Ben Filistinliyim.

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ÇAKAL
    Ağa'nın Adamı
    • 27 Haziran 2007
    • 2545

    #31
    Kurşuna dizmediğiniz için teşekkürler, Mübarek! k24k24k24





    Hakan Albayrak bugünkü köşesinde "Gazze'ye deniz yolu açık" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Mısırlı yöneticilerin teşekkür beklentisine, Albayrak yazısında şu cevabı veriyor:

    "Arkadaşlarımızı kurşuna dizmediğiniz için teşekkür ederiz, Sayın Mübarek!"

    İŞTE O YAZI:


    Gazze'ye deniz yolu açık

    Mısırlı yöneticiler “Filistin'e Özgürlük Konvoyu”na gösterdikleri 'yakınlık' için kendilerine teşekkür edilmesini istemişler, iyi mi?

    Arkadaşlarımızı kurşuna dizmediğiniz için teşekkür ederiz, Sayın Mübarek!

    Yapmadığınız bir o kaldı.


    * * *
    İHH İnsani Yardım Vakfı'nın İstanbul'daki genel merkezinde 'Ariş Kahramanları'nı karşılıyoruz…

    Kiminin başı yarılmış, kiminin kolu kırılmış, kiminin boğazında ve sırtında işkence izleri var…

    Bu işin böyle devam edemeyeceğinin resmi.

    Gazzeliler ve onlara yardım etmek isteyenler, İsrail'in insafına terk edilemeyecekleri gibi, Mısır yönetiminin de insafına terk edilemezler.

    Mersin yahut İskenderun'la Gazze arasında bir deniz köprüsü kurulmalı.

    Gazze açıkları ne İsrail'e ait ne de Mısır'a.

    Kendilerinin de böyle bir iddiası yok zaten.

    Yardım gemileri uluslararası sulardan geçip Gazze/Filistin sularına girebilir ve Gazze limanına yanaşabilirler.

    Bunun önünde hiçbir hukuki engel yok.

    Türkiye devleti yardım gemilerinin garantörlüğünü üstlenir veya -tercihan- gemileri bizzat kendisi gönderir ise, askerî engel de olmaz.

    Bölgede devriye gezen İsrail deniz kuvvetleri, adıyla sanıyla TÜRKİYE'ye ateş açacak değil herhalde.


    * * *
    İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Gazze'ye deniz yoluyla yardım ulaştırmak için hazırlıklara başladıklarını duyurdu.

    Şimdi devlet bu projenin arkasında olduğunu duyurmalı, hatta bu projeyi bizzat kendisi ele almalı.

    Birleşmiş Milletler'e demeli ki:

    “Gazze'deki insanlık dramına seyirci kalmamız mümkün olmadığı ve İsrail yahut Mısır üzerinden Gazze'ye ağlıklı bir şekilde yardım göndermek de mümkün görünmediği için, yardımlarımızı Gazze'ye deniz yoluyla ve direkt olarak göndermeye karar verdik. Uluslararası topluluk, sadece yardım malzemeleri taşıdığımızdan emin olmak için, gemilerimizin yüklerini kontrol edebilir. Amacımız tamamen ve sadece insani. Buna rağmen gemilerimize bir taciz sözkonusu olursa, bunu Türkiye Cumhuriyeti'ne saldırı kabul ederiz.”

    Bunları daha önce de yazmıştım.

    Ve eklemiştim:

    Gazze'ye gidecek yardım gemilerindeki heyetlerde başbakan ve bakanlar da -her ihtimale karşı- yer alabilirler.

    İnsanlık namına, rest!


    * * *
    Türkiye devleti böyle bir işe soyunduğunu ilan eder ve ciddi olduğunu en ufak bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya koyarsa, daha gemiler yola çıkmadan Erez ve Refah sınır kapılarının ardına kadar açıldığına şahit olabiliriz.

    İsrail ve Mısır yönetimi, Türkiye'yi insanlığın tartışmasız kahramanı mertebesine yükseltecek olan böyle bir inisiyatifin önüne geçmek için, ambargoyu feda edebilir.

    Her halükarda kazanan Gazze, Türkiye, genel olarak İslam Dünyası ve daha da genel olarak insanlık olacaktır.


