Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • PEHLİVAN
    Çalışkan
    • 13 Şubat 2009
    • 1138

    #121
    Doğu Avrupa`da risk artıyor

    Kredi kuruluşları IMF ile anlaşma yapan Doğu Avrupa ülkelerinin bile notunu indirmeye başladı. Salı günkü indirim ve uyarıların ardından bölgede riske işaret eden CDS tahvili spreadleri fırladı. IMF hedeflerini tutturamazsa hükümetin istifa ettiği Letonya'da yabancı fon kaynağının kuruma riski var.

    REFERANS GAZETESİ

    İki hafta önce sanayi üretimlerinin de dip yaptığı Doğu Avrupa'dan kredi derecelendirme kuruluşlarının notlarınız tehlikeye girebilir imaları ile başlayan yabancı kaçışı salı günü Ukrayna'dan Litvanya'ya kadar not indirimlerinin başlaması ile hızlandı. Kredi derecelendirme kuruluşu S&P önceki gün Ukrayna'nın kredi notunu Avrupa'nın en düşük seviyesine getirdi, cuma günü hükümetin istifa ettiği Letonya'nın tahvil notunu salı günü junk olarak nitelendirilen yatrıım yapılamaz düzeye düşürdü.

    Böylece Romanya ile birlikte Doğu Avrupa'da tahvillerine yatırım yapılamayacak düzeyde gösterilen ülke sayısı 2'ye çıkmış oldu. S&P ayrıca Letonya'nın ağır borç yükünden kurtulmasının yıllar alacağını ve reel gelirlerin düşeceğini öngördü. Macaristan, Bulgaristan ve Romanya'yı da uyaran S&P bu ülkelerin ağır borç yüküne dikkat çekti ve onları uzun ve sancılı bir düzeltme beklendiğini belirtti. Üstelik S&P Litvanya ve Esyonya'nın da notlarını kısa bir süre içinde indirebilir. Moody's ve Fitch'den de benzer indirimler yolda görünüyor.

    Ülkelerin iflas riskkini gösteren CDS tahvillerinin spread farkları açıldıkça açıldı. Geçen cuma hükümetin istifa ettiği Letonya'da spread farkı neredeyse 1000 puana yaklaştı. Bu not indirimlerinin ardından İkinci 1997 Asya Krizini yaşayacağını iddia edilen Doğu Avrupa'da sinirler de yeniden gerilmiş durumda. Dikkat çekici nokta ise notu indirilen bölge ülkeleri arasında kriz karşısında IMF'den borç alanların ya da fonla halen görüşme halinde bulunanların yer alması.

    Ukrayna da Macaristan da IMF ile anlaşma yapmıştı


    Ancak geçen gün başlayan not indirimlerinin ardından IMF ile anlaşmaya varan Doğu Avrupa ekonomileri için de kredi derecelendirme şirketinin gözünde riskler azalmadığı ortaya çıkmış oldu. Çünkü salı günü notu düşürülen Ukrayna da, yüksek borç riski olduğu yönünde aynı gün S&P'den uyarı alan Macaristan da IMF ile yardım anlaşması yapmıştı.

    IMF, Ukrayna ile 16,5 milyar dolarlık bir kreid anlaşmasına imza atmış, ancak Ukrayna mali reformlarla ilgi kriterleri karşılayamadığını için bu kez Rusya'dan 5 milyar dolar kredi almak için görüşmeler yapmaya başlamıştı. Macaristan ise IMF ile 15,7 milyar dolarlık bir kredi anlaşmasına imza atmıştı. Üstelik krizle birlikte artan siyasi belirsizlikler ve toplumsal patlamalar karşısında IMF anlaşmasının da ne kadar kurtarıcı olacağı tartışma konusu. Ukrayna'da ekonomik kriz Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko ile Başbakan Yulia Timoşenko arasında tartışma sebebi oluyor. Bulgaristan'da kriz yüzünden bu yaz yapılacak seçimlerde yolsuzluk karşıtı popülist siyasi parti Gerb'e olan desteği artırıyor. Macaristan'da ise aşırı sağ eğilim tırmanıyor.

    Geçen ay yapılan yerel seçimlerde ülkenin aşırı sağ partisi oyların yüzde 8,5'ini aldı. Letonya'da ise hükümet IMF'nin dayattığı kemer sıkma politikaları nedeniyle geçen cuma istifa etmek zorunda kaldı. Fitch'e göre ise Letonya'da koalisyonun çöküşü bütçenin tutturulmasını geciktirebilir. Bu da IMF ile yapılan anlaşma gereği GSYİH'nin yüzde 5'ini geçmemesi gereke açığın iyileştirilmesini zorlaştırabilir. Bütçe kontrolünün sağlanamaması ise Letonya'ya uluslararası fonların girişini azaltır, bu da ülkenin para birimi üzerindeki baskıyı iyice artırabilir. Yani istikrar amacıyla IMF ile yapılan anlaşma, siyasal krizin atlatılamaması halinde Letonya'yı daha da zor duruma sokabilir.

    Pazar günü Doğu Avrupa ekonomisi masaya yatacak

    Türkiye de son dönemde IMF ile benzer bir yardım için görüşen gelişmekte olan piyasalar arasında. Bir çok uzman IMF ile anlaşmanın yabancıya güven vereceğini savunurken, kimi ekonomistler ise IMF ile olası bir anlaşmanın kriz kalkanı olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyor. Şimdi gözler bu pazar günü Doğu Avrupalı ekonomi kurmayları tarafından yapılacak olan bankacılık zirvesinde.

