Not Defteri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • narada
    Haberci
    • 04 Mayıs 2009
    • 1737

    #406
    Son çeyrek perfomansı yüksek şirketler

    Yılı 50.000 üstü seviyelerde kapatmaya çalışan İMKB’de hisse seçimleri de önem kazandı. Bu seçimi yaparken son çeyrek bilanço beklentileri de önemli. Buradan yola çıkarak son beş yılda son çeyrek satışları yüksek 22 şirketi belirledik. Bunların başında Selçuk Gıda, Aselsan, Favori, Ersu ve Anel geliyor. Sektörel bazda ise gıda, IT ve sözleşmeli iş yapan şirketler öne çıkıyor.

    İMKB son dönemde IMF’le görüşme haberleri ve Fitch’in iki kademe not artırımı haberiyle birlikte hareketlendi. Endeks, 45.000 seviyelerinden 50.000 seviyelerine doğru bir çıkış yaptı. 50.000 seviyelerinin üzerinde tekrar yıl içi zirve olan 52.000 seviyeleri test edilmeye devam edecek. Yıl sonunu olumlu tamamlama gayreti içerisindeki endeksin yılın sonunu yüksek seviyelerde tamamlaması bekleniyor. 2010 yılı ilk çeyreğinde ise yüksek borçluluğa sahip ülkelere ilişkin yeni reyting haberleri ve önde gelen merkez bankalarından gelebilecek açıklamalar, gündemde bir kez daha ön plana çıkarak dalgalanma yaratabilecek. İMKB de bu tarz haberlere odaklı dalgalı seyrini sürdürecek.
    İşte bu dalgalı süreçte yatırımcıların portföylerini oluştururken dengeli, risklerini dağıtmış bir strateji belirlemeleri gerekiyor. Hisse seçiminde de mali yapısı güçlü, defansif, beklentili hisseler tavsiye ediliyor. Hisse senedi seçiminde yıl sonu bilanço beklentilerinin de dikkate alınması öneriliyor. Biz de buradan yola çıkarak yılın son çeyreğinde yüksek oranda satış geliri elde eden şirketleri araştırdık.

    5 yıla baktık
    Bunun için son beş yıla, yani 2004-2005-2006-2007-2008 bilançolarına baktık. Finans ve holdingleri çıkardıktan sonra sanayi şirketlerinin satış gelirlerinin yüzde kaçını son çeyrekte gerçekleştirdiğini tespit ettik. Son beş yılın ortalamasında en az yüzde 30 oranında satış geliri olan 22 şirkete de tablomuzda yer verdik. Bu şirketlere bakıldığında, IT, gıda, tekstil ve sözleşmeli iş yapan şirketlerin öne çıktığı görülüyor. Gıda sektöründen başta Selçuk Gıda ve Ersu Gıda olmak üzere 5 şirket listede. IT sektöründen 6 şirket ve tekstilden 2 şirket bulunuyor. Bunun yanında aldığı siparişlerin teslimini yılın son çeyreğinde gerçekleştirerek parasını alan Aselsan, Enka İnşaat, Doğusan Boru gibi şirketler de var.

    IT’de yeni ürünler
    Donanım ve yazılım sektörünün iş hacminin ağırlıklı olarak yılın son çeyreğinde gerçekleştiğini söyleyen Indeks Bilgisayar Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, bunda da iki faktörün önemli rol oynadığını ifade ediyor. Şirketlerin bütçelerini yeni yıla aktarmama ve teknolojilerini yenileme adına yılın son çeyreğinde IT sektöründen ürün ve hizmet aldığını kaydeden Bilecek, yine bireysel kullanıcıların da yılın son çeyreğinde yeni ürünleri aldıklarını kaydediyor. Bilecik, “Dünyada IT sektöründe yeni ürünler genelde yılın son çeyreğinde piyasaya sürülüyor. Bu da tüketcilerde böyle bir eğilimin ortaya çıkmasını sağlıyor” diyor. Bilecik, Indeks Bilgisayar’da bu yıl son çeyrek satış geliri oranının yüzde 34 olmasını bekliyor.

    Son çeyrek dopingi
    Logo Yazılım İcra Kurulu Başkanı Ali Güven de genelde satışların yüzde 35-40’ının yılın son çeyreğinde gerçekleştiğini ifade ediyor. Hatta Güven, kendilerinin aralık ayında satışların yüzde 25’ini gerçekleştireceklerini söylüyor. 2008’in son çeyreğinde sektörde satış oranlarının düştüğünü kaydeden Güven, bunu da Lehman Brothers’in batmasıyla bu dönemde patlak veren krize bağlıyor.
    Galata Menkul Değerler İnternet Şube Müdürü Polat Yaman, krizde öncelikle durdurulan harcamaların başında bilişim ve yazılım harcamaları geldiğini ifade ediyor. Yaman, kriz sonrası ertelenen bir talep artışının gündeme gelebileceğini kaydediyor.

    Sezon denk geliyor
    Selçuk Gıda yetkilileri, ağırlıklı olarak gıda şirketlerinin yılın son çeyreğinde satışlarını gerçekleştirdiklerini ifade ediyor. Kendilerinin incir ihracatçısı olduğunu kaydeden yetkililer, “Hasat en geç eylül-ekimde bitiyor. Hasatın ardından ürünler işleniyor ve ağırlıklı olarak yılın son çeyreğinde satışlar gerçekleşiyor. Biz ve bizim gibi şirketlerin yaz satışları henüz ürün olmadığından daha azdır” diyor.

    Tarım konusunda faaliyet gösteren şirketlerin hasat sezonuna bağlı olarak ticari faaliyetlerini ayarladıklarını söyleyen Ersu Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Akman, kendileri için de aynı durumun söz konusu olduğunu kaydediyor. Haziranda şeftali ile sezona başladıklarını belirten Akman, “Kayısı, şeftali, domates, üzüm, elma, portakal şeklinde bu trend devam ediyor” diyor. Yılın ilk yarısında neredeyle durağan geçirdiklerini anlatan Akman, yılın ikinci yarısında özellikle de son çeyrekte satış hacminin arttığını söylüyor. Akman, bu yıl son çeyrekte satışların yüzde 60’ını gerçekleştirmeyi bekliyor.

    Hisseler alınır mı?
    Yılın son çeyreğinde yaşanan mevsimselliğin ikinci ve üçüncü çeyrekte yaşanana göre zayıf olduğunu söyleyen Pozitif Menkul Değerler Araştırma Müdürü Murat Tuncer, “Su, bira, içecek, turizm, inşaat, cam ve yan sanayileri gibi açıkça mevsimsellik gösteren sanayiler bulmak son çeyrekte zor” diyor. Bazı gıda şirketlerinin yaz ve sonbaharda yetişen ürünleri işleyerek son çeyrekten itibaren piyasaya sürdüğünü anlatan Tuncer, sinema endüstrisinin kışın bastırması ile canlandığını AFM’nin bu anlamda öne çıktığını kaydediyor. Tuncer, AFM’nin satışlarının bu anlamda son ve ilk çeyrekte daha fazla mevsimsellik gösterdiğini söylüyor.

    Aselsan, Enka gibi taahhüt sistemi ile uzun vadeli projeler yapan şirketlerdeki mevsimselliği ise daha çok alınan ihale ve teslim edilen işlerin muhasebeleştirilmesine dair bir durum olarak değerlendiren Tuncer, “Bazı şirketlerin hisselerinin iyi bilanço beklentisi ile yılın son çeyreğinde diğerlerine göre daha güçlü performe ettiğini gözlüyoruz. Mevsimsellik eğer satın alınmamış bir beklenti ise yatırım için bir neden olabilir” dilerek sözlerini tamamlıyor.

