Ekonomi & Para Piyasalarıdan Haberler/Yorumlar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • PEHLİVAN
    Çalışkan
    • 13 Şubat 2009
    • 1138

    #46
    Kargaşa Sürecek Mi?

    Gelişmekte olan ülkeler yine birbiri üzerine devrildiler. Doğu Avrupa ülkeleri not düşürülmesi tehditi ile, Rusya ve bizim de dahil olduğumuz diğer ülkeler de bunları takip ederek gerildiler.





    Ali AĞAOĞLU / VATAN GAZETESİ

    Ruble, koruna, zloty ve forintte dolar karşısında “yeni zirveler” görürlürken, borsalarda ciddi satışlar görüldü. Düşüşlerde; önceki gün doğu Avrupa ülkelerine en büyük krediyi Avusturya bankalarının açtığı ve AB bölgesinin bu nedenle yeni sorunlar yaşayabileceğinin de etkisi oldu.

    Avusturya; Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’nde; başta konut finansmanı olmak üzere, önemli krediler sağlamış durumda. Son krizle bu ülkelerde hem konut piyasası, hem de reel sektörün başı belâya girdi. Bu durum; dönüp dolaşıp Avusturya bankalarını dolayısıyla da euroyu vuruyor!

    Yine de en büyük etki, bir günlük tatil sonrasında açılan ABD piyasalarındaki satışlara aitti. ABD borsalarının vadeli kontratlarındaki hızlı düşüşler bizim piyasalarımızı da bozdu.

    Gelelim bundan sonrasına; yani “haplara”...

    ABD borsalarında “yeni dibin” görülmesi Mart başından önce olacak gibi. Dow Jones’ta uzun zamandan beri sözünü ettiğim 6,850-7,200 bandına çok az kaldı. Ha keza S&P 500’de de 700 seviyesine...

    Paritedeki gerilim piyasalardaki sorunları neredeyse birebir yansıtıyor. Doların bu kadar hızlı değer kazanması için sağlam sebepler olmasa da; euro bölgesinden gelen haberler, doların öne çıkmasına neden oluyor. Bu seferki harekette de mesele doların gücü değil, euronun zaafiyeti.

    Teknik olarak paritede Salı günü kritik destekler kırıldı. 1.2680’in altına inilmesi; önce 1.2440 ardından da bir önceki dip olan 1.2330 seviyelerini resmin içine sokacaktır. Sonrasında ise 1.2175 ve hatta 1.20 psikolojik seviyeye doğru bir hareket olabilir. Bu seviyeler bu hafta olmasa da önümüzdeki hafta gündeme gelebilir.

    Dolar/TL kurlarında da diğer gelişmekte olan ülkelerde yaşananların etkisiyle dün 1.6750’nin üzerine çıkıldı. Bu seviye bir süredir “korunuyordu” ancak kapanış bazında da aşıldı. Doğu Avrupa paralarına; rand ve realin, hatta Kore wonunun da eşlik etmesiyle TL kurlarındaki baskı da arttı. Kritik desteğin aşılması 1.75’lere kadar yaşanabilecek bir yükselişin “önünü açmış” oldu!

    Bono cephesi aslında en “sakin” olan piyasa. Yarın yapılacak PPK’dan çıkacak “indirim(!)” kararı bekleniyor. Bono pozisyonu taşıyanlar 50 mi, yoksa 100 baz puan mı indirim geleceğini tartışıyorlar. Bence 50 baz puan ihtimali yüksek. Ancak kurların 1.75’lere doğru yükselmesi durumunda; değil 100, 50 baz puanlık bir indirim bile hayal olabilir.

    PPK’nın faiz indirimi de tehlikeye girerse; gösterge bononun bileşik faizleri yüzde 15.85’e hatta bu seviyenin aşılması durumunda 16.50’ye kadar çıkabilir. Bunun üzerindeyse asıl hedef 17.50-17.80 bölgesi.

    Altın; bu kargaşadan en fazla faydalanan oldu. Bu yazı yazıldığı sıralarda 974 dolara kadar çıkan altın yeni zirve görecek şekilde 1.055’e doğru hareketine devam ediyor. Borsalardaki yeni dip; altında yeni zirve anlamına gelecektir.

    Yorum

    • PEHLİVAN
      Çalışkan
      • 13 Şubat 2009
      • 1138

      #47
      Japonya'da Büyük çöküş

      ABD'de başlayan ve daha sonra dünyaya yayılan ekonomik kriz, en sert yüzünü Japonya'da gösterdi.



      Japonya ekonomisi dördüncü çeyrekte geçen senenin aynı dönemine göre tam yüzde 12.7 daraldı. Bu rakam, 1974 yılındaki petrol krizinden sonra en büyük çöküş olarak kayıtlara geçti.

      Tamamı ihracata bağlı olan Japonya ekonomisi, daralan Avrupa ve ABD pazarları nedeniyle son yılların en kötü dönemini yaşadı.

      Deutsche Securities kıdemli ekonomisti Seiji Adachi, ekonominin korkunç bir durumda olduğunu ve işin kötüsü benzer bir düşüşün bu çeyrekte de yaşanabileceğini kaydetti. Adachi, "Yapabileceğimiz tek şey dünya talebinin artmasını beklemek" dedi.

      Ekonomi Bakanı Kaoru Yosano da ekonominin ikinci dünya savaşından sonra en kötü dönemini yaşadığını söyledi. Yosano, "Otomobil, elektronik ve sermaye malları ihracına bağlı olan Japonya ekonomisi yaşanan global krizden çok kötü etkilendi" diye konuştu.

      Yorum

      • PEHLİVAN
        Çalışkan
        • 13 Şubat 2009
        • 1138

        #48
        22 Milyar Dolar Daha Istediler

        ABD'li otomobil üreticileri General Motors (GM) ve Chrysler, ABD hükümetinden 22 milyar dolar ek kredi istedi.



