabii Erdoğan'a alternatif gerekçesiyle- ufak ufak gaz da vermeye başladılar.
Hayrettir ama hâlâ inandırıcı olabiliyorsun.
Sanıyorum, bizim mesleğin duayenlerinden Necati Zincirkıran'dı bana anlatan. Galiba Demirel keyifli bir sohbette, "Kendi yalanına inanmayan siyasetçi olamaz" demiş...
Bilemiyorum.
Ama yine de, "Bravo Baykal! Sayende çarşaflılar zincirlerini kıracak bu ülkede, sakın ola yolundan sapma!" demek geliyor benim içimden de...
Yorum
-
Ustalik Bedeli
Bir fabrikada imalat hattındaki çok önemli olan ana makinalardan biri arızalanınca fabrikadaki tüm üretim de durdu. Mevcut teknisyenler makineyi çalıştırmak için çok uğraştılar, ancak ne yaptılarsa nafile, bir türlü başaramadılar. Sonunda dışarıdan uzman çağırdılar.
Uzman gelip makineyi inceledi. Durumuna baktı. Sonra çantasından bir çekiç çıkardı. Elinde çekiçle makineye yaklaştı. Makinenin belli bir noktasına elindeki çekiçle dikkatlice sert bir vuruş yaptı. Makine hemen çalışmaya başladı ve hiçbir arıza olmamış gibi devam etti. Fabrika tekrar harekete geçti. Uzman fabrikadan ayrıldıktan iki gün sonra faturasını gönderdi:
"Hizmet bedeli karşılığı 1.000 USD (bin dolar)" Fabrika müdürü bu faturaya çok kızdı. Tepesi attı ve bir çekiç darbesi için bin doları çok buldu. Uzmandan ayrıntılı fatura göndermesini istedi. Uzmandan bir gün sonra aşağıdaki ayrıntılı fatura geldi :
Makineye çekiçle vurma bedeli.............. 1 $
Nereye vuracağını bilme bedeli........... 999 $
Toplam....................................... 1.000 $....
Emeğe,bilgi ve tecrübeye Saygı lütfen...
Yorum
-
Lütfen sabırla sonuna kadar okuyun ADALET
Yayın Tarihi 1 Ekim, 2008
Yaşlı kadın yatağından kalktı. Sabah ezanının insan ruhuna huzur veren sesi oda içinde yankılanıyordu. 88 yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle pencereye doğru yöneldi. Pencereyi açması ile birlikte odaya ezan sesi ile birlikte baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doluştu. Penceresinden gözüken Kurtuluş Parkına bakarak yaşlı ciğerlerine sabahın ılık esintisi ile doldurdu. Abdestini aldı, sabah namazını kıldı. Mutfağa yöneldi. Çayla birlikte bir iki lokma bir şeyler atıştırdı. Oturma odasına yöneldi. Eski bir fiskos masasının yanındaki koltuğuna ilişti. Masanın üstü çerçeveler ile doluydu. Bir tanesine uzandı, camının üzerinde titreyen parmaklarını dolaştırdı. Çerçevenin içindeki fotoğrafta İstiklal madalyalı kara yağız bir adamla, makyajsız olmasına rağmen güzelliği göz alan bir kadın birbirlerine bakarak gülümsüyorlardı. Yaşlı kadın 'Günaydın Anne, Günaydın Baba' dedi. Usulca yerine koyduğu çerçeveye bir bakış daha attıktan sonra başka bir çerçeveyi eline aldı. Bu siyah beyaz fotoğrafta da subay üniformalı bir adamla bir gelin yan yana duruyorlardı. Yaşlı kadın çerçeveyi titreyen dudaklarla öptü. 'Günaydın Kocacığım' dedi. Kadın bu çerçeveyi de bıraktıktan sonra üçüncü ve son çerçeveye uzandı. Artık gözlerinden yaş damlıyordu. Fotoğraftaki biri erkek diğeri kız çocuklara bakıp 'Günaydın Evlatlarım' dedi. Tüm çerçevelere kısaca göz atıp 'Sizleri, hepinizi çok özledim' dedi.
