Cafe ELİT

Collapse
This topic is closed.
X
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • NUH
    Aktif
    • 12 Nisan 2014
    • 207

    #676
    Dünya kupası maçlarının bundan sonraki kademelerini canlı izlemek için ,bu gece yarısı Brezilyaya gidiyorum .. dönüşte görüşürüz

    Herkese huzurlu günler diliyorum.

    Sevgi ve Saygılarımla

    Yorum

    • tarık37
      Yasaklı
      • 07 Mayıs 2009
      • 9126

      #677


      Yorum

      • tarık37
        Yasaklı
        • 07 Mayıs 2009
        • 9126

        #678


        PKK Devletin Parasına Dadandı

        PKK, Devlete ait Ziraat Bankası’nın araçlarını soymaya başladı.

        PKK, Güneydoğu’da ilçelerdeki şubelerden şehir merkezine para taşıyan Ziraat Bankası araçlarını silah zoruyla durdurarak milyonlarca lirayı gaspetmeye başladı. 12 Haziran’da Silopi’den Beytüşşebap’a para taşıyan Ziraat bankasına ait araç yola koyulan büyük taşlar nedeniyle durmak zorunda kaldı. Araç durunca da etrafını uzun namlulu silahlar taşıyan PKK’lılar çevirdi.

        Araçta 1.5 milyon lira civarında para bulunuyordu. Yüzleri maskeli 4 kişi araçta bulunan 4 kişiye silahlarını doğrulttular. Araçtan paraları aldıktan sonra 4 kişiyi serbest bıraktılar.

        Güvenlik birimleri para taşıyan araçla ilgili güzergah ve geçiş zamanı bilgilerinin içeriden birileri tarafından verildiğini değerlendiriyor.

        Olaydan sonra Ziraat Bankası’na ait paraların hava yoluyla taşınması gündeme geldi. Ancak bu konuda TSK’yla protokol imzalanması gerekiyor. Soygundan sonra Tümen komutanı Ali Doğan İnce’nin izniyle Ziraat Bankası’na ait paralar bir kez helikopterle taşındı.

        Yorum

        • tarık37
          Yasaklı
          • 07 Mayıs 2009
          • 9126

          #679


          “Çocuğumu geri ver PKK!” eyleminin sözcüsü Erhan Eren, yaş sınırlamasına girmeden çözüm sürecinde dağa çıkarılan bütün gençlerin geri verilmesini istediklerini söyledi. Pamukkale Üniversitesi’nde öğrenci olan kardeşi Fatih’in de 2 buçuk ay önce PKK tarafından götürüldüğünü belirten Eren, “Kardeşim gözlüğü çıkarınca etrafı göremeyecek derecede göz hastasıydı. Zeki biriydi. Bu işlerle ilgisi yoktu. Propagandayla politize edilip götürüldü” dedi.

          DEDENİN FERYADI!

          Bingöllü 69 yaşındaki Sabri Önalan da Marmara Üniversitesi’nde öğrenciyken götürülen torunu Muhammed Emin Önalan için Ankara’ya geldiğini söyledi. Torununun kan hastası olduğunu aktaran dede Önalan, “Küçükken sürekli kanı değiştiriliyordu. Kontrol altında tutulması gerekiyor. Annesi oğlu gittiğinden beri adeta aklını yitirdi. İlaçla ayakta duruyor. Allah kimsenin başına böyle bir bela getirmesin. Evlat acısı zordur. Torunumu istiyorum” ifadelerini kullandı.

