Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
endeks 47243 ile kapattı...
ya...
yarın 47748 ile açılırsa hiç şaşırmam...
gördüğü en yüksek 47271 oldu açılışta. yukarıdaki denemeyi, u/e deki yükselişe bakarak yapmıştım. gece u/e nin kazandığı değer ile, u/e o fiyattayken, endeksin durduğu yeri hesaplayıp, buradan açılabilir... diye düşünmüştüm.
borsada, bilginiz yoksa, kör ve sağır hale geliyorsunuz. tahminler mi, onlar "şans"ınıza kalmış.
oysa ben "emin" olmayı hayatım boyunca birinci ilke haline getirenlerdendim...
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
bugün işlem yapmazsam iyi olacak. euro/dolar ı bile, dolar/euro diye not etmişim...
bu şaşkınlıkla herşey mübah haline gelir. bir miktar dünden satıp/aldığım menderes vardı. öylece kalsın...
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
Templeton Gelişmekte Olan Piyasalar Grubu Başkanı Mark Mobius, Türkiye ve başka piyasaların bazı düşüşlere, daha ucuz fiyattan daha çok satın almalara hazır olmaları gerektiğini kaydetti.
Akbank Franklin Templeton BRIC Ülkeleri B Tipi Yabancı Menkul Kıymetler Fonu'nun Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından kayda alınmasıyla ilgili düzenlenen toplantıda konuşan Mobius, küresel durumun yükselen piyasaları etkilediğini, yatırım piyasalarında iki tane ''fil'' bulunduğunu, bunlardan birinin paranın arzı, diğerinin de türev piyasaları olduğunu söyledi.
Dünyada türev ürünlerin büyüklüğünün 600 trilyon dolara çıktığını belirten Mobius, ''Türevlerin yasal olarak düzenlenmesi zor. Neden? Çünkü insanlar kolay para kazanmaktan vazgeçemiyor. İnsanlar kumarbaz ruhludur. Türev piyasalarını düzenlemek aslında Las Vegas'taki kumarbazlara bırakılmalıdır'' dedi.
Şu anda ''boğa'' piyasalarının gündemde olduğunu, ''boğa'' piyasalarının ''ayı'' piyasalarından daha uzun sürdüğünü ifade eden Mobius, ''Yatırım yapmak için hangi piyasalar daha uygun diye sorarsanız, en iyi zaman paranızın olduğu zamandır. Kimse, boğa ve ayı piyasalarının ne zaman olacağını bilemez'' diye konuştu.
Mark Mobius, soruları da yanıtlarken, BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) kavramının son derece popüler olduğunu ve BRIC fonlarında 2 milyar doların üzerinde para bulunduğunu, dolayısıyla Türkiye'de çıkarılan fonun da çok başarılı olacağına inandıklarını vurguladı.
''BU YOL ÜZERİNDE BAZI DÜZELTMELER BEKLİYORUZ''
Şu anda piyasaların genel durumuna ilişkin bir soru üzerine de Mobius, ''Bir seküler boğa piyasasında olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu yol üzerinde bazı düzeltmeler bekliyoruz. Bu düzeltmeler biraz uç noktalarda olabilir. Aslında boğa piyasalarında yüzde 20 civarındaki bir düzeltme pek olağan dışı değil'' şeklinde konuştu.
Türkiye'ye ilişkin bir soruyu ise Mobius, ''Türkiye veya başka piyasalar, bazı düşüşlere hazır olmalı. Daha ucuz fiyattan daha çok satın almalara hazır olmalılar'' diye yanıtladı.
Mobius, Türkiye'deki politik ortama ilişkin bir soruya da, ''Politik ortam Türkiye'de ne olursa olsun, ekonomik açıdan her şeyin daha iyiye gideceğine dair inancımız var. Türkiye son derece stratejik bir konumda. Türk hükümeti de daha liberal bir ortama doğru ilerliyor. Ekonomik ortamın büyük ölçüde olumlu olarak süreceğine inanıyoruz'' yanıtını verdi.
Türkiye'de 800 milyon dolarlık bir yatırımları bulunduğunu, sektörel dağılıma bakıldığında ise bankacılık, petrol sektörü, emtia pazarları, tüketicilere hizmet ve ürün sunan alan ile telekom sektörünün, yatırımlarının bulunduğu alanlar olduğunu kaydeden Mobius, Akbank ile çok iyi çalıştıklarını, Akbank'a yatırım yaptıklarını, bankada kendi şahsi hesabının da bulunduğunu söyledi.
Türkiye'de 60 farklı fon yönettiklerini belirten Mobius, ''Akbank'ta ciddi miktarda, yeterince fonumuz var. Fiyatlandırmaya bağlı olarak artırabiliriz, fiyat düşerse daha fazla satın alabiliriz'' diye konuştu.
Mobius, Türkiye'de en iyi fiyattan en iyi anlaşmaları yapmaya çalıştıklarını ifade etti. Mark Mobius, ''Bu yol üzerinde bazı düzeltmeler olacağını söylemiştim, ancak ne zaman olacağını bugünden kestirmek zor. Bunlar gerçekleştiğinde bizim için daha fazla anlaşma fırsatı doğacak'' dedi.
Türkiye'deki yatırım miktarlarının son dönemde pek değişmediğini kaydeden Mobius, zaman zaman aldıklarını zaman zaman sattıklarını, ancak diğer yandan Çin'de daha büyük fırsatlar gördüklerini söyledi.
Mobius'un bu açıklamaları, "Tilki spekülatör yukarıdan sattığı hisseleri aşağıdan yerine koymak mı istiyor" şeklinde yatırımcı tepkilerine neden oldu.
-borsagündem
cayy
daha önce bol miktarda thy hissesi alıp/çıktım diyen mobius değil miydi?