Gözlerinde biriken yaşları sildi. Artık ağlamak için bile yaşlı hissediyordu kendini. Ağır ağır doğrulduğu koltuğundan eski telefonuna doğru yöneldi. Ağır ağır numaraları çevirdi. Karşısına çıkan adama 'Bir taksi istiyorum' dedi ve adresi verdi. Kapısını kilitleyip, apartman merdivenlerine yöneldi. Yıllarca çekmediği zorluk kalmamıştı ama şimdi bu merdivenler hayatının en büyük engeli olmuştu. Ağır ve dikkatli bir biçimde iniyordu. Sabırsızlanan taksi şoförünün çaldığı korna sokağı inletiyordu. 'Patlama be adam' dedi. Nihayet taksiye binebildi. 'Teyze hoş geldin' dedi 25-30 yaşlarındaki şoför. 'Nereye gidiyoruz? ' Kadın kısa bir sessizliğin sonunda 'Tüm bir gün beni taşırmışın? ' diye sordu. 'Sana 500 lira veririm.' Adam küçümser bir gülümseme ile, 'Mal sahibi benden her gün 500 lira istiyor teyze' dedi.
Kadın gülümsedi
'O zaman sana 650 lira vereceğim ne dersin? '
'Kurtarmaz ama senin güzel hatırını kırmayayım. İlk önce nereye gideceğiz? '
'Anıtkabir'e'
'Anıtkabir'e mi?
'Evet'
'Tamam teyzeciğim'
'Yaş kaç teyzeciğim? '
'Seksen sekiz'
'Maşallah Allah uzun ömür versin teyzeciğim'
'Allah sağlıklı mutlu ömür versin oğlum'
'Haklısın teyzecim'
Taksi Anıtkabir'in kapısına gelmişti. Şoför 'Teyzeciğim geldik' dedi. Dalgın görünen kadın 'Evladım burada yardımına ihtiyacım var' dedi. 'Benimle gel' Adam şaşırmıştı. 'Tabii teyze' dedi. Kuşkulu gözlerle 'Bizi buraya alırlar mı? ' diye sordu.
O ana kadar dalgın ve yorgun görünen kadın, bir anda irkildi. Gözlerinden ateş fışkırarak 'Ne demek almamak? Sen daha önce hiç gelmedin mi buraya? ' dedi
'Hayır'
'Kaç yıldır Ankara'da yaşıyorsun? '
'Ben Ankaralıyım teyze. Doğma büyüme'
'Ee o zaman'
'Ne bileyim bir kez okulla gelmiştik bayramda. Bayram olmayınca burası kapalı sanıyordum ben'
Kadın sinirli bir şekilde kafa salladı.
Şoför utanmıştı. Mozoleye çıkan mermer merdivenlere kadar konuşmadılar. Merdivenlere geldiklerinde Şoför kuşkulu bir şekilde
'Nasıl çıkacaksın Teyze? ' diye sordu.
'Her ay nasıl çıkıyorsam öyle'
'Her ay geliyormusun? '
'Evet'
Uzun bir uğraşla merdivenleri çıktılar. Mozoleye doğru ağır ağır ilerlediler. İçerisi çok serindi. Şoför büyük bir azimle yürümeye çalışan kadının koluna girmişti. Kadının nefes alışları sıklaşmıştı. Nihayet mozolenin önüne geldiler. Kadın şoförün kolundan ani bir hareketle kurtuldu. Çantasını açtı. Tek bir karanfil çıkardı. Mozoleye doğru ilerledi. Çiçeği mozoleye koydu. Şoför şaşkınlıkla olayı seyrederken kadının ağzından şu sözlerin döküldüğünü fark etti. 'Hayatım boyunca sana verdiğim sözü tutmak için çalıştım' Ağır ağır geriye çekilen kadın ellerini açıp Fatiha okumaya başladı. Şoför kısa bir şaşkınlığın ardından ona katıldı. Kadın bir anlık suskunluktan sonra 'Hadi gidelim' dedi.
Geldiklerinden çok daha ağır bir şekilde arabaya döndüler. Şoför kadının durumundan endişelenmeye başlamıştı. 'Yoruldun mu Teyze' dedi.
Kadın sustu. Bir süre suskunluktan sonra 'Evet hem de çok yoruldum' diye cevapladı.
'Nereye gidiyoruz? '
'Bankaya'
Şoför arabasındaki kadının herhangi biri olmadığını anlamıştı. Bu yaşlı kadının Atatürk'e verdiği söz ne olabilirdi? En sonunda dayanamadı.
