Altin vurus 2

Collapse
Bu konu sabit bir konudur.
X
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • Cobalt
    Katılımcı
    • 25 Kasım 2011
    • 149

    #196
    bikmisbroker Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu topikde XU100 US$ degeri verip "Assagi gecilirse yeniden degerlendirme yapariz" demistim.
    Alttaki Grafik bu hafta zurnanin ZIRT dedigi yere degdigimizi gosteriyor....
    Lutfen her okuyan kendi anlayisi cercevesinde cikarimlar yapsin.
    Babo abi altın vuruş topiğini adım adım izliyorum. aklımda kalan kısa notlar.

    1) kısa vadeli dip beklentiniz 57.*** idi. onun altına geldik.
    2) 31.1 dolar altında kapanışla birlikte tekrar değerlendirme yapacaktınız. yukarıda yapmışsınız. çok teşekkürler.
    3) Ancak aklıma kalan bir 20 Euro stop loss değeri vardı. Şu anda 23.5 Euro civarındayız.
    4) Daha önce endeks 50-52 bin seviyesine gelse de altın vuruş ihtimali ortadan kalkmaz demiştiniz bir arkadaşa.

    Yukarıdaki son grafiğinizde ise buraları tuttu tuttu yoksa eşhedü yazmışsınız.

    Babo abi 54.000'li seviyeler tutmazsa yine de 20.00 Euro değerini mi en son çare olarak bekleyelim ? yoksa yukarıdaki son grafiğinizde belirttiğiniz gibi 54.000 li seviyeler tutmazsa eşhedü çekip buraya kadarmış mı diyelim.

    Ben her halukarda haklı çıkacağına inanıyorum. Daha önce defalarca yazdığım gibi. Babo bu borruu deeel. bu topik boşuna açılmış olamaz.

    ama 54.000 mü ya da 20 euro altı mı altın vuruşun geçerliliğini yitirmesi konusunda son bir açıklama yaparsanız sevinirim.

    teşekkürler...

    Yorum

    • Cobalt
      Katılımcı
      • 25 Kasım 2011
      • 149

      #197
      bikmisbroker Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
      Keske AYİ kardes.

      Ancak sunu rahatlikla ifade edebilirim ki ekonomi yonetiminde 1960 dan beri hickimse mevcut iktidar kadar basarili olamadi.

      Mevcut hukumet Bazi konularda bugune kadar cok basarili hamleler yapti.
      Abi inan bana dışarıda yaşayanlar bizi bizden daha iyi görüyor,tanıyor. biz kavrayamıyoruz bazı gelişmeleri. Hala eski türkiye zannediyoruz kendimizi.

      Yorum

      • bikmisbroker
        BaBo
        • 27 Şubat 2009
        • 1009

        #198
        Cobalt Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
        Babo abi altın vuruş topiğini adım adım izliyorum. aklımda kalan kısa notlar.

        1) kısa vadeli dip beklentiniz 57.*** idi. onun altına geldik.
        2) 31.1 dolar altında kapanışla birlikte tekrar değerlendirme yapacaktınız. yukarıda yapmışsınız. çok teşekkürler.
        3) Ancak aklıma kalan bir 20 Euro stop loss değeri vardı. Şu anda 23.5 Euro civarındayız.
        4) Daha önce endeks 50-52 bin seviyesine gelse de altın vuruş ihtimali ortadan kalkmaz demiştiniz bir arkadaşa.

        Yukarıdaki son grafiğinizde ise buraları tuttu tuttu yoksa eşhedü yazmışsınız.

        Babo abi 54.000'li seviyeler tutmazsa yine de 20.00 Euro değerini mi en son çare olarak bekleyelim ? yoksa yukarıdaki son grafiğinizde belirttiğiniz gibi 54.000 li seviyeler tutmazsa eşhedü çekip buraya kadarmış mı diyelim.

        Ben her halukarda haklı çıkacağına inanıyorum. Daha önce defalarca yazdığım gibi. Babo bu borruu deeel. bu topik boşuna açılmış olamaz.

        ama 54.000 mü ya da 20 euro altı mı altın vuruşun geçerliliğini yitirmesi konusunda son bir açıklama yaparsanız sevinirim.


        teşekkürler...
        yazdiklarimin boylesine guzel okunmasi hosuma gidiyor.
        Bu anlamda tesekkur ederim.

        20 Euro ve alti "altin vurus biter" dusuncemde bir degisiklik yok.
        Ustteki grafik ile vurgulamak istedigim ise hafta sonu itibari ile endeksimizin geldigi kritik noktadir.
        Siyah diagonal destegin bu kadar erken test edilmesi ne dikkat cekmek istedim.
        "esheduenlaa" ile de siyah diagonal destek ile hemen altindaki siyah yatay destek arasinda olusabilecek cok KANLİ Furusmalara dikkat cekmek istedim.