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
Uluslararası Para Fonu (IMF), Mauritius Merkez Bankası'na 11 Kasım tarihinde geçerli piyasa fiyatları üzerinden iki ton altın sattığını açıkladı. IMF'den dün tarihiyle yapılan açıklamada, altın satışından elde edilen gelirin 71,7 milyon dolar olduğu belirtildi. IMF, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yoksul ülkelere düşük maliyetli kredi imkanlarının artırılması için stoklarından 403,3 ton altın satacağını eylül ayında açıklamıştı. IMF daha önce de Hindistan'a 6,7 milyar dolar bedelle 200 ton altın satmıştı.
-zaman
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
Ekonomik kriz, Amerikan Doları'nın onlarca yıldır süren küresel hakimiyetine darbe vurdu. Doların rezerv para olma özelliğini kaybetmeye başladığı, artık daha istikrarlı yeni bir para birimine ihtiyaç duyulduğuna yönelik düşünceler güç kazanıyor.
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, dolardaki değer kaybını yakından izlediklerini belirtirken, Başkan Obama da Çin hükümetinin ulusal para birimi yuanın değer kazanmasına izin vermesi gerektiğini ifade etti.
Dün Çin'in başkenti Beijing'de bir basın toplantısı düzenleyen Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn ise yuanın güçlenmesinin önünün ne zaman açılması gerektiği sorusunu, "Ne kadar erken olursa o kadar iyi." şeklinde cevapladı. Çin'de, ihracatçıların küresel ekonomik krizi daha kolay atlatmasını sağlamak adına Temmuz 2008'den bu yana kur çıpası uygulanıyor ve bir dolar, 6,83 yuan civarında tutuluyor. FED Başkanı Ben Bernanke ise New York Ekonomi Kulübü'nde yaptığı konuşmada, "Doların değerindeki değişikliklerin etkilerini dikkatle izliyoruz. FED, bu değişiklikleri yakından izlemeyi sürdürecek." diye konuştu. Petrol ve altın gibi emtiaların fiyatlarının son zamanlarda artmasının, doların değer kaybını ve küresel ekonomide toparlanmanın başlamasını yansıttığına işaret eden Bernanke, enflasyonun muhtemelen düşük kalacağını, bunun da FED'in faiz oranlarını bir süre olağanüstü düşük seviyelerde tutmasına imkân sağlayacağını söyledi. Bernanke, ABD'nin 1,42 trilyon doları bulan bütçe açığını da azaltması gerektiği uyarısında bulundu. Çin'e resmi bir ziyarette bulunan ABD Başkanı Barack Obama, Çin Devlet Başkanı Hu Jintao'dan yuanın değerini artırmasını istedi. Ancak Hu, konuşmasında bu konuya hiç değinmedi. Obama, bu konuda, "Çin'in zamanla daha piyasa uyumlu bir kura doğru ilerleme konusundaki açıklamalarla üstlendiği taahhüdünü görmekten memnun oldum." değerlendirmesini yaptı. Obama, Çin'in yuanın değer kazanmasını dizginleme politikasının, küresel ekonomik dengesizlikleri artırdığını savundu. Çin yönetiminin, 2010 yılının ortalarından önce bu yönde bir adım atması beklenmiyor.
-zaman
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
İMKB100 yeniden 48,000’in altında... ABD’de tüketim açısından önemli gösterge olarak alınan Home Depot ve Target gibi büyük şirketlerin önümüzdeki tatil sezonu için yaptıkları satış tahminlerinin zayıf kalması, piyasalarda yeniden toparlanmanın hızını sorgulatırken, Wall Street yine de artıda kapatmayı başardı.
ABD’de sanayi üretiminin beklenenden daha yavaş olması da piyasaya ek bir zayıflık getirmedi. Asya’da ise bu sabah karışık bir görünüm vardı. Ancak, vadeli işlemlerde Avrupa borsaları % 0.5-0.7 artıdaydı. Diğer ülkelere kıyasla belirgin şekilde olumsuz performans gösteren ve dün % 3.1 düşüşle kapanan İMKB100 Endeksi’nin, yurtdışından fazla bir destek olmadan kayıplarını telafi edip edemeyeceği izlenecek. Dolar ve euro kurları sabah 1.4800 ve 2.2040 seviyelerinden açılırken, gösterge tahvil getirisi % 8.7 ile yataydı.
Piyasaları Sürükleyenler
Piyasa ABD veri gündemini izleyecek... Bugün, ABD gündemi oldukça yoğun görünüyor. İnşaat izinleri, TÜFE rakamları ve konut başlangıçları verileri izlenecek. Ekim ayında inşaat izinlerinin 0.58 mln ile önceki aya göre değişmeyeceği öngörülürken, konut başlangıçlarının önceki 0.59 mln seviyesinden sınırlı bir artışla 0.60 mln seviyesine yükselmesi bekleniyor. Ekim ayı TÜFE rakamlarına bakıldığında ise, çekirdek ve toplam TÜFE’nin sırasıyla % 0.1 ve % 0.2 artacağı tahmin ediliyor. Bu arada, yurtiçinde ise bugün açıklanacak önemli bir veri bulunmuyor.
