
Faruk Türkoğlu
Güven krizinin aşılması yıllar alacak
18.10.2008 | Faruk Türkoğlu | Yorum
Güven krizi, insanların, kurumların ve toplumların hayatlarında önemli değişimler ve kayıplar olduğunda ortaya çıkar. İş değişikliği, evlilik ve boşanma sevilen bir kişinin ölümü gibi durumlarda, insanlar yeni duruma uyum sağlamakta zorlanır. Yıllar boyu tasarruf edilen paraların erimesi ve elde edilen kazanımların tehlikeye girmesi de güvensizlik duygusunu ağırlaştırır.
Taşların yerinden oynadığı, oyun kurallarının tümden değiştiği dönemlerde, tutunacak bir dal arayışı başlar. Ayağının altındaki zeminin hızla kaydığı düşüncesi kişiyi güvensiz yapar. Yere sağlam basamayan kişinin bu ortamda özgüveni de zayıfladığı için kişi sorunlarla başa çıkacak cesareti kendinde bulamaz. Dört koldan saldıran sorun ve aksilikler ise çaresizlik duygularını besler. Çaresizlik ve umutsuzluk ise güveni yeniden kuracak çözüm yollarını bulmayı engeller. Tüm güven krizlerinde muhakkak bir "kısırdöngü" öyküsü vardır. Kısırdöngü kırılamadıkça, arada bir ortaya çıkan iyileşmeler kalıcı olamaz.
Güvensizliğin sonuçları
Kurumlarda ekonomilerin işleyişi ve performansı da güven duygusunun kuvvetli olmasına bağlıdır. Karşılıklı güven duygusunun bulunmadığı ortamlarda ortaklıklar, stratejik işbirlikleri ve ortak girişimler yürümez. Güvensizlik ekonomik faaliyetleri yavaşlatır ve bunların işlem maliyetini yükseltir. Ekonomide güven krizi ortaya çıktığında, insanlar kısırdöngülerin girdabında dönmeye başlar. Yönetim zaaflarının yarattığı bu krizdeki belirsizlikler, gelecek korkusunu ve "gemisini kurtaran kaptan" düşüncesini besler. Sürü psikolojisi içinde ve panik ortamında atılan adımlar çoğu kez sorunu daha ağırlaştırır. Panik psikolojisi içinde bankadaki mevduatını çekmek isteyen tasarruf sahibi, herkes aynı şeyi yaptığında amacına ulaşamaz. Şirketler dünyasında da durum farklı değildir. Örneğin borçlu bir şirket, bazı varlıklarını satarak borçlarını kapamaya çalışır. Ancak tüm şirketler aynı yönteme başvurduğunda, satılan varlıkların fiyatı ucuzlar. Yok pahasına elden çıkarılan varlıklar nedeniyle şirket borçlarının özkaynaklarına oranı azalmaz aksine arttığı da olur. Bu kısırdöngüler ancak güven ortamı yeniden kurulduğunda kırılabilir.
Kırılgan bir duygu
Güven, toplumları ve ekonomileri bir arada tutan bir çimento gibidir. Kırılgan ve çabuk örselenen bir duygu olan güven bir kez zayıfladığında, güven ortamının yeniden kurulması uzun yıllar alabilir. Parasal konularda güvenin tekrar oluşması ise daha zordur. Çünkü ekonomide yeniliklere karşı güven duygusunun oluşması ancak çok uzun sürelerde ve sayısız denemeden sonra mümkün olabilir. Örneğin Cumhuriyet Altını'nın 1925'te piyasaya sürülmesinden sonraki on yıllar içinde Reşat Altını tasarruf sahiplerinin gözdesi olarak kaldı. Reşat Altını ancak 70'li yıllardan sonra eski pırıltısını kaybetti.
Para kullanımında insanlar olağanüstü muhafazakârdır ve alışkanlıklarından kolay kolay kurtulamaz. 2001 Krizi üzerinden yıllar geçmesine rağmen Türkiye'de döviz tevdiat hesaplarının toplam mevduatlar içindeki payında da önemli bir gerileme görülmedi. Benzer bir olay Şili'de ortaya çıktı. Ekonomideki göreceli istikrara ve Şili parası değerini korumasına rağmen dolar hesaplarının payı yıllar boyu azalmadı.