    * * *
    Haydi, yapalım bu işi!
    11.01.2010
    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

    Yorum

    • ÇAKAL
      Ağa'nın Adamı
      • 27 Haziran 2007
      • 2545

      #32


      Ben olsam anında görevden alırdım büyükelçiyi.Hadi o puştluk yapmış.Sen niye puşta imkan tanıdın diye.Yerim nezaketini.
      Bu ne la. Başımıza çuval geçirilir nezaket,çıkar bi şeref-siz hasssssss der nezaket...........
      Yeri geldi mi gereği gibi hareket etmek lazım.k24k24k24
      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

      Yorum

      • ÇAKAL
        Ağa'nın Adamı
        • 27 Haziran 2007
        • 2545

        #33



        Sıfatında meymenet yok şeref-sizin.Adi köpek.k24k24k24
        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

        Yorum

        • ÇAKAL
          Ağa'nın Adamı
          • 27 Haziran 2007
          • 2545

          #34
          ÇAKAL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


          Ben olsam anında görevden alırdım büyükelçiyi.Hadi o puştluk yapmış.Sen niye puşta imkan tanıdın diye.Yerim nezaketini.
          Bu ne la. Başımıza çuval geçirilir nezaket,çıkar bi şeref-siz hasssssss der nezaket...........
          Yeri geldi mi gereği gibi hareket etmek lazım.k24k24k24

          Büyükelçi Çelikkol bu hikayeyi hiç duymuş muydu?

          Büyükelçi Oğuz Çelikkol'a yapılan İsrail küstahlığı, Türkiye'de infiale yol açtı. Zaten alçakça işler yapıyorlardı öteden beri; son salvo açıkçası alçaklığın sınırlarını da aştı, iyice çukurlaştılar. Lakin Türk Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'un ‘süklüm püklüm' hali, en az İsrail çirkinliği kadar halkımızı üzmüştür. Kabullenemediğimiz belki de budur. Peki Büyükelçi acaba ne yapabilirdi böyle zor bir durumda kalmamak için?

          Büyükelçi Çelikkol’a öneri: Pembe İncili Kaftanı Oku Büyükelçi Oğuz Çelikkol’a yapılan İsrail küstahlığı, Türk halkının infialine yol açtı. Zaten alçakça işler yapıyorlardı öteden beri; son salvo açıkçası alçaklığın sınırlarını da aştı, iyice çukurlaştılar.
          Gerçi bu çirkinlik, kendi kalibrelerinin bir göstergesi olmuştur… Nitekim, bu küstahlık bumerang gibi dönmüş, kendi çiğlikleri ile dünya nezdinde bir kez daha küçülmüşlerdir.
          Lakin Türk Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’un ‘süklüm püklüm’ hali, en az İsrail çirkinliği kadar Türk halkını üzmüştür. Kabullenemediğimiz belki de budur.
          Büyükelçinin yaşadığı bir talihsizlik değildir; meslekte olur böyle şeyler diye geçiştirilebilecek… İletişim kazası hiç değil… Büyükelçi teammüden cinayete kurban gitmiştir. Sayın Büyükelçi hiç kusura bakmasın, bunda kendi gaflet ve dalaletinin payı büyük olmuştur. Mağdur değildir, mazlum hiç değil… Sayın Büyükelçinin durumunu tek kelime ile özetlemek gerekirse, ona en hafif deyimi ile ‘basiretsizlik’ denir, biraz daha ileri gidersek, ‘sünepelik’ demek icap eder… Kuşkusuz bu hal, Sayın büyükelçinin İsrail karşısındaki kompleksini göstermektedir.
          Madem Türkiye yeni dünya düzeni içinde yeni rollere soyunmaktadır; özellikle bölgede ‘lider ülke’ rolüne oynamaktadır, o halde, Türkiye’nin temsili misyonunu yüklenen elçilerine vizyon yükleme işini ele almakta yarar vardır.
          Elçiliğin ne denli zor bir meslek olduğu görülmüş olmalıdır ve ne denli önemli olduğu…

