Şarap içiyorum

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • guneysu
    Rize
    • 01 Mart 2009
    • 646

    #106
    tv yi kapattım... mp3 e kahverengi gözlerin'i koydum.. muazzez ersoy söylüyor..

    karşımda elinde kadehi olan kadın....

    sohbet etmesekte.. gözlerimiz konuşuyor

    Sanki billur bir pinar
    Ruhuma nese sunar
    Kahverengi gözlerin
    Gözlerin yar gözlerin gözlerin

    Bakislarin pek derin
    Senin en güzel yerin
    Kahverengi gözlerin
    Gözlerin yar gözlerin gözlerin

    Rüzgarlar kadar serin
    Ufuklar kadar derin
    Kahverengi gözlerin
    Gözlerin yar gözlerin gözlerin

    Mehtapta benzer aya
    Bakarim doya doya
    Sanki tatli bir rüya
    Kahverengi gözlerin
    Gözlerin yar gözlerin gözlerin
    !!! !!!...' Yüzünü güneşe dönen insan gölge görmez.'....!!! !!!

    ""ĶőşēМę ĊēķϊŁĎįΜ... βįź ĐēĻįķąήĻįŷįž ĐũŽзή ĶāħРЄ""

    Allah'ım çok paranın beni değiştirip değiştirmediğini öğrenmem için lütfen bana bir şans ver !

    Yorum

    • guneysu
      Rize
      • 01 Mart 2009
      • 646

      #107

      Sanki billur bir pinar
      Ruhuma nese sunar
      Kahverengi gözlerin
      !!! !!!...' Yüzünü güneşe dönen insan gölge görmez.'....!!! !!!

      ""ĶőşēМę ĊēķϊŁĎįΜ... βįź ĐēĻįķąήĻįŷįž ĐũŽзή ĶāħРЄ""

      Allah'ım çok paranın beni değiştirip değiştirmediğini öğrenmem için lütfen bana bir şans ver !

      Yorum

      • JAKO
        Kalender Amca
        • 30 Mart 2009
        • 561

        #108
        guneysu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
        Sanki billur bir pinar
        Ruhuma nese sunar
        Kahverengi gözlerin
        Bu şarkıyı dinleyenler, bir büyüğü deviriyorlar, kesmiyor, ikinciyi deviriyorlar, sonra sızıyorlar.
        Ben ;
        Menekşe gözler hülyalı
        bakışları çok manalı

        bazen de

        ela gözlerine kurban olduğum
        yüzüne bakmaya doyamadım ben

        şarkıları ile ikinci kedehi deviriyorum, sonra masayı da kadehi de araki bulaki.
        önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
        otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
        deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
        hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
        hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

        Yorum

        • TheSecret
          .................
          • 31 Mayıs 2009
          • 70

          #109
          Daha önce bir kaç kez şarap içmişliğim vardı ve ne yalan söyleyeyim şarap tadını beğenmemiştim. Hazır şarap olmasının etkisiydi sanırım. Hafif keklemsi ve hoş olmayan bir kokusu kalmıştı hafızamda.

          Bu yaz bir davet üzerine çok sevdiğim ağabeylerimle birlikte Hasandede'ye gitmiştik. Enfes bir masa ve kendilerine has pet şişeler içinde masaya gelen kırmızı ve beyaz şaraplar, rakılar ve biralarla zengin bir içecek menüsü önümüzdeydi. Şaraba yakınlık göstermeyip direkt rakı ile açılış ve kapanış yapmak niyetindeydim ki, masada bulunan çok sevdiğim ve damak zevkine güvendiğim ağabeyim şarabın enfes bir şey olduğunu söyleyince dayanamayıp ben de şarap istedim. Maksadım tadına bakmak, önceden içtiğim şaraplarla bu şarabın tadını kıyaslamaktı. Beğenmezsem bir kaç yudumdan ileri gitmeyecek rakı ile devam edecektim. Kırmızı şarap o kadar güzeldi ki rakıya dönüp bakmadım bile. Keklemsi tat ve nahoş gelen koku düşüncem bir anda kırılmıştı.