Döviz Piyasaları
Dün risk iştahındaki güçlü eğilimin tersine dönmesiyle, riskli varlıklarda kar realizasyonları gözlendi ve piyasalar temkinli bir havaya büründü. Dolar diğer para birimleri karşısındaki zararlarını telafi etti ve euro/dolar paritesi 1.4880 seviyesine gevşedi. Gelişmekte olan ülke kurları ise yüksek seviyelerden işlem gördüler. Güçlenen dolar paralelinde, dolar kuru 1.4740 seviyesinde açıldıktan sonra, akşam saatlerinde 1.4820’ye yükseldi. Bu arada, ABD’de açıklanan veriler de dolar açısından pek destekleyici olmadı. Ekim ayında ÜFE % 0.3 ile % 0.5 olan beklentiden daha az artarken, çekirdek ÜFE’deki % 0.6’lık gerileme de tahmin edilenden daha sert oldu. Düşük enflasyon faiz artırımına yönelik daha az baskı anlamına geldiğinden dolar için de destekleyici olmamaktadır. Enflasyon görünümüne yönelik daha net bir fikir edinmek açısından bugün ABD’de açıklanacak TÜFE rakamları önemli olacak. Bununla birlikte, ABD’de beklenenden daha zayıf bir performans sergileyen sanayi üretimi ise zaten güç kaybetmekte olan risk iştahını olumsuz etkiledi. Sanayi üretimi Ekim ayında yalnızca % 0.1 artış gösterdi (beklenti: % 0.4 artış). Merkez Bankası gösterge değerlerine göre, dolar kuru % 0.3 artarak 1.4742 olurken, euro kuru % 0.1 düşerek 2.1988 oldu. Günlük döviz alım ihalesinde, piyasa opsiyon hakkı kullanmadı ve Merkez Bankası’na 30 mln dolar sattı. İhalede oluşan döviz kuru ise 1.4804 seviyesindeydi.
Bono-Tahvil ve Eurobond Piyasaları
Dün Hazine gösterge tahvilin ve 5 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvilin yeniden ihraçları için ihale düzenledi. İki ihaleye de oldukça yüksek talep geldi. Gösterge tahvil ihalesinde, ortalama bileşik faiz % 8.8 ile beklenen % 8.9’un altında kalırken, 3.7 mlr TL olan satış miktarı ise (3.2 mlr TL’si piyasaya) beklentiye paraleldi. 5 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihalesinde ise Hazine piyasaya 2.4 mlr TL satarak 1.8 mlr TL olan beklentiyi geride bıraktı. Sonuç olarak, Hazine bu iki ihale ile piyasadan toplamda 5.6 mlr TL borçlanmış oldu. Pazartesi günü gerçekleştirilen TL cinsi iskontolu tahvil ihalesinde, tamamı piyasaya olmak üzere yapılan toplam 2.74 mlr TL satış da hesaba katıldığında, Hazine bu haftaki itfasından 4.5 mlr TL daha fazla borçlanmış oldu. Gösterge tahvil getirisi dalgalı bir görünüm sergiledi. Getiri ilk işlemlerde en yüksek % 8.9 seviyesini gördükten sonra, beklenenden iyi geçen Hazine ihalelerinin etkisiyle ertesi gün valörlü işlemlerde % 8.7’ye gevşedi. Diğer taraftan, getiri eğrisi görünümünde ise neredeyse bir değişiklik gözlenmedi.
Yurtdışında görünümü etkileyecek bir gelişme olmazken, gelişmekte olan ülke spreadlerinin genelini temsil eden EMBI+ 313 baz puan seviyesini korudu. EMBI Türkiye spreadi ise daha olumlu performans gösterdi ve 4 baz puan gevşeyerek 243 baz puana geriledi.
Hisse Senedi Piyasaları
Dün Türkiye borsasında belirgin bir zayıflık vardı. Önceki gün kaydedilen yüksek kazançların ardından, düşen emtia fiyatları ve finans sektörü endekslerindeki kayıplar paralelinde dünya genelindeki borsalarda kar realizasyonları gözlendi. Bu olumsuz görünümün etkisi yurtiçinde ise çok daha fazla hissedildi. Türkiye piyasalarının kapanacağı saatlerde Avrupa ve ABD borsaları % 0.3 civarında zarar kaydederken, İMKB100 Endeksi % 3.1 ekside günü tamamladı (bankacılık hisselerindeki zarar % 3.8). Bu diğer gelişmekte olan ülkelerdeki kayıpları da aştı. 48,000 seviyesini aşağı yönde kırdıktan sonra kayıplar hız kazandı ve İMKB100 Endeksi günü 47,243 seviyesinde tamamladı.
-FORTİS
cayy
başka bir yaklaşım:
cayy
HEDGE FON KORKUSU, PİYASAYI VURDU
ABD'den gelen olumlu verilere rağmen borsada sert satışlar endeksi bir anda yüzde 3 aşağı çekti
. Avrupa borsalarında 0.50'ye yakın düşüşler yaşanırken, İMKB'deki geri çekilme içeride yaşanan politik gelişmeler ve faiz oranlarındaki yükselişe bağlanıyor. Bugün düzenlenen iki ihale öncesi faizlerin yüzde 9 sınırına dayanması borsadaki düşüşün fitilini ateşledi. Bütçe açığını beklentilerin üzerinde artması ve önümüzdeki dönemde Hazine'nin artan borçlanma ihtiyacı yatırımcıları tedirgin eden nedenlerin başında yer alıyor. IMF ile bir anlaşmanın olmayacağına yönelik beklentiler de satış baskısını artırıyor.
HEDGE FONLAR POZİSYON KAPATIYOR
Yaklaşan Kasım ayı sonu ile beraber hedge fon pozisyon kapamalarının gündeme gelebileceği endişesi de borsadaki düşüşün diğer nedeni olarak gösteriliyor.