        General Motors, daha önce hükümetten aldığı krediye ek olarak 16,6 milyar dolara daha ihtiyacı olduğunu, böylece ihtiyacı olan kredi miktarının 30 milyar dolara ulaştığını belirtti.
        ABD'nin 3. büyük otomobil şirketi Chrysler de kullandığı 4 milyar dolarlık krediye ek olarak 5 milyar dolara daha ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
        Öte yandan, otomobil üreticileri, Birleşik Otomobil İşçileri Sendikası ile işgücü maliyetini düşürmek için anlaşmaya vardı. Böylece şirketlerin, işgücü maliyetini, ABD'de üretim yapan Japon otomobil üreticilerinin seviyesine çekmesi bekleniyor.
        Daha önce hükümetten 17,4 milyar dolar yardım alan iki otomobil üreticisi, ayrıca, kapasite düşürülmesi ve işçi çıkarmaları da içeren büyük kapsamlı bir yeniden yapılanma açıkladı.
        GM, otomobil ve kamyon talebindeki azalma nedeniyle maliyeti azaltıcı önlemler alacağını, bu yıl şirketin işgücünden 47 bin kişinin azaltılacağını ve ABD'de 5 fabrikanın daha 2012'ye kadar kapatılacağını açıkladı.
        Chrysler de kapasitesini 100 bin birim düşüreceğini ve 3 bin kişiyi işten çıkaracağını duyurdu.
        Şirketler, 31 Mart tarihine kadar hükümete ticari olarak yaşayabileceklerini kanıtlamak durumundalar.

        Yorum

        • PEHLİVAN
          Çalışkan
          • 13 Şubat 2009
          • 1138

          #49
          50 Baz Puan Indirim Bekleniyor

          Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, bu yılın ikinci toplantısını yarın yapacak.



          Para Politikası Kurulunun yarın yapacağı toplantısına ilişkin piyasadaki ağırlıklı beklenti, faiz oranlarında en az 50 baz puan indirim olacağı yönünde.
          Kurul toplantısına, Kurul Başkanı ve Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Başkan yardımcıları Erdem Başçı, Burhan Göklemez, Mehmet Yörükoğlu, İbrahim Turhan ile kurul üyesi Abdullah Yavaş'ın katılması bekleniyor.
          Toplantı, yarın saat 13.00-17.00 arasında iki aşamalı olarak yapılacak. İlk aşamaya, Merkez Bankası yetkilileri ve uzmanları ile Hazine Müsteşarlığı yetkilileri katılacak.
          Aynı gün gerçekleşecek ikinci aşamada ise sadece Para Politikası Kurulu üyeleri toplanacak ve görünüme ilişkin son değerlendirmeler yapıldıktan sonra oylamaya geçilecek.
          Oylamadan sonra Para Politikası Kurulu üyeleri, gerekçeye temel teşkil edecek kısa metni oluşturacak. Karar, gerekçesiyle birlikte aynı gün saat 19.00'a kadar Merkez Bankası tarafından basın duyurusuyla açıklanacak.
          Para Politikası Kurulu toplantı özeti ise toplantıyı takip eden 8 iş günü içinde yayımlanacak. Bu arada, piyasadaki ağırlıklı beklenti, faiz oranlarında en az 50 baz puan (0,50 puan) indirim olacağı yönünde.
          -FAİZ KARARLARI-
          Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 2008 yılının 17 Ocak'taki toplantısında kısa vadeli faiz oranlarını 0,25-0,50 puan arasında düşürmüş ve gecelik faizi 15,75'den 15,50'ye, takiben 14 Şubat 2008 toplantısında da 0,25 puan düşürerek faizi 15,25'e çekmişti.
          Para Politikası Kurulu, 2008 yılının 19 Mart ve 17 Nisan'daki toplantılarında ise faiz oranlarında değişiklik yapmadı ve yüzde 15,25 olan gecelik faiz oranı ve yüzde 19,25 olan borç verme faiz oranını sabit tuttu.
          Kurul, 15 Mayıs 2008'de, olağan aylık toplantısında faiz oranlarını 0,50 puan artırdı ve yüzde 15,25 olan gecelik faiz oranını yüzde 15,75'e ve yüzde 19,25 olan borç verme faiz oranını da yüzde 19,75'e çıkardı.
          Para Politikası Kurulu, 16 Haziran 2008'de yapılan olağan aylık toplantısında faiz oranlarını 0,50 puan artırdı ve yüzde 15,75 olan gecelik faiz oranını yüzde 16,25'e ve yüzde 19,75 olan borç verme faiz oranını da yüzde 20,25'e yükseltti.
          Kurul, 17 Temmuz 2008'de, gecelik borçlanma faiz oranlarını 0,50 puan daha artırdı ve gecelik borçlanma faiz oranını yüzde 16,25'ten yüzde 16,75'e yükseltti, borç verme faiz oranını yüzde 20,25 düzeyinde sabit tuttu. Para Politikası Kurulu, 2008 yılının 14 Ağustos, 18 Eylül aylarında yaptığı toplantılarda kısa vadeli faiz oranlarında bir değişikliğe gitmedi. Kurul, 22 Ekim 2008'de yaptığı toplantıda, gecelik faiz oranını yüzde 16,75'de sabit tutarken, borç verme faiz oranını yüzde 20,25'den yüzde 19,75'e düşürmüştü.
          Para Politikası Kurulunun 19 Kasım 2008 tarihinde yaptığı toplantıda ise, borçlanma faiz oranını yüzde 16,75'ten yüzde 16,25'e, borç verme faiz oranı ise yüzde 19,75'ten yüzde 18,75'e, Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası'nda saat 16.00-17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 12,75'ten yüzde 12,25'e, borç verme faiz oranı ise yüzde 22,75'ten yüzde 21,75'e indirmişti.
          Kurul, 2008 yılının son toplantısını 18 Aralık tarihinde yapmıştı. Bu toplantıda ise Kurul, borçlanma faiz oranını yüzde 16,25'ten yüzde 15'e, borç verme faiz oranı ise yüzde 18,75'ten yüzde 17,50'e, Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası'nda saat 16.00-17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 12,25'ten yüzde 11'e, borç verme faiz oranı ise yüzde 21,75'ten yüzde 20,50'ye çekmişti.
          Açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla gecelik ve bir haftalık vadelerde tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 17,75'ten yüzde 16,50'ye düşürülmüştü.
          Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 2009 yılının ilk toplantısını 15 Ocak tarihinde gerçekleştirmişti. Kurul, gecelik borçlanma faiz oranı yüzde 15'ten yüzde 13'e, borç verme faiz oranı ise yüzde 17,50'den yüzde 15,50'ye indirmişti.
          Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası'nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 11'den yüzde 9'a, borç verme faiz oranı ise yüzde 20,50'den yüzde 18,50'e düşürülmüştü.
          Açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla gecelik ve bir haftalık vadelerde tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 16,50'den yüzde 14,50'ye indirilmişti.