    Tahsilat dönemi

    Teknoloji şirketlerinde yeni modellerin döneminin gelmesinin yanında şirketlerin son çeyrekte stok eritme peşinde olmalarının etkisiyle satış artışı gözlendiğini kaydeden Turkish Yatırım Araştırma Müdürü M. Baki Atılal, savunma hisselerinde de tahsilat dönemi olduğunu belirtiyor. Atılal, yılın son çeyreğinde bu sektörlerin iyi performans gösterdiğini ifade ediyor. Atılal “Bu iki sektörde de pozisyon almayı yılın ikinci ve üçüncü çeyreğindeki performanslarını göz önüne alarak doğru bir strateji olarak görüyoruz” diyor.
    Kent Gıda gibi şirketlerinde bayramların son çeyreğe denk gelmesinin etkisinin olduğunu anlatan Atılal, bu alanda sadece satışlardan dolayı pozsiyon açılmasını tavsiye etmiyor. Atılal, aynı durumun tekstil için de geçerli olduğunu sözlerine ekliyor.


    - Ekonomist / 19 Aralık 2009 Talip Yılmaz/ Gözde Yeniova
    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

    Yorum

    • narada
      Haberci
      • 04 Mayıs 2009
      • 1737

      #407
      11 sektörün en cazip hisseleri

      Borsacılar, global ekonomide olağanüstü bir kötüleşme olmadığı takdirde, 45 bini alt sınır yapan endeksin 58-60 binlere doğru çıkışını sürdüreceği görüşünde. Peki bu çıkışta hangi sektörlerden hangi hisseler daha avantajlı olacak?..

      PİYASALAR bugünlerde Fitch’in ardından diğer kredi derecelendirme kuruluşlarının da not artırıp artırmayacağını merak ediyor. Tabii öte yandan global likiditenin korunması, ekonomik aktivitenin canlanması için önemli bir koşul. Likiditeyi daraltabilecek olası gelişmeler, dış kaynak ihtiyacı bulunan Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından 2010 yılında en önemli risk olarak varlığını korumaya devam edecek. Potansiyel bir IMF anlaşmasının ise hem uygun maliyetli bir dış kaynak hem de yatırımcı güvenine sağlayacağı destek açısından piyasalara olumlu sinyal vereceği vurgulanıyor. Yine bu noktada ekonomide iyileşmenin beklenenden yavaş olması, buna karşılık enerji fiyatlarının öngörülenden fazla yükselmesi, Merkez Bankası’nın bir an önce faiz artırımlarına başlaması ve bankacılık sektörünün karında erozyon yaratabilecek problemli kredilerde hızlı artış, belli başlı riskleri oluşturuyor. Ancak uzmanlara göre, 2009’un ilk 2 çeyreğinde ekonomideki derin daralmanın da baz etkisiyle 2010 toplamında, global ekonomideki toparlanmaya da bağlı bir büyüme trendi gözlenmesi bu riskleri sınırlandıracak.

      Borsacılar, global ekonomide olağanüstü bir kötüleşme olmaması durumunda endeks için alt sınırın 45 bin seviyesi olduğu görüşünde birleşiyor. Beklenenden erken ekonomik toparlanma ve bunun şirket kar beklentilerine yapacağı olumlu etkininse endeksi 58-60 bin seviyesinin üzerine taşıyabileceği öngörülüyor.

      Borsacılara göre, 2010 yılında bankacılık sektöründe yatırım amaçlı tutulan tahvil portföyünün muhasebeleştirilmesi, bu kesim üzerinde pozitif etki yaratabilir. Diğer yandan, yükseliş ivmesindeki gıda fiyatlarının bu sektördeki şirketleri olumlu etkilemesi söz konusu olacak. Konut talebindeki sınırlı canlanma ise inşaat ve gayrimenkul hisseleri bazında ilgiyi devam ettirebilir. Kriz sonrasında yeniden canlanan havayolu taşımacılığı da bir başka ilgi çekici sektör olabilir. Sigorta şirketlerine ilişkin birleşme veya satın alma haberlerinin gelmesi halinde bu sektör hisselerine de ilgi artabilir. Enerji ise hiçbir zaman göz ardı edilmemesi gereken bir sektör olarak değerlendiriliyor...

      Özgür YURTDAŞSEVEN / Ekinciler Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı

      BİRLEŞME VE SATIN ALMALARA DİKKAT!

      * Banvit: Beyaz et sektörünün Avrupa Birliği’ne ihracata başlaması çok önemli bir eşik oldu. Şimdi sırada Rusya’ya ihracat var. Çin’in Türk üreticilere karşı uyguladığı yasağın da kısa sürede kalkması bekleniyor. Bunlar Banvit hisseleri açısından destekleyici faktörler. Risk yaratan faktörse şirketin taşıdığı açık döviz pozisyonu ve kura duyarlılığı. Yıl sonu bazında kar beklentimiz 47 milyon TL paralelinde şirket hisseleri 7.9 F/K gibi cazip bir değerlemeyle işlem görüyor. Hisse için hedef fiyatımız 4.30 TL, taşıdığı potansiyelse yüzde 15.

      * Reysaş: Olumsuz kriz ortamından hızlı bir şekilde uzaklaşan Reysaş Lojistik, açıkladığı son finansallar bazında yakaladığı olumlu kar marjıyla dikkat çekiyor. Şirketin araç muayene istasyonu yatırımları ve depolama alanındaki faaliyetleri, gelecek dönemlerde gelirler içerisinde daha fazla pay alarak mali görüntüye güç katacaktır. 2009 sonu net dönem karı beklentimiz 21 milyon TL. Reysaş Lojistik’in 198 milyon TL’lik finansal borcunda ciddi bir düşüş potansiyeli söz konusu. Buna karşılık karlılık açısından önemli bir artış potansiyeli yaratmış durumda. Grup şirketlerinden Reysaş GYO’nun hisse satışı veya halka arzı durumunda kaynak girişi bekleniyor. Hisse için hedef fiyatımız 4.50 TL, taşıdığı potansiyel yüzde 20.

      * Sinpaş GYO: Konut sektöründeki canlanmadan doğrudan etkilenen Sinpaş’ın geçen yıla göre yükselen satış hacmi ve son projelerindeki olumlu performans, sektörü içerisinde ön plana çıkmasını sağlayabilir. 2010 yılında dönem karlılığında yükseliş bekliyoruz. Şirket hisseleri için hedef fiyatımız 3.04 TL. Bu paralelde taşınan potansiyel yüzde 36.

      * Yapı Kredi Sigorta: 2010 yılında ekonomik aktivitedeki sınırlı canlanmaya paralel olarak, birleşme-satın alma aktivitesinde Yapı Kredi Sigorta için beklentilerin yeniden canlanabileceğini düşünüyoruz. Şirketin ana ortağı Yapı Kredi Bankası’nın hisse satışını yeniden gündeme getirmesi halinde, hisseler 16.50-18.40 TL’ye ulaşabilir. Olası hisse satışı haberiyle birlikte yükselme potansiyeli yüzde 75’e ulaşabilir.

      Onur MUTLU/ Gedik Yatırım Araştırma Müdürü

      THY’NİN TEMETTÜSÜ YİNE TATMİNKÂR OLACAK

      * THY: Sürekli genişleyen filosu sayesinde, global havayolu sektörünün en hızlı büyüyen bölgesinde faaliyet göstermenin avantajını yaşıyor. THY’nin gelir artışında önde gelen firmalar arasındaki yerini korumasını bekliyoruz. 2010 yılı tahmini faaliyet karı itibariyle karşılaştırılabilir grubuna göre yüzde 20’den daha yüksek bir iskontoya sahip. THY, 2009 ve 2010 yılı karı üzerinden dağıtmasını beklediğimiz kar payı açısından da tatminkar bir düzeyde temettü verimine işaret ediyor. Hisse için hedef fiyatımızı 6.5 TL olarak belirliyoruz. Gelecek aylar için olumlu trendini sürdürmesini öngördüğümüz hava trafik verilerinin de hisse fiyatına olumlu katkı yapacağını düşünüyoruz.

