Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • KUTERO
    Beybaba
    • 19 Temmuz 2007
    • 437

    #31
    Garip ‘açık’: Rusya-Çin-İran ittifakına mı girdik?

    Tüm dünya önümüzdeki 20 yıl içinde iki kutuplu bir düzen tahmin ediyor. Bir tarafta ABD ve AB, diğer tarafta Rusya-Çin-İran. Türkiye politik açından ilk gruba yakın. Ancak İstatistik Kurumu’nun rakamları ilginç bir şey söylüyor. O rakamlar-'yoruma'-göre Türkiye ‘doğu’ya yatıyor! iyibilgi Ankara



    Hemen tüm haber kaynakları Türkiye İstatistik Kurumu’nun Dış Ticaret Açığı rakamlarını şu başlıkla verdi; “İşte ekonomiyi çökerten 3 ülke.”

    Başlık oldukça çarpıcı olsa da ne kadar gerçeği yansıtıyor tartışmalı. Türkiye geçtiğimiz yıl Ocak-Kasım döneminde 56.3 Milyar dolar dış ticaret açığı verdi. Bunun 32.7 Milyar dolarla yüzde 60'ı 3 ülkeden kaynaklandı.

    Rusya, Çin ve İran!
    Yani ABD-AB eksenine rakip olarak görülen, 2020-25 yıllarında eşitliği sağlayacağı düşünülen kutubun tüm ülkeleri burada. Belki ileride Hindistan’da eklenir. Ancak rakamlar üzerinden yapılacak bir diplomatik analizin ilk cümlesi şöyle de kurulabilir; 20 yıl sonranın Batı rakibi üç ülkesi, Türkiye’nin dış açık verdiği üç ülke ile aynı.

    Peki bu ne demek? Türkiye anılan dönemde en fazla ithalatı Rusya'dan gerçekleştirdi. Onbir ayda 4 milyar 310.7 milyon dolarlık ihracat yaptığı Rusya'dan, büyük bölümü doğal gaz olmak üzere 20 milyar 976.3 milyon dolarlık ithalat gerçekleştiren Türkiye, bu ülkeyle ticaretinde 16 milyar 665.5 milyon dolarlık açık verdi.

    Türkiye'nin en fazla dış ticaret açığı verdiği ülkeler sıralamasında Rusya'yı Çin izledi. Türkiye, Ocak-Kasım döneminde 951.3 milyon dolarlık ihracat yaptığı Çin'den 11 milyar 992.2 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Yılın ilk onbir ayında Çin'e karşı 11 milyar 40.8 milyon dolarlık açık verildi.

    Yine Türkiye, anılan dönemde 1 milyar 187 milyon dolarlık ihracat yaptığı İran'dan 6 milyar 198.2 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Ocak-Kasım döneminde İran'a karşı 5 milyar 11.3 milyon dolar açık verildi.

    Daha önce kimlere açık veriyorduk?

    İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
    İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

    [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

    [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

    Yorum

    • KUTERO
      Beybaba
      • 19 Temmuz 2007
      • 437

      #32
      Suikastın siyasetle buluştuğu an

      Kiminin tüm ailesi suikasta kurban gitti, kimi de yapmak istediği değişiklikler güç odaklarınca istenmeyince ortadan kaldırıldı. Butto, Kennedy, Gandhi ve Türkiye’den Menderes ailesi bunun örnekleri.

      06.01.2008 11:09:12


      İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği yıllardan itibaren bir soğuk savaş tekniği olarak, 63 yılda 70 civarında lider suikastlarda hayatını kaybetti.

      Takvimler 27 Aralık 2007 tarihini gösteriyordu. Bir yılı daha iyisiyle kötüsüyle geride bırakmıştık. İyi dilek ve temennilerimizle yeni bir yıla adım atmaya hazırlanırken bir haber geldi. Pakistan eski başbakanı Benazir Butto, düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti. Bu gelişmeyle birlikte, 8 Ocak’ta yapılacak olan seçimler ertelenirken, hem suikastla ilgili hem de ülkenin geleceğiyle ilgili bir belirsizlik ortaya çıktı. John F. Kennedy, Olof Palme, Indira Gandhi, Ziya ül Hak, Enver Sedat ve İzak Rabin gibi dünya kamuoyunun yakından tanıdığı pek çok lider Butto gibi suikast kurbanı olmuştu. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında başlayan Soğuk Savaş yılları, ekonomik ve siyasal olarak gelişme içine giren, istikrarı arayan ve demokratikleşme yönünde adımlar atan ülkeler için oldukça tehlikeliydi. Çünkü bu ülkelerin liderleri, yaptıkları ve yapacakları reformlar için, ihtilal, darbe ve müdahaleler kadar, bir suikasta kurban gitmeyi de göze almak zorundaydı.

      İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
      İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

      [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

      [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

      Yorum

      • KUTERO
        Beybaba
        • 19 Temmuz 2007
        • 437

        #33
        Sözde gazino olacaktı

        Çin, hurda uçak gemisi Varyag’ı "1 milyon turist göndereceğiz" diyerek 2001’de boğazdan geçirdi. Sözde turistik gemi olacaktı ama...

        06.01.2008 17:37:04


        Karadeniz’den çıkmak için Boğaz’dan geçmek zorunda olan Varyag, Türkiye ile Çin arasında politik kriz yaratmıştı. İki devlet arasındaki uzun görüşmeler sonucu Çinli- ler, Türkiye’ye 1 milyon turist gönderecekleri ve geminin “Gazino” olarak kullanılacağı garantisini verince geminin geçişine izin verildi. Varyag, 1 Kasım 2001’de Boğaz’dan geçti. O dönem ABD Başkanı olan Bill Clinton bile geminin geçişine izin verilmesi için Türkiye’ye öneride bulunmuştu.

        Ancak Çinliler sözlerinde durmadılar. Gemi ne gazino oldu, ne de Türkiye’ye Çinli turist geldi. Varyag baştan sona modernize edildi, motor takıldı ve Çin donanmasının en heybetli uçak gemisi haline getirildi. İsmi değişip “Shilang” oldu. Shilang, Tayvan’ı işgal eden ünlü bir Çinli general.

        1985 yılında SSCB dağılınca Varyag, Ukrayna’ya verildi. 1998 yılında Ukrayna hükümeti tarafından açık artırmayla Hong Kong merkezli Chong Lot isimli seyahat şirketine 20 milyon dolara satıldı. Chong Lot şirketinin de Çin ordusunun kurmuş olduğu kağıt üzerinde bir şirket olduğu ortaya çıktı.