Bu arada, Hazine'nin yaptığı ihaleler öncesi yapılan 2 milyar 972,1 milyon TL ROT satışla birlikte toplam satış tutarı 6 milyar 76,5 milyon TL'ye ulaştı. İskontolu tahvil ihalesinde 2 milyar 83,1 milyon TL net, 2 milyar 405 milyon TL nominal satış yapıldı. İhaleye 8 milyar 670,7 milyon TL teklif gelirken, ortalama basit faiz yüzde 9.03 oldu. İhalede bileşik faiz ortalama yüzde 8.76, maksimum yüzde 8.76, minimum faiz ise yüzde 8.72 şeklinde oluştu. İhalede minimum fiyat 86.607 TL, ortalama fiyat ise 86.617 TL olarak gerçekleşti. Tahvil ihalesinde satılacak kağıtların geri ödemesi 3 Ağustos 2011 olarak öngörüldü. Dün de 13 aylık iskontolu tahvil ihalesinde 2.7 milyar TL satış yapan Hazine, yarın 3 milyar 840 milyon lirası piyasaya, 259 milyon lirası da kamu kurumlarına yapılan satışların geri ödemesi olmak üzere toplam 4 milyar 99 milyon lira ödemede bulunacak. Hazine'nin, Kasım ayında 9 milyar 640 milyon lirası piyasaya olmak üzere toplam 9 milyar 991 milyon lira ödemesi bulunuyor.
-borsagündem
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
2010'da yüksek borçlanma öngörülmesi nedeniyle yeterince Hazine kâğıdı alamayabileceğini açıklayan bankalar bu hafta da tahvillere koştu
Hazine bu hafta gerçekleştirdiği üç ihale ile 8.36 milyar lirası piyasadan olmak üzere toplamda 8.82 milyar lira borçlanma gerçekleştirirken, bankacılar Kasım ayının son ihalesinde ve Aralık ayındaki düşük itfalar ile Hazine'nin yılın geri kalanında borçlanma konusunda rahat olduğunu söylediler. Kasım ayı ihale programına göre Hazine, iç piyasalara yapılacak 9.6 milyar lira itfaya karşılık, iç piyasadan 10.5 milyar lira borçlanma öngörüyor. Hazine 24 Kasım'da 25 Kasım valörle gerçekleştireceği 28 Eylül 2016 itfalı FRN'in yeniden ihracı ile Kasım ayı ihale programını tamamlayacak. İhale öncesi piyasada bir miktar satış baskısıyla yukarı yönlü işlemlerin olduğunu hatırlatan bir bankacı, "İhalede lokal büyük bankalardan ciddi alım görüyoruz. İhale öncesi satış baskısı ROT'a ve ihaleye gelen tekliflerle dağıldı" dedi. Hazine bugün gerçekleştirdiği iki ihale ile piyasadan 5.62 milyar lira borçlanma gerçekleştirirken, gösterge tahvilin yeniden ihracında faiz beklentilerin altında oluştu. Gösterge tahvilin yeniden ihracı ihalesinde ortalama bileşik faiz yüzde 8.76 olurken rekabetçi olmayan teklif (ROT) dahil piyasaya toplam satış 3.23 milyar TL oldu. İhalenin piyasa beklentisinin altında kaldığını hatırlatan başka bir bankacı ise, "Beklentiler gösterge tahvilde yüzde 8.85 bileşik civarı oluşmasıydı ama altında kaldı. Borçlanmaya bakınca haftaya yapılacak 7 yıllık FRN'de 2 milyar lira satış yapabilir gibi görünüyor. Gösterge tahvilde ihalenin ardından, ihalede oluşan yüzde 8.76 seviyelerine yakın devam ederiz. Bu seviyelerin dış ve iç önemli haber gelmedikçe süreceğini gelecek haftaki ihalede de Hazine'nin zorlanmayacağını düşünüyoruz. Gelecek hafta itfalar da var. Büyük bölümü kamu bankalarına, orada yine kamu önderliğinde talep gelir diye düşünüyoruz. Kasım rahat atlatılır. 2010 ilk 6-7 ay ise yüklü. Önümüzdeki günlerde değişim ihaleleriyle Hazine, 2010'u hafifletbilir" dedi.
'TALEPTE BİR MİKTAR GERİLEME OLDU'
Reuters'a konuşan bir bankacı bazı bankaların alım yönlü isteksizlikleriyle ihalelerde düşük talep olabileceğine ilişkin beklentilerinin neden gerçekleşmediğinin sorulması üzerine şöyle cevap verdi: "Bu seviyede talep zaten düştü. Yeni pozisyon alımları artık daha da çok tartıp ölçerek yapılıyor. Yaz aylarında ROT'a gelen teklifler 100 milyarlara çıkmıştı. Şimdi göstergenin ihale talebi 8 milyar lira oldu.
- SABAH
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
Ticari kredilerde büyüyen batık sorunu ABD bankacılık sistemi için ikinci artçı şok olabilir. 140 milyar dolara yakın kredinin sorunlu çıkacağı, 300'den fazla bankanın batabileceği konuşuluyor.
ABD'de ikinci bir kriz riski olarak görülen ticari emlak sektöründe büyük bankalardan daha fazla pozisyonu bulunan küçük ve orta ölçekli yerel bankalar büyük risk altında. Sektörde uzun zamandır yaşanan kredi geri ödeme sorunları yerel bankalarda yeni iflasların habercisi olarak görülüyor. Daha önce ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernnake'nin ve San Francisco FED Başkanı "demir leydi" Janet Yellen'ın da üzerinde durduğu ticari emlak sektöründeki riskler kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in hazırladığı bir raporla yeniden gündeme geldi. Fitch'in yayımladığı rapora göre ABD'de ticari emlak piyasasında olan pozisyonlarından ötürü yerel bankalar kredi notlarını kaybetme konusunda en yüksek derecede risk altında bulunuyor. Fitch'den ABD'nin yerel bankalarına karşı bir not indirimi harekatı başlayabilir. Fitch'in izlediği yerel bankaların ticari emlak kredilerindeki geri ödeme sorunlarından ötürü 120 ila 140 milyar dolar zarara girmesi bekleniyor. Bu, Fitch tarafından izlenen şirketlerin elindeki ticari kredilerin yüzde 11'i ila yüzde 24'ü arasındaki bir kısmının batığa çıkacağı anlamına geliyor. Bu yaz sonunda ticari kredilere ilişkin endişeler yeniden gündeme gelmiş, kaç bankanın daha batacağı hesapları yapılmaya başlanmıştı. Sene başından bu yana 100'ün üzerinde yerel banka kepenk indirdi. Uzmanlar yaptıkları tahminlerde 300'den fazla bankanın daha batacağını öngörüyor. The Wall Street Journal gazetesi de yaz ortasında binlerce ABD bankasının ticari emlak sektörüne bağlı borçlarla dolmaya başladığı yönünde uyarılar yapmış, yerel bankaların bu piyasadaki pozisyonları daha fazla olduğu için daha büyük risk altında olduklarını belirtmişti.