'Teyzeciğim bir şey sorabilirmiyim? '
'Sor bakalım evladım'
'Anıtkabir'de Atatürk'e bir söz verdiğinizi söylemiştiniz. O söz nedir? '
'Uzun hikaye evladım'
'Olsun be teyze anlat ne olur'
'Ben lisedeyken bizim okulumuza gelmişti Atatürk. Beni de ona çiçek vermek için seçmişlerdi. Çiçeği verdiğimde bana ismimi sordu. Bende 'Adalet' dedim. Bunun üzerine 'Ne güzel ismin varmış' dedi. 'Okulu bitirince ne olacaksın' dedi bana. Hemşire dedim. Oda 'Güzel meslek ama bence sen Hakim ol ismine çok yakışır' dedi. Ben kadından hakim olmaz ki dedim. Kaşlarını çattı, 'Sen istedikten sonra olur. Senden söz istiyorum hakim olacaksın' dedi.'
'Sen ne dedin peki? '
'Mustafa Kemal emretmiş ne denir? Söz verdim.'
'Peki olabildin mi Adalet Teyze? '
'Evet ben Cumhuriyetin ilk kadın hakimlerindenim.'
'Vay be. Sende ne hikaye varmış Adalet Teyze'
'Herkesin bir hikayesi vardır evladım. Herkesin hikayesi de kendine göre değerlidir. Eğer insanların hikayelerini bilip anlayabilirsen insanlara daha anlayışlı davranabilirsin'
'Haklısın Adalet Teyze. Bu bankamı gelmek istediğin'
'Evet'
'Yardım edeyim mi? Bende geleyim mi? '
'Hayır. Sen burada bekle lütfen.Bu arada adın neydi evladım'
'Osman teyzeciğim'
'Tamam Osman. Beni 45 dakika kadar sonra buradan al olur mu? '
'Tamam teyzeciğim'
Adalet hanım bankadan içeri girdi. Osman öğlen saatinin geldiğini fark edip yemeğe gitti. Yemek boyunca Adalet hanımı düşündü. 'Kim bilir neler yaşamış, neler görmüştür' diye düşündü. Tam vaktinde bankanın önündeydi. Adalet hanım 15 dakikalık gecikme ile geldi.
'Hoş geldin Hakim Teyze'
'Çok uzun zamandır bana Hakim denmemişti.'
'Hoşuna gitmediyse söylemeyeyim? '
'Yok aksine hoşuma gitti. Sağol'
'Nereye gidiyoruz? '
'Seyranbağlarına'
'Tabii'
'Hakim Teyze çok yer gezmişsindir sen'
'Tüm Anadolu'yu karış karış gezdik rahmetli kocamla'
'Ne iş yapardı amca? '
'Subaydı.'
'Ne zaman vefat etti? '
'1952′de'
'Çok olmuş.Gençmiş'
'Kore savaşında şehit oldu.'
'Allah rahmet eylesin Hakim teyze'
' Sağol'
'Seyranbağları'na geldik nereye gideceğiz? '
'Sağa sap. İkinci binanın önünde dur.'
'Tamam.Buyur Hakim Teyze.Geleyim mi ben'
'Yok bekle burada'
Osman beklemeye başladı. Bir ara merak etti. Binanın uzaktan görünen levhasına baktı. 'Seyranbağları Kız Yetiştirme Yurdu' yazısını okudu. Anlam veremedi. 'Bu kadın burada ne yapar ki? ' diye düşündü.
Yarım saat sonra Adalet hanım göründü. Yanında orta yaşlı kibar bir hanım vardı. Adalet hanımı arabaya ağır ağır bindirdi. Kadın 'Adalet Hanım size ne kadar teşekkür etsek azdır. Her zaman yanımızdasınız. Kızlarda sizi çok seviyor. Ne olur arayı çok uzatmayın. Yine gelin' dedi.
Adalet hanım, buğulu gözlerle 'İnşallah. Kızlara selamımı söyleyin. Bende onları çok seviyorum. Onlara iyi bakın' dedi.
Araba hareket etti.
'Nereye Hakim Teyze? '
'Hemen iki sokak öteye'
Osman iki sokak ötede bu sefer başka bir binanın önüne park etti. Bu binada da 'Ankara Seyranbağları Huzurevi' yazıyordu.
