Faruk Türkoğlu

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #1

    Faruk Türkoğlu



    Faruk Türkoğlu


    Güven krizinin aşılması yıllar alacak

    18.10.2008 | Faruk Türkoğlu | Yorum



    Güven krizi, insanların, kurumların ve toplumların hayatlarında önemli değişimler ve kayıplar olduğunda ortaya çıkar. İş değişikliği, evlilik ve boşanma sevilen bir kişinin ölümü gibi durumlarda, insanlar yeni duruma uyum sağlamakta zorlanır. Yıllar boyu tasarruf edilen paraların erimesi ve elde edilen kazanımların tehlikeye girmesi de güvensizlik duygusunu ağırlaştırır.
    Taşların yerinden oynadığı, oyun kurallarının tümden değiştiği dönemlerde, tutunacak bir dal arayışı başlar. Ayağının altındaki zeminin hızla kaydığı düşüncesi kişiyi güvensiz yapar. Yere sağlam basamayan kişinin bu ortamda özgüveni de zayıfladığı için kişi sorunlarla başa çıkacak cesareti kendinde bulamaz. Dört koldan saldıran sorun ve aksilikler ise çaresizlik duygularını besler. Çaresizlik ve umutsuzluk ise güveni yeniden kuracak çözüm yollarını bulmayı engeller. Tüm güven krizlerinde muhakkak bir "kısırdöngü" öyküsü vardır. Kısırdöngü kırılamadıkça, arada bir ortaya çıkan iyileşmeler kalıcı olamaz.

    Güvensizliğin sonuçları
    Kurumlarda ekonomilerin işleyişi ve performansı da güven duygusunun kuvvetli olmasına bağlıdır. Karşılıklı güven duygusunun bulunmadığı ortamlarda ortaklıklar, stratejik işbirlikleri ve ortak girişimler yürümez. Güvensizlik ekonomik faaliyetleri yavaşlatır ve bunların işlem maliyetini yükseltir. Ekonomide güven krizi ortaya çıktığında, insanlar kısırdöngülerin girdabında dönmeye başlar. Yönetim zaaflarının yarattığı bu krizdeki belirsizlikler, gelecek korkusunu ve "gemisini kurtaran kaptan" düşüncesini besler. Sürü psikolojisi içinde ve panik ortamında atılan adımlar çoğu kez sorunu daha ağırlaştırır. Panik psikolojisi içinde bankadaki mevduatını çekmek isteyen tasarruf sahibi, herkes aynı şeyi yaptığında amacına ulaşamaz. Şirketler dünyasında da durum farklı değildir. Örneğin borçlu bir şirket, bazı varlıklarını satarak borçlarını kapamaya çalışır. Ancak tüm şirketler aynı yönteme başvurduğunda, satılan varlıkların fiyatı ucuzlar. Yok pahasına elden çıkarılan varlıklar nedeniyle şirket borçlarının özkaynaklarına oranı azalmaz aksine arttığı da olur. Bu kısırdöngüler ancak güven ortamı yeniden kurulduğunda kırılabilir.

    Kırılgan bir duygu
    Güven, toplumları ve ekonomileri bir arada tutan bir çimento gibidir. Kırılgan ve çabuk örselenen bir duygu olan güven bir kez zayıfladığında, güven ortamının yeniden kurulması uzun yıllar alabilir. Parasal konularda güvenin tekrar oluşması ise daha zordur. Çünkü ekonomide yeniliklere karşı güven duygusunun oluşması ancak çok uzun sürelerde ve sayısız denemeden sonra mümkün olabilir. Örneğin Cumhuriyet Altını'nın 1925'te piyasaya sürülmesinden sonraki on yıllar içinde Reşat Altını tasarruf sahiplerinin gözdesi olarak kaldı. Reşat Altını ancak 70'li yıllardan sonra eski pırıltısını kaybetti.
    Para kullanımında insanlar olağanüstü muhafazakârdır ve alışkanlıklarından kolay kolay kurtulamaz. 2001 Krizi üzerinden yıllar geçmesine rağmen Türkiye'de döviz tevdiat hesaplarının toplam mevduatlar içindeki payında da önemli bir gerileme görülmedi. Benzer bir olay Şili'de ortaya çıktı. Ekonomideki göreceli istikrara ve Şili parası değerini korumasına rağmen dolar hesaplarının payı yıllar boyu azalmadı.