        Mal almak isteyen ve de Altin Vurus'a inananlarin mallanacaklari esas bolge buralar.
        Yatay siyah destegin assagi dogru kalici olarak kirilmasini "simdilik" beklemiyorum.
        Aksine bu seviyelerden olusacak/gelisecek Tepki cikisinin gucunun cok iyi izlenmesi gerektigini dusunmekteyim.

        Yorum

        • filozof16
          Katılımcı
          • 10 Temmuz 2011
          • 144

          #199
          sn.bıkmısbroker...öyle yazıyorsunuz ki..yazıları felsefe metni titizliğinde okumak mecburiyetinde kalıyoruz...
          şimdi de hem boltladığınız...hem de tırnak içine aldığınız...
          ''ŞİMDİLİK''...kelimesine takıldık kaldık... bu zor günlerde....hazine değerinde...
          peki....siyah desteğin 2012 de kırılması sözkonusu olabilir mi...
          yanıtlamak zorunda değilsiniz...saygılar...
          hiçbirşey göründüğü gibi değildir

          Yorum

          • JAKO
            Kalender Amca
            • 30 Mart 2009
            • 561

            #200
            bikmisbroker Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
            Keske AYİ kardes.

            Ancak sunu rahatlikla ifade edebilirim ki ekonomi yonetiminde 1960 dan beri hickimse mevcut iktidar kadar basarili olamadi.

            Mevcut hukumet Bazi konularda bugune kadar cok basarili hamleler yapti.
            Gözünün yağını yiyim BaBo!! Sen de mi? Ben niye göremiyorum? Somut bir iki örnek mümkün mü?
            önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
            otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
            deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
            hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
            hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

            Yorum

            • cayata
              Katılımcı
              • 19 Ağustos 2011
              • 98

              #201
              JAKO Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
              Gözünün yağını yiyim BaBo!! Sen de mi? Ben niye göremiyorum? Somut bir iki örnek mümkün mü?
              Bence ekonomide yaptıkları pek bir şey yok. küresel sistemle (ABD&ESRAİL) uzlaşmaz görünüp her dediklerini yaptıkları için finansal kriz çok sert etkilemedi.(2001 dewülasyonu da war)

              BİR DE EN İYİ YAPTIKLARI ENFORMASYON.
              OLMASA BİLE OLMUŞ GÖSTERMEYİ ÇOK İYİ BİLİYORLAR. OLANI DA OLMAMIŞ GÖSTEREBİLİYORLAR.

              Yorum

              • empatiz
                Yeni üye
                • 17 Mayıs 2012
                • 3

                #202
                Somut örneği ben veriyim

                YIL 2002 ASGARI UCRET 300 DOLAR
                YIL 2012 ASGARI UCRET 300 DOLAR

                AZ MATEMATIK BILEN BIRI ŞUNU BİLİR BILESIGI....

                BI YIL YÜZDE 8 BÜYÜ SONRA -14 KÜCÜL SONRA BÜYÜ SONRA KÜCÜL BÖYLE ELDE VAR SIFIR...NEYMİŞ CİNLE AYNI BÜYÜYORUZ :=).... YESİNLER

                Yorum

                • JAKO
                  Kalender Amca
                  • 30 Mart 2009
                  • 561

                  #203
                  Milli gelir 10 misli arttı, asgari ücret niye aynı kaldı, 300 usd? Ve, doların perde arkası nedir? Bu on yılda, neler satıldı? Telekom kaça satıldı ve şimdiye kadar, parasını çıkardıktan sonra üzerine ne kadar ödedik? Son on yılda yabancılar ülke kaynaklarından ne kadarını ülkelerine kar olarak transfer ettiler? Son on yılda gelir dağılımı ne kadar bozuldu? Et kaç liraydı, kaç lira oldu?
                  Ve doların fiyatı ile hükümetlerin alakası nedir? Dolar , faiz, borsa... Yabancı para hareketlerinin oluşturduğu piyasa dengesi ile hükümetlerin alakası nedir?
                  Denizli Basma Fabrikasının öyküsünü okudunuz mu? Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kuruldu, dış borcu yok, alacağı var. Türkiye Cumhuriyeti, Çin halk cumhuriyetinden 26 yıl önce kuruldu, ne zaman bu kadar borçlu ülke konumuna geldi? Türkiye Cumhuriyeti neden Amerika Birleşik Devletlerinde8n sonra dünyann en çok cari açık veren ülkesi? Dolar fiyatı ile ilgisi nedir? 57 Yılda yaptıklarımızı, bu milletin birikimini, son on yılda kaça sattık?
                  Duble yollardan başka ne yaptılar da benim haberim yok? Dağlarını limanlarını denizlerini derelerini sattılar, yeraltı kaynaklarını sattılar, bütün zenginliklerini sattılar. Hangi taşı, hangi taşın üzerine koydular da ben göremedim?
                  önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                  otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                  deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                  hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                  hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                  Yorum

