Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
Diyarbakır-Bingöl karayolunda YDG-H üyeleri tarafından yol kapatma eylemi sırasında bir gösterici el yapımı bombayı güvenlik güçlerine atmaya çalışırken bomba elinde patladı. Elinde bomba patlayan göstericinin eli koptu. Yaralı gösterici bölgeye sevk edilen ambulansla Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaldırıldı.
Diyarbakır-Bingöl karayolunda Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) üyeleri tarafından 7 gün önce başlatılan yol kapatma eylemlerine katılanlar içinde uyuşturucu ticareti yapanların olduğu tespit edildi.
Askeri yetkililerden alınan bilgilere göre, İHA'lar tarafından kaydedilen görüntülerde tespit edilen uyuşturucu kaçakçılarının eylemlerle bölgede gerginliği arttırıp ellerindeki uyuşturucuları çıkarmaya çalıştıkları belirtildi. Hasat zamanı ile birlikte tarlalardan toplanan uyuşturucunun eylem bahanesiyle ulaşıma kapatılan bölgeden çıkarılmaya çalışıldığının tahmin edildiği bildirildi.
Müslüman bir milletin kaderini tayin eden Çanakkale Savaşında yüzbinlerce insanımız şehit düştü vatanlarını kurtarmak için savaşanlarla ilgili anlatılan hikayeler ise yürek burkan cinsten bunlardan bir tanesi de Kınalı Ali
Üst teğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor bir taraftan da onlarla laflıyordu nerelisin gibi sorular soruyordu. Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk gördü.
"Adın ne senin evladım?..."
"Ali..."
"Nerelisin?..."
"Tokat Zilede'nim..."
"Peki evladım bu kafanın hali ne?..."
"Anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım..."
"Neden?..."
"Bilmiyorum komutanım..."
"Peki gidebilirsin Kınalı Ali..."
O günden sonra herkes ona Kınalı Ali der. Herkes kafasındaki kınayla dalga geçer. Kısa sürede cana yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının sevgisini kazanır. Bir gün ailesine mektup yazmak ister. Ali'nin okuma yazması da yoktur arkadaşlarından yardım ister ve hep beraber başlarlar yazmaya. Ali söyler arkadaşları yazar: "Sevgili anne babacım ellerinizden öperim ben burada çok iyiyim beni merak etmeyin..."
Kız kardeşini kendinden bir küçük erkek kardeşini sorar köyündekilerin burnunda tüttüğünü yazdırır. Kendilerini merak etmemesini kendileri var oldukça düşmanın bir adım bile ilerleyemeyeceğini yazdırır. Gururla mektubu bitirir neden sonra aklına gelir ve
yazının sonuna anasına not düşer (Ali'nin kendisinden hemen sonra askere gelecek bir kardeşi daha vardır) "Anacığım kafama kına yaktın burda komutanlarım ve arkadaşlarım benle hep dalga geçtiler sakın kardeşim Ahmet'e de yakma onla da dalga geçmesinler ellerinden öptüm..."Aradan zaman geçer. ingilizler kati netice almak için tüm güçleriyle Gelibolu'ya yüklenirler. Bu cepheyi savunan erlerimiz teker teker şehit düşerler. Bunlara takviye olarak giden yedek kuvvetlerde yeterli olmamış, onların sayıları da epey azalır, Geliboludüsmek üzeredir.
Kınalı Ali'nin komutanı da olayı görüp yerinde duramaz. Kendisinin bölüğü henüz sıcak temasa hazir değildir. Onlar yeni gelmistir. Komutanların bu düşünceli halini gören ve durumun vehametini bilen Kınalı Ali ve arkadaşları komutanlarına yalvar yakar oraya gitmek istediklerini söylerler. Komutanları onları ölüme gönderdiğini bile bile çaresiz gönderir.
Kinali Ali'nin bölüğünden kimse sağ kalmaz hepsi şehit olmuştur. Aradan zaman geçer. Kınalı Ali'nin ailesine yazdığı mektubun yanıtı gelir. Komutanları buruk ve gözleri dolu dolu mektubu açıp okumaya karar verirler (Bu mektubun aslı Çanakkale Müzesi'nde sergilenmektedir.) Babası anlatır Ali'nin: "Oğlum Ali nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim selam ederim. Öküzü sattık paranın yarısını sana, yarısını da cepheye gidecek kardeşine veriyoruz.
Şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum
zaten artık zahireye de fazla ihtiyacımız olmadığı için yorulmuyorum da
siz sakın bizi merak etmeyin bizi düşünmeyin" der,
köyü, akrabalarını anlatir ve mektubu bitirir. "Ali ananın da sana diyeceği bir şey var..."
"Oğlum Ali, yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler kardeşime de yakma demişsin.
Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle seninle dalga geçmesinler. Biz de üç şeye kına yakarlar:
01- Gelinlik kıza; gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye...
02- Kurbanlik koça; ALLAH'a kurban olsun diye...
03- Askere giden yiğitlerimize; vatana kurban olsunlar diye...
kırlangıç , bak güzel paylaşımlar yaptığında ne kadar güzel ,herkes takdir ediyor.. işte böyle ol ki bende senle gurur duyayım
bak bu alemde bir tek sen birde sn dimitri var konuşabildiklerim ,yanlız birisiyim yani
demin bahsettiğim hatun aradı ,anca uyanmış , güzel yemekler yaptım bu gece de gel diyor
tabii mevzu yemek değil herhalde tam uyanmış yani
şimdi ben çıkıyorum ,malum hisse 7.54 (+%6) tabelada 3 sırada ; Vob 91975
bu akşam yokum anladığın gibi yarın gelebilirim gelmeyedebilirim
duruma bağlı
buralar sana emanet ,iyi göz kulak ol
ben şimdi karı'ya gidiyorum
çauv
Sayın ata
Cesaretimi mazur görün ne olur , lakin bunu demeden rahat etmiyeceğim
Bu hatunun'ki altından mı ki ... bir türlü kalkıp gelemediniz
“Türk Gladyosu” olarak tanımlanan Ergenekon davasında örgütlenmenin amacını, sanıkların “Kubilay olmaya hazırız” cümlesinde özetlemek mümkün. Bursa’dan da Uludağ Üniversitesi Eski Rektörü Mustafa Yurtkuran ve Jandarma İstihbarat Daire Başkanı Levent Ersöz ile 15 kişi daha çeşitli suçlardan yargılanan isimler arasında.
“Türk Gladyosu” olarak tanımlanan “Ergenekon yapılanması”nınBülent Ecevit, Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan hükümetlerine karşı darbe planı içerisinde olduğu ifade edildi.
Rektörlüğünü yaptığım Uludağ Üniversitesi’nde mitinge katılım için bir organizasyon yapılmadı. Ancak kişisel katılımlar olmuştur. Benim bildiğim kadarıyla bu yürüyüşü Ankara Üniversitesi Rektörü Nusret Aras ile Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Ertuğrul Kazancı organize etmişlerdir.
“ATATÜRK MATATÜRK” İFADESİNİ NEDEN KULLANDI?
ADD’ nin partiler üstü bir sivil toplum örgütü 08.09.2008 tarihinde saat:13.29 sıralarında Levent Geçelli ile yapmış olduğumuz telefon görüşmesinde “Gerekçe yok anladığım kadarı ile bu Atatürk matatürk işlerinde böyle Ak partinin fazla dikatini çekmek istemiyorum” şeklindeki sözlerimde Matatürk ifadesi sürçü lisandır.
MUSTAFA YURTKURAN MASON MUYDU? İkametinde yapılan aramada, Adına düzenlenmiş olan;“Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası üye Kartı, ( No: 91/128)”
şeklinde ibare bulunan üye kartı ile ilgili olarak; Ben rektör seçilene kadar adı geçen derneğin üyesiydim.
Uludağ Üniversitesi öğretim elemanlarından Nilüfer İnceman Akgün, Erkan Şenşekerci ve Mustafa Yurtkuran’ın rektörlüğünde yüksek lisansı dahi olmadan okutman olarak üniversiteye alınan Hayrettin Şahin, U. Ü. öğretim elemanı Dr. Mine Akkuş’un açtığı intihal davasından çıkacak son kararı bekliyor. Hukuk Mahkemesi’nde Akkuş’un eserinden çalıntı yapıldığına hükmedilerek, davalıların tazminat ödemesine karar verilmişti.
