Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • eren@
    Tecrübeli
    • 24 Nisan 2008
    • 2344

    #106
    Reuters Global Piyasalar‏
    Asya borsaları, ABD'de bankalarında uygulanmaya başlanan "stres testlerinin" bankacılık sektöründeki sorunların giderilmesine yardımcı olacağı yönündeki beklentilerle yükselirken, dolar yen karşısındaki yükselişini sürdürdü. Japonya'da global resesyonun ekonomiye verdiği zararın ve siyasi belirsizliğin artması, yenin güvenli liman statüsünü zedelerken, yatırımcıları ABD'deki ekonomik sorunlara rağmen dolara yöneltmişti. Uzun vadeli ABD Hazine tahvilleri getirilerindeki yükseliş, geç saatlerde altının fiyatının 950 dolar seviyesine gerilemesi ve kredi piyasalarının daha istikrarlı bir hal alması, bazı yatırımcıların düşük riskli yatırımlarını azaltıp, hisse senedi gibi daha riskli varlıklarda getiri aramasına yol açtı. Ancak, Asya'daki fiyatlama bölge ülkelerinde ihracatın hızla azalması ve şirketlerin kâr görünümlerinin azalmasıyla kararlı değildi.
    BORSALAR
    ABD borsaları, ABD Başkanı Barack Obama'nın Wall Street üzerinde daha sıkı denetim olması yönündeki açıklamaları ve şirketler üzerinde sıkı denetimin şirketlerin kârlarında düşüş yaratabileceği yönündeki endişelerle düştü. Borsaların kapanışına doğru, Obama'nın piyasalarda tehdit oluşturabilecek finansal kuruluşların sıkı devlet denetimine alınması gerektiği yönündeki açıklamaları yatırımcılarda endişe yarattı.
    Washington yönetiminin bankacılık sistemini destekleme planı konusundaki belirsizlik ve zayıf açıklanan ikinci el konut satışları verisinin ardından, ABD borsalarında işlemler dalgalıydı. Hükümetin, bankaların sermaye seviyesinin araştırıldığı "stres testleri" hakkında açıklamaları
    sonrasında piyasalar bir süre için artıya geçerken, hisseler seans kapanışına doğru düşüşe geçti.

    * Dow Jones:: -%1.09; 7,270.89
    * S&P 500 : -%1.07; 764.90
    * Nasdaq : -%1.14; 1,425.43
    * Bovespa : -%1.25; 38,231.58
    Nikkei : -%0.20; 7,445.94
    Japonya dışındaki Asya borsaları endeksi: -%0.38; 216.44
    SSE Composite: +%0.31; 2,213.307
    DÖVİZ
    Yen, Japonya ekonomisi hakkındaki kaygıların ardından dolar karşısında son üç ayın, Avustralya doları karşısında ise son yedi haftanın en düşük değerlerine ulaştı. Japonya'dan portföy çıkışlarının geçen hafta arttığını gösteren veri, yenin güvenli liman çekiciliğinin azaldığını gösterirken, olası teknik satışların ardından yen hakkında artacak karamsarlığın para biriminde daha ne kadar değer kaybına yol açabileceği konuşuluyor.

    Euro/dolar : 1.2714/1.2716
    Dolar/yen : 97.75/97.78
    PETROL
    Petrol, ABD'de benzin rezervlerinin beklentilerin üzerinde azaldığını gösteren verinin sonrasında ABD piyasalarında yüzde 6'nın üzerinde değer kazanmasının ardından 42 dolar seviyesinden işlem görüyordu.

    Brent ham petrolü : +$0.26; $44.53
    ABD hafif ham petrolü : +$0.19; $42.68
    EMERGING DEBT
    Asya tahvil spread'leri, ABD ve Avrupa Birliği'nde şekillenmekte olan finansal sektörü denetleme çabalarının, bankacılık sektörünü nasıl etkileyeceği yönündeki endişelerle dar aralıkta seyretti.

    *Gösterge 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizi: %2.9135
    *2030 vadeli Türkiye tahvili :125.938/127.313
    *2040 vadeli Brezilya tahvili :123.625/123.813
    JP Morgan Gelişen Ülke Tahvilleri Endeksi : 3; 656
    JP Morgan Gelişen Ülke Tahvilleri Endeksi Türkiye Bölümü: 2; 574
    ALTIN
    Altın, geçen hafta ulaştığı son 11 ayın en yüksek değerlerinin ardından gelen yeni kâr satışlarının ardından 950 dolar seviyesinde seyrederken, piyasalardan gelecek yeni haberler sonrasında yeni alımlar gelebileceği düşünülüyor.

    Asya : $946.60/948.70

    Erinc Cetinkaya (Hazine Pazarlama& Fin. Cozumler)
    Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