                  • JAKO
                    Kalender Amca
                    • 30 Mart 2009
                    • 561

                    #204
                    AKP Milletvekili Turhan Çömez’in Açıklamaları: “Bağdat’a ilk bomba düştüğünde parayı isteriz” dediler
                    önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                    otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                    deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                    hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                    hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                    Yorum

                    • JAKO
                      Kalender Amca
                      • 30 Mart 2009
                      • 561

                      #205
                      ANKARA (ANKA) – Ekonomi yönetiminde değişik yapan 60′ıncı AKP hükümetini, ekonomide ciddi yapısal sorunlar bekliyor.
                      Dört buçuk yıl iş başında kalan 59′uncu AKP hükümetinin uyguladığı ekonomi politikaları, bazı makro ekonomik göstergelerdeki parlak tablo yanında, “canlı bomba” niteliğinde rekor boyutlarda sıcak para hacmi, yüksek cari açık, ikiye katlanmış iç-dış borç stoku ve daha da büyümüş bir işsizler ordusuna yol açtı. 60′ıncı AKP hükümetinden işsizlik, dış açıklar ve borcun azaltılması, üretim artışına dayalı büyüme, gelir dağılımının düzeltilmesi ve sıcak paranın yol açabileceği olası ekonomik krizlere karşı gerekli önlemleri alması bekleniyor.
                      2001 yılında yaşanan ağır ekonomik krizin ardından iktidara gelen AKP, tek parti hükümeti olma şansını kullandı. 2002 seçimleri öncesi kullandığı söylemin aksine IMF’nin ekonomi politikalarını ödünsüz sürdüren AKP, Türkiye’yi sıcak para cenneti haline getirdi. AKP döneminde hızlanan sıcak para girişlerinin sağladığı zincirleme gelişmelerin makro ekonomik göstergelerde kağıt üzerinde yarattığı “ekonomik başarı” algısı, giderek büyüyen yapısal sorunları gizledi. On kat dolayında artarak 100 milyar dolara yaklaşan sıcak paranın etkisiyle dövizin ucuzlaması, enflasyonu düşürüp, ithalata dayalı hızlı bir büyüme süreci yaşatırken, Türkiye’nin dış ticaret ve cari işlemler açıkları ile iç ve dış borçlarını ise tehlikeli boyutlara taşıdı. AKP’nin büyüme modeli, Türkiye’nin değil, başka ülkelerin üretim ve istihdam artışına katkı yaptı. Büyümenin istihdam yaratmaması nedeniyle, işsizlik azalmak bir yana daha da artarak kronikleşti. AKP döneminde gelir dağılımı daha da bozuldu; faiz, rant ve kar elde edenlerin milli gelirden aldığı pay artarken, ücretlinin payı geriledi, çiftçi ise en fazla yoksullaşan kesim oldu.
                      SICAK PARANIN SERÜVENİ
                      2002 yılında 8.9 milyar dolar dolayında bulunan sıcak para stoku, tek parti iktidarının iş başında olduğu son dört buçuk yılda küresel finansal sisteme entegrasyonu artan Türkiye’nin verdiği aşırı yüksek faizin spekülatif kara dayalı yabancı fonları giderek artan biçimde kendisine çekmesi sonucu, kartopu gibi büyüdü. 2003 sonunda 15.9 milyar, 2004′te 30 milyar, 2005′te 58 milyar, 2006′da 65.4 milyar dolar olan sıcak para hacmi, bu yıl 27 Temmuz itibariyle 95.9 milyar dolara kadar yükseldi.
                      SICAK PARA DÖVİZİ UCUZLATTI
                      2002 yılında 1.50 olan ortalama dolar kuru, küresel şoklara ve bazı iç gelişmelere bağlı çıkışlar dışında süren yoğun sıcak para girişleri nedeniyle sürekli düşerek, 2003′te 1,49, 2004 yılında 1,42, 2005′te 1,34 YTL oldu. 2006 yılı ortalamasında mayıs-haziran dalgalanmasının etkisiyle biraz yükselerek 1.43 YTL’ye çıkan ortalama dolar kuru, yılbaşından bu yana olan döneminin ortalamasında ise 1,35 YTL düzeyinde oluştu.
                      DİBS faizlerinin yüzde 18-20 dolayında seyrettiği, İMKB’nin yıllık getirisinin yüzde 50′ye yaklaştığı ortamda, kurların gerilemesi, sıcak para getirenlerin karını katladı. Dışarıdan döviz getirip Türkiye’de değerlendirenler, başka ülkelerde 10-15 yılda alabileceği getiriyi, bir yılda elde ettiler. Bu yolla Türkiye ekonomisinden dışarıya rekor boyutta bir kaynak transferi yaşandı.