    AB'nin Brüksel zirvesi öncesinde gerçekleşecek olan bu toplantıda bankacılık sektörünün nasıl kurtarılacağı masaya yatırılacak. Brüksel'deki toplantıda ise IMF'nin Doğu Avrupa'ya daha fazla yardım aktarması gündeme gelecek. Son dönemde AB liderleri IMF'nin Doğu Avrupa için ayırdığı fonu ikiye katlaması ve 50 milyar dolara kadar çıkarması yönünde baskılarını artırmaya başladı. Ancak IMF'nin bu fonu büyütürken kriz ortamında gerekli finansmanı nereden sağlayacağı da tartışma konusu. Komünizmin çöküşü sonrası serbest piyasa ekonomisine hızlı bir şekilde adapte olan Doğu Avrupa'da 1989 sonrası zor zamanlar yaşanmıştı.

    1990'ların sonuna gelindiğinde ise bölge ekonomileri serbest piyasaya katılımları ile toparlanmaya başlamış, özellikle batılı banka ve otomotiv üreticilerinin yatırımları ve batıya artan ihracatlar sayesinde hızlı bir büyüme sürecine girilmişti. 2003 civarında büyüme borçlanmanın giderek kolaylaştığı bir balona dönüşmeye başladı. Ucuza borçlanma perakende ve emlak sektörlerini şişirip hükümetler borçla şişen bu piyasalardaki tehlikeyi görmekte geç kalınca ise küresel kriz karşısında ani çöküşler başladı.

    Yorum

    • PEHLİVAN
      Çalışkan
      • 13 Şubat 2009
      • 1138

      #122
      ``Türklerin 60 milyar doları var``

      Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, yurt dışından temin edilen kredilerin karşılığında zamanında yurt dışında park etmiş servetlerin söz konusu olması halinde çok rahat edeceklerini ifade etti.

      Active Academy tarafından düzenlenen 3. Risk Yönetimi Zirvesinde konuşan Bilgin, 2009'un ilk 2 ayının geride kaldığını ve 2009'un muhtemelen tüm dünya için “koyu tonların hakimiyetindeki” bir yıl olacağını söyledi.

      Bilgin, Türk bankacılığı olarak önümüzdeki ayların temel konusunun, temel risk alanının, kredi geri dönüşleri ve kredi riski olduğunu gördüklerini, şu anda takibe dönüşüm oranının yüzde 3,9'larda bulunduğunu bildirdi. Bilgin, bu oranın geçen yılın sonunda 3,8'ler düzeyinde olduğunu anımsattı.

      Her bir bankanın aktif kalitesinin kendileri için aynı önemde olduğunu ve ayrı ayrı izlendiğini dile getiren Bilgin, söz konusu riskin şiddetinin, kredi geri dönüşlerinde yaşanabilecek riskin şiddetinin ise krizin ne kadar süreceği ve bankaların kredi portföylerinin kalitesiyle doğrudan orantılı olduğunu vurguladı.

      Bilgin, bir bankanın kredi portföyünün ne kalitede olduğunu da en iyi bilenin o bankada bu kredileri veren kişiler ve yöneticiler olduğunu belirterek, kredi riskiyle ilgili en önemli hususlardan birinin de reel sektörün yurt dışı borçlanması olduğunu kaydetti.

      BİR KUZEY AVRUPA ÜLKESİNDEKİ BANKADA 60 MİLYAR DOLAR...

      Tevfik Bilgin, “konuşmasının bu kısmını dün eklediğini” belirterek, şöyle devam etti:

      “Dün bir konuşma sırasında ve doğru olduğuna inanıyorum, 'bir Kuzey Avrupa ülkesindeki bir yabancı bankada Türk vatandaşlarının 60 milyar doları olduğuna' dair bir konuşma sonrasında bu bölümü eklemek zorunda kaldım. Diyoruz ki, reel sektörün yurt dışına borcu var. Doğrudur. O bir risk unsurudur. Doğrudur. Ama buradaki en büyük dezavantajımız bunun ayrıntılarını bilmememiz ve bilgi azlığıdır.

      Bilgisizliğin temel kaynağı ise yurt dışından temin edilen kredilerin karşılığıdır. Eğer bu kredilerin karşılığında yurt dışında zamanında park etmiş servetler söz konusu ise çok rahat ederiz. Ancak konunun gizemi bize bu şansı tanımıyor ve sadece tahminde bulunabiliyoruz.”

      Yorum

      • PEHLİVAN
        Çalışkan
        • 13 Şubat 2009
        • 1138

        #123
        `Tehlike çanları çaldı`

        Yunanistan Merkez Bankası Başkanı Yorgos Provopulos konut kredileri ve emlak piyasasında “tehlike çanlarının çaldığını” söyledi.

        AA


        Yunan basın-yayın organları, dün Yunanistan Parlamentosu'nun ilgili komisyonuna bilgi veren Provopulos'un, Yunan ekonomisine ilişkin olumsuz öngörülerde bulunduğunu duyurdular.

        “2009 yılı belki beklenenden zor bir yıl olacak” diyen Provopulos, konut kredisi için talebin “sıfır” olduğunu, bunun gayrimenkul piyasasında çok büyük durgunluğa yol açtığını söyledi.

        Merkez Bankası Başkanı, söz konusu durumun yatırımların yanısıra ekonomiyi de etkilediğine dikkati çekti.

        Büyüme, kamu borçları, bütçe açığı, işsizlik ve enflasyon konularında iyimser olmadığını da belirten Provopulos, büyümenin 0,5'i aşmayacağını hatta düşüşe geçmesi olasılığının bulunduğunu sözlerine ekledi.

        Enflasyonun yılın ikinci 6 ayında artacağını, cari açığın ve istihdam potansiyelinin azalacağını belirten Provopulos, turizm, ihracat ve denizcilik faaliyetlerinde ise düşüş kaydedileceğini vurguladı.

        Provopulos, disiplinli bir ekonomik politika uygulanması ve 2009 yılı bütçe açığının yüzde 3'ün altına indirilmesi gerektiğini belirterek, “Kemer sıkma” politikasında gevşek davranılması halinde iflas tehlikesinin baş gösteceği yorumunda da bulundu.

