Cafe Borsa & Muhabbet

Collapse
This topic is closed.
X
Bu konu sabit bir konudur.
X
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • vahhun
    Çalışkan
    • 12 Ağustos 2013
    • 2846

    #1651



    Sizce oylar çalındı mı, çalınmadı mı?..
    *
    İstanbul’un siluetini çaldılar da…
    Şehrin ruhu duymadı…
    Bir de baktılar keçiye benzemiş İstanbul, iki boynuzu var…
    *
    Arabanın deposundaki benzin…
    Her benzin alışımda deponun kapağını açarken daha, arkadaşların hemen yanımda olduğunu bilirim…
    100 liralık aldıysan, 36 liralıktır o…
    *
    Yeşil alanlar, sulaklar, meralar…
    Kıyılar, kumsallar, koylar…
    Dağı çaldılar…
    Gidin bakın Kazdağları’nın yarısı yok…
    Dereyi çaldılar, muhtar kaymakama koştu, kaymakam valiye, vali bakana…
    Bakanı çalmışlardı…
    Bedeli kutudan çıktı…
    *
    Ormandaki domuzları çaldılar…
    Domuzlar farkında değilse bile, içinde yaşadıkları ormanla birlikte Yavuz Bey’in malı…
    *
    Limanlar, fabrikalar, madenler…
    Bankalar…
    *
    Sulukule mesela…
    Bin yıllık kültürlerini çala onaya yaşatan romanlar, dünyanın en açıkgöz insanlarıdır, bir çöplerini olsun kaptırmazlar kimseye, yeryüzünün en açıkgöz ırkı…
    Avlulu şirin evlerinin çalındığını, verilen yedinci kattaki dairede biraz oynamaya kalkınca anladılar….
    Yönetici geldi…
    *
    Cezaevinden her çıkan, demir kapıların önünde gazetecilere ilk iş “Benim beş yılım ne olacak?”
    diyor ya…
    Çalındı işte…
    *
    Makinelerle gelip Ankara’da Devlet Tiyatrosu’nun 60 yıllık tarihi sahnesini çaldılar daha önceki gece…
    Karanlıkta…
    Salonu, gişesi, kapısı duruyor, gidip oturursun ama sahnesini yürüttüler…
    *
    Geldik…
    Oy dediğin kağıt…
    Kağıt fabrikalarının tümünü çalmadılar mı?..
    *
    Hâlâ “Oyları çaldılar mı, çalmadılar mı?” dersen…
    Ayıp olur…
    "Bu işler binaçço ohumanla,ihi paralel çiziyi birbirine deymeyeceh şehilde çizmehlen ossaydu; herkeşler paracuhlarun dibine dibine furardu." ncavus

    Yorum

    • vahhun
      Çalışkan
      • 12 Ağustos 2013
      • 2846

      #1652
      "Bu işler binaçço ohumanla,ihi paralel çiziyi birbirine deymeyeceh şehilde çizmehlen ossaydu; herkeşler paracuhlarun dibine dibine furardu." ncavus

      Yorum

      • YALNIZ EFE
        Çalışkan
        • 20 Ağustos 2011
        • 467

        #1653
        bir alıntı...

