Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
halk bankası mail karot hocam gitmedi yatırımcı ilşkilerine gönderdim fait oradada mahkemelik bu işi mahkeme çözecek gibi bir de ilginçtir utanmadan ayrılma hakkı için görüşmeler devam ediyor diye yazmış kimle görüşüyor acaba...
halk bankası mail karot hocam gitmedi yatırımcı ilşkilerine gönderdim fait oradada mahkemelik bu işi mahkeme çözecek gibi bir de ilginçtir utanmadan ayrılma hakkı için görüşmeler devam ediyor diye yazmış kimle görüşüyor acaba...
belki görüştükleri vardır...))
kırmızı hat kullananlar var,unuttun mu dost...))
AV OL,AVCI OL:AMA AVCIYA YARDIM EDEN KÖPEK OLMA...!!!
GERÇEKCİ OL,OLANAKSIZI İSTE...!!! CHE
Halka açık bir şirket olan SÖRPAŞ ile ilgili şikayetlerin SPK tarafından örtbas edildiği yolundaki iddialarını gündeme getirmem üzerine kurumda dikkat çeken isim SPK Hukuk İşleri Daire Başkanı Barış Akgül olmuştu. Barış Akgül, avukatlık stajı ve Daire Başkanı olarak atanması için gerekli 10 yıllık hizmeti olmamasına rağmen Başkan Turan Erol tarafından daire başkanlığına getirilmişti. Halka açık şirket ile ilgili iddialar gündeme geldiğinde, araştırılması gereken hususlarda SPK Hukuk İşleri Daire Başkanı Barış Akgül tarafından korunma sağlandığı iddia edilmişti. Bunun sebebi olarak da Barış Akgül'ün babası Ankara Barosuna bağlı Avukat Ahmet Akgün'ün şirketin Yönetim Kurulu Başkanı'nın hem yakın arkadaşı, hem de avukatı olması ileri sürülüyordu. Ben bunu Barış Akgül'e telefonda sormuş, Akgül, babasının ilgili şirket yönetim kurulu başkanının ne yakın arkadaşı ne de avukatı olduğunu, kendisine iftira atıldığını söylemiş, ben de söylediklerini köşeme taşımıştım. Ertesi gün bana Barış Akgül'ün babası Av. Ahmet Akgün'ün ilgili kişinin avukatı olduğu ve davalarına girdiği yönünde bir belge ulaştı. Ayrıca adı geçen şirketin Yönetim Kurulu Başkanı da Akgül'ün babasının hem avukatı, hem de yakın arkadaşı olduğunu bizzat bana doğruladı. Bunu yazınca Barış Akgül, babam SPK işlerinde avukatı değil dedi. Yani daha önce inkar ettiği durumu bu kez kabul etmek zorunda kaldı. Bana ulaşan bilgilere göre, Barış Akgül'ün babası Av. Ahmet Akgül'ün SPK ile ilişkisi bununla sınırlı değil. Barış Akgül'ün babası Av. Ahmet Akgül, aynı zamanda SPK Başkanı Turan Erol ve eşinin de avukatı oluvermiş. Akgül, Başkan Erol veya yakınlarının davalarına bazen ismen ve direkt, bazen de yakın meslektaşlarını sokarak işini hallediyor. Hatta SPK Başkanı Turan Erol'un eşinin memuriyetten men edilmesi olayında avukatlığını Barış Akgül'ün babası Av. Ahmet Akgül'ün üstlendiği iddia ediliyor. Bunun belgesi de yolda. SPK ile Barış ve Ahmet Akgün ilişkisi bu boyutta olunca, ister istemez SPK'da işi olan Turan Erol'un kankileri Akgün'lerin yolunu tutuyor ve işleri de halloluyor. Diyelim ki bir şirket SPK tarafından incelemeye alındı. Uzmanlar inceleme sonunda olumsuz rapor hazırladı. Turan Erol ise olumlu bitmesini istiyor. Uzmanların olumsuz raporunu incelenmesi için Barış Akgül'e havale ediyor. Barış Akgül'ün başında olduğu Hukuk İşleri Dairesi de uzman görüşünün aksine rapor veriyor ve SPK Başkanı Turan Erol rahatlayarak o işi kapatıyor. Oh ne güzel iş. Barış Akgül bu ara Turan Erol adına başka bir görev üstlenmiş. Mart'ta görev süresi dolacak Erol'un yeniden atanmasını sağlamak için muhtemel rakipleri olan