Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • PEHLİVAN
    Çalışkan
    • 13 Şubat 2009
    • 1138

    #166
    Piyasalar işi Allah`a havale etmeye başladı

    Newsweek Türkiye'nin Aralık 2008 tarihli kapak haber başlığı Paranın İmanı olarak geçmişti.

    Özgür YURTDAŞSEVEN / MERKEZ MENKUL

    Haberin içeriğinde ise Din, küresel ekonomik krize karşı devrede. Sosyal hayat, siyaset derken yükselen dini inançların ekonomiye de müdahil olacağı bir dönem başlıyor...Papa 16. Benedikt, tüm dünyayı sarsan ekonomik kriz mağdurları için Aralık ayı başında Roma'da Meryem Ana heykeli önünde duaya hazırlanıyordu...

    Aynı günlerde ABD'de ülkenin üç büyük otomotiv firması (General Motors, Chrysler ve Ford), küresel krize karşı 'iktisat bilimi'nin yetersiz kaldığını düşünmüş olacaklar ki, ürettikleri otomobilleri kilisenin içine park ederek ayin düzenlediler...diğer bir otomobil devi Fiat da, krize ilahi ilaç çabalarında geri durmadı ve Kilise'den yardım istedi...

    O tarihte yapılan saptamanın ne derece doğru olduğunu ilerleyen günlerde test etme olanağına sahip olduk. 2008 yılı sonunda yaşanan toparlanma için Santa Claus rallisi beklentisinin yaratılması ve Şubat 2009'da



    Papa 16. Benedict'in, küresel mali krizin gerçek Tanrı’nın yerine ihtiras tanrısının konulması yüzünden çıktığı yönündeki açıklaması varolan ekonomik krizi yorumlamakta ve yeni beklentiler yaratmakta dinin etkin bir faktör olarak kullanıldığının net bir işaretiydi.

    Beklentilerde din motifinin kullanılması ise son bulmuş değil. Son olarak ortaya konan yeni beklenti Wall Street'te endekslerin 17 Mart'taki Saint Patrick Günü'ne kadar bir yükseliş yaşaması.

    Aslında Saint Patrick ile ilgili ayrıntılara bakıldığında yükseliş beklentileri ayrı bir anlam kazanıyor. 17 Mart'taki bu gün, Saint Patrick'i onurlandırmak için kutlanan bir İrlanda bayramıdır. Yeşil renk baharın, İrlanda'nın ve yoncanın rengi olduğu için Saint Patrick Günü'nün de sembolü olmuştur. Bu günde üç yapraklı yonca bulmak, yeşil kıyafetler giymek ve blarney stone olarak bilinen taşı öpmek uğur getirmektedir. Bugünde yapılan ilginç olaylardan bazıları ise barlarda biraların yeşil renkte satılması ve nehirlerin yeşil boya ile boyanmasıdır.

    Yeşil renk ve Saint Patrick Günü beklentisi piyasalar açısından umutsuzluğun yeni bir zirve denemesi yaptığı noktada küçük de olsa bir umut ışığı olabilir. Biz Allah ile kul arasına girmek istemiyor olsakta, Allah'ın bize verdiği aklı kullanarak eldeki veriler ışığında Mart ayı içesinde hisse senedi marketinde 24.750 ve 26.500 hedeflerimizi güçlü bir şekilde koruduğumuzu belirtmek istiyoruz. Kur tarafında ise beklentimiz 1.68 ve 1.63. Tabi beklentilerimize şekil verirken küresel kriz koşullarını da göz ardı etmemekteyiz, global dolar talebinde yeni bir yükseliş ve buna paralel endekste 23.400 altı bir trend revizyonu beraberinde getirecektir...

    Yorum

    • PEHLİVAN
      Çalışkan
      • 13 Şubat 2009
      • 1138

      #167
      `Kriz Türkiye`yi yıkabilir`



      İngiliz dergisi The Economist’in son sayısında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 17 yükselen ekonomi için, çok ilginç bir risk değerlendirmesi yer aldı.

      MİLLİYET

      The Economist’te yayımlanan “Domino Teorisi” başlıklı analizde, “Hastalığın yayılma sırası kimde?” sorusu yöneltildi.

      Analizde, 2009’da cari açığın milli gelire, kısa vadeli borçların rezervlere ve kredilerin mevduata oranına ilişkin tahminlere dayanarak yapılan risk derecelendirmesinde Türkiye 17 ülke içinde 8’inci sırada yer aldı.
      The Economist’in son sayısında yer alan değerlendirmede, söz konusu makro göstergelere ilişkin tahminlere göre sırasıyla Güney Afrika, Macaristan, Polonya, Güney Kore Meksika en riskli ülkeler olarak sıralandı.

      Bunları Meksika, Pakistan, Brezilya ve Türkiye izledi. Daha sonra Rusya, Arjantin, Venezuella, Endonezya, Tayland, Hindistan, Tayvan, Malezya geldi. Çin ise 17 ülke içinde riski en düşük ülke olarak son sırada yer aldı.
      Analizde bugün yükselen piyasalarda en büyük riskin hükümet borçlanmalarından değil, firmalar ve bankaların borçlarından kaynaklandığı ifade edildi.

      Yorum

      • PEHLİVAN
        Çalışkan
        • 13 Şubat 2009
        • 1138

        #168
        Dolar kaç TL olur?



        Savaş Akat, salı günü, Vatan’daki köşesinde bu kadar karmaşaya karşın doların fırlayıp gitmediğini yazdı ve bunun altında eski sisteme göre açıklanamayan bazı etkenler olduğunu vurguladı ve doların nerelere varacağını sorarak hepimizi oyuna girmeye zorladı.

        Mahfi EĞİLMEZ / RADİKAL

        Üstelik bu sorusunun yanıtını da o yazıda vermedi. Kendi adıma “pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” diyebilecek konumda olduğumu düşünüyorum. Böyle düşünmemin temel nedeni bundan iki yıl önce 1 dolar 1 YTL olur fikrini ortaya atmış olmamdı. O dönemde bu söylem çok tartışılmıştı. Kimileri beni cahillikle, kimileri manipülasyon yapmakla suçlamıştı. 1 dolar 1 YTL olmadı ama 1.14 YTL oldu. Beni suçlayanlardan hiç kimse çıkıp da özür dilemedi. Ama ondan sonra benim bu parite hakkında söylediklerim daha saygıyla dinlenir ve yorumlanır oldu.

