Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ÇAKAL
    Ağa'nın Adamı
    • 27 Haziran 2007
    • 2545

    #166
    Turgay Yener
    2008-06-28


    Atatürk Yaşasaydı “Pes” mi ederdi? “Fesh” mi ederdi?

    ‘No’ yerine ‘Yes’ yaraları henüz tam kapanmadan, şimdi de AYM, CHP'nin hesaplarının mali denetimini tamamlayarak usulsüzlüğünü sabitledi.

    “Sorumsuz” sorumlular Parti’nin hesaplarında resmi belge niteliğindeki posta işletmesi alındıları üzerinde tahrifat yaparak, partiyi zarara uğratmışlar.

    AYM, mükerrer ödemeye sebep olan, muhasebe kayıtlarını usulüne uygun tutmayan, yevmiye defterlerini zamanında tasdik ettirmeyen, defter-i kebirine sayfa numarası vermeyen ve hiç tasdik ettirmeyen Parti sorumluları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmaya da karar vermiş.

    Bir de şu Sosyalist Enternasyonal’de oluşan rahatsızlık “sosyal demokratlar”ın yaralarına adeta kezzap döktü.

    Öyle ki “Sosyalist Enternasyonal ahlak ilkelerine ters düşmekten” CHP'nin üyelikten atılması bile gündemde.
    Dert bir değil elvan elvan…

    Bu sıkıntılarda kendine pay çıkarmayı asla düşünmeyen,

    “Biraz da bana gül kader

    Yerden yere vurdun yeter

    Bak tanınmaz hale geldim

    Bitsin bunca elem keder”
    havasında olan,

    Asla iktidara gelemeyeceğini bilen ve hizipçilikten büyük haz alan Baykal’ın en önemli hedefi CHP liderliğini kaybetmemek.

    Onun için de tüm ümidini “laik-anti laik” kutuplaşmasına bağlayan Baykal için artık deniz bitmişe benziyor.
    Herkes gibi ben de “Nolacak bu CHP’nin hali?” diye kara kara düşünmeye başladım.

    Tam bu esnada aklıma Gazi geldi.

    İçimden “Gazi yaşasaydı” dedim.

    Yaşasaydı da şöyle bir baksaydı manzarayı umumiyeye…

    CHP mevcudiyetinin mimarı, Parti’nin bu haline ne derdi acaba?

    Baykal ve ‘Sav’ları için ne derdi, ne düşünürdü?

    Onların gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunduklarını, hattâ bu parti yöneticilerinin, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid ettiklerini;

    Partisinin, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşürüldüğünü düşünüp, hizipçilikte rakip tanımayan, parti içerisinde “dikensiz gül bahçesi” isteyen Baykal’a, mukaddesata saldırıda sınır tanımayan “önderler” e bakıp bakıp “ben bunlarla başa çıkamam” deyip “Pes” mi ederdi?


    Yoksa; “Cebren ve hileyle aziz Parti’nin bütün teşkilatları dağıtılmış, Karayalçın, Erdal İnönü, Aydın Güven Gürkan, Hikmet çetin gibi sadıklar küstürülmüş, partinin en önemli ilkeleri bilfiil istismar edilmiş” diyerek sinirlenen Gazi, CHP’yi “fesh” edip, yeni bir parti mi kurardı?

    Düşündüm düşündüm bir çıkış yolu bulamadım.

    Acaba Ulu önder şu ‘Sav’sız önderlere bakıp “Keşke Parti’yi hayattayken kapatsaydım” diye düşünür müydü?

    Çok zor bir durum!

    Nazik bir mesele…

    Sahi Gazi yaşasaydı bu durum karşısında “Pes” mi ederdi?
    Yoksa “Fesh” mi ederdi?

    Bak sen şu ‘önder’lerin Ulu Önder’e yaptıklarına!
    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

    Yorum

    • KUTERO
      Beybaba
      • 19 Temmuz 2007
      • 437

      #167
      Genelkurmay: Böyle bir plan kesinlikle yok

      Genelkurmay, medyada yer alan Bilgi Destek Planı haberleriyle ilgili “TSK, menfur bir saldırıyla karşı karşıya olduğunun farkındadır. Bu tür saldırılara karşı TSK’nın en önemli güvencesi Türk yargısıdır” açıklamasını yaptı.

      NTV-MSNBC
      Güncelleme: 21:51 TSİ 28 Haziran 2008 Cumartesi


      ANKARA - Genelkurmay Başkanlığı, 20 Haziran tarihinde Taraf gazetesinde yayınlanan “Eylem Planı” için “Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarında, Komuta Katı tarafından onaylanmış böyle bir resmi evrak veya plan bulunmamaktadır” açıklaması yapmıştı. Bu açıklamanın ardından medyada yer alan ““Komuta Katı bilgisi dışında böyle bir plan var” yorumları üzerine Genelkurmay Başkanlığı bugün internet sitesinde yeni bir açıklama yayınladı.

      Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklaması şöyle:

      “1. Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı bazı çevreler tarafından uzun bir süredir yürütülmekte olan yıpratma kampanyası, son zamanlarda İnternet dahil, basın ve yayın organları vasıtası ile yapılan saldırılarla şiddetini artırmış bulunmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhindeki bu çok boyutlu ve sistematik faaliyetlerin gelecekte de devam edeceği değerlendirilmekte ve gelişmeler yakından takip edilmektedir.

      2. Bu kapsamda, bir günlük gazetenin 20 Haziran 2008 tarihli baskısında, Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan Bilgi Destek Planı olduğu iddia edilen bir belge ile ilgili haber yayımlanmıştır.

