Avrupa bankaları için zor günler başlıyor
06.09.2008 | Kerem Alkin | Yorum
Türkiye açısından içinde bulunduğumuz sonbaharın zor geçeceğini belirtmemizin nedenlerinden birisi küresel türbülans ve genel anlamda dünyanın önde gelen ekonomileri için giderek daha yoğun olarak tartışılan resesyon endişeleri ise ikinci bir neden de son birkaç yıldır dış borçlanmaya önemli bir ağırlık vermiş olan Türk reel sektörü ve Türk bankaları açısından, yurtdışından finansman imkânı kullanmanın maliyetinin yükseleceği gerçeğiydi. Geçen perşembe günü, yani 4 Eylül'de gerçekleşen Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantısı sonrasında, ECB Başkanı Trichet'in açıklamalarında Avrupa bankalarına yönelik uyarılar, bu sonbaharın Avrupa bankaları açısından da zor geçeceğini gösteriyor. Trichet, perşembe günkü açıklamasında, bir süredir, Avrupa bankalarının ucuz kaynak bulmak adına, hayli riskli varlıkları yatırım fonları başta olmak üzere, çeşitli yatırım araçlarına dahil ederek kaynak bulma çabalarını yakından takip ettiklerini ve bu tür eğilimleri, arayışları engelleyeceklerini belirtmekte. Trichet, ECB üzerinden ucuza kaynak kullanma imkânlarının kısıtlanacağına ve Avrupa bankalarının sermaye artırmaya özendirileceğine işaret ediyor. Trichet'in verdiği tüm mesajlar, Avrupa bankaları açısından ciddi bir kaynak maliyeti artışı anlamına gelmekte.
Şubatta borçlanma pahalanacak
Trichet'in açıklamaları, özellikle varlığa dayalı menkul kıymet ihraçlarına sınırlama getirilmesinin yanı sıra 1 Şubat 2009'dan itibaren Avrupa bankalarının ECB kaynaklarından daha pahalıya yararlandırılacağını ifade etmekte. ECB'nin şubat ayına kadar atacağı adımlar doğrultusunda, şu anda Avrupa bankalarına kaynak kullandırmak adına uygulanan iskonto oranı yüzde 2'den yüzde 12'ye çıkarılacak. Türkiye uygulamasında, bankaların merkez bankasından ticari alacak senetleri karşılığı kredi kullanma imkânı anlamına gelen reeskont kredisi faiz oranı uygulamasında, ECB aynı işlemi, varlığa dayalı menkul kıymetler başta olmak üzere, Avrupa bankalarından çeşitli menkul kıymetleri rehin almak suretiyle kullandırıyor. Nasıl ki TCMB, enflasyonla mücadelesinin bir parçası olarak reeskont kredisi faiz oranını piyasa hadlerinin üzerinde tutarak, bankalara bu alanda kaynak kullandırmamaya çalışıyor; aynı şekilde, ECB de Avrupa bankalarına kaynak kullandırırken kesenin ağzını sıkacak. Trichet'in perşembe günkü açıklamasındaki tüm bu detaylar, Avrupa bankaları açısından, kaynak maliyetlerinin ciddi ölçüde artacağı ve bu nedenle kredi kullanımında daha titiz davranmanın ve daha pahalıya kredi kullanmanın öne çıkacağı bir döneme girildiğini gösteriyor ki, Türk iş dünyasının bu gelişmeleri yakından takip etmesi gerekecek.
Euro 1,3355 dolara gerileyecek
Önceki yazılarımızda da vurguladığımız üzere, euro-dolar paritesinde 1,4750-1,4650 dolar bandının ve 1,4520 dolar seviyesindeki destek çıtasının kırılması halinde, 1,44 dolara kadar çekilebileceğini, 1,44 doların kırılması halinde ise çözülmenin 1,42 dolara kadar sürebileceğini ifade etmiştik. Bu noktada, Citigroup Global Markets'ın analizi, 1,4365 ve 1,4310 dolar destek noktalarının kırılması sonrasında, paritedeki çözülmenin 1,3355 dolara kadar devam edebileceğini gösteriyor. ECB Başkanı Trichet'in açıklamalarının Avrupa ekonomileri için ciddi sıkıntılara işaret etmesi ve bankacılık sektörüne yönelik yeni tartışmalar sonrasında, paritedeki düşüşün hızlandığı da gözlenmekte.
15 Temmuz'da 1,6038 dolarla tarihi seviyeyi görmesi sonrasında, parite 24 Ekim 2007 tarihinden bu yanaki en düşük seviyesi olarak 1,4214 doları gördü. Bu, 15 Temmuz'dan beri euronun yüzde 10,9 değer kaybetmiş olması anlamına geliyor. Bu durumda, OPEC'in formülünü dikkate aldığımızda, 147,27 doları görmüş olan petrolün varil fiyatının 43-44 dolar kadar geri gelmesi gerekiyor. Yani, açık ve net olarak 110-106 dolar aralığının aşağısını konuşuyoruz ki, bu arada altının bir ons değerinin de 780 dolara kadar çekilmesi gerekmekte.
İçeride faiz ve kur yukarı
Batı finans kurumlarıyla ilgili endişelerin yanı sıra emtia fiyatlarındaki hızlı gevşeme, hem banka hem de emtia üreticisi şirketlerin hisse senetlerine satış getirmiş durumda. Söz konusu trend, banka hisseleri boyutu da dahil olmak üzere, İMKB'ye de yansımış durumda. İMKB'de hisseleri işlem gören şirketlerin, söz konusu küresel dalgalanmadan hangi koşullarda daha az etkileneceklerini öne çıkarmaları gerekiyor. Bu noktada, TCMB Başkanı Yılmaz'ın açıklamaları da öncelikle döviz kurlarını yükseltmiş gözüküyor. Yabancı yatırımcıların bir kısmı, zaten küresel piyasalar sıkıntılıyken Başkan Yılmaz'ın açıklamalarını, Türkiye'nin faiz cazibesinin azalacağı şeklinde algılamış olabilirler. Para Politikası Kurulu toplantısı sürecinde konuyu yeniden değerlendireceğiz.
Batı finans kurumlarıyla ilgili endişelerin yanı sıra emtia fiyatlarındaki hızlı gevşeme, hem banka hem de emtia üreticisi şirketlerin hisse senetlerine satış getirmiş durumda. Söz konusu trend, banka hisseleri boyutu da dahil olmak üzere, İMKB'ye de yansımış durumda. İMKB'de hisseleri işlem gören şirketlerin, söz konusu küresel dalgalanmadan hangi koşullarda daha az etkileneceklerini öne çıkarmaları gerekiyor. Bu noktada, TCMB Başkanı Yılmaz'ın açıklamaları da öncelikle döviz kurlarını yükseltmiş gözüküyor. Yabancı yatırımcıların bir kısmı, zaten küresel piyasalar sıkıntılıyken Başkan Yılmaz'ın açıklamalarını, Türkiye'nin faiz cazibesinin azalacağı şeklinde algılamış olabilirler. Para Politikası Kurulu toplantısı sürecinde konuyu yeniden değerlendireceğiz.
Yorum