Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ÇAKAL
    Ağa'nın Adamı
    • 27 Haziran 2007
    • 2545

    #181
    güneşş Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mehmetçik Vakfı, Kızılay ve Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği'ninin es geçildiği bağışlarda Sezer, görev süresince tam 221 bin YTL yardım yaptı. ADD'nin kamuoyuna yansıyan gideri incelendiğinde Sezer'in yaptığı bağışların giderlerle orantılı olduğu ortaya çıktı. Diğer bir ifadeyle Sezer eğer bağış yapmasaydı, Atatürkçü Düşünce Derneği bir çok şubesini kabatmak zorunda kalacaktı. [/B]
    Halk adamı SEZER.
    Tarihi geçmişi şöyle bir süzerseniz herkesin bu milletten hakettiği saygıyı gördüğünü görürsünüz.
    Hatalarına rağmen bir Menderes,bir Özal,143 günlük hiç kimsenin tanımadığı Hasan DOĞAN.....
    Hani Vural Savaş,Yekta Güngör Özden,Ali Haydar Çevikbir...........dedeleri İnönü.
    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

    Yorum

    • güneşş
      Tecrübeli
      • 08 Ocak 2008
      • 742

      #182
      akpartiden mesaj

      AK Parti'nin grup toplantısı sırasında milletvekilleri ilginç bir rozet ile Anayasa mahkemesi başta bazı 'yerlere' mesaj gönderdi.

      Toplantı sırasında bazı AK Parti milletvekillerinin birbirlerinin yakasına üzerinde "Bırakın da çalışalım" yazılı bir rozet taktığı görüldü. Bir çok milletvekili bu rozetle toplantıyı izledi. bazı vekillerin, milletvekili rozetlerini çıkartıp bu rozetleri takması da dikkat çekti.

      Başbakan Erdoğan'ın; emekli ve memura yapılan zamlar, KEY ödemeleri ile ilgili değerlendirmeler gibi icraata dönük konuşmasının yapıldığı grup toplantısına ve Anayasa Mahkemesi'nin karar arifesine rastlayan bu rozet 'töreni' ilginç değerlendirmelere neden oldu.

      Yorum

      • ÇAKAL
        Ağa'nın Adamı
        • 27 Haziran 2007
        • 2545

        #183
        Serdar Arseven - Vakit
        sarseven@hotmail.com 2008-07-16


        --------------------------------------------------------------------------------

        YAŞ mağdurları ve Ergenekon!..

        Malûm; Yüksek Askeri Şûra’nın “yargısız infaz” yoluyla Ordu’dan uzaklaştırdığı binlerce subay var…
        “Esas mânâsı”nı pek bilmediğimiz (!) “disiplinsizlik” gibi bir “suçlamadan” dolayı atıldılar…
        Yetmedi;
        “Sivil hayatlarında” da tâkibe alındılar…
        çoluk çocuklarını geçindirebilmek için el attıkları bütün “işler” kurutuldu…
        Sığındıkları belediyelerden, ticarethanelerden de “kovulmaları” için her türlü baskı uygulandı!..
        Ne yapmıştı bu insanlar?
        - Silahlı örgüt mü kurmuşlardı?..
        - Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya ve görev yapmasını engellemeye mi teşebbüs etmişlerdi?..
        - Halkı devlete isyana mı tahrik etmişlerdi?..
        - Danıştay’ı mı vurmuşlardı?..
        - Cumhuriyet gazetesine patlayıcı madde mi at(tır)mışlardı?..
        - Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri mi aşırmışlardı?..
        - Kişisel verileri kayıt altına mı almışlardı?..
        - Makamlarına ziyaret için gelenlerin “kamera kayıtlarını” sonradan tehdit vasıtası olarak kullanmak üzere, “eve” mi götürmüşlerdi?..
        - Askeri itaatsizliğe mi teşvik etmişlerdi?..
        Evet…
        Neydi suçları?.. Niye atıldılar?..
        “Disiplinsizlik” dedikleri “aslında” ne anlama geliyordu?..
        Efendim; dün bir grup YAŞ mağduru ile konuştum…
        Pırlanta gibi adamlar…
        Başlarından; “yargısız infaz” geçmiş olmasına rağmen…
        “Bünyeden bazı kötü niyetli kişilerin çıkmış olması, Türk Silahlı Kuvvetleri camiasını bağlamaz” türünden güzel cümleler kuruyorlar.
        Yerden göğe haklılar…
        “Bağlamaz” da…
        öyle sıradan adamlar da sayılmaz ki; “Terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçlanmasına muhatap olanlar…
        “Konumuzla bağlantı arz eden önemlerine” değinecek olursak…
        Bu adamlardan bazıları;
        Yıllar boyunca “Yargısız infazlara” imza attı!..