          Türkiye’nin, zengin bir diplomasi mirası vardır. Osmanlı tarihine bigane kalınamaz.
          Büyük bir istiskalle karşılaşan Büyükelçi Oğuz Çelikkol acaba Ömer Seyfettin hikayelerini sever mi? Pembe İncili Kaftan hikayesini okumuş mudur? Belli ki, Muhsin Çelebi’yi Ömer Seyfettin hikayelerinden bile tanımamaktadır Sayın Büyükelçi… Büyükelçinin şahsında her Türk vatandaşı gibi küçük düşürüldüğünü hisseden biri olarak, ‘keşke’ dedim kendi kendime, “Büyükelçi, keşke Ömer Seyfettin’in Pembe İncili Kaftanı” hikayesini okumuş olsaydı, ‘keşke’…
          Safevi Devleti’nin sultanı Şah İsmail, gözü kara birisidir. Ve azılı bir Osmanlı hasmı…

          Kendisine gönderilen elçilere zulmeder, işkence yaparmış. Dolayısıyla korkudan hiç kimse Şah İsmail’e elçi olarak gitmek istemezmiş. Sadrazamlardan birisi, kimseye boyun eğmeyen Muhsin Çebebi’yi büyükelçi olarak önermiş.
          Muhsin Çelebi, kendisine gelen elçilik teklifini devletine olan sevgisinden ötürü kabul etmiş. Ancak, bu görev için para istememiş. Tüm malını mülkünü ipotek ederek şaşaalı bir heyet oluşturmuş. İpotek parasının bir bölümüyle de o sıralar İstanbul’da herkesin dilinde olan, “Pembe İncili Kaftan”ı geri dönüşünde iade etmek üzere satın almış.
          Osmanlı Padişahı’nın elçisi olarak Tebriz’e giden Muhsin Çelebi, beklendiği üzere Şah tarafından çok kötü karşılanır. Kendisine oturacak bir yer bile gösterilmez. Muhsin Çelebi, büyük paralar vererek yaptırttığı pembe incili kaftanını yere serer; üzerine bağdaş kurup oturur. İşi biter bitmez de izin almadan huzurdan ayrılır.
          Pembe incili kaftanını yerde bırakmıştır. Savaşçılardan biri arkasından koşar. Muhsin Çelebi'ye "Buyurun" der, "Kaftanınızı unuttunuz"…

          Çelebi çıktığı kapıya doğru dönerek, Şah İsmail'in duyacağı bir sesle konuşur: "Hayır, unutmadım, onu size bıraktım. Sarayınızda ulu bir padişahın elçisini oturtacak seccadeniz, şilteniz bile yok... Hem bir Türk, yere serdiği şeyi bir daha arkasına koymaz."
          Muhsin Çelebi olmak kolay değildir; Çelikkol olmanıza da gerek yoktu Sayın Büyükelçi, sadece Oğuz olsanız yeterdi, Oğuz olsanız yeter…

          Bir çift söz de Sayın Bakanımıza: İsrail’e özür dilettiniz; yüreğimizin ateşini soğuttunuz. Bunun için müteşekkiriz… Lakin Mardin’e kadar götürüp çiftetelli oynattığınız Büyükelçilere, biraz da misyon ve vizyon yükleseniz iyi olur Sayın Bakanım...
          Kantarın topuzu kaçtıysa affola. Zira elçiye zeval olmaz derler; malum Türk halkının yüreği yanmıştır, bize de burada elçilik vazifesi düşmüştür.
          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

          Yorum

          • ÇAKAL
            Ağa'nın Adamı
            • 27 Haziran 2007
            • 2545

            #35
            Ahhhhhhhh Filistin'im ah.
            Topikte bile öksüzsün.:040::040::040:
            Sabancı ile Koç bile 2 m2 yere sığdılar ama hâlâ insanoğlu ben dahil gözleri kör ve nankör.Koşturuyoruz kavanoz götlü dünyanın peşinden.
            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

            Yorum

            • JAKO
              Kalender Amca
              • 30 Mart 2009
              • 561

              #36
              Mısır yardım konusunda niçin sorun çıkardı sorusuna yanıt ararken, öğrendiğimiz şu oldu;

              Mısır'ın dinci terör örgütü müslüman kardeşler ile hamas kardeşliği.
              Hamas, müslüman kardeşler terör örgütünün uzantısı olduğunu ilan etmiş tüm Dünyaya, sen, Mısır üzerinden, Hamas'a yardım gönderiyorsun, Mısır ne oluyor burada diyor.
              önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
              otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
              deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
              hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
              hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