Kaybetmek kolay, kazanmak zor
Japonya'da geçen yüzyılın 80'li yıllarında emlak fiyatlarındaki artış ve ardından gelen resesyon sırasında ortaya çıkan güven krizi yıllarca devam etti. Bu krizin yol açtığı hasar da henüz tam anlamı ile giderilmiş değil. Dünya ekonomisinde güvenin tekrar kurulması belki bu kadar uzun sürmeyecek ama normalleşme için en az üç yıl geçmesi gerekebilecek. İyileşme ve normalleşme sürecinin uzaması aşağıdaki faktörlerden kaynaklanacak:
- Dünya finans sistemine devlet müdahalesinin sonuçlarının alınması ve yeni denetim düzenin oturması için zaman geçmesi zorunlu olacak.
- Bankaların ve şirketlerin epey sancılı geçmesi gereken yeniden yapılanma dönemine uyum sağlaması en az üç yıllık bir süreden sonra gerçekleşecek.
- Faizlerin düşüşünün ortaya çıkaracağı enflasyonist faktörlerin ortadan kaldırılması zaman alacak. ABD'de 1980 yılında yüzde 13.6'ya kadar tırmanan yıllık enflasyonun yüzde 3'ün altına inmesi ve düşük düzeylerde kalması için tam altı yıl gerekmişti.
Balataları sıyırma tehlikesi
Ekonomi yönetimleri, bir güven krizi ortaya çıktığında kullanacağı önlemleri dikkatli bir şekilde seçmek ve zamanlama konusunda ustalık göstermek zorundadır. Parçalı ve yama türü önlemler, sarsılan güveni çoğu kez geri getiremez. İnsanlar yöneticilerin de kendileri gibi belirsizlik ve kararsızlık duyguları içinde bulunduğunu düşünür.
İşler iyice karıştığında kullanılacak "son çare", krizin hemen başında uygulamaya sokulduğunda bazen beklenen olumlu etkiyi yaratamaz. Ortalığı sakinleştirirken frene çok hızlı bir şekilde basılması durumunda ise balataları sıyırma ve denetimin tamamen elden kaçması tehlikesi her zaman için vardır. Güvensizliğin boyutlarını iyi teşhis etmek ve buna uygun önlemler almak ise istikrarın sağlanmasını çabuklaştırır.
Güven krizi yapısal nedenlerden kaynaklandığında, ne kadar büyük olursa olsun parasal kurtarma önlemleri işe yaramaz. Bu ortamda sabırlı olmak ve yapısal sorunlara önem sırasıyla el atmak gerekebilir.
Güven artırıcı önlemler
Geçen hafta başında dünyanın başlıca büyük borsalarında endekslerin yükselmesi önceki haftalarda bozulan moralleri bir ölçüde yükseltti. Ancak normalleşme sürecinin tamamlanması için gelecek aylarda yeni ve akılcı önlemlerin alınması gerekiyor. Gelecek altı ay içinde hükümetlerin, diplomaside ve dış politikada kullanılan anlamı ile "güven artırıcı" yeni önlemlere öncelik vermesi gerekecek. Bu önlemleri şöyle sıralamak mümkün:
- Son haftalardaki yangın söndürme paketlerinden sonra hükümetler gelecek aylarda krize yol açan yapısal faktörleri birer birer ele almak ve çözüm paketleri oluşturmak zorunda kalacak.
- Olaylar patladıktan sonra değil de yaklaşan tehlikeleri önceden tahmin edip önlemler alınması, kitlelerin güvenini güçlendirecek. Hükümetlerin, olayların ve piyasalardaki gelişmelerin peşinden gitmesi ise güven ortamının yeniden kurulmasını geciktirir.
- Güvenin sağlanması, ancak demokratik bir ortamda ve şeffaflık içinde mümkün olur. Kapalı kapılar ardında ve halk kitlelerine gerekçeleri anlatılmadan alınan kararlar, güvensizliği daha da derinleştirebilir.
- Güveni tekrar kurmak için alınan önlemlerin toplumdaki adalet duygusuna uygun olması gerekir. Güvensizlik ortamının yarattığı sıkıntı ve yükler eşit dağıtılmadığı takdirde, güven duygusu kalıcı olmaz.
GÜVENSİZLİKTEN GÜVEN DUYGUSUNA GİDEN YOL
Ekonomik sarsıntılar, toplumdaki büyük değişimler ve diğer olumsuz olaylar, kişilerde güven duygusunu zedeler ve onun akılcı ve tutarlı davranmasını zorlaştırır. Yılların deneyimi ile elde edilen güvenin ortadan kalkmasına yol açan olaylar insanlarda arka arkaya gelen ruh hallerini ve tepkileri ortaya çıkarır. Güven krizi ve güvenin tekrar kurulması sürecinde aşağıdaki aşamalardan geçilir.