        Yunanistan'ın Avrupa para birimi Avro'ya dahil olmasının ülkeyi krizin ağır etkilerinden koruduğunu söyleyen Provopulos, krizin aşılması amacıyla şeffaflığın güçlendirilmesi, bankaların ve yatırımcıların uzun vadeli değerlendirme yapmaları ve kredilerin yeniden ikmali gerektiğini ifade etti.

        Krizle baş edebilmek için partiler arası uzlaşma sağlanması gerektiğini belirten Provopulos, bütçe tasarısı tartışmalarında sorunların gerçek boyutlarına yer verilmediğini, basın - yayın organlarındaki ekonomik krize dair haberlerin de paniğe neden olduğunu söyledi.

        Yorum

        • PEHLİVAN
          Çalışkan
          • 13 Şubat 2009
          • 1138

          #124
          ABD Citigroup`daki hissesini artırdı

          Citigroup ve ABD Hazinesi'nin vardıkları anlaşma sonucunda, hükümetin bankadaki hissesi yüzde 8'den yüzde 40'a yükseldi.

          AA

          Anlaşma, yeni yatırım yükümlülüğü içermezken, Citigroup'daki yeni özel sermayenin artırılmasına dayanıyor. Kredi krizinden en sert şekilde etkilenen bankalardan biri olan Citigroup, halihazırda Hazine'den 45 milyar dolar nakit destek aldı.

          Bu anlaşma, hükümetin Citigroup'daki imtiyazlı hisselerinin adi hisselere çevrilmesini içeriyor. Anlaşma gereği, banka temettü ödemelerini askıya alacak ve yönetim kuruluna yeni yöneticiler atayacak.

          Yorum

          • PEHLİVAN
            Çalışkan
            • 13 Şubat 2009
            • 1138

            #125
            ABD'de daralma ve Citigroup tedirginliğiyle dolar 1.71 TL

            ABD ekonomisi ile ilgili son açıklanan ekonomik verilerin, bu ülkedeki ekonomik daralmanın boyutlarını iyice gözler önüne sermesi ve Citigruop'la ilgili gelişmeler, küresel piyasalarda da satışları artırdı. Dış borsalardaki düşüşle birlikte İstanbul Menkul Kıymetler Borsası da (İMKB), cuma günü 141 puan düşüşle 24.026 puana geriledi. Toplam işlem hacmi 927.8 milyon TL olurken, hisse senetleri yüzde 0,59 değer kaybetti. Yurtdışı gelişmelerin etkisiyle dolar, yurtiçinde 1.71 TL'yi görürken, faiz oranları da 3 Kasım 2010 vadeli gösterge kağıtta 0.10 puan artışla yüzde 15,39 seviyesine yükseldi. Cuma günkü düşüşe karşın, İMKB geçen hafta yüzde 1,89 değer kazandı.
            Küresel piyasalardaki satış dalgası, ABD'de yaşanan gelişmelerle yakından ilgili. ABD hükümetinin, Citigruop hisselerinde yüzde 36 pay sahibi olacağının açıklanmasına piyasalar olumsuz tepki gösterirken, moralleri bozan bir diğer gelişme de ABD'de 4. çeyrek gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) revizyonu oldu. ABD'de 2008 4. çeyrekte GSYİH'de daralmanın, yüzde 3,8'den yüzde 6,2'ye revize edilirken, 2008 Ekim-Aralık döneminde, ABD son 28 yılın en hızlı ekonomik daralmasını yaşadı.

            Faizler de yükseldi
            Dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler ve küresel riskten kaçınma eğilimine bağlı olarak gelişmekte olan piyasalardan çıkış hızlandı. Gelişmekte olan para birimleri karşısında değer kazanan dolar, yurtiçinde de Türk Lirası karşısında 1.71 TL'yi gördü. Uzmanlar, küresel piyasalardaki bozulmanın hızlanması durumunda doların 1.75 TL'yi de görebileceğine dikkat çekiyor. Dolar, euro karşısında da değer kazanırken, euro/dolar paritesi de 1.26'ya geriledi.
            İç piyasada faiz oranları da yabancı çıkışının etkisiyle yükselişini sürdürüyor. Faiz, 3 Kasım 2010 vadeli gösterge kağıtta şubatta işlem bazında son 33 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 14,68 seviyesini görmüş, tekrar yükseliş eğilimine girmişti. Faizdeki yükselişin önümüzdeki günlerde de yüzde 15,5 seviyesini görebileceği kaydediliyor. Ancak, Merkez Bankası'ndan faiz indirim beklentisi, faizdeki hızlı yükselişi de frenliyor. Diğer yandan mart ayı iç borçlanma programını açıklayan Hazine, martta 4.1 milyar TL iç borç servisine karşılık 2.9 milyar TL iç borçlanma yapacak. 9 Martta düzenleyeceği referans bono ihalesiyle 0.6 milyar TL borçlanacak olan Hazine, 10 Mart'ta da 3 Mart 2010 vadeli kağıdı yeniden ihraç edecek.

            Yorum

            • PEHLİVAN
              Çalışkan
              • 13 Şubat 2009
              • 1138

              #126
              Sirada Hangi Banka Var ?