      3. Söz konusu haber Genelkurmay Başkanlığınca aynı gün yapılan basın açıklamasında kesin bir dille yalanlanmasına rağmen, bazı basın ve yayın organlarının “Kayıtlarda Komuta Katı tarafından onaylanmış böyle bir resmi evrak veya plan bulunmadığı” ifadesini, “Komuta Katı bilgisi dışında böyle bir plan var” şeklinde yorumlamaları ilginçtir. Bu şekilde bir yorum yapabilmek, ancak Türk Silahlı Kuvvetlerini hiç tanımamakla mümkündür. Köklü bir disiplin geleneği ve karargah çalışma kültürüne sahip olan Türk Silahlı Kuvvetlerinde, kurum adına planların nasıl hazırlanacağının usül ve yöntemleri bellidir.

      4. TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE BÖYLE BİR PLAN KESİNLİKLE MEVCUT DEĞİLDİR. Bu sözde planı üreten, Genelkurmay Başkanlığına mal eden veya kendilerine ulaşan her belgeyi doğru kabul ederek yayımlayan anlayışın; ne kadar etik, demokratik ve yasal olduğu ortadadır.

      5. Diğer taraftan, başka bir gazetenin 25 Haziran 2008 tarihli haberinde yer alan; “Yoksa bu plan Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi dışında Kara Kuvvetleri tarafından mı hazırlandı?” şeklindeki soru, tam bir sorumsuzluk örneğidir ve TSK’ne ve onun komutanlarına karşı mesnetsiz bir saldırı özelliği taşımaktadır. Konunun dayanakları ile açıklığa kavuşturulmadan yayına konulmasının, basın etiği ile ne kadar uyuştuğu kamuoyunun takdirine bırakılmaktadır.

      6. Sözde Bilgi Destek Planını gündeme getiren gazete, ayrıca 25 Haziran 2008 tarihli nüshasında, bir komutanlığın PKK-KONGRA-GEL terör örgütünün olası eylemlerine ilişkin “GİZLİ” gizlilik dereceli mesajını yayımlamış ve Dağlıca’ya yapılacak saldırının bu mesaj ile bildirilmesine rağmen tedbir alınmadığı yönünde bir iddiada bulunmuştur.

      Yayımlanan mesaj gerçek bir belge olup, tehdide maruz tüm birimleri uyarma amacı taşımaktadır. Alınan duyumların değerlendirilerek istihbarat haline getirilmesi ve eylem ikazı olarak yayımlanması, Türk Silahlı Kuvvetlerinde kullanılan standart bir uygulamadır. Nitekim, söz konusu ikazla birlikte, bölgedeki birliklerde emniyet tedbirleri artırılmış ve Dağlıca’da konuşlu unsurlarımız gerekli tepkiyi göstererek, hain saldırının asıl amacına ulaşmasını engellemişlerdir. Konu ile ilgili yargı süreci devam ederken, bu tür kışkırtıcı yaklaşımlar sergilenmesi kaygı verici bir durumdur.

      “GİZLİ” gizlilik dereceli askeri evrakın sızdırılması ve basın yoluyla yayımlanması tamamen yasa dışı bir eylem olup, konu yargıya intikal ettirilmiştir. Kurum içinde yapılan araştırmada, mesajın nereden ve kimler tarafından dışarıya sızdırıldığı tespit edilmiş ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlem başlatılmıştır.

      7. Türk Silahlı Kuvvetleri; belli çevrelerin organize bir yapı içerisinde yürüttükleri, menfur bir saldırıyla karşı karşıya olduğunun farkındadır. Başarısız kalmaya mahkum olan bu saldırılara karşı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendisini koruyacak tedbirleri alacağı şüphesizdir. Bu tür saldırılara karşı Türk Silahlı Kuvvetlerinin en önemli güvencesi, yasal organlar ve Türk yargısının yanılmaz adaletidir. Her zaman olduğu gibi, aziz milletimizin Türk Silahlı Kuvvetlerine duyduğu sonsuz sevgi ve güven ise, en büyük desteğimizdir.

      Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

      İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
      İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

      [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

      [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

      Yorum

      • MAGGGMA
        ...................
        • 12 Haziran 2007
        • 1375

        #168
        Laikliği öğretemedik size!'
        Medyadaki dine ve dindarlara karşı yayınlar sonunda Hakkı Devrim'i de çileden çıkardı. Devrim, kimler için "Acıyorum ve Utanıyorum" dedi?




        Son günlerde medyada, sırf din ve dindarları ajite etmek ve onları kötülemek için maksatlı yazılan yazılar sonunda Radikal yazarı Hakkı Devrim'i de çileden çıkardı.

        İşte, gazetelerde çıkan haberlerlerle ilgili olarak "Utanıyorum ve Acıyorum" diyen Hakkı Devrim'in o yazısı...


        Laik olmayan işte tam bu tavır

        Taksim’de Cumhuriyet Anıtı önünde çekilmiş kara çarşaflı kadın fotoğrafı. Veya topal leylekle ilgilenen Eyüplü imam haberi. Bu tür haber ve fotoğraflara hep karşı çıktım.

        Dün aynı rahatsızlığı, bir güzel kadının plajda çekilmiş fotoğrafını (Akşam’da) görünce duydum. Başlık «Damat cumada yeni gelin plajda» diye verilmiş.

        Damat Uğur Pektaş (Arka Sokaklar’ın Murat’ı) ile gelin Gamze Özçelik (aynı dizinin Zeynep’i) bu yakında evlendiler. Gamze, bir utanmaz erkek arkadaşı yüzünden çok sıkıntılı günler geçirdi. Pekâlâ da oyuncu. Uğur da yakışıklı bir genç adam ve belli ki oyunculuğu seviyor.