Şaşkınlık: Güven krizinin ilk aşamasında arka arkaya gelen şoklar nedeniyle insanların sanki eli kolu tutulmuş gibi olur. Kendini boşlukta hisseden kişi krizin başında olayları felç olmuş gibi izlemekten başka bir şey yapamaz.
İnkâr: Sonraki aşamada insanlar olumsuzlukları küçümseyerek, hatta yok sayarak özgüvenini kazanmaya çabalar.
Özgüvenin sarsılması: Krizin belirtileri ve sonuçları yaygınlaştıkça kişinin kendine güveni sarsılır. Olaylardan kendisini sorumlu görmeye başlayan kişiler, umutsuzluğa kapılır.
İsyan: Çaresizlik duygularının ardından savunma mekanizmalarının da etkisiyle duygular kabarmaya başlar. Güvensizlik ortamını yaratan kişiler suçlanır ve kişi belirsizlik ortamını kendisine yapılmış bir haksızlık gibi görmeye başlar.
Rastgele tepkiler: İsyan ve kızgınlık duygularının ardından dağınık tepkiler, panik eylemleri ortaya çıkar. Bu tür tepkilerin yaygınlaşması, sorunu daha da kötüleştirir.
Kabullenme: Zaman geçtikçe kişiler olumsuzlukları ve kötüye gidişi kabullenir ve sakinleşir. Güven krizinin bu dip noktasından sonra işler yoluna girmeye başlar. Kabullenme, üstesinden gelme ve başa çıkma becerilerinin ortaya çıkmasını sağlar.
Güvenin kazanılması: Yöneticilerin, olayların peşinden gitmek yerine, yaklaşan tehlikeleri fark edip önlem aldıklarını gören kişilerin güven duygusu güçlenir. Ancak güven duygusunun kriz öncesi düzeylerine yükselmesi bazen çok uzun süreler gerektirebilir.
Uyum: Kendine güveni artan ve işlerin yoluna girdiğini gören kişi, yeni koşullara uyum için çaba göstermeye başlar.
Güven krizinin aşılması yıllar alacak
18.10.2008 | Faruk Türkoğlu | Yorum
ARAÇLAR
- <LI onclick="f_openLoginPanel('loginPanel', this);">
yorum yaz <LI onclick="f_openLoginPanel('loginPanel', this);">
favorilerime ekle <LI onclick=f_openPrint(108525);>
haberi yazdır <LI onclick="f_openArkGonder('toolTable');">
arkadaşıma gonder <LI style="CURSOR: default">
& 
- addthis_pub = 'vodaco';

function f_showLinks (li) { try { f_display(li); } catch (e) { }}
Güven krizi, insanların, kurumların ve toplumların hayatlarında önemli değişimler ve kayıplar olduğunda ortaya çıkar. İş değişikliği, evlilik ve boşanma sevilen bir kişinin ölümü gibi durumlarda, insanlar yeni duruma uyum sağlamakta zorlanır. Yıllar boyu tasarruf edilen paraların erimesi ve elde edilen kazanımların tehlikeye girmesi de güvensizlik duygusunu ağırlaştırır.
Taşların yerinden oynadığı, oyun kurallarının tümden değiştiği dönemlerde, tutunacak bir dal arayışı başlar. Ayağının altındaki zeminin hızla kaydığı düşüncesi kişiyi güvensiz yapar. Yere sağlam basamayan kişinin bu ortamda özgüveni de zayıfladığı için kişi sorunlarla başa çıkacak cesareti kendinde bulamaz. Dört koldan saldıran sorun ve aksilikler ise çaresizlik duygularını besler. Çaresizlik ve umutsuzluk ise güveni yeniden kuracak çözüm yollarını bulmayı engeller. Tüm güven krizlerinde muhakkak bir "kısırdöngü" öyküsü vardır. Kısırdöngü kırılamadıkça, arada bir ortaya çıkan iyileşmeler kalıcı olamaz.
