Not Defteri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • narada
    Haberci
    • 04 Mayıs 2009
    • 1737

    #766
    Borsada en kritik 48 gün

    Yabancı yatırımcının elinde bulunan hisseleri satabileceği tek bir kesim çıktı karşımıza: Bireysel yerli yatırımcı. Yani daha basit ifadeyle halk.

    Bir önceki yazıda yabancı yatırımcıların bu piyasadan para kazanmak için borsaya “dillere destan” bir rekorlar zinciri getirmekten başka çaresi olmadığından bahsetmiştim.
    Yaptığımız akıl yürütmenin sonunda da yabancı yatırımcının elinde bulunan hisseleri satabileceği tek bir kesim çıktı karşımıza: Bireysel yerli yatırımcı. Yani daha basit ifadeyle halk.


    HALKIN ELİNDE BU PARA VAR MI?
    Şimdi akla doğal olarak şu soru geliyor: Halkın elinde bu hisseleri alacak kadar para var mı?
    Bu soruya yanıt vermeden önce bir konuya açıklık getirelim. Türkiye’de yabancı yatırımcıların toplam piyasa değeri üzerinde sahip olduğu pay yüzde 68 seviyelerinde. Bahsettiğimiz hisse satışından kasıt asla İMKB’deki yabancı payının yüzde 50’lerin altına düşmesi falan değil. O devirler 2000’lerin öncesinde kaldı. Zaten İMKB’deki paylarını sıfıra indirmeye kalksalar, sattıkları hisseler taban taban gitmese, yani bugünkü fiyatlarında sabit kalsa, 214 milyar liralık hisseyi satmaları demek. Türkiye’deki halkın yastığının altını kaldırsan bu kadar para çıkar mı? Çıkmaz…
    O halde bahsettiğimiz satış yabancı payının yüzde 59’lara belki yüzde 55’lere düşmesi. Ki bu da yine fiyatların bu satışlar sırasında hiç düşmediği varsayımıyla (ki bu mümkün değil), 30-35 milyar dolarlık bir satış yapmaları demek.

    Türkiye’de halkın yastık altında bu kadar para var mı? İstatistiklere bakılırsa var.

    Bunun için yabancıların yapması gereken borsayı sürekli rekor kıran bir yer kimliğine büründürüp halka, paraların üstünde duran yastığı “zümrüte çevirecek” bir fırsata sahipmiş izlenimini yaratmak.

    BU SENARYO NASIL GEÇERSİZ OLUR?

    Peki dünden beri uzun uzun bahsettiğim bu senaryoyu geçersiz kılacak bir olasılık var mı? O da var.
    Bu olasılık çok net bir şekilde Türkiye için yapılacak bir not artırımı olabilir. Bu da yukarıda bahsettiğimiz senaryonun başka bir boyut kazanmasını sağlar. Çünkü Türkiye’nin spekülatif ülke statüsünden çıkıp yatırım yapılabilir bir ülke kategorisine geçmesi, Türkiye’nin yabancı yatırımcı vitrinini tamamen değiştirebilecek bir gelişme. Mevcut durumda Türkiye bazı risk fonlarının ve risk almayı seven az sayıda emeklilik fonlarının portföyünde, sırf kısa sürede yüksek getiri sağlamak amacıyla tutulan bir ülke.

    TÜRKİYE TRİLYONLUK FONLARIN RADARINA GİRERSE...
    Buna karşılık yatırım yapılabilir ülke kategorisine geçişle birlikte Türkiye’nin otomatikman gelişmekte olan ülke endekslerindeki ağırlığı yüzde 3-5’li seviyelerden yüzde 5-10’lu seviyelere çıkacak. Ayrıca potaya en az 30-40 yıllık planlarla bir ülkenin hisse senedi piyasasına yatırım yapan dev emeklilik fonları girecek. Böyle bir durumda zaten Türkiye’de hakim konumda olan yabancı yatırımcıların 200-250 milyar liralık portföyü çok küçük rakamlar olarak nitelendirmek yanlış olmayacak. Çünkü trilyonlarca dolarlık fonlardan bahsediyoruz. Bu fonların birçoğu bir ülkenin hisse senedi piyasasının kısa vadede ucuzluğuna, pahalılığına değil dünya ekonomisinde 30-40 yıl içerisinde oynayacağı role bakarak yatırım yapan fonlar ve ülke borsalarını da ciddi anlamda istikrara kavuşturan türde yatırımlar. Dolayısıyla bu fonların Türkiye’ye ilgisi halinde borsanın, kırdığı rekorlar sonrasında bile fazla etkilenmeden ve kimseye çok zarar ettirmeden bu satım-alım sürecini atlatması mümkün. Bu durumda zaten mevcut yabancı yatırımcılar da satıp çıkar mı orası bile tartışılır.

    EN POPÜLER MATEMATİK FORMÜLÜ ERTELENDİ
    Fakat bu senaryonun gerçekleşmesi açısından çok kritik bir erteleme yaşandı geçtiğimiz günlerde. Kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin “Meclis’ten geçirin, notunuzu arttırayım” dediği Mali Kural, Parlamento’nun tatil dönüşüne ertelendi. Bu durumda 2011 yılı bütçesine Mali Kural’ın yetişip yetişmeyeceği kocaman bir soru işareti olarak çıktı karşımıza.

    Çoğu kişi, bir matematik formülü (Δa=-0,33(a(t-1)-1)-0,33(b-5)) olarak açıklanan bu Mali Kural’ın ne olduğunu bile bilmiyor muhtemelen. Fakat piyasalar dahil herkesi ilgilendiren boyutu, zaten bu matematik formülünde hangi harfin ne anlama geldiği değil. Bir not artırımının unsuru haline gelebilecek olması. Bu da ertelendiğine göre artık elimizde kalanlara bakacağız.

    ERTELEMEYLE ELİMİZDE KALANLAR
    Ne kaldı elimizde? En kısa vadede borsa şirketlerinin açıklayacağı mali tablo verileri. Önümüzdeki günlerde bu açıklamalar hızlanacak. Herkesin gözü de banka hisselerinde olacak. Çünkü endeksi sürükleyen hisseler zaten bu hisseler. Ayrıca borsanın toplam kârlılığının büyük bir bölümü de bu şirketlerden geldiği için, piyasanın toplamda ucuz kalıp kalmadığını belirleyecek olan da yine bankaların kârlılığı olacak. Bu açıdan şanslı bir durum var ortada. Çünkü bankaların düşen bono faizleri sayesinde yılın ikinci çeyreğinde de oldukça iyi kârlar getirmeye devam edeceği ortada. Yani kârlar geldikçe borsa fiyat/kazanç oranları bazında giderek ucuzlayacak. Daha açık söyleyelim: Açıklanan kâr rakamlarına kıyasla piyasadaki fiyatlar ucuz kalmış olacak. Yani borsayı daha yukarıya götürebilecek bir dinamik sağlanacak. Fakat tüm rakamlar açıklandığında zaten bunlar çoktan piyasada fiyatlanmış olacak.

    REFERANDUM: SADECE BİR HALK OYLAMASI MI?
    Peki ya ondan sonra geriye ne kalacak? Referandum. Genel seçimde kapışacak olan iktidar partisiyle, ana muhalefet partisinin Referandum turları resmen bir önseçim atmosferine dönüşmüş durumda. İki parti de yapılacak olan anayasa değişikliği için ikna girişimleri yapmaktan ziyade, “iktidara mı yoksa muhalefete mi oy vereceksiniz” sorusunu soruyor.
    Peki Referandum’u bir ön seçime dönüşen bir ülkede borsa rekor kırmaya devam edebilir mi? Üstelik ortada bir kredi notu artışı veya bilanço beklentisi kalmamışsa.
    Seçim süreçleri bugüne kadar her zaman borsaya kaybettirmemiştir. Fakat kaybettirmediği dönemlerde Türkiye’nin büyük bir sıçrama beklentisi içerisinde olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekiyor. Bugün ani bir sıçrama beklentisi var mı? Bunun cevabını size bırakıyor.

    ÖNÜMÜZDEKİ 48 GÜNE DİKKAT
    Bu nedenle önümüzdeki 17 günlük süre kritik olacak. Çünkü konsolide olmayan banka bilançoları için açıklanan son bildirim tarihi 13 Ağustos. Ay başından itibaren ise yavaş yavaş banka kârları açıklanmaya başlayabilir. Bilançoların açıklanmasının ardından ise Türkiye’nin karşısında referandum gerçeği kalacak geriye. Banka hisselerinde yapılacak kâr realizasyonlarıyla Referandum süreci bir araya geldiğinde risk iyiden iyiye artabilir. 13 Ağustos tarihinden sonra Referandum'a kadar geçecek olan 30 günlük sürede de işte bu risklerin ve senaryonun testi yapılacak.
    Ama bu arada bir sürpriz olur da Türkiye'nin kredi notu yatırım yapılabilir ülke statüsüne yükseltilirse, işte o zaman kartlar yeniden dağıtılır.