        ÇİN DONANMASININ EN GÖZDE GEMİSİ OLDU
        Varyag, savaş gemisi olduğu için Türkiye, Boğaz’dan geçişine izin vermiyordu. Çinliler ise “motoru yok” diye ısrar ediyordu. Sonunda Varyag 27 tekne ve 11 romörk yardımıyla Boğaz’dan geçti. Şimdi Çin donanmasının en gözde gemisi...

        İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
        İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

        [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

        [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

        Yorum

        • KUTERO
          Beybaba
          • 19 Temmuz 2007
          • 437

          #34
          Bunları kehanet mi sanıyorsunuz!
          İbrahim Karagül


          Benazir Butto'nun öldürülmesinden hemen sonraki yazımda bir senaryodan söz etmiştim. Suikast, "nükleer silahların korunması", ABD'nin bu amaçla Pakistan'a askeri birlik göndermesi, Pakistan yönetiminin kontrol altına alınması, ülkede olağanüstü istikrarsızlık öngörüleri ve buna yönelik "Anglo-Amerikan tedbirler"i özetleyen, Butto suikastinin tetikçilerinin değil gerçek faillerinin bu denklem içinde aranması gerektiğine ilişkin bir yazıydı.
          .....
          Şimdi birkaç not aktaracağım. Önümüzdeki günlere ışık tutan, rahatımızı bozacak, ufukları iki gün öncesine ve iki gün sonrasına ulaşamayanların anlamakta zorluk çekeceği detaylar bunlar. Ama birbirine sıkı sıkı bağlı, bir bütünün unsurları olan, bu coğrafyaya ilişkin uğursuzlukların kaynaklarına işaret eden, ileriki günlerden haber veren detaylar.

          http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar...IbrahimKaragul
          İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
          İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

          [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

          [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

          Yorum

          • KUTERO
            Beybaba
            • 19 Temmuz 2007
            • 437

            #35
            Merkez Bankası’nın taşınması mı dediniz?

            Dünyevi yaşamımızın en belirleyici unsurunun para haline gelmesi, küresel kapitalist sistemin yayılmasına paralel bir biçimde gelişti. Her şeyin değerinin parasal bir karşılığı olduğu fikrinin bu denli güçlenmesi siyasetimizi de, üretim ilişkilerimizi de, ahlak anlayışımızı da yeniden belirledi. Bugünün verisi bu.

            ....
            Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınma tartışması bu boyutuyla yalnızca bir yer değişikliği değil, paraya karşı bir pozisyon arayışı olarak görülebilir. Tartışılması gereken, bu pozisyonun ne tür sonuçlar doğuracağı. Bu bir paraya teslim oluş mu, yani devletin kontrolünde bir kurumun özel sektörün hinterlandına bırakılması mı, yoksa devletin paraya egemen olma ve özel sektöre “patron benim” mesajını “yerinden verme” girişimi mi?

            Bugün Ankara’da devasa kamu binalarını görünce başkentte patronun kim olduğunu anlarsınız. Bu görkemli binalar yalnızca içerisinde iş yapılan üstü kapalı işyerleri olmanın ötesinde simgesel olarak devletin gücünü de gösteriyor. Büyük heybetli ve geniş alanlara yayılmış yapılar bunlar. Ancak İstanbul’da bunun tersine, göğe doğru yükselen dev yapıların banka, şirket ve holdinglerin merkezleri olduğunu kolayca gözleyebilirsiniz. İki şehrin ruhunu da, gücün kimde olduğunu da bu yapılardan çıkarabilirsiniz. Özünde iki ayrı dünyadan bahsediyoruz.

            Kim haklı?

            http://www.sitemedya.com/yismailkucukkaya.asp
            İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
            İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

            [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

            [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

            Yorum

            • KUTERO
              Beybaba
              • 19 Temmuz 2007
              • 437

              #36
              Askeri başarı olmadan asla

              ABD’nin askeri ve siyasi, AB’nin de siyasi desteği ile PKK’ya icra edilen askeri harekátın, desteği sağlayan "büyük devletlere" ödenmesi gereken bir faturası olduğu açıktı.

              Bu faturanın veya ricanın ne olduğu da az çok biliniyordu. Ancak kapsamı, henüz askeri harekát sonuçlanmadığı için halkın önünde açıkça konuşulamıyordu. Bunun için uygun zemin ve zaman bekleniyordu. Galiba Cumhurbaşkanı Gül’ün ABD ziyareti bu "rica"nın açıklanmasına vesile teşkil etsin diye planlandı. Sayın Gül "El Kaide ile siyasi çözüm olur mu?" diyerek, Türkiye’nin PKK ile siyasi çözüm zemini aramayacağını "sert!" bir tavırla ortaya koydu. Kendisi böyle konuşmuş olsa bile, aynı gün ABD yetkililerince "Şimdi sıra siyasi çözümde" adı altında İnternette açıkça sergilenen tavrından, ricanın ne olduğu anlaşıldı. Yine de içerik henüz net değil. Hakkımızda hayırlısı ne ise, o olsun.
              .....

              Son krizden bu yana ısrarla ve inatla uygulanan "yüksek faiz-düşük kur" politikası ekonomiyi üç yıl önce çıkmaza sokmuştu zaten. Duvara toslamamak için tek çıkar yol "dışarıdan para gelmesiydi". El hak bu konuda AKP iktidarı çok başarılı oldu. Böylece hem duvara toslanmadı, hem milli gelir büyüdü, hem enflasyon düştü. Pek tabii bu süreçte küresel ekonomik ve finansal şartların da katkısı oldu. İşte bu başarı, 2008 yılında ekonomimizi tehdit eden "büyümede duraklama, enflasyonda yükselme" tehlikesine yol açtı. En iyi ihtimalle, ya büyümeden ya da enflasyondan ödün verilecek. Keşke ülkeye para çekmede bu kadar başarılı olunmasaydı da bugünkü tıkanma oluşmasaydı. Neyse. Hükümet, ülkeyi iktisadi bir çalkantıya düşürmeden yönetebilmek için "dışarıdan para girişini" sürdürmek zorundadır.

              http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/8012868.asp
              İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
              İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

              [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

              [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

              Yorum

              • KUTERO
                Beybaba
                • 19 Temmuz 2007
                • 437

                #37
                Parayla imanı aynı yerde tutmak zor

                Sedat Laçiner ile yapılan söyleşi..