    Kaybetmek kolay, kazanmak zor
    Japonya'da geçen yüzyılın 80'li yıllarında emlak fiyatlarındaki artış ve ardından gelen resesyon sırasında ortaya çıkan güven krizi yıllarca devam etti. Bu krizin yol açtığı hasar da henüz tam anlamı ile giderilmiş değil. Dünya ekonomisinde güvenin tekrar kurulması belki bu kadar uzun sürmeyecek ama normalleşme için en az üç yıl geçmesi gerekebilecek. İyileşme ve normalleşme sürecinin uzaması aşağıdaki faktörlerden kaynaklanacak:
    - Dünya finans sistemine devlet müdahalesinin sonuçlarının alınması ve yeni denetim düzenin oturması için zaman geçmesi zorunlu olacak.
    - Bankaların ve şirketlerin epey sancılı geçmesi gereken yeniden yapılanma dönemine uyum sağlaması en az üç yıllık bir süreden sonra gerçekleşecek.
    - Faizlerin düşüşünün ortaya çıkaracağı enflasyonist faktörlerin ortadan kaldırılması zaman alacak. ABD'de 1980 yılında yüzde 13.6'ya kadar tırmanan yıllık enflasyonun yüzde 3'ün altına inmesi ve düşük düzeylerde kalması için tam altı yıl gerekmişti.

    Balataları sıyırma tehlikesi
    Ekonomi yönetimleri, bir güven krizi ortaya çıktığında kullanacağı önlemleri dikkatli bir şekilde seçmek ve zamanlama konusunda ustalık göstermek zorundadır. Parçalı ve yama türü önlemler, sarsılan güveni çoğu kez geri getiremez. İnsanlar yöneticilerin de kendileri gibi belirsizlik ve kararsızlık duyguları içinde bulunduğunu düşünür.
    İşler iyice karıştığında kullanılacak "son çare", krizin hemen başında uygulamaya sokulduğunda bazen beklenen olumlu etkiyi yaratamaz. Ortalığı sakinleştirirken frene çok hızlı bir şekilde basılması durumunda ise balataları sıyırma ve denetimin tamamen elden kaçması tehlikesi her zaman için vardır. Güvensizliğin boyutlarını iyi teşhis etmek ve buna uygun önlemler almak ise istikrarın sağlanmasını çabuklaştırır.
    Güven krizi yapısal nedenlerden kaynaklandığında, ne kadar büyük olursa olsun parasal kurtarma önlemleri işe yaramaz. Bu ortamda sabırlı olmak ve yapısal sorunlara önem sırasıyla el atmak gerekebilir.

    Güven artırıcı önlemler
    Geçen hafta başında dünyanın başlıca büyük borsalarında endekslerin yükselmesi önceki haftalarda bozulan moralleri bir ölçüde yükseltti. Ancak normalleşme sürecinin tamamlanması için gelecek aylarda yeni ve akılcı önlemlerin alınması gerekiyor. Gelecek altı ay içinde hükümetlerin, diplomaside ve dış politikada kullanılan anlamı ile "güven artırıcı" yeni önlemlere öncelik vermesi gerekecek. Bu önlemleri şöyle sıralamak mümkün:
    - Son haftalardaki yangın söndürme paketlerinden sonra hükümetler gelecek aylarda krize yol açan yapısal faktörleri birer birer ele almak ve çözüm paketleri oluşturmak zorunda kalacak.
    - Olaylar patladıktan sonra değil de yaklaşan tehlikeleri önceden tahmin edip önlemler alınması, kitlelerin güvenini güçlendirecek. Hükümetlerin, olayların ve piyasalardaki gelişmelerin peşinden gitmesi ise güven ortamının yeniden kurulmasını geciktirir.
    - Güvenin sağlanması, ancak demokratik bir ortamda ve şeffaflık içinde mümkün olur. Kapalı kapılar ardında ve halk kitlelerine gerekçeleri anlatılmadan alınan kararlar, güvensizliği daha da derinleştirebilir.
    - Güveni tekrar kurmak için alınan önlemlerin toplumdaki adalet duygusuna uygun olması gerekir. Güvensizlik ortamının yarattığı sıkıntı ve yükler eşit dağıtılmadığı takdirde, güven duygusu kalıcı olmaz.