        Ocak ayında yaptığım tahminlerde 1.7 TL’lik dolar kuru tahmini yapmışken bunu geçtiğimiz günlerde 1.8 TL olarak değiştirmiştim. Şimdilerde herkes 1 doların yılsonunda en çok 1.8 TL olacağını, paritenin daha öteye tırmanmayacağını anlatıyor. Bu görüşü haklı kılacak birçok gösterge var elde. Her şeyden önce kurun dalgalı rejim içinde bulunması ani sıçramaları engelleyecek bir amortisman görevi görüyor. Sonra geçmişten farklı olarak kurun 1.14 ile 1.75 arasındaki her düzeyinde alınmış dolarlar var elde. Kur yükseldikçe bunlar satılıp kâr realizasyonu yapılıyor ve bu realizasyonlar kurun hızla ya da aniden sıçramasını engelleyici otomatik stabilizatör işlevi görüyor.

        Öte yandan dolar, arada bir değer kazansa da Obama’ya güven düştükçe orta vadede değer kaybetmeye devam edecek ve dolayısıyla TL’deki değer kaybı eski zamanlardaki gibi olmayacak. Bir başka gelişme de cari açıkta hızlı bir düşüş ortaya çıkmasıyla yaşanıyor. Her ne kadar ihracat düşse de enerji fiyatlarındaki gerilemenin de beslediği ithalat düşüşü daha hızlı olduğu için cari açık düşüyor ve dolayısıyla finansman kaynağı için gereken yabancı para miktarı azalıyor.

        Dolara talep iki nedenle ortaya çıkar:

        (1) İhtiyaç nedeniyle,

        (2) Spekülatif amaçlarla.

        İhtiyaç nedeniyle talep oluşması dış borç ödemesi, ithalat gibi nedenlerle doğar. Ben bu tür talepte 2009 yılında önceki yıllara göre cari açıktaki düşüşe paralel olarak düşüş olacağını düşünüyorum. Spekülatif amaçla yapılan talep ise doların değer kazanacağını, yani TL’nin değer kaybedeceğini düşünenlerin kayıptan kurtulmak için yarattıkları talebi ifade eder. 2009 yılında asıl etkili olması beklenen talep baskısı bu ikinci talep biçimi olacaktır.

        Bunu dengeleyecek olan gelişme de dolar açısından ABD ekonomisinin, Avro açısından da AB ekonomisinin göstereceği kötü performanstır. Yani TL değer kaybedecek olsa da yabancı paraların da paralel olarak değer kaybetmeleri sonucu bir dengelenme olacaktır. Bu tahmin, tekrar ifade etmek istiyorum, ABD ve AB ekonomilerinin 2009’da kötü performans sergilemelerine bağlı bulunuyor. Benim beklentim bu yönde. Yani ABD’de Obama’nın ekonomiye müdahaleleri yanlış sonuçlar verecek ve AB’de de toplu bir müdahale söz konusu olamayacak. Yani küresel sistem çözüm arayışını küreselleştiremeyecek ve yerel ve dolayısıyla yanlış ve yetersiz müdahalelerde bulunmaya devam edecek.

        Şimdiye kadarki gelişme bundan sonrasının da böyle olacağını söylüyor. Türkiye açısından ise ben seçim sonrasında IMF ile ortak bir programa girilmesini ve ekonominin toparlanması yönünde adımlar atılmasını bekliyorum. Eğer böyle olursa TL daha fazla değer kaybetmez ve Dolar TL paritesi 1.7 ile 1.8 aralığında bir yerde dengelenebilir.

        Peki ya bu varsayımlar tutmazsa? Yani ABD ve AB’nin performansları düzelir de Türkiye daha kötüye giderse ne olur? Eğer böyle bir gelişme olursa bence Dolar TL paritesi tahmin edilemez. İşte o zaman spekülatif atak ortaya çıkar ve dolar uçar.

        Yorum

        • yagmur
          Kıdemli
          • 29 Nisan 2008
          • 4717

          #169
          KÜRESEL KRİZE ÇÖZÜM ARAYAN RUMEN VE YUNANLI İŞ ADAMLARI ŞİRKETLERİNİ BULGARİSTAN'A TRANSFER EDİYORLAR

          Küresel krizin olumsuz
          etkilerinden kurtulmaya çalışan Rumen ve Yunanlı iş adamlarının faaliyetlerinin
          bir bölümünü Bulgaristan'a transfer ettikleri açıklandı.
          Bulgaristan Sanayi ve Ticaret Odası yetkilileri, Bulgaristan'da bir
          firmanın ortalama giderlerinin Romanya ve Yunanistan'a göre çok daha ucuz
          olduğunu ileri sürerek ülkedeki ortalama maaşların ve vergilerin daha düşük
          olmasından yararlanmaya çalışan Rumen iş adamlarının faaliyetlerinin bir bölümünü
          Bulgaristan-Romanya sınırındaki Rusçuk kentine transfer ettiklerini açıkladı.
          Küresel kriz ortamında Yunanistan'da yaşanmaya devam eden sanayi
          sektöründeki grev ve protestoların olumsuz etkilerinden kurtulmaya çalışan bir
          çok Yunan şirketinin de yatırımlarını Bulgaristan'a kaydırdıkları bildirildi.
          Bulgaristan Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Kamen Kolev, Bulgaristan'da
          bir şirketin faaliyet giderlerinin Yunanistan'a göre neredeyse yüzde 50 oranında
          daha ucuz olduğunu söyledi. İşgücü maliyetlerinin de Bulgaristan'da son derece
          avantajlı olduğunu ifade eden Kolev, Yunanistan'da ortalama aylık ücretin 1400
          avro Bulgaristan'da ise 270 avro olduğunu kaydetti.
          Kolev, ayrıca sigorta prim oranları ile gelir vergisi oranları bakımından
          da Bulgaristan'ın işverenler açısından çok daha karlı olduğunu ileri sürdü.


          (05/03/2009 - 14:15:07)
          Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

          Yorum

          • PEHLİVAN
            Çalışkan
            • 13 Şubat 2009
            • 1138

            #170
            Vodafone'da Toplu Işten çikarma

            İletişim devi Türkiye'de toplu işten çıkarma kararı aldı. Çalışanlar panikte, binaya çok sayıda ambulans geldi. Personeli sakinleştirmek için ilaç dağıtılıyor


            Vodafone Türkiye merkez binasında toplu işten çıkarma kararı nedeniyle büyük panik yaşanıyor. Ambulanslar peş peşe binaya girerken, bir haftadır sinir harbi yaşanan binada gerilim zirveye tırmandı. İçeriden aldığımız bilgilere göre, çalışanlara Passiflora isimli sakinleştirici dağıtılmış, toplantı odalarının kullanılması yasaklanmış ve dışarıdan girişlere izin verilmiyormuş. Ayrıca flash bellek kullanılması da iki gündür yasaklanmış durumda.

            KAÇ KİŞİ ÇIKARILACAK?

            Şirketin basın ve halkla ilişkiler birimi toplu işten çıkarma iddialarını yalanlarken, yönetimin Maslak’taki merkez binadan 180, Mecidiyeköy’deki binadan ise 80 kişiyi çıkaracağı öne sürülüyor. Bir üst düzey yöneticiden gelen bilgiler ise bu rakamın 600’e yaklaşacağı yönünde…

            BİR HAFTADIR BİLİNİYORDU

            Bir haftadır işten çıkarma söylentileriyle moralleri bozulan çalışanların ise şu an gergin bir şekilde bekleyişte olduğu belirtiliyor.