        Seyircileri olarak ilgi duyduğum, sevgi beslediğim gençler.

        Haberi de söyleyeyim size:

        «Balaylarını Büyükada’daki bir otelde geçiriyorlarmış. Cuma günü Gamze otelin plajında güneşlenirken, Uğur cuma namazını kılmak için camiye gitmiş.

        Bir not daha: «80 kişinin katıldığı düğünlerinde içki servisi yapılmadığı da konuşulmuştu.»
        *
        Allah müstahakınızı versinden öte bir şey diyemem size. Laiklik diye diye size öğretebildiğimiz işte bu... Ben bunu, sizin analarınıza babalarınıza öğretme durumunda olanlar neslindenim. Asıl kabahatli biziz... Kürtlerin Kürtçe konuşmasını yasaklayarak; Laiklerin namaz kılan eşinden gocunmamasını yadırgayarak, bu zavallı durumlara biz düşürdük sizi.

        Aslında genç meslektaşlarımdan da ben özür dilemeliyim.

        Acıyorum ve utanıyorum! Ve keşke Gamze’den ve Uğur’dan özür dileyecek kadar yürekli olabilseniz, diyorum.

        HAKKI DEVRİM/RADİKAL

        Yorum

        • ÇAKAL
          Ağa'nın Adamı
          • 27 Haziran 2007
          • 2545

          #169
          Türkiye yüzde 4,5 holdingler yüzde 22 büyüdü


          En büyük 500 şirketle ilgili rakamlar, ilginç bir durumu ortaya çıkardı. Geçtiğimiz yıl Türkiye'nin büyüme hızı yüzde 4,5'te kalırken, dev firmaların gelirleri ortalama yüzde 22 arttı.

          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

          Yorum

          • simurg
            Administrator
            • 10 Mart 2007
            • 9248

            #170
            ÇAKAL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
            Türkiye yüzde 4,5 holdingler yüzde 22 büyüdü


            En büyük 500 şirketle ilgili rakamlar, ilginç bir durumu ortaya çıkardı. Geçtiğimiz yıl Türkiye'nin büyüme hızı yüzde 4,5'te kalırken, dev firmaların gelirleri ortalama yüzde 22 arttı.

            http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=708257
            BİR DE SABİT GELİRLİ VATANDAŞ NE KADAR KÜÇÜLDÜ BUNUN İSTATİSTİKLERİ YOK MU...
            https://twitter.com/keyborsa_simurg

            Yorum

            • güneşş
              Tecrübeli
              • 08 Ocak 2008
              • 742

              #171
              simurg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
              BİR DE SABİT GELİRLİ VATANDAŞ NE KADAR KÜÇÜLDÜ BUNUN İSTATİSTİKLERİ YOK MU...
              %230:36_1_13:

              Yorum

              • MAGGGMA
                ...................
                • 12 Haziran 2007
                • 1375

                #172
                İnme sakın

                Yorum

                • ÇAKAL
                  Ağa'nın Adamı
                  • 27 Haziran 2007
                  • 2545

                  #173
                  Taraf'tan ilginç iddia: Genelkurmay, Dağlıca'ya baskın ihbarını kabul etti


                  Genelkurmay Başkanlığının Dağlıca basıkınının önceden bilindiği iddiasına karşılık yaptığı açıklamaya, iddianın sahibi Taraf gazetesi ilginç bir iddiayla daha karşılık verdi.

                  Taraf, bugün manşetten verdiği 'İşte Dağlıca Tedbirleri' başlıklı haberde, Dağlıca'da Genelkurmay'ın iddia ettiği gibi ilave önlem alınmadığını, tam tersine önlemlerin gevşetildiğini ileri sürdü.

                  GÜVENLİK ARTMAMIŞ, AZALMIŞ

                  Habere göre, Dağlıca'da saldırı öncesinde bölükteki asker sayısı 250'den 80'e düşürülmüştü. Baskına uğrayan tepeyi korumakla görevli nöbetçi erlerin sayısı 100'den 26'ya indirilmişti. Hakim tepelerde her mevzide en az 3 asker bulunması gerekirken, bu sayı bire indirilmişi. Taburdaki askerler baskından iki gün önce helikopter talep etmiş ancak bu istek karşılanmamıştı. Taaruz tipi el bombaları baskından 10 gün önce toplanmış, yenileri ise verilmemişti. Baskın gübü taburun üç komutanı da izinliydi. Tabur komnutanı Onur Dirik bir köy düğününe gitmişti.
                  'SALDIRMIYOR, ELEŞTİRİYORUZ'

                  Gazete ayrınca, 'Genelkurmay'ın toplumu şekillendirme planı' şeklinde gündeme taşıdığı diğer belgenin de arkasında durdu. Genelkurmay bu belgeyle ilgili olarak ilkin 'Komuta tarafından onaylanmış böyle bir belge yok' demiş, Cumartesi akşamı yayınladığı son açıklamada ise belgenin onaylanmış veya onaylanmamış olsun hiçbir şekilde mevcut olmadığını ilan etmmişti. Taraf, bugünkü manşet haberinin içinde yer verdiği kendi açıklamasıyla Genelkurmay'a 'meydan okudu'. Taraf, Genlkurmay çıkışlı CD'lerin elinde olduğunu ve mahkemede belgenin gerçekliğini ispata hazır olduklarını söyledi. Gazete, Genelkurmay'ın 'menfur saldırı' iddiasına da, 'ortada saldırı yok ki menfur olsun, biz sadece eleştiriyoruz' şeklinde cevap verdi.