KOBİ'leri besleyen musluk kuruyor
Deprem bölgesindeki en riskli isimler arasında ise Regions Financial ve Synovus Financial gibi yerel bankalar var. Ancak kimi uzmanlara göre bu sadece küçük yerel bankaların değil, ABD'nin tüm bankacılık sisteminin bir sorunu olarak karşımıza çıkabilir. Bu kredilere dayalı pozisyon almış emeklilik ve yatırım fonları da durumdan olumsuz etkilenebilir.
Son rakamlara göre de ticari emlak kredilerindeki batık sorunu büyümeye başlayınca hem yerel bankalar hem de büyük bankalar bu kredileri kesmeye başladı. Büyük bankaların bu piyasadaki pozisyonu yüzde 10,2 civarında iken yerel bankaların verdikleri toplam kredilerin neredeyse yüzde 40'ı ticari emlak sektörüne ait. Son 13 haftalık süreçte büyük bankaların verdikleri ticari krediler 112 milyar dolar, yerel bankaların verdikleri krediler ise 97 milyar dolar azaldı. Yerel bankaların son çeyrekte verdiği emlak kredileri 68 milyar dolar düşerken, büyük bankalardaki düşüş 41 milyar dolar oldu.
Büyük bankaların ardından yerel bankalarda yaşanacak bu deprem riskinin bu derece önemsenmesi ise bu bankalar tarafından verilen kredilerin ekonominin ana çarkı olan küçük ve orta boylu işletmeleri döndürüyor olmasından kaynaklanıyor. KOBİ'lerin finansman musluğunu kapatacak bir gelişme ise daha yeni yeni filizlenmeye başlayan iyileşme sinyallerini yeniden kuru dallara dönüştürebilir.
Öte yandan bankacılık sektöründeki stresi izleyen IRA Bank Monitor'un son hesaplamalarına göre ABD bankalarındaki sıkıntı azalmak bir yana büyüyor. 2009'un ikinci çeyreğindeki stres düzeyi ilk çeyreğe kıyasla yüzde 23 artmış durumda. Daha önceki çeyreklerdeki değişimin çok daha hafif olduğunu belirten uzmanlara göre bankaların iflas etmesi bir yana artık iflas eden bankaları satın alacak sağlıklı banka sayısının da azalmış olması da önemli bir sorun olacak. Kriz patlak verdiğinden bu yana ülkenin en büyük bankaları ya battı ya da bütçe açığını göze alan devletin kanatları altına girdi. Dolayısıyla yerel bankalar yine devletim omuzlarına kalabilir.
Yeterli karşılık yok, deprem riski büyük
ABD'de 300'e yakın yerel banka mevcut. Bu bankaların bir çoğu ise ticari emlak kredilerinde yaşanacak olası bir depreme karşı yeterli karşılığı ayırmış değil. The Wall Street Journal gazetesine göre ticari kredilerde pozisyon alan bankalar bu kredilerden doğacak 1 dolarlık bir zarara karşı ortalama sadece 38 centlik bir karşılık ayırıyor. Yatırım bankası Deutsche Bank'ın tahminlerine göre ise ticari kredilere yapılan yatırımlardan ötürü yerel bankalarda doğacak zarar bu bankaların sermaye yeterliliğini gösteren "tier 1" seviyesinin toplamından bile fazla olacak. Bu da ABD'li yerel bankaların olası bir çöküşte kendi kaynakları ile durumu kotaramayacaklarının bir işareti. Yaz başında gerçekleştirilen ve büyük bankaların krizle başa çıkabilme kabiliyetini ölçen stres testleri yerel bankalara yapılmamıştı. Ancak uzmanlar bu testin yerel bankalara da yapılması halinde en az 600'ünün sınıfta kalacağını ileri sürüyor.
BANKALARIN STRESİ ARTIYOR
* Ticari emlak kredilerinde en riskli yerel bankaların başında Regions Financial ve Synovus Financial geliyor
* Büyük bankaların ticari emlak piyasasındaki pozisyonu yüzde 10,2 civarında
* Yerel bankaların ise verdiği kredilerin neredeyse yüzde 40'ı ticari emlak sektörüne ait
* Son 13 haftada büyük bankaların verdikleri ticari krediler 112 milyar dolara ulaştı
* Yerel bankaların son çeyrekte verdiği emlak kredileri 68 milyar dolar geriledi
* ABD bankalarında yılın ikinci çeyreğinde stres düzeyi ilk çeyreğe kıyasla yüzde 23 arttı
- borsagündem / 18 Kasım 2009 / 07:28:00
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, firmaların ithalat bağımlılığına dikkat çekerek, “Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırmak için döviz kuruna dayalı kısa vadeli politikalardan ziyade, mikro reformları içeren uzun vadeli bir bakış açısına ihtiyaç duyuluyor” dedi.
.....
- “Firmalara ilişkin veriler, ithalat bağımlılığını artıran temel faktörün fiyatlar olmadığını gösteriyor. Kaliteli ürün eksikliği ve yurtiçi üretimin bulunmaması veya yetersizliği, ara ve yatırım malı temininde firmaları ithalata yönlendiren esas unsurlar olarak ortaya çıkıyor. İkinci sürece ilişkin bulgular da ülkemizin sanayi sektöründeki uzmanlaşma yapısında gözlenen değişimin, ithalata bağımlılık oranının artmasına neden olan temel unsurlardan birisi olduğunu ortaya koyuyor.”