            Telsim’i satın alarak Türkiye pazarına giren İngiliz GSM devi Vodafone’a 2008 yılını son aylarında Danone Türkiye Genel Müdürü Serpil Timuray CEO olarak atanmıştı. Timuray’ın gelmesinden sonra üst yönetimde başlayan değişimin şimdi alt kadrolara sıçradığı ifade ediliyor.

            Bu arada, şirket TMSF yönetimindeyken bile abone sayısını artırmak için büyük çaba harcayan genç kadronun da çıkarılacak listesinde olduğu öne sürülüyor.

            Saat 15.17 itibarıyla binan önünde büyük bir sesizlik var. Katlardaki güvenlik görevlilerinin sayısı artırıldı.

            Mecidiyeköy binasındaki çalışanlarda da tedirginlik sürüyor...

            Şu anda üst yönetim çalışanlara gönderilmek üzere bir metin hazırlıyor. Bu metin mail olarak tüm çalışanlara gönderilecek...

            VODAFONE DOĞRULADI

            Haberimizin hemen ardından şirket bir açıklama yaparak toplu işten çıkarma kararını doğruladı. yapılan yazılı açıklamada, Vodafone Türkiye'nin 2009’da birçok alanda yeniden yapılanma çalışmalarına odaklanıldığını, İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray’ın önderliğinde uygulanacak yeni stratejiyle sektördeki pozisyonunun güçlendirileceği belirtildi. Vodafone Türkiye’den ayrılan çalışan sayısına dair sözü edilen rakamların gerçekleri yansıtmadığını belirten şirket yetkililere kesin rakam konusunda bilgi vermekten kaçınıyor. Kapatılan pozisyonlar da sır gibi saklanıyor.

            İşte Vodafone'den HABERTURK.COM'a yapılan açıklama: "Güçlü yatırımlarla devam ettiğimiz 2009 yılı Vodafone Türkiye için yeni bir döneme işaret ediyor. Türkiye GSM sektöründe iddialı ve kalıcı bir oyuncu olarak, kullanıcılarımıza en iyi, en kaliteli hizmeti sunmak için verimliliğe, kaynaklarımızı doğru kullanmaya ve uzmanlık alanlarımıza yoğunlaşmaya odaklanıyoruz.

            Sürdürülebilir başarının, varlığımızı yüksek performanslı bir organizasyon yapısı ve en etkin insan kaynağıyla devam ettirmekten geçtiği bilinciyle, organizasyon yapımızda gerekli değişiklikleri hayata geçiriyor, her kademede verimliliği artırıcı adımlar atıyoruz.

            Müşteri ihtiyaçlarını karşılamak üzere yalın ve hızlı hareket eden bir organizasyon yapısına geçiş için yürütülen reorganizasyon çalışmalarımız çerçevesinde bazı pozisyonlarımızı kapatıyoruz. Yollarımızı ayırdığımız çalışanlarımıza tüm yasal haklarının yanı sıra, kendi alanlarında değerli arkadaşlarımızın niteliklerine uygun işi, kısa zamanda bulabilmeleri için şirket olarak kendilerine profesyonel kariyer destek hizmeti (outplacement) sunuyoruz. Gerek kendi nitelikleri, gerekse bu destekle en uygun işi en kısa zamanda bulabileceklerine yürekten inanıyor, şimdiye kadar yaptıkları katkılar için kendilerine teşekkür ediyoruz."

            HABERTURK.COM

            Yorum

            • PEHLİVAN
              Çalışkan
              • 13 Şubat 2009
              • 1138

              #171
              `Çok güçleniyorsunuz, dikkatli olun`



              Uluslararası ilişkiler uzmanı ve jeo-stratejist Dr. George Friedman konuk olduğu “Geniş Açı” toplantısında ilginç bir Türkiye analizi yaptı ve uyardı: Çok güçleniyorsunuz, dikkatli olun.

              HÜRRİYET

              George Friedman “Bölge zayıf, kırılgan ve Türkiye'nin arka bahçesi. Irak'taki gelişmeler Türkiye'yi ilgilendiriyor, çünkü güney sınırının nasıl şekilleneceğini belirleyecek. Zaten yaptıklarınızla da şu anda bölgesel güçsünüz. Bu gücü sınırlı, akıllı, mantıklı şekilde kullanıyorsunuz. Siz kimsiniz? Türkiye kim? Türkiye bu ekonomik krizde gayet iyi gitti. Özellikle bazı ülkelere göre. Avrupa ülkeleriyle kıyas bile kabul etmez. Bankacılık sisteminiz güçlü. Siz krizden daha güçlü çıkacaksınız. Halen çok büyük bir askeri gücünüz var. Ekonomik açıdan hem kendi gücünüz var hem de ticari ilişkileriniz güçleniyor.” dedi.

              Türkiye'nin siyasi, askeri ve diplomatik açıdan son derece önemli kararlar alması gerektiğini savunan Friedman, “Türkiye bununla yüzleşmek istemiyor ama yüzleşmek zorunda. Irak'taki boşluk, Suriye, bunların geleceği, relatif zayıflığı, bunlar doğrudan Türkiye'nin güvenliğini ve ticari geleceğini etkiliyor. Özellikle Irak, aynı zamanda çözüm de üretiyor. Türkiye son derece ciddi biçimde Rusya'ya enerjide bağımlı. Türkiye çok dikkatli bir biçimde güney petrolüne bağımlı olmamayı tercih etti. Çünkü diğerleri daha istikrarlı görünüyordu. Ama Türkiye Almanya'nın konumuna geldi” diye konuştu.

              Güney petrollerine erişimin Türkiye için zorunluluk olduğunu vurgulayan Friedman, şunları kaydetti:

              “Güneye gitmek için ekonomik ve siyasi nedenleriniz var. Bir sefer bölge zaten sizin arka bahçeniz. Türkiye hükümetinin politikası nedir bilemem, ama siz güneye gideceksiniz çünkü buna mecbursunuz. Bunu yapmazsanız Rusya'ya bağımlı olacaksınız. Kendi çıkarlarınız güneye gitmeye sizi itecek. Ben Türkiye'ye baktığımda bölgesinde büyük bir oyuncu görüyorum. Siz bu bölgeyi şekillendirebilecek ama bunu istemeyen bir güçsünüz. Ama artık bu Türkiye'nin direnebileceğinin ötesine geçmiş durumda. Etrafınızda oluşmuş güçler, güç dengeleri Türkiye'yi buna zorlayacak ve Türkiye bu yönde hareket edecektir. Türkiye'nin büyük bir güç olacağını söylüyorum kitabımda da.”