              Yorum

              • JAKO
                Kalender Amca
                • 30 Mart 2009
                • 561

                #37
                Müslümanlar ,hikayelerle uyutulan bir kitle olmaya devam ediyorlar.
                Berlin'de soykırım müzesini gezerken, Yahudilerin yaşadıklarını da izliyorsunuz.
                İkinci dünya savaşına kadar bir devlet kurma gereğini düşünmeyen, yaşadıkları topraklar üzerinde, ilerledikleri sanayi ve ticarette başarılı olan bu insanlar, soykırımla birlikte, devlet kurmak istediler, ve yapay devlet olarak kabul edilen İsrail, şimdiki Türkiye'de uyutulanlar gibi, uyutulmuş araplardan topraklarını satın almak sureti ile inşa edildi.
                Amerikan emperyalizminin de öncü kalesi olduğu için, uyutulmuş Arap uluslarına rahatsızlık kaynağı oldu.
                önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                Yorum

                • JHerer
                  Katılımcı
                  • 03 Mart 2009
                  • 2

                  #38
                  Müslümanlar uytulmuşta Yahudiler uyutulmamış mı kalender amca.. ? Dinlerin hepsi aynıdır bana göre..herşeyi mısırlılardan öğrendiniz sonrada dünyaya sattınız.. tek tanrılı din olayından bahsediyorum..bu belayı insanlığın başına siz sardınız..size özenen insanlarda ya hıristiyan ya da müslüman oldu.. selamlar...!!
                  Zeitgeist

                  Yorum

                  • ÇAKAL
                    Ağa'nın Adamı
                    • 27 Haziran 2007
                    • 2545

                    #39
                    Filistin’de tek Türk sanayici


                    7 Şubat 2010 Pazar



                    Türk işadamı Yavuz Eroğlu, sanayiinin hiç olmadığı Filistin’de plastik enjeksiyon tesisi kurdu. Filistin’deki tek Türk yatırımcı olan Eroğlu “Bölgeye yatırım yapmak hem kârlı hem de insani” diyor.

                    FİLİSTİN’DE TEK TÜRK SANAYİCİ - EKONOMİ - HABER - STARGAZETE.COM
                    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                    Yorum

                    • ÇAKAL
                      Ağa'nın Adamı
                      • 27 Haziran 2007
                      • 2545

                      #40
                      Adi köpekler.k24k24k24
                      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                      Yorum

                      • ÇAKAL
                        Ağa'nın Adamı
                        • 27 Haziran 2007
                        • 2545

                        #41
                        İnsanlıktan nasibini almamış mahlüklar.k24k24k24
                        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                        Yorum

                        • ÇAKAL
                          Ağa'nın Adamı
                          • 27 Haziran 2007
                          • 2545

                          #42
                          “Onlar zararlarından emin oldukları için; dostlarını uzak tuttular.
                          Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de; düşmanlarını yakınlaştırdılar.
                          Yakınlaştırılan düşman dost olmadı.
                          Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu.
                          Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu” (Ebu Müslim el-Horasani)
                          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                          Yorum

                          • ENGİN
                            Tecrübeli
                            • 26 Şubat 2009
                            • 609

                            #43
                            lanet olsun soysuzlar

                            Yorum

                            • ufukARIKAN
                              Çalışkan
                              • 23 Eylül 2009
                              • 0

                              #44
                              k24nalet olsun böyle köpeklere,

                              söyleyecek laf bulamıyorum,

                              ama şunu söyleyebilirim,

                              Hitlerin bunlara uyguladığını,

                              bunlar Filistinlilere uyguluyor,

                              nalet olsun bunların soysuzluklarına ve insanlıklarına....k24k24

                              Yorum

                              • balıkçıdoktor
                                Yasaklı
                                • 23 Mayıs 2008
                                • 318

                                #45
                                Ben Filistin'li Çocuk .. !!



                                Ben Filistinli çocuk…
                                Sizin yuvanız gibi sıcacık,
                                Benim de yuvam vardı ufacık.
                                Siz ne kadar şanslısınız!
                                Rüyalarınız bile şen, şakrak,
                                Ben ise rüyamdan bile ağlayarak,
                                Gece uykumun arasında,
                                Uyanıyorum korkarak!
                                Siz yaşadınız mı hiç:
                                Top mermileri arasında bağırarak,
                                Tankların altında ezilirken,
                                Korkuyla uykudan uyandığınızı,
                                Gördünüz mü hiç?