        Ülkemiz bugün hukuk devletinden ziyade kanun devleti görüntüsü vermektedir. “Devletin Hukuku” yerine “Hukuk Devleti” anlayışının esas olması gerekir. Kanunları hukuka, hukuku evrensel adalet ve insan hakları esaslarına dayandırmadıkça, Türkiye gerçek bir hukuk devleti olamaz ve uluslararası camiada saygın bir yer edinemez.
        (…) Partimiz, toplumsal düzenin teminatı olan adalet sistemine azami ölçüde güvenin tesisini sağlayacaktır.
        (…) Yapacağımız yeni anayasada,
        * Yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkiler açık, net ve anlaşılabilir bir biçimde belirtilecektir.
        * Yargıç tarafsızlığı ve yargı bağımsızlığı tam olarak sağlanacak, yargıç güvenceleri korunacaktır. * Kolluk kuvvetlerindeki uyum ve hiyerarşiyi bozmamak kaydıyla, adli kolluk kurulacaktır.
        * Devletin en önemli asli görevlerinden biri olan adalet hizmetlerinin hızlı ve kaliteli olarak yerine getirilebilmesi için bütçeden ayrılan ödenekler büyük oranda artırılacaktır.
        (…) Demokrasi hoşgörüye dayanan bir sistemdir. Demokrasilerde vatandaşlardan bir kısmının daha üstün hak ve özgürlüklerden ya da ayrıcalıklardan yararlanması mümkün değildir. Demokrasilerde vatandaşlar, yasaların eşit koruyuculuğu altında özgürce yaşarlar. Farklı tercihlerin rekabeti, sağlıklı bir demokratik sistemin vazgeçilmez unsurlarındandır. Bu yarışta çoğunluğun oyunu alanlar iktidara gelir, tüm ülkenin ya da yerel yönetimlerin sorumluluğunu üstlenirler. Ancak yarışı kazanmak ve iktidara gelmek çoğunluğun iradesini mutlaklaştırmaz.
        (…) Vatandaşların kamuya ait karar mekanizmalarına katılım hakkı, demokratik rejimin tek yönlü bir rejim olmadığına, yönetenler ile yönetilenler arasında iki yönlü bir etkileşimde bulunduğuna işaret eder. Bu yönüyle katılım hakkı sadece vatandaşların seçimlerde oy vermesi değil, kamu ile ilgili kararların alınması, uygulanması ve denetlenmesine katkıda bulunma yollarının açık olmasını ifade eder.
        (…) Partimiz demokrasilerin temel niteliklerinden biri olan toplantı ve gösteri özgürlüğünün daha etkili kullanılabilmesi için gerekli hukuki düzenlemeleri gerçekleştirecektir.

        ve daha yüzlercesi. Bu alıntılar AKP programından. Siz de okuyabilirsiniz.http://www.akparti.org.tr/site/akparti/parti-programi
        Al sana soru…
        Bu parti programında sayılan, yukarıdaki maddelerin altına imza atmayacak kim var Türkiye’de bugün? -

        söylenilenler.....tyanali'den ne bekliyorsunuz?????????

        aynası iştir kişinin lafa bakılmaz


        Yorum

        • detan
          Tecrübeli
          • 31 Ekim 2013
          • 676

          #1654
          tyanali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          kimseyi okuma birader aklını kullan


          Bir gün insan ‘virgülü’ kaybetti, o zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti.

          Bir başka gün ise, ‘ünlem’ işaretini kaybetti . Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor, ne de bir şeye seviniyordu. Üstelik hiçbir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.

          Bir süre sonra, ‘soru işaretini’ kaybetti ve soru sormaz oldu. Hiçbir şey, ama hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne kâinat, ne dünya, ne de kendisi umurundaydı.

          Birkaç sene sonra ‘iki nokta üst üste’ işaretini kaybetti ve davranışlarının sebeplerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.

          Ömrünün sonuna doğru, elinde yalnızca ‘tırnak işareti’ kalmıştı. Kendine has tek bir düşüncesi yoktu; yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.

          Sıra ‘noktaya’ geldiğinde düşünmeyi ve okumayı unutmuş vaziyetteydi!

          A. Kanevsky
          Bu işler çok konuşmakla olsaydı en çok parayı kaynanam kazanırdı!

          Yorum

          • detan
            Tecrübeli
            • 31 Ekim 2013
            • 676

            #1655
            Bu işler çok konuşmakla olsaydı en çok parayı kaynanam kazanırdı!

            Yorum

            • vahhun
              Çalışkan
              • 12 Ağustos 2013
              • 2846

              #1656
              "Bu işler binaçço ohumanla,ihi paralel çiziyi birbirine deymeyeceh şehilde çizmehlen ossaydu; herkeşler paracuhlarun dibine dibine furardu." ncavus

              Yorum

              • pool
                Yasaklı
                • 30 Eylül 2013
                • 298

                #1657
                Bunlar heryerde aynılar ortamı germek, sinir harbi oluşturmak, bölmek,parçalamak ve insanları kendilerine karşı kışkırtıp kavga için zemin oluşturmak..

                Uğraşmamak, uzak durmak en iyisi...

                Kalemle yok edicez bu zihniyeti..!

                Yorum

                • gücsüzkarınca
                  Katılımcı
                  • 22 Mart 2014
                  • 77

                  #1658
                  iyi günler cafe
                  keyifler yerinde mi?