    GÜVENSİZLİKTEN GÜVEN DUYGUSUNA GİDEN YOL
    Ekonomik sarsıntılar, toplumdaki büyük değişimler ve diğer olumsuz olaylar, kişilerde güven duygusunu zedeler ve onun akılcı ve tutarlı davranmasını zorlaştırır. Yılların deneyimi ile elde edilen güvenin ortadan kalkmasına yol açan olaylar insanlarda arka arkaya gelen ruh hallerini ve tepkileri ortaya çıkarır. Güven krizi ve güvenin tekrar kurulması sürecinde aşağıdaki aşamalardan geçilir.
    Şaşkınlık: Güven krizinin ilk aşamasında arka arkaya gelen şoklar nedeniyle insanların sanki eli kolu tutulmuş gibi olur. Kendini boşlukta hisseden kişi krizin başında olayları felç olmuş gibi izlemekten başka bir şey yapamaz.
    İnkâr: Sonraki aşamada insanlar olumsuzlukları küçümseyerek, hatta yok sayarak özgüvenini kazanmaya çabalar.
    Özgüvenin sarsılması: Krizin belirtileri ve sonuçları yaygınlaştıkça kişinin kendine güveni sarsılır. Olaylardan kendisini sorumlu görmeye başlayan kişiler, umutsuzluğa kapılır.
    İsyan: Çaresizlik duygularının ardından savunma mekanizmalarının da etkisiyle duygular kabarmaya başlar. Güvensizlik ortamını yaratan kişiler suçlanır ve kişi belirsizlik ortamını kendisine yapılmış bir haksızlık gibi görmeye başlar.
    Rastgele tepkiler: İsyan ve kızgınlık duygularının ardından dağınık tepkiler, panik eylemleri ortaya çıkar. Bu tür tepkilerin yaygınlaşması, sorunu daha da kötüleştirir.
    Kabullenme: Zaman geçtikçe kişiler olumsuzlukları ve kötüye gidişi kabullenir ve sakinleşir. Güven krizinin bu dip noktasından sonra işler yoluna girmeye başlar. Kabullenme, üstesinden gelme ve başa çıkma becerilerinin ortaya çıkmasını sağlar.
    Güvenin kazanılması: Yöneticilerin, olayların peşinden gitmek yerine, yaklaşan tehlikeleri fark edip önlem aldıklarını gören kişilerin güven duygusu güçlenir. Ancak güven duygusunun kriz öncesi düzeylerine yükselmesi bazen çok uzun süreler gerektirebilir.
    Uyum: Kendine güveni artan ve işlerin yoluna girdiğini gören kişi, yeni koşullara uyum için çaba göstermeye başlar.

    Güven krizinin aşılması yıllar alacak

    18.10.2008 | Faruk Türkoğlu | Yorum



    ARAÇLAR
    • <LI onclick="f_openLoginPanel('loginPanel', this);"> yorum yaz <LI onclick="f_openLoginPanel('loginPanel', this);"> favorilerime ekle <LI onclick=f_openPrint(108525);> haberi yazdır <LI onclick="f_openArkGonder('toolTable');"> arkadaşıma gonder <LI style="CURSOR: default"> &
    • addthis_pub = 'vodaco';