              İstemeseniz de çok güçlüsünüz

              Söylediklerimin çoğunu Osmanlı İmparatorluğundan hareketle söyledim. Türkiye her yöne genişliyor ve etrafında çok zayıf güçler var. Bu güçler bu genişlemeyi engelleyemiyorlar. Osmanlı İmparatorluğu tarihi, bir pragmatizm tarihidir. Gelecek yıllarda stratejik kararlar almalı Türkiye, 'Irak ne yapacak?', 'Türkiye petrolü nereden bulacak?', 'Kafkasya'daki ilişkilerimiz ne olacak?'. Bütün bu soruların beklemeye tahammülü yok. Böyle bir lüksünüz yok. Bunları yanıtlamak zorundasınız. Burada görüştüğüm bütün gazeteciler güldüler, Türkiye'nin bu kadar güçlü olacağı fikri onlara komik geldi.

              Ancak ben bunları dışarıda konuştuğumda kimse gülmüyor. 2003'ten, ABD'ye 'hayır' dediğinizden beri herkes gayet iyi biliyor ki Türkiye hem son derece önemlidir hem de sadece bir uydu gibi görülebilecek bir ülke değil. Türkiye dünyaya kendi açılımını yapıyor. ABD açısından Türkiye ile uyumlu olmak çok önemli. Irak'a, Afganistan'a, Kafkaslara lojistik destek, İranlıların Irak'a etkisini engellemek, Suriye'ye yeni bir kapı açmak. ABD'nin bir ülkeden yardım istemesi her ülkeye nasip olmaz, ancak çok güçlü pozisyondaki ülkelerde olur. En büyük paradoks, bu güce inanmakta en çok zorlananlar Türklerin kendileri. Ama bu da geçer, liderlikle, ortamın ilişkileriyle bu da değişir.

              Önümüzdeki yıllarda zorlu kararlar alacaksınız ve buna direnemeyeceksiniz. Bir ABD'li olarak ben bu büyük bölgesel güçle ittifaka çok sıcak bakıyorum. 'Türkiye değilse kim?' diye sormak istiyorum. Biz buraya yakın bir gelecekte tekrar gelmek istemiyoruz.”

              Herkes önce kendini kurtarsın

              Friedman, “Burada mantık herkesin önce kendini kurtarması. Türkiye için de aynı şey söz konusu oldu. Bütün uluslararası kuruluşların çökmesi, IMF, Dünya Bankasının bununla başa çıkmaktan uzak olması, kimsenin bu çöküşü görememesi başarısızlık. Avuçta ulus devlet kaldı bir tek çözüm olarak” diye konuştu.

              AB'ye niye üye olmak istiyorsunuz anlamıyorum

              Friedman, Almanya'nın Rusya'nın enerji kaynaklarına yüksek oranda bağımlı olduğuna dikkati çekerek, “Almanya ulusal çıkarını takip ederek yapılacak bir hareketi engelledi. Bu olaylar 2 büyük uluslararası kurumun çöküşüydü. Birine siz üyesiniz (NATO) ötekine ise (AB) niye üye olmak istiyorsunuz anlamıyorum. Bu iki olay krizle ilgili önemli olaylardı ve Türkiye'yi de etkilemiştir. Türkiye AB üyeliğini kendisini daha güçlü hale getireceğini düşünerek istemiştir. Bugün artık bütün ülkeler olduğu gibi Türkiye de kendi başınadır. Ben Türkiye'nin son 5 yılda ekonomideki değişime bakınca, AB'ye üye olsaydı bu kadar başarılı olacağını düşünmüyorum. Bütün bunların sonunda AB'ye üye olmak istemenin faydasının ne olacağını çok net göremiyorum” dedi.

              Yorum

              • PEHLİVAN
                Çalışkan
                • 13 Şubat 2009
                • 1138

                #172
                İngiltere ve Avrupa faizlerini indirdi

                İngiltere Merkez Bankası faiz oranını yarım baz puan düşürerek yüzde 1'den yüzde 0,5'e çekti.

                AA

                Merkez Bankası Para Politikası Kurulu tarafından belirlenen yeni faiz oranı İngiltere tarihinin en düşük faiz oranı olarak kayıtlara geçti.

                Ekonomik toparlanmanın sağlanabilmesi ve para arzının artırılması amacıyla atılan adımın, 150 milyar sterlinlik bir para arzı yaratmasının beklendiği belirtildi.

                Ancak bazı ekonomik analistler, faiz oranının bu son kesintiyle sıfır noktasına yaklaştığı ve Merkez Bankası;nın artık ekonomiyi canlandırmak adına borçlanma maliyetlerini düşürecek bir adım atma yönünde hiç hareket kabiliyetinin kalmadığını savunuyor.

                Bilindiği gibi İngiltere 20 yıl aradan sonra geçen yıl resesyona girmiş 2008 yılının Temmuz-Eylül döneminde yüzde 0,6 küçülen İngiliz ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğini oluşturan Ekim-Aralık döneminde de yüzde 1,5;luk bir daralma yaşamıştı. Son istatistikler ülkede işsizlerin sayısının da 1,97 milyona yükseldiğini göstermişti.

                AMB de faiz oranını yüzde indirdi

                Avrupa Merkez Bankası (AMB) gösterge faiz oranını yüzde 1,5'e indirdi. AMB Para Politikası Kurulu, bugün yaptığı toplantıda yüzde 2 olan gösterge faiz oranını 50 baz puan indirerek yüzde 1,5'e çekti.

                Böylece AMB 10 yıllık tarihinde, gösterge faiz oranını en düşük seviyesine indirmiş oldu. AMB, geçen yıl ekim ayından bu yana gösterge faiz oranını 275 baz puan indirdi.

                Yorum

                • PEHLİVAN
                  Çalışkan
                  • 13 Şubat 2009
                  • 1138

                  #173
                  Dolar zirvede! İşte uzman görüşleri



                  Uluslararası piyasalardaki dalgalanma ve otomotiv devi GM'den gelen haberler içeride doları kurunu zıplattı. Dolar 1.76 TL ile 24 Mart 2003'ten bu yana en yüksek seviyesini gördü.

                  Dolar 1.772yi aşarsa şimdiye kadar ulaştığı en yüksek seviyeye tırmanmış olacak.

                  Doların yükselişinde Doğu Avrupa'daki bazı para birimlerinin gün içerisinde zayıflaması ve ABD otomobil devi GM'in iflas edebileceğini açıklaması etkili oldu.

                  Alternatif Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar, doların 1.75'in üzerinde tutunması durumunda ilk etapta 1.85'a kadar çıkabileceğini söyledi. Salar, 1.85'in üzerinde ise doların 2 TL'ye kadar yolu açık. Ama Merkez Bankası'ndan herhangi bir müdahale gelirse bu doların hızını keser dedi.