'Bekle beni'
'Tabii Hakim Teyze'
Yine 1 saate yakın bir bekleyişin sonunda bu sefer etrafında bir çok yaşlı kadın ve adamla çıkageldi Adalet Hanım. Sarılıp öpüştükten sonra oradan ayrıldılar. Osman dikiz aynasından Adalet Hanım'ın gözlerinden akan yaşları fark etti.
'İyi misin Hakim Teyze'
'İyiyim Osman. Eski dostları görünce insan bir hoş oluyor'
'Nereye gidiyoruz? '
'Cebeci Asri Mezarlığına'
'Tamam'
'Teyze nerelisin sen? '
'Aydın Sökeliyim. Babam orada pamuk ekerdi. Annem ev hanımıydı. Sonra Kurtuluş Savaşı oldu. Babam savaşa gitti. Söke işgal oldu. Biz dağlara kaçtık annemle. Saklandık dağ köylerinde. Savaş bitince Söke'ye döndük. Allah'a Şükür Babam'da sağ salim döndü savaştan.'
'Sonra ne oldu? '
'Liseye Aydın'a gönderdi babam. Orada Atatürk'le karşılaştım. Sözümü tutmak için İstanbul'a gittim. Hukuk fakültesine girdim. Orada rahmetli eşimle karşılaştım. O Harbiye'de okuyordu o zaman. Mezun olunca evlendik..'
'Çocuğunuz var mı? '
'Bir kızım bir oğlum vardı.'
'Neredeler şimdi? '
'Oğlum dışişlerinde çalışıyordu.'
'Ne güzel'
'1978′de Fransa'da Ermeniler öldürdüler.'
'Üzüldüm Hakim Teyze. Başın sağ olsun. O da babası gibi şehit oldu yani'
'Evet. Şehit babanın şehit oğlu. Allah kimseye evlat acısı vermesin.'
'Amin. Ya kızın? '
'O eşi ve çocukları ile İzmit'te yaşıyordu. Öğretmendi. 1999′da depremde hepsi vefat ettiler.'
'Allah rahmet eylesin.Boş boğazlığımla üzdüm seni Hakim Teyze kusura bakma'
'Sanki sormasan aklımdan çıkıyorlar mı evladım.Sen üzülme sağol'
'Geldik Teyze'
'Tamam evladım. Al işte paran artık gidebilirsin.'
'Hakim teyze buradan nasıl döneceksin? Ben seni bekleyeyim eve bırakayım.'
'Yok beni alacaklar buradan'
'Hakim Teyze bu para fazla. Kusura bakma ben sana yalan söyledim. Taksinin sahibi benden 350 lira bekliyor. Affet beni. 350 'yi ona veririm. Gerisi kalsın. Bende para istemem. Bugün senden aldığım hayat dersinin parasal karşılığı yok zaten.'
'Çocukların var mı? '
'İki tane ellerinden öperler.' Taksinin güneşliğinden çocuklarının resimlerini çıkarıp gösterdi.
'Adları nedir? '
'Kemal ve Ayşe'
'Oğlumun adı da Kemaldi.'
Sessizliğin ardından Osman'ın elindeki parayı ittirdi Adalet Hanım..
'Onlara bir şeyler al benim için. Onları okut. Ama yalansız, dolansız, çok çalışarak helal lokma ile büyüt ve okut. Atatürk'ün bana yaptığı gibi içlerindeki gücü fark etmelerini sağla. Bir de vatanını, milletini sevmelerini öğütle onlara.'
Osman Adalet Hanımın ellerine sarılıp öptü. Ona iyi evlatlar yetiştireceğine söz verdi. Adalet hanım mezarlığın kapısından ağır ağır içeri girerken; Osman yaşlı gözlerle onu izliyordu. Hayatının en büyük dersini kendisi küçücük, yüreği yaşadığı acılara rağmen kocaman ve güçlü bu yaşlı kadından almıştı. Osman arabasını mal sahibine götürmeye karar verdi. Bu gün daha fazla çalışamazdı.