Uludağ Üniversitesinde Rektör Kamil Dilek’in yarattığı hayal kırıklığı devam ediyor. Eski Rektör Mustafa Yurtkuran’a yakın isimleri terfi ettirmesi,“Nutuk Dersi”ni ısrarla müfredattan kaldırmayışı nedeniyle Dilek, “Yurtkuran’ın kötü bir kopyası” olarak tanımlanıyor ve Uludağ Üniversitesini ulusalcıların arka bahçesi yaptığı konuşuluyor. Kamil Dilek’in son olarak da Akademik Kurul Toplantısı’nı seçim kampanyasına dönüştürmesi tepkileri çekti.
Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek’in dönemi, Ergenekon davasından hüküm giyen eski Rektör Mustafa Yurtkuran’a yakın isimleri önemli görevlere getirdiği iddia edilerek “II.Yurtkuran Dönemi” olarak adlandırılıyor. Ayrıca Rektör Dilek, yine Yurtkuran’ın müfredata dahil ettiği “Nutuk” dersinin tüm bölümler için zorunlu olarak okutulmasında ısrar ediyor.
ÇAPULCUYA TESLİM OLDU
Rektör Dilek, Hukuk Fakültesi mezuniyet törenine ‘#diren’ yazan tişörtle katılan Yrd. Doç. Dr. Timuçin Köprülü ve sınav kağıdına barkod uygulaması ile “heryertaksimheryerdireniş” sloganını iliştiren Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurcan Abacı’ya destek olarak da tavrını ortaya koydu. Dilek, başlattığı disiplin soruşturması ile Köprülü ve Abacı hakkında yasal işlem yapılmasının önünü kapatmış oldu.
BOŞA GEÇEN YATIRIMSIZ YILLAR
Rektör Kamil Dilek dönemindeki ilgisizlik ve yetersizlikten Üniversite Hastanesi de nasibini aldı. Özellikle yoğun bakım ünitesi ve poliklinikler başta olmak üzere ilave yatırımlar yapılmadığından hastanede hiçbir iyileştirme gerçekleştirilemedi. Hastanenin fiziki donanımı hasta sayısına oranla yetersiz kalırken hijyenik koşulların da sağlık kurumuna yakışmayacak vaziyette olduğu görülüyor.
Türkiye’de sadece Uludağ Üniversitesi’nde okutulan ve başka bir örneği daha bulunmayan Nutuk dersiyle ilgili haberleri daha önce sütunlarımıza taşımış ve bu dersi vermekte zorluk çeken yabancı öğrencilerin durumunu haberleştirmiştik. Ergenekon davasında müebbet istemiyle yargılanan ve 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Mustafa Yurtkuran’ın rektörlüğü döneminde müfredata dahil edilen ve Atatürk İlke ve İnkılapları dersinin yanı sıra zorunlu olarak okutulan Nutuk dersi özellikle Uludağ Üniversitesi’nde okuyan yabancı öğrencilerin çilesi olamaya devam ediyor.
YÖK’ÜN DEKAN OLARAK ONAYLAMADIĞI İSMİ VEKİL OLARAK ATADI
MUHAFAZAKÂRLARA SUS PAYI
Rektör Dilek hakkında öne sürülen iddialar bununla sınırlı değil. Bu iddialardan bir diğeri ise Rektör Dilek’in üniversite içinde yapılan haksız görevlendirmelere itiraz eden muhafazakâr gruba sus payı olarak küçük görevler verdiği şeklinde dile getiriliyor.
ÜNİVERSİTE HASTANESİ’NİN DURUMU İÇLER ACISI
Üniversitenin Tıp Fakültesi Hastanesi’yle alakalı oldukça çarpıcı iddialar dillendiriliyor. Özellikle yoğun bakım ünitesi, acil birimi, poliklinikler ve kliniklerin durumunun içler acısı bir halde olduğu ve Üniversite hastanesinin hijyen koşullarına uygun olmadığı, fiziki şartlarının iyileştirilmediği ileri sürülüyor. Dikkat çekici iddialardan bir diğeri de Tıp Fakültesi hocaları hakkında. Tıp Fakültesindeki hocaların kişisel olarak tahakkümünün devam ettiği ve hocaların muayenehanesine uğramayan hastaların Üniversite hastanesinde tedavi imkanı bulamadıkları öne sürülüyor.
Yorum