                Türkiye'de eski siyaset bitti. AK Parti, Türkiye'deki değişimi fark etmekten çok, o değişimin ürünü olarak ortaya çıktı. Parayla imanı aynı yerde tutmak zordur, biri artıyorsa diğerinde ciddi azalma vardır. AK Parti İslamcı bir hareket değildir.

                Şu anda laiklikle ilgili bir tehlike görüyor musunuz?
                Türkiye'de laiklikle ilgili bir tehlike görmüyorum. Üstelik laikliğin Türkiye'ye Atatürk'le birlikte geldiğini de düşünmüyorum. Osmanlı padişahlarının çoğu da siyasetlerinde laik insanlardı. Abdülhamit'in Beyoğlusu'nda bugünle kıyaslandığında daha fazla alkol tüketilirdi. Türk toplumunda laikliğin temelleri Orta Asya'dan geliyor.
                ...
                AK Parti'yi nasıl bir gelecek bekliyor?
                Olağanüstü bir gelişme olmazsa AK Parti 10 yıl daha iktidarda kalır. Çünkü Türkiye'de eski siyaset bitti. Muhalefet ise hâlâ eski siyaset yapmaktadır. AK Parti yeni siyasetin ilk ürünlerindendir, belki de başlangıç noktasıdır. Bu da Erdoğan'ın ya da bir başkasının seçimi değildir. Erdoğan doğru zamanda doğru yerde durmuştur. AK Parti Türkiye'deki değişimi fark etmekten çok, o değişimin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Ve son seçimde yüzde 50'ye yakın destek aldı. Bu çok güçlü bir rüzgâr.

                CHP'nin değişimi yakalayabilmesi, gerçek bir muhalefet gücüne ulaşabilmesi için çok acılı bir yıkımın yaşanması ve yeniden fikri olarak yapılanması gerekir. Ancak yıkım sonrasında bile yenilenmenin bir gecede olması beklenemez. Bu en az 5-10 yılı alır. Böyle bir dönüşümü diğer muhalefet partileri de yaşamak zorunda. 28 Şubat, deprem ve 2001 krizi tabuta son çivileri çaktı. Eski siyasette kim güçlü ise hangi parti veya hangi kurum, yeni siyasette kendisine çekidüzen vermek, yeni şartlara uyum sağlamak zorunda. Buna elbette asker de dahil.

                AK Parti laikliği savunabilir mi? Ya da ne kadar savunabilir?
                AK Parti İslamcı bir hareket değil. Köylülüğün modernleşme hareketidir. DP de zamanının şartlarında öyledir. Köylerdeki fakir yaşam, aydınlar ve şehirliler arasında İslamcılık, gericilik vs olarak algılanmıştır. Oysa oradaki örtünme de "dini" görüntüde şartların bir ürünüdür. Tarlanın ortasında mini etek giyilmez. İslamcılık şehirdeki İslamcı aydınlar arasında olabilir, köyde değil. Bu açıdan hem İslamcı hem de laik entelektüeller köylülüğü iyi okuyamamışlardır. Türban kimseyi İslamlaştırmıyor. Türban aslında şehirleşme ve modernleşmenin bir göstergesi. Bazı durumlarda laikleşmenin bir göstergesi. Artık şalvar giymeyen kadın, başına da türban takarak şehirleşiyor.

                Artık bu kesimin belli bir sermayesi de var?
                Parayla imanı aynı yerde tutmak zordur. Biri artıyorsa, diğerinde ciddi azalmalar olur. Yatlar, katlar alıyorlar. Böyle yaşayan adam daha dindar olmaz. Bugünkü yaşam içerisinde dört karısı olan adam da daha dindar olamaz. İnsan zamanını daha çok paraya ve kadına ayırarak daha İslami olur mu? Hisse senetleri, büyük ihaleler, sürekli tüketim içerisinde İslamileşmek veya gelenekselleşmek olası mıdır? Bunlar modernleşiyorlar. Son model ciplere binenlerin imanlarında azalma vardır. Çünkü dinin özünde azla yetinmek vardır.

                "2008 yılı PKK'nın sahneden silindiği yıl olacak" diyorsunuz. Bu nasıl gerçekleşecek?
                "2008 PKK'nın son yılı olabilir, PKK tıpkı DHKP-C gibi marjinalleşmiş, kitlesel desteğini tamamen kaybetmiş bir örgüte dönebilir" dedim. Ne var ki Türk medyası verdiğiniz demeçleri kısaltmayı çok seviyor. Elbette sözlerimizin bu kadarı da oldukça iddialı gelebilir. Ancak Türkiye terörle mücadelede büyük bir zihniyet dönüşümü içerisindedir. Siyasetinden güvenlik güçlerine kadar geniş bir yelpazede terörle mücadeleye taze bir bakış açısı söz konusu. Çeyrek asırdır teröristle mücadeleyi terörle mücadele sanan Türkiye belki de ilk defa olarak sorunun özüne iniyor. İkinci olarak terörle mücadelede uluslararası destek çok önemlidir. ABD'de de gerçekleşen 5 Kasım Zirvesi'nden sonra Irak'ta dengeler Türkiye'nin lehine dönmeye başladı. Özetle zemin ve zaman terörü bitirecek altın vuruş için çok uygundur. Bundan sonrası devletin kaybettiği sahaları yeniden doldurmaya başlamasıdır. Eğer 2008 yılında hiç vakit kaybedilmeksizin ekonomik, sosyal, yasal ve siyasal önlemler alınabilirse PKK'ya altın darbe vurulmuş olur.

                Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, "Dağa çıkmayı önlemede başarısızız" dedi. Sizce bu konuda neler yapılmalı?
                "Dağın iki yolu var. Biri çıkış yolu, diğeri iniş. Teröristleri dağdan indirmek için de 3 yol izlenebilir. İlk olarak onları silahla etkisiz hale getirirsiniz. İkinci olarak propaganda vs yoluyla ikna ederek anne-babalarının yanına getirirsiniz. Üçüncü yol ise yasal zemin hazırlayarak "kazara-kandırılarak" oraya çıkarılmış kişileri şehirlere indirirsiniz. Dağın çıkış yolunda ise çok sayıda neden var; siyasi, ekonomik, sosyal, eğitim, ailesel, bireysel vs. Bunlar içinde en önemlisi ekonomik.