        Bazıları da, mağdur iddialarına göre “sahte” belgelerle dolu bir yığın dosya tanzim etti!..
        İşin içinde değiliz…
        Kimin hangi eyleminden dolayı “yargısız infaza tâbi tutulduğunu” bilemeyiz!..
        Bildiğimiz;
        En az yüzünü yakından tanıdığımız bu “mağdurların”, etraflarında son derece iyi izlenimler bıraktıkları…
        Dürüst ve disiplinli insanlar olarak tanındıkları…
        Ve…
        Kendilerini her tanıyana “Ordumuz bu adamların kıymetini bilememiş” dedirttikleri!..
        Efendim, toparlıyorum…
        Mesele net:
        Bin türlü “zorbalık” ve “disiplinsizlik” iddiasına istinaden hapsi boylamış olan Ergenekon sanıkları…
        Görev yaptıkları dönemde, bazı silah arkadaşlarının “disiplinsizlik” gerekçesiyle ordudan uzaklaştırılmalarına yol açmışlardı!..
        Bir tarafta, “Ergenekon sanıkları”; diğer tarafta ise, haklarında tek bir dava açılmadığı halde Ordu’dan uzaklaştırma cezasına çarptırılmış “masumlar” var!..
        “Sanıklara” ya da “yargısız infazcılara” ulaşmamız mümkün değil…
        Mağdurları dinliyoruz…
        “Anayasal düzeni ortadan kaldırmak için silahlı terör örgütü kurmadık, devletin gizli belgelerini çalmadık, askeri itaatsizliğe tahrik etmedik!..” diyorlar…
        Ve ısrarla;
        “Neyle suçlandıklarını” öğrenmek istediklerini belirtiyorlar!..
        Onlar meselenin o tarafına merak ededursun…
        Ben bir başka “soruya” cevap arıyorum…O soru mu?.. Tamam… Soruyorum:
        “Bu Ergenekon Terör örgütü sanıkları, bazı Ordu mensuplarını menfur emellerine ulaşmanın önünde engel olarak görmüş…
        Ve bundan dolayı da ‘devre dışına itilmelerini sağlamak için birtakım faullü hareketler çekmiş’ olabilirler mi?..”

        İşte efendim böyle…
        Kimin ne için suçlandığını bilmeyince…
        “Abuk sabuk” sorular doluşuyor beynime!..
        Şu, Ergenekon sanıklarının katkıda bulunduğu ya da imzaladığı “ihraç dosyaları”, (rüzgardan istifade) yeniden açılsa da…
        Kurtulsam garip sorularımdan!..
        Ben kurtulsam…
        Ve bütün Türkiye kurtulsa!..
        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

        Yorum

        • MAGGGMA
          ...................
          • 12 Haziran 2007
          • 1375

          #184
          güneşş Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          Ergenekon tutuklusu Şener Eruygur'un ADD yöneciliği yaptığı 2006 yılında en önemli destekçisinin Sezer olduğu ortaya çıktı! Haber eski; ancak geçtiğimiz hafta ortaya çıkan bir belge Sezer'in yaptığı yardımın ADD için ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu.

          Ergenekon ile birlikte Şener Eruygur'un tüm ilişkileri bir kez daha inceleniyor. Haber arşivleri Eruygur'un, Sezer döneminde ADD Genel Başkanı sıfatıyla Köşk'e çıktığını ortaya koyarken, bu görüşmelerin bir bölümünün kamuoyundan saklandığı ortaya atıldı. Söz edilen görüşmelerin yapıldığı tarihler ise bir hayli ilginç. Görüşmelerin gerçekleştiği iddia edilen tarihler, Ergenekon soruşturmasında Eruygur'a yönelik suçlamaların tarihleriyle örtüştüğü belirtiliyor.

          Önemli bir ayrıntı
          Eruygur-Sezer ilişkisinde önemli bir ayrıntı da dikkat çekiyor. Hatırlanacağı üzere 2006 yılında Sezer, Köşk'ün bütçesinden çeşitli kurumlara bağışlarda bulunmuştu. Daha önceki dönemler, oldukça uzun olan bu bağış listesi 2006 yılında biraz kısa kalmıştı. Nedeni ise ADD'ye yapılan iki yüklü bağış. Mehmetçik Vakfı, Kızılay ve Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği'ninin es geçildiği bağışlarda Sezer, görev süresince tam 221 bin YTL yardım yaptı. ADD'nin kamuoyuna yansıyan gideri incelendiğinde Sezer'in yaptığı bağışların giderlerle orantılı olduğu ortaya çıktı. Diğer bir ifadeyle Sezer eğer bağış yapmasaydı, Atatürkçü Düşünce Derneği bir çok şubesini kabatmak zorunda kalacaktı.
          Vah vah vah...
          Millet kanuna uygun işlerini bile yaptırmak için dünya rüşvet vermek zorunda kalsın,büyükler cep doldurma v.s.formülleriyle...
          Vah vah vah...