                                Gündüz böyle,gece böyle, rüyada böyle,
                                Hangisi gerçek, hangisi düş,
                                Bilmiyorum ben de.
                                Ben böyleyim işte,
                                Ben, Filistinli çocuk! …

                                Sımsıcak yuvalarınızda,
                                Anneniz, babanız, kardeşleriniz,
                                Neşeyle yaşıyorsunuz siz.
                                Ya ben? Ya ben nasılım? ...
                                Zindanlarda sürünen,
                                Haylini bile unuttuğum babam! ...
                                Kim bilir nerede? ...
                                Yaşıyor mu acaba?






                                Üzülüp ağladığım zaman,
                                Gelip başımı okşayan,
                                Göz yaşlarımı silen bir babam olsaydı! ...
                                Ama yok artık benim babam!
                                Çünkü ben, babası zindanlarda çürüyen,
                                Ona ağıtlar yakıp üzülen,
                                Filistinli çocuk! ...






                                Elinize bir diken batsa,
                                Bir yeriniz kesilse, kanasa,
                                Hele kolunuz, bacağınız kırılsa,
                                Canınız nasıl yanar! ...
                                Nasıl ağlarsınız değil mi acı acı! ...
                                Ya ben nasılım?

                                İşte ben buyum,
                                Ben, Filistinli çocuk!
                                Benim acılarımı ancak,
                                Ağaçlar, kuşlar kadar,
                                Duyabiliyor musun sen? ...






                                Nerde buzullar arasında sıkışıp kalan
                                Balinaları kurtarmaya çalışanlar? ...
                                Nerede petrole batan kuşlara,
                                Üzülüp ağıtlar yakanlar?
                                Nerede sokak köpeklerine acıyıp,
                                Onlara yardıma koşanlar? ....







                                Bir balina, bir kuş, bir köpek kadar,
                                Benim de değerim var.
                                Yıllardır dinmedi gözyaşım,
                                Ben hep ağlıyorum!
                                Göz yaşlarım bile kurudu,
                                Tıpkı çöller gibi!
                                Sen benim gözlerimden yaşların,
                                Aktığını mı sanıyorsun?
                                Senin gördüklerin gözyaşı değil,
                                Onlar, gözyaşı yerine akan,








                                Sizler gülüp oynayın,
                                Halay çekip türkü çağırın!
                                Balinalara yardıma koşun,
                                Petrole batan kuşları kurtarın!
                                Onlar için göz yaşı dökün!
                                Köpekleri kurtarın siz! ...






                                Belki de hiçbir zaman,
                                Artık olmayacak babam! ...
                                Keşke ben de sizler gibi,
                                Koşup "Baba! " diyebilseydim…
                                Kollarına atılıp, sarılsaydım boynuna,
                                Oyunlar oynasaydım onunla.





                                Bir kuş, bir köpek, bir balina kadar
                                Bana yardıma koşmayanlar!
                                Ben inlerken zulüm altında,
                                Ben ezilirken tanklarla,
                                Kollarım kırılırken taşlarla,
                                Herkes bana seyirci kalıyorsa,
                                Utansın bütün insanlık!
                                Utansın bütün dünya!





                                İsrailli askerler tarafından,
                                Kolları taşlarla kırılan,
                                Bacakları tekmeyle, dipcikle ezilen,
                                Feryadıma hayvanlar bile dayanamazken,
                                Herkes tarafından seyredilen,
                                Ben, Filistinli çocuk! ...






                                Damarlarımdan süzülüp gelen kan! ...
                                Ben kan akıtıyorum gözlerimden! ...
                                Ben kan ağlıyorum ciğerimden! ...
                                Yakında o da kuruyacak,
                                Tıpkı göz yaşlarımın kuruduğu gibi!
                                Çünkü ben olmayacağım artık! ..



                                HERKES EVİNDE ÇOCUĞUNA BAKTIĞI ZAMAN BU YAVRULARI HATIRLAMAZSA GÖZYAŞLARIMIZ TİMSAH GÖZYAŞLARINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR....................

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information