                  Strateji Menkul Değerler Ekonomisti Bülent Topbaş, piyasadaki rahatsızlığın esas olarak GM haberlerinden kaynaklanmadığını, GM'in sadece tuz biber olduğunu söyledi. Topbaş, GM ile ilgili olarak durumun vehameti zaten bilinyordu. Bu olay malumun ilanı. İlave bir tedirginlik yaratmazdı ama piyasalar güne zaten olumsuz başlamıştı. Sabah Çin'le igili beklenen paketin gelmemesi piyasayı bozmuştu. GM'in açıklaması da güçsüz olan piyasaya son noktayı koydu dedi.

                  Türkiye'de faizlerin giderek düşmesinin doların yükselişindeki esas neden olduğunu ifade eden Topbaş, Hem faizlerin düşmesi hem de piyasada IMF ile ilgili beklentilerin iyice zayıflaması kötü haberlerde yukarıya yönelik volatiliteyi artırıyor. Artık dövizde aşağı yönlü hareketler zor olur dedi.

                  Gedik Yatırım Araştırma Uzmanı Yunus Kaya, Serbest piyasada dolar yükselişini sürdürüyor. Kapalıçarşı'da saat 14.00 itibariyle 1,7530 TL'den alınan dolar 1,7600 TL'ye satılıyor. Gedik Yatırım Araştırma Uzmanı Yunus Kaya, dolardaki yukarı yönlü hareketliliğe ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada dolara olan talebin sürdüğünü, aynı zamanda Avrupa merkez bankalarının faizleri en düşük seviyeyi indirmelerine ilişkin beklentinin doları güçlendirdiğini söyledi.

                  Türkiye'de de dolara olan talebin devam ettiğine işaret eden Kaya, “Piyasada dibin oluşmadığı beklentisi, yatırım araçları arasında doları öne çıkarıyor” dedi. Doların bugün gerilemesi için bir neden olmadığını ifade eden Kaya, Varlık Barışı kapsamında Türkiye'ye gelen dövizin nisan ayından itibaren bozdurulmasıyla doların 1,80 TL'yi aşmasının zor olacağını beklediklerini kaydetti. Kaya, dolarda kısa dönemde zirve olarak ise 1,80 TL seviyelerini öngördüklerini ifade etti.

                  A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar, dövizdeki yükselişe ilişkin olarak “Buraların geçilmesi ve Merkez Bankasından herhangi bir müdahale gelmemesi durumunda, hızlı biçimde 1,8500 seviyelerine ulaşabiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

                  Salar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aslında gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin değer kaybettiğini belirterek, “Bu sefer satış, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin, para birimlerine yönelik geldi” dedi.

                  Son dönemde TL'nin daha kötü fiyatlanmaya başladığını ve TL'nin değer kaybının ivmelenmiş gibi gözüktüğünü dile getiren Salar, “Buraların geçilmesi ve Merkez Bankasından herhangi bir müdahale gelmemesi durumunda, hızlı biçimde 1,8500 seviyelerine ulaşabiliriz” dedi.

                  Garanti Bankası Döviz Masası Yöneticisi Hakan Kuyumcuoğlu, IMF anlaşması yapılmadıkça doların yukarıya doğru hareketlerde kırılganlığını koruyacağını belirtti.

                  Hakan Kuyumcuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şimdiye kadar dolar-TL üzerindeki koruma kalkanının faiz olduğunu belirterek, dolardaki yükselişin faizler çok aşağı indiği için beklenen birşey olduğunu söyledi.

                  Kuyumcuoğlu, sadece Türkiye'de değil, diğer gelişmekte olan ülkelerin döviz piyasalarında da bir atak olduğunu ifade ederek, “Macaristan parası, Güney Afrika parasında da bir atak var. Zaten gelişmekte olan piyasalarda bir atak olması bekleniyordu. Bu başlangıç olabilir. Teknik olarak 1,7500'in üzerinde kapattığı takdirde 1,8400-1,8600 seviyesini de test edebilir. Önümüzdeki 2-3 hafta içinde...” diye konuştu.

                  Piyasaların iyi haberlere ihtiyacı bulunduğunu dile getiren Kuyumcuoğlu, “Bu iyi haberler nedir? IMF anlaşması olabilir. Yurt dışı piyasalarda bir düzelme beklenebilir. Bugünkü hareketin başlangıcı zaten yurt dışı piyasalardaki kötüleşme ve General Motors'un iflas istemi ile ilgili haberlerdir” dedi.

                  Yurt içinde ise IMF anlaşmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Kuyumcuoğlu, IMF anlaşması yapılmadıkça doların yukarıya doğru hareketlerde kırılganlığını koruyacağını belirtti.

                  Turkish Yatırım A.Ş Finansal Strateji Müdürü Gökhan Uskuay, dolardaki yükseliş hareketi devam etse de kalıcılık arz etmediğini belirtti.

                  Dolardaki yükselişe ve borsadaki gelişmelere ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Uskuay, dövizde yaşanan yükselişte Doğu Avrupa kaynaklı yaşanan endişelerin etkisi olduğunu söyledi.

                  Uskuay, “Dolardaki yükseliş hareketi devam etse de kalıcı olacak bir yükseliş olmayacaktır, kalıcılık arz etmiyor. Çünkü dolardaki yükseliş Türkiye'deki iç sebeplerden değil Türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler grubu içinde yer almasından kaynaklanıyor. Grup riski taşıyor” dedi.

                  İMKB'nin yurt dışı piyasalardan oldukça farklı olarak yatay ve sıkışık seyir izlediğine işaret eden Uskuay, bu sıkışık seyrin bozulmasının da beklenmediğini, ancak 23 bin 200 seviyesinin kırılması durumunda Borsada düşüş yaşanabileceğini kaydetti.

                  Borsa Uzmanları Derneği eski Başkanı İsmail Tavlı da dövizde ve borsada sıcak bir gün yaşandığını, bunun da yurt dışı piyasalardan kaynaklandığını ifade ederek, “Özellikle otomotiv sektörü ile ilgili yapılan spekülasyonlar, GM ile ilgili yapılan spekülasyonlar mali piyasaları da etkilemiş, bunun yansıması olarak ülkemizde borsada düşüş, dövizde yükseliş sonucunu doğurmuştur. Sıkışık ve aşağı doğru seyir devam edecek gibi gözüküyor” şeklinde konuştu.

                  Ata Yatırım Başekonomisti Nurhan Toguç, Avrupa ve Doğu Avrupa'da bankacılık sektöründeki problemlerin, doların tekrardan güvenli liman olarak görülmesine neden olduğunu söyledi.

                  Toguç, serbest piyasada doların yükselişine ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, dolarda bugün hızlanan yukarı yönlü hareketliliğin, yurt içi olaylardan kaynaklanmadığının altını çizdi.