                  30 Haziran 2008, Pazartesi

                  Asker benim evladım senin kardeşin.İçerde her evden uzaktan yakından akraba var.Son dönemde olanlara üzülmemek elde değil.
                  İsterdim ki G.Kurmayımız bunların arkalarında kimlerin olduğunu biliyoruz diyeceğine kim olduğunu açıklasın.
                  Madem bu adamlar yanlış şeyler yazıyor Milletimin karnına ağrılar sokuyor, çıkarsın C.Başkanına acil toplantı kararı aldırır hükümet,muhalefet ne varsa toplar,haklı olduğunu belgelerle ispatlar, çökersin kafasına.
                  Şayet kendi içinde ülkeme zarar veren bir grup varsa çıkar açıklarsın.Onları temizlersin.
                  Bu kargaşa ülkeye çok zarar veriyor.
                  Allah sonumuzu hayır etsin.
                  Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                  Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                  Yorum

                  • ÇAKAL
                    Ağa'nın Adamı
                    • 27 Haziran 2007
                    • 2545

                    #174
                    Genelkurmay Başkanı'nı asacaksın!
                    Havacı Paşa'dan şok açıklamalar....

                    Artık ses kayıtları sadece Youtube’a düşmüyor. Çeşitli video paylaşım sitelerine düşen ses kayıtları mail yoluyla hızla yayılıyor. Şimdi de

                    isimli sitede "HAVACI PASADAN SOK ACIKLAMALAR!" başlıklı ses kayıtları içeren bir video yayınlandı. Video yer alan diyolaglarda "Genelkurmay Başkanı'nı asacaksın' hezeyanları dile getiriliyor...


                    HAVA KUVVETLERİ'NİN BİR NUMARALI İSTİHBARATÇISI DİNLENDİ


                    Son ses kaydı Hava Kuvvetleri’ne ait iki subaya ait. Tümgeneral Erol Özgil, Alb Gürsel Tokmakoğlu ve sekretere ait olduğu iddia edilen ses kaydında çok çarpıcı cümleler var. Ses Kayıtlarının Tümgeneral Erol Özgil'in Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanı olduğu dönemde çekildiği belirtiliyor.


                    Ses kayıtlarında Hava Kuvvetleri’nin Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri’ne aşırı derecede tepkili olduğu ortaya çıkıyor. Ayrıca medya da konuşuluyor ve Ertuğrul Özkök’ün kökeni üzerine değerlendirmelerde bulunuluyor.


                    TÜRK İNSANININ KANI BOZUK!(Şerefsiz):36_1_15:


                    Sohbet medya dünyasından kayarken, Türk insanına geliyor. Tümgeneral Özgil’e ait olduğu belirtilen ses “Kesinlikle Aziz Nesin’in söylediğine katılıyorum. Türk insanının kanı bozuk” diyor. Sonra konuya sekreteri de dahil oluyor ve Kürtler üzerine konuşulmaya başlanıyor.


                    CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE KOYUN MİLLET


                    Konuşma sırasında konu Cumhurbaşkanlığı seçimlerine geliyor. Tümgeneral, “Bence olması lazım cumhurbaşkanı” diyerek Erdoğan’ı kastediyor. Bunun üzerine sekreteri, 19 Mayıs törenlerine vurgu yaparak “Ya Türbanla gelir oraya oturursa” diyor. Bunun üzerine Tümgeneral “Hiçbir şey olmaz. Bu millet koyunun gen yapısına en yakın millet Türk milleti çıkmış” diyor. Sekreterin gülmesi üzerine Tümgeneral tekrar sözü alarak konuya açıklık getiriyor! “Genlerimiz birer koyun gibi hiçbir şey olmaz bu millet buna layık” diyor.


                    KALDIRACAKSIN GENELKURMAY NEYMİŞ


                    Sohbet ilerlerken Havacı Tümgeneral aniden eleştirilerini Genelkurmay ve Kara Kuvvetlerine yöneltiyor. Önce “Kaldıracaksın Genelkurmay’ı, Genelkurmay neymiş ya” diyen ses, daha sonra eleştiri dozunu artırıyor.


                    “Aferin Genelkurmay’ı çok takdir ediyorum ya valla” gibi alaycı bir ifadeden sonra Genelkurmay’ın Türkiye’de rayına giren işleri bozduğuna yönelik çok ağır ifadeler kullanılıyor.


                    Tümgeneral eleştirilerini sıraladıktan sonra Başbakan’ın Genelkurmay Başkanı’na soruşturma açması gerektiğini söylüyor.


                    “HALK KARA KUVVETLERİNİ TAŞLAR”


                    Tümgeneral’e ait olduğu iddia edilen ses daha sonra klasik Karacı-Havacı çekişmesini hatırlatan açıklamalara yöneliyor: “Ya ben Başbakan olsam o Kara Kuvvetleri’ni allem ederim kalem ederim harbe sokarım ya. Halkın gözünde küçültmek için. Halk bunları taşlar ya. Ulan … biz size bu kadar vergi verdik o kadar maaş verdik sizin yapacağınız bu muydu? Taşlarlar bunları”


                    MİADI DOLMUŞ 122 BİN TANK MERMİSİ ALINDI


                    Tümgeneral’e ait olduğu iddia edilen ses daha sonra Kara Kuvvetleri’nin yaptığı 122 bin adet tanksavar roketle ilgili eleştiriler yöneltiyor. Kara Kuvvetlerini miadı dolmuş 122 bin tanksavar mermi almakla suçladıktan sonra çok ilginç bir tespitte bulunuyor: “Dünyada 122 bin tank yok ya. Bütün ülkelerin tanklarını topladığın zaman 122 bin sayısına ulaşamıyorsun.”