Ertesi gün Ankara'da garip bir yağmur yağıyordu. Sanki gök delinmişti. Osman taksiyi mal sahibinden almış, durağa gelmişti. Çay ocağının yanında duran gazeteyi aldı. İlk sayfadaki haberlere göz gezdirdi. Siyaset doluydu gazete. Hiç anlamazdı. Sıkılıp adli olayların yer aldığı üçüncü sayfayı açtı. Taksiciler arkadaşları ile ilgili kötü haberleri genellikle oradan alırlardı. Göz gezdirirken bir haber dikkatini çekti.
'Dün gece geç saatlerde Cebeci Asri mezarlığında bulunan cesedin Cumhuriyet tarihinin ilk Kadın Hakimlerinden Adalet YILMAZ'a ait olduğu belirlendi. Adalet YILMAZ'ın bulunduğu yerdeki mezarların eşine ve oğluna ait olduğu belirlendi. YILMAZ vefat ettiği gün bankadaki tüm parasını çektiği, bu parayı ikiye bölerek Seyran bağları’ndaki bir kız yetiştirme yurdu ile bir huzurevine bağışladığı belirlendi. Polis, Adalet YILMAZ'ın mezarlığa ölmek için gittiğini düşünüyor.'
Osman bir anda sarsıldı. Gözyaşlarına engel olamıyordu. Taksici arkadaşları hiçbir şey anlamadılar. Bir daha da hiç anlatmadı Osman bu yaşadıklarını. Herkesin tek bildiği Osman'ın bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında 'Gökler bile sana ağlıyor' diyerek ağladığı…
NOT: Bu Öykü, Sayın Nuriye ÖZDİNÇER tarafından gönderilmiştir
Yorum
-
Bu Hirsizlara, Mağduriyete Dur Diyecek Yok Mu?
BU HIRSIZLARA, MAĞDURİYETE
DUR DİYECEK YOK MU?
6 Ay öncesine kadar Topluma mal olmuş, güvenilen, güven duyan sosyal bir insandım.6 ay öncesi evimizde spreyle uyutularak soyulduk. O günkü kaybım 38.500 YTL.
Ama bununla bitmedi. O gün kimliklerimle birlikte 2 ayrı bankaya ait boş çek koçanlarımda çalınmıştı. Hemen bankaya ve mahkemeye müracaatımı yaptım. Hâkim “İmzanız yok, kullanan düşünsün “demişti ya azın ayağı öyle değilmiş. Kullanan ve bankalara bir şey olmuyor da, çeki çaldıranla, çek en son elinde kalan ayvayı yiyor açıkçası.
Şuan gördüğüm kadarıyla en tehlikesiz ve en hızlı paraya dönüşen şey hırsızlar için boş çek koçanları. O nedenle iş güç sahibi, çek kullanan ve ticari hayatı lekesiz insanlar takip edilerek, ev veya işyerleri, hatta otoparklarda aracını park edip, çantasını alıp çıkanların, çantaları çalınarak, boş çeklere kavuşan insanlar, çok kısa sürede, bu çekleri büyük miktarlar yazarak kullanıyorlar.
Her ne kadar bankalara talimat verilse de, çeki bankaya soran şahıslar, çek numarasını vermediği için, banka “MÜŞTERİMİZ SAĞLAM” dediği için çekler birkaç sahte ciro yapılıp, yüklüce mal alınarak çeki veriyorlar. Malı satan bankadan “sağlam” sözünü aldığı için, gönlü rahat, ta ki çekin ödenme gününe kadar. Ogün geldiğinde, çoğu bankalar çeki getirene “Bu çek çalıntı” deyip polis veya savcılığa bildirme yerine, çekin arkasına “TCK.nın 711.3 maddesine istinaden ödeme yapılmamıştır” kaşesini vurup vatandaşı yolluyor.
Vatandaş napsın? Mal verdiği şahısları ara ki bulasın. Ne yapacak.? En kolayını yapıp, çek sahibine icra gönderiyor. Çek çalıntı, imza sahte, ama bunu bilmiyor ki. Çünkü “çalıntı” ibaresi yok. Şuan piyasada 711.3 maddesi gerçek imzalı, ödemeye men dilekçesi verilmiş şahısların çeklerine vuruluyor olarak biliniyor. Vatandaş malını verdiği, faturası olduğu için rahat kendince.
İşte böyle olunca çek sahipleri tutuşuyor. Çünkü gelen icrayı durdurmak için emanete para yatırıyor. Ondan sonra gelsin davalar. Çeke itiraz, imzaya, icraya itiraz vs.Ve çekler yurdun dört bir yanına dağıldığı için, her gelen il veya ilçede davalara katılmak veya avukat tutmak zorundasınız.