          Yorum

          • güneşş
            Tecrübeli
            • 08 Ocak 2008
            • 742

            #185
            MAGGGMA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
            Vah vah vah...
            Millet kanuna uygun işlerini bile yaptırmak için dünya rüşvet vermek zorunda kalsın,büyükler cep doldurma v.s.formülleriyle...
            Vah vah vah...
            zaten nezamanki türkiyenin başına temiz insanlar geçerse
            ozaman türkiye çok büyük ülke olur.
            şuan ayakta tutan halkımız

            Yorum

            • ÇAKAL
              Ağa'nın Adamı
              • 27 Haziran 2007
              • 2545

              #186
              güneşş Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
              zaten nezamanki türkiyenin başına temiz insanlar geçerse
              ozaman türkiye çok büyük ülke olur.
              şuan ayakta tutan halkımız
              Yıllardır.Mütevazı,kanaatkâr,devlete zeval gelmesin diyen iyi niyetli insanlar.Aslı temiz.
              Ve birileri bunları devlet adına kullanmış.Benim anladığım Vatan için,Millet için,Allah için her gruptan iyi niyetli insanlar devlet adına kullanılıp çöpe atılmış.Yazıklar olsun.
              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

              Yorum

              • ÇAKAL
                Ağa'nın Adamı
                • 27 Haziran 2007
                • 2545

                #187
                Borlu çimentoyla yer yerinden oynayacak
                Evler depreme dayanıklı olacak, yapılan yollar 20 yıl bozulmayacak!


                Bakan Hilmi Güler, “borlu çimento devrimi” müjdesini BUGÜN'e açıkladı. Dünyada ilk defa Türkiye'nin ürettiği ürünün çevre dostu ve yüzde 80 daha dayanıklı olduğunu belirten Güler “Borlu çimentoyla depreme dayanıklı evler yapacağız. Bu ürünle yapılan yollara 20 yıl el sürülmeyecek” dedi.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, çimentoda borun kullanımına yönelik yıllardır sürdürdükleri çalışmaları tamamladıklarını söyledi. Borlu çimento üretimi konusunda önümüzdeki günlerde açıklama yapmaya hazırlanan Güler, son günlerin popüler deyimini borlu çimento için kurarak, "Açıklama yaptığımda yer yerinden oynayacak" dedi.
                Borlu çimentoyla bugüne kadar yaptıkları bütün deneylerden çok iyi sonuçlar elde ettiklerini vurgulayan Bakan Güler, "Şu ana kadar 4 bin ton borlu çimento ürettik. Bu çimentonun tamamını deneylerde kullandık. Ondan sonra TSE'den borlu çimento standardını bile aldık. Yani standardize edildi. Şimdi sıra bunun uygulamasına geldi" diye konuştu.

                İLK ÜRETEN BİZİZ

                Borlu çimento üretimi konusunda BUGÜN'e konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, borlu çimentonun tamamen özgün ve milli bir ürünümüz olacağını belirterek, "Bunun şimdi imalatı söz konusu. Şu anda çimento fabrikaları, çok yüklü, tam kapasite çalıştıkları için, bunların içinde bizimle ortak çalışabilecekleri belirliyoruz. Yani borlu çimentoyu ticarileştiriyoruz artık" müjdesini verdi. Güler, "Biz bunu yaygınlaştırırsak, o zaman borlu çimento hem çevre dostu, hem de ülkemizin dostu olacak. Her anlamda kazanacağız. Çünkü kaynak bizde, bununla çok önemli bir adımı atmış olacağız. Dünyada bir tek biz üretmiş olacağız" dedi.

                DEPREME KARŞI BOR MUCİZESİ

                Bakan Güler, "Borlu çimentonun mukavemeti, normal çimentoya göre yüzde 80 daha iyi" diyerek depreme dayanıklı ev yapımında tercih edileceğini ifade etti. Bugüne kadar borlu çimento ile yapılan yollardan da başarılı sonuçlar elde ettiklerini belirten Güler, "Normal yollara 2 yılda bir bakım yapılmak zorunda. Borlu yollara ise en az 20 yıl el sürülmeyecek" iddiasında bulundu. Baraj gövdesi, tüp geçitler, köprüler gibi kütle betonlarla yapılan projelerde uygulanması öngörülen borlu çimentonun nükleer santrallerde de kullanabileceği belirtiliyor.

                Düzgün KARADAŞ/ANKARA
                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                Yorum

                • ÇAKAL
                  Ağa'nın Adamı
                  • 27 Haziran 2007
                  • 2545

                  #188
                  Tarihi hata.

                  Şener AKP'den 1 götürürse CHP'den 5 götürür,haberi yok adamın.Tutmuş bir de makyajlıyor.
                  Allah davul etmesin.




                  Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                  Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                  Yorum

                  • ÇAKAL
                    Ağa'nın Adamı
                    • 27 Haziran 2007
                    • 2545

                    #189
                    Vay benim Memleket sevdalıma bakın!!!Rezil adam.