    - habertürk / Barış Erkaya / 27 Temmuz 2010
    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

    Yorum

    • narada
      Haberci
      • 04 Mayıs 2009
      • 1737

      #767
      Bu uygulama işlem hacmini bitirir!


      SPK’nın manipülatif işlemlere yönelik tek kademe uygulaması piyasaları nasıl etkiler, uzmanlar neler söylüyor?

      İMKB’deki hisseleri A-B-C kategorilerine ayırmayı planlayan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yeni dönemde emir iptalinin yanı sıra tahtalarda tek kademe uygulaması getirecek. Yani şu an alış ve satışta görünen 5 kademe aralığı bire indirilecek.

      Yatırımcılar sadece alış-satış kademelerindeki lot miktarını görebilecek. Peki bu uygulama piyasaları nasıl etkiler? İşte bu soruyu borsada brokerlıktan spekülatörlüğü yükselen sonra işlem yasağı getirildiği için piyasadan uzaklaşan bir oyuncuya sorduk.

      Tek kademe uygulamasını yanlış bir adım olarak yorumlayan eski oyuncu şöyle konuştu:

      Tam anlamıyla piyasayı bitirir. İşlem hacmi 100 milyon liraya kadar geriler. Karanlık bir tünelde kim yürümek ister. Spekülatörler yanı riski üstlenen beklentiyi alan ve satan oyuncular olmasa bu piyasalar olur mu? Yatırımcı işlem yapmaz, alır bekler. İşlemi spekülatör yapar. Sende spekülatörün önünü kapatırsan zaten yeterince fazla riski üstlenen oyuncu belirsiz bir ortamda işlem yapar mı? Yapmaz. Amaç manipülasyonu önlemekse bunun daha farklı yolları var. Öncelikle onların hayata geçirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bunların bazında azınlık hakları var. Yani şirketin yüzde 10’unu elinde bulunduran oyuncu söz hakkına sahip olmalı. Bu kural yazılı olarak var ama fiili olarak uygulanmıyor. Kademeler kaldırılmadan önce imtiyazlı hisselerin kaldırılması gerekir. Şirketlerin halka açıklık oranları teşvik edilmeli. Şirketlere hisselere müdahale yetkisi verilmeli. Yani yüzde 10’lik alım satım marjı hakkı tanınmalı ve şirketler kendi hisselerini piyasaya sürerek ya da toplayarak piyasayı dengelemeli. Bir de sığ tahtalara bu kadar tedbir almak yerine kottan çıkma hakkı tanınmalı. Belli kurallar hayata geçirilmeli yani kalan hisseleri de çağrı yaparak toplamak şartıyla şirketlerin borsalardan çıkmasına izin verilmeli.”


      (BORSAGUNDEM.COM)
      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

      Yorum

      • narada
        Haberci
        • 04 Mayıs 2009
        • 1737

        #768
        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

        Yorum

        • narada
          Haberci
          • 04 Mayıs 2009
          • 1737

          #769
          İş'in kasasına 177 milyon lira girecek

          Bankanın iştirakini bir grup şirketine devri için gerekli onay alındı
          28 Temmuz 2010 Çarşamba Saat: 23:16 iŞ BANKASI İZİNLE İLGİLİ KAP'A ŞU AÇIKLAMAYI YAPTI:
          "Bankamıza ait % 35,53 oranındaki Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi hissesinin Grup Şirketlerimizden Milli Reasürans T.A.Ş.'ye satışına ilişkin olarak Hazine Müsteşarlığı'ndan gerekli izin alınmıştır."
          Bu satıştan dolayı İş Bankası'nın kasasına 177 milyon lira girmesi bekleniyor.
          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

          Yorum

          • narada
            Haberci
            • 04 Mayıs 2009
            • 1737

            #770
            Çimsa 2 katı büyüme hedefledi


            Çimsa Genel Müdürü Mehmet Hacıkamiloğlu, 2005'ten 2008 sonuna kadar iki katı büyüme gerçekleştirdiklerini, önümüzdeki 3-5 yılda da yine aynı başarıyı göstermeye kararlı olduklarını ve önceliğin yurt içi olmakla birlikte yıllık ihracatlarının 135-150 milyon dolar seviyesine ulaştığını kaydetti.

            Hacıkamiloğlu, Japonya'nın önde gelen sanayi kuruluşlarıyla işbirliği yaparak, atık gazları enerjiye dönüştürme projesinin protokolünün imza töreni için bulunduğu Tokyo'da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1972'den beri sektörde faaliyet gösteren Çimsa'nın, globol kriz sürecini, tıpkı 2001'de olduğu gibi güçlü bir performansla aşmayı başardığını söyledi.

            Çok senaryolu planlar ve başarılı yönetim performansının Çimsa'nın, ekonomik toparlanma döneminde daha bilinçli, güçlü ve kazançlı bir şekilde ayakta durmasını ve yolunda emin adımlarla ilerlemesini sağladığını belirten Hacıkamiloğlu, şunları kaydetti:

            “Çimento tüketimi dünyada yıllık 3 milyar ton civarında. Bunun 1,6 milyar tonunu Çin tek başına tüketiyor. 2009'da enteresan bir şey oldu, dünya ortadan ikiye ayrıldı. Gelişmiş ülkelerde tüketim azalırken, gelişmekte olan ülkelerde artı.

            Türkiye'de de benzer gelişme yaşandı. 2007 ile 2008 tüketimi aynı olurken, 2009'da Marmara gibi sanayisi gelişmiş bölgelerde düşüş, Güney Doğu Anadolu ve Doğu Anadolu'da artış gözlendi. Bunda, kamunun altyapı, barajlar gibi enerji yatırımının etkisi büyük oldu.

            Biz, 2009'da 2008'deki performansı tekrar ettik. 2005 sonundan, 2008 sonuna kadar iki katı büyüdük. Önümüzdeki 3-5 yılda yine iki katı büyümeyi planlıyoruz. 2009 yılı net satış 615 milyon TL, 2009 yılı hazır beton satışı 163 milyon TL olarak gerçekleşti. İhracatta ise bugün beyaz çimento alanında dünyanın en önemli üç markasından biri olmanın yanı sıra Türk çimentosunun uluslararası platforma geçişinde değişimin ve gelişimin lokomotif gücü olarak gerçek bir küresel oyuncu kimliğiyle hareket ediyoruz.”

            JAPONYA VE ÇİN'DE ARAYIŞLAR

            Hacıkamiloğlu, sektörde, teknolojinin son yeniliklerini uygulama çabasında olduklarını, Japonlarla işbirliği yaptıkları “Atık gazlardan enerji üretim” projesinin de bunun sonucunda oluştuğunu ifade ederek, “Japonlarla ilk işbirliğini yapıyoruz. Ardından Çin'e geçip araştırma ve incelemelerde bulunacağız. Türkiye'nin tüm kentlerinin önemli bir sorunu olan çöpleri çimento fabrikalarında nasıl enerjiye dönüştürebileceğimizin yollarını arayacağız” dedi.

            HAZIR BETON VE İHRACAT

            Hacıkamiloğlu, yılda 6 milyon ton çimento, 5 milyon ton klinker, 3,5 milyon metreküp de hazır beton sattıklarını belirterek, “1998 yılında girdiğimiz hazır beton segmentinde, Adana, Mersin, Kayseri, Antalya, Osmaniye, Kahramanmaraş, Nevşehir, Aksaray, Karaman, Konya, Bilecik, Adapazarı, Bursa, Eskişehir ve Kütahya'da faaliyet gösteren toplam 46 hazır beton tesisi ile hizmet sunuyoruz” dedi.

            Çimsa'nın 2008'de çimento ihracatı alanında şampiyonluğu elde ettiğini hatırlatan Hacıkamiloğlu, 2009'daki küresel ekonominin olumsuz şartlarına karşın yüzde 10'un üzerinde artış sağladıklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

            “İhracat rakamını bu tarihte 2 milyon tona çıkardık. İç pazar hareketlendiğinden bu yıl geçen yıla göre daha az ihracat olabilir. Satışta önceliğimiz yurt içi olmakla birlikte yılda 135-150 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiriyoruz. Yurt dışında 8 terminalimiz var ve 47 ülkeye ihracat yapıyoruz.