Örneğin benim 31 sayfalık çeklerim çalındı.31 ayrı yerde 31x4 dava. Buna avukat tutmak için para mı yeter? Zaman mı yeter? Nasıl bir psikolojiniz olur bu durumda? Dayanabilir misiniz?
Zaten bozuk piyasada, işinizle mi uğraşacaksınız, davalar mı?
Şu an ülkemizde korkunç boyutta çek mağduru insanlar var. Çekini çaldıranda, kullananda mağdur ve perişan. Bu yüzden intihar edenlerin sayısı hat safhada. Birçok Banka sorumsuzluk içinde. Hırsızlar cirit atıyor. Çaldıranla kullanan mahkemelerde sürünüyor. Dayanamayan intihar ediyor. Öyle ki elinde 35.000 YTL.lik çekim olduğunu söyleyen bir vatandaş beni ölümle tehdit etti.Adamın canı yanmış.Bulabildiği ulaşabildiği tek insan benim.Beni öldürse ben ölü cem o hapse girecek.Ama suçlu omu sadece.Çeki çalan hırsızlar ve hırsızların ekmeğine yağ süren bankalara ceza nerde?
Bu felaket çığ gibi büyüyor. Mağdurların sayısı da gün güne artıyor. Bu konuya parmak basacak, basın ve medya; bu fitili ateşlemezse, yol gösterici olmazsa, bu insanlara kim rehber, kim ışık, kim yol gösterici olur?
Sesimizi kime ve nasıl duyuracağız medya desteği olmadan. Medya desteği alabilmek için de kendimizi mi yakalım? Ya da birkaç kişiyi mi öldürelim? İntihar mı edelim topluca? Ya da gidip meclis önünde, Çankaya köşkü önünde soyunalım mı?
İnsanca, onurluca biz mağdurlara el uzatacak, bir basın ve medya gurubu yok mu?
İnsanlık, meslek ahlakı bu kadar mı ayaklar altında.
Size sesleniyorum basın mensubu kardeşlerim.
Size sesleniyorum Medya çalışanları?
Siz hala bize karşı kör ve sağır kalmaya devam edecek misiniz yoksa?
HUUUU!!!!
SESİMİZİ DUYAN YOK MU?
Gülgün YALVAÇ
Yorum
-
çok Acil
10 kişiye gönderince dileğiniz olmayacak ama bir hayatı kurtaracaksınız.
İNSANLIK İÇİN ALLAH RIZASI İÇİN BU
MESAJI BILDIKLERINIZE
ULAŞTIRINIZ!
Okan Sönmez, 20 yasinda
lösemi (kan kanseri) hastasi,
Gata Tip Fakültesi'nde
yatiyor,hayatta kalmak
icin hergün en iki
ünite trombosite ihtiyaci var.
Ama kan grubu
B rh (-) (negatif)
oldugu icin ailesi kan (daha dogrusu
trombosit) verecek
donör
bulmakta
zorlaniyor.
Babasi
Hayrettin Sönmez insanlarin
ilgisizliginden yakiniyor. Isyeri olan Istanbul
Büyüksehir Belediyesine yaptigi basvuruya 30 bin çalisan
arasindan sadece 3 kisi cevap vermis.
Oglunu yasatabilmek icin
varini yogunu
ortaya koyuyor. Eger siz
veya bir tanidiginiz B rh (-)
negatif); kana sahipse Lutfen Hayrettin
Sönmez'e ait 0535 744
87 10 numarali telefonu arayin.
Yok ben böyle islerle ilgilenmem
diyorsaniz. En azindan mouseunuzu birkac
kez tiklatarak bu mesaji adres
defterinizdeki kisilere
yollayin.Orada yatan
sizin cocugunuz veya kardesiniz
olabilirdi.
Not: Trombosit kanin pihtilasmasina yol acan bir
maddedir.
Kisi trombosit verdikten 3 gün sonra
yeniden trombosit verebilir.Saglikli bir
insan yilda 24 kez trombosit
verebilir.
Kandaki trombosit ayriştirilmasi işlemi
yaklaşık 50 ile 70 dakika arasinda
sürmektedir. Eğer bunu yapamıyorsanız en
azından mouseunuzu bir kaç kz tıklatarak bu gence yardımcı olabilirsiniz.