                    Yalçın Küçük, Apo'nun yakın dostu


                    Ergenekon operasyonuna yönelik eleştirileri ile dikkat çeken ulusalcı Yalçın Küçük, tam bir Abdullah Öcalan hayranı. Küçük, terörist kamplarına yaptığı ziyarette PKK'ya övgüler yağdırmış.



                    Samanyolu Haber kanalı son günlerin sıkı ulusalcısı olarak tanıtılan Yalçın Küçük'ün PKK terör örgütü ve lideri Abdullah Öcalan ile çekilmiş samimi fotoğraflarını ortaya çıkardı. İddianamesi hazırlanan Ergenekon terör örgütünü savunan sözleriyle dikkat çeken Yalçın Küçük, ulusalcı kanalların da vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldi.

                    Ulusalcı diye tanıtılan Küçük'ün terörist Öcalan ve PKK'lılarla çektirdiği çok sayıda fotoğrafı bulunuyor. Fotoğraflar Yalçın Küçük'ün, teröristbaşını örgütün kampında, defalarca ziyaret ettiğini ve birlikte yemek yediğini gösteriyor. Bu pozlarda Küçük ve Öcalan'ın samimiyeti dikkat çekiyor.



                    Küçük'ün, kitaplarında da Öcalan ile ilgili saygı dolu ifadeler var. 1993 yılında basılan 'Bir dikine ülke' kitabında bugünün ulusalcısı Küçük, teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın adının geçtiği hemen her yerde 'kardeşim, arkadaşım' ifadelerini kullanıyor. Bir bölümde Küçük, "'Öcalan Kardeşim' yazısından yargılanıyorum. Apo'ya kardeşim dediğim için 5 yıl mı? Eğer fiyatı buysa seve seve öderim. Daha fazlasını da ödeyebilirim. Ve tekrar Öcalan kardeşim derim. Öcalan kardeşim Kürt halkının pek seçkin bir oğludur. 'Kardeşim 'diye hitap etmekten ayrıca gurur duyuyorum." diyor. Küçük, kitabın bir başka bölümünde ise, Öcalan'ın Kürt halkı için yaptıklarını çok önemli bulduğunu söylerken, bu nedenle 'Öcalan kardeşim' demeyi tercih ettiğini söylüyor ve ekliyor: "Mahkeme de benim yaptığımı yapmalıdır."



                    Sık sık PKK kamplarını ziyaret eden Küçük, bu ziyaretlerinden birinden dönüşünü anlattığı 'Kürtler Üzerine Tezler' kitabında, teröristbaşına suikastlar yapılabileceğine dair endişesini aktarmış. Küçük'ün bu kitaptaki ifadelerinde, PKK kampından ayrılırken Öcalan'ın kendisine 'hocam, arkadaşlar bir tören düzenlemişler' dediğini belirtiyor. Küçük ise "Herkesle vedalaştım. Apo'nun yaşamına suikastlar düzenlendiğini biliyorum. Beni yolcu ederken kamptan fazla ayrılmamasını rica ettim." dediğini yazıyor. Küçük, Öcalan'ın ise kendisine 'Bir yere kadar gelirim hocam' cevabını verdiğini anlatıyor.



                    Bölücü kamplara ziyaretler sadece hoş beşle sınırlı kalmamış. Yalçın Küçük örgüt kampında teröristlere brifing de vermiş. Yine 'Bir Dikine Ülke' kitabının bir bölümünde, "Latin Amerika'da 'Muz Cumhuriyetleri vardı. Bu nitelemeden çok hoşnutluk duymuyorum. 'Ahtapot Cumhuriyeti' bana daha çok yerinde bir söyleyiş olarak görünüyor. 'Ahtapot Cumhuriyeti' içinde yaşıyoruz. Yıkılacaktır." ifadelerine yer veriyor. Küçük ayrıca, "Bizim işimiz 1920 yıllarındaki birliği tersyüz etmektir." diyor.

                    19 Temmuz 2008, Cumartesi
                    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                    Yorum

                    • ÇAKAL
                      Ağa'nın Adamı
                      • 27 Haziran 2007
                      • 2545

                      #190
                      Yalçın Küçük'ten Atatürk'e ağır sözler


                      Kendisini sözde ulusalcı olarak lanse eden ve düşüncelerini 'Atatürkçülük' diyerek kanal kanal gezerek ifade etmeye çalışan Yalçın Küçük'ün maskesi düştü.

                      Geçtiğimiz günlerde kitaplarında 'kardeşim' diye hitap ettiği terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'la oldukça samimi fotoğrafları ortaya çıkan Yalçın Küçük'ün, 'Emperyalist Türkiye' kitabında Mustafa Kemal Atatürk'e ağır hakaretler yer alıyor. Ergenekon'un savunuculuğuna soyunan ve kendisini 'sıkı bir Atatürkçü' ilan eden Yalçın Küçük, kitabında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunu 'sevgisiz ve acımasız' diye nitelendiriyor. Küçük, kitabında Atatürk'ü kompleksli ilan ediyor ve şu cümlelere yer veriyor: "Eğer bir kimse Mustafa Kemal'i 'sevecen' gösterirse bir başkasının filmini yapmış olur. Mustafa Kemal çok vesveseli, hep kıstırılmışlık kompleksi içinde yaşayan, sevgisiz bir insandır. Annesini sevmez... Annesinin cenazesine gitmiyor. Sevgisiz ve acımasızdır. Maliye Nazırı Mehmet Cavit'i astırdığı akşam bir balo düzenlemeye dikkat ediyor."

