BaBo ve guzu....

Collapse
This topic is closed.
X
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • rikardonun_oglu
    Yeni üye
    • 23 Eylül 2011
    • 14

    #2611
    böyle yönetim olursa...böyle kacar insanlar...

    hisse.netten bi farkınız yok keyborsa...

    Yorum

    • manif
      Matematikçi
      • 16 Ağustos 2011
      • 752

      #2612
      rikardonun_oglu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
      böyle yönetim olursa...böyle kacar insanlar...

      hisse.netten bi farkınız yok keyborsa...
      kimsenin kaçtığı göçtüğü yok, babo sağlık sorunları nedeniyle ara vereceğini yazmıştı.
      kuzunun yazabilmesi için babo tarafından proveke edilmesi gerekiyor. bilgi sahibi olmadan fikir üretmişsin.
      grafik çizme--değer verme--yerine koyma--yok etme

      Yorum

      • labtek
        Tecrübeli
        • 11 Ekim 2009
        • 505

        #2613
        Babo bir seyler yazmani bekliyoruz. Acini da neseni de paylasmaya variz.
        Insana dürüstlük öğretmeyen hiçbir inanç ve felsefeye saygı duymuyorum...

        "Kutsal kitaplarda çokça adı geçen "şeytan" gerçek dünyada size ahlâk dersi veren bir yobazdan başka bir şey değildir..."

        NIETZSCHE

        Yorum

        • simurg
          Administrator
          • 10 Mart 2007
          • 9248

          #2614
          rikardonun_oglu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          böyle yönetim olursa...böyle kacar insanlar...

          hisse.netten bi farkınız yok keyborsa...
          Farkları anlamak , kıyaslama yapmak ve bir konu hakkında yargı bildirmek için iyi bir gözlem, bilgi ,tecrübe ve hatırı sayılır bir zeka gerekir. Üyelik geçmişiniz , toplam yazdığınız mesaj ve fırsat kollayıp çamur atma girişiminiz ortada.Edebiyle forumdan istifade eden herkese kapımız açıktır, o yüzden şansınızı fazla zorlamayın.İyi akşamlar...
          Not: (Üyelik tarihiniz 23-09-2011, toplam mesaj 14)
          https://twitter.com/keyborsa_simurg

          Yorum

          • drtrade
            Yeni üye
            • 18 Ağustos 2011
            • 14

            #2615
            samanyolunda babo abimizin mekanı tanıtıyorlar ayna da

            Yorum

            • TUNABEN10
              Katılımcı
              • 22 Ağustos 2011
              • 238

              #2616
              Müjdemi isterim, ilk benden duydunuz. Sene sonuna kalmadan AB’nin çok borçlu ülkeler (PIIGS) ve bankacılık krizi sona erecek. Bayan Merkel Dexia’nın “çatlamasından” sonra ikna oldu, ya tüm Euro-üyeleri ile birlikte, eğer olmazsa tek başına AB ve Euro’yu kurtaracak. Eğer yanılıyorsam da, önce AB, sonra küresel finans sistemi Okyanus’un derin sularına gömülecek.

              Önce şunu söyleyeyim. Avrupa Merkez Bankası Perşembe günü faizleri indirmeyerek Kıta’da resesyonun altına imzasını attı. Artık İkinci Dip’ten kaçınmak için çok geç. Ama, bu yanlış kararın yanında dünya bankacılık sistemini bir kaç ay daha hayatta tutacak kararların son halkasını da tamamladı. Bankaların iki türlü sorunu var, birincisi sermaye yetersizliği, ikincisi ise likidite eksikliği. Son yüzyılda ekonomist ve finansçılar hep bunların arasındaki farkı tartışır. Ekonomistler asla güzel kızlardan randevu alamayacakları için, finansçılar da tüm gece Victoria’s Secret modelleri ile alem yapıp akşamdan kalma oldukları için, her bankacık çalkantısında “Efendim bunu ardında likidite darlığı var. Yok, mirim, vallahi sermaye yetersizliğidir” dalaşı hiç bitmez. Gerçek hayatta likidite darlığı çok kısa sürede sermaye yetersizliğine dönüşür halbuki.

              Hemen bir örnekle açıklayayım. Bankanın elinde yeterince nakit veya nakte döndürülebilir varlık kalmamış. Ama, pasiflerin vadesi geliyor. Yani, ya mevduat kaçıyor şubelerden, ya da başka bankalardan borç alamıyor, sendikasyonlarını yenileyemiyor. Ne yapacak? Elinde likit olmayan varlıkları haraç-mezat satacak. Eğer 95 TL’den aldığınız 5 yıllık tahvili 90 TL’den satmak zorunda kalırsanız, likidite sıkıntısı anında 5 TL zarara, yani bir süre sonra sermaye eksikliğine dönüşür. Halbuki, likit olsanız, bu tahvili vadeye kadar bilançoda taşır, TL100 alır, kar yazarsınız.

