BaBo ve guzu....

Collapse
This topic is closed.
X
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • bikmisbroker
    BaBo
    • 27 Şubat 2009
    • 1009

    #3046
    kemal52x Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Abi sen bu şekilde Trabzona gel vip karşılama ve Uzungöl tatili benden ...hamsilerde cabası

    Gacilari sadece erinmeyip gelip beni karsilayan 2 keyborsa uyesi gordu.

    Demek "hamsi" de karsilamaya gelcek ha?
    Uyyyy usagum hacan guzel bir toren olur bu..

    Guzu duymasin.
    Hahahaha

    Yorum

    • manif
      Matematikçi
      • 16 Ağustos 2011
      • 752

      #3047
      abi kuzu geleydi roman dansöz gacı oynatacaktık kumkapı'da...
      şimdi biz seni istanbul'da hakkını vererek bir ağırlayabilsek, vobda terslerde kalmaya razıyız.
      grafik çizme--değer verme--yerine koyma--yok etme

      Yorum

      • k3r3m
        Aktif
        • 31 Temmuz 2011
        • 665

        #3048
        biz ikinizi bir arada görmek istiyoruz...
        hani çocuklar olur ya, anne babolarını ayrı düşünemezler.. öyle işte
        "the invisible hand is visible...it is FED...."

        Yorum

        • kuzu
          furuşan akıncı
          • 11 Aralık 2008
          • 13961

          #3049
          Dersen bana ve oburlerine....biz turkuz....o dakkada sahlaniriz.....bir oluruz....akariz su gibi....yikariz bendlerimizi.....





          cosariz.....de bana hemserim de bana....
          YAZDIKLARIM sadece sohbet icindir...baskasinin gorusu ile borsada islem yapan ayvayi cig yer...parmaklarin tuslarda ise....SENSIN SORUMLU OLAN...AGLAMA DUVARI ISE KUDUSTE...ne ararsan kendinde ara....

          Yorum

          • FIRTINA
            Akşamcı
            • 04 Eylül 2011
            • 186

            #3050
            BaBo abi, sizinle tanışıp aynı masada oturup karşılıklı kadeh kaldırmanın mutluluğunu tarif edemem

            Bizleri kırmayıp buluşmaya katıldığınız için dostlarımızın adınada çok teşekkür ederim

            Boşuna demiyoruz " BaBo bu boru deeeel "

            Yorum

            • filozof16
              Katılımcı
              • 10 Temmuz 2011
              • 144

              #3051
              laik sistemlerde bir de büyük çoğunluğu tek bir dine ait insanların oluşturduğu sistemlerde cemaatvari örgütlenmelere izin verilemez....
              bu nedenle dini faaliyetler diyanet kurumu üst yapısı içinde kontrol altına alınmalıdır....bunun ötesi kaos,karmaşa getirir ki....anayasal sisteme tehdit oluşturur...
              hiçbirşey göründüğü gibi değildir

              Yorum

              • TALEBE
                A-YI
                • 24 Ekim 2010
                • 1221