    Yorum

    • eren@
      Tecrübeli
      • 24 Nisan 2008
      • 2344

      #107
      Global Gelişmeler 26.02.2009
      1. ABD borsaları, ABD Başkanı Barack Obama'nın Wall Street üzerinde daha sıkı denetim olması yönündeki açıklamaları ve şirketler üzerinde sıkı denetimin şirketlerin kârlarında düşüş yaratabileceği endişeleriyle düştü. Hükümetin bankacılık sistemini destekleme planı konusundaki belirsizlik ve zayıf açıklanan ikinci el konut satışları verisinin ardından, ABD borsalarında işlemler dalgalıydı. Hükümetin, bankaların sermaye seviyesinin araştırıldığı "stres testleri" hakkında açıklamaları sonrasında piyasalar bir süre için artıya geçerken hisseler seans kapanışına doğru düşüşe geçti. DJI %-1.09 değer kaybederek 7,270.89 ve S&P 500 %-1.07 değer kaybederek 764.90 oldu.
      2. Asya borsaları, ABD'de bankalarında uygulanmaya başlananstres testlerinin bankacılık sektöründeki sorunların giderilmesine yardımcı olacağı yönündeki beklentilerle yükselirken, dolar yen karşısındaki yükselişini sürdürdü. Japonya'da global resesyonun ekonomiye verdiği zararın ve siyasi belirsizliğin artması, yenin güvenli liman statüsünü zedelerken, yatırımcıları ABD'deki ekonomik sorunlara rağmen dolara yöneltmişti.
      3. Petrol, ABD'de benzin rezervlerinin beklentilerin üzerinde azaldığını gösteren verinin ardından ABD piyasalarında % 6'nın üzerinde değer kazanmasının ardından 42 dolar seviyesinden işlem görüyordu. Altın, geçen hafta ulaştığı son 11 ayın en yüksek değerlerinin ardından gelen yeni kâr satışlarının ardından 950 dolar seviyesinde seyretti.
      4. Japonya’dan gelen veriler ekonomideki şiddetli daralmaya işaret ediyor. Shoko Chukin küçük işletmeler anketi Şubat’ta 25’e geriledi. Şubat verisi dördüncü çeyrek ortalamasının 9 puan altında. İhracat hacmi de Ocak’ta %15.7(aylık) geriledi. Bu düşüşün nedenlerinden biri gelişmekte olan Asya ekonomilerinin lunar tatilden dolayı kapalı olmasıydı. Bununla birlikte ABD, Avrupa ve Asya’ya olan ihracat azalmaya devam etti. İthalat hacmi de Ocak’ta düşmeye devam etti., ama ihracat hacmine göre daha az düştü. Sonuç olarak net ticaret şu anki çeyrek GSYİH’na negatif bir etkide bulunacak.
      5. 2008 4. çeyrek için Almanya ve İngiltere’de harcamaların detayları açıklandı. İki ülke de geçen ayda GSYİH’da şiddetli düşüş yaşamış: Almanya’da %8.2(çeyrek) ve İngiltere’de %5.9. Buna ek olarak, iki ülkede de iş piyasası envanter harcamasında şiddetli düşüşler yaşadı: Almanya’da toplam %20 ve İngiltere’de toplam %16. Son olarak, iki ülke de ihracatta şiddetli kayıplar yaşadı: Almanya’da ihracat yaklaşık %29 gerilerken, İngiltere’de %22 geriledi.
      6. GSYİH’da benzerliklere rağmen bu iki ülke arasında önemli farklar da var. Öncelikle, önemli ihracat kayıplarına rağmen, Almanya’da net ticaretin etkisi negatif olurken, İngiltere’de bu pozitifti. Bu da Almanya’nın ihracat ağırlıklı olduğunu yansıtıyor. Ayrıca, stoklar Almanya’nın GSYİH’sına dördüncü çeyrekte katkıda bulunurken, İngiltere GSYİH’sını negatif etkiledi.
      7. ABD’de ev piyasasından kötü haberler gelmeye devam ediyor. İkinci el konut satışları %5.3(aylık) düştü(Ocak ayında). Bu da Case-Schiller ev fiyatları endeksindeki şiddetli düşüşle tutarlı. Şu anda mortgage faiz oranlarındaki düşüşlerin satışları arttırdığına dair hiçbir kanıt yok.

      8. Rusya, Ocak’ta %8.8 küçüldü. Sanayi üretimi de Ocak’ta geçen yıla oranla %16 ve inşaat sektörü %17 küçüldü. Buna rağmen perakende %2.4 yükseliş yaşadı. Çin’in, %8 ekonomik büyüme hedefini yakalayabilmek için Kasım’da açıkladığı 585 milyar dolar büyüklüğündeki teşvik paketini iki katına çıkarabileceğini belirtiliyor.
      9. ABD bankacılık düzenleme ve denetleme kurumları, ülkenin büyük bankalarının uzun bir resesyona dayanma gücünün sınanacağı "stres testlerine" başlandığını açıkladı. Varlıkları 100 milyar doların üzerinde olan 20'ye yakın finans kuruluşuna uygulanacak testler, bankaların ABD Hazinesi'nin adi hisseye çevrilebilir imtiyazlı hisse alımı yoluyla sermaye desteği programından faydalanmaya ihtiyacı olup olmadığını belirleyecek.Geçen yıl bankalara 200 milyar dolara yakın sermaye desteği sağlayan Hazine programına paralel olarak başlatılan ve Sermaye Destek Programı adı verilen program kapsamında Hazine'nin 700 milyar dolarlık kurtarma fonunda kalan ödenekler dağıtılacak..FED, denetleme ve düzenleme kurumları tarafından Nisan ayı sonuna kadar tamamlanacak testler bankaları iki senaryoya göre sınayacak.Bankalar, "baz senaryo" olarak adlandırılan ilk senaryoya göre özel ekonomik konsensus tahminleri ışığında sınanacak. İkinci "daha olumsuz" senaryoda ise bankalar daha derin ve uzun sürecek bir resesyona göre sınanacak.
      Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