              Avrupa bankalarının elinde yüklü miktarda Yunan ve diğer PIIGS ülkelerinin tahvillerinden (DİBS) var. Bu ülkeler iflasa gider diye başka bankalardan borç alamıyor, bono ve tahvil ihraç edemiyor. Eğer bu durum bir kaç ay daha devam ederse, zoraki de olsa 95 Euro’dan aldığı İtalyan ve İspanyol tahvillerini 90 Euro’dan satmaya başlayıp batacaklar. İşte AMB isteyen bankaya teminat karşılığı 13 aya kadar sonsuz repo yapacağını açıklayarak, bu iki sorunun birbirine olumsuz etki yapmasını engelldi. Artık pasif tarafında sıkışan bankalar, PIIGS DİBS satmak yerine, AMB’na repoya verecek. Eğer Fed’in de büyük bir alicenaplıkla AMB vasıtası ile swap yaparak Avrupa bankalarına dolar likiditesi sağladığını hatırlarsak, bankacılık sisteminin geçici olarak güvenceye alndığı rahatlıkla görülür.

              Ama, bunlar geçici çözümler, AB için kalıcı çözümün NE olduğunu herkes biliyor, benim icadım değil. 3 ayaklı bir operasyonu EŞZAMANLI olarak gerçekleştireceksiniz:

              Birinci Ayak: Yunaistan’ın fişi çekilecek—yani iflasa zorlanacak.

              İkinci Ayak: Avrupa bankalarına kamu eliyle veya piyasalardan sermaye eklenerek Yunan DİBS’den yazacakları zararın sermayeyi tüketmesi engellenecek.

              Üçüncü Ayak: Yunanistan iflas ettiğinde derhal İtalya ve İspanya başta bir çok ülkenin DİBS’ne satış geleceği için bankaların yeniden sıkıntıya girmememesi için EFSF veya başka kurumlar ikincil piyasadan bu DİBS’leri alacak, fiyatları yüksek tutacak.

              Bu Üçüncü Ayağı biraz daha açayım, çünkü okurlarım arasında benim gibi son 20 yılını bankacılık sisteminde oluşacak her türlü arızayı Polonyalı musluk tamircisi itinası ile yakinen tetkik etmemiş olanlar olabilir. Yunanistan iflası ardından diğer çok borçlu ülkeler de iflas eder diye bir panik doğar. Bu paniğin Portekiz ve İrlanda için büyük önemi yok, onlar zaten piyasadan borçlanmıyor. AMA, panik %100 İtalya ve İspanya’ya sıçrar. Eğer bu iki ülkenin 2 trilyon Euro’yu aşan DİBS’nin fiyatları hızla düşmeye başlarsa, bankalara ne kadar sermaye koysanız yetmez. Yine likidite darlığı başgösterir. Zararına İtalyan-İspanyol DİBS’i satarlar ve fasit dairede birinci kareye döneriz. (İşte literatür tarihine geçecek bir cümle daha).

              Dolayısıyla, Yunanistan musalla taşına yatılırdığında mali husyeleri bayağı kallavi bir kurum veya kurumların devreye girerek şortcu trader tayfasına “Gel yavrum, sat da seni oyayım” diyebilmesi lazım. Eğer PIIGS DİBS’în değerinin düşmeyeceğine ve likit ikincil pazarı olacağına yatırımcıları ikna edebilirseniz, bankaların fonlama sorunu da çözülür.

              Peki, bu çözümü benim gibi 35 yıllık keyif verici madde bağımlılığı yüzünden sadece 3 tane gri beyin hücresi kalmış bir fani bile çakıyorsa, AB niye uygulayamıyor? Çünkü, maliyetli bir çözüm. Önce, Avrupa bankalarına 200-300 milyar Euro civarında sermaye ENJEKSİYONU şart. ENJEKSİYON..bayılıyorum bu lafa. Bu enjeksiyon tamamlandıktan sonra, EFSF’nin de halen 450 milyar Euro olan kaynaklarının artırılması lazım, çünkü demin izah ettiğim gibi, EFSF’nin husyeleri traderlerı korkutacak cüssede değil. EFSF’nin sermayesinin bir kez daha artırılması şart değil. Ya AMB ikincil piyasadan daha aktif tahvil alacağını ilan eder, ya IMF özel bir fon kurarak alımlara destek verir, ya da bir şekilde EFSF’nin borç almasını sağlayarak husyelere steroid ENJEKSİYONU yapabilirsiniz. Bir maliyet daha var. Yunanistan iflas ettirilicek ama Euro’dan çıkmayacak. Borcu %50 kadar tenzil edilecek, sonra ülkenin hayata dönmesi için biraz daha taze krediye ihtiyacı var.