    function f_showLinks (li) { try { f_display(li); } catch (e) { }}
    Güven krizi, insanların, kurumların ve toplumların hayatlarında önemli değişimler ve kayıplar olduğunda ortaya çıkar. İş değişikliği, evlilik ve boşanma sevilen bir kişinin ölümü gibi durumlarda, insanlar yeni duruma uyum sağlamakta zorlanır. Yıllar boyu tasarruf edilen paraların erimesi ve elde edilen kazanımların tehlikeye girmesi de güvensizlik duygusunu ağırlaştırır.
    Taşların yerinden oynadığı, oyun kurallarının tümden değiştiği dönemlerde, tutunacak bir dal arayışı başlar. Ayağının altındaki zeminin hızla kaydığı düşüncesi kişiyi güvensiz yapar. Yere sağlam basamayan kişinin bu ortamda özgüveni de zayıfladığı için kişi sorunlarla başa çıkacak cesareti kendinde bulamaz. Dört koldan saldıran sorun ve aksilikler ise çaresizlik duygularını besler. Çaresizlik ve umutsuzluk ise güveni yeniden kuracak çözüm yollarını bulmayı engeller. Tüm güven krizlerinde muhakkak bir "kısırdöngü" öyküsü vardır. Kısırdöngü kırılamadıkça, arada bir ortaya çıkan iyileşmeler kalıcı olamaz.

    Güvensizliğin sonuçları
    Kurumlarda ekonomilerin işleyişi ve performansı da güven duygusunun kuvvetli olmasına bağlıdır. Karşılıklı güven duygusunun bulunmadığı ortamlarda ortaklıklar, stratejik işbirlikleri ve ortak girişimler yürümez. Güvensizlik ekonomik faaliyetleri yavaşlatır ve bunların işlem maliyetini yükseltir. Ekonomide güven krizi ortaya çıktığında, insanlar kısırdöngülerin girdabında dönmeye başlar. Yönetim zaaflarının yarattığı bu krizdeki belirsizlikler, gelecek korkusunu ve "gemisini kurtaran kaptan" düşüncesini besler. Sürü psikolojisi içinde ve panik ortamında atılan adımlar çoğu kez sorunu daha ağırlaştırır. Panik psikolojisi içinde bankadaki mevduatını çekmek isteyen tasarruf sahibi, herkes aynı şeyi yaptığında amacına ulaşamaz. Şirketler dünyasında da durum farklı değildir. Örneğin borçlu bir şirket, bazı varlıklarını satarak borçlarını kapamaya çalışır. Ancak tüm şirketler aynı yönteme başvurduğunda, satılan varlıkların fiyatı ucuzlar. Yok pahasına elden çıkarılan varlıklar nedeniyle şirket borçlarının özkaynaklarına oranı azalmaz aksine arttığı da olur. Bu kısırdöngüler ancak güven ortamı yeniden kurulduğunda kırılabilir.

    Kırılgan bir duygu
    Güven, toplumları ve ekonomileri bir arada tutan bir çimento gibidir. Kırılgan ve çabuk örselenen bir duygu olan güven bir kez zayıfladığında, güven ortamının yeniden kurulması uzun yıllar alabilir. Parasal konularda güvenin tekrar oluşması ise daha zordur. Çünkü ekonomide yeniliklere karşı güven duygusunun oluşması ancak çok uzun sürelerde ve sayısız denemeden sonra mümkün olabilir. Örneğin Cumhuriyet Altını'nın 1925'te piyasaya sürülmesinden sonraki on yıllar içinde Reşat Altını tasarruf sahiplerinin gözdesi olarak kaldı. Reşat Altını ancak 70'li yıllardan sonra eski pırıltısını kaybetti.
    Para kullanımında insanlar olağanüstü muhafazakârdır ve alışkanlıklarından kolay kolay kurtulamaz. 2001 Krizi üzerinden yıllar geçmesine rağmen Türkiye'de döviz tevdiat hesaplarının toplam mevduatlar içindeki payında da önemli bir gerileme görülmedi. Benzer bir olay Şili'de ortaya çıktı. Ekonomideki göreceli istikrara ve Şili parası değerini korumasına rağmen dolar hesaplarının payı yıllar boyu azalmadı.