            Sadece gri değil, beyaz çimento ihracatı da yapıyoruz. Gri çimentoda en büyük pazar Suriye ve Irak. Irak pazarından müthiş bir talep var. Irak, güvenlik sorunları çözümlendiği takdirde çimentoda Türkiye için önümüzdeki 5 yılda büyük pazar olmaya devam edecek.”
            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

            Yorum

            • narada
              Haberci
              • 04 Mayıs 2009
              • 1737

              #771
              PETKİM, LİMAN YATIRIMINA HAZIRLANIYOR
              Petkim'in 2018 yılı hedefleri kapsamında Aliağa'daki limanın büyütülerek işletilmesi amacıyla Hollandalı bir terminal işleticisi şirket ile görüşme yürüttüğü belirtildi

              Petkim'in 2018 yılı hedefleri kapsamında Aliağa'daki limanın büyütülerek işletilmesi amacıyla Hollandalı bir terminal işleticisi şirket ile görüşme yürüttüğü belirtildi. 1 milyon TEU kapasiteli olması hedeflenen liman, İzmir Limanı'nın mevcut kapasitesini geçmiş olacak.
              Petkim Yönetim Kurulu Üyesi Batu Aksoy, yaptığı açıklamada, şirketin 2018 yılı büyüme projeksiyonu içinde mevcut limanının büyütülmesi ve işletilmesiyle ilgili bir şirket oluşturduklarını, bu konuda Hollandalı bir şirketle ''joint venture'' sağlamak üzere görüşme sürdürdüklerini ifade etti.
              Görüşme yaptıkları firmanın dünyanın en büyük konteyner terminal işleticisi olduğunu kaydeden Aksoy, yıl sonuna kadar bu konuda bir gelişme sağlamayı umduklarını ifade etti.
              Limanla ilgili tasarım çalışmasının da devam ettiğini dile getiren Aksoy, limanın konteyner kapasitesinin 1 milyon TEU'ya, sıvı yük elleçleme kapasitesinin 20-25 milyon tona ulaşmasının planlandığını ifade etti.
              Strateji olarak Petkim yarımadası içinde katma değer yaratacak ve burayı ülkeye en fazla katkı sağlayacak şekilde tasarlamak istediklerini ifade eden Aksoy, petrol tankı çiftliği ve elektrik santrali gibi konularda da yabancı yatırımcılarla görüşme yaptıklarını ifade etti.
              Socar & Turcas Enerji Holding Üst Düzey Yöneticisi Kenan Yavuz ise Petkim yarımadasında Singapur'un Jurong Adası benzeri bir gelişim modeli belirlediklerini kaydetti.
              2018 projeksiyonunu belirlemeden önce Jurong Adası örneğini yakından incelediklerini, bu konuda danışmanlık aldıklarını ifade eden Yavuz, Aliağa'nın yarısı kadar bile olmayan Jurong Adası'nda rafineri, petrokimya, enerji ve lojistik entegrasyonuyla Uzakdoğu'nun en önemli üretim merkezlerinden birinin kurulduğunu söyledi.
              Yavuz, Nemrut Körfezi'nin limancılık konusunda büyük bir potansiyele sahip bulunduğunu, bölgenin petrokimya ve demir çelik tesislerinin yanında rafineriyle birlikte yeni bir potansiyel daha kazanacağını kaydetti. Yavuz, sığ olması nedeniyle üçüncü kuşak konteyner gemilerinin giremediği İzmir Limanı'nın gelecekte turizm limanı olarak kullanılmasının daha akılcı olacağını savundu.

              -LİMAN İÇİN FABRİKA TAŞINACAK-

              Petkim'in oluşturucağı 1 milyon TEU'luk konteyner elleçleme kapasitesine sahip yeni limanın, özelleştirme süreci başarısızlıkla sonuçlanan İzmir Alsancak Limanı'nın yıllık 900 bin TEU'luk elleçleme kapasitesini de aşacağı, bölgenin en büyük limanı haline geleceği belirtiliyor.
              Petkim'in yapacağı limanın işletimi konusunda Hollandalı bir şirketle görüşme yaptığı, uzlaşma sağlanmaması halinde limanın Petkim tarafından işletileceği ifade edildi. Mevcut limanın bulunduğu 166 bin metrekarelik alanın genişletilmesi amacıyla plastik işleme fabrikasının başka bir bölgeye taşınacağı kaydedildi.
              Nemrut Körfezi içinde yer alan 11 iskelede 2009 yılında 32 milyon ton dökme yük elleçlendi. Artan talep üzerine bölgede ilk olarak Nemport tarafından 300 bin TEU kapasiteli bir liman oluşturuldu. Körfezde Ege Gübre'ye ait iskelelerde de konteyner taşımacılığı yapılıyor. Körfezde iskeleleri bulunan Petkim, Batıçim ve İzmir Demir Çelik şirketleri de konteyner elleçlemek için yatırım yapıyor.
              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

              Yorum

              • narada
                Haberci
                • 04 Mayıs 2009
                • 1737

                #772


                TABLODA ÖZSERMAYESİNE GÖRE İMKB’DEKİ EN YÜKSEK ORANA SAHİP HİSSLER YER ALIYOR.

                İMKB100 ORTALAMASI 1.80 OLUP, PİYASA DEĞERİ/DEFTER DEĞERİ ORANI 5’İNÜZERİNDE YER ALAN HİSSELER SIRALANIYOR.


                - Grup Paratrend
                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                Yorum

                • narada
                  Haberci
                  • 04 Mayıs 2009
                  • 1737

                  #773
                  Ramazan’ın bereketli hisseleri
                  Ramazan ayı öncesinde gıda ve perakende şirketlerinin hisseleri borsada nasıl hareket ediyor?


                  29 Temmuz 2010 Perşembe Saat: 16:56


                  Avrupa’da yapılan stres testinin etkisinde bir haftayı geride bırakan İMKB, 60.000 seviyesini aştı ve yeni rekorlara imza attı. Endeks bazında bu hareketler yaşanırken hisse bazında da hareketlik gözleniyor.
                  Önümüzdeki günlerde endeks bazında hareketlerden çok hisse bazında işlemlerin daha baskın olması beklenen piyasada, öncelikle ikinci çeyrek bilançoları bu hareketlerde etkili olacak. Burada sürpriz rakamlar, izlenecek.
                  Tabii bir de dönemsel hisse bazlı hareketler söz konusu. şöyle ki, 11 Ağustos’ta Ramazan ayı başlayacak ve 19 Eylül’de son bulacak. Bu ayda artan gıda harcamaları nedeniyle İMKB’de perakende gıda ve gıda sektörü hisselerinde beklentiler önceden satın alınmaya başlanır.
                  Bu, geçmiş endeks hareketlerinde açıkça görülüyor. Yaptığımız araştırma geçtiğimiz dört yıl içerisinde Ramazan ayı öncesindeki bir aylık zaman diliminde gıda ve perakende ticaret şirketlerinin performanslarını açıkça ortaya koyuyor.

                  27 hisseye baktık
                  Bu araştırma için 22 gıda şirketi ile beş perakende gıda şirketi olmak üzere 27 şirketi inceledik. Son üç yılda Ramazan ayı öncesinde endeksin performansına bakıldığında2009 yılında yüzde 21 oranında prim yaparken.2008 yılında yüzde 5.6, 2007 yılında yüzde 1.2 ve 2006 yılında 1.6 oranında düşüş söz konusu. 2009 yılında 26 hisseden 10 tanesi endeksin üzerinde getiri sağlamış ve yine bu dönemde sadece iki hisse yatırımcısına kaybettirmiş. 2008 yılında toplamda 24 hisse hem endeksten daha iyi getiri sağlamış hem de bu süreci artıda kapatmış. 2007 yılında ise 18hissenin endeksten daha fazla performans sergileyip yılı artıda kapattığını görülüyor.
                  2006 yılına bakıldığında endeks Ramazandan bir ay önceki periyotta yüzde 1.6 kaybettirirken 20 hisse olumlu performans sergilemiş durumda. Bu süreçte beş hisse senedi dört yılda da endeksin üzerinde getiri oranlarıyla dikkat çekiyor. Bu hisseler; Kerevitaş, Migros, Penguen Gıda, Pınar Et-Un ve Ülker Bisküvi.

                  Bu şirketlerin yanında Kent Gıda şirketi de su süreçte çok sert yukarı hareketler yaşayabilen bir şirket.
                  Yine bu dönemde beyaz ve kırmızı et üreticileri, BİM, içecek sektörü şirketleri de yakından izlenebilir. Ancak analistler, bu hisselerde yatırım yaparken Ramazan ayı beklentisinin yanında şirketlerin mali yapısına,
                  son dönemdeki hisse performansı na ve işlem hacmine de dikkat dilmesini tavsiye ediyor.