                #3052
                Bir mağara düşün dostum
                Bir mağara düşün dostum. Girişi boydan boya gün ışığına acık bir yeraltı mağarası. İnsanlar düşün bu mağarada. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri kabil, yalnız karşılarını görüyorlar. Arkalarından bir ışık geliyor.. uzaktan, tepede yakılan bir ateşten. Ateşle aralarında bir yol var, yol boyunca alçak bir duvar. Gözbağcıları seyircilerden ayıran setleri bilirsin, üzerlerinde kuklaları sergilerler, öyle bir duvar iste... Ve insanlar düşün, ellerinde eşyalar: Tahtadan taştan insan veya hayvan heykelcikleri, boy boy, biçim biçim. Bu insanlar duvar boyunca yürümektedirler, kimi konuşarak, kimi susarak. Garip bir tablo diyeceksin, hele esirler daha da garip. Doğru.. O esirler ki ömür boyu başlarını çeviremeyecek, kendilerini de, arkadaşlarını da, arkalarından geçen nesneleri de duvara vuran gölgelerinden izleyecekler. Şimdi de mağarada seslerin yankılandığını düşün.. Dışarıdan biri konuştu mu, esirler gölgelerin konuştuğunu sanır, öyle değil mi? Kısaca onlar için tek gerçek var: Gölgeler.
                Tutalım ki zincirlerini çözdük esirlerin, onları vehimlerinden kurtardık. Ne olurdu dersin, anlatayım.. Ayağa kalkmağa, başını cevirmeğe, yürümeğe ve ışığa bakmağa zorlanan esir, bunları yaparken acı duyardı.Gözleri kamaşır, gölgelerini görmeğe alıştığı cisimleri tanıyamazdı. Biri, ona: " Ömür boyu gördüklerin hayaldi. Simdi gerçekle karşı karşıyasın" diyecek olsa, sonrada eşyaları bir bır gösterse,"bunlar nedir" diyecek olsa, şaşırıp kalır, mağarada gördüklerini, şimdi gösterilenlerden çok daha gerçek sanırdı.
                Bir de düşün ki tutsağı mağaradan çıkarıp dik bir patikada güneşin aydınlattığı bölgelere sürükledik. Bağırdı, yanıp yakıldı, öfkelendi... Kulak asmadık. Gün ışığına yaklaştıkça gözleri daha çok kamaştı. Hiçbirini seçemez oldu gerçek nesnelerin. Sonra, yavaş yavaş alıştı aydınlığa. Önce gölgeleri fark etti, arkasından insanların ve cisimlerin suya vuran akislerini. Aksam olunca göğe çevirdi bakışlarını, ayı gördü, yıldızları gördü. Zamanla güneşin suya vuran akislerine bakabildi. Nihayet gökteki güneşe çevirdi gözlerini. Ve düşünmeğe başladı. Ona öyle geldi ki mevsimleri de, yılları da güneş yaratıyor, görünen dünyanın yöneticisi o. Esirlerin mağarada gördükleri ne varsa onun eseri. Ve eski günlerini hatırladı. Ne kadar yanlış anlamışlardı bilgeliği. Mutluydu şimdi, mağarada kalan arkadaşlarına acıyordu. Eski hayatına, eski vehimlerine dönmemek için her çileye katlanabilirdi.

                Adamın mağaraya döndüğünü tasavvur et. Karanlığa kolay kolay alışabilir mi? Dostlarına hakikati söylese dinlerler mi onu? Ağzını açar açmaz alay ederler: "Sen dışarıda gözlerini kaybetmişsin arkadaş. Saçmalıyorsun. Biz yerimizden çok memnunuz. Bizi dışarı çıkmağa zorlayacakların vay haline.."İşte böyle aziz dostum. Sana anlattığım hikaye kendi halimizin tasviridir. Yer altındaki mağara: Görünürler dünyası. Yücelere çıkan tutsak, meseller(idea'lar) alemine yükselen ruh..


                Eflatun, Çev. Cemil Meriç
                Devlet, Mağaradakiler(Giris Bölümü)



                .....................................

                Cemil MERİÇ üstadı rahmetle anıyorum...

                talebe AYI
                Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                Yorum

                • TALEBE
                  A-YI
                  • 24 Ekim 2010
                  • 1221

                  #3053
                  Hasbi tefekkür
                  Ölçülü, dürüst, müeddep bir yazı: "Hilmi Ziya Ülken İçin" (Erol Güngör, Ortadoğu, 16 Haziran 1974). Hiçbir mezartaşı kitabesi, doğruyu, salt doğruyu, yalnız doğruyu söylemez. Acılar taze, hatıralar canlıdır. Ve hükümler sevgilerin veya kinlerin mensurundan süzülürken tarafsızlıklarını kaybederler.