    Kaybetmek kolay, kazanmak zor
    Japonya'da geçen yüzyılın 80'li yıllarında emlak fiyatlarındaki artış ve ardından gelen resesyon sırasında ortaya çıkan güven krizi yıllarca devam etti. Bu krizin yol açtığı hasar da henüz tam anlamı ile giderilmiş değil. Dünya ekonomisinde güvenin tekrar kurulması belki bu kadar uzun sürmeyecek ama normalleşme için en az üç yıl geçmesi gerekebilecek. İyileşme ve normalleşme sürecinin uzaması aşağıdaki faktörlerden kaynaklanacak:
    - Dünya finans sistemine devlet müdahalesinin sonuçlarının alınması ve yeni denetim düzenin oturması için zaman geçmesi zorunlu olacak.
    - Bankaların ve şirketlerin epey sancılı geçmesi gereken yeniden yapılanma dönemine uyum sağlaması en az üç yıllık bir süreden sonra gerçekleşecek.
    - Faizlerin düşüşünün ortaya çıkaracağı enflasyonist faktörlerin ortadan kaldırılması zaman alacak. ABD'de 1980 yılında yüzde 13.6'ya kadar tırmanan yıllık enflasyonun yüzde 3'ün altına inmesi ve düşük düzeylerde kalması için tam altı yıl gerekmişti.

    Balataları sıyırma tehlikesi
    Ekonomi yönetimleri, bir güven krizi ortaya çıktığında kullanacağı önlemleri dikkatli bir şekilde seçmek ve zamanlama konusunda ustalık göstermek zorundadır. Parçalı ve yama türü önlemler, sarsılan güveni çoğu kez geri getiremez. İnsanlar yöneticilerin de kendileri gibi belirsizlik ve kararsızlık duyguları içinde bulunduğunu düşünür.
    İşler iyice karıştığında kullanılacak "son çare", krizin hemen başında uygulamaya sokulduğunda bazen beklenen olumlu etkiyi yaratamaz. Ortalığı sakinleştirirken frene çok hızlı bir şekilde basılması durumunda ise balataları sıyırma ve denetimin tamamen elden kaçması tehlikesi her zaman için vardır. Güvensizliğin boyutlarını iyi teşhis etmek ve buna uygun önlemler almak ise istikrarın sağlanmasını çabuklaştırır.
    Güven krizi yapısal nedenlerden kaynaklandığında, ne kadar büyük olursa olsun parasal kurtarma önlemleri işe yaramaz. Bu ortamda sabırlı olmak ve yapısal sorunlara önem sırasıyla el atmak gerekebilir.

    Güven artırıcı önlemler
    Geçen hafta başında dünyanın başlıca büyük borsalarında endekslerin yükselmesi önceki haftalarda bozulan moralleri bir ölçüde yükseltti. Ancak normalleşme sürecinin tamamlanması için gelecek aylarda yeni ve akılcı önlemlerin alınması gerekiyor. Gelecek altı ay içinde hükümetlerin, diplomaside ve dış politikada kullanılan anlamı ile "güven artırıcı" yeni önlemlere öncelik vermesi gerekecek. Bu önlemleri şöyle sıralamak mümkün:
    - Son haftalardaki yangın söndürme paketlerinden sonra hükümetler gelecek aylarda krize yol açan yapısal faktörleri birer birer ele almak ve çözüm paketleri oluşturmak zorunda kalacak.
    - Olaylar patladıktan sonra değil de yaklaşan tehlikeleri önceden tahmin edip önlemler alınması, kitlelerin güvenini güçlendirecek. Hükümetlerin, olayların ve piyasalardaki gelişmelerin peşinden gitmesi ise güven ortamının yeniden kurulmasını geciktirir.
    - Güvenin sağlanması, ancak demokratik bir ortamda ve şeffaflık içinde mümkün olur. Kapalı kapılar ardında ve halk kitlelerine gerekçeleri anlatılmadan alınan kararlar, güvensizliği daha da derinleştirebilir.
    - Güveni tekrar kurmak için alınan önlemlerin toplumdaki adalet duygusuna uygun olması gerekir. Güvensizlik ortamının yarattığı sıkıntı ve yükler eşit dağıtılmadığı takdirde, güven duygusu kalıcı olmaz.