                  ABD dolarının diğer para birimlerine karşı değer kazanma sürecinde olduğuna işaret eden Toguç, içeride dolardaki hareketliliğin en önemli nedeninin bu olduğunu söyledi.

                  Avrupa bankalarının 2 trilyon dolara yakın açığı olduğunu belirten Toguç, “Avrupa ve Doğu Avrupa'da bankacılık sektöründeki problemler doların tekrardan güvenli liman olarak görülmesine neden oluyor” dedi.

                  Türkiye'de Merkez Bankasının faiz indirimlerinin doların yükselmesinde önemli bir paya sahip olmadığı görüşünü dile getiren Toguç, olumsuz haberlerin gelmeye devam etmesi durumunda doların 1,80 TL'nin üzerine çıkmasının söz konusu olduğunu bildirdi.

                  Toguç, olumsuz haberlerin daha kısa sürmesi durumda ise doların daha alt seviyelerde kalabileceğini söyledi.

                  IMF ile anlaşma yapılmamasının bu süreçte önemli bir etkiye sahip olmadığını da belirten Toguç, “İşin güzel yanı bonolarda faiz oranları herhangi bir yukarı yönlü hareket göstermiyor” dedi.

                  Toguç, yıl sonu dolar kuru beklentilerinin 1,60 TL olduğunu, önceki yıllara göre ucuz doların görülmeyeceğini ancak 1,80'lerin üstünün beklenmediğini bildirdi.

                  Yorum

                  • PEHLİVAN
                    Çalışkan
                    • 13 Şubat 2009
                    • 1138

                    #174
                    *fed/kohn, "aig, Fed'i Rahatsiz Edici Kararlar Almaya Zorladi"(05/03/2009 - 17:03:40)

                    *fed/kohn, "aig'in Elinde Hala çok Büyük Miktarda Türev ürünler Var"(05/03/2009 - 17:04:11)

                    *fed/kohn, "aig'in şu Anda Düzensiz Bir şekilde Batmasina Izin Verilemez"(05/03/2009 - 17:04:34)

                    Yorum

                    • PEHLİVAN
                      Çalışkan
                      • 13 Şubat 2009
                      • 1138

                      #175
                      *boe/king: Yeni Düzenlemelerin Işlemesinin Ne Kadar Zaman Alacağini Bilmiyorum (05/03/2009 - 17:03:52)

                      *boe/king: Ingiltere'de Canlanma Uluslararasi Işbirliğine Bağli (05/03/2009 - 17:04:07)

                      *boe/king, "alinan Tedbirlerin çalişmasinin Ne Kadar Zaman Alacağindan Emin Olunamaz"(05/03/2009 - 17:05:47)

                      *boe/king, "ingiltere Ekonomisinde Toparlanma Uluslararasi Işbirliğine Bağli"(05/03/2009 - 17:06:11)

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #176
                        Citigroup Hisseleri Ilk Kez 1 Dolarin Altinda

                        2006 sonunda piyasa değeri 277 milyar dolardan fazla olan Citgroup'un piyasa değeri, borsadaki son değer kaybı ile birlikte 6 milyar doların altına geriledi.

                        Bir zamanlar piyasa değeri bakımından dünyanın en büyük bankası olan ABD'deki Citigroup'un hisselerinin birim fiyatı, ilk kez 1 doların altına düştü.

                        Citgroup'un hisseleri gün içinde en düşük 97 senti gördü

                        2006 sonunda piyasa değeri 277 milyar dolardan fazla olan Citigroup'un piyasa değeri, borsadaki son değer kaybı ile birlikte 6 milyar doların altına geriledi.

                        Dünya'da 100'den fazla ülkede faaliyet gösteren Citigroup yetkilileri, hisselerinin ilk kez 1 doların altına düşmesi ile ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

                        Auburn Üniversitesi maliye profesörü ve Milken Enstitüsü kıdemli araştırmacılarından James Barth "bu, tamamıyla kötü bir haber. ABD yönetiminin gösterdiği çabaların da yatırımcının güvenini artırmadığını gösteriyor. Şimdi asıl endişe, hükümetin bankaya bir noktada (artık yeter) diyebilecek olmasıdır" dedi.

                        Dow Jones Indeksi sözcüsü Naomi Kim ise, "durumu yakından takip ettiklerini" söyledi. Ctigroup, New York Borsası'nda hisseleri olan üç bankadan biri.

                        Dow Jones endeksi, Citigorup'la birlikte sadece Bank of America ve JP Morgan Chase'in hisselerini içeriyor.

                        New York borsanında öğleden sonra ilk saatlerde Citigroup hisseleri, kayıplarının bir kısmını telafi etti ve 1,05 dolardan işlem gördü.

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #177
                          Halil Eroğlu: Merill Lynch'in batacağını 3 yıl önce anladım

                          Enerji sektörüyle ilgili beş yıl içinde 130 projeyi inceleyen TSKB, bunların 70'ine finansman sağladı. TSKB Genel Müdürü Halil Eroğlu, bu projelerin 65 tanesinin hidroelektrik santrali olduğunu söyledi.

                          Son beş yıldır enerji sektörünün finansmanına yoğunlaşan Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) bu alanda uzman banka haline geldi. Son 5 yılda 130 yenilenebilir enerji projesini incelediklerini belirten TSKB Genel Müdürü Halil Eroğlu, "70 projenin finansmanını yaptık. Bunlardan 65 tanesi hidroelektrik santral. 2 tane rüzgar, 2 tane jeotermal, 1 tane de biomas yaptık. Toplam 1 milyar doların üzerinde bir finansman. Ve toplam gücü de 2 bin 200 megavat civarında. Bu, Türkiye'nin yenilenebilir enerjisinin yüzde 15'ini oluşturuyor. Biz bu işi yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
                          Eroğlu, TSKB'nin 2008 yılını değerlendirmek ve 2009 beklentilerini açıklamak üzere bankanın Fındıklı'daki merkezinde düzenlediği basın toplantısında, enerji verimliliği konusunda daha ciddi faaliyet göstermek istediklerine de söyledi. Eroğlu, bu konunun Türkiye'de ciddi bir enerji tasarrufu ve avantajı sağlayarak, malların üretiminde ucuzluğa neden olabileceğini düşündüğünü söyledi.