      * Anadolu Sigorta: 2009 yılı ilk 10 aylık verilere göre, hayat dışı prim üretimini yüzde 7.4 artırarak 977 milyon TL’ye yükseltti. Sektörün toplam hayat dışı prim üretimindeki yüzde 2.94’lük artışa göre daha başarılı sonuçlar açıklayan Anadolu Sigorta’nın faaliyet karlılığının 2010’da 2009’a göre daha iyi olmasını bekliyoruz. Zor bir yıl geçiren sigorta sektörünün 2010’da göreceli olarak daha iyi büyüme verileri yakalamasını öngörüyoruz. Anadolu Sigorta’nın da pazar payını artırmasını ve en az 2009’daki tahmini yüzde 8-9 arasındaki büyümeyi 2010’da da gerçekleştirmesini bekliyoruz. 2010 yılı için portföy önerilerimizde yer alan Anadolu Sigorta hisseleri için 1.65 TL olan hedef fiyatımızı koruyoruz.

      * Koç Holding: Finans ve enerji gibi yüksek faaliyet karlılığı elde ettiği sektörlerin yanı sıra 2010-2011 yılları için ekonomideki toparlanmadan en fazla yararlanabilecek dayanıklı tüketim malları ve otomotivdeki güçlü pozisyonuyla dikkat çekiyor. Hisse, net aktif değerine göre tarihsel iskontosundan daha fazla iskontolu işlem görüyor. Kriz döneminde yüzde 20’nin üzerine çıkan iskontosunun, toparlanma beklediğimiz 2010 ve 2011’de daha makul seviyelere gerilemesini bekliyoruz.

      * Plasttikkart: 3 milyon TL aktif büyüklüğü olan şirket, 2009 yılının ilk 9 ayında 36.3 milyon TL satış yaparak 2.1 milyon TL net kar elde etti. Akıllı kart uygulamalarındaki yaygınlaşmanın da etkisiyle küçük boy şirketten orta boy bir şirkete dönüşen Plastikkart’ın 2010 yılında da bu süreci devam ettirmesini bekliyoruz.

      * Erdemir: Şirket, 2006 ve 2007’de 1 milyar TL’nin üzerine vergi ve amortisman öncesi kar elde ederek büyük sükse yapmıştı. Ancak 2008’in son çeyreğinde başlayan kriz nedeniyle 2009 yılının ilk 9 ayında sadece 80 milyon TL FAVÖK (finansman giderleri, amortisman giderler, vergi öncesi kar) elde edebildi. 2009 yılının ilk dönemlerinde fiyat artıran şirket, ilk defa geçen ay içinde yüzde 7 indirime gitti. 2010 yılında satış fiyatlarında yüzde 10-20 arasında artış olmasını bekliyoruz. 2009 yılının ilk 9 ayında net 290 milyon TL zarar açıklayan şirketin, 2010 yılında, altın çağını yaşadığı 2007-2008 dönemindeki kadar olmasa da karını artıracağını bekliyoruz. Bizim 2010 yılı net kar tahminimiz 340 milyon TL.

      Gülizar ÖZDEMİR TÜRK/Anadolu Yatırım Araştırma Yönetmeni

      BU HİSSELER ORTA VE UZUN VADE İÇİN CAZİP

      * Otokar: Savunma sanayiine yönelik projelerin yanı sıra yeni otobüs modelleriyle yurtiçi pazarda son aylarda iyi performans gösteriyor. Şirketin, yılın son çeyreğinde yükselen satışlarla birlikte karlılığını artırmasını bekliyoruz. Yurtiçine yaptığı otobüs satışlarının olumlu etkisini ekim ve kasım aylarındaki satış rakamlarında görebiliyoruz. Otokar, Savunma Bakanlığı’nın bu yıl açtığı 861 adetlik araç ihalesini kazandı. Yine aynı bakanlık tarafından açılan 1.411 adetlik başka bir ihaleye de teklif verdi. Otokar için daha uzun vadeli beklentimiz ise Milli Tank Projesi. Ar-Ge ve prototip üretimi için sözleşmesi Temmuz 2008’de imzalanan proje doğrultusunda Otokar ve alt yüklenicilere, en az beş yıl boyunca toplam 500 milyon dolar ödeme yapılacak. Şirket hisseleri için orta vadede beklenti fiyatımız yüzde 38 artışla 20.00 TL.

      * Tekfen Holding: Yurtdışında birçok proje yürüten grup için global ekonomilerin seyri çok önemli. Tekfen Holding, 2008 sonu ve 2009 yılında ekonomilerdeki küçülmeden olumsuz etkilendi. 2010 yılında yeniden toparlanma beklentileri taahhüt işlerinde yoğunlaşan şirketi olumlu etkileyecektir. Uzun vadeli projeksiyonlarımız açısından şirket hisselerinin ucuz olduğunu düşünüyoruz. Hissede hedef fiyatımız uzun vadede yüzde 53 artış beklentisi doğrultusunda 7.00 TL.

      * Akenerji: Şirket, 2008 yılı sonu itibariyle 496 MW (megavat) olan kurulu gücünü 2012 sonunda 1.645 MW’ye ulaştırmayı planlanıyor. Yeni yatırımlarla birlikte yenilenebilir enerjinin toplam kapasitedeki ağırlığı yüzde 24’e çıkacak. Akenerji, önümüzdeki 5 yıl içinde ise 3 milyar dolarlık yatırımla kapasitesini 3 bin MW’ye çıkaracak. Yabancı ortakla birlikte uzun vadeli hedeflerini yükselten şirket için görüşümüz olumlu. Orta vadede hisse için hedef fiyatımız yüzde 45 artışla 20.00 TL.

      * Tofaş Oto Fabrika: Yeni Fiat Doblo’nun Avrupa pazarı satışlarına Şubat 2010’a doğru başlanacak. Bu araç, yılda 120 bin adetten fazla üretilerek 50’den fazla ülkeye ihraç edilecek. Yeni Doblo’nun şirket satışlarına olumlu etkisinin hisselere orta vadede yansımasını bekliyoruz. 2009 yılında ÖTV indirimleri sayesinde krizi atlatmayı başaran Tofaş, 2010 yılında global ekonomilerdeki olası toparlanmaların pozitif etkisiyle istikrarlı bir seyir izleyebilir. Şirket hisseleri için orta vadede hedef fiyatımız yüzde 30 artış beklentisiyle 5.50 TL.

      * Garanti Bankası: 2009 yılındaki güçlü karlılık performansını aynı hızda olmasa bile 2010’da da sürdürmesini bekliyoruz. Hisseleri İMKB’de işlem gören bankalar arasında en hızlı kar artışını Garanti Bankası’ndan bekliyoruz. Hisse için hedef fiyatımız 7.50 TL. Yükselme potansiyeli yüzde ise 28.

      - para dergisi / 19 Aralık 2009
      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

      Yorum

      • narada
        Haberci
        • 04 Mayıs 2009
        • 1737

        #408
        Dolardaki yükseliş neyin işareti?


        Kriz paniğinin aşıldığı ve risk alma iştahının artmaya başladığı mart ayından itibaren değer kaybetmekte olan ABD dolarının, son günlerde başta euro olmak üzere diğer bazı paralar karşısında değer kazanmaya başlaması neyin işareti?

        Bu, üzerinde durmaya değer, anlamlı bir gelişme mi? Doların değer kazanmaya başlaması, küresel krizle başlayan süreçte yeni bir aşamaya gelindiğini mi gösteriyor? Dolar değer kazanmaya devam edecek mi, ederse kim nasıl etkilenir?

        Küresel ekonominin ve döviz kurlarının gidişatıyla ilgili herkesi ilgilendirecek sorular bunlar. Birkaç hafta önce, doların değer kaybetmeye devam ettiği günlerde, müşterilerine yatırım danışmanlığı da yapan bir yabancı bankacıyı dinlerken odaklandım bu sorulara. Söz konusu bankacı, euro ağırlıklı portföy tutan müşterilerine, kademeli olarak dolara dönmelerini öneriyor ve gerekçesini anlatıyordu.