                      KUR DÜŞÜK FAİZ YÜKSEK
                      2002 sonunda yüzde 50′ye yaklaşan iskontolu ihalelerde ortalama yıllık bileşik iç borçlanma faizi 2005′te yüzde 14′lere, 2006 yılının nisan ayında da yüzde 13′lere kadar çekilirken, mayıs haziran aylarında yaşanan küresel dalgalanmada, sermaye kaçışını önlemek için ekonomi yönetimi yeniden faiz silahına sarıldı. Yeniden yükselerek yüzde 20′ler düzeyine çıkan faizde izleyen dönemde önemli bir düşüş sağlanamadı. Kurlar gerilerken faizin yüksek seyri, Türkiye’ye sıcak parayı çeken unsurların başında geldi.
                      DÜŞÜK KURLA SANAL BÜYÜME
                      Türkiye, 2003 başından bu yılın nisan ayına kadar olan 22 çeyrek boyunca kesintisiz büyüme rekoru kırdı. Ancak, ucuz dövize bağlı ithalat artışının etkili olduğu büyüme, Türkiye yerine başka ülkelerin üretim ve istihdamını artırdı.
                      Kurlardaki aşırı düşüş, toplam ve kişi başına milli gelirin olduğundan yüksek gözükmesine de yol açtı. 2003-2006′yı kapsayan dört yıllık dönemde deflatör bazında enflasyon yüzde 58′e ulaşırken, dolar kuru cari olarak yüzde 5, reel olarak yüzde 40 geriledi. Milli gelir dört yılda sabit fiyatlarla sadece yüzde 32.7 büyürken, reel kurdaki düşüş nedeniyle, 2002 sonunda 181 milyar dolar eden GSMH yüzde 122′lik artışla 2006 yılında 400 milyar dolara dayandı. Bu dönemde kur enflasyon kadar artsaydı, 1 dolar 2006 ortalamasında 2.4 YTL olacak ve 399.7 milyar dolara yükselen milli gelir 240 milyar dolar, 5 bin 477 dolar çıkan kişi başına milli gelir ise 3 bin 598 dolar çıkacaktı.
                      GELİR DAĞILIMI KÖTÜLEŞTİ
                      AKP’nin ekonomi modeli gelir dağılımını daha da bozdu. Milli gelirden rantiyenin aldığı pay büyürken, ücretli ve çiftçinin payı küçüldü. Üretim ve ithalat vergileri ile sabit sermaye tüketimi çıkarıldıktan sonra geriye “paylaşılan gelir”den faiz, rant ve kar elde edenlerin 2002 yılında yüzde 53,5 olan payı 2006′da yüzde 56.1′e çıkarken, ücretlilerin payı yüzde 34.5′ten yüzde 34.4′e, çiftçinin payı ise yüzde 12.1′den yüzde 9.5′e geriledi.
                      80 YILDAKİ KADAR BORÇLANMA
                      Kasım 2002′de kurulan 58. ve Mart 2003′te kurulan 59. AKP hükümetleri, bu yılın Mayıs sonuna kadar olan dönemde Cumhuriyet tarihindekinin toplamından daha fazla net iç borç borçlanmaya gitti. Özel sektör, Merkez Bankası ve yerel yönetimler hariç olmak üzere sadece merkezi yönetimin tasarrufundaki iç borç stoku Kasım 2002′de 94.1 milyar, 2002 sonunda da 91.7 milyar dolardı. Merkezi yönetimin iç borç stoku, Temmuz 2007′de 196,9 milyar dolara ulaştı. İç borç stoku, 58 ve 59′uncu AKP hükümetleri döneminde yüzde 109 büyüdü. Merkezi yönetimin dış borcundaki artış ise daha yavaş oldu; söz konusu borç 55.8 milyar dolardan 67.7 milyar dolara yükseldi. Merkezi yönetim toplam borcu Kasım 2002-Temmuz 2007 arasında yüzde 76,5 artışla 264.6 milyar dolara çıktı.
                      ÖZEL SEKTÖR DE YÜKSEK KUR RİSKİ ALTINDA
                      Sürekli gerileyen kurun teşvikiyle özel sektörün dış borçları da rekor düzeyde artarak ekonominin cari açıktan sonra yeni yumuşak karnı haline geldi. Bu dönemde iki kata yakın artan özel sektör dış borcu, 44 milyar dolardan, en son açıklanan Mart 2007 verilerine göre 126 milyar dolara çıktı. Reel kesim önemli boyutta bir kur riski aldı. Özel sektör, bu borçları nedeniyle, Türkiye’den sermaye kaçışı olasılığında yaşanacak krizden en fazla etkilenecek kesim haline geldi.
                      REKOR DIŞ AÇIKLAR