                  23 yıllık performans
                  İMKB 100'ün hesaplanmaya başladığı 1988 yılından itibaren 23 Ramazan ayı geçti. Borsanın Ramazan ayında kazanç sağlama oranı yüzde 65.2 oldu. İMKB-100 Endeksi, 23 Ramazan ayının 15’ini pozitif getiri ile tamamlarken, 8’inde değer kaybetti. 1999’un sonundaki Ramazan ayında yüzde 61 getiri ile en yüksek getiriyi sağlayan İMKB, 2000 yılı sonundaki Ramazan’da yüzde 12.7 ile en yüksek düşüşü yaşadı.
                  İMKB son yıllarda ise “Nerede o eski Ramazanlar” dedirtiyor. Çünkü İMKB, son 10 Ramazan ayının 5’inde eksi performans sergilemiş durumda. Son 10 yılın ortalama getirisi ise yüzde 4.2 seviyesinde. İlk 13 yılın Ramazan ayı getirisine bakıldığında ise ortalamada yüzde 12.7’lik flaş bir getirinin ortaya çıktığı görülüyor.


                  13 hisse kazandırıyor
                  Son dört yılda Ramazan ayından önceki bir aylık periyotta endekse göre daha iyi performans sergileyen beş hisse var. Bu hisseler; Kerevitaş, Migros,Penguen Gıda, Pınar Et Un ve Ülker Bisküvi. Bu hisselerle ilgili son gelişme ve beklentiler şöyle:

                  KEREVİTAş: SuperFresh markası ile dondurulmuş gıda pazarının önemli oyuncularından biri. Yeniden yapılanma çalışmaları sonucunda pazarda yüzde 67 paya sahip. şirket, 2009’da yüzde 25 artışla 158.8 milyon lira satış rakamına ulaştı. Yine maliyetlerini düzenleyerek 2008’deki 17.2 milyon liralık zararını 16.3 milyon lira net kâra çevirdi. Yine bu yıl ilk çeyrekte 2.7 milyon lira kâr elde ederek olumlu performansını sürdürdü. Şirket Azerbaycan, KKTC, Irak, Avusturya, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan gibi ülkelere ağırlıklı olarak su ürünleri ihracatı yapıyor. İhracat pazarındaki hedeflerine bağlı olarak şirket, bu yıl da büyüme trendini korumayı planlıyor.

                  MİGROS: Migros, Tansaş, Macrocenter süpermarketleri, şok ucuzluk marketleri, 5M hipermarketleri ve Sanal Market'ten oluşan çok formatlı yapısıyla Migros Türkiye'nin perakende devi konumunda. şirket 2009 sonunda bin 586 olan mağaza sayısıyla 822 bin 127 metrekare satış alanına ulaştı. Yurtdışında Kazakistan, Azerbaycan, Makedonya ve Kırgızistan'da faaliyet gösteren Migros, 2010 yılında da büyümesini sürdürüyor. Uluslararası bir girişim sermayesi şirketinin ana hissedarı olduğu Migros’un mayıs ayında şirketin satılacağı yönünde söylentiler çıkmış, ancak şirket yönetimi tarafından bu haberler yalanlanmıştı. Migros’un önümüzdeki dört yılda cirosunu ve kârını iki kat artırma hedefi var.

                  PENGUEN GIDA: Hazır gıda sektörünün önemli oyuncularından biri olan Penguen Gıda, 2008 ve 2009’daki zararın ardından 2010 ilk çeyrekte 575 bin lira net kâr elde etti. 2009’da faaliyet kârında ciddi toparlanma eğilimi
                  sergileyen şirket, yatırımlarını sürdürerek, üretim ve kârlılığını artırmayı başardı. 2010 için şirketin hedef 100 milyon lira ciroya ulaşmak.

                  PINAR ET-UN: Pınar-Et-Un, Türkiye'nin en büyük gıda markalarından Pınar’ın çatısı altında faaliyet gösteriyor. Pınar Grubu, önümüzdeki 4-5 yıllık sürece hızlı büyüme dönemi olarak belirledi. Bu süreçte Türkiye’de yeni adından söz ettirmek istiyor. Pınar Grubu 40 milyon dolar civarında ihracat yapıyor. Bunu 40 ülkeye gerçekleştiriyor. Pınar Et, yüzde 19 pazar payıyla sektöründe lider konumunu sürdürüyor. şirket 308 milyon lira olan net satışlarını 2010’da 345 milyon liraya, 41 milyon lira olan FVAÖK’ünü ise 41 milyon liradan 43 milyon liraya çıkarmayı hedefliyor.

                  ÜLKER BİSKÜVİ: Bundan 65 yıl önce İstanbul Eminönü’nde küçük bir atölyede 6-7 kazan, küçük bir fırın ve üç işçiyle faaliyete geçen Ülker Bisküvi,bugün gerek satış hacmi gerekse kârlılığıyla Yıldız Holding’in amiral gemisi konumunda. Yılda ortalama 60 yeni ürünü pazara sunan Ülker Bisküvi, başta Orta Doğu, Rusya ve Orta Asya Cumhuriyetleri olmak üzere Avrupa, Afrika ve Amerika’da birçok ülkeye ürün ihraç ediyor. Ülker Bisküvi, sürdürülebilir
                  kârlı büyümeye odaklı stratejisiyle yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. şirket yeni yatırımların yanında dönem dönem satın alma haberleriyle de gündemde yer buluyor.


                  -Talip Yılmaz / Ekonomist
                  YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                  Yorum

                  • narada
                    Haberci
                    • 04 Mayıs 2009
                    • 1737

                    #774
                    - OTOKAR'IN 6 AYLIK NET ZARARI 2.721.925 TL (ONCEKI: 11.739.407 TL)
                    - NETAS'IN 6 AYLIK NET KARI 4.729.110 TL (ONCEKI:16.279.685 TL)
                    - ersu'nun vergİ daİresİne sunulan 6 aylik dÖnem zarari 509.573 tl
                    - yapi kredİ fİnansal kİralama'nin 6 aylik konsolİde olmayan net dÖnem kari 47.633.000 tl
                    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                    Yorum

                    • narada
                      Haberci
                      • 04 Mayıs 2009
                      • 1737

                      #775
                      SPK'DAN GENEL AF!

                      SPK, işlem yasağı uygulama kurallarını değiştirdi ve bugüne kadar haklarında işlem yasağı getirilen tüm gerçek ve tüzel kişilerin işlem yasaklarının 1 Ekim 2010 tarihi itibariyle kaldırılmasına karar verildi


                      SPK'dan yapılan açıklamaya göre, Kurulun bugün yapılan toplantısında alınan kararla 153 gerçek ve tüzel kişinin işlem yasakları 1 Ekim 2010 tarihi itibariyle kaldırıldı.

                      Açıklamada, bu kararın alınmasında Kurul tarafından piyasaların gerçek zamanlı takibi yapılarak piyasa bozucu işlem ve faaliyetlerin oluşum aşamasında engellenmesi ve İMKB Hisse Senedi Piyasasının işleyiş esaslarına getirilen ve getirilecek yeni düzenlemeler ile işlem kuralları açısından piyasanın manipülatif işlemleri en aza indirecek şekilde yapılanacağının göz önünde bulundurulduğu vurgulandı.

                      -YENİ KURALLAR-

                      Açıklamada, yeni kurallar çerçevesinde; ilk defa işlem yasağına konu fiili işleyenlere 6 ay süreyle işlem yasağı tedbiri uygulanabileceği bildirilerek, eski uygulamada, bu sürenin 2 yıl olarak benimsendiği hatırlatıldı.

                      İkinci defa işlem yasağına konu fiilin işlenmesi durumunda, işlem yasağı süresi 2 yıl olarak uygulanabileceği kaydedilen açıklamada, ''6 ay ve 2 yıllık işlem yasağı tedbirleri “geçici işlem yasağı" olarak tanımlanmaktadır. Üçüncü defa işlem yasağına konu olan fiilin işlenmesi durumunda ise “sürekli işlem yasağı" olarak tanımlanan 5 yıllık tedbir uygulanabilecektir'' denildi.

                      -''TÜRK SERMAYE PİYASALARINDA YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR''-

                      Sermaye Piyasası Kurulu ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası tarafından piyasa gözetimi üzerine yapılmış ve yapılması planlanan çalışmaların devreye girmesi ile birlikte, gözetim ve denetim yönünden 1 Ekim 2010 itibarıyla Türk sermaye piyasalarında yeni bir dönemin başlayacağı ifade edilen açıklamada, şöyle devam edildi:

                      ''Yeni dönemde işlem yasağı uygulamalarında 30 Temmuz 2010 öncesindeki işlem yasağı verileri geçerli olmayacaktır. Ayrıca, 1 Ekim 2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, işlem yasakları kaldırılan kişilerin işlem yasağına konu olan paylarının yasaklı pay statüleri de kaldırılmaktadır.