        Onu dinledikten sonra doların seyriyle ilgili değerlendirmeleri daha yakından izlemeye başladım. Piyasalarda kayda değer eğilim değişiklikleri olacağı zaman bunun ilk sinyallerini, ekonomi ve finans konularına ayrılmış gazete sayfalarında kıyıya köşeye sıkışmış küçük haberlere bakarken görüyorsunuz. Örneğin Financial Times gazetesinin 27. sayfasında, doların değer kaybetmeye devam edeceğini düşünerek pozisyon alan spekülatörlerin hızla tavır değiştirdiğini anlatan küçük bir haber okuduğunuzda bunu yabana atmayacaksınız.

        Doların yükselişi, yeni trendin başlangıcı mı?


        Doların son bir hafta içinde daha da belirgin hale gelen yükselme eğiliminin yeni bir trendin başlangıcı olduğunu söylemek için acele etmemek gerekiyor ama dolardaki değer kaybının yerini değerlenme eğilimine bırakmasını açıklayabilecek birkaç faktöre değinmek mümkün.

        - Küresel krizin panik aşaması geride kaldıktan sonra, ABD’de ve birçok ülkede risk alma iştahının artması, hisse senedi fiyatlarının yükselmesi ve buna paralel olarak doların değer kaybetmesi, faizlerin neredeyse sıfırlandığı ve bu politikanın devam edeceğinin vurgulandığı ortamda gerçekleşti. Ekonomide canlanmanın başlamasıyla birlikte bu politikanın değişebileceği sinyallerinin alınması bu durumu değiştirebilir, risk alma iştahını azaltabilir ve doların değerlenmesine yol açabilir.

        - Son haftalarda ortaya çıkan ekonomik göstergeler, ABD ekonomisinin Avrupa’dan önce büyümeye geçeceğini gösteriyor. ABD Merkez Bankası’nın (FED) son açıklamaları da, ABD’de faiz artırımlarının Avrupa’dan önce gündeme gelebileceğini düşündürüyor. Bu olasılık gerçekleşirse dolar, euro’ya karşı değer kazanmaya
        devam edebilir.

        - Öte yandan Yunanistan’ın iflas noktasına gelmesi, başta İspanya olmak üzere bazı diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin de mali sorunlarla karşı karşıya bulunması ve bir Avusturya bankasına daha devletin el koymak zorunda kalması da Euro Bölgesi’nin önümüzdeki dönemde baskı altında kalacağını gösteriyor.

        - Son 26 yıldaki seyrini gösteren grafiğe baktığımızda da doların uzun vadeli dip noktasına çok yaklaştıktan sonra yükselme eğilimine girdiğini görüyoruz.

        Bütün bu faktörleri hesaba kattığımızda, son günlerde dolarda gözlenen yükselme eğilimini ciddiye alıp yakından izlemek gerektiğini söyleyebiliriz. Ancak bunun giderek ivme kazanacak kalıcı bir yükselişin başlangıcı olduğunu söylemek için
        henüz erken.

        ‘İç savaş’ riski var mı?

        Tüylerimi ürperten ‘iç savaş’ sözcüğünü ne yazık ki çok sık duyuyorum son zamanlarda. Farklı kesimlerden, yıllardır tanıdığım aklı başında insanlar, “İç savaşa mı gidiyoruz?” sorusunu sormaya başladı.

        Buna karşılık Türkiye ekonomisinin önünün açık olduğunu ve 2010 yılında çok iyi bir performans göstereceğini vurgulayan uluslararası finans kuruluşları ve piyasalar, Türkiye’nin ciddi bir siyasal istikrarsızlık ve çatışma ortamına sürüklenebileceğini sanki hiç hesaba katmıyor gibi. Borsanın ve faizlerin bu günkü düzeyi, bu olasılığın hiç dikkate alınmadığını düşündürüyor.

        Umarım onlar haklı çıkar ve Türkiye’nin bir çatışma ortamına, hatta bir iç savaşa doğru sürüklenmekte olduğu iddialarının temelsiz olduğu anlaşılır ama Türkiye’yi fiyatlayanların siyasi riskleri hiç hesaba katmaması ne derecede sağlıklı bir davranış acaba?

        - milliyet / Osman Ulagay
        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

        Yorum

        • narada
          Haberci
          • 04 Mayıs 2009
          • 1737

          #409
          kozaa

          Koza Altın'ın Yüzde 30'u Halka Arz Edilecek

          Koza Altın İşletmeleri A.Ş. paylarının yüzde 30'luk kısmını halka arz etmek için Sermaye Piyasası Kurulu'na ve işlem görebilmesi için İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na başvurdu.

          Altın madenleri aramak ve işletmek üzere yüzde 100 Türk sermayesi ile kurulmuş bir Türk şirketi olan Koza Altın İşletmeleri A.Ş. (Koza Altın) yüzde 30'luk bölümünün halka arzı için Sermaye Piyasası Kurulu'na ve işlem görmesi için İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na başvurdu.

          Halka açılması planlanan yüzde 30'luk kısmın, yüzde 15'lik bölümü mevcut ortaklardan Koza-İpek Holding A.Ş.'ye ait payların, 15'lik bölümü ise mevcut ortaklardan ATP İnşaat ve Ticaret A.Ş.'ye ait payların satışı yöntemiyle gerçekleştirilecektir.

          Ek satış hakkının da kullanılması durumunda Koza Altın'ın halka açıklık oranı yüzde 34,5'e yükselecek.
          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

          Yorum

          • narada
            Haberci
            • 04 Mayıs 2009
            • 1737

            #410
            JP Morgan: 2010 Sonunda Dolar/TL paritesi 1.35 Olur

            JP Morgan, dün yayınladığı raporunda ABD Doları/Türk Lirası paritesi için 2010'da kısa pozisyonda olmayı tavsiye ettiğini belirtti. Türk Lirası'nın riskli para birimleri arasıda 2009'da toparlanmada geciktiğini ifade eden JP Morgan, bunda perakende yatırımcıların devam eden bir şekilde ABD Doları almalarının etkili olduğunu vurguladı.

            Bununla birlikte Türkiye'nin 2010'da CEEMEA bölgesinin en güçlü büyüme oranlarından birini göstermesinin beklendiğini ifade JP Morgan, bunun 2010'da döviz alma iştahını sınırlaması gerektiğini belirtti.

            JP Morgan, 2010 sonunda Dolar/TL paritesinin 1.35 olmasını bekliyor.
            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

            Yorum

            • narada
              Haberci
              • 04 Mayıs 2009
              • 1737

              #411
              AVRUPA'NIN İLK 100'ÜNDE 2 TÜRK ŞİRKETİ...

              Deloitte tarafından hazırlanan 'Avrupa İnşaat Liderleri 2009 Raporu'nda sektör gelirleri itibarıyla yapılan sıralamaya, Türkiye'nin iki büyük inşaat şirketi ismini yazdırdı.

              (....)

              TÜRK İNŞAAT ŞİRKETLERİNİN DURUMU

              Türkiye'den ise iki müteahhitlik firması Enka ve Gama'nın bu yıl Avrupa'nın 100 İnşaat Lideri arasında yerlerini aldıkları dile getirilen açıklamada, şöyle denildi:

              'Deloitte araştırmasında Enka İnşaat, 1,9 milyar avroluk taahhüt geliri ile genel ciro sıralamasında 37. olurken gelirlerini en hızlı artıran şirketler arasına ise 19. sıradan girdi.

              Bu yıl ilk kez listeye 85. sıradan giren Gama Holding ise sektörden elde ettiği gelir bazında geçen yılı 735 milyon avro ciro ile kapatmış durumda.

              Taahhüt gelirleri bazında Türkiye'nin ilk beş uluslararası müteahhitlik firması sıralamasında ise Enka'dan sonra sırasıyla Gama Holding, Tekfen Holding, Yüksel Holding ve Alarko Holding geliyor.