          Anladım ki o zaman, şarap özenli ve işbilen ellerde üretildiğinde enfes bir şey olabiliyormuş.

          Aynı kişilerin davetini yine dört gözle beklediğimi ve o enfes tadı tekrar alabilmenin özlemini yaşadığımı şimdiden itiraf etmeliyim...
          fiddlestick of the fiddler on the roof :p

          Yorum

          • JAKO
            Kalender Amca
            • 30 Mart 2009
            • 561

            #110
            Mideye bir şeyler oldu, bir ay, her gün, bir şişe ve sek viski içtim. Sonra yeter bu kadar dedi. Ne dersen o olur dedim. Normal olarak rakı içerken, günlerden bir gün, on yıldan fazla bir süre önce , bir köşede unutulmuş, sıradan bir doluca şarabını, acaba bozulmuşmudur diye açtım, içtim, şarapçı oldum.
            Marketten, tekel bayisinden, şarap butiğinden alınıp, hemen alınıp içilecek içki değil şarap, o şekil alıp içerseniz, zevk vermez. O şekil için, beyaz şarap uygun olabilir, kalite beyaz şarapları, sofra olmadan da, aperatifle içebilirsiniz, safir benim tercihim ama, bulamazsam, narince üzümünden mamul her hangi bir beyazı tercih ederim.
            Türkiye'nin en kalite kırmızı şaraplık üzümü, Ankara'nın kalecik ilçesinde yetişen kalecik karası üzümüdür, başka bölgelerimizde de yetiştiriliyor ama, kalecik yöresindeki evsafı tutmuyor. Üretici de önemli. Kavaklıdere, kalecik karası, Türkiye'nin bir numarası. Bekletmek lazım bir on yıl, sonra, tadını çıkara çıkara içmek lazım. Hayatın gerçek tadı neymiş görmek lazım.
            önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
            otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
            deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
            hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
            hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

            Yorum

            • TheSecret
              .................
              • 31 Mayıs 2009
              • 70

              #111
              JAKO Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
              Mideye bir şeyler oldu, bir ay, her gün, bir şişe ve sek viski içtim. Sonra yeter bu kadar dedi. Ne dersen o olur dedim. Normal olarak rakı içerken, günlerden bir gün, on yıldan fazla bir süre önce , bir köşede unutulmuş, sıradan bir doluca şarabını, acaba bozulmuşmudur diye açtım, içtim, şarapçı oldum.
              Marketten, tekel bayisinden, şarap butiğinden alınıp, hemen alınıp içilecek içki değil şarap, o şekil alıp içerseniz, zevk vermez. O şekil için, beyaz şarap uygun olabilir, kalite beyaz şarapları, sofra olmadan da, aperatifle içebilirsiniz, safir benim tercihim ama, bulamazsam, narince üzümünden mamul her hangi bir beyazı tercih ederim.
              Türkiye'nin en kalite kırmızı şaraplık üzümü, Ankara'nın kalecik ilçesinde yetişen kalecik karası üzümüdür, başka bölgelerimizde de yetiştiriliyor ama, kalecik yöresindeki evsafı tutmuyor. Üretici de önemli. Kavaklıdere, kalecik karası, Türkiye'nin bir numarası. Bekletmek lazım bir on yıl, sonra, tadını çıkara çıkara içmek lazım. Hayatın gerçek tadı neymiş görmek lazım.
              Kalecik karasını Hasandede'de usta ellerde kurdurmak lazım. O zaman bırak 10 yılı bir kaçda bile tadı alabilirsiniz. Cam gibi bir görüntü, aşırı berrak, kokusu hoş, tadı müthiş. 10 yılda kim öle kim kala Sn. Jako ;)
              fiddlestick of the fiddler on the roof :p

              Yorum

              • ÇAKAL
                Ağa'nın Adamı
                • 27 Haziran 2007
                • 2545

                #112
                Ambargo kalktıktan sonra en fazla ihracat İRAK'a olmuş,en fazla ıraklılar içmiş.
                Kimi dertten içer kimi zevkten diye bundan demişler demekki.
                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                Yorum

                • JAKO
                  Kalender Amca
                  • 30 Mart 2009
                  • 561

                  #113

                  Neden içki içilirken ŞEREFİNE denir ?