                DTP'ye karşı nasıl bir yol izlenmelidir? Bu partinin son açıklamalarını nasıl değerlendiyorsunuz?
                Türkiye'de siyasette Kürt çoğulculuğuna izin verilmemiştir. Önce PKK, ardından da Ankara çoğulcu bir yapının oluşmasına engel olmuştur. PKK'nın öldüremediği veya sindiremediği kişileri de devlet "halletmiştir". Böylece bu sorunda Türkiye devlet-terör örgütü kutuplaşmasına sahne olmuştur.
                .....

                AK Parti'nin Kürt sorununa yaklaşımını ve PKK ile mücadelesini nasıl buluyorsunuz?
                "AK Parti başarılı olmakta daha çok şanslı. Öcalan'ın idamının engellenmesi, Kürtçe kurslar ve daha birçok zorlu reformun yükünü DSP-ANAP-MHP koalisyonu çekti ve AKP için yolu açtılar. AK Parti döneminde ise AB reformaları ve Kürtçe üzerindeki baskıların önemli oranda kaldırılmasıyla terör örgütünün elinden en önemli propaganda silahı alındı. Eğer 1 Mart Tezkeresi geçse ve ABD ile ipler kopma noktasına gelmeseydi PKK büyük bir olasılıkla 2005, 2006 yıllarında ciddi ölçüde marjinalleşmiş, DHKP-C düzeyine gerilemiş bir örgüt olurdu. AKP'nin bir diğer şansı ise DTP dışında bölgede var olabilen tek ulusal parti konumuna yükselmiş olmasıdır.

                Irak-İran-Suriye üçgeninde (ABD merkezli) dış politikamızı nasıl yapılandırmalıyız?
                Türkiye ve ABD'nin söylemleri arasında neredeyse fark yoktur. Türkiye de bölgeye aynı değerler ile bakıyor: Demokrasi, liberal ekonomi, insan hakları, güvenlik. Asıl sorun ABD'nin üslubunda ve yöntemlerinde. ABD Ortadoğu'ya yeniden şekil vermek istiyor ve bunu 3 araçla yapabileceğini düşünüyor. Bunlar lideri, sınırları ve rejimleri değiştirmek şeklinde. Türkiye ise tam tersine toplumsal-ekonomik değişim olmaksızın siyasi üstyapının değişmeyeceğini, yapay müdahalelerin ise durumu daha içinden çıkılmaz bir hale getireceğini savunuyor. Ortadoğu ile Türkiye arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel bağları güçlendirmek lazım. Başka bir ifade ile bölgesel entegrasyon şart.

                Irak'ın kuzeyi ile gelinen noktadaki durumumuz nedir?
                Türkiye Barzani ile Irak Kürtlerini aynı kefeye koymamalıdır. Kuzey Irak Türkiye'nin uzantısı gibidir, bir tür gölgesidir. İnsan kendi gölgesinden korkar mı? Eğer bu bölge Türkiye'nin inisiyatifinden çıkar ise işte o zaman tehlikeli bir yer haline gelir. Bölge hızla Türkiye'ye entegre edilmelidir ve bunun da yolu ekonomik, sosyal ve kültürel araçlardan geçmektedir. Siyaset bu araçları desteklemelidir.
                ...
                Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül size göre İslamcı mı?
                Abdullah Gül'ün de Tayyip Erdoğan'ın da İslamcı olduğunu düşünmüyorum. AK Parti içinde İslamcı düşünceye sahip olanların oranı yüzde 7-8'i geçmez. Bu da marjinal bir gruptur. Her ülkede yüzde 10'a kadar marjinallik kabul edilebilir. Ayrıca marjinal guruplar enerji boşaltma yerleridir. Bunlar olmazsa deprem kırıkları, büyük patlamalar meydana gelir.

                SEDAT LAÇİNER KİMDİR?

                http://www.referansgazetesi.com/habe...01&KTG_KOD=120
                İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                Yorum

                • KUTERO
                  Beybaba
                  • 19 Temmuz 2007
                  • 437

                  #38
                  Poker masasında türban var!

                  Türkiye'de, bir oyunun ortanca hamleleri oynanıyor. Bir poker oyununun... Oyuncular masada, son kartlar dağıtılıp karılmış... Peki oyuncular kim ve ellerinde hangi kartları tutuyorlar? İşte türban ana başlığındaki poker masasında oyunun son durumu. Kimin kazandığına siz karar verin! iyibilgi analiz

                  Türkiye poker masasının etrafında

                  Türkiye olarak yeniden bir poker masasının etrafında sıralandık. Oyuncular, kartlar, bahisçiler, destekçiler, köstekçiler herkes yerli yerinde.

                  Şimdi oyuncuları tanıyalım ve ellerindeki kartları öğrenelim.:

                  AKP
                  Başörtüsü kartı
                  Kürt sorunu kartı
                  Yerel seçim kartı
                  Sivil Anaya Kartı

                  TSK
                  Elindeki önemli değil belindeki önemli. Tüm oyuncular ve seyirciler bunun farkında

                  MHP
                  Başörtüsü çözümü için destek kartı

                  Bürokrasi
                  AKP’ye kapatma davası kartı
                  Vatan bölünüyor-Laiklik elden gidiyor açıklamaları kartı

                  Derin Devlet
                  Suikast kartı
                  Sosyal çatışma kartı
                  Mitingler

                  Cumhuriyet Mitingleri ve 27 Nisan Muhtırasıyla masadan kalkmaya zorlanan AKP, seçimlerde aldığı %47 oy desteği ve Cumhurbaşkanı seçimi başarısı ile güçlenerek masaya döndü. Hamle sırası da kendisinde olduğu için Başörtüsü Kartını açmakla işe başladı.

                  Başörtüsü kartını açmadan Kürt sorunu kartını açmayı akıllıca bulmuyor. Çünkü Kürtlerin kalbine giden yolun buradan geçtiğinin farkında. Bu karttan sonra elindeki diğer kartları da açabilir. Yerel seçimlerde büyük bir başarı sağlayabilir.

                  Diğer taraftan elindeki tüm kartları açmasının bir takım riskler taşıdığının da farkında. Bu nedenle Sivil Anayasa kartını elinde tutmaya devam edebilir hatta masanın altına atabilir.

                  Masaya son dakikada oturan MHP, oyunda kazandıran kartların farkına yeni vardı. Başörtüsü çözümüne destek kartının MHP açısından duble etkisi var. Birincisi; MHP’nin potansiyel destekçilerinin yeniden gönlünü kazanmak. İkincisi ise AKP’yi bu konuda geri adım atamayacak şekilde köşeye sıkıştırmak. Bu kart MHP’nin yerel seçimlerde başarısı için çok önemli bir koz.