      Yorum

      • eren@
        Tecrübeli
        • 24 Nisan 2008
        • 2344

        #108
        IMF Anlaşması Olmazsa ?‏
        Türkiye'nin IMF ile yapmış olduğu 36 ay vadeli 6.6 milyar SDR kredi kullanımlı stand-by anlaşması küresel finansal krizin derinleşmesinin öncesinde Mayıs 2008 tarihinde son bulmuştu. Yaklaşık olarak 9 aydır IMF ile bir stand-by yapmadan yoluna devam etmekte olan yönetim, son haftalarda tüm dünyada yaygınlaşan bir görüş olan "finansal piyasalar için en kötü günler geride kaldı" yaygın varsayımından güç alarak yerel seçimler sonrasında da IMF ile anlaşma yapmayabilir mi?
        Başbakan'ın, IMF ile beklenilen stand-by anlaşmasına yönelik açıklamalarından algıladığımız noktaları ekte paylaşıyoruz.
        1. IMF ile bir stand-by düzenlemesi olacaksa bu anlaşma en iyi ihtimalle Nisan 2009'a kalmıştır.
        2. Tıkanma noktalarındaki Başbakan'ın açıklamalarındaki vurgu ve tonlamalara baktığımızda bunun bir yerel seçime yönelik yatırım malzemesi olmayabileceği ihtimali artmaya başlamıştır.
        3. Şayet tıkanma noktalarında uzlaşma olmazsa IMF ile olası bir stand-by tamamen askıya alınabilecektir.
        4. Böyle bir algılama doğru ise kredi kuruluşlarının Türkiye'nin görünümünü olumsuza çekmesi mümkündür.
        Böyle bir senaryonun geçerli olması durumunda
        1. TL'nin değer kaybını,
        2. Politika faizindeki düşüşün durmasını ve TL'de sert değer kaybı olursa buna müdahale için politika fazilerinin artabileceğini,
        3. Merkez'in rezervlerinde erime,
        4. Varlık fiyatlarında gerileme (konut, hisse senedi) olabileceğini hatırlatmak isteriz.

        Bu senaryoya henüz %30 olasılık vermemize rağmen bu senaryonun gerçekleşme ihtimali giderek artabilir.

        Saygılarımızla
        Tekstil Menkul Değerler A.Ş.
        Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

        Yorum

        • PEHLİVAN
          Çalışkan
          • 13 Şubat 2009
          • 1138

          #109
          Piyasalar Obama’yı sevmiyor mu?



          Amerikan yönetimi ne zaman ekonomik anlamda bir bildiride bulunsa, ABD borsası düşüş gösteriyor.

          Bu iki detayın birbirine bu derece sıkı sıkıya bağlı olup olmadığı ise sürekli tartışma konusudur. ABD’nin çok tıklanan ekonomi bloğunun editörü Paul Kedrosky Obama ve ABD borsası arasında ilginç bir bağlantı kurmuş.

          İşte Kedrosky’nin ilginç yorumu...

          Fred Barnes adındaki bir köşe yazarınca ortaya atılan bir soru daha uzunca bir süre Amerikan gündemini meşgul edecek gibi görünüyor: “Piyasalar Obama’dan nefret mi ediyor? “

          Barnes’a göre bu sorunun cevabı ‘evet’. Barnes için piyasaların gelecekten umutsuz olması ABD’nin yeni başkanını da yükümlülük altına sokuyor. Borsanın Obama’nın başkan seçilmesinden sonra 2200 puan, başkan olduktan sonra da 800 puan düşmesi piyasaların Obama’ya güvenmediklerinin en açık kanıtı olarak gösterilebilir.

          Ancak unutmamak gerekir ki Amerikan borsasının düşüşü Obama’yla başlayan bir süreç değil. Obama’nın göreve gelmesinden çok önce, eylül 2008’de, Lehman’ların holdinginin düşüşe geçmesiyle başlayan gerileme, Obama’nın göreve gelmesine kadar borsada %28 lik bir düşüşe yol açtı. Bu durum Barnes’ın tezini büyük ölçüde çürütüyor. Çünkü buna göre Demokrat Obama’dan nefret eden piyasaların aynı şekilde Cumhuriyetçi Bush’tan da nefret ediyor olmaları gerekir. Ama şu inkar edilemez bir gerçektir ki her iki partinin politikacıları da yaşanan ekonomik felakette alabora olmaktan kendilerini kurtaramamışlardır.

          Barnes’in diğer tezi ise Obama’nın ekonomik planını açıklamasının ardından borsada büyük düşüşler yaşanmasının en belirgin nedeni piyasaların Obama’ya güvenmemesiydi. Ancak unutulmamalıdır ki Eylül 2008’den Obama’nın göreve gelmesine ve hazine sekreterinin ekonomik planını açıklamasına kadar geçen sürede 10 kez ekonomik nitelikli plan öne sürülmüş ve bunların hepsinin toplam sonucu olarak borsa %23 düşmüştür.Yani piyasaların Demokrat Partiye cephe aldığını söyleyemeyeceğimiz gibi yalnızca Demokrat Parti’nin ekonomik programına olumsuz duruş aldığını da söyleyemeyiz.

          Bunun yanısıra Barnes’in tezi sermaye piyasasının işleyişini tanımaktan uzak. Piyasalarda olacakları öngörmek çok zordur. Piyasalar söylentilerle yükselip gerçek haberlerle düşebilen bir yapıya sahiptir. Bu sebeple Obama’nın ekonomik planını açıklamasında sonraki süreçte borsanın düşüşü beklenen bir durumdur. Çünkü bu süreçten önceki beklenti ve söylentiler bu yönde olmuştur.

          Sonuç olarak piyasaların taraflı bir ekonomik duruşu olduğunu düşünmek kulağa hoş gelebilir ancak bu yanlış bir düşüncedir. Gerçekte ekonomik aktörlerin tek istediği krizin bitip politikacıların durabildikleri maksimum ölçüde ekonominin dışında durmalarıdır. Çünkü en küçük bir değişimden bile çok büyük ölçüde etkilenen piyasalar için en kötüsü, herhangi bir siyasi görüşe sahip bir yönetimin kendisiyle ilgili farklı siyasal kararlar almasıdır...