              Taahhüt dışı gelirler de dikkate alındığında ise sıralamada Tekfen Holding ve Gama Holding yer değiştiriyorlar. Birincilik koltuğundaki Enka'nın ise cirosu 4,7 milyar avroyu aşarak neredeyse 2,5 kat daha artıyor.

              Tekfen Holding ise 1,2 milyar avroya yaklaşan geliri ile Türk firmaları arasında 1 milyar avro barajını aşan Enka'dan sonra ikinci firma konumunda.'

              Deloitte tarafından hazırlanan 'Avrupa İnşaat Liderleri 2009 Raporu'nda, ekonomik krizin Türkiye'de ciddi bir konut stokunun ortaya çıkmasına neden olduğu belirtildi.

              Deloitte tarafından hazırlanan Deloitte Avrupa İnşaat Liderleri 2009 raporuna ilişkin açıklamada, Türkiye'nin 2007'de yüzde 4,7 olan GSMH'sinin küresel krizin de etkisiyle 2008'de yüzde 1,1 seviyesine gerilediği, ithalat ve ihracat rakamlarının azalmasının yanı sıra işsizliğin artışıyla birlikte yabancı sermaye akışının yavaşladığının da not edildiği vurgulandı.

              Böyle bir ortamda en kırılgan sektörlerden birini oluşturan taahhüt piyasasının, GSMH'deki yüzde 4'lük payıyla ve 1,1 milyon kişiyi istihdam etmesi nedeniyle Türk ekonomisinde yaşamsal bir ağırlığa sahip olduğu belirtilen açıklamada, dolaylı ve dolaysız etkileri itibarıyla diğer sektörlere de iş oluşturan inşaat sektörünün, ekonomi içindeki ağırlığının yüzde 30'lara ulaştığı ifade edildi.

              Açıklamada, bu çerçevede değerlendirildiğinde Türkiye'de verilen inşaat ruhsatı sayılarındaki keskin düşüşün, 2007 yılında yüzde 5,7 oranında büyüyen sektörün geçen yılı yüzde eksi 7,6 gibi küçülmeyle kapatmasını doğruladığı dile getirilerek, bir menkul kıymet firmasının yaptığı araştırmaya göre 2008 yılının ikinci çeyreğinde inşaat ruhsatı başvurularının bir önceki yıla oranla yüzde 20 oranında gerilediğinin anlaşıldığı bildirildi.

              Söz konusu daralmanın bu yıl da benzer bir eğilimi izlemesinin beklendiği dile getirilen açıklamada, hükümetin önümüzdeki üç yıl için hazırladığı 14 milyar dolarlık finansal paketin inşaat sektörünü de harekete geçirmesinin beklendiği kaydedildi.

              TÜRKİYE'NİN KONUT STOKU

              Açıklamada, ekonomik krizin Türkiye'de özellikle kar marjı yüksek orta ve üst seviye konut üretimini olumsuz yönde etkileyerek ciddi bir konut stokunun ortaya çıkmasına neden olduğuna işaret edilerek, raporda dile getirilen şu bilgilere yer verildi:

              'Konut piyasasını hareketlendiren mortgage kredi hacmi ise 9 milyar avrodan 7 milyar avroya geriledi. Geçen yılın ikinci yarısında kiralarda ise yüzde 25'e varan önemli düşüşler yaşandı. Öte yandan, faiz oranlarındaki düşüşün bu yıl konut projelerinde olumlu bir etki oluşturması bekleniyor.

              2008 yılının bir başka gelişmesi ise alışveriş merkezlerinde (AVM) belirli şehir ve bölgelerde Türkiye'nin doygunluk noktasına erişmesi oldu. Şu anda mevcut 250 büyük AVM ile İstanbul başı çekerken bu tür projelerin artık Anadolu'nun diğer büyük kentlerine kaydığı gözlemleniyor.'

              İNŞAAT MALİYETLERİ AZALDI

              Üst gelir düzeylerine seslenen prestijli konut projelerinin 2008 yılında da fazla ivme yitirmeden devam ettiğine işaret edilen raporda, sektör açısından bir başka olumlu gelişmenin ise inşaat maliyetlerinin düşmesi olduğu belirtildi. Raporda daha sonra şu saptamalara yer verildi:

              'Yılın son çeyreğinde inşaat maliyetlerinin yüzde 3,9 oranında azaldığına dikkati çeken Türkiye İstatistik Kurumu'na (TÜİK) göre, inşaat sektörü 2008'in üçüncü çeyreğinde yüzde 4,3 oranında daraldı.

              Buna karşılık hükümetin 2009-2010 planları içinde yap-işlet-devret iş modeliyle İstanbul Ankara hızlı raylı sistem istasyonları projesini ihaleye çıkarması bekleniyor.

              204 milyon avroluk bu ihalenin yanı sıra yine hükümetin 3. Boğaz Köprüsü çalışmaları sürüyor. Hızlı raylı sistemde ise yakın bir gelecekte birçok şehir için ihale açılacak.

              402 milyon avroluk başka bir önemli ihale olan Bandırma-Bursa-Osmaneli tren istasyonları çalışmasının da sonuçlanması bekleniyor.'

              Sektörde bu yıl ayrıca, satın alma ve birleşmelerin de yaşandığına işaret edilen açıklamada, hazır beton ve çimento sektörünün önde gelen devlerinden Çimsa'nın 13 milyon avro ödeyerek Bilecik Hazır Beton'u satın aldığı, Lafarge'ın ise kendi şirketlerinden Lafarge Van'ı Aşkale Çimento'ya sattığı, Türkiye'deki diğer üretim tesislerini de OYAK Çimento'ya satma kararı aldığı, konunun Rekabet Kurulu tarafından değerlendirildiği ifade edildi.
              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

              Yorum

              • narada
                Haberci
                • 04 Mayıs 2009
                • 1737

                #412
                AVRUPA'NIN İLK 100'ÜNDE 2 TÜRK ŞİRKETİ...

                Deloitte tarafından hazırlanan 'Avrupa İnşaat Liderleri 2009 Raporu'nda sektör gelirleri itibarıyla yapılan sıralamaya, Türkiye'nin iki büyük inşaat şirketi ismini yazdırdı.

                (....)

                TÜRK İNŞAAT ŞİRKETLERİNİN DURUMU

                Türkiye'den ise iki müteahhitlik firması Enka ve Gama'nın bu yıl Avrupa'nın 100 İnşaat Lideri arasında yerlerini aldıkları dile getirilen açıklamada, şöyle denildi:

                'Deloitte araştırmasında Enka İnşaat, 1,9 milyar avroluk taahhüt geliri ile genel ciro sıralamasında 37. olurken gelirlerini en hızlı artıran şirketler arasına ise 19. sıradan girdi.

                Bu yıl ilk kez listeye 85. sıradan giren Gama Holding ise sektörden elde ettiği gelir bazında geçen yılı 735 milyon avro ciro ile kapatmış durumda.

                Taahhüt gelirleri bazında Türkiye'nin ilk beş uluslararası müteahhitlik firması sıralamasında ise Enka'dan sonra sırasıyla Gama Holding, Tekfen Holding, Yüksel Holding ve Alarko Holding geliyor.

                Taahhüt dışı gelirler de dikkate alındığında ise sıralamada Tekfen Holding ve Gama Holding yer değiştiriyorlar. Birincilik koltuğundaki Enka'nın ise cirosu 4,7 milyar avroyu aşarak neredeyse 2,5 kat daha artıyor.

                Tekfen Holding ise 1,2 milyar avroya yaklaşan geliri ile Türk firmaları arasında 1 milyar avro barajını aşan Enka'dan sonra ikinci firma konumunda.'

                Deloitte tarafından hazırlanan 'Avrupa İnşaat Liderleri 2009 Raporu'nda, ekonomik krizin Türkiye'de ciddi bir konut stokunun ortaya çıkmasına neden olduğu belirtildi.