                          Büyüme 2008'e benzer olur
                          Enerji konusunda uzman TSKB mensuplarının verdiğe bilgiye göre bir malın üretiminde Türkiye 2.8 birim enerji tüketirken aynı malı Avrupa enerji verimliliği sayesinde 1 birime üretebiliyor. 2008'de ilk kez gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yılın "Sürdürülebilir Bankası" ödülünü alan TSKB, enerji alanında da yılın jeotermal enerji projesinin sahibi oldu.
                          Sermaye yeterliliklerinin çok yüksek, sorunlu kredilerinin ise binde 7 oranında olduğunu anlatan Eroğlu, krizden asgari düzeyde etkileneceklerini düşündüğünü ifade etti. Halil Eroğlu, "Mevduat kabul etmeyen bir banka olarak, çok uzun vadeli fonlama imkanımız var. Biz Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası gibi uluslar üstü kurumlardan kendini finanse eden bir bankayız. Türk bankacılık sektörünün pasif yapısı, en uzun 6 aydır. Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi'nin garantisiyle 30 yıla kadar vadeli kaynak bulabiliyoruz" açıklamasında bulundu.Gglobal krize rağmen 2009'da dolar bazında 2008'deki bilanço performansına benzer bir performans beklediklerini söyleyen Eroğlu, "Bilanço olarak 2009'da dolar bazında üç aşağı-beş yukarı 2008'le aynı büyüklükte kalırız" dedi. TSKB, 2007 yılında sabit kıymet satışından elde edilen bir defaya mahsus gelir hariç tutulduğunda, 2008 yılında önceki yıla göre yüzde 17 artışla 119 milyon lira net kâr elde ettiğini açıklamıştı.

                          600 milyon dolarlık yeni kaynak
                          Geçen yıl 850 milyon dolar civarında yeni kaynak bulduklarını belirten Eroğlu bu yıl da 600 milyon dolarlık yeni kaynak bulacaklarını söyledi. TSKB yurtdışında bulduğu kaynakları projelere bağlı olarak ihracatın finansmanında kullanacak şirketlere kullandırıyor. TSKB'nin 9 banka, 11 leasing şirketine verilmiş, yaklaşık 9 milyar dolar civarında kredisi var.
                          Halil Eroğlu, Türkiye'de su ve çöp toplama işinin gelecekte özelleştirilerek, ücretle ve büyük paralarla yapılacak bir iş olduğunu belirterek, "Bugün, bankaların finanse edebileceği tarzda su işi yapsınlar, biz hemen finanse ederiz" dedi.



                          Merill Lynch'in batacağını 3 yıl önce anladı

                          Uzun yıllar boyunca derecelendirme kuruluşları tarafından hem Türkiye'nin, hem de Türk bankalarının hak ettiği muameleyi görmediğini söyleyen Halil Eroğlu, "Krizle birlikte bize ne büyük haksızlık ettiklerini gördük" dedi. Eroğlu, dev zararı ile birlikte iflas noktasına gelen ve Bank of America tarafından satın alınan Merill Lynch'in batacağını ise 3 yıl önceden görmüş.
                          3 yıl önce bir toplantı için gittiği Londra'da Merrill Lynch'te görev yapan bir Türk'e uğrayan Eroğlu'na bu bankacı kendisine kurumda önemli bir göreve geldiğini söyler. Bu bankacıya ne iş yapacağını soran Eroğlu, "Anlattı, anlamadım. Bir daha sordum, yine anlamadım" diyor. Bankacı, bu kez tahtaya çizerek anlatmaya başlar ve Eroğlu'nun deyimiyle; "Oradan buraya, buradan şuraya oklar çıkararak, ben ona o bana bağlı ben bunu şu beni idare ediyor, bu işin başında ben varım o işin başında o var" gibi bilgiler verir. "Sonuçta New York'a gidecekti" diyen Eroğlu bankacıya ailesini ne yapacağını sorar ve "Bir ay orada bir ay buradayım" cevabını alır. Bankacının yanından ayrılan Eroğlu, yanındakilere döner ve "Bu Merrill Lynch kötü idare ediliyor. Yakında batar" der. Eroğlu, "Yanımdakiler hadi canım koskoca kuruluş dediler. Üç yıl sonra yanılmadığım ortaya çıktı" diyor.



                          Altı kriz yaşadım böylesini görmedim

                          Krizi Türkiye'nin tek başına aşamayacağını belirten Halil Eroğlu, "Bir iyileşme olursa, bu toptan olur. Bankacı olarak gördüğüm, altıncı kriz bu. Ancak ilk gördüğüm kriz diyebilirim, daha önceki krizler çok basitti" dedi.
                          Türkiye'nin 2009'a, batı ekonomileriyle karşılaştırıldığında nispi olarak daha avantajlı girdiğini dile getiren Eroğlu, 2001 krizinden sonra Türk bankacılık sektörünün güçlendiğini ve bu krize güçlü girdiğini söyledi.
                          Türkiye'nin tek başına bu krizi aşamayacağına da dikkat çeken Eroğlu, "Daha önceki krizler çok basitti. IMF'yle anlaşma yapılır. Devalüasyon yapılır. Kur, bir yere getirilirdi ve kriz geçerdi. Ama bu kriz global bir kriz. IMF'yle anlaşma önemli. Bizim devlet dışı fonlamaya ihtiyacımız var. Yani devletin bütçesinde de problem var. Para bulmak zorundayız" diye konuştu. Bu kriz sonrasında dünyada birçok şeyin değişeceğini iddia eden Eroğlu, Avrupa Yatırım Bankası, Dünya Bankası gibi uluslar üstü kuruluşların gücünün, öneminin ve kontrolünün daha da büyüyeceği söyledi.

                          Yorum

                          • PEHLİVAN
                            Çalışkan
                            • 13 Şubat 2009
                            • 1138

                            #178
                            Abd'de Büyük çöküş

                            Dow Jones yüzde 4.1 kayıpla 6 bin 594 puana gerilerken, 15 Nisan 1997'den sonraki en düşük seviyesine oturdu


                            Uluslararası piyasalarda sular bir türlü durulmuyor. Dünyanın en büyük otomotiv şirketi olan GM'in iflasın eşiğine gelmesi ve bankacılık hisselerinde yoğunlaşan satışlar, ABD borsalarında çok sert hareketlere neden oldu.


                            Dow Jones yüzde 4.1 kayıpla 6 bin 594 puana gerilerken, 15 Nisan 1997'den sonraki en düşük seviyesine oturdu. Benzer şekilde S&P 500 yüzde 4.3 düşüşle 18 Eylül 1996, Nasdaq Bileşik Endeksi de yüzde 4 kayıpla 12 Mart 2003'ten bu yanaki en düşük seviyelere geriledi.

                            Uzmanlar, açılıştan itibaren yoğun satışların yaşandığı borsalarda, GM'le başlayan kötü haber akışının ve banka hisseleri üzerindeki baskıların etkili olduğunu belirtti. Ayrıca endekslerin teknik destek seviyelerinin de altına sarkması piyasadaki satış hareketinin zincirleme olarak yayılmasına neden oldu.
                            ABD'de Ekim 2007'de başlayan ayı piyasası gelinen noktalar itibariyle borsaların yarısnı götürdü. Ekim 2007 ile dünkü kapanışlar baz alınarak yapılan değerlendirmeye göre, Dow Jones yüzde 51.5, S&P 500 de yüzde 54.5 değer yitirdi. Dow Jones'ta sadece 2009 başından itibaren yaşanan düşüş ise yüzde 20'yi aştı.