                  Masanın en daim oyuncusu TSK. TSK’nın gücü pokerdeki ustalığından değil, istediğinde masayı devirme, oyuncuları yerinden kaldırma ya da kağıtların yeniden dağıtılmasına mecbur bırakma gücünden geliyor. Diğer taraftan oyunun değişen koşulları nedeniyle, TSK bu kartı eskisi kadar rahat açamıyor. Ancak ucundan gösterebiliyor.

                  www.iyibilgi.com Analiz
                  İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                  İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                  [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                  [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                  Yorum

                  • MAGGGMA
                    ...................
                    • 12 Haziran 2007
                    • 1375

                    #39
                    AKP yerel seçimlerde İstanbulda hayalkırıklığı yaşayabilir.Yada oy kullanmayan çok olabilir.Bu işlerinede gelebilir tabii.İstanbul koca bir şantiye durumunda ve kontrol elden kaçmış bir haş var sanki.Yapılanlarda insanları pek tatmin etmiyor havası var.Ben şahsen İstanbulda yaşamaktan bu denli ızdırap hiç duymamıştım.Bilmem aynı görüşü paylaşanlar varmı...
                    Borsa çökmeye devam ederse,tüm dünya düşmekte olsada bunu hükümete bağlayanlar çok olacaktır.Yükseldiğinde olduğu gibi.Para çıkışıda yaşanırsa dahada kötü.
                    Ordunun eli silahlada olsa eskisi kadar güçlü değil kanımca.Zaten onlarda eskisi gibi çok sert hareketler yapma heveslisi değiller sanki.
                    Vatan bölünüyor-Laiklik elden gidiyor edebiyatının artık iş görmediğini en cahilleri bile anlamış olmalı.AKP yi kapatsalar onlara dahada oy kazandırırlar,bunca zamandır bu türden hareketlerin ne kadar ters olduğunu anlamışlardır herhalde...

                    Dünyada değişebilen dengeler en fazla bizi etkiliyor hala.Amerika ve Avrupa daki gelişmelerden bu denli etkilenmemenin yolunu bulmak lazım...

                    Yorum

                    • KUTERO
                      Beybaba
                      • 19 Temmuz 2007
                      • 437

                      #40
                      Türkiye şimdi küreselleşiyor

                      Ergenekon operasyonu neyi ifade ediyor? Niye bu zamanda oldu? Devlet içerisindeki tartışmada kim kazandı da bu operasyon oldu? JİTEM'in kurucusu Veli Küçük niye yakalandı? Tartışmayı kazanan küreselleşmeciler mi? Bu soruların cevabı iyibilgi analiz'de

                      Soğuk Savaş döneminde hayli işlevsel olan Gladiolar, Avrupa’da sonrasında temizlendiler. Çünkü bu yapılara küresel zamanda ihtiyaç yoktu.

                      Ancak Türkiye’de öyle olmadı. Çünkü devlet, bu yapılara hem varoluşsal olarak bağlıydı, hem de PKK ile mücadelede muhtaçtı.

                      Ve bu yapılar doğal olarak kendilerine ihtiyaç duyulmayan küreselleşmeye de karşı oldular. Dolayısıyla devlet içindeki küreselleşme karşıtı kanadın da uzantısı oldular.

                      Tüm yapılar gibi devlet de homojen değil ve içinde fikir ve güç ayrılıkları taşıyor. Şuanda devleti kendi içerisinde ikiye bölen en keskin eksen, küreselleşme mevzusudur.

                      Bir taraf, Türkiye’nin dışa açılması, küreselleşmesi ve buna bağlı olarak yine devletin izin verdiği ölçüde demokratikleşmesinden yana.

                      Diğer taraf ise, küreselleşmenin getirilerini kendi götürüleri olarak gördüğünden küreselleşmeye ve demokratikleşmeye karşı.

                      Şimdi bu operasyonu; operasyon kapsamında şu ana kadar dokunulamayan Veli Küçük’ün de gözaltına alınmasıyla ve operasyonun AK Parti’nin başörtüsü ve Kürt meselelerinde eskisine nazaran daha dik durduğu, sivil anayasa öncesi bir döneme denk gelmesiyle beraber düşündüğümüzde küreselleşme yanlısı tarafın baskın geldiğini söyleyebiliriz.
                      İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                      İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                      [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                      [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                      Yorum

                      • KUTERO
                        Beybaba
                        • 19 Temmuz 2007
                        • 437

                        #41
                        Süper savcılar iş başında!

                        Ergenekon terör örgütünün soruşturmasını yürüten iki süper savcının, bakan,milletvekili ve orgeneraller hariç gerekli gördüğü herkesi sorgulama yetkisi var. Bu durumda, muvazzaf paşalar bile sorgulanabilecek..


                        İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Ergenekon operasyonu için yetki isteyen polise verdiği arama, el koyma ve inceleme izninde sanıklar için ‘terör örgütü üyesi’ ibaresini kullandı

                        Avrupa Derin Devleti Gladio’nun varlığını sürdüren tek kolu olduğu ileri sürülen Ergenekon yapılanması faili meçhul ve siyasi cinayetler işleyen bir terör örgütü oduğu mahkemece tescillendi. Yarım asırdır tartışılan, Amerikan ve İngiliz istihbaratı tarafından komünizme karşı gerilla savaşı için kurduğu Gladio’nun Türkiye’deki yapılanması Ergenekon, Türk Devleti’nin bütünlüğünü bozan bir ‘terör örgütü’ olarak soruşturma dosyalarına girdi. Aralarında JITEM’ın kurucularından emekli paşa Veli Küçük, ‘ulusalcı avukat’ Kemal Kerinçsiz, Kuvvayi Milliye Derneği Başkanı emekli albay Fikri Karadağ, Susurluk sanığı Sami Hoştan gibi isimlerinde gözaltına alındığı ‘Ergenekon’ operasyonunda, gözaltı ve soruşturma nedeni olarak devletin resmi belgelerinde ilk kez, ‘Ümraniye’de ele geçirilen el bombalarıyla alakalı olarak toplanan delillerde şüphelilerin ‘Ergenekon örgüt yapılanması’ içinde oldukları belirtildi. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nn polise verdiği arama ve gözaltı izninde de açıklama bölümüne zanlılara isnat edilen suç hanesinde’terör örgütüne üye olmak’ ibaresi yeraldı. Ergenekon üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan zanlılar, şimdi PKK’lılar gibi devleti bölmeye ve kaos yaratmaya çalıştıkları iddiasıyla ‘örgüt’ suçundan yargılanacak.

