Borç yiyen kendi kesesinden yer
Haber :
IMF, Türkiye'ye vereceği para miktarını açıkladı
IMF ilişkilerinde sona doğru geliniyor. Ekonomi kurmaylarının 20 - 40 milyar dolar istediği IMF, Türkiye'ye 19 milyar dolar vermeyi önerdi. Görüşmeler devam ediyor.
Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın "IMF ile anlaşmaya yakınız" açıklamasının ardından, IMF Türkiye’ye vereceği kredi miktarını belirledi.
IMF kaynaklarına göre, Türkiye en az 20 milyar dolar, mümkünse 30 milyar dolara kadar kredi istedi. Ancak IMF buna karşılık Türkiye’ye ancak 19 milyar dolarlık kredi açabileceğini bildirdi.
Türkiye’nin IMF içindeki mevcut kotası çerçevesinde alabileceği azami kredi miktarı 15 milyar dolardı. Ancak son dönemde Türkiye’deki ekonomik büyüme çerçevesinde yapılan kota arttırımı çerçevesinde IMF’in Türkiye’ye “19 milyar dolar” kredi vermeyi önereceği ifade edildi.
IMF’in önerisini 19 milyar dolara kadar çıkartmasına rağmen, Ankara ile IMF arasındaki pazarlıklar sürüyor. Türkiye’nin kredinin “en az 20 milyar dolar” olması üzerinde ısrar ettiği ifade ediliyor.
Yorum :
Borç yiyen, kendi kesesinden yer
Bu habere istinaden bugün saat 17:00 itibariyle İMKB'nin % 9.8 yükseldiği, USD'nin ise % 3.1 gerilediği görülüyor.
Finansal piyasalar bizim olayları algılayış biçimimize göre kendine yön belirliyor. Gerçekte ortada çalışılıp üretilen, insan eliyle yaratılan artı bir değer yok. İşin aslı daha sonra faizi ile birlikte geri ödenmek üzere borç para alıyoruz. IMF borç verdiğine göre demek ki ülkemizin kredibilitesi üst seviyelerde geziniyor.
Bizler dolar düşüyor diye döviz satar, borsa çıkıyor diye hisse alırken yabancılar muhtemelen tam tersine bir tavır sergileyecektir. Bu da onlara elden çıkarmak istediklerini pahalıdan satma, ele geçirmek istediklerini ise ucuzdan alma imkanı yaratacaktır.
Tarir tekerrürden ibarettir. Geçmişteki kriz dönemlerine bakıldığında IMF'nin yabancılara ait borçların ödenmesinde kullanılmak üzere talep eden ülkelere kredi açtığı görülüyor. Yabancı para çıkışı tamamlandığında ise o ülkelerin hükümetleri çarkı çevirmek için devalüasyona başvuruyor. Krizlerin yükü de parasıyla ülke ülke dolaşan yabancı yatırımcıların değil, borç alan ülke vatandaşlarının sırtına biniyor.
Alıcıyı peşin ödemeye teşvik için kasaba tüccarları eskiden yazıhanelerinde "Veresiye deyip borca sarılma. Birgün istenecektir sonra darılma" yazılı bir tabela bulundururdu. O tabeladan bir tane de Bakanlar Kurulu Toplantı Salonuna konulsa hiç fena olmayacak.
Haber :
IMF, Türkiye'ye vereceği para miktarını açıkladı
IMF ilişkilerinde sona doğru geliniyor. Ekonomi kurmaylarının 20 - 40 milyar dolar istediği IMF, Türkiye'ye 19 milyar dolar vermeyi önerdi. Görüşmeler devam ediyor.
Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın "IMF ile anlaşmaya yakınız" açıklamasının ardından, IMF Türkiye’ye vereceği kredi miktarını belirledi.
IMF kaynaklarına göre, Türkiye en az 20 milyar dolar, mümkünse 30 milyar dolara kadar kredi istedi. Ancak IMF buna karşılık Türkiye’ye ancak 19 milyar dolarlık kredi açabileceğini bildirdi.
Türkiye’nin IMF içindeki mevcut kotası çerçevesinde alabileceği azami kredi miktarı 15 milyar dolardı. Ancak son dönemde Türkiye’deki ekonomik büyüme çerçevesinde yapılan kota arttırımı çerçevesinde IMF’in Türkiye’ye “19 milyar dolar” kredi vermeyi önereceği ifade edildi.
IMF’in önerisini 19 milyar dolara kadar çıkartmasına rağmen, Ankara ile IMF arasındaki pazarlıklar sürüyor. Türkiye’nin kredinin “en az 20 milyar dolar” olması üzerinde ısrar ettiği ifade ediliyor.
Yorum :
Borç yiyen, kendi kesesinden yer
Bu habere istinaden bugün saat 17:00 itibariyle İMKB'nin % 9.8 yükseldiği, USD'nin ise % 3.1 gerilediği görülüyor.
Finansal piyasalar bizim olayları algılayış biçimimize göre kendine yön belirliyor. Gerçekte ortada çalışılıp üretilen, insan eliyle yaratılan artı bir değer yok. İşin aslı daha sonra faizi ile birlikte geri ödenmek üzere borç para alıyoruz. IMF borç verdiğine göre demek ki ülkemizin kredibilitesi üst seviyelerde geziniyor.

Bizler dolar düşüyor diye döviz satar, borsa çıkıyor diye hisse alırken yabancılar muhtemelen tam tersine bir tavır sergileyecektir. Bu da onlara elden çıkarmak istediklerini pahalıdan satma, ele geçirmek istediklerini ise ucuzdan alma imkanı yaratacaktır.
Tarir tekerrürden ibarettir. Geçmişteki kriz dönemlerine bakıldığında IMF'nin yabancılara ait borçların ödenmesinde kullanılmak üzere talep eden ülkelere kredi açtığı görülüyor. Yabancı para çıkışı tamamlandığında ise o ülkelerin hükümetleri çarkı çevirmek için devalüasyona başvuruyor. Krizlerin yükü de parasıyla ülke ülke dolaşan yabancı yatırımcıların değil, borç alan ülke vatandaşlarının sırtına biniyor.
Alıcıyı peşin ödemeye teşvik için kasaba tüccarları eskiden yazıhanelerinde "Veresiye deyip borca sarılma. Birgün istenecektir sonra darılma" yazılı bir tabela bulundururdu. O tabeladan bir tane de Bakanlar Kurulu Toplantı Salonuna konulsa hiç fena olmayacak.





Yorum