                      Ancak, işlem yasağı kaldırılan kişiler aleyhine Kurulumuzca açılmış davalar, bir tedbir olan işlem yasağı uygulamasından bağımsızdır ve Kurulumuzun bu davalarla ilgili uygulamalarında bir değişiklik olmamıştır.''
                      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                      Yorum

                      • narada
                        Haberci
                        • 04 Mayıs 2009
                        • 1737

                        #776
                        Nabucco

                        Nabucco'nun inşasında 9 Türk şirketi görev alacak
                        Asrın projesi Nabucco'nun inşası yeni istihdam oluşturarak Avrupa ve Türkiye iş piyasalarını canlandıracak.

                        Türkiye'nin enerji hatları üzerindeki önemini daha da güçlendirecek ve enerjide çığır açacak Nabucco boru hattı projesinin inşasına 2011 yılı sonlarında başlanacak.

                        Nabucco Türkiye Genel Müdürü Erdal Tuzunoğlu, "Yaklaşık 4 bin kilometre olması planlanan boru hattının en büyük bölümü Türkiye'den geçiyor. Yerel istihdama katkısı da önemli olacak." dedi. Nabucco sürecini değerlendiren Genel Müdür Erdal Tuzunoğlu, projenin yatırım değerinin 7,9 milyar Euro olarak belirlendiğini ve proje kapsamında ilk doğalgaz akışının 2014 yılının sonlarında gerçekleşeceğini açıkladı.

                        Projenin hem özkaynaklar hem de dış finansman açılarından toplam yatırım büyüklüğünün 7,9 milyar Euro olarak öngörüldüğünü söyleyen Tuzunoğlu şu bilgileri aktardı: "Hatta 250 bin boru ve iki milyon tonun üzerinde çeliğe ihtiyaç duyacaktır. Bu hem Avrupa hem de Türkiye ekonomisi üzerinde olumlu etki meydana getirecek. Nabucco'nun inşası doğrudan 7 bin çarpan etkisiyle ise çok daha fazla yeni istihdam oluşturarak Avrupa ve Türkiye iş piyasalarını canlandıracak. Toplamı 3.300-4.000 kilometre arasında olacak boru hattının 2 bin 730 kilometresi Türkiye'den geçecek, ülkeyi boru hattının en uzun bölümünün geçtiği ülke yapacak. Nabucco güzergâh boyunca mutlaka istihdam oluşturacak ve inşaat ekipmanı tedarikçisi şirketlerin ilgisini çekecektir. Boru tedarikçileri için açılan önyeterlilik ihalesi yapıldı ve Türkiye'den 9 tedarikçi firma davet edildi."

                        - Zaman/27 Temmuz 2010
                        tarihli haber. gözümden kaçmış.

                        cayy

                        "Yaklaşık 4 bin kilometre olması planlanan boru hattının en büyük bölümü Türkiye'den geçiyor. Nabucco 250 bin boru ve iki milyon tonun üzerinde çeliğe ihtiyaç duyacak. Bu hem Avrupa hem de Türkiye ekonomisi üzerinde olumlu etki yaratacak. Ayrıca yerel istihdama katkısı da önemli olacak" dedi.
                        Nabucco sürecini değerlendiren Tuzunoğlu, projenin yatırım değerinin 7.9 milyar euro olarak belirlendiğini ve proje kapsamında ilk doğalgaz akışının 2014 yılının sonlarında gerçekleşeceğini belirterek, "Çokuluslu bir altyapı projesi üzerinde çalışırken yerel halk ile iletişime geçmenin ve diğer paydaşları bilgilendirmenin gerekliliğine inanıyoruz. Yerel halkın konuyla ilgili endişelerini dinlemek konusunda oldukça istekliyiz, çünkü boru hattı projesini, bundan doğrudan etkilenecek olan paydaşlarımızla birlikte geliştiriyor ve inşa ediyoruz" diye konuştu.
                        Nabucco'nun iletişim çalışmalarının ardından Türkiye'de genel kamuoyu düzeyinde algısını nasıl görüyorsunuz' sorusuna Tuzunoğlu, "Şu anki durum itibarıyla projeye yönelik algı oldukça olumlu ve genel anlamda umut verici sinyaller alıyoruz. Nabucco'nun Türkiye enerji piyasasını geliştireceğini, malzeme tedariki ve inşaat hizmetleri gibi konularda sağlayacağı potansiyel ile piyasanın canlanmasına katkıda bulunacağını düşünüyoruz" karşılığını verdi.

                        - 27.07.2010 | ANKA | Haber

                        cayy

                        - Nabucco'nun altı ülke şirketinin eşit ortaklığıyla yapılacak 3 bin 300 kilometrelik doğalgaz boru hattının 2011 yılı sonunda başlayıp 2014 yılı sonunda tamamlanması öngörülen ilk aşaması Ereğli'ye sac üretimi, boru firmalarına boru üretimi ve bankacılara kullandırılacak kredi açısından önemli imkanlar yaratacaktır. Konuyu özel sektör mantığı ile ele alan Enerji Bakanlıığının ilgili taraflarla 8 Haziran günü yaptığı toplantı bu açıdan çok önemlidir. Taraflara Nabucco'nun yarattığı fırsat anlatılarak doğru bir başlangıç yapılmıştır.

                        - Boru üretimi için gereken vasıfta sacın üretimi için Ereğli'de çalışmalar yapıldığı belirtilirken, çelik borcular 2-2.5milyon ton saç gerektirecek olan boru hattının Türkiye bölümünde bunun sacının önemli bölümünün yerli olarak olarak teminin ülkemiz açısından büyük kazanç olacağı üzerinde durdular. İhaleye çıkıldığında yatırımcının önünde alternatifler olmasının önemini belirttiler.

                        - 2011-2014 yılları arasında tamamlanacak ilk bölümü ise 8 milyar metreküp/yıl başlangıç kapsitesine sahip olacak. 3 bin 300 kilometrelik hattın en uzun bölümü yaklaşık 2 bin kilometresi Türkiye'de inşa edileceği için, eğer iyi projelendirilir ve doğru ihale yönetimi hazırlanırsa, Türk borucuları da, sac imalatını gerçekleştirecek Ereğli'de, kredilendirilmesinde yer alacak Türk bankaları da çok önemli kazançlar elde edeceklerdir.

                        - dünya gazetesi / 15.06.2010


                        bu 9 şirket hangisi?
                        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                        Yorum

                        • narada
                          Haberci
                          • 04 Mayıs 2009
                          • 1737

                          #777
                          Temettü verimliliği yeni yatırımcı getirir

                          Borsa TL bazında zirvesini zorluyor. Yeni halka arzlar sırada. Ancak yatırımcı sayısında beklenen artış yok




                          Piyasanın aktörleri yatırımcı sayısının artmamasının nedenlerini tartışıyor. 2000’li yıllardaki büyük furya yok! Yatırımcı sayısının artmamasının en büyük nedeni, borsanın hala bir yatırım aracından çok “oyun alanı" olarak görülmesinden kaynaklanıyor. SPK’nın “sığ hisse" senetleri ile başladığı tedbirler genişleyerek devam ediyor. Bu kapsamda halka açıklık oranı yüzde 5’in altına düşen hisselerin talep halinde kottan çıkarılmasına ilişkin kurallar da açıklandı. Öte yandan işlem yasaklığı ile ilgili kurallarda da değişikliğe gidildi. Haklarında işlem yasağı verilen 153 gerçek ve tüzel kişinin işlem yasağı ile buna konu hisselerin yasaklı pay statüleri 1 Ekim 2010 tarihi itibariyle kalkıyor. SPK bir yandan tedbir alırken diğer yandan da yeni bir başlangıç sinyali vererek yasaklılara elini uzatıyor. Bu adımların yatırımcının borsaya dönmesine katkısının ne boyutta olacağını ise ilerleyen zaman diliminde göreceğiz.

                          Öte yandan halka açılan şirketlerin hakim ortaklarının artık kendisinden başka ortakların da olduğu bilinciyle hareket etmesi gerekiyor. Bu noktada firmalar da temettü konusunda daha sorumlu davranmalı.