          “ÖZÜRLÜ ÇOCUĞU DA GÖTÜRÜYORLARSA…”

          Hakkari Şemdinli’den gelen 71 yaşındaki Raşit Koç, 11 ay önce dağa çıkarılan kızı Zübeyde Koç’un özürlü olduğunu dile getirdi. Kızının PKK adına hareket edilen şahıslarca kandırıldığını ve bu kişileri tanıdığını ifade eden Koç, şöyle konuştu: “Kızımın kulak ve burnunda sorun var. Ayağı ameliyatlıydı. Götürürken ayağında 6 tane dikiş vardı. Ruhsal sorunları vardı. Eğer bu özürlü çocukları bile dağa götürüyorlarsa bunlara ne diye bilirim? Biraz vicdanlı olsunlar. Herkes elini taşın altına koysun. Evlat acısı derin bir acıdır. Çocuğu götürülmeyen bilmez.”

          BABASI SAKATLANDI, ÇALIŞIYORDU

          Diyarbakırlı anne Ayfer Güneş, lise son sınıf öğrencisi kızı Leyla’nın 2 ay önce kendilerinden koparıldığını belirterek, “Burnunda et vardı. Ameliyat için işlemlerini yapmıştık. Şartsız koşulsuz kızımı versinler. Kurban olurum kızımı göndersinler. Babası inşaattan düşerek sakat kaldı. Leyla sabah okula gidiyordu, öğleden sonra mağazada çalışıyordu. Kızım akıllı biriydi. Nasıl kandı onlara? Kızım nasıl dağa dayanıyor? Dağı istemiyorum, okusun istiyorum. Karnesini alamadı. Kızım gel!” diye feryat etti.

          “BENİ KURTARIN” DİYE MESAJ ATMIŞ

          Batmanlı anne Boziye Tunç, oğlu Mazlum Tunç’un Hacettepe Üniversitesi’nde öğrenciyken 10 ay önce PKK’ya katıldığını anlatarak, “Arkadaşlarına ‘Zor durumdayım, beni kurtarın’ diye mesaj çekmiş. Bir daha ulaşamadık. Oğlumu versinler. Çoğu anne sıhhatini yitirdi. Huzurumuz gitti. Biz evladımızı büyüttük. Meslek sahibi olacaklar, evlenecekler, torunlarımız olacak dedik. Ölsünler demedik” şeklinde konuştu.

          “HER ŞEYİMİ FEDA ETMEYE HAZIRIM”

          3 ay önce Diyarbakır’da dağa çıkarılan lise öğrencisi Mehmetcan Evran’ın 75 yaşındaki babası Mehmet Evran da şunları kaydetti: “75 yaşındayım. Oğlum için her şeyimi feda etmeye hazırım. Geçimimi Mehmetcan sağlıyordu. Perişan haldeyiz. Başbakan ve Cumhurbaşkanı bize yardım etsinler.”

          “SUÇA BULAŞMADAN KAVUŞAYIM”

          İstanbul’da çalışırken dağa götürülen Şanlıurfa Siverekli Ramazan Toy’un babası Abdurrahman Toy: “4 ay oldu. Çocuğumu kandırdılar. Ben oğlumu eline silah alsın, yol kessin, intihar bombacısı olsun diye büyütmedim. Gerekenler yapılsın. Suça bulaşmadan çocuklarımıza kavuşalım.”

          Muş’tan gelen Cumali Şentürk, Sinop Üniversitesi’nde okuyan oğlu Ramazan Şentürk’ün 11 Şubat’ta, yarıyıl tatilinde evden götürüldüğünü söyleyerek, “Bir daha haber alamadık. Bu savaşın artık bitmesi lazım. Kim kimi vuruyor? Aynı Allah’a, aynı Kitaba, aynı Peygambere inanıyoruz. Siyasetçiler bir çözüm üretsin” dedi.

          Süreyya Toklar da, Van Muradiye’den geldiğini söyledi. 14 yaşındaki lise öğrencisi oğlu Efekan’ın sara hastası olduğunu aktaran Toklar, “Nefes almak istiyorum. İnsan nefessiz yaşayabilir mi? Nefesimi aldılar. Oğlum karanlıkta nefes alamazdı, ışıksız yaşayamazdı. Elektrik gidince ‘anne’ diye bağırıyordu. Şimdi kime sesleniyor? O küçüktü, bana ihtiyacı vardı. Oğlumu istiyorum. Bana hayallerimi versinler” ifadelerini kullandı.