                        İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                        İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                        [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                        [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                        Yorum

                        • simurg
                          Administrator
                          • 10 Mart 2007
                          • 9248

                          #42
                          'Cengiz Han'dan kaçan Türkler Amerika'da''Kızılderililer Türk mü' tartışması sürüyor. İşte New York'ta düzenlenen panelde ortaya atılan tezler..

                          27.01.2008 18:33

                          ABD'nin New York kentinde düzenlenen ''Türkler ile Kızılderililer Arasında Ortak Bağlar'' adlı panelde, iki millet arasında çok ilginç benzerliklerin olduğu ortaya çıktı.
                          ABD'de faaliyet gösteren İstanbul Üniversitesi Mezunlar Derneği'nin (İÜMEZUSA) Türkevi'nde düzenlediği etkinlikte, George Washington Üniversitesinden Prof. Dr. Türker Özdoğan başkanlığında Türklerle Kızılderililer arasında tarih, kültür, dil, Şamanizm inancı ve el sanatlarında kendini gösteren benzerlikler tartışıldı.
                          Özdoğan açılış konuşmasında, konunun çok popüler olduğunu belirterek, modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün de bu konuyla ilgilendiğini anımsattı.

                          ABD'DE ''HAVASU'' KENTİNİN ANLAMI

                          DNA testlerinin yapılmasıyla son yıllarda Türkler ile Kızılderililer arasındaki bağların net şekilde ortaya çıktığını kaydeden Özdoğan, Orta Asya'daki Türkler ile Sibirya Türkleri ve Kızılderililerin DNA örneklerinin çakıştığını söyledi.
                          Özdoğan, iki halk arasında kültürel, ruhani pek çok bağ olduğunu çeşitli örneklerle anlattı. ABD'nin Arizona eyaletinde Kızılderililerin yaşadığı ''Havasu'' kentinin ne anlama geldiğini yerlilere sorduğunda Türkçe'dekiyle aynı anlama geldiğini öğrenince çok şaşırdığını anlatan Özdoğan, Türk ve Kızılderili kilim motiflerinin birbirinden ayırt edilmesinin zor olduğunu, dil, müzik, heykel, mücevher ve diğer el sanatlarında büyük benzerlikler olduğunu belirtti.

                          CENGİZ HAN'DAN KAÇAN UYGUR ASILLI TÜRK GRUPLARI

                          Özdoğan, Kızılderililerin Bering Boğazından Amerika kıtasına göç ettiklerini ifade ederek, en son MS 1233 yıllarında göç edenlerin Cengiz Han'dan kaçan Uygur asıllı Türk grupları olduğunu söyledi.
                          Özdoğan, bu insanların Amerika'da Atabaşkan lisanı konuştuklarını ve bu lisanının Türkçe'ye çok benzediğini belirtti. Özdoğan, Kızılderililerin Navaho klanından olanların yaratılış hikayesini anlatan ''Dine Bahane'' isimli kitabın da yine Türkçe çağrışımlar yaptığını ifade etti.

                          TÜM KIZILDERİLİLER TÜRK KÖKENLİ DEĞİL
                          Georgetown Üniversitesi Sosyoloji-Antropoloji Bölümünden Prof. Dr. Marjorie Mandelstam Balzer de konuşmaSInın başında, tüm Kızılderililerin Türk kökenli olduğunu söylemenin yanlış olacağını, ancak bazı kabilelerle arada büyük benzerlikler olduğunu söyledi.
                          Balzer, Doğu Sibirya'da yaşayan Türk gruplarının Cengizhan'dan kaçarak Bering Boğazından 800 yıl önce Alaska'ya göç ettikleri bilgisini de teyit etti.

                          ŞAMANİZM VE TOTEMLER ORTAK

                          Balzer, Kızılderililer ile Türkler arasında ''ayı, kurt, kartal'' gibi totem ve simgelerin aynı şekilde yaygın biçimde kullanıldığını, dil, tarih, biyolojik ve ruhaniyet açısından büyük benzerlikler olduğunu söyledi.
                          Rusya'daki ''Yakutistan'' adıyla bilinen Saha Cumhuriyetinde yaşayan Türk kökenlilerle Kızılderililer arasında yine büyük benzerlikler olduğunu anlatan Balzer, örneğin Alaska'daki Kızılderili grupların başından beri demir işleme konusunda çok ileride olmasının da yine bu göçten kaynaklanabileceğini ifade etti.
                          Ruhaniyet ve Şamanizm'in Türkler ile Kızılderililer arasında en büyük benzerliklerden biri olduğunu kaydeden Balzer, Şamanların o dönemin doktorları sayıldığını ve Kaliforniya'da halen Şaman teknikleri kullanan ''doktorlar'' olduğunu belirtti.

                          KIZILDERİLİ VE TÜRK KİLİMLERİ ARASINDA FARK YOK

                          Balzer, Türk ve Kızılderili gruplar tarafından dokunan kilimlerin, coğrafi uzaklığa rağmen birbirinden ayırt edilmesinin son derece güç olduğunu da belirterek, yapılan bir deneyde insanlara kendilerine gösterilen Türk ve Kızılderili kilimleri birbirinden ayıramadıklarını anlattı.
                          Arizona State Üniversitesinden Kızılderili kökenli Doçent Carol Jujan da kendisinin bağlı bulunduğu Navaho klanıyla ilgili detaylı bilgi verdi. Jujan, ABD'de 2.5 milyon dolayında Kızılderili ve 300 bin civarında Navaho klanından Kızılderili olduğunu söyledi. Navaho (Dine-halk) Kızılderililerinin ABD'nin güneyindeki Utah, Arizona ve New Mexico'da yaşadıklarını kaydeden Jujan, kendileri için ''aile, kadın, arkadaşlık, eğitim ve sanatın'' çok önemli olduğunu anlattı.

                          DİLDE GRAMER BENZERLİĞİ

                          Michigan Devlet Üniversitesinden Prof. Dr. Timur Kocaoğlu ise Türkçe ile Kızılderili dilleri arasında bağ bulunduğunu, bu bağın kendisini ortak kelimelerin ötesinde gramer açısından gösterdiğini söyledi.
                          Kelimelerin zamanla değiştiğini, bu açıdan karşılaştırma yaparken sadece kelimelerin değil başka bilimsel ölçütlerin de kullanılması gerektiğini, ancak yine de zaman değişse bile bazı kelimelerin anlamının ve şeklinin değişmediğini anlattı.