          Yorum

          • PEHLİVAN
            Çalışkan
            • 13 Şubat 2009
            • 1138

            #50
            Dolar 1.70 Sinirini Aşti

            Yurtdışında artan dolar talebinin yurt içi piyasalara da yansıması ile dolar 1,70 TL sınırını aştı.



            Stres testine ilişkin kaygılara ek olarak GM ve Chrysler için yapılan spekülasyonlar Wall Street'te moralleri bozdu. Yurtdışında artan dolar talebinin yurt içi piyasalara da yansıması ile dolar 1,70 TL sınırını aştı. IMF ile ilgili somut gelişmenin olmaması nedeniyle paritede son günlerde görülen yükseliş hareketlerinin devam etmesi bekleniyor.

            İstanbul serbest piyasada 1,6930 TL'den güne başlayan dolar şu sıralar 1,7040, güne 2,1350 TL’den başlayan avro ise 2,1420 TL'den işlem görüyor. Serbest piyasada dünkü kapanışta doların satış fiyatı 1,6850 TL, avronun satış fiyatı ise 2,1230 TL olmuştu. Uluslararası piyasalarda avro-dolar paritesi 1,2608 sterlin-dolar paritesi 1,4237 yen-dolar paritesi ise 92,59 düzeyinde seyrediyor.

            BORSA DÜŞÜŞ EĞİLİMİNİ SÜRDÜRÜYOR
            İMKB Bileşik Endeksi birinci seansta, dünkü ikinci seans kapanışına göre 104,38 puan artarak 24,011 puan seviyesinde açıldı. Fakat endeks ilerleyen saatlerde tekrar düşüşe geçti. İMKB şu sıralar yüzde 2,61 düşüşle 23,304 puandan işlem görüyor.

            FAİZ YÜZDE 15,58’E GERİLEDİ
            İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören gösterge kağıdı 3 Kasım 2010 vadeli tahvilin, bugün valörlü işlemlerinin saat 10.00 itibariyle basit getirisi yüzde 16,43’e, bileşik getirisi yüzde 15,58’e geriledi.
            Bu tahvilin, aynı gün valörlü işlemlerinin önceki kapanışında basit getirisi yüzde 16,49 bileşik getirisi yüzde 15,64 olmuştu.

            Yorum

            • PEHLİVAN
              Çalışkan
              • 13 Şubat 2009
              • 1138

              #51
              `Krizde dip noktaya gelindi`

              3M’in CEO’su Buckley 2009’un ilk çeyreği itibariyle krizin dip noktasına ulaştığını söyleyebiliriz. dedi.

              HÜRRİYET

              “Post-it” ve “Scotch-Brite” gibi ürünlerin yaratıcısı 3M’in Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su George Buckley, 3M’in 100 yıldan fazla zamandır ayakta kalan üç Amerikan şirketinden biri olduğunu belirterek, “Şirketleri kar eksikliği ya da zarar etmek değil, nakit eksikliği ve yanlış maliyet yönetimi batırır” dedi.

              George Buckley, dünyanın 1929’daki gibi ikinci bir bunalım yaşamayacağına, ancak ciddi zorluklarla karşılaşılacağına dikkat çekerek “Ekonomide yaşanan düşüşe değil, geride kalan potansiyele bakmak lazım. Eğer ekonomide yüzde 7-8 resesyon söz konusu ise demek ki geride kullanılacak ve işleri canlandırmak için elimizde yüzde 92-93 gibi çok büyük bir kapasite var. O yüzden şirketlere tavsiyem kaybedilen kapasiteye bakmamaları, ellerinde kalan daha büyük potansiyele yoğunlaşmaları olacak. Ayakta kalmak için başarılı nakit yönetimi ve inovasyon çok önemli” görüşünü savundu.

              “TÜRKİYE BÖLGESEL TEDARİK MERKEZİMİZ OLABİLİR”

              Almanya, İtalya ve Türkiye’yi kapsayan bir gezi programı dolayısıyla Türkiye’yi ziyaret eden 3M’in Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su George Buckley, İstanbul’da basın mensuplarıyla yaptığı toplantıda küresel ekonomik krizin kapsamlı bir değerlendirmesini yaptı. Sorular üzerine Türkiye ile ilgili görüşlerini de ifade eden George Buckley “ Türkiye’yi çok seviyorum ve heyecan duyuyorum. Savaşçı bir millet ve etkili bir tarihe sahip. Zaman içinde Türkiye’deki üretim kapasitemizi daha da genişletmeyi düşünüyoruz. Türkiye 3M için daha geniş kapsamda bölgesel tedarik merkezimiz olabilir” dedi.

              “İŞÇİ ÇIKARMA YOK”

              Buckley, 3M Türkiye Genel Müdürü Karim Sarahni ile birlikte yaptığı ortak değerlendirmede “Kendi fabrikamızda yaptığımız üretim geçen iki yılda iki katın üzerinde artış gösterdi. Piyasa talebine bakıp üretim hattımızda ona göre düzenlemeler yapıyoruz. Şartlara bağlı olarak belki mesaili çalışma düzeni kalkabilir.Türkiye’deki üretim tesislerinde işçi çıkarmamız söz konusu değil. Piyasa talebine bağlı olarak belki geçici işçi statüsünde çalışanlarda kesinti olabilir. Şu an üç vardiya üretim yapıyoruz. Üçten iki vardiyaya düşebiliriz. 2009’da ana odak noktamız büyüyen segmentlerde satışlarımızı daha da arttırmak olacak” bilgisini verdi.

              “2010 SON ÇEYREĞİNDE KRİZ ÖNCESİ DURUMA DÖNERİZ”

              Mevcut küresel krizin 1929 Büyük Bunalımı’ndan bu yana yaşanan en büyük kriz olduğunu belirten Buckley “2008’in dördüncü çeyreği kriz başladığından bu yanaki en negatif dönem oldu. 3 M olarak bu çeyrekte satışlarımız, Ekim’de yüzde 4.6,Kasım’da yüzde 17.3 ve Aralık’ta da yüzde 11.6 olmak üzere ortalama yüzde 11 düştü. Bu düşüş 2009 ilk çeyrekte de sürecek. Dünya ekonomisinin 2009’un birinci çeyreğinde 2008 son çeyreğine kıyasla daha kötü sonuçlarla karşılaşacağını tahmin ediyoruz. Küresel ölçekte ekonomik küçülme 2009’un ilk çeyreğinde 2008’in son çeyreğinden yüzde 10 daha kötü olacak. 2009 ikinci ve üçüncü çeyrekten itibaren yavaş da olsa bir iyileşmenin başlayacağını öngörüyoruz. Ekonomik büyümenin 2010 yılının son çeyreğinde krizin ilk patlak verdiği 2007 son çeyreği düzeyine ulaşacağını öngörüyoruz” dedi.