              Bu maliyet özellikle Fransa gibi AAA notu her an düşürülebilecek Euro üyelerini çok korkutuyor. Sarkozy 7 ay sonra cumhurbaşkanlığı seçimine girecek. Eğer Fransa bu süre zarfında AA’ya indirilirse, Carla onu yataktan kovar. Bu yüzden Sarko yarın (Pazar günü) Merkel’le yapacğı zirvede oyuncağı elinden alınmış şımarık bir Fransız cücesi gibi ağlayacak. Ama, Kuzey’in Harbi Hatunu Merkel vazgeçmeyecek, Sarko’yu kucağına yatıracak ve döve döve ikna edecek. Hiç bir Fransız erkeği kararlı bir kadına 3 dakikadan fazla dayanamaz. Bu arada aklıma bir Fransız fıkrası geldi, anlatamdan edemeyeceğim: İki eli havada yüyünen 2 milyon Fransız gencine ne denir? Fransız ordusu….. Önce AB’yi, ardından Euro’yu ve tüm dünyayı kurtaracak plan ya 17 Ekim gecesi AB liderler zirvesi öncesi, ya da 2-4 Kasım arası G-20 Zirvesi öncesi açıklanacak.

              Nasıl bu kadar emin olabiliyorum? Çünkü Merkel hesabını yaptı. Ya kol keser yukarda tarif ettiğim maliyeti ŞİMDİ öder. Ya da 2013 yılında o seçime giderken Euro dağılmış, Avrupa ekonomisi de çökmüş olur. Cuma akşamı Fitch’in İtalya ve İspaya’nın notunu düşürmesi, Dexia’nın resmen olmasa da fiilen batması. Moody’s in Portekiz ve İngiliz bankalarının notunu kesmesi. Tüm bunlar Avrupa’nın bu PIIGS-bankacılık belirsizliğini daha fazla kaldırmayacağını, eğer ortak karar alınıp bir an önce gereken yapılmazsa, hastanın seneyi çıkartamayacağının göstergesi. Diyeceksiniz ki, AB şimdi karar alsa parlamentolardan onaylama filan bir yılı aşar. Doğrudur, ama yukardaki planın yeni onaya ihtiyacı yok, hatta 17 Euro üyesi arasında fikir birliğine de ihtiyacı yok. Merkel Yenge bir hafta içinde diğerlerini ikna edemezse, tek taraflı olarak Alman bankalarına damardan özkaynak ENJEKSİYONU’na başlar. O zaman da herkes Deutsche, Kommerzbank ve Landesbanken Geberingen’le iş yapar, SOB Baribas, Credit Annenicole ve FORDIS’le yapmaz.


              Ve FÖŞ Atilla finans tarihinde devrim yaratan makalelerine bir tanesini daha ekledi. İLK BENDEN DUYDUNUZ:

              Çin para birimi yuan’ın değer kazanmasına izin verecek
              Altın 2.500 dolar/ons olacak
              Yunanistan’ın defni başladı
              Uzaylıların rektoskopide kullandığı mucize kayganlaştırıcı şimdi TL49 + KDV.


              Teşekkür, etmeyin, ahretimi kazanmak için yapıyorum.

              Atilla Yeşilada,
              Pul para; para pul olur.

              Yorum

              • grotesque
                Yeni Üye
                • 18 Ağustos 2011
                • 6

                #2617
                BaBo abi ile forum disinda irtibati olan yok mu?
                Iyi haberlerini bekliyoruz...

                Yorum

                • gundwane
                  Tecrübeli
                  • 18 Ağustos 2011
                  • 1921

                  #2618
                  48-52 binlerin dip olması gün geçtikçe sağlamlaşıyor..
                  DOW da BAC ve Morgan dip çalışması içinde gözüküyor.
                  FTSE CAC ve DAX da aynı şekilde..
                  Bugün DAX çoştu 5900 leri zorlar halde..
                  Bir kaç gün evvel 5000 leri aşağı kırmak üzere idi..

                  Mayıs haziran temmuz gibi millet yeni zirve derken BABO başta olmak üzere bir kaç kişi 3.1 endeks dedi..
                  Onlardan biriside bendim..
                  3-4 haftadır da herkes yeni dip derken hayır beklenen büyük düzeltme geldi 48-52 bandı diptir diye bir iddia ile ortaya çıktık..
                  Beklentili kağıtlar çaktırmadan yüzde 15 20 civarı gitti bile..