Güvensizliğin sonuçları
Kurumlarda ekonomilerin işleyişi ve performansı da güven duygusunun kuvvetli olmasına bağlıdır. Karşılıklı güven duygusunun bulunmadığı ortamlarda ortaklıklar, stratejik işbirlikleri ve ortak girişimler yürümez. Güvensizlik ekonomik faaliyetleri yavaşlatır ve bunların işlem maliyetini yükseltir. Ekonomide güven krizi ortaya çıktığında, insanlar kısırdöngülerin girdabında dönmeye başlar. Yönetim zaaflarının yarattığı bu krizdeki belirsizlikler, gelecek korkusunu ve "gemisini kurtaran kaptan" düşüncesini besler. Sürü psikolojisi içinde ve panik ortamında atılan adımlar çoğu kez sorunu daha ağırlaştırır. Panik psikolojisi içinde bankadaki mevduatını çekmek isteyen tasarruf sahibi, herkes aynı şeyi yaptığında amacına ulaşamaz. Şirketler dünyasında da durum farklı değildir. Örneğin borçlu bir şirket, bazı varlıklarını satarak borçlarını kapamaya çalışır. Ancak tüm şirketler aynı yönteme başvurduğunda, satılan varlıkların fiyatı ucuzlar. Yok pahasına elden çıkarılan varlıklar nedeniyle şirket borçlarının özkaynaklarına oranı azalmaz aksine arttığı da olur. Bu kısırdöngüler ancak güven ortamı yeniden kurulduğunda kırılabilir.
Kırılgan bir duygu
Güven, toplumları ve ekonomileri bir arada tutan bir çimento gibidir. Kırılgan ve çabuk örselenen bir duygu olan güven bir kez zayıfladığında, güven ortamının yeniden kurulması uzun yıllar alabilir. Parasal konularda güvenin tekrar oluşması ise daha zordur. Çünkü ekonomide yeniliklere karşı güven duygusunun oluşması ancak çok uzun sürelerde ve sayısız denemeden sonra mümkün olabilir. Örneğin Cumhuriyet Altını'nın 1925'te piyasaya sürülmesinden sonraki on yıllar içinde Reşat Altını tasarruf sahiplerinin gözdesi olarak kaldı. Reşat Altını ancak 70'li yıllardan sonra eski pırıltısını kaybetti.
Para kullanımında insanlar olağanüstü muhafazakârdır ve alışkanlıklarından kolay kolay kurtulamaz. 2001 Krizi üzerinden yıllar geçmesine rağmen Türkiye'de döviz tevdiat hesaplarının toplam mevduatlar içindeki payında da önemli bir gerileme görülmedi. Benzer bir olay Şili'de ortaya çıktı. Ekonomideki göreceli istikrara ve Şili parası değerini korumasına rağmen dolar hesaplarının payı yıllar boyu azalmadı.
Kaybetmek kolay, kazanmak zor
Japonya'da geçen yüzyılın 80'li yıllarında emlak fiyatlarındaki artış ve ardından gelen resesyon sırasında ortaya çıkan güven krizi yıllarca devam etti. Bu krizin yol açtığı hasar da henüz tam anlamı ile giderilmiş değil. Dünya ekonomisinde güvenin tekrar kurulması belki bu kadar uzun sürmeyecek ama normalleşme için en az üç yıl geçmesi gerekebilecek. İyileşme ve normalleşme sürecinin uzaması aşağıdaki faktörlerden kaynaklanacak:
- Dünya finans sistemine devlet müdahalesinin sonuçlarının alınması ve yeni denetim düzenin oturması için zaman geçmesi zorunlu olacak.
- Bankaların ve şirketlerin epey sancılı geçmesi gereken yeniden yapılanma dönemine uyum sağlaması en az üç yıllık bir süreden sonra gerçekleşecek.
- Faizlerin düşüşünün ortaya çıkaracağı enflasyonist faktörlerin ortadan kaldırılması zaman alacak. ABD'de 1980 yılında yüzde 13.6'ya kadar tırmanan yıllık enflasyonun yüzde 3'ün altına inmesi ve düşük düzeylerde kalması için tam altı yıl gerekmişti.
Balataları sıyırma tehlikesi
Ekonomi yönetimleri, bir güven krizi ortaya çıktığında kullanacağı önlemleri dikkatli bir şekilde seçmek ve zamanlama konusunda ustalık göstermek zorundadır. Parçalı ve yama türü önlemler, sarsılan güveni çoğu kez geri getiremez. İnsanlar yöneticilerin de kendileri gibi belirsizlik ve kararsızlık duyguları içinde bulunduğunu düşünür.
İşler iyice karıştığında kullanılacak "son çare", krizin hemen başında uygulamaya sokulduğunda bazen beklenen olumlu etkiyi yaratamaz. Ortalığı sakinleştirirken frene çok hızlı bir şekilde basılması durumunda ise balataları sıyırma ve denetimin tamamen elden kaçması tehlikesi her zaman için vardır. Güvensizliğin boyutlarını iyi teşhis etmek ve buna uygun önlemler almak ise istikrarın sağlanmasını çabuklaştırır.