                Deloitte tarafından hazırlanan Deloitte Avrupa İnşaat Liderleri 2009 raporuna ilişkin açıklamada, Türkiye'nin 2007'de yüzde 4,7 olan GSMH'sinin küresel krizin de etkisiyle 2008'de yüzde 1,1 seviyesine gerilediği, ithalat ve ihracat rakamlarının azalmasının yanı sıra işsizliğin artışıyla birlikte yabancı sermaye akışının yavaşladığının da not edildiği vurgulandı.

                Böyle bir ortamda en kırılgan sektörlerden birini oluşturan taahhüt piyasasının, GSMH'deki yüzde 4'lük payıyla ve 1,1 milyon kişiyi istihdam etmesi nedeniyle Türk ekonomisinde yaşamsal bir ağırlığa sahip olduğu belirtilen açıklamada, dolaylı ve dolaysız etkileri itibarıyla diğer sektörlere de iş oluşturan inşaat sektörünün, ekonomi içindeki ağırlığının yüzde 30'lara ulaştığı ifade edildi.

                Açıklamada, bu çerçevede değerlendirildiğinde Türkiye'de verilen inşaat ruhsatı sayılarındaki keskin düşüşün, 2007 yılında yüzde 5,7 oranında büyüyen sektörün geçen yılı yüzde eksi 7,6 gibi küçülmeyle kapatmasını doğruladığı dile getirilerek, bir menkul kıymet firmasının yaptığı araştırmaya göre 2008 yılının ikinci çeyreğinde inşaat ruhsatı başvurularının bir önceki yıla oranla yüzde 20 oranında gerilediğinin anlaşıldığı bildirildi.

                Söz konusu daralmanın bu yıl da benzer bir eğilimi izlemesinin beklendiği dile getirilen açıklamada, hükümetin önümüzdeki üç yıl için hazırladığı 14 milyar dolarlık finansal paketin inşaat sektörünü de harekete geçirmesinin beklendiği kaydedildi.

                TÜRKİYE'NİN KONUT STOKU

                Açıklamada, ekonomik krizin Türkiye'de özellikle kar marjı yüksek orta ve üst seviye konut üretimini olumsuz yönde etkileyerek ciddi bir konut stokunun ortaya çıkmasına neden olduğuna işaret edilerek, raporda dile getirilen şu bilgilere yer verildi:

                'Konut piyasasını hareketlendiren mortgage kredi hacmi ise 9 milyar avrodan 7 milyar avroya geriledi. Geçen yılın ikinci yarısında kiralarda ise yüzde 25'e varan önemli düşüşler yaşandı. Öte yandan, faiz oranlarındaki düşüşün bu yıl konut projelerinde olumlu bir etki oluşturması bekleniyor.

                2008 yılının bir başka gelişmesi ise alışveriş merkezlerinde (AVM) belirli şehir ve bölgelerde Türkiye'nin doygunluk noktasına erişmesi oldu. Şu anda mevcut 250 büyük AVM ile İstanbul başı çekerken bu tür projelerin artık Anadolu'nun diğer büyük kentlerine kaydığı gözlemleniyor.'

                İNŞAAT MALİYETLERİ AZALDI

                Üst gelir düzeylerine seslenen prestijli konut projelerinin 2008 yılında da fazla ivme yitirmeden devam ettiğine işaret edilen raporda, sektör açısından bir başka olumlu gelişmenin ise inşaat maliyetlerinin düşmesi olduğu belirtildi. Raporda daha sonra şu saptamalara yer verildi:

                'Yılın son çeyreğinde inşaat maliyetlerinin yüzde 3,9 oranında azaldığına dikkati çeken Türkiye İstatistik Kurumu'na (TÜİK) göre, inşaat sektörü 2008'in üçüncü çeyreğinde yüzde 4,3 oranında daraldı.

                Buna karşılık hükümetin 2009-2010 planları içinde yap-işlet-devret iş modeliyle İstanbul Ankara hızlı raylı sistem istasyonları projesini ihaleye çıkarması bekleniyor.

                204 milyon avroluk bu ihalenin yanı sıra yine hükümetin 3. Boğaz Köprüsü çalışmaları sürüyor. Hızlı raylı sistemde ise yakın bir gelecekte birçok şehir için ihale açılacak.

                402 milyon avroluk başka bir önemli ihale olan Bandırma-Bursa-Osmaneli tren istasyonları çalışmasının da sonuçlanması bekleniyor.'

                Sektörde bu yıl ayrıca, satın alma ve birleşmelerin de yaşandığına işaret edilen açıklamada, hazır beton ve çimento sektörünün önde gelen devlerinden Çimsa'nın 13 milyon avro ödeyerek Bilecik Hazır Beton'u satın aldığı, Lafarge'ın ise kendi şirketlerinden Lafarge Van'ı Aşkale Çimento'ya sattığı, Türkiye'deki diğer üretim tesislerini de OYAK Çimento'ya satma kararı aldığı, konunun Rekabet Kurulu tarafından değerlendirildiği ifade edildi.

                -habervitrini
                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                Yorum

                • narada
                  Haberci
                  • 04 Mayıs 2009
                  • 1737

                  #413
                  yine THY

                  İstifaya AnadoluJet mi neden oldu?

                  Kulislerde Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin’in istifasıyla sonuçlanan sürecin, THY yönetiminde bir süredir yaşanan çatışmanın bir sonucu olduğu konuşuluyor.
                  19 Aralık 2009 Cumartesi Başbakan’a kadar taşındığı iddia edilen süreçte Karlıtekin’i istifanın eşiğine getiren çatışma ise AnadoluJet olarak gösteriliyor. Karlıtekin’in geliştirdiği AnadoluJet projesiyle yolcuya sunulan ilave servislerin yalınlaştırılmasıyla elde edilen maliyet avantajı, bilet ücretlerine yansıtılarak daha geniş halk kitlesinin hava ulaşım hizmetinden yararlanması sağlanmıştı.

                  Topçu karşı çıktı
                  Karlıtekin’nin çalışmalarına, THY’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirilen Hamdi Topçu’nun ve Genel Müdür Temel Kotil’in başından bu yana sıcak bakmadığı söyleniyor. Nitekim geçmiş dönemde Candan Karlıtekin’in, AnadoluJet’i tanıttığı Sky Life’ın bir sayısında Temel Kotil’in her sayıda rutin olarak yayınlanan yazısı yer almamıştı. İkili arasında ateşi asıl fitilleyen gelişmenin ise Karlıtekin’nin, AnadoluJet’i, THY bünyesinden çıkarmaya yönelik çalışmaları olduğu belirtildi. Karlıtekin karşı çıksada kendisini istifaya götüren gelişmeler bu aşamada başladı.
                  THY’ye yakın kaynaklar, Karlıtekin’le yıldızı bir türlü barışmayan Hamdi Topçu’nun, Karlıtekin’in önerdiği haliyle AnadoluJet’in verimli bir proje olmayacağı yönünde Ankara’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a kadar taşınan söyleminin Karlıtekin’i rahatsız ettiğini belirtti.

                  Ayçin faktörü

                  Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yakınlığı ile bilinen Karlıtekin’i istifaya götüren tek gelişmenin AnadoluJet olmadığı da iddialar arasında. Bu iddialara göre diğer gelişme ise Atilay Ayçin’in yeniden Hava-İş Sendikası’nın başına seçilmesi oldu.

                  - Milliyet
                  YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                  Yorum

                  • narada
                    Haberci
                    • 04 Mayıs 2009
                    • 1737

                    #414
                    TEB-Fortis birleşmesi neden gecikiyor?

                    Ekonomist' Dergisi'nden KayhanÖztürk, TEB ve Fortis hisselerindeki hareketlilikten yola çıkarak, iki bankanın birleşme sürecinin gecikmesine ilişkin konuşulan senaryoları yazdı.