                          ''TÜRKLERİN ATALARI BELKİ DE AMERİKA'DAN GÖÇ ETTİ''
                          ABD Doğu Yakası Kabileleri (Ayı Klanı) Başkanı Brian Paterson da geleneksel
                          Kızılderili başlığıyla yaptığı konuşmasında, Türkçe ''merhaba'' diyerek konukları
                          selamladı.
                          Paterson, ABD'de Kızılderililerin geçmişte ezildiğini, ancak şu an daha iyi koşullar altında yaşadıklarını, modern yaşama uyum sağlamakla birlikte kültürel miraslarını korumaya çalıştıklarını belirtti.
                          Paterson, Türkleri kardeş ve aynı aileden gördüklerini, aynı değerleri paylaştıklarını kaydederek, esprili şekilde, ''Türk insanların ataları da belki de bu topraklardan (Amerika'dan) göç etti'' dedi.

                          TÜRK DOKTORUN DNA SONUCU

                          Bu arada Prof. Dr Özdoğan, Paterson'a, ''Size bir müjdem var'' diyerek, İstanbul'dan Levent Bozatlı adlı doktorun DNA testi sonuçlarının kendisinin Kızılderili olduğunu kanıtladığını söyledi.
                          New York'a gelemeyen Bozatlı panele telefonla bağlanarak Paterson'la konuştu. Paterson daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, DNA testi sonucunun kendisini şaşırtmadığını, Türkleri kardeş gördüklerini ve toplantının da aralarındaki dostluğu pekiştirdiğini belirtti.
                          ABD İçişleri Bakanlığı Kızılderililer Doğu Yakası Başkanı Frank Keel de yaptığı konuşmada Türk misafirperverliğini övdü ve ''Aradaki bağın derecesi ne olursa olsun veya bağ olsun ya da olmasın iki halk her zaman dost olacak'' dedi.
                          Özdoğan daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada ise Türkler ile Kızılderililer arasındaki benzerlikleri yıllardır anlatan tarihçilerin, antropologların, dil bilimcilerin söylediklerinin DNA testleriyle kanıtlandığını ve testlerin artık benzerliğin Orta Asya ve Sibirya'da yaşayan Türkler ile Kızılderililer arasında olduğunu ortaya çıkardığını belirtti.
                          Özdoğan, toplantıya katılan Kızılderili liderlerin toplumlarında önemli kişiler olduğunu vurgulayarak, bu vesileyle iki toplum arasındaki dostluğun yeniden altının çizildiğini ve bundan ileride de yararlanılması gerektiğini söyledi.
                          ABD'deki Türk toplumunun Kızılderili asıllı Amerikalı bir Kongre üyesini desteklemesinin yararlı olabileceğini kaydeden Öztürk, Kızılderili gruplarının da Türk lobisi için çok aktif olabileceklerini belirtti.

                          AA
                          https://twitter.com/keyborsa_simurg

                          Yorum

                          • KUTERO
                            Beybaba
                            • 19 Temmuz 2007
                            • 437

                            #43
                            ABD füzelerinin İran sınırında ne işi var?

                            İbrahim Karagül


                            Çünkü ABD için Rusya ve Çin'i dizginlemek ne kadar önemliyse, ABD ve İsrail için İran'ı durdurmak da o kadar hayati bir konu. Bu amaçla ısrarla Türkiye'yi cepheye çekmeye çalışıyorlar. Füze sistemlerinin İran sınırına yakın bölgelere kurulmak istenmesi, Azerbaycan'ın bu amaçla donatılması birer gösterge. Rusya ve Çin'in İran'ı alabildiğine desteklemesi ise bir başka gösterge. Bütün bunlar yeni soğuk savaşın kırılma noktalarını, çatışma çizgilerini belirliyor. Son aylarda yaşadığımız ekonomik kriz ve kavgalara yeni soğuk savaşın etkisi tahmin edilenden çok daha fazla. Bakalım nerede nasıl patlak verecek. Bakalım önümüzdeki yıllarda bu soğuk savaş, iki farklı dünyanın kesişme çizgisinde bulunan Türkiye-İran ilişkilerine nasıl yansıyacak…

                            Çünkü dünya hızla bloklara ayrılıyor. Askeri, siyasi ve ekonomik alanlarda dehşet verici bir savaş yaşanıyor. Soğuk Savaş döneminden çok daha tehlikeli bölünmelerle yüz yüzeyiz. Gerçekten, o dönemden daha tehlikeli bir nükleer silahlanma söz konusu. Bugün Ortadoğu'daki en küçük ülkeler bile nükleer silahlanmaya gidiyor. ABD ekonomisi için felaket senaryoları üretilirken Asya'nın ekonomi ve teknoloji alanında güç kazandığı görülüyor. Dünyanın ağırlık merkezi doğuya kayıyor. Doğu-Batı arasındaki teknoloji, sermaye farkı giderek azalıyor.

                            http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar...IbrahimKaragul
                            İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                            İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                            [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                            [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                            Yorum

                            • KUTERO
                              Beybaba
                              • 19 Temmuz 2007
                              • 437

                              #44
                              Türkiye'nin stratejik tercihleri başörtüsü kadar önemli olabilir mi

                              İlk bakışta bir "rutin ekonomi haberi" gibi gözüken söz konusu "öneri" çevresindeki gelişmeler, Türkiye'yi birebir ilgilendiren "strateji boyutu" taşıyor.

                              Konunun, ikinci ve daha "ilginç" siyasi yönü, gazetenin ifadesiyle Türkiye gibi temel "Müslüman ülke" ile ilişkileri gayet önemli biçimde geliştirmesi bakımından bir "altın fırsat" elde etmesi. Bu şekilde kurulacak Türkiye-Hindistan bağı, Hindistan'ın zaten sıkı ilişkilere sahip olduğu İsrail'e ilişkin olarak da Hindistan'ın elini dış dünyada rahatlatacak.

                              Tabii, ne olup bittiğine ilişkin kendi medyamız, hükümetle itişip kakışmaya ve başörtüsü tartışmasına ara verirse.
                              Olmazsa da öğreniriz. Merak etmeyin...