    GÜVENSİZLİKTEN GÜVEN DUYGUSUNA GİDEN YOL
    Ekonomik sarsıntılar, toplumdaki büyük değişimler ve diğer olumsuz olaylar, kişilerde güven duygusunu zedeler ve onun akılcı ve tutarlı davranmasını zorlaştırır. Yılların deneyimi ile elde edilen güvenin ortadan kalkmasına yol açan olaylar insanlarda arka arkaya gelen ruh hallerini ve tepkileri ortaya çıkarır. Güven krizi ve güvenin tekrar kurulması sürecinde aşağıdaki aşamalardan geçilir.
    Şaşkınlık: Güven krizinin ilk aşamasında arka arkaya gelen şoklar nedeniyle insanların sanki eli kolu tutulmuş gibi olur. Kendini boşlukta hisseden kişi krizin başında olayları felç olmuş gibi izlemekten başka bir şey yapamaz.
    İnkâr: Sonraki aşamada insanlar olumsuzlukları küçümseyerek, hatta yok sayarak özgüvenini kazanmaya çabalar.
    Özgüvenin sarsılması: Krizin belirtileri ve sonuçları yaygınlaştıkça kişinin kendine güveni sarsılır. Olaylardan kendisini sorumlu görmeye başlayan kişiler, umutsuzluğa kapılır.
    İsyan: Çaresizlik duygularının ardından savunma mekanizmalarının da etkisiyle duygular kabarmaya başlar. Güvensizlik ortamını yaratan kişiler suçlanır ve kişi belirsizlik ortamını kendisine yapılmış bir haksızlık gibi görmeye başlar.
    Rastgele tepkiler: İsyan ve kızgınlık duygularının ardından dağınık tepkiler, panik eylemleri ortaya çıkar. Bu tür tepkilerin yaygınlaşması, sorunu daha da kötüleştirir.
    Kabullenme: Zaman geçtikçe kişiler olumsuzlukları ve kötüye gidişi kabullenir ve sakinleşir. Güven krizinin bu dip noktasından sonra işler yoluna girmeye başlar. Kabullenme, üstesinden gelme ve başa çıkma becerilerinin ortaya çıkmasını sağlar.
    Güvenin kazanılması: Yöneticilerin, olayların peşinden gitmek yerine, yaklaşan tehlikeleri fark edip önlem aldıklarını gören kişilerin güven duygusu güçlenir. Ancak güven duygusunun kriz öncesi düzeylerine yükselmesi bazen çok uzun süreler gerektirebilir.
    Uyum: Kendine güveni artan ve işlerin yoluna girdiğini gören kişi, yeni koşullara uyum için çaba göstermeye başlar.

    https://twitter.com/keyborsa_simurg
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #2
    Krizin esas nedeni türev ürünlerin önlenemez yükselişi

    03.10.2008 | Faruk Türkoğlu | Yorum



    Normal durumlarda kitlelerin bilgeliği, siyasi ve ekonomik sorunları çözer. Bazen de kitlelerin çılgınlığı devreye girer ve tüm yöneticilerin, kurumların ve âkil insanların basireti bağlanır. Böylesi tarihsel dönemlerde kötüye gidiş konusunda uyarı yapanların seslerine kulak verilmez.

    Türev ürünler konusunda son 10 yıldaki gaflet döneminin ardından gelen kriz, finans dünyasındaki kolektif çılgınlığın nerelere kadar varabileceği konusunda somut bir örnek oluşturdu.
    Bu tür ürünlerin olağanüstü karmaşık bir niteliğe sahip olması da gafletin diğer bir nedeni oldu. ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke'nin bile 2007'nin ağustos ayında, piyasa uzmanlarından bir brifing aldıktan sonra özelliklerini tam olarak kavrayabildiği bu ürünler konusundaki bilgisizlik de kriz sürecini hızlandırdı.