                      Döviz kurunun, dalgalanma dönemleri dışında 2002 sonu düzeyinin altında seyrettiği 2003-2006 döneminde yıllık ihracat yüzde 136 büyüyerek 36.1 milyar dolardan 85.5 milyar dolara yükseldi. Ancak, üretim ve ihracatın giderek ithal girdiye bağımlı hale gelmesi nedeniyle, ithalatta daha yüksek oranlı bir artış yaşandı. Aynı dönemde Türkiye’nin ithalatı yüzde 168 artarak 51.6 milyar dolardan 138.3 milyar dolara çıktı. Bunun sonucunda dış ticaret açığı yüzde 241′lik bir artışla 15.5 milyar dolardan 52.8 milyar dolara ulaştı.
                      Bu yıl temmuz sonu itibariyle yıllık ihracat 97 milyar dolar olurken, ithalat 154 milyar, dış ticaret açığı da 57 milyar dolara ulaştı.
                      Dış ticaret açığındaki büyüme Türkiye’yi görülmemiş bir cari işlemler açığıyla karşı karşıya bıraktı. 2002′de sadece 1.5 milyar dolar olan cari işlemler açığı yüzde 2 bin 13′lük bir büyümeyle 2006 yılında 31.7 milyar dolara çıktı. Türkiye 2006 yılında 100 dolarlık büyüme için yaklaşık 82 dolarlık cari işlemler açığı vermek zorunda kaldı. Bu yılın haziran sonu itibariyle yıllık cari işlemler açığı 33 milyar dolara yaklaştı.
                      AB ile müzakerelerin başladığı 2005′ten itibaren hızlanan doğrudan yabancı sermaye girişleri sayesinde rekor cari açığın finansmanında “şimdilik” sorun yaşanmadı.
                      ÖZELLEŞTİRME Mİ, YABANCILAŞTIRMA MI?
                      Türkiye’de 2002′ye kadar gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarının toplam değeri 8 milyar dolarken, AKP iktidarında 21.3 milyar dolarlık özelleştirme işlemi yapıldı. Doğrudan yabancı sermaye girişleri de özellikle 2005′ten itibaren hızlanarak rekor kırdı. 2003 sonuna kadar 1 milyar doları aşmayan Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye girişleri 2006 yılında 20.2 milyar dolara ulaştı. Ancak bunun tamamına yakınını, üretim ve istihdam artışına katkıda bulunacak yeni yatırımlar için değil, özelleştirilen mevcut kamu kuruluşları ya da özel şirketlerin hisse devirleri kapsamında geldi. Sıfırdan yatırım için gelen yok denecek düzeydeki doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının hacmi değişmedi.
                      BÜTÇE GÖSTERGELERİNDE İYİLEŞME
                      Bütçe göstergelerinde önemli iyileşme sağlandı. Bunda bütçe gelirlerinde dolaylı vergilerin payının artması ve son yıllarda artan özelleştirme gelirleri etkili oldu. Dolaylı vergi yükü yüzde 70′e çıktı. Bütçe harcamalarındaki kısıntı ise daha çok faiz dışı kalemlerde yapıldı, faiz yükü azalmadı. Bu dönemde Türkiye yılda ortalama 52 milyar YTL faiz ödedi. Özellikle vergi tahsilatındaki düşüş, faiz ödemelerindeki artış ve seçim yatırımlarının etkisiyle bütçe göstergeleri bu yıl yeniden bozulmaya yüz tuttu. 2007 yılında yüksek boyutta bir bütçe açığı yaşanacağı tahmin ediliyor.
                      BORSA’NIN KARI YABANCIYA
                      2002 yılı ortalamasında 10.986 olan İMKB endeksi, özellikle 2004′ten itibaren hızla büyüyerek 2006 ortalamasında 39.778, bu yıl ilk beş aylık dönemin ortalamasında ise 45.312 oldu. Ortalama endeks, AKP’nin iş başında olduğu dönemde yüzde 312 artış gösterdi. İMKB’de oluşan yüksek getiriden daha çok sıcak para yararlandı. İMKB portföyünde yabancı sermayenin payı yüzde 71,7′ye ulaştı.
                      İŞSİZLER ORDUSU 5 MİLYONU AŞTI
                      AKP döneminde kaydedilen ucuz kura bağlı ve ithalata dayalı yüksek oranlı büyüme, Türkiye’den çok diğer ülkelerin üretim ve istihdam artışına katkı yaptı. Milli gelir kağıt üzerinde hızla büyürken, işsizlik azalmadı. Umudunu yitirerek iş aramaktan vazgeçenler ve eksik istihdamdakiler de dahil edildiğinde 2002 yılında 4.8 milyon olan geniş tanımlı işsizler ordusu, 5 milyonu geçti. (ANKA) (Ankara Haber Ajansı)
                      önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                      otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                      deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                      hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                      hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                      Yorum