                          Temettü sermaye piyasalarına yatırım yapanlar için oldukça önemlidir. Daha çok orta ve uzun dönem yatırımcıların yakından takip ettiği temettü verimi kısa dönemli yatırımcıların da sürekli izlediği veriler arasında yer alıyor. Temettünün kaynağı şirketin elde ettiği kârdır. Bir firmanın kârı ne kadar yüksek ise temettüsü de o ölçüde yüksek olur. Yani temettüsü yüksek firmanın aynı zamanda kârı da yüksektir. Firmalar da yüksek kârlılığa ulaşmak için bir çok şeyi doğru yapıyor olması gerekir. Yönetim becerisi, pazarlama, rekabetçi fiyat ve üretim... Bir çok faktörün doğru uygulanması sonrası düzenli ve yüksek kâr yani temettü ortaya çıkar. Bazı firmaların düzenli bir temettü politikası vardır. Bazı dönemler kârlarının bir kısmını yedeklere atıp temettüyü kıssalar da bu politikalarını istikrarlı bir şekilde korurlar.

                          Temettü verim tablosuna bakıldığında İMKB’de son yıllarda temettü verimliliğinin düştüğü görülecektir. Yaşanan global krizle birlikte ekonominin daralması sonucu şirketlerin kârlılığının düşmesiyle birlikte temettü verimi de düştü. İMKB’de bilindiği üzere genel yatırımcı profili içinde orta ve uzun yatırımcıların oranlarının çok düşük olduğu biliniyor. Temettü verimindeki düşüklük ister istemez bu oranın yeterli seviyeye çıkmasında etkisi var.



                          Çimento öne çıkıyor

                          Temettü verimliliği yüksek hisselere bakıldığında; Mardin Çimento, Çimsa, Ünye ve Adana Çimento öne çıkmakta. Bunda çimento sektörünün likit ve yüksek kârla çalışmasının etkisi görülüyor. Pınar Grubu hisseleri ile yine yüksek kârlı bilançolarına alışık olduğumuz T. Telekom dikkat çeken diğer şirketler arasında. Çimeto ve Pınar Grubu hisseleri temettü veriminde öne çıkarken beyaz eşya sektörünü Vestel Beyaz Eşya temsil ediyor.

                          Borsadaki kârlı şirketler arttıkça yatırımcı sadece hisse senedinin kısa vadeli getirilerinin peşine takılmayacak özellikle faizlerin düşme eğilimlerinde hisse senetlerini tercih edecektir. Temettü verimi yüksek, kârlı şirketlerin hisse senetlerinde düşüşler yaşansa bile yatırımcı bunu kayıp değil yeni hisse senedi alabilmek için fırsat olarak görecektir. Borsayı zirveye banka sektörü hisselerindeki yüksek kârlar ve faiz düşüşleri nedeni ile bu kârların süreceği beklentisi taşıdı. Şirketlerdeki istikrarlı kârlılık ve temettü verimliliğindeki artış hem borsaya yatırımcının bakışını hem de hisse senetlerindeki performansı etkileyecektir.

                          İstanbul Sanayi Odası (İSO) “Türkiye’nin 500 Sanayi Kuruluşu 2009" raporunu yayınladı. Raporda en dikkat çeken ayrıntı toplam satışların yüzde 12 oranında düşmesine karşın kârlarda yüzde 31 seviyesindeki artış oldu. İMKB şirketlerinin ilk 500 içindeki sayısı ise azaldı. Bir önceki yıla göre 5 firma ilk 500 firma arasına giremedi. Bunla birlikte satış, kârlılık ve ihracat gibi ana ölçeklerde İMKB’nin lokomotifleri aynı zamanda Türk sanayinin öncüleri olarak görüldü. Satışlarda Tüpraş, Arçelik, Tofaş Oto Fabrika, Ford, Erdemir, Vestel öne çıkarken İhracatta Tofaş, Tüpraş, Ford, Arçelik, Vestel ilk sıralarda görüldü. Kâr büyüklüğünde ise Tüpraş, Ford, Arçelik, Aefes, Petrol Ofisi öne çıkan İMKB şirketleri oldu. Bununla birlikte satış, ihracat, kârlılık gibi ana kalemlerde bırakın ilk 50 veya 100’ü ilk 10’a giren bazı firmaların bile İMKB’de olmaması dikkat çekici. Habaş, Oyak Renault bunlardan bazıları. KOBİ’ler ve orta ölçekli firmalar halka açılmaya ve İMKB’ye teşvik edilirken büyük sanayi firmalarının İMKB dışında kalmaları ve henüz halka açılmamış olmaları önemli bir ayrıntı.







                          - Milliyet / ZEYNEP AKTAŞ / 01 Ağustos 2010
                          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                          Yorum

                          • narada
                            Haberci
                            • 04 Mayıs 2009
                            • 1737

                            #778
                            Ucuz ve beklentili 7 hisse

                            Analistler, PD/DD oranı düşük ve beklentisi iyi olan hisseleri öneriyor


                            ÇOK değil iki hafta önce, 28’inci sayımızdaki borsa sayfalarında “Borsada alım fırsatını iyi değerlendirin” başlıklı bir haber yayınlamıştık. Söz konusu haberde temmuz ayı içinde yurtdışı ve yurtiçinden veri akışının yoğunlaşacağına işaret ederek, İMKB-100 endeksinin önce 57 bin, ardından da 60 binlere doğru çıkacağını öngörmüştük. Nitekim geçen hafta analistlerin bu öngörüsü gerçekleşti ve uluslararası borsalardaki yükselişin de desteğiyle endeks tarihi rekorlara imza attı. Perşembe günü seans içinde de olsa 60 bin 112 puanla tüm zamanların rekoru kırılmış oldu...
                            Şimdi yatırımcı için hisse senedi seçimin çok daha zor olacağı bir dönem başlıyor. Yükseliş döneminde hisse seçiminin daha hassas yapılması gerektiğini ifade eden analistler, piyasaların primli olduğu zamanlarda PD/DD (piyasa değeri/defter değeri) oranı düşük şirketlerin tercih edilmesi gerektiğini savunuyor. PD/DD oranı, kısaca piyasa değerinin şirketin özvarlığının kaç katı olduğunu gösteriyor. Ancak analistler, sadece bu orana bakmanın yeterli olmayacağını, aynı zamanda hikayesi-beklentisi olan şirketlerin takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.

                            SADECE PD/DD YETMEZ...
                            PD/DD oranı, şirketin aktif toplamından borçlarının düşülmesiyle bulunan özvarlığının ödenmiş sermayesine bölünmesi sonucu elde ediliyor. Bir diğer ifadeyle, bilançosu itibariyle kayıtlı değerini gösteriyor. Varlıklar ile borçlar arasındaki farkın sermayesine bölünmesiyle elde ediliyor. Hissenin sahip olduğu defter değerinin altında işlem görmesi, olağanüstü durumlar dışında yeniden defter değerine ulaşacağı yönünde beklenti yaratıyor. Bu açıdan, defter değerinin altında işlem gören ve buna karşın güçlü mali yapıya sahip şirketlerin, hisse senedi piyasalarında değerlemelerin yükseldiği dönemde daha fazla ilgi çekeceği düşünülüyor.
                            Meksa Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Özgür Yurtdaşseven, “PD/DD değerlemesi tek başına çok da anlamlı olmayabilir. Bu yüzden, söz konusu oranı fiyat/kazanç (F/K) ve toplam borç yükü gibi değerlemelerle birlikte ele alıyoruz” diyor. 2010 yılı ikinci çeyrek bilanço döneminin başladığına dikkat çeken Yurtdaşseven, bu nedenle temel analiz değerlendirmelerinin daha fazla ön planda olacağını düşünüyor. Bilançolara bağlı olarak öncelikle ikinci çeyrek kar performansları değerlendirilecek. Ancak Yurtdaşseven, PD/DD ve F/K değerlemelerinin de İMKB’deki hisse performanslarını etkileyeceğini tahmin ediyor.

                            ESAS FAALİYET KARI DA ÖNEMLİ
                            Turkish Yatırım Araştırma Müdürü Baki Atılal da piyasaların primli olduğu zamanlarda PD/DD oranı düşük hisseleri tercih ettiklerini, ancak şirketin hikayesinin olup olmadığına da özellikle baktıklarını söylüyor. Sadece bu orana bakarak hisse almayı yanlış bulan Atılal, esas faaliyet karının ciroya oranının da önemli olduğunu belirtiyor:
                            “Esas faaliyet karı ekside (-) olan şirketlerin genelde PD/DD oranları düşük oluyor. Yatırımcı bu duruma dikkat etmeli. Esas faaliyet karı eksiden artıya geçen ve PD/DD’si de düşük olan şirketleri izlemeliler. Çünkü genelde bu tür hisselerin prim potansiyeli daha yüksek oluyor.”