kurul üyelerinden bazıları ile ilgili bilgi toplamak ve gerektiğinde sızdırma iddiası var. Bunlar doğru mu değil mi zaman gösterecek. ***** SPK yine başsız SPK Başkanı Turan Erol'un, yönetmeliğin emredici maddelerine göre hasta veya yurt dışında iken makamına vekalet etmek üzere II. Başkan seçmesi gerekiyor. Ancak bu hususu kurul gündemine götürmüyor. Kendisine o kadar güvenmiyor ki II. Başkan seçimini sürekli bir başka bahara bırakıyor. Geçenlerde 5 günlüğüne Paris'e gitti. Yasal vekili olmadığı için SPK başkansız kaldı. Başkan Erol dün, bu kez de Hollanda'ya gitti. Yine gelinceye kadar SPK başkansız kalacak. Turan Erol, kendisine Başbakanlık'tan gelen İMKB ile ilgili bir onayı da yaklaşık 1 yıl boyunca işleme koymamıştı. Yani Başbakan'ın imzasını dikkate almıyor. Başkan Erol bu cesareti kimden alıyor? Bu yetkiyi kendisinde nasıl buluyor anlamak mümkün değil. Kanunun emredici hükmüne rağmen seçildiği günden bugüne kadar II. Başkan seçmiyor. Kimse de bunun hesabını sormuyor. Ancak merak etmesin, günün birinde öyle bir hesap sorulacak ki dudakları uçuklayacak. Belki de dili çözülür. Prof. Aydın Ayaydın/Vatan Gazetesi
Halka açık bir şirket olan SÖRPAŞ ile ilgili şikayetlerin SPK tarafından örtbas edildiği yolundaki iddialarını gündeme getirmem üzerine kurumda dikkat çeken isim SPK Hukuk İşleri Daire Başkanı Barış Akgül olmuştu. Barış Akgül, avukatlık stajı ve Daire Başkanı olarak atanması için gerekli 10 yıllık hizmeti olmamasına rağmen Başkan Turan Erol tarafından daire başkanlığına getirilmişti. Halka açık şirket ile ilgili iddialar gündeme geldiğinde, araştırılması gereken hususlarda SPK Hukuk İşleri Daire Başkanı Barış Akgül tarafından korunma sağlandığı iddia edilmişti. Bunun sebebi olarak da Barış Akgül'ün babası Ankara Barosuna bağlı Avukat Ahmet Akgün'ün şirketin Yönetim Kurulu Başkanı'nın hem yakın arkadaşı, hem de avukatı olması ileri sürülüyordu. Ben bunu Barış Akgül'e telefonda sormuş, Akgül, babasının ilgili şirket yönetim kurulu başkanının ne yakın arkadaşı ne de avukatı olduğunu, kendisine iftira atıldığını söylemiş, ben de söylediklerini köşeme taşımıştım. Ertesi gün bana Barış Akgül'ün babası Av. Ahmet Akgün'ün ilgili kişinin avukatı olduğu ve davalarına girdiği yönünde bir belge ulaştı. Ayrıca adı geçen şirketin Yönetim Kurulu Başkanı da Akgül'ün babasının hem avukatı, hem de yakın arkadaşı olduğunu bizzat bana doğruladı. Bunu yazınca Barış Akgül, babam SPK işlerinde avukatı değil dedi. Yani daha önce inkar ettiği durumu bu kez kabul etmek zorunda kaldı. Bana ulaşan bilgilere göre, Barış Akgül'ün babası Av. Ahmet Akgül'ün SPK ile ilişkisi bununla sınırlı değil. Barış Akgül'ün babası Av. Ahmet Akgül, aynı zamanda SPK Başkanı Turan Erol ve eşinin de avukatı oluvermiş. Akgül, Başkan Erol veya yakınlarının davalarına bazen ismen ve direkt, bazen de yakın meslektaşlarını sokarak işini hallediyor. Hatta SPK Başkanı Turan Erol'un eşinin memuriyetten men edilmesi olayında avukatlığını Barış Akgül'ün babası Av. Ahmet Akgül'ün üstlendiği iddia ediliyor. Bunun belgesi de yolda. SPK ile Barış ve Ahmet Akgün ilişkisi bu boyutta olunca, ister istemez SPK'da işi olan Turan Erol'un kankileri Akgün'lerin yolunu tutuyor ve işleri de halloluyor. Diyelim ki bir şirket SPK tarafından incelemeye alındı. Uzmanlar inceleme sonunda olumsuz rapor