- Türkiye’nin küresel rekabet gücünün kalıcı artışı için döviz kuruna dayalı kısa vadeli politikalardan ziyade, mikro reformları içeren uzun vadeli bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğuna işaret ettiğini dile getiren Yılmaz, şu önerilerde bulundu: “Yüksek katma değerli üretim süreçleriyle kalıcı rekabet gücüne ulaşılması, teknoloji ve altyapı yatırımlarının kalitesinin artırılması, kalifiye iş gücünün artırılmasına, araştırma geliştirme yatırımlarının teşvik edilmesine, piyasa ekonomisi kurallarının etkin bir biçimde hayata geçirilmesine bağlı olacaktır.”
-hürriyet
cayy
neyin sinyali veriyor yılmaz?
yoksa öylesine bir konuşma mı...
yılmaz'ın bu konuşması yeni bir polemiğe neden olmadı da değil.
bu polemik ana hatlarıyla şöyle:
cayy
Merkez'le sanayicinin arasını 'kalite farkı' açtı
MB Başkanı Yılmaz, bir araştırma sonucuna dayanarak, "Artan ithalatın nedeni kur değil, kaliteli mal üretilememesi" deyince, sanayici ve bakan köpürdü.
Merkez Bankası'nın (MB) 450 sanayici üzerinde yaptığı anket çalışmasının ortaya koyduğu sonuçlar yeni bir tartışma başlattı. Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye'nin artan ithalat bağımlılığının nedeni döviz kurları değil, yurt içindeki ara malların kalitesizliği. Ankete katılan sanayicilerin yüzde 53.3'ü, ithal mallara yönelmelerinin nedeni olarak yurt içi üretim olmaması/yetersizliği olmamasını gösterdi. Kaliteli ve kesintisiz mal temin edemediği için ithalat yapanların oranı ise yüzde 18.8. Uzun süredir sanayicilerin şikâyetçi olduğu düşük döviz kuru konusunda ise çalışma, çok tartışılacak sonuçlara ulaştı.
'BECERİKSİZLİĞE KATILAMAM'
Buna göre, sanayicilerin sadece yüzde 20.1'i ucuz olduğu için ithalatı tercih ettiğini belirtti. MB Başkanı Durmuş Yılmaz bu çarpıcı sonucu şöyle değerlendirdi: "Firmalara ilişkin veriler, ithalat bağımlılığını artıran temel faktörün fiyatlar olmadığını göstermektedir. Kaliteli ürün eksikliği ve yurt içi üretimin bulunmaması veya yetersizliği, ara ve yatırım malı temininde firmaları ithalata yönlendiren esas unsurlar olarak ortaya çıkmaktadır." MB Başkanı'nın bu açıklamasına tepki ise Devlet Bakanı Zafer Çağlayan'dan geldi. Çağlayan, ucuz ithalatın olduğu yerde Türk sanayicisinin dışarıdaki ürünle rekabet etmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, "Böyle bir ortamda Türk ihracatçısı da ithalata yönelmek zorunda kaldı. Bu, Türk sanayicisinin beceriksizliğini ortaya çıkaran bir durum değil'' dedi. Çağlayan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Benim 27 yıllık sanayicilik yapmış biri olarak buna katılmam mümkün değil. Bizim sorunumuzun acaba mal kalitesinden mi, yoksa finansman sorunu başta olmak üzere başka problemlerden mi kaynaklandığını çok iyi analiz etmek gerekiyor. Türkiye emek yoğun sistemden teknoloji yoğun sisteme döndü. Bunu, Türkiye'de üretilen malın kalitesizliği değil, kesinlikle Türk sanayicisine yeterince bankalar tarafından verilmeyen finansman desteğinin arkalarında olmadığı açısından değerlendiriyorum.''
Kerim KARAKAYA / Sabah
cayy
yani?????
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
Wall Street’in ünlü bankacılık analisti Meredith Whitney, hisse senetlerinin aşırı değerli olduğunu belirterek, “Bir yıldır hiç bu kadar düşüş eğilimli olmadım. ABD ekonomisi gelecek yıl yeniden resesyona girecek. Bankalar 2010’da daha fazla sermaye artırmak zorunda kalabilir” dedi.
Krizi önceden tahmin ederek büyük bir şöhrete kavuşan Wall Street’in ünlü bankacılık analisti Meredith Whitney, hisse senetlerinin aşırı değerli olduğunu ve ABD ekonomisinin gelecek yıl muhtemelen tekrar resesyona gireceğini söyledi.
“Bir yıldır hiç bu kadar düşüş eğilimli olmadım” diye konuşan Whitney, “Tahtaya baktığımda Tiffany, Bank of America ve Caterpillar artıda. Ancak bu şirketlerin neden yükseldiğini ortaya koyacak temel yönlendirme yok” diye konuştu. Ülkede tüketici kredilerinin bugüne kadar görülmemiş daralma yaşamakta olduğunu ifade eden Whitney, “Kredi daralması hızlanıyor, bu noktada gizlenmek için hiçbir yer yok” dedi.
Bankalara hâlâ sermaye gerek
Bankacılık sektörünün hala yeterli oranda sermayelendirilmediğini savunan Whithey, bankaların önümüzdeki yıl daha fazla sermaye artırmak zorunda kalacaklarını belirtti. Konut piyasasında da kötüleşmenin muhtemel olduğunu ifade eden Whitney, “ABD ekonomisinde ikili bir dip görmeyi bekliyorum” diye konuştu.