                    GENELKURMAY BAŞKANINI ASACAKSIN


                    Konuşmanın sonunda ise en çarpıcı bölüm geliyor. Tümgenerale ait olduğu iddia edilen ses şöyle diyor: “Ben her zaman söylüyorum, Türkiye’de 4 kişiyi asacaksan bunlar; Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanıdır diyorum ya…”



                    GAZETECİLERE AĞIR HAKARET!


                    Konuşmalarda Gazeteci Ertuğrul Özkök'in 'Yahudi', Sanatçı Yılmaz Erdoğan'ın ise 'Ermeni' olduğu iddia ediliyor.


                    Daha sonra üçlünün sohbeti Oktay Ekşi ve Nazlı Ilıcak etrafında dönüyor. İki yazara da çok ağır ifadeler kullanılıyor. Sohbetin medya bölümünde Lale Sarıibrahimoğlu’nun neden Genelkurmay’a alınmadığı da anlatılıyor.

                    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                    Yorum

                    • MAGGGMA
                      ...................
                      • 12 Haziran 2007
                      • 1375

                      #175
                      Oğuz ESER / TIMETURK

                      Financial Times’da 1 Temmuz 2008’de yayınlanan ve David O’Bryne imzalı haberde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın son yıllardaki açılımları değerlendirildi. Avrupa’da “kamuya ait petrol firması kalmadığı” eleştirisiyle başlayan yazıda, “bölgedeki problemli yakın tarih” neticesinde, Türkiye’nin güney ve doğusunda çalışan “sınırlı operatör” TPAO’nun İran, Irak, Suriye ve “gözünü kestirdiği” her yerde “fırsatları değerlendirdiği” ifade edildi.

                      TPAO’nun avantajları arasında “teknik yeterliliği” ve “Müslüman kimliği” gösteren O’Bryne, “ülke içinde ve dışındaki Kürt sorununun” ve “İsrail’le stratejik müttefikliğin” komşularla ilişkilerde sorun olduğunu iddia etti.

                      1990’daki Körfez Savaşı öncesinde bölgede aktif rol oynayan TPAO’nun kuzeydeki Kürt bölgesindeki çatışmalar neticesinde ülkede arama yapacak petrol şirketlerinin listesinden çıkarıldığı ancak TPAO Başkanı Uysal’ın “kararın yeniden gözden geçirilebileceği” ile ilgili sözlerini aktaran yazar (Yakın zamanda Bağdat, listenin genişletebileceğini açıkladı), TPAO’nun Shell’le yaptığı Irak doğalgazıyla ilgili yaptığı anlaşmayla yerini sağlamlaştırdığını kaydetti.

                      Karadeniz petrolü Brezilya’yla çıkarılacak

                      Türkiye’nin İran’la yaptığı doğal gaz bölgesiyle ilgili anlaşmayı hatırlatan FT yazarı, TPAO’nun ürettiği gazı, Hazar ve Orta Doğu gazını Avrupa’ya ulaştıracak Nabuca üzerinden Türkiye’ye göndereceğini ancak anlaşmanın ABD’nin İran’a yaptırımlar arasında adı geçtiği için sıkıntıda olduğunu fakat bu yaz içerisinde nihai kararın verileceğini yazdı.

                      O’Bryne, Başkan Uysal’ın “Karada ve denizde yeni rezervlerle ilgili ciddi olasılıklar var” sözüyle Suriye ile yakın zamanda yapılan anlaşmayı ve işbirliğinin Venezüella gibi “özel firmalar” yerine “milli firmalarla” çalışmayı tercih eden ülkelere genişletilebileceği öngörüsüne dikkat çekti.

                      Karadeniz’de keşfedilen 10 milyar varillik petrol rezervini Chevron ve BP gibi firmalara “şamar” olarak niteleyen yazar, TPAO’nun Brezilyalı firma Petrobras’la (400 milyon dolar yatırım yaptı, artırması bekleniyor) yaptığı bu rezervin çıkarılmasıyla ilgili anlaşmayı aktardı. (2010’da ilk kuyular açılmaya başlanacak ve 2015’te tam kapasite üretime geçilecek.)

                      Karadeniz rezerv keşfinin Türkiye’nin Hazar’daki ve Orta Doğu’daki petrol tedarikçilerini “etkileyecek gibi” göründüğünü iddia eden O’Bryne, TPAO Başkanı Uysal’ın, “rezerv tam kapasiteyle işlediğinde Türkiye’nin, “petrol ihraç eden değil ithal eden ülke olacağı” sözlerine de ilginç gönderme yaptı.

                      O’Bryne’in Türkiye rahatsızlığı

                      O’Bryne’in yazısında Türkiye’nin petrol açılımlarından çok da mutlu olmadığı açıkça görülüyor. Özellikle TPAO’nun özel bir firma olmaması ve hatta Müslüman kimliği dahi yazarı rahatsız etmiş gibi.

                      Benzer şekilde Karadeniz’de bulunan ve yazının genelinde hissedilen “Türkiye’de bulunabilecek” diğer rezervlerle ilgili olarak Chevron ve BP’nin fırsatı kaçırdığı eleştirisi “üstü kapalı” olarak yapılırken, Türkiye’nin “petrol ihraç eden ülke” haline gelmesi ihtimalinin “bölge ülkeleri için tehdit” olduğu iddiası satır aralarında seslendiriliyor.