              Borsaları Citigroup'un kısmen kamulaştırılma hamlesinin ardından artan "sırada başka bankalar olabilir" endişesi sardı

              Küresel krizde finans sisteminin kuralları yeniden yazılırken bundan en büyük zararı bir zamanlar dünyanın en büyük ve sağlam bankaları olarak görülen Amerikan bankaları gördü. Bunların başında gelen Citigroup, cuma günü hem 2008 faaliyetlerinden 32.1 milyar dolar zarar ettiğini açıkladı hem de ABD Hazinesi tarafından atılan bir adımla bir anlamda kısmen kamulaştırılmış oldu. ABD Hazinesi, günlerdir süren kamulaştırma tartışmalarında nokta koyan açıklamayı yaparak elinde bulunan 25 milyar dolarlık Citigroup imtiyazlı hissesini, diğer imtiyazlı hisse sahibi kişi ve kuruluşların da aynı şekilde hareket etmesi durumunda, adi hisseye çevireceğini duyurdu. Citigroup, halihazırda Hazine'den 45 milyar dolar nakit destek almıştı. Banka yetkililerinin, bankanın imtiyazlı hisselerini alan Singapur hükümeti kontrolündeki Kamu Yatırım Şirketi, Abu Dabi Yatırım İdaresi ve Kuveyt Yatırım İdaresi gibi özel yatırımcıları bu imtiyazlı hisseleri adi hisseye dönüştürmek için ikna etmeye çalıştığı belirtiliyor.
              Bu işlem sonunda ABD hükümetinin Citigroup'taki yüzde 8 olan payı yaklaşık yüzde 36 olacak. Ancak Hazine, bunun bankaya kaynak aktarımı anlamına gelmediğinin, bankaya yapılan yardımın artırılmayacağının da altını çizdi. Bankanın sık sık eleştirilen CEO'su Vikram Pandit'in görevinin başında kalması büyük olasılık. Anlaşma gereği, banka temettü ödemelerini askıya alacak ve yönetim kuruluna yeni yöneticiler atayacak. Uzmanlara göre bu anlaşma bankanın sermaye tabanını güçlendirmeye yönelik olarak gerçekleştirildi.

              Pandit: Görevdeyiz
              Cuma günü Reuters'da yer alan habere göre Pandit, yapılan işlemin kamulaştırma olmadığını, tüm üst düzey yöneticilerin işlerinin başında olduğunu belirtti. Pandit'in kısmi kamulaştırmanın ardından ABD'nin en büyük üçüncü bankasını küçültmek için zaman kazanacağı, istenmeyen varlıkları satacağı ve yatırımcı güvenini geri kazanmaya çalışacağı düşünülüyor. ayrıca uzmanlar, hükümetin, bu son hamleyle Citigroup'un operasyonları üzerinde daha fazla etkiye sahip olacağının altını çizdi.
              Bir zamanlar ABD'nin varlıkları bakımından Bank of America'dan sonraki ikinci büyük bankası olan Citigroup'un devlet yardımına bu denli muhtaç kalması sırada diğer dev bankaların olduğu düşüncesiyle korkuları artırıyor. Geçen haftadan bu yana yürütülen tartışmalara göre Citigroup'ta devletleştirme, diğer büyük bankalar için de benzeri arayışların yolunu açabilir. Her ne kadar geçen hafta cuma günü ABD Başkanı Barack Obama, daha sonra hafta içinde ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner ve ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, kamulaştırma taraftarı olmadıkları yönünde açıklamalar yaptılarsa da Citigroup'ta atılan adım bankayla ilgili endişelerin büyük olduğu izlenimi yarattı.

              ABD'de rekor küçülme
              Citigroup'taki devlet hisselerinin artması haberinin ardından ABD ekonomisine ilişkin gelen olumsuz veriler endişelerin artmasına yol açtı. ABD ekonomisi, geçen yılın 4. çeyreğinde beklentilerin de üzerine çıkarak yüzde 6,2 daraldı. Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı bu verilere göre, ABD'nin gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) 1982 yılının ilk çeyreğinden bu yana en keskin düşüşünü yaşamış oldu. Bu arada, bakanlık geçen yılın tamamında ekonominin yüzde 1,1 büyüdüğünü, bunun da 2001'den bu yana en yavaş büyüme olduğunu duyurdu. Yurt içi ekonomik faaliyetlerin üçte ikisinden fazlasını oluşturan tüketici harcamaları 4. çeyrekte yüzde 4,3 düşerek 1980 yılının 2. çeyreğinden bu yanaki en büyük düşüşünü kaydetti.
              Öte yandan, ABD'de verilen konut kredilerinin yarısına sahip olan ve geçen yıl devletleştirilen ve 14'er milyar dolar destek verilen mortgage kreditörleri Fannie Mae ve Freddie Mac de hâlâ belini doğrultabilmiş değil. Fannie Mae, cuma günü 2008'de yaklaşık 60 milyar dolar zarar ettiğini, hükümetten 15 milyar dolar daha yardım alması gerektiğini açıkladı. Önümüzdeki günlerde Freddie Mac'in de Hazine'den 35 milyar dolarlık ek destek talebinde bulunabileceği iddia ediliyor.
              Geçen hafta, ABD Başkanı Barack Obama'nın duyurduğu mortgage planının bir parçası olarak ABD yönetimi, Fannie Mae ile Freddie Mac şirketlerinin ayakta kalabilmesini sağlamak için şirketlerin olası zararlarının karşılanacağına ilişkin hükümet teminatını 200'den 400 milyar dolara yükseltmişti.

              Borsalar kayıtsız kalmadı
              Citigroup'un kısmen kamulaştırılma hamlesinin ardından artan "sırada başka bankalar olabilir" endişesi, ABD ekonomisinde yaşanan rekor küçülme ve bankalardan gelen zarar rakamları cuma günü dünya borsalarında önemli kayıplara neden oldu.
              Cuma günü saat saat 17:30 itibariyle İngiltere'nin FTSE 100 endeksi yüzde 2,93, Alman DAX endeksi 2,77 ve Fransa'nın CAC 40 endeksi yüzde 2,39 geriledi. New York Borsası da güne düşüşle başladı. Borsanın temel göstergesi Dow Jones endeksi yüzde 1,68, S&P 500 endeksi yüzde 2,09 ve Nasdaq bileşik endeksi de yüzde 1,18 kan kaybetti. Bu gelişmeler yaşanmadan kapanmış olan Asya borsalarında Japonya'nın Nikkei endeksi yüzde 1,48 değer kazandı. Hong Kong ve Güney Kore'de borsa yükselirken, Hindistan'da yüzde 2, Çin'de yüzde 1,8 değer kaybetti.