                  Her ülkenin kendine has deyişleri vardır bu konu ile ilgili.

                  Kimi Sağlığına der, kimi Mutluluğuna.. .
                  Ruslar "nazdrovya" der, Rumlar "stinigia"...
                  Bizde ise konu daha hoş ve de farklıdır...
                  Biz "şerefe" ya da daha da özelleştirip "şerefine" deriz...
                  Eee bize de bu yakışırdı degil mi!!!..

                  Bu " şerefe" sözünün nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi ya da niye "şerefe" dendiğini?

                  Cevabı evet olanlar için, kısaca şöyle anlatabiliriz. ...

                  Zamanın zaman olduğu dönemlerde, içki içmek bir adap, usül işiymiş.
                  İçki masasına oturan ağır abiler içmeye başlamadan önce kendi aralarında şu anlaşmayı yaparlarmış ;

                  " Arkadaşlar bu meret şişede durduğu gibi durmaz, her ne kadar yakın ahbap olsak da, bir süre sonra çenemizin bağı çözülür ve olmadık şeyler söyleyip sonradan pişman olacağımız şeyleri anlatabiliriz. Bu masada konuşulan ve anlatılanlar sadece ve sadece bu masada kalacak, söz mü?
                  Söz!..
                  Şerefine mi?
                  Şerefine!!.. "

                  O günlerde belki de bir yeminmiş bu "şerefine" sözü..

                  İşte tüm hikaye bu...




                  MEYHANE DUVARLARINDAN INCILER:
                  Horoz ötsün ötmesin,
                  Sabah mutlaka olacaktır.
                  Zirveye çıkarken herkese selam ver, Çünkü inerken onlarla karşılaşacaksın.
                  Şişe tıpayı,
                  şarap kupayı,
                  eşşek sopayı
                  sever.

                  İnsanlar topraktan yaratılmıştır,
                  her an çamurlaşabilirler.

                  Başımızdan geçenlere değil, Kafamızdan geçenlere içelim.


                  Büyük Adam olmaya gerek yok,
                  Bizler yalnızca Adam olalım yeter.


                  Dünyada oturarak başarıya ulaşan tek canlı tavuktur.


                  Akıllı olup ta dünyanın kahrını çekeceğine,
                  Deli ol dünya senin kahrını çeksin.


                  Dal rüzgarları affetmişse de kırılmıştır bir kere...


                  Eşek nereden bilecek ki zevki sefayı; SOR bakalım hiç çekmiş mi kafayı?


                  Dünyanın en cesur yaratıkları insanlardır.
                  Öleceklerini bilerek yaşarlar.


                  Madem dünya hiç,
                  gece de,
                  gündüz de
                  iç.


                  Hayatın tadını borçlanarak çıkar,
                  Sakın ödemeye kalkma, tadı kaçar.


                  Şarabın adı kötüye çıkmış,
                  Tadı hoş,
                  Hele bir güzelle içersen,
                  Daha bir hoş.

                  Eğer sana içki dokunuyorsa,
                  Sen de içkiye dokun.