                      Yorum

                      • MAGGGMA
                        ...................
                        • 12 Haziran 2007
                        • 1375

                        #176
                        Sivas'ı unutmayan CHP, Başbağlar'ı hatırlamadı
                        Erzincan'ınBaşbağlar köyünde, 5 Temmuz 1993'te teröristler tarafından katledilen 33 kişi için anma törenleri düzenlenirken, Sivas'ı unutmayan CHP, Başbağları hatırlamadı.



                        Cumartesi, 05 Temmuz 2008 16:46

                        Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde, 5 Temmuz 1993'te teröristler tarafından katledilen 33 kişi, düzenlenen törenle anıldı.

                        Köy meydanında saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan törene Erzincan Valisi Ali güngör, AK Parti Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle, Kemaliye Kaymakamı Yasin Özcan, Erzincan Belediye Başkan vekili Adnan Güler, İl Jandarma Komutanı Albay Recep Gençoğlu ile vatandaşlar katıdı.

                        AK Parti Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle ise Türk milletinin birlik ve beraberliğinin bozulmaması gerektiğini kaydeden Karakelle, şunları söyledi:

                        "Hem Sivas'ta evlatlarını kaybeden anaların acısı hem de Başbağlar'daki anaların acısı yüreğimizi yakıyor. Bugün burada Sivas'ı kınayıp da Başbağlar'ı kınamayanları, yüksek sesle kınıyorum. Biz 70 milyonu kardeş sayıyoruz. 70 milyonu kardeş saymayanlara lanet olsun diyorum. PKK terör örgütüne, içimizdeki hainlere, 'terör örgütü' diyemeyenleri de yüce Türk milleti adına kınıyoruz. Buradan bu vatan için bayrak için canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz."

                        Konuşmaların ardından 2001'de köyde çıkan yangında evleri tamamen yanan 10 aile için yaptırılan afet evlerinin anahtarları hak sahiplerine sunuldu.

                        Törenin ardından, 33 vatandaşın katledildiği bölgede yaptırılan Başbağlar Şehitliği'ne giden katılımcılar, şehitlere dua okudular.

                        MADIMAK'I UNUTMAYAN CHP BAŞBAĞLARI YİNE HATIRLAMADI

                        Başbağlar'da 5 Temmuz 1993'te teröristler tarafından hunharca katledilen 33 kişi için çeşitli partilerden anma mesajları gönderilirken aynı şekilde Sivas'ta katledilen 36 kişi için her yıl duyarlılık gösteren CHP Başbağlar'ı yine hatırlamadı.

                        Her yıl Sivas'ta katledilen 36 kişi için anma törenlerine katılan ve son olarak Madımak Oteli'nin müze olması için girişimlerde bulunan CHP, Sivas olaylarına misilleme olarak gerçekleştirilen Başbağlar katliamı için kılını kıpırdatmıyor. Türkiye'deki tüm siyasi parti yetkilililerinden kınama mesajları gelirken CHP'den henüz herhangi bir açıklama yapılmış değil.

                        TİMETURK / AJANSLAR

                        Yorum

                        • güneşş
                          Tecrübeli
                          • 08 Ocak 2008
                          • 742

                          #177
                          baykaldan geri adım

                          CHP lideri Deniz Baykal'ı, ekranlarda izleyenler bir şeyi çok iyi farketmişlerdir. Geçtiğimiz hafta o tansiyonu yükselten Baykal gitmiş, yerine daha uzlaşkmacı bir kişilik sergileyen siyasetçi tiplemesi gelivermişti.Bu değişim ise akıllara Paksüt'le çekilmiş iki fotoğraf karesi Ankara kulislerine de yansıyan özel görüşmeleri getirdi.

                          Kapatma davası konusundaki sert tavrını yumuşatan Baykal, tansiyonu düşüren açıklamalar yaptı.

                          Bugün yaşananlar yüzünden kimsenin telaşa düşmemesini isteyen Baykal, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla yeni bir Türkiye çıkacağını söyledi.Baykal, "Dava reddedilirse AKP ferahlayacak. Davayla (Ergenekon) hesaplaşma ihtiyacı ortadan kalkacak. Türkiye siyasetinin iç gerilimi ferahlayacak. Bugüne kadarki uygulamalarından ders alacaklar. Anayasa Mahkemesi'nin kararı ne olursa olsun gerekli katkımızı yaparız." dedi.

                          Demokrasi işlemezse bu bizim yenilgimiz olur
                          CHP lideri Baykal, dün akşam Habertürk'e önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan Aktaş'ın sunduğu Basın Kulübü'nde gazetecilerin sorularını cevaplandıran Baykal, kapatma davasını değerlendirirken, demokrasinin işlemesi gerektiğini kaydetti.

                          "Türkiye'de demokrasi işlemez hale gelirse bu, bizim için yenilgi olacaktır. İktidara gelemezsek değil, demokrasi projesi bizim projemizdir. 1950'lerde parçası olduğumuz siyaset çizgisi Türkiye'nin çağdaş bir ülke olması yolunda büyük adımdır." diyen Baykal, bu açıdan laik, demokratik cumhuriyetin korunmasının önemine değindi. Baykal, Ergenekon soruşturmasının kapatma davasına misilleme olarak hazırlandığını iddia ederken, "İstanbul'daki dava bu davadan bire bir etkileniyor. Kapatma olursa da olmazsa da İstanbul'daki dava etkilenir." ifadelerini kullandı.