              Avrupa ülkeleri de zorda
              Sadece ABD'de değil Avrupa'da, özellikle de İngiltere'de bankalar birbiri ardına zarar açıklayıp devlete sığınıyor. İngiltere'nin en büyük bankacılık grubu Lloyds, cuma günü, 2008'de 14 milyar dolar zarar ettiğini açıkladı. Bankanın zararının çoğu geçen yıl satın aldığı HBOS'in işlemlerinden kaynaklanıyor. Lloyds, ayrıca, Hazine ile yeni varlık koruma sigorta planı çerçevesinde toksik varlıkların değiştirilmesi için görüştüklerini bildirdi. Bankacılık grubu, 2009'un bir diğer "sıkıntı verici" yıl olacağını da vurguladı. HBOS de 2008'de 10.8 milyar sterlin zarar etti. Bu zararın yüzde 90'ı karşılıksız konut kredileri ve kurumsal kredilerden kaynaklanıyor.
              Araştırma şirketi GfK'nın İngiltere'de emlak sektöründe yaşanan çöküş sonucunda mortgage ile ev sahibi olanların yüzde 40'ının, yani 5 milyonunun evlerinin fiyatının ödedikleri mortgage kredisinin altına düştüğü yönündeki raporu göz önüne alındığında zararların daha da büyüeceği öngörülüyor.
              Avrupa'nın krizden darbe alan bir başka ekonomisi olan İsveç'in GSYİH da 2008 yılının son 3 ayında yüzde 4,9 geriledi. Bu düşüş yıllık bazda yüzde 0,2 oldu. İsveç İstatistik Bürosu'ndan yapılan açıklamada, İsveç ekonomisinin 2008 yılı son 3 ayında rekor oranda küçüldüğü kaydedilirken, ülkede ilk kez GSYİH oranında bu kadar yüksek düşüş yaşandığı kaydedildi.

              CITIGROUP INFO

              3 yılda değerinin yüzde 10'u bile kalmadı
              * 2006'da piyasa değeri 250 milyar dolardı. Bugün ise sadece 21 milyar dolar.
              * 1998'de 140 milyar dolarlık varlığıyla ABD'nin en büyük bankası olan Citicorp ile sigorta şirketi Travellers Group'un birleşmesinden doğdu.
              * Grup 100'den fazla ülkede faaliyet gösteriyor.
              * Dünya çapındaki müşteri sayısı 200 milyon.
              * 300 binden fazla çalışanı var.
              * 2006'da Türkiye'de Akbank'ın yüzde 20 hissesini satın almıştı.
              * 2008'in son çeyreğinde 8.29 milyar dolar zarar yazdı. Hisse başına zararı 1.72 dolar oldu.
              * 2008'in tümünde zararı 30 milyar doları aştı.
              * Hükümetin kurtarma fonu TARP'tan 45 milyar dolar sermaye aldı.
              * TARP fonlarının ardından ABD'li yetkililerin sıkı takibine girdi.
              * Cuma günü devletin yüzde 8'lik hisse payı yüzde 36'ya çıkarıldı.

              Yorum

              • PEHLİVAN
                Çalışkan
                • 13 Şubat 2009
                • 1138

                #127
                Mobius’un portfjöyünde hangi hisseler var?



                Mobius, Türkiye’nin ihtiyatlı bir mali politika uygulaması durumunda IMF’ye ihtiyacı olmadığını belirtti

                Ufuk KORCAN / VATAN

                Dünyaca ünlü yatırımcı Mark Mobius, Türkiye’nin ihtiyatlı bir mali politika uygulaması durumunda IMF’ye ihtiyacı olmadığını belirterek, “Türkiye için şu an en büyük risk güvensizlik. Hükümetin politikalarının ve yasaların uygulanış biçiminin adil olması önemli. Adil uygulama sadece yabancı değil yerli girişimci için de olmalı” dedi

                20’nci yüzyılın ilk 10 para yöneticisi arasına seçilen dünyaca ünlü yatırımcı Mark Mobius, Türkiye için bugün en önemli riskin güvensizlik olduğunu söyledi. Mobius, IMF anlaşmasından piyasalara ilişkin beklentilerine kadar pek çok konuda VATAN’a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Peki Mobius’un altını çizdiği güvensizlik ne anlamda bir risk oluşturuyor? Mobius bu sorumuzu şöyle cevapladı:

                Adil davranılmalı

                “Hükümetin politikalarının ve yasaların uygulanış biçiminin adil olması çok önemli. Girişimciler için bu iki temel alanda istikrar yakalanması kritik bir önemde. Ve bu adil uygulama sadece yabancı girişimciler için değil yerli girişimciler için de mutlak olmalıdır. Girişimciler yaptıkları yatırımlarla istihdam yaratırlar ve eğer kendilerine diğer tüm girişimcilerle eşit davranıldığına inanırlarsa ekonominin büyümesi için daha fazla yatırım yaparlar. Girişimciler bir ülkede yatırım yaparken bir çürümenin, yolsuzluğun içinde olmadıklarını bilmeliler. Daha fazla yatırım çekebilmenin koşulu öngörülemezliğin olmamasıdır.”

                En kötüsü geride kaldı

                Özellikle gelişmekte olan ülkelere yaptığı yatırımlarla tanınan ve Türkiye’de 3.5 milyar doların üzerinde yatırımı bulunan Mobius, global ekonomik krizle çalkalanan piyasaların “en kötüsünü” gördüğünü düşünüyor. “Şu anda kötümserliğin en üst seviyesinde bulunuyoruz” diyen Mobius, bundan sonra piyasalarda düzelmelerin yaşanacağını söyledi.