                  İslamiyet, "ölülerinizi hayırla yadedin" der. Asil bir ihtar. Ölülerinizi yani sizden olanları, aynı mukaddeslere inanan, aynı kavgalara katılan, aynı emel veya hınçları bölüşen insanları. Voltaire'e sorarsanız, "yaşayanlara nazikane davranmalıyız; ölülere tek borcumuz kalmıştır: hakikat". Eski bir şakirdin tahassüslerini billurlaştıran "Hilmi Ziya Ülken İçin", biraz mersiye, biraz hatıra. Bu kadirşinaslık önünde saygıyla eğiliriz. Ama bize öyle geliyor ki, bu satırlarda soğukkanlılıkla düşünen bir ilim adamından çok matemzede bir dostla karşı karşıyayız. Okuyalım:

                  "Hilmi Ziya Ülken'in vefatıyla Türkiye'de bir devir kapandı: Hasbi tefekkür devri. Bütün eksiklerine rağmen o bizde akademik haysiyetin dağ gibi bir temsilcisiydi. Günlük politika endişelerinin hakim olduğu Türk fikir hayatında yeni Hilmi Ziya'lara çok muhtaç olacağız".

                  a) Hasbi tefekkür ne demek? Hiçbir tefekkür hasbi değildir. Hasbi tefekkür, tefekkür için tefekkür, sanat için sanat gibi bir yalan. Hayat, bir sfenksler ormanı. Her adımda bir istifham kaldır başını. Yaşamak, çevrenin suallerine doğru cevaplar bulmak demek. Düşünmek, muammaları çözmek, karanlıkları aydınlatmak.. düşünmek savaşmaktır. Bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir medeniyet uğruna savaşmak. Mukaddeslerin emrinde olmayan her düşünce, şuursuz bir debeleniş, fikri bir istimna.


                  Düşünce, bir meydan okuyuşa idrakimizin verdiği cevaptır. Düşman bir tabiat, düşman bir içtimai sınıf veya düşman bir topluluk. Asırlardır ihanet ve husumetlerin boy hedefi olan bir milletin çocukları hasbi düşünceyi ne yapsınlar? Hasbi düşünce ana tezatlarını halletmiş cemiyetler için bile lüks. Bu sefil yalanın mucidi de, Eski Yunan. Esir iskeletleri üzerinde yükselen o korsanlar ülkesinin filozof cübbesine bürünen aylakları, can sıkıntısından kurtulmak için hasbi düşünceye iltica ediyorlardı, hasbi düşünceye, gulamperestlige veya Dionizos ayinlerine iltica ediyor, daha doğrusu ettiklerini iddia ediyorlardı. Hasbi düşüncenin temsilcisi kim? "Dairelerime dokunmayın" diye haykıran Arsimed mi? Siraküza'lının büyük bir hendeseci olmadan önce kahraman bir savaşçı olduğunu herkes bilir. Yine herkes bilir ki, Romalı askerlerin çiğnediği daireler, bir kurtuluş kavgasının hisarlarını kurmak için çiziliyordu. Durkheim, sosyoloji insanlığın acılarını dindirmeye yaramazsa bir saatlik emeğe değmez demiyor muydu? Hasbi tefekkür bir ütopya, aziz dost. Hasbi düşünce, namussuzlukların en müraisi, hodbinliklerin en sefili. Hümanizmden daha büyük bir aldatmaca, daha büyük ve daha rezil. Hümanizm de bir mücerrede bağlanıştır, ama yasayan bir mücerrede, yasayacak olan bir mücerrede. Hiç değilse, dünyanın mahdut bir bölgesi için, belli bir gerçeği aksettirir: Hıristiyan hümanizmi gibi. Hıristiyan hümanizmi, Hıristiyanların Hıristiyanlara karsı duydukları yakınlıktır.([1]1)


                  İstikbalinden emin olmayan, hiçbir meselesini çözemeyen bir dünyada hasbi düşünce mümkün mü? Hasbi düşünce, istibdat karşısında diz çöken ersatz bir düşüncedir (daha doğrusu bir düşünce ersatz'ı). Düşünceyi yok eden düşünce. Her zalimin takdir ve tahsisine mazhar olan bu sahtekarlığın gerçek düşünceyle münasebeti ne? Hasbi düşünce, dünyadan elini eteğini çeken, cellatlara yaltaklanan, şerri gülücüklerle teşvik eden bir düşünce. Satrançtan daha adi bir oyun, daha adi ve daha tehlikeli. İrfanımızı felce uğratan sözde mazeret. Aydına cömertçe uzatılan bir kölelik beratı.