    Denetimsiz tırmanış
    Ekonomide, ticarette ve finans dünyasında kullanılan kâğıtlar ancak temsil ettikleri varlığa göre değerlenir. Örneğin bir ülkenin kâğıt parası, ekonominin üretim gücüne, dünya ticaretindeki payına ve yıllık enflasyon oranına göre değer kazanır veya kaybeder. Hisse senetleri ve tahvillerin değeri de ait oldukları şirketlerin gücüne göre iner, çıkar. Türev ürünlerde bu tür bir bağlantı ve ilişki daha zayıftır veya hiç yoktur. Küresel piyasalardaki bu tür ürünlerin toplam değeri, dünyanın toplam hasılasına ve bu hasılanın büyüme oranına uygun bir artış seyri izlerse, bir sorun çıkmaz. Bu ürünler gemi azıya alıp, kendi başına tırmanışa geçtiğinde ise kötü günler yakınlaşır.
    Türev ürünlerin daha 1993'te 9 trilyon dolar olan sözleşme (notional) değeri 1998'de 80.3 trilyon dolara çıktı ama bu artış, ekonomik dengeleri fazla zorlamadı. Mühendislikte ve iş yönetiminde gözde olan inovasyonun finans dünyasındaki uygulamaları başlangıçta epey olumlu karşılandı. Ancak son 10 yıl içinde türev ürünlerinin toplam değeri her yıl ortalama olarak yüzde 25 oranında arttı. Aynı dönemde dünya gelirindeki artış oranı ise yüzde 6.2'de kaldı. Türev ürünlerin bu aşırı hızlı büyümesi, bugünkü krizin önemli nedenlerinden biri oldu.

    Piyasaların kanseri
    İnsan vücudunda kanser belirli hücrelerin sınırsız bir şekilde çoğalması ile ortaya çıkar. Sağlıklı insanda hücre çoğalması bir noktada doğal olarak duraklarken, kanserli hücre freni patlamış bir araç gibidir. Bir finansal aracın denetimsiz büyümesi ise kanserleşen hücrelerin yaptığına benzer bir şekilde ekonomik bünyeyi hastalandırır. Dengesiz büyümenin yol açabileceği zararların son örneği de kredi krizi ile ortaya çıktı. 1998'den sonraki dokuz yıl içinde 80 trilyon dolardan 2007 sonunda 596 trilyon dolara çıkan türev ürünler toplamının, er veya geç bir krize yol açacağını sağduyu sahibi herkes görüyordu zaten. Dünyadaki tüm gayrimenkullerin tahmini değerinin 75 trilyon dolar, tüm dünya ülkelerindeki milli gelirlerin toplamının satın alma gücü paritesine göre 69 trilyon dolar olduğunu bilenler, durmadan şişen balonun bir gün patlayacağını tahmin edebiliyorlardı.

    Göstere göstere gelen kriz
    Frenlenemeyen bu tırmanışla küresel piyasalardaki durum, ekonomide belirli bir üretim artışı olmadığı halde, banknot matbaasına fazla mesai yaptırıp, piyasaya karşılıksız para sürülen ülkelere benzemeye başlamıştı. Bugünkü krizin ilk işaretleri esasında 10 yıl öncesinden ortaya çıkmıştı. Yönetim kurulunda daha bir yıl önce Nobel Ekonomi Ödülü'nü paylaşmış Myron Scholes'un ve Robert C. Merton'un da bulunduğu Long Term Capital Management adlı "hedge" fonunun 1998 yılında batması ilk uyarıydı.
    Yılda 111 milyar dolarlık ciro yapan Enron enerji şirketinin 2001'deki batışının bir nedeni de portföyündeki türev ürünleriydi. Dünya borsalarında 2002, 2004 ve 2006 yıllarının ilkbaharlarında yaşanan çalkantıların denetimini yine türev ürünler zorlaştırmıştı.
    Bear Stearns'ün geçen yıl finans dünyasından silinmesinin baş nedeni de bir tür "türev kanseri" oldu. Bu yılın mart ayında bu kanserin metastaz yapacağı ve bankacılık sektörünün diğer alanlarına da sıçrayacağı gün gibi aşikârdı.
    El Kaide'nin eline atom bombası teslim etmekten bir farkı olmayan türev ürün artışı, geçen eylül ayında Goldman Sachs'ı, Lehman Brothers'ı ve Morgan Stanley'i köşeye sıkıştırdı.