                Mobius, Ekim ayında Türkiye gibi diğer gelişmekte olan ülke piyasalarının dibe vurduğunu hatırlatarak şöyle konuştu: “Ekim 2008’den sonra gelişmekte olan ülke borsalarında yaklaşık yüzde 20’lik bir toparlanma yaşandı. O dönemde fiyatların alım için uygun olduğunu söylemiştim. Ancak yaşanan yükselişe rağmen borsalar geçmiş yıllarda gördükleri zirve seviyelerinin çok çok altında.”

                Piyasalardaki dalgalanmaların daha ne kadar devam edeceği sorusuna ise Mobius şu yanıtı verdi: “Gelecekle ilgili korkulara sahip yatırımcıların yanında iyimserlerin de olduğu bir ortamda piyasalarda sert fiyat hareketleri yaşanmaya devam edecek. Bunu zaten borsalardaki alış ve satış işlemlerinden göreceksiniz. Yatırımcılara tavsiyem: Herkes satarken hisse alın. Hisse almak için en iyi zaman yatırımcıların büyük bölümünün kötümser olduğu dönemlerdir.”

                IMF’siz de olur

                Mobius, büyüme potansiyeli ve dinamik yapısı nedeniyle yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinin azalmayacağını vurguladı. Hükümetin özellikle özelleştirmeler konusunda çok başarılı işler yaptığının altını çizen Mobius, piyasalardaki sarsıntıya rağmen özelleştirmelerin devam etmesinin kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

                Hükümetin ihtiyatlı bir mali politika izlemesi ve yabancı yatırımcıları desteklemesi durumunda Türkiye’nin IMF ile yapılacak bir anlaşmaya ihtiyacı olmadığını kaydeden Mobius, uzun vadede Türkiye ekonomisi için çok olumlu fikirlere sahip olduğunun altını çizdi.

                Türkiye’ye öneri ve uyarılar...

                * Hükümetin politikaları ve yasaların uygulanış biçimi adil olmalı.

                * Özelleştirmelere devam edilmeli.

                * İhtiyatlı mali politikalar sürmeli.

                * Yabancı yatırımcıların ilgisini canlı tutmak için çaba harcanmalı.

                Yatırımcı için tavsiyeler...

                * Piyasalar en kötüsünü geride bıraktı.

                * Dalgalanmalar bir süre daha devam edecek.

                * Herkesin satış yaptığı dönemde hisse alın.

                * Kısa vadeli düşünmeyin, uzun vadeli yatırım yapın.

                MARK MOBIUS KİMDİR?

                1936 yılında Alman ve Porto Riko’lu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mark Mobius, 40 yıldır dünyanın dört bir köşesinde yatırım yapıyor.

                Tüm dünyada 600 milyar dolarlık varlığa yön veren ve 2008’de “10 yılın fon kralı” seçilen Franklin Templeton’ın gelişmekte olan piyasalar fonunu yöneten Mobius’un Türkiye’de 3.5 milyar dolarlık yatırımı bulunuyor.

                Türk Hava Yolları’nın (THY) üçüncü halka arzından 63 milyon dolarlık hisse alarak şirket yönetimine kendisini temsilen bir kişi soktu.

                Mobius’un THY’nin dışında Tat Konserve, Selçuk Ecza Deposu, İş Yatırım ve Petkim’de de yatırımları bulunuyor.

                Yorum

                • PEHLİVAN
                  Çalışkan
                  • 13 Şubat 2009
                  • 1138

                  #128
                  Dolar yeni haftaya hızlı başladı



                  Uluslararası piyasalarda yaşanan tedirginlikler içeride doların ateşini yükseltti.

                  Geçtiğimiz haftayı 1.6950 TL'den tamamlayan dolar, yeni haftaya ise 1.72'nin üzerinden başladı.

                  Saat 10.40 itibariyle, İstanbul serbest piyasada dolar, 1,7280 TL'den satılıyor. Kapalıçarşı'da ise 1,7180 TL'den alınan dolar, 1,7280 TL'den satılıyor.

                  Uzmanlar, Citigroup'a kamu müdahalesinin ardından ABD borsalarında yaşanan kan kaybının devam etmesinin piyasalarda olumsuz bir etki yarattığını belirtiyor.

                  Öt yandan euro/dolar paeritesinde dolar lehine yaşanan hareket de içeride kurların yükselmesinde etkili oluyor.

                  Euro/dolar paritesi yüzde 0.6 değişimle 1.26'nın hemen altında hareket ediyor.

                  Doların euro karşısındaki yükselişinde hükümetin sigorta devi American International Group'a (AIG) 30 milyar dolar daha yardım yapacağı yönündeki haberler etkili oldu

                  Yorum

                  • PEHLİVAN
                    Çalışkan
                    • 13 Şubat 2009
                    • 1138

                    #129
                    ABD`den AIG’ye yine destek...

                    Amerikan yönetimi aldığı yeni kararla, eski sigorta devi AIG’ye (American International Group) 30 milyar dolar ek kredi vermeyi onayladı.

                    Yönetimin aldığı yardım kararının, AIG’nin 2008’in son çeyreği için açıklamaya hazırladığı 60 milyar dolarlık zarar raporuyla aynı zamana denk gelmesi dikkat çekti.

                    30 milyarlık ek kredi ABD yönetiminin bu sigorta şirketi için onayladığı üçüncü yardım paketi. Amerikan yönetimince onaylanan yeni plan daha önce onaylanan 150 milyar dolarlık kurtarma paketinin getirdiği düzenlemelerde bazı değişikliklere gidildi. Aynı zamanda ekonomik gerilemenin önüne geçilmesi için yapılacak finansal düzenlemeleri yeniden gözden geçirildi.

                    Amerikan sigortacılık sektörü uzmanı Robert Haines’e göre: “Amerikan yönetiminin AIG’ ye yardım etmekten başka şansı yok. Çünkü bu dev şirketin tamamen iflası Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada sigortacılık sektörünü tepe taklak edebilir.”