                            DEVLER TEPETAKLAK OLDU

                            ABD borsalarında dün yaşanan düşüş dev şirketlerin hisselerini de yere serdi. ABD'nin en büyük bankacılık grubu olan Citigroup'un hisseleri tarihinde ilk kez 1 doların altına sarktı ve 97 senti gördü. Zor durumdaki sigorta devi AIG'in hisseleri yüzde 16, GM hisseleri de yüzde 17 değer yitirdi.

                            Hürriyet.com.tr

                            Yorum

                            • PEHLİVAN
                              Çalışkan
                              • 13 Şubat 2009
                              • 1138

                              #179
                              Panik Satişlarinda Alim Yapilabilir

                              Teknik görünümde dünkü satışlarda 23,600-23,400 ara destek bandının da altına inilmesi hisse senetlerindeki hasarı artırırken, bugüne yönelik beklentimiz de 22,400(22,250)-23,400 aralığının etkili olması

                              %3-3.5 Civarındaki Olası Panik Satışlarda Alım Yapılabilir...



                              Kısa vadeli finansman sorunları şirketlere kaynak aktarılması suretiyle yakın dönemde giderilen otomotiv devlerinden General Motors’un dün yaptığı açıklamalar, endişeleri yeniden vitrine çıkararak ABD Hisse Senedi Endekslerini %4.00 ila %4.09’luk son derece sert değer kayıplarıyla yeni diplere doğru sürüklemiştir. General Motors’un yüklü borç yükünü kaldıramayacak duruma geldiğinin görülmesinin yanısıra, piyasa değeri açısından bir zamanların en büyük bankası olan ve daha geçtiğimiz günlerde yeni kaynak aktarılan Citigroup’un hisse senedi fiyatının ilk defa 1$’ın altına inmesi, Moody’s’in Bank of America ve Wells Fargo’nun kredi notlarını olası bir indirim için takibe aldığını duyurması ve konut kredi geri ödemelerindeki aksamanın rekor seviyelere ulaşması gibi etkenler de satışlarda etkili olmuştur.



                              Global piyasalarda zirve yapan endişelerin paritede yarattığı hareketin yanısıra yurtiçinde de TCMB’nin yapmış olduğu son faiz indirimlerinin bankalararası $/YTL kotasyonlarını 1.7850’ye doğru sıçratmasıyla, Ulusal-100 Endeksi dünü %3.78’lik kayıpla 23,026 puandan tamamlamıştır. ABD’de dün gelen açıklamalar sonrasında ortaya çıkan GM’e yönelik endişeler yeni bir satış dalgasının tetikleyicisi olurken, yurtdışı piyasa etkisiyle bugüne başlangıcın da %2.20-2.40 civarında kayıpla oluşması muhtemeldir. Bugün ABD’de tarımdışı istihdam ve işsizlik oranı yayınlanacakken, her iki datada da beklentilere göre daha olumlu bir gerçekleşme oluşmasını beklemiyoruz. Ancak son 1-2 gündeki satışlarda bu datalarında fiyatlamalarda yer bulduğu gözardı edilmemelidir. Yurtiçinde ise son dönemde hükümetin ekonomik tedbirleri almada bayağı geç kalmasının olumsuz etkileri yavaş yavaş hem reel ekonomide hem de piyasalardaki fiyatlamalarda kendini göstermektedir. IMF ile anlaşma imzalanması konusunda son derece isteksiz davranılması da bu yöndeki negatif beklentilerde yer almaktadır. Teknik görünümde dünkü satışlarda 23,600-23,400 ara destek bandının da altına inilmesi hisse senetlerindeki hasarı artırırken, bugüne yönelik beklentimiz de 22,400(22,250)-23,400 aralığının etkili olmasıdır.

                              Hedef Menkul Değerler A.Ş. Araştırma Bölümü

                              Yorum

                              • PEHLİVAN
                                Çalışkan
                                • 13 Şubat 2009
                                • 1138

                                #180
                                Dolardan tüm zamanların rekoru



                                Dolar kuru 1. 7750'u görerek, tüm zamanların rekorunu kırdı

                                Bankalararası piyasada dolar 1,7740 TL ile tarihi rekor seviyesinden güne başladı. Dolar/TL en son 23 Mart 2003'te 1,7710 seviyesine yükselmişti.

                                İstanbul serbest piyasada sabah açılışta 1,7750 TL'ye ulaşarak rekor kıran dolar, bu seviyelerdeki seyrini koruyor.

                                Dün öğleden sonra 1,7500-1,7700 aralığında dalgalı bir seyir izledikten sonra 1,7500 TL seviyesinden kapanan dolar, sabah açılışta 1,7750 TL seviyesine çıkarak rekorla güne başladı. Doların daha sonraki dakikalarda da bu seviyeleri koruduğu gözlendi.

                                Doların bugüne kadar gördüğü en yüksek seviye 1.75-1.77 TL aralığı oldu. Bu seviye daha önce 2001 Kasım, 2003 Mart ve 2006 Haziran aylarında denendi ve dolar bu seviyeden geri geldi. Bu yüzden söz konusu seviye, teknik anlamda tarihi bir direnç olarak kabul ediliyordu. Uzmanlara göre, bu seviyenin kırılmış olması için akşam kapanışının bu seviyelerden gerçekleşmesi gerekmekte.

                                Bankalararası piyasada da dolar kotasyonları alışta en düşük 1,7640 TL, en yüksek 1,7710 TL, satışta en düşük 1,7720 TL, en yüksek 1,7740 TL seviyesinde işlem görmüş, daha sonra ise 1,7790 seviyeleri görülmüştü.

                                İLK HEDEF 1.85

                                Alternatif Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar, doların 1.75'in üzerinde kalması halinde ilk hedefin 1.85 olduğunu söyledi. Salar'a göre Merkez Bankası'ndan müdahale gelmeemsi halinde dolar 2 TL'ye kadar gidebilir.

                                Garanti Bankası Döviz Masası Yöneticisi Hakan Kuyumcuoğlu da benzer şekilde doların 1.75'in üzerinde kalması halinde önümüzdeki dönemde 1.862ya kadar gidebileceğini kaydetti.

                                Ata Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Nergis Kasabalı, dolarda yılın ilk yarısı içerisinde 1.85'in biraz üzerinin görülebileceğini söyledi. Piyasanın genelinde böyle bir beklenti olduğuna işaret eden Kasabalı, "İlk etapta 1.80'leri gördüğümüzde bir miktar dövizden borsaya geçiş olabilir" dedi.

                                CNN TÜRK'te yayınlanan Parametre programının yapımcısı Yiğit Bulut, "Dünyada yeni bir satış dalgası oluşmasına rağmen 1.77 kırılamadı. Merkez Bankası müdahalesi gelebilir kısa bir süre içinde" dedi.

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information