          “RAMAZAN HÜRMETİNE DESTEK ÇIKSINLAR”

          Bitlis Hizanlı Leman Aydın da sara hastası olan 16 yaşındaki oğlu Vedat Aydın için yetkililerden yardım isteyerek, şunları söyledi: “Buraya Cumhurbaşkanı, Başbakan için geldik. Ramazan’ın hürmetine bize destek çıksınlar. Artık dayanamıyorum. Elleri silah yerine kalem tutsun. Ben oğlumun kokusunu gömleğinden alıyorum. Gömleğiyle yatıp kalkıyorum.

          Yorum

          • tarık37
            Yasaklı
            • 07 Mayıs 2009
            • 9126

            #680


            Yorum

            • tarık37
              Yasaklı
              • 07 Mayıs 2009
              • 9126

              #681


              Çevik Bir ve Çetin Doğan

              Balyoz davasında Anayasa Mahkemesi’nin “yeniden yargılanma” kararıyla 230 emekli ve muvazzaf askeri personel geçtiğimiz hafta tahliye sevincini yaşadılar. Ancak cezaevinden çıkarken Çetin Doğan’ın yaptığı açıklamalar bu sevincin üzerine gölge düşürdü. Askeri kaynaklar, 28 Şubat davasında Çevik Bir, Balyoz davasında Çetin Doğan gibi isimlerin mağdur ettikleri subayların cezaevinde büyük tepkisiyle karşılaştıklarını anımsatırken, cezaevinde bazı generaller de dahil tutuklu Balyozsanıklarının ağır tepkisiyle karşı karşıya kalan Çetin Doğan’ın bir duruşmada, “Bir tek ben suçluyum, gerekiyorsa ben alırım cezayı” dediğini anımsattılar.

              ÇETİN DOĞAN MAĞDUR EDİYOR

              Çetin Doğan’a tepki duyan ve çoğu ne BÇG, ne de darbe planları hakkında hiçbir bilgisi olmadığını savunan emekli ve muvazzaf generaller şimdi de tahliye sırasında Çetin Doğan’ın yaptığı açıklamalardan yakındılar. Edinilen bilgiye göre, tahliye sevincini yaşayan generalinden subayına çok sayıda Balyoz sanığı, Doğan’ın açıklamalarının tüm Balyoz sanıklarına sirayet ettiği algısını yarattığını ve kendilerini mağdur ettiklerinden yakındılar.

              “O konuşuyor, bizim üzerimize yapışıyor yaptığı açıklamalar. Sanki Balyozcular adına bu adam çıkıyor açıklama yapıyor. Balyoz’da Çetin Doğan’ın gömleğini bize giydirmesinler.”

              Yorum

              • tarık37
                Yasaklı
                • 07 Mayıs 2009
                • 9126

                #682


                Elazığ'da PKK'lı teröristler Jandarmaya ateş açtı

                Yorum

                • tarık37
                  Yasaklı
                  • 07 Mayıs 2009
                  • 9126

                  #683


                  Bursa’daki TOKİ konutlarında hak sahiplerinin başına gelmeyen kalmadı.
                  Sıkıntılardan dolayı kalp krizi geçiren, hatta intihara kalkışanlar oldu.
                  Dernek çatısı altında birleşen mağdurlar kuruma tam 1500 dava açtı.

                  Yorum

                  • tarık37
                    Yasaklı
                    • 07 Mayıs 2009
                    • 9126

                    #684


                    Çözüm süreci ile birlikte PKK’nın silah bırakacağı tartışılırken örgütün
                    Türkiye sınırında ikinci bir Kandil kurma hazırlığı yaptığı ortaya çıktı
                    .