          Yorum

          • eren@
            Tecrübeli
            • 24 Nisan 2008
            • 2344

            #110
            Son dönemde iki borsa arasında sermaye piyasalarının çok da alışık olmadığı içten içe yoğun bir rekabet yaşanıyor…
            Tasarruf genelgesinden kurtulmayı başaran İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Başkanı Hüseyin Erkan, borsanın imajını değiştirmeye çalışırken, Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası (VOB) Genel Müdürüı Çetin Ali Dönmez yatırımcıları vadeli piyasalara çekecek büyük yeniliklere zemin hazırlıyor.
            Hisse kontratlarını kapan ve 1 milyar TL’lik işlem hacmine ulaşan VOB sadece İMKB ile değil, Chicago Mercantile Exchange’le (CME) de yarışıyor. CME’nin TL/dolar kontratlarını işleme açmasına misilleme yapan Dönmez, ABD vadeli işlemler piyasasının SPK’sı CFTC’ye başvururak Amerikalı yatırımcıların direkt VOB’a yatırım yapmalarının önünü açmaya çalışıyor.

            Dönmez, internette büyük kumara dönüşen ‘FX’ diye bilinen döviz işlemlerine de göz dikmiş, organize bir piyasa oluşturmak için SPK’nın onayını bekliyor.
            Hisseli kontratlar, ABD’li yatırımcılara kapıların açılması ve FX gibi kısa sürede hayata geçirilmesi öngörülen büyük yeniliklerle VOB’un İMKB’yi geçmesi kaçınılmaz. Zaten VOB’un temellerini atan ve bugünlere gelmesinde büyük katkısı bulunan AKP İzmir Milletvekili Tuğrul Yemişçi’yi, “Havuzu binası onların olsun borsa bugünkü haliyle bile 1 milyar dolar eder. Satarlarsa talibiz” şeklinde konuşturan da işte bu umut veren gelişmeler…
            İzmir Ticaret Borsası Başkanı ve VOB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli’nin de son dönemdeki ataklardaki katkılarını göz ardı etmemek lazım.
            Acilen İMKB’nin de güçlü lobicilere ihtiyacı olduğu ortada...
            Ancak Başkan Hüseyin Erkan’da altyapıdaki değişiklik, yeni endeksler ve yeni piyasalarla VOB’a cevap verecek. Tabii dev borsaları yıkan tufanın dinmesi, dünya para durumunun da yenilikleri destekleyecek şartta olmalı…
            Bu tabloya bakınca ‘keşke iki başkan 10 yıl önce karşı karşıya gelseydi’ dememek elde değil.
            2001 yılında Dünya Bankası ve IMF’nin baskısıyla İMKB’de kurulan vadeli işlemler borsasını bugün hatırlayan bile yok. Çünkü İMKB eski Başkanı Osman Birsen, yeni piyasanın açılışını yaparken gongu o kadar yavaş çalmış ki yanındakiler bile duymamış. Ayrıca Birsen, bu açılışı basından özellikle gizlemiş, tek bir gazeteciyi bile çağırmamış…
            Rahmetli Tuncay Artun da olmasaydı bugün İMKB’den bahsetmek bile mümkün olmayabilirdi…
            Dünyadaki tüm olumsuz gelişmelere rağmen iki başkanın yarışı bizleri de umutlandırıyor. Bu iki önemli borsa kısa sürede dünya piyasalarının önemli oyuncusu konumuna gelebilir… Eğer SPK’ya bu büyük rekabeti yönetebilecek ehliyete sahip bir başkan, iyi bir hakem atanırsa o zaman piyasalar daha da renklenir…

            orhanpala@haberturk.com

            Kadir İsmet
            Yatırım Uzmanı
            Eczacıbaşı Menkul Değerler
            Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

            Yorum

            • eren@
              Tecrübeli
              • 24 Nisan 2008
              • 2344

              #111
              Bir Avrupa ülkesinde Türklerin 60 milyar $'ı var
              BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, yurt dışında park etmiş servetlerin peşine düştü
              26 Şubat 2009 Perşembe, 12:58

              Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, yurt dışından temin edilen kredilerin karşılığında zamanında yurt dışında park etmiş servetlerin söz konusu olması halinde çok rahat edeceklerini ifade etti.

              Active Academy tarafından düzenlenen 3. Risk Yönetimi Zirvesinde konuşan Bilgin, 2009'un ilk 2 ayının geride kaldığını ve 2009'un muhtemelen tüm dünya için ''koyu tonların hakimiyetindeki'' bir yıl olacağını söyledi.

              Bilgin, Türk bankacılığı olarak önümüzdeki ayların temel konusunun, temel risk alanının, kredi geri dönüşleri ve kredi riski olduğunu gördüklerini, şu anda takibe dönüşüm oranının yüzde 3,9'larda bulunduğunu bildirdi. Bilgin, bu oranın geçen yılın sonunda 3,8'ler düzeyinde olduğunu anımsattı.

              Her bir bankanın aktif kalitesinin kendileri için aynı önemde olduğunu ve ayrı ayrı izlendiğini dile getiren Bilgin, söz konusu riskin şiddetinin, kredi geri dönüşlerinde yaşanabilecek riskin şiddetinin ise krizin ne kadar süreceği ve bankaların kredi portföylerinin kalitesiyle doğrudan orantılı olduğunu vurguladı.

              Bilgin, bir bankanın kredi portföyünün ne kalitede olduğunu da en iyi bilenin o bankada bu kredileri veren kişiler ve yöneticiler olduğunu belirterek, kredi riskiyle ilgili en önemli hususlardan birinin de reel sektörün yurt dışı borçlanması olduğunu kaydetti.

              BİR KUZEY AVRUPA ÜLKESİNDEKİ BANKADA 60 MİLYAR DOLAR...

              Tevfik Bilgin, ''konuşmasının bu kısmını dün eklediğini'' belirterek, şöyle devam etti:

              ''Dün bir konuşma sırasında ve doğru olduğuna inanıyorum, 'bir Kuzey Avrupa ülkesindeki bir yabancı bankada Türk vatandaşlarının 60 milyar doları olduğuna' dair bir konuşma sonrasında bu bölümü eklemek zorunda kaldım. Diyoruz ki, reel sektörün yurt dışına borcu var. Doğrudur. O bir risk unsurudur. Doğrudur. Ama buradaki en büyük dezavantajımız bunun ayrıntılarını bilmememiz ve bilgi azlığıdır.