                  Yorum

                  • yetkisiz
                    Katılımcı
                    • 18 Aralık 2013
                    • 80

                    #1659
                    şöyle...kendi halimizde yazacağımız bir platform kalmadı...nereye baksan "var"lar...

                    yılların tecrübesiyle şunu öğrendim ki, "radikal" düşünceler bulundukları ortamı kısa süre içerisinde çürütüp yok ediyorlar...

                    ve o ortamlar bir daha oluşamıyor...

                    öylesine bir virüs bu ...

                    tek çaresi var ; neşter !...

                    Yorum

                    • vahhun
                      Çalışkan
                      • 12 Ağustos 2013
                      • 2846

                      #1660


                      Muazzez İlmiye Çığ, bu yıl 100’üncü yaşını süren genç bir kadın...

                      Bu ülkenin bütün çağdaş insanları, yüreği Atatürk ve vatan sevgisiyle dolu olan bu genç Sümeroloğu çok seviyor.

                      O da bu sevgiye layık olabilmek için (hâlâ) gece gündüz demeden var gücüyle çalışıyor.

                      Dünyada böyle bir şey kaç insana nasip olur bilemem ama Muazzez Hanım, 100 yaşında bu kadar koşuşturmanın arasına bir de kitap sıkıştırdı.

                      Bu kitap onun Başbakan Erdoğan’dan Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’e, Deniz Baykal’dan Kemal Kılıçdaroğlu’na, Doğu Perinçek’ten Ertuğrul Günay’a çok sayıda isme yazdığı mektuplardan ve güncel konulardaki kısa yazılardan oluşuyor.

                      Muazzez İlmiye Çığ, bu mektupların birçoğunda saygı sınırını asla aşmadan çok sert eleştirilerde bulunuyor.

                      İşte 15 Şubat 2013’te Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’e yazdığı mektupta şunları söylüyor:

                      “Türkiye Cumhuriyeti Türk Orduları Genelkurmay Başkanı Sayın Necdet Özel Paşa’ya,

                      Ben 99 yaşında, en ince hücrelerine kadar Türk olan ve bizi ortaçağ karanlığından kurtarmak için başını koyan, bizlerin bu günlere gelmemizi sağlayan aziz, sevgili Mustafa Kemal Atatürk’ün en sadık takipçisi bir kadınım.

                      Yurdumuzun ve devrimlerimizin en büyük güvencesi de dünyada adı söylenen ordumuzdu.

                      Devletin başına demokrasi bayrağı altında gelen bir hükümet bu muazzam orduyu dağdaki eşkıya teröristlerle bir tutarak, tek tek hapislere atıp dağıtmaya başladı.

                      Beni en çok şaşırtan ve üzen, buna gönlünüzün tahammül edip o mevkide yüzünüz kızarmadan, hiç sesiniz çıkmadan oturmanız.

                      Siz Türk milletinin ordusunun başısınız, AKP hükümetinin değil.

                      Arkadaşlarınızın, değerli kumandanlarınızın terör örgütü üyesi olduğuna inanıyor musunuz?

                      Sesiniz çıkmadığına göre kabul ediyorsunuz demek.

                      Yazıklar olsun size, o üniformanıza!

                      Hayatımın son günlerinde ülkem için, halkımız için içim yanıyor. Ülkemiz korkunç bir uçuruma doğru gidiyor. İçimiz, dışımız düşmanlarla sarılı, gemi batmakta.

                      Bunları görmüyor, fark etmiyorsanız; keyfinize bakın paşa hazretleri!
                      "Bu işler binaçço ohumanla,ihi paralel çiziyi birbirine deymeyeceh şehilde çizmehlen ossaydu; herkeşler paracuhlarun dibine dibine furardu." ncavus

                      Yorum

                      • vahhun
                        Çalışkan
                        • 12 Ağustos 2013
                        • 2846

                        #1661
                        "Bu işler binaçço ohumanla,ihi paralel çiziyi birbirine deymeyeceh şehilde çizmehlen ossaydu; herkeşler paracuhlarun dibine dibine furardu." ncavus

                        Yorum

                        • vahhun
                          Çalışkan
                          • 12 Ağustos 2013
                          • 2846

                          #1662
                          "Bu işler binaçço ohumanla,ihi paralel çiziyi birbirine deymeyeceh şehilde çizmehlen ossaydu; herkeşler paracuhlarun dibine dibine furardu." ncavus

                          Yorum

                          • pool
                            Yasaklı
                            • 30 Eylül 2013
                            • 298

                            #1663
                            yetkisiz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                            şöyle...kendi halimizde yazacağımız bir platform kalmadı...nereye baksan "var"lar...