                    19 Aralık 2009 Cumartesi Hisselerdeki hareket gözleri TEB-Fortis birleşmesine çevirdi
                    Geçen hafta (önceki hafta) perşembe (10 Aralık) günü bankacılık sektörü endekse paralel sakin bir seyir izlerken TEB ve Fortis hisseleri, en çok kazandıran hisseler arasında yer aldı. TEB günlük 8.66 oranında prim yaparken Fortis’in günlük getirisi yüzde 6.12 oldu. Hisselerdeki bu hareketlilik, finans ve borsa kulislerinde birleşme konusunda yeni gelişmelerin olabileceği yorumlarını beraberinde getirdi.
                    Haziran ayında gizlilik anlaşması imzalayarak birleşme görüşmelerine başlayan iki bankanın aradan geçen yaklaşık altı aylık sürede henüz bir açıklama yapmamış olmaları ve dolayısıyla belirsizliğin devam etmesi, söylentilerin artmasındaki nedenler arasında. Zira BNP, TEB ve bağımsız denetleme kuruluşundan oluşan ekiplerin Fortis’te yaptığı incelemeler, eylül ayı başında bitmiş ve raporlar tarafların önüne konulmuştu. Edindiğim bilgilere göre görüşmeler büyük ölçüde tamamlanmış, sadece TEB’in yüzde 50 ortağı Çolakoğlu Grubu’nun kararı bekleniyor. Geçtiğimiz günlerde Fransız Le Figaro gazetesinde yayınlanan bir habere göre TEB ve Fortis birleşmesinden sonra yeni çıkacak bankada BNP Paribas yüzde 62, Çolakoğlu Grubu yüzde 25, Belçika devleti ise yüzde 12 paya sahip olacak. Ancak aldığım duyumlara göre Çolakoğlu Grubu’nun patronu Hasan Çolakoğlu, bu formüle tam olarak ikna olmamış. Gecikme de bundan kaynaklanıyor.
                    Bu arada bir başka senaryoya göre, stratejisini Türkiye’de büyümek üzerine kuran BNP, orta ve uzun vadede bir kamu bankasını da satın almayı planlıyor. Böylece yaklaşık bin şubeli bir banka olarak sektörde ağırlığını artırmak istiyor. Çolakoğlu’nun ise bu stratejiye ilişkin şüpheleri olduğu için kısa vadedeki TEB-Fortis birleşmesinde karar veremediği söyleniyor. Çolakoğlu Grubu’nun bankacılık sektöründe bugüne kadar izlediği politikayı “butik” bankacılık olarak tanımlayan bir kaynağım son durumu, “Şimdi ya orta ölçekli bir bankanın eşit ortağı ya da büyük bir bankanın küçük ortağı olmanın kararını verme arifesindeler, kolay bir karar değil” diyerek yorumluyor.
                    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                    Yorum

                    • narada
                      Haberci
                      • 04 Mayıs 2009
                      • 1737

                      #415
                      haftanın beklentileri

                      ABD borsaları haftayı artışla bitirdi. Microsoft'un ardından dünyanın ikinci büyük yazılım firması olan Oracle ile Blac Berry'in üreticisi Research In Motion'ın iyi bilançoları özellikle Nasdaq Endeksi'nin yükselişinde büyük rol oynadı. Dow Jones haftayı 10 bin 328; Nasdaq 2211; S&P 500 endeksi de 1102 puana çıkarak tamamladı. İran askerlerinin Irak topraklarına girdiği iddiası petrol fiyatlarını artırdı. ABD ham petrolü, 74 doların üzerine yükseldi, ancak daha sonra gerginlik azalınca 73 dolara döndü. Altın 1112 dolara çıktı. Vıx yani endişe endeksi %21.68 düzeyine indi. Dolar endeksi %77.76 düzeyinde kaldı. ABD'de işsizlik, Kasım ayında ülkenin 36 eyaletinde azaldı.
                      Almanya Başbakanı Angela Merkel Yunanistan'ın vadesi gelen borçlarını ödeyemez duruma gelip yeni krediler bulamaması halinde yardım kararı aldı. 300 milyar Euro borcu olan Yunanistan'ın 180 milyar Euro'luk devlet tahvilleri Alman yatırımcıların ve bankacıların elinde bulunuyor. Diğer taraftan küresel ekonomik krizden Avrupa'daki diğer ülkelere göre nispeten daha az etkilenen Almanya'dan da mali çöküş uyarısı geldi. Alman Maliye Bakanı, küresel ekonomik krizin bitmesiyle ülkenin mali krize doğru sürüklendiğini ve artan bütçe açığının kontrol altına alınamayacağı uyarısında bulundu. Şimdi bakın, ekonomik krizden çıkmak için ülkeler milyarlarca dolarlık teşvik paketleri açtı böylece bütçe disiplininden uzaklaştılar. Krizden önce borç stokları zaten yüksek olanlar şimdi bunun sıkıntılarını daha ağır yaşıyor.

                      25 Aralık Cuma günü dünya piyasalarının büyük bir bölümü tatil. Haftanın ilk günü önemli bir veri açıklaması yok. Salı günü ABD'de üçüncü çeyrek büyüme final rakamları açıklanacak. Çarşamba günü Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi, Perşembe'ye ABD'de dayanıklı tüketim mal siparişleri ile haftalık işsizlik başvurusunda bulunanlar belli olacak.

                      Yurtiçinde DTP'nin kapatılmasıyla ortaya çıkan siyasi kriz aşıldı. Bu hafta reel kesim güven endeksi ile dış ticaret rakamları, Hazinenin ilk çeyrek için borçlanma takvimi takip edilecek. İMKB'de yabancı payı %67'ye yükseldi. Endeks 49 bin ile 52 bin puan aralığında hareket edecek görünüyor. Yıl sonunu olumlu tamamlama gayreti içerisindeki borsada çıkış havası ağır basıyor. Yatırımcıların hisse seçiminde mali yapısı güçlü, defansif, beklentileri yüksek hisselere yönelmesi tavsiye ediliyor.

                      Euro/dolar paritesi
                      bu hafta 1.43 sentin gerisine düşerse, önce 1.4270 ardından 1.4230 sente kadar gerileyebilir. 1.44 sent aşılmadan yükseliş başlamayacak. Parite için Ocak sonunda 1.40 sent seviyeleri konuşulmaya başlandı. İBRE EURO'DAN DOLARA DÖNDÜ. Serbest piyasada 1.52 TL ile kapanan dolar, bu hafta parite desteğiyle 1.53 - 1.55 aralığına çıkabilir. Euro ise 2.17 - 2.18 TL'lik değerini koruyabilir. İçerde ciddi bir talep yok. Güney Afrika Randı/dolar paritesi önemli. Eğer 7.56 Rand'la kapanan dolar 7.70 Randa çıkarsa, Türk Lirasındaki kayıplar artacaktır. KISA VADE İÇİN DOLARDA KALIN, deniliyor.

                      1226 dolarla tarihi zirveye ulaşan altının onsu kar satışlarıyla 1100 dolara inerek taban yaptı. Euro/dolar paritesi 1.43 sentin gerisine düşerse, bu güçlü desteği kırabilir. Bu durumda 1070 dolara kadar bir iniş görülebilir.

                      Kapalıçarşı'da 24 ayar külçenin gramı bu hafta 52 ile 54 TL aralığına çekilecek görünüyor.

                      -tgrt haber
                      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                      Yorum

                      • narada
                        Haberci
                        • 04 Mayıs 2009
                        • 1737

                        #416
                        PRYSMIAN, RYBINSK'İ SATIN ALDI

                        Prysmian Grubu, Rus kablo üreticilerinin en dinamiklerinden biri olan, Rybinsk Elektrokablo'yu satın alarak Rus pazarında genişleme stratejisinin ilk adımını attı.