              Bilgisizliğin temel kaynağı ise yurt dışından temin edilen kredilerin karşılığıdır. Eğer bu kredilerin karşılığında yurt dışında zamanında park etmiş servetler söz konusu ise çok rahat ederiz. Ancak konunun gizemi bize bu şansı tanımıyor ve sadece tahminde bulunabiliyoruz.''

              Kadir İsmet
              Yatırım Uzmanı
              Eczacıbaşı Menkul Değerler
              Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

              Yorum

              • simurg
                Administrator
                • 10 Mart 2007
                • 9248

                #112
                Türkiye`yi bekleyen büyük tehlikeDünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, Türkiye’de büyümenin yavaşlayıp, işsizliğin artacağını belirterek, 2001’deki krizden daha büyük bir kriz yaşanacak dedi.

                Active Academy tarafından düzenlenen 3. Risk Yönetimi Zirvesinde konuşan Zachau, büyük risklerin işle, istihdamla ilgili olduğunu anlattı.

                Bu dönemi reform gerçekleştirmek için iyi bir dönem olarak niteleyen Zachau, ayrıca uzun vadeli büyüme planları için üretilecek politikalar için de önemli bir dönem olduğunu kaydetti.

                Bu dönemde en önem taşıyan konunun yeni istihdam alanları yaratmak ve kadınlar, çocuklar gibi hassas grupları korumak olduğunu belirten Zachau, 2007’ye kadar her şey yolundaydı ve çok güçlü bir ekonomik büyüme yaşanıyordu dedi.

                Global likiditenin yoğun olduğunu, Türkiye’nin de bu süreçten faydalandığını kaydeden Zachau, Türkiye’deki ekonomik performansın yüksek olduğunu, yabancı yatırımların artığını ve kurların da buna saygı gösterdiğini dile getirdi.

                Her şeyin 6 ay içinde, herkes için, Türkiye için de dramatik şekilde değiştiğini bildiren Ulrich Zachau, Bu sadece risk değil artık gerçek... dedi.

                Bu düşüşün daha da hızlanabileceğini, işlerin biraz daha kötüye gidip sonra iyileşeceğini ifade eden Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, şunları kaydetti:

                ''Türkiye’nin emek gücü artmaya devam edecek. Daha düşük bir ekonomik büyüme yaşanacak ve daha da artan bir istihdam sıkıntısı yaşanacak, işsizlik olacak, 2001’deki krizden daha büyük bir kriz yaşanacak. Genç işçilerin dörtte biri işsiz kalacak, aslında çok iyimser bir ortamda bile 2009’un ikinci yarısında ekonomik krizin iyileşmesi durumunda bile işsizlik ve atıl işçilerin oranı 2009 ve 2010’da artmaya devam edecek. Özellikle 2010’da artmaya devam edecek. Çünkü o kadar fazla sayıda genç işçi bu işsizler ordusuna katılıyor. Bunun önünü almak mümkün olmayacak.''

                ''Peki riski nasıl azaltacağız?'' diyen Zachau, makro ekonomik politikaların uygulanması, bunların devam ettirilmesinin can alıcı derecede önem taşıdığını belirtti.

                Türkiye’nin kısa vadede yapması gereken işlerden birinin, daha esnek yarı zamanlı işlerle istihdamı artırmak olduğunu, bunun özellikle kadınların ve genç işsizlerin istihdamına katkı sağlayacağını kaydeden Zachau, Türkiye’nin mali sektörü diğer ülkelerin aksine güçlülüğünü koruyor, global krizin kurumsal ve reel ekonomi üzerinde etkisi 2009’daki ekonomik riskin kendisini oluşturmaktadır denildi...
                https://twitter.com/keyborsa_simurg

                Yorum

                • PEHLİVAN
                  Çalışkan
                  • 13 Şubat 2009
                  • 1138

                  #113
                  General Motors`dan dev zararAmerikan General Motors, geçen yılın son çeyreğinde, 9,6 milyar dolar zarar açıkladı.

                  General Motors firmasının, 2008 yılındaki toplam zararı ise 30,9 milyar dolara ulaştı.

                  Sıkıntıdaki General Motors, ABD Yönetiminden 13,4 milyar dolar kredi yardımı aldı. Şirket 30 milyar dolarlık daha kredi almayı planlıyor.

                  Yorum

                  • PEHLİVAN
                    Çalışkan
                    • 13 Şubat 2009
                    • 1138

                    #114
                    Kelepir Hisseler

                    Ürünleri, hisselerinden daha pahalı şirketler.

                    Kriz ünlü Amerikan şirketlerinin hisselerini “kuşa” çevirdi. Ancak, yatırımcılar hisseleri dibe vuran şirketlerin satın alımı konusunda halen fırsat mı, yoksa tuzak mı, olduğuna hala karar veremiyor.

                    Şu anda kriz yaşayan şirketlerin ürünleri, örneğin bir otomobil bujisi General Motors’un hissesinden daha pahalı hale geldi. New York Times’in bir adet kopyası, şirketin hisse değerini aştı. General Electric’in tost makinesi ise hissesinden daha pahalıya satıldığını biliyor musunuz? Gerçek şu ki, ABD ekonomisinin yaşamakta olduğu durgunluk, büyük şirketlerin hisselerini, ürettikleri ürünlerden daha ucuz hale getirdi. Borsaya kote olan dev Amerikan şirketlerinin hisseleri kriz döneminde öyle çok değer kaybetti ki, yatırımcıların bu şirketlere olan güvenini azalttı. Son iki ay içinde Amerika’daki borsa endeksi 1997 yılından bu yana en düşük seviyelerinde seyrediyor. Dow Jones endeksi 2007 yılıyla kıyaslandığında bugün yüzde 50 değer yitirmiş durumda.