                    Yorum

                    • tarık37
                      Yasaklı
                      • 07 Mayıs 2009
                      • 9126

                      #685


                      Yorum

                      • tarık37
                        Yasaklı
                        • 07 Mayıs 2009
                        • 9126

                        #686


                        Üniversiteyi karıştıran vahşi cinayette adı geçen sekreter Asuman S. eşiyle anlaşmalı olarak tek celsede boşandı. Asuman S. nafaka ve herhangi bir mal talep etmedi ancak oğullarını velayeti de babaya verildi.

                        http://www.milliyet.com.tr/sekreter-...undem-1902417/

                        Yorum

                        • tarık37
                          Yasaklı
                          • 07 Mayıs 2009
                          • 9126

                          #687


                          Bürokraside yetişmiş bir Müfettiş, borsadaki can yakan oyunlar ve otorite üzerine görüşlerini kaleme aldı…
                          İşte o çarpıcı bakış…

                          BORSAGUNDEM.COM

                          Cesareti, tarafsızlığı, yatırımcıyı koruyan ve borsada oynanan oyunları bozan yayınlarıyla medya dünyasında rakipsiz, kulvarında tek olan Borsa Gündem’in çok önemli bir ayrıcalığı da okurları. Borsa Gündem’in, “ Türkiye’nin sigortası, sermaye piyasaları”nın geleceği adına verdiği mücadelesinde yorumlarıyla, mailleriyle, telefonlarıyla desteğini esirgemeyen bu büyük güç, aynı zamanda tüm Türkiye’nin tanışması gereken önemli düşüncelerin, analizlerin, detayların da sahibi. Tıpkı, bürokrasi havasını solumuş tecrübeli bir Müfettişin Borsagundem.com’la paylaştığı ‘kritik’ gözlemleri gibi…
                          Mailinde, borsada yaşanan sıkıntılara işaret ederken, son dönemlerdeki tahta vurgunlarını, kot dışına alınan şirketleri, sözde finansal mühendisliklerle halka açık şirketlerin içini oymalarını hatırlatan Müfettiş, onca kanun, mevzuat, yaptırıma rağmen kişilerin cüretleri ve rezaletler karşısında duyduğu üzüntüyü gizlemiyor. Ancak meseleye, kötü niyetli patron, manipülatör ya da mağdur edilen küçük yatırımcı penceresinden bakmak yerine olayı kamu otoritesinin vazife ve yetkileri açısından irdelemeyi seçtiğini söylüyor.

                          BÜROKRASİNİN AĞIR İŞLEYİŞİ

                          Okur, “Evvela, 90’lı yılların ortalarından bu yana sermaye piyasalarında çok ciddi aksaklıklar ortaya çıkmakta. Bu aksaklıkların büyük kısmı, sistemik bir riskin beraberinde getirdiği felaketler olmayıp, sadece piyasa oyuncularının, akla, mantığa, finans teorisine, tabi ahlaka, kanuna ve mevzuata cüretkarca aykırı davranışlarından kaynaklanmakta. Söz konusu cüretin en ağır şekilde cezalandırılarak, bir daha tekrarlanmamasının temini tabidir ki kamu otoritelerinin görevi. Ancak, şahsen yakından tanıdığım bürokratik yapıların ağır işleyiş mekanizmaları ve meselenin özünü yakalamayan idrak zaafları, bu cüretkarlığın cezalandırılmasını temin edemediği gibi, onu istemeden teşvik bile edebilmekte…” diye yazıyor.