                  Yorum

                  • muratti
                    Aktif
                    • 09 Eylül 2007
                    • 266

                    #2619
                    babo abi inşallah iyisindir. iyi haberlerini bekliyoruz abi.

                    Yorum

                    • sonperde29
                      Seyirci Üye
                      • 21 Haziran 2011
                      • 54

                      #2620
                      Sn.Babo ,

                      özlettiniz kendinizi, sadece içeri girip iyiyim diye yazın yeter, yada babo'ya erişimi olan biri.
                      En kısa zamanda sağlık sorunlarını halletmeniz dileğimle.

                      Yorum

                      • bikmisbroker
                        BaBo
                        • 27 Şubat 2009
                        • 1009

                        #2621
                        Arkadaslar merhaba,
                        Henuz tahlil neticeleri gelmedi.
                        Bu nedenle ben de birsey yazamadim, ilgi ve alakaniza tesekkur ederim.
                        Neticeyi alir almaz sizler ile paylasacagim.
                        Sevgi ve saygilarimla

                        Yorum

                        • freesky
                          Yasaklı
                          • 03 Mayıs 2009
                          • 112

                          #2622
                          rikardonun_oglu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                          böyle yönetim olursa...böyle kacar insanlar...

                          hisse.netten bi farkınız yok keyborsa...

                          Hic yakisik olmamis bu chozumleme Sn Rikardo'nun oglu. Hele ki boylesine nezih ve seviyeli ortamin uslubuna hic uygun dusmemis kullandiginiz dil.

                          Halbuki Rikardo'nun uslubu gercek bir beyefendi uslubuydu.....Sizin yaklasiminiz nicin bu kadar hashin ve tezcanli anlayamadim.

                          slm ile,

                          freesky

                          Yorum

                          • ENGİN
                            Tecrübeli
                            • 26 Şubat 2009
                            • 609

                            #2623
                            Fenerbahçeliler KGT topiğine göz atsın...

                            Yorum

                            • bikmisbroker
                              BaBo
                              • 27 Şubat 2009
                              • 1009

                              #2624
                              Hazir gelmisken email ekinde dolasan ALTIN ile ilgili su mesaji da sizlerle paylasayim..

                              Subject: ISSIZ ADADAKİ MEDENİYET ( ALINTI )