                      • JAKO
                        Kalender Amca
                        • 30 Mart 2009
                        • 561

                        #206
                        Sıcak para gelir, dövizdeki sıcak paranın satış baskısı nedeniyle, yüksek arz nedeniyle, döviz fiyatları düşer. Döviz fiyatları düşünce, ithalat cazip duruma gelir. İthal ham madde fiyatları düşer, enflasyon düşer. Enflasyon düştükçe, faizler düşer. Sıcak para faizden aldığını almıştır, borsaya yönelir. Bunun hükümetlerin ekonomik başarıları ile ilgisi yoktur, başarısızlıktır aslında.
                        Ve bunu kurgulayan, hükümetler midir?
                        Sırayla bakalım.
                        Önce özelleştirme dediler, bir Malatyalı dedi.
                        Türkiye'de karşı devrimi bir Malatyalı, eski Amerikan mandacısı bir Malatyalı olan İsmet İnönü'nün, Atatürk ekseninde olamayışı iradesizliği ile ülkeyi Atatürksüz 8 yıl yönetmedeki başarıszızlığından sonra, başka bir Malatyalı olan Turgut Özal'ın 1980 yılından itibaren başlattığı özelleştirme, ülkemizin emperyalizme teslim edilmesinin rotasını çizmiş oldu.
                        Özelleştirme..
                        Globalleşme..
                        Borçlandırma..
                        Sevr koşulları ve teslim alma aşaması..
                        ülke kaynakları yabancılara devir edilmiş, gelir dağılımı bozulmuş, eğitim bozulmuş , eğitim ve sağlıkta fırsat eşitliği bozulmuş.. Ve milletin sahibi olduğu servet, milli servet birilerine peşkeş çekilmiş..
                        Bu ekonomik başarı mıdır? Yok oluş mudur?
                        Duble yollardan başka ne yapmışlardır?
                        önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                        otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                        deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                        hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                        hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                        Yorum

                        • JAKO
                          Kalender Amca
                          • 30 Mart 2009
                          • 561

                          #207
                          İşte Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın şaşırtan özellikleri:

                          1. Fabrika, balolar, danslar ve partiler düzenlemiştir: 1930’ların ortalarına kadar kadınlı erkekli hiçbir toplantıya katılmamış halk, fabrikanın organize ettiği balolar, danslar ve partilerle sosyalleşmiş, özellikle kadın ön plana çıkmaya başlamıştır.

                          2. Fabrikada sinema salonu vardır: 1937 yılında 12 bin kişinin yaşadığı bir kentte, bu fabrika bünyesinde 700 kişilik bir sinema salonu açılmıştır. İki defa memurlara, iki defa işçilere ve iki defa da ustalara olmak üzere haftada toplam altı defa film gösterilmiştir.

                          3. Fabrika Halkevi kurmuştur: Fabrika “Sümer Halkevi” adıyla bir halkevi kurarak halkı her konuda bilinçlendirmeye çalışmıştır. Bir fabrika bünyesinde açılan ilk ve tek halkevi Sümer Halkevi’dir. Halkevinin şubelerinde çalışanların büyük çoğunluğu fabrika işçisidir. Halkevinin, hazırladığı oyunları sergilemesi için fabrika içinde bir sahnesi vardır. Sümer Halkevi biçki-dikiş kurslarında her yıl birçok genç kız meslek sahibi olmuştur. Halkevi civar köylere geziler düzenlemiş, köylülerin sorunlarıyla ilgilenmiş, köylere ilaç ve sağlık elemanı göndererek hastaların tedavisini sağlamıştır.

                          4. Fabrikanın korosu vardır: Fabrika çalışanları arasında bir müzik grubu oluşturulmuştur. Klasik müzik seslendiren grup Nazilli, Aydın ve Denizli’de konserler vererek “çok sesli” müziğin Anadolu’da tanınmasını sağlamıştır. Fabrikada yemek aralarında dünya klasiklerinden eserler okuyan bu koro (grup), işçilerin Beethoven zevke ulaşmalarını sağlamıştır. Fabrikada, çalmayı bilen işçilerin kullanımlarına açık bir de piyano vardır.

                          5. Fabrikanın hamamı vardır: Fabrika bünyesinde kurulan bir hamam, hem işçilere hem de Nazilli halkına hizmet vermiştir.

                          6. Fabrikanın Ressamları vardır: Fabrika bünyesindeki desinatörler belli zamanlarda fabrika dışına çıkarak Nazilli ve çevresinin güzel resimlerini yapmışlardır. Fabrika ressamlarının yaptığı bu tablolar açık arttırmalarda satılmıştır. Resim heykel sergileri de düzenleyen fabrika Nazilli’de güzel sanatların gelişmesini sağlamıştır.

                          7. Fabrikanın spor kulübü vardır: Fabrikanın bünyesinde kurulan lacivert-beyaz renkli Sümer Spor, futbol, basketbol, atletizm, voleybol, bisiklet, güreş, yüzme, boks branşlarında faaliyet göstermiştir. Fabrika bünyesindeki Sümer Spor futbol Sahası Türkiye’nin ilk “alttan ısıtmalı” futbol sahalarından biridir. Ayrıca yine fabrika bünyesinde, basketbol, voleybol sahaları, güreş minderleri, boks ringi, tenis kortu ve paten pisti vardır. Nazilli’de toplumsal kaynaşmayı güçlendiren “paten eğlenceleri” ve” bisiklet yarışları” Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın mirasıdır.