                            Özgür YURTDAŞSEVEN / Meksa Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı
                            AKSA AKRİLİK’TE YÜZDE 23 PRİM POTANSİYELİ

                            Aksa Akrilik: Ürün yelpazesini yeniden yapılandırması ve enerji maliyetlerini düşürmesi Aksa Akrilik’in hisseleri için beklenti yaratıyor. Bu arada şirketin satışları içinde 2009’da yüzde 61 olan standart ürünlerin ağırlığının 2012 yılına kadar yüzde 55’e düşürülmesi öngörülüyor. Standart ürünlerin yerine ise özel ürünlerinin payının artırılması hedefleniyor. Enerji santralinin 2010 yılının ikinci yarısında devreye alınmasını ve bunun da Aksa Akrilik’i olumlu etkilemesini bekliyoruz. Hisseye ilişkin 3.22 TL’lik hedef fiyatımız, yüzde 23 yükseliş potansiyeline işaret ediyor.

                            İş Finansal Kiralama: Türkiye ekonomisindeki toparlanmayla birlikte şirketin karlılığındaki güçlü seyrin devamını öngörüyoruz. Diğer taraftan, sektörün faaliyet alanının genişletilmesini sağlayacak yasa tasarısının Meclis’te yasalaşması halinde İş Finansal Kiralama’nın potansiyeli daha da artabilecektir. Hisse bazında öngördüğümüz hedef değer 1.28 TL. Bu da yüzde 16 yükseliş potansiyeli barındırdığına işaret ediyor.

                            Sinpaş GYO: Yılın ikinci yarısında şirketin güçlü bir karlılık dönemine geçmesini bekliyoruz. Nakit potansiyelinin artmasıyla birlikte gayrimenkul portföyü daha da genişleyecektir. Bunun da hissedeki iskontoyu yükselteceğini düşünüyoruz. Öte yandan, sermayenin 500 milyon TL’ye yükseltilmesinin ardından hisse geri alım sürecinin başlatılması da Sinpaş GYO’nun performansını destekliyor. Hisse için öngördüğümüz hedef fiyat seviyesi 2.15 TL. Bu da yüzde 24 yükseliş potansiyeline işaret ediyor.

                            ------------

                            BAKİ ATILAL / Turkish Yatırım Araştırma Müdürü
                            ECZACIBAŞI’NDAN YATIRIM BANKASI ATAĞI

                            Eczacıbaşı İlaç: 2009 yılının birinci çeyreğinde 8.89 milyon TL olan karını bu yılın eş döneminde yüzde 118 artışla 19.4 milyon TL’ye yükseltti. Aynı dönemde Eczacıbaşı İlaç’ın satış gelirleri yüzde 6.8 artışla 214.5 milyon TL’ye çıktı. Sağlık bölümünde fiyat artışı ile yeni düzenleme birbirlerinin etkisini nötrlerken, kişisel bakım bölümünde yüzde 9 ve gayrimenkul bölümünde yüzde 15 artış gerçekleşti. Sağlık ve kişisel bakım bölümü marjlarındaki yükseliş, FAVÖK’ün (finansman giderleri, amortisman giderleri, vergi öncesi kar) 14.4 milyon TL’ye ulaşmasını sağladı. Jenerik ilaç satışından gelen nakit sayesinde elde edilen faiz geliri ve operasyonel taraftaki güçlü konum, şirketin güçlü yanları olarak gözüküyor. Öte yandan Eczacıbaşı İlaç, Eczacıbaşı Holding ve Eczacıbaşı Yatırım Holding ortaklığında bir yatırım bankası kurulması planlanıyor. Lisans için başvuruda bulunuldu. Hisseler için en büyük beklenti buydu. Hatırlanacağı gibi, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın mayıs sonunda 2010 yılı içerisinde sektöre yeni banka girişinin pek mümkün görünmediğini açıklaması hisse fiyatları üzerindeki baskının artmasına neden olmuştu. Eczacıbaşı İlaç hisseleri hedef fiyatımız 2.64 TL’ye göre yüzde 14 iskonto içerdiğinden “tut” yönünde tavsiyede bulunuyoruz.

                            Eczacıbaşı Yatırım Holding Ortaklığı: Şirketin 16’sı Eczacıbaşı Topluluğu kuruluşu olmak üzere 17 iştiraki bulunuyor. Eczacıbaşı Yatırım Holding Ortaklığı karını yıllık bazda (2009/3-2010/3) yüzde 227 oranında artırarak 7.17 milyon TL’ye çıkardı. Satışlardaki yüzde 7.6 gerilemeye karşılık satılan malın maliyetinin yüzde 8.34 düşmesi, brüt esas faaliyet karının yüzde 84’lük artışla 6.36 milyon TL’ye ulaşmasını sağladı. 2009 ilk çeyrekte 1.21 milyon TL’den 2010’un eş döneminde 4.90 milyon TL’ye ulaşan diğer faaliyet gelirlerinin etkisiyle şirket, yılın ilk çeyreğinde 7.68 milyon TL faaliyet karı sağladı. Eczacıbaşı Yatırım Holding Ortaklığı, karlı alanlara iştirak edeceği pozisyonları beklerken, nakit mevcutlarını yüzde 74 Türk Lirası, yüzde 12 euro ve yüzde 14 dolar cinsinden faiz geliri elde ederek ve borsadan hisse alımları yaparak değerlendirdi. 4.86-5.06 bandında hareket eden hissede 5.06 TL kırılmadan açılacak pozisyonlarda bu bant aralığında hareket edilmesini öneriyoruz. “Tut” yönünde tavsiyede bulunuyoruz.

                            İhlas Holding: 2010 yılının ilk çeyreğinde 125.3 milyon TL ciro elde ederek, geçen yılın aynı dönemine göre satışlarında yüzde 32.4 yükseliş sağladı. Şirketin 2010 birinci çeyrek dönemi brüt karı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19.9 artışla 29.6 milyon TL’ye yükseldi. Ancak satışların maliyetinin ciroya oranındaki artış nedeniyle 2009 ilk çeyrekte yüzde 26.1 seviyesindeki brüt kar marjı, 2010’un eş döneminde yüzde 23.7 seviyesine geriledi. Faaliyet giderlerindeki yüzde 7.7 düşüş sayesinde şirket, 2009 ilk çeyrekte 6 milyon TL olan net esas faaliyet zararını, 2010’un aynı döneminde 1.24 milyon TL kara çevirdi. İhlas Holding’in diğer faaliyetlerden elde ettiği net gelirleri ise yüzde 95.2 düşüşle 608 bin TL’ye geriledi. Bu nedenle faaliyet karı bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın eş dönemine göre yüzde 72 düşüşle 1.84 milyon TL olarak gerçekleşti. 2009 ilk çeyrekte 23.3 milyon TL kar açıklayan şirket, 2010’un eş döneminde 4 milyon TL zarar etmişti. Son 12 ayda yüzde 60, yılbaşından bugüne yüzde 25.5 yükselen İhlas Holding hisseleri İMKB’ye göre daha iyi performans gösterdi (İMKB endeksi son 12 ayda yüzde 56.5, yılbaşından bugüne ise yüzde12.6 oranında yükseldi). Holdingin bu performansında, bünyesinde Türkiye Gazetesi’ni bulunduran İhlas Gazetecilik’i halka açma kararı etkili oldu. Ancak haziran ayında İhlas Gazetecilik’in halka arzının tamamlanmasının ardından beklenti sona erdi. Hisse şu anda 0.59’u taban yapmaya çalışıyor. Direnç noktası ise 0.64 TL’de. 0.64 TL seviyesi kırılmadığı takdirde 0.59-0.64 bandındaki dalgalanmadan yararlanılmasını öneriyoruz.

                            Sarkuysan: 2010 yılı birinci çeyrek döneminde, geçen yılın eş dönemine göre yüzde 146.7 artışla 2.3 milyon TL kar açıkladı. Satışlarsa yüzde 41 artışla 335 milyon TL’ye çıktı. Şirketin yurtiçi satışları 2009 yılı ilk çeyrekte 170 milyon TL iken 2010’un eş döneminde 197 milyon TL oldu. Satışlardaki esas artışın yurtdışında olduğu, ihracatın 2009 ilk çeyrekteki 70 milyon TL’den 2010’un eş döneminde iki kat artışla 144 milyona çıktığı görülüyor. Satışlardaki bu artışa karşılık satılan malın maliyetinin de 201’den 329’a çıkması, ticari faaliyet karının 37 milyondan 6.5 milyon TL’ye gerilemesine neden oldu. Diğer taraftan, 2009’un ilk çeyreğinde yaklaşık 30 milyon TL olan net finansal zarar, 2010’un aynı döneminde 0.5 milyon TL net finansal kara döndü. Bu da şirketin vergi öncesi karının yüzde 55 artışla 2.43 milyon TL’ye yükselmesini sağladı. Yükselen kanalda hareketine devam hisse, 3.22’yi destek noktası yaparak 3.50 direncine ulaşmaya çalışıyor. Yatırımcılara bu bant aralığında işlem yapmalarını öneriyoruz.