                              ISSIZ ADADAKİ MEDENİYET
                              Aileler için düzenlenen gemiyle dünya turuna pek çok aile katılır. Gemi Büyük Okyanus üzerindeyken şiddetli bir fırtınaya yakalanır. Fırtınada gemi batar ve filikaya binenlerden sadece beş aile kurtularak, üzerinde on binlerce adayı barındıran koca okyanustaki adalardan birine salimen ulaşırlar.
                              İlk gözlemledikleri, adada hemen her şeyin mevcut olduğudur. Bu yüzden adaya Bereket Adası ismini verirler. Bereket Adası’nda çok uzun yıllar hatta belki ömürleri boyunca kalma ihtimalinin yüksek olduğunu görüp kaderlerine razı şekilde kendi medeniyetlerini kurmaya karar verirler.
                              Zira; her biri maharetli insanlardan oluşan bu ailelerde bazıları marangozluk gibi yeteneklere sahip, kimisi ziraat işlerinden anlamakta ve ziraat ürünlerini işleyebilme konusunda becerili insanlar bulunmaktadır.
                              İlk zamanlarda kendi ürettiklerini diğerleriyle takas ederek her şeyi kendilerinin yapmalarına gerek kalmadan yaşamaya devam ederler. Zamanla refah seviyesinin artması, ailelerin genişlemesiyle artık memleketlerindeki kullandıkları para gibi bir ölçü aracına ihtiyaç duymaya başlarlar.
                              Lakin içlerinde para işinden anlayan yoktur. Neyi para olarak seçecekleri, parayı nasıl üretecekleri, nasıl dağıtacakları gibi hususlar konusunda karar verememektedirler. Başlarda altın veya değerli bir maden kullanmayı düşünürler. Ancak adada yaptıkları araştırmalarda böyle bir maden bulamazlar.
                              İşte o sıralarda adaya fırtınalı bir havada kayığıyla yeni birisi ayak basar. Fırtına sonucu batan bir gemiden kurtulan tek kişidir. Adada yaşayanları görerek sevinir. Hele onların ürettiği evler, oluşturdukları belli zenginlik sevincini iyice katlar.
                              Asıl sevincini artıran husus ise; ailelerin mallarını değiştirme yani takas işlemlerindeki zorlukları anlatarak para olarak kullanacakları bir şeye ihtiyaç duyduklarını ancak nasıl yapacaklarını bilmediklerini ifade etmeleri olmuştur.
                              Diğerleri tarafından fark edilmeyen gözlerindeki şeytani bir gülümsemeyle kendisinin bankacı olduğunu ve bu işlerin uzmanı olduğunu ifade eder. Hepsi çok sevinmiştir. Artık herkes ürünlerini rahatlıkla değiştirebilecekleri bir ölçüyekavuşmuştur. Ertesi gün bu işi halledeceklerini belirterek ayrılırlar ve güzelce uyurlar.
                              Ada Lirası (AL) Doğuyor
                              Ertesi günü bankacının yanına gittiklerinde yanında bir sandık olduğunu görürler. Bankacı bunun içinde altın var der. Bir de mürekkepli kalem ile kâğıtlar çıkarır.
                              Sonra şöyle devam eder:
                              “Adamızda Ada Lirası (AL) ismiyle yeni bir para çıkaracağız. Bu altınlara karşılık olmak üzere şimdi 1000 Ada Lirası üreteceğiz. Bunları tek tek farklı rakamlarda imzalayacağım. Bunlar sizin kağıt paralarınız olacak. Bunları her aileye 200 ada lirası olmak üzere borç vereceğim. Tabi bu benim altınlarıma karşılık olduğu için ve borç olarak verdiğimden sizden imzalı taahhütname alacağım. Bütün bunlara karşılık da az bir miktar faiz alacağım. %5 gibi bir rakamın fazla olmayacağını düşünüyorum” der ve adadakilere de kabul ettirerek 1000 ada parasını her aileye 200 Ada Lirası (AL) olacak şekilde dağıtır. Her aile borç senetlerini imzalar ve sevinçle 200 ada parasını alarak ayrılır.
                              Kurulan Sistemin Adı: Borca Dayalı Para Sistemi
                              Yukarıda görüldüğü gibi adadaki tüm para borca dayalı olarak üretilmiştir.Adadaki tüm ailelerin borcunu ödemesi durumunda ortada para kalmayacaktır.
                              Öte yandan, Matematikte 4 işlem yapabilen herkes eğer biraz sorgularsa kurulan sistemdeki çarpıklığı ve parayı nasıl ölçü aracı olmaktan çıkaracağını anlayacaktır.
                              Bankacı toplamda 1000 Ada Lirası olan bu kâğıtları her aileye 200’er Ada Lirası şeklinde dağıtıyor. Bir sene sonra her aile %5 faiziyle 210 Ada Lirası getirmek zorunda. Yani 5 aileden toplanacak 210 Ada Lirasının yıl sonunda 1050 Ada Lirası olarak (210×5) geri iade edilmesi gerekiyor.
                              Soru şu: Bankacının dağıttığı toplamda sadece 1000 Ada Lirası olduğuna göre 50 Ada Liralık fark nereden bulunacak?
                              Yani, adada dolaşan 1000 AL para miktarının üstünde (1050 AL) bir para piyasadan toplanma durumunda. Halbuki adada parayı basma yetkisi sadece bu adamda. Ortada olmayan bu para nasıl temin edilip geri ödenecek?