                          8. Fabrika halka bedava basma dağıtmıştır: Bir sosyal fabrika olarak tasarlanan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, altı ayda bir halka “ıskarta basma” dağıtmıştır.

                          9. Fabrikada işçi hakları üst düzeydedir: Çok sayıda işçiyi barındıran fabrika işçi haklarına da çok önem ermiştir. İşçi ve Memur Biriktirme Sandıkları, İşçi Ölüm ve Hasatlık Yardım Sandıkları oluşturulmuş, fabrika içinde işçi sağlığını koruyacak 40 yataklı bir hastane, bir eczane bir de labratuvar kurulmuştur. Nazilli’nin kabusu haline gelen sıtma hastalığı fabrikanın sağlık ekibi tarafından kurutulmuştur. İşçilere mesleki eğitim verilen fabrikada ayrıca işçiler için beş sınıflı bir okuma-yazma kursu, daha doğrusu bir küçük okul vardır. Sümer İlköğretim Okulu adlı bu işçi okulunun 980 öğrenciye sahiptir. Ayrıca bir işçi radyosu ve işçi çocukları için 26 yatak ve 40 mevcutlu bir kreş kurulmuştur. İşçiler ve memurlar, fabrikanın hemen önünde özel olarak inşa edilen 264 dairelik ve 1000 kişilik lojmanlarda çok uygun bir ücretle kalırken, bekar işçiler için 350 kişilik bir “Bekar İşçi Pavyonu” vardır. Lojmanda kalamayan işçi ve memurları şehirden fabrikaya taşımak için düzenli seferler yapan GIDI GIDI adı verilen mini bir tren kullanılmıştır. Fabrika işçilerinin yiyecek ve giyeceklerini temin etmek için fabrika bünyesinde bir kooperatif vardır. Fabrikanın, işçilere hizmet veren güzel ve temiz bir fırını, işçi yemekhanesi, memur kantini ve bir de hamamı vardır.

                          10. Fabrikanın ar-ge bölümü vardır: Daha fabrika açılmadan fabrikada kullanılacak kaliteli pamukların çevrede yetiştirilmesi için 200 adet modern tohum ekme makinesi satın alınmıştır. Yine pamuk işinde kullanılmak üzere birçok modern tarım aleti ve makinesi bölgeye getirilerek çiftçilere dağıtılmış ve bunları nasıl kullanacakları öğretilmiştir. Fabrika içinde mekanik odası, fizik labratuvarı, tarım labratuvarı gibi ar-ge bölümlerinde, fabrikada yapılacak üretimin kalitesini arttırmak için çalışmalar yapılmıştır.

                          11. Fabrikanın atölyesi vardır: Fabrikanın büyük bir atölyesi vardır. Bu atölyenin demirhanesi, marangozhanesi, dökümhanesi, kaynak ve teneke işleri yapan bir kısmı vardı. Diğer fabrikaların ahşap parça ihtiyacı olan makine vurucu kolları burada yapılırdı.

                          12. Fabrikanın elektrik ve su santralleri vardır: Fabrika, bir dönem hem kendi elektrik ihtiyacını hem de Nazilli kentinin elektrik ihtiyacını kendi bünyesindeki bir elektrik santraliyle sağlamıştır. Dört kazan ve üç türbinli olan bu santral, 2500 kw gücündedir. Fabrikanın su ihtiyacını karşılamak için bir de su santrali vardır.

                          İşte Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası… İşte Atatürk’ün “Sosyal Fabrika Projesi”nin ilk uygulaması… İşte genç cumhuriyetin, halkına, insanına, işçisine bakışı…
                          önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                          otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                          deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                          hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                          hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                          Yorum

                          • JAKO
                            Kalender Amca
                            • 30 Mart 2009
                            • 561