                  Evet, düşünce adamı bir zümrenin emir kulu değildir. Hiçbir merkezden talimat almaz. Bir partiye bağlı olmayabilir. Ama tarihe angajedir, kucağında yaşadığı topluma angajedir. Yani vatandaş olarak vazifeleri vardır: Belli savaşları kabul etmesi, belli tehlikeleri göze alması lazımdır. Bir devrin şuuru olmak zorundadır o. Başlıca vazifesi: Bütün hakikatleri yoklamak, bütün yalanların maskesini yırtmak, kalabalığa doğruyu göstermek. Bazan yangın kulesindeki nöbetçi olacaktır, bazan engine açılan geminin kılavuzu. Sokakta insanlar boğazlanırken, düşüncenin asaletine sığınarak elini kolunu bağlamak, düşünceye ihanettir.


                  b) "Türkiye'de hasbi tefekkür" devri kapanıyormuş. Ne büyük, ne sevindirici müjde! "Zulmü alkışlamayan" bir çağ başlıyor demek ki. Artık şair, "bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et" diye inlemeyecek. Artık her yıldırımda "bir gece, bir gölge devrilecek". Ve aydın bütün namussuzlukların karşısına dur diye dikilecek.

                  Hilmi Ziya Bey'in vefatına üzüldüm. Ama, onunla bir şeamet dönemi sona eriyorsa ne mutlu memlekete! Şüphe yok ki, bu ölüm hepimize terbiyeli bir dost, kibar bir İstanbul efendisi ve nesli inkıraza yüz tutan bir İkinci Meşrutiyet, daha doğrusu mütareke devri aydını kaybettirdi. Fakat, zavallı üstat, bir fikir adamı olarak gerçekten yaşıyor muydu? Kaç kişinin şuurunda bir kıvılcım tutuşturabildi? Bir kıvılcım, bir fecir veya bir yangın. Hangi büyük düşüncenin -daha doğrusu hangi düşüncenin- taşıyıcısı veya yaratıcısı olabildi? Temsil ettiği veya kurduğu içtimai bir mektep var mi?

                  Bir kütüphane adamıydı o, bir fikir donjuanıydı. Ne bir iddianın, ne bir inkarın temsilcisi. Çeşitli mabetlerin eşiğinde çile doldurmakla geçti ömrü. Pencereden seyretti içerisini. Hakimane bir teslimiyetti. En zinde mukavemetleri güve gibi kemiren bir teslimiyet. Reculiyetini kaybeden tefekkürdü. Ne Marksizm’e kur yaparken ciddiydi, ne Marksizm’e reddiye yazdığı zaman. Kütüphane raflarını çökerten eserlerinde, kendisine ait tek kanaat bulamazsınız; bulamazsınız, çünkü o her gün yeni bir kanaatin taşıyıcıydı. Her okuduğu kitapta yeni bir hüviyet kazanan, seyyal bir şahsiyet.


                  Sayın Güngör, "bugün otuz beş yaşının yukarısında olan ve sosyal ilimlere ilgi duyanlar arasında Hilmi Ziya’yı okumayan, ondan faydalanmayan yoktur" diyor. Acaba? İçtimai ilimler bir tecessüs mihrakı olmaktan çok bir "ekmek kapısı". Otuz beş yaşını dolduranlar içinde bu ilimleri merak eden kaç kişi var? Sosyoloji, bir ithal metaı. Tarifi, manası, muhtevası meçhul. Sıkıcı bir yalanlar mecmuası. Belli bir çağın, belli bir medeniyetin müdafaa vasıtası olan bu sahte disiplinin Türk insanıyla münasebeti ne? Yasayan düşünce, Hilmi Ziya'dan habersiz gelişti. Bir Ziya Gökalp'ın, bir Peyami Safa'nın, hatta bir Mümtaz Turhan’ın şakirtlerinden söz edebiliyoruz. Hilmi Ziya’nın şakirtleri nerede?