                              Bu, 50 Ada Liralık kısım ödeme taahhüdünde bulunan ailelerden çıkmak zorunda. Kurulan bu sistem Borca Dayalı Para Sistemi olarak isimlendirilip ülkelerdeki para sisteminin temelini oluşturmaktadır. Bu sistemde servet mütemadiyen parayı borca dayalı olarak üretenlere yani bankacılara doğru akmaktadır.
                              Parayı ülkelerde devlet kendisi basıyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Parayı ölçü aracı olarak koruma sorumluluğundaki devletler parayı kendileri basmamaktadırlar. Merkez Bankaları ortaklarını bankacıların oluşturduğu özel ve özerk kuruluşlardır.
                              Devlete para lazım olduğunda gider buralardan kredi alır. Karşılığında devlet ödeme taahhüdü olan tahviller vererek. Aynen sizin bankadan kredi çektiğinizde imzaladığınız ödeme taahhüdü niteliğindeki belgelerdir bunlar. Koca devletin bankadan borç alma zorunda olması garip gelse de gerçek bu.
                              Borca dayalı para sisteminde ortaya yeni para sürülürken yeni borçlandırmalar oluşturulmaktadır. Yani yeni para üretmek için yeni borç gerekiyor. Her üretilen yeni para için ortaya çıkan artı faizin hiçbir şekilde para karşılığı yoktur. Çünkü para üretilmekte ama faizi üretilmemektedir. Tıpkı adadaki 50 ada lirası gibi…
                              Peki bu 50 lira nasıl karşılanmaktadır? Hikâyeye devam edelim.
                              İlk Kriz
                              Bir sene dolup da geri ödemeler yapılmaya başlandığında ailelerden birisi 50 Ada Lirası olan borcu bir türlü denkleştiremiyor (bilin bakalım neden?).
                              Bankacı çok iyi niyetli birisi (!). Bu aile ekili tarlalardaki birinin buğdayını 50 Ada Lirası karşılığı bankacıya verince iş tatlıya bağlanıyor. Bankacının artık elinde 1000 Ada Lirası artı 50 Ada Lirası değerinde buğday bulunmakta. Bankacı elindeki 50 Ada Lirası tutarındaki mahsule karşılık 50 ilave Ada Lirası basıyor. Ürünü de aileye 50 Ada Lirası karşılığı geri satıyor.
                              İkinci Sene
                              Artık bankacıda 1050 Ada Lirası var. Bu 50’lik fark ailenin birisinin servetinden alınarak bankacının servetine eklenmiş durumdadır. Bankacı adadakilere sevindirici (!) bir haber veriyor.
                              Artık her aileye 210 Ada Parası verebileceğini söylüyor. Her aile bu kez 210 Ada Lirası alabiliyor. Elbette sene sonunda %5 faiziyle ödemek üzere.
                              Ancak sorun şu. Para borca dayalı üretildiği için adada mevcut 1050 AL’nın sene sonunda %5 faizle toplamda 1102,5 AL olarak geri dönmesi gerekiyor. Bu sefer adada mevcut parayla yıl sonunda bankacıya ödenmesi gereken fark 52.5 AL (1050-1102.5) oluyor. Yani ikinci yıl sonunda mutlaka birilerinden bankacıya geçecek 52.5 AL tutarındaki bir servet söz konusu.
                              Öte yandan mutlaka birilerinin kaybedecek olması nedeniyle ortaya çıkan rekabet sonucu adada sürekli yeni şeyler üretilmeye ve tüketim artmaya başlıyor. İnsanlar daha çok paraya ihtiyaç duyuyor. Öte yandan evlenmeler nedeniyle adadaki aile sayıları da artıyor.
                              İkinci Senenin Sonu
                              Beklenen oluyor. 52.5 AL tutarındaki serveti ödeyemeyen iki aile bankacı tarafından kabul edilebilecek bir ürünü olmadığından evlerini teminat göstererek bankacıdan 52.5 AL ilave kredi alıyorlar.
                              Bazıları problemin kullanımdaki paranın azlığından kaynaklandığını zannediyor. Bankacıya daha çok paraya ihtiyaç olduğu anlatılıyor. Artık bankacı planın en dehşetli kısmını uygulayabileceğini anlıyor. Diyor ki “eğer isterseniz artık altın karşılığı olmasına gerek kalmadan yeni para üretelim”. Kabul edilince adadakilere de kazanma fırsatı vereceğini belirtince diğerleri nasıl diye soruyorlar?
                              Adadaki ilk modern banka
                              Bankacı “Parasını biriktirenler dilerse bankada değerlendirip %2 faiz geliri elde edebilirler.” diyor. Böylece 5000 AL daha piyasaya sürülüyor. Ayrıca “Dileyen karşılığında varlıklarını teminat gösterip dilediği kadar borç alabilir” diyor. Bu arada sistem gereği piyasada mevcut olmayan 52.5 AL’lık evi servetine katan bankacı bunu başka bir aileye satıyor. Karşılığında 52.5 AL’lık ilave para basıyor. Böylece ikinci sene sonunda ortaya sürülen 5000 AL artı parayla toplam 1102.5 para olmak üzere 6102.5 liralık bir miktar oluşuyor.
                              Planın en önemli kısmı devreye giriyor. Artık çoğalan aile sayısı, insanların dilediği zaman gelip para yatırabileceği (%2’lik faiz almak ta var işin ucunda), isteyenlerin de istendiği zaman borç para alabileceği bir yapı var.