                            #208
                            1983 Yılında, Turgut Özal'a biraz güvenmiş ve etkilenmiştim, ne yapmak istediğini 20 yılda anlayabildim. İlk anap hükümetlerinde, vasıflı kabineler vardı, bunu önemsemiştim.
                            Şimdi ise, on yıldır, gelmiş geçmiş en vasıfsız kabinelerle yönetiliyoruz ve bütün emir.. abd'den.. Ve geçen bu emirlerin nasıl verildiği ile ilgili bir konuşmayı izledim, küfür ve hakaretlerin bini bir para.. bizim hükümete amerika'dan emirler böyle tebliğ ediliyor. Yaser Arafat, dünyanın gözü önünde zehirlenerek öldürüldü. 2002 yılındaki ırak işgali için direnen Ecevit'in başına gelenleri hep birlikte izledik, bir anda hastanelik oldu, bir anda şuurunu yitirdi, bir karambol.. Senin ülkende, senin seçtiğin, sana seçmen için sundukları ve senin seçtiğini düşündürdüklerine yaptıkları, yaptıdıkları ile.. arka planı ile olanı biteni görmek ve anlamak lazım.
                            Neden Çin'de fırıldak döndüremiyorlar?
                            Neden ortada Türkiye kalmamışken, başarılı buluyoruz?
                            Bir anda hızla bir pop star gibi yükselen birini kurtarıcı gibi görüyoruz?
                            Kurguyu, perde arkasını düşünemiyoruz.
                            Yaw.. Turban tesislerini hatırlar mısınız? AKÇAY turban tesisleri, bir milyon liraya, albayrak grubuna satıldı. Sadece bu hadiseyi bir gözünüzün önüne getiriverin.
                            Milletin malı, gasp edildi.
                            Şimdi köylerde bedava olan içme sularını paraya çevirmek için hes numarası çeviriyorlar.
                            40 yıl önce asgari ücretle geçinen halkım, bir dolara bir kilo et alabilen yurdum insanı, on dolara bir kilo et alıyor, çünkü.. tarımda üretici değiliz. Tütün yok, şeker pancarı yok.. Leblebi bile ithal nohuttan yapılıyor.
                            Üretmeden ekonomi nasıl iyi oluyor?
                            Sanayideki üretimin bir bölümünün para transferi, kara para transferi yolu olarak kullanılıyor.
                            Bu konular, bizi böler.
                            önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                            otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                            deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                            hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                            hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                            Yorum

                            • JAKO
                              Kalender Amca
                              • 30 Mart 2009
                              • 561

                              #209
                              BaBo'yu kızdırmadan konuyu bitireyim.
                              önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                              otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                              deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                              hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                              hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                              Yorum

                              • gundwane
                                Tecrübeli
                                • 18 Ağustos 2011
                                • 1921

                                #210
                                A-YI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                                BaBo üstat abi....

                                Batılı bankalar... Basel III mazeretiyle ya da başka gerekçelerle ...türkiye'den hisse satma noktasında...
                                Geçenlerde Ereğli, şimdi AKBANK, yarın filanca.... Adamlar... müflis tacir gibi... defterde ne varsa satmaya saldırıyorlar....

                                Mortgage'lerden yedikleri batakları şimdiye kadar öyle ya da böyle örttüler..... zamana oynadılar... ama kokular çıkmaya başladı....

                                Bu, içleri boşalmış Avrupalı bankaların da meselesi....

                                Keşki İMKB 100, 20.xxx lerde ve dollar da 2.200 TL cıvarında olsa da .... adamlar çok kârlı bir şekilde ayrılamasalar.....

                                Saygılarımla
                                talebe AYI
                                Bu nasıl berbat bir bakış açısıdır allah aşkına ya..Keşke IMKB 22000 de dolar 2.2 d olsa bu kadar karla ayrılmasalar mış..

                                Töbe yarabbi..

                                Ayda 10.000 dolar kazanan karşı komşuyu kıskandığımız için vay ******** bu kadar da para mı kazanılır diye düşünüp gidip adamın evini barkını kapı pencere kırmaya benziyor..

                                Ne değişecek adama vız gelip tırıs gidecek ama sen belki mahkeme mahkeme dolaşacaksın..Adam karı gördü satıyor..Sen değişik bir şey mi yapıyorsun 2 tl den hisse aldın 5 tl oldu satarsın..

                                Kaldıki..

                                Nedir bu yabancıya sevgi yada nefret..

                                Arkadaşlar ekonomik ilişkilerde bu ikisi OLMAZ..
                                Ekonomik ilişkileri geçtim devletler arası ilişkilerde bile olmaz..

                                Ya allah allah yabancı AB diyip bilmem kimin 9. senfonisini çalıyoruz..
                                Ya allah belasını versin bu avrupanın , batının diyoruz..Batsalarda kurtulsak diyoruz..

                                Bunu hala öğrenemedikse türkiye olarak..

                                Ne diyim..

                                Sürcü lisan eyledi isem özür dilerim ama adamlara 2 milyar dolar zarar ettirecez diye kendi ayağımıza sıkmak yüzde 8 küçülmek bilmem ne..Bunun için keşke demek..
                                Biri gider diğeri gelir yabancının..Bırak kar yazsınlar..Kar yazdıkları sürece gelir iş yaparlar zaten..
                                Dexia gitti sberbank geldi..sberbank nedir hiç araştıran var mı mesela..
                                (Gerçi ben denizbank gibi , nasıl diyim , piyasaya girmek için olgun armut gibi bekleyen bir bankanın bir böyyyöökk türk iş adamı tarafından alınıp işletilmesini isterdim amaaaaaa...olmadı..yemedi..uçan kaçan türkiyeye güvenmediler demek..Yada paralarını komple inşaata yatırdılar idi..neyseee..)

                                Bunu mu istiyoruz..

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information