                      Atatürk, aydınlanmamacı bir despot!

                      Daha da ileri giderek Atatürk'ü, 15. yüzyılda Rusya'da yaşayan ve 20 yıl boyunca halkına zulüm çektiren, bu uğurda oğlunu dahi öldüren Korkunç İvan'a benzeten Küçük, bir de 'aydınlanmamacı despot' benzetmesi yapıyor: "Sevgiyi bilmeyen, acımayı bilmeyen, kimseye güvenmeyen, herkesi kendine karşı komplo hazırlayıcısı olarak gören, bir 'aydınlanmamacı despot' olan Mustafa Kemal'i hiçbir romancı ya da yönetmenin sevimli yapabileceğine ihtimal vermiyorum. En gerçekçi film, müthiş İvan'ın başarısız bir kopyası olabilir."

                      Atatürk'ün İngiliz yanlısı olduğunu iddia eden Küçük, "Kemal, çok küçük istisnadan birisidir ve ordu içinde İngiliz politikasını temsil ediyor. Londra bu dönemde, bu bölgede, en büyük tehlike olarak birbirleriyle iç içe saydığı Bolşeviklerle İttihatçılığı görüyor. Kemal Paşa bunlara karşı misyonla ve gayet açık olarak, Büyük Britanya işgal kuvvetlerinden vize alarak gidiyor. Örnek olsun, İngilizlerin kendilerine karşı direnen Altıncı Ordu Kumandanı Ali İhsan Sabis'i görevden alarak yerine Mustafa Kemal'i atamak istedikleri belgelerle kesindir." ifadelerini kullanıyor. Küçük, bu hakaretine bir de Amerikan mandacılığını ekliyor ve, "M. Kemal, kurtuluş vekaletini Amerika'ya verme kararı alıyor." diyor.

                      20 Temmuz 2008, Pazar
                      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                      Yorum

                      • bgdispo
                        Yeni üye
                        • 17 Mart 2008
                        • 13

                        #191
                        ASIL VATANSEVERLİK BUDUR İŞTE

                        Sakın 'keh keh keh' gülmeyin...
                        Bu öyle abartılı bir laf değil.İçi boş bir iddia hiç değil..Sakın ‘keh keh keh’ gülmeyin... Aziz Üstel tarihi iddiasını yazdı.

                        Ve Ortadoğu’da Türkiye güneşi doğuyor!

                        Hele o yılların birikimi, aşağılık duygularınızın ardına sığınıp, ‘

                        ulan biz kim bölgede.... dünyada söz sahibi olmak kiiiiim!’ diye saçmalamayın.

                        Şimdi çok daha iyi anlıyorum Michael Rubin ve benzer neo-conların, yani yeni yobazların bu AK Parti kapatılsın....Tayyip yeni Putin... kellesi vurula, önümüze gümüş tabakta getirile... naralarının ardında yatan gerçekleri..

                        Bunların hayali, dünyanın en zengin petrol bölgesi, Orta Doğu’da bir imparatorluk kurmaktı..

                        Türkiye’yi pısırık bellemişlerdi...

                        Türkiye burnunun dibinde yangın çıksa üzerine işemezdi söndürmek için...

                        Etliye de karışmaz, sütlüye de..

                        Rahmetli Turgut Özal, Saddam’ın Kuveyt’i işgali sonrasında oluşan koalisyona askerimizle katılalım dedi diye zamanın Genel Kurmay Başkan’ı istifa etmişti... Rahmetli’nin sınırlarımızın yanıbaşında olan bitene seyirci kalamayız, önderliği ele almamız gerek lafını evirip çevirip ‘bir koyarız, on alırız’ gibi basit tücaar/esnaf deyişleri diye sunmuşlardı millete. Şimdi... lütfen bu lafı iyi okuyun,belleğinize de kazıyın:

                        ‘Türkiye’nin bölgesel politika uygulamalarında gözlenen en ciddi zaaflarından biri, dış politika alanları arasındaki taktik bağlantıları da gözeten, büyük ölçekli stratejiler geliştirememiş olmasıdır!’

                        Bunu söyleyen Ahmet Davutoğlu. Bu gün Tayyip Bey’in önderliğinde, Türkiye’nin dış siyasette bir ‘güneş gibi doğmasının’ da mimarı.

                        Büyük Ölçekli Strateji

                        Nedir bu?

                        Gelsin mi yanıtlar?