                              Adada Fraksiyonel Rezerv Sistemi Kuruluyor
                              Bankacı şunu çok iyi bilmektedir. Mevduat sahipleri bankada tuttuğu paraların çok az bir kısmını gelip AYNI ANDA istemektedir. Bu oran dünyada ortalama %10 civarındadır. Yani ada halkından %10’u aynı anda gelip paralarını isteyeceği için eğer kasasında 1000 Ada Lirası varsa bunun sadece 100 lirasını tutup 900 lirasını tekrar tekrar borç verip faiz işletebilir. Bankacı toplam para miktarı 6102.5 olduğu için %10’u olan 610.25 lirayı tutarak defalarca borç vermek suretiyle 61025 lira varmış gibi faiz geliri elde etmektedir (eldeki 610,25+ 5492,25+ 4943,025+ 4448,72+ 4003,85+…=61025).
                              Sanırız bu, dünyada hemen her ülkede onca giderlerine rağmen en karlı kuruluşların neden bankalar olduğunu gösteriyor.
                              Dolayısıyla bankacının en karlı yılı olarak bu yıl 3051,25 liraya kadar faiz geliri elde edecektir. Kendisi ana paranın 10 katı kadar parası varmış gibi faiz elde ederken hesap sahiplerine ise sadece 6102,5’un %2’si civarında faiz verdiğinde 122,05 lira ödeme yapacaktır.
                              Yani kasasındaki 6102.5 AL’na karşılık 2929.2 AL gelir. Bu sene daha karlı yılların başıdır. Her sene sistem kendini büyüterek devam edecektir. Bankacı Fraksiyonel Rezerv sisteminin daha ilk yılında piyasaya sürdüğü 6102.5 AL karşılığında 2929.2 AL faiz geliri elde etmiştir. O yıl insanların 2929.2 AL tutarındaki serveti bankacıya eklenmiştir.
                              Bu nasıl bir sistem?
                              Bu sistem kendini eksponansiyel olarak büyütmektedir. Diyelim ki 2000 yıl önce birisi bu sistemde bir kuruma %5 faiz üzerinden 1 kuruş borç verseydi 15. yılda 2.08 kuruş, 30. yılda 4.32 kuruş,1450 yıl sonra 4.809.556.747.171.530.000.000.000.000.000 kuruş (yani tümü altından oluşan bir dünya) ve 2000 yıl sonra 23.911.022.046.136.200.000.000.000.000.000.000.000 .000 TL geri borç ödenmesi gerekirdi. Bu da tümüyle altından oluşan 250’den fazla dünya demektir.
                              Borç, faiz yüzdesine bağlı olarak belli sürelerde katlanıyor. Basit olarak (70/faiz yüzdesi) formülü ile borcun yaklaşık kaç yılda katlandığı bulunabilir. Örneğin %5 faiz yüzdesi ile her 14 yıldan sonra (70/5) borç ikiye katlanacaktır. Durum aşağıda soldaki resimde gösterilmektedir.
                              Bunu daha önceki yazımızda verilen doların altın karşısındaki değerlerini ve ABD’nin borçlarını gösteren sağdaki grafikle karşılaştırmakta yarar var [1].
                              Paranın Zaman Değeri
                              Paranın zaman değeri “de fakto” olarak ekonomi kitaplarında anlatılır. Ekonomistler için neredeyse kutsal metinler gibidir. Örneğin, Mühendislik Fakültelerinde okutulan Mühendislik Ekonomisi gibi derslerde de koca dönemin hemen hemen tümü bu kavram üzerine kuruludur. Ancak ne hikmetse paranın nasıl üretildiğine dair pek ders bulamazsınız.
                              Paranın zaman değerinin kaynağı ise borca dayalı para sisteminin işleyişidir.
                              Paranın zaman değerinde en önemli faktör ise faizdir. Bu sistem zaten faiz üzerine müesses bir sistemdir. Ne hikmetse paranın zamanla değeri hiç azalmaz hep artar. Nedeni de içindeki faizdir.
                              Paranın zaman değerinin adalete uymadığını ya da ölçüyü bozduğunu söyleyemezsiniz ve sorgulayamazsınız. Dedik ya onlar adeta kutsaldır. Öylece kabul etmelisiniz. Halbuki paranın zaman değeri parayı ölçü olmaktan çıkaran en önemli kavramdır.
                              Ölçü Olarak Para
                              Bu sistemin en önemli problemi parayı ölçü olmaktan çıkarmasıdır. Altın çamura düşmekle değerinden kaybetmez demişler. Para bir ölçü olması gerekirken bu sistemde zamana bağlı olarak sürekli değer kaybeder ve ölçü olmaktan çıkar. Dolarla altını karşılaştırdığımızda konu daha iyi anlaşılacaktır. 1971 yılında 1 ons altının fiyatı 35 ABD Dolarıydı. Ağustos 2011 itibariyle 1 ons altın 1800 ABD dolarını aşmıştır.
                              Yukarıdaki bileşik faiz formülüne göre yıllık %5.8 ortalama faizle, 1943 yılından 2011’e kadar geçen 68 yılda altının değer değişimini hesapladığımızda 1618 dolar gibi bir rakam çıkıyor.
                              Altının değeri artıyor deniyor. Hayır, aslında altının değeri artmıyor. Hatta az da olsa bir miktar düştüğü söylenebilir. Zira altını çıkarmak için gerekli insan gücü ve süreçler belli. Gelişen teknolojiler nedeniyle altın çıkarmak daha kolay hale gelmiştir.