                    Yorum

                    • PEHLİVAN
                      Çalışkan
                      • 13 Şubat 2009
                      • 1138

                      #130
                      BUFFETT, "EKONOMİ BU YIL ENKAZ HALDE OLABİLİR"

                      Milyarder yatırımcı Warren Buffet, ABD ekonomisinin finansal sistemde bugüne kadar görülen en kötü serbest düşüşe yol açan ihtiyatsız kredi verme döneminde toparlanmadan önce, bu yıl, belki daha uzun süre enkaz halinde olacağını bildirdi. Ancak Buffett, Berkshire Hathaway hissedarlarına gönderdiği mektupta hisse senetleri ve ekonominin toparlanacağına inandığını belirterek, "ABD için iyi günler önümüzde" diye konuştu. Foreks Haber Merkezi (02/03/2009 - 07:50:47)

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #131
                        Buffett: Ekonomi Bu Yil Harap Kalacak, Iyi Günler önümüzde

                        Abd'li Milyarder Yatirimci Warren Buffett, Abd Ekonomisinin Finansal Piyasalarda Daha önce Görülmemiş Düşüş Nedeniyle, Canlanmadan önce, Bu Yil Ve Belki De Daha Uzun Bir Süre Harap Halde Kalmasinin Beklendiğini Söyledi. Berkshire Hathaway'in Başkani Buffett Hissedarlara Yolladiğiyillik Mektupta Bununla Birlikte Hisse Senetleri Ve Ekonomidecanlanma Görüleceğini, Abd Için En Iyi Günlerin Ilerde Olduğunukaydetti.*** Ibs Haber Merkezi ***(02/03/2009 - 08:13:35)

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #132
                          Dolar 2.00 TL`ye mi gidiyor ?



                          Uluslararası piyasalarda yaşanan tedirginlikler içeride doların ateşini yükseltti.

                          Geçtiğimiz haftayı 1.6950 TL'den tamamlayan dolar, yeni haftaya ise 1.72'nin üzerinden başladı.

                          Saat 10.40 itibariyle, İstanbul serbest piyasada dolar, 1,7280 TL'den satılıyor. Kapalıçarşı'da ise 1,7180 TL'den alınan dolar, 1,7280 TL'den satılıyor.

                          Uzmanlar, Citigroup'a kamu müdahalesinin ardından ABD borsalarında yaşanan kan kaybının devam etmesinin piyasalarda olumsuz bir etki yarattığını belirtiyor.

                          Öt yandan euro/dolar paeritesinde dolar lehine yaşanan hareket de içeride kurların yükselmesinde etkili oluyor.

                          Euro/dolar paritesi yüzde 0.6 değişimle 1.26'nın hemen altında hareket ediyor.

                          Doların euro karşısındaki yükselişinde hükümetin sigorta devi American International Group'a (AIG) 30 milyar dolar daha yardım yapacağı yönündeki haberler etkili oldu

                          A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar, kurun tarihi seviyeleri test ettiğini kaydetti.

                          A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar, piyasalarda beklenen gelişmelere ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, yurt dışındaki sıkıntılı sürecin ve ABD'de bankacılık sektörüyle ilgili endişelerin devam ettiğini ifade etti.

                          Finans sisteminin tam işlemediği sürece piyasaların pozitife dönmesinin çok zor gözüktüğünü belirten Salar, dünya finans sisteminin tam olarak çalışmadığını bunun ABD'deki bankalarda ne boyutta zararların olduğunun bilinmemesinden kaynaklandığını vurguladı.

                          Murat Salar, AB ülkelerinin Macaristan'ın yardım isteğine cevap vermemesinin gündem maddesi olacağına dikkati çekerek, bu durumun Türkiye'yi de etkileyeceğinin altını çizdi.

                          Salar, bu hafta ve önümüzdeki döneme ilişkin görüşlerini şöyle aktardı:

                          “Bu hafta ve önümüzdeki dönemde yer işgal edecek en önemli konu da ABD'de bankalara uygulanan stres testi. Bu test sonucunda bankalarla ilgili gelebilecek sonuçlar gerilimi artıracaktır. Kalıcı bir toparlanma için ilk şart dünya finans sisteminin tekrar çalışır duruma gelmesidir. Finans sistemindeki tıkanıklıklar artık reel sektörü ciddi manada etkilemeye başladı. Büyüme verileri olsun sanayi üretimleri olsun işsizlik verileri olsun son derece rahatsızlık veren boyutta geliyor.”

                          Türkiye'deki durgunluğun iyice hissedilmeye başlandığını söyleyen Salar, Türkiye'nin ekonomik bir küçülme ile karşı karşıya olduğunu, bu süreçte Merkez Bankası'nın tepki olarak faizleri düşürdüğünü, ancak piyasadaki faiz oranlarının aynı oranda tepki vermediğini kaydetti.

                          Salar, piyasadaki faiz oranlarının yeterince düşmediğini ve bunun büyük tehlikeler yarattığını vurgulayarak, “Piyasa faiz oranlarının alt tarafında katılık oluşmaya başladı. Çok fazla aşağıya gelemiyor” diye konuştu.

                          Krizin uzun sürmesi halinde, ilerleyen dönemlerde, ekonomik daralmayla birlikte kamunun gelirlerinin azalacağını bildiren Salar, kurumlar vergisinin şirketlerin karları düştüğü için azalacağını, katma değer vergilerinin ve gelir vergilerinin kişilerin gelirleri düştüğü ve işsizlik arttığı için gerileyeceğini belirtti.