Unutmayınız, bu siz, yada kardeşiniz, veya çok'sevdiğiniz birisi de
olabilir..
Yorum
-
Dijital Sistem Riskleri
-Msn Messenger veya Camfrog veya herhangi bir şekilde hiç tanımadığınız birisi ile Cam (kamera) ile yazıştığınız zaman karşı taraf sizin görüntünüzü çeşitli programlar sayesinde kaydedebilir ruhunuz duymaz..
2- Kameranız karşı taraftan sizin ruhunuz duymadan açılabilir....... ve kayıt edilebilir..
Bunları özellikle yazmak istedim internet ile daha yeni haşır neşir olan arkadaşları bilgilendirmek istiyorum..
Devam ediyorum ..... !
* Tanımadığınız hiç kimseyi adres listenize eklemeyiniz ve herhangi bir şekilde size gelen abuk subuk mailleri açmayınız..
* Kesinlikle internet cafe ve bunun gibi bilgisayarların ortak kullanıma açık olan yerlerden iş yeri bile olsa... banka hesaplarınıza ve email adreslerinize hiç bir şekilde girmeyiniz..
* Kendi kullandığınız ve bir şekilde satmaya karar verdiğiniz .... ! cep telefonu ve digital fotoğraf makinelerinizin !!!!!!!!!!!! hafıza kartlarını çıkartınız ve kırarak imha ediniz...
* Siz her ne kadar sildiğinizi zannetseniz de... çekmiş olduğunuz fotolar halaaaaaa orada !
* Bilgisayarınız göçtü.. ve siz kasanızı tamir için; format için.... götürdünüz.... KANKA nız.. bile olsa G Ö T Ü R M E Y İ N İ Z ......
10 lira fazla verip eve getirin yanından çişiniz gelse bile
kesinlikle kalkmayın ... !
* Hard diskinizi değiştireceksiniz yeni hard disk aldınız .. peki eskisi ne olacak eğer bu işi biliyorsanız eski hard diskinizi .. program vs.. leri kurtarmak için kesinlikle hiç bir yere bırakmayın.. F O R M A T attım SİLİNDİ .. diye düşünmeyin.. Herşey geri döner sadece REENKARNASYON hariç
Bir kovaya su doldurun 2-3 gün içinde kalsın ( deniz kenarında olanlar denizede atabilir ) ondan sonra doğruuuu çöpe !
Kırmayın... Kıramazsınız sadece dış metal kısmını kırarsınız ondan bıkıp atarsınız ancak sonrası yukarıda anlattıklarım gibi ....
* Cep telefonlarınızı birisine bağışlar veya satarken içindeki videoları ve fotoları silin.. Gönül rahatlığı ile satın ..
Ammaa onların geri döneceğini bilin..
Mümkünse su kova veya deniz uygulamasını gerçekleştirin..
* Evinizde kullandığınız masaüstü veya laptoplarınız için kesinlikle internetten bulduğunuz bedava ANTİVİRÜS programlarını kullanmayın.. Çünki bu programları üreten şirketlerinde interneti gün be gün takip edip kendilerince önlemler alacağını biliniz..
* Çocuklarınıza hiç bir şekilde WEBCAM almayın !!!! Bunun modernlikle falan alakası yok...
WEBCAM görüntülü şekilde internetten konuşma görevini gerçekleştirir.. hiç bir şekilde derslerle falan alakası yoktur.. ! !
Eğer aldı iseniz günümüzde tüm webcam ler usb girişinden rahatlıkla takılıp çıkartılabilir ebeveyn olarak sizler yanınızda olmayacağınız durumlarda çıkarın ve saklayın..
* İşyerinizde veya evde kullandığınız USB harici bellekleri hiç bir şekilde emaneten arkadaşlarınıza vs.. vermeyin.. Sizin buradan sildiğiniz bilgiler vss... her şekilde geri döner ve iyi veya kötü amaçla aleyhinize kullanılabilir..
****
Herhâlukarda internete girişiniz bittikten sonra aşağıda yazacağım programları kullanarak Cache 'inizi temizlemenizi tavsiye ederim.....
alıntıdır .
Selam ve Sevgiler...
Yorum
Yorum