                              Ancak borca dayalı para sistemi nedeniyle para altının karşısında sürekli değer kaybediyor.
                              Kısaca, altın değerlenmiyor paranın altın karşısında değeri düşüyor. Parayı ölçü olarak kıyaslama zorlaşıyor.
                              Bildiğiniz gibi metre de para gibi bir ölçü birimi. Diyelim ki 2 metre kumaş aldınız. Dünyanın neresine giderseniz gidin uzunluğu aynıdır. Hatta 10 sene sonra ölçseniz eğer boyu değişiyorsa sizin kumaşınızda sorun vardır derler.
                              Oysa para öyle mi? Eski bir Amerikan kovboy filmini seyredin. Orada günün maaşlarını, mal ve hizmetlerin bedellerini karşılaştırın. Ne kadar komik kalacak günümüz parasıyla. Halbuki o zamanki altın miktarıyla karşılaştırsanız bir ev ya da at almak için sarf edilen altının bugünkünden fazlaca farkı olmadığını görebilirsiniz.
                              Para sisteminin paraya ettiği zulüm metreye yansıtılınca anlaşılacaktır. Diyelim ki elinizde değişik bir malzemeden yapılmış 1 metre uzunluğunda bir mezureniz var. Malzeme nedeniyle bu mezure her sene ilk boyuna nispetle %5 büzülüp kısalıyor. 14 sene sonra bu mezurenin diğer gerçek bir metreye göre boyu yaklaşık 0.5 metre olacaktır. Siz bu metreyle ilk örnekteki 2 metrelik kumaşı ölçerseniz kumaşın boyunu kaç metre bulursunuz?
                              Cevabı yaklaşık 4 metre. Aslında kumaşın boyunda değişme yok. Zaman sizin mezuredeki metre ölçünüzü aşındırmıştır. Aynen borca dayalı sistemin parayı aşındırdığı gibi…
                              Adada çöküşün başlangıcı
                              Aradan sadece 40 senenin üzerinde zaman geçmiştir. Adada artık küçük bir medeniyet kurulmuştur. Faytonlarla ulaşım sağlanmaya başlamışlardır. Okullar, hastaneler başta olmak üzere pek çok yapı bina edilmiştir. Ancak adada bir şeylerin yolunda gitmediğinin herkes farkındadır. Para sürekli değer kaybetmekte insanlar canla başla çalışmalarına rağmen sürekli borç içinde yüzmektedirler. Eski mutluluklarını kaybetmişlerdir. Bereket adasından eser kalmamıştır. Yaşlılar gençlere memleketlerindeki enflasyon dedikleri şeyin burada da olduğunu anlatmaktadırlar. Ama nerede yanlış yapıldığını izah edebilen yoktur.
                              Bu sistemin can damarı ve en önemli kontrol aracı olan faiz oranları adeta açma kapama düğmesi gibidir. O yüzden sistemi sürdürmek için faizler sürekli indirilir çıkarılır. Sistem kendi kendini yediği için de sürekli para basılır: elbette her kuruşu borca dayalı olarak. Durum gittikçe kötüleşmektedir sürekli kriz krizi kovalamaktadır.
                              Dünyamızın da bu adada olup bitenden farkı yok. Borca dayalı para sistemi artık son zamanlarını yaşamakta. Pek çok ülke, kuruluş ve kişiler çeşitli gayelerle yerine konulacak para sisteminin arayışında.
                              Her çöküş aslında bir fırsattır. Paranın yeniden sadece ölçü aracı işlevini kazanabilmesi için insanlığın önünde önemli bir fırsat var. İnsanlık olarak uyanık olmazsak adaya gelen kötü niyetliler her zaman olacak ve insanlığın ölçüsünü çalarak menfaat sağlamaya çalışacaktır.
                              Siz o adada olsaydınız ne yapardınız? Altın veya benzeri değerli madeni bulunmayan bu adada ana işlevi ölçmek olan parayı nasıl seçer veya üretirdiniz?

                              Yorum

                              • polat55
                                Tecrübeli
                                • 09 Temmuz 2011
                                • 539

                                #2625
                                Neyse sesini soluğunu duyduk ya bize yeter abi...hoşgeldin...
                                Lütfen herkes kendi kararını kendi versin...sonra üzülmeyelim...

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information