                  Hilmi Ziya, bir zihniyetin kurbanıdır. Üstadı mahveden, hasbi düşünce mitosudur, üstadı ve hemen hemen bütün neslini. İçtimai ilimlerde hasbilik olmaz. Hasbilik, düşmana hizmet etmektir, kavgadan kaçıştır, yalanların devamını sağlayıştır. O nesle mabedin bekçisi olmak düşerdi, mabedin yani tarihin. Hangi değerin bekçisi oldu o nesil? Hangi haksızlığa dur diye haykırdı? Zavallı gençliğe, Avrupa’nın köhne ve tatsız yalanlarını tekrarlamak başlıca marifeti oldu. Maziye ihanet etti, istikbali kurmadı. Hilmi Ziya, olayların pek çabuk fosilleştirdiği o zümrenin en tipik temsilcisidir. Yetmiş yıllık hayatında tek kavga yoktur. Hiçbir soyguna katılmadı, doğru. Ama, kırk haramilerin bahşişleri ve sadakalarıyla yaşamadığını ileri sürebilir miyiz?


                  Hilmi Ziya, ülkemizin yangınlar içinde kıvrandığı bir devirde yaşadı. Mazi tasfiye edilirken, konuşmadı. İstikbal hazırlanırken, konuşmadı. Daha doğrusu, sükutuyla kurulu düzeni müdafaa etti. Hayattan kitaplara kaçarak mesuliyetten kurtulacağını sandı. Filhakika, onda eksik olan şey kahramanlıktı, kahramanlık ve mesuliyet duygusu. Müstagripliğin itibarda olduğu devirde, felsefenin Ahmet Midhat Efendi'si oldu. Sonra, müsteşrikliğe geçti. Bir Hıristiyan gözüyle gördü İslamiyet’i ve bir Hıristiyan gibi anlattı.


                  Sayın Güngör, ona "bir başka zaman, bir başka zemin lazımdı" diyor. Çok doğru. Kumaşı mükemmeldi.. büyük bir tecessüs, yorulma bilmeyen bir çalışma aşkı, oldukça kuvvetli bir hafıza. Bir çağın kurbanı oldu, bir çağın ve kendi zaaflarının.


                  Erol Güngör'ün su hükmüne de katılamayacağım: "Yeni nesiller sadece bedeni çalışmadan değil, zihni çalışmadan da kaçıyorlar; eğitim yerine diploma, teori yerine reçete, kitap yerine broşür istiyorlar". Buradaki yeni nesiller tabirini, "efradını cami' ağyarını mani" bir tabir olarak kabul etmek güçtür. Sayın dostum, yeni nesiller derken bütün bir Türk gençliğini mi kastediyor, yoksa onun belli bir parçasını mı? Hükmü bu ifadesi içinde fazla mübalağalı, fazla gayri ilmi buluyorum. Sayın Güngör'e, bir an için hak versek bile içimizden birtakım sualler yükseliyor; bu zavallı nesiller meçhul bir diyardan ülkemize sürülen yabancılar mıdır? Onları kim yetiştirdi? Hilmi Ziya'lar ve şakirtleri değil mi? Henüz hiçbir ciddi imtihandan geçmeyen bu zavallı nesil, neden her türlü tefekkür kabiliyetinden mahrum olsun? Ağabeylerinden devraldıkları miras ne? "Müdahane-i aliman" değil mi? Tazimattan beri çiğnediğimiz hasbi düşünce afyonuna iltifat etmiyorlar artık. Hakları yok mu? Onlara, ecdatlarını hor görmeyi öğrettik, mukaddeslerini yıktık birer birer. Sığınacakları kale kalmadı. Tefekkürlere değil, ukalalığa düşmanlar. Düşünce, heyecandır evvela, bulanıktır, coşkundur, serseridir. Setler çöktü, insiyaklar köpürerek akacak elbette. Evet, yeni nesiller şuursuz, bağnaz, barbar. Ama samimi, ama dürüst, ama fedakar. Bu haşin, bu serazat tabiat kuvvetini kemale ve fazilete kanatlandırmak, sizin gibi genç ve imanlı terbiyecilerin eseri olacak, aziz Güngör. Ben, dumanları hala tüten o bedbaht yangınları, mesut bir fecrin pırıltıları olarak görmek istiyorum


                  [1] Bkz. Cemil Meriç, Kırk Ambar, Ötüken Yayınları, İstanbul 1980. "Çağın Dini: Hümanizm", ss. 55-73.