                        Peki gelsin...

                        Türkiye’nin İsrail’le Suriye arasında buzları eritmesi... ikisini de masaya çekmesi.

                        Yeni yobazlar ne diye bas bas bağırıyor: ‘İran’a saldırdığın an İsrail Suriye’yi de vuracak!’

                        Geçti Bor’un pazarı. Çünkü bu iki ülke, Türkiye aracılığıyla aralarındaki sorunları çözecek..

                        Peki şu günlerde ne oluyor ‘büyük ölçekli strateji’ olarak nitelendirebileceğiniz?

                        ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hedley’le oturuldu, uzun uzun konuşuldu. Ne dendi Hedley’e:

                        ‘Türkiye, ABD’nin İran’la diyalog kurmasını bekliyor... sorun mutlaka barışcı yollardan çözülmeli...bu bölge bir savaş daha kaldıramaz... petrolün varili 750 doları görür...’ Bunun üzerine Hedley, Türkiye’den şu ricada bulundu:

                        ‘Lütfen İran Dış İşleri Bakanı Muttaki’ye söyleyin, BM kararlarına uysunlar... Olumlu yönde bir hareket görürsek bizde gereken adımları atarız!’

                        Hedley Cumhurbaşkan’ı, Başbakan, Dış İşleri Bakanı ve Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun’la görüştü uzun uzun. Irak, PKK gibi konular da vardı gündemde ama, asıl konu İran’dı.

                        Türkiye hem İran’a yeni bir öneri paketi getiren altı ülke hem de İran’la çok iyi diyolog içinde olan tek ülkedir!

                        Ve göreceksiniz sonunda ABD ile İran’ı masaya oturtacak olan ülke de Türkiye olacaktır.

                        Asıl ulusculuk,ulusun çıkarlarını korumak, ulusun bayrağını göklerde dalgalandırmak budur..

                        Çete kurup, darbeciliğe soyunmak değil..

                        Zırt, pırt AB işbirlikçisi, ABD uşağı gibi bayat, ucuz ve de saygısızca kelam etmekse hiç değil!

                        AZİZ ÜSTEL/STAR

                        Yorum

                        • MAGGGMA
                          ...................
                          • 12 Haziran 2007
                          • 1375

                          #192
                          Dünyanın en pahalı benzini Türkiye'de
                          Dünya genelinde artan petrol fiyatları 0,11 Dolar ile en düşük İran'da, 2,92 Dolar ile de en yüksek Türkiye'de satılıyor.



                          Küresel düzeyde artan petrol fiyatlarına paralel olarak yükselen benzinin litresi, dünya genelinde, 0,11 dolar ile en düşük İran'da, 2,92 dolar ile de en yüksek Türkiye'de satılıyor.

                          Dünyanın ikinci büyük petrol tüketicisi konumunda olan Çin'de benzin ve dizel fiyatları geçen ay yüzde 18 oranında arttı.

                          Benzin fiyatlarına Hindistan, Haziran ayının ilk günlerinde yüzde 11, Vietnam ise yüzde 31 zam yaptı.

                          Dünyanın en büyük benzin tüketicisi konumunda olan ABD'de ise, yüksek benzin fiyatları sürücüleri yola çıkmaktan alıkoyarken, yaz mevsimine rağmen tüketici alışkanlıklarının değişmesine neden oldu.

                          Türkiye halen, Ankara'da litresi 3,54 YTL olan benzin fiyatı ile dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülke konumunda bulunuyor.

                          Yorum

                          • MAGGGMA
                            ...................
                            • 12 Haziran 2007
                            • 1375

                            #193
                            -sudan
                            -besir Hakkinda Tutuklama Karari Cikarsa,
                            Ulkedeki Barisgucu Ve Yardim Gorevlilerinin
                            Guvenliginin Riske Girecegi Uyarisinda Bulunuldu

                            Nairobi (a.a) - 22.07.2008 - Sudan Devlet Baskani Omer El Besir`in Bir
                            Danismani, Uluslararasi Ceza Mahkemesi Tarafindan Besir Hakkinda
                            Tutuklama Karari Cikarilmasi Halinde, Ulkedeki Barisgucu Askerlerinin Ve
                            Yardim Gorevlilerinin Guvenliklerinin Riske Girebilecegi Uyarisinda
                            Bulundu.
                            Bona Malwal, Kenya`nin Baskenti Nairobi`de Gazetecilere Yaptigi
                            Aciklamada, Hukumetin Milyonlarca Sudanliyi Korumak Ve Yardim Icin
                            Calisan Uluslararasi Personelin Guvenligini Garanti Edemeyecegini
                            Belirterek, Hukumetin Bunlarin Vizelerini De Geri Alabilecegini Soyledi.
                            Tehlikenin Nereden Gelebilecegi Konusunda Bilgi Vermeyen Malwal,
                            Hukumetin, Besir Hakkinda Tutuklama Talebini, Avrupali Guclerin Insan
                            Haklari Bahanesiyle Afrika`yi Yeniden Somurgelestirme Girisimi Olarak
                            Degerlendirdigini Belirtmekle Yetindi.
                            Malwal, Bu Kitaya Yapilmis Bir Saldiridir. Bir Ulke Kendisini,
                            Egemenligini Korumak Icin Ne Yaparsa Biz De Onu Yapacagiz Dedi.
                            Uluslararasi Ceza Mahkemesi Savcisi, Besir`i Darfur Bolgesinde Soykirim,
                            Insanliga Karsi Suc Ve Savas Sucu Islemekle Suclamisti.
                            (ap-atk-tem)