                  Yirmi yaşına kadar Hayatı öğrenmeyenin,
                  Otuz yaşına kadar evlenmeyenin,
                  Kırk yaşına kadar köşeyi dönmeyenin,
                  Elli yaşına kadar ölmeyenin
                  İşi çok zor bu dünyada...
                  ŞEREFİNİZE...
                  önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                  otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                  deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                  hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                  hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                  Yorum

                  • JAKO
                    Kalender Amca
                    • 30 Mart 2009
                    • 561

                    #114
                    önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                    otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                    deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                    hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                    hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                    Yorum

                    • JAKO
                      Kalender Amca
                      • 30 Mart 2009
                      • 561

                      #115
                      önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                      otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                      deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                      hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                      hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                      Yorum

                      • JAKO
                        Kalender Amca
                        • 30 Mart 2009
                        • 561

                        #116




                        Harvard Tip Okulu ve Amerikan Ulusal Yaslanma Enstitüsü arastirmacilari,
                        kirmizi sarapta bulunan resveratrol denen dogal maddenin zengin kalorili ve
                        bol yagli yemeklerin Kötü etkilerini yok ettigini ve ömrü uzattigini kesfetmisler.
                        Habere göre..
                        Mutlaka okunmanızı tavsiye ederim, hatta bilim adamları diyorki şarap içemiyorsanız mutlaka 1 avuç mor üzüm yiyiniz….








                        Rabbim sen ne buyuksun!
                        Kur'an'da yazili mucizeyi bilim 2006'da kesfetti!..
                        Aslinda bu iki yaziyi ard arda okumam da bir mucizevi tesadüf müydü, acaba?.

                        Fikret Otyam'dan gelen faksi okudum önce.. Yasamdan Dakikalar ekibi ile
                        Antalya'ya gidecektik ertesi sabah.. Koca Otyam bizi Geyik Dagi'ndaki
                        evine davet ediyordu..
                        'Muhabbet hitaminda daga çikmanizi ve billur sular esliginde cennet demi
                        sarap ve dahi üzüm suyundan mamul dem alalim o dem ki, Kur'an-i Kerim'in
                        Nahl Suresi 67'inci ayetinde aynen söyledir:
                        'Hurmaliklarin meyvalarindan, üzümlerden de sarhos edici bir içecek ve
                        güzel bir rizik elde edersiniz. Iste bunda, aklini isleten bir topluluk için
                        kesin bir mucize vardir.' (Çeviri: Prof.. Yasar Nuri Öztürk)

                        Fikret Agabey 65 yildir demlenir bilirim.. 'Saka yapmis olmali' dedim..
                        Evde çesitli Kur'an mealleri var. Açtim.. Yasar Nuri Hoca aynen böyle
                        çevirmis..
                        Elmalili Hamdi Hoca'nin meali de üç asagi bes yukari böyle.. Üzümlerden
                        sarhos edici bir içecek.. Aklini isleten toplum için 'kesin' bir mucize..
                        Uzandim divana her günkü gibi, gazeteleri okuyacagim.. En ustte Herald
                        Tribune var..
                        Bir baslik hemen dikkatimi çekti..
                        'Saraptaki madde bol kalorili yemeklerin kötü etkilerini önlüyor..'
                        Bir nefeste okudum yaziyi..
                        Harvard Tip Okulu ve Amerikan Ulusal Yaslanma Enstitüsü arastirmacilari,
                        kirmizi sarapta bulunan resveratrol denen dogal maddenin zengin kalorili ve
                        bol yagli yemeklerin Kötü etkilerini yok ettigini ve ömrü uzattigini kesfetmisler.
                        Habere göre..
                        Hergün düzenli alinan resveratrol, son yillarda hizla artan
                        obezite/sismanlik kaynakli rahatsizliklar, hatta ölümlerin çaresi oluyor.
                        Resveratrol üzümün kabugunda, dolayisi ile kirmizi sarapta bulunan bir
                        madde ve bu madde, ünlü bilim dünyasinda 'Fransiz
                        Paradoksu' diye bilinen çeliskinin büyük anlamda çözümü..
                        Fransizlar dünyanin en zengin ve en yagli yemeklerini yiyen millet
                        olduklari halde, Amerikalilara göre çok daha az kalp hastaliklarina yakalaniyorlar.