                          Ardından, tarihin tozlu sayfalarından çıkıp son bir kaç seneye, hatta son bir kaç aya gelerek bir somutlaştırma yapıyor.
                          SPK’nın aldığı son kararlarla ARTOG, ERİCO ve CLKHO’nun bir süre kot dışı kaldığı belirten ve bu furyanın devamının geleceğini öne süren okur, devam ediyor:
                          “Söz konusu tahtaları asla takip etmedim. Ancak KAP'tan ve SPK bültenlerinden okuduklarım gösteriyor ki, şirketin kendi kaynakları ile şirket satın alınıyor; beş para etmez kapalı şirketler niteliği tartışmalı adamlara değerletilip halka açık şirkete satılıyor; yeni patron (ve her ne hikmetse hepsi 30’lu yaşlarda) beş kuruş ödemeden halka açık şirket sahibi oluyor, yeni patron şirket kaynaklarını dilediği gibi şahsi işleri için dağıtıyor; bir yandan çağrı gazı veriliyor ama bir yandan da tahtada operasyon yapılıp kağıt uçuruluyor; küçük yatırımcının çağrı hevesi kursağında kalırken yeni patron üç beş ay içerisinde elindeki hisseleri boşaltıyor ve ortada sahipsiz, halka açıklık oranı %90'a varmış, faaliyetleri önemli ölçüde sekteye uğramış batık şirketler kalıyor…”

                          “KURTLAR KARŞISINDAKİ TECRÜBESİZ ELEMANLAR”

                          Okur, bu analizden sonra mailinin ana konusu olan, “Peki, SPK tüm bu tahtalarda olan biten karşısında neden geç kalıyor?” sorusunu sorarken, bürokrasinin içinden yetişmiş tecrübeli bir uzman olarak yanıtını da kendisi veriyor: “Bunun sebebini SPK'nın organizasyon ve faaliyeti yürütme biçiminde aramak gerekir…”
                          Müfettiş, çok konuşulacak değerlendirmesini şöyle anlatıyor:
                          “SPK içerisinde iki tane denetleme birimi var. Biri Denetleme Dairesi diğeri ise Piyasa Gözetim ve Denetim Dairesi. Bunlar arasındaki iş bölümü ise; Denetleme Dairesi daha çok hesap incelemesinde bulunuyor, mali revizyon vb. faaliyetleri var. Diğeri de İstanbul'da tahtaları sürekli inceliyor. Bildiğim kadarıyla Denetleme Dairesi’nde yaklaşık 35-40 kişi, tahta inceleyen daire de ise 15 kişi bulunuyor. İstanbul’daki birimin personel kompozisyonuna bakarsak, 15 kişinin 10’u 1-2 yıl tecrübeye sahipmiş, kalanı da en fazla 6-7 yıl. Revizyon grubunun da benzer bir kompozisyonu var. Buradan şu sonuçlara varıyorum. Birincisi, 420 borsa şirketi, 100’e yakın aracı kurum, bağımsız denetim şirketi vb. bir piyasanız var ve bu hassas piyasayı siz 40-50 kişi ile denetlemeye çalışıyorsunuz. Kurt borsacıların karşısına, tecrübesi az olan elemanlar dikiyorsunuz.”

                          “İŞLER DENETİMLİK OLMADAN MÜDAHALE EDİLMELİ”

                          İki birim arasındaki eş güdüm ve koordinasyona da değinen Müfettiş, ‘büyük resmin’ kaçırıldığını öne sürerken, gerekçelerini de şöyle sıralıyor:
                          “Mesela, bir grup, tahtadaki operasyonu incelemeye çalışırken, sadece tahtaya odaklanınca, şirketin içinde neler olduğunu, faaliyetlerin piyasaya nasıl aksettirildiğini bilmekte zorlanıyor. Çünkü pek çok tahtaya ilişkin inceleme, şirket hesapları ve faaliyetleri ile ilgili hiç bir husus içermez. Bunları bizzat gördüğüm (suç duyurusuna konu olmuş) raporlardan biliyorum. Somut olarak da zaten ortada, örneğin son dönemdeki ARTOG suç duyurusu. Şirketin içi oyulmuş, ancak bu süreçte şirket tahtası açık. Yeni patronlar, yok altın arayacağız yok petrol çıkaracağız diyerek konuşuyorlar. Çıkış yapan Kervansaray ya da MMC Yatırım da bu yolun yolcusu gibi. Tabi diğer taraftan da çağrı boyutu. Bu arada, yeni patron elindekileri azar azar çıkarıyor. Ancak, olayın bu boyutu suç duyurusuna yansımıyor. İşte bu yukarıda ifade ettiğim durumun bir sonucu olsa gerektir.
                          Teftiş zor iştir, uzun zaman alır, emek ve gayret ister. Teftiş ve denetim birimleri olay yeri inceleme gibidir. İş bittikten sonra olaya müdahil olur. Ancak adalet ve güvenliğin temini sadece suçluyu yakalamak değil suçun oluşmasını önlemektir. İşler denetimlik olmadan müdahale etmek gerekir…”