              3M’in Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su George Buckley, dünya ekonomisinin tarihsel süreçte ortalama 6 yıllık döngüsel bir hareket içinde olduğunu ifade ederek,” Krizin patlak verme noktasını 2007’nin dördüncü çeyreği olarak kabul edersek 2009’un ilk çeyreği itibariyle krizin dip noktasına ulaştığını söyleyebiliriz. Bundan sonraki 2013 yılına kadar sürecek dönem ekonominin yeniden iyileşmeye ve yükselişe geçeceği dönem olacak” görüşünü dile getirdi.

              “EN GÜÇLÜ SİLAH İNOVASYON”

              Buckley, yaptığı konuşmada, özellikle bugün, şirketlerin ayakta kalabilmesi için en güçlü silahının inovasyon olduğunu belirterek şunları söyledi:

              “ İnovasyon, tıpkı dün olduğu gibi, bugün de, ürünleri rakiplerden farklılaştırmanın en iyi yolu olmaya devam ediyor. Sonuçlarını tahmin edemedikleri için şirketler inovasyonu riskli buluyor ancak gerçek şu ki, büyümek ve ayakta kalmak için inovatif çözümler bulmaya devam etmelisiniz. 3M’in her zaman gizli silahı olan inovasyon da tek başına yeterli olmuyor. Daha ucuza mal edilebilecek yeni fikirleri bulmak ve bu fikirleri yeni ürünler olarak pazara sunma hızı da en güçlü rekabet güçlerinden biri. İnovasyonla büyümek, her zaman 3M’in DNA’sının vazgeçilmez unsuru... Bu nedenle 3M Amerika’daki şirketlerin sadece %3’ünün başarabildiği 100 yılı aşkın sürdürülebilir bir başarı yakalamıştır. 79.000’i aşkın çalışanımız ve ürettiğimiz 50 binden fazla inovatif çözümle, moralimiz sağlam, yolumuza devam ediyoruz”

              Şirketlerin güçlü ve tedbirli olmaları gerektiğinin altını çizen Buckley, “Piyasa değeri açısından taşların yerinden oynayacağı, güçlü şirketlerin bile zayıflayacağı bir dönemdeyiz. Tebdirli olmalı ve maliyet/nakit eğrilerimizin daha ilerisinde kalmalıyız. Sonuç olarak, bireysel çabalarımızla hisse değerlerimizi bugünden yarına değiştiremeyiz, ekonomiyi düzeltemeyiz. Ancak, şirketlerimizin operasyonel ve rekabetçi temellerini iyileştirebiliriz. Böylece ortam daha da iyileştiğinde; kuruluşlarımızı, öncesine göre çok daha iyi rekabet edebilir hale getirebiliriz. Rekabetin hiç bir zaman sona ermeyeceğini unutmamalı, kesinlikle gevşememeliyiz” diye konuştu.

              “3M ANADOLUDA DA GENİŞLEYECEK”

              3M Türkiye Genel Müdürü Karim Sarahni de, 3M’in inovatif kültürü ve yaratıcılığının verdiği gücün, 3M Türkiye’de yaptıklarının da itici gücünü oluşturduğunu kaydederek şunları söyledi:

              “1987 yılında kurulan 3M Türkiye, 2002’den bu yana yılda ortalama yüzde 20 büyüyor. Türkiye’de 2 yıl önce 10 milyon dolar yatırımla üretimini 2 katına çıkardığımız fabrikamızda üretilen Scotch-Brite markalı ürünler, çocuk bezi bantları ve solunum toz maskeleri, Almanya, İtalya, Fransa Çin ve Singapur dahil 30’dan fazla ülkeye ihraç ediyoruz. Geniş lojistik ve tedarik zincirimizle müşterimiz neredeyse oradayız. Müşterilerimiz için değer yaratmak öncelikli hedefimiz. 3M Lean Six Sigma sayesinde her ürünümüze tasarım ve üretim süreci boyunca değer katıyoruz. 2009’da, 3M Türkiye’nin üretim bilgi birikimini ve mükemmeliyet derecesini artırmayı, Anadolu’da da genişlemeyi ve pazar payımızı artırmayı hedefliyoruz.”

              Yorum

              • PEHLİVAN
                Çalışkan
                • 13 Şubat 2009
                • 1138

                #52
                Sanayi üretiminde düşüş beklentileri aştı

                ABD'de Ocak ayında sanayi üretimi yüzde 1,8 düştü. Düşüşte, otomobil ve bağlantılı ürünler üreten bazı fabrikaların kapanması etkili oldu.

                AA

                Amerikan Merkez Bankası'nın (FED) yayımladığı rapora göre, geçen ay sanayi üretimi yüzde 1,8 geriledi. Ekonomistler, sanayi üretiminde yüzde 1,5 düşüş bekliyorlardı.

                Öte yandan, daha önce yüzde 2 olan Aralık ayı sanayi üretimindeki düşüş yüzde 2,4 olarak revize edildi.

                Yorum

                • PEHLİVAN
                  Çalışkan
                  • 13 Şubat 2009
                  • 1138

                  #53
                  GM ve Chrysler 22 milyar dolar daha istedi



                  ABD’li otomotiv devleri General Motors (GM) ve Chrysler,hükümete ilettikleri yeniden yapılanma planı kapsamında yaklaşık 22 milyar dolar ek kaynak talebinde bulundular.

                  Önceki gün 4 milyar dolarlık kredi yardımı serbest bırakılan GM, hükümete sunduğu planda 16.6 milyar dolar daha nakite ihtiyacı olduğunu belirtirken, diğer otomotiv üreticisi Chrysler ise 5 milyar dolar ek kaynak talep etti. İki otomotiv şirketi bu yıl toplamda 50 bin kişiyi işten çıkaracaklarını da açıkladı. ABD Hazinesi’nden 17.4 milyar dolar kredi kullanan iki üretici, aldıkları kredi karşılığında yeniden yapılanmayı kabul etmişti.