                    Bir dolara hisse

                    Amerikan konut sektöründeki balonun patlamasıyla birlikte, ilk olarak inşaat şirketlerinin hisseleri değer kaybetmeye başladı. Daha sonra kriz diğer sektörlere sıçrayınca, sıkıntı yaşayan tüm şirketlerin hisseleri hızla değer yitirmeye başladı.

                    Bir dolara hisse.Wall Steet’te şu an istemediğiniz kadar çok var. Örneğin Amerikanın en büyük konut yapım şirketi olan Hovnaniana’nın hisseleri, inşa ettikleri konutların anahtarlarının fiyatından daha ucuz. Sadece 96 cent.

                    Citibank’ın hisse senetlerinin değerine gelince. 2007’de 55.66 dolar civarında seyreden Citibank hisse senetleri bugün bankanın kullanıma sunduğu kredi kartı maliyetinden daha ucuz sadece 2.60 dolar.Bu düşüş tüm sektörlerde yaşanıyor. Öyle ki General Motors’un hisseleri 30,3 dolardan sadece 2.22 dolara geriledi. Bu da GM’nin ürettiği araçlarda kullanılan bujilerden daha ucuz. ABD’de bir bujinin fiyatı ortalama 2.50 dolar civarında.

                    Yazılı basın da krizden nasibini alan sektörlerden biri. Kriz New York Times’in de hisselerini eritti. Kriz patlak verdiğinde 24.27 dolar olan New York Times hisseleri 3.95 dolara geriledi. Karşılaştırmak amacıyla New York Times’in gazetesinin Pazar günleri satılan kopyasının fiyatı 4 dolar olduğunu hatırlatmakta yarar var.

                    Tost makinesi daha değerli

                    Listeyi daha da uzatmak mümkün. Örneğin General Electric hisseleri 30,3 dolardan 9 dolara, şirketin ürettiği 12 dolarlık tost makinesinin fiyatının gerisine düşerken, ünlü havayolu şirketi US Airways’in 53.89 dolar olan hisselerinin değeri 3.66 dolara, uçuş esnasında servis edilen iki kahve fiyatı olan 4 doların altına düştü.

                    New York Times’te yer alan yorumlara göre hisse değerlerindeki düşüş yatırımcıları ikilemde bırakıyor. Kriz bu şirketlerin hissesini satın almak için önemli bir fırsat mı, yoksa bir tuzak mı? Çünkü Büyük Buhran’da birçok dev şirket batınca bu şirketlere yatırım yapanları da beraberinde batırdı. Bu şirketlerin bu krizden kurtulacakları ise soru işareti.

                    Çünkü, yatırım uzmanları, iflas eden Circuit City perakende mağazalarının hissesini 5.75 dolara alanların, bu şirketin mağazalarında satılan pil satın alsalardı daha kârlı bir iş yapardı yorumlarında bulunuyor.

                    Bu arada hatırlatmakta yarar var. Dün FED başkanı Ben Bernanke’nin açıklamalarından sonra şirketlerin Walt Street’teki hisse değerleri artmaya başladı. Bu da yatırımcıların da yüreğine su serpti.

                    Yorum

                    • PEHLİVAN
                      Çalışkan
                      • 13 Şubat 2009
                      • 1138

                      #115
                      Bankalara dayanıklılık testleri başladı



                      ABD'de bankaların muhtemel bir derin durgunluğa direnip direnemeyeceğine karar verilecek dayanıklılık testleri programı başladı.

                      Bu testler, her birinin varlığı 100 milyar doların üzerindeki 20 kadar bankanın, ABD Hazinesi'nin imtiyazlı hisselerin adi hisseler çevrilerek sermaye desteği sağlanması programında, daha fazla sermaye ihtiyacı olup olmadığının belirlenmesinde kullanılacak.

                      ABD'de yönetim, 700 milyar dolar tutarındaki Sorunlu Varlıkları Kurtarma Programında (TARP) kalan fonun, imtiyazlı hisselerin zamanla adi hisselere dönüştürülmesi karşılığında bankalara ihtiyaçları olan sermayenin sağlanmasında kullanılmasını planlıyor.

                      ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, daha önce yaptığı açıklamada, testlerin beklenmedik ekonomik zorluklarla karşılaşıldığı dönemde dahi bankaların kredi vermeye devam edip etmeyeceğinin sınanacağını söylemişti.

                      Bernanke, düzenleyici kurumların en kötü senaryoda bile bankaların, kredi verme yükümlülüklerini yerine getirmek için yeterli adi hisse dahil yeterli sermayeye sahip olmalarını istediğini ifade etmişti.

                      FED ile bankacılık denetleme ve düzenleme kurumlarının yapacağı testlerin nisan ayı sonunda tamamlanması hedefleniyor. Bu arada bugün bütün gözler ayrıca ABD Başkanı Barack Obama'nın Kongre'ye sunacağı bütçe tasarısında olacak.

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #116
                        BDDK ve IMF uyardı!..

                        Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, hem Türk bankalarını hem de yurtdışındaki bankalarda parası olan vatandaşları uyardı, Risklerinizi iyi hesap edin dedi. Tevfik Bilgin, bankalar için gelecek aylarda kredi geri dönüşlerinin temel bir risk alanı olduğunu söyledi. Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye temsilcisi Hossein Samiei'den ise, Türkiye, harcamalarına dikkat etmeli uyarısı geldi.