                        Neden?..
                        Iste bundan.. Her yemekte içtikleri kirmizi saraptaki resveratrol, bol
                        yagli, bol kalorili yemeklerinin kötü etkisini yok ediyor. Arastirmacilar
                        bir gurup deney faresini, yüzde 60'i yaglardan olusan bir diyetle
                        beslediler. Fareler, fare türü için orta yas demek olan, bir
                        yasindaydilar.
                        Beklendigi gibi fareler bir süre sonar seker hastasi oldular,
                        karacigerleri büyüdü ve standart beslenen farelere göre daha erken ölmeye basladilar.
                        Bir baska gurup fare de ayni diyetle beslendiler, ama onlara ayni zamanda
                        büyük dozlarda resveratrol verildi.. Bu fareler de normalin üstünde
                        sismanladilar.
                        Ne var ki bunlarin kan sekerlerinde ve insilün üretimlerinde degisme
                        olmadi.
                        Seker hastasi olmadilar. Karacigerleri büyümedi. En önemlisi saraptaki bu
                        madde farelerin hayatini çok keskin bir sekilde uzatti. Resveratrol
                        alan fareler, normal beslenen ve normal yasam süren farelerden de daha
                        uzun yasadilar.
                        Yani.. Bu fareler, sagliklarindan hiçbir bedel ödemeden, en sevdikleri, en
                        güzel, en lezzetli, en yagli yemekleri istedikleri kadar yediler.
                        Üstelik..
                        Normal beslenen farelere göre daha uzun yasadilar.
                        Arastirmacilar resveratrolun farelerin fiziksel yasam kalitelerine nasil
                        etki ettigine de baktilar. Farelerin denge ve fiziksel gücünü deneyen bir
                        test var. Dönen bir çubuk üzerinde düsmeden yürüme süreleri ölçülüyor.
                        Resveratrol alan fareler yaslandikça daha basarili olmaya basladilar ve
                        normal beslenen genç farelerle ayni formu muhafaza ettiler.
                        Merak edip baska kaynaklara daldim.. Kirmizi saraptaki bu dogal madde,
                        sadece ömrü uzatmakla kalmiyor.. Kansere karsi.. Virüs hastaliklarina
                        karsi.. Atesli, iltihapli hastaliklara karsi.. Sinirlerin ve sinir
                        sisteminin muhafizi.. Yani her derde deva tam bir mucize madde bu..
                        Bu konulardaki çalismalar da hizla devam ediyor. Uzmanlar farelerden
                        alinan sonuçlarin insanlar için de geçerli olacagini düsünüyorlar..
                        Ama simdilik asilmasi gereken çok sey var.. Bir defa doz.. Kirmizi sarabin
                        litresinde 1.5 ile 3 miligram resveratrol var. Farelerle ayni etki için
                        normal kiloda bir insanin günde 10 ile 20 sise arasi sarap içmesi lazim.
                        Bu kadar fazla alkol alindiginda resveratrolun etkisi ne olur, bilinmiyor..

                        Benim bildigim, Nahl suresinin 67'inci ayetinde haber verilen'Kesin
                        mucize'nin 'Aklini isleten topluluk' tarafindan nihayet kesfedildigi. . Bu
                        mucizeyi çözmek için 2006 yilini bekleyen bilim, resvetrol hapini da
                        herhalde kisa zamanda gerçeklestirir. .

                        Insanlar yüzyillardan beri sarap kadehlerini tokustururken bosuna
                        'Sagliginiza' demiyorlarmis. .
                        Gerçekten sagliklarina içiyorlarmis meger!..