                  GM’ye 37.7 milyar dolar

                  GM, fabrika kapatma ve işten çıkarmaların yer aldığı planında, şimdiye kadar devletten aldığı 13.4 milyar dolarlık kredinin yeterli olmadığını, bu rakamın 30 milyar dolara çıkarılması gerektiğini belirtti. Böylece, 16.6 milyar dolar daha kredi isteyen GM, yakıt ekonomisi sunan araçlar geliştirmek için Enerji Bakanlığı’ndan da 7.7 milyar dolar kredi talebinde bulundu. GM, devlet desteği olmadığı takdirde nakit kaynaklarının mart ayında tükenebileceğini de açıkladı. Chrysler ise şirketin kullandığı 4 milyar dolar krediye ek olarak 5 milyar dolar daha kaynak istedi.

                  Fabrikalar kapanacak

                  GM, maliyetleri düşürmek için 2012 yılına kadar ABD’de 5 fabrikasını kapatacak. Küresel işgücünü yüzde 19 oranında azaltacak olan GM, 26 bini ABD dışında olmak üzere dünya genelinde 47 bin çalışanıyla yollarını ayıracak. Bu yıl üretimini 100 bin adet kısacak olan Chrysler ise 3 bin kişiyi işten çıkaracak. İki şirket, işçilik maliyetlerini düşürmek için Birleşmiş Otomotiv İşçileri Sendikası (UAW) ile anlaştı

                  GM, ABD dışında 5 ülkeden de 6 milyar dolar kredi bekliyor

                  GENERAL Motors’un (GM) ABD’nin yanı sıra Almanya, İngiltere, İsveç, Kanada ve Tayland hükümetlerinden de 6 milyar dolarlık kredi yardımı talep ettiği belirtildi. Avrupa’daki 9 fabrikasından 4’ünü kapabileceği belirtilen GM’nin Tayland’daki iki fabrikisında da kapasite artırımını durduğu kaydedildi. Bu yıl ABD dışında 26 bin kişiyi işten çırakacak olan GM’nin 31 Mart tarihine kadar 5 ülkeden 6 milyar dolarlık kredi desteği sağlayamaya çalıştığı belirtildi.

                  Ford: Sendikayla anlaştım, yardıma gerek kalmadı

                  BİR diğer ABD’li otomotiv üreitcisi Ford ise, Birleşmiş Otomotiv İşçileri Sendikası (UAW) ile işçi ücretlerinin düşürülmesi konusunda bir anlaşmaya vardığını belirterek, hükümetin kredi desteğine ihtiyacı olmayabileceğini açıkladı. Sendikayla yapılan anlaşmanın detayları verilmezken, Ford’un ABD’deki 42 bin çalışanını kapsadığı kaydedildi.

                  Yorum

                  • PEHLİVAN
                    Çalışkan
                    • 13 Şubat 2009
                    • 1138

                    #54
                    Imf Başkani: 2009 çok Kötü Bir Yil Olacak Imf Başkani Dominique Strauss-kahn, Küresel Ekonominin 2009'da Daralabileceğini, Imf'nin De Bu Doğrultuda Küresel Büyüme Beklentilerini Bir Kez Daha Düşürmek Durumunda Kalabileceğinisöyledi. Les Echos'a Açiklama Yapan Başkan, "durum Açikça Ortada.2009 çok Kötü Bir Yil Olacak" Diye Konuştu. Başkan, ülkelerindefault Riskine Ilişkin Soruyu Da, "birçok ülke Bizim Yardimlarimizdan Yarar Sağliyor. Kapimiza Ikinci Bir ülkelerdalgasinin Gelmesi Muhtemel" şeklinde Yanitladi.*** Ibs Haber Merkezi ***(19/02/2009 - 08:23:53)

                    Yorum

                    • PEHLİVAN
                      Çalışkan
                      • 13 Şubat 2009
                      • 1138

                      #55
                      Türkiye, Abd Ve Avrupa'dan Riskli

                      Doğu Avrupa'da başlayan riskten kaçış dalgası sonrası ülkelerin iflas riskini gösteren CDS spreadleri bir günde patladı.

                      Doğu Avrupa'dan sanayi üretiminin dip yapması ve yeni not indirimleri ile hafta başında başlayan kaçış gözlerin sıradaki kurbana ve hangi ülkenin daha fazla risk taşıdığına dönmesine neden oldu. Küresel yatırımcı için önemli kriterlerin başında o ülkenin ne kadar risk taşıdığı geliyor. Ülkelerin riski ise olası iflas ihtimaline karşı yatırımcıya sigorta imkanı tanıyan CDS tahvilleri ile gösterge olarak alınan ABD Hazine tahvilleri arasındaki spread farkı üzerinden hesaplanıyor. Spread farkı ne kadar yükselirse, o ülkenin riski artmış oluyor. Son olarak Doğu Avrupa'da para birimlerinde pazartesi ve salı günleri yaşanan sert kayıpların ardından bölge ülkelerinin ve bu dalgadan hem para birimi TL'de hem de borsasında etkilenen Türkiye'nin CDS spreadleri fırladı. Para birimi forintin sene başından bu yana yaklaşık yüzde 13 değer kaybettiği Macaristan'ın 5 yıllık CDS tahvillerinin spreadi 24 baz puan artışla 565 baz puana yükseldi, Türkiye ve Polonya'nın CDS spreadleri de bir gün içinde 23 baz puan genişledi. Rusya'nın spread farkı 20 baz puan artarak 766 baz puana yükselirken, Romanya'nınki de 765 baz puana kadar çıktı.
                      Bloomberg'ün son verilerine göre Türkiye'nin 5 yıllık CDS tahvillerinin ABD Hazine tahvilleri ile arasındaki spread farkı dün 512 baz puana kadar çıktı. Türk CDS'lerinin spreadi geçen senenin aynı gününde sadece 230 baz puan seviyesindeydi. ABD'nin geçen senenin aynı günündeki 5 yıllık CDS tahvillerinin spread farkı ise 15 baz puan civarındaydı. Küresel piyasaların sert kayıplar verdiği "Kara Ekim"de ise Türk CDS tahvillerinin spread farkı 300 baz puandan 850 baz puan seviyesine kadar fırlamıştı.

                      Teğet geçmeyen ülkelerin bile riski daha düşük
                      İşin ilginç tarafı ise krizin "teğet" geçip geçmediği tartışılan Türkiye'nin CDS spreadlerinin, krizin asıl merkezi olan ülkelerden ve bir çok gelişmekte olan piyasanın CDS spreadlerinden bile oldukça fazla olması. Yani Türkiye, krizin en fazla vurduğu ABD ve Avrupa ülkeleri ile bir dönem "kardeş piyasa" kabul edildiği Brezilya'dan bile çok daha riskli görünüyor. Dün itibariyle İngiliz CDS'lerinin spreadi 175, ABD'nin 94, Brezilya'nın ise 393.5 baz puan oldu. Dün Japonya'nın CDS spreadi 120.7 baz puan, Almanya'nın 77.5 baz puan oldu. İzlanda'dan sonra iflasın eşiğinde olduğu iddia edilen İrlanda ile İngiltere'nin spread farkı 175, Fransa'nın 84.5, İtalya'nın ise 198.4 baz puan olarak gerçekleşti. Türkiye ise bu resimde 512 baz puanlık spread farkı ile sigorta maliyeti en yüksek, yani "en riskli" piyasa oldu.