                          “TÜRKİYE'NİN BORCUNUN MİLLİ HASILAYA ORANI YÜKSELECEKTİR”

                          Salar, borçlanmaya ilişkin şunları kaydetti:

                          “Borçlanma tarafında faiz oranları yeterince aşağı düşmezse orta vadede, Türkiye'nin borcunun milli hasılaya oranı yükselecektir. Bu da tekrar unuttuğumuz bazı tartışmaları gündeme getirebilir. Türkiye'nin borçlarının vade yapısının yükselmesi gibi... İthalatta normal vergiler çok yüksek, bunlarla ilgili daralma olduğunda TİM verileri çok düşüyor. Eğer kriz çok uzun sürerse borcun milli hasılaya oranı çok tartışılır. Krizin en hassas olduğu nokta Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine sıçraması, gelişmekte olan ülkelerin bu krize dayanıklılığı ciddi bir şekilde sorgulanmayı başlanırsa ve Türkiye'nin borcunun Milli Hasıla'ya oranı yükselirse ilerde daha büyük sıkıntılar söz konusu olabilir.”

                          Salar, yurt içinde beklenen gelişmelerle ilgili olarak ise bu hafta enflasyon verisinin açıklanacağını, verilerin çok sürpriz gelmeyeceğini söyledi.

                          Enflasyon'un düşen bir trendin içerisinde olduğunu belirten Salar, bu durumun talep eksikliğinden dolayı ortaya çıktığını ve dışa bağımlı sürecin devam edeceğini ifade etti.

                          İleri ki zamanlarda, borsada bilançoların tartışılmaya başlanacağının altını çizen Salar, kurlara ve borsadaki yabancı hisse satışlarına ilişkin şöyle konuştu:

                          “Kurda önemli yükseliş var. Kur tarihi seviyeleri tekrar test ediyor. 1,72 seviyelerini test ediyor. Bu seviyeleri geçerse daha önce görmediğimiz seviyeler gündeme gelecek. Kısa vadede dolar 1,85'e kadar yükselebilir. İleri ki dönemlerde de 2,00 gündeme gelebilir.

                          Borsada yabancı satışı Şubat ayında da devam etti. Yatırımcıların Türkiye'den çıkışı gündeme geldi. Yaklaşık olarak yabancı yatırımcıların 300-350 milyon dolarlık satışları gözüküyor. Ocakta da 150 milyon dolarlık satışlar vardı. Yabancı çıkışı devam ediyor.”

                          Yorum

                          • PEHLİVAN
                            Çalışkan
                            • 13 Şubat 2009
                            • 1138

                            #133
                            İhracatta şok düşüş: Yüzde 35



                            Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye'nin 2009 yılı şubat ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 35'lik düşüşle 6 milyar 866 milyon dolar oldu.

                            TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, şubat ayı ihracat rakamlarını, Bursa'da düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.

                            Büyükekşi'nin verdiği bilgiye göre, Türkiye'nin şubat ayındaki ihracatı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 35'lik'lik düşüşle 6 milyar 866 milyon dolar oldu.

                            İlk iki aydaki ihracat 13 milyar 908 milyon dolar, şubat ayı itibarıyla geriye dönük bir yıllık ihracat ise yüzde 8,01'lik artışla 121 milyar 68 milyon doları geride bıraktı.

                            Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, “şubat ayı ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35 gerileyerek, 6 milyar 866 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir”

                            Büyükekşi, şubat ayı ihracat rakamlarını açıklamak için Uludağ İhracatçı Birlikleri'nde düzenlediği basın toplantısında, otomotiv sektörünün geçen ay 1 milyar 98 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek, dış satımda sektörler arasında liderliğini sürdürdüğünü ve 1 milyar dolar ihracat yapan tek sektör olduğunu belirtti.

                            Otomotivi 984 milyon dolar ile demir - çelik ve 967 milyon dolar ile hazır giyim ve konfeksiyon sektörlerinin takip ettiğini anlatan Büyükekşi, tarım ve hayvancılık grubu sektörlerinin ihracatının ise şubat ayında yüzde 3,31 gerilerken, toplam ihracat içinde yüzde 14,39'luk pay aldığını bildirdi.

                            Büyükekşi, şubat ayında toplam ihracatın yüzde 83,88'ini gerçekleştiren sanayi grubunda ise ihracatın yüzde 38,26 oranında gerileyerek 5 milyar 759 milyon dolarda kaldığını ifade ederek, sanayi sektöründe ilk 2 aylık ihracatın 11 milyar 520 milyon doları, geriye dönük 1 yıllık ihracatın ise 104 milyar 544 milyon doları geride bıraktığını vurguladı.

                            Madencilik ürünleri sektörünün ihracatının ise şubat ayında yüzde 51,29 kayıpla 118,6 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini dile getiren Büyükekşi, sektörün 2009 yılının ilk iki ayında 274,5 milyon, geriye dönük 1 yılda ise 3 milyar 66 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini kaydetti.

                            Büyükekşi, şubat ayı ihracat rakamlarını ise şöyle açıkladı:

                            “Şubat ayı ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35 gerileyerek, 6 milyar 866 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. İlk 2 aydaki ihracatımız 13 milyar 908 milyon doları, geriye dönük 1 yıllık ihracatımız ise yüzde 8,01 artışla 121 milyar 68 milyon doları geride bırakmıştır.”

                            Yorum

                            • mehmetayhan
                              Demirbaş
                              • 23 Temmuz 2008
                              • 1850

                              #134
                              13:02 : *aig Için 30 Milyar Dolarlik Yeni Bir Sermaye Desteği Sağlanacak-abd Hazinesi

                              *aig Için 30 Milyar Dolarlik Yeni Bir Sermaye Desteği Sağlanacak-abd Hazinesi

                              Yorum

                              • mehmetayhan
                                Demirbaş
                                • 23 Temmuz 2008
                                • 1850

                                #135
                                13:03 : *abd Hazine Bakanliği, "aig Deki 40 Milyar Dolar Tutarindaki Hisse Yeniden Yapilandirilacak"

                                *abd Hazine Bakanliği, "aig Deki 40 Milyar Dolar Tutarindaki Hisse Yeniden Yapilandirilacak"

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information