                        Sarapseverlere sevgi ve saygilar
                        önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                        otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                        deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                        hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                        hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                        Yorum

                        • JAKO
                          Kalender Amca
                          • 30 Mart 2009
                          • 561

                          #117
                          Marzahn aldi mağazasından 1,7 euro'ya, cielo chardonnay şarabı almıştım, italyan beyaz şarabı. Dibinde az birşey kalmıştı, başka bir gün içerim diye unutmuşum. Bu şaraplarda, yapay mantarlar, kapattım sanınca kapanmıyormuş. Bunu anladığımda, beyaz şarap sirkem olmuştu.
                          Şimdi, bu şarabı, beyaz şarap sirkesi olarak, salatalarda kullanıyorum. Her tür şarabın sirkesi olur, bana göre, güzel de olur.
                          önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                          otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                          deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                          hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                          hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                          Yorum

                          • JAKO
                            Kalender Amca
                            • 30 Mart 2009
                            • 561

                            #118
                            Tanrı bize cennette vaat ettiği şarabı
                            Niçin haram etsin bu dünyada, akla sığar mı?
                            Bir sarhoş arap, devesini vurmuş Hamza'nın
                            Peygamber de yasak etmiş arap'a şarabı

                            Sen bu dünyanın sırrına eremezsin
                            Erenlerin dilini de sökemezsin
                            Öyleyse iç şarabı, cennet et dünyayı
                            Öteki cennete ya girer, ya giremezsin

                            Sen içmiyorsan içenleri kınama bari
                            Bırak aldatmacayı iki yüzlülükleri
                            ŞARAP İÇMEM DİYE ÖVÜNÜYORSUN AMA
                            YEDİĞİN HALTLAR YANINDA ŞARAP NEDİR Kİ..


                            Ben kadehten çekmem artık elimi;
                            Tutmam senin kitabını minberini.
                            Sen kuru bir softasın, ben yaş bir sapık
                            CEHENNEMDE SEN Mİ DAHA İYİ YANARSIN, BEN Mİ?..


                            OMER HAYYAM
                            önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                            otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                            deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                            hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                            hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                            Yorum

                            • esmedr
                              Yasaklı
                              • 02 Aralık 2008
                              • 2

                              #119
                              Çok güzel başlık, baştan sona okudum. Gerizekalılar musallat olmuş, dini kitabı karıştırmışlar.

                              Bir şey sormak istiyorum. Eski tarihli şarap bulmak mümkünmüdür? Siz nasıl buluyorsunuz?

                              Diyelim ki, 300-400 şişe bulduk ve bunları saklamak gerekiyor. Mahzen gereklimidir? Mahzeni nasıl yaptırmak lazım?

                              Lütfen şarap tavsiyelerine devam edin?

                              Yorum

                              • esmedr
                                Yasaklı
                                • 02 Aralık 2008
                                • 2

                                #120
                                Bu arada Moldova şaraplarının hem çok kaliteli hemde çok ucuz olduğunu duydum.

                                Bir de aşağıdaki buluş var. Çok ilginç...

                                30 dakikada, iki yıllık şarabı 20 yıllık yapıyor


                                Artık yıllanmış şarapların lezzetini tatmak için büyük paralar ödemeye gerek kalmayacak.



                                İngiliz Casey Jones tarafından bulunan ultrason teknolojili makine, yeni üretilen bir şarabı 30 dakikada yıllandırıyor. 350 sterlin değerindeki makine, ultrason teknolojisi sayesinde şarabın içindeki bazı alkol moleküllerini etkileyerek yıllandırmayı sağlıyor. Böylece 2-3 yıllık bir şarap makinede yarım saat kaldıktan sonra 20 yıllık bir şarapmış gibi tat veriyor. Çok yakın bir zamanda piyasaya sürülecek makineye şarap üreticileri de talip... İngiltere'nin önde gelen şarap üreticilerinden Andre Jones'un, şarabın makineye girmeden önce ve girdikten sonra tadına baktığındaki yorumu "Bu inanılmaz bir buluş" şeklinde oldu.



                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information