                            -30 Temmuz 2010 / İDİL TARAKLI-PARA DERGİSİ
                            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                            Yorum

                            • narada
                              Haberci
                              • 04 Mayıs 2009
                              • 1737

                              #779
                              ÖNERİLEN HİSSELERİN DESTEK DİRENÇ SEVİYESİ
                              TTKOM-TRCELL-EREGL gibi lokomotif hisselere para girişi olurken ISCTR_THYAO_PETKİM hisselerinde kar realizasyonlarına bağlı olarak para çıkışı oldu


                              Piyasalarda artış eğiliminin devam ettiği şu günlerde IMKB Ulusal 100 Endeksi yeni rekor denemelere devam ediyor. Yurt dışından gelen bilanço rakamları olumluyken ABD’de çift dipli resesyon söylemleri devam etmekte. Yurtiçinde TCMB’nin yabancı para cinsi zorunlu karşılıklarını yarım puan artırması haberi gündemin ilk sırasında yer aldı. İleride yaşanabilecek olası gelişmelere bağlı olarak, örneğin kredilerdeki genişleme hızının arzu edilen düzeylerin üzerine çıkması halinde, makroekonomik riskleri azaltıcı bir politika aracı olarak, para politikası araçlarından zorunlu karşılık oranlarını kullanan Merkez Bankasının bu tutumu ile piyasadan 719.6 milyon dolar döviz likiditesinin çekilmesi planlanıyor. Dış talepteki azalmaya rağmen iç talepteki artışın desteği ile ağustos ayı boyunca artış eğilimine devam edecek olan Ulusal 100’de beklentimiz 60-64.000 seviyelerini görmesidir. Temkinli pozitif görüşümüzü korumakla birlikte kar realizasyonu yapmanın da portföyler açısından doğru strateji olduğu görüşündeyiz. Bu gün itibariyle (29.07.2010) TTKOM-TRCELL-EREGL gibi lokomotif hisselere para girişi olurken ISCTR_THYAO_PETKİM hisselerinde kar realizasyonlarına bağlı olarak para çıkışı oldu. Alımların daha defansif hisselere doğru yönelmekte olduğunu da dipnot olarak belirtelim

                              ALKİM ALKALİ KİMYA A.Ş.
                              Şu an için 7.45-7.50 fiyat seviyelerinde işlem gören hisse, Çayırhan Yer altı Sodyum Madenleri projesi ile adından söz ettirtmekte. Finansal oranları sektör ortalamalarının üzerinde seyreden hissede işlem hacminin artmasıyla yukarı yönlü hareket beklemekteyiz.


                              Hedef fiyat : 8.47
                              Birinci destek : 7.20
                              İkinci Destek : 6.90
                              Birinci Direnç : 7.66
                              İkinci Direnç : 7.95

                              ENKAI
                              Rreshen Kalimash arasındaki 60 km’lik Arnavutluk projesinin ardından, Enka İnşaat Morine ve Priştina arasında inşa edilecek olan, Kosova’nın ilk otoyol ihalesi gibi birçok devam eden projesiyle dikkat çeken şirketin hisseleri artış eğilimine başlamış olmakla önümüzdeki günlerde bu artışı devam ettirecektir.

                              Hedef Fiyat :6.10
                              Birinci Direnç : 5.80
                              İkinci Direnç : 5.90
                              Birinci Destek : 5.30
                              İkinci Destek : 5.10

                              ZOREN
                              Hedef Fiyat : 3.40
                              Birinci Destek : 2.47
                              İkinci Destek : 2.55
                              Birinci Direnç : 2.67
                              İkinci Direnç : 2.77

                              THYAO
                              Mayıs ayında 3.43 seviyelerine kadar devam eden düşüş trendinin ardından uzun vadeli artış eğilimine geçen hisse şu an itibariyle 4.60 fiyat seviyelerinde işlem görmekte. Haziran ayında gerçekleştirdiği 142,900,000TL tutarındaki bedelsiz sermaye artırımından bu yana artış eğiliminde olan hissenin önümüzdeki süreçte bu trendi 5..5 seviyelerine kadar devam ettirmesini beklemekteyiz.(Bugün kar realizasyonlarıyla karşılaşan hissede orta vadeli portföylerde bulunabilir önerimizi koruyoruz.)


                              Hedef Fiyat : 5.07
                              Birinci Destek : 3.80
                              İkinci Destek : 3.50
                              Birinci Direnç : 4.80
                              İkinci Direnç : 4.92


                              ECILC
                              Endeksin rekor denemelerde bulunduğu bir süreçte yatay seyir izleyen hissenin tepki sürecine girerek ocak ayında gördüğü 2.96 zirve noktasını test edeceğini düşünmekteyiz.

                              Hedef Fiyat :2.96
                              Birinci Destek :2.25
                              İkinci Destek :2.20
                              Birinci Direnç :2.52
                              İkinci Direnç :2.82
                              PİRAMİT MENKUL KIYMETLER ANALİZLERİ
                              Gözde SEZGİN
                              EDİTÖR: Belgin MAVİŞ


                              -BORSAGUNDEM
                              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                              Yorum

                              • narada
                                Haberci
                                • 04 Mayıs 2009
                                • 1737

                                #780
                                UZEL


                                Yargıtay kararı bozdu Uzel, Borsa'ya dönüyor
                                Uzel Holding ortakları arasında 2003 yılından beri sürmekte olan hisse davasında yüksek yargıdan çıkan karar, hisseleri işleme kapatılan Uzel'de sürpriz gelişmelere yol açacak.


                                Yargıtay 2009 yılında Türkan Uzel lehine karara bağlanan davada, mahkemenin verdiği kararı bozdu. Önder Uzel yaptığı açıklamada, "Bu davanın hukuki gidişatı artık bellidir. Ama davacı tarafın 2003 yılından beri sürdürdüğü ve bizim aslı astarı olmadığını her fırsatta dile getirdiğimiz bu dava, maddiyattan öte bir zarara yol açmış, kurumun ticari itibarını zedelemiştir. Bu davanın açıldığı günden bugüne oluşan bu zararın tazmini için elbette girişimlerimiz olacaktır." ifadelerini kullandı.

                                Önder Uzel, Yargıtay'ın kararına ilişkin olarak şu bilgileri paylaştı: "Davayı takip edenlerin çok iyi anımsayacakları gibi, 2003 yılında tarafımıza açılan hisse davası 2005 yılında bizim lehimize karara bağlanmıştı. Bu kararın ardından ben yüzde 100 tasarruf sahibi olduğum hisseleri yasal bir biçimde devrettim. Karşı tarafın temyiz isteğiyle, dava 2007'de tekrar açıldı ve şaşırtıcı bir biçimde 2009 yılında bu kez davacı taraf lehine sonuçlandı. Doğal olarak biz de temyize başvurduk ve Yargıtay yeni bir karara vardı. Karar; davaya konu olan hisselerin devredilmiş olduğunu ve davacının davaya usulen bu şekliyle devam edemeyeceğini söylüyor." 2003 yılından beri süregelen bu davanın, olumsuz etkilerinin göz ardı edilemeyecek kadar büyük olduğunu ifade eden Uzel, "Kişisel hırs ve çatışmaların holdingi içine düşürdüğü durumu rakamlarla ifade etmek eksik kalır." dedi. Önder Uzel, 2009 yılında başlayan üretim çalışmalarına hız vermenin bugün tek amaç ve vizyon olduğunu bir kez daha vurguladı.

                                "2003 yılından beri açılan davalara yönelik yatırımı, harcanan zamanı ve enerjiyi üretime yöneltebilmiş olmayı çok isterdim. Böylece, Uzel gibi bir dünya devinin, Borsa'daki tahtasını, binlerce işçisini ve farklı markaların lisanslarını kaybetmesine yönelik süreç yaşanmayabilirdi." diyen Önder Uzel, "Uzel'in İMKB'deki tahtası açılacak mı?" sorusu üzerine, "Mali sıkıntı ve davaların yol açtığı kaos sebebiyle yapılamayan genel kurullarımızı yaparak, bilançolarımızın denetimini tamamladık. Tahtamızın yeniden açılmasına yönelik işlemler tamamlanır tamamlanmaz 2010 yılı içinde yeniden Borsa'daki yerimizi alacağız. Şimdi, üretimin yanı sıra en önemli önceliğimiz bu ve yatırımcılarımıza iyi haberi kısa sürede vereceğiz." şekinde konuştu.

                                -ZAMAN/01 Ağustos 2010 / 11:16
                                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information