                          "Başbakan savcıysa bende avukatıyım"
                          CHP lideri, bir soru üzerine, "Ergenekon'un avukatıyım" sözlerine de açıklık getirdi. Baykal, Başbakan'ın soruşturmada savcı gibi davrandığını ileri sürerek şöyle konuştu: "Muhalefet milletin temsilcisidir. Milletin başına gelecek her şeyin savunucusu elbette siyasetçilerdir. Kuddusi Okkır'ı izlerken üzülmüyor musunuz? Bunun elbette bir avukatıyız. Ben zaten halkın avukatı olduğumu iftiharla söylerim. Şimdi Mustafa Balbay için hukuk ihlal edilmedi mi? Ne olacak? Van'daki rektöre ne olduysa ona da o olacak. Adli bir olay mı bu? Elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin. Burada da aynı olay. Bir ülkede başbakan davaların savcısıysa ben de o davaların avukatıyım. Darbe mi var? Nereden çıktı? Toplumu bu fikre hazırlıyorlar. Sanki darbe tehlikesi var. Kimmiş darbeyi yapacak? Emekli komutanlar. Niye görevdeyken yapmadılar? Neye dayandırdılar? Emekli komutanın günlüklerine. Siz onu çağırıp sordunuz mu?"

                          "Ben darbeci değilim"
                          "Darbeci" suçlamalarını kabul etmeyen CHP lideri Baykal, daima sivil, demokratik bir siyaset anlayışının içinde yer aldığını anlattı. CHP içinde yer alanların çoğunun 12 Mart ve 12 Eylül'ün mağdurları olduğunu dile getirdi. Baykal, "Askerlerle ilişki bakımından en büyük mağduriyeti biz yaşadık. Ama hiçbir zaman hesaplaşma içine girmedik. Onlar da işini yapacak, biz de. Herkes işini yapacak. Çok açık bir anlayış içindeyiz. Şu anda da CHP'nin halkın oyu dışında hiçbir iktidar arayışı yoktur." diye konuştu.

                          Baykal'ın eleştirilerinden, parti hesaplarında trilyonluk usulsüzlük tespit eden Anayasa Mahkemesi de nasibini aldı. Mahkeme'nin her sene yaptığı denetimde bu kez rutin dışına çıktığını savunan Baykal, "10 senemize baktılar. Özel bir uzman getirdiler. Sen Maliye Bakanlığı mısın?" dedi.

                          Yorum

                          • ÇAKAL
                            Ağa'nın Adamı
                            • 27 Haziran 2007
                            • 2545

                            #178
                            Tuğcu'dan önemli mesaj



                            Anayasa Mahkemesi eski başkanı Tülay Tuğcu, Anayasa Mahkemesi'nin bir ölçüde siyasallaştığını belirterek, "Bir siyasi partiyi kapayacaksınız, çoğunluğun çıkardığı bir kanunu 11 kişi iptal edecek o zaman siyasallaşma olmayacak, bu mümkün değil." dedi.

                            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                            Yorum

                            • ÇAKAL
                              Ağa'nın Adamı
                              • 27 Haziran 2007
                              • 2545

                              #179
                              Yemekte siyaset yapan Org. Tolon'u uyarmış: Acemi subaylar gibisin


                              Ramiz Ongun, MHP'nin kurucusu Alparslan Türkeş'e yakın bir isimdi.
                              Ergenekon soruşturması derinleşirken, siyaset kulislerinde ilginç diyalogların yaşandığı 'hacı yemeği' konuşuluyor.



                              Kutsal yolculuktan etkilenen eski Başbakanlık Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu'nun verdiği yemeğe ülkücü camianın önde gelen isimlerinin yanı sıra Ergenekon kapsamında tutuklanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon da katılmış. Katılımcıların tek tek söz aldığı yemekte, sert tartışmaların yaşandığı ortaya çıktı. Tolon, rakısını yudumlarken "Memleket elden gidiyor, milleti uyandırmak lazım." ifadesini kullandı. Bu sözlere ülkücü hareketin efsane isimlerinden Ramiz Ongun sert tepki gösterdi: "Sizde vatan, millet işlerine yeni giren genç subayların heyecanını, acemiliğini gördüm. Paşa, kendinizi bu milletten alacaklı mı hissediyorsunuz? Biz memleketi karşılıksız sevdik. Türkiye, eskisinden daha iyi."

                              Başkentteki yemeği Mesut Yılmaz döneminde Başbakanlık müsteşarlığı yapan Yaşar Yazıcıoğlu düzenledi. Oğluna ait Tike Restaurant'a ülkücü camiadan birçok isim davet edildi. Namık Kemal Zeybek, Enis Öksüz, Baki Tuğ gibi tanınmış simalar da katılımcılar arasındaydı. Yemeğin tek asker ve sürpriz misafiri emekli Orgeneral Hurşit Tolon'du. Alkol alan tek isim de o oldu. Katılımcılardan alınan bilgilere göre, hacdan çok etkilendiğini ve bunu paylaşmak için yemek düzenlediğini söyleyen Yazıcıoğlu, misafirlerinden tek tek konuşma ricasında bulundu. Yemeğe damga vuran diyalog, Hurşit Tolon ile Ramiz Ongun arasında yaşandı. Tolon, memleketin çok kötü yönetildiğini söyleyerek "Vatan satılıyor, ülke batıyor. Artık silkinmek, milleti uyandırmak lazım." dedi. Paşa'nın bu konuşmasına Ongun'dan tepki geldi: "Sizde vatan, millet işlerine yeni giren genç subayların heyecanını, acemiliğini gördüm." Bu sözlere şaşıran Tolon, "Ben 50 yıl bu ülkeye hizmet ettim." dedi. Ongun, tekrar söz alarak şunları kaydetti: "Vatana biz de hizmet ettik. 12 Mart'ta, 12 Eylül'de kendimizi siper ettik. 2 dilim, 2 diplomam var. Sayenizde doktora yapamadım. Şu anda 480 milyon alan Bağ-Kur'luyum. Vatanıma, milletime helal hoş olsun. Siz emekli olsanız da makam aracınız, korumanız var. Hâlâ kendinizi bu milletten alacaklı mı görüyorsunuz? Paşa, şunu unutmayın. Biz bu vatanı rütbe, makam için değil, karşılıksız sevdik."