                      Körfez'de bankacılık merkezli risk büyüyor

                      Markit'in verilerine göre Ocak ayında CDS tahvillerinin spread farklarında en fazla açılma yaşayan yani riski en fazla artan ülke yüzde 95'lik artışla spread farkı 330'a çıkan Güney Afrika olmuştu. Türkiye'nin riski ise ocak ayında yüzde 73 daha artmış ve spread farkı 378 baz puana kadar ulaşmıştı. Ocak sonundan bu haftaya kadar ise Türk CDS tahvillerinin spread farkı bir 100 puandan fazla fırladı. 13 Şubat tarihinde Brezilya için bu rakam 372 baz puan, IMF ile geçen sene 25.5 milyar dolarlık bir yardım fonu için anlaşan ve son dönemde para birimi forintteki sert kan kaybı ile dikkat çeken Macaristan içinse 530 baz puan oldu. Bloomberg ve Deutsche Bank verilerine göre Güney Kore'ye ait CDS tahvillerinin spread farkı 375 baz puan, Meksika'nın 410 baz puan, Polonya'nın 380 baz puan, Rusya'nın ise 735 baz puan oldu. Gelişmekte olan piyasalar arasında Türk CDS tahvillerinden daha fazla spread farkı yapan ise sadece Ukrayna ve Venezüella'ya ait tahviller oldu. Ukrayna'nın spread farkı 3216, Venezüella'nınki ise 2581 baz puan oldu.
                      17 Aralık'ta kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in bankacılık sektörüne ilişkin kredi notlarında indirime gittiği Körfez ülkelerinin riski de artıyor. Ancak spread farklarındaki artışa rağmen bu ülkeler yine daha yüksek spread farkına sahip olan Türkiye'den daha az riskli görünüyor. CMA Datavision'ın verilerine göre Moody's'in ay başında ülke kredi notunu "istikrarlı"dan "negatif"e düşürdüğü Bahreyn'in CDS'lerinin spread farkı 23 Ocak tarihinde 474 baz puanla Körfez ülkeleri arasında rekor kırdı. Abu Dabi'nin CDS spreadleri ise aynı tarihlerde 283 ile en yüksek seviyesine çıktı. Katar ve Suudi Arabistan'ın spread farkları ise 278 ila 267 baz puan civarında gerçekleşti.
                      REFERANS

                      Yorum

                      • PEHLİVAN
                        Çalışkan
                        • 13 Şubat 2009
                        • 1138

                        #56
                        `İşçi çıkarma saçma sapan bir bahane`



                        ALARKO Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Leyla Alaton Günyeli, kriz nedeniyle işçi çıkarılmasını ‘Saçma sapan bir bahane’ olarak niteledi. Herkesin ‘krizde paramı alamadım bahanesi’ni öne sürdüğünü belirten Alaton, “Yutmuyorum, inanmıyorum ve iyi niyet olduğunu düşünmüyorum” dedi.

                        Leyla Alaton Günyeli, Antalya İş Kadınları Derneği'nin (ANTİKAD) konuğu olarak Antalya'ya geldi. Talya Otel'de düzenlenen dernek yemeğinde ‘İş Dünyası ve Kadının Yeri’ başlığı altında fikir ve tecrübelerini işkadınlarıyla paylaşan Leyla Alaton Günyeli, kısaca hayatındaki iş tecrübelerini aktardıktan sonra konukların sorularını yanıtlayarak devam etmek istediğini söyledi. Konuşmasının sonuna doğru konuklardan gelen “Krizle birlikte işçi çıkardınız mı?” sorusuna, “Bizde yok, kesinlikle yok. Ve işçi çıkararak yapılacak bir tasarrufun hiçbir yere varacağını düşünmüyoruz. Saçma sapan bir bahane ve hakikaten bu bir bahane” sözleriyle yanıt verdi.

                        İnsanların tüketim eğilimlerinde bir daralma olmadığını, yine aynı restoranların dolu olduğunu söyleyen Alaton Günyeli, kriz bahanesini İstanbul'daki trafik bahanesine benzetti. İstanbul'da herkesin randevusuna geç gittiğini söyleyen Leyla Alaton Günyeli, “Çünkü trafik bahanesi o kadar yutulur bir bahane haline geldi ki, halbuki zamanında çıkarsan İstanbul'da bile yetişirsin. Hakikaten yetişirsin. Bu da ‘krizde paramı alamadım abi’ bahanesi. Yutmuyorum, inanmıyorum ve iyi niyet olduğunu düşünmüyorum” diye konuştu. Bu durumun etik konusunu direkt ilgilendirdiğini söyleyen Leyla Alaton Günyeli, “Her şey güzelken işçi çıkarmamak zaten herkesin yaptığı bir şeydir” dedi.
                        Diğer bazı büyük firmaların işçi çıkardığını hatırlatan konuklara ise Günyeli, şöyle yanıt verdi:

                        ''Biz kayan yıldız değiliz. Böyle büyüyüp böyle gidersen çıkarmak zorundasın hakikaten. Çünkü onlar biraz hesapsız kitapsız büyümeler. Biz eleman alırken de doğrusu biraz ihtimamlı davranıyoruz. Yılbaşında da rozet takan personel ile birlikteydim. 40 senedir çalışan var Alarko'da. Artık ailesi, karısı, çocuğundan çok bizi gören insanlar var. Nereye çıkarıyorsun? 92 yaşında çalışan var bizde biliyor musunuz? O özel bir durum. Eve giderse ölür. Yusuf bey. Gerçekten ölür. Hastayken bile işe gelen, nasıl işe gideceğim diye pazartesini bekleyen biri. Hasta. Onu bırakamazsın.”