                            23:25 22/07/08

                            --aa--|

                            ))))))

                            Yorum

                            • MAGGGMA
                              ...................
                              • 12 Haziran 2007
                              • 1375

                              #194
                              Yapılan arama ve tetkiklere göre Karadeniz'de 10 milyar varil petrol olduğu tahmin ediliyor.

                              Türkiye, yılda 31 milyon ton petrol tüketiyor. Bunun yüzde 92'si ithal ediliyor.

                              Geçen yıl enerjiye 40 milyar dolar gibi yüklü bir fatura ödenmesi üzerine, petrol ve doğalgaz arama çalışmaları artırıldı.

                              En önemli çalışmalardan birisi Karadeniz'de yapılıyor.

                              Bölgede, 5 yıl önce başlayan sismik aramalar neticesinde heyecan verici sonuçlara ulaşıldı.

                              Türkiye Petrolleri, artık sondaj için gün sayıyor.

                              Bu amaçla Brezilyalı petrol şirketi Petrobras ile ortaklık kuruldu.

                              Karadeniz'de bin 500 metre derinlikte 7 kuyu açılacak. İlk petrol 2010'da fışkırabilir.

                              Türkiye, 15 yıl içinde petrol ihtiyacının tamamını Karadeniz'den karşılayabilir.

                              Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürü Mehmet Uysal, "Türk halkına müjdeyi vermek için" adeta sabırsızlandıklarını ifade ediyor.

                              Uysal, Batı Karadeniz'de, Azerbaycan-Şahdeniz doğalgaz yataklarına benzer sahalar olabileceğini belirtiyor.

                              Karadeniz petrol arama çalışmalarına Amerikan şirketleri de büyük ilgi gösteriyor.

                              Diğer yandan Türkiye Petrolleri Akdeniz'deki aramalarını artırdı. Antalya ve Mersin Körfezleri'nde yeni petrol sahalarına ulaşıldığı gelen haberler arasında.

                              Kaynak: TRT

                              Yorum

                              • MAGGGMA
                                ...................
                                • 12 Haziran 2007
                                • 1375

                                #195
                                Sudan, Başkanları El Beşir'e sahip çıktı...
                                Sudan, Devlet Başkanı Ömer El Beşir'in Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne teslim edilmesi yönündeki talebi reddetti. Başkanlarına sahip çıkan Sudan, UCM'yi suçladı.

                                Çarşamba, 23 Temmuz 2008 17:24



                                Haber Merkezi / TİMETURK

                                Sudan, Uluslararası Suçlar Mahkemesi’nin Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'in Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne teslim edilmesi yönündeki talebini reddetti.

                                Tımeturk’e açıklama yapan Sudan Ankara Büyükelçiliği, El Beşir’e yöneltilen suçlamaların asılsız olduğunu belirterek, bu suçlamaları yalanladı.

                                Yapılan açıklamada Uluslararası Suçlar Mahkemesi Savcısı’nın Sudan Devlet Başkanı El Beşir vr üst düzey yöneticilere yönelttiği suçlamaları reddetme nedenleri şöyle sıralandı;

                                “ROMA ANLAŞMASINA İMZA ATMADIK”

                                – Uluslararası Suçlar Mahkemesi ile ilgili imzalanan Roma Anlaşması’na, Sudan hiç bir zaman taraf olmamış ve imza atmamıştır.

                                – İşlenen şuçların ele alınmasında kabiliyetli olan Sudan Yargısı, Darfur sorunun çözülmesi ve ilgilenilmesi ile ilgili araştırma komisyonları kurmuş ve mahkemeler oluşturmuştur.

                                – Darfur meselesi Sudan’ın iç meselesidir ve uluslararası sorunlarda uygulanan prosüdürler uygulanmaz ve Uluslararası Suçlar Mahkemesi’ne taşınamaz.

                                - Uluslararası Suçlar Mahkemesi Savcısı’nın şimdiye kadar Sudan’a karşı yürüttüğü kampanyalarda siyasetçi gibi davranmaktadır ve meslek etiğine ve teamüllere karşı gelmiştir.

                                “MAHKEME TARAFLI”

                                – Bu maHkeme taraflı ve açıkça Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1593 sayılı kararı ile bağlantılıdır. Bu karar bir çok ülkenin Uluslararası Suçlar Mahkemesi denetimi altındadır.