                        BDDK Başkanı Bilgin, yurtdışındaki bankalardaki parası bulunan vatandaşları uyardı: Çalıştığınız bankanın sağlıklı olup olmadığını sorgulayın

                        Bilgin, bu vatandaşların varlık barışına katılmamasının affedilemez olduğunu söyledi ama hala zamanınız var mesajı da verdi.

                        Risk Yönetimi Zirvesi'ne katılan BDDK Başkanı'nın Türk bankalarına da bir uyarısı vardı.

                        Bilgin, Önümüzdeki dönemde en büyük risk krediler. Takibe dönüşüm oranı yüzde 3.9, yılsonunda yüzde 3.8'di diye konuştu.

                        Risk Yönetimi Zirvesi'nin bir diğer konuğu ise, IMF Türkiye temsilcisi Hossein Samiei'ydi.

                        Toplantı öncesi CNN TÜRK'e konuşan Samiei, görüşmeler konusunda gelişme kaydedildiğini söyledi ancak daha fazla yorum yapmaktan kaçındı.

                        Samiei, Zaten konuyu bu kadar karmaşık hale getiren herkesin konuya ilişkin yorum yapması diye konuştu.

                        2009 sonunda Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini de sıralayan Samiei, 2009 sonunda Türkiye ekonomisinin yüzde 1.5 küçülmesini, enflasyonun ise yüzde 7.5 hedefinin altında kalmasını bekliyoruz. Küresel kriz daha da derinleşebilir. Türkiye'nin bu dönemde harcamalarına dikkat etmesi gerek. Bundan sonraki parasal gevşeme de dezenflasyon sürecine bağlı olmalı dedi.

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #117
                          Bankalara 250 milyar dolar daha

                          ABD’nin yeni başkanı Barack Obama, Kongre’ye göndereceği bütçeye bankalara yardım için 250 milyar daha koydu.

                          Bir Hazine yetkilisi yeni bütçede bankaların ve zordaki diğer kurumların ihtiyaç duyulması halinde kullanabilecekleri yeni bir kaynağın yer aldığını ifade etti.

                          ABD bankaları böylelikle Başkan Bush döneminde kendilerine tahsis edilen 700 milyar dolarla birlikte 950 milyar dolarlık bir destek almış olacak. Obama’nın yeni bütçesinde 48 milyon Amerikalı’yı sağlık sigortası güvencesinden yoksun kılan sosyal güvenlik sisteminde reform yapılmasına olanak sağlayacak yeni düzenlemeler de yer alacak.

                          Yorum

                          • PEHLİVAN
                            Çalışkan
                            • 13 Şubat 2009
                            • 1138

                            #118
                            Piyasalar Yön Bulamiyor

                            Bankacılar, Şubat ayının son işlem gününde ABD piyasalarının dünkü dalgalı seyrinin ardından sakin ve yönsüz seyir beklediklerini belirterek dış piyasaların yakından takip edilmeye devam edileceğini belirttiler.


                            Bankalararası piyasada geçen hafta Cuma günü 1.71'in üzerine çıkan ve dün spot işlemlerde 1.6850 seviyesinden kapanan en iyi dolar alış kotasyonları bu sabah 0830 itibarıyla ilk işlemlerde 1.6890/1.6950 seviyesinden açıldı.



                            ABD borsaları, ABD Başkanı Barack Obama'nın bütçe teklifinin şirket kârlılıklarını azaltacağı yönündeki endişeler nedeniyle dalgalı işlemlerde Merck gibi ilaç ve sağlık hisselerindeki satışların ardından günü düşüşle kapattı.

                            Dolar ve altının değer kazanması Şubat ayında riskten kaçışa gösterge olan trendlerdendi. Dolar, bu ay yen karşısında 1995'ten beri en hızlı aylık değer kazanımını göstermeye yaklaşırken, altın da ons başına 1,000 dolar seviyesinin üzerine çıkarak Mart 2008'deki rekor seviyesini geçti.

                            Yorum

                            • PEHLİVAN
                              Çalışkan
                              • 13 Şubat 2009
                              • 1138

                              #119
                              Sikintilarin Sonu Gelmiyor

                              Citigroup’un ardından AIG; peki ya sonra?... Piyasalar bugün nasıl bir seyir izleyecek?


                              Finansal sistemin (şu aşamada özellikle büyük bankaların) yeniden yapılandırılmasına yönelik beklentiler dün de açılışta ABD Hisse Senedi Endeksleri üzerinde olumlu yönde etkili olurken, gün içerisinde ise teknoloji şirketlerindeki zayıflığın artması kapanışları %1.22 ila %2.38’lik değer kaybıyla kılmıştır. Citigorup’un kurtarılmasına yönelik açıklamaların haftasonu gelmesi beklenirken, Obama Yönetiminin, Citigroup’tan özel sermaye bulmasını ve mevcut yönetimin değiştirilmesini talep edeceği düşünülmektedir. Beyaz Saray’ın sağlık sistemini reforma tabii tutacak olması ise, bu sektördeki şirketlerin karlarında düşüş beklentisi yaratmıştır. Nitekim dün ilaç şirketleri önemli oranda değer kayıpları yaşarken, Dell’in satışlarının zayıf kalması ise teknoloji hisselerindeki zayıflıkta başı çekmiştir.