                        Politikaya girmeyi düşünmediğini söyleyen Leyla Alaton Günyeli, çok daha rahat, yapıcı ve faydalı olunabildiğine inandığı sivil toplum örgütlerinde faaliyet göstermeyi tercih ettiğini belirtti. Son dönemde fikir ayrılıkları nedeniyle konuşmadığı arkadaşlarının olduğunu söyleyen Günyeli, çok büyük imtihan verdiğimiz bir dönemden geçildiğini ifade etti. Bu süreci, “Bizden olmayanları reddetmemeyi öğrendiğimiz süreç” sözleriyle özetleyen Leyla Alaton Günyeli, “Ben ne kadar yadırgıyorsam o kadar yadırganıyorum. Gönül ister ki bu imtihanı iyi verelim, ortak noktaları yakalayalım. Çünkü memleket çok zengin” diye konuştu.

                        Alarko Holding'in çok fazla kurumsallaştığını ve artık şirketin kendilerinde değil profesyonel yöneticilerde olduğunu, onlara danışmadan hareket bile etmediklerini söyleyen Leyla Alaton Günyeli, holding olarak hergün yabancı bir gazeteciyi ya da büyükelçiyi ağırladıklarını, Türkiye'nin tanıtımı için çalıştıklarını dile getirdi.
                        Sadece çalışan bir anneden doğan erkeğin, kadın- erkek eşitliğini isteyebileceğini ifade eden Alaton Günyeli, bu nedenle kadın girişimcilerin iş hayatında kadın çalışanları tercih etmesi yönündeki pozitif ayrımcılığı savunduklarını dile getirdi.

                        ANTİKAD Başkanı Sevinç Eyilik, Günyeli'ye davete katılım belgesi, çiçek ve plaket verdi.

                        Yorum

                        • PEHLİVAN
                          Çalışkan
                          • 13 Şubat 2009
                          • 1138

                          #57
                          ABD 2009`da daha da kötüleşecek



                          Amerikan Merkez Bankasına (Fed) göre, ABD ekonomisi 2009'da daha da kötüleşecek.

                          ABD ekonomisinin 2009 yılı görünümüne ilişkin projeksiyonlarını yenileyen Fed, bu yıl işsizlik oranının yüzde 8,5 ile yüzde 8,8 arasında seyretmesini bekliyor.

                          Gelecek yıl için bu oranın yüzde 8 ile yüzde 8,3, 2011 yılında ise yüzde 7,5 ile yüzde 6,7 arasında olacağı tahmin ediliyor.

                          Kasım ayı ortalarındaki bir önceki projeksiyonda, işsizlik oranı bu yıl için yüzde 7,1 ile yüzde 7,6 olarak öngörülmüştü.

                          Fed, ABD ekonomisinin bu yıl yüzde 0,5 ile yüzde 1,3 arasında daralacağını öngörüyor. Bir önceki tahminlerde bu oranı yüzde 0,2 ile yüzde 1,1 idi.

                          Yeni projeksiyonlara göre, Fed, ABD ekonomisinin gelecek yıl yüzde 2,5 ile yüzde 3,3 arasında büyümesini bekliyor.

                          ABD ekonomisi en son 1991 yılında tüm yıl için yüzde 0,2 küçülme yaşamıştı. Yeni projeksiyonların doğru çıkması durumunda ABD ekonomisi 1982 yılındaki yüzde 1,9'luk daralmanın ardından 2009'da en zayıf performansını gösterecek.

                          Fed yetkilileri, genel olarak ekonomideki iyileşmenin alışılmadık derecede yavaş ve uzun süreceğini tahmin ediyorlar.

                          Yetkililer, işsizliğin, başka ekonomik şoklar olmasa dahi 2011 yılının sonuna kadar normalin üzerinde kalacağını öngörüyor.

                          Fed, enflasyonun da yüzde 0,3 ile yüzde 1 arasında seyredeceğini tahmin ediyor. Bir önceki tahminlerde bu rakam yüzde 1,3 ile yüzde 2 arasındaydı. Fed yetkilileri, artık fiyatların yükselmesinden değil düşmesinden kaygı duyuyorlar.

                          Fiyatlar, projeksiyona göre, 2010 ve 2011 yıllarında artmaya başlayacak.

                          Yorum

                          • PEHLİVAN
                            Çalışkan
                            • 13 Şubat 2009
                            • 1138

                            #58
                            Abd'de Enflasyon Yükseliyor

                            Ticaret Bakanlığının açıkladığı verilere göre, petrol ve diğer enerji ürünlerindeki hızlı fiyat artışlarının etkisiyle, üretici fiyatları yüzde 0,8 yükseldi.



                            ABD'de ocak ayında üretici fiyatları yüzde 0,8 arttı.

                            Ticaret Bakanlığının açıkladığı verilere göre, petrol ve diğer enerji ürünlerindeki hızlı fiyat artışlarının etkisiyle, üretici fiyatları yüzde 0,8 yükseldi.

                            Böylece, fiyatlar temmuz ayından bu yana en büyük yükselişini göstermiş oldu.

                            Ekonomistler, fiyatların yüzde 0,2 artmasını bekliyorlardı.

                            Geçen yıl aralık ayında üretici fiyatları yüzde 1,9 gerilemişti.

                            Ocak ayında gıda ve enerji maliyetleri dışarıda tutularak hesaplanan çekirdek üretici fiyatları yüzde 0,4 arttı.

                            Geçen ay genel olarak enerji fiyatları yüzde 3,7 artarken, benzin fiyatlarındaki artış yüzde 15 oldu.

                            Öte yandan, geçen hafta bir önceki hafta da olduğu gibi işsizlik maaşı için 627 bin kişi başvurdu.

                            Ekonomistler, işsizlik maaşı için 620 bin başvuru olmasını bekliyorlardı.

                            ABD'de düzenli olarak işsizlik maaşı alanların sayısı 4,9 milyona ulaştı.

                            Yorum

                            • PEHLİVAN
                              Çalışkan
                              • 13 Şubat 2009
                              • 1138

                              #59
                              Türkiye`yi bekleyen tehlike!




                              Özel sektörün orta ve uzun vadeli dış borcu 2008 sonunda 139.7 milyar dolara ulaşırken, Türkiye’nin tamamına yakını bankalar ve şirketlere ait kısa vadeli dış borç stoku da aynı tarih itibariyle 50.2 milyar dolar olarak açıklandı.

                              Toplam borcu 200 milyar dolara yaklaşan özel sektör, özellikle kısa vadeli borçlar dolayısıyla ciddi bir kur riski ile karşı karşıya bulunuyor.
                              Asıl kur riskinin yaşandığı kısa vadeli dış borç stoku, geçen yıl küresel krizin şiddetlendiği ve dış kaynak temininin zorlaştığı son çeyrekte 7 milyar dolara yakın küçülmesine karşın, 50.2 milyar dolarla yine yüksek boyutta bir kur riski oluşturuyor. Dış borçların büyük bölümü dolar üzerinden alınan kredilerden oluşuyor.