                              Ongun, Namık Kemal Zeybek ile de polemik yaşadı. Zeybek, Tolon'a hitaben, 'Sayın Orgeneralim' diye başladığı konuşmasında, 'Bu devleti ordu kurdu' tezini işledi. Ongun, bu sözlere de karşı çıktı: "Bu devleti millet kurdu." Ongun'un sözlerine bazı isimler, "Millet dediğin bir avuç köylüydü." diye itiraz etti. Ongun ise çarpıcı bir cevap verdi: "O bir avuç köylü dediğiniz insanlar kefen bezini, ununu askere vererek Kurtuluş Savaşı'nı yaptı."

                              Parti hazırlığı yapılan toplantıya Birdal'ı vuran Gülaltay da katılmış
                              Eski Müsteşar Yazıcıoğlu'nun verdiği davetlerin 'hac yemeği' ile sınırlı olmadığı ortaya çıktı. Yazıcıoğlu, yeni bir siyasi oluşum başlatmak üzere İstanbul ve Ankara'da yemekli davetler düzenlemiş. Emekli Orgeneral Tolon da bu toplantıların müdavimleri arasında yer almış. Davetlerin birinde sürpriz bir misafir de bulunmuş: Eski İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal'ı vuran Semih Tufan Gülaltay. Bu ilginç ayrıntı dün Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün köşesinde yer aldı. Özkök, Ankara muhabiri Nurettin Kurt'un 'başarılı bir gazetecilik yaparak' Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Tolon'un ifadelerini 'ele geçirdiğini' yazdı. Ancak ifadelerin bir bölümünün önceki günkü şehir baskısından 'hata' ile çıkarıldığını belirtti. Ardından Tolon'un o ifadelerini aktardı: "İstanbul'a Karadenizlilerin oluşturmayı düşündükleri yeni bir siyasi parti oluşumu ile ilgili olarak düzenlenen bir yemeğe katılmak üzere, Yaşar Yazıcıoğlu'nun daveti ile geldik. Yemekten sonra yine partileşme çalışması olan bir platformdan bahsedildi. Hep birlikte dönerken Anadolu yakası Kadıköy'de bulunan bu yere gittik. Bina dört katlı, görkemli ancak içindekilerin giyim tarzları ve davranışlarının güven vermediği bir yerdi. Üst katta geniş bir odada gençlerden birisi bizi karşıladı, oturduk sohbet ettik. Buradaki davranış ve konuşmalar da hoşuma gitmedi. Yazıcıoğlu ve ben de bu kişi kim diye sorduğumuzda, Akın Birdal'ı vuran Semih Tufan Gülaltay olduğunu öğrendik. Böyle bir insanın yanına geldiğimizden dolayı üzüntü duyduk ayrıldık. Daha sonra benimle kendisi görüşmeye teşebbüs etse de ben yok dedirtip telefonlarına çıkmadım."
                              Ömer Şahin
                              12 Temmuz 2008, Cumartesi
                              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                              Yorum

                              • güneşş
                                Tecrübeli
                                • 08 Ocak 2008
                                • 742

                                #180
                                eruygur-sezer

                                Ergenekon tutuklusu Şener Eruygur'un ADD yöneciliği yaptığı 2006 yılında en önemli destekçisinin Sezer olduğu ortaya çıktı! Haber eski; ancak geçtiğimiz hafta ortaya çıkan bir belge Sezer'in yaptığı yardımın ADD için ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu.

                                Ergenekon ile birlikte Şener Eruygur'un tüm ilişkileri bir kez daha inceleniyor. Haber arşivleri Eruygur'un, Sezer döneminde ADD Genel Başkanı sıfatıyla Köşk'e çıktığını ortaya koyarken, bu görüşmelerin bir bölümünün kamuoyundan saklandığı ortaya atıldı. Söz edilen görüşmelerin yapıldığı tarihler ise bir hayli ilginç. Görüşmelerin gerçekleştiği iddia edilen tarihler, Ergenekon soruşturmasında Eruygur'a yönelik suçlamaların tarihleriyle örtüştüğü belirtiliyor.

                                Önemli bir ayrıntı
                                Eruygur-Sezer ilişkisinde önemli bir ayrıntı da dikkat çekiyor. Hatırlanacağı üzere 2006 yılında Sezer, Köşk'ün bütçesinden çeşitli kurumlara bağışlarda bulunmuştu. Daha önceki dönemler, oldukça uzun olan bu bağış listesi 2006 yılında biraz kısa kalmıştı. Nedeni ise ADD'ye yapılan iki yüklü bağış. Mehmetçik Vakfı, Kızılay ve Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği'ninin es geçildiği bağışlarda Sezer, görev süresince tam 221 bin YTL yardım yaptı. ADD'nin kamuoyuna yansıyan gideri incelendiğinde Sezer'in yaptığı bağışların giderlerle orantılı olduğu ortaya çıktı. Diğer bir ifadeyle Sezer eğer bağış yapmasaydı, Atatürkçü Düşünce Derneği bir çok şubesini kabatmak zorunda kalacaktı.

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information