ABD’de enflasyon da sanayi üretimi de beklentilerin altında
ABD’de üretici fiyatları Ekim ayında yüzde 0.3 artış ile beklentilerin altında kaldı. Gıda ve enerji dışındaki fiyatlardan oluşan çekirdek endeks ise artış beklenirken yüzde 0.6 düştü. Uzmanlar endekslerde sırasıyla yüzde 0.5 ve yüzde 0.1 artış tahmin ediyordu. Verinin açıklanmasının ardından dolar, euro ve yen karşısındaki kazanımlarını artırdı.
ABD’de dün açıklanan bir diğer veri ise Ekim ayı sanayi üretimi. Sanayi üretimi Ekim’de yüzde 0.1 artışla beklentilerin altında geldi. Kapasite kullanımı ise yüzde 70.7 olarak gerçekleşti. Ekonomistler ABD sanayi üretiminin yüzde 0.4 artmasını, kapasite kullanımının ise yüzde 70.8 olmasını bekliyordu. ABD’ye Eylül’de net toplam sermaye girişi ise 133.5 milyar dolar oldu.
-bigpara
cayy
saat 14'de matrikse düşen bir haber:
- obama, hukumetin borcu kontrol edememesinin cift dipli bir durgunluga yol acabilecegini belirtti
abd baskani barack obama, abd ekonomisindeki aciklara iliskin bugune kadarki en ciddi uyarisini yapti. Obama, hukumetin borcu kontrol edememesinin iki dipli bir durgunluga yol acabilecegini belirtti.
Obama, hukumetin ayni anda ekonomiyi destekleyerek istihdam yaratmasi ve uzun vadede aciklari azaltmasi gerektigini soyledi. (matriks)
cayy
+ 189. mesaj.
üç öğerin bir araya geliş tarihi aslında İLGİNÇ BİR TESADÜF. neyse...
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
Türkiye’nin kısa dönemli ekonomik görünümünü raporlaştıran yatırım bankası Morgan Stanley, “Türkiye’nin finansal resmini çektiğimizde 2010 yılında mali yönden hataya pek yer bırakmayan hassas bir dengenin söz konusu olacağını görüyoruz” dedi
Türkiye’nin IMF ile bir stand - by anlaşması imzalamayarak doğru olanı yapıp yapmadığı konusundaki tartışmanın sürdüğünü belirten Morgan Stanley raporu, “Bizim görüşümüze göre 2010 yılında daha iyi bir büyümeyi garantilemek için anlaşma imzalanmalı” dedi. IMF’den elde edilecek daha ucuz ve bol kredinin iç borç yükünü hafifleteceğini belirten rapor, diğer şartlarda dış borç açısından bir sorun görmediğini ve dış cepheden bakıldığında anlaşmanın gerekli olmayacağını belirtti.
Sanayi üretimi iki haneli
Kasımda enflasyonun son kez düşerek yüzde 5’in altına inmesini beklediğini belirten rapor, “Ancak enflasyonun kasımdan itibaren artışa geçeceğini düşünüyoruz. Yıl sonu enflasyon beklentimizi yüzde 5.7’ye revize ettik. 12 aylık enflasyon öngörümüz ise yüzde 6.4 seviyesinde” diye yazdı.
Sanayi üretiminde ise dikkat çekici yüksek büyüme oranları açıklanmasını bekleyen Morgan Stanley, şunları yazdı: “Ekimde sanayi üretiminin değişmemesini, kasımda biraz artış, ancak Aralık 2009’dan itibaren büyüme oranlarının iki haneli gelmesini bekliyoruz.” Nominal ve reel getiride, Türkiye’nin “hâlâ bilinmeyen sularda” yüzdüğünü belirten Morgan Stanley, “Şu ana kadar Merkez Bankası’nın ultra çekingen duruşu haklı çıktı. Enflasyon baskısının açık kanıtları görünürse ya da büyüme beklentilerinin ilerlediğine inanırsa, Merkez Bankası para politikasını gevşetebilir. 2010 yılı enflasyon hedefi yüzde 6.5 ve 2010 sonu beklentisi yüzde 5.4 olduğundan Merkez Bankası geniş bir manevra sahası olduğunu düşünebilir” dedi.
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
her sistemin kendine göre bir mantığı, hareket eğrileri, stratejisi vardır. benim gibi, sisteme sonradan girmeye çalışanlar, eğer bu mantığı, hareketin gücünü/yönünü yeterince çözemez ise, kendince uydurduğu stratejiler ile sistemin stratejisi arasında korkunç uçurumlar açılır.
öngöre, mantık ve eğrilerin çözümlenmesiyle başlamalı, bu çözümleme sonucunda strateji oluşturulmalıydı.
bunun için ise, önceden uzun bir süre izleyip, bir yönüyle çalışıp, sistem içinde testlerine öyle başlamalıydım. olmadı; sartre'ın insanın doğaya fırlatılması gibi, borsa/para piyasalarının içine kendini fırlatıverince, sistemin kişiyi yutup, posasını atması normal haline gelir.
bugün, bunu oldukça yoğun yaşadım.
para kaybetmedim belki; kaybettiğim daha önemli birşey vardı: sistemin dışına attığını gördüm. dışına atıyordu: çünkü kurallarının/hareketinin/mantığının dışındaydım. dışarı kaçmasam, posamı atacaktı.
aceminin aldığı ders: sistemin stratejisinin mutlaka ama mutlaka bir açık kapısı vardır. önce bu açık kapı bulunmalı: ona uygun strateji geliştirilmeli...
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
Geçtiğimiz yıl dünyanın birçok yerinde finans sistemi çöküp, milyonlarca yatırımcı milyarlarca dolar zarar ederken New Yorklu hedge fon yöneticisi John Paulson nasıl 20 milyar dolar kazandı?
20 Kasım 2009 Cuma 18:00:00 The Wall Street Journal’de (WSJ) Gregory Zuckerman tarafından “Greatest Trade: How You Can Make $20 Billion” başlığıyla kaleme alınan yazıda, Paulson’ın iki yılda 20 milyar doları nasıl kazandığı sorusuna cevap arındı.