                              Geçen yıl özellikle Eylül’den bu yana kurlarda yaşanan hızlı yükseliş kısa vadeli dış borç nedeniyle yüklenilen kur riskini aşırı büyütürken, kriz nedeniyle dış kaynak girişinde ortaya çıkan sıkıntı borçların çevrilebilmesini zorlaştırdı.

                              Yurt dışında artan dolar talebinin de etkisiyle dolar kurunun son günlerde yeniden hızla yükselişe geçmesi kısa vadeli borçlarda kur riskini daha da büyütüyor.

                              Türkiye’de bankaların 24.4 milyar, diğer sektörlerin 24 milyar, Merkez Bankası’nın 1.9 milyar dolar kısa vadeli dış borcu bulunuyor.


                              50 MİLYAR DOLARLIK KISA VADELİ BORÇ

                              Türkiye’nin 2008 sonu itibariyle 50 milyar 218 milyon dolar olan kısa vadeli dış borç stokunun 24 milyar 405 milyon doları bankalar ait bulunuyor. Bunun da 9 milyar 148 milyon dolarını döviz kredileri, 6 milyar 732 milyon dolarını banka mevduatı, 5 milyar 363 milyon dolarını TL cinsinden mevduat, 3 milyar 162 milyon dolarını da döviz tevdiat hesapları oluşturuyor.

                              2008 sonu itibariyle Merkez Bankası’nın kısa vadeli dış borcu 1 milyar 856 milyon dolar olurken, diğer sektörlere ait kısa vadeli dış borç stoku da 23 milyar 957 milyon dolar düzeyinde bulunuyor. Bunun 21 milyar 971 milyon dolarla en büyük bölümü ticari kredilerden oluşuyor. Diğer krediler de 1 milyar 986 milyon dolar.

                              EYLÜL 2008’DE 57 MİLYAR DOLARI AŞMIŞTI

                              Toplam kısa vadeli dış borç stoku Eylül 2008 sonunda 57 milyar 186 milyon doları aşmıştı. Stok, Ekim-Aralık döneminde 6 milyar 968 milyon dolar azaldı.

                              Anılan dönemde bankalar kısa vadeli dış borcunu 2 milyar 631 milyon dolar, diğer sektörler ise 4 milyar 213 milyar dolar küçülttü. Bankalar dışındaki sektörlerin borcundaki azalmanın 4 milyar 67 milyon doları ticari kredilerde yaşandı.

                              Merkez Bankası da üç ayda borcu 124 milyon dolar azalttı.
                              Son üç aydaki 7 milyar dolara yakın azalmaya rağmen, 2008 yılının tümünde kısa vadeli dış borç stokundaki artış 8 milyar 531 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu borç, 2007 sonu ile Eylül 2008 sonu arasındaki dönemde 15.5 milyar dolar artmıştı.

                              2008 yılının tümünde net olarak bankaların kısa vadeli borcu 7 milyar 585 milyon, diğer sektörlerin borcu 1 milyar 372 milyon dolar artarken, Merkez Bankası’nın borcu 426 milyon dolar azaldı.

                              AKP DÖNEMİNDE REKOR ARTIŞ

                              Küresel kriz koşullarında Türkiye’den sermaye kaçışı olasılığı ve dış kaynak teminindeki güçlük nedeniyle ciddi bir kur riski yarattığı için ekonominin “yumuşak karnıö haline gelen kısa vadeli borç stoku, AKP tek parti hükümetlerinin iş başında olduğu 2002 sonundan bu yana çok hızlı bir artış gösterdi. Bu dönemde en büyük artış da şirketler kesiminin borç yükünde gerçekleşti. Anılan dönemde uygulanan yüksek faiz-düşük kur politikası, cari açığı büyütürken, bankalar ve şirketler kesiminde dövizle borçlanarak, devlet iç borçlanma senetlerine yatırma eğilimini de güçlendirdi.

                              2002 sonunda 16 milyar 424 milyon dolar olan kısa vadeli dış borç, geçen yıl Eylül sonuna kadar olan dönemde yüzde 248 oranında 40 milyar 762 milyon dolar artış gösterdi. Bu artış da tamamen özel sektör borcundan kaynaklandı. 2008’in son çeyreğinde 6 milyar 968 milyon dolar azalan stokta, 2002-2008 dönemindeki net artış 33 milyar 794 milyon dolar oldu.

                              ÖZEL SEKTÖRÜN UZUN VADELİ BORCU 139.7 MİLYAR DOLAR

                              Bu arada özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borçlarının bakiyesi 2008 yılında 18 milyar 805 milyon dolar artarak 139 milyar 722 milyon dolara ulaştı. Bunun da 40 milyar 704 milyon dolarının bankalar ve bankacılık dışı finansal kuruluşlara, 99 milyar 18 milyon dolarla en büyük bölümünün ise şirketler kesimine ait olduğu belirlendi. Geçen yıl bankalar uzun vadeli borç bakiyesini 1 milyar dolar dolayında azaltırken, şirketler kesiminin uzun vadeli borcu 19 milyar 807 milyon dolar arttı.

                              139.7 milyar dolarlık uzun vadeli borcun 133.2 milyar dolarla büyük bölümünün yabancı ticari bankalar, yerli bankaların yurt dışı şubeleri, diğer finansal kuruluşlar gibi “özel alacaklılaröa olduğu belirlendi.
                              Özel sektörün uzun vadeli yurt dışı kredileri 2002-2008 döneminde yaklaşık 4 kat artış gösterdi. Söz konusu borçlarda altı yıllık dönemde 110.6 milyar dolar artış yaşandı. Bu dönemde bankalar ve diğer finansal kuruluşların toplam uzun vadeli borcu 7.5 kat olmak üzere 35.9 milyar, şirketlerin borcu da 74.7 milyar dolarla 3 kat artış gösterdi

                              Yorum

                              • PEHLİVAN
                                Çalışkan
                                • 13 Şubat 2009
                                • 1138

                                #60
                                Merkez faiz kararını açıkladıMerkez Bankası Para Politikası Kurulu, gecelik borçlanma faizlerini 1,5 puan indirdi. Gecelik borçlanma faiz oranı yüzde 13’ten yüzde 11,5'e düştü.

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information