hazırladı. Turan Erol ise olumlu bitmesini istiyor. Uzmanların olumsuz raporunu incelenmesi için Barış Akgül'e havale ediyor. Barış Akgül'ün başında olduğu Hukuk İşleri Dairesi de uzman görüşünün aksine rapor veriyor ve SPK Başkanı Turan Erol rahatlayarak o işi kapatıyor. Oh ne güzel iş. Barış Akgül bu ara Turan Erol adına başka bir görev üstlenmiş. Mart'ta görev süresi dolacak Erol'un yeniden atanmasını sağlamak için muhtemel rakipleri olan kurul üyelerinden bazıları ile ilgili bilgi toplamak ve gerektiğinde sızdırma iddiası var. Bunlar doğru mu değil mi zaman gösterecek. ***** SPK yine başsız SPK Başkanı Turan Erol'un, yönetmeliğin emredici maddelerine göre hasta veya yurt dışında iken makamına vekalet etmek üzere II. Başkan seçmesi gerekiyor. Ancak bu hususu kurul gündemine götürmüyor. Kendisine o kadar güvenmiyor ki II. Başkan seçimini sürekli bir başka bahara bırakıyor. Geçenlerde 5 günlüğüne Paris'e gitti. Yasal vekili olmadığı için SPK başkansız kaldı. Başkan Erol dün, bu kez de Hollanda'ya gitti. Yine gelinceye kadar SPK başkansız kalacak. Turan Erol, kendisine Başbakanlık'tan gelen İMKB ile ilgili bir onayı da yaklaşık 1 yıl boyunca işleme koymamıştı. Yani Başbakan'ın imzasını dikkate almıyor. Başkan Erol bu cesareti kimden alıyor? Bu yetkiyi kendisinde nasıl buluyor anlamak mümkün değil. Kanunun emredici hükmüne rağmen seçildiği günden bugüne kadar II. Başkan seçmiyor. Kimse de bunun hesabını sormuyor. Ancak merak etmesin, günün birinde öyle bir hesap sorulacak ki dudakları uçuklayacak. Belki de dili çözülür. Prof. Aydın Ayaydın/Vatan Gazetesi
Günaydın...))
sevgili dost,bu yazı hangi tarihe ait ve bu barış akgül hala görevde mi...?
AV OL,AVCI OL:AMA AVCIYA YARDIM EDEN KÖPEK OLMA...!!!
GERÇEKCİ OL,OLANAKSIZI İSTE...!!! CHE
Söğüt'te faaliyet gösteren ve Bilecik Valiliği'nin de ortakları arasında bulunduğu SÖRMAŞ'la ilgili iddialar ulusal basının gündemine geldi. Vatan Gazetesi yazarı Aydın Ayaydın, 2 gün üst üste SÖRMAŞ'ı ele olarak ilginç iddialarda bulundu. İşte Ayaydın'ın köşe yazıları:
Halka açık SÖRMAŞ iddialarına SPK kayıtsız mı kalıyor?
Söğüt’te kurulu 4 bin 700 ortaklı halka açık bir şirket olan SÖRMAŞ AŞ'de yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığına dair uzun zamandan beri bilgi ve belge akıyor. Son olarak SÖRMAŞ AŞ'nin Genel Müdürü olmuş Selim Yeşiltaş'tan bu iddiaları teyit eden 4 sayfalık bir yazı aldım. Genel Müdür Yeşiltaş'ın iddialarının göbeğinde SÖRMAŞ AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Karabuda var. Yeşiltaş'a göre Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı usulsüzlükler yaparak halka açık şirketi ve iştiraklerini zarara sokuyor, kendisine menfaatler sağlıyor. Yeşiltaş, “Mart 2006'da bu durumu SPK'ya 09423 numara ile bildirmeme rağmen SPK hiçbir işlem yapmadığı gibi bana cevap da vermedi” diyor.
Gerek SÖRMAŞ'ın eski Genel Müdürü Selim Yeşiltaş ve gerekse diğer bilgi verenlerin iddialarına göre SÖRMAŞ ve iştiraklerinde şu usulsüzlükler yapılarak küçük ortaklar mağdur ediliyor.
Firma mali tabloları gerçeği yansıtmıyor.
Firmadan usulsüz ve sahte faturalarla Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Karabuda ailesine ve yönetimindeki şirketlere kaynak aktarılıyor. SÖRMAŞ'ın mali denetimini yapan mali müşavir ile anlaşılmış ve sahte belgeler işleme sokuluyor.