                          “İNSANI HAYRETE DÜŞÜREN BİLANÇOLAR”

                          Bu noktada SPK’da eksiklik olduğunu ileri süren okur, konuya başka örnekle dikkat çekiyor:
                          “ARTOG'un özel durum açıklamalarına bakılınca olay çözülüyor. Şirket satılacağını ve içinin boşaltılacağını aylar önce KAP tan duyurmuş. Hem de operasyonun bütün evreleri açık seçik sayılıp dökülmüş. Aynı şey ERICO adlı şirkette de var. Bu şirket geçen yıl el değiştirmiş. Yine aynı adamlar... Şirket'i şirketin kendi parası ile satın alıyorlar, olay bir sene sonra açığa çıkıyor. Bu süre zarfında ERICO denen şirket 4 tane bilanço açıklıyor. Bu bilançolara bakınca insanı hayrete düşüren bir şey var. Bu şirketin varlık toplamı 8 milyon ve şirket satıldıktan hemen sonra başlayıp ta bugüne kadar devam eden 5-6 milyonluk ortaklardan alacak bakiyesi taşıyor. Ortada işletme sermayesi kalmamış, ama borsada halka açık bir şirket var (!)Yani aslında mesele bir senedir ortada ama daha yeni uyanılıyor. Bu durum tek başına ciddi bir gözetim mekanizması eksikliğinin kanıtıdır. Eğer şirketin mali tabloları incelense durum daha ilk günden ortaya çıkardı. Bunun gibi piyasada kaç tane şirket var herkes biliyor… Bilançolara dikkatlice bir bakış, olan biten hakkında zaten bilgi veriyor…”

                          “DONANIM, BİLGİ, HIZ VE ETKİN DEĞRLENDİRMENİN ÖNEMİ”

                          İşe yeni başlayan bir SPK müfettişinin maaşının, çalışanı motive etmekten uzak olduğunu belirten, bilgi kaynaklarının ve donanımın mutlaka yükseltilmesi gerektiğinin altını çizen Müfettiş, karanlık noktaların ortaya çıkarılmasında bilgiye çabuk ulaşımın ve etkin değerlendirmenin önemine dikkat çekiyor.
                          Kurul yönetimine ivedilikle tedbir alınması çağrısı yapan Borsagundem.com okuruna göre sağlıklı işleyen bir piyasanın altın kuralı istatistiki araştırmalardan çok, etkin bir gözetim mekanizmasının oluşturulması. Hedeflere ulaşmak için yatırımcıya hizmet eden stratejiler geliştirilmesini öneren Müfettiş’in son sözü; SPK’nın kaynak ve potansiyeli buna yeter, yeter ki o eksikler kapatılsın…

                          http://www.borsagundem.com/borsa-kul...ler-602218.htm

                          Yorum

                          • tarık37
                            Yasaklı
                            • 07 Mayıs 2009
                            • 9126

                            #688


                            http://www.borsagundem.com/haber/fit...it-etti/602266

                            Yorum

                            • tarık37
                              Yasaklı
                              • 07 Mayıs 2009
                              • 9126

                              #689


                              Yorum

                              • tarık37
                                Yasaklı
                                • 07 Mayıs 2009
                                • 9126

                                #690


                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information