Güven krizi yapısal nedenlerden kaynaklandığında, ne kadar büyük olursa olsun parasal kurtarma önlemleri işe yaramaz. Bu ortamda sabırlı olmak ve yapısal sorunlara önem sırasıyla el atmak gerekebilir.
Güven artırıcı önlemler
Geçen hafta başında dünyanın başlıca büyük borsalarında endekslerin yükselmesi önceki haftalarda bozulan moralleri bir ölçüde yükseltti. Ancak normalleşme sürecinin tamamlanması için gelecek aylarda yeni ve akılcı önlemlerin alınması gerekiyor. Gelecek altı ay içinde hükümetlerin, diplomaside ve dış politikada kullanılan anlamı ile "güven artırıcı" yeni önlemlere öncelik vermesi gerekecek. Bu önlemleri şöyle sıralamak mümkün:
- Son haftalardaki yangın söndürme paketlerinden sonra hükümetler gelecek aylarda krize yol açan yapısal faktörleri birer birer ele almak ve çözüm paketleri oluşturmak zorunda kalacak.
- Olaylar patladıktan sonra değil de yaklaşan tehlikeleri önceden tahmin edip önlemler alınması, kitlelerin güvenini güçlendirecek. Hükümetlerin, olayların ve piyasalardaki gelişmelerin peşinden gitmesi ise güven ortamının yeniden kurulmasını geciktirir.
- Güvenin sağlanması, ancak demokratik bir ortamda ve şeffaflık içinde mümkün olur. Kapalı kapılar ardında ve halk kitlelerine gerekçeleri anlatılmadan alınan kararlar, güvensizliği daha da derinleştirebilir.
- Güveni tekrar kurmak için alınan önlemlerin toplumdaki adalet duygusuna uygun olması gerekir. Güvensizlik ortamının yarattığı sıkıntı ve yükler eşit dağıtılmadığı takdirde, güven duygusu kalıcı olmaz.
GÜVENSİZLİKTEN GÜVEN DUYGUSUNA GİDEN YOL
Ekonomik sarsıntılar, toplumdaki büyük değişimler ve diğer olumsuz olaylar, kişilerde güven duygusunu zedeler ve onun akılcı ve tutarlı davranmasını zorlaştırır. Yılların deneyimi ile elde edilen güvenin ortadan kalkmasına yol açan olaylar insanlarda arka arkaya gelen ruh hallerini ve tepkileri ortaya çıkarır. Güven krizi ve güvenin tekrar kurulması sürecinde aşağıdaki aşamalardan geçilir.
Şaşkınlık: Güven krizinin ilk aşamasında arka arkaya gelen şoklar nedeniyle insanların sanki eli kolu tutulmuş gibi olur. Kendini boşlukta hisseden kişi krizin başında olayları felç olmuş gibi izlemekten başka bir şey yapamaz.
İnkâr: Sonraki aşamada insanlar olumsuzlukları küçümseyerek, hatta yok sayarak özgüvenini kazanmaya çabalar.
Özgüvenin sarsılması: Krizin belirtileri ve sonuçları yaygınlaştıkça kişinin kendine güveni sarsılır. Olaylardan kendisini sorumlu görmeye başlayan kişiler, umutsuzluğa kapılır.
İsyan: Çaresizlik duygularının ardından savunma mekanizmalarının da etkisiyle duygular kabarmaya başlar. Güvensizlik ortamını yaratan kişiler suçlanır ve kişi belirsizlik ortamını kendisine yapılmış bir haksızlık gibi görmeye başlar.
Rastgele tepkiler: İsyan ve kızgınlık duygularının ardından dağınık tepkiler, panik eylemleri ortaya çıkar. Bu tür tepkilerin yaygınlaşması, sorunu daha da kötüleştirir.
Kabullenme: Zaman geçtikçe kişiler olumsuzlukları ve kötüye gidişi kabullenir ve sakinleşir. Güven krizinin bu dip noktasından sonra işler yoluna girmeye başlar. Kabullenme, üstesinden gelme ve başa çıkma becerilerinin ortaya çıkmasını sağlar.
Güvenin kazanılması: Yöneticilerin, olayların peşinden gitmek yerine, yaklaşan tehlikeleri fark edip önlem aldıklarını gören kişilerin güven duygusu güçlenir. Ancak güven duygusunun kriz öncesi düzeylerine yükselmesi bazen çok uzun süreler gerektirebilir.
Uyum: Kendine güveni artan ve işlerin yoluna girdiğini gören kişi, yeni koşullara uyum için çaba göstermeye başlar.
Yorum