                              http://www.referansgazetesi.com/habe...&HBR_KOD=90331
                              İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                              İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                              [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                              [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                              Yorum

                              • KUTERO
                                Beybaba
                                • 19 Temmuz 2007
                                • 437

                                #45
                                Teknik Kriz

                                Aykut ÜRETEN / YATIRIMCI NOTLARI

                                01.03.2008

                                Geçtiğimiz hafta ABD tarafından gelen neredeyse bütün veriler kötüydü. Ancak kötü verilere gözlerini kapatan piyasalar, ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke'nin çarşamba günü ABD Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi'nde ve perşembe günü de Bankacılık Kurulu'na yapacağı konuşmaya odaklandı. Sunumlarında Bernanke hem para yönetimi, hemde kriz yönetimi yaptıklarını, enflasyon, mali disiplin ve büyüme olmak üzere üç çephede birden savaş verdiklerini söyledi. Ayrıca, artan enflasyonist baskıların FED'in elini sınırladığını, faiz indirimlerine devam edeceklerinin işaretini verdi. Bernanke, ekonominin durgunluğa girmesi riskine karşı FED'in gerekli zamanlarda müdahale etmeye devam edeceğini söyledi. FED'in, bu söyleminden de anlaşıldığı üzere işi çok zor. Ama, bu kararlı duruş çok önemli. Zira piyasaların beklentilerini düzeltiyor. Piyasaları olası çöküşten koruyor.

                                Buna karşın, gelen verilerden ekonominin bozulmaya devam ettiği de görülüyor. Bir taraftan enflasyonu körükleyen buğday, petrol ve altın gibi mal piyasaları rekor kırarken, dolar tüm diğer para birimleri karşısında aşırı değer kaybediyor.

                                Tüm bu kargaşa içinde kararı vermeye çalışan yatırımcıların kafası iyiden iyiye karışmış durumda. Sıkıntı var ama bu kriz mi? Dalgalanma mı? Anlayamıyor piyasalar. Zira geçmiş krizlerde durgunluk baş gösterdiğinde borsalar düşer, ülke parası değer kaybeder, faiz indirilerek müdahale edilir ve bir süre sonra ekonomiler tekrar canlanmaya başlar. Bu devir-daim 5 yıllık periyotlarda sürer giderdi. Dolayısıyla, para kazanmak kolaydı.


                                Ancak bu kez yeni bir şeyler oluyor. Örneğin ülkemizde borsa düştü ama tekrar toparlanma emareleri gösteriyor, faiz ve dolar ise bu kargaşadan hiç etkilenmedi, yerinden kımıldamıyor. Analistler, bir dizi CDO, CDS, Fannie Mae ve Freddie Mac, iTraxx, ADR, volatilite gibi yeni terimle analiz yapmaya çalışıyor. Bırakın normal yatırımcıları, profesyoneller bile durumu analiz etmekte zorlanıyor.

                                Nedeni ise bu seferki krizin teknik bir kriz olması. Dünyada faizlerin düşük ve likiditenin bol olması nedeniyle karlı alanlara yatırım yapmakta zorlanan finansal kesimin, ABD konut sektörünün geri ödenmeme riski çok yüksek konutlarını kredilendiren mekanizma içinde yeralan yeni ve çok riskli türev ürünlere yatırım yaptılar. Finans mühendisliği ile oluşturulan bu ürünler, ABD'nin dışında da birçok gelişmiş ülke finans piyasaları tarafından kullanıldı. Sıkıntı çıkmaya başlayınca, sorunun büyüklüğü etki alanı bir türlü kestirilemiyor. Hergün yeni bir haber gündeme düşüyor ve piyasalarda ani dalgalanmalara yol açıyor.

                                Ancak, sis bulutu yavaş yavaş dağılıyor. Zira, FED'in diğer dört büyük merkez bankasıyla birlikte yaptığı hızlı likidite enjeksiyonu piyasaları oldukça rahatlattı. Ayrıca yaptığı hızlı faiz indirimleri, uyguladığı mali disiplin ve açtığı ekonomik paketlerle FED, 2007'ye göre baya mesafe kaydetti.. Kontrolü ele aldı dolayısıyla piyasalara güven geldi. Finansal cephede tansiyon düşmeye başladı.

                                Ancak, ekonomik cephede dalgalanma hala devam ediyor. ABD ekonomisi bir türlü toparlanma sinyali üretmiyor. Gelen veriler genelde kötü olmakla beraber oldukça karışık. Piyasalar bütün dikkatini "ABD ekonomisinin durgunluğa veya resesyona (enflasyon içinde durgunluk) girip girmiyeceği" konusuna odaklamış durumda. Piyasalar, Bernanke'nin söylemlerinden de yola çıkarak FED'in durgunluk veya resesyon riskini göze almayacağı beklentisini satın alıyor. Bu çerçevede piyasalar, FED'in 18 Mart toplantısında 50 baz puan daha faiz indirimi yaparak fazi yüzde 2,5 indireceği beklentisini yüzde 100'e oranında satın almış durumda. Ayrıca FED'in 30 Nisan toplantısında da en azından 25 baz puan daha faiz indirimi yapamasını bekliyor. Buradan anlaşılan, mart ayında da, dolar değer kaybetmeye, borsalar yatay seyretmeye, petrol gibi hammadde ve altın fiyatları artmaya devam edecektir.

                                Geriye baktığımızda faiz indirimlerinin ekim ayında 50 baz puanla başladığını görüyoruz. İndirimlerin ekonomiye etkisinin altı ay aldığı gözönüne alınırsa, ekonomik verilerde en erken mayıs ayına doğru iyileşme görülmeye başlanması bekleniyor. Bu beklenti önceden satın almaya başlanacağından, sıkıntılı geçecek ve bir dip daha yapma ihtimali çok yüksek olan iki aylık periyottan sonra, piyalasaların normalleşmeye başladığını görmemiz çok muhtemel. Yıl sonuna doğru ABD'de seçimler de yaklaşmış olacağından piyasalarda toparlanma daha da hızlanacaktır.

                                İçeride, gerek yabancı takasına, gerekse diğer pozisyonlara baktığımızda, kasım ayında başlayan hızlı geri çekilmede pozisyonda yakalananların beklemeye devam ettiklerini görüyoruz. İMKB ay boyunca 3,500 puan içine hareket ederken, şubat ayının genelinde para kazandıran strateji, hisse bazlı ve karı görünce hemen "Sat" şeklindeydi. Bu strateji mart ayında da çalışacak gibi görünüyor.

                                http://www.dunyagazetesi.com.tr/yazar.asp?authId=73
                                İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                                İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                                [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                                [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information