Paulson’ın şirketi, 2007 ve 2009 yılları arasında gayrimenkul piyasası ve büyük finans kuruluşlarının tersine hareket ederek, 20 milyar dolar kazandı. Bu kazançtan Paulson’a düşen kısmın 4 milyar dolar olduğu bilinirken, yatırımcının günlük kazancı 10 milyon dolardan daha fazla bir miktara ulaştı.
Bu rakam çok kazanmaları ile bilinen yazar J.K Rowling, ABD’li talk show sunucusu Oprah Winfrey ve golf oyuncusu Tiger Woods’un 2007’deki toplam kazançlarının dahi üzerinde gerçekleşti.
GAYRIMENKUL KRİZİNİ ÖNCEDEN GÖRDÜ
Gayrimenkul sektörünün er ya da geç çökeceğine inanan Paulson, 2006’da riskli mortgage yatırımları olarak gördüğü yatırımlar için 1 milyar dolarlık teminat satın aldı. Konut piyasasındaki balon patlayıp, mortgage kredileri çöktüğünde ise Paulson’ın satın aldığı teminatın değeri zirve yaptı.
ŞİRKETLER ÇÖKERKEN O KÂR ETTİ
Paulson’un fonlarından biri bu dönemde bir yılda yüzde 500 yükselirken, 2008’e gelindiğinde değer kaybedeceklerini ön görerek mali hisselerini azaltan hedge fon yöneticisi, şirketler teker teker çökerken yine kâr etti.
WSJ, ortalama yatırımcıların da bu başarıdan çıkarabileceği dersler olduğuna işaret ettiği analizde, “Bu derslerin hiçbirinin sonuç getirme garantisi olmasa da Paulson ve birkaç benzeri ismin başarısı Wall Street’ın kıdemli isimleriyle yarışmak isteyen küçük çaplı yatırımcılara cesaret verir nitelikte” ifadesini kullandı.
İşte WSJ’ye göre Paulson’ın 20 milyar dolarlık kumarından çıkarılabilecek sekiz ders.
1- Uzmanlara güvenme
2007-2008 yıllarında yaşanan konut krizinde Wall Street uzmanlarının da güvenirliğine garanti verdiği mortgage destekli menkullere yatırım yapan ticari ve yatırım bankaları büyük zarar etti.
Ders: Uzmanlara bile şüpheyle yaklaşın.
2- Fiyat balonları sıkıntısı
Bazı akademistler finans piyasalarının daha etkin hale geldiğini belirtmesine rağmen son yıllarda konuttan, enerjiye, teknolojiden, Asya kurlarına kadar birçok alanda yaşanan balonlar, piyasaların hareket alanlarının kısıtlandığını gösterdi. Bugün aynı çözüm önerilerini takip eden her çaptan bütün yatırımcılar olası bir sıkıntıda bir çıkış stratejisi uygulayacak gibi görünüyor.
Ders: Bir çıkış stratejiniz olsun.
3-Borç piyasalarına odaklanın
Birçok yatırımcı borsalardaki iniş ve çıkışları takip ederken, borç piyasalarında nelerin olup bittiğiyle ilgilenmiyor. Bu büyük bir hata. Gelişmiş piyasalarda görülen sıkıntı belirtileri çok fazla gün yüzüne çıkmıyor. Riskli mortgage tahvili piyasasında yaşanan sıkıntı buna güzel bir örnek oluşturuyor.
Ders: Borç piyasaları, sorunları öne çıkarmada borsadan daha çok işe yarayabilir.
4- Yeni yatırımlarda uzmanlaşın
Paulson, borçları teminat altına alan Kredi Temerrüt Takaslarına (CDS) yatırım yaparak büyük kazançlar elde etti. Paulson ve ekibi kredi temerrüt takaslarına yönelik pek bir bilgiye sahip değildi ama kendilerini bu konuda geliştirdi.
Ders: Kendinizi yeni finans araçları konusunda geliştirin.
5-Teminat ödemeleri
Birçok yatırımcı konut piyasasından zarar görmekten korktu ama çok az Kredi Temerrüt Takasları (CDS) gibi teminat araçlarını kullanmayı tercih etti. Yok pahasına satılan evlerle, oldukça ucuz olan teminatları almayarak daha fazla zarar eden uzmanlar, ilk başta bu seçeneği gör ardı etti.
Ders: Sigorta yaptırmanın değerini küçümsemeyin.
6-Deneyime güvenin
Son ekonomik durgunlukta kazanların büyük bir kısmı orta yaşlı yatırımcılar oldu. Kariyerlerinde daha öncede ekonomik durgunluklar gören bu yatırımcılar sadece güzel günlerde iş yapan meslektaşlarının önüne geçti.
Ders: Tarihi bakış açısı değerli bir araç olabilir.
7- Yapılan yatırıma aşık olmayın
Paulson 2008 yılında karşı pozisyon aldığı bankalar ve finans şirketleri konusunda 2009 başlarında bir önceki yıla kıyasla daha cesur adımlar atar hale geldi. Bu adımları atmasında kurumların bilançolarını iyileştirdiğine karar vermesi önemli bir etkendi.
Ders: En iyi ticaret bile sonsuza kadar sürmez.
8- Şans faktörü
2006’nın başlarında, Paulson gayrimenkul sektörünün batacağı konusunda çok kararlıydı ve yaşanan düşüşten kâr etmeyi başardı. Bazı gayrimenkul sektörü uzmanların konutların fiyatlarının abartıldığına karar verdi ama zararı kaldıramadı.
Ders: Sektör çok garanti görünse bile tek bir sektörde fazla risk altına girmeyin
-finansgündem
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...
Yorum