SÖRMAŞ'ın 2005 zararını kapatıp kâğıt üzerinde kâra geçirmek ve daha az vergi vermek için
300 bin YTL'lik sahte fatura kullanılmış. SÖRMAŞ'a fatura kesen SÖRPA ne gibi bir hizmet vermiştir?
Yolsuzlukların büyük bir kısmı hammade uygulamalarından kaynaklanıyor.
Dahilde işleme rejimi (DİR) kapsamındaki işlemlerin kapatması fiktiftir.
SÖRMAŞ iştiraki olan Sörmer mermer fabrikasını Orhan Karabuda'nın büyük ortağı olduğu KSM Mermer LTD. şirketine kiralamak suretiyle SÖRMAŞ'ın ortaklarından menfaatler sağlanıyor.
SÖRHAZ AŞ üzerinden iş makineleri ve kamyon satın alınarak Karabuda'nın KSM firmasına örtülü kaynak aktarılıyor.
Benzin ve mazot Karabuda'nın anlaştığı firmalardan komisyonlar karşılığında alınıyor. SÖRHAZ AŞ'nin şantiyesi Şile'de, benzin ve mazot faturaları Söğüt'ten nasıl alınıyor. SÖRNAK, SÖRTRANS üzerinden akaryakıt alımı yapıp, komisyonunu aldıktan sonra SÖRMAŞ'a SÖRNAK-SÖRTRANS üzerinden akaryakıt faturası kesiyor.
Orhan karabuda, dolaylı olarak (paravan isimler üzerinden) aldığı hisselerle halka açık bir şirket olan SÖRMAŞ'a yüzde 10 ortaklığını ana sözleşmeye aykırı biçimde yüzde 25'e kadar çıkarmıştır.
Halka açık bir şirket ile ilgili iddialardan bazılarını aktardım. İddialar doğru ise durum çok vahim. Peki ortakların hakkını yasal olarak kim koruyacak. Elbette SPK.
Peki SPK, şirketin bizzat Genel Müdürü'nün şikâyeti üzerine ne yapmış? Şu ana kadar hiçbir şey. Çünkü SPK Başkanı Turan Erol'un daha önemli işleri var. Mesela makam odasının tuvalet taşını nasıl alaturkaya çevirecek, onunla meşgul. İddialara göre, SPK'nın olayı örtbas etmesinin altında yatan neden, SPK Hukuk İşleri Daire Başkanı Barış Akgül'e bağlanıyor. İddialara göre Barış Akgül'ün babası eski Bilecik Hâkimi Ahmet Akgül, şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Karabuda'nın yakın arkadaşı, hatta avukatı. Barış Akgül de bu nedenle SPK'daki işleri askıya alıyor.
Akgül ile ilgili ithamlar çok ağır. Doğru mu değil mi, teyit etme ihtiyacını duydum. Barış Akgül'ü telefonla aradım ve sordum. Barış Akgül, “Benimle ilgili iddiaların tümü iftira. Babamın Bilecik'te hâkimlik yaptığı doğru. Ancak Karabuda'nın dostu ve avukatı olduğu kesinlikle yalan. Babam üzerinden beni karalamaya çalışıyorlar” dedi. Barış Akgül, kendisi ile ilgili geçen hafta yazdığım yazıdaki “sahte belge” iddiasına da kesinlikle böyle bir belge yok, isterseniz Başbakanlık Teftiş Kurulu'na sorun dedi. Bunu da okurlarımla paylaşıyorum.
SÖRMAŞ çok ortaklı bir şirket. Yönetimi hakkında çok önemli iddialar var. Bunlar doğru mu değil mi bilemem. Ancak SPK'nın bu işle mutlaka ilgilenmesi lazım. Başkan Turan Erol özel işlerini biraz ihmal etsin ve asli görevi gereği, ortakların hakkını arasın.
SÖRPAŞ konusunda SPK'dan çıt yok
Söğüt'te kurulu çok ortaklı halka açık SÖRPAŞ ile ilgili inanılmaz iddiaları dün köşeme taşımıştım. Bu iddialar bir başka ülkede olsa bırakınız SPK Başkanı'nı, bağlı olduğu Bakan bile bir gün o koltukta oturamazdı. Ama bizde kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Yazım üzerine SPK Başkanı Turan Erol'dan çıt çıkmamasına rağmen telefonlarım ve faksım hiç durmadı. Elektronik posta adresime ise mail yağmaya başladı. SÖRMAŞ'ın durumdan şikayetçi olan ne kadar çok ortağı varmış! Varını yoğunu satıp kuruluş aşamasında SÖRMAŞ AŞ'den hisse alanların nasıl çile çektiklerini dinleyince içim burkuldu. Asli görevi onların hakkını aramak olanlardansa ses seda yoktu.