                                – Uluslararası Suçlar Mahkemesi genellikle Afrika ve Üçüncü Dünya Ülkelerini hedef almaktadır ve aynı zamanda güçlü ülkeler veto hakkı kullanarak kendilerini korumaktadır. Ayrıca bu ülkelerin bir kısmı insana karşı en acımasız suçları işlemektedirler.

                                - Uluslararası Suçlar Mahkemesi Savcısı Ocambo ortaya attığı iddiaları ile, Sudan Hükümeti, bölgesel güçler ve uluslararası toplumun atmış olduğu yerel ve uluslararası bütün adımları görmezden gelmiştir.

                                “MAHKEMENİN GÜVENİLİRLİĞİNE GÖLGE DÜŞECEK”

                                – Bu konu ile ilgilenenler, Savcı’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunduğu son raporunun siyasi hedefler ve ifadeler içerdiğini rahatlıkla görebilecekler . Ayrıca, eğer Savcının hedefi Sudan Hükümetini baskı altında tutarak Uluslararası Suçlar Mahkemesi ile işbirliğine yanaşmasını sağlamaksa, bu da kendisinin Mahkeme’nin güvenilebilirliğine gölge düşürecektir.

                                – Savcının taraflı kararları sadece Sudan Hükümeti’nin üzerine odaklamış ve aynı zamanda Savcı isyancı gurupların Darfur’da işlemiş oldukları bütün suçları görmemezlikten gelmiştir. İsyancı Grupların Afrika Birliği Barış Güçleri’ne yapılan son saldırılar bunun enbüyük kanıtıdır.

                                “SUÇLAMALAR DUYUMDAN İBARET”

                                – Bu şuçlamalara karşı Savcı’nın göstermiş olduğu kanıların hepsi duyumdan ibarettir ve bölge’ye hiç Araştırma Komisyonu göndermemiştir.

                                - Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere bir çok uluslararası kuruluş incelemeler yapmak üzere Darfur’a inceleme heyetleri göndermişlerdir ve elde ettikleri sonuç; Darfur’da soykırım bulunmamasıdır ve bunu raporlarona da yansıtmışlardır. Bu da gösteriyor ki, Savcının öne sürdüğü bütün ittiaların asılsızdır.

                                “BU DURUM SUDAN’DA İÇ BARIŞI ZEDELETECEK”

                                Açıklamada, Uluslararası Suçlar Mahkemesi Savcısı’nın iddialarının Sudan’da barış ve siyasi istikrara büyük darbe indireceğine dikkat çekildi.

                                Açıklamada şöyle denildi; “Ayrıca Darfur Barış Anlaşması, birlik ve beraberlik, genel seçim hazırlıklarına büyük zararlar verecektir. Bu iddialar zaten yavaş yürümekte olan Darfur Barış Süreci’ni ortadan kaldıracaktır. Öte yandan barışın oluşma fırsatlarını yok edecektir. Böyle iddialar isyancı gurublara yanlış mesajlar verecek ve saldırılarını artırmada cesaret verecektir. Ülkede güvenlik ve siyası ortamların kötü gitmesi, insani yardımları ve Darfur’un yapılandırılmasını olumsuz etkilemektedir.”

                                “İDDİALAR KASOSA NEDEN OLACAK”

                                Bu iddiaların Sudan’da kaos ve anarşiye sebeb olacağına da dikkat çekilen açıklamada, “Bu da ülkede istikrarsızlık yaratabildiğinden dolayı diğer Afrika Ülkeleri’ne ve oradan da tüm bölgeye sıçrayacaktır. Bu iddialar son zamanlarda ülkede yaşanan olumlu ekonomik gelişmeleri hedef alınan dünyadaki gıda sıkıntısına çözüm bulmayı etkileyecektir.” denildi.

                                Açıklamada dost ülkelere, barış sevenlere ve uluslararası topluma olumlu rol oynamaları çağrısı yapıldıve şu taleplerde bulunuldu;

                                – Adil olmayan bu davranışa karşı durmalı ve Sudan-Darfur’da barış sağlanmasına destek olunmalıdır.

                                – Arabuluculuk yaparak Uluslararası Suçlar Mahkemesi Savcısı’nın iddialarını geri çekmesi sağlanmalı ve Uluslararası Suçlar Mahkemesi bu tür tehlikeli davranışlarından ötürü uyarılmalı ve Darfur’daki vatandaşların durumunun düzeltilmesi ile birlikte siyasi sürece öncelik verilmelidir.

                                – Ülkede birlik ve beraberliğe arka çıkılmalı ve adaletin bütün toplumu kapsaması sağlanmalıdır.

                                – Sudan ve Liderlerine karşı yürütülen olumsuz kampanyalar durdurulmalı ve isyancı guruplar ve liderlerine barışın gerçekeştirilebilmesi için diyalogdan başka seçenek olmadığı vurgulanmalıdır.

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information