                              Başbakan Erdoğan’ın basında yer alan açıklamalarının IMF ile olası bir anlaşmanın hala çok uzak olduğunu ortaya koyması (hatta bir anlaşma imzalanacağı beklentilerini de büyük ölçüde süpürmesi), yurtiçi piyasaları dün belirttiğimiz gibi sıkıntılı bir görünüme sokarken, yurtdışı kaynaklı getirilere iştirak edilemeyerek Ulusal-100 Endeksi günü sadece %0.07’lik bir getiri ile tamamlayabilmiştir. Her ne kadar bu sabah itibariyle IMF kanadından görüşmelerin sürdüğü açıklaması geldiyse de, piyasalar nezdinde artık somut gerçekleşme görülmek istenecektir diye düşünüyoruz. Yurtdışında ise ABD’de Citigroup’un ardından sigorta devi AIG’ye yönelik de bir hareket beklenirken, yatırımcılar içinse artık şirketlerin tek tek kurtarılması beklentileri çok da ciddi bir alım sebebi yaratmamaktadır. Bugün Euro Bölgesi’nde işsizlik oranı ve TÜFE yayınlanacakken, ABD’de de 4Ç GSYH verisi, Chicago PMI Endeksi ve Michigan Tüketici Güven Endeksi açıklanacaktır. Bunların arasında önemliler ise işsizlik oranı ile 4Ç GSYH’dır. İşsizlik oranındaki yükseliş ve ABD’deki 4Ç GSYH daralmasının önceki %5.4’ün üzerine çıkıp çıkmayacağı piyasaların net yönünde önemli olacaktır. Açılışın %0.60-0.80 civarında kayıpla oluşabileceği endekste, gün bazında ise öncelik 23,600-24,250(24,400) bandında olacaktır. Yeniden 24,800’deki kritik seviyenin üzerine çıkılamadığı sürece ise ana hareket marjı beklentimiz 23,000-24,800 aralığında bulunmaktadır.

                              Hedef Menkul Değerler A.Ş. Araştırma Bölümü

                              Yorum

                              • PEHLİVAN
                                Çalışkan
                                • 13 Şubat 2009
                                • 1138

                                #120
                                Dow Yilbaşindan Bu Yana Yüzde 18 Geriledi

                                ABD borsaları, Başkan Obama'nın bütçesiyle yüksek açıldıktan sonra yine bütçeyle geriledi.


                                Bütçede mali sektöre yardımın 750 milyar dolara kadar çıkabileceğinin yer alması açılışta alım getirdi ancak özel sağlık sigortası ve ilaç şirketlerine yönelik düzenlemeler endekslerin düşüşle kapanmasına neden oldu. Asya'da endeksler genelde artıda.

                                Perşembe günü dalgalı bir seyir izleyen ABD piyasaları, Başkan Obama'nın bütçe önerisinde yer alan unsurlar nedeniyle Merck & Co gibi sağlık şirketlerinin kazançlarının olumsuz etkilenmesi endişesiyle satış baskısı altında kaldı ve düşüşle kapandı.

                                Açıklanan iç karartıcı ekonomik veriler de yatırımcıları McDonald's ve Coca-Cola gibi büyük tüketici şirketleri hisselerinde de satışa yöneltti ve bu hisseler yüzde 3 geriledi.

                                Sağlık sigortası kapsamını genişletmeyi ve özel sağlık sigorta şirketleri için Medicare ödemelerini kısarak maliyetlerin önüne geçmeyi amaçlayan yeni plan, ilaç şirketlerinin jenerik üreticiler önündeki engellerini kaldırarak tüketicilerin daha ucuz fiyattan ilaç almalarına yardımcı olmayı öngörüyor.

                                Dow Jones'un önemli hissesi Merck, yüzde 6.7 düştü. Sağlık sigorta şirketleri de değer kaybetti: Humana yüzde 19.5 kayıpla 23.64 dolar seviyesine geriledi.

                                S&P Sağlık Endeksi yüzde 5.1 düştü.

                                Nasdaq'da işlem gören Gilead Sciences ve Amgen dahil biyoteknoloji şirketleri değer kaybeden şirketler arasında ilk sırayı aldılar. Bu şirketler sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 9.4 düşüş yaşadı.

                                Endeksler açılıştaki yükselişi koruyamadı. 7,402 puana kadar yükselen Dow Jones son bir saat içinde artan satış eğilimiyle 88 puan kayıpla kapandı ve 7,182'ye geriledi.

                                Standard & Poor's 500 Endeksi yüzde 1.58 düşerek 752.83 oldu. Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 2.38 kayıpla 1,391'e geriledi.

                                Böylece Dow Jones Şubat ayında yüzde 10.2, yılbaşından bu yana yüzde 18.2 değer kaybetti.

                                Mali hisseler, bütçede 750 milyar dolara kadar artabilecek yardım ödeneği ayrılmasıyla yükseldi, ancak FDIC'in sorunlu bankaların sayısının % 50 artarak 252'ye çıktığını açıklaması banka hisselerine de satış getirdi. Citigroup hisseleri yüzde 2.4 azalarak 2.46 dolar oldu. Bununla birlikte KBW Banka Endeksi, Kasım ayından bu yana ilk kez üst üste dört gün artış göstermeyi başararak yüzde 1.2 arttı.

                                Kapanışın ardından Dell Inc dördüncü çeyrek karını analist tahminlerinin hafif yukarısında hisse başına 29 sent olarak açıkladı. Ancak şirketin gelir açıklaması 14.06 milyar dolar olan tahminlerin altında 13.4 milyar dolar olarak belirtildi.

                                Asya'da endeksler genelde yükseliş eğiliminde. Tokyo'da yenin değer kaybetmesi ihracatçı şirketleri desteklerken teknoloji şirketlerine de Goldman Sachs'ın olumlu raporunun ardından alım geldi.

                                HSBC hisseleri de 3. gün üst üste % 8'in üzerinde yükseldi. Bankanın pazartesi günü açıklanacak yıllık raporu öncesinde alımlar kuvvetlendi. HSBC'nin 20-35 mlyar dolar sermaye ihtiyacı olacağı yönündeki analiz hisselerin baskı altında kalmasına neden olmuştu.

                                Tokyo ve Seul % 1,5 civarında yükselirken, Hong Kong hafif artıda. Şanghay'da satış var. Sidney ise yatay.

                                Petrol 44 doların üzerine çıkarken, altın 940 dolara geriledi.

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information