    Uyarılar dikkate alınmadı
    Daha 2007 yılının sonbaharında ABD'de yayımlanan Portfolio dergisinin köşe yazarı Jesse Eisinger trilyonlarca dolar değerindeki türev ürünlerin yalnız yüzde 2'sinin "batık" çıkmasının bir "domino etkisi" yaratarak tüm sistemi tehlikeye atacağı uyarısını yapmıştı.
    Pimco Yatırım şirketinin genel müdürü olan ve "tahvil kıralı" olarak bilinen William Gross ise bu yılın başında bu tür ürünlerin bir gölge bankacılık sistemi yarattığını ve bankacıların adeta merkez bankaları gibi para yarattığını vurgulamıştı.
    MarketWatch dergisinin yorumcusu Paul B. Farrell, daha Bear Stearns batmadan önce, Uluslararası Ödemeler Bankası'nı (BIS) görevini yerine getirmediği için eleştirmişti. Farrell'a göre ulusal merkez bankalarının anası durumundaki BIS, son yıllarda türev ürünlerin kaydını tuttu ama önlem almakta gecikti. Farrell merkezi İsviçre'nin Basel kentinde bulunan BIS'in bu süreçte at yarışlarında bahis gişesi gibi çalıştığını ileri sürdü…


    OMAHA KÂHİNİ BUFFETT 'SAATLİ BOMBA'
    UYARISINI TAM ALTI YIL ÖNCE YAPMIŞTI
    Yatırım konusunda engin deneyimi olan ve öngörüleri çoğunlukla doğru çıktığı için Amerika'da "Omaha Kâhini" diye bilinen Warren Buffett, ABD hükümetini ve Wall Street'i çok önceden uyarmıştı. Yatırım şirketi Berkshire Hataway'in başkanı Buffett ve yardımcısı Charles T. Munger, daha 2002 yılındaki çalışma raporlarında şu uyarıyı yapmıştı:
    "Ben ve Charlie, türev ürünler üzerinde yapılan işlemleri, hem bu işlemin tarafları hem de ekonomik sistemi için bir ‘saatli bomba' olarak görüyoruz.
    Türev sözleşmelerin kapsamını tek sınırlayan etken insanların (göründüğü kadarıyla çılgın insanların) hayal gücüdür. Örneğin Enron'da değeri yıllar sonra belirlenecek gazete ve geniş bant türevleri, şirketin resmi defterlerinde yer alıyordu. Daha açık bir ifadeyle siz Nebraska eyaletinde 2020 yılında doğacak ikizlerin sayısı konusunda bile bir sözleşme yapabilirsiniz. Uygun fiyat verdiğinizde karşınıza muhakkak bir alıcı çıkacaktır.
    Esasında reasürans ve türev işlemleri birbirine çok benzer. Her ikisine de giriş cehennemde olduğu gibi kolay, çıkış ise zordur. Her iki sektörde de bir kez sözleşme yapıldıktan sonra kurtulmak zordur. Bu sektörlerde elde edilmiş görünen kazançlar çılgıncasına abartılır. Çünkü bu kazançları hesaplama yöntemlerindeki hatalar ancak uzun yıllardan sonra ortaya çıkar. Türev ürünlerinin alım satımını yapanlara aylıkları, piyasa fiyatlarına göre değerlendirme yapılarak ödenir. Ancak Nebraskalı ikizler örneğinde olduğu gibi türev ürünlerin çoğunluğunun bir piyasası, pazarı bulunmaz… Bizim görüşümüze göre türev ürünlerin öldürücü potansiyel taşıyan finansal kitle imha silahlarından bir farkı yoktur."
    Kazanç hırsı ve basiretsizlik nedeniyle Buffett'ın uyarılarına kulak asmayan Wall Street'in dinozorları, bu gafletlerinin bedelini günümüzde çok ağır bir şekilde ödüyor. Açgözlülüğün esas faturası ise olaylara seyirci kalan halk kitlelerine yükleniyor.
    https://twitter.com/keyborsa_simurg

    Yorum

    Working...
    X

    Debug Information