                        Prysmian Grubu'nun CEO'su Valerio Battista yaptığı açıklamada, "Anlaşma Rus pazarında, grubumuzun genişleme projesinin ilk aşamasıdır. Rybinsk bizim için, yerel üretim yapmak istediğimiz yüksek gerilim ve endüstriyel kablolar gibi yüksek teknoloji gerektiren alanlardaki yatırımlarımız için son derece uygun bir
                        platform. Amacımız, önümüzdeki üç yılda Rusya'daki ciromuzu üç katına çıkarmaktır" şeklinde konuştu.

                        Açıklamada, "Prysmian Grubu, Rybinsk Elektrokablo'nun yüzde 100'ünü satın almıştır. Firmanın 11 milyon Euro'luk değerinin, 2 milyon Eurosunu öz sermayesi 9 milyon Eurosunu ise Net Finansal Durumu oluşturmaktadır. 2008 yılı için, Rybinsk, 360 kişinin çalıştığı, Moskova'ya 350 km. uzaklıktaki fabrikası ile yaklaşık olarak 36 milyonluk bir ciro açıklamıştır. Rybinsk Elektrokablo'nun satın alma işleminin tamamlanmasını takiben, Prysmian Grubu'nun Rusya'daki ikinci
                        adımı Yüksek Gerilim Fabrikası kurmak olacaktır. Prysmian Grubu, şu anda, Rusya Yüksek Gerilim pazarına, Grubun Avrupa'daki diğer fabrikalarından kablo ithal ederek hizmet vermektedir.

                        Yerel üretimin başlangıcı, şüphesiz Prysmian Grubu'nun rekabet yönünü gösterecek ve Grubun pazardaki gücünü pekiştirecektir. Enerji iletim sistemlerinin gelişmesini de içeren, kamu hizmetleri ve ticari kuruluşlara yapılacak yatırımın 10 milyon Euro'dan fazla olması planlanmaktadır.

                        2008 ve 2009'da küresel krize bağlı olarak yaşanan düşüşten sonra, Rusya kablo pazarının, önümüzdeki üç yıl içerisinde yaklaşık 2 milyar Euro'luk bir değere ulaşarak bu düşüşü telafi etmesi bekleniyor. 2007-2008'de Moskova İletim Ağı'nın iyileştirilmesi üzerine gerçekleştirilen ve Prysmian Grubu'nun da içerisinde bulunduğu, işbirliği yaptığı birçok proje arasında, Saint Petersburg'daki yüksek gerilim ağının iyileştirilmesi de yer alıyor.

                        Rusya'daki yatırım, yüksek büyüme potansiyeline sahip iş alanlarında, Grubun gerçekleştirdiği diğer projelerinin bir devamı niteliğinde: Kuzey Amerika'da yani açılan Yüksek Gerilim Fabrikası, Çin'deki Yüksek Gerilim fabrikasında üretim kapasitesinin artırılması ve kablo pazarında stratejik önemi bulunan alanlara yapılan diğer küçük yatırımlar" denildi.

                        -borsagündem

                        cayy

                        prkab senası 1,04 ile kapattı.
                        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                        Yorum

                        • narada
                          Haberci
                          • 04 Mayıs 2009
                          • 1737

                          #417
                          Piyasalar yılı nasıl kapatacak?


                          Bizleri doğrudan pek ilgilendirmese de bizim piyasalarımızda yatırım yapan yabancı yatırımcıların önemli bir kısmı için önemli bir tarih 25 Aralık yani bu Cuma günü. Tatil döneminin başlangıcı...

                          Batı dünyası bu haftadan itibaren pek “istekli” çalışmaz. Piyasalardaki işlem hacimleri önemli ölçüde düşer. Bu hafta ve önümüzdeki hafta bazı piyasalarda, ya da bazı emtia/ürün/hisselerde normal seyrin dışında hareketler görülecektir. Özellikle de görece olarak sığ olan ya da “tatilde olmayan” piyasalarda.

                          Tıpkı geçen Cuma günü İran silahlı kuvvetlerinin, Irak sınırındaki bir petrol kuyusunu ele geçirdikleri haberinin petrol fiyatlarını yükseltmesi gibi. Haberden çok Ocak vadeli ABD ham petrol kontratlarında vade sonuna gelinmiş olması. Tatil nedeniyle pozisyonlarını kapatmak isteyenler, İran-Irak haberleriyle gerilince fiyatlardaki volatilite artıyor. İran askerleri 50m (elli metre) geri çekilmişler, bakalım fiyatlar düşecek mi? Göreceğiz!

                          Bu hafta da yıl sonunu “iyi kapatma” çabalarının sürdüğüne tanık olacağız. Batı dünya piyasaları için son 8, bizim için ise son 9 iş günü. Hisse senedi piyasalarında ay başından bu yana gösterilen çabaların meyvelerinin toplanacağı günlerdeyiz. Kimse piyasalarda önemli düşüşler görmek istemiyor.

                          Geçtiğimiz hafta başında Dubai’den gelen bonoların ödeneceği haberi piyasalara “ilaç gibi” gelmişti. Ancak bu hafta sonu; Dubai’deki toz bulutunun henüz daha yatışmamış, geleceğe dair belirsizlik ve bu durumun bankaların bilançolarına olumsuz yansıyacak olması, Dubai başta olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri’nde borsaları geriletmiş. Dünkü kapanış bazında Dubai borsasındaki kayıp yüzde 2.51’i bulmuş.

                          Bu haber bizim piyasalarımıza yansır mı? Pek sanmıyorum. En azından İMKB cephesindeki 50 binin üzerinde kalma “savaşı” bu hafta da sürecektir. Bu hafta boyunca 50 bini dip yaparak, 50.000-51.250 bandı korunmaya çalışılacak gibi. Özellikle de Noel nedeniyle batıdaki piyasaların kapalı olduğu haftanın son günü bu çabaların daha da arttığına tanık olacağız diye düşünüyorum.

                          Faiz cephesindeki hareket özelllikle önümüzdeki yıl açısından önemli. Yıl sonu hasebiyle kâr realizasyonu nedeniyle geçtiğimiz hafta 9.50 bileşik seviyelerine kadar çıkan bono faizleri, satışların devam etmesi durumunda 9.75’lere kadar yükselebilir. Bu seviyelerin kalıcı olması hayli zor. Zira ağırlıklı olarak bono pozisyonu taşıyan yerli bankalar yılı “iyi kapatabilmek için” bono faizlerinde yükselişi önleyecek daha defansif stratejiler izleyeceklerdir. Faizler, yılı büyük olasılıkla 9.25 - 9.50 bileşik bandında kapatacaktır.

                          Tüm piyasalar içinde belki en sakin kalacak olan kur cephesi gibi görünüyor. Doların, euro karşısında 1.5140’tan 1.4260’a kadar (yüzde 5.82) değer kazanmasına, bu sırada Dubai fırtınasına direnen TL için bu hafta da 1.5295 seviyesi kritik olacak! Bu hafta içinde euro/dolar paritesinde 1.4150’nin test edilme olasılığı var. Eğer bu seviye test edilirken; dolar/TL’de 1.53’lerin üzerinde bir kapanış olmaz ise, yılın 1.50’ye daha yakın seviyelerden kapanma ihtimali hayli yüksek.


                          - VATAN GAZETESİ - Ali AĞAOĞLU
                          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                          Yorum

                          • narada
                            Haberci
                            • 04 Mayıs 2009
                            • 1737

                            #418
                            Finans Yatırım'ın Banka Hisseleri Beklentisi

                            Finans Yatırım'ın banka hisselerine ilişkin tahminleri tahminleri ve getiri potansiyeline ilişkin değerlendirmesi:

                            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                            Yorum

                            • narada
                              Haberci
                              • 04 Mayıs 2009
                              • 1737

                              #419
                              Global Menkul'ün 21 Aralık Tarihli Haftalık Önerisi

                              Global Menkul Değerler'in bu haftaya ilişkin önerdiği hisseler:

                              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                              Yorum

                              • narada
                                Haberci
                                • 04 Mayıs 2009
                                • 1737

                                #420
                                İş Yatırım’ın 21 Aralık Tarihli Haftalık Hisse Önerisi

                                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information