SÖRMAŞ AŞ ile ilgili iddiaların büyük bölümü belgeli. Belgeleri okuyup da SPK nasıl harekete geçmiyor demekten kendimi alamıyorum. Öte yandan haksız kazanç ve vergi kaçakçılığı iddiası da var. Maliye bu işe ne der, merak ediyorum.
Beni telefonla arayan kişilerden biri, SÖRMAŞ AŞ'nin ortaklarından Çetin Soysal olduğunu söylüyor. Başlıyor şirketin nasıl yağmalandığını ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Karabuda'nın usulsüzlüklerini belgeleyen iddialarını anlatmaya. Belgeleri fakslıyor. İddialara bakıyorum, hem SPK hem de Maliye'nin acilen inceleme yapması gerektiğini görüyorum. SPK'nın kapısını aşındıra aşındıra yorulmuşlar. Fakat kapının kendilerine kapalı olduğunu söylüyor. İnanmak istemiyorum. Özerk bir kurum, asli görevi olan bir konuda neden harekete geçmiyor? SPK Başkanı Turan Erol'un bu konuda mutlaka açıklama yapması; o da yetmez, harekete geçmesi gerekir.
Dünkü yazımdaki iddialardan biri SPK'nın, SPK Hukuk İşleri Daire Başkanı Barış Akgül'ün babası Ahmet Akgül'ün SÖRMAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Karabuda'nın avukatı ve yakın arkadaşı olduğu için harekete geçmediği yönündeydi. Kendisini arayıp sorduğumda Akgül bu iddiayı kesin bir dil ile yalanlamıştı. Ancak dün bana okurlarımdan Barış Akgül'ün babası Ahmet Akgül'ün, Orhan Karabuda'nın avukatı olduğuna dair noter tasdikli genel vekâletname ile Orhan Karabuda'nın sanık olarak yargılandığı Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi 2007/611 No'lu dosya ve Söğüt 'teki bir başka mahkemede duruşmalara vekil sıfatıyla katıldığını gösteren belge fakslandı. Barış Akgül'e bunu da sorunca, bu kez “Babam SPK'daki davada yok. Diğer davaları bilemem” cevabını aldım. Kimseyi peşinen suçlamak istemiyorum. Ahmet Akgül Ankara Barosu'na bağlı avukat. İstediği davayı alır, kimsenin bir şey demesi mümkün değil. Ancak oğlu SPK'da Hukuk İşleri Daire Başkanı olup, iddialar karşısında SPK kılını kıpırdatmıyor olunca, ister istemez kafalar karışıyor. Takdiri okurlarıma bırakıyorum. Bildiğim tek şey SPK Başkanı Turan Erol'un bu işin üstüne gitmediği.
***
Bakan sahil yolunda Vahap Munyar'ı sollayınca
Pazartesi akşamı sahil yolunun içinden çıkılmaz trafiğine takılan Hürriyet Gazetesi Ekonomi Müdürü Vahap Munyar, davetli olduğu bir toplantıya katılmak için epeyce mücadele etti. Bir ara polis eskortu ile kendisini sollayan bir bakan otosu dikkatini çekti. Bakan otosunun kırmızı plakasında 012 yazılıydı. Munyar 012 plakalı otomobilin hangi bakana ait olduğunu merak etti. Aklından bakanların plaka numaralarını geçirmekteyken bakan arabasını takip eden 06 TIM... N0'lu siyah Mercedes'i gördü ve 0012 N0'lu makam aracının hangi bakana ait olduğunu anladı.
Trafikte sıkışan Munyar hemen cep telefonuyla 06 TIM... plakalı makam aracının patronu TİM Başkanı Oğuz Satıcı'nın numarasını çevirip nerede olduğunu sordu; Satıcı, Bakan Tüzmen ile birlikte olduğunu söyledi. Bu kez Satıcı Munyar'a neredesin diye sordu. Munyar, “sizin solladığınız ve kenara attığınız minik Siesta'dayım” diye cevap verince, Satıcı, “hadi sen de gel Bakan Bey'in otosuna” dedi. Vahap Munyar buna karşılık “Çok teşekkür ederim, ben arabamdan memnunum. Ben de yanınıza gelirsem, korkarım sacayağının eksik kalan ayağı olurum. Onun için gelmeyeyim, ancak konvoyunuzu takip ederek sayenizde toplantıma yetişirim” dedi ve yoluna devam etti.
Yorum