                            yılların tecrübesiyle şunu öğrendim ki, "radikal" düşünceler bulundukları ortamı kısa süre içerisinde çürütüp yok ediyorlar...

                            ve o ortamlar bir daha oluşamıyor...

                            öylesine bir virüs bu ...

                            tek çaresi var ; neşter !...
                            Çok sayın rallici başkanımıza duyrulur..

                            Yorum

                            • pool
                              Yasaklı
                              • 30 Eylül 2013
                              • 298

                              #1664
                              tarık37 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



                              Terör örgütü PKK, hem de günün tam ortasında Diyarbakır’da yol kesiyor, kimlik kontrolü yapıyor. Ancak güvenlik birimleri, “çatışma çıkabileceği ihtimali” nedeniyle PKK teröristlerine müdahale etmiyor. Yolcuların anlattığına göre güvenlik güçleri, “çözüm sürecine zarar gelmesin, propagandalarını yapıp giderler” diye müdahalede bulunmuyorlar.

                              Aynı şey Batı’da olsaydı neler yaşanırdı acaba? Birkaç müslüman, hem de silahsız olarak yol kesip inançlarının propagandasını yapsalardı, mesela “içinde yaşadığımız devlet sisteminin İslam’a aykırı nitelikler taşıdığı”ndan falan söz etselerdi, aynı güvenlik güçleri nasıl davranırdı? Derhal müdahale eder, o müslümanları içeri alır ve en ağır cezaları almaları sağlanırdı, değil mi? Bir de üzerlerine “el-Kaide” etiketi yapıştırdın mı, artık o müslümanların gün yüzü görmeleri mümkün olmazdı. Nitekim, hiçbir silahlı eylemleri olmadığı, hiçbir şiddet eylemine bulaşmadıkları halde, “sırf Hilafet istiyorlar diye” Hizbu’t-Tahrir mensuplarına yapılanları görüyorsunuz.

                              PKK sadece yol kesip kimlik kontrolü yapmakla kalmıyor. “Yerel güvenlik birimleri” oluşturup şehrin ortasında yanaşık düzen eğitimi veriyor. “Sivil ve idari örgütlenmeler”ini en küçük yerleşim birimlerine kadar indirip bölgeye yaygın olarak yerleşiyor. İktisadi birlikler kurup, adına da “Kürdistan” diyebiliyor ve böylece, zaten “zihni altyapı”sı tamamlanan “bölünme”nin “fiili kurumlar”ı ve “kavramsal algı”sı da yapılandırılabiliyor. Örneğin, doğrudan “bölünme”yi çağrıştıran bir hamle olarak, “kimlik, kültür ve dil esaslı markaların oluşturulması” amacıyla, “Kürdistani duygular”ı olan, “Kürdistan ekonomisi”ne katkıda bulunmak isteyen kişiliklerin yürüteceği “Kürdistan Sanayici ve İş Adamları Derneği (KURDSİAD)” kurulabiliyor. Hatırlayın, daha önce de yine Diyarbakır’da “Kürdistan”lı Parti, “Partiya Demokrata Kürdistan Türkiye (PDK-T)” kurulmuştu.

                              Eğer Devlet/Hükümet paralel yapılara müdahale edecekse, işe Güneydoğu’dan başlayıp, önce PKK-KCK’yı çökertmeli değil mi?

                              http://www.habervaktim.com/yazar/644...neydoguda.html
                              Altındaki bir yorum.. Gayet mantklı bir yazı yazmış..

                              ..

                              Bir Kürt olarak bu tespitlerin kesinlikle haklı olduğuna ve baskıcı-zorba-marksist zihniyetli PKK=BDP=HDP=KCK=YDG-H terör yapılarının Kürt halkı üzerinde Stalinist bir zorbalıkla demokratik olmayan seçim üzerinden ayrılma ve İsrail şubesi olacak bir yönetime hazırlandığını iliğime kadar hissetmekteyiz. Her iki paralel yapı (Haşhaşiler ve PKK) ile de koordineli mücadele edilmelidir

                              Yorum

                              • tyanali
                                Yasaklı
                                • 09 Ekim 2009
                                • 462

                                #1665
                                nimişşşş sinir harbi oluşturmak mış egede bi kaç şehir dışında nerde kalmış kim kime saldırıyor acaba

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information