                  Cemil MERİÇ üstadı rahmetle anıyorum.....
                  talebe AYI
                  Gücümüzün 1/10'unu geçen pozisyonlar....riski.....yükseltir.....diye düşünüyorum.....

                  Yorum

                  • Guerra
                    Kadrolu
                    • 02 Ağustos 2011
                    • 5577

                    #3054
                    Bu hafta BaBo'yu hangi gün İstanbul'da ağırlıyoruz?..cevapları bekliyoruz..

                    Yorum

                    • asi
                      Aktif
                      • 05 Temmuz 2009
                      • 270

                      #3055
                      bikmisbroker Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                      Bu arada sari Gaci..
                      3 ay daha belli rakamlara gelecek sekilde assagi salinmazsa eger...

                      Bas bas paralari Leylaaya formasyonu olusabilir..

                      BaBo soylemedi demeyin.
                      Kayit dusun usaglar!!

                      BaBo bu boru deeel!!!
                      Heheheheh
                      sevgili ağbim bunu biraz açabilirmisin lutfen. kaçırdım sanırım analizi. en son 1000 usd beklentin vardı.
                      ons bazlı yukarı beklentin varmı abi.
                      ufukta nikah varda nisan ayında.
                      altın analizin benim için çok kıymetli

                      Yorum

                      • poritino
                        Çalışkan
                        • 04 Mayıs 2009
                        • 2005

                        #3056
                        Guerra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                        Bu hafta BaBo'yu hangi gün İstanbul'da ağırlıyoruz?..cevapları bekliyoruz..

                        Oylama sonuclarina gore 6-7 ocak tarihleri one cikiyor...
                        Yer konusunda taksim umut ocak basi raki, salgam,cop sis ve kebap secenekleriyle one cikiyor simdilik.
                        İlerleyen gunlerde netlesir dostlar
                        Söylediklerim yatırım tavsiyesi olarak algılanmamalıdır. Başkalarının yorumuna göre trade edenler büyük ihtimalle zarar ederler.

                        Yorum

                        • kani
                          Tecrübeli
                          • 26 Kasım 2010
                          • 1084

                          #3057
                          Yav yukardaki yazıyı baya bi hümanist ve akıcı buldum bu endeks 52500 geçemedimi daha yahu cepten yazıyom son durum nedir
                          oturma münkir ile alırsın sancı tutarsın pas paklamaz her kalaycı

                          Yorum

                          • sonperde29
                            Seyirci Üye
                            • 21 Haziran 2011
                            • 54

                            #3058
                            poritino Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                            Oylama sonuclarina gore 6-7 ocak tarihleri one cikiyor...
                            Yer konusunda taksim umut ocak basi raki, salgam,cop sis ve kebap secenekleriyle one cikiyor simdilik.
                            İlerleyen gunlerde netlesir dostlar
                            anadolu yakası / avrupa yakası?

                            2.si, muhtemel görüşme saati?

                            Yorum

                            • bikmisbroker
                              BaBo
                              • 27 Şubat 2009
                              • 1009

                              #3059
                              2 Ocak pazartesi bana uyar..

                              Yorum

                              • poritino
                                Çalışkan
                                • 04 Mayıs 2009
                                • 2005

                                #3060
                                kani Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                                Yav yukardaki yazıyı baya bi hümanist ve akıcı buldum bu endeks 52500 geçemedimi daha yahu cepten yazıyom son durum nedir
                                Az önce burun farkıyla geçti

                                sonperde29 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                                anadolu yakası / avrupa yakası?

                                2.si, muhtemel görüşme saati?
                                taksim umut ocak başı dedim ama yeri netleştiririz gelecek hafta.


                                bikmisbroker Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                                2 Ocak pazartesi bana uyar..
                                çıt...olmaaaz...
                                Söylediklerim yatırım tavsiyesi olarak algılanmamalıdır. Başkalarının yorumuna göre trade edenler büyük ihtimalle zarar ederler.

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information